Özgür Özel: 19 Mart Sivil Darbe Girişimi Engellenmiştir

CHP Lideri Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi önünde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “19 Mart sivil darbe girişimi, yine milletin iradesiyle darbecilerin karşısına sokaklara milletin dökülmesiyle engellenmiştir” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Silivri Cezaevi’nde (Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu) tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile görüştü.

BirGün’ün aktardığına göre; CHP Lideri Özgür Özel, görüşmenin ardından basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Maalesef Silivri’deyiz, 2025 yılındayız. Cumhuriyet’in kurucu partisinin, son seçimlerin birinci partisinin, son seçimlerde ekonominin yüzde 80’ine, nüfusun yüzde 65’ine hitap eden belediyeleri kazanmış olan partinin genel başkanı, biraz önce Silivri’de dünyanın en tanınmış metropolüne üç kez artan oylarla belediye başkanı seçilmiş Ekrem İmamoğlu’nu, iki belediye başkanı Resul Emrah Şahan ve Memmet Murat Çalık’ı ve yıllardır burada hepimizin yerine esir tutulan arkadaşlar adına da Gezi tutuklularından Tayfun Kahraman’ı ziyaret ettim” dedi.

İktidara tepki gösteren Özel, şöyle devam etti: “Ben içinde bulunduğum atmosferden, Türkiye’ye yaşatılan bu durumdan Türkiye’yi yönetenler adına utanıyorum. Bükemedikleri bileği yargı eliyle kırmaya çalışıyorlar. ‘Ekrem İmamoğlu’nu yenemedik, yenemiyorum, yenemeyeceğim, o zaman ondan kurtulacağım.’ O kadar kolay sandılar. Hesap etmedikleri Saraçhane’deki milyonlar değil sadece, hesap etmedikleri geçen pazar günü bütün dünyanın ilgisini Türkiye’ye çeken 15,5 milyon insan…”

“19 Mart sivil darbe girişimi, yine milletin iradesiyle darbecilerin karşısına sokaklara milletin dökülmesiyle engellenmiştir” vurgusunu yapan Özel, şunları kaydetti: “15 Temmuz gecesi kendi yetiştirip büyüttükleri, altlarına tank verdikleri, uçaklarını havalandırttıkları bir örgüt darbeye kalkışmıştı, sandıktan çıkana sahip çıktı vatandaş. 15 Temmuz’da sokağa dökülenler öyle Recep Tayyip Erdoğan’ın kara kaşına, kara gözüne değil… Biz de çağırdık, herkes çağırdı. Biz de koştuk, Meclis’e gittik. Bu ülkede iktidarların sandıkla değişmesine, halkın iradesine sahip çıkmışlardı. Şimdi de sahip çıkılan halkın iradesinden başka birşey değildir.”

CHP’nin ön seçimine vurgu yapan Özel, iktidara da eleştirilerde bulunarak şunları söyledi: “Ben içeride dimdik, başları dik, alınları açık, kendileriyle, aileleriyle, çalışma arkadaşlarıyla gurur duyan, korkmayan, sadece korkakların korktuğu ama kendileri korkmayan üç aslanla görüştüm. Aslanlar gibiler aslanlar gibi. Bir kaygı varsa Tayyip Erdoğan’a kalmış. Bir korku varsa yüzünde görüyoruz zaten. Hasetlikten çatlayan, o kullanılan 15,5 milyon oyu kıskanan Tayyip Erdoğan’a söylüyorum.

Bundan sonra o fotoğraf tarihe kaldı. Sen zorla ‘İşe gireceğim’, ‘Ver kimliği’; tayin ister, ‘Ver kimliği’; ‘Kömür alacağım’, ‘Ver kimliği’; ‘Açım, sosyal yardım’, ‘Ver kimliği’… Kaydedip, kaydedip bitiremediğin, 23 yıl boyunca kota vere vere bütün il başkanlarına, ilçe başkanlarına, gençlik kollarına, kotalarla, ödüllerle 11,5 milyon üye yaptırdın. 15,5 milyon kişi resmi olmayan, oy kullanmazsan cezası olmayan, kaydı bile olmayan sandıklara koşa koşa gitti bu insanlar. Demokrasi devrimi, rüzgârı Ekrem Bey’in, arkadaşlarımızın arkasındadır.

Demokrasi devrimi Tayyip Bey’in anti demokratik düzenini ayaklar altına almıştır. O yaşlı teyzemin bastonu altında ezilmiştir saray rejimi. O 1,5 yaşında çocuğun 32 numara spor ayakkabısının altında ezilmiştir saray rejimi. Bu saray rejimi vicdanlara mahkûm olmuş, kendi seçmenini mahcup etmiştir. Ben hiçbir AK Partilinin, hiçbir MHP’linin bu hazımsızlığa oy vermediğini biliyorum. Bu hazımsızlığı yapanların ayıbı sırtınızda değildir.”

“Muhalefetle bayramlaştık, iktidarın yaptığı bu kumpasta ne bayramlaşacağız”

“AK Parti’ye oy vermiş seçmen… Senin de utandığını biliyorum. Bu utancı paylaşma” diyen Özel, şunları ifade etti: “Bu utancı paylaşmamak için bu bayram AK Parti’nin seçmeniyle de MHP’nin seçmeniyle de bayramlaşmaya geliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi bayrama kadar 16 muhalefet partisi ile Saraçhane‘de her bir ziyaretlerinde bayramlaştı, kucaklaştı. Bu bayramda Ankara’da bayramlaşmıyoruz. Muhalefetle bayramlaştık, iktidarın yaptığı bu kumpasta ne bayramlaşacağız. Gelip de bayram şekerini bana Akın Gürlek mi tutacak? Akın Gürlek mi bayram şekerini tutacak?

Onun o olmazsa olmaz diye götürdüğü, canı ciğeri, 10’uncu Sulh Ceza’ya koyup tutuklattırdığı hâkimi kolonya mı dökecek elimize? Bu bayram milletimizle birlikte 81 il, 973 ilçe, tüm belde ve köylerde Cumhuriyet Halk Partisi’nin üyeleri ve 15,5 milyon neferi bu bayramda bayramlaşacak. Bu bayramın Tayyip Erdoğan’a yeni bir sürprizi olacak. Durmuyoruz. Şaşırtmaya, güçlenmeye, korkutmaya devam edeceğiz. Özgür Özel Silivri’ye arkadaşlarını, yoldaşları, siyaset arkadaşlarını, belediye başkanlarını görmeye geldikçe, Tayyip Erdoğan’ın gözü ne kadar dönerse dönsün hep birlikte gönlümüzü milletimize döneceğiz. İlk fırsatta onu, bu kötülük yuvasını başımızdan def edeceğiz.”

Paylaşın

CHP’de Ön Seçim: İmamoğlu’na 15 Milyona Yakın Oy

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) cumhurbaşkanı adayı ön seçimi tamamlandı. Ekrem İmamoğlu’nun tek aday olduğu seçimde 15 milyona yakın kişinin oy kullandığı açıklandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından yüz binlerce kişi üst üste beşinci kez Saraçhane’de buluştu.

Tutuklanan İmamoğlu mesajında, “Korkunun ecele faydası yok! Öyle de yenileceksin! Böyle de yenileceksin. Türkiye bugün büyük bir ihanete uyandı, demokrasi meydanlarında buluşarak sesinizi yükseltin” diyerek, İBB binasının olduğu Saraçhane Meydanı’na çağrı yapmıştı.

Saraçhane’de kalabalığa seslenen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye genelinde partisinin cumhurbaşkanı ön seçiminin sonucunu sloganlar eşliğinde açıkladı. Özel, “üyelerimizden sandığa katılım şu ana kadar 1 milyon 653 bin kişidir” dedi. Özel 2 bin 621 sandığın sayılmadığını belirterek, 13 milyon oyun da dayanışma sandıklarına atıldığnı kaydetti.

Etkinlikte konuşan Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu, “Yıllardır Ekrem’i suçlu göstermek için neler yapmadılar ki? Hatırlayalım 6 yıl önce Ekrem’in kazanacağını fark eden devletin kurumları oy verilerini açıklamayı durdurmuştu. Ekrem o gece çıkıp ‘Hak yemem, hakkımı da yedirmem’ demişti. O günden bugüne ülkeyi yönetenler Ekrem’den ve onu sevenlerden korkuyorlar. Milletin iradesini gasp edip onu siyaset dışına bırakmak istiyorlar. Onu dışarıda bırakıp iş sandığa kalmadan kazanırız sanıyorlar. Ama yanılıyorlar” dedi.

Cumhurbaşkanlığı ön seçimi için 81 ilde ve 973 ilçede 5 bin 600 sandık kuruldu. Oy verme işlemi sabah saat 08.00’de başladı. Saat 17.00’de sona ermesi öngörülen oy kullanma işlemleri saat 19.00’a kadar uzatıldı. Sandıkların kapanmasının ardından oy sayım işlemlerine başlandı.

Bu kapsamda Ankara’da 25 ilçede, İstanbul’da 39 ilçede ve İzmir’de 30 ilçede, ilçe başkanlıklarının yanı sıra belediyelere ait sosyal tesisler, pazar yerleri, kahvehane, düğün salonu ve spor salonları gibi halkın rahat erişebileceği yerlerde vatandaşlar sandıklara gidip oy kullandılar.

Paylaşın

Özgür Özel: Meydanları Boş Bırakmayacağız

Erdoğan’ın “sokak çağrıları kabul edilemez” açıklamasına yanıt veren CHP Lideri Özgür Özel,  Kurtuluş Savaşı’na atıfta bulunarak, “Atatürk, bu topraklara düşman postalı basmasın diye Çanakkale’de ölümü göze aldı” dedi ve ekledi:

“Ama bir adamın imzasıyla İstanbul işgal edildi. O dönem, İstanbul Üniversitesi mitingleri örgütledi ve bu eylemler tüm Anadolu’ya yayıldı. Bugün de meydanlardayız ve burayı İstanbul Üniversitesi öğrencilerine borçluyuz. Bizi provokasyonlarla yolumuzdan çeviremezler.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması ve soruşturmalara dair Saraçhane’de düzenlenen protestoların dördüncü gününde İBB’de halka seslendi.

“81 ilin, 973 ilçenin her birisinde bu hukuksuzluklara, bu haksızlıklara karşı omuz omuza, kol kola, yan yana, engel tanımadan, hiçbir yasaya karşı sessiz kalmadan, korkmadan, yılmadan, her şeyi göze alıp demokrasiye, sandığa ve seçtiklerine, seçebilme hakkına sahip çıkan tüm yurttaşlarımızı yürekten selamlıyorum, yürekten selamlıyorum.

Dün nasıl konuştuysak, ne dediysek, nasıl sonuç aldıysak hep beraber bu gece fazlasını başaracağız, fazlasını. Değerli, değerli İstanbullular, siz bir şeyi geri aldınız. Siz evlerinizden çıkıp buraya gelmek istediğinizde dört gün önce Erdoğan’ın talimatı, valilik kararıyla emniyet, üç kişinin bir araya gelip toplanmasını, gösteri yapmasını, miting yapmasını yarına kadar yasaklamıştı. O kararın, o kararın ardından buraya gelen bütün yollar, Haliç’in üstündeki köprüleri kaldırdılar. Buraya gelen tüm viyadükler, tüm yollar kapatıldığı halde ilk gün 110 bin kişiyle, ikinci gece 210-220 bin kişiyle, dün akşam, dün akşam 220 bin dedik.

Drone görüntülerini görünce neye uğradığımızı biz de şaşırdık. Gözün gördüğü yerde 550 bin kişi vardı ve buralara yaklaşamıyorlardı. Ve siz göremiyorsunuz, bilmiyorum. Orada bir ekran var, canlı yayın aktarılırsa göreceksiniz ki bir uçtan Bozdoğan Kemeri’nin önünden ta gözün görebildiği yere kadar hep birlikteyiz. 550 bin kişiyle göz göze tarihi yarımadada bağlantı yollarıyla birlikte 1 milyon kişi gönül gönüleyiz, 1 milyon kişi.

Siz neyi başardınız biliyor musunuz? Siz, siz sokakları geri kazandınız, meydanları kazandınız. Tepki ve protesto hakkının yasaklanamayacağını kazandınız. Hepinizin önünde saygıyla eğiliyorum. Genciyle yaşlısıyla buradasınız. Kadınıyla erkeğiyle buradasınız. Tüm tercihlere saygılı, doğayı seven, insanı seven, hayvanı seven ve bunların ortak düşmanını bilen, ona karşı burada kol kola giren herkesi saygıyla selamlıyorum. Burada, burada birbirinden renkli, birbirinden güzel, solun, sağın her rengi var.

Zaten şunu hep beraber bilelim ki yıllar, bin yıllar, çok önceki zamanlarda daha, daha doğa olayı gerçekleştiğinde ortak dili olmayan kabileler bile bir şeyin karşısında hayranlıkla, korkudan değil yere kapanarak selamlarlardı. O doğa olayı gökkuşağıdır. Renklerin yan yana, birbirinin içine ve işine karışmadan ortaya koydukları o güzelim gökkuşağını ben bu akşam burada görüyorum, Saraçhane’de görüyorum, İstanbul’da görüyorum. Türkiye’nin gelecek umudunu bu gökkuşağında görüyorum.

Buradan özellikle, dün akşam söyledim. Kanunsuz bir emir verdi Erdoğan. Ne yapsın vali, ne yapsın emniyet müdürü? Bir tarafta emri veren, kanunsuz emri veren bir kişi, tek kişi, tek adam. Karşısında, ondan korkmayan milyonlar var. Kim durdurabilir sizleri? Ancak dün akşam, gaz atılırken bizim buradan seslenişimize yanıt veren il başkanımın telefonlarıyla Bozdağ Kemeri’ndeki gençlere yapılanlara karşı orayı durdurup onları buraya çağırmamıza imkân tanıyan ve bundan sonra da bu gece, yarın ve devamında karşımızdaki polise, kanun dışı emirler vermemesi noktasındaki duyarlılığımıza hassasiyet göstereceğini beklediğim İstanbul Valisi’ne sesleniyorum.

Bu akşam burada, İstanbul’da bir tarih yazılacak. Bunun karşısında durmayın, duramazsınız. Erdoğan’ın bütün tehditlerine rağmen, nerede ne oluyor söyleyin. Yok abim gaz falan yok, ben görüyorum. Gaz yok, görüyorum, olduğu zaman söylüyorum. Şimdi, nerede, nereden atılıyor? Bozdağ kemeri, orada değil mi o? Değerli arkadaşlar, Bozdağ Kemeri’nin tarafına doğru havai fişek atılması gibi bir durum olursa, bunu ne sahiplenebiliriz ne savunabiliriz.

Lütfen oradaki arkadaşlar bu tarafa gelsinler. Bu gece ne yapacaksak hep beraber yapacağız. Gençler için, İstanbul için, Ekrem İmamoğlu için, gözaltına alınmış 393 arkadaşımız için hep birlikte olmalıyız. Ancak haklıyken haksız çıkamayız.

Karşınızdaki polise, oradaki grup için söylüyorum, havai fişek atarsanız ben bunu savunamam. O havai fişeğin nasıl bu tarafta fişek atıldığında evlatlarımız Gezi’de kör olduysa, bir babanın evladı ya da minicik bir çocuğun babası bir polis kör olursa, sakat kalırsa biz bunun hesabını o evlada, o babaya veremeyiz. Lütfen barışçıl ve haklı pozisyonumuzu savunalım. İşte bu meydanın gücü haklılığında kardeşim. Haklıyız biz, biz kazanacağız.

Gidin uyarın, alın gelin. Bakın, olmaz böyle şey. Bu meydanda hepimiz aynı şeyi istiyoruz. Bu meydanda hepimiz aynı şeyi istiyoruz ve hep birlikte haykırıyoruz. Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber, ya hep beraber. Bu gece sevgili Dilek İmamoğlu’yla, değerli oğlu Selim’le birlikte birazdan el ele kol kola girip Ekrem Başkan’ın sorgulandığı, sorulan her soruya yargılayan cevaplarla haklılığını ortaya koyduğu, bir kumpası çökerttiği ve tertemiz, çalışkan ve cesur bir yönetici olarak görevini nasıl yaptığını tutanaklara, evraklara nakşettiği bu akşam da onun yanına gideceğiz. Bugün ondan size büyük bir selam getirdim.

Sizi İmamoğlu selamlıyor, Ekrem İmamoğlu! Sayın Sayın Gökhan Günaydın’a, Sayın Gökhan Günaydın’a Boğaziçi Üniversitesi’ne üç milletvekilimizi yönlendirmesini, Sayın Vali’ye Boğaziçi Üniversitesi’ndeki müdahalelerin derhal durdurulmasını ve Boğaziçi Üniversitesi’ndeki öğrenciler ne yapmak istiyorlarsa, bu meydanı istiyorlar mı? Boğaziçi ne istiyorsa onun diplomasisini hızla gerçekleştirelim. Oradaki saldırıyı durduralım. Buradan Boğaziçi’ni selamlıyorum, saygıyla selamlıyorum Boğaziçi’nin büyük direnişini. Bugün Erdoğan tuttu şöyle bir açıklama yaptı, dün akşam saatlerinde bugün haberdar olduk. Diyor ki: “Sokak çağrıları kabul edilemez. Türkiye sokakta kurulmuş bir ülke değildir.”

Sayın Erdoğan şunu bil, bu ülke, bu güzel şehir Gazi Mustafa Kemal Atatürk buralara yabancı gemiler gelmesin diye, yabancı postal ayak basmasın diye Çanakkale’de ölümü göze aldı. Askerlerine savaşmayı değil ölmeyi emretti. Bu meydandaki Türklerin, Kürtlerin, Lazların, Çerkezlerin, bu meydandaki Alevi’nin, Sünni’nin, bu meydandaki Müslüman’ın, Hristiyan’ın dedeleri orada kucak kucağa yatıyor. Ama sonra bir, bir tek adam bir imzasıyla izin verdi ve İstanbul’a o donanmalar geldi. İstanbul işgal edildi. İstanbul işgaline ilk tepki İstanbul meydanlarında protesto mitingleri oldu. O mitingleri Darülfünun öğrencileri organize ediyorlardı.

Muhalefet partilerine teşekkür

Gazi, gazi o mitinglerden aldığı güçle, o öğrencilerden aldığı güçle Anadolu’ya, Anadolu’ya seslendi. ‘İşgal kabul edilemez. İşgale karşı örgütlenin, protestolar yapın, mitingler yapın.’ Ve bunun üzerine tüm mitingler, tüm mitingler her tarafa Anadolu’nun dört bir tarafına yayıldı. Şimdi bir tek adamın, Gezi’mizi, Gezi’yi kriminalize eden, halen arkadaşlarımızı içeride tutan tek adamın yarattığı atmosfer adım adım adım adım adım adım bu günlere getirirken ülkeyi yine bir bariyeri, bir engeli ilk aşan İstanbul Üniversitesi oldu. Bugün bu meydan varsa, İstanbul Üniversiteli gençlerin kararlılığı sayesinde var.

Dün buraya bütün muhalefet partileri eksiksiz koştular, geldiler. Gelemeyenler aradılar. Bugün yolda olanlar, ilerleyen saatlerde buraya gelip size hitap edecek olan arkadaşlarımız var. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak kendimizi bu meydanın bir sahibi olarak değil, kendimizi bu meydanın bir bileşeni, bu mücadelenin bir bileşeni ve ortaya konulan eylemin bir ev sahibinden öte en önemli bileşenlerinden bir tanesi olarak görüyoruz ve tüm partileri, tüm oluşumları sesini duyurmak için bir araya gelmiş her birinizi ayrı ayrı selamlıyorum.

Ekrem Başkan 1 saat önce savcılık sorgusuna girdi. Geçtiğimiz günlerde iki ayrı sorgusu toplamda 6,5 saat sürmüştü. Bugün de en az 5 saat o iki ayrı sorgunun savcılık ayağının olacağını ümit ederiz o aşamadan sonra bir mahkemeye sevk olmayacağını. Ama mahkemeye sevk olursa neredeyse bir o kadar zamanın da geçeceğini yani Çağlayan’daki sürecin sabahın ilk ışıklarına kadar devam edebileceğini oradaki avukat arkadaşlarımız bize bildirdiler. Orada 30 ayrı savcı ifade alacak ama daha sonra ifadelerin birleştirilmesiyle birlikte hakimliğe sevkten önce birkaç saatlik bir ara olacak. Biz bu süreci en yakından takip edeceğiz, size düzenli olarak bilgi vereceğiz. Siz, Ekrem Başkan’la bugün görüştük. Sevgili eşi Dilek Hanım, Ekrem Başkan Çatalca’ya gidince bizim de hep beraber Çağlayan’a gitmemizi arzu etti ve o planlamayı yapıyorduk.

Ekrem Başkan’a avukatlarını gönderdik. Ekrem Başkan’ın cevabı şu oldu: “O meydandaki 500.000 kişi, Türkiye’deki 10 milyonlar ilk günden beri bana sahip çıkıyorlar. İstanbul’un iradesine sahip çıkıyorlar. İstanbul’un bize emaneti Saraçhane’dir. Saraçhane’yi size emanet ediyorum. Orada olun.” dedi.

Dilek Hanım da buna ‘Doğru olur. Ekrem Bey böyle diyorsa’ dedi. Ben de bu karara uyudum. Saraçhane’ye sahip çıkıyoruz bu akşam. Ancak buradan sonra Ekrem Başkan’a yönelik sorgu ve devamında bir husumet, mevcut husumetin devamı, bir kötü niyet, mevcut kötülüklerin devamı ve bir tenezzül, bugüne kadar edilen tenezzüllerin devamı olursa nereye gitmemiz gerekiyorsa akacağız, gideceğiz, orada olacağız. Bundan herkes emin olsun.

O tarafa polise doğru da bir şey atılmayacak. Polis de bu tarafa gaz sıkmayacak. Bunun bir başka yolu yok, bunu böyle sürdüreceğiz. Bu geceyi doğru yöneterek, Ekrem Başkanımızı alarak, arkadaşlarımızı alarak, meydanı, sokağı geri alarak ancak buradan ayrılacağız. Bizim gücümüz cesaretimizde, haklılığımızda. Haklıyken haksız duruma düşmeyeceğiz.

Ant olsun ki, bu meydanın bu birlikteliği, bu inancı, bu kararlılığı ve bu sağduyusu, ant olsun ki Taksim’i de hep beraber alacağız, söz veriyorum. Bu büyük yasaktan, bu büyük yasağa rağmen milyon olup buraya gelenlere söylüyorum. Önce Taksim’i isteyeceğiz. Ne zaman? Nisan’da, 1 Mayıs’ta bu kitleye Taksim’i isteyeceğiz. Açacaklarsa açacaklar, açmazlarsa biz açacağız orayı, söz mü? Bu gece, bu gece Saraçhane’ye, Çatalca’ya sahip çıkmaya ve 1 Mayıs’ta Taksim’i almaya var mıyız? Var mıyız? Var mıyız? İşte bu güç kazanır, bu güç kazanacak, bu güç başaracak. Yasakları aldınız tahta Bey’in elinden. Yasakları aldınız, yırtıp attınız. İstediği kadar uzatsın, son sözü artık bu ülkede “Ben bilirim.” ben değil, siz biliyorsunuz, siz biliyorsunuz.

Ve yarın, yarın 1.750.000 üyemize ‘Gelin, seçin, tarihe geçin.’ demiştik. Şimdi tüm üyelerime sesleniyorum. Arkadaşını, eşini, dostunu, komşunu yarınki sandıktan haberdar et. Oy kullanmaya teşvik et. Sandığa kadar eşlik et. Yarın 23 Mart Türkiye baharına, demokrasi devrimine katılmaya, arttırmaya, bundan sonra sandık gitmesin diye yarınki sandığa koşmaya var mısınız? Var mısınız? Var mısınız? Türkiye’nin dört bir yanında, hiç bulamayan il başkanlıklarında, ilçe başkanlıklarında CHP’nin sitesinden baktığınızda hemen hemen her mahallede sandık var.

Yerini CHP üyeleri biliyor, ilanlar var. Sandık isteyen, sorusu olan, en yakın sandığı merak edenleri de oraya gönderiyoruz. Yarın geleceğiz, seçeceğiz, tarihe geçeceğiz. Yarın biz kimin gideceğini biliyoruz. Onu gönderecek ismi belirlemek için sandıklara koşuyoruz. Bugün bugün, bugün çok sayıda hesap kitap, çok sayıda Türkiye ile ilgili açıklama yapıldı, yayınlandı. Gerçekten bir aralar Tayyip Bey ‘15.000 dolar oldu milli gelirlerimiz. Artık çok iyi bir noktaya geldik. Dünyada 67. sıraya tırmandık.’ dedi.

Bugün bütün ekonomistler buna isyan ettiler ve şunu açıkladılar: Türkiye bugün 67. evet. 1997’de 60’ıncıydı. 98’de 59’uncuydu. 20 yıl önce $1.800’lık milli geliriyle yine 61. sıradaydı. 30 yıl önce 61. sıradaydı. Bugün Tayyip Bey ilk geldiğinde 2003’te 67. sıradaydı, bugün yine 67. sırada. Ondan önce adım adım zenginleşen, büyüyen Türkiye şimdi yerinde sayarken Tayyip Erdoğan yarattığı yoksulluğu doları baskılayarak, yalandan milli gelir artışı yaparak hepimize yutturmaya çalışıyor. Ama ben buraya, Saraçhane’ye soruyorum: Tayyip Bey iktidarda karnı doyan var mı? Zenginlik var mı? Demokrasi var mı? Gençlerin umudu var mı? Gençlerin gelecekten tek umudu var, o da Tayyip Erdoğan’ın gitmesidir.

Yarın Tayyip Bey’in yerine kimin geleceğine karar vermeye var mıyız? Var mıyız? Yarın Ekrem İmamoğlu’nun arkasında durmaya ve bütün kötülüklere rağmen, kendisi söylüyor, ‘Benim dilim varmıyor.’ Biz onunla yol arkadaşıyız, can arkadaşıyız, kardeşten ileriyiz. Ben ona bu yargılama süreci başladığında o bana şöyle dedi: ‘Genel Başkanım, ben 23 Mart günü nerede olursam olayım, ben aranızda olmasam da o sandık her şeyden önemlidir. Ona sahip çıkar mısın?’ Ben de kendisine şunu söyledim: ‘Ekrem Başkanım, canım başkanım, eğer 23 Mart günü toprağın altında değilsem sandığın başındayım.’ dedim, sandığın başında. İlk kez tüm halka açık olarak, resmi kayıtlı üyeler resmen, diğerleri dayanışma oylarıyla yarın milyonlar kendisini saydıracak, iradesini ortaya koyacak.

Yarın hep beraber tek adamın karşısına bir yiğidi koyacağız, arkasına 10 milyonlar duracağız. Hadi dokunsunlar bakalım, hadi dokunsunlar. Bir yandan da, bir yandan da, bir yandan da büyük algı operasyonlarıyla, yalanlarla mücadele ediyoruz. FETÖ’cüler firarda ama maalesef fikirleri ve marifetleri sarayda ve sarayın aparatlarında. Şu kadar ki kişinin evine baskın yapıyorlar, bir şey yok. Şirketine gidiyorlar, kasayı açtırıyorlar. İki deste parayı yayıyorlar, “Evde bulunan paralar.” diye servis ediyorlar.

12 yıl önce Devlet Bankası’nın genel müdürünün evinde ayakkabı kutularında paralar çıkınca önce ‘Ne var bunda? Faiz haram, parayı evde tutuyor olabilir.’ dediler. Sonra bakanların, bakan evlatlarının evlerinde koli koli paralar çıkınca ‘Kumpas kuruldu, FETÖ’cüler koydu.’ dediler. Günü gelip de işin üzerinden 1 yıl geçince yazı isteyip el konulan paraları faiziyle geri istediler. Ama yarından itibaren bir kırılma yaşanacak. Yarından itibaren bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak.

Şunu hatırlayın, bugün Ekrem Başkan’a sorulan sorulara ki, haddini aştıklarında isyan etti. Ayağa kalktı, ‘Kendinize gelin.’ dedi. Geri geri adım attılar. Ama şunu bilin ki, Ekrem Başkan’dan bir hırsız, bir yolsuz, bir terörist çıkarmaya çalışan bir FETÖ aklı devrededir.

Ekrem Başkan’dan hırsız da çıkmaz, terörist de çıkmaz. Ama bunu, Recep Tayyip Erdoğan, bundan yıllar önce, ülkenin 26. Genelkurmay Başkanı’na, Sayın İlker Başbuğ’a, terör örgütü lideri diyen bir FETÖ iddianamesine inanıp, Genelkurmay Başkanı’nı tutuklatıp, Silivri Cezaevi’ne koyan, iki kere ağırlaştırılmış müebbet hapis veren, yani imkân olsa idam ettirecek olan Erdoğan, 15 Temmuz gecesi elini FETÖ sabunuyla yıkadı, temizlendi, aramıza karıştı.

Şimdi o Erdoğan, o gün Zekeriya Öz’e yaptırdığını bugün bir başkasına yaptırarak, bu sefer ülkenin Genelkurmay Başkanı’na değil, kendi rakibine, kendisini bir kez Beylikdüzü’nde, üç kez İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde yenmiş olan Ekrem İmamoğlu’na elindeki kiri bulaştırıp, rüşvet, hırsızlık lekesi sürmeye çalıştı. Ama bugün sabah ortaya çıkardığımız belgelerle, gizli tanığın verdiği ifadelerin en önemli kısmı, İBB’den ihale alanlar, şirketler, naylon fatura kesiyorlar, yapılmamış işin parasını alıyorlar, bir kısmını İmamoğlu örgütüne aktarıyorlar diye bir yalancı tanık. Ne kanıt var, ne dekont var, ne hesap hareketi var.

Peki, ne çıktı, ne çıktı? Bu sabah 11’de ilan ettim. Bu sanıklardan, bu suçlananlardan bir tanesi 2015’le 2021 yılları arasında 6 yıl İBB’ye fatura kesmiş. Doğru. Bir ihale almış 2015’te, 2 yıl, 2 yıl uzatmışlar. 2019’da buraya Ekrem, evladınız, kardeşiniz, Ekrem abiniz gelmeden önce 2 yıl daha uzatmışlar. 2 yıl reklam şirketi buranın işlerini yapmış, sözleşmeye göre parasını almış. Sonra bir daha ihaleye bile girmemiş.

Nereye gitmiş? İletişim Başkanlığı’na gitmiş. Ona hangi kampanyayı vermişler? En son Türkiye Yüzyılı kampanyasını vermişler. 18 bakanlıktan iş vermişler. 1.7 milyar TL para ödemişler o kişiye. Şimdi, dönemin Zekeriya Öz’ünün kumpas aklı, İBB’den iş alan şirketleri alıp da yalancı tanıkla naylon fatura derken, o şirketlerden biri de 2009, 2019-21 arası Ekrem Başkan döneminde göründü diye aynı iftirayı oraya da yazmışlar. Adam, adam, sabah 6’da kapıya polis dayanmış. Bunu almış, 105 kişiden 99’u bulunmuş, karşısına polis yazmış.

Elde, yani gözaltında. Son aşağıdan 5’i almış, bulunamamış, firarda. Arada bir kişi var. Bu kişi, karşısında ne yazıyor? Şubeden serbest. Nezarethaneye konmadan, şubeden serbest. Peki, bu kişiyi, gitmiş ya, bu kişi şubeye giderken, evden alınırken ilk telefonu kime açmış? Ali Erdoğan’a, yani Sayın Erdoğan’ın koruma müdürüne.

Peki, bu şirketin ortağı kimmiş? Ali Bey’in kardeşi, Ömer Erdoğan. Bu kardeşiniz, bu bilgiyi çıkarıp kamuoyuyla paylaşınca bir anda, bir anda paniğe kapıldılar. Sonra açıklama yaptılar. Bıraktığımız doğru değil, nezarette.

Oysa bu kardeşiniz, Gezi’de gözaltına alınan hemen herkesi, her öğrenciyi, her eylemciyi, İstanbul’un nezarethanelerinde ziyaret etmiş, bu kardeşiniz. 267 hapishaneye 380 ziyaret yapmış bu kardeşiniz. Yer mi? Yer miyim? Dedim ki, bir, şirketine gitmiş, biz açıklayınca korkuyla oradan aldınız. Getirip nezaret haneye koyamadınız çünkü ben, nezaretteki herkese partinin avukatlarını yollayarak birinci önemli soruyu sorarım.

İlk gün: “İyi misin? Senin iyiliğini kime bildirelim?” Eşini ararız, anasını ararız, babasını ararız, çocuğunu ararız, iyi deriz. Biz nezaretteki 98 kişiyi bulduk, bunu 4 gün aradık, bulamadık. Sonra, ‘Burada.’ dediler. Sorduk: ‘Doktor muayenesine gidiyor bunlar her gün, 3 günlük doktor muayenesini göster.’ Yok. Ama o binada. Nerede? Amirin odasında. Nereden biliyoruz? Telefonu elimde, WhatsApp’tan görüşmesi elimde arkadaşlar. WhatsApp görüşmesi elimde.

Şimdi, bir gizli tanığın, bir gizli tanığın herkese attığı bu yalan, buraya atılınca adam kendini Ali Erdoğan üzerinden kurtartırınca duvara vurdu. Şimdi bu gizli tanığın diğer ifadeleriyle işlem yapacaklar, öyle mi? Ekrem Başkan’a hırsız yaftası vuracaklar, öyle mi? Ekrem Başkan, iki ailenin çocuğu, iki ailenin. Birisi onu pırıl pırıl yetiştirmiş, eğitmiş, büyütmüş, okutmuş, haramdan uzak tutmuş, alın teriyle, böyle terler anlı onun. Alın teriyle çalışıp kazanmayı öğretmiş İmamoğlu ailesidir.

Diğeri, diğeri bu ülkeyi en zor gününde kurtaran, cumhuriyeti kuran, bu günlere getiren Cumhuriyet Halk Partisi ailesidir. İki ailenin de, iki ailenin de evladı Ekrem İmamoğlu’yla emin olun, eşi Dilek Hanım kadar gurur duyuyoruz, oğlu Selim kadar gurur duyuyoruz. Ve, ve biz bugün, şimdi Dilek Hanım’la birlikte, Selim’le birlikte sizden selam için geri geleceğim. Sizden selam için, Çağlayan’a gitmeme, ona evladını götürmeme, ona Dilek Hanım’ı götürmeme, sizden, sizin selamlarınızı götürmeme müsaade var mı?

Buradan Ekrem Başkan’a selam var mı? Dayanışma var mı? Türkiye’nin umudu yarınki sandığa sahip çıkmanın sözü var mı? Ekrem Başkan’ı seviyor muyuz? Birbirimizi seviyor muyuz? Ülkemizi seviyor muyuz? Bu kötü gidişe biz el koyduk. Bundan sonra da bunu, elimizi bu ülkeden, yanımızdakinin omzundan, girdiğimiz koldan çekmemeye, mücadeleyi meydan meydan, sokak sokak büyütmeye, bu tek adam rejimini sokakta, meydanda yenmeye, bu ülkeyi bir kez daha kurtarmaya hazır mıyız? Biz size güveniyoruz. Ben ne kendime, ne partime, ne siyaset arkadaşlarıma, hepsine birden ama hepsiyle birden size güveniyorum. Size inanıyorum. Sizi saygıyla selamlıyorum.

Bir misafir var. Bir misafir var. İstanbul’a misafir ama gönlünüze misafir değil. Onun gönlünde siz, sizin gönlünüzde o. Ekrem Başkan’la birlikte bir fotoğraf çektirdiğimizde Türkiye’de yeri yerinden oynatan o var. Mansur Başkan var, Mansur Başkan!

Bu gece biz buradan ayrılırken, Ekrem Başkan, Mansur Başkan ve ben bir fotoğrafta buluşmuşken bütün Türkiye büyük bir umutla doldu. Birazdan, ümit ederiz, belki yarın bu saatlerde o fotoğrafı bir daha çektirmeyi ümit ediyoruz. Umutumuz bu yöndedir. Mücadelemiz bu yöndedir. Ama biz Ekrem Başkan’a giderken, Mansur Başkan’ı size, sizi de ona emanet ederken buradan ona hangi şarkıyı yollayalım? Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber, ya hiçbirimiz. Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber, ya hiçbirimiz…”

Paylaşın

Türkiye’nin Dış Borcu 684 Milyar Lira Arttı

Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ekonomik etkilerine dair konuşan CHP’li Faik Öztrak, “Türk lirasının değerindeki çakılış Türkiye’nin dış borcunun karşılığını 684 milyar lira artırdı” dedi ve ekledi:

“Bu parayla 1 Osmangazi Köprüsü dâhil İzmir Otoyolu, üstüne ilave olarak 1 Yavuz Sultan Selim Köprüsü, o da yetmez, üstüne ilave olarak 1 Atatürk Köprüsü ve üstüne 3 tane de Avrasya Tüneli yapılırdı. Kalan parayla da her bir emeklinin ikramiyesine 787 lira ilave yapılırdı.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Meclis Genel Kurulu’nda İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ekonomik etkilerine dair konuştu.

Artı Gerçek’in aktardığına göre; Faik Öztrak, hukuksuz gözaltının TL’nin değerini düşürdüğünü belirterek “Hukuksuz gözaltının ardından Türk lirasının değerindeki çakılış Türkiye’nin dış borcunun karşılığını 684 milyar lira artırdı. Bu parayla, bu yıl her bir emekliye 41 bin lira emekli ikramiyesi vermek mümkün. Sarayın sebep olduğu, kurdaki tsunami hükümetin ‘yüksek faiz, kontrollü kur’ politikasıyla döviz açığı artan şirketlere tam 185 milyar lira kur farkı zararı yazdırdı. Bunun faturası milletimize işsizlik ve pahalılık olarak çıkacak.”

Merkez Bankası ve kamu bankalarının kuru tutmak için milyarlarca dolar rezervi sattığını söyleyen Öztrak, “Bununla da yetinmediler, ileriye dönük kur sözleşmelerinin önünü açtılar. Borsa, Maraş depreminden daha fazla değer kaybetti, şirketlerin değeri tam 831 milyar lira düştü. Bu parayla 1 Osmangazi Köprüsü dâhil İzmir Otoyolu, üstüne ilave olarak 1 Yavuz Sultan Selim Köprüsü, o da yetmez, üstüne ilave olarak 1 Atatürk Köprüsü ve üstüne 3 tane de Avrasya Tüneli yapılırdı. Kalan parayla da her bir emeklinin ikramiyesine 787 lira ilave yapılırdı” diye ifade etti.

Paylaşın

CHP, Kayyım Tehdidine Karşı 6 Nisan’da Seçimli Olağanüstü Kurultaya Gidiyor

Saraçhane’deki İBB binası önünde açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özgür Özel, partiye “kayyım atanması” ihtimalini ortadan kaldırmak için 6 Nisan’da Olağanüstü Kurultay kararı aldığını açıkladı.

Özel, “23 Mart günü yapacağımız Cumhurbaşkanı ön seçimine engel olmaya çalışan kötücül akla ‘Haydi işinize’ diyerek yolumuza devam ediyoruz” diye konuştu. Özel, cumhurbaşkanı adaylarının her koşulda İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu olacağını da yineledi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı geçen ay, 2023 yılındaki CHP kurultayında “para karşılığı oy kullandırıldığı” iddiasıyla yapılan ihbar üzerine Ocak 2024’te soruşturma başlatıldığını açıklamıştı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması sonrası üç gündür bulunduğu Saraçhane’de, partinin Olağanüstü Kurultay’a gideceğini duyurdu.

Özel, “Bu hafta içinde biz başvurumuzu yapmasaydık bugün mesai bitimine doğru bir kayyım ataması yaparak ön seçim sandığımızı elimizden almaya çalışacaklardı. Tüzüğümüzün bana verdiği yetkiye dayanarak 15 gün sonrasına, 6 Nisan’da olağanüstü kurultay kararı aldığımızı, partiyi olağanüstü kurultaya götürmek suretiyle kayyım girişimlerinin önünü kestiğimizi tüm Türkiye’ye ilan ederiz” diye açıklama yaptı:

Özel şunları söyledi: “Türkiye’de anayasal güvencelerin, hukuk güvencelerinin tamamını askıya almayı göze almış bir iktidarla karşı karşıyayız. Günlerdir de bize, bizlere neler yaptıklarını görüyorsunuz.

CHP’yi karıştırmaya ve Cumhurbaşkanı adayı belirleme iradesini engellemeye yönelik olarak Başsavcılık İstanbul’da bir gizli soruşturma yürütüyor. En nihayetinde her şeye tenezzül edenler ön seçimi engellemek için her şeyi yaptılar. En son 23 Mart’a dört gün kala, gittiler Sayın İmamoğlu’nu gözaltına aldılar. Amaç; kampanyayı kesmek ve bu seçimi yaptırmamak.

Adayımız belirlememek için bugün bir tenezzül, yeni bir tasarruf, yeni bir girişim. CHP’ye kayyım atayarak, pazar günkü seçime engel olmaya çalışanları, hazırlıklarını gördük. Buna karşı bugün içinde aldığımız bir kararı, yaptığımız resmi kayıtlara girmiş olan bir başvuruyu size açıklamak isterim.

Tüzüğümüzün Genel Başkan sıfatıyla bana verdiği yetkiye dayanarak, 15 gün sonrasına Olağanüstü Kurultay kararı aldığımızı, partiyi Olağanüstü Kurultay’a götürmek suretiyle kayyım girişimlerinin önünü kestiğimiz tüm Türkiye’ye ilan ederiz.

Bundan sonraki süreçte 15 gün sonra, 6 Nisan günü CHP’nin delegeleri Olağanüstü Kurultay sandığının başına geçip iradelerini tazeleyecekler.

CHP’nin Genel Başkanı olarak partiyi Olağanüstü Kurultay’a götürüyorum. Ve bunu 23 Mart günü yapacağımız Cumhurbaşkanı ön seçimine engel olmaya çalışan kötücül akla ‘Haydi işinize’ diyerek yolumuza devam ediyoruz.”

Özel gazetecilerin, “Ön seçim takviminde bir değişiklik var mı?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Hiçbir değişiklik yok. Zaten bu Pazar günkü takvimin teminatıdır. Pazar günü yönetimde eğer bir kayyım atsalardı, atadıkları kayyıma Pazar günkü seçimi yaptırmayıp Ekrem İmamoğlu‘nun adaylığının önünü kesmeye, daha doğrusu Ekrem İmamoğlu‘na yönelik bu büyük sahiplenişi sakatlamaya çalışacaklardı.

Pazar günü bütün Türkiye’yi, CHP’lileri AKP‘ye, MHP’ye oy vermiş, bu yapılanlara ‘Olmaz kardeşim. Bize yapıldığında karşı çıkıyorduk. Tayyip Bey yıllar önce Saraçhane‘den hapishaneye giderken yanlış buluyorduk. Biz demokrasinin arkasındayız’ diyen herkesi dayanışma sandığında demokrasiye sahip çıkmaya çağırıyoruz.”

Olağanüstü kurultay, kayyumu engeller mi?

CHP’li hukukçular, kurultay iptaline ilişkin soruşturmanın, 38. Olağan Kurultay’da delegelere “para karşılığı oy kullandırıldığı”, usulsüzlük yapıldığı iddialarıyla başlatıldığına dikkat çekerek, kurultay yenileme kararıyla soruşturmanın, hukuken “konusuz” kaldığı için düşeceğine işaret ediyorlar.

Kurultay yargı eliyle iptal edilse de mevcut delegelerle parti yönetimi seçiminin yenileneceğine işaret ediyorlar. Partinin kendi iradesiyle kurultay kararı alındığı için 38. Olağanüstü kurultayın iptali ve kayyum atanması olasılığının ortadan kaldırıldığını belirtiyorlar.

CHP tüzüğüne göre olağanüstü kurultay kararı alınması halinde 45 gün içinde büyük kurultayın yapılması gerekiyor. Ancak Özel, kurultay tarihini de açıkladığı için bu süre beklenmeyecek.

Olağanüstü Kurultay, genel başkanın belirlediği gündemle toplanabilecek ve başka bir konu görüşülemeyecek. Özel, seçimli kurultay çağrısı yaptığı için Genel Başkan, Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyeliği seçimi yapılacak.

Paylaşın

CHP’li Selin Sayek Böke: 19 Mart Açık Bir Siyasi Darbe

Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması ile başlayan sürece ilişkin konuşan CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, “Çoktan tükenmiş olan siyasi ömrünü uzatmak için tüm ülkeye zarar vermeyi göze alan bir iktidar ile karşı karşıyayız. 19 Mart, bir darbedir” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, İstanbul Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması sonrası başlayan sürece ve 23 Mart’ta gerçekleştirilecek ön seçim hakkında açıklamalarda bulundu.

Ekrem İmamoğlu’nun, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayının belirleneceği 23 Mart’taki ön seçimden önce gözaltına alınmasının bilinçli ve planlı olduğu ifade eden Böke, şunları söyledi:

“Koşullar ağır. Saldırı büyük. Ama bir çaresizlik, bir yılgınlık yok. Umut var, burada umut var. Burada kararlılık var. Burada yarının aydınlığına inanan milyonlar var. Bu ülkenin vatandaşlarına endişe, kaygı, korku hissettirmek isteyenlere rağmen umut, heyecan ve cesaretle bir aradayız, bir arada olmaya devam edeceğiz. Kararlıyız, tüm vatandaşlarımızın gözünde bu kararlılığı görüyoruz. Hukuksuzlukların bittiği, adaletin kurulduğu, otoriterliğin bittiği, demokrasinin kurulduğu günlerin sözünü milyonlar birlikte veriyor, biz de veriyoruz. Biz herkese o günleri birlikte göreceğimizin sözünü bir kez daha veriyoruz.

19 Mart darbesinin 23 Mart tarihinin hemen öncesinde yapılmasının bilinçli ve planlı olduğunun farkındayız. Neden mi? Çünkü 23 Mart’ta Cumhurbaşkanlığı ön seçiminde Türkiye’nin gelecek cumhurbaşkanını belirleyeceğiz. 23 Mart’ta Türkiye’de tarihin akışını değiştirecek bir demokrasi adımını atacağız. Bugüne haftalardır hazırlanıyoruz.”

“1 milyon 750 binlik CHP üyelerine milyonlar eşlik etmeye hazır”

Böke, partisinin üye sayısının 200 bin yeni kişiyle birlikte 19 Mart itibarıyla 1 milyon 750 bini aştığını bildirerek, şöyle konuştu: “19 Mart darbesinden sonraysa şu an itibariyle günlük 20 binin üstünde üye başvurusu alıyoruz. Sadece son iki günde partimize üye olmak için başvuran vatandaşlarımızın sayısı 40 bine ulaştı. Bu ekranlardan CHP’ye, bu milletin baba ocağına katılan herkese bir kez daha hoş geldiniz diyorum. Baba ocağının kapısı herkese açık olmaya devam ediyor. Üye olmayı beklemeden dayanışma duygularını göstermek isteyen milyonların sesi de bize ulaştı.

Bu kapsamda her bir ön seçim sandığımızın yanı başına üye olmayan tüm yurttaşlarımızın da dayanışmasını gösterebileceği, oy kullanabileceği dayanışma sandıklarını kurma kararı aldık. 81 ilde, 973 ilçede, il ve ilçe başkanlıkları, ilçelerin mahallelerinde, ilçelerin kahvehanelerinde, kültür merkezlerinde, yani evlerinizin yanı başında, Türkiye’nin her bir tarafında kurulacak ön seçim sandıkları ve dayanışma sandıklarımız tüm vatandaşlarımız cumhurbaşkanlığı ön seçiminde oy kullanması için hazır.

Biliyor ve görüyoruz ki, 1 milyon 750 binlik CHP üyelerine milyonlar eşlik etmeye hazır. Milyonlar milli iradenin, Ekrem Başkanın yanında olduğunu gösterecek. Ön seçim adayımız Ekrem İmamoğlu geçtiğimiz haftalarda yaptığı bölge gezilerinde ‘Bu salonlardaki herkes Ekrem İmamoğlu’dur’ demişti. İşte, 23 Mart’ta o sandık başına gidecek herkes Ekrem İmamoğlu’dur. 23 Mart’ta hepimiz birbirimize eşlik edeceğiz. O sandıkta demokrasiye can suyu vereceğiz.”

Böke, 23 Mart Pazar Türkiye genelinde yaklaşık 5 bin 600 sandık kuracaklarını, sandıkların başındaki üçer görevlinin oy kullanacaklara yardımcı olacağını anlattı. Sürecin sağlıklı bir şekilde işlemesi için partisinin büyük emek verdiğini ifade eden Böke, buna katkı veren herkese CHP ve demokrasi adına teşekkür etti.

“Pazar günü yapılacak seçim bir varış noktası değil, bir başlangıç noktası olacak”

Böke, “Nerede oy kullanabiliriz?” sorusunu sıkça duyduklarını belirterek, şunları söyledi: “Partimize üye olsun olmasın tüm yurttaşlarımızın oy kullanacağı sandıkları dün itibariyle en güncel haliyle onsecim.chp.org.tr adresinden ve partimizin web sayfasından görebilirsiniz. Bu sayfaya girdiğinizde üye olanlar için ayrı, olmayanlar için ayrı iki sekme bulunuyor.

Üyelerimiz kendi bilgileriyle, üye olmayan vatandaşlarımız ise bulundukları mahalleye göre oy kullanabilecekleri en yakın ön seçim sandığına bu adresten erişebilecek. Ancak bir kez daha altını çizmek isterim; tüm il ve ilçe binalarımızda sandıklarda örgütümüz sizleri bekliyor olacak. 23 Mart hepimizin, kadınların ve gençlerin, ‘Bu iş böyle gitmez’ diyenlerin, değişim irademizi, mücadele azmimizi, kararlılığımızı, birlikteliğimizi, umudumuzu gösterdiğimiz bir demokrasi şöleni olacak.

Unutmayalım ki iktidar yolculuğumuz daha yeni başlıyor. Pazar günü yapılacak seçim bir varış noktası değil, bir başlangıç noktası olacak. Sandıkta buluşan milyonlar olarak birlikte yola çıkacağız. Tarihe geçeceğiz, tarih yazacağız. Sözlerimi tamamlarken, bir kez daha hatırlatalım; milletimiz büyüktür. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. 23 Mart’ta sandıklarda buluşmak dileğiyle hepinizi saygıyla dayanışmayla selamlıyorum.”

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu’ndan Mesaj: Milletimiz Gerekli Cevabı Verecektir

Gözaltına alınan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Yapılan yalanlara, kumpaslara, tutsaklara, kul hakkı yiyenlere, halkın iradesini çalanlara gerekli cevabı milletimiz verecektir” mesajını gönderdi.

Haber Merkezi / Sabah saatlerinde evinden gözaltına alınan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, ilk mesajını sosyal medya hesabı üzerinden yayınladı.

Ekrem İmamoğlu, mesajında, “Yapılan yanlışlara, kumpaslara, tuzaklara, yalanlara, kul hakkı yiyenlere, halkın iradesini çalanlara gerekli cevabı milletim verecektir. Önce Allah’a sonra milletimize emanetim” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, sabah saatlerinde polisler evinde arama yaparken ses kaydıyla bir mesaj göndermişti. “Kendimi milletime emanet ediyorum” diyen İmamoğlu, şu ifadelerini kullanmıştı:

“16 milyona değil, 86 milyon ve bütün dünyadaki bu zulmü yapan insanlara karşı dirence emanet ediyorum. Milletime güveniyorum. Bu ahlaksızlığı, bu ceberut tutum ve tavrı, milletimizin iradesi, milletimizin direnci elbette geri çevirecektir.

Ekrem İmamoğlu’nun kapısına yüzlerce polisi yığan, bu sürecin başındaki ve bütün bu dosyaların savcısı Cumhurbaşkanı ve buradaki temsilcisi bir avuç insan. Ve benim gariban polisimi, ahlaklı polisimi bu işe alet eden kim varsa, o bütün bir avuç insandan, bu millet, adalet önünde hesap soracaktır”

Soruşturmalar hakkında neler biliniyor?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 100’den fazla kişi gözaltına alındı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan ilk açıklamada İmamoğlu ile birlikte 100 şüpheli hakkında “suç örgütü liderliği’ suçlamasında bulunulurken, “suç örgütü irtikap, rüşvet, dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma” gibi suçlardan gözaltı kararı verildiği kaydedildi.

Soruşturmalardan ilki “belediye iştiraklerinde usulsüz ihaleler, ihaleye fesat karıştırma, nitelikli dolandırıcılık, kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme, rüşvet eylemlerini örgütlü bir şekilde işleme” gibi iddialarla ilgili. Bu soruşturma kapsamında İmamoğlu dahil 100 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

Başsavcılıktan yapılan açıklamada soruşturmanın kamuoyunda “CHP’de para sayma görüntüleri” olarak bilinen olayın ardından başlatıldığı vurgulandı. İmamoğlu hakkında “çıkar amaçlı suç örgütü lideri” ifadesi kullanılan açıklamada iddiaların Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemine dayandığı kaydedildi.

Başsavcılık, büyükşehir belediyesinin iştirakleri olan MEDYA A.Ş, KÜLTÜR AŞ., KİPTAŞ ve İSFALT firmalarının da bu eylemlerde kullanıldığını iddia etti.

İkinci soruşturma 31 Mart yerel seçimlerinde hayata geçirilen “kent uzlaşısı” kapsamında terör soruşturması. Bu soruşturma kapsamında İmamoğlu dahil yedi kişi hakkında gözaltı kararı verildi. İkisinin ismi açıklanmadı.

DEM Parti’nin 31 Mart 2024 seçimlerinde gündeme getirdiği bir yerel seçim stratejisi olan kent uzlaşısı, “kentin tüm dinamiklerinin üzerinde uzlaştığı adaylarla seçimlere katılmayı” ifade ediyor.

Bu strateji çerçevesinde DEM Parti, Batı’daki bazı seçim noktalarında aday çıkarmayarak işbirliği temelinde CHP adaylarını destekledi. Başsavcılık bu faaliyetlerin PKK’nın metropollerdeki etkinliğini artırma amacı taşıdığını iddia etti.

Savcılık, CHP kontenjanından seçilen bazı belediye meclis üyeleri ile atanan belediye başkan yardımcılarının terörle bağlantılı olduğunu ve İBB iştiraki olan İPA ve BİMTAŞ bünyesinde de terör örgütü mensupları ve sempatizanlarının işe alındığını iddia etti.

Açıklamada İmamoğlu’nun diğer şüphelilerle birlikte yerel seçimlerde belediye meclis üyesi listelerini şahsen onayladığı vurgulandı, bu nedenle PKK/KCK terör örgütüne yardım etme suçunu işledikleri iddia edildi.

Üçüncü soruşturma 2013 yılında düzenlenen Gezi Parkı protestoları ile ilgili. Gazeteci İsmail Saymaz bu soruşturma kapsamında sabah saatlerinde gözaltına alındı. Saymaz, Taksim Dayanışması içinde görev almak ve eylemlerin derinleştirilmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla faaliyette bulunmakla suçlandı.

Başsavcılığın açıklamasında ayrıca Osman Kavala’nın internet sitesinin hazırlanmasında rol aldığı, Gezi davasında tutuklu diğer kişilerle yoğun irtibatı olduğu, sosyal medya hesaplarında Gezi Parkı olayları ile ilgili çok sayıda paylaşımda bulunduğu suçlamaları yer aldı.

Paylaşın

Özgür Özel: Hukuk Devleti İptal Edildi

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından İstanbul Saraçhane’de konuşan CHP Lideri Özgür Özel, Türkiye Cumhuriyeti’nde hukuk devleti, hukuk güvencesi iptal edildi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu çok sayıda kişinin gözaltına alınmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi binasının bulunduğu Saraçhane’de konuştu.

Artı Gerçek’in aktardığına göre; Özgür Özel, konuşmasında şunları söyledi: “Bugünün İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı geçmiş dönemde hepinizin bildiği tekrar etmeyeceğim 20’ye yakın ve tamamı siyasi davalarda mahkeme mahkeme gezdirilip istenen kendisine dikte ettirilen kararların alınmasının sağlandığı bir adalet giyotinini, seyyar giyotin olarak gezmişti. Dünyanın en mobilize hakimiydi. En çok gezdirilen hakimiydi. Sonra ödüllendirildi siyasi bir makama gitti.

Erdoğan’ın diliyle eskiden bakanlar siyasi, başyardımcıları, müsteşarlar teknikti. Bu yeni sistemde bakanlar teknik, yardımcıları siyasi diyordu ve o siyasi kişilik hakimler ve savcılar siyasete girdiklerinde, milletvekili aday adayı olduklarında bile artık siyasi görüşleri belli olduğundan göreve dönemezken ülkeyi yöneten kişinin, bir partinin genel başkanının siyasi bir makama getirdiği, görev verdiği kişiyi sana İstanbul’da ihtiyacım var diye buraya geri yollamıştı.

Geçmişin seyyar giyotinini burada Cumhuriyet Başsavcısı oldu. 9 Ekim gününden beri adaleti katletmeye, başta partimiz olmak üzere tüm muhalefete saldırmaya, bunları haber yapanları da suçlu görmeye, tweet atanı suçlu görmeye, beğeni yapanı suçlu görmeye, ifadeye çağırmaya, hapse atmaya, bizleri yıldırmaya ve bıktırmaya çalışıyor.”

Bunu yapmasının sebebi 31 Mart seçimlerinin Recep Tayyip Erdoğan tarafından hazmedilmemiş olmasıdır. Milletin verdiği mesajı almamıştır. Yenilmeyi kabullenememiştir. Güya yenilmezdi. Bütün meşrutiyetini sandıktan alıyordu. Her sandık önceden yaptıklarını ibra ediyor, temizliyor. Bundan sonra yapacaklarına alan açıyordu. 31 Mart’ta partisinin kurulduğu günden beri ilk kez kaybetti, ikinci parti oldu ve İstanbul’u İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder dediği İstanbul’u, İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır dediği İstanbul’u üçüncü kez Ekrem İmamoğlu’na kaybetti.

Ekrem İmamoğlu onu dört kez üst üste yendi, Beylikdüzü dahil. Ona hiç yenilmedi. Kendini yenilmez gören o gece artık kaybedendi. Cumhuriyet Halk Partisi 47 yıl sonra birinci partiydi ve karşısında dört tür yenemediği birisi vardı ve İstanbul’u kazanmıştı. O yüzden her gece kendi sesiyle uyanıyor. İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır. İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder.

İstanbul’u kaybeden Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’yi kaybedecekti. İstanbul’u kazanan Ekrem İmamoğlu da Türkiye’yi kazanacaktı. İşte, işte bu ruh hali, işte bu psikoloji, işte bu hazımsızlık. Her şeyi, geldiği her makamı borçlu olduğu milletin kararına hürmetsizliği, saygısızlığı, tanımamayı, öyle ya demokrasi trendi, işine geldiği yere kadar binmişti, işine gelen istasyonda inecekti.

Demokrasi treninden indi, darbecilerin safına o istasyonda katıldı. Tayyip Bey’in indiği istasyonda 15 Temmuz darbecileri vardır. Tayyip Bey’in indiği istasyonda Kenan Evren vardır. Tayyip Bey’in indiği istasyonda Türkiye Cumhuriyeti tarihinde darbeye kalkışmış, başarmış başarmamış herkes vardır. Artık bu yüzden tercihi, bu yüzden tercihi bir kez daha milletin karşısına devleti dikmek olmuştur. Bu millet, bu halk devletini sever, saygı duyar, çağırın askere gider, ister vergi verir, evladını şehit verir ama devlet milletin karşısına dikilirse, devletle millet yarıştığında millet kazanır.

“Erdoğan’a karşı bu millet yine kazanacaktır”

Daha önce Kenan Evren bu millete ‘geç bu kişiyi seç’ dediğinde, parmağıyla işaret ettiğinde sandığın birisinde kendi varken onun dediğini değil bir sivil adayı seçen bu milletin feraseti 15 Temmuz’da demokrasinin karşısındaki o meczuplar ordusuna karşı sandığı ve sandığın seçtiklerini koruyan bu millet nasıl 31 Mart’ta valiler il başkanı, kaymakamlar ilçe başkanı, Anadolu Ajansı Cumhur İttifakı ajansı, TRT AK Parti’nin televizyonu olmuşken, karşımıza devlet dikilmişken millet kazandıysa, milletin adayı Ekrem İmamoğlu kazandıysa bu sefer de milletin karşısına devleti diken Erdoğan’a karşı bu millet yine kazanacaktır.

Sayın, en son Sol Parti ziyaret etti. Sayın Müsavat Dervişoğlu sağ olsun yoldaymış, geliyor. Dayanışma ziyaretlerini de burada kabul edeceğiz. Milletin emanetini, milletin emanetine sonuna kadar sahip çıkan bir belediye başkanına, bir belediye meclisine ve İstanbul’un iradesine katkı sağlamak, onlarla birlikte olmak, onlarla mücadele etmek için ben Saraçhane’deyim. Biz Saraçhane’deyiz. Nerede olalım diye soranlara buyurun Saraçhane’ye diyoruz.

Artık Pazar günü 81 ilde 973 ilçede, ilçelerin mahallelerinde kurulacak sandıklar tek değildir. Oraya bir sandık koyacağız. 1 milyon 750 bin üyemizle adayımızı belirleyeceğiz. Ancak yanında bir sandık daha olacak. O sandığın adı dayanışma sandığıdır. O sandığa oy vermeye tüm siyasi partiler, her görüş, her görüşten ama demokrasiden yana olan herkes davetlidir. Bir sandıkta bir parti bugüne kadarki en demokratik yolla adayını belirleyecek ve arkasına geçecektir.

Diğer sandıkta ise cumhuriyete inanan, demokrasiye inanan, sandığa inanan, o sandığın kendisinin, evladının, torununun geleceği, geleceğinin garantisi olduğuna inanan, bu ülkenin Afganistan olmamasına, Suriye olmamasına yönelik teminatın da, yıllarca çalışıp didinip aldığı evin tapusunun teminatının da, bankadaki parasının teminatının da demokrasi olduğunu, böyle yamyamların bir gece sırf kendisine rakip olanın diplomasına çöktükleri gibi malına, mülküne, canına kastedilmesin diye demokrasiye ihtiyaç duyan herkesi 23 Mart’ın dayanışma sandığına bekliyoruz. Artık 23 Mart Pazar günü Cumhuriyet Halk Partisi’nin aday belirlemesini kapsayan ama aşan bir demokrasi direnişinin günüdür. Bütün Türkiye’yi dayanışma sandıklarında olmaya davet ediyorum.

Burada olmaya, mücadele etmeye, direnmeye devam edeceğiz. Yol, yol önemlidir. Yolcunun başına neyin geldiği değil, o yolun varlığı önemlidir. Biz hepimiz o yolun yolcusuyuz. Bizi bu yola bu ülkenin kurtarıcısı Gazi Mustafa Kemal Atatürk çıkardı. Bu yolda dönenler olur, bu yolda ölenler olur. Ama bu yolun yolcuları tükenmez. Son Cumhuriyet Halk Partili hapse tıkılana, son Cumhuriyet Halk Partili vurulana kadar bu yolun yolcusuyuz. Önderimizin gösterdiği yolda yürümeye devam ediyoruz.”

Paylaşın

Özgür Özel’den Ekrem İmamoğlu’nun Gözaltına Alınmasına “Darbe” Tepkisi

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasına tepki gösteren CHP Lideri Özgür Özel, “Milletin yerine karar vermek, halkın iradesinin yerine geçmek ya da ona engel olmak için güç kullanmak darbedir” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve basın danışmanı Murat Ongun’un da aralarında bulunduğu 100’den fazla kişi hakkında gözaltı kararı verilmesine sosyal medyadan yaptığı açıklamayla tepki gösterdi.

Özel, “Milletin yerine karar vermek, halkın iradesinin yerine geçmek ya da ona engel olmak için güç kullanmak darbedir. Şu anda bir sonraki cumhurbaşkanını milletin belirlemesine engel olmak üzere bir güç devrededir. Bir sonraki cumhurbaşkanımıza darbe girişimi ile karşı karşıyayız. Milletimiz devletini sever ama birileri tarafından devlet milletin karşısına dikilirse millet buna izin vermez. Esas güç millettir ve en sonunda millet kazanır. Yine öyle olacak. Teslim olmayacağız. En sonunda yine milletin dediği olacak ve Türkiye kazanacak” ifadelerini kullandı.

CHP Lideri Özgür Özel, daha sonra Halk TV yayınına bağlandı. Özel, Erdoğan’a seslenerek, “Bütün darbeler iktidarla yapılır… Ben ‘darbeye karşı demokrasiyi savunacağız’ dedim. Sen bugün yapılan darbenin neresindesin? AKP ve MHP’ye soruyorum; ‘Siz bu darbenin neresindesiniz?’ Sizin cuntadan ne farkınız var? Pazar günü kurulacak sandığa darbe yapıyorsunuz. Yazıklar olsun size” dedi.

23 Mart’ta yapılması planlanan ön seçimin gerçekleşeceğini ifade eden Özel, “Ben nerede olursam olayım, 23 Mart günü herkesi sandık başına bekliyorum. Biz ne şartta olursak olalım, dışarda da olsak içerde de olsak o sandıklar kurulacak.” diye konuştu.

Siyasilerden tepkiler

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncay Bakırhan, gözaltıları “demokrasiye, halk iradesine yönelik açık bir saldırı” olarak nitelendirdi ve gözaltına alınanların serbest bırakılması çağrısında bulundu.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da “Bu operasyon hukuk sınırlarını tanımayan, siyasi bir operasyondur. Sandık, oy, makam uğruna Türkiye’deki toplumsal gerilim ve kutuplaşmayı onarılmaz bir yere doğru götürmektir” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, İBB Başkanı İmamoğlu başta olmak üzere İBB yönetiminden bir çok ismin gözaltına alınmasına ilişkin ”İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması akılla hukukla açıklanabilecek bir şey değildir” diye konuştu.

Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, ”Ellerine geçirdikleri gücü kullanarak halk iradesini kırmaya dönük girişimlerine devam ediyorlar. Bu bir darbedir. Ne olursa olsun, bu güzel ülkeyi darbecilerin insafına teslim etmeyeceğiz” dedi.

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, karara tepki göstererek, “Bu ülkede hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve millet iradesini savunan herkes bilmelidir ki, seçilmiş bir belediye başkanına yönelik bu girişimler asla ama asla kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Demirtaş Ve Mızraklı’dan “Süreç” Mesajı: Meclis Adım Atmalı

CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Selahattin Demirtaş ve Selçuk Mızraklı’nın, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin çağrısı sonrası başlayan sürece dair mesajını paylaştı.

Mesajda, süreci güçlendirecek eş zamanlı adımların Meclis tarafından atılması ve hızlıca ele alması gerektiği ifadelerine yer verildi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı’yı ziyaret etti.

Ziyaret sonrası açıklama yapan Sezgin Tanrıkulu, şunları söyledi: “Örgütün bir an önce kongresini toplaması ve kendisiyle ilgili nihai kararı vermesi de beklentilerinden biri, bunu da arzuluyorlar ve koşullarının hazırlanması gerektiğini ifade ettiler. Bu süreci güçlendirecek eş zamanlı adımların Meclis tarafından atılması ve hızlıca ele alması gerektiğini söylüyorlar.

Şunu ifade ediyorlar ‘Bu süreç hızlı ilerlemezse suistimallere, provokasyonlara açık hale gelebilir. Geçmişte bunun tecrübesini çok yaşadık, dolayısıyla herkesin iyi niyetle bu sürecin hızlanması ve hızla adım atılması noktasında üzerine düşen ne varsa yapması gerekir’ dediler.

Meclis’in, hükümetin, Cumhurbaşkanının, muhalefet partilerinin örgütün silah bırakması ve demokratik adımların atılması için üzerlerine düşeni iyi niyetle çaba içerisinde olması gerektiğini ifade ettiler. Cezaevlerinde çok sayıda hasta tutuklu var, siyasetçi var, birçok insan var. Bunlarla ilgili düzenlemeler de beklentileri içerisinde.”

Paylaşın