CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Lozan Ülkemizin Tapu Senedidir

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Parlamento açıldığında vereceğimiz ilk kanun teklifi, Lozan’ın resmi bayram olarak kabul edilmesinin teklifi olacaktır. Lozan, ülkemizin tapu senedidir” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Lozan Barış Antlaşması’nın 99’uncu yıl dönümü nedeniyle sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, açıklamasında, “Büyük bir diplomasi zaferine imza atarak bağımsız Türkiye’nin yolunu açan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, İsmet İnönü’yü ve tüm milli mücadele kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyor, #LozanBarışAntlaşması’nın 99. yılını kutluyorum.

Milli mücadelemizi, büyük bir diplomasi zaferiyle taçlandırdığımız #LozanBarışAntlaşması’nın yıl dönümünde tekrar söylüyorum. Parlamento açıldığında vereceğimiz ilk kanun teklifi, Lozan’ın resmi bayram olarak kabul edilmesinin teklifi olacaktır. Lozan, ülkemizin tapu senedidir!” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, Lozan Antlaşması’nın 99’uncu yıl dönümü kapsamında Cumartesi günü Bursa’da düzenlenen “Büyük Mübadil Buluşması”na katılmış ve burada da aynı sözü vermişti.

CHP lideri burada yaptığı konuşmada şöyle konuşmuştu:

“Lozan’ı eleştirenler var. Eleştirenler, Türkiye’yi bilmiyor. Lozan’ı eleştirenler var. Türkiye’yi sevmiyorlar onlar. Cumhuriyeti sevmiyorlar. Demokrasiyi sevmiyorlar. Bir mücadelenin nasıl verildiğini bilmiyorlar. Bu ülkede yoksulluk içinde mücadele verdik. Kanlarımızla mücadeleyi verdik. Dedelerimiz, babalarımız bu mücadeleyi verdi. Sizler de bu mücadelenin birer kahramanısınız. Şimdi hep beraber Türkiye’yi büyütme zamanı.”

Kılıçdaroğlu, Lozan’ın imzalandığı günün resmi bayram ilan edilmesi için Bursa milletvekilleri öncülüğünde kanun teklifi vereceklerini açıkladı.

CHP lideri, “Atatürk’ün hemşehrisi” olarak seslendiği Balkan göçmenlerine de partiye katılmaları çağrısında bulundu:

“Bütün Balkan göçmenlerinden de istirhamımdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün partisine geleceksiniz. Bize katılacaksınız. Oy vereceksiniz ve beraber yürüyeceğiz. Beraber mücadele edeceğiz.”

‘Irkçılık yapmadan mültecileri kendi ülkelerine davul-zurnayla göndereceğim’

Kılıçdaroğlu konuşmasında Türkiye’deki mülteci ve göçmenlere de değindi, “ırkçılık yapmadan bütün mültecileri kendi ülkelerine, davulla zurnayla göndereceğim” dedi:

“Elbette ki bizim ülkemize değişik yerlerden gelen kardeşlerimiz var. Suriyeli göçmenlerimiz var. Afganlardan gelenler var. Size sözüm söz. Irkçılık yapmadan bütün mültecileri kendi ülkelerine, davulla zurnayla göndereceğim. Kendi ülkelerinde yaşayacaklar. Onların da birer insan olduğunu biliyorum. Onların da barış içinde, huzur içinde kendi ülkelerinde yaşamaları gerektiğini biliyorum.”

“O nedenle önce barışı sağlayacağız. Önce can güvenliklerini sağlayacağız. Yollarını, okullarını, kreşlerini, hastanelerini yapacağız. İstihdam alanlarını yaratacağız. Kendi ülkelerinde onları da barış içinde yaşayacaklar. Biz kendi kültürümüzü korumak, kendi kültürümüzü yüceltmek isteriz.”

Paylaşın

CHP, Seçim Çalışmalarını Hızlandırdı

Meclis’in kapanmasının ardından siyasi partiler örgütlenme çalışmalarına hız verdi. Erken ya da zamanında yapılacak seçim için saha çalışmalarına başlayan ana muhalefet partisi CHP’de bir taraftan farklı illerde grup toplantıları ve mitingler düzenlenerek saha çalışması yürütülürken diğer taraftan “öbek çalışması” kapsamında hane ziyaretleri yapılıyor. Son verilere göre belirlenen yaklaşık 100 bin sorumlu son 3 ayda 1.5 milyonun üzerinde haneyi ziyaret etti.

CHP Parti Örgütü ve Örgüt Yönetimlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı’nın verdiği bilgiye göre yaz boyunca her hafta bir başka ilde yapılacak grup toplantılarının takvimi belli olmaya başladı.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın haberine göre, ilk grup toplantısı için adres Ağrı olarak belirlenmişti, ancak ulaşımdaki bazı güçlükler nedeniyle adres değiştirildi. Partinin planlamasına göre ilk grup toplantısı 2 Ağustos Salı günü saat 13.30’da Erzurum’da, sonraki haftalarda da sırasıyla Edirne, Yalova ve Afyon’da düzenlenecek. Aralarında Elazığ’ın da olduğu eylül ayı programı daha sonra duyurulacak.

CHP “Milletin Sesi” adıyla ilki Mersin’de yapılan mitinglerini de yaz boyunca devam ettirecek. İlk miting bu hafta sonu, 24 Temmuz’da Balıkesir’de olacak. Yaz boyunca bu şekilde en az 1-2 mitingin daha yapılması planlanıyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Salıcı, AK Parti ve MHP Genel Başkanlarının katıldığı İstanbul’daki 15 Temmuz programına işaret ederek, “Balıkesir Kuvayi Milliye meydanında Saraçhane’de görmediğiniz bir kalabalık göreceksiniz” dedi.

Milletvekilleri, parti yöneticileri ve il teşkilatları yaz boyunca seçim bölgelerinde çalışacak. CHP’nin belirlenen sokaklarda yaklaşık 400 seçmeni kapsayan öbek çalışmasında önceden belirlenmiş partililer tarafından tek tek hane ziyaretleri yapılıyor. Bu ziyaretler partinin “intranet” sistemine aktarılarak takip ediliyor. Salıcı’nın verdiği bilgiye göre atanan 101 bin öbek sorumlusu son 3 ayda çalışmalarını artırdı, ziyaret edilen hane sayısı 1 milyon 671 bin 167 oldu. Yaz boyunca bu sayısının daha da artması bekleniyor.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kayıtlarına göre Mayıs 2022 itibariyle CHP’nin üye sayısı 1 milyon 339 bin. CHP’li Salıcı başta Doğu Masası çalışmalarının sonucu olmak üzere ülke genelinde üye katılımlarının arttığını söyledi. Şu an üye sayısının 1 milyon 355 bine yükseldiğini kaydeden Salıcı’nın verdiği bilgiye göre doğu illerindeki üye sayılarında yüzde 150-300 arası artışlar yaşandı. Doğu illerinde üye olanların batıdaki kentlerde yaşayan yakınlarını da etkilediğine dikkat çeken Salıcı, “En son İzmir’de bin 500 kişilik üye katılımı yaptık. Büyük kısmı doğu illerinden göçmüş vatandaşlarımız. Doğu batıyı, batı da doğuyu tetikliyor. Belediye başkanların çalışmaları, yerel seçimlerde başarı bu katılımı artırıyor” dedi.

2018 seçimlerindeki verilere göre ülke genelinde 180 bin 65 sandık bulunuyor. CHP’li Salıcı 18 Temmuz itibarıyla bu sandıkların tamamına sandık sorumlusu atandığını belirterek şu an yüzde 100’ü yakaladıklarını ifade etti. Ancak parti yöneticileri seçim yapılana kadar atanan isimlerin kontrol ve denetimlerini sürdürecek. Atanan sandık sorumlularından bu görevi hastalık, askerlik, okul, il değişikliği gibi çeşitli nedenlerle yapamayacak olanlar tespit edilerek yeni atamalar gerçekleştirilecek.

Seçim güvenliği için ortak yazılımlar

Sandık sorumlularının belirlenmesi ve eğitilmesi seçim güvenliği açısından büyük önem taşıyor. Tüm partiler propaganda ve örgütlenme çalışmalarının yanı sıra özel olarak bu alanda da çalışma yürütüyor. Ancak “Altılı Masa” çalışmaları kapsamında seçim güvenliği için de ortak çalışma kararı alındı. 6 siyasi parti temsilcisi seçim öncesi, seçim günü ve sonrası olmak üzere 3 aşamalı çalışma programını kamuoyu ile paylaştı. Salıcı şu an tüm partilerin kendi sandık sorumlularını belirleme ve eğitme sürecinde olduğunu, ancak yapılan planlama doğrultusunda kısa sürede 6 partinin sandık görevlilerini takip edeceği bir uygulamanın hayata geçeceğini anlattı. Bu uygulama aracılığıyla tüm partiler birbirlerinin sandık görevlilerini görebilecek, eksiklikler varsa giderilecek. 6 siyasi parti ayrıca seçim gecesi sandık tutanaklarını gösterecek ortak bir yazılım için de çalışmaları sürdürüyor.

Seçim güvenliği kapsamında 6 siyasi parti temsilcisinin oluşturduğu komisyon, sivil toplum örgütleri, gönüllü organizasyonlar ve diğer siyasi partilerle de çalışmaya açık olacak. İlk kez seçim güvenliği için partilerin böyle bir ortak çalışma yaptığını, bunun çok değerli olduğunu belirten Salıcı, “Hedefimiz yapacağımız çalışmalarla seçimin güvenliğine dair tereddütleri ortadan kaldırmak, güven sağlamak” diye konuştu.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: AKP Artık Birinci Parti Değil

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, AKP’nin oyunun yüzde 49’dan yüzde 30’un altına düştüğünü belirterek “Şu anda birinci parti değil. Anketlerin ortaya koyduğu bir gerçek var. Cumhuriyet Halk Partisi istikrarlı bir yükselişe sahip ve birinci parti.  Önümüzdeki süreçte oyumuz daha da yükselecek” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, siyasi gündem ve önümüzdeki seçimlerle ilgili önemli tespitlerde bulundu.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı adayı konusunda  “Biz 6 lider Cumhurbaşkanı adayımızı ortak belirleyeceğimize dair söz verdik. Altılı masanın hep beraber üzerinde uzlaşacağı bir aday olacak. Bu konuda hiç kimsenin endişesi olmasın” dedi.

İstanbul’un yerel basın organlarından Damga gazetesine konuşan Kılıçdaroğlu, HDP’nin altılı masada olmak istemediğini dile getirdi ve “Onlar 3. bir ittifak kurmak istiyorlar. HDP’nin başkanlığında ya da içinde olduğu bir ittifak” yorumunu yaptı.

Kılıçdaroğlu, AKP’nin oyunun yüzde 49’dan yüzde 30’un altına düştüğünü belirterek  “Şu anda birinci parti değil. Anketlerin ortaya koyduğu bir gerçek var. Cumhuriyet Halk Partisi istikrarlı bir yükselişe sahip ve birinci parti.  Önümüzdeki süreçte oyumuz daha da yükselecek” ifadelerini kullandı.

Memhmet Mert’e konuşan Kılıçdaroğlu’nun röportajı şöyle:

Geçmişte çok sayıda erken seçim çağırısı yaptınız. Ama son günlerde bu tür bir çağrıda bulunmuyorsunuz. Şu anda erken seçim istemiyor musunuz? Ya da Cumhurbaşkanı Erdoğan,  erken seçim yapmaz diye mi çağrıda bulunmuyorsunuz?

Hayır erken seçim istiyoruz. Gecikilen her günün topluma maliyeti artıyor. Bir an önce seçim yapılması lazım. Yeni yönetim ve anlayışın, demokratik anlayışın gelmesi gerekiyor. Toplum çok kutuplaştı. İnsanları kutuplaşmadan arındırmak ve uzlaştırmak gerekiyor. Toplumsal uzlaşma sağlamak gerekiyor. Erdoğan toplumu gererek kendi tabanını tutmak istiyor. Bunda da başarılı olamayacağı çok açık. Erdoğan yönetemiyor. Geldiğimiz nokta bu. Üzülerek söylüyorum.

İmamoğlu’na sahip çıktı

CHP’li belediye başkanlarının afet zamanında tatilde olmaları çok tartışılıyor. Her kesimden eleştiri alıyorlar. Bu durumu başkanlarla değerlendirdiniz mi? Bu yönde de hiç açıklamanızı duymadık…

Afet önceden haber vermez. Belediye başkanları tatilde olabilirler. Bulundukları yerin dışında olabilirler, yurt dışında olabilirler. Bunlar birer insan. Tatile ihtiyacı veya bulundukları yerin dışına çıkmak gibi görevleri de olabiliyor. Yurt dışına da çıkabiliyorlar. Afet olduğunda onların kadroları var. Kadrolar dahil olurlar. O işlerle ilgili görevliler var. Görevleri afet alanına süratle ulaşmak ve afetin yarattığı zararları gidermek. Belediye başkanlarımız da bu görevlerini yerine getiriyor.

Siz bu eleştirileri dikkate almıyor musunuz?

Eleştirilere saygı duyuyorum. Ama hayatın bir gerçeği var. Bir yerde yangın çıktığında, su baskını olduğunda herhangi bir afet durumunda belediye görevlileri oradadır. Aracı gereci oradadır. Ekipleri oradadır. Belediye Başkanı alınması gereken kararları alır. Talimatları verir. Gerekirse kendisi de oraya gider müdahil olur.

Adaylık açıklaması

Toplum sizin hoşgörülü, fedakar biri olduğunuz yönünde hemfikir. Yine bu fikirden yola çıkarak “Kılıçdaroğlu’nun kafasında bir aday var. O aday yıpranmasın diye kendi adaylığını öne sürüyor. Yarın yine o adayı açıklayacak” düşüncesine katılıyor musunuz? Böyle bir aday var mı?

Benim altılı masanın bir üyesi olduğumu siz de biliyorsunuz. Biz 6 lider Cumhurbaşkanı adayımızı ortak belirleyeceğimize dair söz verdik. Kafamda birinin olması önemli değil. Önemli olan altı liderin bir araya gelip ortak adayı belirlemesidir. Bu konuda da aramızda konuştuk. Şu aşamada Cumhurbaşkanı adayını konuşmanın ve tartışmanın manası yok. Cumhurbaşkanı adayının kim olduğu sorulduğunda niteliklerini belirleyelim ve kamuoyuna deklare edelim dediler. Yayınladığımız bildiride bu nitelikleri belirledik. Bu niteliklere uygun isim Millet İttifakı’nın adayı olarak açıklanacak ve seçimden sonra Cumhurbaşkanı olacak.

Altılı masadan çıkan isim niteliklere uymasına rağmen sizin onaylamadığınız ve mutabık kalmadığınız birisi olursa ne yaparsınız?

Altılı masa hep beraber üzerinde uzlaşacağımız bir aday olacak. Bu konuda hiç kimsenin endişesi olmasın.

“AKP şu an birinci parti değil”

Ekonomi çok kötü durumda. Bireysel haklar, özgürlükler tartışılıyor. Bütün bunlara rağmen baktığınızda iktidar partisi bütün anketlerde yine birinci parti çıkıyor. Muhalefette ise oy açısından bir patlama görünmüyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?

AK Parti yüzde 49’dan yüzde 30’un altına düşmüş durumda. Şu an birinci parti değil. Anketlerin ortaya koyduğu bir gerçek var. Cumhuriyet Halk Partisi istikrarlı bir yükselişe sahip ve birinci parti. Oyumuz yüzde 40 veya yüzde 50 oldu diye bir iddiamız yok. Ama trende baktığınız zaman Cumhuriyet Halk Partisi dikkatli ve istikrarlı bir şekilde oyunu yukarı doğru taşıyor. Önümüzdeki süreçte oyumuz daha da yükselecek.

6’lı msasada oy oranı daha düşük olan partilerle ittifak yapıyorsunuz. Ama oy oranı yüzde 10’un üzerinde gözüken HDP var. Bu HDP’yi dışarda tutmanız HDP seçmenini incitmez mi?

Hayır incitmez. HDP’nin de altılı masada olmak gibi bir iddiası yok. Onlar 3. bir ittifak kurmak istiyorlar. HDP’nin başkanlığında ya da içinde olduğu bir ittifak.”

Paylaşın

CHP’li Kaboğlu: Türkiye OHAL Sürecini Yaşamaya Devam Ediyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Allah’ın lütfu” olarak ifade ettiği 15 Temmuz darbe girişiminden sonra 20 Temmuz’da olağanüstü hal (OHAL) ilan etti. CHP Milletvekili Kaboğlu, iktidarın OHAL ve OHAL sonrası politikalarına dikkat çekerek, “Türkiye OHAL sürecini yaşamaya devam ediyor” dedi.

15 Temmuz darbe girişiminden sonra iktidar 20 Temmuz’da OHAL kararı aldı. 21 Temmuz 2016’da resmiyete kavuşan OHAL 18 Temmuz 2018’de sona erdi; yedi kez uzatılarak iki yıl sürdürüldü. Bu dönemde toplam 37 kanun hükmünde kararname (KHK) çıkarıldı. İktidar OHAL sürecinde eleştiri ve tepki çeken düzenlemeleri keyfi olarak uygulamaya koydu.  OHAL sürecini CHP TBMM Anayasa Komisyonu CHP Grup Sözcüsü, Anayasa Hukukçusu ve İstanbul Milletvekili Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu Evrensel’e konuştu.

“Anayasa md.120 çerçevesinde ilan edilen OHAL, iki yılın sonunda aslında sözde kalktı” diyen Kaboğlu, “Şöyle ki; 27. yasama döneminin ilk mevzuatı olan 7145 sayılı Yasa ile, OHAL önlemleri üç yıl daha uzatıldı. Böylece OHAL KHK yoluyla “yargısız infaz” şeklindeki kıyım yetkisi, valilere ve ilgili kurumlara aktarıldı. Bu üç yıllık sürenin sona ermesine günler kala, 7333 sayılı Yasa ile bu süre bir kez daha uzatıldı. Bu nedenle, OHAL, yasal düzlemde kısmen de olsa devam ediyor” ifadelerini kullandı.  Kaboğlu, bunun nasıl olduğunu da şöyle açıkladı: “7145 sayılı Yasa önerisi, düzenleme konusu gereği, Adalet Komisyonunda görüşülerek Genel Kurulda kabul edildi. Uzatma önlemlerine ilişkin ve Anayasa’ya aykırı diğer hükümlerin iptali istemiyle CHP, Anayasa Mahkemesine başvurdu.”

Meclis 25 saat aralıksız çalıştırıldı

Üç yılın dolmasına günler kala, uzatma kapsamındaki hükümlerin, bu kez bir torba yasa içine serpiştirilerek, örtülü bir biçimde Bütçe ve Plan Komisyonuna getirildiğini hatırlatan Kaboğlu, “Başta CHP ve HDP gelmek üzere demokratik muhalefet partilerinin yoğun itirazları üzerine, Genel Kurul aşamasında 3 yıllık süreler birer yıla indirildi. Bununla birlikte, ticari şirketlerin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyumluğuna devredilmesi ve TMSF tasarrufuna konulmasına ilişkin süre 3 yıl olarak korundu. Özetle, bu çerçevede TMSF tarafından kayyum olunan şirketler, 2 yıl daha OHAL önlemleri çerçevesinde yönetilecek” ifadelerini kullandı. Kaboğlu, 7333 sayılı ve OHAL önlemlerinin uzatılmasını içeren yasa ve 7334 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu’nun, 17 Temmuz 2021’de toplanan ve 18 Temmuz saat 15.00’e kadar 25 saat süreyle aralıksız çalıştırılan TBMM Genel Kurulu tarafından kabul edildiğini belirtti.

Her iki yasanın Anayasa’ya aykırı hükümlerinin iptali için CHP olarak Anayasa Mahkemesine başvurduklarını da anımsatan Kaboğlu, “7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 28 Temmuz 2021’de yürürlüğe girdiğine göre, KHK önlemleri, 28 Temmuz’da yürürlükten kısmen kalkmış olacak; çünkü, TMSF önlemleri 2 yıl daha sürecek” dedi.

Kaboğlu, TMSF’ye devredilen şirketler üzerinde nasıl tasarruf edildiği ve sermayenin paravan şirketler yoluyla eşe dosta nasıl dağıtıldığı ve bu konuda son hükümette OHAL’den sorumlu başbakan yardımcısı olarak görev yapan kişinin rolünün, ayrı bir dosya olarak ele alınması gerektiğine de dikkat çekti. “Türkiye OHAL sürecini yaşamaya devam ediyor” diyen Kaboğlu, “Bunda, yürütmenin yanı sıra, yasama ve Anayasa Mahkemesinin sorumluluğu ayrıca ele alınmalıdır” dedi.

“Kendini Anayasa’dan üstü gören böyle bir komisyon adil karar verebilir mi?”

15 Temmuz sonrasında KHK ile görevlerinden ihraç edilenlerin işlerine iade edilip edilmeme kararını vermek üzere kurulan ve büyük tartışma konusu olan OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuyla ilgili Kaboğlu, “Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu (OHALİİK) da bu sorumsuzluk halkası içinde; üstelik, görevlileri çifte maaşlı. Bu nedenle, sınırlı süre ile kurulduğu halde görev süresi her yıl uzatılan OHALİİK 6. yılında” dedi.  Komisyonun “Ne denli keyfi kararlar verdiğini anlamak için uzun bir araştırma yapmaya ya da sayısal çizelgeler hazırlamaya gerek yok” diyen Kaboğlu, Barış Akademisyenleri (BAK) dosyaları tipik örneğine dikkat çekerek şunları söyledi: “Anayasa Mahkemesi (AYM), Barış Bildirisinin, ifade özgürlüğü güvencesi altında olduğunu karara bağladı. Ağır ceza mahkemeleri (ACM), BAK dosyaları üzerinde aklama kararı verdi. Bu kararlar kesinleşti. ACM ve AYM’lerin herkes için bağlayıcı olan ve kesinleşmiş bulunan kararlarına göre, Barış Bildirisine rıza gösteren öğretim üyeleri ile terör örgütleri arasında “irtibat ve iltisak” yok. OHALİİK ise, yargı kararları yokmuş gibi davranarak BAK dosyalarını beş yıl beklettikten sonra her biri için “ret” kararı verdi.” “Kendini Anayasa’dan üstü gören böyle bir komisyon adil karar verebilir mi?” diye soran Kaboğlu, “BAK dosyalarında açıkça keyfi kararlar vermiş olan geçici bir komisyonun diğer dosyalar hakkında ne denli keyfi kararlar verdiğini tahmin etmek hiç de zor değil” dedi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu Ve Akşener’den ‘İstanbul Sözleşmesi’ Tepkisi

Danıştay’ın İstanbul Sözleşmesi’nin feshine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararının iptal istemini oy çokluğuyla reddetmesine muhalefet kanadından tepki geldi. Kılıçdaroğlu, “İstanbul Sözleşmesi’ni tekrar yürürlüğe koyacağız” derken, Akşener, “Biz geleceğiz ve İstanbul Sözleşmesi yeniden yaşayacak” ifadelerini kullandı.

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına karşı açılan davaları duruşmalı gören Danıştay 10. Dairesi, sözleşmenin feshine ilişkin 20 Mart 2021 tarihli Cumhurbaşkanı Kararının iptal istemini oy çokluğuyla reddetti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener karara tepki gösterdi.

“24 saat içinde İstanbul Sözleşmesi’ni tekrar yürürlüğe koyacağız”

İktidara geldiklerinde sözleşmeyi tekrar yürürlüğe koyacaklarını kaydeden Kılıçdaroğlu Meclis’te yaptığı açıklamada “Bu millete sözüm var, iktidar olduğumuzda, Allah’ın izniyle olacağız halkın takdiriyle, ilk bir hafta içinde, hatta 24 saat içinde İstanbul Sözleşmesi’ni tekrar yürürlüğe koyacağız” diye konuştu.

“Biz geleceğiz ve İstanbul Sözleşmesi yeniden yaşayacak”

İYİ Parti lideri Akşener ise tepkisini sosyal medya hesabından dile getirdi. Akşener paylaşımında şunları kaydetti:

“Bugün, kirli bir zihniyeti memnun etmek için verilen bu siyasi karardan sonra; Kadınlara yönelik her türlü şiddette, cübbelerini ilikleyip o imzayı atan parmakların izi olacak. Ama #AzKaldı. Biz geleceğiz ve İstanbul Sözleşmesi yeniden yaşayacak!”

Paylaşın

KYK Borçları Kararının Ardından Kılıçdaroğlu: EYT Loading…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın KYK borçlarının faizlerinin silindiğini açıklamasının ardından konuyu ilk gündeme getiren isim olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sıradaki hedefinin EYT olduğunu ima ederek bir paylaşımda bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, KYK kredi borçlarında yalnızca ana paranın tahsil edileceğini duyurdu.

Sosyal medyada konuyu ilk olarak gündeme getiren ve “Gençlere sesleniyorum: Faizli KYK borçlarını ödemeyin! Bir sene içinde iktidara geliyoruz; sözünü verdiğim gibi, sizden sadece ana para talep edilecek, o da iş bulduğunuzda” diyen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu trend listesine girdi.

Daha sonra bir paylaşım yapan Kılıçdaroğlu, ‘EYT’ ifadeleriyle birlikte ‘loading’ yazılı görsel paylaştı. İngilizce ‘yükleniyor’ anlamına gelen loading ifadesiyle Kılıçdaroğlu, sıradaki hedeflerini Emeklilikte Yaşa Takılanlar olduğunu ima etmiş oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada konuya ilişkin şu ifadeleri kullanmıştı:

“Gençlerimizi böyle bir yükün altında bırakamazdık. Haftalar öncesinde çalışmaları başlattık. Kredi geri ödemelerini herhangi bir enflasyon farkı veya faiz uygulaması olmaksızın sadece alınan kredi üzerinden yapılmasını kararlaştırdık.

Yani ara para. Bu uygulamadan hala kredi geri ödemesi yapan bütün gençlerimiz faydalanacak. Toplamda 26 milyar TL bir yükü gençlerimizin üzerinden kaldırmış olduk.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’na Verilen Tazminat Cezası AYM’den Döndü

Anayasa Mahkemesi (AYM), Mehmet Özhaseki’nin Kemal Kılıçdaroğlu’na açtığı davada mahkemenin 12 bin liralık tazminat cezasını bozdu. Yüksek Mahkeme, Kılıçdaroğlu’nun ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na verilen tazminat cezası Anayasa Mahkemesi’nden (AYM) döndü.

AYM’nin kararına göre, Kılıçdaroğlu, 2010’da TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada dönemin Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki’ye yönelik yolsuzluk iddialarını gündeme getirdi. Özhaseki’nin açtığı dava sonunda Kılıçdaroğlu’nun 12 bin lira tazminat ödemesine hükmedildi.

Cumhuriyet’ten Sefa Uyar’ın haberine göre; temyiz incelemesiyle birlikte karar, 2019’da kesinleşti. Kılıçdaroğlu da kararı AYM’ye taşıdı. Başvuruyu görüşen AYM, ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetti.

Kılıçdaroğlu’nun, söz konusu konuşmada olaya ilişkin şüphelerini açıkladığı, soruşturma açılması çağrısında bulunduğu aktarılan kararda, “Dava konusu sözler, mahkemeler tarafından olayın koşulları gözetilmeksizin değerlendirme konusu yapılmıştır. Mahkemeler, başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını ve dolayısıyla demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olduğunu ikna edici bir şekilde, ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya koyamamıştır” denildi.

Paylaşın

Canan Kaftancıoğlu Hakkındaki Koruma Kararı Yine Kaldırıldı

CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu, “İçişleri Bakanlığı, papatya falına çevirdiği koruma tahsisini kaldırmış yine” açıklamasıyla İçişleri Bakanlığı’nın koruma tahsisini kaldırdığını duyurdu.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkındaki “koruma kararı” İçişleri Bakanlığı’nca yine kaldırıldı.

Sosyal medya paylaşımında artık tahsis edilse de korumaları kabul etmeyeceğini söyleyen Kaftancıoğlu şunları söyledi:

“İçişleri Bakanlığı, papatya falına çevirdiği koruma tahsisini kaldırmış yine. Baştan söyleyeyim tahsis etseniz de kabul etmeyeceğim artık. Yoğun çalışma tempoma rağmen bir gün bile sızlanmadan işini en iyi şekilde yapanlara sonsuz teşekkür! Devlet akıl, ahlak ve adaletle yönetilir. Çok az kaldı. Devleti babalarının çiftliği gibi gören, görmekle kalmayıp o şekilde yönetenlerden, önce sandıkta sonra hukuk karşısında öyle bir hesap soracağız ki göreceksiniz tüm dünyaya örnek olacak!”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a F-16 Ve S-400 Çağrısı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ABD Temsilciler Meclisi’nden çıkan F-16 kararı ile İsveç ve Finlandiya’dan yapılan açıklamaları değerlendirdi, hükümeti eleştirdi.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu “Batı Erdoğan hakkında çok şey biliyor. Batı çok şey bildiği ve elinde tuttuğu bu tarz liderlere bayılır ve destekler” dedi.

Kılıçdaroğlu şu ifadeleri kullandı: “Sevgili Halkım, Daha NATO’daki imzanın mürekkebi kurumadan Finlandiya ve İsveç’ten gelen skandal açıklamalar, Erdoğan’ın yine hiçbir şey alamadan imza attığını gösterdi. Şimdi de skandalın F-16 meselesinde devam ettiğini görüyoruz.

Yatırımcılarından (sahiplerinden) biri olduğumuz F-35 savaş uçağı projesinden çıkartılmamız ve paramızı geri alamamamız yetmiyormuş gibi, yalvar yakar duruma düşürüldüğümüz F-16 uçaklarını nerede kullanıp nerede kullanamayacağımıza dair şartlar koymaya kalktığını görüyoruz.

Erdoğan ne zaman diplomatik görüşmelerde çevirmen olarak yanına o hanım kızımızı aldıysa, ya milyonlarca kaçak sığınmacı ülkemize girdi ya da bedeli milletimize çok yüksek olan sözleşmelere imza attırdılar. Hep söyledim yine söyleyeceğim, Batı Erdoğan hakkında çok şey biliyor.

Erdoğan ucuz propagandalar dışında elle tutulur hiçbir şeyi bu ülkeye kazandıracak durumda değildir. Öyle “dış güçler” demeyi falan bıraksınlar. Batı, Erdoğan rejimine düşman değildir. İddia ediyorum, Batı çok şey bildiği ve elinde tuttuğu bu tarz liderlere bayılır ve destekler.

Şimdi Erdoğan, sana ne yapman gerektiğini söyleyeyim. Çık ve de ki ‘Ben imza attım ama muhalefet bunun onaylanmasını parlamentoda engelleyecek, kendi grubumda da bu konuda kontrolüm tam değil.’

Yeter ki Türkiye masaya yeniden otursun. Tek bir şartımız var. Bu sefer sadece çevirmen hanım kızımızı yanına alarak iş görmeye çalışma sakın, bırak bu işin ehli diplomatlar işlerini yapsınlar. F-35 ve S-400 konularında anlaşmadan da o masadan kimse kalkmasın.

Buradan ABD’ye sesleniyorum. Bu konuda suçlu arayacaksanız, suçlusu biziz. Varsa bir sorununuz, bizimle halledin.

Ayrıca çevirmen hanım kızımızdan, yüzbinlerce Afgan sığınmacının ülkemize gelmesine yol açan o toplantıda Biden ile neler konuşulduğunu seçimlerden sonra devletimize açıklamasını talep edeceğiz. Verilen her yetki, sorumluluğu ile birlikte gelir. Kendisi de bunu bilecek yaştadır.”

Paylaşın

1200 Koltuk İçin Bürokrat Aranıyor

Oksijen’den Gazeteci Gökçer Tahincioğlu, son yazısında, AK Parti’nin kadrolaşma sürecine ve sorunlara dikkat çekti. AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçime girip kaybetmesi durumunda bürokrası de yaşanacak boşluklara dikkat çeken gazeteci Tahincioğlu, Altılı Masa’nın da bu konuda çalışmaları olduğunu belirtti.

Gökçer Tahincioğlu’nun “1200 koltuk için bürokrat aranıyor” başlıklı yazısı şöyle:

Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimin yaklaşması, muhalefetin 20 yıllık AKP iktidarı döneminde ilk kez seçimi kazanmak konusunda bu kadar iddialı olması, tartışmaların da boyutlanmasına yol açıyor.

Bu tartışmalardan biri de olası bir iktidar değişikliğinde yeni hükümetin 20 yılda oluşan AKP kadrolarıyla nasıl uyum içinde çalışacağı konusunda.

İktidara yakın bazı isimler sadece bu durumun bile iktidar değişikliğinin Türkiye’nin yararına olmayacağır gösterdiğini savunuyor.

Türkiye’de bürokratik kadrolara yönelik gelenekler de değişimin çok kolay olmadığını gösteriyor. Gene alışkanlık geçmişte üçlü kararnameyle atanan üst düze bürokratların sadece iktidar değiştiği için görevden alınamayacağı yönünde. Zira eski uygulamalar, görevden alınan bürokratların yargı kararıyla eski görevlerine dönebildiğini, yeniden göre almaları durumunda yargının net bir şekilde göreve

başlatılmaları yönünde kararlar verdiğini, bu davaların da yıllar sürdüğünü gösteriyor.

Ancak tartışmalarda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildikten sonra getirilen yeni kural ve düzenlemeler göz ardı ediliyor.

Kararnamede tek tek pozisyonlar belirtilmiş

Bu tartışmaların yanıtı Cumhurbaşkanlığı’nın 10 Temmuz 2018 tarihli, 30474 sayılı “Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usullerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi” nde gizli.

“3 Numaralı Kararname” olarak anılan kararnamenin 4. maddesinde, 1 No’lu Cetvel olarak nitelenen listede yer alan bürokratların görev süreleri ele alınıyor. Kararnamenin ilgili düzenlemesi şöyle:

“Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ekli (I) sayılı cetvelde yer alanların görev süresi, atandıkları tarihte görevde bulunan Cumhurbaşkanının görev süresini geçemez. Cumhurbaşkanının görevi sona erdiğinde, bunların görevi de sona erer. Ancak bunlar, yerlerin atama yapılıncaya kadar görevlerine devam eder. Görev süreleri sona erenler yeniden atanabilir. Bunlar, görev süreleri sona ermeden de Cumhurbaşkanınca görevden alınabilir.”  Bu düzenlemeye göre No’lu Cetvel’de yer alan makamlara atananların görev süresi Cumhurbaşkanlığı seçimi ile doluyor. Seçilen Cumhurbaşkanı’nın her koşulda bu görevlere yeniden atama yapması ya da bu koltuktaki kişinin görevini sürdürmesine yönelik bir karar vermesi gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yeniden cumhurbaşkanı seçilse bile kararnameye göre bu kadrolara yeniden atama yapmak zorunda. Erdoğan değil de bir başka ismin cumhurbaşkanı seçilmesi halinde de bu kadroların tamamı otomatik olarak boşalacak ve yeniden atama yapılacak.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kararnamesi eskiden farklı olarak, aynı zamanda hükümet başkanı da olan yeni Cumhurbaşkanı’na kendi kadrolarıyla çalışma imkanını sunuyor.

MİT Müsteşarından Diyanet İşleri Başkanı’na, TRT Genel Müdürü’nden Merkez Bankası Başkanı’na, valilerden rektörlere kadar yüzlerce makam ve kadro sıralanıyor.

Buna göre cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra, seçilecek ismin yaklaşık olarak 1200 ismi bu makamlara ataması gerekiyor.

Atanmayanın yargıyla dönme şansı yok

Buna göre valiler, rektörler, YÖK üyeleri, müsteşarlar, üst düzey kuramların genel müdürleri ve yönetim kurulu üyeleri seçimle birlikte koltuklarından kalmak zorunda olacak. Yeniden bu göreve atananlar, cumhurbaşkanı görevde kaldığı ve kendisinden memnun olduğu sürece görevim sürdürebilecek. Ancak yeniden atanamayanlar için kararnamedeki düzenleme açık olduğu için yargı kararıyla bu göreve dönme şansı olmayacak. Yargıya “Neden yeniden atanmadım” başvurusu yapılması olası değil Anketlerin moralleri yükselttiği altılı masada hem seçime yönelik umutların büyük olması hem de söz konusu düzenleme bedeniyle hummalı bir çalışma yürütülüyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, daha önce bürokratları uyarmış ve yeni dönemde liyakati esas alacaklarını söylemişti. CHP, İYİ Parti, Deva Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan altılı masada da bu konu da gözden geçirildi. Alman bilgiye göre liderlerin talimatıyla cumhurbaşkanının değişmesiyle boşalacak kadrolar için çalışma başlatıldı. Listeler üzerinde çalışan komisyon, liderlere tüm koltuklar için isim önerecek.

Altılı masanın ortakları bu çalışmaya büyük önem veriyor. Sızan bilgilere göre cumhurbaşkanının değişmesiyle birlikte, hemen ertesi gün bütün bu kadrolara hemen atama yapabilecek şekilde bir hazırlık yürütülüyor.

Liderlerin listeler konusunda ortaklaştığı başlık liyakat. Bu nedenle kızağa çekilen, kıyıda koşede kalan bürokratların isimleri gözden geçiriliyor, ilk kez atanabilecek isimler değerlendiriliyor.

Paylaşın