İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu: İstanbul İttifakı Devam Ediyor, İYİ Parti De Var

“İYİ Parti’siz İstanbul İttifakı olur mu?” sorusuna cevap veren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İlk andan itibaren bir İstanbul İttifakı mottosunu gerçekleştirmiştik. Devam edeceğini düşünüyorum, her daim. Benim bugün yaptığım savununun içerisinde hala Millet İttifakı da var İYİ Parti de var. Tabii bugün partilerin iç mekanizmalarıyla ilgili kararlara benim yorum yapmam asla yakışmaz” dedi ve ekledi:

“Ama son ana kadar her türlü ittifak kurulabilir inancımı devam ettiriyorum. Ben o ihtimal bitmeden İYİ Parti’yle ittifak yapılmayacakmış gibi yorumlara asla girmem. İBB Başkanı ve CHP Ailesi’nin güçlü bir ferdi olarak, bu iktidarı hem yerelde hem genelde elde etmemiz için bizim ihtiyacımız olan şey, önümüzdeki kurultayda değişimdir. O güne kadar adaylıklar nasıl olur bakarız, inceleriz. Oturur en doğru kararı kurultay delegeleri olarak veririz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Adayı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu makamlarında ziyaret etti. Özel ve İmamoğlu, görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; İlk söz alan Ekrem İmamoğlu, “Biz zaten Sayın Başkanımızla istişare içerisindeyiz. Fikirlerimizi paylaştığımız, birbirimizi beslediğimiz, güçlendirdiğimiz, özellikle genel seçim sonrası yoğun bir temas yaşadığımız yol arkadaşımız. Elbette öncesinde de her konuyu müzakere eden bir yakınlığımız ve dostluğumuz söz konusuydu. İBB’yi ziyareti bizi oldukça mutlu etmiştir” dedi.

Özgür Özel ise sözlerine şöyle başladı: “15 Eylül günü önümüzdeki Kurultay’da genel başkan adaylığı noktasındaki irademizi açıkladığımızdan beri illeri ziyaret ediyoruz. İl kongrelerine katılıyoruz, katılamadıklarımıza da sonrasında hayırlı olsun ziyareti gerçekleştiriyoruz. İstanbul İl Kongremize katılamamıştık. Bütün ülkenin dikkatle izlediği bir kongreydi. Sonuçları açısından da çok mühim.

Daha önce CHP’deki görevini başarıyla yapmış, takdir toplamış, 40’lı yaşlarında ve kampanyasında da İstanbul İl Başkanlığı’nı nasıl yöneteceğini anlatan bir aday seçildi. Bu çok kıymetlidir. CHP kongrelerinden farklı sonuçlar bekleyenlerin hevesleri kursaklarında kaldı. Adaşım olması münasebetiyle de ayrı bir memnuiyetim var. Özgür Başkan’ı da ziyaret etmek istedik.

Bir heyetle birlikteyiz. Heyetin en yaşlısı benim. Bugünkü ziyareti genç arkadaşlarımızla yapmak da mutluluk verici. Gelirken dilek tuttuk yolda, Saraçhane’ye yaklaşırken, dedik ki, 1 Nisan günü İBB’de, Meclis çoğunluğunu da sağlamış, bugüne kadar elini kolunu bağlayan bütün engellerden kurtulmuş Ekrem İmamoğlu’nun, CHP Genel Başkanı olarak bir kahvesini içmeyi dilek olarak tuttuk. Umuyoruz ki 1 Nisan’da o ziyareti gerçekleştirme imkanımız olur. ”

“Yerel seçimi kazanacağız”

“İstanbul’da değişim rüzgarı, Ankara’daki kurultaya nasıl ulaşır?” sorusuna Ekrem İmamoğlu, “Partimizin olağan süreçleri bunlar. Mahalle, ilçe, il ve kurultay. Bazen arzu etmediğimiz anlar yaşanabilir. Doğaldır, kolay değil. Ama her yönüyle çok güçlü bir demokrasi iradesi konuyor partimizde. Arkadaşlarımın ifadesine göre 10 bine yakın insan bizimle kongre temaşasını yaşadı. Bu seçimin mutlaka Türkiye’ye dönük siyasi sonuçları olur.

İstanbul, Türkiye’nin her yerdeki lokomotif gücüdür. Tabii ki kurultaya da etki edecek sonuçları olur. Benim tek arzum var, kurultay, halkımızın istediği ne var ise A’dan Z’ye onun sonucunu bize gösterecek ve o, bizi daha güçlü kılacak. O güçle yerel seçimi kazanacağız. Ve ardından sağlıklı bir menzil planı yaparak 2028’e, 2029’a çok daha iyi noktada kavuşacağımızı arzu ediyorum” yanıtını verdi.

Özgür Özel ise soruyu şöyle cevapladı: “İBB ve 14 belediye başkanımızın çabalarının bir an önce İstanbullulara en doğru şekilde anlatılıp önümüzdeki seçime doğru kol kola ilerlenilmesi gerekiyordu. Bu sürecin başlamış olmasından dolayı büyük memnuniyet duyuyorum.

Özellikle il başkanımızın ilçe başkanlığından gelmiş olması, 39 ilçenin hem beklentilerini hem nasıl birlikte çalışabileceklerini çok iyi tarif edebilen bir imkan yaratacak. Seçimin sayısal sonuçlarıyla Ankara’da oylar sayılırken ilgileniriz. Seçimin doğurduğu tüm sonuçlardan memnunuz. İstanbul İl Başkanlığı’nda da hem İstanbul’un bütünlüğünü sağlayacak hem Genel Merkez’le uyumlu çalışabilecek kadrolar göreve geldiler. Biz, onlarla çalışmak için gün sayıyoruz.”

“İYİ Parti’siz İstanbul İttifakı olur mu?” sorusuna ise Ekrem İmamoğlu şu yanıtı verdi: “İlk andan itibaren bir İstanbul İttifakı mottosunu gerçekleştirmiştik. Devam edeceğini düşünüyorum, her daim. Benim bugün yaptığım savununun içerisinde hala Millet İttifakı da var İYİ Parti de var. Tabii bugün partilerin iç mekanizmalarıyla ilgili kararlara benim yorum yapmam asla yakışmaz.

Ama son ana kadar her türlü ittifak kurulabilir inancımı devam ettiriyorum. Ben o ihtimal bitmeden İYİ Parti’yle ittifak yapılmayacakmış gibi yorumlara asla girmem. İBB Başkanı ve CHP Ailesi’nin güçlü bir ferdi olarak, bu iktidarı hem yerelde hem genelde elde etmemiz için bizim ihtiyacımız olan şey, önümüzdeki kurultayda değişimdir. O güne kadar adaylıklar nasıl olur bakarız, inceleriz. Oturur en doğru kararı kurultay delegeleri olarak veririz.”

İstanbul İl Kongresi’nde Cemal Canpolat’ın kullandığı ifadelerle ilgili gelen bir soruya ise İmamoğlu, “Sayın Cemal Canpolat’la ben haziranın ortasından itibaren belki 30’a yakın görüşmüşüzdür. O mikrofonda dile getirdiklerinin binde birini bana söyleseydi orada söylediklerini belki makul karşılardım” yanıtını verdi.

Özgür Özel ise, “TBMM’den sonraki ikinci büyük meclis İBB Meclisi. Bizim kongremizde aile içerisinde kullanılan ifadeler her iki meclisin gündemine giriyorsa orada yanlış yapılmış demektir. Bunun dışında bir değerlendirmeye gerek yok” dedi.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu: İstanbul’u Kazanacağız

Partisinin İstanbul İl Kongresi’nde konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bugün burada partimizi yenilemek ve ayağa kaldırmak için birlikteyiz. Biz, vakti geldiğinde yenilenme için gereken enerji ve cesareti göstermeyi bilen bir partiyiz. Partimizi yenilerken birilerini dışlayan anlayış bizim anlayışımız olmaz. Buradan birleşerek çıkacağız. Buradan güçlenerek çıkacağız. Bu amaçlar için hepinizi, hep birlikte, omuz omuza çalışmaya davet ediyorum” dedi ve ekledi:

“Şuna inanın, İstanbul’u kazanacağız. İstanbul’daki 39 ilçenin tamamında iddia koyacağız. En az 30 ilçede çok daha büyük bir iddia koyacağız ve kazanacağız. Birlikte İstanbul İttifakını kuracağız. Bu yolculuk, zafere giden bir yolculuktur. Bu yolculuğun sonunda CHP kazanacak. Ama bu yolculuğun sonunda millet kazanacak. CHP’nin her bir üyesi, her bir seçmeni sonuçta milletin kazanacağını bilerek çalışacak. İlk işimiz Mart 2024’te yerel seçimlerde Türkiye çapında yeni bir zafere imza atmaktır. Ülkemizin dört bir yanında çok daha fazla belediyeyi kazanmaktır.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 38. Olağan İstanbul İl Kongresi, Haliç Kongre Merkezi’nde yapılıyor. Kongrede İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’da bir konuşma yaptı. Gazete Pencere‘nin aktardığına göre, İmamoğlu, konuşmasında şunları söyledi:

“Değerli dava arkadaşlarım, her birimiz için çok önemli günlerden geçiyoruz. Partimizin tam 100’üncü yaşını kutladık. 6 Ekim 2023şehrimizin düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yılını kutladık. Birileri bu millete yıllarca bugünlerin önemlerini unutturmak istediler. Düşününüz bu aziz şehir, tam 5 yıl boyunca işgal altında kaldığını. 5 saniye tahammül edebilir miyiz? İşte bu milletin istiklal mücadelesini küçümseyen o akıl.

Bunları bilmeden ya da bilerek milletin ayağa kalkışını İstiklal mücadelesini, özgürlük mücadelesini yok saymaya çalışmışlardır. Bundan tam 100 yıl önce Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının kararlı mücadeleleri sonunda İstanbul işgalden kurtarılmıştır. Bu kurtuluşu bize sağlayan başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ve bu milletin büyükleri dedeleri ve nineleri her birisine minnetle yad ediyorum ruhları şad olsun.

Yine bu yıl, 24 Temmuz 2023’te bu memleketin teminatı olmuş olan Lozan Antlaşması’nın 100’üncü yılını kutladık. Bundan tam üç hafta sonra ise 29 Ekim 2023’te ise Cumhuriyetimizin hep birlikte 100’üncü yılını kutlayacağız. 100’üncü yılı Cumhuriyetimizin kutlu olsun. Bin yaşa Cumhuriyet. Bu tarihlerin her biri, bu büyük ülkenin, bu köklü partinin ve milletimizin her bir ferdinin gurur duyduğu, bizi biz yapan başarıların tarihidir. Cumhuriyetimizin, partimizin ve İstanbul’un kurtuluşunun işte bütünün 100. yılını bu yıl bizler yaşadık ve yaşatıyoruz. Elbette daha güçlü yaşamak isterdik, elbette daha mutlu yaşamak isterdik, elbette daha gururlu yaşamak isterdik, ama başaracağız, başaracağız, başaracağız asla vazgeçmeyeceğiz.

Sevgili yol arkadaşlarım, CHP, tarihsel olarak büyük bir davanın, sarsılmaz bir mücadele azminin ve mazlum dünya halklarına ilham kaynağı olmuş ulusal bir zaferin adıdır. Bu ülkenin kurtuluş ve kuruluş tarihi, çok partili demokratik rejime geçiş dönemi, 1960’ların 70’lerin siyasi ve toplumsal gelişmeleri, CHP’yi anmadan anlaşılamaz, anlatılamaz. Hepimizin asli görevi, dünya tarihinin en müstesna başarılarından birine imza atmış olan partimizin tarihi rolünü hatırlayarak yenilenmesi ve güçlenmesi için çalışmaktır.

Bakınız bugün Orta Doğu’da yeniden ne yazık ki çok kötü günler yaşanıyor. Buradan söylüyorum kendine miras bırakılmış olan ‘Yurtta Sulh Cihanda Sulh’ kimliğine sahip CHP iktidarındaki bir Türkiye’nin ne kuzeyinde bir savaş olur ne güneyinde savaş olur. CHP, 21’inci yüzyılda mazlum milletlerin çıkışı olur. Onun için bu ortamda bu salonda görev alan sizler, sadece CHP’nin bir üyesi bir delegesi olduğunu düşünmeyin. İstanbul’un kaderi, Türkiyemizin kaderi ve yakın coğrafyanın kaderinin elinizde olduğunu unutmayın. CHP’nin iktidarının yakın coğrafya için de ülkemiz için de ne kadar önemli olduğunu hafızanızda hep sıcak tutun.

İstanbul’u devraldığımızı zamanı hatırlayalım. 2019’da diğer tüm belediye başkanları nisan ayında işbaşı yapmışken, biz, nasıl ve neden temmuzda işe başlayabildik. Hatırlayalım o günleri. Bize mazbatanın bir türlü verilmeyişini, hakkı ve hukuku çiğneyerek verildikten 18 gün sonra seçimlerin gayri hukuki ve gayri ahlaki bir şekilde iptal edilişini, sonra 23 Haziran için hep beraber sandıklarda buluştuğumuzu, oy çuvalları üzerinde sabahladığımızı, sırt sırta vererek dünyaya ilham kaynağı olan bir demokrasi zaferini nasıl başardığımızı hatırlayalım…

Bizler Türkiye demokrasi tarihinin en büyük mücadelesini vererek 806 bin oy farkı ile hep birlikte yeniden kazandık. 2019 seçimleri başta CHP’liler olmak üzere Türkiye demokratlarının ortak gururu ve başarısıdır. Pandemi ve iktisadi kriz hukuk dışı ahlak dışı engellemeleri yaşadık.

Bunları bahane olarak kullanmadık, kimseyi aç bırakmadık, açıkta bırakmadık. Belediyemiz İstanbul tarihinin ilk öğrenci yurtlarını, kreşleri açtı. Kamucu, halkçı sosyal demokrat belediyecilik bu değil midir? Yurtlar bir takım dernek ve vakıflara teslim edilmiyor. Hadi işine git diyeceğim ama işi gücü yok… Siyaset aile mesleği değildir kendini adama işidir. 4,5 yılda 5 bin öğreniciye yurt yapan anlayış İstanbul’da 25 yıl iktidar olsa neler yapar neler.

Parti olarak elbette konuşmamız gerekenler var. Pek çok vatandaşımız tarafından uzunca bir süredir iktidar olma ve ülkeyi yönetme hevesinden, kararlılığına ne yazık ki karşılık veremeyen bir parti olarak görülüyoruz. Her birimiz kurucu genel başkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün her şartta mücadele eden, hedefe ulaşmak için sürekli yeni yollar arayan, icraatçı, projeci ve tutkulu vatan sevgisini aynı yoğunlukta taşımak, aynı enerjiyi sergilemek zorundayız.

Bu ülkenin geleceği ve bu aziz halkın refahı için, içine düştüğümüz bu zor durumdan bir an önce kurtulmak zorundayız. Parti yönetimine yönelik eleştirileri bir saldırı olarak yorumlamanın asla doğru olmadığını düşünüyorum. Parti içi demokrasiyi, bölünme ve parçalanma riskiymiş gibi göstermenin asla doğru olmadığını düşünüyorum. Parti içinde sanki ötekiler ve düşmanlar varmış gibi davranmanın ve propagandanın asla yeri yoktur. Bunlar bize yakışan veya bize fayda sağlayacak şeyler değildir. Bunlar bizim mücadele ettiğimiz yaklaşımlardır.

Birilerini işaret edip, düşmanlaştırmaya çalışanlar, CHP’nin 100 yıllık mücadelesine kötülük yaparlar. Parti hukukuna uygun olarak, şeffaf bir biçimde bu partiye üye olmuş, görev üstlenmiş ve mücadele etmiş herkese bu partide yer vardır. Kendi iradesi ve gönüllü emeğiyle bu partiye ve bu partinin mücadelesine destek vermek üzere katılan hiçbir üye ayrıma tabi tutulamaz. Bu ülkenin modern, özgür, demokrat ve müreffeh bir ülke olması için saflarımıza katılan herkese bu partide yer vardır. Bundan sonra da olacaktır. Farklılıklara saygı göstererek bir arada yaşama ve çalışma kültürünü önce partimizde sergileyerek halkımıza örnek olmalıyız.

Hayatım boyunca defalarca gerçekleştiğini gördüğüm bir sırrı sizinle paylaşmak istiyorum. Bu millet Türkiye’yi zenginleştirecek, güçlü ve adil bir Türkiye’yi inşa edecek bir seçeneği gördüğünde, tereddüt etmeden iktidara taşır. İşte bu millet, CHP’den iktidar olmasını istiyor.

İşte bizlerin görmezden gelemeyeceği ulusal ihtiyaç budur. Bununla birlikte iki görev daha veriyor. Birincisi; sıçrayarak kalkınma devrimini gerçekleştirme ve ülkemizi zenginleştirme görevidir. İkincisiyse; zenginliğimizi adil paylaşacağımız çoğulcu bir demokrasi ve sosyal bir devleti inşa etme görevidir. Bunu yaratmanın yolu ülkenin tüm vatanseverlerini birleştiren yeni, kapsayıcı ve güçlü bir vizyonun hikâyesini yazmaktır.

Türkiye’nin çoğulcu demokrasiye ve sıçrayarak kalkınmaya ihtiyacı var. Türkiye’nin ikinci yüzyılına girerken değişmeye ve bunun için yeni bir hikâyeye ihtiyacı var. Bunun için CHP’yi seçimlerden sonra kaybeden ve üzüntüden başı öne eğik üyelerinin olduğu bir parti olmaktan çıkarıp sürekli kazanan ve halkçı politikalar uygulayan devrimci parti yapmamız şarttır.

Biz bugün burada partimizi yenilemek ve ayağa kaldırmak için birlikteyiz. Biz, vakti geldiğinde yenilenme için gereken enerji ve cesareti göstermeyi bilen bir partiyiz. Partimizi yenilerken birilerini dışlayan anlayış bizim anlayışımız olmaz. Buradan birleşerek çıkacağız. Buradan güçlenerek çıkacağız. Bu amaçlar için hepinizi, hep birlikte, omuz omuza çalışmaya davet ediyorum. Şuna inanın, İstanbul’u kazanacağız.

İstanbul’daki 39 ilçenin tamamında iddia koyacağız. En az 30 ilçede çok daha büyük bir iddia koyacağız ve kazanacağız. Birlikte İstanbul İttifakını kuracağız. Bu yolculuk, zafere giden bir yolculuktur. Bu yolculuğun sonunda CHP kazanacak. Ama bu yolculuğun sonunda millet kazanacak. CHP’nin her bir üyesi, her bir seçmeni sonuçta milletin kazanacağını bilerek çalışacak. İlk işimiz Mart 2024’te yerel seçimlerde Türkiye çapında yeni bir zafere imza atmaktır. Ülkemizin dört bir yanında çok daha fazla belediyeyi kazanmaktır.

Arkasından da 2028’de Cumhurbaşkanlığını kazanıyoruz. 2029 yerel seçimlerinde çok daha büyük başarılara imza atıyoruz. Hedefimiz budur. Bu tarihleri hepimiz zihnimize kazıyalım. Bu yolculukta önümüzdeki taşları temizleyin. Ayağımıza taş değmesin. Taşları temizleyelim, yola çıkalım, yolumuz açık olsun, yolumuz iktidar olsun.”

İstanbul’un önemi ne?

İstanbul kongresi, tek belirleyici olmasa da Kasım’daki kurultaydan çıkacak sonuç için yön verici olması açısından önem taşıyor. CHP’nin İstanbul’daki delege sayısının büyüklüğü de sayısal açıdan kongreye ayrı önem kazandırıyor. İstanbul 196 delege ile Kasım’daki büyük kurultayda belirleyici bir konuma sahip. Bu sayı, doğal delegelerle birlikte 250’nin üzerine çıkıyor.

İstanbul’u kazanan tarafın kurultay için önemli bir moral üstünlük kazanacağı belirtilmesine karşılık, il ve kurultay seçimleri için iki farklı tutum alacağını belirtenler de bulunuyor.

Bu isimlerden biri 14/28 Mayıs seçim sürecinde Kılıçdaroğlu’nun kampanyasının önemli ismi CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak. İstanbul il kongresinde değişimcilerin adayı Çelik’i destekleyeceğini açıklayan Toprak, büyük kurultayda ise Kılıçdaroğlu’ndan yana olacağını belirtiyor.

Bu örnekten hareketle her delege için net bir şekilde bir tarafın yanında olduğu söylenemediği için, İstanbul il kongresinde taraflardan birinin kazanması her ne kadar moral üstünlük verse de kurultayda kesinlikle İstanbul’u alan tarafın kazanacağı anlamına gelmiyor.

Özgür Özel, genel başkanlığını açıkladığı basın toplantısında CHP’deki mevcut delege yapısıyla genel başkana rakip bir ismin kazanmasının çok zor olduğu yorumlarının hatırlatılmasına karşılık, ”Ben CHP delegesinin aklını, vicdanını çok önemsiyorum. Atatürk’ün kurduğu partinin delegeleri en doğru kararı verir” yanıtını vermişti.

Toplam bin 370 kurultay delegesi bulunan CHP’de, kurultayda yapılacak genel başkanlık yarışında İstanbul’un yanı sıra Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerin delegeleri de etkili olacak. Ankara kongresinde genel merkezin desteklediği Ümit Erkol il başkanı seçilirken, İzmir’de de genel merkezin adayı ipi göğüsledi. Bu arada İstanbul ile aynı gün Antalya ve Trabzon’da da kongre düzenlenecek.

Kurultay öncesi il kongrelerini sürdüren CHP’de İstanbul’a kadar 46 il kongresi tamamlanmış durumda. Yeni il yönetimleriyle birlikte kurultayda oy kullanacak seçilmiş delegelerin de belirlendiği il kongreleri 15 Ekim’e kadar devam edecek.

Adaylar Canpolat ve Çelik en çok delegeye sahip olması açısından kritik olan İstanbul kongresi öncesi farklı temaslar ve mesajlarla delegeler nezdinde etkili olmaya çalışıyor. Değişimcilerin adayı Bahçelievler İlçe Başkanı Özgür Çelik, “İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nun başlattığı büyük değişimi geliştirmek için göreve talip olduğunu” belirtirken, tüm delegelerden oy istediğini kaydetti.

Genel merkezin adayı olan ve 2015-2018 yılları arasında, Canan Kaftancıoğlu’ndan önce CHP İstanbul İl Başkanlığı görevini yürüten Canpolat ise, kongre öncesi taahhütlerini anlatan bir bildirge yayımladı. “Parti içi iktidara değil ülkede iktidara odaklanma” çağrısı yapılan bildirgede, “CHP’yi çürümüş bu düzene karşı siyasi meydan okumanın merkezi yapalım! İstanbul Büyükşehir Başkanlığını yeniden kazanalım! 14 ilçedeki belediye sayımızı ikiye katlayalım” denildi.

Kılıçdaroğlu ve genel merkeze yakın parti yöneticilerinin yanı sıra değişimci kanadın ve onlara destek olan İmamoğlu’nun kongrede ipi göğüsleyebilmek için İstanbul delegeleriyle birebir temas kurdukları belirtiliyor.

Bu arada Kılıçdaroğlu her ne kadar kongreye katılmasa da son iki gün İstanbul’da farklı programlar düzenleyerek görünürlüğünü ortaya koymaya çalıştı. Bu kapsamda CHP lideri dün Gezi Parkı davası kapsamında Marmara Cezaevi’nde tutuklu olan Can Atalay, Osman Kavala ve Tayfun Kahraman’ı, ayrıca İstanbul Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde Çiğdem Mater ve Mine Özerden’i ziyaret etti.

Özgür Özel ise geçen Cuma günü Diyarbakır İl Kongresi’ne katılarak bir konuşma yaptı. Özel, “Kürt sorununu biliyor ve siyaseten istismar etmeden çözmeye söz veriyorum” diye konuştu. Özel’in İstanbul kongresinin yapılacağı gün, Antalya ya da Trabzon kongresine katılması bekleniyor.

Bu arada Özel birkaç gün önce İstanbul’da gazetecilerle buluşmasında, yarınki kongreyi Çelik’i destekleyen “değişimcilerin kazanması halinde kurultayda çok rahatlayacaklarını” söylerken, Canpolat’ın kazanması halinde ise kurultayda başa baş hale gelineceğini belirtti.

Özel, “Kazanırsak bizim lehimize getirecek bir matematik oluşturur, kaybedilirse ise morallerin düştüğü bir süreç başlayabilir. Ankara’da gazeteciler, ‘İstanbul’da güneş açmadan Türkiye’ye yaz gelmez’ derler. O seçimden sonra kazanacak tarafa yakın olma beklentisi güçlenir. Biz yine de 600 oydan emin olarak kurultayda salona girmek istiyoruz” diye konuştu.

Paylaşın

“İYİ Parti, İmamoğlu Ve Yavaş Konusunda Henüz Karar Vermedi” İddiası

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız girmeye hazırlanan İYİ Parti’de Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’na destek konusunda henüz karar verilmediği öne sürüldü:

“Partimiz Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nu destekleyip destekleme konusunda henüz net bir karar vermiş değil. Ayrıca partimizin Yavaş ve İmamoğlu ile bir bağı ve çok ciddi bir geçmişimiz var. Onlara karşı bir aday çıkarabilecek miyiz? Ayrıca bizim Tunç Soyer ile bir bağımız ve geçmişimiz yok. O nedenle ilk İzmir’in adayının açıklanmasına şaşırmamak lazım.”

Yerel seçimlere ittifaksız girmeye hazırlanan İYİ Parti’de genel başkan Meral Akşener, partisinin milletvekili Ümit Özlale’yi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olarak açıklamıştı.

Yerel seçimler için neden önce İzmir adayını açıkladıkları sorulan İYİP GİK üyesi “Partimiz Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nu destekleyip destekleme konusunda henüz net bir karar vermiş değil” dedi.

Halk TV’den Seyhan Avşar “Akşener neden ilk olarak İstanbul ya da Ankara adayını değil de İzmir adayını açıkladı?” sorusunu İYİP Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi önemli bir isme sorduğunu ve dikkat çekici bir yanıt aldığını aktardı.

Buna göre ismi açıklanmayan İYİP GİK üyesi partisinin henüz Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nu destekleyip desteklememek konusunda net bir karar vermediğini söyledi.

Avşar’ın aktardığına göre İYİP GİK üyesi şu ifadeleri kullandı: “GİK’te her ilden belediye başkanı adayı çıkarmamız konusunda karar çıkmış olabilir. Peki bu gerçekten böyle olacak mı? Partimiz Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nu destekleyip destekleme konusunda henüz net bir karar vermiş değil.

Ayrıca partimizin Yavaş ve İmamoğlu ile bir bağı ve çok ciddi bir geçmişimiz var. Onlara karşı bir aday çıkarabilecek miyiz? Ayrıca bizim Tunç Soyer ile bir bağımız ve geçmişimiz yok. O nedenle ilk İzmir’in adayının açıklanmasına şaşırmamak lazım.”

“İYİ Parti İstanbul ve Ankara belediye başkanlığına karşılık İzmir’i istiyor olabilir mi?” diye soran Avşar’a GİK üyesinin yanıtı şöyle oldu: “CHP İzmir’i verir mi? CHP’nin Ankara ve İstanbul’u kazanması kesin değil.

Ancak en garanti il İzmir. Şimdi İzmir garantiyken o şehri bize veririp, İstanbul ve Ankara’yı kaybederse bu durum 14 Mayıs seçimlerine döner. Saadet Partisi’ne 9 vekil, diğerlerine bilmem kaç vekil… Siz CHP olsanız bunu yapar mısınız yapmazsınız.”

Paylaşın

İmamoğlu’ndan “İttifak” Sorusuna Dikkat Çeken Yanıt: Zemin Oluşacaktır, Akşener De Dahil

Basın mensuplarına açıklamalarda bulunan İBB Başkanı İmamoğlu, İYİ Parti ile ittifak sorusuna ilişkin verdiği yanıtta, “2019’da yaptığımız sağlıklı ittifakın temelinde gerçekten bir İstanbul ittifakı vardı. Bunun özünde büyük bir toplumsal ittifak oluştu” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Yüzde 55’e yakın bir oyla belediye başkanı seçildi. İstanbul ittifakının kurulabileceğine, siyasi ittifakların da müzakere edebileceğine inancım hala tam. Günü geldiğinde makul görüşmeler için de uygun zeminlerin oluşabileceğini düşünüyorum. Buna Akşener de dahil.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sultanbeyli’de 6 ilçeyi kapsayan ‘Anadolu Yakası 6 İlçede Atık Suyu, Yağmur Suyu Dere Islahı Çalışmaları’ temel atma törenine katıldı.

Törenin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Başkan İmamoğlu, “2019’da yaptığımız sağlıklı ittifakın temelinde gerçekten bir İstanbul ittifakı vardı. Bunun özünde büyük bir toplumsal ittifak oluştu. Yüzde 55’e yakın bir oyla belediye başkanı seçildi. İstanbul ittifakının kurulabileceğine, siyasi ittifakların da müzakere edebileceğine inancım hala tam. Günü geldiğinde makul görüşmeler için de uygun zeminlerin oluşabileceğini düşünüyorum. Buna Akşener de dahil” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, dün yaptığı açıklamada “Biz ittifak sisteminden vazgeçtik. Türkiye için eğile büküle öldük. Bundan sonra yok. İttifak sistemiyle yol yürümeyeceğiz. Sadece bugün değil 2028’de de kendi başımıza gireceğiz.” demişti.

“Biz gidene gitme demeyiz”

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Akşener’in “Biz ittifak sisteminden vazgeçtik. İttifak sistemiyle yol yürümeyeceğiz” açıklamasıyla ilgili “Biz gidene gitme demeyiz, ille de zorla gel bizimle ittifak da yap demeyiz. Siyasi partiler bu tip kararlar verebilirler. Bunda da özgürlerdir. Ama yarın, 31 Mart’tan sonra 2024. Çok çok farklı bir sonuç çıkabilir. Çok başarısız olabilirler, çok başarılı olabilirler. Bunun da bedelini kendi tabanlarına ve halka verirler” demişti.

İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Mustafa Veysel Güldoğan, “Ekrem Bey’in adaylığı henüz kesin değil diye biliyorum. Parti içinde bir şeyler oluyor onlarda ama resmi açıklama yapılmadı. Daha iyi bir aday varken daha önce biriyle çalıştık diye daha kötüsüne insanlar neden razı olsun? İstanbul ve Ankara her zaman daha iyisini hak ediyor.

Her zaman daha iyisi vardır, kimse vazgeçilmez değildir. Ekrem Bey ve Mansur Bey yeterli siyasi anlayışta olup halkın taleplerini dinleseydiler bugün Türkiye çok başka bir noktada olacaktı” demişti.

Paylaşın

Mansur Yavaş Ve Ekrem İmamoğlu’ndan İYİ Parti’nin Yerel Seçim Kararı Yorumu

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İYİ Parti’nin Genel İdare Kurulu’nda alınan 81 ilde aday çıkarma kararına ilişkin değerlendirmelerde bulundular.

Haber Merkezi / Mansur Yavaş, yaptığı hizmetlerle konuşulmak istediğini belirterek, “Ankara’da şu an 4 milyon 200 bin seçmen var. Ne kadarı oy kullanır bilmiyorum ama ben hepsinin oyuna talibim. Parti ve bölge ayırt etmeksizin” dedi. İmamoğlu ise, “Ben hala ittifakın gerekli olduğunu, ittifak sürecinin Türkiye’de bir gerçek olduğunu ve bunun da müzakereye açık olması gerektiğini söylüyorum” ifadelerini kullandı.

ABB Başkanı Yavaş, açıklamasının devamında, “Bizim her zaman söylemimiz şu olmuştur. Seçildikten sonra herkese eşit bir şekilde kimseyi ayırmadan hizmet edeceksiniz. Bu şekilde de beş yıla yakındır hizmet ettiğimizi düşünüyoruz” dedi.

2019 yılında seçimlere vaatlerde bulunarak girdiklerini kaydeden Yavaş, 31 Mart 2024 tarihinde yapılması beklenen yerel seçimlere icraatlarını anlatarak gireceklerine dikkat çekerek, “Belediyeciliğe farklı bir bakış getirdiğimizi düşünüyoruz. Ankara halkının önüne çıkıp yaptığımız hizmetleri beğeniyorsanız eğer bize oy verin diyeceksiniz. Bunu da yaparken şu seçmen bu seçmen diye ayırmadan 4 milyon 200 bin seçmene hizmet ettiysek şimdi de hepsinden oy istiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

İBB Başkanı İmamoğlu ise, açıklamasının devamında, “Açıkçası dünkü yapılan tariften de müzakerenin kapanmadığını düşünüyorum.” ifadelerini kullandı. Bunu zamanla göreceklerini söyleyen İmamoğlu, en önemli unsurun toplumsal ittifak olduğunu ve özellikle muhalefet tabanının güçlü bir ittifak modeliyle sonuca kavuşabileceğini bilen biri olduğunu aktardı.

İmamoğlu, bunu özenli bir şekilde İstanbul’da yaşadıklarını ve yaşattıklarını ifade ederek şöyle konuştu: “Başta Cumhuriyet Halk Partisi ve İYİ Parti ittifakının yanı sıra güçlü bir ‘İstanbul İttifakı’nın tesisiyle, bambaşka bir demokrasi mücadelesi verildi ve kazanıldı. Yine büyük bir demokrasi mücadelesinin verilmesi ve kazanılması hususunda diyalog çerçevesini en yüksek seviyede tutan, toplumsal katmanlarını en iyi şekilde analiz eden ve bu görüşmeleri titiz bir biçimde, İstanbul ve Türkiye için en doğru demokrasi yolculuğunu tarifleme adına yapmaya hazır, gayretli bir ekibiz.”

Sürece böyle baktıklarını ve bunu da başaracaklarını düşündüklerini dile getiren Ekrem İmamoğlu, “Bu anlamda yine en güçlü şekliyle Sayın Akşener, İYİ Parti, İYİ Parti yöneticileriyle müzakerenin, diyaloğun çok sağlıklı bir şekilde yürütülebileceğini, yönetilebileceğini düşünüyorum. Elbette bunun karşılıklı gerekleri var. Zaman gösterecek.” değerlendirmesinde bulundu.

Paylaşın

CHP İle İYİ Parti Arasında İttifak Polemiği: İmamoğlu’ndan Meral Akşener Yorumu

İYİ Parti Lideri Akşener’in İstanbul ve Ankara da aralarında olmak üzere “her ilde yerel seçime kendi adaylarımızla gireceğiz” şeklinde açıklaması üzerine konuşan İmamoğlu, “Sayın Akşener’in açıklamalarını ilgiyle, özenle takip ediyorum” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Türkiye’nin geleceğine dair, hele hele İstanbul’un geleceğine dair diyalogların kapalı olmayacağını düşünüyorum. Kapıları kapattığı düşüncenize katılmıyorum.”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in İstanbul ve Ankara da aralarında olmak üzere “her ilde yerel seçime kendi adaylarımızla gireceğiz” şeklinde açıklaması üzerine konuştu.

“Sayın Akşener’le seçimden sonra farklı konularda birkaç kez telefonda görüştük. Ama bu süreçlerle ilgili bir istişaremiz başlamadı. Bunun olması için siyasi olarak kendi içimizdeki süreçlerin olması değerlidir” diyen İmamoğlu, gazetecinin Akşener için “İttifaka kapıyı kapatmış görünüyor” demesi üzerine şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Akşener’in açıklamalarını ilgiyle, özenle takip ediyorum. Türkiye’nin geleceğine dair, hele hele İstanbul’un geleceğine dair diyalogların kapalı olmayacağını düşünüyorum. Kapıları kapattığı düşüncenize katılmıyorum.”

Kılıçdaroğlu, İmamoğlu’nun adaylığını duyurmuştu

Kılıçdaroğlu, CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı (İBB) adayının Ekrem İmamoğlu olduğunu açıklamıştı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Sözcü TV’den İpek Özbey’in “İmamoğlu da adayınız mı, bunu aynı netlikte ne zaman söyleyeceksiniz?” sorusuna “Bir insan bir görevde başarılıysa, neden değiştirilsin? Elbette Ekrem İmamoğlu adayımızdır” yanıtını vermişti.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu’nun Adaylığını Duyurdu

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, partilerinde adayları netleşmeye başladı. Son olarak, Kılıçdaroğlu, CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı (İBB) adayının Ekrem İmamoğlu olduğunu açıkladı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Sözcü TV’den İpek Özbey’in “İmamoğlu da adayınız mı, bunu aynı netlikte ne zaman söyleyeceksiniz?” sorusuna “Bir insan bir görevde başarılıysa, neden değiştirilsin? Elbette Ekrem İmamoğlu adayımızdır” yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu, “Sizce CHP değişmeli mi?” sorusunaysa şu yanıtı verdi: “Cumhuriyet Halk Partisi tarihinin hiçbir döneminde değişime kapalı bir parti olmamıştır. Yeni politikalar, yeni stratejiler, yeni yüzler… CHP bu yüzden parti içi tartışmaları faydalı görür. 100. Yıl konuşmamda da ifade ettim, CHP parti içi tartışmalardan her zaman güçlü çıkmıştır. Bu dönemden de yenilenerek, güçlenerek çıkacağız.”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları özetle şöyle:

(Sizce CHP değişmeli mi?) Cumhuriyet Halk Partisi tarihinin hiçbir döneminde değişime kapalı bir parti olmamıştır. Yeni politikalar, yeni stratejiler, yeni yüzler… CHP bu yüzden parti içi tartışmaları faydalı görür. 100. Yıl konuşmamda da ifade ettim, CHP parti içi tartışmalardan her zaman güçlü çıkmıştır. Bu dönemden de yenilenerek, güçlenerek çıkacağız.

(İttifak tartışması) Ben demokrasiden yana olanların birlikte hareket etmesi gerektiğine inanan bir insanım. Bu dün de böyleydi bugün de böyle… Millet İttifakı da demokrasiden yana olanların bir araya gelmesi üzerine inşa edilmiş bir ittifaktır.

İttifak demek güç birliği demektir. Neden demokrasiden yana olanlar ayrışsın? Neden gücünü bölsün? Kaldı ki önümüzdeki süreçte bir yerel seçim var. Zaten kentlerde ya da ilçelerde insanlar, kendi bölgelerinde tek adam rejiminin temsilcisi bir adaya karşı, demokrasiden yana olan en güçlü adaya yönelecektir.

(İmamoğlu da adayınız mı, bunu aynı netlikte ne zaman söyleyeceksiniz?) Bir insan bir görevde başarılıysa, neden değiştirilsin? Elbette Ekrem İmamoğlu adayımızdır.

(Size nezaketsizlik yapıldığını düşünüyor musunuz?) Asla böyle düşünmedim, düşünmem de… Kimseye de özel bir kırgınlığım yok.

(Yılgın ve kırgın CHP seçmenine ne söylemek istersiniz?) Başta büyük Atatürk olmak üzere, Cumhuriyet Halk Partisi’ni kuran kadrolar, bin bir zorluk içerisinde verilen bir bağımsızlık mücadelesinin ardından, Cumhuriyet’i inşa etmiş ve bu ülkeyi ayağa kaldırmıştır. Dolayısıyla, müsaadenizle sorunuza katılmıyorum. Biz Cumhuriyet Halk Partiliyiz, yılgınlık bizim kitabımızda yazmaz.

Özgür Özel: Cuma günü basın toplantısı yapacağım

Öte yandan kurultayda genel başkanlık için aday olacağı öne sürülen CHP Grup Başkanı Özgür Özel, bugün saat 14.00’te CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştüğünü duyurdu. Özel, kurultay sürecine ilişkin 15 Eylül Cuma günü CHP Genel Merkezi’nde basın toplantısı yapacağını açıkladı.

Özel’in bu akşam X (Twitter) hesabından yaptığı açıklama şöyle: “Bugün saat 14.00’te Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile bir görüşme gerçekleştirdim. İçinde bulunduğumuz kurultay sürecine dair 15 Eylül Cuma günü Genel Merkezimizde bir basın toplantısı yapacağım.”

Özgür Özel’in cuma günü CHP Genel Başkan adaylığını duyuracağı iddia edilmişti.

Paylaşın

Yerel Seçimler: İmamoğlu’ndan Akşener’e “İttifak Şart” Yanıtı

İYİ Parti Lideri Akşener’in ‘İstanbul ve Ankara dahil 81 ilde aday çıkaracağız’ açıklamasını değerlendiren İBB Başkanı İmamoğlu, “Türkiye’nin siyaseti artık bir ittifak siyaseti. İttifakın biçimleri seçimlerin zeminine ve bölgesine göre değişebilir” dedi ve ekledi:

“Bu anlamda ülkedeki genel seçim atmosferi de ittifak gerektirdi. Görüyoruz ki yerel seçimde de ittifak süreçleri etkili olacak. Bazen ittifaklar etkili olacak, bazen ittifakları bozmak etkili olacak. Bazen ittifaklara yanlış yaptırmak da etkili olabiliyor.”

İmamoğlu, açıklamasının devamında, “Bu anlamda ‘İttifak olmamalıdır’ diye bir fikre asla katılmıyorum. Her zaman ittifak şart. Kaldı ki en büyük ittifakın tabandaki toplumsal ittifak olduğunu unutmayalım. Bütün siyasi partiler için geçerli bu” ifadelerini kullandı.

Sözcü gazetesi yazarı İsmail Saymaz bugünü köşe yazısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile yaptığı röportajı aktardı. Saymaz, İmamoğlu’na İYİP Genel Başkanı Meral Akşener’in ‘İstanbul ve Ankara dahil 81 ilde aday çıkaracağız’ açıklaması hakkında ne düşündüğünü sordu.

İmamoğlu, Akşener’in açıklamalarına ilişkin, “Şu anda sadece sayın Akşener’in basına yansıyan konuşmalarını okudum. Biraz zamana bırakıp analiz edip değerlendirmelerini biraz daha algılayıp gerekiyorsa kendisiyle yüz yüze konuşup İstanbul stratejisini daha net anlamak isterim. Diyalog her zaman iyidir. Onun için somut bir cevap verilecek bir husus olduğunu düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, “İttifak kurulmazsa İstanbul için nasıl bir tesir yaratır?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Türkiye’nin siyaseti artık bir ittifak siyaseti. İttifakın biçimleri seçimlerin zeminine ve bölgesine göre değişebilir. Bu anlamda ülkedeki genel seçim atmosferi de ittifak gerektirdi. Görüyoruz ki yerel seçimde de ittifak süreçleri etkili olacak.

Bazen ittifaklar etkili olacak, bazen ittifakları bozmak etkili olacak. Bazen ittifaklara yanlış yaptırmak da etkili olabiliyor. Bu anlamda “İttifak olmamalıdır” diye bir fikre asla katılmıyorum. Her zaman ittifak şart. Kaldı ki en büyük ittifakın tabandaki toplumsal ittifak olduğunu unutmayalım.

Bütün siyasi partiler için geçerli bu. Çünkü bazen yerel seçim-genel seçim duyguları farklı refleksler oluşturabiliyor. O manada ben elbetteki siyasi partilerin ittifaklarını önemsiyorum. Ama en az onun kadar, belki daha fazlası, toplumun kendi içinde oluşturacağı ittifakları da önemsiyorum.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu: CHP Değişecek, Türkiye Değişecek

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) kuruluşunun 100’üncü yılında CHP’deki değişim tartışmalarını da ele alan bir köşe yazısı yazan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Tespitim şu: CHP değişirse, Türkiye değişir. Vaadim de şu olsun: CHP değişecek, Türkiye değişecek” dedi.

Ekrem İmamoğlu, yazısında, “CHP geride bıraktığımız 100 senenin en önemli aktörlerinden biri oldu olmasına ama malum çok uzun zamandır iktidarda değil ve Türkiye’ye hizmeti ve katkısı yerel yönetimlerde ortaya koyduğu çok değerli performansı bir yana bırakırsak, ülkenin ana muhalefet partisi olmakla sınırlı. 1950’den beri neredeyse gerçek anlamda hiç iktidar olmamış CHP, uzun yıllardır sanki ülkeyi yönetiyormuş ve tüm olumsuzluklardan sorumluymuş gibi bir algının öznesi yapılıyor.

CHP’nin bu durumu üzerine düşünmemiz, hep beraber bu durumu değiştirmenin yollarını bulmamız gerekiyor. CHP son 43 yıldır zihni ve fiili bir değişememe sorunu yaşıyor. 1980’den bugüne dünya ve Türkiye muazzam biçimde değişirken, bu değişime ayak uyduramayan CHP kendisini adeta ebedi ve ezeli muhalefet partisi konumuna hapsetti.” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, yazısının devamında, “Değişmeyi başaramadığımız için kuruluşunda bu kadar büyük bir rol oynadığımız Cumhuriyetin ikinci yüzyılına, köklü kurumları zayıflamış bir devletle, işlevsizleşmiş bir meclisle, liyakatsiz bir bürokrasiyle, çökmüş bir adalet sistemiyle, demokratik dünyadan uzaklaşmış bir ülkeyle, yarısı yoksulluk sınırının altında bir nüfusla giriyoruz.

Vatandaşlarımızı yerli ve milli olanlar ve olmayanlar diye ayrıştıran, muhalefete tahammülsüz, hukuku paramparça etmiş, eğitimi çökertmiş, borç batağına batırdığı ülkemize eşi daha önce görülmemiş bir hayat pahalılığı yaşatan bu iktidarla giriyoruz.

Ancak Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına, aynı zamanda, iktidarın değişebileceğine inancın azaldığı bir toplumsal ruh haliyle de giriyoruz. Bu hali kabullenemeyiz. CHP’nin bu duruma katkısıyla yüzleşmek zorundayız. Bu güzel ülkeye karşı tarih huzurunda sorumluyuz ve ben partimin bundan daha iyisini yapabileceğine tüm kalbimle inanıyorum. CHP’nin de Türkiye’nin de değişeceğine inanıyorum. Çünkü CHP değişirse Türkiye değişir” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP’nin kuruluşunun 100’üncü yılında CHP’deki değişim tartışmalarını da ele alan bir köşe yazısı yazdı. Yazı, Cumhuriyet gazetesinde “Geçmişin İlhamıyla Geleceğin Vizyonuna” başlığıyla yayınlandı. İmamoğlu’nun yazısı şöyle:

“100 sene önce bugün, Kurtuluş Savaşımızı zafere ulaştıran kurucu liderimiz Mustafa Kemal ve arkadaşları o zamanki adıyla Halk Fırkası’nın programını 9 umdeye dayandırdılar ve partimizi kurdular. Kurulan bir partiden öte bir ay kadar sonra ilan edilecek genç Cumhuriyetin ilk sesi, egemenliğin hanedandan millete geçişinin ta kendisiydi.

1923’ten beridir yasalar önünde herkesin bir diğeriyle eşit vatandaş olduğu bir Cumhuriyet’te yaşıyor olmamızda CHP’nin imzası var. Cumhuriyetin ilanında olduğu gibi millet iradesine dayanan bir devletin ve vatandaşlık esasına dayalı bir milletin inşa edilmesinde de CHP’nin imzası var.

CHP’yi ve Cumhuriyeti kuranlar devleti gerçek anlamda güçlendirmenin yolunun güçlü ve milli bir ekonomi yaratmak ve toplumun refahını yükseltmek olduğunu gayet iyi biliyorlardı. 1923’te İzmir İktisat Kongresini yaparak, 1929’da ise Dünya Ekonomik Krizine anında ve doğru tepki vererek milli bir ekonomi kurdular. O günün koşullarında mucize sayılabilecek bir şeyi gerçekleştirdiler. Ülkede sermayenin çok ama çok kıt olduğu koşullara rağmen ulaşım alt yapısını oluşturdular ve temel ihtiyaçların üretimi için fabrikalar, bankalar, ekonomi teşekkülleri kurdular.

Bu bir sıçrayarak kalkınma hamlesiydi. Tam anlamıyla bir ulus için çağ atlamaydı. Cumhuriyet tarihimizde yalnızca bir kez yapabildiğimiz ve şimdi yeniden yapmak zorunda olduğumuz bir hamle.

“Demokratik rejime geçişi CHP sağladı”

Tarihin o büyük zorlukları altında yapılanlar sayesinde ülkemizle dünyanın güçlü ve gelişmiş ülkeleri arasındaki fark azaldı. Dünya siyasetinde bağımsız bir ülke olarak yerimizi aldık. Yalnızca büyük sıçramayı değil aynı zamanda çok partili demokratik rejime geçişi de CHP sağladı.

İkinci Dünya Savaşı’nın dehşetinden ve yarattığı büyük yıkımdan da CHP yönetiminin sayesinde uzak durabildik. 80 Milyon kişinin öldüğü o büyük küresel yıkımdan CHP yönetiminin diplomatik ferasetiyle hasarsız çıkmayı başardık.

Cumhuriyetin ilk çeyrek asrının her anına damgasını vuran CHP 1950’den sonra iktidarda olmadığı dönemlerde de ülke siyasetine yön verdi.

1970’lerde dünyada yükselen eşitlik ve özgürlük dalgasının ülkemizde “Ortanın Solu” konumlandırmasıyla sosyal demokrasi anlayışı olarak tecelli etmesinde CHP’nin imzası var. 1970’lerde “toprak işleyenin su kullananın”, “ne ezilen ne ezen, hakça düzen” diyen CHP oldu. Yine 1970’lerde MSP’yle koalisyon kurarak farklı toplum kesimlerinin aynı ideal etrafında buluşabileceğini, ulusal meselelerde ayrışma yerine birleşmenin mümkün olabileceğini de CHP gösterdi. 1974’te Kıbrıs Barış Harekatını yaparak hem müttefiklerimize hem de hasımlarımıza güç ve kararlılık gösteren devletimizin direksiyonunda CHP vardı.

CHP geride bıraktığımız 100 senenin en önemli aktörlerinden biri oldu olmasına ama malum çok uzun zamandır iktidarda değil ve Türkiye’ye hizmeti ve katkısı yerel yönetimlerde ortaya koyduğu çok değerli performansı bir yana bırakırsak, ülkenin ana muhalefet partisi olmakla sınırlı. 1950’den beri neredeyse gerçek anlamda hiç iktidar olmamış CHP, uzun yıllardır sanki ülkeyi yönetiyormuş ve tüm olumsuzluklardan sorumluymuş gibi bir algının öznesi yapılıyor.

“Türkiye değişirken CHP atalete düştü”

CHP’nin bu durumu üzerine düşünmemiz, hep beraber bu durumu değiştirmenin yollarını bulmamız gerekiyor. CHP son 43 yıldır zihni ve fiili bir değişememe sorunu yaşıyor. 1980’den bugüne dünya ve Türkiye muazzam biçimde değişirken, bu değişime ayak uyduramayan CHP kendisini adeta ebedi ve ezeli muhalefet partisi konumuna hapsetti. Halbuki, 600 yıllık bir imparatorluk çökerken, 1923 şartlarında dünyanın en devrimci hareketlerinden birini yaratarak doğrusunu yapanların partisi olarak kurulan CHP, 1960’larda ve 1970’lerde dünyanın ve Türkiye’nin değişimine ayak uydurarak da doğruyu yapmıştı. Ne var ki, 1980’den sonra aynı kabiliyeti gösteremedi. Dünya ve Türkiye değişirken CHP atalete düştü.

Ne yazık ki atalete düşmemizin maliyeti büyük oldu. Türkiye’nin yönetilmesinde etkin olamadığımız gibi Türkiye’yi adım adım otoriter bir iktidara teslim ettik. Birbiri peşi sıra iş basına gelen sağ iktidarlar, gelir dağılımını bozdu, Cumhuriyetin en önemli gücü ve dayanağı olan yetenekli ve girişimci orta direği eritti. Bugün toplumun %10’u ulusal zenginliğin yüzde yetmişine sahip olacak bir noktaya geldiyse, bizim de kusurumuz var. Emeğin asli temsilci olarak CHP’nin iktidar olamayışının bedeli bu denli ağır oldu maalesef.

Değişmeyi başaramadığımız için kuruluşunda bu kadar büyük bir rol oynadığımız Cumhuriyetin ikinci yüzyılına, köklü kurumları zayıflamış bir devletle, işlevsizleşmiş bir meclisle, liyakatsiz bir bürokrasiyle, çökmüş bir adalet sistemiyle, demokratik dünyadan uzaklaşmış bir ülkeyle, yarısı yoksulluk sınırının altında bir nüfusla giriyoruz.

Vatandaşlarımızı yerli ve milli olanlar ve olmayanlar diye ayrıştıran, muhalefete tahammülsüz, hukuku paramparça etmiş, eğitimi çökertmiş, borç batağına batırdığı ülkemize eşi daha önce görülmemiş bir hayat pahalılığı yaşatan bu iktidarla giriyoruz.

“CHP değişirse Türkiye değişir”

Ancak Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına, aynı zamanda, iktidarın değişebileceğine inancın azaldığı bir toplumsal ruh haliyle de giriyoruz. Bu hali kabullenemeyiz. CHP’nin bu duruma katkısıyla yüzleşmek zorundayız. Bu güzel ülkeye karşı tarih huzurunda sorumluyuz ve ben partimin bundan daha iyisini yapabileceğine tüm kalbimle inanıyorum. CHP’nin de Türkiye’nin de değişeceğine inanıyorum. Çünkü CHP değişirse Türkiye değişir.

Değişimin yeni vizyonu CHP’yi, dünya ölçeğinde kriz yaşayan sosyal demokrasiye ilham veren, küresel seviyede saygın ve güçlü bir parti haline getirmek olmalıdır. Değişimin yeni vizyonu, bu ülkeye bir sıçrama daha yaşatarak, gelir dağılımını kökten düzelterek, yetenekli ve girişimci insanlara adil fırsatlar sunacak mekanizmalar kurmak olmalıdır.

1923’lerin CHP’si dünyanın tüm mazlum milletleri için ilham kaynağı olmuştu. Bunu bir kez daha tekrar etmeliyiz. Etmeliyiz çünkü dünyamızda ağır yaralar açan vahşi kapitalizmi, yalnızca kamu aklını ve bilimi yeniden insani kalkınmanın motor gücü ilan eden bir siyasetle dönüştürebiliriz.

Türkiye 70 yıldır borçla büyüyor, krizle sarsılıyor ve dünyanın hızlı ilerleyişi karşısında her gün biraz daha geride kalıyor. CHP’nin yeni misyonu bu tekerrüre son vermektir. CHP bu berbat tekerrürü kırmak ve buna bir son vermek için değişmek zorundadır. Değişimin temeli; Türkiye’yi sıçrayarak kalkındıracak planı ortaya koymaktır. Bunun için CHP’yi, kamu aklını Türkiye’nin ve dünyanın dehasıyla bir araya getiren daha kapsayıcı, icraatçı ve reformcu bir parti kılacak şekilde değiştirmeliyiz.

İlk yapmamız gereken şey vatandaşlarımızı dikkat ve empatiyle dinlemektir. Onlara kulak verdiğimizde duyduğumuz insanlarımızın zengin, güçlü, itibarlı bir ülkede özgürlük ve refah içinde yaşamak istedikleridir. Kutuplara bölündüğünü, kimlik ve aidiyetlerine sıkıştığını zannettiğimiz toplum aslında yeni bir hikaye duymamanın ve muhalefete bir türlü güvenememenin bezginliğine sıkışmış durumdadır. Herkes milletimizin ferasetine güvenmelidir. Şundan eminiz ki bu aziz millet Türkiye’yi zengin, güçlü ve adil kılacağına inandığı bir muhalefeti desteklemeye hazırdır.

Gerçekten bir değişim istiyorsak; bunu nasıl yapacağımıza dair modelimizi güven verici bir biçimde topluma izah etmek durumundayız. Bu modelde Türkiye’nin ihtiyacı olan büyük sıçramanın motor gücü kamunun kaynakları ile ülkenin ve dünyanın dehasının birleşmiş gücü olmalıdır.

Burada vurguyu devlete değil kamu aklına yaptığımızın altını çizmek isteriz. Zira biz milleti devletin üstünde, onun sahibi olarak görüyor ve kamu aklını devleti de içine alan milletin bütünün ortak aklı olarak anlıyoruz. Öte yandan bu noktada bir olmazsa olmazın altını çizmek zorundayım.

Zengin olmayanın gücü olmaz evet ama adaleti olmayanın gücü zulüme çıkar. Bu sebeple zengin, demokratik, güçlü ve adil bir ülkenin vazgeçilmezi eşit yurttaşlıktır.

Değişim bahsinde diğer önemli bir mesele CHP’nin politika üretme yöntemine dairdir. İnsanlarımızın beklentilerini ve taleplerini sorgulamayan, kulağını millete vermeyen, kendi doğrusunu millete dayatan politika yapma alışkanlıklarımızı değiştirmek zorundayız. Partinin yapısı ve alışkanlıkları, halkın siyasete olan güvensizliği ve yaratılan korku siyasete katılım kapısını kapatıyor. Oysaki bugün toplumsal muhalefetin büyük katkısına ve yepyeni bir insan kaynağına her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. İhtiyacımız olan insan kaynağı yalnızca politikaya katılmak konusunda en cesur olanlar değiller. Aynı zamanda en bilgili ve en yaratıcı olanlarımıza da ihtiyacımız var. Partinin kapısının bu insanlara açılması onların katılımının teşvik edilmesi şarttır. CHP, Türkiye’nin en yaratıcı zihinlerinin tüm yenilikçi projelerinin ilk adresi olmalıdır. Bunu başaramayan bir CHP’nin iktidar şansı olamaz.

Bütün bunlar kadar önemli tüm kötülüklerin anası olan bir meselemiz daha var. Türkiye fakirlikle boğuşuyor. İki asır evvel kişi başına düşen milli gelir açısından eşit olduğumuz Almanya ile aramızdaki fark neredeyse 6 katına, ABD ile 7 katına çıkmış durumda.

Son 21 yıldır, iktidar açısından bakıldığında istikrar koşulları altında yönetiliyoruz. İktidarsa iktidar, yetkiyse yetki, güçse güç. Sonuç ortada. Biz gerilemeye devam ediyoruz, “bizi fena halde kıskananlar” ise farkı açmaya devam ediyor.

Gelecek ağır bir beka sorununa işaret ediyor. Batıyla aramızdaki fark git gide bir uçuruma dönüşüyor. Bizim ıskaladığımız baş döndüren bilimsel gelişmelerin sonuçları şunu gösteriyor: Eğer hemen harekete geçmezsek, milli gelir açısından batıyla aramızdaki fark bugünkünün iki katına çıkabilir. Aramızda böyle bir farkın oluşmasına izin verirsek, Türkiye küresel seviyede kendine yeten onurlu devletler ligine tutunmakta büyük zorluk içine düşer. Kendilerinin dışındakileri gayrı milli ilan etmeye çok meraklı olan ve ağızlarından beka sorununu düşürmeyen arkadaşlarımızın dikkatini çekmek isterim ki, asıl beka sorunu budur.

Ya yeniden sıçrayıp en kısa sürede onlara yetişeceğiz ya da gelecekte bekamızı korumakta büyük zorluk çekeceğiz. Ya değişerek yeni bir ilerlemenin asli motoru olacağız ya da aynı ataletle yerimizde sayacağız.

“Vatan duygusu hasar görüyor”

Türkiye’nin sıçrayarak kalkınması bahsinde ileride daha detaylı şeyler söyleyeceğiz. Şimdilik şununla yetinelim. Türkiye’nin gelişimi konusunda kaçırdığımız ve hala binmemekte ısrar ettiğimiz en büyük tren temel bilimler trenidir. Bu treni kaçıran gelişim trenini de kaçırır. Bizi engelleyen ikinci sebepse toplumsal ve kültürel çeşitliliğimizi eşit yurttaşlığa dayalı çoğulcu bir demokrasiye kavuşturamayışımızdır. Meselelerimizi çoğulculuk, eşitlik ve dayanışma içinde çözemediğimizde adalet duygusu zedeleniyor, toplumun çeşitli kesimleri kendilerini karar mekanizmasının dışında hissediyor ve ortak vatan duygusu hasar görüyor.

Şimdi bu iki sorunla da olgunlukla yüzleşmek ve yeni çözümler geliştirmek zorundayız. Zenginleşmek için sıçrayarak kalkınmaya, zenginliğimizi adil paylaşmak için demokratik, güçlü ve sosyal bir devlete ihtiyacımız var.

Dünya siyaseti ve ekonomisinin altüst olup, yeniden şekillendiği zamanlarda yeni risk ve fırsatlar ortaya çıkar. Küresel ekonominin büyük ülkeleri haline gelmiş olanlar fırsatları en iyi değerlendirmiş ve içselleştirmiş ülkelerdir. Geçtiğimiz yüzyılda birçok ülke çok gerilerden gelerek büyük dönüşümlere sahne olmuş ve bugün dünyanın en büyük ekonomileri arasına girmiş durumda.

Savaştan yıkılarak çıkan Almanya bugün bizim ekonomimizin 5 katından daha büyük bir ülke haline geldi. Yine savaştan nükleer bir yıkımla çıkan Japonya bizden 7 kat daha büyük bir ekonomiye sahip. 1960 yılında bizim ekonomimizin dörtte biri büyüklüğünde bir ekonomiye sahip olan Güney Kore bugün bizim 2 katımızdan büyük bir ekonomi haline gelmiş durumda.

Savaşlardan çıkarak büyüyen bu üç ülkenin ortak bir özelliği var: Teknoloji üretiyor ve satıyorlar. Dünya ekonomisinin belkemiği durumundalar.

Bugün bizim de böyle büyük bir sıçramaya ihtiyacımız var.

Bugün CHP ve onun liderliğindeki muhalefete iktidar vizesi vermeyen millet, Türkiye’yi sıçratarak zenginleştirecek, güçlü ve adil bir Türkiye’yi inşa edecek bir muhalefeti gördüğünde, tereddüt etmeden iktidara taşıyacaktır. İşte milletin CHP’yi değişime zorlamasının nedeni budur. Bizim en önemli, en acil görevimiz hep beraber bu muhalefeti yaratmaktır. Bunu yaratmanın yolu ülkenin tüm vatanseverlerini birleştiren yeni, kapsayıcı ve güçlü bir vizyonun hikâyesini yazmaktır.

Türkiye’nin çoğulcu demokrasiye ve sıçrayarak kalkınmaya ihtiyacı var. Türkiye’nin ikinci yüzyılına girerken değişmeye, bunun için yeni bir hikayeye ihtiyacı var.

Biz de bu milletle bu hikayeyi yeniden yazacağız.
Bir tespit bir de vaatle bitireyim.
Tespitim şu: CHP değişirse, Türkiye değişir.
Vaadim de şu olsun: CHP değişecek, Türkiye değişecek.”

Paylaşın

İBB’nin Resim Sergisine Soruşturma; İmamoğlu: Kepazelik

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) Feshane’deki resim sergisine yönelik soruşturma başlatılmasına tepki gösteren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Utanç verici, demokrasi adına bir kepazelik” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Unkapanı Yağmursuyu Tüneli’nin Kazılmasını Tamamlayan Tünel Delme Makinesi Çıkış Töreni”nin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Birgün’ün aktardığına göre; İBB’nin resim sergisine başlatılan soruşturmaya tepki gösteren İmamoğlu, “Her gün çok şaşırmaya devam ediyoruz. Bir yanıyla şaşırtan, bir yanıyla da şaşırtmayan bir sürecin devamı bu” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, şunları söyledi: “Öyle devasa bir suçlama ki ‘halkı kin ve nefrete yönlendiren çalışmalar’ diye niteleyen bir savcılığın ifade çağrısı. Bakın bir ülkede ekonomik refahı ve huzuru demokrasideki gelişmişliği ile çok paraleldir. Şu atılan adımlara bakıyorum, Feshane’de açılan bir sergi üzerinden adalet adına bir savcının yazdığı çağrıya bakıyorum, utanç verici!”

İmamoğlu, şöyle devam etti: “Siz bütün dünyaya diyorsunuz ki ‘Arkadaş bizde demokrasi yok, hele sanata da bir saygı yok vs. Böyle bir ortamı yaratıyorsun ki kimse bu ülkeye gelmesin. Hükümetin içindeki aklı başında insanları göreve davet ediyorum. Ülkemize, milletimize bu denli kalıcı hasar vermeye hazır, tetikte bekleyen insanlara tedbir alsınlar.”

“Seçime gittikçe, zaman azaldıkça bu işler artıyor” diyen İmamoğlu, “Demokrasi adına bir kepazelik” tepkisini gösterdi.

Ne olmuştu?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)’nin 23 Haziran’da açılışını yaptığı Art İstanbul Feshane’deki ‘Ortadan Başlamak’ isimli sergi hedef gösterilmişti.

Serginin yandaş basın organlarının yanı sıra sosyal medyada bazı kullanıcılar tarafından hedef gösterilmesi üzerine LGBTİ propagandası, cinsel içerikli tabloların bulunduğunu iddia eden bir grup gerici Feshane’de açıklama yapmıştı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İBB’nin Artİstanbul Feshane’de açtığı ‘Ortadan Başlamak’ adlı sergiye “halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçundan” soruşturma başlattı.

Yazıda, serginin organizasyon ve düzenlenmesinden sorumlu kişilerin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespit edilerek ivedilikle savcılığa bildirilmesi istendi. İBB’nin sorumluları bildirmesinin ardından savcılığın bu isimlerin ifadesine başvurulacağı belirtildi.

Paylaşın