İmamoğlu’na Siyasi Yasak İstenene Dava 25 Nisan’a Ertelendi

İçişleri Bakanlığı’nın suç duyurusu üzerine aralarında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 7 sanık hakkında ”ihaleye fesat karıştırma” suçlamasıyla açılan dava 25 Nisan 2024 tarihine ertelendi.

Haber Merkezi / Mahkeme, savcının 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası istenen Ekrem İmamoğlu’nu zorla getirme talebini de reddetti.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında “ihaleye fesat karıştırma” iddiasıyla açılan davanın ikinci duruşması Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

İçişleri Bakanlığı’nın suç duyurusu üzerine açılan davada, İmamoğlu dahil 7 kişi hakkında 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Ekrem İmamoğlu hakkında zorla getirme kararı talep eden Savcılık davada, İmamoğlu için siyasi yasak anlamına gelen ”belli haklardan yoksun bırakılma” cezası da talep ediyor.

İmamoğlu’nun avukatı Kemal Polat, “Bilirkişiye tevdi hususunda takdir mahkemenindir. Müvekkilimizin zorla getirilmesi talebine katılamıyoruz. İstanbul’da çok yoğun bir yağış vardı. Birçok randevusu aksadı. Kalan işleri vardı. Bu nedenle hazır edemedik. Sabah mazeret dilekçesi sunmuştuk. Reddini talep ederiz” şeklinde savunma yaptı.

Büyükçekmece Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ikinci duruşması 25 Nisan 2024’e yani yerel seçim sonrasına ertelendi.

Ne olmuştu?

Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianamede, İçişleri Bakanlığı ihbar eden, Ekrem İmamoğlu, Cem Ülken, Fidan Gül, Hasan Çetin, Hilal Çuhadar, Mehmet Hepgül ve Türkan Demirel Dişisağlam ise şüpheli olarak yer almıştı.

İddianamede, 29 Aralık 2015 tarihinde ‘Beylikdüzü Belediyesi Kültür Merkezlerinde Personel Çalıştırılması ve Kültür Sanat Organizasyonları Hizmet Alım İşi’ ihalesi sırasında İmamoğlu’nun Başkan olduğu, diğer sanıkların ise belediyede müdür ve personel olarak görev yaptıkları belirtilmişti.

İddianamede, kamu kurumu statüsüne haiz Beylikdüzü Belediye Başkanlığı’nın 250 bin 86 lira fazladan para ödemesine ve neticede 250 bin 86 lira tutarında kamu zararına neden oldukları iddia edilmişti.

Savcılık, İmamoğlu ve 6 isim hakkında “ihaleye fesat karıştırma” suçundan ayrı ayrı 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası istemişti. İddianamede Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma” başlıklı siyasi yasak olarak bilinen 53. maddesinin uygulanması da talep edilmişti.

Paylaşın

Erdoğan’ın ‘Yeniden İstanbul’ Sözlerine İmamoğlu’ndan Yanıt: O Başlık 2019’da Atıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın grup toplantısına yaptığı konuşmada söylediği “Unutmayın bugün bir başlık atıyorum, yeniden İstanbul” sözlerine İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “5 yıl geriden geliyor. O yeniden İstanbul başlığı 2019’da atıldı” şeklinde yanıt verdi.

Bakan Mehmet Özhaseki’nin, “İmamoğlu işine baksın, kentsel dönüşümü nasıl yürüteceğimi onlara mı soracağım” sözlerine de yanıt veren Ekrem İmamoğlu, “Vallahi biz işimize bakıyoruz. Halkımızdan aldığımız bilgileri ve elde ettiğimiz değerleri, size taşırız ve yüzünüze bu ifadeleri çatır çatır söyleriz. O bakımdan biz işimize bakıyoruz ama siz işinize bakamıyorsunuz. Onun altını çizeyim” dedi.

Beyloğlu’nda Zafer Toprak Kütüphanesi Cumhuriyet Tarihi Araştırma Merkezi tanıtım toplantısına katılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu, toplantının ardından basın mensuplarının gündeme dair sorularını yanıtladı.

Birgün’ün aktardığına göre; Ekrem İmamoğlu, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bugünkü grup toplantısında yaptığı “Unutmayın bugün bir başlık atıyorum, yeniden İstanbul” açıklamasının sorulması üzerine “5 yıl geriden geliyor. O yeniden İstanbul, İstanbul’un yenilenmesi, güçlenmesi, iyileşmesi, güzelleşmesi başlığı 2019’un 31 Mart’ında atıldı. O yolculuk devam ediyor, bizi izlemeye devam etsinler” yanıtını verdi.

Erdoğan, partisinin bugünkü grup toplantısında 31 Mart 2024’te yapılacak yerel seçimlere ilişkin konuşmuştu. Erdoğan, muhalefeti de hedef alarak, “Yeniden İstanbul” mesajı vermişti. Erdoğan, açıklamasında şöyle konuşmuştu: “Bizdeki muhalefetten ne köy olur ne kasaba. Bunların ufku ancak buna yetiyor. Biz bunlara bakarak rehavete kapılmayacağız. 31 Mart seçimleriyle ilgili hazırlıklarımızı, yürüteceğiz.

Rakiplerimizin karşımızdakiler değil, onları kontrol edenler olduğunu unutmayacağız. Gençler, bugün bir başlık atıyorum: Yeniden İstanbul. Programımız işliyor. Cumhur İttifakı olarak en güçlü şekilde yolumuza devam edeceğiz. MHP ile görüşmelerimiz karşılıklı anlayış temelinde ilerliyor. Cumhur İttifakı’nın 31 Mart seçimlerinden de alnının akıyla çıkacağına inanıyorum.”

‘İhaleye fesat karıştırma’ iddiasıyla açılan dava hakkında sorulan soruya da cevap veren İmamoğlu, “O süreçleri hukukçularımız takip ediyorlar. Bugüne kadar çokça dava girişimi, araştırma, soruşturma girişimi yani İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 10 binlerce çalışanına terörist yakıştırmaları neler görmedik ki yani. Hala böyle işler devam ediyor.

Bu bahsettiğiniz dosyalar bile birkaç kez karıştırılıp karıştırılıp soruşturmaya gerek olmadığı diye raporların çıktığı bir şeyde tekrar tekrar şu anda görevde olmayan bir bakanın döneminde zorla ilçeye yönlendirilip açılmak için ellerinden gelen gayretle bir davaya dönüştürme çabasının sonucu. Umuyorum hak yerini bulacaktır. Adalete güveniyoruz” diye konuştu.

İmamoğlu ayrıca, bugün İstanbul Sanayici ve İş İnsanı Dernekleri Federasyonu (İSİFED) tarafından düzenlenen Ekonomi Zirvesi’ne de katıldı. Burada konuşan İmamoğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’nin, kendisi hakkında sarf ettiği, “İmamoğlu işine baksın, kentsel dönüşümü nasıl yürüteceğimi onlara mı soracağım” sözlerine de yanıt verdi.

İmamoğlu, “Vallahi biz işimize bakıyoruz. Halkımızdan aldığımız bilgileri ve elde ettiğimiz değerleri, size taşırız ve yüzünüze bu ifadeleri çatır çatır söyleriz. O bakımdan biz işimize bakıyoruz ama siz işinize bakamıyorsunuz. Onun altını çizeyim” dedi.

İmamoğlu’nun açıklamaları şöyle: “Sonrasında da bizimle yapılan 3-4 müzakerenin ardından sadece bir yasa çıktı. Şimdi bu tür işler şöyle olur. Yasa, Meclis’e yollanmadan önce masa kurduğunuz insanların önerilerini ve eleştirilerini açarsınız. Yani fikir, o zaman anlamlı olabilir. Siz orada fikrinizi savunursunuz ya da eleştirinizi ortaya koyarsınız ama siz, birkaç kez topla, yasayı yap, Meclis’e yolla… Bu aslında kademe kademe o bütün katmanları yok saymak anlamına gelir.

Ülke üretimi böyle olmaz. Ülke, böyle yönetilmez. Bu bağlamda eleştirilerimizi getirdik ve bir ‘Kentsel Dönüşüm Başkanlığı’ kuruldu, TOKİ gibi. Sayın bakan da dün, ‘İmamoğlu işine baksın’ demiş. Ben zaten işime baktığım için sizinle sürekli bu anlamda müzakere içerisinde ya da tartışma içerisinde oluyorum ama siz, işinize bu yönüyle bu anlamda bakmadığınız için ne yazık ki doğru adımlar atamıyorsunuz ve yanlış adımlar atıyorsunuz.

Bakın; bugüne kadar depremle ilgili yoğun bir çaba var mıdır İstanbul’da? Vardır. Peki, ne olmuştur? İstanbul’da yapılan kentsel dönüşüm gayreti; büyükşehir belediyesi, ilçe belediyesi, hükümet ayrı gayrı herkes kendi kulvarında… Yanlış yöntemler, bir kısım alanların imara açılması, lüks konutların yapılması, rezerv alanların, askeri alanların…

“Ne faydası var İstanbul’a?”

Bakın; 2016’da askeri alanlar, milyonlarca metrekarelik askeri alanlar için ‘Şehir dışına taşınacak ve buralar sosyal amaçlı, kentin doğasına, dokusuna uyumlu sosyal amaçlı kullanılacak’ diye tarif yapıldı. Şimdi ne oluyor? Konuta açılıyor. Peki, sosyal konut mu yapılıyor ya da kentsel dönüşüm için mi yapılıyor? Oranı söylüyorum size. Yüzde 90’a yakını lüks konut olarak imal ediliyor. Ne faydası var İstanbul’a?

Puanı düşük olan arkadaşlar ancak bu şekilde, işte ‘İmamoğlu işine baksın’… Vallahi biz işimize bakıyoruz ama işimize kulağından tutarak bakmıyoruz, göbeğine dalarak bakıyoruz. Yanlış yaparsanız bu ülkenin bakanısınız diye size konuşmayacak değiliz. 16 milyon insan adına en üst perdeden konuşuruz ve iyi biliyoruz ki, Cumhuriyet tarihi yüzüncü yılına gelmiştir.

Cumhuriyetin temel ilkesi nedir, biliyor musunuz? İyi yönetici, haddini bilen yöneticidir; halkına hizmet eden ve haddini bilen yöneticidir. Biz, haddimizi biliyoruz. Halkımızdan aldığımız bilgileri ve elde ettiğimiz değerleri, size taşırız ve yüzünüze bu ifadeleri çatır çatır söyleriz. O bakımdan biz işimize bakıyoruz ama siz işinize bakamıyorsunuz. Onun altını çizeyim.”

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Yerel Seçimler Açıklaması: Kazanmak Zorundayız

CHP İl Başkanları İstanbul Buluşması’nda konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, yerel seçimlere ilişkin, “Önümüzdeki yerel seçimi 2019’un çok daha ilerisinde bir başarıyla kazanmak zorunda olduğumuz ve kazanmak için de her şeye sahip olduğumuz bir seçim olduğunun altını çizelim” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Siyasetin yol ve yöntemleri değişiyor. 21. yüzyılın siyaset anlayışında farklı görüşlerin, farklı bakışları içine çeken, kendi içine kapanan değil; kutusunun dışına çıkan, çerçevesinin dışına çıkan bir siyaset anlayışının başarılı olacağını asla unutmayalım.”

İmamoğlu, konuşmasının devamında, “Kazanmak için çok çalışıp yepyeni ve çok kuvvetli siyaset tasarımını ortaya koymalıyız” diyen İmamoğlu, şunları kaydetti: “İlk hedefimizin yerel seçimler ve başta İstanbul olduğunu biliyoruz. Üzerimize düşen vazifenin sorumluluğunun da farkındayız.

İkincisi de elbette Türkiye’nin de içinde olduğu, birçok ülkede yükselmeye ve yerleşmeye çalışan otoriter popülizme karşı tam aksine dayanışmayı, halkçı mücadeleyi var eden bir süreci genel başkanımızın liderliğinde ortaya koyan politikaları geliştirmek zorunda olduğumuz biliyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İl Başkanları İstanbul Buluşması’na katıldı. Ekrem İmamoğlu, toplantıda yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“Bir neferi olduğumuz Cumhuriyet Halk Partisi’nin, Türkiye’nin en önemli yapı taşı olduğunu kabul ediyoruz. CHP’nin varlığı, dünya ölçeğinde siyaset anlamında çok önemli bir noktadadır. 100 yıllık bir tarihe sahip, ülkemiz ve Cumhuriyet’imizin 100 yıllık bir partisi vardır, bu çok kıymetlidir. Biz herhangi bir siyaseti partiye benzemedik, benzemeyeceğiz. Bir iktidarla var olan ya da iktidardan düştüğü zaman kaybolan bir siyasi parti değiliz.

“Bizleri cezayla, baskıyla yıldırmaya çalışanlar olacaktır, buna asla boyun eğmeyeceğiz. Yalan, iftira, kara propaganda gibi hususlar ne bizi birbirimizden uzaklaştırabilir, ne de ayrıştırabilir. O bakımdan aramıza duvar örmek, birtakım yalan yanlış ifadelerle bize zarar vermek isteyenlere karşı açıklıkla, şeffaflıkla, samimiyetle düşüncelerimizi birbirimizin yüzüne ifade ederek aşmanın yol ve yöntemlerini hep birlikte bulacağız.

Önümüzdeki yerel seçimi 2019’un çok daha ilerisinde bir başarıyla kazanmak zorunda olduğumuz ve kazanmak için de her şeye sahip olduğumuz bir seçim olduğunun altını çizelim. Siyasetin yol ve yöntemleri değişiyor. 21. yüzyılın siyaset anlayışında farklı görüşlerin, farklı bakışları içine çeken, kendi içine kapanan değil; kutusunun dışına çıkan, çerçevesinin dışına çıkan bir siyaset anlayışının başarılı olacağını asla unutmayalım.

Kazanmak için çok çalışıp yepyeni ve çok kuvvetli siyaset tasarımını ortaya koymalıyız. İlk hedefimizin yerel seçimler ve başta İstanbul olduğunu biliyoruz. Üzerimize düşen vazifenin sorumluluğunun da farkındayız. İkincisi de elbette Türkiye’nin de içinde olduğu, birçok ülkede yükselmeye ve yerleşmeye çalışan otoriter popülizme karşı tam aksine dayanışmayı, halkçı mücadeleyi var eden bir süreci genel başkanımızın liderliğinde ortaya koyan politikaları geliştirmek zorunda olduğumuz biliyoruz.”

“Yerel seçimlerde başarılı olmak için ne gerekiyorsa onu yapacağım”

CHP Lideri Özgür Özel ise, toplantıda yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Bosna’dan buraya geldim. İlk ziyareti büyükelçimizle gerçekleştirdik. Bosna Hersek Federasyonu Başbakanı ile bir araya geldik. Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyesiyle bir araya geldik. Dün gün boyunca hem çok duygulandığımız hem de hatırlamamız ve hatırlatmamız gereken ziyaretler zincirini gerçekleştirdik.1600 bebeğin mezarının olduğu anıta, şehitliklere, Aliya İzzetbegovic’in ebedi istirahatgahını ziyaret ettik.

Orada şu cümleyi hatırlatma gereği duyduk: Unutulan katliamlar tekrarlanır. 1992-1995 arası Bosna Hersek’te Cumhuriyet Halk Partisi doğru yerde duruyordu, Türkiye Cumhuriyeti doğru yerde duruyordu ama gelişmiş dünya, uluslararası örgütler durmaları gereken yerde durmuyordu.

Onlar sonradan yas tutarken yanımızdaydı, ama katliam olmasın, bu iş soykırıma dönüşmesin diye seslenirken, dünya ağırdan alıyordu. Bugünlerde de Filistin’de yaşananlar var. Bosna’dan seslendik, 1992-95 arası Bosna’nın sesini duymayanlara, Türkiye’nin sesini duymayanlara bir kez daha sesleniyoruz. Sonradan bunu insanlık suçu ilan etmek, soykırım kabul etmek, gidip oralarda nutuklar atmak değil, katliama engel olmak için bütün dünyanın başta Avrupa’nın derhal harekete geçmesi, BM’nin çok daha net pozisyon alması ve bu mezalime dur denmesi gerekiyor.

CHP Genel Başkanı olarak 120 siyasi akrabamıza bir mektup yolladım. Bunlardan 12 tanesi hükümet başkanı, bakanlar var, anamuhalefet liderleri var. Onları Filistin’in sesini duymaya davet ettik. Solculara, sosyal demokratlara, sosyalistlere savaşa, kana, gözyaşına susmak değil engel olmak yaraşır. CHP olarak başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırlarında Filistin devletine sahip çıkmaya, akan kanı durdurmaya, İsrail’in ortaya koyduğu sivillere karşı ayrım gözetmeksiniz şiddete dur denmesine davet ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak Filistin halkıyla dayanışma duygularımızı buradan da ifade ediyoruz.

Aslında enflasyon, emekli maaşlarını kuşa çevirdi. Bizim bütün kanun tekliflerimize, mücadelemize rağmen, en düşük emekli maaşı 7.500 TL gibi komik bir noktada. Emeklileri, açlıkla sınayan bir noktada. Bunun en az asgari ücret seviyesine çıkarılması gerekiyor. Seçim döneminde en düşük emekli maaşında iyileştirme yapacağını söyleyenler, seçimden sonra bu işi bir kereye mahsus bir ikramiyeye çevirdiler. Hiçbir yaraya merhem olmayacak bir düzenleme yaptılar. Bunda da çalışan emeklileri dışarıda bıraktılar. Oysa, bir emekli niye çalışır diye oturup düşünmediler.

İtiraz ettik, ses yükselttik, biz konuştuk, siz konuştunuz. Nihayet bu yanlıştan dönüldü. Dönülen iş, 5 bin TL’lik ikramiyeyi bütün emeklilere vermek. Oysa bunun derhal maaşlara yansıtılması, en düşük emekli maaşının asgari ücret düzeyinde olması. Asgari ücretin de insanca yaşanacak sınırlarda olması gerekiyor. Bu konuda bir kez daha hükümetin dikkatini çekiyoruz. Emeklilerin, memurların en önemli sorunu artan kiralar, kiralardaki fahiş artışlar. Cumhurbaşkanı, Cuma günü kira artışlarına şaşırmış ve kızmış. Şaşırdıkları şey, kendi çıkardıkları, bizim bu çözüm olmayacak dediğimiz bir kanun. Kanuna uyan yok. Devletin elini taşın altına koymadan ve iki tarafı düşünmeden yapılacak hiçbir düzenleme doğru değildir.

Burada yapılan iş, evsahibi ve kiracıyı karşı karşıya getirmektir. Biz bu kira artışlarının altında ezilen insanlara mutlaka sosyal devletin doğru yerden bir müdahale, destekte bulunması gerektiğini düşünüyoruz. Cumhurbaşkanına şunu hatırlatıyoruz: Kanuna uymayanlara şaşırmak ve kızmak için önce senin anayasaya uyman lazım. Anayasaya uymayan birisinin kanuna vatandaşın uymasına şaşırmaması, burayı anayasal devlet olmaktan çıkarmanın en basit sonuçlarına bile katlanmanın bu kadar zor olduğu bir yerde, ortaya çıkacak vahim sonuçların göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade ediyorum.

Yeniden değerleme oranında yüzde 58,5’lık artışla, bütün vatandaşları yoksul diye, işsiz diye ayırmadan etkileyecek bir artışla karşı karşıyayız. Burada Cumhurbaşkanının bir yetkisi var. Bunu yüzde 50 oranında artırmaya, yüzde 50 oranında azaltmaya yetkili kendisi. 2024 enflasyon hedefi yüzde 36. Yani siz koyduğunuz bu enflasyon hedefine inanıyorsanız, herkesin enflasyon hedefi doğrultusunda doğru fiyatlamalar yapmasını istiyorsanız, önce samimiyeti kendiniz göstereceksiniz.

Bu harçların yüzde 58,5 değil, yetkiniz oranında düşürülerek, bundan sonraki süreçte vatandaşı ödeyeceği verginin, harcın yüzde 60 sınırında olmamasını sağlamanız gerekiyor. Bunu dikkatle takip ediyoruz. 2024 yılında enflasyon yüzde 36 olacak diyenler samimiyse, sizin ödeyeceğiniz harcı, ödeyeceğiniz vergiyi yüzde 50 oranında azaltmak durumundadır. Bunu talep ediyoruz ve takip edeceğiz.

Türkiye’nin bir anayasa sorunu vardır, sivil bir anayasa sorunu vardır. Yoksulu gören, kadını gören, dezavantajlıyı gören, çevreyi gören, bütün bunlar için çok doğru yerden, bütün toplumun desteğini alacak bir anayasa sorunu vardır. Ama Türkiye’nin bir anayasa yapma iradesi sorunu da vardır. Anayasalar aşkın zamanlı metinler olabilmesi için, her gelene uygun metinler olabilmesi için, kuşaktan kuşağa güçlenerek aktarılması için her doğan için yapılması gerekir.

Erdoğan için yapılan bir anayasanın birkaç yıl içinde nasıl Erdoğan için yetersiz, Erdoğan’ın kendi gözü dönmüş yetki taleplerine, niyetlerine yetersiz kaldığı ortadadır. Birinin üzerine dikilen kıyafetin, herkese uymadığı gibi bir süre sonra kendisine de uymayacağı görülmüştür. Bütün toplumu kapsayan, herkesi kucaklayan, Türkiye’deki herkesi eşit yurttaşlıkla kucaklayan, temel hak ve özgürlükleri genişleten, Türkiye’yi bir hukuk devleti haline getiren, kadını, engelliyi, yoksulu, güvencesizi, çevreyi koruyan evrensel ölçütlerde özgürlükçü bir anayasa için biz her zaman var olduk, var olmaya devam edeceğiz.

Ancak Erdoğan’ın yeni yetki taleplerini, Anayasayı hiçe sayan, Türkiye’yi anayasasızlaştıran, Cumhur İttifakının mutfağında hazırlanmış milletin burnuna dayatılan bir çabanın içinde hiçbir zaman olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Kadınları, gençleri endişelendiren, hukuk devletini askıya almaya niyet edinmiş bir değişiklikte Cumhuriyet Halk Partisi hiçbir zaman olmadı, bundan sonra da olmayacak.

3 hafta önce hepimiz Kurultayda bir görev aldık. CHP’nin kurultayları görev alan değil görev veren kurultaylardır. Partimizin ilk kurultayı Sivas Kongresi’ydi. Oradan önce kurtuluş, sonra kuruluş görevi alınmıştı, görev layığıyla yerine getirildi. 5. Olağanüstü Kurultayımız, dünyayı doğru okuma ve partiyi doğru konumlandırma sorumluluğu veren kurultaydı, o kurultaydan sonra sosyal demokrasi doğru tariflendi, 1970’lerde yapılan ikisi yerel ikisi genel 4 seçimden 1’inci parti çıkıldı.

Partimizin 38’inci Olağanüstü Kurultayı, hepimize yeniden Cumhuriyet Halk Partisi’ni iktidar yapma görevi yaptı. O görevi hep beraber kurultayımızdan aldık. O günden sonra da kurultayda verdiğimiz bütün sözleri tutarak, var gücümüzle çalışmaya, durmadan, yorulmadan birlik ve beraberlik içinde, kardeşlik hukukumuzu koruyarak, ortaya koyduğumuz kapsayıcı, birleştirici, kucaklayıcı anlayışla partimizi iktidar yapmaya kararlıyız.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 81 il başkanından sadece 3 il başkanının kadın olması, bizim buradaki en önemli eksikliklerimizden bir tanesi. 78 erkek il başkanımızdan talebimdir, lütfen örgütünüzdeki güçlü kadınlara yanınızda mutlaka görev verin. Onları yanınızda sizin en baş yardımcınız olarak çalıştırın. Gelecekte bu görevi yapmaya hazır, aday kadınlara resmi ve gayriresmi olarak mentörlük yapın, onların emeklerinden, enerjilerinden, deneyimlerinden yararlanın. Bu eksiği de bundan sonraki süreçte fiilen giderene kadar, hep birlikte bu şekilde halletmemiz gerekiyor.

Ben kurultayımızı kaybedenin olmadığı bir kurultay olarak nitelendiriyorum. Kurultayın kaybedeni yok ama kazananı, önce bu parti, ama esas kazananı Türkiye olacak. Ben de il başkanlarımdan iki hususta gayret göstermelerini istiyorum. Bunlardan bir tanesi önümüzdeki hafta başlatacağımız üye kampanyası. Şu anda bizim kurultayımızdan sonra bütün illerde büyük bir heyecan, büyük bir umut var. Geçtiğimiz hafta çok sayıda üye kaydı oldu, sevindik.

Ama esas sevindiğimiz şudur: Yeni gelen üyelerin yüzde 73’ü 30 yaş altı kadın ve erkekler. Bu enerjiyi görmek lazım. 100’üncü yılımızda üye kampanyası başlatıyoruz. Genel merkezden hedefler belirlemeyeceğiz. Gerçekçi hedefler belirleyin ama kendinizi zorlayın. Gönlünde Atatürk olan, gönlünde güçlü bir Türkiye olanların gözündeki ışıkları görün, onları baba evine getirin, Atatürk’ün partisine kaydedin. Sizden bunu istiyorum. Bütün vatandaşlarımız, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kapıları ardına kadar açıktır. O evin içinde yeriniz baş köşedir.

Sizlerden ikinci beklentim, yerel yönetimler seçimlerine yönelik. Bu süreci, barış içinde, dostluk içinde, hiç kırgın yaratmadan, yerel seçim başarısına hedeflenerek, doğru adayların belirlenmesi, doğru yöntemlerin belirlenmesi, sürecin kırgını, küskünü olmadan, geride kimseyi bırakmadan, 2019’daki başarıyı aşan bir noktadan hep birlikte başarmaya mecbur olduğumuz bir süreci yöneteceğiz.

Önceki genel başkanımızın ilan ettiği 3 büyükşehir dışında kimseye verilmiş bir sözümüz yok. Verilmiş bir tek sözüm var, yerel seçimlerde başarılı olmak için ne gerekiyorsa onu yapacağım. Bu sürece hep birlikte katkı vereceğiz. Bu süreçte memnuniyet anketlerimiz Pazartesi gününden itibaren başlatıyoruz. 7 farklı yapı, anket yapacak. Ürettikleri sonuçlar hem yapay zeka marifetiyle, hem istatistik biliminin en ileri teknikleriyle denetlenerek en doğru biçimde memnuniyet anketleri yapacağız.

Vatandaşın gönlünde olan, seçildiğinden ileride olan bütün belediye başkanlarımız bizim de gönlümüzde. O ölçme değerlendirmeyi örgütümüzle paylaşacağız. Kararı örgütümüzle birlikte vereceğim. Örgüt gözetiminde ön seçimden bir adım geri atmadık, atmayacağız, bunu buradan ifade ediyorum” ifadesini kullandı.

Paylaşın

İBB Başkanı İmamoğlu: Hedefimiz 5 Yıl Daha Yetki Almak

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Hedefimiz de 2024’te 5 yıl daha yetki almak. 2029’da da almak, 2034’te de almak…” dedi ve ekledi:

“Sosyal demokrat anlayış, halkını düşünen anlayış kazanmalı. Çünkü bizim kazandığımız anlayışla, kaybeden yok. Bazı insanların kazandığı anlayışta ise onların dışındaki herkes kaybediyor, bir avuç insan kazanıyor. O bakımdan biz artık meseleye bu gözle bakıyoruz.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesine de değinen İmamoğlu, her an bir görüşme gerçekleştirebileceklerini söyledi. ABB Başkanı Mansur Yavaş’ın Akşener’i ziyaret etmesi hakkında ise “Mansur Yavaş başkanımızın da Meral Akşener’i ziyaret etmesi kadar da doğru ve güzel bir şey yok” yorumunda bulundu.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Küçük Ölçekli Balıkçılara Koruyucu Donanım Malzemesi Dağıtımı Töreni”nde bir kez daha yeniden aday olacağı mesajını verdi.

Birgün’ün aktardığına göre; Ekrem İmamoğlu, “Enflasyonun tavan yapmasına rağmen, yaptığımız birçok hizmetin engellenmesine rağmen ne oluyor? Bizim bütçemizden bereket fışkırıyor. Biz hizmetlerimizi onun için büyütüyoruz. Hedefimiz de 2024’te 5 yıl daha yetki almak. 2029’da da almak, 2034’te de almak” dedi.

Konuşmasına başlarken bugünün 24 Kasım Öğretmenler Günü olduğunu hatırlatan ve “Buradan bütün öğretmenlerimizin ellerinden öpüyorum. Onların sayesinde biz, bugün buradayız. Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün huzurunda saygıyla, minnetle eğiliyoruz” diyen İmamoğlu, daha sonra şunları söyledi:

“Denizlerimizin temizliği ve balıkların korunması çok önemli. Gerçekten görevimizin çok özel anları var. Üreten İstanbul noktasında, tarıma verdiğimiz, balıkçılığa verdiğimiz bu gibi katkıların çok karşılık bulduğunu görüyorum. Örneğin; köyünde eken-biçen insan sayısı o kadar azalmıştı ki şimdi ziraat odalarının sayılarına göre, artık İstanbul’un köylerinde eken-biçen sayısı, bizim tohum desteklerimizle birlikte 10 katını geçti.

Demek ki siz fırsat verirseniz İstanbul’un tarlalarında da bereket fışkırır, denizinde de bereket fışkırır. İstanbul’un tam anlamıyla bir balık şehri olduğunu zaten biliyoruz. Ve bunun yaşatılması konusunda özenli gayretimizi, daha da büyüterek de devam edeceğiz.

İstanbul genelinde, küçük ölçekli balıkçı teknelerinin tüm tekneler içindeki oranının yüzde 91. Ancak bu teknelerin toplam üretimin ancak yüzde 10’unu gerçekleştiriyor. İyi ki bu desteği veriyoruz. Onların işini bir miktar kolaylaştırıyoruz. Ekonomik koşullar çok ağırlaştı. Az önce değerli başkanımız da ifade etti. Belki teknesinin mazotunu bile alamıyor esnafımız. Hayat, öyle enteresan bir boyut evrildi ki cebimizdeki para küçüldükçe küçüldü. Gelirimiz, harcamalarımız karşısında ne yazık ki küçüldükçe küçüldü. Bu kötü ekonomi yönetiminin bizi taşıdığı boyuttur.

Bundan, bu kusurdan kimse sıyrılamaz. Dünyada savaşın içinde olan ülkeler bile ekonomisini büyütebiliyorsa ya da enflasyon altında halkını ezdirmiyorsa, biz, Türkiye Cumhuriyeti olarak, neredeyse üç haneli enflasyon rakamlarına tırmanmışsak, bu tam bir basiretsizlik, tam bir beceriksizliktir. Bunun başka bir adı yok. Bu bağlamda insanlarını aldatan, teknikten, bilimden uzaklaşan bir uygulama süreci ülkemizi kötülüklere, ekonomik sıkıntılara doğru sürükler. Hatta Allah korusun, batırmanın eşiğine kadar getirebilir.

Kendi yönetim anlayışlarımız ortak akla dayanıyor. Bu noktada biz, kentimizin insanlarıyla konuşuyoruz. Biz aslında bunların icadını yapmış değiliz. Benim yönetici dostlarım, müdürlüğünden daire başkanlığına, genel sekreter yardımcılığından iştiraklerimize bütün vatandaşlarımızla konuşuyoruz. Derdiniz ne? Sıkıntınız ne? Biz hangi sıkıntınıza derman olabiliriz? Hangi probleminize ilaç olabiliriz? Öyle değil mi anneciğim? Onu soracağız. Annemin derdini sormadan, ben buradan ona bakarak nasıl anlayabilirim? Ona soracağım, onu dinleyeceğim ve çözüm bulacağım. Bizi, millet bunun için seçiyor.

Kamu hizmeti kültür olarak değişmeli. Kötü bir yere geldi. Kamuya seçilen birileri, sanki oranın mülk sahibiymiş gibi, kendi malını yönetiyormuş gibi… Hayır. Milletin malını yönetiyoruz. O bakımdan biz, ihtiyacı olan insanlarımıza, destek gruplarına veya insanlarımızın belli kesimlerine bu tarz ihtiyaçlarını karşılayıcı hizmetleri sunmaktan büyük onur ve gurur duyuyoruz.

Milletin malıyla, milletin sorununu çözme çabasıdır. Ve bunu yapınca ne oluyor biliyor musunuz? Vallahi de billahi bu kadar sıkıntılı döneme rağmen, ekonominin bu kadar problemli bir zaman diliminde olmasına rağmen, enflasyonun tavan yapmasına rağmen, yaptığımız birçok hizmetin engellenmesine rağmen ne oluyor? Bizim bütçemizden bereket fışkırıyor.

Biz hizmetlerimizi onun için büyütüyoruz. Hedefimiz de 2024’te 5 yıl daha yetki almak. 2029’da da almak, 2034’te de almak… Sosyal demokrat anlayış, halkını düşünen anlayış kazanmalı. Çünkü bizim kazandığımız anlayışla, kaybeden yok. Bazı insanların kazandığı anlayışta ise onların dışındaki herkes kaybediyor, bir avuç insan kazanıyor. O bakımdan biz artık meseleye bu gözle bakıyoruz.

“İstanbul’u israftan, ranttan kurtardık”

Halk Süt, Halk Bakkal ve 0-4 yaş arası bebeği olan annelere ücretsiz toplu ulaşım imkanı tanıyan Anne Kart uygulamaları gibi hizmetleri bu anlayışla yerine getiriyoruz. 2019 seçim meydanlarında, en az iki-üç kez, ‘Sen kimin parasını kime dağıtıyorsun’ diye Sayın Cumhurbaşkanımız İstanbul’da bana sormuştu. Ben de ona cevap vermiştim. Aynı şeyi devam ettiriyoruz. ‘Vallahi de billahi de milletin parasını millete dağıtıyoruz.’ Bu kadar net.

Çok şükür israftan, ranttan bu şehri kurtardık. Milletin parseline imar veren bu anlayıştan, bu şehrin belediyesini kurtardık. İstanbul’un bereketini kaçırdılar. Biz, bereketini geri getirdik. Çünkü biz, çocukluğumuzdan beri birinin sofrasını yerde gördük mü, ona ilk lafımız şu olmuştur: Bereketli olsun. Bereketli olsun deriz değil mi? Bereketin bol olsun. İnşallah hepimizin bereketi bol olsun. İnşallah sizlerin destekleriyle, sandıklardaki oy bereketimiz de çok büyütsün.”

Konuşmaların ardından katılımcılarla anı fotoğrafı çektiren CHP Genel Başkan Yardımcısı Demir ve İBB Başkanı İmamoğlu, küçük ölçekli balıkçılara, balıkçı tulumu ve balıkçı çizmesinden oluşan koruyucu donanım desteği hizmetini başlattı.

Paylaşın

Özgür Özel İle Ekrem İmamoğlu Görüştü: Kardeşlik İlişkisi, CHP’yi İktidara Taşıyacak

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, “Bizim aramızdaki ilişki, kardeşlik ilişkisi, kardeşlik hukukudur. Ama bu kardeşlik hukuku, CHP’yi iktidara taşıyacak” dedi ve ekledi:

“İkinci yüzyılda kurucumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e layık başarıları hep birlikte alacağız.”

İmamoğlu ise görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada, “Malumunuz 38. Kurultayımızla ilgili süreç tamalandı. Süreci tamamladıktan sonra kurultay başkanı olarak kendilerini ziyaret edip sürece dair hem teşekkür edip hem de bilgi aktardım” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP’de Genel Başkanlığa seçilen Özgür Özel’i ziyaret etti. İmamoğlu ile Özel görüşmesi, Özel’in çalışma ofisinde gerçekleşti. Görüşmenin ardından Özel ve İmamoğlu basın mensuplarının karşısına çıktı.

Birgün’ün aktardığına göre; İlk olarak konuşan İmamoğlu, “Malumunuz 38. Kurultayımızla ilgili süreç tamalandı. Süreci tamamladıktan sonra kurultay başkanı olarak kendilerini ziyaret edip sürece dair hem teşekkür edip hem de bilgi aktardım” ifadelerini kullandı.

Kurultayın dengeli ve seviyeli geçtiğini belirten İmamoğlu, “Sayın önceki dönem Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’na yürekten teşekkür ediyorum. Kendilerini de yakın zamanda ziyaret edip kurultay sürecine dair hem düşüncülerimi hem teşekkürlerimi sunacağım. Bu kapsamda bu günde 8. Genel Başkanımız sayın Genel Başkanımız Özgür Özel’i ziyaret ettim. Görevimi bitirmiş oldum, genel başkanımdan izin isteyerek görevime dönüyorum.”

“Bu kardeşlik hukuku, CHP’yi iktidara taşıyacak”

Özgür Özel ise açıklamasında, “Ekrem Başkanımız nezaket gösterdiler ve kurultayı tamamladıktan sonra, görevini bitirdikten sonra ziyaret ettiler. Ekrem Başkan hangi işin ucundan tutsa dört dörtlük yapan ve başarıyla sonuçlandıran birisi. CHP tarihinde bir ilk yaşandı. Kurultayın gergin olabileceği, farklı zorluklar olabileceği biliniyordu. Ekrem Başkan bu güvene layık olduğunu ve bu işi en iyi yapabilecek kişi olduğunu gösterdi. Çok zor bir kurultayı çok başarılı bir şekilde yönetti” ifadelerini kullandı.

“Hep konuşulan bir şey var; Ekrem Başkan’la aranızda nasıl bir ilişki var?” diyen Özel, şunları söyledi: “Bizim aramızdaki ilişki, kardeşlik ilişkisi, kardeşlik hukukudur. Ama bu kardeşlik hukuku, CHP’yi iktidara taşıyacak. İkinci yüzyılda kurucumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e layık başarıları hep birlikte alacağız.”

Özel, CHP TBMM Grup Toplantısı’nın haftaya salı yapılacağını bildirdi.

Özel’den, Erdoğan’a cevap: İçindeki karabasanı anlıyorum

Öte yandan Özgür Özel, Parti Meclisi (PM) ve Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) seçimleri için oy kullandıktan sonra, bir basın mensubunun yönelttiği, ‘Kemal Bey ile bir görüşmeniz oldu mu?’ sorusuna, Özel, “Telefonla görüştük, önümüzdeki günlerde, mazbatadan sonra bir devir teslim törenini hep birlikte, bütün Türkiye’nin gözü önünde partimize yakışır bir şekilde yapacağız” yanıtını verdi.

Özel, ‘Erdoğan’ın size yönelik açıklamalarına değerlendirmeniz olur mu?’ sorusuna, “Erdoğan bundan sonra geçen her günün, kendisi açısından daha zor, bizim açımızdan daha moralli olacağını biliyor. Erdoğan’ın stresini, içindeki karabasanı anlıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’nden endişe etmeye devam etsin” yanıtını verdi.

Paylaşın

İmamoğlu: Yeni Hikayeyi Yazmaya Birlikte Başlayacağız

CHP’nin 38. Olağan Kurultay’ında konuşan Ekrem İmamoğlu, “Demokrasiyi, devleti, adaleti, refahı bizden daha iyi inşa edecek, temsil edecek bir başka parti yoktur. Bizi, temsil ettiğimiz anlayış sadece Cumhuriyet ideali, sadece özgürlüğün ve eşitliğin, dayanışmanın güvencesi değildir, toplumsal ve uluslararası barışın da güvencesidir” dedi ve ekledi:

“‘Güzel günler güreceğiz, güneş günler göreceğiz, motorları maviliklere süreceğiz çocuklar. Işıklı maviliklere hep birlikte süreceğiz.’ Bugün ve yarın sizlerin iradesiyle ülkemizin tüm kesimlerini birleştirecek yeni ve güçlü bir vizyonun hikayesini yazmaya hep birlikte başlayacağız. Bu irade, 2. yüzyılda ülkemize çoğulcu demokrasiyi ve adil paylaşmayı armağan edecek.”

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP), genel başkanının seçileceği 38. Olağan Kurultayı, bugün Ankara Spor Salonu’nda başladı.

Ana sloganı “İkinci Yüzyılda Demokrasi ve Birlik Kurultayı” olan kurultayda, CHP Genel Başkanlığı için Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Grup Başkanı Özgür Özel, eski PM üyesi Örsan Kunter Öymen ve Ünal Karahasan yarışacak. Eski milletvekili İlhan Cihaner ise adaylıktan çekildi.

Kurultayda ilkin Kıllıçdaroğlu’nun adalet yürüyüşünden, daha önce yaptığı konuşmalardan kesitler yer alan bir sinevizyon gösterimi yapıldı. Bu esnada zaman zaman “değişim” sloganları atılması dikkat çekti.

Divan başkanlığına seçilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Her şey çok güzel olacak” ve “değişim” sloganları altında sahneye çıktı. “CHP, bu ülkenin kurucu ve birleştirici gücüdür. Bu toprakların en köklü, en kapsayıcı siyasi geleneğidir” diyen İmamoğlu’nun konuşması özetle şöyle:

“Bu ülkenin kurtuluş ve kuruluş süreçlerini yürütürken bu topraklarda yaşayan halkımızı birleştirerek milli görevimizi, her düşüncenin üzerinde tutarız.

Bugün bizi yine hayati bir görev bekliyor. Cumhuriyet ve demokrasinin ilke ve idealleri etrafında yeniden, milletçe, kayıtsız şartsız buluşmaya ihtiyacımız var. Toplumsal bütünleşmeye ihtiyacımız var. Ülkemizi zenginleştirmeye ve zenginliklerimizi adil biçimde paylaşmaya ihtiyacımız var.

21 yıldır iş başında olan bu baskıcı iktidar, cumhuriyetimizi, demokrasimizi, devletimizi ve birbirimize olan inancımızı tahrip etti. Devletimizi, asırlık yapılarımızı darmadağın etti. Eşsiz ülkemizi, dünyadan uzaklaşmış bir yönetim anlayışına mecbur etti.

Gelir dağılımını tehlikeli bir biçimde bozdu. Çalışanların yüzde 60’ını asgari ücrete mahkum etti. Yargı sistemini silah gibi kullanarak bugünlerde gazetecilere yaptığı gibi kendisine muhalefet eden kim varsa herkesi içeri attı. Başımızdakiler adaletsiz bir ortam, baskıcı ve sadece işi bilmeyen insanlar değiller, aynı zamanda halkımızı borç batağına soktular.

CHP’nin inançlı kadroları olarak bizler bu fotoğrafı kabullenmeyiz, kabullenmiyoruz, kabullenmeyeceğiz. Ülkemin de partimin de bundan çok daha fazlasını yapabileceğine inanıyorum.

“Bu kurultayla Türkiye muhalefeti toptan şekillenecek”

Bu kurultay, milletimiz, devletimiz ve partimiz adına tarihi bir kurultay olacak. Bugün ve yarın, ikinci yüzyılın inşasına giden büyük bir yolculuğun büyük bir adımını atacağız. Bu kurultay, sadece CHP kurultayı değil, Türkiye muhalefetinin toptan şekilleneceği bir kurultaydır. Bu kurultay, toplumsal muhalefete büyük güç ve moral verecek.

Bu kurultayda halkımıza karşı her birimizin tarihi bir sorumluluğu vardır. Bu kurultay, geleceğin Türkiyesini adım adım kuracağımız yeni yüzyılın harcını hep birilikte atacağımız büyük ve şanlı yolculuğumuzun ilk adımıdır. Sorumlu davranmak, birliğimizi ve beraberliğimizi güçlendirip geleceğe güvenle bakmak gerekir.

5 ay sonra yerel seçimler var. Kurultayımız biter bitmez yerel seçimler için omuz omuza vereceğiz. Her sokakta, her mahallede, her fabrikada, her okulda, her tarlada halkımızla buluşacağız. 2. yüzyılın Türkiyesini hep birlikte inşa etmeye başlayacağız. Birçok ilçede ve metropollerde yerel seçimleri hep birlikte kazanacağız! Yeter ki biz ne yaptığımızı bilelim, yeter ki vatandaşın sesine kulak verelim.

Bu ülkede unutulanların, ötekileştirilenlerin, yok sayılanların, özgürlüğünden mahrum edilenlerin yanında olup haklarını savunacağız. 86 milyonun onurlu ve eşit hissedarı olduğu bir cumhuriyeti sil baştan hep birlikte ayağa kaldıracağız.

Demokrasiyi, devleti, adaleti, refahı bizden daha iyi inşa edecek, temsil edecek bir başka parti yoktur. Bizi, temsil ettiğimiz anlayış sadece Cumhuriyet ideali, sadece özgürlüğün ve eşitliğin, dayanışmanın güvencesi değildir, toplumsal ve uluslararası barışın da güvencesidir. ‘Güzel günler güreceğiz, güneş günler göreceğiz, motorları maviliklere süreceğiz çocuklar. Işıklı maviliklere hep birlikte süreceğiz.’

Bugün ve yarın sizlerin iradesiyle ülkemizin tüm kesimlerini birleştirecek yeni ve güçlü bir vizyonun hikayesini yazmaya hep birlikte başlayacağız. Bu irade, 2. yüzyılda ülkemize çoğulcu demokrasiyi ve adil paylaşmayı armağan edecek.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Yerel Seçimler: Ekrem İmamoğlu: Rakibimi Biliyorum

31 Mart 204’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin açıklamada bulunan İBB Başkanı İmamoğlu, “Tavsiyem şu; biz, milletin bileğiyiz. Bilek güreşine hazırız. Mertçe güreşimizi yapalım. Mertçe siyasi mücadelemizi yapalım. Yarışımızı yapalım. Mertçe yarışın kazananı kaybedeni fark etmez. Bu sahayı sağlayın” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bakalım ne olacak? Ben ne olacağını biliyorum. Size de göstermekten zevk duyarım. Ben bu arada rakibimi de biliyorum. Tekrar altını çizeyim. Siz de anlamışsınızdır.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Büyükçekmece Çevre Projesi Tanıtım’ ve ‘Silivri Selimpaşa Alt Geçit Açılış’ törenlerinde konuştu.

İmamoğlu konuşmasında, iktidar tarafından iptal edilen 2019 İstanbul belediye başkanlığı seçimini hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:

“Üç ayımızı çaldılar. Bu, ‘çaldılar’ lafını kullanıyorum, çünkü tescilli. Niye tescilli? Vallahi çaldılar. Yani hakkımız olan seçimi elimizden aldılar. Sanırım bu demokrasi tokadını yedikten sonra, hukuka müdahale edip, böyle saçma sapan davalarla, ‘Ekrem’in önüne nasıl taş koyarız, set koyarız’ akıl tutulmalarını yaşamazlar.

Yaşattıklarında nasıl fark yediklerini bir kez gördüler. Eğer bir kez daha görmek istiyorlarsa, ‘Hadi yapın bakalım’ diyorum, hadi bakalım tenezzül edin, bakın ne oluyor? Tavsiyem şu; biz, milletin bileğiyiz. Bilek güreşine hazırız. Mertçe güreşimizi yapalım.

Mertçe siyasi mücadelemizi yapalım. Yarışımızı yapalım. Mertçe yarışın kazananı kaybedeni fark etmez. Bu sahayı sağlayın. Bakalım ne olacak? Ben ne olacağını biliyorum. Size de göstermekten zevk duyarım. Ben bu arada rakibimi de biliyorum. Tekrar altını çizeyim. Siz de anlamışsınızdır.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu İle İmamoğlu’ndan Bir Saatlik Görüşme: Açıklama Yapılmadı

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile İBB Başkanı İmamoğlu, bir saat süren bir görüşme gerçekleştirdiler. Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu, görüşme sonrası basın mensuplarına herhangi bir açıklamada bulunmadılar.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çankaya Belediyesi’nin Ahlatlıbel Tesisleri’nde saat 09.30’da bir araya geldi.

Ekrem İmamoğlu ile İle Kılıçdaroğlu arasındaki basına kapalı görüşme bir saat sürdü. Farklı araçlarla tesisten ayrılan Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu, basın mensuplarına herhangi bir açıklamada bulunmadı.

4-5 Kasım’da 38’inci Olağan Kurultayı’nı gerçekleştirecek CHP’de kurultay gündemi devam ediyor. Kılıçdaroğlu’nun görüşmede İmamoğlu’na Kurultay Divan Başkanlığı’nı önereceği iddia edilmişti.

Gazeteci İsmail Saymaz, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu’nun divan başkanlığı konusunda anlaştığını yazdı.

Saymaz şunları söyledi: Kılıçdaroğlu, bir hafta önce İmamoğlu’na haber göndererek, kurultayda divan başkanı olması teklifini iletmişti. İmamoğlu sıcak baktığını söylemişti. Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu bugün görüştü ve anlaştı. 4 Kasım’daki CHP kurultayında divan başkanlığını İmamoğlu yapacak.

Paylaşın

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu: İstanbul İttifakı Devam Ediyor, İYİ Parti De Var

“İYİ Parti’siz İstanbul İttifakı olur mu?” sorusuna cevap veren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İlk andan itibaren bir İstanbul İttifakı mottosunu gerçekleştirmiştik. Devam edeceğini düşünüyorum, her daim. Benim bugün yaptığım savununun içerisinde hala Millet İttifakı da var İYİ Parti de var. Tabii bugün partilerin iç mekanizmalarıyla ilgili kararlara benim yorum yapmam asla yakışmaz” dedi ve ekledi:

“Ama son ana kadar her türlü ittifak kurulabilir inancımı devam ettiriyorum. Ben o ihtimal bitmeden İYİ Parti’yle ittifak yapılmayacakmış gibi yorumlara asla girmem. İBB Başkanı ve CHP Ailesi’nin güçlü bir ferdi olarak, bu iktidarı hem yerelde hem genelde elde etmemiz için bizim ihtiyacımız olan şey, önümüzdeki kurultayda değişimdir. O güne kadar adaylıklar nasıl olur bakarız, inceleriz. Oturur en doğru kararı kurultay delegeleri olarak veririz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Adayı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu makamlarında ziyaret etti. Özel ve İmamoğlu, görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; İlk söz alan Ekrem İmamoğlu, “Biz zaten Sayın Başkanımızla istişare içerisindeyiz. Fikirlerimizi paylaştığımız, birbirimizi beslediğimiz, güçlendirdiğimiz, özellikle genel seçim sonrası yoğun bir temas yaşadığımız yol arkadaşımız. Elbette öncesinde de her konuyu müzakere eden bir yakınlığımız ve dostluğumuz söz konusuydu. İBB’yi ziyareti bizi oldukça mutlu etmiştir” dedi.

Özgür Özel ise sözlerine şöyle başladı: “15 Eylül günü önümüzdeki Kurultay’da genel başkan adaylığı noktasındaki irademizi açıkladığımızdan beri illeri ziyaret ediyoruz. İl kongrelerine katılıyoruz, katılamadıklarımıza da sonrasında hayırlı olsun ziyareti gerçekleştiriyoruz. İstanbul İl Kongremize katılamamıştık. Bütün ülkenin dikkatle izlediği bir kongreydi. Sonuçları açısından da çok mühim.

Daha önce CHP’deki görevini başarıyla yapmış, takdir toplamış, 40’lı yaşlarında ve kampanyasında da İstanbul İl Başkanlığı’nı nasıl yöneteceğini anlatan bir aday seçildi. Bu çok kıymetlidir. CHP kongrelerinden farklı sonuçlar bekleyenlerin hevesleri kursaklarında kaldı. Adaşım olması münasebetiyle de ayrı bir memnuiyetim var. Özgür Başkan’ı da ziyaret etmek istedik.

Bir heyetle birlikteyiz. Heyetin en yaşlısı benim. Bugünkü ziyareti genç arkadaşlarımızla yapmak da mutluluk verici. Gelirken dilek tuttuk yolda, Saraçhane’ye yaklaşırken, dedik ki, 1 Nisan günü İBB’de, Meclis çoğunluğunu da sağlamış, bugüne kadar elini kolunu bağlayan bütün engellerden kurtulmuş Ekrem İmamoğlu’nun, CHP Genel Başkanı olarak bir kahvesini içmeyi dilek olarak tuttuk. Umuyoruz ki 1 Nisan’da o ziyareti gerçekleştirme imkanımız olur. ”

“Yerel seçimi kazanacağız”

“İstanbul’da değişim rüzgarı, Ankara’daki kurultaya nasıl ulaşır?” sorusuna Ekrem İmamoğlu, “Partimizin olağan süreçleri bunlar. Mahalle, ilçe, il ve kurultay. Bazen arzu etmediğimiz anlar yaşanabilir. Doğaldır, kolay değil. Ama her yönüyle çok güçlü bir demokrasi iradesi konuyor partimizde. Arkadaşlarımın ifadesine göre 10 bine yakın insan bizimle kongre temaşasını yaşadı. Bu seçimin mutlaka Türkiye’ye dönük siyasi sonuçları olur.

İstanbul, Türkiye’nin her yerdeki lokomotif gücüdür. Tabii ki kurultaya da etki edecek sonuçları olur. Benim tek arzum var, kurultay, halkımızın istediği ne var ise A’dan Z’ye onun sonucunu bize gösterecek ve o, bizi daha güçlü kılacak. O güçle yerel seçimi kazanacağız. Ve ardından sağlıklı bir menzil planı yaparak 2028’e, 2029’a çok daha iyi noktada kavuşacağımızı arzu ediyorum” yanıtını verdi.

Özgür Özel ise soruyu şöyle cevapladı: “İBB ve 14 belediye başkanımızın çabalarının bir an önce İstanbullulara en doğru şekilde anlatılıp önümüzdeki seçime doğru kol kola ilerlenilmesi gerekiyordu. Bu sürecin başlamış olmasından dolayı büyük memnuniyet duyuyorum.

Özellikle il başkanımızın ilçe başkanlığından gelmiş olması, 39 ilçenin hem beklentilerini hem nasıl birlikte çalışabileceklerini çok iyi tarif edebilen bir imkan yaratacak. Seçimin sayısal sonuçlarıyla Ankara’da oylar sayılırken ilgileniriz. Seçimin doğurduğu tüm sonuçlardan memnunuz. İstanbul İl Başkanlığı’nda da hem İstanbul’un bütünlüğünü sağlayacak hem Genel Merkez’le uyumlu çalışabilecek kadrolar göreve geldiler. Biz, onlarla çalışmak için gün sayıyoruz.”

“İYİ Parti’siz İstanbul İttifakı olur mu?” sorusuna ise Ekrem İmamoğlu şu yanıtı verdi: “İlk andan itibaren bir İstanbul İttifakı mottosunu gerçekleştirmiştik. Devam edeceğini düşünüyorum, her daim. Benim bugün yaptığım savununun içerisinde hala Millet İttifakı da var İYİ Parti de var. Tabii bugün partilerin iç mekanizmalarıyla ilgili kararlara benim yorum yapmam asla yakışmaz.

Ama son ana kadar her türlü ittifak kurulabilir inancımı devam ettiriyorum. Ben o ihtimal bitmeden İYİ Parti’yle ittifak yapılmayacakmış gibi yorumlara asla girmem. İBB Başkanı ve CHP Ailesi’nin güçlü bir ferdi olarak, bu iktidarı hem yerelde hem genelde elde etmemiz için bizim ihtiyacımız olan şey, önümüzdeki kurultayda değişimdir. O güne kadar adaylıklar nasıl olur bakarız, inceleriz. Oturur en doğru kararı kurultay delegeleri olarak veririz.”

İstanbul İl Kongresi’nde Cemal Canpolat’ın kullandığı ifadelerle ilgili gelen bir soruya ise İmamoğlu, “Sayın Cemal Canpolat’la ben haziranın ortasından itibaren belki 30’a yakın görüşmüşüzdür. O mikrofonda dile getirdiklerinin binde birini bana söyleseydi orada söylediklerini belki makul karşılardım” yanıtını verdi.

Özgür Özel ise, “TBMM’den sonraki ikinci büyük meclis İBB Meclisi. Bizim kongremizde aile içerisinde kullanılan ifadeler her iki meclisin gündemine giriyorsa orada yanlış yapılmış demektir. Bunun dışında bir değerlendirmeye gerek yok” dedi.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu: İstanbul’u Kazanacağız

Partisinin İstanbul İl Kongresi’nde konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bugün burada partimizi yenilemek ve ayağa kaldırmak için birlikteyiz. Biz, vakti geldiğinde yenilenme için gereken enerji ve cesareti göstermeyi bilen bir partiyiz. Partimizi yenilerken birilerini dışlayan anlayış bizim anlayışımız olmaz. Buradan birleşerek çıkacağız. Buradan güçlenerek çıkacağız. Bu amaçlar için hepinizi, hep birlikte, omuz omuza çalışmaya davet ediyorum” dedi ve ekledi:

“Şuna inanın, İstanbul’u kazanacağız. İstanbul’daki 39 ilçenin tamamında iddia koyacağız. En az 30 ilçede çok daha büyük bir iddia koyacağız ve kazanacağız. Birlikte İstanbul İttifakını kuracağız. Bu yolculuk, zafere giden bir yolculuktur. Bu yolculuğun sonunda CHP kazanacak. Ama bu yolculuğun sonunda millet kazanacak. CHP’nin her bir üyesi, her bir seçmeni sonuçta milletin kazanacağını bilerek çalışacak. İlk işimiz Mart 2024’te yerel seçimlerde Türkiye çapında yeni bir zafere imza atmaktır. Ülkemizin dört bir yanında çok daha fazla belediyeyi kazanmaktır.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 38. Olağan İstanbul İl Kongresi, Haliç Kongre Merkezi’nde yapılıyor. Kongrede İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’da bir konuşma yaptı. Gazete Pencere‘nin aktardığına göre, İmamoğlu, konuşmasında şunları söyledi:

“Değerli dava arkadaşlarım, her birimiz için çok önemli günlerden geçiyoruz. Partimizin tam 100’üncü yaşını kutladık. 6 Ekim 2023şehrimizin düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yılını kutladık. Birileri bu millete yıllarca bugünlerin önemlerini unutturmak istediler. Düşününüz bu aziz şehir, tam 5 yıl boyunca işgal altında kaldığını. 5 saniye tahammül edebilir miyiz? İşte bu milletin istiklal mücadelesini küçümseyen o akıl.

Bunları bilmeden ya da bilerek milletin ayağa kalkışını İstiklal mücadelesini, özgürlük mücadelesini yok saymaya çalışmışlardır. Bundan tam 100 yıl önce Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının kararlı mücadeleleri sonunda İstanbul işgalden kurtarılmıştır. Bu kurtuluşu bize sağlayan başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ve bu milletin büyükleri dedeleri ve nineleri her birisine minnetle yad ediyorum ruhları şad olsun.

Yine bu yıl, 24 Temmuz 2023’te bu memleketin teminatı olmuş olan Lozan Antlaşması’nın 100’üncü yılını kutladık. Bundan tam üç hafta sonra ise 29 Ekim 2023’te ise Cumhuriyetimizin hep birlikte 100’üncü yılını kutlayacağız. 100’üncü yılı Cumhuriyetimizin kutlu olsun. Bin yaşa Cumhuriyet. Bu tarihlerin her biri, bu büyük ülkenin, bu köklü partinin ve milletimizin her bir ferdinin gurur duyduğu, bizi biz yapan başarıların tarihidir. Cumhuriyetimizin, partimizin ve İstanbul’un kurtuluşunun işte bütünün 100. yılını bu yıl bizler yaşadık ve yaşatıyoruz. Elbette daha güçlü yaşamak isterdik, elbette daha mutlu yaşamak isterdik, elbette daha gururlu yaşamak isterdik, ama başaracağız, başaracağız, başaracağız asla vazgeçmeyeceğiz.

Sevgili yol arkadaşlarım, CHP, tarihsel olarak büyük bir davanın, sarsılmaz bir mücadele azminin ve mazlum dünya halklarına ilham kaynağı olmuş ulusal bir zaferin adıdır. Bu ülkenin kurtuluş ve kuruluş tarihi, çok partili demokratik rejime geçiş dönemi, 1960’ların 70’lerin siyasi ve toplumsal gelişmeleri, CHP’yi anmadan anlaşılamaz, anlatılamaz. Hepimizin asli görevi, dünya tarihinin en müstesna başarılarından birine imza atmış olan partimizin tarihi rolünü hatırlayarak yenilenmesi ve güçlenmesi için çalışmaktır.

Bakınız bugün Orta Doğu’da yeniden ne yazık ki çok kötü günler yaşanıyor. Buradan söylüyorum kendine miras bırakılmış olan ‘Yurtta Sulh Cihanda Sulh’ kimliğine sahip CHP iktidarındaki bir Türkiye’nin ne kuzeyinde bir savaş olur ne güneyinde savaş olur. CHP, 21’inci yüzyılda mazlum milletlerin çıkışı olur. Onun için bu ortamda bu salonda görev alan sizler, sadece CHP’nin bir üyesi bir delegesi olduğunu düşünmeyin. İstanbul’un kaderi, Türkiyemizin kaderi ve yakın coğrafyanın kaderinin elinizde olduğunu unutmayın. CHP’nin iktidarının yakın coğrafya için de ülkemiz için de ne kadar önemli olduğunu hafızanızda hep sıcak tutun.

İstanbul’u devraldığımızı zamanı hatırlayalım. 2019’da diğer tüm belediye başkanları nisan ayında işbaşı yapmışken, biz, nasıl ve neden temmuzda işe başlayabildik. Hatırlayalım o günleri. Bize mazbatanın bir türlü verilmeyişini, hakkı ve hukuku çiğneyerek verildikten 18 gün sonra seçimlerin gayri hukuki ve gayri ahlaki bir şekilde iptal edilişini, sonra 23 Haziran için hep beraber sandıklarda buluştuğumuzu, oy çuvalları üzerinde sabahladığımızı, sırt sırta vererek dünyaya ilham kaynağı olan bir demokrasi zaferini nasıl başardığımızı hatırlayalım…

Bizler Türkiye demokrasi tarihinin en büyük mücadelesini vererek 806 bin oy farkı ile hep birlikte yeniden kazandık. 2019 seçimleri başta CHP’liler olmak üzere Türkiye demokratlarının ortak gururu ve başarısıdır. Pandemi ve iktisadi kriz hukuk dışı ahlak dışı engellemeleri yaşadık.

Bunları bahane olarak kullanmadık, kimseyi aç bırakmadık, açıkta bırakmadık. Belediyemiz İstanbul tarihinin ilk öğrenci yurtlarını, kreşleri açtı. Kamucu, halkçı sosyal demokrat belediyecilik bu değil midir? Yurtlar bir takım dernek ve vakıflara teslim edilmiyor. Hadi işine git diyeceğim ama işi gücü yok… Siyaset aile mesleği değildir kendini adama işidir. 4,5 yılda 5 bin öğreniciye yurt yapan anlayış İstanbul’da 25 yıl iktidar olsa neler yapar neler.

Parti olarak elbette konuşmamız gerekenler var. Pek çok vatandaşımız tarafından uzunca bir süredir iktidar olma ve ülkeyi yönetme hevesinden, kararlılığına ne yazık ki karşılık veremeyen bir parti olarak görülüyoruz. Her birimiz kurucu genel başkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün her şartta mücadele eden, hedefe ulaşmak için sürekli yeni yollar arayan, icraatçı, projeci ve tutkulu vatan sevgisini aynı yoğunlukta taşımak, aynı enerjiyi sergilemek zorundayız.

Bu ülkenin geleceği ve bu aziz halkın refahı için, içine düştüğümüz bu zor durumdan bir an önce kurtulmak zorundayız. Parti yönetimine yönelik eleştirileri bir saldırı olarak yorumlamanın asla doğru olmadığını düşünüyorum. Parti içi demokrasiyi, bölünme ve parçalanma riskiymiş gibi göstermenin asla doğru olmadığını düşünüyorum. Parti içinde sanki ötekiler ve düşmanlar varmış gibi davranmanın ve propagandanın asla yeri yoktur. Bunlar bize yakışan veya bize fayda sağlayacak şeyler değildir. Bunlar bizim mücadele ettiğimiz yaklaşımlardır.

Birilerini işaret edip, düşmanlaştırmaya çalışanlar, CHP’nin 100 yıllık mücadelesine kötülük yaparlar. Parti hukukuna uygun olarak, şeffaf bir biçimde bu partiye üye olmuş, görev üstlenmiş ve mücadele etmiş herkese bu partide yer vardır. Kendi iradesi ve gönüllü emeğiyle bu partiye ve bu partinin mücadelesine destek vermek üzere katılan hiçbir üye ayrıma tabi tutulamaz. Bu ülkenin modern, özgür, demokrat ve müreffeh bir ülke olması için saflarımıza katılan herkese bu partide yer vardır. Bundan sonra da olacaktır. Farklılıklara saygı göstererek bir arada yaşama ve çalışma kültürünü önce partimizde sergileyerek halkımıza örnek olmalıyız.

Hayatım boyunca defalarca gerçekleştiğini gördüğüm bir sırrı sizinle paylaşmak istiyorum. Bu millet Türkiye’yi zenginleştirecek, güçlü ve adil bir Türkiye’yi inşa edecek bir seçeneği gördüğünde, tereddüt etmeden iktidara taşır. İşte bu millet, CHP’den iktidar olmasını istiyor.

İşte bizlerin görmezden gelemeyeceği ulusal ihtiyaç budur. Bununla birlikte iki görev daha veriyor. Birincisi; sıçrayarak kalkınma devrimini gerçekleştirme ve ülkemizi zenginleştirme görevidir. İkincisiyse; zenginliğimizi adil paylaşacağımız çoğulcu bir demokrasi ve sosyal bir devleti inşa etme görevidir. Bunu yaratmanın yolu ülkenin tüm vatanseverlerini birleştiren yeni, kapsayıcı ve güçlü bir vizyonun hikâyesini yazmaktır.

Türkiye’nin çoğulcu demokrasiye ve sıçrayarak kalkınmaya ihtiyacı var. Türkiye’nin ikinci yüzyılına girerken değişmeye ve bunun için yeni bir hikâyeye ihtiyacı var. Bunun için CHP’yi seçimlerden sonra kaybeden ve üzüntüden başı öne eğik üyelerinin olduğu bir parti olmaktan çıkarıp sürekli kazanan ve halkçı politikalar uygulayan devrimci parti yapmamız şarttır.

Biz bugün burada partimizi yenilemek ve ayağa kaldırmak için birlikteyiz. Biz, vakti geldiğinde yenilenme için gereken enerji ve cesareti göstermeyi bilen bir partiyiz. Partimizi yenilerken birilerini dışlayan anlayış bizim anlayışımız olmaz. Buradan birleşerek çıkacağız. Buradan güçlenerek çıkacağız. Bu amaçlar için hepinizi, hep birlikte, omuz omuza çalışmaya davet ediyorum. Şuna inanın, İstanbul’u kazanacağız.

İstanbul’daki 39 ilçenin tamamında iddia koyacağız. En az 30 ilçede çok daha büyük bir iddia koyacağız ve kazanacağız. Birlikte İstanbul İttifakını kuracağız. Bu yolculuk, zafere giden bir yolculuktur. Bu yolculuğun sonunda CHP kazanacak. Ama bu yolculuğun sonunda millet kazanacak. CHP’nin her bir üyesi, her bir seçmeni sonuçta milletin kazanacağını bilerek çalışacak. İlk işimiz Mart 2024’te yerel seçimlerde Türkiye çapında yeni bir zafere imza atmaktır. Ülkemizin dört bir yanında çok daha fazla belediyeyi kazanmaktır.

Arkasından da 2028’de Cumhurbaşkanlığını kazanıyoruz. 2029 yerel seçimlerinde çok daha büyük başarılara imza atıyoruz. Hedefimiz budur. Bu tarihleri hepimiz zihnimize kazıyalım. Bu yolculukta önümüzdeki taşları temizleyin. Ayağımıza taş değmesin. Taşları temizleyelim, yola çıkalım, yolumuz açık olsun, yolumuz iktidar olsun.”

İstanbul’un önemi ne?

İstanbul kongresi, tek belirleyici olmasa da Kasım’daki kurultaydan çıkacak sonuç için yön verici olması açısından önem taşıyor. CHP’nin İstanbul’daki delege sayısının büyüklüğü de sayısal açıdan kongreye ayrı önem kazandırıyor. İstanbul 196 delege ile Kasım’daki büyük kurultayda belirleyici bir konuma sahip. Bu sayı, doğal delegelerle birlikte 250’nin üzerine çıkıyor.

İstanbul’u kazanan tarafın kurultay için önemli bir moral üstünlük kazanacağı belirtilmesine karşılık, il ve kurultay seçimleri için iki farklı tutum alacağını belirtenler de bulunuyor.

Bu isimlerden biri 14/28 Mayıs seçim sürecinde Kılıçdaroğlu’nun kampanyasının önemli ismi CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak. İstanbul il kongresinde değişimcilerin adayı Çelik’i destekleyeceğini açıklayan Toprak, büyük kurultayda ise Kılıçdaroğlu’ndan yana olacağını belirtiyor.

Bu örnekten hareketle her delege için net bir şekilde bir tarafın yanında olduğu söylenemediği için, İstanbul il kongresinde taraflardan birinin kazanması her ne kadar moral üstünlük verse de kurultayda kesinlikle İstanbul’u alan tarafın kazanacağı anlamına gelmiyor.

Özgür Özel, genel başkanlığını açıkladığı basın toplantısında CHP’deki mevcut delege yapısıyla genel başkana rakip bir ismin kazanmasının çok zor olduğu yorumlarının hatırlatılmasına karşılık, ”Ben CHP delegesinin aklını, vicdanını çok önemsiyorum. Atatürk’ün kurduğu partinin delegeleri en doğru kararı verir” yanıtını vermişti.

Toplam bin 370 kurultay delegesi bulunan CHP’de, kurultayda yapılacak genel başkanlık yarışında İstanbul’un yanı sıra Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerin delegeleri de etkili olacak. Ankara kongresinde genel merkezin desteklediği Ümit Erkol il başkanı seçilirken, İzmir’de de genel merkezin adayı ipi göğüsledi. Bu arada İstanbul ile aynı gün Antalya ve Trabzon’da da kongre düzenlenecek.

Kurultay öncesi il kongrelerini sürdüren CHP’de İstanbul’a kadar 46 il kongresi tamamlanmış durumda. Yeni il yönetimleriyle birlikte kurultayda oy kullanacak seçilmiş delegelerin de belirlendiği il kongreleri 15 Ekim’e kadar devam edecek.

Adaylar Canpolat ve Çelik en çok delegeye sahip olması açısından kritik olan İstanbul kongresi öncesi farklı temaslar ve mesajlarla delegeler nezdinde etkili olmaya çalışıyor. Değişimcilerin adayı Bahçelievler İlçe Başkanı Özgür Çelik, “İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nun başlattığı büyük değişimi geliştirmek için göreve talip olduğunu” belirtirken, tüm delegelerden oy istediğini kaydetti.

Genel merkezin adayı olan ve 2015-2018 yılları arasında, Canan Kaftancıoğlu’ndan önce CHP İstanbul İl Başkanlığı görevini yürüten Canpolat ise, kongre öncesi taahhütlerini anlatan bir bildirge yayımladı. “Parti içi iktidara değil ülkede iktidara odaklanma” çağrısı yapılan bildirgede, “CHP’yi çürümüş bu düzene karşı siyasi meydan okumanın merkezi yapalım! İstanbul Büyükşehir Başkanlığını yeniden kazanalım! 14 ilçedeki belediye sayımızı ikiye katlayalım” denildi.

Kılıçdaroğlu ve genel merkeze yakın parti yöneticilerinin yanı sıra değişimci kanadın ve onlara destek olan İmamoğlu’nun kongrede ipi göğüsleyebilmek için İstanbul delegeleriyle birebir temas kurdukları belirtiliyor.

Bu arada Kılıçdaroğlu her ne kadar kongreye katılmasa da son iki gün İstanbul’da farklı programlar düzenleyerek görünürlüğünü ortaya koymaya çalıştı. Bu kapsamda CHP lideri dün Gezi Parkı davası kapsamında Marmara Cezaevi’nde tutuklu olan Can Atalay, Osman Kavala ve Tayfun Kahraman’ı, ayrıca İstanbul Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde Çiğdem Mater ve Mine Özerden’i ziyaret etti.

Özgür Özel ise geçen Cuma günü Diyarbakır İl Kongresi’ne katılarak bir konuşma yaptı. Özel, “Kürt sorununu biliyor ve siyaseten istismar etmeden çözmeye söz veriyorum” diye konuştu. Özel’in İstanbul kongresinin yapılacağı gün, Antalya ya da Trabzon kongresine katılması bekleniyor.

Bu arada Özel birkaç gün önce İstanbul’da gazetecilerle buluşmasında, yarınki kongreyi Çelik’i destekleyen “değişimcilerin kazanması halinde kurultayda çok rahatlayacaklarını” söylerken, Canpolat’ın kazanması halinde ise kurultayda başa baş hale gelineceğini belirtti.

Özel, “Kazanırsak bizim lehimize getirecek bir matematik oluşturur, kaybedilirse ise morallerin düştüğü bir süreç başlayabilir. Ankara’da gazeteciler, ‘İstanbul’da güneş açmadan Türkiye’ye yaz gelmez’ derler. O seçimden sonra kazanacak tarafa yakın olma beklentisi güçlenir. Biz yine de 600 oydan emin olarak kurultayda salona girmek istiyoruz” diye konuştu.

Paylaşın