CHP Lideri Özel: Hans, Manavgat’a Geliyor; Hasan, Manava Gidemiyor

Emekliler Buluşması’nda konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Almanya’da emekli Hans. Emekliliğinde emekli maaşı ile devletinin ona sağladığı imkanlarla uçağa biniyor. Antalya Havaalanı’nda iniyor, Manavgat’a gidiyor. Manavgat’ta tatil yapıyor” dedi ve ekledi:

“Onunla aynı zamanda doğmuş, biri Almanya’ya çalışmış, biri bu güzel memlekete çalışmış Hans’ın muadili emekli Hasan, kendi memleketinde, Hans Almanya’dan Manavgat’a gelirken, bırak Manavgat’a, tatile gitmeyi parka çıkmaya, manavın önünden geçmeye korkuyor. Biri Manavgat’a gidiyor, öbürü manavın önünden geçmeye korkuyor. Bu ülkenin emeklisine bunları yaşatanlara yazıklar olsun.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin genel merkezinde düzenlenen Emekliler Buluşması’na katıldı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; CHP Genel Başkanı Özgür Özel, en düşük emekli maaşının asgari ücretten az olmasının kabul edilemez olduğunu söyledi ve şu ifadeleri kullandı: “Çok farklı siyasi görüşlerden emekliler bugün burada misafirimiz. Burada siyasi bir toplantı yapmıyoruz. Bugün Türkiye’nin inanılmaz bir gündemi var. Ana muhalefet partisinin genel başkanı olarak, Recep Tayyip Erdoğan’ın dün söylediği, ‘Özgür Efendi’ diye söylediği dünya kadar söz var. Hepsi cevap bekler, Devlet Bahçeli’nin söyledikleri var, cevap bekler.

Çok sayıda siyasinin değerlendirmeleri var, onlarla ilgili konuşmak ister. Ama bugün hiçbirini konuşmayacağım. Çünkü bu memlekette esas konuşulması gereken şey, hayat pahalılığı, enflasyon ve onun en başta ezdiği emeklilerken hep isterler ki başka şey konuşulsun. Bu seneyi emekli yılı ilan ettiler, emekli yılının başında emekli ile dalga geçecek rakamlar ilan ettiler. Madem ‘emekli yılı’ dediniz ama gereği yapılmadı, hiç olmazsa bugün emeklilerin günü başka bir şey konuşmayacağım, sırf emeklileri konuşacağım.”

“Bir emekli niye çalışır?”

“Hepimiz yaşayarak görüyoruz ki ülkeyi 20 yılı aşkın süredir yönetenlerin, ülkeyi derin bir adalet, demokrasi, ekonomik krize sürüklediği ortada” diyen Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu salondakiler, ekranı başındakiler ömürleri boyunca çalıştılar. Bu ülke için çalıştılar. Aileleri, evlatları için çalıştılar. Hatta birçoğu artık rahat etmesi gerektiği halde emekli olduktan sonra hiç bilmedikleri işleri yapamaya razı gelerek, bir ek maaş almak peşinde hala çalışıyor.

Diyorlar ki, örneğin bayramda bir ikramiye verildiğinde, bir sefere mahsus bir para dağıtıldığında bile ‘Çalışan emekliye vermeyiz’ dediler, çok itirazlar ve mücadeleler sonunda alabildik hep beraber. Niye vermiyorsun çalışan emekliye? O zaten emekli, bir yandan çalışıyorsa emekliye yaptığımızı ona vermeye gerek yok. Yahu bir emekli niye çalışır? İşsiz bir çocuk vardır da torunlara bakmak için çalışır. Üniversitede okuyan bir evlat vardır da onun harçlığını yollayabilmek için çalışır” dedi.

Almanya’daki emeklilerin yaşam standartlarından örnek veren Özel, “Almanya’da emekli Hans. Emekliliğinde emekli maaşı ile devletinin ona sağladığı imkanlarla uçağa biniyor. Antalya Havaalanı’nda iniyor, Manavgat’a gidiyor. Manavgat’ta tatil yapıyor. Onunla aynı zamanda doğmuş, biri Almanya’ya çalışmış, biri bu güzel memlekete çalışmış Hans’ın muadili emekli Hasan, kendi memleketinde, Hans Almanya’dan Manavgat’a gelirken, bırak Manavgat’a, tatile gitmeyi parka çıkmaya, manavın önünden geçmeye korkuyor. Biri Manavgat’a gidiyor, öbürü manavın önünden geçmeye korkuyor. Bu ülkenin emeklisine bunları yaşatanlara yazıklar olsun” diye konuştu.

Gıda fiyatlarındaki artışa da dikkat çeken Özel, “1 yıl önce dana eti 197 liraymış, doğru mu? Bugün 482 lira, doğru mu? Aradaki fark yüzde 143. Koyun eti 200 liraymış, 538 liraya çıkmış. Doğru mu? Burada eğer bir tane yanlış rakam varsa, itiraz edin. Canlı yayın itiraz edeni versin. Doğruysa bu rakamları hep beraber onaylayın, Türkiye duysun. 200 liralık koyun eti 538 liraya çıktı mı? Aksini iddia eden var mı? Zeytinyağı 118 liradan 330 liraya çıktı mı? Yüzde 180 artmış mı? Aksini söyleyen var mı? Dana eti yüzde 143, koyun eti yüzde 157, zeytinyağı yüzde 180, patlıcan yüzde 123, çay yüzde 90 artmış.

Havucun kilosu pazarda geçen sene 9 liraymış. Doğru mu? Şimdi 30 lira mı? 50 lira diyen var, 3 kat artmış. Ama enflasyon TÜİK’in, Tayyip’i Üzmeyen İstatistik Kurumuna göre yüzde 64 artmış. Böyle olunca ne oluyor? Emekliye zammı TÜİK’in hesabına göre veriyorlar. TÜİK’in hesabına göre verince ne oluyor? Memur emeklilerine yüzde 49 zam yapmıştı, en düşük emekli maaşı 7 bin 500 liraydı. Onu büyük müjde diye söylediler. Yüzde 33 zam yapıp 10 bin lira yaptı. SKK ve Bağ-Kur emeklisine 42,5 verdi. Fiyatlar yüzde 140, yüzde 160, yüzde 110 artarken ve ortalama enflasyon yüzde 127’yken size verilen zam ortada” ifadelerini kullandı.

“Bizim memleket altın hesabını yapar ve sever” diyen Özel, şöyle konuştu: “Bakın çok basit bir hesap yapacağız bütün Türkiye’nin gözünün önünde. 2002’de 228 milyonken emekli maaşı, en düşük emekli maaşı asgari ücretin 1,5 katıyken, o maaşı çekip sarrafa gittiğinizde 8 çeyrek altın alıyordunuz. Bugün gelecek ayın ilan edilen 10 liralık en düşük emekli maaşıyla 2,5 tane altın alabiliyorsunuz, 5,5 çeyrek altın her ay Adalet ve Kalkınma Partisi eliyle emeklinin evinden çalınıyor, başka birilerinin cebine konuyor. 8 çeyrek altından 2,5 çeyrek altına gelinen noktadayız. Bunu bütün emekliler adına, bütün memleketimize, Adalet ve Kalkınma Partisi’ne, MHP’ye oy veren herkese şikayet ediyoruz. Siz oyu veriyorsunuz, onlar cebinizden her ay 5,5 çeyrek altını alıp zenginlere veriyorlar.”

“Bundan sonra sizin sorununuzdan daha önemli bir sorun yok”

İktidarı eleştiren Özel, “Hem ‘EYT’yi çıkardım’ diyeceksin, herkesten oy isteyeceksin, sonra yeni emeklinin maaşını eski emekliye ödeteceksin. Dünyanın hiçbir yerinde olmayan büyük bir adaletsizlik ve haksızlıkla karşı karşıyayız. Geçen gün 7 bin 500 liraları 10 bin yaptı ya, bir de yüzde 5 artış yaptı ya. Ertesi gün bütün yandaş gazeteler ‘Emekliye müjde, emekliye büyük zam’ yazdı ya. O gece dedi ki, ‘Bunun bize getirdiği yük tam 200 milyar lira. Size verdiği 7 bin 500’den 10 bin liraya çıkarmaya yük’ diyor ve 200 milyar lira diyor” dedi.

“Emeğimize, ekmeğimize, emeklilerimize sahip çıkacağız” diyen Özel, “Buradan Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum. Hakaret etmeyi bırak. Yalan atmayı bırak. İftirayı bırak. Şu emeklinin dön gözünün içine bak. 10 bin lira maaşla bu memlekette kira mı ödeyecek, doğalgaz mı ödeyecek, elektrik mi, su mu ödeyecek? Gidip de pazara mı çıkacak, erzak mı alacak, çorbayı nasıl kaynatacak, karnını nasıl doyuracak, bundan sonra hayatını nasıl geçindirecek? Ben buradan emeklilere şunu söylüyorum. Bugüne kadar hep ezildiniz. Hep unutuldunuz, ihmal edildiniz. Hep bir mesele vardı, sizin sorununuzdan önemliydi. Bundan sonra sizin sorununuzdan daha önemli bir sorun yok. Bunu kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.

Özel, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Hepimiz bir gün emekli olacağız ve emeklilerini açlığa, sefalete, yokluğa terk eden, pazara çıkamaz hale getiren, alışverişte ‘Alışveriş torbasının yarısını kasada bıraktım’ dedirten, bir gelecek düşünen herkes için bu ülkenin emeklilik sorunu beka sorunudur. Bundan sonra emekliler sorunlarına sahip çıkacaklar. Bundan sonra Tayyip Erdoğan’a sesleniyoruz, yoksa biz emeklilerin sesini sana duyurmasını biliriz. Emekliler, emeklerine, geleceklerine sahip çıkacaklar mı? Çıkacak mısınız? Bu haksızlığa karşı hakkınızı arayacak mısınız? Hep beraber olacağız, kalkın ayağa alın hakkınızı. Tayyip Erdoğan emekliler bundan sonra susmayacak. Ya hakkımızı verirsin, ya emekliler hakkını almasını bilir.”

Paylaşın

İYİ Parti’den CHP Açıklaması: İlişkiler Cıvıklaşmıştı

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme kararı alan İYİ Parti’de Yerel Yönetimler Başkanı Burak Akbura, “İlişkiler o kadar girift ve cıvık hale gelmiş ki bizim belediyelerdeki arkadaşlarımızla CHP’li belediyeler arasında” dedi ve ekledi:

“Bu girift ve cıvık yapı, beş sene daha üstüne konacak şekilde değildi. Biz bu süreçte hem kendi yapımızı görmüş olduk hem CHP’li belediyelerle olan ilişkilerimizi tekrar gözden geçirdik.”

Ankara’da gazeteciler ile bir araya gelen İYİ Parti Yerel Yönetimler Başkanı ve İstanbul Milletvekili Burak Akburak, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Gazete Pencere‘nin aktardığına göre Burak Akburak, şu ifadeleri kullandı: Kimine göre bir buçuk, kimine göre iki puan artış söyleniyor. Biz de çevremizden de görüyoruz. Bu henüz kamuoyu tarafından satın alınmadı aslında. Tam olarak anlamlandırılamadı. Televizyonlarda her gün bu konuşuldu.

46 yaşındayım hayatımda ilk defa meclis üyesi istifa etti diye ana habere konu olduğunu gördüm. Bizim üçüncü yol denklemimizle CHP değil aslında, AK Parti kaybediyor. Şehir şehir analiz ederseniz bazı yerlerde CHP, bazı yerlerde AK Parti, çok büyük sıkıntıya girecek. Bizim derdimiz kendimiziz. CHP’nin yanında yedek güç gibi durmuyoruz. Artık bize oy verebilirsiniz diyoruz rahat rahat. Ben bunun konforunu aday belirleme sürecinde yaşıyorum.

Üçüncü yol tercihinin zamanlaması ile ilgili kendilerine “Diyorlar ki yerel seçimlerde bu olur mu?” sorusunun yöneltildiğini kaydeden Akburak, şöyle devam etti: İlişkiler o kadar girift ve cıvık hale gelmiş ki bizim belediyelerdeki arkadaşlarımızla CHP’li belediyeler arasında. Bu girift ve cıvık yapı, beş sene daha üstüne konacak şekilde değildi. Biz bu süreçte hem kendi yapımızı görmüş olduk hem CHP’li belediyelerle olan ilişkilerimizi tekrar gözden geçirdik.

Akburak, İstanbul ve Ankara adaylarının sorulması üzerine de şöyle konuştu: İstanbul’da da Ankara’da da görüştüğümüz isimler var. Özellikle İstanbul’da hemen hemen bütün ilçe adaylarımız belli diyebiliriz. Ankara’da çoğu yerde adaylarımız var. Ocak ayını biraz geçebilir açıklanması. İkisini yakın zamanlarda açıklayabiliriz. En geç 2 hafta içinde, şubatın başı gibi açıklanır. Herkesin oy verebileceği bir aday profili herkesin önünü açar.

Siyasette mesafe almadan önce kale almanız lazım. Günü kazanmadan geleceği kazanmazsınız. 22 yıllık güçlü bir iktidara karşı yol yürüyeceğiz, siyasi tarihin en eski partisine karşı yol yürüyeceğiz. Akşener, isteseydi cumhurbaşkanı yardımcısı olamaz mıydı. Niye bu yolu yürüyor? Bizim bu sarmaldan kurtulmamız lazım. Bu ülkede hem AKP hem CHP üzerinden siyaset yapılmamalı. Bu yolu İyi Parti açmalı. Başarılı olmalı ki, Herkesin oy verebileceği bir aday olacak.

Paylaşın

CHP Lideri Özel: Sarayı Meşrulaştırmayacağız

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Bundan sonra saraya eyvallah etmeyiz, onunla birlikte imza atıp onu meşrulaştırmayız. Herkes partisine güvensin. Saldırı ve provokasyonları korktukları içindir. Biz bu partiyi ayağa kaldırdık, bu milleti ayağa kaldıracağız. Bu milleti bir avuç zengine teslim etmeyeceğiz” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Meclis’e verilen aranın ardından partisinin ilk grup toplantısında konuşuyor. Özel’in konuşmasından satır başları şu şekilde:

“Zor ve ağır günlerden geçiyoruz. Üst üste aldığımız şehit haberleriyle bir acı yüreğimizi yakarken, aynı üs bölgesinden yeni bir şehit haberleri aldık. Biz evlerimizde rahatça uyurken bayrağımızın dalgalanması için canlarını feda ettiler. Bir ayda 23 evladımız aynı bölgede şehit oldu. Aynı ezberi tekrarlayanlar, aynı ezberi tekrar etmeye bizleri de peşlerine takmaya ve hesap sormamaya davet ettiler.

Geçici üs bölgesini koruyabileceksek orada kalınmalı, korunamayacaksa ona göre askeri karar gereği yapılır. Bir eksik varsa gidereceksiniz ki bir daha acı haberi almayalım. Dediler ki biz Meclis’e gelip bilgi vermeyiz. Kendi bildirimizi yayınladık. Onlar kınadı, biz PKK’yı lanetledik. Onlardan çok daha sert tepki gösterdik.

Onlar için doğruları savunmanın kıymeti yok onların iktidarını sarsmamanın önemi var. PKK dediğimiz halde PKK demedi dediler. Bizleri protesto etmeye kalktılar. Onların sorumluluğunu paylaşmadık. Maalesef cuma akşamı 9 eve daha ateş düştü. Sonra çıkmışlar yine bir kez daha kınama yayınlayalım.

Bugün o iki bakan gelmedikleri Meclis’e geliyorlar. Bu kez Saadet, Gelecek, Deva ve Demokrat Parti de imzalamadı, kendi bildirgelerini sunuyorlar. AK Parti, MHP, İYİ Parti birlikte imza atıyorlar. Sahada üyelerinin Cumhuriyetçi olduklarına hiç şüphe duymadığımız geçmişte birlikte olduğumuz, AK Parti ve MHP’yi eleştiren İYİ Parti’nin bunlardan ayrılıp teröre karşı kendi bildirisini imzalamasını istiyoruz. Aksi takdirde üzüleceğiz.

Meclis’e bildirgemizi sunuyoruz. Bütün bildirgeler okunsun, kim nerede belli olsun… CHP seçimden en çok oyu alma hesabıyla değil, bu ülkede herkes huzurlu yaşadığında başaracak. Anaların gözyaşının ve alın terinin rengi olmaz.

AK Parti devletin genleriyle oynadı. Devletin başı ve yürütmenin başı, bir terör saldırısı olduğunda kime telefon açmış kime açmamış o tartışılıyor. Siz eğer iktidarın sahibi olarak verilen sorumluluğu yerine getirirseniz, o zaman muhalefet partisi de bir kalp gibi hareket eder. Siz eğer şehitlerimizin geldiği gecede bazı liderlere telefon edip bazı liderleri aramamaya kalkarsanız siz her şey olmuşsunuz ama devlet insanı olamamışsındır demektir. Bazı telefonların gelmesi gelmemesinden daha kötüdür. Gelmeyen telefonla gurur duyuyorum. Recep Tayyip Erdoğan’ın gelecek tahayyülünde bulunmamak CHP için onurdur.

Bugün bakanlar genel kurula getirecek, biz de orada olacağız. Sadece eldeki bilgilerin bir tekrarı, milletin meclisine şeklen saygı, özde saygısızlık demektir… Sınırlarımızın ötesinde, Mehmetçiklerimizin güvenliğinin sağlanamadığı bu süreçte bu kararlar askeri olarak mı veriliyor, yoksa sivil olarak verilip askere mi dayatılıyor?

PKK ve YPG’nin birinci derece destekçisi olduğunu söylediğiniz ABD, NATO’nun en yüksek askeri gücüne sahip birinci üyesi ise ve siz ABD ile ilişkiler konusunda nasıl bir irtibat kuruyorsunuz? Hem içeriye ‘ABD PKK’yı destekliyor’ diyeceksiniz, hem F-16 pazarlıkları yapacaksınız.

Ekonomi kötüye gidiyor. Dünyada gıda fiyatları düşüyor, Türkiye’de TÜİK’e göre gıda enflasyonu yüzde 72 artmış. Seçimlerde oy talep ettiler, sahte videolar yaptılar, tehdit ettiler. Vatan, ezan, bayrak deyip aç karınlardan oy alıp iktidarı sürdürmek istediler.

CHP’nin önerisi en düşük emekli maaşının en azından asgari ücret düzeyinde olmasıdır. Emeklilerden kendisine 7 bin 500 TL’yi reva görenlere bu seçimlerde sarı kart göstermesini bekliyoruz.

“Mesele sadece Can Atalay meselesi değildir”

Bu ülkede anayasa yoksa kimsenin malının da garantisi yoktur, özgürlük de, gelecek de yoktur. O yüzden mesele sadece Can Atalay meselesi değildir. Bu ülkede devleti ortadan kaldırıp devleti bir şahsa terk etmenin bedellerini ödüyoruz.

Gerçek beka sorunu şudur; bu memleketteki her dört gençten üçü doğdukları topraklarda değil, başka ülkelerde hayal kuruyorlar. Sebebi, bu memlekette bazıları güvende, bazıları değil.

Ama güvende olanlar var. Sarayda pandemiye rağmen sazlı sözlü yemek verenler güvende. 1500 odalı sarayda ampul yakanlar, anayasayı değiştirirken iğrenç kahkahalar atanlar güvende. Pudra şekerci güvende. Ne suç işlersen işle Süleyman’ın fotoğraf listesine girersen güvendesin. Beyzade altın varaklı tahtında oturuyor güvende, ama depremzede güvende değil.

‘Bu ülkenin güvenlik sorunu var, sesinizi çıkarmayın’ diyorlar. Bu kafa şu kafa; Hitler’in propaganda bakanı ‘Alman çocuklarının tereyağına ihtiyacı yok, Alman tanklarının gres yağlarına ihtiyacı var’ diyordu. Güvenlik deyip şimdi çocukların açlığını, güvencesizliği unutanlara karşı yeni bir milliyetçilik ortaya koyuyoruz.

Resmi siyasi partiye ziyaret yaptık. Gizli anlaşma, gizli görüşme yok. Ziyarete gideriz, ziyarete gelirler, veremeyeceğimiz hiçbir hesap yok. Birilerinin kolay iktidara oturma döneminin sonuna gelindiği için onların stresi yüksek.

Onlar gibi iktidarda kalmak için değil, özde Atatürk milliyetçisiyiz. Bundan sonra saraya eyvallah etmeyiz, onunla birlikte imza atıp onu meşrulaştırmayız. Herkes partisine güvensin. Saldırı ve provokasyonları korktukları içindir. Biz bu partiyi ayağa kaldırdık, bu milleti ayağa kaldıracağız. Bu milleti bir avuç zengine teslim etmeyeceğiz.”

Paylaşın

İstanbul İçin, CHP, DEM Parti’yi Bekliyor; AK Parti Yeniden Refah’ı İknaya Çalışıyor

31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlere 2,5 aydan daha az bir zaman kalmışken, AK Parti, 2019 seçimlerinde muhalefete kaptırdığı İstanbul’u geri almak için yüzde 5 civarında oyu olduğu düşünülen Yeniden Refah Partisi’ni ikna etmeye çalıştığı ifade ediliyor.

Öte yandan İstanbul’u AK Parti’ye kaptırmak istemeyen CHP’nin ise, DEM Parti’nin İstanbul’la ilgili vereceği kararı beklediği kaydediliyor.

T24’ten Eray Görgülü’nün haberine göre; 31 Mart’ta gerçekleştirilecek yerel seçim öncesinde partiler, aday belirleme çalışmalarını hızlandırırken, kurulması muhtemel iş birliklerine yönelik temaslar da sıklaşmaya başladı.

Türkiye genelinde halen birçok il ve ilçede aday belirleme çalışmaları sürerken gözler de bir yandan iktidar ve muhalefetin İstanbul için kurmak istediği iş birliklerine çevrilmiş durumda. İstanbul’da Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun karşısına eski Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’u koyan AK Parti, İstanbul’u kazanmak için Yeniden Refah Partisi’nin (YRP) vereceği desteği alabilmek için temaslarını sürdürüyor.

AK Parti içerisinde yapılan değerlendirmelerde, İstanbul’da yüzde 5 oranında oyu olduğu düşünülen YRP’nin destek vermesi halinde seçimin daha rahat kazanılabileceği yorumları yapılırken, buna karşın YRP’nin talepleri henüz kabul görmüş değil. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, YRP Genel Başkanı Fatih Erbakan’la bugün külliyede yapmayı planladığı görüşme geçtiğimiz hafta ertelenirken, YRP yetkilileri görüşme iddialarını yalanlamıştı.

Ancak, edinilen bilgiye göre iki lider arasında planlanan görüşme, AK Partili yetkililerin YRP’den biraz daha zaman istemesi üzerine ertelendi. YRP’nin, İstanbul ve Ankara adaylarının desteklenmesi karşılığında AK Parti’den Konya Büyükşehir Belediyesi’ni istediği öğrenilirken, AK Parti’nin bu talebi değerlendirdiği ve Konya’ya ilişkin kararın verilmesinin ardından Erdoğan ile Erbakan’ın bir araya gelebileceği öğrenildi.

Muhalefet cephesinde ise CHP ile DEM Parti arasındaki temaslar sürüyor. CHP’nin yaptırdığı kamuoyu araştırmalarında Ekrem İmamoğlu, AKP’nin adayı Murat Kurum’un önünde çıksa da DEM Parti’nin desteğini İstanbul’daki desteğini önemseyen CHP, DEM Parti’nin bu yöndeki kararını vermesini bekliyor.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları Oruç ve Tuncer Bakırhan arasında geçtiğimiz hafta yapılan görüşmede İstanbul konusunun gündeme gelmediğini belirten DEM Partili yetkililer, İstanbul’la ilgili değerlendirmelerinin sürdüğünü söyledi.

İstanbul’da asıl muhatabın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu olduğuna da vurgu yapan DEM Partili bir yetkili, “Muhatabın bizzat İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu olması sebebiyle İstanbul tartışması ertelendi, çok yürütülmedi” dedi.

Diğer yandan partili kurmaylar düzeyinde iki parti arasındaki temasların sürdüğü ve İstanbul’a ilişkin değerlendirmelerin de yapıldığı öğrenildi.

Paylaşın

CHP Lideri Özel: DEM Parti İle İlişkilerimizi Açık Ve Şeffaf Sürdüreceğiz

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile görüşen CHP Lideri Özgür Özel, görüşme sonrası yaptığı açıklamada, “Meclis’te temsil edilen, Meclis’te en çok sandalyesi olan 3’üncü parti olan DEM Parti ile ilişkilerimizi bundan sonra kamuoyu önünde açık ve şeffaf biçimde sürdürmeyi, karşılıklı ziyaretleri yapmayı ve Türkiye’nin çok önemli meseleleri konusunda görüş alışverişinde bulunmayı sürdüreceğiz” dedi.

Haber Merkezi / CHP Lideri Özel, konuşmasının devamında, “Cumhuriyetin 100’üncü yılında bazı seçmenlerin kendilerine yerel yönetici seçebildiği, bazılarının yerel yöneticilerinin seçemediği, seçseler dahi yönetmelerine izin verilmediği bir ülkeyi kabul etmemiz mümkün değildir. O yüzden bu kayyım siyasetini bir kez daha kesin ve net bir dille reddediyoruz. Bu ülkenin 81 ilinde, bu ülkenin 1000’e aşkın ilçesinde, bu ülkede her seçmen kendisini kimin yöneteceğini seçebilmeli ve seçtiği kişiler kendisini yönetmeye devam edebilmelidir” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi’nde Genel Başkan Özgür Özel ile bir araya geldi. Hatimoğulları, Bakırhan ve beraberindeki heyeti, CHP Genel Başkan Yardımcıları Gül Çiftçi ve Gökhan Zeybek kapıda karşıladı.

Eş başkanlar, daha sonra CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile görüşmek üzere toplantı salonuna geçti. Yaklaşık iki saat süren görüşmede taraflar 31 Mart Yerel Seçimlerini ana gündem maddesi yaptı. Hatimoğulları ve Bakırhan ile Özel, toplantı sonrası ortak basın açıklaması yaptı.

Basın açıklamasında ilk olarak CHP Lideri Özgür Özel konuştu. Görüşmenin iki parti arasında sürdürülen iletişimin ilk adımı olduğunu söyleyen Özgür Özel, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“DEM Parti’nin çok değerli Eş Genel Başkanları bugün heyetleriyle birlikte Genel Merkezimizi ziyaret etti. Kongrelerinin ardından kendilerini kutlamak ve başarı dilemek üzere geçtiğimiz günlerde biz DEM Parti Genel Merkezindeydik, bugün de onlar bize iadeyi ziyarette bulundu. Bundan duyduğumuz memnuniyeti dile getirmek, kendilerine ve kendileri şahsında tüm üyelerine hoş geldiniz demek isterim. Bugünkü ziyaret bir nezaket ziyareti olmakla birlikte iki partinin genel merkezleri düzeyinde sürdürülen iletişimin de ilk adımlarıdır.

Meclis’te temsil edilen, Meclis’te en çok sandalyesi olan 3’üncü parti olan DEM Parti ile ilişkilerimizi bundan sonra kamuoyu önünde açık ve şeffaf biçimde sürdürmeyi, karşılıklı ziyaretleri yapmayı ve Türkiye’nin çok önemli meseleleri konusunda görüş alışverişinde bulunmayı sürdüreceğiz. Bugün ülke meselelerini konuştuk. En çok emekliler açısından yakıcı halde olan ekonomik krizi ve satın alma güçlüklerini, işsizliği ve Türkiye’nin içinde bulunduğu tüm krizleri konuşma imkanı bulduk. Ülke meselelerini konuşurken işin hem ekonomik boyutunu hem de siyasi boyutunu konuştuk. Tabii ki bugünkü toplantının gündemi, yerel seçimler bu kadar yakınken yerel seçimlerden bağımsız değildi. Daha önce de ifade ettiğim bir konuyu burada da ifade etmek isterim.

Cumhuriyet’i kurmuş ve çok partili rejimi getirmiş olan, ülkeye çok partili demokrasiyi getirmekle haklı olarak övünen bir siyasi partinin genel başkanı olarak; Cumhuriyetin 100’üncü yılında bazı seçmenlerin kendilerine yerel yönetici seçebildiği, bazılarının yerel yöneticilerinin seçemediği, seçseler dahi yönetmelerine izin verilmediği bir ülkeyi kabul etmemiz mümkün değildir. O yüzden bu kayyım siyasetini bir kez daha kesin ve net bir dille reddediyoruz. Bu ülkenin 81 ilinde, bu ülkenin 1000’e aşkın ilçesinde, bu ülkede her seçmen kendisini kimin yöneteceğini seçebilmeli ve seçtiği kişiler kendisini yönetmeye devam edebilmelidir.

Bunun yanı sıra elbette ülke büyük bir anayasa krizi yaşamaktadır. Seçilmiş Can Atalay’ın yemin edemediği, ‘Hataylılar olarak seçtiğiniz milletvekiline milletvekilliği sıfatını siz veremezsiniz, biz talimat alırsak Saray’dan, tutarız salmayız onu’ dedikleri bir noktada Meclis Başkanının da üzerini düşeni yapmadığı bir sürecin içindeyiz. Biz bu meseleyi sadece Can Atalay meselesi olarak görmüyoruz; Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı açısından, gerçek ve tüzel kişiler açısından bağlayıcı olduğuna ilişkin Anayasa metninin kabul edilmemesini, bir anayasa ihlal girişiminden öte tek adam anlayışının anayasal düzene karşı darbe anlayışı olarak görüyoruz.

Bugün AYM’yi yok sayan, yarın Meclis’i, diğer gün diğer mahkemeleri yok sayacak ve tüm toplum için mal ve can güvenliğinin ihlal edildiği bir noktaya evrilmesi muhtemel olacaktır. Bunun için biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu pazar günü saat 13:00’e Tandoğan Meydanına bir çağrıda bulunduk. Bu çağrıyı bütün siyasi partilerle paylaştık. Bu çağrıyı tüm demokratik kitle örgütleri, STK’lar ve meslek örgütlerine yaptık. Siyasi görüşü ne olursa olsun Anayasaya sahip çıkan, özgürlüklere ve demokrasiye, örgütlenme özgürlüğüne sahip çıkan, emeğine ve ekmeğine sahip çıkan herkesi mitingimize davet ettik. Bir kez daha bütün vatandaşları mitingimize davet ediyoruz.

Bütün siyasi partileri, sendikaları, meslek örgütlerini davet ediyoruz. Gelin ortak geleceğimize hep beraber Tandoğan’da sahip çıkalım. Sorunlarıma sahip çıkılsın diyen işsizleri, gençleri, emeklileri ve emekçileri; biz size sahip çıkıyoruz diyen ve bu ülkenin ortak geleceğine sahip çıkmak isteyen herkesi pazar günkü mitingimize bir kez daha davet ediyorum. Sayın Eş Genel Başkanların şahsında tüm siyasetçi arkadaşlarına, üyelerine bir kez daha saygılarımızı sunuyoruz. Önümüzdeki yerel seçimlerin ülkenin ortak geleceğine hep beraber sahip çıkma seçimleri olduğunun altını çiziyorum. Nazik ziyaretleri için kendilerine teşekkür ediyorum.”

Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesinin kapıları aralanmalı”

Özel’in ardından Tülay Hatimoğluları konuştu. Bugünkü görüşmenin iade-i ziyaret olduğunu söyleyen Tülay Hatimoğluları, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Biliyorsunuz Cumhuriyet Halk Partisi’nin birkaç hafta önce bize bir ziyareti olmuştu. Bizler de bugün iadeyi ziyarette bulunduk kendilerine. Sıcak karşılamalarından dolayı kendilerine teşekkürlerimi sunuyorum. Sayın Özel’in de ifade ettiği gibi bugün bizler çok sayıda başlığı görüştük. Türkiye ve dünyanın içinden geçtiği siyasal süreci konuştuk. Özellikle Türkiye’de yaşanan ekonomik sorunları, yargı krizini, anti demokratik uygulamaları değerlendirmeye çalıştık.

Yargı krizi öyle derin bir boyuta gelmiş ki Sevgili Can Atalay bir deprem bölgesinin, deprem kentinin milletvekili olarak parlamentoda olmalıyken şu an cezaevinde. HDP’nin Eş Genel Başkanları şu an kendi görevlerinde olmalıyken, halkla birlikte iç içe çalışmalarını sürdürmeliyken, tamamen siyasi ve hukukta asla yeri olmayan gerekçelerle yargılamaları Kobanî Kumpas Davasında devam ediyor. Tahmin ediyoruz ki yakın zamanda da karara bağlanacak. Bunlar işte yargının içinde bulunduğu anti demokratik uygulamalara, Anayasayı ve hukuku tanımayan uygulamalara örnektir.

Yerel seçimlerin yaklaştığı bir dönemde belki bu sorunlar az konuşuluyor ama ekonomik kriz bizim mutfağımızda, tenceremizde, hepimizin yakından hissettiği bir sorun. Türkiye’de 50 milyona yakın insan açlıkla ve yoksullukla baş başa kalmışken, bizler bu durumun belli kesimler tarafından görünmez kılınmasına müsaade etmemeliyiz ve buna karşı bir duruş sergilemeliyiz. DEM Parti olarak sıklıkla ifade ettiğimiz üzere, bu ülkenin demokratikleşmesinin önündeki en temel sorunlardan biri olan Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesinin kapılarının aralanmasının önemini burada bir kez daha vurguluyoruz.

Bugün bu ülkeyi demokratikleştirmek, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında demokratik bir cumhuriyeti inşa etmek hepimizin görevidir. 100 yıl boyunca eksik bıraktıklarımızı tamamlamak ve yeterince oturtulamamış demokrasinin taşlarının yerine oturtulması bizim için tarihi bir fırsattır. İkinci yüzyılda bu mücadeleyi vermeyi ve bu mücadeleyi kesinlikle bütün kesimlerle, bütün siyasal ve toplumsal kesimlerle vermeyi önemsiyoruz.

Bugün yerel seçimleri de değerlendirdik. Yerel seçimler bazen genel siyasetin gölgesinde değerlendiriliyor ki bu çok da yanlış bir şey değil ama eksiktir. Yerel seçimleri aynı zamanda kentin kendi dinamikleri üzerinden, kent hizmetleri ve şehir hizmetleri üzerinden değerlendirmek durumundayız. Bizler yerel seçim politikalarımızı ilk belirlediğimiz ve kamuoyuna açıkladığımız zaman kent uzlaşısından bahsettik.

Kent uzlaşısında sadece o kentin siyasi partilerine ve siyasi dinamiklerine hitap eden bir şey değildir; aynı zamanda oradaki tüm toplumsal dinamikleri, kadın hareketini, gençlik hareketini, doğa ve insan hakları savunucularını, ezcümle o kentte yaşayan her kesimi temsil eden adaylarla yola çıkma konusudur. Bizler bugün elbette bu konularda neler yapılabileceğini konuştuk. İşbirliği konusunda, yol ve yöntemler nasıl olur, olur mu, olmaz mı bütün bunlarla ilgili derinlemesine olmasa da bir görüşme gerçekleştirdik. Ümit ediyoruz ki yerel seçimler ülkenin demokrasisinin ve biraz önce konuştuğumuz bütün sorun alanlarının önünün açılmasını sağlayacak bir nitelikte geçer.

Tekrar ev sahipliğinden dolayı CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel ve heyetine teşekkürlerimi sunuyorum. Diyalogların sürmesi önemlidir. Ayrıştırılıp kutuplaştırıldığımız bir dönemde, siyasetin ve siyasetçilerin kriminalize edildiği bir dönemde yan yana durmak, dayanışmak, konuşabilmek, farklılıkların bir arada bulunabilmesi demokrasi örneğidir. Bu örneğin daha da güçlenmesine ihtiyaç var. Ümit ediyoruz ki önümüzdeki günlerde bunu daha da güçlendirmek için hep beraber bütün demokrasi güçleri olarak emek verebiliriz.”

Kayyımlar sadece partimizin sorunu değil, muhalefet bu konuda tutarlı olmalı”

Tülay Hatimoğluları’nın ardından Tuncer Bakırhan konuştu. Bakırhan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Bugünün sadece bir iadeyi ziyaret olmadığını Eş Genel Başkanımız ve Özgür Başkan dile getirdiler. Türkiye hem bölgede hem kendi içinde çok önemli sorunlar ve önemli krizler yaşıyor. Hem ana muhalefet partisi hem de muhalefette bulunan partimizin Türkiye’nin yaşadığı bu sorunlar üzerinde fikir alışverişinde bulunması kadar doğal bir şey yok.

Eş Genel Başkanımız ve CHP Genel Başkanının dediği gibi birçok şey konuşuldu, tartışıldı. Türkiye’nin temel gündemlerinden olan yerel seçimleri de konuştuk, tartıştık. Siz de takip ediyorsunuz Türkiye’de hem çözülmemiş bir Kürt sorunu var hem de bölgede ikili bir hukuk uygulanıyor. İki dönemdir Kürt halkının, halklarımızın seçmiş olduğu iradesine kayyım atanıyor. Bu kayyımlar sadece DEM Partinin, seçmenlerimizin ve Kürtlerin sorunu değil; bu kayyımlar Türkiye’de kendisine çağdaş, ilerici, sol, sosyal demokrat diyen hem siyasi partilerin hem de kişilerin temel sorunudur.

Önümüzdeki dönem bu kayyım rejiminin, bu kayyım sisteminin son bulmasını istiyoruz. Muhalefetin bu ikili hukuk karşısında tutarlı bir dil ve siyaset ortaya koyması gerektiğini düşünüyoruz. Siz de takip ettiniz, yaklaşık 90 yerleşim yerinde 100 bin delege ile bugüne kadar Türkiye’nin hiçbir yerinde eşi benzeri görülmemiş bir halk oylaması yapmaya çalışıyoruz. Biz yerel demokrasiyi, yerinden yönetimi önemseyen bir siyasi parti olarak halkımızın verdiği kararları esas alan bir yöntem izleyeceğiz.

Doğaldır ki yereli ve yerel demokrasiyi önemseyen bir parti, aynı zamanda batıda yerel seçimlerde hangi nitelikte ve özellikte olacağı belli olan adayların seçimlerini de dikkatle izliyor. Kent uzlaşısı çerçevesinde Türkiye’de demokrat, halkçı, şeffaf, toplumcu belediyeciliği esas alan yöneticilerin seçimi için bir hassasiyet içinde olacağız. Önümüzdeki günlerde yerel yönetimler anlayışımızın batıda karşılık bulması için işbirliği ve güç birliği dahil olmak üzere seçeneklerin tartışılması gerektiğini bugün dile getirdik.

Arkadaşlarımız kent uzlaşısının, yerel yönetimlerde işbirliği sağlanacak kentlerin hangileri olacağı, hangi kentlerde bu çalışmanın yürütülebileceği konusunda bir çalışma yürütecekler. Önümüzdeki yerel seçimlerde emekçilerin, yoksulların ve onların iradelerinin yansıdığı halkçı ve toplumcu adayların kazanması için biz parti olarak elimizden gelen bütün çabayı ortaya koyacağız. Bize gösterdikleri bu sıcak ev sahipliğinden dolayı Sayın Özgür Özel şahsında CHP Genel Merkezi çalışanlarına ve yöneticilerine de teşekkürlerimi iletiyorum. Hepinize kolay gelsin.”

Paylaşın

2023 Yılında 111 Bin 576 Esnaf Kepenk Kapattı

CHP Milletvekili Bekir Başevirgen, “Verilere göre 2023 yılında toplam 111 bin 576 esnaf kepenk kapattı. Bu sayı, her ay ortalama 9 bin 298 esnafın kepenk kapattığı anlamına geliyor” dedi.

“Pandemi döneminde dahi esnaf bu kadar zor duruma düşmemişti” diyen Başevirgen, “Esnafın işyerlerini kapatması demek, işsizler ordusunun da çığ gibi büyümesi anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) verilerini paylaştı.

Sol Haber’in aktardığına göre; Bekir Başevirgen, “Verilere göre 2023 yılında toplam 111 bin 576 esnaf kepenk kapattı. Bu sayı, her ay ortalama 9 bin 298 esnafın kepenk kapattığı anlamına geliyor. 2022 yılına göre, ekmek teknesi batan esnaf sayısı 11 bin 870 arttı. Pandemi döneminde dahi esnaf bu kadar zor duruma düşmemişti” dedi.

KOBİ’lerin bankalara olan borçlarının 3 trilyon lirayı aştığına da dikkat çeken CHP’li Bekir Başevirgen, “Borcu takibe düşen KOBİ sayısı 293 binin üzerinde. Yüksek faiz, yüksek kur, elektrik, kira, vergiler, personel giderleri ve tüm girdi maliyetleri altında ezilen esnafın bu şartlar altında ayakta kalması imkansız hale geldi” açıklamasını yaptı.

“Pandemi döneminde dahi esnaf bu kadar zor duruma düşmemişti” diyen Bekir Başevirgen, “Esnafın işyerlerini kapatması demek, işsizler ordusunun da çığ gibi büyümesi anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Gazeteciler Günü’nde Türkiye’de Gazeteciler Kara Bir Tabloyla Karşı Karşıya

CHP Milletvekili Utku Çakırözer, “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde Türkiye’de gazeteciler kara bir tabloyla karşı karşıya. Bir yıl içinde gazeteciler tam 563 kez hâkim karşısına çıkarak haberini, sosyal medya paylaşımını savunmak zorunda bırakıldı. Türkiye’de 72 gazeteci gözaltına alınırken bunlardan 27’si yaptıkları haberler nedeniyle tutuklandı” ifadelerini kullandı.

“RTÜK’ün iktidarın sopası olma rolünü 2023’te de oynadığını. 59 kez ceza verdiğini, kanalların karartıldığını, toplam altı kanala milyonlarca lira maddi para cezası kesildiğini” dile getiren Çakırözer, “Sansür yasası 2023 yılında uygulamaya geçti ve bu yasadan en büyük zararı gazeteciler gördü. 33 gazeteci hakkında 36 soruşturma açıldı. Altı gazeteci gözaltına alındı, bunlardan dördü tutuklandı” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Utku Çakırözer, basın özgürlüğü ile ilgili Türkiye’de son bir yılda yaşananları, hazırladığı raporla kamuoyuna duyurdu.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Çakırözer raporla ilgili yaptığı açıklamada, “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde Türkiye’de gazeteciler kara bir tabloyla karşı karşıya. Bir yıl içinde gazeteciler tam 563 kez hâkim karşısına çıkarak haberini, sosyal medya paylaşımını savunmak zorunda bırakıldı. Türkiye’de 72 gazeteci gözaltına alınırken bunlardan 27’si yaptıkları haberler nedeniyle tutuklandı” ifadelerini kullandı.

“RTÜK’ün iktidarın sopası olma rolünü 2023’te de oynadığını. 59 kez ceza verdiğini, kanalların karartıldığını, toplam altı kanala milyonlarca lira maddi para cezası kesildiğini” dile getiren Çakırözer, “Sansür yasası 2023 yılında uygulamaya geçti ve bu yasadan en büyük zararı gazeteciler gördü. 33 gazeteci hakkında 36 soruşturma açıldı. Altı gazeteci gözaltına alındı, bunlardan dördü tutuklandı” dedi.

Açıklamasında, aralarında Merdan Yanardağ, Barış Pehlivan, Tolga Şardan, Batuhan Çolak gibi isimlerin de olduğu onlarca gazetecinin “haftalarını, aylarını cezaevinde geçirmek zorunda bırakıldığını” vurgulayan CHP Eskişehir Milletvekili Çakırözer, Türkiye’de basın özgürlüğü alanında gazetecileri kısıtlayan önemli konulardan birinin erişim engelleri meselesi olduğunu ve “ucu iktidara, bakanlarına, milletvekillerine, yereldeki yöneticilerine, bürokratlara giden her türlü yolsuzluk, taciz haberinin” erişime engellendiğini belirtti.

RTÜK’ün başvurusu üzerine 2023’te de DW (Deutsche Welle) Türkçe, VOA (Voice of America) Türkçe gibi haber sitelerinin yanı sıra, Ekşi Sözlük, Kızıl Bayrak, Alınteri Gazetesi, Yeni Demokrasi Gazetesi ve Yeni Yaşam Gazetesi gibi pek çok sitenin erişiminin engellendiğini ifade eden Utku Çakırözer, Sputnik çalışanlarının ise, yeni yıla işverenin şikayeti nedeniyle karakolda girmek zorunda bırakıldığını aktardı.

2023 yılı Basın Özgürlüğü Raporu’na göre 27 gazeteci geçen yıl tutuklanarak cezaevine gönderildi. Aralarında Akif Beki, Levent Gültekin, Can Ataklı, Fatih Altaylı, Zülal Kalkandelen, Ferhat Çelik, Oktay Candemir, İsmail Saymaz, Sinan Aygül, Ruşen Takva, Oktay Candemir gibi isimlerin bulunduğu onlarca gazeteci hakkında, yaptıkları haberler, yazıları ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek soruşturmalar ve davalarla karşı karşıya kaldı.

Raporda öne çıkan çarpıcı konu başlıklarından birini de saldırı ve şiddete maruz kalan gazeteciler oluşturdu. 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin ardından ve Mayıs ayında yapılan seçimler esnasında çok sayıda gazetecinin haber takibi yapmasının engellendiği raporda ifade edilirken, gazetecilere yönelik engelleme ve tehditlerin iktidar mensubu siyasetçiler ve bakanların yanı sıra kamu görevlilerince de yapıldığına çok sayıda örnekle dikkat çekildi.

Utku Çakırözer tarafından hazırlanan rapor, gazetecilerin sadece şiddetle değil aynı zamanda, iktidar yöneticileri ve kamu görevlileri tarafından açılan tazminat davaları ile de sindirilmeye çalışıldığını ortaya koyuyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar ve sahibi olduğu Baykar Makina’nın, BirGün gazetesi ile muhabiri İsmail Arı ve TELE 1 televizyonuna 2 milyon TL’lik tazminat davası; Kızılay yönecitilerinin kamudan aldığı ihale iddialarını haberleştiren BirGün Gazetesi’ne açtığı 250 bin TL’lik tazminat davası; Gazeteci Faruk Arhan’ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım nedeniyle eski AKP milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu tarafından açılan davada para cezasına çarptırılması ve Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın, T24 yazarı Mehmet Y. Yılmaz ve sorumlusu Doğan Akın’a ‘Berat Bey’in arkadaşları kazandı, biz kaybettik’ başlıklı yazısından dolayı açtığı 150 bin TL’lik tazminat davası, buna örnek gösterildi.

Sansür yasası “iktidarın sopası”

2023 yılı Basın Özgürlüğü Raporu’nda, 2022’de TBMM tarafından kabul edilen sansür yasasının, 2023 yılında “gazetecileri engellemek için “iktidarın yeni sopası” haline geldiği belirtiliyor. Türk Ceza Kanunu’na eklenen TCK 217/A “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” maddesi gerekçe gösterilerek gazetecilere yönelik başlatılan soruşturma, gözaltı ve tutuklamalarda olağanüstü artışin dikkat çektiği vurgulanırken, CHP’nin yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvuruda bulunduğu, meslek örgütleri ve kamuoyundan gelen tepkilere rağmen mahkemenin söz konusu başvuruyu reddettiği aktarılıyor.

Paylaşın

CHP’den ‘Murat Kurum’ Açıklaması: ‘İmar Affı’na İmza Atan Bakan

TBMM’de basın toplantısı düzenleyen CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, “Murat Kurum 2018 ila 2023 yılları arasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yaptı. Murat Kurum bu dönem boyunca İstanbul’a yaptığı tek olumlu faaliyet var mıdır? 100 bin konut imal edeceğiz, 1 milyon konut imal edeceğiz hamasetleri çerçevesinde geride bırakılan TOKİ mağdurları vardır” dedi.

Günaydın, açıklamasının devamında, “6 Şubat depreminin üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen teslim edilebilen konut oranı yüzde 4 bile değildir. Murat Kurum için 2019 yılında imar affına imza atan bir bakan olarak tarihe geçtiğini hepimiz hatırlıyoruz. Ve bu imar affı çerçevesinde yurttaşlarımıza tabut olan evleri de maalesef hatırlıyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Murat Kurum’un, AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adaylığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Günaydın, “Gecikmiş bir açıklama olmasına rağmen kendileri adına hayırlı olsun diyelim” dedi.

Birgün’ün aktardığına göre; Günaydın, şöyle devam etti: “Peki, Murat Kurum adı neden ilan edildi? Açıklamalardan şunu görüyoruz; diyorlar ki ‘İstanbul’un iki tane büyük sorunu var, birisi kentsel dönüşümdür, diğeri ulaşımdır.’ O halde Murat Kurum kentsel dönüşüm ve ulaşım sorunlarına ilaç olmak için atanıyor. Eğer hafızamızı bir kuş hafızasına benzetmiyorlar ise hep beraber hatırlayalım. 1994 yılında Recep Tayyip Erdoğan belediye başkanı oldu. Ve 4 yıl 7 ay süreyle İstanbul’u yönetti.

Sonra 21 yıl süreyle de kesintisiz başbakan ve cumhurbaşkanı sıfatıyla memleketi yönetti. Demek ki ‘sevdam İstanbul’ dediği İstanbul’un kaderi en az çeyrek asırdır Recep Tayyip Erdoğan’ın elinde. Peki bu 25 yıl boyunca İstanbul, ulaşımda daha rahat bir noktaya doğru mu evrildi ya da yapı stoku daha güvenli bir hale geldi ve daha korunaklı bir kent şekline mi dönüştü? Yine vereceğimiz yanıtı Erdoğan’ın diliyle verelim. Çünkü ‘İstanbul’a biz ihanet ettik, İstanbul’da dikey yapılaşmaya biz izin verdik’ sözleri, Erdoğan’ın sözleridir.”

“Türkiye’yi inşaat lobisinin elinde betona gömen bir Erdoğan ekonomisinden söz ediyoruz” diyen Günaydın, “Böyle bir yapının bu kadar kötü karneden sonra İstanbul’u kentsel dönüşüm alanında İstanbul’u iyi bir noktaya taşımaktan söz etmesi adeta trajikomik bir durumu ifade etmektedir” ifadelerini kullandı.

“İstanbul’a yaptığı tek olumlu faaliyet var mıdır?”

Murat Kurum hakkında da değerlendirmelerde bulunan Günaydın, “Gelelim Murat Kurum’un durumuna… Murat Kurum 2018 ila 2023 yılları arasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yaptı. Murat Kurum bu dönem boyunca İstanbul’a yaptığı tek olumlu faaliyet var mıdır? 100 bin konut imal edeceğiz, 1 milyon konut imal edeceğiz hamasetleri çerçevesinde geride bırakılan TOKİ mağdurları vardır” diye konuştu.

Günaydın, şunları söyledi: “6 Şubat depreminin üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen teslim edilebilen konut oranı yüzde 4 bile değildir. Murat Kurum için 2019 yılında imar affına imza atan bir bakan olarak tarihe geçtiğini hepimiz hatırlıyoruz. Ve bu imar affı çerçevesinde yurttaşlarımıza tabut olan evleri de maalesef hatırlıyoruz.”

Paylaşın

İYİ Parti’den Ayrılan İsimlerden Ekrem İmamoğlu’na Destek

İYİ Parti ile yollarını ayıran Bahadır Erdem, İbrahim Özkan ve Ece Güner, 31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlerde CHP’nin İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu’nu destekleyeceklerini açıkladılar.

Bahadır Erdem, “İstanbul’u AKP’nin kazanarak bütün şeriat yanlılarının doğduğum kentin sokaklarını işgal etmesine izin vermem. Onun için Ekrem İmamoğlu” ifadelerini kullanırken, İbrahim Özkan, “İstanbul için tam yol ileri” dedi.

Ece Güner de, “Tüm engellemelere rağmen çok başarılı bir başkan. Sayın Ekrem İmamoğlu’nun adaylığını destekliyorum” ifadelerini kullandı.

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme kararı alan İYİ Parti’de, pek çok isim bu karar sonrası parti ile yollarını ayırdı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “operasyon siyaseti” yürütüldüğünü söyleyerek CHP’yi ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu işaret etti.

AK Parti’nin İBB adayının Murat Kurum olarak açıklanmasının ardından İYİ Parti’den ayrılan birçok isim İmamoğlu’na desteğini açıkladı.

İYİ Parti’nin eski Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem, paylaştığı mesajda “İstanbul’u AKP’nin kazanarak bütün şeriat yanlılarının doğduğum kentin sokaklarını işgal etmesine izin vermem. Onun için Ekrem İmamoğlu” dedi.

Partisinden istifa eden İBB Meclis üyesi İbrahim Özkan, İmamoğlu’nun paylaşımını alıntılayarak “İstanbul için tam yol ileri” notunu düştü.

Partinin eski Genel Başkan Yardımcısı Ece Güner de İstanbul’un “son kale” olduğunu vurguladığı mesajında “Tüm engellemelere rağmen çok başarılı bir başkan. Sayın Ekrem İmamoğlu’nun adaylığını destekliyorum” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Dünyada En Yüksek Gıda Enflasyonuna Sahip Yedinci Ülke: Türkiye

İktidar ekonomi dair pembe tablolar çizmeye çalışsa da, veriler, iktidarın söylemlerini yalanlıyor. CHP’li Erhan Adem, Türkiye’nin; Venezuela, Arjantin, Zimbabve, Surinam, Lübnan, Mısır’dan sonra dünyanın en yüksek gıda enflasyonuna sahip 7’nci ülke olduğunu söyledi ve ekledi: Halkın hissettiği enflasyon zaten reelde yüzde yüzü aşmış durumda.

Erhan Adem, açıklamasının devamında, “‘Tarım ülkesiyiz’, Avrupa’da tarımda birinciyiz’ diyoruz ama dünyada en fazla gıda fiyatı yüksek olan ülkelerden biriyiz. Temel neden AKP zihniyetinden kaynaklanıyor” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Tarım ve Orman Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, gıda enflasyonu ile ilgili yazılı açıklama yaptı.

Birgün’ün aktardığına göre; Erhan Adem, yaptığı açıklamada, “Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)’nün, geçtiğimiz gün açıkladığı gıda ürünlerinin uluslararası fiyatlarındaki aylık değişiklikleri izleyen FAO Gıda Fiyat Endeksi’ne göre 2023 yılında dünyada gıda fiyatları yüzde 10 düştü. Türkiye İstatistik Kurumunun verilerine göre ise aynı dönemde Türkiye’de gıda fiyatları yüzde 72 yükseldi” bilgisini paylaştı.

“Türkiye, gıda fiyatlarında son bir yıllık dönemde dünya ile tamamen ayrıştı” diyen Adem, şunları söyledi: “Dünyada 40 aydır gerileyen gıda fiyatlarının, Türkiye’de artmaya devam etmesi nedeniyle aradaki makas tümden açıldı” ifadelerini kullandı.

Türkiye, dünyada yedinci sırada

Adem, Türkiye’nin; Venezuela, Arjantin, Zimbabve, Surinam, Lübnan, Mısır’dan sonra dünyanın en yüksek gıda enflasyonuna sahip 7’nci ülke olduğunu söyledi ve ekledi: “Halkın hissettiği enflasyon zaten reelde yüzde yüzü aşmış durumda. ”

“Ülkemizdeki yüksek enflasyonun en önemli etkenlerinden birini yüksek gıda fiyatları oluşturmaktadır” diyen Adem, şunları kaydetti:

“Her ay açıklanan enflasyon verilerinde fiyatı en fazla yükselen ürünler incelendiğinde ilk sırda yer alan 20 ürünün yarısından fazlasını her zaman gıda ürünleri oluşturmaktadır. Tarım ürünlerindeki fiyat artışının en önemli nedeni yüksek girdi maliyetleridir. Ülkemizde mazot, gübre, ilaç tohum başta olmak üzere tarımsal üretimin temel girdilerinin hepsi ya tamamen ya yüzde 80’e yakını ithal ediliyor. Kur artışı oldukça girdi maliyetleri de yükseliyor. Bu da tarımsal ürün fiyatlarını doğrudan etkiliyor.”

CHP’li Erhan Adem, son olarak şunları söyledi: “Dünyanın hiçbir ülkesinde kendi ürettiğine kota koyup o ürünü dışardan alan ve ona pazar oluşturan bir başka ülke yoktur. Tarımda üretimin ithalata dayalı olması ve üretimi gerçekleştirmeye yarayan gübre, ilaç ve enerji (mazot) gibi ürünler ile hammadde maliyetlerinin yüksek olması. ‘Daha pahalı üretim, daha pahalı tüketime’ yol açıyor.

AKP’nin genel hamlesi hiçbir hatayı kabul etmeme üzerine kurulu olduğu için her seferinde ‘sorun yok, hata yok’ deniliyor. O süreç bir şekilde geride bırakılmış gibi oluyor ama sorun çözülmediği için sonrasında tekrar ortaya çıkıyor. ‘Tarım ülkesiyiz’, Avrupa’da tarımda birinciyiz’ diyoruz ama dünyada en fazla gıda fiyatı yüksek olan ülkelerden biriyiz. Temel neden AKP zihniyetinden kaynaklanıyor.

Paylaşın