Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’ın S. Arabistan Ziyaretine Sert Tepki

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın S. Arabistan ziyaretine tepki gösteren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Kendi ülkesinde insan parçalayanın önünde eğilir, gözleri ona aşkla güler. İşte sen busun Erdoğan. Utan diyeceğim ama nafile” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhubaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan ziyaretine ve Kral Selman bin Abdülaziz el Suud ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile yaptığı görüşmeye tepki gösterdi.

Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“Ülkesinde masum insanlara müebbet verdirir ve bunu havalimanında savunur. Sonra uçaktan iner, katille kucaklaşmaya gider koşa koşa. Kendi ülkesinde insan parçalayanın önünde eğilir, gözleri ona aşkla güler. İşte sen busun Erdoğan. Utan diyeceğim ama nafile.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülke arasında 2018’den bu yana en ciddi krizlerden birinin çıkmasına yol açan Cemal Kaşıkçı davasının Riyad’a devredilmesinin ardından iki günlük Suudi Arabistan ziyaretine dün başladı.

Erdoğan ziyaretinde Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz el Suud ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’la görüştü. İki liderin Suudi Arabistan – Türkiye ilişkilerinin durumunu ve nasıl geliştirilebileceğini değerlendirdiği belirtildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Körfez Bölgesi’ndeki kardeşlerimizin istikrarına ve güvenliğine kendi istikrarımız ve güvenliğimiz kadar önem verdiğimizi her vesileyle ifade ediyoruz. Terörün her türlüsüne karşı olduğumuzun ve bölgemizdeki ülkelerle teröre karşı iş birliğine verdiğimiz önemin altını çiziyoruz.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir başka paylaşımda, “İlişkilerimizi her alanda geçmiştekinin de ötesine taşıyacağımıza inanıyorum. Rabbimizin rahmet, mağfiret ve şefkatinin gönülleri kuşattığı mübarek Ramazan ayındaki bu seyahatimiz, dost ve kardeş Suudi Arabistan’la yeni bir dönemin kapılarını aralayacaktır” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu Faturayı Ödedi, Elektriği Açıldı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu sabah itibariyle elektirk faturasını ödediği ve evinin elektriğinin açıldığı bildirildi. Kılıçdaroğlu’nun evinin elektriği 21 Nisan sabahı görevli ekiplerince kesilmişti.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, peş peşe gelen elektrik zamlarının ardından protesto amacıyla faturasını ödemeyeceğini açıklamıştı. Kılıçdaroğlu, evinin elektriğinin kesildiği gün eşi Selvi Kılıçdaroğlu ile kamera karşısına geçerek “lüks” adı verilen bir aydınlatmayla açıklama yapmıştı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Bir avuç holding ceplerini dolduracak diye memleketimizin onurlu insanları fakirliğe sürükleniyor. Söyleyeceklerim, halkın bu adaletsiz düzene karşı yükselttiği sestir” notuyla sosyal medyadan yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı;

‘Büyük bir toplumsal sarsıntının ortasındayız. Saraylı eşkıya holdinglerin cepleri dolacak diye halkın elektrik gibi gıda gibi temel hakları gasp edildi bu ülkede. Elektrik dağıtım şirketlerinin büyük bölümünü beşli çeteye verdiler.

Cengiz Holding, 8 yılda kamudan tam 2 milyar 295 milyon 311 bin lira değerinde 37 ayrı elektrik ihalesi almış. Cengiz gibiler paralarına para katarken; milyonlar faturalarını ödeyemeyecek hale geldi. Aç gözlü çetelere karşı halk çok öfkeli. Dünyada bu girdabın içinde. Tüm dünyada zengin azınlıklar halkların sosyal, siyasi refahını baltalıyor. Vatandaştan alıyorlar, alıyorlar, servetlerine servet katıyorlar.

Dünyanın en zengin 26 insanın serveti dünya nüfusunun yarısına eşit. Zenginler daha zengin, yoksullar daha yoksul hale getirildi.

Bu zenginler servetlerinin yüzde 1’ini paylaşsalar okula gidemeyen bütün çocukların eğitim masrafları karşılanır.

Zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan bu sistem artık miadını. Neoliberalizm artık can çekişiyor. Sıradan insanların öfkesine yenilmek üzere neoliberalizm. İmkansız görünen düşüncelerin zamanı gelmiştir. Devletler insanların temel ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüdür.

Neoliberalizmin sonu gelmiştir. İşte ben bu aç gözlü politikacıların yarattığı karanlığa karşı ayaktayım. Bu eylemim sivil itaatsizlik çağrısı değil bir direniştir. Bu sizin hakkınızı arama mücadelemdir.

Eşimle birlikte bir hafta boyunca karanlıkta kalacağız. Adalet için bu ülkede kilometrelerce yol yürüdüm, şimdi karanlıkta oturacağım. Bu dünyada tüm demokratlara sesleniyorum: Samimilerse onlarda halkları için harekete geçsinler. Erdoğan’a sesleniyorum enerjiye yaptığın zamları geri çek. KDV’yi sıfırla. Kimse merak etmesin karanlıkları aydınlığa çıkaracağız”

Paylaşın

Altılı Masada Kılıçdaroğlu’nun Adaylığına Sıcak Bakılıyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “adaylığı” konusundaki açıklamaların 6’lı masadaki diğer partilerde de karşılık bulduğu belirtildi. CHP liderinin “ittifakın ortak cumhurbaşkanı adayı olması” noktasında “bir itiraz” söz konusu olmadığı ifade edilirken, Kılıçdaroğlu’nun bürokrasiden gelmesi de artı olarak değerlendiriliyor.

İyi Parti kanadında, Kılıçdaroğlu’nun “ittifakın ortak cumhurbaşkanı adayı olması” noktasında “bir itiraz” bulunmuyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre; 24 Nisan’daki Balgat zirvesinin ardından yapılan ortak açıklamada, muhalefetin adayına yönelik yapılan “uzlaşmacı, özgürlükçü, demokratik değerleri içselleştirmiş, milletin tamamını kucaklayan, siyasi ahlak ilkelerini benimseyen, liyakat sahibi” tanımlamasını anımsatan İyi Parti kanadı, “bu kriterlere en uygun isimlerden birinin Kılıçdaroğlu olduğunu” kaydediyor.

Kılıçdaroğlu’nun “son dönemdeki toplumsal ayrışmaya karşı birleştirici rol üstlenebileceği” ifade ediliyor.

Öte yandan İyi Partililer, “2023 seçimlerinin mutlaka kazanılması gerektiğinin” altını çizerek adayın belirlenmesi sürecinde “seçim gelene dek yapılan kamuoyu araştırmalarının yakından takip edileceğini” vurguluyor.

6’lı masada yer alan DEVA, Demokrat, Gelecek ve Saadet partilerinin de “Kılıçdaroğlu’nun muhalefetin ortak adayı olmasına sıcak baktığına” dikkat çekiliyor.

Altı liderin yeniden bir araya geleceği tarih belli oldu

Öte yandan Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın ev sahipliğinde üçüncü kez buluşan altı muhalefet liderinin dördüncü toplantısının tarihi belli olmuştu. GP Lideri Davutoğlu, dördüncü toplantının tarihini sosyal medya hesabından duyurmuştu.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bizlere bugün verimli bir toplantıda ev sahipliği yapan Demokrat Parti Genel Başkanı Sn. Gültekin Uysal’a ve değerli liderlere teşekkür ediyorum. Biz de 29 Mayıs tarihinde Gelecek Partisi Genel Merkezimizde liderleri ağırlamaktan onur duyacağız” ifadelerini kullanmıştı.

Altı siyasi partinin genel başkanları DP Lideri Uysal’ın ev sahipliğinde yapılan üçünü toplantının ardından ortak bir açıklama yayınlamıştı. 6 liderin imzasıyla yapılan ortak yazılı açıklamada şu ifadeler yer almıştı;

“Milli Egemenliğimizin kaynağı Gazi Meclisimizin, Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 23 Nisan 1920’de açılışının 102. yıldönümünden bir gün sonra bir araya gelen altı siyasi partinin liderleri olarak, TBMM’ye yeniden itibar kazandıracak ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ konusundaki kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz.

Bu bağlamda, iktidarın yeni seçim yasası ile yapmak istediği siyaset mühendisliğine karşı iş birliğimizi derinleştirerek sürdürme yönündeki çalışmalarımızı gözden geçirdik. Yoksullaşmayı derinleştiren hayat pahalılığı ve yaşanan ekonomik yıkım sürecinden çıkış yolları konusunda da görüş alışverişinde bulunduk.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin anayasal ve yasal çerçevesi, seçim güvenliği ve işbirliğimizin temel ilke ve hedefleri konularında oluşturmaya karar verdiğimiz çalışma gruplarının görev alanları ve çalışma yöntemlerini ele aldık.

Bu çerçevede anayasal ve yasal mevzuatla ilgili çalışma grubu;

  1. Siyasi ahlak yasası,
  2. Ekonomik ve Sosyal Konseye işlerlik kazandırılması ile ilgili düzenlemeler,
  3. Merkez Bankası bağımsızlığının teminat altına alınması,
  4. Uzun vadeli strateji ve planlamadan sorumlu bir kurumsal yapının oluşturulması, konularında yasal hazırlık yapılması için görevlendirilmiştir.

Cumhurbaşkanı adaylığı konusunda liderler olarak birçok kez vurguladığımız gibi uzlaşmacı, özgürlükçü, demokratik değerleri içselleştirmiş, milletimizin tamamını kucaklayan, siyasi ahlak ilkelerini benimseyen, liyakat sahibi bir aday belirleyeceğiz.

Ayrıca, bugün ABD Başkanı Joe Biden’ın tarihi gerçekleri siyasi istismar aracı yapan açıklamasını kınıyor, geçen sene ‘soykırım’ ifadesinin ABD Başkanı tarafından ilk kez kullanılmasına güncel kaygılarla sessiz kalan iktidarın bu ağır vebalin ortak sorumluluğunu taşıdığını vurguluyoruz.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu ‘Ya Bana Katılın Ya Yolumdan Çekilin’ Sözlerine Açıklık Getirdi

“‘Ya bana katılın ya yolumdan çekilin’ sözlerine açıklık getiren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Ben; bu ülkeyi seven, bu ülke için çaba harcayan, bayrağımızın dalgalanmasını isteyen, vatanına bağlı bütün kesimleri yol arkadaşım olarak kabul ettim ve onlara çağrı yaptım” dedi.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Ankara’da basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Kılıçdaroğlu, grup toplantısında yaptığı “Ya bana katılın ya yolumdan çekilin” sözlerine ilişkin soruya, “Arkadaşlar, Türkiye’nin içinde bulunduğu şartları siz de biliyorsunuz, ben de biliyorum. Adalet yok, hukuk yok demokrasi yok, Anayasa ayaklar altında… Bu ülkede herkes perişan vaziyette ama Saray’ın sesi bile çıkmıyor. Ülke neredeyse sahipsiz bir konumda. Dolayısıyla ben; bu ülkeyi seven, bu ülke için çaba harcayan, bayrağımızın dalgalanmasını isteyen, vatanına bağlı bütün kesimleri yol arkadaşım olarak kabul ettim ve onlara çağrı yaptım” şekline yanıt verdi.

“Vatanını satanlarla kavga etmemiz lazım dedim” diyen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Bu laf doğru mu? Evet, doğru. O zmana ben bunu seslendirmek, söylemek zorundayım. Bir davadan beraat ediyorsunuz, aynı dava tekrar açılıyor ve bu sefer müebbete mahkum ediliyorsunuz” ifadelerini kullandı. Kılıçdaroğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Böyle bir Türkiye’yi siz ister misiniz? Ben istemem! Bunun için yurttaşlarımı uyarmak zorundayım. Ciddi bir sorunumuz var. Ekonomiye bakın, dış politikaya bakın, iç politikaya bakın, vatandaşa bakın… Milyonlarca çocuğun karanlığa mahkum edildiği Türkiye’de ben ne söyleyeyim! Acaba bu çocuklar okula nasıl gidiyorlar, bu çocuklar nasıl besleniyorlar, bu çocuklar nasıl banyo yapıyorlar? Bunu düşünen var mı? Efendim elektrikler kesildi…

Tek cümle ama bunun arkasında milyonlar var. Ben onların yaşadığı dramı yaşamak zorundayım o konuşmayı yapmak için. Ben o dramı yaşadım ve o konuşmayı yapmak benim hakkım. Ben bütün vatandaşlarımın sorunlarına sahip çıkmak zorundayım. Şunu da söylüyorum; Türkiye’nin çözülemeyecek sorunu yoktur ama var olan iktidar tek kişilik hükümet bu sorunu çözemez. Kapasitesi yok, birikimi yok ve çözemez! ”

Kılıçdaroğlu, açıklamalarını, “Bu sorunun çözülmesinin tek yolu var; demokratik yollarla sandığın gelmesi. O nedenle bütün arkadaşlarıma söyledim, eğer bunu istiyorsanız, yol arkadaşı olmak istiyorsanız buyurun gelin beraber yürüyeceğiz. Yok eğer biz mevcut düzenden memnunuz diyorsanız yolunuz açık olsun. Geniş kitleleri yanıma çekmeye, geniş kitlelerin sözcüsü olmaya, geniş kitlelerin dertlerini Mısır’daki sağır sultan duydu, Saray’dakinin de duymasını isterim. Bunun için yaptım.” sözleriyle sona erdirdi.

Paylaşın

CHP’li Selin Sayek Böke: Yeni Bir Düzen Şart

Kemal Kılıçdaroğlu’nun neoliberalizmin miadını doldurduğuna ilişkin sözlerini değerlendiren CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, “Neoliberalizm Türkiye’ye kriz değil, buhran yaşatıyor. Yeni bir düzen ihtiyacı aşikâr” ifadelerini kullandı.

CHP’li Böke, CHP’nin neoliberalizme alternatif olarak ortaya koyduğu programa ilişkin BirGün’den Hüseyin Şimşek’in sorularına şu değerlendirmeyi yaptı:

Neoliberal düzen

Genel Başkanımızın sadece 2021 yılında üç buçuk milyona yakın abonenin faturalarını ödeyemediği için elektriklerinin kesilmesine işaret ederken ifade ettiği çok önemli bir gerçeklik var. Elektrik faturalarımıza da yansıyan ama yalnızca elektrik faturalarımızla sınırlı kalmayan, halk açısından eşitsizliklerin ve yoksulluğun son derece derinleştiği bir buhranın içerisindeyiz ve aslında bu buhranı ortaya çıkaran, eşitsizlikleri derinleştiren kurulu neoliberal düzen.

AKP neoliberalizmin üzerinde yükseldiği esnekleştirme, güvencesizleştirme, kuralsızlaştırma, temel hakların yerine bir avuç yandaşın karlarını gözeten özelleştirme gibi ilkeleri sıkı sıkıya benimsedi ve her alanda uyguladı. Uygulamaya devam ediyor.

Neoliberalizm Türkiye açısından sanayisizleşme anlamına geldi. Neoliberalizm vatandaşın borç batağına gömülmesi anlamına geldi. Neoliberalizm sanayiden tarıma, enerjiden finansa her alanda dışa bağımlılık, stratejik sektörlerde özelleştirmelerle kamusal hakların kaybı anlamına geldi.

Neoliberalizm emeğin güvencesizleştirilmesi ve esnekleştirilmesi; emekçilerin örgütlenme, sendika, grev gibi haklarının siyasal zor yoluyla kullanılamaz hale getirilmesi anlamına geldi. Neoliberalizm temel insan haklarının yok sayılarak sosyal devlet güvencelerinin ortadan kaldırılması ve yoksulluğu yöneten, süreklileştiren sadaka usulü sosyal yardım anlayışı anlamına geldi. Sonuç ise açık: Tek adam rejimi tarafından ülkemizin içine sokulduğu buhranın zemini işte bu düzen oldu.

Yeni düzen ihtiyacı

Bu yıkım karşısında yeni bir düzen ihtiyacı aşikâr. Bizim de siyasi irademiz işte bu yeni düzeni kurmak yönünde. Üretici güçleri destekleyen, kamunun rolünü yeniden tanımlayan, sosyal devleti güçlendiren, hakları güvence altına alarak sürdürülebilirliği sağlayan bir düzen iddiasıdır ortaya koyduğumuz.

Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında hak temelli bir kalkınma hamlesiyle yeniden sosyal devleti inşa edecek olan CHP’nin aslında kökten bir düzen değişikliği içeren programı da tarif ettiğim bu siyasal, sosyal ve ekonomik gerçeklikten yola çıkıyor.

Tek adam rejimi

Tek adam rejiminin yarattığı ekonomik buhran, neoliberalizmin dünyada girdiği krizin bir parçasıdır. Dolayısıyla bugün halk için derin yoksulluk anlamına gelen ekonomik buhrana son vermenin yolu düzeni değiştirmekten ve yerine Güçlü Sosyal Devleti kurmaktan geçiyor.

Türkiye’nin yoksulluğu ortadan kaldıracak, eşitsizliklere son verecek kaynakları olduğunu, kaynakların nereye kullanıldığınınsa bir siyasi tercih olduğunu hatırlatarak, bizim siyasi tercihlerimizi halktan yana kullanacağımızı başta söylemek isterim.

Kamulaştırma

Biz Güçlü Sosyal Devleti kurarken, bir grup imtiyazlı rantçı sermayedara teslim edilen temel kamusal hak ve hizmet alanlarının tümünde öncelikle kamu zararı yaratan bütün rant projelerini kamulaştıracağız. Halkın sırtından bir avuç imtiyazlının zenginleşmesine izin vermeyeceğiz. Sosyal devletin güvencesinin tüm yurttaşları kapsadığı bir düzen kuracağız.

Kamunun bugüne kadar tek adam rejimi ve yandaşları tarafından yağmalanan kaynaklarıyla finanse edeceğimiz Aile Destekleri Sigortası ile her bir aileye temel gelir güvencesi ve güvenceli istihdam alanlarını açan bütüncül bir sosyal politikayı sağlayacağız. Neoliberalizmin aksine güçlü sosyal devlet borç değil destek veren düzendir.

Enflasyon ve hayat pahalılığına liyakatli kadroların görev aldığı bağımsız TCMB, para politikasıyla uyumlu ve eşitsizlik yaratmayan maliye politikası ve Türkiye’nin üretim yapısındaki enflasyonist unsurlara son vererek dönüştüreceğiz.

Hak temelli kalkınma

İstihdam yaratmayan, tüketim ve borçla şişirilmiş, sürekli cari açık ve enflasyon yaratan kalitesiz büyüme anlayışı yerine sanayinin ve tarımın merkeze alındığı hak temelli bir kalkınma anlayışını hayata geçireceğiz.

Sanayide yeşil ve dijital dönüşüm programlarımızla Türkiye’nin dış ticaretini küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillenişinde ülkemizin rekabetçi avantajlarını koruyacak, bu sırada yoksullaştıran büyüme riskine karşı emekçilerin haklarını sosyal devletin güvencesi altına alacağız.

Emek sömürüsünün derinleşmesine izin vermeyeceğiz. Emeğin başta örgütlenme, sendikalaşma, toplu sözleşme olmak üzere tüm temel haklarını anayasal güvence altına alacağız. Tarımda ithalata ve ithal girdiye dayalı, küresel gıda tekellerini besleyen değil küçük üreticiyi ve çiftçiyi destekleyen, gıda güvenliğini sağlayacak, üretimde stratejik planlamaya dayalı programımızı hayata geçireceğiz.

Neoliberalizmin panzehiri olacak hak temelli güçlü bir sosyal devleti inşa etmek için öncelikle demokratik hukuk devletini tesis edecek güçlendirilmiş parlamenter sistemi kuracağız.

Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında kuracağımız demokratik ve eşit yeni düzenle ömrünü çoktan tüketen neoliberalizme alternatif bir pusula arayan dünyamıza da örnek olacak bir deneyimi çok geniş bir toplumsal uzlaşıyla ortaya koyacağımıza inanıyorum çünkü bunun siyasi iradesi ve reçetesi bizde var.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Vatanı Satanlarla Kavga Edeceğiz

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “İçinde bu halk için biriktirdiğim büyük bir kavga var. Bu kavgayı hep birlikte yol arkadaşlarımla birlikte yapacağız. Beş paraya vatandaşlığı satanlarla kavga edeceğiz, yabancılara daire satılsın diye emlak desteği çıkanlarla kavga edeceğiz, ülkede milyonların elektriğini kesen çetelerle kavga edeceğiz” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, “Çocukları etten sütten mahrum bırakanlarla kavga edeceğiz. Bu kiralarla bu enflasyonla kavga edeceğiz. Uyuşturucu baronları ile iş tutanlarla kavga edeceğiz. Ülkenin onurunu konsolosluk bahçelerine gömenlerle kavga edeceğiz. Yargıyı siyasetin emrine verip Brunson’ları özel uçakla gönderip kendi insanımızı hapishanelerde rehin tutanlarla kavga edeceğiz. Yani özetle vatanı satanlarla kavga edeceğiz. Biz birbirimize emanetiz. Kol kola gireceğiz ve yürüyeceğiz. Bu memleket bize emanet.” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin TBMM’deki grup toplantısında Gezi davasından çıkan kararı gündemine aldı. 12 dakika kadar kürsüde kalan Kılıçdaroğlu “”Yazdığım konuşmayı bir kenara bırakıyorum, çok öfkeliyim” diyerek kürsüden indi.

Kürsüye çıktığında ise “Farklı bir konuşma yapacağım” diyerek sözlerine başlayan Kılıçdaroğlu, Gezi’de 18 yıl hapse mahkum edilen Tayfun Kahraman’ın kızı Vera’ya veda ettiği görüntüler için “Bizim Vera’ya bir sözümüz var, biz Vera’yı tekrar babasıyla kucaklaştıracağız” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları şöyle:

“Dünyada böyle bir garabet yok”

“…Dün bir karar açıklandı. Gezi. Değerli arkadaşlarım kurgulanmış mahkemelerden adalet çıkmaz. Buradaki hakimlerin kendi özgür iradeleriyle verdikleri kararlar değil. Talimatla bu kararları alıyorlar. Demokrasi tarihimize baktığımızda bu tür mahkemeleri çok gördük. Bu ülkenin Genel Kurmay Başkanının bile kurgulanmış mahkemelerle hapse atıldığını gördük.

Gezi nedir? Bizim demokrasi tarihimizde özgürlüğü haykıran gençlerin sesidir. Baskıya isyandır Gezi. Kendi ülkemizde özgürce yaşamak istiyoruz diyor gençler. Bu kurgulanmış mahkemede Osman Kavala beraat ettiği bir davadan müebbet hapse mahkum oldu. Dünyada böyle bir garabet yok. Ama bizim ülkemizde olur! Çünkü yargı bağımsız değil. Bizim Vera’ya bir sözümüz var, biz Vera’yı tekrar babasıyla kucaklaştıracağız. Bunu iktidar beşli çetelerin iktidarıdır. Hiç kimse unutmasın halkın değil milletin değil beşli çetelerin iktidarıdır. Ben devletin nasıl soyulduğunu şöyle iade edeyim; bugün farklı bir konuşma ile karşınızda olacağım.

“Evlatların karanlığa mahkum edildiği bir Türkiye”

Karanlığa mahkum edilen milyonların sesini dile getirmek istiyorum. Onların sorunlarını size anlatmak istiyorum. Gerçekten çok öfkeliyim. Evlatların karanlığa mahkum edildiği bir Türkiye’yi asla istemiyorum. Seslenmek istiyorum ey saray sesimi duyuyor musun; hiç kimse olarak gördüklerin yani görmezden gördüklerinin karanlık ışıksız evlerinden sesleniyorum sana. Yoksulların biriken öfkesini görüyor musun?

Evsiz, yurtsuz, elektriksiz, aç bıraktığın bebeklerin ağladığını duyuyor musun! Ben o bebeklerin ağlamalarından gece uyuyamıyorum. Karanlıkta onları düşünüyorum. Sonra o karanlıkta senin beşli, çetelerini de düşünüyorum ve yumruklarımı sıkıyorum. Bunlar engerekler ve çiyanlardır bunlar aşımıza ekmeğimize göz koyanlardır diye Ahmed Arif. Dünya kötülük yapanların yüzünden değil buna seyirci kalanların yüzünden bu hale geldi! Cesaret yoksa zafer yoktur değerli arkadaşlarım.

“Biz birbirimize emanetiz”

Yol arkadaşlarım bütün yol arkadaşlarımıza sesleniyorum size de bir çift lafım var bu engerekler ve çiyanlarla çatışma ne kadar sert olursa zafer de o kadar yakın ve görkemli olacaktır. Ne pahasına olursa olsun yürüyeceğiz. Bu millete çetelere boyun eğdirmeyeceğiz. Ben o yoksulluğa mahkum edilen çocuklar için mücadele edeceğim. Ya bana katılın ya da şimdi şu anda yolumdan çekilin. Açık ve net söylüyorum.

Bir insanın uğurunda öleceği bir şey yoksa hayatında zaten o hiç yaşamamıştır. Pes etmeyeceğim. Durmayacağım. Söz veriyorum, milletimin huzurunda söz veriyorum durmayacağım. İçinde bu halk için biriktirdiğim büyük bir kavga var. Bu kavgayı hep birlikte yol arkadaşlarımla birlikte yapacağız. Beş paraya vatandaşlığı satanlarla kavga edeceğiz, yabancılara daire satılsın diye emlak desteği çıkanlarla kavga edeceğiz, ülkede milyonların elektriğini kesen çetelerle kavga edeceğiz.

Çocukları etten sütten mahrum bırakanlarla kavga edeceğiz. Bu kiralarla bu enflasyonla kavga edeceğiz. Uyuşturucu baronları ile iş tutanlarla kavga edeceğiz. Ülkenin onurunu konsolosluk bahçelerine gömenlerle kavga edeceğiz. Yargıyı siyasetin emrine verip Brunson’ları özel uçakla gönderip kendi insanımızı hapishanelerde rehin tutanlarla kavga edeceğiz. Yani özetle vatanı satanlarla kavga edeceğiz. Biz birbirimize emanetiz. Kol kola gireceğiz ve yürüyeceğiz. Bu memleket bize emanet.

Hadi eyvallah arkadaşlar”

Paylaşın

Altılı Masanın Üçüncü Toplantısı: Somut Adımlar Atılıyor

Altı muhalefet liderinin son toplantısında 3 komisyonun görev alanları ve çalışma yöntemi belirlendi. Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş Mutabakat Metni’ne imza atan 6 muhalefet liderinin son buluşmasında, kurulması kararlaştırılan 3 komisyonun görev alanları ve çalışma yöntemleri belirlendi, cumhurbaşkanı adayı tarifi yapıldı.

Seçime kadar çalışacak, önümüzdeki aylarda sayısı ve kapsamı genişleyebilecek komisyonlar için “İttifaka giden süreçte somut adımlar atıldığının göstergesi” yorumu yapıldı. Liderlerin cumhurbaşkanı adayı tarifi “6’lı masanın devamlılığı için tutum alma, ortak yaklaşım gösterme” sözleriyle değerlendirilirken, bu tarifin konunun ele alınma zamanının geldiği sinyali olarak da görülebileceği ifade edildi.

Nergiz Demirkaya’nın Gazete Duvar’da yer alan haberine göre, Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın ev sahipliğinde bir araya gelen 6 liderin, yaklaşık 6 saati bulan toplantısından çıkan sonuca göre seçime kadar çalışacak 3 çalışma grubu oluşturuldu.

Güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişe ilişkin yasal ve anayasal değişiklik için çalışma yapacak komisyon ilk etapta belirlenen “Siyasi Ahlak Yasası”, “Ekonomik ve Sosyal Konsey’e işlerlik kazandırılması”, “Merkez Bankası’nın bağımsızlığı”, “uzun vadeli strateji ve planlamadan sorumlu kurumsal yapı”nın oluşturulması için yasal hazırlık görevini üstlenecek.

Parlamenter sistem çalışmasını yürüten parti temsilcilerinin yer alması beklenen bu komisyon teknik bir komisyon olacak, süreç içinde liderlerin belirlediği diğer konularla ilgili de çalışma yürütecek. Bu komisyonun çalışması seçimin kazanılması durumunda ilk hayata geçecek kararname, yasa çalışmalarına hazırlık olacak.

Liderlerin kararıyla oluşan en önemli çalışma guplarından bir diğeri katılımcı partilerin “siyasi işler komisyonu” olarak nitelediği çalışma grubu olacak. Olası ittifakın ilke ve esasları, seçim işbirliğine dönük formülleri çalışacak bu komisyonun zamanla liderlerin sekretaryasını da yapması bekleniyor. Kurulacak komisyon siyasi partiler arasında eşgüdümü sağlayacak, işbirliği, ittifaka giden süreçte yaşanabilecek olası krizlere müdahale edecek, çalışmaları kolaylaştırıcı rol üstlenecek.

Seçim güvenliği

Toplantıda üzerinde değerlendirme yapılan bir diğer komisyon ise önceki toplantıda kurulması kararı alınan seçim güvenliği komisyonu oldu. Bu komisyonda 6 siyasi partinin seçim işleri ve bilişimden sorumlu yöneticileri yer alacak. Komisyon seçim güvenliği kapsamında seçim öncesi hazırlıklar, seçim günü sandıkların korunması ve sandıkların kapanmasının ardından başta itiraz süreçlerinde hukuki dayanışma ve iş birliği olmak üzere tüm süreçle ilgili çalışma yapacak. Parti temsilcileri kurulan 3 komisyonu “Bu bir maraton; adım adım ilerliyoruz”, “İttifak, iş birliğine giden süreçte somut adımlar atıldığının göstergesi” sözleriyle değerlendirdi.

6 muhalefet partisi lideri alfabetik sıraya göre her ay bir partinin ev sahipliğinde bir araya geliyor. CHP, DEVA Partisi ve Demokrat Parti ev sahipliğinde yapılan toplantıların dördüncüsü 29 Mayıs’ta Gelecek Partisi’nde olacak. Yapılan planlamaya göre oluşturulan komisyonların toplantı adresi o ay liderler zirvesine ev sahipliği yapacak parti olacak. Bu kapsamda kurulan 3 çalışma grubunun toplantılarının da Gelecek Partisi Genel Merkezi’nde yapılması planlanıyor.

Cumhurbaşkanı tarifi

Edinilen bilgiye göre üçüncü kez gerçekleşen liderler buluşmasında derinleşen ekonomik kriz, göçmen sorunu, dış politikadaki gelişmeler gibi gündemdeki birçok konu ele alındı. Toplantıda Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın Cumhurbaşkanı adayı kriterleri için ifade ettiği “20 yıllık AKP döneminde sorumluluğa ortak olmamış olmak” sözleri de konuşuldu.

Özellikle Gelecek ve DEVA Partisi’nde rahatsızlık yaratan bu sözler için, “Bu kişisel bir mesele değil, 6’lı masanın devamlılığı açısından önemli bir konu. Sürece zarar vermemek için bu konuda ortak tutum, yaklaşım, söylem birliği olmalı” denildi. Liderler açıklamasında yer alan Cumhurbaşkanı tarifinin de bu kapsamda metne yazıldığı öğrenildi. Ayrıca her gün Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı tartışmalarına gönderme yapan bir parti temsilcisi de “Aday önemli ama daha da önemlisi ilkeler. Partili cumhurbaşkanı memleketi felakete sürükledi, onun yerine biz nitelikleri öne çıkararak sistem eleştirisi getirmiş oluyoruz” değerlendirmesi yaptı.

İttifak önerileri

Liderler Zirvesi’nde yeni seçim yasası sonrası gündeme gelen yeni ittifak senaryoları da konuşuldu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bu senaryolarla ilgili “8 seçenek” açıklamasını, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu da “ittifak içinde ittifak” sözleriyle ilgili liderleri bilgilendirdi. Bu konudaki değerlendirmeler somut bir karara dönüşmedi. Parti kurmayları ittifak konusunda her partide değerlendirmeler yapıldığını, birçok seçeneğin ele alındığını belirtirken, henüz hangi kanunla seçime gidileceği belli değilken bir karar almanın da doğru olmayacağını söyledi.

Dördüncü toplantı

Liderlerin yapacağı dördüncü toplantı Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ev sahipliğinde gerçekleşecek. Toplantı için belirlenen tarih İstanbul’un fethedildiği gün olan 29 Mayıs. Bu tarih parti kulislerinde, “İstanbul’u fethettik şimdi Türkiye’yi fethedeceğiz” esprilerine de neden oldu.

Paylaşın

Altılı Masa İlk Olarak Siyasi Ahlak Yasası’nı Çalışacak

Muhalefet partisi liderlerinin üçüncü buluşmasının gündemi, tuzak olarak değerlendirilen Seçim Yasası’na karşı işbirliği, yeni dönemde yapılacak yasal düzenlemeler ile Cumhurbaşkanı adayı kriterleriydi. Masada, dört ayrı başlıkla ilgili yasa hazırlığına başlanması kararlaştırıldı. Önceliğin ise Siyasi Ahlak Yasası’na verileceği öğrenildi.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çalışmalarını sürdüren altı muhalefet partisinin lideri CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, üçüncü kez, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın ev sahipliğinde bir araya geldi. Toplantı öncesinde en çok merak edilen konuların başında, Uysal’ın Gelecek ve DEVA partilerinin tepkisine neden olan tweetinin gündeme gelip gelmeyeceğiydi.

O tweet masada hiç konuşulmadı

Uysal, 10 Nisan’da yaptığı paylaşımda Cumhurbaşkanı adayıyla ilgili üç kriter sıralamış ve bu kriterler arasında “20 yıllık AKP döneminde sorumluluğa ortak olmamış olmak” ifadesini kullanmıştı. Uysal’ın bu tweeti Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nu işaret ettiği gerekçesiyle her iki partide de tepkiyle karşılanmıştı. Edinilen bilgiye göre bu konu, toplantı öncesindeki birebir görüşmelerde konuşuldu ve altılı masa toplantısının gündemine hiç taşınmadı.

Kriterler kimi işaret ediyor?

Kamuoyunun en çok merak ettiği konulardan biri olan Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunun da yalnızca ilkeler çerçevesinde konuşulduğu belirtildi. Toplantı sonrasında yapılan açıklamada cumhurbaşkanı adayına yönelik kriterler sıralanırken, parti yetkililerinden edinilen bilgiye göre masada aday, isim özelinde hiç gündeme gelmedi, aday ismi telaffuz edilmedi.

Buna karşın CHP’li bazı yetkililer DW Türkçe’den Eray Görgülü’ye yaptıkları değerlendirmelerde “Uzlaşmacı, özgürlükçü, demokratik değerleri içselleştirmiş, milletimizin tamamını kucaklayan, siyasi ahlak ilkelerini benimseyen, liyakat sahibi” kriterleriyle Kemal Kılıçdaroğlu’nun işaret edildiği yorumunda bulundu.

“Seçim Yasası, altılı masaya tuzak”

Liderlerin gündemine aldığı konulardan biri de TBMM’de kabul edilen Seçim Yasası oldu. Liderler, bu yasanın Cumhur İttifakı tarafından altılı masayı dağıtmak amacıyla hazırlandığına yönelik değerlendirmelerde bulundu. Masada, birlikte çalışmanın ve ortak cumhurbaşkanı adayının önemi bir kez daha vurgulandı. Buna karşın halen erken seçim olasılığı bulunduğu bu yüzden seçime hangi yasayla girileceğinin de net olmadığı vurgulandı.

İlk olarak Siyasi Ahlak Yasası çalışılacak

Buluşmanın bir diğer önemli gündem maddesi de seçim sonrasında yürürlüğe sokulması planlanan yasal düzenlemeler oldu. Siyasi Ahlak Yasası’nın hazırlanması kararlaştırılırken, Ekonomik ve Sosyal Konsey’e işlerlik kazandırılması, Merkez Bankası bağımsızlığının teminat altına alınması ve Devlet Planlama Teşkilatı’nın yeniden hayata geçirilmesine yönelik yasa hazırlığının da yürütülmesine karar verildi. Edinilen bilgiye göre, yasal mevzuatla ilgili kurulan komisyon önümüzdeki hafta ilk olarak Siyasi Ahlak yasası üzerinde çalışmaya başlayacak.

Davutoğlu gündeme getirmişti

Siyasetin finansmanında şeffaflık sağlamayı amaçlayan Siyasi Ahlak Yasası, Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlığı döneminde gündeme gelmiş ancak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın itirazları üzerine rafa kaldırılmıştı. Davutoğlu da bu yılın başında yaptığı açıklamada da, yasal düzenlemenin hayata geçmesinin kendi partisi tarafından engellendiğini belirterek, “Parti içinde engellendim ki başbakanlığıma mal oldu” ifadesini kullanmıştı. Davutoğlu tarafından 2015 yılının başında açıklanan teklif, TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin grup başkanvekilleri, genel merkez yöneticileri, il ve ilçe başkanlarına mal bildiriminde bulunma zorunluluğunu öngörüyordu.

Şahin: Herkes kafasına göre aday tarifi yapmasın diye

DEVA Partisi Sözcü İdris Şahin, yasal düzenlemelerin ne şekilde olacağına yönelik komisyon kurulacağını ve bu komisyonun çalışmalarına başlayacağını söyledi. Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlığı döneminde gündeme getirilen ancak vazgeçilen Siyasi Etik Yasası teklifini hatırlatan Şahin, “O dönem geri çekilen hususların büyük çoğunluğu, çalışmamızın içerisinde olacak” dedi.

Şahin, adaylık tarifi ile ilgili de “Tarif, masada oturanların bundan sonra bu kriterler içerisinde açıklama yapması gerektiğine ilişkin vurgu yapıyor” dedi. Şahin, “Herkes kendi kafasına göre aday tarifi yapmasın, bu ilkeler doğrultusunda bir aday tarifi yapılsın düşüncesinde konulmuş düzenleme” değerlendirmesinde de bulundu. Şahin, Gültekin Uysal’ın tweeti ile ilgili soru üzerine de “Tweet konusu gündeme gelmemiş ama öncesindeki görüşmelerde yapılan ziyaretlerde dile getirilmiş, o da kendisi yanlış anlaşıldığını ifade etmiş, dolayısıyla masada tekrar ısıtılıp gündeme getirilmemiş” diye konuştu.

CHP’li Erkek: Siyaset zenginleşme aracı olmamalı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek de, artık masada çok daha somut başlıkların konuşulduğuna dikkat çekti. Masada Türkiye’nin meselelerinin konuşulduğunu ifade eden Erkek, cumhurbaşkanı adayıyla ilgili isimden çok ilkelerin önemli olduğunu belirtti. Erkek, “Seçilecek olan cumhurbaşkanı, gerçek anlamda milleti temsil edecek, partiler üstü olacak. Uzlaşmayı sağlayacak” dedi. Erkek, önümüzdeki hafta çalışmalarına başlanacak Siyasi Ahlak yasasının da kendisinin Anayasa Komisyonu üyesiyken gündeme geldiğini hatırlattı.

Erkek, yasa teklifinin o dönem komisyona getirildiğini ancak sonra rafa kaldırıldığını belirterek, CHP olarak kendilerinin de Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu imzasıyla bu konuda bir tekliflerinin bulunduğunu vurguladı. Erkek, “Bunları daha da genişleterek Türkiye’nin siyasi etik kodlarını belirlememiz lazım. Bu memlekette siyaset zenginleşme, menfaat ve statü aracı. Milletvekilleri, bakanlar, belediye başkanları Türkiye’yi yöneten herkes, bu etik kodlarla bağlı olacak” diye konuştu.

Siyasetin zenginleşme aracı olmaması gerektiğinin altını çizen Erkek, “Herkesin mal varlığı beyanından tutun da uyması gereken etik kurallar, açık bir şekilde yasayla bağlanacak” dedi. Gültekin Uysal’ın tartışmaya neden olan tweetinin de gündeme gelmediğini kaydeden Erkek, “Daha önce Gültekin bey ziyaretlerinde konuşulmuştu. Yanlış anlama da giderilmişti. Arada tabii ufak tefek yol kazaları da çok doğaldır. Ama altı partinin birlikte çalışma iradesi çok güçlü” dedi.

İYİ Parti’li Tatlıoğlu: Sisteme hızlı geçiş için

İYİ Parti Grup Başkanı İsmail Tatlıoğlu da, seçim sonrası yapılacak çalışmalara dikkat çekti. Sistem değişikliğinin hızlı bir şekilde yapılabilmesi amacıyla şimdiden hazırlık yaptıklarını ifade eden Tatlıoğlu, “Pazar günü seçim, pazartesi günü sisteme fiili olarak geçilecek. Ama hukuki düzenlemeler, gerek kanunlar, gerek Anayasa’da yapılacak değişikliklerin tamamı ile ilgili tam bir hazırlık yapılacak ve sisteme hemen geçiş süreci başlatılacak” dedi.

Siyasi Ahlak yasası ile ilgili de değerlendirmede bulunan Tatlıoğlu, “Siyasi etik evrensel bir değer. Bunun demokratik ülkelerde karşılıkları var. Amerika tekrar keşfedilmeyecek” dedi. Tatlıoğlu, çalışma yapılacağı açıklanan dört konu dışında da önümüzdeki dönemde yeni çalışmalar olacağını belirtti.

Paylaşın

CHP’li Sezgin Tanrıkulu’na ‘1915’ Soruşturması

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu hakkında 1915 olaylarıyla ilgili paylaşımları nedeniyle soruşturma başlattı.

Sezgin Tanrıkulu, sosyal paylaşım platformu Twitter’daki hesabından 24 Nisan’da 1915 olayları ile ilgili paylaşımda bulundu.

Soruşturma 301’den

Başsavcılık, Tanrıkulu hakkında “Türkiye Cumhuriyeti devletinin manevi şahsiyetini aşağıladığına” dair somut deliller bulunduğu gerekçesiyle Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 301. maddesi gereğince soruşturma başlattı.

Tanrıkulu, 24 Nisan’da sosyal medya hesabından şunları yazmıştı:

“107 yıl önce #24Nisan1915’te yüzlerce Ermeni aydını İstanbul’da gözaltına alınıp, Çankırı, Ayaş, Ankara’ya sürüldü ve zorla kaybedildi. Kötülüğün miladı ile olan bu tarihle yüzleşmeden gerçek adalet sağlanamaz.”

301. Madde

Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçunu düzenleyen 301. maddesinde,

“(1) Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet
Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
(3) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.
(4) Bu suçtan dolayı soruşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır” hükümlerine yer veriliyor.

1915 olayları

Birinci Dünya Savaşı sürerken Anadolu’da yaşayan Ermeniler 1915-1916 yıllarında, dönemin Osmanlı yönetimi tarafından Doğu Anadolu’dan Suriye ve Mezopotamya’ya sürgüne zorlanmıştı. Açlık, susuzluk, hastalık ve katliamlar nedeniyle yüz binlerce Ermeni, sürgün yollarında hayatını kaybetmişti.

Ermenistan ve çok sayıda tarihçi, bu dönemde 1 milyonun üstünde Ermeninin sistematik olarak katledildiğini ve ağır koşullarda ölüme terk edildiğini savunarak bu süreci “soykırım” olarak nitelendiriyor.

Türkiye ise tehcir kararının, savaşın zorlu şartları altında silahlı isyana karşı “son çare” olarak alındığını savunuyor; “acı olaylar” yaşandığını kabul etmekle birlikte soykırım nitelendirmesine karşı çıkıyor. Ermeni kırımını dünyada 30’u aşkın ülke, parlamento düzleminde soykırım olarak tanıyor.

Paylaşın

Altı Liderin Yeniden Bir Araya Geleceği Tarih Belli Oldu

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın ev sahipliğinde üçüncü kez buluşan altı muhalefet liderinin dördüncü toplantısının tarihi belli oldu. GP Lideri Davutoğlu, dördüncü toplantının tarihini sosyal medya hesabından duyurdu.

Haber Merkezi / Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bizlere bugün verimli bir toplantıda ev sahipliği yapan Demokrat Parti Genel Başkanı Sn. Gültekin Uysal’a ve değerli liderlere teşekkür ediyorum. Biz de 29 Mayıs tarihinde Gelecek Partisi Genel Merkezimizde liderleri ağırlamaktan onur duyacağız” ifadelerini kullandı.

Altı siyasi partinin genel başkanları DP Lideri Uysal’ın ev sahipliğinde yapılan üçünü toplantının ardından ortak bir açıklama yayınladı. 6 liderin imzasıyla yapılan ortak yazılı açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Milli Egemenliğimizin kaynağı Gazi Meclisimizin, Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 23 Nisan 1920’de açılışının 102. yıldönümünden bir gün sonra bir araya gelen altı siyasi partinin liderleri olarak, TBMM’ye yeniden itibar kazandıracak ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ konusundaki kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz.

Bu bağlamda, iktidarın yeni seçim yasası ile yapmak istediği siyaset mühendisliğine karşı iş birliğimizi derinleştirerek sürdürme yönündeki çalışmalarımızı gözden geçirdik. Yoksullaşmayı derinleştiren hayat pahalılığı ve yaşanan ekonomik yıkım sürecinden çıkış yolları konusunda da görüş alışverişinde bulunduk.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin anayasal ve yasal çerçevesi, seçim güvenliği ve işbirliğimizin temel ilke ve hedefleri konularında oluşturmaya karar verdiğimiz çalışma gruplarının görev alanları ve çalışma yöntemlerini ele aldık.

Bu çerçevede anayasal ve yasal mevzuatla ilgili çalışma grubu;

  1. Siyasi ahlak yasası,
  2. Ekonomik ve Sosyal Konseye işlerlik kazandırılması ile ilgili düzenlemeler,
  3. Merkez Bankası bağımsızlığının teminat altına alınması,
  4. Uzun vadeli strateji ve planlamadan sorumlu bir kurumsal yapının oluşturulması, konularında yasal hazırlık yapılması için görevlendirilmiştir.

Cumhurbaşkanı adaylığı konusunda liderler olarak birçok kez vurguladığımız gibi uzlaşmacı, özgürlükçü, demokratik değerleri içselleştirmiş, milletimizin tamamını kucaklayan, siyasi ahlak ilkelerini benimseyen, liyakat sahibi bir aday belirleyeceğiz.

Ayrıca, bugün ABD Başkanı Joe Biden’ın tarihi gerçekleri siyasi istismar aracı yapan açıklamasını kınıyor, geçen sene ‘soykırım’ ifadesinin ABD Başkanı tarafından ilk kez kullanılmasına güncel kaygılarla sessiz kalan iktidarın bu ağır vebalin ortak sorumluluğunu taşıdığını vurguluyoruz.”

Paylaşın