Özel: Bu Ülke Cumhuriyet Sistemiyle Yönetilecek

ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın son zamanlarda sarf ettiği sözlere tepki gösteren CHP Lideri Özgür Özel, “Bu ülke Cumhuriyet sistemiyle yönetilecek. Bu ülkenin çatısı Cumhuriyettir. Eşit vatandaşlığa dayalı Cumhuriyettir” dedi.

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı CHP Genel Merkezi’nde ziyaret etti. İki lider görüşmenin ardından basın mensuplarının karşısına geçti.

Demokrat Parti Genel Başkanı Uysal, konuşmasında, bu ziyaretin geç bir ziyaret olduğunu ve CHP’li belediyelere yönelik yapılan operasyonlara dikkat çekti. Uysal, siyasetin mahkeme koridorlarında geçmesine tepki gösterdi.

CHP lideri Özgür Özel ise konuşmasına Lozan Antlaşması’nın yıldönümüne ilişkin mesajlar ile başladı. Özel, ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın son zamanlarda sarf ettiği sözlere ilişkin tepki gösterdi.

Özel, “Son günlerde Türkiye siyasetinde hem de bilhassa yabancı ülkelerin Türkiye’deki büyükelçisinin ağzından dahi olur olmaz ileri geri, ağızdan çıkanı kulağın duymadığı ve duyanları her birimizi fevkalade rahatsız eden açıklamalar duyuyoruz. Doğrusunu eğrisini bilmeden, o sistemi de doğru analiz etmeyen, efendim, Türkiye’nin Osmanlı’nın millet sistemiyle yönetilmesinin uygun olacağı gibi ifadeler ya da İsrail için ulus devletlerin tehdit olduğu gibi ipe sapa gelmez değerlendirmeleri duyuyoruz. Sayın Erdoğan’dan müjde vereceğim dediği bir konuşmasında müjde değil ama adeta ağzına sakız eder gibi 11 kez üst üste Türk, Kürt, Arap dediğini duyuyoruz.

Onun üzerinden de iktidara müzahir kalemlerin ve iktidara müzahir konuşmacıların televizyonlarda ya da gazete köşelerinde Türkiye’nin gerçekliğiyle, bölgenin gerçekliğiyle, üniter yapıyla bağdaşmayacak bazı hayaller, bazı tahayyüller üzerinden ifadeler kullandığını görüyoruz. Tam da Lozan’ın 102. yılında şunu söylemek gerekiyor. Cumhuriyet Halk Partisi olarak Lozan’a imzayı atan parti olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin demokrasisindeki iki önemli akımın da temsilcileri olarak burada karşınızda bulunduğumuz bu noktada Türkiye’yi mezhebe dayalı, dine dayalı, onların konfederatif şekilde bir arada olduğu falan gibi tamamen ve tamamen Türkiye’yi istikrarsızlığa ve bugünkü siyasi iklimi de enfekte etmek üzerine kurgulanmış bu sorumsuz sözlerin tamamını reddediyoruz” ifadelerini kullandı.

“Bu ülke Cumhuriyet sistemiyle yönetilecek”

“Bu ülke 100 yıl önce kararını verdi” diyen Özel, “Bu ülke Cumhuriyet sistemiyle yönetilecek. Bu ülkenin çatısı Cumhuriyettir. Eşit vatandaşlığa dayalı Cumhuriyettir. Sandıkla gelenin sandıkla gitmesidir ve sandıkta eşit rekabettir. “Bu kazanımların her birisine şahitlik yapmış bu ülkenin geçmiş siyasetinin en önemli iki siyasi partisinin genel başkanları olarak bugün Lozan’ın yıldönümünde bu üniter yapıya olan bağlılığımızı da konuştuk. Bu konuda ortaya çıkarılmaya çalışılan tartışmaların da hiç iyi niyetli olmadığını bir kez daha şahsım adına değerlendirmek isterim” şeklinde konuştu.

Özel, sözlerine şöyle devam etti: “Bugün öğle saatlerinde AKUT’un Ankara Operasyon Merkezi’ni ziyaret ettim ve 5 AKUT gönüllüsü dün hayatını kaybetti. Eskişehir’deki orman yangınında ve 5 orman işçimiz hayatını kaybetti. Birazdan Ankara’daki cenazelere katılacağız ama artık her sene hem orman hem içindeki canlılar ve böyle kabul edilemez bir şekilde canlarımızın kaybedildiği süreçte bir kez daha ifade etmek istiyoruz.

Her sene aynı şeyler konuşuluyor, kışın unutuluyor. İtibardan tasarruf etmeyenler, uçak filolarından tasarruf etmeyenler Türkiye’nin orman yangınlarıyla etkin mücadele edeceği ekipmanlardan, uçaklardan tasarruf ediyorlar. Bunun tutar kabul edilir tarafı yok. Bir yas gününde olmasak, bir matem gününde olmasak, henüz cenazeler toprağa kavuşmamış olmasa çok ağır şeyler söyleyeceğim artık bu konuda. Ama bir kez daha hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyoruz. Acılı ailelerinin yasını, acılarını paylaşıyoruz. Tüm milletimizin başı sağ olsun.”

Merkez Bankası’nın faiz indirimi kararını değerlendiren Özel, şunları kaydetti: “Şu anda yüzde 43 yaptık dedikleri faiz 19 Mart darbesi olmasaydı ya yüzde 32,5 olacaktı ya yüzde 35 olacaktı belki de 30 olacaktı. Türkiye’nin faizi, dünyada Venezuela’dan sonra en yüksek ikinci faizdir. Venezuela’da yüzde 59, Türkiye’de yüzde 43. Bizden iyisi Zimbabve arkadaşlar. Arkamızda Venezuela, önümüzde Zimbabve var. Merkez Bankası eğer 19 Mart darbesi olmasaydı istikrarlı şekilde 2 buçuk puan, 2 buçuk puan her ay faiz indiriyordu ve bu sürecekti.

Bunu bütün hepimiz biliyorduk ve da bu noktalara da şöyle gelmiştik. Seçimden önce kendileri işte nasıl orada duruyorken nasıl yapalım deyip sırf tüketici güven endeksini yukarıya çekebilmek için piyasaya fazla para basarak enflasyonu kontrol etmeyerek görece bir satın alma imkanı ve bir çılgınlık dönemi yaşattılar Türkiye’ye sırf seçimi kazanabilmek için. O dönemde doların fırlamasını engel olmak için kur korunun mevduattan hepimizin sırtına tarihin en ağır yükünü bindirdiler ve dünya siyasi tarihinde alınmış en kötü kararla en haksız, hakkaniyetsiz kararla yoksulun sırtından aldılar ve zengine verdiler.”

Paylaşın

DEVA Partisi’nden İstifa Eden İki Milletvekili CHP’ye Katıldı

Demokrasi ve Atılım Partisi’nden (DEVA Partisi) istifa eden Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar ve İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) katıldı.

Haber Merkezi / İki milletvekiline rozetlerini CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Bakırköy’de düzenlenen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginde taktı.

Cem Avşar kimdir?

1988 yılında İstanbul’un Bakırköy ilçesinde dünyaya gelen Cem Avşar, aslen Malatyalıdır. Cem Avşar, lisans eğitimini Almanya’da Berlin ve İngiltere’de Anglia Ruskin Üniversitesi’nde ekonomi alanında tamamlamıştır.

Siyasi kariyerine 2020 yılında Demokrasi ve Atılım Partisi’nin (DEVA) kurucu üyesi olarak başlayan Cem Avşar, DEVA Partisi’nde 2021’de Başdanışmanlık, 2022’de ise Yerel Yönetimler ve Şehircilik Politikaları Başkanlığı görevlerini üstlenmiştir.

Cem Avşar, 2023 Türkiye genel seçimlerinde, Millet İttifakı kapsamında CHP listelerinden Tekirdağ 3. sıra milletvekili adayı olmuş ve 28. Dönem TBMM milletvekili seçilmiştir. Cem Avşar, TBMM’de çevre, enerji, altyapı ve şehircilik alanlarında çalışmalar yürütmüştür.

Evrim Rızvanoğlu kimdir?

1980 yılında Van’da dünyaya gelen Evrim Rızvanoğlu, lisans eğitimini California State Üniversitesi’nde, yüksek lisansını ise Florida International Üniversitesi’nde İşletme Yönetimi alanında tamamlamıştır.

Siyasi kariyerine, 9 Mart 2020’de Ali Babacan tarafından kurulan Demokrasi ve Atılım Partisi’nin (DEVA) kurucu üyesi olarak başlayan Evrim Rızvanoğlu, 2021’de DEVA Partisi’nde Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirilmiştir.

Evrim Rızvanoğlu, 2023 Türkiye genel seçimlerinde, Millet İttifakı kapsamında CHP listelerinden İstanbul 2. Bölge milletvekili adayı olmuş ve 28. Dönem TBMM İstanbul milletvekili seçilmiştir.

Meclis’te iklim krizi, ekoloji, gençler ve kadın hakları gibi konularda aktif çalışmalar yürüten Evrim Rızvanoğlu, 27 Haziran 2025’te DEVA Partisi’nden istifa ettiğini sosyal medya hesabından duyurmuş, istifa gerekçesi olarak siyasi yaklaşımındaki farklılaşmaları göstermiştir.

Paylaşın

Yeterli Protein Alınıp Alınmadığı Nasıl Anlaşılır?

Protein, kasları ve diğer vücut yapılarını oluşturmaya ve korumaya yardımcı olan temel bir makro besindir. Alınan günlük kalorinin en az yüzde 20’si ila yüzde 35’inin protein olması önerilir.

Haber Merkezi / Protein denilince akla ilk et gelebilir. Ancak protein, tam tahıllar, fasulye ve mercimek, kuruyemişler, tohumlar ve hatta bazı sebzeler gibi birçok bitki bazlı gıdada da bulunur.

İşte yeterli oranda protein alınıp alınmadığını anlamak için birkaç ipucu:

Fiziksel ve sağlıkla ilgili işaretler:

Yetersiz protein alımı bazı fiziksel ve sağlıkla ilgili belirtilerle kendini gösterebilir:

Kas kaybı veya zayıflığı: Protein, kas dokusunun yapı taşıdır. Yetersiz protein alımı kas kütlesinde azalmaya ve güçsüzlüğe neden olabilir.

Yorgunluk ve enerji düşüklüğü: Protein, enerji metabolizmasında rol oynar. Sürekli yorgunluk, protein eksikliğinin bir işareti olabilir.

Saç, cilt ve tırnak problemleri: Protein eksikliği saç dökülmesi, kırılgan tırnaklar ve kuru, pullanan bir cilt gibi sorunlara yol açabilir.

Bağışıklık sisteminde zayıflık: Sık hastalanma veya enfeksiyonlara karşı dirençte azalma, protein eksikliğinin göstergesi olabilir.

Ödem: Vücutta sıvı birikmesi (özellikle bacaklarda veya ellerde şişme), ciddi protein eksikliğinde (örneğin, albümin düşüklüğünde) görülebilir.

Yavaş yara iyileşmesi: Protein, doku onarımı için gereklidir. Yetersiz protein alımı, yaraların yavaş iyileşmesine neden olabilir.

Günlük protein ihtiyacını hesaplama:

Yeterli protein alınıp alınmadığını anlamak için günlük protein ihtiyacı hesaplanabilir:

Genel kural: Yetişkinler için önerilen günlük protein alımı, vücut ağırlığının her kilogramı için 0.8-1.2 gram arasındadır. Aktif bireyler, sporcular veya yaşlılar için bu miktar 1.2-2.0 gram/kg arasında olabilir.

Örnek: 70 kg bir kişi için günlük protein ihtiyacı yaklaşık 56 – 84 gram (genel popülasyon için) veya 84 – 140 gram (aktif bireyler için).

Hamilelik, emzirme, ağır egzersiz, hastalık veya iyileşme süreçlerinde protein ihtiyacı artabilir.

Beslenme takibi: Günlük tüketilen yiyecekler kaydedilerek protein alımı takip edilebilir.

Laboratuvar testleri:

Serum albümin ve total protein seviyeleri: Kan testleriyle vücuttaki protein durumu ölçülebilir.

Prealbümin veya transferrin testleri: Daha kısa vadeli protein eksikliğini tespit etmek için kullanılabilir.

Tam kan sayımı (CBC): Genel sağlık durumunu ve beslenme eksikliklerini değerlendirmek için yardımcı olabilir.

Performans ve hedeflere göre değerlendirme:

Spor performansı: Eğer spor yapıyorsanız ve kas gelişimi durmuşsa veya performansınız düşüyorsa, protein alımınız yetersiz olabilir.

Kilo kontrolü: Protein, tokluk hissi sağlar. Sürekli açlık hissi, protein eksikliğinden kaynaklanabilir.

Paylaşın

Özgür Özel: Cadı Avıyla Karşı Karşıyayız

Buca Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’i ziyaretinin ardından açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özgür Özel, “Arkadaşlarımızın bir cadı avıyla hak etmedikleri suçlamalarla karşılaşmayacakları bir süreci hep beraber tamamlamayı umut ediyoruz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir Buca Ceza İnfaz Kurumu’nda partisinin İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin eski Başkanı Tunç Soyer’i ziyaret etti.

Ziyaretin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Özgür Özel, şu ifadeleri kullandı: “Bugün, pazartesi günü için biliyorsunuz, İzmir’de tutuklu arkadaşlarımızı ziyaret etmeyi planlamıştık. Ancak önceki dönem Genel Başkanımız Sayın Altan Öymen’in vefatı ve bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi ve partimizde yapılacak törenlerden sonra uçuş saatimiz çok öne geldi. Onun için bu sabah 05.30 itibariyle İzmir’e geldik ve bakanlığın da oluruyla, savcımızın da oluruyla erken saatlerde ziyaretlerimizi gerçekleştirdik. İzmir Büyükşehir Belediyesi Önceki Başkanımız Sayın Tunç Soyer’i ve İzmir İl Başkanımız Sayın Şenol Aslanoğlu’nu ve arkadaşlarımıza ziyaretlerde bulunduk.

Öncelikle şunu söyleyeyim. İzmir’in gösterdiği dayanışmadan, partinin kendilerine sahip çıkmasından ve ilk andan itibaren hepimizin tereddütsüz bu konuda kendilerine sahip çıkmamızdan duydukları memnuniyeti ifade ettiler. Hem tüm partimizin seçilmişlerine, üyelerine, seçmenlerine, bütün İzmirlilere saygılarını sunuyorlar. Biz İzmir’de özel bir görevlendirme yaptık. O görevlendirme hakkında kendilerine de bilgi verdim. Önceki dönem Genel Sekreterimiz Sayın Bihlun Tamaylıgil, İzmir’de bu süreçte Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak benim özel temsilcim ve tam yetkili olarak konunun tüm tarafları ile ilgileniyor.

İki milletvekilimiz; Aydın Milletvekilimiz Evrim Karakoz ve Ankara milletvekilimiz Özgür Erdem İncesu kendisinin yardımcıları. Ayrıca Genel Sekreter Yardımcımız Tarık Balyalı da Bihlun Hanım’la birlikte İzmir’deki ekipte görev yapacak. Buradaki temel amacımız; hem yargı süreci ile ilgili örgütümüz, arkadaşlarımız, İzmir Büyükşehir Belediyesi arasındaki koordinasyonu, eşgüdümü, partinin birlik ve beraberliğini sağlamak elbette. Ama esas olarak burada yaratılan bir algı var. O algı da şu; İzmir’de sanki birileri, birilerini dolandırmak için bir teşekkül oluşturmuş gibi. Oysaki İzmir’de kentsel dönüşüme devlet, hükümet sırtını dönmüştü.

Başka şehirlerde bu konuya önem verdiklerini söyleyenler, İzmir’de yurt dışından bulunan büyük kaynaklara dahi yıllarca imza atmayarak kentsel dönüşüme engel oluyorlardı. Ve sosyal demokrat bir partinin yapması gereken mesele… Bu konuda bir kooperatifçilik deneyimi var. Özellikle bu konudaki Ankara’daki başarılı örneklerin ilk başlatıcısı, sonlandırıcısı ve tüm Türkiye’ye yayılmasını sağlayan, bu örneklerin Sayın Murat Karayalçın döneminden başlayarak Türkiye, Cumhuriyet Halk Partisi ile biliyor. Bu yüzden bir kooperatif modeline geçildi.

Öyle talihsiz bir dönem yaşandı ki inşaat maliyetlerinin 10 kat arttığı bir dönemde. Bu kooperatifler başarılı olsalardı Türkiye’de çok iyi örnek olacaktı. Şimdi sonuçlandırılmaları ile birlikte bu iyi örnek devam edebilir. Ancak artan maliyetlerden dolayı kimi kooperatif istediği kadar ilerlemedi, kimisi henüz başlayamamıştı. Ve bu mesele iktidar tarafından ‘Cumhuriyet Halk Partili yöneticiler, vatandaşı dolandırmaya çalıştı’ gibi bir haksız, iğrenç iftiraya dönüşmüş durumda. Oysa İstanbul Esenyurt’a baktığınızda 30 bin konut mağduru var. Apartman var, olmayan katlardaki daireler satılmış. ‘Önce siz satın. Emsali artırırız, katı artırırız’ demişler.

Sonra onu başaramayınca ya da bir gözü dönmüşlüğe dönünce bu iş, 30 bin konut mağduru var Esenyurt’ta. Her gün Meclis’teler ve onların yüzüne dönüp bakan bir AK Partili yok, bundan utanan bir AK Partili yok. ‘Deprem bölgesinde 650 bin konutu bir yılda yapacağız’ dediler, üç yılda verdikleri sözün yüzde 35’ini tutabildiler. Bu inşaat maliyetleri ile yapamayınca orada şimdi dönüp de vatandaşı siyaseten dolandırmadı mı AK Parti? ‘Bir yılda vereceğim bu konutları size’ dedi ve vatandaşa, ‘bir yılda vereceğim’ dediği konutu, 2,5 yıl geçmiş 10 vatandaştan altısı, yedisi hala konteynerde. Aynı şeyin İzmir’deki ölçeğinde vatandaşların mağduriyetini, sanki bir dolandırıcılığa teşebbüs gibi ifade ediliyor. Bu konuda biz arkadaşlarımızın iyi niyeti ile ilgili bir şüphemiz yok.

Ama bu mağduriyete de AK Parti’nin Esenyurt’a sırtını dönmesi gibi sırt dönemeyiz. Ya da bir Murat Kurum pişkinliği ile ‘Bir yılda bütün konutları yapacağız’ deyip, 2,5 yılda yüzde 35’ini yapıp da ‘Çok başarılıyız’ diyemeyiz. Özeleştiri yapmak durumundayız. Bu kooperatiflerin mutlaka ilerlemesi ve tamamlanması gerekiyor. Bihlun Tamaylıgil, boşuna seçilmiş bir isim değildir. Hem bütün örgütümüzü çok iyi tanır, hem yıllarca finans piyasalarında çok önemli görevler yaptı ve bu tip bir projenin nasıl kaynak bulacağını, nasıl finanse edileceğini, haklının-haksızın veya verilen paranın ne kadarının karşılanacağını yapılan işleri, hesaplayacak en iyi en iyi ekipleri kurabilecek noktada.

Burada temel, amaç kimseyi üzmeden, kırmadan, kimsenin hakkını yemeden arkadaşlarımızı da bu haksız suçlamalar karşısında yalnız bırakmadan topyekün ve doğru bir mücadele vermek için, bu çalışmayı koordine etmek için kendisi burada görev yapıyor. Bu hafta içinde cezaevindeki arkadaşlarımızı da ziyaret edecek. Bir yandan da Şakran Cezaevinde bürokratlarımız, suçsuz çalışanlarımız var. Hem onların milletvekillerimiz, hem de bu yapı tarafından ziyaret edilmesi, ailelerle iletişim kurulması da bir bütünleşik faaliyet olarak önümüzde duruyor.

Biz İzmir’i seviyoruz, İzmir bizi seviyor. İzmir fırsatçıları, riyakârları biliyor. Ama biz de İzmir’in bizden ne beklediğini biliyoruz. O beklentiye en iyi şekilde cevap vermek boynumuzun borcudur. Zaman zaman basın üzerinden çeşitli yazışmalar, atışmalar, konuşmalar… İzmir yerel basının da böyle bir geleneği var, karşılıklı açıklamaları heyecanla takip ediyor. Bundan sonra Cumhuriyet Halk Partililer’den bu karşılıklı açıklamalar yerine ortaklaşmış bir tek ses ve ortak mücadele duyulacak. Bu konuda aksine davrananlar noktasında tavizsiziz.

“Çizgimizi bundan sonra da sürdüreceğiz”

Sayın basın mensuplarından da bu konuda eski alışkanlıkların terk edilmesi sürecine olumlu katkı vermelerini bekliyoruz. Ayrıca bunun dışında her türlü manipülasyona, her türlü Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliğine zarar verebilecek çabaya karşı da tavizsiz olacağımızı ve her türlü kanuni haklarımızı da arayacağımızı, bu konuda net olacağımızı da herkesin bilmesini isterim. İzmir’e İzmir’i duymayan değil, geçtiğimiz dönemde İzmir bizden ne talep ettiyse biz onu yaptık. İzmir’in istediği gibi İzmir’i dinleyen, İzmir’i duyan, ona cevap veren çizgimizi bundan sonra da sürdüreceğiz.

En büyük hedefimiz; ortaya çıkan ya da çıkması olası mağduriyetlerin, daha günü gelmemiş ve teslim edilmemiş evler de var, bir miktar beklenenin gerisinde seyreden yerler de var. Olası mağduriyetlerin de, ortaya çıkan mağduriyetlerin de giderileceği, ama arkadaşlarımızın da bir cadı avıyla hak etmedikleri suçlamalarla karşılaşmayacakları bir süreci hep beraber tamamlamayı umuyoruz. Yanımda çok değerli hukukçu arkadaşlarım da var, tutuklama istisnadır ve son çaredir. Burada ilk başvuru, ilk iş olarak yapılıyor.

Şöyle şeyler anlatılıyor, çok değerli hocalar diyorlar ki, ‘Biz bu öğrencilerimize, kürsüde bu tutuklamaları yapan arkadaşlara şunu anlattık: Bir masum boşu boşuna içeride tutuklu olacağına bırak, 99 suçlu dışarıda gezsin.’ Duyunca insan inanamıyor buna. Diyorsun ki ‘Ya hu olur mu?’ Diyor ki işte ‘Bir masumu boşu boşuna içeride tutmak bu kadar büyük vebaldir. O yüzden kılı 40 yararak düşünmek lazım’ diye. Ama maalesef şunu da görüyorsunuz. Geçen gün Sayın Erdoğan bir değerlendirme yapıyor, ‘Bundan sonra şu süreç başarılı olursa, kayyımlar istisna olacak, tutuklamalar istisna olacak’ diyor. Kardeşim bu zaten istisna. Bunu kaide haline getiren sizsiniz. Gözü dönmüş siyasi mücadelenize alet ettiğiniz yargı aparatlarınız.

O yüzden bu konuda genel sorunuza elbette size hak vererek, soruya hak vererek cevap veriyorum. İzmir’de de çok sayıda tutuklama yapılması yanlış. Ama bir doğruya da doğru demek lazım. Türkiye’de çeşitli şehirlerde insanlar 7-8 ay iddianame beklerken İzmir’de birkaç hafta içinde iddianamenin yazılmış olması çok kıymetlidir. Hızla tensip tutanağının düzenlenip duruşma gününün verilmesini, arkadaşlarımızın da iddianamenin kabulü ile birlikte tutuksuz yargılanmaya başlayacakları bir süreci umut ediyoruz. Bu yönüyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddianameyi bu kadar hızlı yazılması noktasında gösterdiği yaklaşımı da birçok noktada nasıl eleştiri hakkımızı kullanıyorsak, takdir ettiğimizi, bundan memnuniyet duyduğumuzda ifade etmem lazım.”

Paylaşın

DEM Parti İmralı Heyeti’nden CHP’ye Ziyaret

DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile Öcalan’ın avukatı Faik Özgür Erol, CHP Genel Merkezini ziyaret ederek CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile görüştü.

Haber Merkezi / Yaklaşık bir saat süren ziyaret sonrası yapılan açıklamada Pervin Buldan ve Mithat Sancar şunları söyledi:

Buldan: “Bugün CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve heyetiyle bir görüşme gerçekleştirdik. Bir saatin üzerinde bir zamanda önemli değerlendirmeler yapıldı. Barış süreci, silah imha töreninden sonra geldiğimiz aşamalar, Meclis’te kurulacak olan komisyon ve bu komisyondan beklentiler ve barış sürecinin ilerleyebilmesi için ortak bir mutabakatın sağlanması konularını detaylıca değerlendirdik sayın başkanla birlikte.

Önemli bir toplantıydı, çünkü yarın Sayın Numan Kurtulmuş’un bütün partilerin grup başkanvekilleriyle sabah bir buluşması gerçekleşecek. Komisyon öncesi yapılacak olan bu buluşmanın da önemli olduğunu, birlikte detaylı bir şekilde değerlendirdik. Çünkü her partinin komisyona dair farklı önerileri ve beklentileri var. Bu komisyonda tartışılması gereken ve sonuca ulaşması gereken farklı beklentiler olduğu için komisyon meselesini daha detaylı değerlendirdik ve tartıştık.

Sayın Özgür Özel’in barış meselesine başından beri sunmuş olduğu önemli katkılar var ve bu katkıların önemli olduğunu ifade ettik. Sayın Özel’in barış sürecine bundan sonra da hem destek vereceğini hem de bu konuda çalışmalara kıymetli bir şekilde destek sunacağını da en azından öğrenmiş olduk. Sayın Özel’e teşekkür ediyoruz bizi kabulünden dolayı. Şunu ifade etmek isterim. Yarın yapılacak komisyon toplantısı önemli bir toplantı. Buradan çıkacak sonuçları hep birlikte bekliyoruz. Sonuçlarını göreceğiz.”

“Sorunu çözme sorumluluğu hepimizin”

Sancar: “Sayın Özgür Özel ve heyetiyle değerli bir görüşme yaptık. İlgilerine çok teşekkür ediyoruz. Sürecin geldiği aşama ile ilgili önemli bütün konuları karşılıklı konuşma imkanı da bulduk. Elbette bu sürecin şimdiki aşamasında Meclis’in devreye girecek olması çok önemli. Çünkü barış yolunda ilerleme ve bu süreci çözüme doğru sağlamlaştırarak yürütme konusunda Meclis çok hayati bir rol oynayacaktır. Bunu baştan beri söylüyoruz.

Bunun dışında elbette başka alanlarda yaşanan sorunlar da var. Sürecin toplumsallaşabilmesi ve barışın bütün toplumu kapsayacak bir şekilde yaygınlaşması önemlidir. Barışın yerleşebilmesi için toplumsallaşması gerekiyor. Bunun için de hukuksal güvenceler ve demokratik mekanizmalar çok önemlidir. Daha doğrusu barışın yerleşebilmesi toplumsallaşma ile mümkün. Toplumsallaşmanın da en önemli araçları hukuksal güvenceler ve demokratik mekanizmalardır.

Elbette her siyasi partinin ve her toplumsal aktörün bu süreçten beklentilerinde ve bu sürece bakışlarında farklılıklar olabilir. Ama 50 yılda birikmiş acılarla devam eden bu sorunda bir çözüme ulaşmak için de olağanüstü bir gayret sarf etme gibi bir yükümlülüğümüz var. Bu yükümlülüğü yerine getirmek de diyalogla, bütün aktörlerin ve toplumsal güçlerin diyaloguyla mümkündür.

Şimdi Meclis zemininde bunun daha yoğun bir şekilde yaşanacağı aşamaya geliyoruz. Biraz önce Pervin Hanım da söyledi. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş grup başkanvekillerini toplantıya çağırdı. Komisyonla ilgili, herhalde önerilerin mutabakata dönüşmesiyle ilgili bir toplantı bu. Oradan çıkacak sonuca göre komisyonun çalışma zamanı ve şartları belirlenmiş olacak. Bizler, barışı adalet ve toplumsal bütünleşme üzerine kurmaya yönelik çabalarımızı en yoğun şekilde sürdüreceğiz. Bu yolda da hep birlikte inşallah başarılı olacağız.”

Paylaşın

Özgür Özel Hakkında Yeni Soruşturma

CHP Lideri Özgür Özel hakkında, “kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret” ve “tehdit” nedeniyle soruşturma başlatıldı. Özel’in Silivri’de yaptığı konuşma soruşturma gerekçesi olarak gösterildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel hakkında, Silivri’de yaptığı konuşma nedeniyle soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Savcılıktan yapılan açıklamada şu ifadeler kullandı: “CHP Genel başkanı Özgür Özel hakkında 16/07/2025 tarihinde ilimiz Silivri içerisinde yapmış olduğu basın açıklamasında Cumhuriyet Başsavcılığımız Örgütlü Suçlar Soruşturma bürosunda görevli Cumhuriyet Savcısı Cahit Cihad Sarı’ya yönelik sözlerine nedeniyle kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret ve tehdit suçlarından re’sen soruşturma başlatılmıştır. Ayrıca adı geçen şahsın bu söylemlerinden sonra Cumhuriyet Savcımızı hedef alan sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlara yönelik ayrıca soruşturma başlatılmıştır.”

Özgür Özel ne demişti?

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’i tehdit ettiği iddiasıyla yargılanan CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na verilen cezayı değerlendirirken,  İBB operasyonlarında görevli bir savcıyla ilgili önemli iddialarda bulundu. Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde açıklamayan yapan Özel, Erdoğan’ın ‘beyaz Toros’ olaylarına değinmesine atıfta bulunarak, bir savcının İBB operasyonlarında tutuklanan kişiler üzerinde baskı uyguladığını söyledi.

Özel, ismini vermeyip “saçını toplayıp aklını başına toplamayan biri” diye bahsettiği bir savcıya sert ifadelerle yüklendi. Özel, açıklamalarından İBB operasyonlarında görevli olduğu anlaşılan savcıya ilişkin olarak,  “Beyaz Toros’u koymuş oraya, sen kimi tehdit ediyorsun! Onun malına çök, bunun malına çök! Ne diye yetiştirdiler sizi? 1 masum yanlışlıkla içeride duracağına 99 suçlu dışarıda geçsin. Tutukluluk tedbirini buna göre verin diye öğrettiler. Ne yapıyorsun sen? Ne diye herkesin anasının, babasının emeğiyle kurulmuş 60 yıllık şirketlere pat diye çöküyorsun. Kul hakkı yemiyor musun, nasıl vereceksin hesabını?” dedi.

Paylaşın

Ahmet Özer’e “Kent Uzlaşısı” Davasında Tahliye Kararı

Ahmet Özer, “terör örgütüne üye olmak” suçundan yargılandığı davada tahliye edildi. Ancak “ihaleye fesat karıştırma” iddiasıyla da hakkına tutukluluk kararı bulunan Özer’in cezaevinde kalacak.

Haber Merkezi / Ahmet Özer’in 23 Mayıs’taki ilk duruşması sonrasında Silivri’deki Marmara Cezaevi önünde açıklama yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ahmet Özer’in “suçunun” Kürt olmak ve Esenyurt Belediyesi’ni kazanmak olduğunu söylemişti.

Cumhuriyet Halk Partili (CHP) tutuklu Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in “silahlı terör örgütü PKK/KCK üyesi olmak” suçundan 15 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davanın ikinci duruşması bugün görüldü.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma, salonunun yetersiz kalması nedeniyle Silivri Adliyesi’nin 1 numaralı salonunda düzenlendi. Duruşmaya, tutuklu sanık Ahmet Özer ile avukatları ve çok sayıda partili katıldı.

Özer savunmasında şunları söyledi: “Yargılamam gereksiz şekilde uzatıldı. Hakkımda uydurma iddialarla suç isnat edildi. Ben ve avukatlarım, tanıkların iddialarını çürüttük ve önceki duruşmada tahliye beklerken bugün yine ikinci kez hakim karşısındayım.

Bir tek insan acı çekiyorsa, birçok insan acı çekiyor demektir. 11 Temmuz’da barış sürecinde önemli bir adım attık; ancak benim tutukluluğumun hâlâ devam etmesi bir çelişkidir. Ahmet Özer davası, barış için bir samimiyet testidir.

Başından beri lekelenmeme hakkım ihlal edildi, suçlu ilan edildim. Benim terör örgütü üyesi olmadığımı dünya alem biliyor. Barış süreci yapılacak diye tahliye olmak istemiyorum; zaten hiçbir örgüt üyesi değilim. Sadece terörsüz bir Türkiye yetmez, demokratik bir Türkiye de gerekir.”

Mahkeme heyeti, duruşma sonunda Özer’in yurt dışına çıkış yasağı ve İstanbul sınırlarını terk etmeme şeklindeki adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verdi. Ancak Özer Mali Suçlar davası nedeniyle de tutuklandığı için Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde kalmaya devam edecek.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “terör” soruşturması kapsamında 4 Kasım’da tutuklanan ve ardından görevden alınan Ahmet Özer, yolsuzluk soruşturması kapsamında ise “ihale yolsuzluğu’ suçlamasıyla tekrar tutuklanmıştı.

Özer’in tutuklanması, CHP’li belediyelere yönelik başlayan ve siyasi amaçlı olduğu düşünülen operasyonların ilki olarak görülüyor.

Ahmet Özer, ilk duruşmada tutuklanmasının aslında Esenyurt’a kayyum atamakla ilgili olduğunu belirterek “Bir amacı da Esenyurt’tan İstanbul’a tünel kazmaktır. CHP’yi terör örgütüyle ilişkilendirmektir. Bugün burada tarihi bir karar vereceksiniz. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum” demişti.

23 Mayıs’ta görülen ilk duruşmadaki savunmasında PKK ile yürütülen müzakerelere de değinen Özer, “Ben hayatımı barışa, kardeşliğe adamış biriyim. Vereceğiniz karar tarihi bir karar olacak. Örgütle barış süreci yürütülüyor. Ben tahliyemi ve beraatimi barış sürecinden dolayı istiyor değilim ama bu karar sürece de katkı yapacaktır. Ben zaten terör örgütü üyesi değilim” ifadelerini kullanmıştı.

Ancak mahkeme, Özer’in tahliye talebini reddetmiş tutukluluğuna devam kararı almıştı.

Özer’in 23 Mayıs’taki ilk duruşması sonrasında Silivri’deki Marmara Cezaevi önünde bir açıklama yapan CHP lideri Özgür Özel, Ahmet Özer’in “suçunun” Kürt olmak ve Esenyurt Belediyesi’ni kazanmak olduğunu söylemişti.

Cezaevinde tutuklu bulunan ve bu nedenle İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki başkanlık görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu da “Seçimle alamadıkları Esenyurt’u kayyımla ele geçirmeye çalışanlar, Ahmet Özer başkanımızı terörle suçlayarak aylardır bir hukuk katliamı gerçekleştiriyor” demişti.

Kent uzlaşısı eleştirisi

İktidar uzun süredir muhalefet tarafından ‘kent uzlaşısı’ operasyonları nedeniyle eleştiriliyordu. ‘Kent uzlaşısı’ kavramı, CHP ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde bazı belediyelerdeki işbirliği için kullanılmıştı. Bu resmi bir ittifak değil. Partiler bunun bir ‘taban ittifakı’ olduğunu söylüyor.

Özer de bu kapsamda Esenyurt’ta belediye başkanı seçilmişti. Ancak bu ‘işbirliği’, iktidar tarafından ‘terörle’ ilişkilendirilerek ‘suç’ sayıldı. Buna karşın iktidar temsilcileri Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile ‘Terörsüz Türkiye’ denilen bir süreci yürütüyor. Böylesine bir ortamda yasal partiler arasındaki işbirliğinin hedef alınması, muhalefet tarafından eleştirilmişti.

Ayrıca Özer, önceki ‘barış süreci’nde Meclis’te kurulan komisyonda görev almış bir isim. Özer’in ‘kent uzlaşısı’ tutukluluğu, bu açıdan da muhalefet açısından ‘absürt’ bulunuyordu. Böylelikle Özer’in bu kapsamdaki tutukluluğu, ikinci sürecin başlatıcısı olan MHP lideri Devlet Bahçeli’nin yardımcısı Yıldız’ın mesajı sonrası kaldırılmış oldu.

Paylaşın

Muhittin Böcek Geçici Olarak Görevden Uzaklaştırıldı

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü ‘rüşvet’ soruşturması kapsamında tutuklanan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, geçici olarak görevden uzaklaştırıldı.

Haber Merkezi / İçişleri Bakanlığı’nın konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek için “hakkında rüşvet alma suçu nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanması üzerine Anayasa’nın 127. maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’nci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırılmıştır.”

Ne olmuştu?

CHP’li Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, belediyelere yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, iş insanı Yusuf Yadoğlu’nun ifadeleri doğrultusunda rüşvet iddiasıyla tutuklandı.

Yadoğlu’nun, Böcek’in oğlu Gökhan Böcek üzerinden bazı maddi işlemler gerçekleştirdiğini ileri sürdüğü soruşturma kapsamında, Böcek savcılıktaki ifadesinde suçlamaları kesin bir dille reddetti.

Böcek, oğlunun yurtdışında olduğunu ancak planlı bir seyahatte bulunduğunu ve kaçma niyeti olmadığını belirtti. Rüşvet iddialarıyla ilgili ise “Bir ev için kimseye minnet edecek durumda değilim” diyerek kendisini savundu.

CHP’li 13 başkan tutuklu

İlk operasyon 30 Ekim’de Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’e yönelik gerçekleştirildi. Özer, “PKK üyeliği” iddiasıyla tutuklandı ve yerine kayyum atandı.

17 Ocak’ta Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat “rüşvet ve ihaleye fesat” suçlamalarıyla tutuklandı. Şubat sonunda Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler de benzer suçlamalarla cezaevine gönderildi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyonda ise İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık ve Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan tutuklandı. Suçlamalar arasında “çıkar amaçlı suç örgütü kurmak”, “rüşvet almak”, “ihaleye fesat karıştırmak” ve “terör örgütüne yardım” iddiaları yer aldı.

3 Haziran’da Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, Adana Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar ve Adana Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin de tutuklanan isimler arasına katıldı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne uzanan soruşturmalarda, 1 Temmuz’da eski Başkan Tunç Soyer de “ihaleye fesat karıştırma” ve “nitelikli dolandırıcılık” suçlamalarıyla tutuklandı.

Son olarak Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, ‘rüşvet’ soruşturması kapsamında tutuklandı.

Paylaşın

Tülay Hatimoğulları: Siyasi Operasyonları Kabul Etmiyoruz

Belediyelere yönelik operasyonlara tepki gösteren DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Bu operasyonları kayyım anlayışının bir devamı olarak görüyoruz. Sanıyoruz ki Türkiye’de bunu en iyi anlayabilecek siyasi parti biziz” dedi ve ekledi:

“Üç dönemdir belediyelerine kayyım atanmış bir partiyiz. Kayyım zihniyetinin başka versiyonlarının devam ettiğini görüyoruz. Bu operasyonların siyasi operasyon olduğunun altını özellikle çizmek istiyorum. Şayet bir yolsuzluk iddiası varsa, şayet bu konuda ellerinde deliller varsa elbette bazı soruşturmalar başlatılabilir.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin genel merkezinde Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve beraberindeki heyeti ağırladı.

Görüşmenin ardından yapılan ortak basın toplantısında önce söz alan Hatimoğulları, son günlerde bazı belediyelere yönelik gözaltı ve tutuklamalara tepki gösterdi. Hatimoğulları, sözlerine gözaltındaki belediye yöneticilerini hatırlatarak başladı. Operasyonların “halkın iradesine darbe” anlamına geldiğini söyleyen Hatimoğulları, şöyle konuştu:

“Bu operasyonları kayyım anlayışının bir devamı olarak görüyoruz. Sanıyoruz ki Türkiye’de bunu en iyi anlayabilecek siyasi parti biziz. Üç dönemdir belediyelerine kayyım atanmış bir partiyiz. Kayyım zihniyetinin başka versiyonlarının devam ettiğini görüyoruz. Bu operasyonların siyasi operasyon olduğunun altını özellikle çizmek istiyorum. Şayet bir yolsuzluk iddiası varsa, şayet bu konuda ellerinde deliller varsa elbette bazı soruşturmalar başlatılabilir.”

Hatimoğulları, hükümete ve kamuoyuna bir teklif sunarak, belediyelere yönelik operasyonların kapsamlı şekilde soruşturulması çağrısında bulundu: “Bağımsız bir komisyon oluşturulsun, sadece muhalefet partilerinin belediyeleri değil, iktidar partisinin de belediyeleri araştırılsın. Ayrıca, geçmişte kayyım atanan belediyelerin de denetlenmesini öneriyoruz. Sayıştay raporlarında bu kayyımların yaptığı yolsuzlukların açıkça görüldüğünü hep birlikte biliyoruz.”

Hatimoğulları, yaşananların barış ortamını zedelediğini ifade ederek, demokratik bir çözüm sürecinden uzaklaşıldığını şu sözlerle dile getirdi: “Bugün barışı, silahsızlanmayı konuşmamız gereken bir dönemdeyiz. Ancak bu süreçte yaşanan operasyonlar Türkiye toplumuna iyi gelmiyor. ‘Barış böyle mi sağlanır, demokrasi böyle mi kurulur?’ soruları her yerden yükseliyor. Üç büyükşehir belediyesine yönelik son operasyonla bu sorular daha da güçlü biçimde dile getiriliyor.”

“Suçları, Erdoğan’ı yenmek”

Toplantının ikinci konuşmacısı olan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, son dönemde artan gözaltıların siyasi nitelik taşıdığını vurguladı. Özellikle Adana ve Adıyaman’daki belediyelere yönelik operasyonlara değinen Özel, şöyle konuştu:

“Bu operasyonların siyasi olduğuna inanmayan kalmadı. Meseleyi vicdan gözüyle dinleyen kimse bunların yolsuzluk operasyonu olduğuna inanmıyor. Suçları, Tayyip Bey’in adayını yenmek, partimizi birinci parti yapmak. Ekrem İmamoğlu’nun suçu, 15,5 milyon kişinin oylarıyla Cumhurbaşkanı adayı olmuş olmasıdır.”

Özel, geçmişte HDP’li belediyelere atanan kayyumlara da atıfta bulunarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “kayyum uygulaması istisna olacak” açıklamasının, önceki uygulamaların siyasi olduğunu itiraf ettiğini savundu: “Demek ki önceki tüm kayyum atamaları siyasiymiş, bunu artık Tayyip Bey bile kabul ediyor.”

Özel, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar hakkında başlatılan soruşturmanın dayanağının zayıf olduğunu savunarak, şunları söyledi: “O dosya defalarca incelenmiş, Sayıştay tarafından uygun görülmüş. Ama Zeydan Karalar’a suç isnat edebilmek için Aziz İhsan Aktaş’ın 8 yıl önceki bir işlemini gerekçe gösteriyorlar. Bu, tamamen uydurma bir gerekçedir.”

CHP lideri, gazeteci Timur Soykan’ın tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edilmesini de değerlendirdi. Soykan’ın bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle “yanıltıcı bilgi yayma” suçlamasıyla yargılanmasını eleştiren Özel, şöyle konuştu:

“Timur Soykan sadece şunu yazdı: ‘Seçimde AKP’yi yenmek suç olarak yasalara girsin, hâlen yargı varmış gibi davranma külfetinden kurtulun.’ Bundan dolayı tutuklamaya sevk edildi. Bu yasa çıkarken bize ‘Deprem haberi yayılırsa insanlar paniğe kapılır’ diyorlardı. Şimdi görüyoruz ki hedef gazeteciler.”

Özel, konuşmasının sonunda AK Parti ve MHP seçmenlerine seslendi. Hz. Ali ve Muaviye arasında geçen meşhur “erkek deve” hikâyesini anlatarak, vicdanlara hitap etti: “Tayyip Bey erkek deveye dişi dese, siz de mi dişi diyeceksiniz? Sırf Tayyip Bey diyor diye birinin malını, mülkünü, namusunu bir başkasının siyasi geleceğine heder eder misiniz? Ben bu kötülükten AK Parti ve MHP’nin, Anadolu’nun pırıl pırıl insanları olan seçmenlerinin vicdanına sığınıyorum.”

Paylaşın

İzmir Soruşturması: Tunç Soyer Dahil 35 Tutuklama

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk iddiasıyla yürütülen soruşturmada, eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in de aralarında bulunduğu 35 kişi tutuklandı.

Haber Merkezi / Tunç Soyer, karar sonrası sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “‘Hiç bir iyilik cezasız kalmaz’ bilirdim. Ama cezaya rağmen iyilikten vazgeçmeyeceğim, cesaretimi yine iyilikten alacağım. Bu da geçer… Geçmiş olsun değil gelecek olsun.!” dedi.

Soyer’in avukatı Murat Aydın, “Tunç Başkan, tamamen haksız, hukuk dışı ve siyasi bir kararla tutuklandı. Kendisi onurlu bir şekilde cezaevine girecek ve onurlu bir şekilde çıkacak. Fakat bu kararı alanlar ve aldıranlar, bu kararın yükünü ömür boyu taşıyacaklar” ifadelerini kullandı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON AŞ’de, taşeron şirketler eliyle yolsuzluk yapıldığı iddiası üzerine başlatılan soruşturma kapsamında 157 kişi hakkında gözaltı kararı verilmişti. Gözaltına alınan 139 kişiden 20’si Emniyet’teki, 1’i savcılıktaki ifadesinin ardından serbest bırakılmış, 99 zanlı tutuklama talebiyle, 19 şüpheli ise adli kontrol talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilmişti. Tutuklanması talep edilen isimler arasında Soyer, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya da vardı.

Tunç Soyer’in Emniyet’teki ifadesi

Eski Başkan Tunç Soyer Emniyet’teki ifadesinde, İzBETON A.Ş. aracılığıyla yürütülen kentsel dönüşüm projelerinde uygulanan kooperatif modelinin hukuka uygun olduğunu, kooperatiflerin alt taşeronlarla yapılan sözleşmelerle ilişiğinin olmadığını söyledi.

Amaçlarının müteahhit kârını minimize ederek vatandaşa düşük maliyetli konut sağlamak olduğunu belirten Soyer’in ifadesinde, “Bu durumda vatandaşın daha düşük bedeller ile inşaat yapabilmesi için kooperatifleşme çözümünü ürettik. Bu durum, vatandaşın kat malikliğinden feragat ederek arsa hissedarı olması sonucu doğurmuştur ve Belediye şirketi olan İZBETON A.Ş.’nin tek tek kat malikleri ile yapamayacağı müteahhitlik hizmetleri anlaşmasını kooperatif aracılığıyla yapabilmesini sağlamıştır. Bu model, yüzde 1 KDV oranı ile düşük maliyetli konut yapımının önünü açtı” dediği aktarıldı.

Kentsel dönüşüm projelerinde kamu zararına neden olduğu iddia edilen kira yardımlarına ilişkin sorulara da yanıt veren Soyer’in, söz konusu yardımların mevzuata uygun şekilde yapıldığını ve Sayıştay denetimine tabi olduğunu ifade ettiği bildirildi.

“Hiçbir kardeşimi satmam”

2 Temmuz’da İzmir’de konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, operasyonun “niyetinin dikkatlerini dağıtmak” olduğunu söyledi. Operasyona hazırlık görüntülerini de eleştiren Özel, “Bu görüntülerde, İzmir emniyetinin bahçesindeki onlarca resmi araç, park halindeyken harekete geçiyor. Görüntülerin drone’la kaydedildiği anlaşılıyor” dedi.

İzmir il başkanlığı önünde konuşan Özel, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı’na seslendi ve “Eğer İstanbul gibi davranmaya devam ederse, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısına gelecekte nasıl muamele edeceksek, buna ortak olur” ifadelerini kullandı.

CHP lideri Özel, soruşturma konusu “kooperatif sürecinin” CHP aleyhine dönüştürülmesine izin vermeyeceklerini söyledi ve Tunç Soyer’e destek verdi. Özel, “Bizde rekabet olur, tartışma olur. Kardeşlik hukukuna zeval getirmek olmaz. Hiçbir kardeşimi satmadım, Tunç kardeşimi de satmam” dedi.

Tunç Soyer kimdir?

Tunç Soyer’in kişisel internet sitesinde yer alan bilgilere göre 1959’da Ankara’da dünyaya geldi. Çocukluğundan itibaren İzmir’de yaşayan Soyer, Bornova Anadolu Lisesi ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Bu süreçte Türk Haberler Ajansı’nda muhabirlik yaptı.

Soyer daha sonra İsviçre’deki Webster College’da Uluslararası İlişkiler ve Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Avrupa Birliği alanlarında yüksek lisans yaptı. Soyer 2009’da Seferihisar Belediye Başkanı seçildi ve iki dönem bu görevi yürüttü.

O dönem Citta Slow (Sakin Şehir) hareketinin önce Seferihisar’da ardından Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’ta uygulanması için çalışmalar yürüttü. Soyer, 2013’te İtalya merkezli Dünya Sakin Şehirler Birliği’nin Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirildi.

2019’da oyların yüzde 58’ini alarak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. CHP’li siyasetçi bu görevini bir dönem sürdürdü. Evli ve iki çocuk sahibi olan eski İzmir belediye başkanı, 2023’te Avrupa Konseyi Bölgeler Meclisi Başkanı seçildi.

Paylaşın