CHP Lideri Özel: Türkiye’yi Kucaklamak İçin Yola Çıkıyoruz…

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere sayılı günler kala, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, sosyal medya hesabından bir tanıtım videosu paylaştı.

CHP Lideri Özgür Özel, “Türkiye’yi kucaklamak için yola çıkıyoruz…” notuyla yayınladığı kısa videoda bir kahvehanedeki televizyonda görülüyor. TV’de Özel’in “Biz Türkiye ittifakıyız, biz Türkiye’yi kucaklıyoruz” sözleri duyuluyor.

Video Özgür Özel’in “Sizden bunun için destek istiyoruz” sözleriyle biterken ekranda “Yakında” yazısı beliriyor.

Paylaşın

CHP’de İstifa Furyası: Tek Amaçları Kamusal Kaynakları Yağmalamak

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlerde aday gösterilmeyen Adana Seyhan Belediye Başkanı Akif Kemal Akay, Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Akif Kemal Akay, istifasına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Emeğe değer veren, hemen her alanda üretim yapan, ürettiğini ve diğer kaynakları en verimli şekilde kullanan, muhtaçlara yaptığı paylaşımlarda hiçbir şekilde kimlik ayrımı yapmayan, başarısı tüm kamuoyu tarafından kabul edilen bir başkana tahammül edemeyen; tek amaçları kamusal kaynakları yağmalamak olan yöneticilerin ahlak dışı yollarla işgal ettiği, 55 yıl hemen her alanında onurla ve gururla hizmet verdiğim Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa ediyorum. Seyhan’a ve Adana’ya, layık olduğu hizmetlere devam edeceğimi bir atasözünü anımsatarak tüm hemşehrilerime saygı ile duyuruyorum. ‘İstendiğin yere erinme, istenmediğin yere görünme!'”

Gürsel Tekin ve Soner Çetin’in istifası

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), yerel seçimlerde kritik noktalarda adaylarını Parti Meclisi toplantısında belirlemişti. Toplantının ardından bugün CHP’de peş peşe istifalar yaşanmıştı. Partinin eski genel sekreteri Gürsel Tekin ile Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin istifa ettiklerini duyurmuşlardı.

Gürsel Tekin istifa kararına ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı: “Hiçbir objektif koşul, liyakat ve ehliyetin olmadığı, parti içi hemşehricilik, gruplaşma, ekipleşme ilişkileri ile makam ve mevkilerin dağıtıldığı, partiye emek veren, partinin iktidar olması için çalışan insanların dışlandığı, Türkiye’de iktidar mücadelesi yerine parti içi iktidar mücadelesinin yeğ tutulduğu, parti hukukunun ve partimiz emekçilerinin haklarının yok sayıldığı, Genel Merkezin kendi açıkladığı kural ve talimatlara bile uymadığı, parti hukukuna ve açıklamalarına güvenerek emek sarf eden insanların emeklerinin gasbedildiği, ideoloji, ilke veya düşünce ile oluşan yoldaşlık ruhu yerine ahbap-çavuş, eş, dost, akraba ilişkilerinin her düzeyde belirleyici olduğu bir yapı haline dönüşmüştür.”

Soner Çetin ise istifa açıklamasında, “Önce yerelde, ardından genelde iktidarı hedeflemesi gerekirken Cumhuriyet Halk Partisi mevcut yönetiminin sadece kendi parti içi iktidarlarını korumaya yönelik taktikler geliştirmeye çalıştığını kaygıyla izlemekteyiz. Bunu son aday belirleme yöntemlerinde de net bir şekilde gördük.” demişti.

Paylaşın

CHP’nin “Yerel Seçimler” Sloganı Belli Oldu

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, partilerde çalışmalarını hızlandırdı. CHP’de de seçim kampanyası hazırlıklarına son rötuşlar yapılıyor. Edinilen bilgiye göre CHP’nin seçim kampanyası sloganı “İşimiz gücümüz Türkiye” olacak.

Son dakika bir değişiklik olmazsa belirlenen bu slogan “İşimiz gücümüz Ankara”, “İşimiz gücümüz Çanakkale” gibi her kentin adı ile de kullanılacak. Ayrıca seçim bölgelerinde parti politikaları dile getirilirken, “İşimiz gücümüz gençlik”, “İşimiz gücümüz emekliler” gibi sloganlar üretilecek.

Siyasi partilerin yerel seçim hazırlıklarında sona gelindi. Önümüzdeki hafta aday belirleme sürecini tamamlayacak olan partiler seçim kampanyalarının içeriğini de kamuoyu ile paylaşmaya başladı. Seçim beyannamesini ilk açıklayan AK Parti, “Gerçek belediyecilik” sloganı ile sahaya çıktı.

MHP, “Cumhur Bizim, Türkiye Hepimizin” sloganı ile mitinglere başlarken, iktidar ve muhalefet karşısında ‘üçüncü yol’ tarif eden İYİ Parti “Mecbur değilsin” sloganını kullanıyor. Saadet Partisi geçtiğimiz hafta seçim sloganını “Saadet İş Başına, Haydi Bismillah” olarak duyurdu. Yeniden Refah Partisi ise “Ahlaklı belediyecilik” diyerek 81 ilde gösterdiği adayları bir törenle tanıttı.

Gelecek hafta, 12 Şubat’ta yapacağı Parti Meclisi toplantısında kalan tüm adayları belirlemeyi hedefleyen CHP’de de seçim kampanyası hazırlıklarına son rötuşlar yapılıyor. Gazete Duvar’ın edindiği bilgiye göre CHP’nin seçim kampanyası sloganı “İşimiz gücümüz Türkiye” olacak.

Son dakika bir değişiklik olmazsa belirlenen bu slogan “İşimiz gücümüz Ankara”, “İşimiz gücümüz Çanakkale” gibi her kentin adı ile de kullanılacak. Ayrıca seçim bölgelerinde parti politikaları dile getirilirken, “İşimiz gücümüz gençlik”, “İşimiz gücümüz emekliler” gibi sloganlar üretilecek.

Paylaşın

Akaryakıt Fiyatları, Seçimlerden Sonra Yüzde 115 Arttı

İğneden ipliğe her ürünün zamlandığını belirten CHP’li Başevirgen, “Şimdi de Cumhuriyet tarihinin en yüksek akaryakıt fiyatlarıyla karşı karşıyayız. İktidar her fırsatta ekonominin düzeleceğini vadetse de seçimlerden bu yana akaryakıt fiyatları yüzde 115 arttı” dedi ve ekledi:

“Akaryakıt fiyatlarındaki artış iğneden ipliğe her şeyin zamlanması anlamına geliyor. Yiyecekten giyeceğe, ulaşımdan tükettiğimiz her bir ürüne de zamlar aynı oranda yansıyacak.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, arka arkaya yapılan akaryakıt zamlarına dikkat çekti. Gazete Duvar’dan Günsu Durak’ın aktardığına göre; Başevirgen, akaryakıta gelen zamlarla birlikte her ürünün zamlandığını belirtti.

Zamlarla birlikte ülkede artık halkın nefes alamaz hale geldiğini söyleyen Başevirgen, “Sarayın itibarından tasarruf etmeyen AK Parti iktidarı, acı reçeteyi yurttaşlara kesmeye devam ediyor. Türk-İş’in rakamlarına göre açlık sınırı 15 bin 48 liraya, yoksulluk sınırı ise 49 bin 19 liraya yükseldi. Bir ailede ancak 3 kişinin çalışması durumunda yoksulluk sınırına ulaşılabiliyor. İktidarın yarattığı zengin kesim hariç ülkede hiç kimse nefes alamaz hale geldi” dedi.

Başevirgen, seçimlerden bu yana akaryakıt fiyatlardaki artış oranına da dikkat çekerek, “Şimdi de Cumhuriyet tarihinin en yüksek akaryakıt fiyatlarıyla karşı karşıyayız. İktidar her fırsatta ekonominin düzeleceğini vadetse de seçimlerden bu yana akaryakıt fiyatları yüzde 115 arttı. Akaryakıt fiyatlarındaki artış iğneden ipliğe her şeyin zamlanması anlamına geliyor. Yiyecekten giyeceğe, ulaşımdan tükettiğimiz her bir ürüne de zamlar aynı oranda yansıyacak” diye konuştu.

Akaryakıt fiyatlarındaki peş peşe artışlarla birlikte vatandaşların ulaşım haklarının da elinden alındığını belirten Başevirgen, “Ulaşım sektörü ise akaryakıttaki artışı bilet fiyatlarına yansıtmaya başladı. Büyükşehirlerden Anadolu’ya 700 liradan ucuz bilet yok. Ankara-İstanbul arası en uygun otobüs bileti fiyatı 500 lirayı geçti.

KYK bursu alan ve Ankara’da okuyup, İstanbul’a ailesini görmeye giden bir öğrenci, gidiş-dönüş en az bin lirayı gözden çıkartmak zorunda. Öğrencilerin aldığı bursun sadece 2 bin lira olduğu düşünüldüğünde bir öğrenci bu bursla ayda sadece 2 kez ailesinin yanına gidebilir” açıklamasını yaptı.

Zamların ulaşım gibi halkın gıda, giyinme gibi temel haklarını da tehdit ettiğini ifade eden Başevirgen, “4 kişilik bir ailenin ise Ankara’dan İstanbul’a gidip gelmesi 4 bin lira, bu da asgari ücretin yaklaşık 4’te 1’ine denk geliyor. İktidar, yurttaşlarımızın bütün temel haklarını elinden aldığı gibi ulaşım hakkını da elinden alıyor. Akaryakıt fiyatlarının bu denli yüksek seyretmesi durumunda gıda ve giyinme hakkı da aynı ulaşım hakkı gibi vatandaşların elinden alınacak” dedi.

Paylaşın

CHP Lideri Özel “Türkiye İttifakı”na Açıklık Getirdi

Partisinin Yerel Yönetim Çalıştayı’nda konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Türkiye İttifakı kimlerden oluşuyor, sorusuna veya Bursa ittifakı kimlerden oluşuyor sorusuna verilecek cevap siyasi partilerden oluşmuyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Şehrini seven insanlardan oluşuyor. Dürüst insanlardan, iyi insanlardan cesur insanlardan oluşuyor. Şehrini seven ve şehrinin değerlerini korumak isteyen insanlardan oluşuyor. Başarıyı takdir edenlerden oluşuyor. Liyakate ödül verenlerden oluşuyor. Sonuçta şehrini kendini sevenlerden oluşuyor. Belki gelecek sefer bir başka siyasi partiye oy verebilir ama bu seçimde kararı işte israftan yana değil, yolsuzluktan yana değil, aksine bunu ortadan kaldıranlardan hizmeti bize sunanlardan yana oluyor demek lazım. Her bildiğimizi herkes biliyor diyor. Bir şey yok. Tekrarın gücünden yararlanmak gerekiyor. Usanmadan yılmadan tekrar etmek gerekiyor.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin genel merkezinde düzenlenen Yerel Yönetim Çalıştayı’na katıldı. CHP’nin, “Türkiye ittifakı” ile 31 Mart’taki yerel seçimi kazanacağını dile getiren Özel, konuşmasında şunları söyledi:

“Tabii bu toplantının çok tarihi bir önemi var. Sizler ki yerel yönetimler alanında emek sarf eden, partimize emek veren, bulunduğunuz bölgelerde kamu görevini de yerine getiren kişiler olarak şüphesiz Türkiye’de başarılı bir yerel yönetim pratiği dediğimizde akla gelecek ilk isim sayın Yılmaz Büyükerşen. Hocamız 1999 yılında daha bugün Türkiye’de yeni yeni konuşulan kavramları siyasi partilerin işte ittifak, işbirliği ya da son zamanlarda kent uzlaşısı diye farklı farklı siyasi partilerin tarif ettiği bir şeyin kendisini doğrudan Eskişehir’de gerçekleştirebilmiş bir isim.

Partinin gücünün çok az olduğu ve sosyal demokrasinin gücünün çok az olduğu bir kentte ilk önce kent uzlaşısının kendi üzerinde sağlandığı yerel işbirliğinin kendi üzerinde sağlandığı ve tüm siyasi görüşlerden insanların bir araya gelip görevlendirdiği bir isim olarak hem de belediye meclis çoğunluğu uzun süredir hep başına dert olmuş bir süreçte hocamız Eskişehir’de göreve geliyor. Hoca, Eskişehir’de sade siyaset yapmıyor, hatta hiç siyaset yapmıyor.

Etrafındaki ekiple birlikte son derece bilime saygılı, ölçme değerlendirmeye dayanan beklentileri önce öğrenen, sonra önceliklendiren sonra sırasıyla karşılayan ve sonuçta yapılan bu iş ve işlemlere bir toplumsal rıza üreten, ardından da bunun karşılığını gören bir yol haritası çiziyor kendine. Ben hocamın kitaplarından, hayat hikayesinden edindiğim bütün meselenin kendisi bizim ilk istediğimizin aslında iyi belediyecilik uygulamalarıyla en sonda kendi kendine gerçekleştiği mesele.

Yani takdir görmek, yeniden görevlendirilmek ve bu konuda kentin bu meseleyi sahiplenmesi. Bu kadar pratiğin sonunda hocam Eskişehir’de bir şeyi başardı. Eskişehir’i emin ellere bırakacak kadar içi rahat şekilde Eskişehir’deki jübilesini yaptı. Orada bu görevi teslim edebileceği, güvenerek bırakabileceği bir kadın siyasetçi vardı. Bu çok önemli bizim için çünkü birçok yerde istiyoruz kadınlar siyasete dahil olsunlar, yerel yönetimlerde olsunlar zaten olduklarında oransal olarak da daha başarılı oluyorlar, ölçülüyorlar.

Ama böyle bir ismin hazırlanabilmiş olması son derece önemliydi. Bunun da kentte genel kabul görüyor olması önemli. Biz tabii Yılmaz hocanın bundan sonraki süreçte ne yapacağını düşündüğümüzde bir kenarda oturması, anılarını yazması yerine bir elinin Eskişehir’de olması bir elinin de Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin, sosyal demokrat belediyelerin üzerinde olmasını düşünmüştük. Hocamız da bizi kırmadı.

Şimdi siz bir ilke tanıklık ediyorsunuz ve bu tanıklığınız bundan sonra yapacağımız birçok toplantının ilki. Bugün yaptığımız bir çalıştay belki bir arama toplantısı gibi. 5 ana başlıkta 10 masada tartışılmış. Ben gelirken şöyle 4-5 tanesinin notlarına baktım, sadece orada böyle gözüme çarpan bir engelsiz kreş kelimesi bile bugün ne kadar doğru bir iş için bir araya geldiğimizi gösterdi.

Dikkatimi çeken çok şey oldu. Sabırsızlıkla sonuç bildirgesini bekliyorum. Onu hep birlikte değerlendireceğiz. Ama esas bu ilk toplantının belki seçime doğru birkaç tane daha değerlendirme toplantısı sizlerle birlikte yapabiliriz.

Ama devam eden süreçte seçim sonrasındaki aklımızdaki büyük yol yürüyüşünün ilk toplantısı olduğunu, bu anlamda hocanın bu işe yapacağı genel koordinatörlüğün çok önemli olacağını, onun genel koordinatörlüğün altında koordinatörlerin doğru masalarla, buradaki masalarla geliştiriliyorsa geliştirerek bir yapı oluşturacağımızı, zaman zaman yüz yüze ama çoklukla uzaktan ve birbirimizle iletişim halinde sürekli birbirimizi gözetlediğimiz, gözettiğimiz, kolladığımız, takip ettiğimiz ve yönlendirdiğimiz çok etkileşimli bir sistemi mutlaka kurmak zorunda olduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Bu seçimin stratejisi elbette şöyle olacak; Yaptığımızı doğru anlatacağız, övünmeyi bileceğiz. Umudu örgütleyeceğiz. Geçmişte örgütlediğimiz umudun nasıl başarıya dönüştüğünü anlatacağız, iyi örneklerde örneğin dayanışma belediyeciliğinde çok önemli başarılar elde ettik. Başarılar elde ettiniz. Dirençli kentler konusunda çok önemli hazırlıklarımız var. Başarılı uygulamalar var, eksikliklerimiz var. Bu konuları mutlaka çok doğru anlatacağız.

Türkiye İttifakı ya da şehirlerin kendi ittifakları sözü var, bir gerçek var, bu şehirleri bizlere kazandıranlar ve emanet edenler değişmedi. Yani ittifak yaptığımız partilerde bazılarında yönetimler değişti, yöneticiler değişti. Bazılarında yöneticiler duruyor ama anlayışları değişti. Ama bir gerçek var. Bizi buraya getiren seçmen değişmedi, yeni seçmen var. Onun üçte ikisi 14 Mayıs’ta, 28 Mayıs’ta üçte ikisinden fazlası bizimle birlikte oy kullandılar.

Aynı adayda birleştik, aynı adaylarda birleştik. Genç seçmenden yeni seçmenden yana bir sıkıntımız yok. O zaman ne yapmak gerekiyor? Geçen sefer oy veren seçmene ‘İyi ki oy vermişim. Bunlar devam etsin’ dedirtmek lazım ve bir bütün olarak bir Türkiye İttifakını örmek lazım bunun için. Türkiye İttifakı kimlerden oluşuyor, sorusuna veya Bursa ittifakı kimlerden oluşuyor sorusuna verilecek cevap siyasi partilerden oluşmuyor.

Şehrini seven insanlardan oluşuyor. Dürüst insanlardan, iyi insanlardan cesur insanlardan oluşuyor. Şehrini seven ve şehrinin değerlerini korumak isteyen insanlardan oluşuyor. Başarıyı takdir edenlerden oluşuyor. Liyakate ödül verenlerden oluşuyor. Sonuçta şehrini kendini sevenlerden oluşuyor. Belki gelecek sefer bir başka siyasi partiye oy verebilir ama bu seçimde kararı işte israftan yana değil, yolsuzluktan yana değil, aksine bunu ortadan kaldıranlardan hizmeti bize sunanlardan yana oluyor demek lazım.

Her bildiğimizi herkes biliyor diyor. Bir şey yok. Tekrarın gücünden yararlanmak gerekiyor. Usanmadan yılmadan tekrar etmek gerekiyor. Sayın hocama bir kez daha teşekkür ediyorum, iyi ki var iyi ki bizimle birlikte bundan sonraki 5 yıl esas Cumhuriyet Halk Partisi’nin Türkiye’ye yetki bize verilirse nasıl yapabiliyoruz, ne kadar organize ve ne kadar birlikteyiz? Bunu göstereceği 5 yıl olacak.”

“Türkiye sosyal belediyecilikle tanışma olanağını elde etti”

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’li Belediyelerin Genel Koordinatörü Yılmaz Büyükerşen de CHP’nin giderek daha fazla yerde belediye başkanlığı kazanmasıyla Türkiye’nin sosyal belediyecilikle tanışma olanağı elde ettiğini dile getirdi. Büyükerşen, şunları ifade etti:

“Bu benim yeni görevim. Tam artık rahata erdik, gönlümüz ferah bir şekilde. Eskişehir Büyükşehir Belediye başkanlığını yapabilecek arkadaşlar da yetişen arkadaşlar arasından seçtiğimiz adayı da sayın genel başkanımız ilan etmişti. Eskişehir’e geldiklerinde sayın genel başkan yardımcımızla beraber artık rahata ereceğim derken baktım ki yeni bir görev daha yüklediler” diyen Büyükerşen, “Benim şansım diye saydığım şu, hepinizin kullandığı sürdürülebilirlik var ya ben o bakımdan çok Allah’ın şanslı kullarından birisiyim.

Çünkü kamuda yaptığım bütün görevlerde sürdürülebilirlik şansını bana verdi. Uzun oldu. Yani dönemlerimin biri bitmeden biri başladı. Biri bitmeden biri başladı, yılları buldu. Dolayısıyla projelerde birbirini takip etti. Yapmak istediğim şeyleri daha doğrusu yapmak istediğim şeyler hayallerimle ortak akıl süreçlerinde tespit ettiğimiz hedeflere ulaşabilecek projelerdi

Cumhuriyet Halk Partisi’nin giderek daha fazla yerde belediye başkanlığı kazanmasıyla birlikte Türkiye sosyal belediyecilikle tanışma olanağını elde etti. Yakın zamana kadar belediyecilik deyince insanların aklına altyapı yatırımları, şehir içi ulaşım ile yeşil alanlar, çöplerin toplanması gibi pek fazla bir şey gelmezdi ya da özellikle iktidar belediyelerinin vatandaşa bir lütuf gibi sunulan çeşitli olanakları akla gelirdi.

Ancak CHP’li belediyelerin önderlik ettiği sosyal belediyecilik anlayışı ile dezavantajlı kesimlerin, kadınların, çocukların ve yaşlıların yaşam kalitesini yükseltmeye yönelik işlerin ve uygulamaların yapılmaya başlanması çok önemliydi. Örneğin imar düzenlemeleriyle engellilerin rahatlıkla kullanabilecekleri binalar, taşıtlar, kaldırımlar inşa edildi bu dönem içerisinde. Farklı ulaşım biçimleri geliştirildi. Evde bakım uygulamasıyla özellikle bakacak kimsesi olmayan vatandaşlara ulaşıldı, ihtiyaçları giderildi. Gelir durumu düşük ailelere yemek yardımı yapıldı.

Biz Eskişehir Büyükşehir Belediyesi olarak kırsalda tarım ve hayvancılıkla geçinen insanlarımıza sebze fideleri, ağaç fidanları, meyve fidanları ve hem küçükbaş hem de büyükbaş hayvan hibeleriyle destek olmaya çalıştık. Hala da devam ediyoruz bu projelere. Pandemi döneminde zor günler yaşayan esnafımıza destek verdik. Büyükşehir Belediyesi olarak bize ait iş yerlerinde kiraları uzunca bir süre almadık ya da taksite bağladık. Bir başka uygulamamız ise özellikle ev kadınlarına ve gençlere yönelik meslek edindirme kurslarımız. Üniversite çağına gelmiş gençlerimize üniversite kursları açarak destek oluyoruz.

Efendim biliyorsunuz ki şehirler yaşayan canlı organizma gibidirler, ihtiyaçları hiç bitmez. Gün gelir yapılanların değiştirilmesi, yenilenmesi gerekir. Yeni ihtiyaçlar ortaya çıkar. Bu gibi temel ihtiyaçların ve hizmetlerin yapılması ile birlikte sosyal belediyecilik hizmetlerimize çeşitlendirerek devam etmemiz gerektiğine yürekten inanıyorum. Bu açıdan belediyelerin arasındaki koordinasyonun daha güçlendirilerek sürmesi gerektiğini düşünüyorum. Diğer önemli konunun da afet riskli alanlar ve kentsel dönüşüm konularında yapmamız gerekenlerdir.

Bu hem insanların yaşam kalitelerinin arttırılmasına yönelik olmalı ayrıca ülke olarak deprem kuşağı içinde olmamız nedeniyle zaman zaman yaşadığımız deprem felaketlerini yaşamamak, sel felaketlerini yaşamamak en azından daha az kayıplarla atlatabilmek. Bu gibi felaketleri kayıpsız atlatabilmek için yapılması gereken çalışmalardır. Asıl hedef insanları yaşadıkları bölgelerden koparıp başka yerlerde yaşamak zorunda bırakmak olmamalıdır.

Yani yerinde dönüşüm metotları uygulanmalıdır. Böylelikle insanların sosyal açıdan zedelenmelerinin de önüne geçebiliriz. Diğer taraftan böyle dönüşümlerin vatandaşa mümkün olan en az külfetle yapılabilmesi için finansman ayağının çok dikkatli oluşturulması, projelerin çok gerçekçi olarak hazırlanması ve muhtemelen artacak yoğunluğun getireceği olumsuzlukların farklı yollardan giderilmesi gerekecektir.

Siz belediye hizmetlerini layıkıyla yaparsanız yerel kalkınma kendiliğinden harekete geçecek, kent refahı artacaktır. Biz bunu Eskişehir’de yaşadık. Şehirde yeni hizmetler, yeni olanaklar yarattıkça yatırımlar arttı. Uluslararası firmalar mağazalar açtılar, şehir dışından alışveriş yapmak için gelenler arttı. 10 yıl öncesine kadar şehirde tur otobüsü göremezdiniz. Şimdi özellikle hava koşullarına da bağlı olarak günde onlarca tur otobüsü ve kendi özel araçlarıyla Eskişehir’e geliyorlar. Bunun yarattığı ekonomik değer çok önemlidir.”

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a: Sende Hiç Utanma Yok Mu?

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Recep Tayyip Erdoğan yola çıkarken dedi ki benim hesabın simit çay hesabı. Yazıklar olsun dedi oy istedi. Bugün Ankara’da 1 simit 10 TL. 1 Nisan’da yine 15 TL olacak. Çay da 15 TL. Bir çay, 1 simit 25 TL. Aile 5 kişi, 30 günde 11 bin 250 TL, emekli maaşı 10 bin TL. Hani diyordun ya Ecevit’e, eyy Recep Tayyip Erdoğan sende hiç utanma yok mu?” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. CHP Lideri Özel’in konuşmasında öne çıkan bölümler şu şekilde:

“Birileri bir yandan siyaseti kutuplaştırmanın, bize hakaret ederek siyasetin gerginleşmesinin ve esas meselelerin konuşulmasını engellemeye çalışıyor.

Bunu Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarından Devlet Bahçeli’nin bugünkü konuşmasından görüyorsunuz. Bu kadar hakaret olunca o hakaretlerin bir vazife olarak yerine getirildiği çok belli. Bu Meclis’te iki tane promter kullanılıyor. İkisinin kablosunu takip edin saraydaki bir odaya çıkıyor. Biz onların seviyesine inecek değiliz.

Bizim derdimiz emeklinin aylığı, yoksulların mutfağındaki tencere, pazardaki marketteki mutfaktaki yangın, asgari ücretlinin geçim seviyesi. TÜİK’in rakamları doğru değil ama o rakamlarla bile durumun ne kadar içler acısı olduğu görmek gerekiyor.

Bizim emekli maaşlarıyla ilgili teklifimiz en az asgari ücret olmasıydı. Onlar 10 bin lira yapmak istiyorlar. Biz 17 bin liraya el kaldırdık. Onlar red oyu verdiler. Milletimiz görüyor. Bu gayret sandığın başına gidince karşılığını bulacak.

Toplumun büyük çoğunluğu yoksullaşmaya devam ederken sarayda işler yolunda. Sarayın bir günlük maliyeti 33.6 milyon TL. Saray 1 dakikada 23 bin TL harcıyor. Sarayda 27 saniyede bir emekli maaşı harcanıyor.

DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu burada. DİSK ‘vergide adalet’ diyerek yürüdü. Bugün asgari ücretten vergi alınmıyor ama asgari ücret vergi hesabına katılıyor. Emekçi ocak ayında aldığı maaşı kaybediyor. Bunu Meclis gündemine sunduk. DİSK’in bu talebini hep birlikte sahipleniyoruz; vergide adalet istiyoruz.

Recep Tayyip Erdoğan yola çıkarken dedi ki benim hesabın simit çay hesabı. Yazıklar olsun dedi oy istedi. Bugün Ankara’da 1 simit 10 TL. 1 Nisan’da yine 15 TL olacak. Çay da 15 TL. Bir çay, 1 simit 25 TL. Aile 5 kişi, 30 günde 11 bin 250 TL, emekli maaşı 10 bin TL. Hani diyordun ya Ecevit’e, eyy Recep Tayyip Erdoğan sende hiç utanma yok mu?

“DEM, DEM, DEM. DEM diyerek…”

Seçimden bu yana benzin 40 TL’ye çıktı, mazot 18’den 42 TL’ye çıktı. Yetkiyi verin kardeşinize diyen Recep Tayyip Erdoğan aldığı yetkiyle bunu yaptı. Bu sabah Devlet Bahçeli dün akşam Erdoğan… 1 cümleleri var DEM, DEM, DEM. DEM diyerek enflasyonu unutturmanın, zamları gizlemenin, seçimi kazanmanın hesabını yapıyorlar.

Her siyasi partiyle ne kadar ilişkimiz varda DEM Parti ile de o kadar ilişkimiz var. İçtiğimiz bir bardak demli çay. Mecliste oturup aynı masada yemek yerler, şakalaşırlar kamera önüne çıkınca sahtekarlığa başlarlar. Bahçeli DEM diyor, Tayyip Bey zam yapıyor. Sayın Bahçeli milletin derdi DEM değil, zam.

Haftaya bu salon boş olacak. Haftaya 6 Şubat. Biz 50 bin 783 vatandaşımızın hayatını kaybettiği depremin yıl dönümünde bütün grup olarak deprem bölgesinde olacağız. Bir kez daha hayatını kaybeden bütün Allah’tan rahmet yaralılara şifa diliyoruz.

Bu deprem 3 trilyon dolar vergi toplayan bir iktidarın 21 yılında yaşandı. Ülkeyi tek başına yöneten yani mazereti olmayan imkanları tam olan bir iktidar döneminde yaşandı. Kendisinden önceki dönemi depreme hazırlık yapmadılar diye eleştiren 8 kere imar affı çıkarıp 26 milyar gelir elde eden ama depreme dayanıklı kentler yaratmak için değil kendi iktidarı için kullanan bir iktidar döneminde yaşandı.

Ben depremden sonra hemen yola çıktık. Akşam vakti deprem bölgesine vardık. Malatya Doğanşehir’e sonra da Kahramanmaraş’a gittim. Ömrüm boyunca rüyalarımdan çıkmayacak manzaralar gördüm.

Bunun bir daha yaşanacağını biliyoruz ama afete karşı dirençli kentler yaratmak iktidar partisinin görevidir. Biz o süreçte depreme hiç hazırlık olmadığını gördük. İlk 1 hafta içinde inanılmaz bir koordinasyonsuzluk gördük. İlk 1 saat içinde inanılmaz bir kibir ve korku gördük. Belediyelerden gelen yardımlarda muhalefet partilerinin engellendiğini, dışarıda bekletildiğini gördük.

Darbe paranoyasıyla koca orduyu içeride tutup 10 binlerce canın enkaz altında öldürüldüğünü gördük. Bunları hatırlatmakta fayda var. Ecevit hükümetine 3 gün oldu çadır dağıtmıyorsun diyenlerin Hatay’da 35. gün çadır dağıtamadığını gördük. Kendi imtihanlarıyla sınandılar ama en ağır bedelini yoksullar ödedi.

Millet yardım beklerken milletin telefonuna İBAN gönderdiler. Çadır yok derken Kızılay’ın çadır sattığını öğrendik. Asrın felaketi dediler ama asrın ihmali ile milleti baş başa bıraktılar.

8-9-10 Şubat’ta yaptığı açıklamalarda Erdoğan ‘Yıkılan tüm konutları 1 yıl içinde teslim edeceğiz’ dedi. 650 bin konut ihtiyacı var 1 yıl içinde 319 bin konut inşa edeceğiz dedi. 1 yıl haftaya doluyor. 1 yılda temeli atılan konut sayısı 250, teslim edilen 47 köy evi var. Ama haftaya konut teslim edeceğini söylüyor. Gelecek hafta 46 bin teslim edecekmiş. Gerçekleşme oranı yüzde 7. Bu sözleri takip etmek bizim boynumuzun borcudur.

Bu evler yapılmayınca ne oluyor? 1,5 yaşında Doğa, İsacan ölüyor orada. Çadırda kimse kalmadı diyorlar, ölen şehidin bayrağını ailenin çadırına asıyorlar.

Yerel seçimlere gidiyoruz. 25 yıl şehirlerimizi kötü yönettiler. Buna karşı 2019 yılında artık canına tak edenler İstanbullular dur dedi. Ankara’yı parsel parsel satan dinozor ticaretinden yolunu bulan anlayışa Ankara dur dedi. 11 şehirde israfa kent suçlarına dur dediler. O günden beri CHP ve Millet İttifakı hatta Türkiye ittifakı tarafından seçilmiş belediye başkanlarımız namusluca yönetiyorlar.

İstanbul’u Erdoğan belediyeciliği yönetirse 2 kat fazla parayla yarı yarıya iş yapıyor Arada 4 kat fark var. Meydan okuyoruz. Eskiden yağmur yağar Üsküdar göl olurdu. Pandemide İstanbul’da görülmemiş altyapı çalışması yapıyoruz dediler. Şimdi o kentlere geri dönmek istiyorlar. Haramilerin saltanatını yıktık ya şimdi haramiler geri dönelim mi diyorlar. Bütün elimizdeki büyük şehirlere söylüyoruz elinizdekine çalışkan belediye başkanlarına sahip çıkın.

Biz bütün vatandaşlarımızı Beşiktaş’ta, Karşıkaya’da, Nilüfer’de ağırlayamayız ama bütün vatandaşlarımız kendi şehirlerine çalışkan CHP belediyelerini getirebilirler.

Bugüne kadar 900e yakın aday açıkladık. Seçime giren bütün partiler içinde en üst rakam. CHP geç kalıyor tezine kimse kulak vermesin. Rakiplerimiz yarı rakamlarda. Eskişehir’de vefalı bir vedayı hep birlikte gerçekleştirdik. Bozkırın ortasında terk edilmiş bir şehri bir Avrupa kenti haline getiren, 1 milyon turist ağırlayan kenti yaşatan Yılmaz Büyükerşen konuştu ben ağladım.

Ben konuştum o ağladı. Ayşe Ünlüce başkanımıza gözü arkada kalmadan o şehri teslim etti. Yılmaz hoca bir odada anılarını mı yazacak sanıyorsunuz? Hocanın bir eli Eskişehirli belediyelin üzerinde bir eli CHP’li bütün belediyelerin üzerinde. Kendisi CHP’li belediyelerin hizmetlerinin ortaklaştırıldığı kurulda belediyelerimizi baş koordinatörü.

Kadınların başının üzerinde camdan tavan var. Gençler ve kadınların iddialarının arkasında ben varım. Belediye Meclislerinde kota koyduk, ama pencere sistemini de hayata geçirdik. Kadınlara aday olun arkanızda biz varın dedik. Değişim nasıl olacak diyenlere dün açıklanan İzmir listesine baksın değişim orada.

Yaş ortalaması 46, 12’si 40 yaş altında. 9’u kadın. İzmir’in en büyük ilçelerine kadın aday koyduk. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Karşıyaka’da 5 yıl görev yapan Cemil Tugay’ı görevlendirdik hayırlı uğurlu olsun.

Bahçeli Türkiye İttifakından rahatsız olmuş. Meclise bakan Togg’la geldi, anahtarı bırak biz de binelim dedim. Biz Togg’a neden karşı olalım. Babanın malı gibi bakıyorsun, Togg da bizim ülkenin bütün değerleri de bizim. Ben doğal gazın keşfine karşı değilim, onun yoksul insanlara en ucuz şekilde ulaştırılmasından yanayım.

Bu ülkede hangi değer varsa onun yanındayız. Biz neden TCG Anadolu’nun karşısında olalım? Bizim karşısında olduğumuz 6. filoydu, senin yanında durdukların onun yanında namaza durdular… Siz saray, rant, çıkar ittifakısınız, biz Türkiye ittifakıyız. Türkiye ittifakı 31 Mart seçimlerini kazanacak. “

Paylaşın

Türkiye’de Her İki Çocuktan Biri Yoksul

“Türkiye’nin Yokluk ve Yoksulluk Raporu”nda, “Türkiye’de 9.4 milyon çocuk yoksulluk çekiyor. Yani Türkiye’deki her iki çocuktan birisi yoksul” bilgisi yer aldı.

Raporda, Türkiye’de beş yaş altı çocukların yüzde 1,7’sinin akut yetersiz beslenme, yüzde 6’sının ise kronik yetersiz beslenme yaşadığının altı çizildi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Karabük milletvekili Cevdet Akay, “Türkiye’nin Yokluk ve Yoksulluk Raporu”nu açıkladı. Sol Haber’in aktardığına göre; Ekonomiden yoksulluğa, eğitimden adalete kadar farklı verileri içeren “Türkiye’nin Yokluk ve Yoksulluk Raporu”na göre, Türkiye’de her iki çocuktan biri yoksul.

Çalışmaya göre, 2018’de 3 milyon 494 bin 931 olan sosyal yardımdan yararlanan hane sayısı, 2023’te 4 milyon 400 bin haneye yükseldi. Bu hanelerde yaşayan kişi sayısı ise 17.6 milyon olarak kayıtlara geçti.

Raporda, “AKP iktidarı 3 Kasım 2002 tarihinden bu yana yoksulluğa son verecek çalışmalar yapmak yerine, yurttaşlarımızı sosyal yardımlara bağımlı hale getirmiştir. Yoksulluk her yıl önemli bir artış gösterirken, yardım alan yurttaş sayısı da bununla bağlantılı olarak artmıştır. AKP yaptığı sosyal yardımlarla yoksulluğa geçici çözüm üretmiş, bu sorunu kökten çözecek reformları hayata geçirmemiştir. Özetle, iktidar muhtaç ve yoksul bir toplum yaratarak, biat zihniyetini politika aracı haline getirmiştir” ifadeleri kullanıldı.

En çok yoksulluk içindeki çocukların durumuna dikkat çekildi. 15-29 yaş arasında eğitim öğretim almayan gençlerin oranı yüzde 28.7. Türkiye, çocuk yoksulluğu açısından OECD’ye üye 41 ülke arasında yüzde 22 oranıyla en yüksek yoksulluk oranına sahip ikinci ülke konumunda. Ekonomik yoksunluk nedeniyle ailesinin bakamadığı çocuk sayısının 2002’de 12 bin 75 iken, 2023’te 165 bine yükseldiğine de işaret edildi.

Raporda “Türkiye’de 9.4 milyon çocuk yoksulluk çekiyor. Yani Türkiye’deki her iki çocuktan birisi yoksul” bilgisi yer aldı.

Türkiye’de beş yaş altı çocukların yüzde 1,7’sinin akut yetersiz beslenme, yüzde 6’sının ise kronik yetersiz beslenme yaşadığının altı çizildi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun, Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuk İstatistiklerine göre, çocukların karıştığı olay sayısı 2022 yılında, 2021 yılına göre yüzde 20,5 oranında artarak 601 bin 754’e ulaştı. 2014’te 11 bin 95 olan, “Çocukların Cinsel İstismarı”na ilişkin suç sayısı ise 31 bin 885’e yükseldi. Türkiye’de 9 bin 308 çocuk, “Uyarıcı madde kullanmak, satmak veya satın almak” suçundan güvenlik birimlerine götürüldü.

CHP’li Akay, “Güç zehirlenmesine maruz kalan iktidar, halkı yavaş yavaş öldürüyor. Bağımsız olması gereken Merkez Bankası ve TÜİK Saray’ın emrinde. Saray sadece kendi lüksü ile şahsi hırsını odağına almakta” ifadesini kullandı.

Eğitim durumu

6-17 yaş arasında 570 bin 293 çocuğumuz eğitim dışında.

Devlet okulları işletmeye dönüştü. Özellikle meslek liselerinde açılan işyerleri ile döner sermayeye para akışı, eğitim adı altında öğrencilerin işgücü ile sağlanmaya çalışıldı.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) yayımladığı son rapora göre, Türkiye’de orta eğitim (lise) harcamalarında 40 ülke arasında 38. sırada.

OECD ortalamasında, ilköğretimden yükseköğretime kadar öğrenci başına eğitim kurumları harcaması, 11 bin 680 dolar. Türkiye’de yapılan harcama, 5 bin 723 dolar.

Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) araştırma sonuçlarına Türkiye, araştırmaya dahil olduğu 2003 yılından bu yana okuma, matematik ve fen bilimleri alanlarının tümünde OECD ortalamasının altında kalmıştır.

15-19 yaş aralığında yüzde 69 olan okullaşma oranıyla OECD ülkeleri arasında son sıralardayız.

Akademik özgürlükler endeksine göre, 175 ülke arasında 170. sıradayız.

Para nereye harcandı?

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından hazırlanan Genel Faaliyet Raporları incelendiğinde vakıf ve derneklere;

2012 yılında 381 milyon lira,
2013 yılında 590 milyon lira,
2014 yılında 628 milyon lira,
2015 yılında 874 milyon lira,
2016 yılında 581 milyon lira,
2017 yılında 581 milyon lira,

2018 yılında 818 milyon lira,
2019 yılında 841 milyon lira,
2020 yılında 1 milyar 92 milyon lira,
2021 yılında 866 milyon lira,
2022 yılında 1 milyar 792 milyon para transferi gerçekleştirilmiştir.

Raporda, “Son 11 yılda iktidar, merkezi yönetim kapsamındaki kuruluşlar aracılığıyla vakıf ve derneklere toplam 9 milyar 44 milyon lira para transferi yapmıştır. Hangi vakıf ve derneklere bu paralar aktarıldı? Biz soruyoruz, iktidar en iyi yaptığı işi yapıyor, duymazlıktan gelerek kaçıyor” ifadeleri kullanıldı.

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den ‘Tasfiye’ Açıklaması: Söz Konusu Değil

Tasfiye iddialarına ilişkin değerlendirmede bulunan CHP Lideri Özgür Özel, “Battal Başkan, uzun süredir yaptığı göreve aday gösterilmemesinin verdiği üzüntüyle – ki bunu anlıyorum – meseleyi nesnel ve tarafsız değil, öznel bir yerden değerlendirmiş” dedi.

“Ne Alevinin ne Kürt’ün tasfiye olduğu yok” diyen Özel  “Kendisi “Ben aday gösterilmedim” deyip bunun üzerinden değerlendirme yapmış. Birkaç gün sonra o değerlendirmelerden pişmanlık duyacağını düşünüyorum. Üzüntüsüne veriyoruz. Sonuçta değişim olması lazım” diye konuştu.

Cumhuriyet Halk Partili (CHP) İstanbul Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, dördüncü kez aday gösterilmeyince partisinden istifa etmişti. CHP’nin kurultayında Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyenlerin tasfiye edildiğini ileri süren Battal İlgezdi’nin iddialarına CHP Genel Başkanı Özgür Özel yanıt verdi.

Sözce yazarı İsmail Saymaz’a konuşan Özel, Battal Başkan, uzun süredir yaptığı göreve aday gösterilmemesinin verdiği üzüntüyle – ki bunu anlıyorum – meseleyi nesnel ve tarafsız değil, öznel bir yerden değerlendirmiş” dedi.

“Ne Alevinin ne Kürt’ün tasfiye olduğu yok” diyen Özel “Kendisi “Ben aday gösterilmedim” deyip bunun üzerinden değerlendirme yapmış. Birkaç gün sonra o değerlendirmelerden pişmanlık duyacağını düşünüyorum. Üzüntüsüne veriyoruz. Sonuçta değişim olması lazım” diye konuştu. Özel şunları söyledi:

İstanbul’da Kemal Bey’i destekleyen Bora Balcıoğlu, ankette önde çıktığı için aday gösterildi. Gülizar Emecan, Bahçelievler’in adayı, kongrede karşımızdaydı. Battal Bey’in aday gösterilmediği gün aday gösterilen 10 kişiden dördü kurultayda karşımızdaki isimdi. Bir tasfiye söz konusu değil. Bu iddiaları, yayınlanan aday listeleri yalanlıyor.

Hatta bana şöyle eleştiriler geliyor: “Siyaset bu kadar objektifliği kaldırmaz. Kendine yakın isimleri koymalıydın bazı yerlere. Kılıçdaroğlu’na yakın ve kongrede yanında durmayanları görevlendiriyorsun” diyorlar. Böyle eleştiriler alıyorum.

Özel, “İstanbul’da neredeyse bütün muhalif partiler aday çıkardı. İyi Parti, Saadet, Zafer Partisi… Ne düşünüyorsunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi:

İstanbul’a talan ve rant geri dönmesin diye düşünen herkesin son derece stratejik oy kullanması ve çok sayıda adaylaşmayı kimin ve neyin körüklediğine dikkatle bakması gerekir. Büyükşehirleri parsel parsel satan ve kupon arsaları Arap şeyhlerine veren AKP belediyeciliği geri gelmesin diye büyük bir ittifaka ihtiyaç var. Bu ittifakın adı İstanbul İttifakı ve Türkiye İttifakı olacak. Ben seçmenin ferasetine ve öngörüsüne güveniyorum. Onlar büyük planı görüyor.

CHP Genel Başkanı Özel, “Başak Demirtaş’ın aday adaylığı hakkındaki yorumunuz nedir?” sorusunu ise “Tüm adaylıklar gibi o da demokratik bir hakkın kullanılmasına yönelik yaklaşımdır. Bir yorumum yok” diye yanıtladı.

Paylaşın

CHP İle DEM Parti Görüşmelerinde ‘Taban Hassasiyetleri’ Çıkmazı

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, partilerinde seçimlere yönelik çalışmaları hız kazandı. CHP ve DEM Parti heyetleri arasında seçimlerde güç birliği gündemli görüşmeler ise devam ediyor.

CHP ve DEM Parti kurmayları da güç birliği söz konusu olunca tarafların karşılıklı bazı fedakarlıklar yapması gerektiğini söylüyor. Ancak CHP’li kurmaylar da DEM’li kurmaylar da bu fedakarlıklar gündeme geldiğinde tabanlarının hassasiyetlerine dikkat çekiyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nde (DEM Parti) liderlerin yaptığı karşılıklı ziyaretlerin ardından başlayan ‘yerelde güç birliği’ arayışlı heyetler arası görüşmeler devam ediyor. Bu görüşmeler devam ederken Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan önceki dönem HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş’tan gelen “İstanbul’da aday olabilirim” açıklaması pek çok soru işaretini beraberinde getirdi.

Partinin başta İstanbul olmak üzere pek çok kentte aday çıkarmaya dair alacağı tutumunun perşembe ve cuma günü gerçekleşen MYK toplantısında netleşebileceği ifade edilmişti. Ancak Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, başta İstanbul olmak üzere güç birliği yapabilecekleri pek çok yerde çalışmaların devam ettiğini şu sözlerle ifade etti: “Parti olarak alacağımız pozisyonun dengeleri ne oranda nasıl değiştirebileceğinin farkındayız. Dolayısıyla böyle bir ciddiyet ve böyle bir sorumlulukla çalışıyoruz. Her şey çok büyük bir titizlik ve hassasiyetle çalışılıyor.”

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın aktardığına göre; İki parti heyetleri arasında güç birliği gündemli görüşmeler, Başak Demirtaş’ın açıklamasından sonra da devam etti. İki partinin kurmayları da güç birliği söz konusu olunca tarafların karşılıklı bazı fedakarlıklar yapması gerektiğini söylüyor. Ancak CHP’li kurmaylar da DEM’li kurmaylar da bu fedakarlıklar gündeme geldiğinde tabanlarının hassasiyetlerine dikkat çekiyor.

DEM Parti kurmayları, Başak Demirtaş’ın açıklamasından önce de tabanlarından çok yoğun bir aday çıkarma baskısı aldıklarını ifade ederken iki seçimdir CHP’ye destek vermelerinin tabanları tarafından sert bir biçimde eleştirildiğini belirtiyor ve “Bu seçimde DEM Parti’nin kazanmadığı bir senaryoyu ne biz kabul ederiz ne de seçmenimizi ikna edebiliriz” değerlendirmesini yapıyor.

DEM Parti’nin seçmeninin verdiği oyun karşılığı olarak kent yönetimlerinde temsilcilerini görme hakkı olduğunu anlatan DEM kurmayları, seçmenlerinin sürekli fedakarlık yapması, sürekli CHP’nin adaylarına oy vermesinin artık kabul edilemez olduğunu, seçmeni ikna etmek için ellerinde güçlü doneler olması gerektiğini anlatıyor. Öte yandan güç birliği sağlanması halinde destekleyecekleri adayların ve aynı zamanda parti yöneticilerinin özellikle Kürt sorunu, kayyımlar gibi konularda demokratik ilkeler çerçevesinde söylemler kurması gerektiğini kaydediyor.

CHP’li kurmaylar da güç birliği ve fedakarlıklar gündeme geldiğinde tıpkı DEM Partililer gibi kendi tabanlarının hassasiyetlerine dikkat çekiyor. CHP’nin Atatürkçü, devletçi bir seçmen kitlesi olduğunu ve bu seçmenin batıda bir kentte DEM Parti’de aktif siyaset yapan isimlere oy vermesinin çok zor olduğunu anlatan CHP yetkilileri, DEM’in İstanbul’da bir ilçede CHP tarafından desteklenmesinin kendilerini zorlayacağını ifade ediyor.

DEM Parti çalışmalarına devam ediyor

Karşılıklı bu kaygılara rağmen iki partinin heyetleri arasında görüşmeler sürüyor. Görüşmelerin bir güç birliğine evrilip evrilmeyeceğinin ilerleyen günlerde netleşeceği ifade edilirken DEM Parti’de aday çıkarma eğiliminin ağır bastığı, İstanbul’da bir aday çıkarılması halinde bu ismin Başak Demirtaş olmasına sıcak bakıldığı kaydediliyor. DEM Parti’nin ayrıca tüm batı illerinde aday olabilecek isimlere dair çalışmasını yürüttüğü de kaydedildi.

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a “Süleyman Soylu” Çağrısı

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Memleket bir suç cenneti. Yerlikaya’nın bakanlığı döneminde 126’sı kırmızı beşi mavi bültenle aranan 236 yabancı suçlu Türkiye’de yakalanmış. Bu mafya lideri, baronlar kimin zamanında geldi? Soylu’yu atayan kalem kime ait? Memleketi bu pisliğe batıran da Süleyman Soylu, onu atayan dolma kalem, üç kelime ile Recep Tayyip Erdoğan” dedi ve ekledi:

“Dedim ki ‘Ey Recep Tayyip Erdoğan, Eğer bu pislikten partinin kurumsal olarak ve senin şahsen bu pislikten sorumlu olmadığını söylemek istiyorsan getir soruşturma önergesini Süleyman Soylu hakkında imzalayalım, Meclis soruştursun. AYM bu kişiyi yargılasın. Bunu yapmıyorlar. Soylu dönemiyle hesaplaşmayı kapalı kapılar ardında, kendi yöntemleriyle yapıyorlar. Hukuk devletinde kapalı kapılar ardında hesaplaşma olmaz. Bakansa hesabı Yüce Divan’a verecek.”

Özel, konuşmasının devamında, “Erdoğan; hem uluslararası suçlular için hem de Ayhan Bora Kaplan -Erdoğan’ın önüne koyun çok duyuyor, çok biliyor da- Öbür tarafta Süleyman Soylu, Ankara’daki eğlence merkezleri ve devletimize emanet edilmiş kimsesiz çocuklar üzerinden önümüzdeki dönemde altından kalkamayacağınız, altında kalacağınız o rezaletler ortaya dökülmeden evvel ya Süleyman Soylu’nun gereğini yaparsın ya da ya da bu pislikten rezaletten bizzat sorumlusun” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM’deki grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamalarından satır başları şöyle:

“Kamer Genç TBMM’nin en renkli simalarından, sözünün arkasında durmasıyla, direnci cesaretiyle, ülkeye olan, Atatürk ve inkilaplarına bağlılığıyla hepimize örnek bir milletvekiliydi. Biz ilk vekil olduğumuz yıllarda Kamer Bey’in yanında oturmak büyük bir heyecandı.

Milletin derdi ne Tayyip, ne Bahçeli’nin derdi. Milletin derdi yüksek enflasyon geçim derdi. Biz onları bir kenara bırakıyoruz. Ülke her kötü yönetiliyor bunda şüphe yok. En kötüsü mutfaktaki cüzdandaki yangın. Tayyip Erdoğan bu yılı emekliler yılı ilan etmişti, ama bu yıl emeklilerle dalga geçtiği bir yıla dönüştü. En çok rahat etmesi gereken öğretmenler, sınır boylarında bayrak dalgalansın diye görev yapan askerler, okulları temizleyen hademeler görevliler. Yıllarca bu ülkeye hizmet ettiler. Emekli oldular rahat ettirilmeleri lazım ama ettirmiyorlar. Her gün kötüye gidiyorlar. TÜİK yüzünden. Tayyip’i Üzmeme İstatistik Kurumu.

6 aylık enflasyon yüzde 37’ken, emeklilere yüzde 33 zam çıktı. Emeklinin cebinden nasıl para çalındığını görüyoruz. En düşük emekli maaşı 7 bin 500 liraydı. 2002 yılında asgari ücretin yüzde 147 lirasıydı. Olması gereken 25 bin liraydı. Bugün asgari ücret 17 bin lira. Buradan bütün emeklilere sesleniyorum; bu açlık ücretini, sefalet ücretini kabul etmeyin. Bu hafta grubumuzun üzerinde duracağı hedef 17 bin liradır. En düşük emekli maaşı bir asgari ücret olana kadar mücadele edeceğiz. Milletin derdi DEM değil, zam zam zam. Bin lira, iki bin lira seyyanen zammı kabul etmiyoruz, 7 bin liralık zammı alana kadar bütün emeklileri mücadeleye davet ediyorum

“Süleyman Soylu” çağrısı

Memleket bir suç cenneti. Yerlikaya’nın bakanlığı döneminde 126’sı kırmızı beşi mavi bültenle aranan 236 yabancı suçlu Türkiye’de yakalanmış. Bu mafya lideri, baronlar kimin zamanında geldi? Soylu’yu atayan kalem kime ait? Memleketi bu pisliğe batıran da Süleyman Soylu, onu atayan dolma kalem, üç kelime ile Recep Tayyip Erdoğan.

Dedim ki ‘Ey Recep Tayyip Erdoğan, Eğer bu pislikten partinin kurumsal olarak ve senin şahsen bu pislikten sorumlu olmadığını söylemek istiyorsan getir soruşturma önergesini Süleyman Soylu hakkında imzalayalım, Meclis soruştursun. AYM bu kişiyi yargılasın. Bunu yapmıyorlar. Soylu dönemiyle hesaplaşmayı kapalı kapılar ardında, kendi yöntemleriyle yapıyorlar. Hukuk devletinde kapalı kapılar ardında hesaplaşma olmaz. Bakansa hesabı Yüce Divan’a verecek.

Erdoğan; hem uluslararası suçlular için hem de Ayhan Bora Kaplan -Erdoğan’ın önüne koyun çok duyuyor, çok biliyor da- Öbür tarafta Süleyman Soylu, Ankara’daki eğlence merkezleri ve devletimize emanet edilmiş kimsesiz çocuklar üzerinden önümüzdeki dönemde altından kalkamayacağınız, altında kalacağınız o rezaletler ortaya dökülmeden evvel ya Süleyman Soylu’nun gereğini yaparsın ya da ya da bu pislikten rezaletten bizzat sorumlusun.

Merkez Bankası’nda bir kriz yaşanıyor. Bir süredir Gaye Hanım’ın babası, çocuğu üzerinden bir şeyler yapılıyor. İddialar doğruysa durum vahim, iddialar yalansa durum vahim. AK Parti’nin kendi iç savaşının Merkez Bankası’nda yürütmesi kabul edilemez. İsimler değişiyor, vitrin değişiyor ama anlayış değişmediği için sıkıntılar bitmiyor.

Bu kurumun itibar kaybetmesi, yurt dışında itibar kaybetmesidir. AKP’nin kendi vesayet savaşının Merkez Bankası’nda yürütüyor olması, kurumu yıpratıyor. Kendi getirdiğiniz üst düzey bürokratı kendi gazetelerinizin manşetleri, trollerinizin paylaşımları ile istifaya zorlarsanız yarın yetişmiş insan kaynağı bulamazsınız. İsimler vitrin değişiyor ama anlayış değişmediği için hiçbir şey değişmiyor. MB’yi dikkatle takip etmeye devam edeceğiz.”

Paylaşın