Özel, Anket Sonucunu Paylaştı: CHP, AK Parti’nin 5,5 Puan Önünde

Marmara Cezaevi önünde basın mensuplarına konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “12 Haziran’da sahadan dönen ilk haziran ayının anketi gelmiştir. Kararsızlar dağıtılmadan CHP, AK Parti’nin 5,5 puan önündedir” dedi ve ekledi:

“İlk kez kararsızlar dağıtıldıktan sonra yüzde 40’ın üzerinde bir oranla CHP, tarihte diyeceğim, 1977’de 41,4 var ama o zaman anket yok. Tarihte ilk kez ankette yüzde 40’ı görüyoruz. AK Parti ile 6 puan, 6,5 puan farkı görüyoruz kararsızlar dağıtıldıktan sonra.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Silivri’deki Marmara Cezaevi’ne tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nu ziyaret etti. Özel, ziyaretin ardından basın mensuplarına konuştu.

Özel, “Ekrem Başkanımızın özellikle kendisiyle ilgili değil ama çocuklarından ayrı annelerle ilgili, rehin alınan evlatlarla ilgili çok ciddi bir rahatsızlığı var. Diyor ki, ‘Ben bütün yükü tek başıma sırtıma almaya razıyım. Beni birkaç ay sonra bırakacaklarına hemen anneleri, evlatları bıraksınlar. Biz yatarız, masumiyetimiz ispatlanınca çıkarız’ dedi. Ama bu kadar haksızlığın, hukuksuzluğun yapılmasına ciddi itirazı var” ifadelerini kullandı.

Haziran ayı anket sonucunu paylaşan Özel, şunları söyledi: “12 Haziran’da sahadan dönen ilk haziran ayının anketi gelmiştir. Kararsızlar dağıtılmadan CHP, AK Parti’nin 5,5 puan önündedir. İlk kez kararsızlar dağıtıldıktan sonra yüzde 40’ın üzerinde bir oranla CHP, tarihte diyeceğim, 1977’de 41,4 var ama o zaman anket yok. Tarihte ilk kez ankette yüzde 40’ı görüyoruz. AK Parti ile 6 puan, 6,5 puan farkı görüyoruz kararsızlar dağıtıldıktan sonra.”

Fatih Altaylı’nın tutuklanmasına tepki

Gazeteci Fatih Altaylı’nın tutuklanmasına tepki gösteren Özel, “Sadece siyaset yorumlayan, beni eleştiren, partimi eleştiren, herkesi eleştiren, çok izlenen birisi, anketlerde AK Parti’nin düştüğü durum sorulunca ‘bu ülkenin tarihinde var bu, ne padişahları indirdiler’ lafı… Bugün için mi diyor, bugün için indirmiş zaten. Ankette indirmiş, onu söylüyor. Efendim ‘cumhurbaşkanına fiili saldırı’dan içeride gazeteci tutuyorlar” diye konuştu.

Paylaşın

Dervişoğlu’ndan Özel’e Ziyaret: Milletin Olmadığı Anayasayı Millet Kabul Etmez

“Yeni Anayasa” tartışmalarına ilişkin konuşan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, “Yeni bir anayasa yapmak bizim anayasa yapma mantığına ters ve aykırı bir durum. Türkiye’de ancak bir anayasa değişikliği yapılabilir. Geride bıraktığımız değişiklikler de bu kapsamdadır” dedi ve ekledi:

“Eğer bu anayasa değişikliğini 400 vekil üzerinden yapmaya kalkışırlarsa bu Türk Milletini yok saymak anlamına gelecektir. Bir mutabakat metni olan anayasanın milletin onayına sunulmadan yaşama geçirilmek arzusu dahi bunların hukuka adalete ve yasaların nasıl inşa edileceğine dair inanca ve güvence nereden baktıklarının delilidir. Milletin olmadığı bir anayasa inşa edilirse millet bunu kabul etmez.”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’i CHP Genel Merkezi’nde ziyaret etti. Ziyaret sonrası Müsavat Dervişoğlu ve Özgür Özel ortak basın toplantısı yaptı.

İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu şu ifadeleri kullandı: “Biliyorsunuz bizim CHP ile olan temasımız ve ilişkimiz kamuoyunun malumu ayrıca sayın Genel Başkan ile de maziye yayılmış bir dostluğumuz ve mevkiidaşlık hukukumuz var. TBMM’de yaşanan gelişmelerle alakalı olarak bazı konular üzerinde de sürekli görüş alışverişinde bulunuyoruz.

18 Haziran günü TBMM’de yaşanan iş kazası olarak nitelendirilecek bir olayla ilgili TBMM Başkanlığına müraacatımız oldu. O müraacat karşısında kendisine bilgi verdim destek talep ettim. Aynı hassasiyeti kendileri de hissediyorlar. Gereğinin yapılması noktasında arkadaşlarımızın teknik çalışmaları sonunda mümkün katkıyı vereceklerine olan inancımı belirtmek isterim.

Yürütülen soruşturmalarla ilgili olarak hukuksuzluk üzerinden bir kamuoyu kanaati oluştuğu için bütün bunlar tartışılıyor. Hem Ekrem Beyle hem de yurt sathındaki soruşturmalar hukuki olmadığı gerekçesiyle kamuoyu vicdanında yer bulmuyor. Eskiden iddianameler millet adına yazılırdı, cemaat adına karar alındığını gördük. Şimdi de şahıslar adına karar verilir oluyor. Tüm tartışmaların yanında hukuksuzlukla beraber iktidara güvensizlik de söz konusu oluyor. Onu bertaraf etmek için de algı yönetimine ilişkin hamleler yapılıyor.

Yeni bir anayasa yapmak bizim anayasa yapma mantığına ters ve aykırı bir durum. Türkiye’de ancak bir anayasa değişikliği yapılabilir. Geride bıraktığımız değişiklikler de bu kapsamdadır. Eğer bu anayasa değişikliğini 400 vekil üzerinden yapmaya kalkışırlarsa bu Türk Milletini yok saymak anlamına gelecektir. Bir mutabakat metni olan anayasanın milletin onayına sunulmadan yaşama geçirilmek arzusu dahi bunların hukuka adalete ve yasaların nasıl inşa edileceğine dair inanca ve güvence nereden baktıklarının delilidir. Milletin olmadığı bir anayasa inşa edilirse millet bunu kabul etmez.”

“Her kazayı beraber aşarız”

CHP lideri Özgür Özel ise şu ifadeleri kullandı: “Geçtiğimiz hafta yaşanan olayı ilk duyduğumda sizler sormuştunuz. Ben de demiştim mecliste zaman zaman yol kazaları olur. Bu iş arka odada hallolur. Bizim arka odada Müsavat başkanla çözmediğimiz sıkıntı yok. Bizim Cumhuriyetin değerlerine, Türkiye Cumhuriyeti temel tezlerine olan inancımız noktasında birbirimizden şüphemiz olmadığı için her kazayı beraber aşarız. O günkü oturumu yöneten sayın Tekin Bingöl’ün açıklamaları da konuya ilişkin kendi hassasiyetini yapıcı cümlelerini okuduk.

Bugün de sayın Genel Başkan meseleyi özetlediğinde tam bir mutabakat halinde konuyla ilgili tutumlarımızı netleştirdik. Aşamayacağımız bir konu olmadığını biliyorduk gene bugün de bu zeminden konuşma cereyan etmiştir. Daha önce partisinin 400 vekili de olsa değişikliği millete götürme yaklaşımıyla çelişkili bir tutumdur. Anayasa değişikliği yapılacaksa anayasa ihlallerinin söz konusu olduğu, AYM kapatılmasının teklif edildiği bir süreç yaşanırken, bu kadar açık anayasa ihlalleri varken 400 vekil ile anayasa değiştirelim yaklaşımı doğru değil.”

Paylaşın

Özel’den İktidara “İç Cephe” Tepkisi: Cezaevlerini Doldurarak Güçlendiremezsiniz

Tekirdağ’da düzenlenen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginde konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “İç cepheyi güçlendirmenin yolu, ülkeyi demokrasiden uzaklaştırmak, ana muhalefet partisini şeytanlaştırmak, iftiralarla, hakaretlerle, haysiyet cellatlığıyla, ailelerle uğraşarak bir siyasi partiye düşman hukuku uygulamak, muhalefeti bir engel, yok edilmesi gerekenler olarak görerek iç cephe güçlendirilmez” dedi ve ekledi:

“Cezaevlerinin iç avlularını gazetecilerle, öğrencilerle, muhaliflerle doldurarak iç cephe güçlendirilmez. En son, gazeteci Fatih Altaylı’yı bir cümlesinden tutukladılar. Hapishaneye koydular, yanlış yaptılar. Gazetecileri, öğrencileri, belediye başkanlarımızı, arkadaşlarımızı tutuklayanları kınıyoruz. Cezaevlerinin iç avlularını doldurarak iç cepheyi güçlendiremezsiniz. İç cephenin gücü demokrasiden geçer.”

Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin tutuklu Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nu özgürlüğü için düzenlenen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin son adresi Tekirdağ oldu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, mitingde bir konuşma yaptı.

BirGün’ün aktardığına göre; CHP Lideri Özgür Özel, “Sizleri o fil dişi kulelerden karınca gibi görüp ezmeye çalışıyorlar. Buradan Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum. Karıncayı ezemezsin. Karıncanın kardeşi var o da Cumhuriyet Halk Partisi’dir” dedi.

Özgür Özel, “Yunanistan’da asgari ücretli 20 ay çalışınca sıfır bir Renault Clio alıyormuş. Bulgaristan’da 35 ay, Romanya’da 21 ay çalışınca Renault Clio alınıyormuş. Almanya’da Hans 8 aylık maaşını verdi mi Renault Clio alıyormuş. Tekirdağlı Hasan abi 67 ay çalışınca bir Renault Clio alıyormuş. Almanya’da 8 asgari ücret bir araba alıyor, Türkiye’de 67 asgari ücret bir araba alıyor. Türkiye’de emeği bu kadar ucuzlatan, emeği bu kadar sömüren, asgari ücretlinin emekçinin, alnının terini bu kadar sömüren bir iktidar gelmedi, bundan sonra da gelmeyecek. Bunları göndereceğiz, alınterinin kıymetini bilenleri getireceğiz” ifadelerini kullandı.

Temmuz ayında emeklilere seyyanen zam ve asgari ücrete ara zam yapılması için büyük bir mücadele verdiklerini belirten Özel, şunları kaydetti: “Dünyada olup bitenleri dikkatli okumak, dikkatli takip etmek lazım. Bölge tekinsiz ve kırılgan. Bir tedirginlik çağı içindeyiz. Her geçen gün işler daha da kötüye gidiyor. İsrail’in Filistin’e yaptığı soykırımı bırakın kınamak, teşvik eden, takdir eden bir Amerikan yönetimi var. Trump gelmiş, deli taklidi yapıyor. Esas hesap, Gazze’nin önündeki Avrupa’ya 100 yıl yetecek ve bizim de Kıbrıs’ımızın da söz sahibi olması gereken hidrokarbon yatakları. Bu büyük oyunu, dünyanın çeşitli ülkeleri İsrail ile birlikte planlıyorlar ve Türkiye’ye burada çok küçük, iç politika açısından işe yarayabilecek ama orta ve uzun vadede Türkiye’ye büyük kaybettirecek bir plan yapıyorlar.

Türkiye Cumhuriyeti nükleere de karşıdır, bölgedeki yeni bir savaşa da karşıdır. Bu Amerika’nın gelip de müdahale ettiği hiçbir ülkeye istikrar gelmedi, demokrasi gelmedi. Ne Irak’ta ne Libya’da ne Afganistan’da ne Suriye’de ne de İran’da elbette demokrasi yok, olmalıdır. Seçimler yapılmalı, bu ülkelerin demokratik seçimlerle seçilecek yönetimleri bu ülkeleri yönetmelidir. Ancak, bu ülkelere güya istikrar getireceğiz diye gelenler buraları talan etmek, istikrarsızlığa sürüklemek, Müslüman kanı akıtmak dışında bir şey yapmadılar. Biz bu kaosa karşıyız. İsrail’in daveti üzerine Amerika’dan kalkan B2 uçakları, İran’da nükleer tesisleri vuruyorlar.

Bu nükleer tesislerin müzakere yoluyla denetlenmesi, diplomasiyle kontrol altında tutulması, sadece zenginleştirilen uranyumun enerjide kullanılması, atom bombasına, nükleer silaha dönüşmemesi bizim savunduğumuz bir gerçekken, uluslararası hukuka aykırı biçimde, kıtalar ötesinden gelip diplomasiye imkan vermeden, İsrail’in çılgınlığının peşine takılarak hem bir bölge savaşını hem bir dünya savaşını başlatabilecek sorumsuzluğu, hem yanı başımızda ortaya çıkabilecek nükleer sızıntının karşısında durmak gerekirken, bugün ülkeyi yöneten iktidar Netanyahu ile sözde kayıkçı kavgası yapmakta ama onu şımartan, arkalayan ve dün akşamki uluslararası hukuku hiçe sayan saldırıyı yapan Trump’a ağzını açmamakta.

Sanki olan biten Trump’sız oluyormuş gibi kulağının üstüne yatmaktadır. Buradan Trump’ı kınamayan Erdoğan’ı ve AK Parti yönetimini kınıyoruz. Türkiye’nin yanı başında hukuksuz operasyonlara, sağlığımızı tehdit edecek, nükleer sızıntı tehlikelerine başlayacak bitmeyecek savaşlara, hepimize kaybettirecek yeni ekonomik krizlere karşı duruyoruz. AK Parti iktidarının yapmadığını, yapamadığını açıkça söylüyor, ABD’nin yaptığı bu saldırıyı kınıyoruz, kınıyoruz, kınıyoruz.

Elbette iç cephe güçlü olmalıdır. İç cepheyi güçlendirmenin yolu, ülkeyi demokrasiden uzaklaştırmak, ana muhalefet partisini şeytanlaştırmak, iftiralarla, hakaretlerle, haysiyet cellatlığıyla, ailelerle uğraşarak bir siyasi partiye düşman hukuku uygulamak, muhalefeti bir engel, yok edilmesi gerekenler olarak görerek iç cephe güçlendirilmez. Cezaevlerinin iç avlularını gazetecilerle, öğrencilerle, muhaliflerle doldurarak iç cephe güçlendirilmez. En son, gazeteci Fatih Altaylı’yı bir cümlesinden tutukladılar. Hapishaneye koydular, yanlış yaptılar. Gazetecileri, öğrencileri, belediye başkanlarımızı, arkadaşlarımızı tutuklayanları kınıyoruz. Cezaevlerinin iç avlularını doldurarak iç cepheyi güçlendiremezsiniz. İç cephenin gücü demokrasiden geçer.

Bir yandan ‘yerliyiz, milliyiz’ diyenler, seçim gelirken Altay Tankı’nı gösterenler, hepimizin gurur duyduğu Kaan’ı bir uçurup indirenler, F35 projesinden çıkma pahasına S400 alanlar ve Türkiye’yi savunmada büyük sıkıntıya sokanlara sesleniyoruz: 20 yıldır tek uçak, filomuza katılmadı. F35’ten, S400 meselesini iyi yönetmediğiniz için kovuldunuz. F16’larımıza gerekli revizyonların yapılmasını sağlayamıyorsunuz. Altay Tankı’nın motorunda sorun var. Kaan’ın artık hızla filoya katılması lazım. Cumhuriyet Halk Partisi, güçlü ekonominin de güçlü milli güvenlik politikalarının da güçlü savunma sanayinin de teminatıdır. Cumhuriyet Halk Partisi, güçlü Türkiye’nin kurucusu, önümüzdeki yüzyılda güçlü Türkiye’nin tek teminatıdır.

19 Mart’ta bir darbe girişimine muhatap olduk. Cumhurbaşkanı adayımızı belirleyeceğimiz gün Cumhurbaşkanı adayımıza darbeye kalkıştılar. Cumhurbaşkanı adayımızı alıp, dört gün nezarethanelerde tutup, Silivri zindanına koydular. Dünün mazlumu, bugünün zalimi olmuştur. Ama korkunun ecele faydası yoktur. Sandık gelecek, bu milletin takdiri ile Ekrem İmamoğlu Cumhurbaşkanı olacaktır. Sayın Erdoğan, Ekrem İmamoğlu üniversiteli arkadaşlarıyla iftar yapıyor, arada toplanıyor yemek yiyor. 11’erden maç yapıyorlar. Senin tavla oynayacak bir üniversite arkadaşın var mı? Çağır bir görelim. Erdoğan tavla oynamak istediği için kendisinin üniversiteden bir arkadaşı aranmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nde Tayyip Erdoğan’la üniversite yıllarından fotoğrafı olan bir kişi aranmaktadır. Acilen başvursun. Adamın tavla oynamaya bir tane üniversite arkadaşı yok. Ekrem İmamoğlu’nun helal diplomasını iptal ettirmeye çalışıyor. Yazıklar olsun.

Bir iftira attılar, iftiranın içinden çıkamıyorlar. 94 gün oldu bir kanıt bulamıyorlar. 1 lira rüşveti ispatlamadılar. Ne iftira attılarsa tam terse döndü, mahcup oldular. Son anketlere göre yüzde 22’ye düşmüş yalanlarına inananların oranı. Milletin gözünden de gönlünden de düştüler. Ekrem Başkan’ın en yakın dostlarına, Ekrem Başkan’a iftira atması karşılığında özgürlük teklif ettiler. Kadınları küçücük çocuklarıyla tehdit ettiler. Buna evet demeyenleri Türkiye’nin dört bir tarafındaki hapishanelere dağıttılar. 40 kişinin kalacağı koğuşa 55 kişiyi doldurmuşlar, 56’ncısı bizim arkadaşımızı yollamışlar.

Yerde yatmanın sırası var. Tuvaletin sırası var. En temel insan haklarının ihlal edildiği yerde insanları bezdirmeye, iftiraya ikna etmeye çalışıyorlar. En son Kandıra’da tuttukları bir arkadaşımızı avukatsız İstanbul’a çağırıp, bir başsavcı, üç savcı karşısına geçip ‘Sohbet edelim, doğruyu söyle, imzayı at kurtul. Yoksa aileni de alacağız’ demişlerdi. O, iftiracı olmadığı için 26 yaşındaki evladını alıp bir başka cezaevine, yeğenini alıp bir başka cezaevine koydular. İnsanları kendilerine yaptıkları işkence yetmeyince, sağlık sorunları olan evladının sağlığıyla tehdit etmeye başladılar.

Bu kadar zulüm ile abad olunmaz. Evlada dokunanın, babaya dokunanın, eşe dokunanın, mertçe mücadele etmeyenin bu milletin gönlünde bundan sonra yeri olmaz. Namertçe saldıranlardan bu millet önüne gelen ilk sandıkta hesap soracaktır. Öyle bir yalan çıkardılar ki MASAK Raporu’nda Ekrem Başkanımızın oğlu Selim, babasının rüşvet paralarını yurt dışına kaçırmış, şirket kurmuş diye yalan attılar. Bu yalanı ortaya çıkaran avukatımız Mehmet Pehlivan’ı, bunları anlatmasın diye içeriye attılar. MASAK raporunda yazan ve kur oyunlarıyla televizyonda çarpıtılan birtakım satılık kalemlerin üzerinde tepindiğinin aksine,

Selim kardeşimizin bir yatırım şirketi için ‘Yurt dışına gönderdi, kaçırdı’ dedikleri paranın tamamı, şuradaki bir daire parasıdır. 12 milyon liradır. Bu paranın yarısı annesinin bozdurduklarından, yarısı dedesinin yıllardır bankada duran mevduat hesabından aktarılmıştır. İkisinin de analarının ak sütü gibi helal paralarının ispatı bankadadır. Dededen, anneden alınan parayla okuduğu yurt dışında iş kurmaya çalışan, bugün İstanbul için bir yarım daire parası bile olmayan şeye, milyarlık yolsuzluk diye laf eden kişiler büyük bir algı operasyonuyla aileye saldırmaktadır. Buradan gözlerinin içine baka baka gösteriyorum. Erdoğan, böyle bir yüzük göstermişti. ‘Tek mal varlığım bu alyansım’ demişti. ‘Bu alyansa bakın. İleride zenginleşirsem demek ki çalmışımdır’ demişti.

Şimdi bir alyanstan, gencecik çocuklarının gemi alması sorulduğunda, ‘Gemi var gemicik var’ deyip oğlunun yaptığı ticarete ‘gemicik’ deyip, bu kadar servetini açıklamayan Erdoğan dururken; dedesi işadamı, babası 30 yıllık işadamı, servetleri kayıt altında olan Selim’in yarım daire parasından yolsuzluk icat eden, yandaş gazetecilere söylüyorum; bu yaptığınız hak değil hakikat değil, vicdan değil, Müslümanlık değil. Bu millet bunların hesabını soracak, mahkeme-i kübrada Allahutaala bu iftiranın hesabını soracak. Ne Selim’in ve Ekrem’in ne bir başka arkadaşımızın verilemeyecek hesabı yoktur. Cesaretiniz varsa iddianameyi düzenleyin, mahkemeyi TRT’den yayınlayın. Hodri meydan.

Ekrem İmamoğlu hırsız olsa, yolsuzluk yapsa bunlar onu hapse atmaz aksine baş tacı eder, transfer etmeye kalkarlardı. İmamoğlu hırsız, yolsuz olsa onu saraya çağırırlardı. ‘Yerin burası’ derlerdi. ‘Ayakkabı kutularını da al gel’ derlerdi. ‘Bizde senden çok var’ derlerdi. Bizde kasadan çıkan dolar yok. Bizde ayakkabı kutusu, çikolata kutusu, elbise askısı yok. Onun için alnımız açık, başımız dik. Çalmadık, çırpmadık. Elbette erken seçim istiyoruz. Kasımdaysa kasımda, daha erkense daha erken ama kaçarsa kaçtıkları yere kadar, hiç durmadan, usanmadan, yorulmadan, dünya siyaset tarihinin gerekirse en uzun, en kararlı, en güçlü kampanyasına hazır mıyız? 100 yıl öncesinde olduğu gibi inançla, kararlılıkla, güçle, korkmadan, gerekirse ölümü göze alarak ama teslim olmadan yürümeye hazır mıyız? Haydi iktidara yürüyelim.”

Paylaşın

Demans Ve Alzheimer: Farkları Nelerdir?

Demans, hafıza, muhakeme veya diğer düşünme becerilerinde düşüşle ilişkili bir grup semptomu tanımlar. Birçok farklı demans türü vardır ve birçok durum buna neden olur.

Haber Merkezi / Karma demans, birden fazla demans türünün beyinde aynı anda meydana geldiği bir durumdur. Alzheimer hastalığı, demansın en yaygın nedenidir ve demans vakalarının yüzde 60-80’ini oluşturur.

Demans, yaşlanmanın normal bir parçası değildir. Beyin hücrelerinin iletişim kurma yeteneğini etkileyen hasardan kaynaklanır ve bu da düşünmeyi, davranışı ve hisleri etkileyebilir.

Alzheimer ise, hücre hasarını takiben oluşan karmaşık beyin değişimlerinden kaynaklanan dejeneratif bir beyin hastalığıdır. Zamanla giderek kötüleşen bunama semptomlarına yol açar.

Alzheimer’ın en yaygın erken belirtisi, hastalığın genellikle ilk önce öğrenmeyle ilişkili beyin bölümünü etkilemesi nedeniyle yeni bilgileri hatırlamada zorluktur.

Alzheimer ilerledikçe semptomlar daha şiddetli hale gelir ve yönelim bozukluğu, kafa karışıklığı ve davranış değişiklikleri içerir. Sonunda konuşma, yutma ve yürüme zorlaşır.

Alzheimer için bilinen en büyük risk faktörü artan yaş olsa da, hastalık yaşlanmanın normal bir parçası değildir.

Belirtileri:

Demansın belirtileri şunlardır :

Hem kısa hem de uzun vadeli hafıza kaybı,
Bir kişinin günlük aktivitelerini yerine getirme yeteneğini azaltacak kadar ciddi düşünme, problem çözme veya dil ile ilgili zorluklar ve ruh halinde veya davranışta değişiklikler.

Alzheimer hastalığının belirtileri çoğunlukla diğer demans tipleriyle örtüşür, ancak bazı farklılıklar da olabilir.

Alzheimer ve demans hakkında sıkça sorulan sorular:

Alzheimer riskini neler artırır?

Alzheimer riskini artıran pek çok şey vardır; 65 yaş üstü olmak, Alzheimer hastası bir ebeveyne veya kardeşe sahip olmak, sigara içmek, fiziksel ve sosyal olarak aktif olmamak gibi yaşam tarzı faktörleri ve yüksek tansiyon, diyabet ve obezite gibi sağlık sorunları.

Alzheimer hastası birinin yaşam beklentisi nedir?

Alzheimer hastasının yaşam beklentisi 3-11 yıl arasında değişirken bazı durumlarda 20 yıla kadar çıkabilir.

Demans hastası bir kişi kafasının karışık olduğunu bilir mi?

Demans hastası bir kişi, semptomları durumunun erken evrelerinde hafif olduğunda kafasının karışık olduğunu anlayabilir. Daha sonraki evrelerde kafasının karışık olduğunu muhtemelen anlamaz.

Paylaşın

CHP Lideri Özel, İktidara “Asgari Ücret” Vaadini Hatırlattı

CHP Lideri Özgür Özel, iktidarın seçim döneminde verdiği “enflasyon tek haneye düşene kadar yılda dört kez asgari ücret zammı” vaadini hatırlatarak, geçen yıl yalnızca yılbaşında artış yapıldığını, o zamdan bu yana da asgari ücretin eridiğini söyledi.

TÜİK verilerine göre bile asgari ücretin 3 bin liradan fazla değer kaybettiğini belirten Özel, “Gerçek enflasyonla kıyaslandığında, yapılan zam çoktan buharlaştı. Temmuz itibarıyla asgari ücret artışı tamamen anlamsız hale gelecek” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonunu (TESK) ziyaret etti. Ziyaret sonrası TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken ile birlikte kameralar karşısına geçen Özgür Özel, artan enflasyon ve sabit kalan asgari ücret nedeniyle hem çalışanların hem de esnafın ciddi bir ekonomik sıkıntı yaşadığını vurguladı.

Özgür Özel, iktidarın seçim döneminde verdiği “enflasyon tek haneye düşene kadar yılda dört kez asgari ücret zammı” vaadini hatırlatarak, geçen yıl yalnızca yılbaşında artış yapıldığını, o zamdan bu yana da asgari ücretin eridiğini söyledi. TÜİK verilerine göre bile asgari ücretin 3 bin liradan fazla değer kaybettiğini belirten Özel, “Gerçek enflasyonla kıyaslandığında, yapılan zam çoktan buharlaştı. Temmuz itibarıyla asgari ücret artışı tamamen anlamsız hale gelecek” dedi.

“İşçide, memurda, emeklide para yoksa; esnafta da yok”

Asgari ücretin artırılmasının sadece işçiyi değil, dolaylı olarak esnafı da ilgilendirdiğini vurgulayan Özel, “İşçinin, memurun, emeklinin cebinde para yoksa, çiftçi ürününe hak ettiği fiyatı alamıyorsa; esnafın da kasası boş demektir” ifadelerini kullandı. Ancak artan maliyetler karşısında esnafın da zorlandığını söyleyen Özel, asgari ücretin artması durumunda küçük esnafın SGK prim desteğiyle korunması gerektiğini kaydetti.

CHP’nin çözüm önerisini de paylaşan Özel, “Asgari ücret artışında Sosyal Güvenlik Kurumu’nun prim gelirleri yükseliyor. Bu gelirlerin dörtte biri bile küçük esnafa destek olarak aktarılsa, ciddi bir rahatlama sağlanır” dedi. Beş kişiye kadar asgari ücretli çalıştıran küçük esnafa yönelik doğrudan destek önerisinin hayata geçirilmesini istedi.

Esnafın emeklilik şartlarının adaletsiz olduğunu da söyleyen Özel, “Yanında çalışan işçi 7 bin 200 günle emekli olurken, esnaf 9 bin gün prim ödemek zorunda. Bu da en az altı yıl daha çalışmak, her ay 8 bin lira ödemek ve maaş alamamak demek” şeklinde konuştu. İktidarın daha önce verdiği “9 bin gün prim şartı 7 bin 200’e indirilecek” sözünü hatırlatan Özel, bu vaadin artık hayata geçirilmesini talep etti.

Esnafın krediye erişimde ciddi sıkıntılar yaşadığını, yüksek faizlerin küçük işletmeleri zora soktuğunu belirten Özel, esnafa uzun vadeli, düşük faizli kredi imkânlarının sağlanması gerektiğini söyledi. CHP’li Mersin Milletvekili Talat Dinçer’in TESK geçmişiyle Meclis’teki esnaf temsiline dikkat çeken Özel, bu alandaki düzenlemeleri yakında Meclis gündemine taşıyacaklarını duyurdu.

Son olarak Erdoğan’a da çağrıda bulunan Özel, “Esnafın elini havada bırakmayalım, hep birlikte tutalım. Esnafın partisi olmaz, herkesin esnafı var ama sorunları ortak. Gelin bu sorunları birlikte çözelim” dedi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Yeni Anayasa Tartışmaları: CHP Kapıları Kapattı

CHP’li Gökhan Günaydın, “Cumhuriyet Halk Partisi bir anayasa değişikliği masasına oturmayacaktır. Bunu açıkça söylemiştir ve gerekçemizi de bu netlikle ifade ediyoruz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, AK Parti ve MHP’nin öncülüğünde başlatılan anayasa değişikliği sürecine ilişkin partisinin tavrını net ifadelerle ortaya koydu. Cumhuriyet Halk Partisi’nin yeni anayasa tartışmalarına katılmayacağını belirten Günaydın, “Cumhuriyet Halk Partisi bir anayasa değişikliği masasına oturmayacaktır. Bunu açıkça söylemiştir ve gerekçemizi de bu netlikle ifade ediyoruz” dedi.

Günaydın, mevcut anayasanın çoğunlukla AK Parti döneminde değiştirildiğini vurgulayarak, “Bu anayasanın hükümlerinin dörtte üçü Erdoğan döneminde yenilendi. Dolayısıyla yalnızca dörtte biri Kenan Evren döneminden kalma. Bugün artık bu metin, Erdoğan dönemi anayasasıdır” ifadelerini kullandı.

T24’de konuşan Gökhan Günaydın, 2010 ve 2017 yıllarında yapılan anayasa değişikliklerinin Türkiye’yi demokratikleştirmediğini savundu. 2010’daki değişiklikle yargı sisteminin “bir tarikata teslim edildiğini”, 2017 değişikliğiyle ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin getirildiğini hatırlatarak, “2017 değişikliği denge ve denetlemeyi ortadan kaldıran bir tek adam rejimini müesses nizama dönüştürmüştür” dedi.

Gökhan Günaydın, anayasa değişikliği konusunda AK Parti ve MHP’nin meclisteki sayısının yetersiz olduğuna dikkat çekerek, “Cumhur İttifakı’nın… toplam sandalye sayısı 329. ‘İstisnai yol’ diye tanımladıklarını şeyi aşabilmeleri için 360 milletvekiline ihtiyaçları var. Dolayısıyla… Cumhur İttifakı dışından destek gerekiyor. Her halükârda yanına parti katmak zorunda, dertleri bu” ifadelerini kullandı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin önerdiği 100 kişilik yasa yapım komisyonuna da katılmayacaklarını belirten Günaydın, “102 yıllık Cumhuriyet Halk Partisi boş kâğıda imza atmaz” dedi. Söz konusu komisyonun üye sayısı, amacı ve oy verme usulünün önceden belirlenmeden oluşturulmak istendiğini belirten Günaydın, bunun meşruiyet ve şeffaflık açısından sorunlu olduğunu ifade etti.

Gökhan Günaydın, iktidarın anayasa üzerinden demokratikleşme söylemini samimi bulmadıklarını belirterek, “OHAL döneminden gelen bu anti-demokratik düzenlemeyi kaldıralım” dediler. Hani sen demokratikleşme istiyorsun ya, komisyon kurmaya falan ne gerek var? Bizim kanun teklifinin altına bir imza at ve şu kayyımı ortadan kaldırıverelim” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Çiftçilerin Bankalara Borcu Bir Trilyon Liraya Dayandı

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2021’de ticari kredilerin sektörel dağılımında tarım sektörünün payının yüzde 4 iken, 2024’te bu oranın yüzde 7’ye yükseldiğini belirtti.

Ömer Fethi Gürer, “Bu artış, çiftçinin artan borçlarından kaynaklanıyor. Çiftçimiz üretime devam etmek için mecburen borçlanıyor ama bu sürdürülebilir bir yol değil. Zaten yaşanan icralar ve çiftçilerin bankalara olan borçlarının bu ay içinde 1 trilyonu bulacağı yönündeki beklenti bu durumun somut örneğidir” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, yılın ilk çeyreğinde tarım sektöründe çalışan 480 bin kişinin istihdam dışı kaldığını söyledi.

2024’ün son çeyreğinde tarım sektöründe 4 milyon 658 bin kişinin istihdam edildiğini söyleyen Gürer, 2025’in ilk çeyreğinde bu sayının 4 milyon 178 bin kişiye gerilediğinin bilgisini verdi. Gürer, tarım sektörünün istihdam oranının da yüzde 14,3’ten yüzde 13,1’e düştüğünü ifade etti.

Gürer, “Çiftçiler artan maliyetler, düşük satış fiyatları ve yaşanan zirai don nedeniyle üretimden vazgeçiyorlar. Bu da tarımsal üretimin kan kaybetmesine neden oluyor” dedi. Gürer ayrıca çiftçilerin icralarla boğuştuğunu söyledi. 4 bin 913 tarla, 43 traktör ve 28 tarım makinesinin icra ve sulh hukuk mahkemelerinden satışta olduğunu aktardı.

Ömer Fethi Gürer, “Çiftçilerimiz, borçlarını ödeyemediği için tarımsal faaliyetlerini sürdüremiyor. Ya üretimden tamamen çekiliyorlar ya da borç girdabı daha da derinleşiyorlar ve üretim araçlarının icra yoluyla satılmasıyla üretimden mecburen çekiliyor” dedi.

2021’de ticari kredilerin sektörel dağılımında tarım sektörünün payının yüzde 4 iken, 2024’te bu oranın yüzde 7’ye yükseldiğini belirten Gürer, “Bu artış, çiftçinin artan borçlarından kaynaklanıyor. Çiftçimiz üretime devam etmek için mecburen borçlanıyor ama bu sürdürülebilir bir yol değil. Zaten yaşanan icralar ve çiftçilerin bankalara olan borçlarının bu ay içinde 1 trilyonu bulacağı yönündeki beklenti bu durumun somut örneğidir” ifadelerini kullandı.

“Acil çözüm şart”

Ömer Fethi Gürer, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Çiftçimizin borçları üç yıl ötelenmeli ve yeniden yapılandırılmalı, faizler silinmeli ve üretim destekleri artırılmalıdır. Çiftçinin üretimden kopmasının bedeli çok ağır olur. Gıda güvencesi, ancak üreticinin desteklenmesiyle sağlanabilir. AKP’nin tarım politikaları, çiftçiyi tüketmiş ve tarımsal üretimi tehlikeye atmıştır. Tarımsal üretim, ülkemizin stratejik sektörüdür ve derhal kapsamlı bir planlama ile ele alınmalıdır.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Özel’den Dikkat Çeken “Lozan Ve Anayasa” Mesajı

CHP Lideri Özgür Özel, PKK bildirgesindeki Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasasına yönelik eleştirilere ilişkin, “Cumhuriyet’i kurmuş bir parti olarak terör örgütünün açıklamalarının muhatabı değilim” dedi ve ekledi:

“Ama bu açıklamalar MİT’le istişare ediliyor, her kelimesi konuşuluyor. Onun için bekleniyor denen açıklamalarda Cumhuriyet’in kurucu iradesiyle ilgili, Lozan’la ilgili, Anayasa ile ilgili ve geçmişle ilgili çok söz var. O sözlerin hiçbirinin muhatabı ben değilim.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, 301 maden işçisinin yaşamını yitirdiği Soma Katliamı’nın 11. yılında “Maden Şehitleri Anma Yürüyüşü”ne katıldı. Özgür Özel, yürüyüş öncesi basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

BirGün’ün aktardığına göre; ZHP Lideri Özel, açıklamasında, “11 yıl önce ‘Unutursak yüreğimiz kurusun’ diyenlerin Soma’yı unuttuğu bir süreçteyiz. Unutmayanlara selam olsun. Soma’da dağın tepesinden reyting kovayalıp da bu meselelerde reyting almayınca Soma’ya sırtını dönenleri çok gördük, dönmeyenlere selam olsun” ifadelerini kullandı.

PKK’nin fesih kararına ilişkin değerlendirmeleri sorulan Özel, “Biz 10 yıllardır tarihsel tutarlılığını koruyan bir partiyiz. Biz terör istemeyiz, biz terörün, teröristin karşısındayız. Biz barış isteriz, biz analar ağlamasın isteriz. Bu Türk de olsa, Kürt de olsa ağlamasın isteriz. Terörle mücadelede harcanan paralar millete harcansın isteriz” ifadelerini kullandı.

“Biz durduğumuz doğru yerdeyiz” diyen Özel, şunları söyledi: “Ne askerden kaçtık, ne bu millet için bir fedakarlıktan kaçtık. Gerekirse canımızı verdik, gün oldu provokasyon yaptılar şehit cenazelerinde belediye işçilerini üstümüze saldılar. Bir santim eğilmedik, bir adım geri atmadık, bir kelime de eksik konuşmadık. O gün ne dediysek bugün aynı noktadayız. Hepsi döndüler dolaştılar, CHP’nin demokratik çözüm, terörsüz Türkiye ve herkes için eşitlik ve demokrasi istediği noktaya geliyorlar.”

“O sözlerin hiçbirinin muhatabı ben değilim”

PKK bildirgesindeki Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasasına yönelik eleştirilere değinen Özgür Özel, “Cumhuriyet’i kurmuş bir parti olarak terör örgütünün açıklamalarının muhatabı değilim. Ama bu açıklamalar MİT’le istişare ediliyor, her kelimesi konuşuluyor. Onun için bekleniyor denen açıklamalarda Cumhuriyet’in kurucu iradesiyle ilgili, Lozan’la ilgili, Anayasa ile ilgili ve geçmişle ilgili çok söz var. O sözlerin hiçbirinin muhatabı ben değilim” dedi.

CHP Lideri Özel, şunları söyledi: “O açıklamanın altında benim imzam, benim sorumluluğum yok. O açıklamanın altında Abdullah Öcalan’ın parafı varsa Erdoğan ile Bahçeli’nin tuğra gibi imzaları var. Sorumluluğu taşıyacaklar, o açıklamanın hesabını onlar verecek. Biz terörün bitmesini, anaların ağlamamasını, yüzlerin gülmesini, ülkenin hızla kalkınmasını savunan tarafız.”

Paylaşın

Özel’den “PKK” Açıklaması: Adalet Ve Demokrasi Vurgusu

PKK’nın silah bırakma kararına ilişkin açıklama yapan CHP Lideri Özgür Özel, “Kürt sorunu dahil olmak üzere ülkemizdeki tüm sorunların çözümü hukuk devleti, adalet ve demokrasiden geçer” dedi ve ekledi:

“Bu süreç, günlük hesaplarla, seçim planlarıyla değil; hiçbir siyasi görüşün, partinin, toplumsal kesimin dışlanmadığı bir kapsayıcılıkla yönetilmelidir. Ülkelerde iç barış, otoriter bir sistemde değil, demokratik hukuk düzeninde sağlanır.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, PKK’nın silah bırakma kararına ilişkin açıklama yaptı. Özgür Özel, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Bugün PKK terör örgütü kendini feshettiğini, silah bırakma kararı aldığını açıkladı. Cumhuriyet Halk Partisi olarak tarihsel bir tutarlılık içerisinde, barışın yanındayız. Aynı şekilde, terörün ve şiddetin her türlüsüne her zaman karşı olduk, bundan sonra da karşı olmaya devam edeceğiz.

Bu topraklarda 47 yıldır süren terörün, akan kanın sonsuza kadar durması ortak temennimiz ve irademizdir. PKK’nın silah bırakma kararı aldığını ve örgütsel yapısını feshettiğini ilan eden son açıklaması, Türkiye’nin yıllardır ağır bedeller ödediği bir dönemin sona ermesi açısından kritiktir. Ancak, bu sürecin başarılı olması ve kalıcı toplumsal barışa evrilmesi; atılacak adımların samimiyeti, hukukiliği ve demokratik meşruiyeti ile doğrudan ilişkilidir. Sürecin tüm aşamalarıyla nihayete ermesini, on binlerce canımızı kaybetmemize yol açan, ağır ekonomik ve toplumsal yıkım yaratan terörün ilelebet sonlanmasını bekliyoruz.

Kürt sorunu dahil olmak üzere ülkemizdeki tüm sorunların çözümü hukuk devleti, adalet ve demokrasiden geçer. Bu süreç, günlük hesaplarla, seçim planlarıyla değil; hiçbir siyasi görüşün, partinin, toplumsal kesimin dışlanmadığı bir kapsayıcılıkla yönetilmelidir. Ülkelerde iç barış, otoriter bir sistemde değil, demokratik hukuk düzeninde sağlanır. Türkiye’de toplumsal barışın güvencesi; millet iradesine, ulusal egemenliğimize, Lozan Anlaşması’nda tescil edilmiş bağımsızlığımıza ve ülkemizin bölünmez bütünlüğüne dayanan yüzyılı aşkın varlığıyla kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olan Cumhuriyetimizdir.

Bundan sonraki dönemde tam mutabakata dayanan bir toplumsal barışın güvencesi olarak demokrasi ve hukukun üstünlüğünün kurumsallaştırılması konusunda atılması gereken adımlar vardır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu konuda; şehit ailelerinin, gazilerimizin ve bütün mağdurların rızalarının alındığı tam bir çözüm için sorumluluk bilinciyle davranmayı kararlılıkla sürdüreceğiz.

Bu amaçla, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, demokratik düzenlemelerin ele alınması yönündeki tarihsel ve siyasi tutarlılık taşıyan tavrımızı muhafaza ediyoruz. Demokratikleşmenin gereği olan tüm yasal düzenlemelerin beklemeksizin TBMM çatısı altında yapılması ihtiyacının altını çiziyoruz. Demokratikleşme için gerekli kanuni düzenlemelerin yapılması kadar, mevcut kanunların uygulanmasındaki hukuk dışı yaklaşımların terk edilmesi ve anayasa ihlallerine son verilmesinin şart olduğunu hatırlatıyoruz.

Cumhuriyet Halk Partisi, toplumun barış ve demokrasi taleplerinin kişisel siyasi hedefler doğrultusunda istismar edilmesine izin vermeyecektir. Ülkemizdeki demokrasi ve hukuk devletine ağır zararlar veren uygulamalar son bulmalıdır. Artık seçilmiş belediye başkanlarının ve belediye meclislerinin yerine kayyım atama uygulamasına ve Kürtlerin belediye meclislerine girmesini suç sayan hukuksuz soruşturmalara son verilmelidir.

Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nun, siyasi parti liderleri Selahattin Demirtaş’ın, Figen Yüksekdağ’ın, Ümit Özdağ’ın, tüm siyasi tutsakların ve toplumsal davalardan cezaevinde bulunanların özgürlüklerinin sağlanması ve tam demokratik rekabet koşullarının tesisi elzemdir. Bir yandan barışa yönelik adımlar atılırken, diğer yandan muhalefete savaş açılması ve düşman hukuku uygulanması kabul edilemez. Bu tutumun sürdürülmesi, barışın güvencesi olan demokrasinin yıkımı anlamına gelir.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak tüm yurttaşlarımıza sözümüzdür: Hepimizin barış umudunun, kardeşçe yaşama iradesinin, hep birlikte kalkınma ve zenginleşme hayalinin bir kez daha siyasi çıkarlar uğruna heba edilmesine karşı, biz buradayız.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, barış ve demokrasinin tesisi konusundaki sorumluluğumuzun bilincindeyiz. Bizler, ana muhalefet partisi olmanın ötesinde Türkiye’nin birinci partisi olarak iktidara hazırlanma sorumluluğumuz ve tarihsel mirasımızın gücü ile barış ve demokrasinin inşasının güvencesiyiz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu anlayışla, bütün gücümüzle, kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.”

Paylaşın

Çelik’ten “PKK” Açıklaması: “Terörsüz Türkiye” Hedefi İçin Önemli Bir Aşama

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “PKK’nın kendini feshetme ve silah bırakma kararı alması, ‘terörsüz Türkiye’ hedefi açısından önemli bir aşamadır. Terörün tamamen bitmesi halinde yeni bir dönemin kapısı açılacaktır” dedi.

Haber Merkezi / Ömer Çelik “Bu kararın fiilen uygulanması ve tüm boyutlarıyla gerçekleşmesi gerekmektedir. ‘Fesih’ ve ‘silahları teslim etme’ kararının, PKK’nın tüm şube ve uzantıları ile illegal yapılarını kapayacak şekilde, somut olarak ve eksiksiz hayata geçmesi bir dönüm noktası olacaktır” ifadelerini kullandı.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, “bu sürecin devlet kurumları tarafından sahada titizlikle takip edileceğini ve ulaşılan aşamaların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a arz edileceğini” dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, sosyal medya hesabından, PKK’nın Abdullah Öcalan’ın çağrısı doğrultusunda kendini feshetme ve silah bırakma kararı almasıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Ömer Çelik, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘terörsüz Türkiye’ için ortaya koyduğu yüksek siyasi iradesi ve sürecin koordinatlarını ‘devlet politikası’ olarak çizen kapsayıcı ve net yaklaşımı ile Sayın Devlet Bahçeli’nin tarihi çağrısı, gelişmelere dönük duruşu ve yönlendirmeleri, topyekun ‘iç cephe’nin güçlendirilmesinin başlıklarını oluşturmuştur.

Siyasi partiler arasındaki etkili ve verimli görüşme trafiği, istişare ve diyalog, demokratik siyasetin ‘meşru adres’ olarak sorumluluk almasını ve insiyatif üretmesini sağlamıştır.

İmralı’dan yapılan çağrı sonrasında PKK’nın kendini feshetme ve silah bırakma kararı alması, ‘terörsüz Türkiye’ hedefi açısından önemli bir aşamadır. Terörün tamamen bitmesi halinde yeni bir dönemin kapısı açılacaktır. Bu kararın fiilen uygulanması ve tüm boyutlarıyla gerçekleşmesi gerekmektedir. ‘Fesih’ ve ‘silahları teslim etme’ kararının, PKK’nın tüm şube ve uzantıları ile illegal yapılarını kapayacak şekilde, somut olarak ve eksiksiz hayata geçmesi bir dönüm noktası olacaktır.

Bu süreç devlet kurumlarımız tarafından sahada titizlikle takip edilecektir. Ulaşılan aşamalar Sayın Cumhurbaşkanımıza arz edilecektir.

Bu çerçevede, terör örgütünün fesih ve silah bırakma kararının ‘içerde’ ve ‘dışarıda’ tüm boyutlarıyla ve somut olarak hayata geçmesi gerekir. Böylece, yakın bölgemizde terör örgütlerinin vekâlet savaşları için kullanıldığı emperyalist planların önünün kesilmesine dönük olumlu bir dalga oluşacaktır.

Ayrıca ‘terörsüz Türkiye’ hedefine somut olarak ulaşılması, tüm dünyada siyasetin siyasetsizleşmeye boğulduğu bir dönemde, Türkiye’nin siyasi tüm kanalları daha etkili şekilde işletebilmesine imkan verecek, demokrasimizi, siyasi hayatımızı ve milli birliğimizi daha da güçlendirecektir. Siyasi diyalog kanallarının, TBMM başta olmak üzere siyasetin tüm meşru adreslerinde en güçlü şekilde çalışmasını sağlayacaktır. Cumhuriyetimizin hepimizin ‘çatı’sı olduğu bilinci, demokrasimizin her türlü sorunun çözümü için temel ‘zemin’ olduğu anlayışı daha güçlenecek ve siyasi olarak kökleşecektir. Tarihdaşlık, kaderdaşlık ve vatandaşlık bilinci ile geleceğimiz en sağlam ve meşru zeminlerde şekillenmeye devam edecektir. Her olumlu aşama yeni bir olumlu aşamanın davetiyesi olacaktır.

‘Terörsüz Türkiye’ye sahada tüm boyutlarıyla, eksiksiz ve somut hedefleriyle ulaşılması gerekir. Buna ulaşılması demek, bütün kültürel, etnik ve mezhepsel unsurlarıyla tüm vatandaşlarımızın kazanması demektir. Kazanan tüm vatandaşlarımız olacaktır. Temel prensibimiz şudur: Adlarımız farklı olsa da hepimizin Türkiye Cumhuriyeti’dir. ‘Devletimizin nitelikleri’ ve ‘milletimizin değerleri’ konusunda hiçbir tartışma yoktur, bu değerleri zedeleyecek hiçbir adım sözkonusu değildir, olamaz.

Cumhurbaşkanımızın ilan ettiği Türkiye Yüzyılı’nı kucaklayacak büyük stratejik adımlardan önde geleni ‘terörsüz Türkiye’ olacaktır. Milletimiz müsterih olsun, Türkiye Cumhuriyeti gündemine hakimdir.”

Paylaşın