Bireysel Kredi Ve Kredi Kartı Borçları 3 Trilyona Dayandı

Vatandaşın bireysel kredi ve kredi kartı borçları 8 -15 Mart haftasında 2 trilyon 973 milyar lira oldu. Söz konusu haftada bireysel kredi borçları 1 trilyon 642 milyar lira, kredi kartı borçları ise 1 trilyon 330 milyar lira oldu.

Bankaların, icra takibine aldığı alacakları 54.6 milyar liraya çıkarken, batık tüketici kredilerinde yılbaşından bu yana 9.3 milyar liralık artış gözlendi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) haftalık ekonomi raporuna göre bankalara ve diğer tüketici finansman kuruluşlarına bireysel kredi borcu bulunan vatandaşların sayısı ocakta geçen yılın aynı ayına göre 739 bin kişi daha artarak 40 milyon 30 bine ulaştı.

Aynı dönemler itibarıyla bankalara kredi kartı borcu bulunan vatandaşların sayısı 2 milyon 636 bin kişi artarak 36 milyon 825’e çıkarken, kredili mevduat borcu bulunanların sayısı da 1 milyon 297 bin artarak 28 milyon 865 bine çıktı.

Raporda Merkez Bankası’nın kredi kartı ve kredili mevduat hesaplarının faizinin aylık yüzde 5’e kadar çıkarılmasına olanak tanındığı ve tüketici kredisi faizlerinin de yükseldiği hatırlatılarak, tüketicilerin bankalara olan borçlarının yılın başından bu yana 245 milyar lira arttığı kaydedildi.

Sözcü’de yer alan habere göre, vatandaşın bireysel kredi ve kredi kartı borçları 8 -15 Mart haftasında 2 trilyon 973 milyar lira oldu. Söz konusu haftada bireysel kredi borçları 1 trilyon 642 milyar lira, kredi kartı borçları ise 1 trilyon 330 milyar lira oldu.

CHP’nin raporuna göre bankaların, icra takibine aldığı alacakları 54.6 milyar liraya çıktı. Batık tüketici kredilerinde yılbaşından bu yana 9.3 milyar liralık artış gözlendi.

Varlık yönetim şirketlerinin kontrolünde ise 41 milyar liralık batık tüketici kredisi alacağı bulunduğu belirtilen raporda vatandaşların faiz ve icra masrafları hariç 86 milyar liraya yakın icralık borcu bulunduğu belirtildi.

Paylaşın

Ekonomik Krizin Faturası Dönüp Dolaşıp Vatandaşa Kesiliyor

Seçimlerden sonra TBMM’ye vergi torbası gelmesi bekleniyor.  Bu yıl devletin almaktan vazgeçeceği vergi ve gelirlerin toplamı 947 milyar lirayı aşıyor. Bu kaynağın yarısının toplanmasına karar verilmesi halinde vatandaşın cebinden yaklaşık 500 milyar lira çıkması ve devletin kasasına girmesi öngörülüyor.

Ayrıca yüzde 20’nin altında kalan ürün ve hizmetlerin KDV oranları ile ÖTV’de yapılacak artışların da etkisiyle seçimlerden sonra vatandaşın üzerine yeni zamlar yağması bekleniyor. Çünkü alınmayan KDV’ler alınmaya başladığında ya da yüzde 1 ile 10 uygulanan mal ve hizmetlerin KDV’si arttırıldığında, fatura dönüp dolaşıp nihai tüketiciye, yani vatandaşa çıkıyor.

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre; İktidarın bütçe giderlerini karşılayabilmek için seçimlerden sonra Katma Değer Vergisi (KDV) ve Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) başta olmak üzere birçok vergide değişikliğe gideceği ifade edildi. Ayrıca devletin almaktan vazgeçtiği ya da iade ettiği vergi ve gelirlerin bir kısmının da tahsilatına başlanacağı belirtildi.

Tüm bunlar için seçimlerden sonra TBMM’ye vergi torbası gelmesi bekleniyor.  Bu yıl devletin almaktan vazgeçeceği vergi ve gelirlerin toplamı 947 milyar lirayı aşıyor. Bu kaynağın yarısının toplanmasına karar verilmesi halinde vatandaşın cebinden yaklaşık 500 milyar lira çıkması ve devletin kasasına girmesi öngörülüyor.

“Fatura dönüp dolaşıp vatandaşa çıkıyor”

Ayrıca yüzde 20’nin altında kalan ürün ve hizmetlerin KDV oranları ile ÖTV’de yapılacak artışların da etkisiyle seçimlerden sonra vatandaşın üzerine yeni zamlar yağması bekleniyor. Çünkü alınmayan KDV’ler alınmaya başladığında ya da yüzde 1 ile 10 uygulanan mal ve hizmetlerin KDV’si arttırıldığında, fatura dönüp dolaşıp nihai tüketiciye, yani vatandaşa çıkıyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, muafiyet ve istisna sağlanan vergi ve gelirleri incelemeye aldıklarını, muafiyet ile istisnaların bir bölümünü kaldıracaklarını söyledi. Bu yıl devletin ret ve iade edeceği 947 milyar liranın 928 milyar lirasını vergiler, vergilerin de 844 milyarını KDV oluşturuyor.

Altın, gümüş, platin arama faaliyetleri ile külçe altın ve gümüş ile elmas ve pırlanta gibi kıymetli taşların ithali ve borsada el değiştirmesinden KDV alınmıyor. Liman ve havaalanı yapanlarla dini tesis yapanlar, bağışlayanlar da KDV’den muaf. Daha yüzlerce muafiyet alanı bulunuyor.

Türkiye’de KDV’de muafiyet ve istisnalar dışında yüzde 1, yüzde 10 ve yüzde 20’lik oranlar uygulanıyor. İktidarın, temel gıda maddelerinden oluşan yüzde 1’lik gruptaki bazı ürünlerin KDV’sini yüzde 10’a, yüzde 10 olan giyim, atık su, köprü ve otoyol geçiş ücretleri gibi bazı mal ve hizmetlerin KDV’sini de yüzde 20’ye çıkarması bekleniyor.

Ayrıca düşük oranlı ÖTV mal ve hizmetlerde oran artışı da beklenen önlemler arasında yer alıyor. ÖTV ve KDV artışıyla vatandaşın vergi yükünün daha da ağırlaşması bekleniyor.

Paylaşın

Sanayi Sektöründe Kritik Döneme Girildi

Başta finansman olmak üzere çeşitli operasyonel maliyetlerde yaşanan yüksek artışlar üretim koşullarını giderek daha zorlu hale getirirken, sanayi için kritik bir döneme girildi.

TÜİK’in açıkladığı Sanayi Üretim Endeksi verilerine göre, 2019, 2020 ve 2021 yıllarında gözlenen peş peşe artışların ardından, 2022 yılında frene basıldı. Sanayi üretimi 2022 yılında yüzde 0,2 daralırken, geçen yılın tamamında yüzde 1,6 gibi sınırlı bir artış kaydedildi.

Arındırılmamış veriyle ise sanayi üretimi 2022’de yıllık yüzde 1,28, 2023 yılında ise yüzde 1,33 oranında geriledi. Oysa 2019’da yüzde 8,6 artışın yaşandığı sanayi üretimi, pandemi yılı olan 2020’de dahi yüzde 9 artmış; 2021’de de talep koşullarındaki canlılığın etkisiyle artış oranı yüzde 14,4’e ulaşmıştı.

Sanayi üretimde son 2 yılda görülen düşük seyrin en önemli nedenlerinden biri ihracat pazarlarındaki durgunluk ve zayıf talep… Buna finansmana erişim sorunları ve operasyonel maliyetlerdeki artış da etkilenince üretimdeki yavaşlama daha da belirginleşti.

Ekonomim’in aktardığına göre, sanayi üretimi düşerken tüketim harcamalarındaki artış Türkiye’nin büyüme kompozisyonuna ilişkin endişeleri artırdı. 2022’de frene basan sanayi üretimi, geçen yıl da sadece yüzde 1,6 arttı. Buna karşın tüketim harcamalarının GSYH’deki payı, son 5 yılın zirvesine çıktı.

Sanayi üretimi ile tüketim harcamaları arasındaki korelasyon bozuldu. Sanayi üretimi 2023’te yıllık yüzde 1,6 artarken; 2023 GSYH verilerinde üretim yöntemiyle hesaplamada sanayi sektörü sadece yüzde 0,8 büyüdü. Tüketim malları ithalatı geçen yıl yüzde 56,3 artarken, toplamdaki payı 2022’deki yüzde 8,4 seviyesinden 2023’te yüzde 13,2’ye çıktı.

Vatandaşın tüketim harcamaları yüzde 12,8 arttı. Türkiye’nin üretim ve tüketim verileri arasındaki çarpıklık, sağlıksız büyüme endişelerini artırıyor. Başta finansman olmak üzere çeşitli operasyonel maliyetlerde yaşanan yüksek artışlar üretim koşullarını giderek daha zorlu hale getirirken, sanayi için kritik bir döneme girildi.

TÜİK’in açıkladığı Sanayi Üretim Endeksi verilerine göre, 2019, 2020 ve 2021 yıllarında gözlenen peş peşe artışların ardından, 2022 yılında frene basıldı. Sanayi üretimi 2022 yılında yüzde 0,2 daralırken, geçen yılın tamamında yüzde 1,6 gibi sınırlı bir artış kaydedildi. Arındırılmamış veriyle ise sanayi üretimi 2022’de yıllık yüzde 1,28, 2023 yılında ise yüzde 1,33 oranında geriledi.

Oysa 2019’da yüzde 8,6 artışın yaşandığı sanayi üretimi, pandemi yılı olan 2020’de dahi yüzde 9 artmış; 2021’de de talep koşullarındaki canlılığın etkisiyle artış oranı yüzde 14,4’e ulaşmıştı. Sanayi üretimde son 2 yılda görülen düşük seyrin en önemli nedenlerinden biri ihracat pazarlarındaki durgunluk ve zayıf talep… Buna finansmana erişim sorunları ve operasyonel maliyetlerdeki artış da etkilenince üretimdeki yavaşlama daha da belirginleşti.

Çarklar 2 yıldır yavaş dönüyor

Sanayi üretimindeki bu tablo, Türkiye’nin GSYH verilerine de yansıdı. Türkiye’nin yüzde 4,5 büyüme ile kapattığı 2023 yılında, üretim yöntemiyle hesapta sanayi sektörü yüzde 0,8 büyürken, büyümeye katkısı yüzde 0,16 oldu. Böylece sanayi sektörü Türkiye’nin büyümesine, inşaat ve hizmetler sektöründen daha zayıf bir katkı sağlamış oldu.

Oysa sanayi sektörü TÜİK verilerine göre 2021’de yüzde 16,58 büyürken, GSYH’ye katkısı 3,26 puan olmuştu. 2022’de ise sanayi sektörünün büyümesi yüzde 3,3 olurken, Türkiye’nin büyümesine katkısı, bir önceki yıla göre 2 puana yakın gerileyerek 0,68 olarak gerçekleşmişti.

Tüketimin payı 5 yılın zirvesinde

Son 3 yılda yaşanan kur şokları ve yüksek enflasyon karşısında tüketiciler de “Yarın daha pahalı olacak” algısıyla hareket edince, tüketim harcamaları da tam gaz devam etti. Son 3 yıla ilişkin GSYH verilerine göre, yerleşik hanehalklarının nihai tüketim harcamaları 2021 yılında yüzde 15 artarken, büyümeye 8,94 puanlık etkisi olmuştu.

2022’de vatandaşın tüketimi yüzde 19,7 artarken, büyümeye etkisi 12,08 puan seviyesindeydi. Geçen yıl vatandaşın tüketimindeki büyüme yüzde 12,8 ile hızını 2022’ye göre düşürse de, GSYH içindeki payı yüzde 59,1 oldu. Böylece yıllık bazda bakıldığında, vatandaşın tüketiminin GSYH’den aldığı pay son 5 yılın en yüksek seviyesine çıktı. Aynı zamanda 2023’te vatandaşın harcamalarının büyümeye katkısı ise 8,83 puan oldu.

Öte yandan tüketim harcamaları, dış ticaret rakamlarında da kendini gösterdi. Buna göre Türkiye’nin tüketim malları ithalatı 2023 yılında yüzde 56,3 artarak 47,6 milyar dolar seviyesine çıkarken, toplam ithalattaki payı 2022’deki yüzde 8,4 seviyesinden yüzde 13,2’ye çıktı. Böylece oran 2016 yılından sonraki en yüksek seviyesini gördü.

2023’te tüketim malları ithalatını 18,1 milyar dolarla binek otomobiller tırmandırdı. Bu kalemde ithalat artışı yüzde 128’i buldu. İkinci sırada 7,3 milyar dolarla yarı dayanıklı tüketim malları yer alırken, dayanıklı tüketim malları ithalatı 6,9 milyar dolar, dayanıksız tüketim malları ithalatı 6,5 milyar dolar, işlenmiş tüketim malları ithalatı 4,1 milyar dolar oldu.

Bir önceki yıl, toplam tüketim malı ithalatı 30,4 milyar dolarken, ithalattaki ilk 5 kalem daha dengeli dağılmış, binek otomobil ithalatı 7,9 milyar dolarda kalmıştı.

Paylaşın

Türkiye’de Her 10 Kişiden 4’ü Et Ve Tavuk Tüketemiyor

Enflasyonun ENAG’a göre yüzde 121,98, TÜİK’e göre yüzde 67,07 olduğu Türkiye’de her 10 kişiden 4’ü, iki günde bir et, tavuk ve balık tüketebilecek finansal güce sahip değil.

İktidar ekonomiye dair pembe tablolar çizmeye, geleceğe yönelik olumlu açıklamalar yapmaya çalışsa da, açıklanan her veri yaşanan ekonomik krizi gözler önüne seriyor.

Avrupalıların yüzde 97’si iki günde bir et, tavuk, balık tüketirken Türkiye’de her 10 kişiden 4’ü, iki günde bir et, tavuk ve balık tüketebilecek finansal güce sahip değil.

Sözcü’nün haberine göre, AB resmi istatistik kurumu Eurostat’ın verilerine göre, 27 üyeli AB ülkelerinde 2 günde bir et, tavuk veya balık tüketemeyenlerin oranı 2022’de yüzde 8.3 oldu. Yani Avrupalıların yüzde 91.7’si iki günde bir et, tavuk, balık tüketmekte zorlanmıyor.

Avrupa ülkeleri arasında en yüksek oranlar yüzde 22.1 ile Romanya ve yüzde 21.6 ile Bulgaristan’da görüldü. İki günde bir et, tavuk tüketmekte en az zorlanan ülkeler de yüzde 1.4 ile İrlanda ve yüzde 1.5 ile Güney Kıbrıs Rum Kesimi oldu.

TÜİK’in en güncel verilerine göre 2023’te de nüfusun yüzde 39.2’si iki günde bir et, tavuk ya da balık içeren yemek masrafını karşılayamıyor.

Enflasyon ENAG’a göre yüzde 121,98, TÜİK’e göre yüzde 67,07

Öte yandan Akademisyenlerin ve ekonomistlerin bağımsız biçimde oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), şubat ayı enflasyon verilerini açıkladı.

Buna göre, günlük fiyat değişimlerinden elde edilen ENAG Fiyat Endeksi (E-TÜFE) aylık aylık bazda yüzde  4,32 arttı. ENAG, yıllık enflasyonu yüzde 121,98 olarak hesapladı.

Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre enflasyon, Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 4,53 geçen aralık ayına göre yüzde 11,54 bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 67,07 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 55,91 olarak gerçekleşti.

TÜİK’e göre TÜFE’de bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 43,44 ile giyim ve ayakkabı, en fazla artış gösteren ana grup ise yüzde 94,78 ile lokanta ve oteller oldu.

Ana harcama grupları itibarıyla şubat ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup yüzde 0,20 ile giyim ve ayakkabı, en fazla artış gösteren ana grup ise yüzde 12,76 ile eğitim.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) geçen ay 2023’te yıllık enflasyonu yüzde 64,77 olarak açıklamıştı. ENAG’a göre ise Türkiye’de 2023’te yıllık enflasyon yüzde 127,21 olarak gerçekleşmişti.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Habertürk TV ve Bloomberg HT ortak yayınında ekonomi gündemine dair yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Enflasyonda trend programla uyumlu bir şekilde. Ocak ayında enflasyon bir miktar yüksek çıktı. Şubat’ta onun devamı olabilir. Mart’tan itibaren enflasyon trende oturacaktır. Ama yıllık enflasyon yüksek kalacak.”

Paylaşın

Dünyanın Üçüncü Büyük Ekonomisi Artık ‘Almanya’

Geçen yılın sonunda beklenmedik bir şekilde resesyona giren Japonya, dünyanın üçüncü büyük ekonomisi olma unvanını Almanya’ya kaptırdı. Hindistan’ın 2026 yılında hem Japonya’yı hem de Almanya’yı geçmesi bekleniyor.

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre; Japonya’nın 2023 yılı gayrisafi yurtiçi hasılası dolar bazında yüzde 1,9 büyümesine rağmen 4,2 trilyon dolar olurken, Almanya’nın 4,5 trilyon dolar oldu.

Ekonomistlere göre pozisyonlardaki değişim, 2023 yılında yüzde 0,3 daralan Alman ekonomisinin Japonya’dan daha iyi performans göstermesinden ziyade, Japon para birimi yenin dolar karşısındaki keskin düşüşünü yansıtıyor.

Japon para birimi ABD para birimi karşısında 2022 ve 2023 yıllarında neredeyse beşte bir oranında, geçen yıl ise yaklaşık yüzde yedi oranında değer kaybetti.

Bunun nedeni kısmen, yükselen enflasyonla mücadele etmek için borçlanma maliyetlerini artıran diğer büyük merkez bankalarının aksine, Japonya Merkez Bankası’nın fiyatları artırmak amacıyla negatif faiz oranlarını sürdürmesiydi.

Almanya’nın büyük ölçüde ihracata bağımlı üreticileri, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından yükselen enerji fiyatlarından özellikle olumsuz etkilendi.

Avrupa’nın en büyük ekonomisi, Avrupa Merkez Bankası’nın Euro Bölgesi’nde faiz oranlarını yükseltmesinin yanı sıra bütçe konusundaki belirsizlik ve kalifiye işgücündeki kronik sıkıntılar nedeniyle de sekteye uğradı.

Her ne kadar zayıf yen ihracatı daha ucuz hale getirse de Toyota gibi büyük firmaların Çin gibi kilit pazarlardaki zayıflığı dengelemesine yardımcı oldu.

Perşembe günü açıklanan veriler Japonya ekonomisinin 2023’ün son üç ayında bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,1 oranında küçüldüğünü ve yüzde 0,2’lik büyüme beklentisinin altında kaldığını gösterdi.

Üçüncü çeyrek büyümesi de aşağı yönlü revize edilerek negatif yüzde 0,8 olarak açıklandı ve bu da Japonya’nın 2023’ün ikinci yarısında teknik resesyonda olduğu anlamına geliyor.

Paylaşın

Emeklilerin Milli Gelirden Aldıkları Pay Yüzde 4,46’ya Kadar Düştü

Emekli aylıklarının gayrisayfi milli hasılaya (GSYH) oranı 2022 yılında yüzde 4,46’ya kadar geriledi. Emekli aylıklarının GSYH’ye oranı 2003 yılında yüzde 5,33 idi.

Kademeli şekilde artan bu oran 2009’da yüzde 6,82’ye; 2016 yılında ise yüzde 7,05’e yükseldi. 2020 yılında bu oran yüzde 6,79 oldu.

Bu esnada emeklilerin nüfusa oranı ise düzenli şekilde arttı. 2003’te her 100 kişiden 10’u emekli iken bu sayı 2022’de 16’nın üstüne çıktı. Ekim itibarıyla emekli kişi sayısı 15 milyon 851 bin oldu. 2003 yılında emekli sayısı 6,8 milyon idi.

Öte yandan, en düşük emekli maaşının asgari ücrete oranında en kötü yıl 2023 olurken bu oran 2024 yılında daha da kötü hale geldi.

Milyonlarca emekli resmi enflasyondan düşük zam aldı. Son 6 aylık enflasyon yüzde 38 olmasına rağmen Hazine destekli en düşük emekli maaşı 7 bin 500 liradan 10 bin liraya çıktı. Bu da en düşük emekli maaşına yüzde 33 zam demek.

Nüfusa oranı artan emeklilerin milli gelirden aldığı pay da geriliyor. Özellikle 2021 ve 2022 yıllarında emeklilerin gayrisayfi milli hasıladan (GSYH) aldıkları pay oldukça azaldı.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve TÜİK verilerine göre 2009 yılında emekli aylıklarının gayrisafi milli hasılaya oranı yüzde 6,82 idi. Yani, milli gelirin yüzde 6,82’si emekli maaşlarına gidiyordu. 9,2 milyon emeklinin maaşı için 68,6 milyar lira ödenirken Türkiye’nin üretim yöntemine göre cari fiyatlarla GSYH’si 1 trilyon 6 milyar lira idi.

2022 yılında ise emekli sayısı 13.9 milyon olurken bu kişilerin yıllık maaş ödemesi 668,8 milyar lira oldu. 2022’de GSYH ise 15 trilyon 11 milyar lira gerçekleşti. Böylece emekli aylıklarının GSYH’ye oranı 4.46’ya kadar düştü. Üstelik bu zaman diliminde emekli sayısının nüfusa oranı yüzde 12,6’dan yüzde 16,3’e çıktı.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; Emeklilikte Adalet Derneği 21 Ocak 2024’te İstanbul’da miting düzenleyerek emeklilerin yaşadıkları geçim sıkıntısına ve emekli maaşlarının diğer ücretler karşısında giderek gerilemesine isyan etti.

Birçok veri özellikle 2021 ve 2022’de emekli maaşlarının diğer aylıklara göre nasıl azaldığının ve emeklilerin milli gelirden aldıkları payın nasıl düştüğünü gösteriyor. Emekli aylıklarının GSYH’ye oranı 2003 yılında yüzde 5,33 idi. Kademeli şekilde artan bu oran 2009’da yüzde 6,82’ye; 2016 yılında ise yüzde 7,05’e yükseldi. 2020 yılında bu oran yüzde 6,79 oldu.

2021’de yüzde 5,21’e gerileyen emekli aylıklarının GSYH’ye oranı 2022’de yüzde 4,46’ya kadar geriledi. Bu AK Parti’nin iktidarda olduğu son 20 yılın en düşük değeri oldu. Bu esnada emeklilerin nüfusa oranı ise düzenli şekilde arttı. 2003’te her 100 kişiden 10’u emekli iken bu sayı 2022’de 16’nın üstüne çıktı.

Hazine’den SGK’ya yapılan kaynak aktarımında düşüş

SGK’nın gelirleri emekli aylıkları ve diğer masrafları karşılamaya yetmiyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı SGK’ya kaynak aktarıyor. Buna bütçe transferi deniliyor. Bütçe transferlerinin GSYH’ye oranı 2022 yılında büyük bir düşüş gösterdi.

2008 yılında bütçe transferlerinin GSYH’ye oranı yüzde 3.49 idi. Bu oran 2020 yılında yüzde 4.93’e kadar çıktı. Ancak önce 2021’de yüzde 3,47’ye; sonra da 2022 yılında yüzde 2,56’ye kadar geriledi. Bu da 2008’den bu yana en düşük değer oldu.

2023 yılı tamamlanmadan emekli sayısı 16 milyona dayandı. Ekim itibarıyla emekli kişi sayısı 15 milyon 851 bin oldu. 2003 yılında emekli sayısı 6,8 milyon idi. Öte yandan, en düşük emekli maaşının asgari ücrete oranında en kötü yıl 2023 olurken bu oran 2024 yılında daha da kötü hale geldi.

Paylaşın

Milyarderlerin Serveti Hızla Artıyor!

Londra merkezli yardım kuruluşu Oxfam’ın yayınladığı veriler, dünyanın en zengin beş kişisine ait servetin, 2020 yılından bu yana her saat 14 milyon dolar arttığını ve toplam servetlerinin 405 milyar dolardan, 869 milyar dolara yükseldiğini ortaya koyuyor. 

Haber Merkezi / Bütün dolar milyarderlerinin toplam serveti ise küresel enflasyon oranından üç kat daha hızlı büyümüş durumda. Diğer tarafta ise raporda, dünya genelinde en yoksul kesimi oluşturan 4,77 milyar insanın, bir başka deyişle dünya nüfusunun yüzde 60’ının servet kaybının, 2020’den bu yana 20 milyar dolara ulaştığı vurgulanıyor.

791 milyon işçinin maaşlarının enflasyon oranında artmadığı ve her bir işçinin son iki yılda ortalama bir maaş kaybı olduğu da raporun aktardığı çarpıcı verilerden biri.

Dünya genelinde son yıllarda yaşanan kriz ve savaşlar yoksullarla zenginler arasındaki makasın daha da açılmasına neden oldu. Londra merkezli yardım kuruluşu Oxfam’ın, Davos Dünya Ekonomik Forumu’nun açılışından önce yayınladığı rapora göre, dünyanın, hepsi de erkek olan en zengin beş insanı, 2020 yılından bu yana servetlerini ikiye katlamış durumda.

Rapor, aynı dönemde, yaklaşık 5 milyar kişiye denk gelen dünya nüfusunun yüzde 60’lık yoksul kesiminin daha da fakirleştiğini ortaya koyuyor.

Pazartesi günü açıklanan Oxfam raporunda yayınlanan veriler farklı kaynaklardan toplanan bilgilerle destekleniyor. Örneğin dünyanın en zengin milyarderleri ile ilgili rakamlar için Forbes dergisi ile Bank Credit Suisse’in tahminlerinden yararlanılmış.

Yayınladığı raporda geleceğe dair değerlendirmelerde de bulunan Oxfam, güncel ekonomik büyümeyi baz alarak, önümüzdeki 10 yıl içinde, dünya tarihinde ilk kez bir dolar trilyonerinin ortaya çıkabileceğini belirtiyor. Cümlenin devamında ise küresel yoksulluğun 230 yıl sonra bile tamamen aşılamayacağı tahmininde bulunuluyor.

Oxfam raporunun önsözünü yazan, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Senatosu’nun üyesi ve eski ABD başkan adayı Bernie Sanders, “Milyarderler zenginleşiyor, işçi sınıfı mücadele etmek zorunda, yoksullar ise çaresizlik içinde yaşıyor. Küresel ekonominin hüzünlü durumu bu” ifadelerini kullandı.

Sanders ayrıca, tarihte hiçbir zaman gelir ve servet arasında bu denli büyük bir eşitsizlik yaşanmadığını, ayrıca aç gözlülük, kibir ve sorumsuzluğun da böylesi bir örneğinin hiç görülmediğini dile getirdi.

Oxfam’ın yayınladığı veriler, dünyanın en zengin beş kişisine ait servetin, 2020 yılından bu yana her saat 14 milyon dolar arttığını ve toplam servetlerinin 405 milyar dolardan, 869 milyar dolara yükseldiğini ortaya koyuyor. Bütün dolar milyarderlerinin toplam serveti ise küresel enflasyon oranından üç kat daha hızlı büyümüş durumda.

Diğer tarafta ise raporda, dünya genelinde en yoksul kesimi oluşturan 4,77 milyar insanın, bir başka deyişle dünya nüfusunun yüzde 60’ının servet kaybının, 2020’den bu yana 20 milyar dolara ulaştığı vurgulanıyor. 791 milyon işçinin maaşlarının enflasyon oranında artmadığı ve her bir işçinin son iki yılda ortalama bir maaş kaybı olduğu da raporun aktardığı çarpıcı verilerden biri.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Oxfam Almanya’nın Yönetim Kurulu Başkanı Serap Altınışık, yaşanan bu ekonomik adaletsizlik sebebiyle toplumun giderek artan bir baskı ile karşı karşıya olduğunu dile getirerek, “Bir yanda milyarlarca insan pandeminin artçı dalgaları, enflasyon ve savaşa katlanmak zorunda kalırken, diğer yanda milyarderlerin servetlerinde patlama yaşanıyor” diyor.

Bu eşitsizliğin, cinsiyete özgü ve ırkçı ayrımcılığı, daha da mağdur olan kadınlar ve beyaz olmayan insanlar gibi marjinalize edilen gruplara karşı körüklediğini belirten Altınışık, “Demokrasinin altı oyuluyor ve bu durum iklim krizinin bir felakete doğru gitmesinde büyük rol oynuyor” ifadelerini kullanıyor.

Oxfam’a göre gelir dağılımındaki adaletsizliğin azaltılması için küresel çapta varlık vergisi uygulamasına geçilmeli. Buradan elde edilecek kaynağın, iklim koruma, eğitimin yaygınlaştırılması, sağlık hizmetleri ve sosyal güvence alanlarında kullanılabileceğini belirtti.

Paylaşın

Hazine’nin Toplam Borcu 6,5 Trilyon Liraya Yükseldi

2023 yılında hem devletin hem de vatandaşın borcu arttı. Hazine’nin borçları bir yılda 4 trilyon liradan, 6,5 trilyon liraya yükseldi. Vatandaşın bankalara olan borçları ise 1,1 trilyon lira artarak 2,7 trilyon liraya ulaştı.

Konuya ilişkin değerlendirme yapan CHP’li Vehbi Bakırlıoğlu, “Bankalara olan borçları nedeniyle 2,3 milyon kişi takibe düşmüştür. 2023 yılın ocak-kasım döneminde 780 bin 650 kişi bankalara olan bireysel kredi borcunu, 767 bin 663 kişi ise kredi kartı borcunu ödeyemediği için tarafından icra takibine alındı.

Sadece 2023 yılında icra dairelerine gelen dosya sayısı rekor üstüne rekor kırarak 13 milyonu geçti. 2024 borç yılı olacak, ek bütçeler, yetki kanunları ile Cumhurbaşkanına ek borçlanma yetkisi verildi. Devlet borcun faizini bile ödemek için borç almak zorunda. Hem devlet hem de vatandaş borç batağının içinde” dedi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, Aralık ayına ilişkin nakit gerçekleşmelerini açıkladı. Buna göre Hazine nakit dengesi Aralık’ta 197 milyar lira açık verdi. Bakanlık 2023 yılının tamamında nakit dengesinin 625,5 milyar lira açık verdiğini duyurdu. Aralık’ta faiz dışı denge 168,8 milyar lira olarak gerçekleşirken 2023 genelinde faiz dışı açık 71,1 milyar lira oldu.

2023 yılında hem devletin hem de vatandaşın borcu arttı. Hazine’nin borçları bir yılda 4 trilyon liradan, 6,5 trilyon liraya yükseldi. Bunun 6,3 trilyonu yani yüzde 97’si AKP dönemlerinde gerçekleşti. Türkiye brüt dış borç stoku 482,6 milyar dolara ulaştı.

Sol Haber’in aktardığına göre; Konuyla ilgili açıklama yapan ve “2024 borç yılı olacak” diyen CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, vatandaşın bankalara olan borçlarınınsa 1,1 trilyon lira artarak 2,7 trilyon liraya ulaştığını belirtti.

Tüketici kredileri borcu 421 milyar lira artarak 1 trilyon 557 milyara, kredi kartı borçları ise 661 milyar lira artışla 1 trilyon 114 milyar liraya ulaştı. Çiftçilerin borcuysa 568 milyar liraya çıktı.

Borç miktarı arttıkça icra takibe düşenlerin sayısının da arttığını ifade eden Bakırlıoğlu şunları söyledi: “Bankalara olan borçları nedeniyle 2,3 milyon kişi takibe düşmüştür. 2023 yılın ocak-kasım döneminde 780 bin 650 kişi bankalara olan bireysel kredi borcunu, 767 bin 663 kişi ise kredi kartı borcunu ödeyemediği için tarafından icra takibine alındı. Sadece 2023 yılında icra dairelerine gelen dosya sayısı rekor üstüne rekor kırarak 13 milyonu geçti.

2024 borç yılı olacak, ek bütçeler, yetki kanunları ile Cumhurbaşkanına ek borçlanma yetkisi verildi. Devlet borcun faizini bile ödemek için borç almak zorunda. Hem devlet hem de vatandaş borç batağının içinde.”

Paylaşın

2024’e “Enflasyon Ve Hayat Pahalılığı” Damgasını Vuracak

2024 yılında Türkiye’nin en büyük sorunları enflasyon ve hayat pahalılığı olacak. Onu daha yüksek vergiler ve göçmenler izleyecek. Yeni salgınlar ve susuzluk ise en gerilerden geliyor. Nitelikli insan kaynağına erişim ve bölgesel savaşlar diğer sorunlar oldu.

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlerden sonra Türkiye açısından her şeyin daha kötü olacağı da düşünülüyor.

Araştırma şirketi AGS Global tarafından 26-30 Aralık 2023 tarihleri arasında 224 beyaz yakalının katılımıyla gerçekleştirilen araştırmaya göre; her 10 katılımcıdan 6’sı 2024 yılından dünya ve Türkiye adına 2023 yılına kıyasla daha az ümitli olduğunu söylerken, yeni yıldan ümitli olanların oranı ise yüzde 25.

Birgün’ün aktardığına göre; 2024 yılında beyaz yakalılara göre Türkiye’nin en büyük sorunları enflasyon ve hayat pahalılığı olacak.  Onu daha yüksek vergiler ve göçmenler izleyecek. Yeni salgınlar ve susuzluk ise en gerilerden geliyor. Nitelikli insan kaynağına erişim ve bölgesel savaşlar diğer sorunlar oldu.

Araştırmaya göre beyaz yakalıların yarısına yakını yerel seçimlerden sonra Türkiye açısından her şeyin daha kötü olacağını düşünürken iyimserler ise yüzde 8,9 ile oldukça küçük bir kesim tarafından temsil ediliyor. Yüzde 39,3’lük bir kesim ise uzun sayılabilecek bir süre seçim olmamasını Türkiye açısından olumlu bir süreç olarak kabul ediyor.

Diğer yandan, beyaz yakalıların yüzde 39,3’ü enflasyonun ivme kaybetmesi için 2026 yılı sonrasının beklenmesi gerektiğini düşünen karamsarlardan oluştu.

Araştırmanın ilginç çıktılarından biri ise beyaz yakalıların 2024 yılında kariyerlerinden beklentilerine ilişkin. Buna göre yüzde 39,3’lük bir kesim 2024 yılında kariyerlerinden ümitli olduğunu söylerken, onu kariyeri adına ümitsiz olanlar  izliyor. 4 beyaz yakalıdan biri ise kariyerinin 2024 yılındaki akıbeti hakkında kararsız olduğunu ifade ediyor.

Kariyerle ilgili en büyük üç endişe ise sırasıyla yüzde 51,8 yetersiz maaş, yüzde 46,4 hedefsiz-motivasyonsuz kalmak ve yüzde 30,4 yetersiz özlük hakları olarak sıralanıyor. İşten ayrılmak ve istediği firmaya geçememek ise yüzde 17,9’ar ile takipçi endişe kaynakları.

Araştırmaya katılan beyaz yakalılara 2024’te en çok hangi kalemler için bütçe ayıracakları sorulduğunda enflasyonist etki karşımıza çıkıyor. Buna göre beyazların yüzde 60,7’si gıdaya, yüzde 42,8’i sağlığa ve yüzde 41,1’i ise kiraya daha çok harcayacağını söyledi.

Paylaşın

Son 20 Yılda Emekliler İçin En Kötü Dönem: 2023

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da, veriler yaşanan derin ekonomik krizi gözler önüne seriyor. Derin ekonomik krizden en çok etkilenenler ise sabit gelirliler, özellikle emekliler.

Resmi verilere göre son 20 yılda emekliler için en kötü dönem 2023 yılı oldu. En düşük emekli maaşının asgari ücrete oranı 2003 yılından bu yana hiç bu kadar düşmemişti.

2003 yılında en düşük 4a emekli maaşının asgari ücrete oranı 1,47’ydi. Yani en düşük emekli maaşı asgari ücretin 1,5 katıydı. 2023 yılının ikinci yarısında ise bu oran 0,66’ye geriledi. Yani, en düşük emekli maaşı asgari ücretin üçte ikisi yapıyor.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK-AR) verilerine göre de Aralık 2002’de ortalama emekli sandığı aylığı asgari ücretin 2,7 katı iken Temmuz 2023’te bu oran 0,9’a geriledi.

Euronews Türkçe, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerinden yola çıkarak 2001-2023 yılları arasında en düşük 4a emekli maaşı ile net asgari ücreti karşılaştırdı.

Buna göre AK Parti’nin iktidar yıllarının başında 2003 yılında net aylık asgari ücret 226 lira idi. 4a en düşük emekli maaşı ise 332 liraydı. En düşük emekli maaşının asgari ücrete oranı 1,47’ydi. Bu da son 20 yıldaki en yüksek oran olarak kayıtlara geçti.

2016 yılına kadar en düşük emekli maaşı hep asgari ücretten fazla oldu. Ancak bu oran kademeli olarak düştü.

2016 yılında ise işin seyri değişti. 4a en düşük emekli maaşı net asgari ücretten daha düşük hale geldi. Asgari ücret bin 301 lira olurken emekli maaşı bin 265 lira oldu. Böylece en düşük emekli maaşının asgari ücrete oranı 1’in altına düşerek 0,97 oldu.

Sonraki yıllarda da bu durum benzer eğilimde sürdü. Asgari ücret, en düşük emekli maaşından yüksek seyretti. Ancak durum emekliler lehine bozulmaya devam etti.

2022’in ilk yarısında bu oran 0,74’e kadar düştü. 2023 başında 0,69’u gören en düşük emekli maaşının asgari ücrete oranı 2023 ikinci yarısında ise 0,66’ye kadar geriledi. Yani, 4a en düşük emekli maaşı alan bir kişi asgari ücretin üçte ikisi maaş alıyor.

DİSK-AR’ın raporu da son 20 senede maaşların emekliler aleyhine nasıl değiştiğini gösteriyor. Aralık 2002-Temmuz 2023 arasında ortalama emekli sandığı aylığı asgari ücretin 2,7 katı iken 0,89 katına geriledi.

Aynı dönemde en düşük SSK emekli aylığının asgari ücrete oranı da 1,39 kattan 0,66 kata geriledi. En düşük Bağ-Kur esnaf emekli aylığının asgari ücrete oranı da 0,81 kattan 0,66 kara geriledi. Ortalama memur maaşı ise 3,14 kattan 1,97 kata düştü.

Aralık 2002-Temmuz 2023 arasında net asgari ücret nominal olarak 62 kat artış gösterdi. En düşük memur maaşı da 52 kat yükseldi. Ortalama memur emekli aylığı ise aynı dönemde sadece 20 kat arttı.

DİSK-AR’ın aynı raporu asgari ücretin nasıl giderek ortalama ücret (ortalama maaş) haline geldiğini de gösteriyor.

Bu ne demek? Asgari ücrete yakın kazanan işçi oranının giderek yükselmesi demek. Bu olurken asgari ücretten daha yüksek kazananların oranlarının düşmesi anlamına geliyor.

Türkiye’de 10 işçiden 6’sı asgari ücretin yüzde 20 fazlasının altında çalışıyor. Bu oran 20 sene önce 10 kişide 4’tü.

Paylaşın