DP Lideri Uysal’dan ‘Aday’ Çıkışı: ‘Altılı Masa’ İçinden Çıkması…

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal, cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik adaylık tartışmasıyla ilgili yaptığı açıklama, “Adayın ‘Altılı Masa’ içinden çıkması gerektiği kanaatindeyiz” ifadelerini kullandı.

DP Lideri Uysal, gündemle ilgili sosyal medya hesabından değerlendirmelerde bulundu. “Biz, yeniden uçlara kaymış siyasetin merkeze geleceğiniz düşünüyoruz. ‘Ötekisini olmayan’ bir siyasi geleneğiz” diyen Uysal, Türkiye’de yoksulluğun kalıcı hale geldiğini söyledi ve “İnsanların kendi alın terinin karşılığını alabildiği bir iklimi oluşturmak gerekiyor” dedi.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde muhalefetin adayının kim olacağıyla ilgili tartışmaları da değerlendiren Uysal, “Adayın ‘Altılı Masa’ içinden çıkması gerektiği kanaatindeyiz” ifadelerini kullandı.

“Cumhur İttifakının tek bir hedefi var; Sayın Erdoğan ve yakın çevresinin iktidarını devam ettirmek” diyen Uysal, “Kayıtdışına çıkmış bir devlet mekanizması var. En basiti varlık fonu aldı altında ne kime satıldı, kime verildi bu konuda sağlıklı bilgiye sahip değiliz. Tahrip olmuş bir devlet yapısı var. ‘Kuvvetlerin uyumu’ diyerek bir kişi her şeyi kontrol ediyor; yürütmeyi de yasamayı da yargıyı da…” dedi.

DP Lideri Uysal, paylaşımlarını “Ümitsizliğe yer yok” diyerek bitirdi.

‘Kılıçdaroğlu’nun adaylığına sıcak bakarım’

Uysal, daha önce de yaptığı bir açıklamada, “Cumhurbaşkanı adayı konusunda temel kuralları koyduk 6’lı masa olarak. Ben Kılıçdaroğlu’nun adaylığına sıcak bakarım. Bu masanın oluşumunda önemli katkılar sağlayan Kılıçdaroğlu isterse hakkıdır” demişti.

Paylaşın

Kulis: Altılı Masada 3 Ayrı Senaryo Çalışılıyor

Parlamenter sisteme geçiş konusunda anlaşan altı muhalefet partisinin önünde iki kritik başlık bulunuyor. Birincisi ortak cumhurbaşkanı adayı belirlemek. İkincisi seçimi kazanmaları durumunda yürüyecekleri yol haritasını bugünden oluşturmak. Seçim takvimi açıklandığında toplumun karşısına da 6 genel başkanın imza atacağı bir protokolle çıkmayı hedefliyorlar.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın haberine göre aday belirleme sürecini sonbahara bırakan liderler geçiş sürecinin yol haritası içinse hummalı bir çalışma yürütüyor. Bu çalışma şimdilik partilerin kendi mutfağında sürse de temelde 3 ayrı senaryo üzerinde fikir yürütülüyor.

Geçiş süreci çalışmasını ‘en önemli konu’ olarak nitelendiren partiler var olan sistemden güçlendirilmiş parlamenter sisteme hangi takvim ile geçileceğini çalışıyor. Bu çalışma farklı senaryolara göre seçenekli olarak yürütülüyor. Çünkü geçiş sürecinin takviminde Meclis’te elde edilecek çoğunluk belirleyici olacak. İşte burada 3 senaryo çalışılıyor.

İlk senaryo muhalefetin seçim sonrası parlamentoda 400 milletvekili kazanması. Bu durumda partiler hızlı bir anayasa değişikliği sürecini işletebilir.

İkinci senaryoda 360 milletvekili çıkarılması durumunda da anayasa değişikliğinin referanduma sunulmasının önü açılıyor. Ancak anketler parlamenter sisteme geçişi öngören partilerin anayasa değişikliği yapacak bir güçle Meclis’e gireceğini şimdilik göstermiyor.

O nedenle üçüncü senaryo da (anketlere göre 340 milletvekili çıkarma potansiyeli var) Meclis’te 301 milletvekili kazanılması durumuna göre hazırlanıyor.

Parlamenter sisteme geçişi öngören partilerin 301 ve üzerinde milletvekili çıkarması Meclis Başkanlığı seçiminin ve komisyonlarda çoğunluğun alınması demek. Bu da istenen kanunların rahatlıkla Meclis’ten çıkarılmasına imkân tanıyor. Kanun yapma çoğunluğuna sahip olunduğunda birçok alanda düzenleme yapmak için sorun kalmayacağı ifade ediliyor.

‘AK Parti’nin muhalefet edeceğini düşünmüyoruz’

Meclis kanun yapabilecek ama parlamenter sistem için anayasa değişikliği yapacak çoğunluk olmadığında partilerin bu vaadi ne olacak? Başta CHP ve İYİ Parti olmak üzere Altılı Masa’daki birçok parti iktidar olmaları durumunda, muhalefete düşecek AKP ve MHP’nin de anayasa değişikliğine sıcak bakacağını düşünüyor.

CHP’de “İktidara gelirsek güçlendirilmiş parlamenter sistem konusunda AK Parti’nin muhalefet edeceğini düşünmüyoruz. Bu konuda sunulacak Anayasa değişikliğine destek vereceklerdir. Çünkü AK Partili milletvekilleri de siyaset yapmak istiyor” değerlendirmesi yapılıyor.

Paylaşın

Altılı Masada Gerginlik Aşıldı: Gelecek Partisi Ve DEVA Partisi Barıştı

Yakız zamanda Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu ile DEVA Partisi arasında yaşanan bildirge sorunu, “altılı masa dağılıyor mu?” iddialarını gündeme getirmişti. Sorun, CHP’nin devreye girmesiyle çözüldü.

İktidarın Seçim Yasası’nda yaptığı değişikliğin ardından 6’lı masada yaşanan sorunlar aşılıyor.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile DEVA Partisi arasında yaşanan bildirge sorunu çözümlendi. CHP üst yönetiminin devreye girmesiyle sükunetin sağlandığı öğrenildi.

AKP ve MHP’nin Seçim Yasası’nda yaptığı değişikliğin ardından 6’lı masadaki bazı partiler “İttifak içinde ittifak” formülünü tartışmaya açtı. Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve DEVA Partisi’ne ortak bir ittifakla seçime gitme önerisi götürdü. DEVA Partisi’nin bu öneriyi reddetmesinin ardından iki parti arasında gerginlik yaşandı.

Davutoğlu’nun demeçlerine de yansıyan gerginlik üzerine CHP üst yönetimi devreye girdi ve iki partinin üst yönetimiyle görüştü.

Görüşmelerin ardından iki partinin karşıt söylemleri dile getirmemesi konusunda uzlaşma sağlandı. Cumhuriyet’ten Sertaç Eş’e bilgi veren CHP kurmayları, şu değerlendirmeyi yaptı:

“İktidar iki parti arasındaki tartışmadan medet umuyor. Bu 6 partinin ortak bir cumhurbaşkanı adayı belirlemesi noktasında bir sorun yok. Böyle bir sorun olmayacağını da biliyoruz. Onun dışında alt başlıklarda bazı farklı görüşler olabilir. Ama bunu 6’lı masa dağılıyor diye görmek bazılarının işine geliyor, birilerinin temennisi bu… Böyle bir şey yok.”

Paylaşın

1200 Koltuk İçin Bürokrat Aranıyor

Oksijen’den Gazeteci Gökçer Tahincioğlu, son yazısında, AK Parti’nin kadrolaşma sürecine ve sorunlara dikkat çekti. AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçime girip kaybetmesi durumunda bürokrası de yaşanacak boşluklara dikkat çeken gazeteci Tahincioğlu, Altılı Masa’nın da bu konuda çalışmaları olduğunu belirtti.

Gökçer Tahincioğlu’nun “1200 koltuk için bürokrat aranıyor” başlıklı yazısı şöyle:

Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimin yaklaşması, muhalefetin 20 yıllık AKP iktidarı döneminde ilk kez seçimi kazanmak konusunda bu kadar iddialı olması, tartışmaların da boyutlanmasına yol açıyor.

Bu tartışmalardan biri de olası bir iktidar değişikliğinde yeni hükümetin 20 yılda oluşan AKP kadrolarıyla nasıl uyum içinde çalışacağı konusunda.

İktidara yakın bazı isimler sadece bu durumun bile iktidar değişikliğinin Türkiye’nin yararına olmayacağır gösterdiğini savunuyor.

Türkiye’de bürokratik kadrolara yönelik gelenekler de değişimin çok kolay olmadığını gösteriyor. Gene alışkanlık geçmişte üçlü kararnameyle atanan üst düze bürokratların sadece iktidar değiştiği için görevden alınamayacağı yönünde. Zira eski uygulamalar, görevden alınan bürokratların yargı kararıyla eski görevlerine dönebildiğini, yeniden göre almaları durumunda yargının net bir şekilde göreve

başlatılmaları yönünde kararlar verdiğini, bu davaların da yıllar sürdüğünü gösteriyor.

Ancak tartışmalarda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildikten sonra getirilen yeni kural ve düzenlemeler göz ardı ediliyor.

Kararnamede tek tek pozisyonlar belirtilmiş

Bu tartışmaların yanıtı Cumhurbaşkanlığı’nın 10 Temmuz 2018 tarihli, 30474 sayılı “Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usullerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi” nde gizli.

“3 Numaralı Kararname” olarak anılan kararnamenin 4. maddesinde, 1 No’lu Cetvel olarak nitelenen listede yer alan bürokratların görev süreleri ele alınıyor. Kararnamenin ilgili düzenlemesi şöyle:

“Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ekli (I) sayılı cetvelde yer alanların görev süresi, atandıkları tarihte görevde bulunan Cumhurbaşkanının görev süresini geçemez. Cumhurbaşkanının görevi sona erdiğinde, bunların görevi de sona erer. Ancak bunlar, yerlerin atama yapılıncaya kadar görevlerine devam eder. Görev süreleri sona erenler yeniden atanabilir. Bunlar, görev süreleri sona ermeden de Cumhurbaşkanınca görevden alınabilir.”  Bu düzenlemeye göre No’lu Cetvel’de yer alan makamlara atananların görev süresi Cumhurbaşkanlığı seçimi ile doluyor. Seçilen Cumhurbaşkanı’nın her koşulda bu görevlere yeniden atama yapması ya da bu koltuktaki kişinin görevini sürdürmesine yönelik bir karar vermesi gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yeniden cumhurbaşkanı seçilse bile kararnameye göre bu kadrolara yeniden atama yapmak zorunda. Erdoğan değil de bir başka ismin cumhurbaşkanı seçilmesi halinde de bu kadroların tamamı otomatik olarak boşalacak ve yeniden atama yapılacak.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kararnamesi eskiden farklı olarak, aynı zamanda hükümet başkanı da olan yeni Cumhurbaşkanı’na kendi kadrolarıyla çalışma imkanını sunuyor.

MİT Müsteşarından Diyanet İşleri Başkanı’na, TRT Genel Müdürü’nden Merkez Bankası Başkanı’na, valilerden rektörlere kadar yüzlerce makam ve kadro sıralanıyor.

Buna göre cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra, seçilecek ismin yaklaşık olarak 1200 ismi bu makamlara ataması gerekiyor.

Atanmayanın yargıyla dönme şansı yok

Buna göre valiler, rektörler, YÖK üyeleri, müsteşarlar, üst düzey kuramların genel müdürleri ve yönetim kurulu üyeleri seçimle birlikte koltuklarından kalmak zorunda olacak. Yeniden bu göreve atananlar, cumhurbaşkanı görevde kaldığı ve kendisinden memnun olduğu sürece görevim sürdürebilecek. Ancak yeniden atanamayanlar için kararnamedeki düzenleme açık olduğu için yargı kararıyla bu göreve dönme şansı olmayacak. Yargıya “Neden yeniden atanmadım” başvurusu yapılması olası değil Anketlerin moralleri yükselttiği altılı masada hem seçime yönelik umutların büyük olması hem de söz konusu düzenleme bedeniyle hummalı bir çalışma yürütülüyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, daha önce bürokratları uyarmış ve yeni dönemde liyakati esas alacaklarını söylemişti. CHP, İYİ Parti, Deva Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan altılı masada da bu konu da gözden geçirildi. Alman bilgiye göre liderlerin talimatıyla cumhurbaşkanının değişmesiyle boşalacak kadrolar için çalışma başlatıldı. Listeler üzerinde çalışan komisyon, liderlere tüm koltuklar için isim önerecek.

Altılı masanın ortakları bu çalışmaya büyük önem veriyor. Sızan bilgilere göre cumhurbaşkanının değişmesiyle birlikte, hemen ertesi gün bütün bu kadrolara hemen atama yapabilecek şekilde bir hazırlık yürütülüyor.

Liderlerin listeler konusunda ortaklaştığı başlık liyakat. Bu nedenle kızağa çekilen, kıyıda koşede kalan bürokratların isimleri gözden geçiriliyor, ilk kez atanabilecek isimler değerlendiriliyor.

Paylaşın

Siyasete Yaz Tatili Yok, Muhalefet Sahada Olacak

Meclis kapandı, siyasete verilen bayram arası gelecek hafta bitecek. Uzun süredir sahada olan muhalefet partileri yaz aylarını da yoğun bir tempoda geçirmek için planlamalarını yaptı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurmaylarına, “Millet bunca sorunla boğuşurken, ülke sıkıntıdayken tatil yapma hakkımız yok. Meclis’in açılacağı 1 Ekim’e kadar sahada olacağız, maratona devam edeceğiz” dediği biliniyor.

CHP 2 ayda 8 ilde grup toplantısı yapacak

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın haberine göre; Parti programına göre ağustos ayı başından ekim ayına kadar geçen iki ayda her hafta bir ilde grup toplantısı yapılacak. 2 Ağustos’ta ilk olarak Ağrı ile başlayacak grup toplantıları bir sonraki hafta Edirne’de olacak. Diğer 6 grup toplantısı da ağırlıklı olarak CHP’nin az oy aldığı İç Anadolu ve Karadeniz Bölgesi illerinde yapılacak. Ekim ayına kadar her salı saat 13.30’da farklı illerde yapılacak grup toplantılarında Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından sonra milletvekilleri o kentin ilçelerinde çalışmalar yürütecek.

CHP’nin Mersin’de başlattığı, İstanbul ile devam eden Milletin Sesi mitingleri de yaz aylarında sürecek. 23 Temmuz’da Balıkesir’de yapılacak mitingin ardından yazın 1-2 kentte daha miting olması bekleniyor. Bu arada parti bünyesinde kurulan Doğu, Karadeniz, esnaf ve ekonomi masalarının çalışmaları da yaz boyunca devam edecek.

Akşener 2. Türkiye turuna başladı

İYİ Parti de hem genel başkan düzeyinde hem de parti yöneticilerinin ayrı programları kapsamında yaz boyunca sahada olacak. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener Ocak 2020’de başladığı il ve ilçe ziyaretleri kapsamında 81 kent turunu geçtiğimiz aylarda tamamladı. İkinci turunda 15 il ziyaret eden Akşener yaz boyunca aynı tempoda çalışmaya devam edecek. Gittiği illerde ilçeleri de ziyaret eden Akşener’in bugüne kadar 400’ün üzerinde ilçeye gittiği seçime kadar da bunu 922’ye tamamlayacağı ifade ediliyor. Parti yöneticileri Akşener’in Türkiye’nin tüm ilçelerine giden lider olarak tarihe geçeceğini kaydediyor.

İYİ Parti genel merkez planlamasına göre Akşener yaz boyunca her hafta 3-4 kente gidecek. Akşener’in gelecek hafta ziyaret edeceği kentler Samsun, Ordu ve Giresun olacak. Akşener’in yanı sıra parti yöneticileri de farklı illerde çalışmalar yürütecek.

HDP’de hedef 1 Eylül Dünya Barış Günü

HDP 3 Temmuz’da gerçekleştirdiği 5. Olağan Kongresi’nin ardından bu hafta sonu parti organlarını oluşturacak. 17 Temmuz Pazar günü toplanacak yeni Parti Meclisi MYK üyelerini belirleyecek. Yeni MYK’nın da 18 Temmuz’da ilk toplantısını yapıp yaz programını da oluşturması bekleniyor. Parti yöneticileri programın hafta başında netleşeceğini ifade ederken yaz boyunca hem iki eş genel başkanın hem de parti yöneticisi ve milletvekillerinin sahada olacağını ifade ediyor. Farklı illerde halk buluşmaları, toplantılar yapılacağını kaydeden HDP yöneticileri özellikle 1 Eylül Dünya Barış Günü için özel çalışmalar yapılacağını kaydediyor.

Gelecek Partisi iki koldan çalışacak

Gelecek Partisi’nde de saha çalışmaları yaz boyunca iki koldan sürecek. Genel Başkan Ahmet Davutoğlu il ziyaretlerini sürdürürken partisinin bölge toplantılarına katılacak. Gelecek hafta Giresun ve Balıkesir’e gidecek olan Davutoğlu’nun İstanbul ve Ankara’nın ilçelerine de yaz boyunca ağırlık vermesi bekleniyor. Gelecek Partisi’nde 19 genel başkan yardımcısı ve gölge kabine olarak nitelendirilen politika kurullarındaki yöneticiler de yaz boyunca belirlenen illerde özel çalışma yürütecek. Gidilen il ve ilçelerde esnaf ziyaretleri yapılacak, halk buluşmaları gerçekleştirilecek, yerel medyaya ziyaretler yapılacak.

Ali Babacan il ziyaretlerini sürdürecek

Yeni kurulan siyasi partiler Gelecek Partisi ve DEVA Partisi de yoğun bir yaz çalışması için planlama yaptı. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan il gezilerini yaz boyunca sürdürecek. Gelecek hafta başlayacak ve 4 gün sürecek program kapsamında Babacan Erzurum, Bayburt, Gümüşhane, Rize ve Artvin’i ziyaret edecek. Yaz boyunca her hafta bu şekilde ziyaretler devam edecek.

Muhalefet partilerinin yaz ayları için planladığı bu çalışmalar Meclis çalışmaları başladıktan sonra yeniden programlanacak. Seçim takvimi belli olduktan sonra ise ayrı kampanyalar düzenlenecek.

Paylaşın

‘Altılı Masa’nın Yeniden Bir Araya Geleceği Tarih Belli Oldu

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nden oluşan altılı masa son toplantısını 7 Ağustos’ta Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirecek.

Final toplantısında, daha önceki 5 görüşmede mutabık kalınan konular değerlendirilecek, önümüzdeki döneme ilişkin yol haritası belirlenecek.

Sözcü’nün haberine göre, zirvede “ekonomik krize karşı çözüm önerileri” konusunda somut çözüm yollarının kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor. Özellikle bazı kesimlerden gelen “Sürekli toplantı yapılıyor, somut bir şey çıkmıyor” eleştirilere karşı cevap verilecek.

Liderlerin, 7 Ağustos’ta birinci turu tamamlanacak görüşmeleri belli periyotlarla sürdürmesi de bekleniyor. Özellikle genel başkan yardımcılarının yer aldığı komisyonların yürüttüğü çalışmaların nihai şekli için liderlerin zaman zaman bir araya geleceği belirtildi.

Altılı masa son olarak İYİ Parti’nin ev sahipliğinde bir araya gelmiş, toplantının ardından altı lider ortak bir açıklama yayınlamıştı.

Açıklamada “Genel Başkanlar olarak bizler, iktidarın ülkemizi geçen yüzyılda kalan, kapalı bir ekonomi-politik sisteme yöneltme çabalarına karşı mücadele etme kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz.” ifadeleri kullanılmıştı.

Paylaşın

Altılı Masanın Adayını Açıklamadan Önce Yapacağı Hamle Belli Oldu

Kulislerden alınan bilgilere göre 6 muhalefet partisi parlamenter sisteme geçiş süreci için bir protokol hazırlayacak. Son şeklini liderlerin vereceği protokol hazırlanıp imzalanmadan muhalefetin cumhurbaşkanı adayı açıklanmayacak.

HaberTürk’ten Mahir Kılıç’ın haberine göre; 6 muhalefet partisinin İYİ Parti ev sahipliğinde yaptığı toplantının ana gündem başlıklarından biri geçiş süreci için hazırlanacak protokol oldu.

Muhalefetin cumhurbaşkanlığı yarışını kazanması halinde Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçişe kadar olan sürede yürütme, bürokrasi, kamu kurumlarının işleyişi ve geçiş sürecinin ne kadar olacağına dair bir protokol hazırlanacak. Her parti önce kendi içinde bu konuyu çalışacak ardından liderler protokole son şeklini verecek.

Saadet Partisi’nde 7 Ağustos’ta yapılacak zirveye yetiştirilmesi beklenen geçiş süreci çalışmaları ve bu çalışmalar neticesinde hazırlanacak protokol geçiş sürecinin yol haritası olacak.

O protokolde cumhurbaşkanı seçilecek kişinin kullanmamayı taahhüt edeceği yetkiler de yer alacak. Bu durumda teknik olarak sistem henüz değişmemiş olsa da fiili olarak Cumhurbaşkanı olan kişi bazı yetkilerini kullanmayacak.

Paylaşın

Altı Muhalefet Partisinden Ortak Açıklama: Mücadele Kararlılığı Vurgusu

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nden oluşan altılı masada İYİ Parti’nin ev sahipliğinde beşinci kez bir araya geldi. Toplantının ardından altı lider ortak bir açıklama yayınladı.

Haber Merkezi / Açıklamada “Genel Başkanlar olarak bizler, iktidarın ülkemizi geçen yüzyılda kalan, kapalı bir ekonomi-politik sisteme yöneltme çabalarına karşı mücadele etme kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz.” ifadeleri kullanıldı.

Altı parti tarafından yapılan açıklamanın tam metni şu şekilde:

“Ülkemize ve milletimize ağır ekonomik, sosyal ve psikolojik bedeller ödeten Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin açtığı yaraları sarabilmek, hukukun üstünlüğünü ve siyasi ahlakı yeniden tesis edebilmek için büyük bir kararlılıkla başlattığımız işbirliği sürecinin beşinci toplantısını bugün İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener’in ev sahipliğinde gerçekleştirdik.

İktidarın milletimizi kutuplaştırarak birbirine hasım ilan eden bu kutuplaşma üzerinden çıkar düzenini sürdürmeyi amaçlayan kirli siyasetinin karşısında huzurun hâkim olduğu “Yarının Türkiyesi’ni” inşa etmeye kararlıyız.

Bu vesileyle, bundan tam 29 yıl önce Madımak ve Başbağlar’da yitirdiğimiz vatandaşlarımızı bir kez daha saygı ve rahmetle anıyor, yaşananlardan ders çıkararak, nice acı tecrübeleri yaşamamıza sebep olmuş bu siyaset anlayışını ve bu nefret dilini reddettiğimizi ve memleketimizde toplumsal barışı mutlaka tesis edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.

Bugünkü toplantımızda, işbirliğimizin geldiği aşamayı, milletimizin gündemindeki sıkıntıları ve o sıkıntıları çözmek üzere atılacak yeni adımları ele aldık.

Altı siyasi partinin Genel Başkanları olarak, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakatımız” ile “Temel İlkeler ve Hedefler” metnimizi daha önce milletimizle paylaşmıştık. Ayrıca, görevlendirdiğimiz Seçim Güvenliği ve Kurumsal Reformlar Komisyonlarının çalışmaları da kamuoyunun takdirine sunulmuştur.

Anayasal ve Yasal Reformlar Komisyonu çalışmalarını düzenli bir şekilde sürdürmektedir.

İktidarın son dönemde devreye sokmaya çalıştığı politikaların dünyaya kapalı ve otoriter bir yapının kalıcı nitelik kazanması hedefine dönük olduğu açıktır. Bu çerçevede, BDDK’nın geçtiğimiz hafta içinde aldığı kararlar da açık bir şekilde serbest kambiyo sisteminden sermaye kontrol sistemine geçişin adımları olarak görülmektedir.

Siyasi iktidar tarafından Haziran ayında TBMM’ye sunulan ek bütçe ise ekonomi politikalarının iflasının itirafıdır. İktidar, tercihini bir kez daha enflasyonla ve işsizlikle mücadeleden, çiftçinin, memurun ve emeklilerin dertlerinden değil yandaş müteahhitlerinden ve faiz lobilerinden yana yaptığını açıkça göstermiştir.

Genel Başkanlar olarak bizler, iktidarın ülkemizi geçen yüzyılda kalan, kapalı bir ekonomi-politik sisteme yöneltme çabalarına karşı mücadele etme kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz.

Kurallı, verimli, rekabetçi, istihdamı önceleyen bir ekonominin güvencesi olarak, yüksek enflasyon ve işsizliği bitirmeye, çiftçimizi, emekçimizi, sanayicimizi, esnafımızı, memurumuzu ve emeklimizi refaha kavuşturmaya; milletimizin hiçbir ferdini açlık sınırının altında bir asgari ücrete mahkûm etmemeye kararlıyız.

Öte yandan, TBMM gündemindeki, özünde sansür niteliği taşıyan dezenformasyon yasa teklifi, siyasal ve toplumsal muhalefeti suçlu ilan ederek cezalandırmaya ve demokratik seçim ortamını zedelemeye odaklanmıştır. Dezenformasyon yasasının ertelenmesi bizi asla rehavete sürüklemeyecektir. Basın ve ifade özgürlüğünü savunma konusundaki kararlı tutumumuzu sürdüreceğiz.

Türk dış politikasında ise son yıllarda kişisel ve tepkisel tercihlere bağlı olarak yaşanan; savrulma, hedefsizlik ve vizyonsuzluğun son örneği, NATO’nun Madrid Zirvesi sürecinde görülmüştür. Türkiye’nin haklı taleplerini somut güvencelere bağlamayan üçlü mutabakat metni, bir iç siyaset malzemesi olarak kullanılması dışında herhangi bir değer taşımamaktadır.

Bu çerçevede dış politikayı şahsi menfaatlere göre değil, millî menfaatlere göre yöneteceğiz. Türkiye’yi itibarı sarsılan değil; sözü dinlenen, saygın ve bölgesinin en güçlü ülkesi yapacağız.

Bir kez daha altını çizmek isteriz ki;

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne geçtiğimiz 2018 yılından bu yana sadece siyasi iktidarın ve bir avuç azınlığın memnun olduğu, vatandaşlarımızın ise feryat ve isyan ettiği, adaletsiz, haksız ve keyfi uygulamalarla, çarpık ve gayri ahlaki kriterlerle karşı karşıyayız.

Ülkemizin yaşadığı, özellikle son dört yıldır katlanarak artan ve milletimize ağır bir yük hâline gelen tüm sorunların kaynağında, tek bir kişinin ve onun belirlediği dar bir zümrenin tahakkümünü esas alan Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi vardır.

Bu sorunları aşabilmenin yolu, siyasi iktidar ve ortaklarının tüm gündem değiştirme çabalarıyla yıpratmaya çalıştıkları Cumhuriyet değerlerimize ve demokratik hukuk devleti ilkelerine sımsıkı sarılarak millî egemenliğimizi esas alan “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi” yine milletimizin teveccühü ile hayata geçirmek üzere, seçim sandığının bir an evvel milletimizin önüne getirilmesidir.

İşte bu nedenle, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile hedefimiz:

Mahkûm edildikleri işsizlik ve baskı altına alınmaya çalışılan özgürlükler de dahil olmak üzere, gençlerimizin önündeki tüm engelleri kaldırıp, hayallerine kavuşabilmelerini sağlamaktır.

İşletmelerimizin yurt dışı ile rekabet edebilmeleri ve hem ulusal hem de uluslararası piyasalarda marka değeri oluşturmalarına destek olmaktır.

Esnafımızın, üreticimizin, sanayicimizin ve çiftçimizin, tüketiciye, uygun fiyata kaliteli ürün sunabilmesi, ürettiğinden kazanabilmesidir.

Memurumuzun, işçimizin, emeklilerimizin hak ettiği yaşam kalitesine kavuşmasıdır.

Kapsayıcı politikalarla yoksulluğun, özellikle de kadın ve çocuk yoksulluğunun sonlandırılması, milletimizin her bir ferdinin refahtan adil pay almasını sağlamaktır.

Özetle, sadece yönetim sisteminin değil, topyekûn hayatlarımızın değişmesidir. Milletçe hak ettiğimiz, 21’inci yüzyıla yakışır, mutlu ve refah içinde bir Türkiye’ye kavuşmaktır.

Bilinmesini isteriz ki;

Altı siyasi partinin ortak akıl ve makulde buluşmak üzere oluşturduğu istişare mekanizmasını, adaylık tartışmasına indirgemeye çalışanlar, milletimizin ve ülkemizin geleceğine dair büyük bir kazanım olarak gördüğümüz çalışmalarımızı asla sekteye uğratamayacaktır.

Bir kez daha ilan ediyoruz ki;

Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı, Güçlendirilmiş Parlamenter sistemden yana olan, demokrasi âşıklarının adayı olacaktır.

Bu vesileyle, 9 Temmuz 2022’de idrak edeceğimiz Kurban Bayramının aziz milletimize ve tüm İslam alemine hayırlar getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyoruz.”

Paylaşın

DP Lideri Gültekin Uysal’dan ‘Aday’ Tarifi

DP Lideri Gültekin Uysal, 6’lı masanın Cumhurbaşkanı adayıyla ilgili olarak, ‘sembolik aday, siyasetin dışında bir aday, iddiasız bir aday’ şeklinde bir gündemlerinin olmadığını belirterek, “Birincil iddiası olan, icracı olacak bir aday profilidir. Ama bunu söylerken de çok net bir gerçeklik var ki, o da başarıyı elde etmektir” dedi.

Demokrat Parti (DP)  Genel Başkanı Gültekin Uysal, Antalya Dostlar Meclisi’nin konuğu oldu. Partisinin il kongresi için geldiği Antalya’da DP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, parti üst düzey yöneticileri ve Muratpaşa Belediye Başkanı CHP’li Ümit Uysal’ın katıldığı Antalya Dostlar Meclisi’nin toplantısında Gültekin Uysal, ülke gündemi, 6’lı masa ve adaylık konularına ilişkin konuştu.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı için, ‘Aday olursa destekleriz’ yönündeki açıklamaları sorulan Gültekin Uysal, şöyle konuştu:

“Bir temel prensibi, hem Kemal Bey, hem Ali Bey, hem diğer genel başkanlar ifade etti. Heyetin içerisinde siyasetin farklı sorumluluk sahalarında bulunmuş çokça insanımız, dostumuz var sizlerin arasında, gayet iyi bilirler ki birtakım kararların tabii, doğal bir zamanlaması vardır. Ne öncesi ne sonrası olmaz. O doğal zamanlamayla son bir ayda, bir haftada veya son bir günde vereceğimiz kararları bugünden veremezsiniz. Aday belirleme süreçleri de dahil. Bu noktada bir prensip kararı ifade edildi.

İsimleri tartışmaya açtığınızda, çok kolay yönetebileceğiniz süreçler değildir haklı olarak ama her siyasi parti kendi cephesinde bir değerlendirme yapıyor. Bu değerlendirmeyi yaparken de ülkenin siyasi şartlarının önümüze koyduğu kısıtlar, parametreler, ölçüler var. Onların çerçevesinde değerlendirmek mecburiyetindeyiz.”

‘İddiasız bir aday, böyle bir gündemi olamaz’

İki düzlemde bir rekabet olduğunu dile getiren Uysal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir siyasal karakterin çok daha fazla ön plana çıktığı, siyasal kimliğin, kişiliğin ön plana çıktığı cumhurbaşkanlığı rekabeti. Aynı zamanda da partilerin hem ittifak içi hem ittifak dışı bir genel seçim rekabeti iç içe geçmiş birbirini etkileyen süreçler bunlar aynı zamanda.

Bunları atbaşı, eşgüdüm içerisinde, senkronize şekilde yürütebilmek çok kolay değil takdir ederseniz. Ama mesuliyetimiz bunları yürütmek. Bu açıdan bakınca Türkiye’nin bir ‘sembolik aday, siyasetin dışında bir aday, iddiasız bir aday’ böyle bir gündemi olamaz, ki yakınlarda Sayın Kılıçdaroğlu da bunu ifade etti.

Çünkü önümüzde bir yanda dış politikadan ekonomiye çok sıcak kriz başlıklarımız var.”

DP lideri Uysal, sadece bir iktidar değişimi değil, iktidar değişimiyle birlikte bir kurucu akılla Türkiye Cumhuriyeti devletini belki yeniden kuruyormuşçasına kodlayacak bir siyasal süreci yönetecek bir liderliğe Türkiye’nin ihtiyacı olduğunu kaydetti. Gültekin Uysal, çıkartılacak adayla ilgili şunları söyledi:

“Özellikle de 20 yıllık bir tek başına iktidar döneminin akabinde yolsuzluklardan, yaşanan hukuksuzluklara, usulsüzlüklere, Türkiye’nin yaşadığı pek çok travmatik dönem var ki, bugünden seçim gününe kadar da Türkiye’nin bu manada hangi olumsuzlukları yaşayabileceği hakkında hepimizin bir öngörüsü ve değerlendirmesi var.

Bunları da üzerine koymakta fayda var. O açıdan biz de ifade ediyoruz, birincil iddiası olan, icracı olacak bir aday profilidir. Ama bunu söylerken de çok net bir gerçeklik var ki, o da başarıyı elde etmektir. Hem seçim öncesi hem seçim sonrası bu iki süreci ortak bir paydada bir algoritmayla değerlendirerek pek çok cephesinden bir tercih yapmaktır. En azami sonucu hem TBMM temsiliyetinde hem cumhurbaşkanlığı seçiminde nasıl üretiriz, aslında herkesin vatandaşların, siyasi partilerin, siyasi parti genel başkanlarının üzerinde durduğu mesele o.”

Paylaşın

Altılı Masa, Akşener’in Ev Sahipliğinde Toplanıyor: Söylem Birliği Belirlenecek

Altı muhalefet masası, yarın İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in ev sahipliğinde toplanacak. Aday açıklanması beklenmezken Erdoğan’ın ‘üçüncü kez adaylığı’ tartışmasında ‘söylem birliği’ belirlenecek.

Muhalefet partilerinin bir araya gelmesiyle kurulan altılı masa yarın altıncı kez bir araya gelecek.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu; İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in ev sahipliğinde buluşacak.

Cumhuriyet’ten Gamze Kolcu’nun haberine göre; “Üçüncü Mustafa Kemal Zirvesi” adı verilen toplantıda liderler, önceki beş buluşmadan farklı olarak saat 14.00’te, öğle yemeğinde bir araya gelecek. Bu değişikliğin, ‘toplantıların uzun sürmesi ve bildiri yayımının geç saate kalması’ nedeniyle yapıldığı öğrenildi.

Toplantıda liderlerin, Erdoğan’ın açıkladığı ‘üçüncü kez adaylığı’ ve bunun ardından kamuoyunda başlayan ‘aday olup olamayacağı tartışmalarını’ değerlendirmesi bekleniyor. Liderlerin bu konuda görüş alışverişinde bulunacağı ve bir “söylem birliği oluşturacağı” dile getiriliyor.

Aday gündemi gelecek ay

Edinilen bilgiye göre, iktidar kanadından 6’lı masaya yönelen ‘adayınızı açıklayın baskısına karşı nasıl bir tavır alınacağına’ da üçüncü Mustafa Kemal Zirvesi’nde karar verilecek. Toplantının ardından liderler bir aday açıklamayacak, aday belirleme süreci ağustos ayında Saadet Partisi’nde yapılacak zirvenin gündeminde olacak.

Paylaşın