TBMM, Sağlık Çalışanları İçin Toplanamadı; Kılıçdaroğlu’ndan Tepki

Cumhuriyet Halk Partili (CHP) milletvekillerinin talebiyle Meclis Başkanı Mustafa Şentop tarafından Genel Kurul bugün için olağanüstü toplantıya çağrıldı. Ancak kurulun toplanması için gerekli olan yeter sayıya ulaşılamadığından toplantı çağrısı düştü.

Sağlık çalışanlarının sorunlarının ele alınması gündemiyle toplanan Genel Kurul’a CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte yaklaşık 100 CHP’li milletvekili katıldı. 32 İYİ Parti milletvekili, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, DEVA Partisi Milletvekili Mustafa Yeneroğlu Genel Kurul’da hazır bulundu.

AK Parti, MHP ve HDP Milletvekilleri daha önce açıkladıkları gibi Genel Kurul’da bulunmadı. Meclis yoklamasında gerekli çoğunluğun bulunup açılması ihtimaline karşı az sayıda iktidar milletvekili kulis ve bahçede bekledi.

Meclis Genel Kurulu saat 15.00’te Baskanvekili Süreyya Sadi Bilgiç tarafından açıldı. Bilgiç toplantı çağrısıyla ilgili bilgi verdi, daha sonra elektronik sistem üzerinden yoklama işlemini başlattı. Yoklama sırasında AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ile birlikte 20 kadar AK Partili milletvekili Genel Kurul salonuna girdi ama yoklamaya katılmadı. CHP’li milletvekilleri oylama sırasında Genel Kurul salonuna giren ama yoklamaya katılmayan AK Partililere “Meclis’ten kaçmayın” diye seslendi.

Yapılan oylamada toplantı yeter sayısı bulunamadı. Bilgiç, yeterli sayıya ulaşılamadığını belirterek olağanüstü toplantı çağrısının düştüğünü söyledi. Bunun üzerine Genel Kurul kapandı.

Kılıçdaroğlu’ndan açıklama

“Sağlıkta şiddet Türkiye’nin temel sorunlarından birisidir” diyen Kılıçdaroğlu, “Bu sorunu çözecek organ TBMM’dir. TBMM’yi bu acı olayları engellemek açısından göreve davet ettik. CHP olarak, İYİ Parti olarak, Demokrat Parti olarak arkadaşlar buradaydı. Hepimiz görevimizi yaptık” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, “Ama parlamentoyu işlevsiz kılan iki organ, iki temel kurum AK PARTİ ve MHP… Dolayısıyla bundan sonra olacak bütün negatif olayların sorumlusu da onlardır” diyerek tepki gösterdi.

Paylaşın

“Madeni 10, Kağıt 500 Ve 1000 Lira Geliyor” İddiası

Türk Lirası’nın değeri enflasyonla erirken, kâğıt ve madeni paraları basma maliyeti de hammadde nedeniyle uçuyor. Hükümetin madeni ve kağıt parada yeni çalışma başlattığı öne sürüldü. İddialara göre 10 TL madeni para olacak, 500 ve 1000 TL’lik banknotlar basılacak.

Cumhuriyet’ten Sefa Uyar’ın haberine göre Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Uşak Milletvekili Özkan Yalım, yüksek enflasyon, Türk Lirası’nın değer kaybı ve dövizdeki yükseliş nedeniyle artan madeni para maliyetlerinin Merkez Bankası’nı harekete geçirdiğini belirtti.

Merkez Bankası ve Darphane’nin hem madeni hem de kâğıt paralara ilişkin yeni hazırlıklar içinde olduğunu iddia eden CHP’li Yalım, şunları söyledi: “Tedavülde bulunan bozuk paraların artık hiçbir hükmü kalmadı. Bir ekmeğin 4-5 liraya satıldığı ülkemizde 1.5-10 ve 25 kuruşların tedavülden kalkması gerekiyor. MB bu paraların tedavülden kalkması, yeni 500 ve 1000 liralık kâğıt banknotların basılması, 2.5 lira, 5 lira ve 10 liranın demir para olması için çalışmalar yapıyor” dedi.

Paraların kalıplarının bile hazır olduğunu öne süren Yalım, “Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni para basımının, enflasyonun arttığına ilişkin verileri güçlendirmesinden, seçim arifesinde aleyhine kullanılmasından korkuyor” dedi.

“Özel hurdacılar türedi”

CHP’li Yalım, madeni paraların maliyetini de, içerdikleri madenlerin fiyatları üzerinden hesapladı. Buna göre, 5 kuruş için 1 lira 56 kuruş, 10 kuruş için 1 lira 70 kuruş, 25 kuruş için 2 lira 16 kuruş, 50 kuruş için 3 lira 66 kuruş ve 1 lira için 4 lira 42 kuruş ham metal harcaması yapılıyor. Son dönemde basılan demir paraların, darphaneden çıkar çıkmaz hurdacıların eline geçtiğini söyleyen Yalım, “Paralar eritiliyor ve hurdacılara satılıyor. Aslında bu bir suç” diye konuştu.

Kağıtlar da uçtu

Yalım, madeni paraların yanı sıra kâğıt paraların maliyetini de hesapladı. Buna göre, 5 Türk Lirası’nın kâğıdı 0.30 Sterlin, TL cinsinden değeri ise 6 lira 60 kuruş. 10 Türk Lirası’nın kâğıdı 0.35 sterlin, TL cinsinden değeri 7 lira 70 kuruş. 100 Türk Lirası’nın kâğıdı 0,52 sterlin, TL cinsinden 11 lira 44 kuruş. 200 Türk Lirası’nın kâğıdı 0.57 sterlin, TL cinsinden ise 12 lira 54 kuruş.

Paylaşın

Osman Kavala: AİHM Kararını Tüm Milletvekillerine Göndereceğim

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Gezi Davası kapsamında tutuklu bulunan Tayfun Kahraman, Hakan Altınay, Can Atalay ve Osman Kavala’yı Silivri Cezaevi’nde ziyaret etti.

İş insanı Osman Kavala, Çakırözer ile aracılığıyla gönderdiği mesajda, “AİHM’in, tutukluluğumun hak ihlali olduğu yönündeki kararına uymayan Türkiye hakkında son olarak verdiği kararı çevirtip TBMM’deki tüm milletvekillerine göndereceğim. Özellikle de susturma ve caydırma amacıyla, yani kasıtla bunların yapıldığını anlatan 18. Maddenin ihlali konusunu tüm vekiller bilmeli, okumalı” dedi.

“Hukuksuzluk sona ermeli”

Hukuksuzluğun bir an önce sona ermesini talep eden Tayfun Kahraman da şunları söyledi:  “Burada tutulduğumuz her gün hayatımızdan çalınan günler. 3 Ağustos’ta 100. gün olacak. Osman Kavala için 1734 gün! Bu hırsızlığa son verin. İstinaf Mahkemesi bir an önce dosyamızı ele almalı. Anayasa Mahkemesi bir an önce tutukluluğumuzla ilgili hukuksuzluğa dur demeli.”

“Bir tek bunlar mı doğruyu biliyor?”

Hakan Altınay ise mesajında, şöyle dedi: “AİHM kararını tanımamak, Avrupa Konseyi çağrısını kararına uymamak bunlar bugüne kadar hiç olmayan işlerdi. Türkiye’de 66 hükümet kuruldu. Avrupa Konseyi’ne üye olduğumuz günden bugüne kurulan 48 hükümet Avrupa Konseyi ile ilişkileri, üyeliğimizi, AİHM kararlarına uyumu hep Türkiye’nin çıkarına gördü.

“Yani o 48 hükümetin hepsi yanılıyordu da bir tek bunlar mı doğrusunu biliyor ve AİHM kararına uymuyor? Erbakan, Ecevit, Demirel, Çiller, Özal hepsi de yanılıyor olamaz. Şimdi bu uluslararası kuruluş, onun mahkemesi diyor ki ‘Sizin mahkemenizin kararları yok hükmündedir.”

“İstinafın mutlaka bozması gerekir”

Can Atalay da mesajında şu ifadelere yer verdi: “En önce de Osman Kavala’yı bırakmaları lazım. Hukuka aykırılıklar var. Daha önceki bozma kararlarındaki bozma gerekçelerine bile uyulmamış. İstinafın mutlaka bozması gerekir. Hele de AYM hakkımızda hak ihlali vermezse kendini kapatmış sayılır.

“Dışarıda bizimle gösterilen dayanışmaya minnettarız. Teşekkür ederiz. Tabi ki iyiyiz, güçlüyüz, sağlamız. Ama burada bir gün dahi tutulmamız fazladır. O yüzden çiğnenen yok sayılan hak ve özgürlüklerimizi derhal istiyoruz. Hakkımızın teslim edilmesini istiyoruz.”

“Özgürlüklerine kavuşmalılar”

Ziyaretiyle ilgili açıklama yapan Çakırözer, “Hep söyledik, yine söylüyoruz. Gezi de milyonlar Anayasal hak olan protesto hakkını kullandı. Tayfun Kahraman, Hakan Altınay, Can Atalay, Mücella Yapıcı, Mine Özerden, Çiğdem Mater aylardır cezaevinde, cezaevlerindeki 100’üncü günlerini gelecek hafta dolduracaklar.

“Aynı şekilde Osman Kavala 1734 gündür tutuklu. Onların bir gün dahi cezaevinde tutulması haksızlıktır, hukuksuzluktur. Anayasa Mahkemesi onların başvurularını bir an önce ele alarak bu hukuksuzluğu bozmalı, adaletsizlik bir an önce giderilmelidir. Bu masum insanlar derhal özgürlüklerine kavuşmalıdır” diye konuştu.

Paylaşın

Kovid 19 Verilerindeki Büyük Tutarsızlık Raporlara Yansıdı!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, hazırladığı “21 İlde Bulaşıcı Hastalık Ölümleri Raporu”nda Sağlık Bakanlığı’nın pandemi nedeniyle gerçekleşen ölümlerin verilerinde tutarsızlık olduğunu açıkladı.

ANKA’da yer alan habere göre, CHP’li İlgezdi, yeni tip koronavirüs (Covid-19) kaynaklı ölümlerle ilgili CHP’li 21 belediyenin ölüm verilerinden derlediği raporda, “Söz konusu 21 ilde Belediyelerimizin kayıtlarına göre 1 Mart 2020 – 30 Haziran 2022 tarihleri arasında bulaşıcı hastalık sebebiyle vefat eden yurttaşlarımızın toplam sayısı 96 bin 985 kişidir. Sağlık Bakanlığı tarafından 3 Temmuz 2022 tarihi itibarıyla ölüm nedeni Covid-19 olarak bildirilenlerin sayısı ise yurt çapında toplam olarak 99 bin 57 kişidir” ifadelerine yer verdi.

Gamze Akkuş İlgezdi, raporunda şunları kaydetti:

“2020 yılında kapsadığı nüfus 39 milyon 720 bin 917 kişi olan ve ülkemizin nüfusunun yüzde 46,9’unu temsil eden 11 Büyükşehir ve 10 il belediyemizde 1 Mart 2020 – 30 Haziran 2022 tarihleri arasında bulaşıcı hastalık nedeniyle ölen yurttaşların sayısı değerlendirilmektedir. Söz konusu 21 ilde Belediyelerimizin kayıtlarına göre 1 Mart 2020 – 30 Haziran 2022 tarihleri arasında bulaşıcı hastalık sebebiyle vefat eden yurttaşlarımızın toplam sayısı 96 bin 985 kişidir.

Sağlık Bakanlığı tarafından 3 Temmuz 2022 tarihi itibarıyla ölüm nedeni Covid-19 olarak bildirilenlerin sayısı ise yurt çapında toplam olarak 99 bin 057 kişidir. Pandeminin ilan edilmesi sonrasında 2020 yılında her ay Sağlık Bakanlığı tarafından yurt çapında açıklanan Covid-19 ölüm sayısı, CHP Genel Merkezi tarafından toplanan bulaşıcı hastalık ölüm sayılarından daha düşüktür.

30 Haziran 2022 tarihi itibarıyla Türkiye’de Covid-19 ölümlerinin Sağlık Bakanlığı’nın bildiriminden yaklaşık 2,1 kat daha fazla olarak 206 bin 760 kişi olabileceği tahmin edilmektedir. Belediyelerde de ölüm raporlarına bulaşıcı hastalık yazılmayan ölümlerin varlığı, ülkemizdeki Covid-19 ölüm sayısının daha fazla olma olasılığının araştırılmasını gerektirmektedir.

21 Belediyenin kayıtlarında aylara göre bulaşıcı hastalık ölümleri değerlendirildiğinde en yüksek ölüm sayısı 2020 yılının Kasım ve Aralık ayında, 2021 yılının Nisan ayında ve 2022 yılının Şubat ayında kayıtlara yansımıştır. 2022 yılının Mayıs ve Haziran aylarında en düşük ölüm sayısı gözlenmektedir.”

‘Pandeminin ülkemizdeki yükü Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilerden çok daha ağırdır’

“Türkiye Temmuz ayının başı itibarıyla dünyada doğrulanmış Covid-19 olgu sayısında 10. Doğrulanmış ölüm sayısında ise 19.sıradadır. Doğrulanmış olgu sayılarının da eksik açıklandığı tartışmaları bir yana, Covid-19 nedeniyle ölüm sayıları doğru olarak açıklanmış olsa, ülkemizin ölüm sayılarına göre pandeminin en çok etkilediği dünyadaki 7. ülke olduğu anlaşılacaktır. Dünya nüfusuna göre 17.sırada olan ülkemizin Covid-19 pandemisinde olgu ve ölüm sayılarında üst sıralarda yer alması, pandemiye karşı güçlü bir yanıtın verilemediğinin en açık göstergeleri arasında yer almaktadır.

En son bütçe görüşmeleri sırasında bizzat Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da Covid-19 hastalığı geçirenlerde hastalığın bıraktığı hasarlardan dolayı gelecek üç yıl boyunca mevcut ölümlerin üç-dört katı kadar kayıp beklendiğini açıklamak zorunda kalmıştır. Ne TÜİK ne de Sağlık Bakanlığı ülkemizdeki 2020 ve 2021 yıllarına ait toplam ölüm sayılarını bile halen açıklamamıştır. Covid-19 pandemisi ülkemizde iyi yönetilememektedir ve açıkça görüldüğü gibi Covid-19 pandemisinin ülkemizdeki yükü Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilerden çok daha ağırdır.”

Paylaşın

İşsizlik Fonu: Patronlar, İşsizlerden 2 Kat Daha Fazla Destek Aldı

İşsizlik Fonu’ndan yılın ilk yarısında işsizlere 5,8 milyar TL, patronlara ise 11,4 milyar TL ödeme yapıldı. CHP’li Veli Ağbaba da yüksek işsizlik oranlarına dikkat çekerken, fondan yararlanan işçi sayısının yarım milyona dahi ulaşmadığını belirtti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, İşsizlik Sigorta Fonu’ndan yılın ilk yarısında patronların işsizlerden 2 katı oranında daha fazla destek aldığını belirtti. Ağbaba, “Fon, işsizlerden çok işverene çalışan bir yapıya bürünmüş durumda. Ekonomik krizde dahi temel görevi işsizlere destek olmak olan fondan her 100 işçiden 89’u fondan yararlanamıyor. Yılın ilk 6 ayında fondan aslan payını yine işverenlerin aldığı görülüyor” dedi.

İşsizlik Sigortası Fonu’ndan geçmiş dönem ödemeleri süren işsizlerle birlikte haziran ayında ödeme yapılan işsiz sayısının 430 bin olarak açıklandığını anımsatan Ağbaba, “Türkiye’de dar tanımlı işsizliğin 3,8 milyon, geniş tanımlı işsizliğin 8,4 milyona dayanmış olmasına rağmen fondan yararlanan işçi sayısı yarım milyon bile değil” diye konuştu.

Patronlara 11,4 milyar lira

Bu yılın ilk yarısında fondan işsizlere 5,8 milyar TL, işverenlere teşvik ve destek ödemeleri adı altında 11,4 milyar TL ödeme yapıldığını da anımsatan Ağbaba, iktidarı halktan yana bütçe kullanımına davet etti ve “Şartlar, işsizler, fondan yararlanmasın diye oluşturulmuş” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’de işsizlik ödeneğinden yararlanabilme koşullarına baktığımızda ‘İşsizler fondan nasıl daha fazla yararlanabilir?’ mantığından çok, ‘Nasıl daha az yararlanabilir?’ mantığının işlediğini görüyoruz” diyen Ağababa, “İşsizlik ödeneğinden yararlanmak için iş sözleşmesinin sona ermesinden önceki son 120 gün iş sözleşmesine tabi olmak ve iş sözleşmesinin feshinden önceki son 3 yıl içinde en az 600 gün süre ile işsizlik sigortası primi ödemiş olmak gerekiyor. Şartlar o kadar ağır ki her 100 işsizin 89’u kendi fonundan yararlanamıyor. Ayrıca temmuz ayı itibarıyla en düşük işsizlik ödeneği 2 bin 588 liraya, en yüksek işsizlik ödeneği ise 5 bin 176 liraya yükseldi. Bu da yeniden açlık ve sefalettir. Zor durumdaki işsize bir de fon darbesidir” ifadelerini kullandı.

Fon harcamaları

Fon kapsamında harcanan rakamlar şöyle:

İşsizlik ödeneği: 5 Milyar 802 Milyon TL

Teşvik ve destek ödemeleri: 11 milyar 373 Milyon TL

Aktif iş gücü ödemeleri: 2 Milyar 81 Milyon TL

İşbaşı eğitim ödemeleri: 4 milyar 39 Milyon TL

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Devletin Geleceği Tehlikede

Partisine katılan muhtarla bir araya gelerek rozet takan Kılıçdaroğlu, Altılı Masa’da her partinin farklı görüşte olduğunu ancak ortak görüşün Türkiye’ye aydınlığa çıkarma amacında buluştuklarını söyledi. Kılıçdaroğlu, “Türkiye’yi aydınlığa çıkarmak zorundayız, bir rayına oturtmak zorundayız. Devletin geleceği tehlikede” dedi.

Kayseri’de görevli 14’ü AK Parti, biri MHP’den istifa eden 57 muhtar Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) katıldı. Partinin genel merkezinde düzenlenen törende CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yeni katılan isimleri temsilen 5 muhtara rozet taktı. Törene CHP Milletvekilleri de katılırken, Kılıçdaroğlu da gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Tarihimizde olmadığımız kadar kamplaştık ve kutuplaştık. Bu doğru değil” diyen Kılıçdaroğlu, kimlik üzerinden siyaseti doğru bulmadığını belirterek, “Herkesin yaşam tarzı kendisine aittir. Birlikte olmak zorundayız ve Türkiye’nin bu kutuplaşmayı aşması lazım. Çok büyük sorunlarımız var. Düşündüğünüzden çok daha büyük” dedi.

‘Devletin geleceği tehlikede’

Altılı Masa’ya ilişkin de konuşan Kılıçdaroğlu, “Her birimiz ayrı partiyiz, aslında. Her birimizin programı ayrı. Ama her birimizin bir ortak görüşü var. Az önce söylediğim görüş. Türkiye’yi aydınlığa çıkarmak zorundayız, bir rayına oturtmak zorundayız. Devletin geleceği tehlikede. Bu olmaz. Biz bütün komşularla dost olmak zorundayız. Niye biz Suriye’nin iç işlerine karışıyoruz? Neden kavga ediyoruz Suriyelilerle? Kaldı ki Orta Doğu coğrafyasıyla biz akrabayız zaten. Akrabayız yani, orada Türkmenler yok mu? Var. Burada da Türkler var, akrabayız. Orada Kürtler yok mu? Var? Burada da var, akrabayız. Orda Araplar var. Burada da var, akrabayız. Geçen Düzce’deydim, orada söyledim, ezogelin çorbasını hepimiz seviyoruz, ezogelin kim? Bizim kızımız, nereye verdik? Suriye’ye gelin verdik. Hâlâ akrabalık var, hâlâ gidip gelenler var” ifadelerini kullandı.

“Orta Doğu’da barışı sağlamak ne demek biliyor musunuz? Türkiye’nin çok hızlı büyümesi demektir, Türkiye’nin çok hızlı kalkınması demektir” diyen Kılıçdaroğlu, “Türkiye dominant ülke, dominant Türkiye. Biz ürettiğimiz malların tamamını Orta Doğu’ya satabiliriz. Orta Doğu’yu besleyebiliriz. Onlar da büyürler, biz de büyürüz. Bizim Avrupa Birliği’ne; tamam, demokratik standartlarını alalım. Güzel ama biz bütün mazlum ülkelere de örnek olmak zorundayız. Biz bağımsızlığımızı ilan ettikten sonra bütün mazlum ülkelere ülkeler de bağımsızlık ilan etti. Biz cumhuriyeti ilan ettik. Bütün o Müslüman ülkelerin tamamı cumhuriyeti ilan ettiler. Dolayısıyla biz onlara örnek olmak zorundayız” şeklinde konuştu.

Muhtarların toplumun kanaat önderi olduğunu söyleyen CHP lideri, “Seçilmiş kişilersiniz, vatandaşın en rahat ulaştığı, seçilen kişi sizsiniz. Bakana ulaşamaz, milletvekiline ulaşamaz; diğer seçimle gelen pek çok kişi… Belediye başkanına rahat ulaşamaz ama muhtarın kapısı açıktır. Kapıyı çalar, içeri girer, varsa derdini anlatır. Sizin o açıdan güçlü olmanız lazım. Kendi tarihimizi iyi bilmemiz lazım” derken, “Siz ne kadar güçlü olursanız, demokrasi de o kadar güçlü olur. O nedenle muhtarlık kurumunun güçlenmesi lazım. Artı, sosyal yardımların muhtarlar eliyle dağıtılması lazım. Benim inancım böyledir. Çünkü bir mahallede, bir köyde kimin fakir kimin zengin olduğunu en iyi muhtar bilir” diye konuştu.

“Siyasette olmazsa olmaz bir kural vardır. Siyasetçi millete hesap vermek zorundadır. Çünkü sizin paranızı vatandaşın parasını harcıyor” sözleri ile devam eden Kılıçdaroğlu, “Ben kendi cebimden para harcamıyorum. Sizin ödediğiniz vergileri ben harcıyorum, iktidar olduğumda harcayacağım. O zaman size hesap vermek zorundadır siyasetçi. Milletin parasını harcıyorsan, millete hesap vereceksin” vurgusunda bulundu.

‘Eleştiriye açığım’

Kendisinin eleştiriye açık olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “‘Her şeyi ben bilirim’ demem, ‘En doğruları ben söylerim’ de demem. Dolayısıyla eksiğim, hatam varsa rahatlıkla söyleyebilirsiniz, rahatlıkla tartışabiliriz. O nedenle beni evde en çok eşim eleştirir. ‘Şurada hata yapıyorsun’ der, bazen düşünürüm ‘Ya doğruyu söylüyor galiba biz burada hata yapmışız’ Dolayısıyla o çerçevede bakmak lazım” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

CHP’li Gökçe Gökçen’e ‘Mermili’ Ölüm Tehdidi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, ‘FETÖ’ ile ilgili attığı tweet’in ardından tehdit edildi. Evinin yakınında atış yapan F.G., Gökçen’e mermi fotoğrafı gönderdi. 

Daha önce FETÖ’den hapis cezası alan şüpheli, şikayete rağmen gözaltına alınmayarak ifadesine başvuruldu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, 17 Temmuz’da kendi sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda şunları söyledi:

“Cemaat soru çalarak, hayat kaydırarak, akademiye ve yayınlara ambargo koyarak, maddi manevi gücü arkasına alarak yıllarca uğraştı. Buna rağmen nitelikli ve entelektüel kadrolar değil, aşağılık kompleksiyle dolu, kendini nitelikli ve entelektüel sanan insanlar yetiştirebildi.”

Sözcü’den Fırat Fıstık’ın haberine göre, bu paylaşımın ardından Gökçen, tehditler almaya başladı. Bunlardan biri de FETÖ üyeliğinden hapis cezası alan F.G.’ydi. F.G., ilki 19 Temmuz’da olmak üzere hem Gökçen’in sosyal medya hesabı üzerinden hem mail atarak, hem de Gökçen’in araştırma görevlisi olarak çalıştığı Marmara Üniversitesi’ni arayarak tehditlerine devam etti.

F.G., “Yıllardır söylerim ben birini öldüreceğim”, “Bir gün kitapları satmak zorunda kalırsam bilin ki ben birini öldüreceğim” şeklinde tweetler atıp daha sonra sildi.

Tehditler bununla da sınırlı kalmadı. F.G.’nin aynı günlerde Gökçen’in evinin yakınındaki bir poligonda atış talimi yaptığı ortaya çıktı ve Gökçen’e mermili fotoğraflar gönderdi.

Mahkeme adres bilgilerini paylaştı

Gökçen, konuyla ilgili İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak adli tedbir kararı alınmasını talep etti. Mahkeme, tehdit suçundan dolayı adli kontrol kararı verirken hakaret ve ısrarlı takip suçlarından adli kontrol verilmesinde hukuki yarar bulunmadığına hükmetti. Elektronik kelepçe talebi de reddedildi.

F.G., bu süreçte gözaltına dahi alınmazken Gökçen’in adres bilgileri, daha önce adres bilgilerinin gizlenme kararı alınsa da mahkeme tarafından paylaşıldı.

F.G. savcılıktaki ifadesinde şunları söyledi: Daha önce elime hiç silah almadım. Poligona gidip atış yaptığımda da ‘Kimse kendini bulunamaz sanmasın’ şeklindeki tweeti attım. Ben dahil birçok insanın öldürülebilir olduğu düşüncesi aklıma geldiği için bu tweeti attım. Devamında atmış olduğum tweet ve paylaşımları ruh halimin vermiş olduğu stres ve öfkeyle bir anda attım.

FETÖ üyeliğinden hapis cezası aldığını söyledi

F.G. ayrıca FETÖ üyeliğinden ceza aldığını da belirtti: Ankara 26. Ağır Ceza Mahkemesinde FETÖ üyeliği gerekçesiyle yargılandım, 1.5 yıl hapis cezası aldım, bu hapis cezası nedeniyle 2019 yılında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi.

Marmara Üniversitesi konuyla ilgili harekete geçti. Okuldaki güvenlik önlemleri arttırılırken F.G.’nin üniversiteye gelmesi halinde polise haber verileceği duyuruldu.

Paylaşın

CHP’li Tanrıkulu: Haziranda 39’u Çocuk 792 Kişi İşkence Gördü

Haziran ayına ilişkin hak ihlalleri, CHP’li Sezgin Tanrıkulu tarafından rapor haline getirilerek paylaşıldı. Rapora göre haziranda 39’u çocuk olmak üzere 792 kişi işkence gördü. İşçilere, kadınlara, gazetecilere yönelik ihlaller de devam etti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanvekili Sezgin Tanrıkulu, “Haziran 2022 Türkiye’de İnsan Hakları İhlalleri Raporu”nu yayımladı.

Tanrıkulu’nun raporuna göre, haziran ayında 231 kişinin yaşam hakkı ihlal edildi. Yaşam hakkı ihlallerinde, 187 emekçinin hayatını kaybetmesi ile iş cinayetleri birinci sırada yer aldı. Rapora göre kadın cinayetlerinde 32 kadın hayatını kaybederken, 5 kişi de cezaevlerinde hayatını kaybetti.

39 çocuk işkence gördü

Tanrıkulu’nun raporunda bir ayda 792 işkence olayı yaşandığı belirtilirken, bu olayların 51’nin cezaevlerinde yaşadığı ve işkenceye uğrayanlardan 39’unun çocuk olduğu kaydedildi.

Haziran ayında toplantı ve gösteri yürüyüşüne yönelik hak ihlalleri de devam etti.  71 eylem ve etkinliğe müdahale edilirken, bu müdahalelerde 35’i çocuk 783 kişi hakkında adli ve idari işlem yapıldı. 10 kişi toplantı ve gösteri yürüyüşünü kullandığı için açılan davalarda mahkûm oldu. 7 ilde 11 tiyatro, gösteri vb. etkinlikler yasaklandı.

Gazetecilere yönelik hak ihlalleri de raporda yer aldı. Buna göre haziranda 26 gazeteci gözaltına alındı, 16 gazeteci tutuklandı, 4 gazeteci hakkında açılan davalardan mahkûm oldu, bir gazeteci ise saldırıya uğradı.

Sansür

292 internet haberine erişim engeli geldi, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) kanallara 5 kez ceza verdi, 11 kitap hakkında toplama kararı verildi.

Düşünce ve ifade özgürlüğünü kullandığı için 32 kişi gözaltına alındı, 13 kişi tutuklandı. 10 kişi hakkında, bu hakkını kullandığı için açılan davalarda mahkûmiyet kararı verildi. 35 kişiye bu alanda soruşturma açıldı.

Tanrıkulu, raporundaki verilerden yola çıkarak, “Adalet ve Kalkınma Partisi, ‘İşkenceye sıfır tolerans’ dedi. İnsan hakları ihlallerini bitirme iddiasıyla geldi, 20 yıl önce. Bugün itibarıyla zalimlikte, zulümde ve insan hakları ihlallerinde bir şampiyonluğa doğru ilerliyor” dedi.

“Adalet ve Kalkınma Partisi geldiği noktada zalimlik, zulüm ile ayakta duruyor” diyen Tanrıkulu, “Bunlar kendi iktidarlarının idari pratiğine dönüşmüş durumda ama söz veriyoruz, hiç kimse umutsuz olmasın. Bütün bunları ortadan kaldıracağımız ortamı seçimden sonra yaratacağız” ifadelerini kullandı.

(Kaynak: ANKA)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu ÖTV’yi İşaret Etti, Erdoğan ÖTV’de Yetkili Oldu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün akşam halktan sıfır araç alımını ertelemesini isteyerek seçim sonrası ÖTV düzenlemesini işaret etmesi sonrası Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında bir tebliğ yayımlandı.

Tebliğle birlikte Cumhurbaşkanı motorlu araçların ÖTV’sinde yetki sahibi oldu. Eski tebliğdeki ‘Bakanlar Kurulu’ ibaresi ‘Cumhurbaşkanı’ olarak değiştirildi ve Bakanlar Kurulu’nun yetkisi Cumhurbaşkanına verildi.

Cumhurbaşkanına ÖTV oranları ve matrahlarının alt ve üst sınırlarını 3 katına kadar artırma ve sıfıra indirme yetkisine sahip oldu.

Cumhurbaşkanı ayrıca; belirlenen ÖTV ve matrah sınırları içinde kalmak şartıyla motorlu araçlar için farklı matrah grupları oluşturmaya, malların matrah grupları, motor gücü, cinsi, sınıfı, üst yapı gövde tanımı, emisyon türü ve değeri, istiap haddi ile yolcu ve yük taşıma kapasitesi itibarıyla farklı oranlar belirlemeye yetkili oldu.

Tebliğle ayrıca, “itfaiye öncü araçları” ÖTV kapsamından çıkartıldı. Araçların bu kapsamda ÖTV’siz olarak teslimi için gerekli donanım özelliklerine ilişkin düzenleme yapıldı.

Kılıçdaroğlu seçim sonrasını hatırlatmıştı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün akşam halktan araç satın almayı birkaç ay ertelemesini istemiş “İktidarımızda 1.6 motora kadar olan araçlardan alınacak ÖTV’yi kaldıracak, otomobil alırken ödediğiniz vergiyi yüzde 25’ine kadar düşüreceğiz. Lüks araçlarda vergi indirimi olmayacak. Hafif ticari araçların vergisi de düşecek.” demişti.

Paylaşın

İstanbul’da 3,2 Milyon Kişi Kirasını Ödeyemiyor

Ülke genelinde fahiş artışlar nedeniyle barınma krizi sürerken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Gürsel Tekin de İPA verilerini hatırlattı ve İstanbul’da 3,2 milyon kişinin kirasını ödeyemediğini kaydetti.

Kira fiyatlarındaki fahiş artışlar yurttaşları barınma krizi ile karşı karşıya bırakırken, Türk-İş’in haziran ayı açlık-yoksulluk sınırı araştırmasına göre 4 kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması 6 bin 391 lira. Buna karşın asgari ücretin 5 bin 500 lira olması ve yüksek kira bedelleri birlikte düşünüldüğünde tablo yurttaşlar için içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Söz konusu tabloda AKP iktidarının kira artışlarına yüzde 25’lik sınır getirmesi de çözüm olmadı.

CHP Milletvekili Gürsel Tekin, İstanbul’da yaşam maliyetinin bir yılda yüzde 86 arttığını belirterek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) verilerini hatırlattı. “İPA araştırmasına göre İstanbulluların yüzde 95’i kiraların yüksek olduğunu düşünüyor” diyen Tekin, “16 milyon İstanbullu var. 6 milyon 400 bin kişi kirada yaşıyor. En az 3 milyon 200 bin kişi de kirasını ödeyemiyor. İstanbul’da kiracıların yarısı İstanbul’da temel barınma harcamasını karşılayamıyor” dedi.

‘Sonbahar ve kış ayları zor geçecek’

Cumhuriyet’ten Sena Tufan’ın haberine göre “Erdoğan; İstanbulluları açlığa, Türkiye’yi yoksulluğa mahkum etti” diyen Tekin, “Erdoğan’ın çıktığı mahallelerde çocuklar geceleri yatağa aç yatıyor. Pazar yerinde millet yerden çürük sebze topluyor. Kendi büyüdüğü sokaklarda dolaşma cesareti olsa, yarattığı yıkımı ve açlığı görecek. Sonbahar ve kış ayları zor geçecek…” ifadelerini kullandı.

Kadıköy Geçinemiyoruz Platformu Sözcüsü Cihan Uyanık da konut fiyatlarındaki artışın sürdüğünü belirtti.  “Kira artış oranına yüzde 25 sınırı getirildi ancak hayata geçtiğini söylemek oldukça güç” diyen Uyanık, “Birçok ev sahibi konutun bulunduğu bölgedeki emsal kiraları örnek göstererek astronomik kira artışı yapmaya çalışıyor. Mevcut kiracılar sorunların altından kalkamazken yeni bir ev arayışına girenlerin maaşlarının tamamı dahi kiralara yetmez hale geldi” diye konuştu.

Paylaşın