Gençlerle Buluşan Kılıçdaroğlu: Çalınan Hayalleri İade Edeceğiz

CHP Gençlik Kolları İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan Kılıçdaroğlu, gençlere “yol arkadaşlarım” diye seslenerek, Türkiye’nin büyük sorunlar yaşadığını bildiklerini, bu sorunlarla mücadele etmek zorunda olduklarını söyledi.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Türkiye’de çağdaş uygarlığı yakalamayı, daha mutlu ve daha güzel ülkede yaşamayı hedeflediklerini belirterek, çağdaş uygarlığı yakalamak ve onu aşmanın yolunun daha enerjik, daha kararlı, daha azimli, geleceğe güvenle bakan, her alanda iyi yetişmiş, düşüncelerini özgürce dile getiren bir toplumu inşa etmek olduğunu vurguladı.

Bu tarihsel misyonu gençlerle beraber yerine getireceklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, “İktidara geliyoruz, ÖSYM Türkiye’nin en güvenli merkezi olacak, bu merkezin başında liyakatli kişiler olacak, buradaki sınavlara asla şaibe bulaşmayacak, buradan sınavı başarı ile verenler tercihleri doğrultusunda mülakat olmaksınız, zorunlu haller hariç, kamuya yerleştirilecek. Torpili bitireceğiz” diyerek liyakat vurgusu yaptı.

Şair Yahya Kemal Beyatlı’nın Deniz Türküsü adlı şiirine atıf yapan Kılıçdaroğlu, “Şair diyor ya ‘İnsan hayal ettiği müddetçe yaşar.’ Sizin hayallerinizi çaldılar. Çalınan hayalleri iade edeceğiz. Bunun mücadelesini yapacağız” dedi.

İktidara geldiklerinde en geç 1 yıl içinde yurt sorununu bitireceklerinin sözünü veren Kılıçdaroğlu, 2019’da CHP’li belediyelere ait 22 yurt bulunduğunu, bugün yurt sayısının 83’e çıktığını, bu yurtlarda 14 bin 745 öğrencinin barındığını anlattı.

Kılıçdaroğlu, öğrenci bursu ve kredilerinin yükseltilmesini, söz konusu artışların da eylülden itibaren yapılmasını istediklerini ifade etti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul’da; İstanbul Planlama Ajansı’nın Florya’daki merkezinde, CHP Gençlik Kolları İl Başkanları ile bir araya geldi. Toplantıya; CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı Gençosman Killik de katıldı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, toplantıda gençlere seslendi. Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları şöyle;

“Her birimizin, tek tek görevi sorunlarla mücadele etmek. Sorunlarla mücadele etmek ne demek?

Hem kendimize hem bizden sonra gelen kuşaklara daha iyi bir Türkiye teslim etmek demektir.

Bu görev hepimiz için vazgeçilmez bir görevdir çünkü her birimizin tek tek veya topluca, özellikle de CHP gençlik kollarının tarihsel bir görevi var. Bu görevi yerine getireceğiz.

Büyük sıkıntıların olduğunu biliyorum, hayallerinizin iktidar tarafından çalındığını da biliyorum. Size hayal kurmayı bile fazla görüyorlar. Bunun da farkındayım. Ama bizim bir hedefimiz var.

Neydi hedef, çağdaş uygarlığı yakalamak, daha mutlu, daha güzel bir Türkiye’de yaşamak. Neydi hedef, üniversiteden mezun olurken törenler yapmak, beraber olmak.

Neydi hedef, Attığımız bir tweet dolayısıyla acaba başıma bir şey gelir mi diye endişe duymamak. Düşüncelerimizi özgürce dile getirmek. Bu hedefi gerçekleştirmek için yola çıktık.

CHP’nin gençlik kolları başkanı olmak sıradan bir olay değildir. Önce bunu bilmeniz lazım. Çünkü devraldığınız bir miras var.

Mustafa Kemal ve arkadaşlarından devraldığınız bir miras var. O mirasın bize gösterdiği hedef çağdaş uygarlığı yakalamak ve onu aşmak.

Bunun yolu daha enerjik, daha kararlı, daha azimli, geleceğe güvenle bakan, her alanda iyi yetişmiş, düşüncelerini özgürce ifade eden bir toplumu inşa etmektir. Bu toplumu inşa etme görevi öncelikle sizlerdedir. Bu tarihsel misyonu yerine getireceğiz, beraber.

“En geç bir yıl içinde yurt sorununu bitireceği”

Önümüzde sınavlar vardı, sınavlara girildi. Kendileri, acaba hangi meslekte başarılı olabilirim diye düşündüler.

Üniversite tercihlerini yaptılar. Ama yurt sorunu var. Anadoludan gelen bir gencimizin, İstanbul’da yurt bulamadığı takdirde ayda 9-10 bin lira verecek bir ev tutabilir mi?

Böyle bir tabloyu hiç düşündünüz mü? İktidarın gençlere reva gördüğü böyle bir tabloyu hiç düşündünüz mü?

Anne baba seviniyor, oğlum kızım üniversiteyi kazandı diye ama bir süre sonra ne olacak, nerede kalacak diye düşünüyor.

Gençlere sözüm var, en geç bir yıl içinde yurt sorununu bitireceğiz. 20 yılda bitiremediler, bir yıl içinde bitireceğiz.

Göreceksiniz, iktidarımızda bir yıl tamamlandığında birer kişilik, ikişer kişilik, sıcak suyu olan, geniş bant interneti olan odalarda kalacaksınız.

Hiç kimsenin gözü arkada kalmayacak. Kızımız, oğlumuz nerede diye endişe etmeyecek. Bunu beraber yapacağız.

Üniversiteden mezun oldunuz, sınavlara gireceksiniz. Kafanızda soru, ya torpil olursa, ya sınav soruları çalınırsa, ya hakkımızı elimizden alırlarsa, ya sözlü sınavdan elenirsek…

Bu düzene de son vereceğiz. Bunları şunun için anlatıyorum, gittiğiniz her yerde bunları anlatmak zorundasınız.

Evet iktidara geliyoruz, ÖSYM Türkiye’nin en güvenilir merkezi olacak, başında liyakatli kişiler olacak, buradaki sınavlara asla şaibe bulaşmayacak, buradan sınavı başarıyla verenler mülakat olmaksızın kamuya yerleştirilecekler. Torpili bitireceğiz. Bunu her yerde söylemeniz lazım.

Belediyelerimizden aldığım rakamları vereyim size arkadaşlar. 2019’da 22 öğrenci yurdumuz vardı belediyelere ait. Seçimler oldu, seçimleri kazandık.

50 belediyemizde 22 olan öğrenci yurdumuz 83’e çıktı. 14 bin 745 öğrenci bu yurtlarda kalıyor.

Bütün engellemelere rağmen belediyelerimiz öğrenci yurdu sayısını 22’den 83’e çıkarıyorsa iktidar olduğumuzda bir yıl içinde yurt sorununu tamamen çözeceğimizi her yerde güvenle anlatabilirsiniz.

Vaat etmek kolay, önemli olan bunları gerçekleştirmek. Biz gerçekleştirme konusunda kararlıyız.

Burs…Her ailenin gelir düzeyi yüksek değil. O bursu 20 yıl öncesini hatırlatarak, şu kadar burs veriliyordu şimdi bu kadar veriyoruz gibi bir aldatmacaya inanmamanızı istiyorum.

20 yıl önce verdiğiniz parayla neler alınıyordu, şimdi neler alınıyor. Kredinin de rakamının yükseltilmesi lazım. İki şey istiyoruz bursu ve krediyi yükselteceksiniz, artışları Eylül ayından itibaren yapacaksınız.

Bu talep Bay Kemal’in talebi değil gençlerin talebi. Onlar böyle istiyor diyeceksiniz.

İstanbul’a geldiniz, beton ormanları göreceksiniz. Büyük gökdelenlerin yapıldığı, yeşilliğin az olduğu, evlerden sadece beton binaları görüldüğünü fark edeceksiniz.

Biz CHP olarak doğayla uyum içinde olan kentler istiyoruz. Yeşilliği bol olan kentler istiyoruz.

Dünya şu anda otoriterlikten yana olanlarla demokrasiden yana olanlar arasında ikiye ayrılmış durumda.

Biz demokrasiden yana olan grubu oluşturuyoruz. Bu ülkeye demokrasiyi kendi özgün iradesiyle getiren parti CHP’dir. Demokrasiyi var eden parti CHP’dir.

Şimdi otoriter bir yapıyla karşı karşıyayız. Bir yüzyılı devirdik, ikinci yüzyıla başlıyoruz 2023’te. Geçen yüzyılın acıları yaşandı.

Gencecik fidan gibi evlatlarımız idam edildi, başbakanlar, bakanlar idam edildi. Biz düşünce özgürlüğü istiyoruz. Biz acılar değil, sevinçler, güzel günler istiyoruz.

Biz bunu talep ediyoruz, her bir gencin sandığa gittiğinde bu taleplerden yana oy kullanması gerektiğini anlatmanız gerekiyor.

Biz bunu güvenle anlatabilirsek çağdaş, uygar, demokrat bir Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz. Altını çiziyorum yeniden inşa edeceğiz. Bütün kurumlarıyla beraber.

“Benim görevim sizin hayalinizi gerçekleştirmek”

Devletin içinde oligarklar oluşmuş vaziyette. Uyuşturucu baronlarıyla kol kola gezen siyasetçiler var.

Yolsuzluğun meşrulaştığı bir tablo var. Bütün bunları ters yüz edeceğiz. Beraber yapacağız bunu.

O yüzden size sadece gençler demiyorum. Yol arkadaşlarım diyorum. Sizler benim yol arkadaşımsınız. Benim görevim sizin hayalinizi gerçekleştirmektir.

Sizin hayallerinizi çaldılar. Çalınan hayalleri iade edeceğiz. Peki nasıl? Sandık gelecek, oy kullanmaya gideceğiz.

Bir, her gencin mutlaka sandığa gitmesini sağlayacaksınız. Sorumluluk duyan her gencin sandığa gitmesini sağlayacaksınız.

Otoriter rejimden değil demokrasiden yana oy kullanmasını sağlayacaksınız. 7,5 milyon genç ilk kez sandığa gidip oy kullanacak.

Türkiye’nin kaderini siz belirleyeceksiniz, ben değil. O yüzden sorunlara kilitlenmek, demokratik yollarla bunun önünü açmak sizin elinizde. Tarihin size yüklediği bir sorumluluk var, bunun farkında olmanız gerek.

Üniversitelerin özgürce konuştuğu, çalıştığı bir atmosferi düşünün. Farklı düşündü diye görevlerine son verilen ama iktidarımızda hemen görevlerine dönecek barış akademisyenlerini düşünün. Bizimle aynı düşünmeyebilirler ama saygı duymak zorundayız.

Mustafa Kemal Atatürk’ün bize bıraktığı miras, çağdaşlık. Her fabrikanın kale olduğunu ifade eden bir Türkiye. Üreten, sanatta kültürde her alanda gelişen bir Türkiye…Bunu yapacak olan sizlersiniz, bunu birlikte yapacağız.

Her birinizin sorumluluğu var. O sorumluluğun bilince hareket etmelisiniz. Özgürce beni de eleştirebilirsiniz.

Farklı düşüncenin olmadığı yerde gelişme olmaz. Bir hedefimiz olmalı, çağdaş uygarlık. Onu da yakalayacağız. Kimin sayesinde? Sizin sayenizde. El ele, kol kola bunu yapacağız.”

Paylaşın

Erdoğan’dan Partisine ‘Kılıçdaroğlu’ Talimatı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Bizdeki seçmen bilgileri, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) elinde yok” sözlerinin ardından başlayan tartışma alevleniyor. Seçmen listesi tartışması Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da gündeminde.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun kulis haberine göre; Erdoğan, kurmaylarından Kılıçdaroğlu’nun çıkışı ile ilgili “YSK’ye sorun, liste işi nedir?” diyerek bilgi istedi. İktidar tartışmayı “fişleme” temeline oturturken AKP kurmayları da olayı Erdoğan’a üç tez üzerinden açıkladı.

AKP kurmaylarının ilk tezine göre; Kılıçdaroğlu “Bu bilgiler YSK’de yok” derken “her seçim döneminde YSK’nin paylaştığı listelere sosyal medyadaki anket şirketlerinin seçmenlerle ilgili paylaştığı verileri de ekleyebileceğini” savunuyor. Bununla birlikte Kılıçdaroğlu’nun kamuoyunda “sanki elinde daha fazla bilgi varmış gibi algı yürüttüğünü” savunan kurmaylar, “aslında CHP’nin sadece anketlerden seçmenlere ilişkin aldığı ek bilgileri kendi sistemine kaydetmiş olabileceğini” ileri sürüyor.

Adaylık çıkışı mı?

Parti yönetiminin konuya ilişkin Erdoğan’a sunduğu ikinci tez ise sosyal medyadaki seçmen beğenileri üzerine CHP’nin veri topladığı iddiası. Kılıçdaroğlu’nun bu beğeni verilerini “YSK verileri ile birleştirip, ek bir bilgi varmış gibi sunduğunu” öne süren AKP’li kurmaylar ayrıca Kılıçdaroğlu’nun bu çıkışının “aynı zamanda adaylık çıkışı olduğunu” savunuyor.

Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamayı yaparak “kendi seçmeni üzerinde etki yaratmaya çalıştığını” savunan AKP kurmayları, “Kılıçdaroğlu kendi seçmenine YSK ile ilgili sözleriyle ‘Bakın bizim elimizde neler var’ diyerek kendini Cumhurbaşkanlığı adaylığına hazırlıyor. Bu tartışmalarla hem elini güçlendirdiğini düşünüyor hem de seçmenlerini sandığa çekiyor olabilir” değerlendirmesini yapıyor.

Paylaşın

İYİ Parti: CHP’ye Borcumuzu Mahalli Seçimde Ödedik

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığına aday olup olmayacağı merak ediliyor. 21 Ağustos’taki ‘altılı masa’ buluşmasının vakti yaklaştıkça tartışma bu sorunun yanıtına odaklanıyor. 

Halk TV yazarı İsmail Saymaz, ismini paylaşmadığı İYİ Parti’nin bir ağır topunun, Kılıçdaroğlu’nun bugüne dek adaylık bahsini kendilerine açmadığını, “Bizimle öyle bir görüşmesi, öyle bir niyet açıklaması olmadı. Bizim kimseye bir sözümüz, mecburiyetimiz yok” dediğini aktardı.

Saymaz’ın aktarımına göre, İYİ Parti’nin ağır topu devamında şunları söyledi:

“Kılıçdaroğlu aday olacaksa gelsin söylesin. Bize iletilmiş bir şey yok. Masada bununla ilgili bir konuşma da yok. Kılıçdaroğlu, ‘Böyle böyle yapacağım’ diyor. Diyebilir, hakkıdır, belki tek başına iktidar olacak.”

Kimi çevrelerde 2018’deki seçimde CHP’nin 15 milletvekili transfer ederek, İyi Parti’nin seçimlere girme hakkı kazanmasına imkan sağladığı ve Akşener’in borcu kapatmak için Kılıçdaroğlu’nun adaylığına “Evet” diyebileceği savunuluyor. İyi Parti’nin ağır topu ise bu düşünceye şöyle yanıt verdi:

“Ne borcu? Biz borcumuzu mahalli seçimde ödedik. Kaldı ki bizim seçime katılma hakkımızı YSK vermişti. CHP o imkanı tanıdıktan sonra bu kararı almış olabilirler. Olmasa belki yapmayabilirlerdi. Ama zaten seçime girme hakkını kazanmıştık.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: İktidara En Yakın Dönemdeyiz

CHP Yurt Dışı Örgütlenme Çalıştayı’nda konuşan Kılıçdaroğlu, konuşmasında “Dünya siyaset tarihine bir şey bırakmak istiyoruz. Dünya siyaset tarihine bırakacağımız miras, özellikle gençlerin, yani ilk kez oy kullanacakların bırakacakları miras, otoriter bir yönetimi demokratik yöntemlerle değiştirmektir” dedi.

Haber Merkezi / Konuşmasının devamında, “Avrupa Birliği’nde öngörülen, demokratik ülkelerde öngörülen bütün demokratik kazanımların Türkiye’de de olmasını istiyoruz” ifadelerini kullanan Kılıçdaroğlu, “Herkesin düşüncesini özgürce ifade ettiği bir Türkiye istiyoruz. Hiç kimsenin inancından, kimliğinden, yaşam tarzından ötürü ötekileştirilmediği bir Türkiye istiyoruz. Bunun kavgasını, mücadelesini veriyoruz. Eski, klasik söylemlerin çok dışında, uygar dünyanın bir parçası olmak için mücadele eden bir CHP var” ifadelerini kullandı.

Yurtdışında yaklaşık 4 milyon seçmen bulunduğunu aktaran CHP lideri Kılıçdaroğlu, “Biz, oralardan beklediğimiz oyu alamıyoruz. Oyu alamıyorsak klasik bir söylemle ‘Efendim onlar bize oy vermiyorlar’. Hayır, bunu kabul etmiyorum. Niçin bize oy vermiyorlar? Asıl üzerinde düşüneceğimiz nokta bu” dedi.

Geçmişte CHP’de kısır çekişmeler yaşandığını belirten Kılıçdaroğlu “Bunları tamamen ayıkladık. Kısır çekişmeler yok artık. Her birimiz iktidara odaklanmış vaziyetteyiz. Her birimiz Türkiye’nin sorunlarını çok iyi biliyoruz ve bu sorunları çözmek istiyoruz. Sorunların nasıl çözüleceğini de biliyoruz. Kafa yoruyoruz. Sadece parti içinde değil, akademik dünyadan, bürokratik dünyadan da yardım alıyoruz… Sivil toplum örgütleriyle tartışıyoruz. Çağdaş bir CHP; sorunları bilen, sağlıklı ve tutarlı çözümler üreten bir CHP var artık. Bunu sadece Türkiye’de yaşayan vatandaşlarımız değil, artık bütün dünya biliyor” diye konuştu.

CHP Yurt Dışı Örgütlenme Çalıştayı, İstanbul Maltepe Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde başladı. CHP’nin yurt dışındaki 43 birlik başkanları ile yöneticilerinin katılacağı çalıştayın açılışını Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu yaptı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, CHP İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin, Yunus Emre, Sezgin Tanrıkulu ve Mahmut Tanal ile Eski Kültür Bakanı ve SODEV Onursal Başkanı Ercan Karakaş’ın da yer aldığı etkinlikte CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, açıklamalarda bulundu.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“Her birimiz tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıya olduğumuzu bilmemiz gerekiyor. Bugün içinde yaşadığımız şartlar, her birimizin daha fazla düşünmesini, daha fazla tartışmasını, yeni yollar, yöntemler bulma konusunda çalışmasını zorunlu kılan bir süreç. Biz dünya siyaset tarihine bir şey bırakmak istiyoruz. Dünya siyaset tarihine bırakacağımız miras, özellikle gençlerin bırakacağı bir miras.

Yani ilk kez oy kullanacakların bırakacakları miras, otoriter bir yönetimi demokratik yöntemler ile değiştirmektir. Bunu gerçekleştirmek için yola çıktık. Biz pek çok sorun yaşadık. İster Türkiye’de olsun ister yurtdışında olsun. Artık sorunlarımızdan arınmak istiyoruz. Geleceğe güvenle bakmak istiyoruz, daha güzel bir Türkiye’de yaşamak istiyoruz.

Avrupa Birliği’nde (AB) öngörülen, demokratik ülkelerde öngörülen bütün demokratik kazanımların Türkiye’de de olmasını istiyoruz. Herkesin düşüncesini özgürce ifade ettiği bir Türkiye istiyoruz. Hiç kimsenin inancından, kimliğinden, yaşam tarzından ötürü ötekileştirilmediği bir Türkiye istiyoruz. Bunun kavgasını veriyoruz, mücadelesini veriyoruz.

Eski klasik söylemlerin çok dışında, uygar dünyanın bir parçası olmak için mücadele eden bir CHP var. Bunun farkında olmanız lazım. Ve bizler, eleştiri yaparken arkasından mutlaka çözümü de getiren, çözümü de öneren, topluma duyuran bir partiyiz. Sorunları sadece dillendiren değil, sorunların nasıl çözüleceğini de ifade eden partiyiz. Dolayısıyla uzun yıllardır iktidar olamayan bir CHP, iktidara en yakın dönemdedir. Bunu yapacak olan, bunu sağlayacak olan sizlersiniz, bu partiye emek verenlerdir.

Yaklaşık 4 milyon seçmen, 6 milyon civarında yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız var. Biz oralardan beklediğimiz oyu alamıyoruz. Niçin bize oy vermiyorlar? Asıl üzerinde düşüneceğimiz nokta bu. Çuvaldızı önce kendimize batırmak zorundayız. Eğer biz güven vermiyorsak, niye bize oy versinler? Siyaseti bireysel çıkarlar üzerine inşa ediyorsak, niye bize oy versinler? Derdini anlatmak isteyen vatandaş derdini anlatırken lafını ağzına tıkıyorsak, niye bize oy versinler? Yaşadığı dünya kadar sorun var, çözümüyle ilgili çaba harcamıyorsak, niye bize oy versinler?

“Türkiye’de nüfusun yarısından fazlasını CHP’li büyükşehir belediye başkanları yönetiyor”

Yeni bir siyaset anlayışını aslında ülkemize getiriyoruz. Yeni siyaset anlayışının CHP’ye kapılarını araladığını da gayet iyi biliyoruz. Yerel yönetimler bunun en güzel örneğidir. Biz büyük kentleri alacağımızı söylediğimizde kimse inanmıyordu, rakiplerimiz inanmıyordu. Ama biz yeni siyaset anlayışımızla bu kapıları araladık. Bugün yeni siyaset anlayışının meyvelerini de görüyoruz. Bugün Türkiye’de nüfusun yarısından fazlasını CHP’li büyükşehir belediye başkanları yönetiyor.

Verdiğimiz mücadele, bir hak mücadelesidir, bir demokrasi mücadelesidir. Evet örgütlendik, ama halkın bölgede yaşadığınız ilde, kentte veya ülkede seçmenlerle çok sıcak ve samimi bir ilişki kurmak zorundasınız. Onların sorunlarını dinlemek, biz nasıl çözüyoruz, neyleri öneriyoruz bunu çok iyi anlatmak zorundasınız. Yurt dışından gelen kardeşlerimiz var. Oralarda çalışıyorlar, emek harcıyorlar, o ülkelerin kalkınmasında, büyümesinde katkıda bulunuyorlar. Unutmayalım, aslında çok çalışkan bir halkız biz. Yaratıcı bir zekamız var. Düz işçi olarak bizim babalarımız, dedelerimiz gitti. Ama şimdi onların üçüncü, dördüncü kuşakları üniversitede hoca, sanatçı, gazeteci, bilim insanları. Hayatın her alanına girmiş vaziyetteler.

Geçmişte CHP’de kısır çekişmeler vardı, bunları tamamen ayıkladık. Kısır çekişmeler yok artık. Her birimiz iktidara odaklanmış vaziyetteyiz. Her birimiz Türkiye’nin sorunlarını çok iyi biliyoruz. Sorunları çözmek istiyoruz, sorunların nasıl çözüleceğini biliyoruz. Sadece parti içinde değil, akademik dünyadan, bürokratik dünyadan da yardım alıyoruz. Sivil Toplum Örgütleri ile tartışıyoruz.

Çağdaş bir CHP, sorunları bilen, sağlıklı tutarlı çözümler üreten CHP var artık. Bunu sadece Türkiye’de yaşayan yurttaşlarımız değil, artık bütün dünya bunu biliyor. Ülkesini seven, yurtta barışı ve dünyada barışı savunan, barışın ne kadar değerli olduğunu bilen, bütün halklarla barış içinde yaşamayı ilke edinen bir anlayışı büyütmeye çalışıyoruz. Temel görevlerimiz bu.

Yaşadığınız ülkelerde sorunlar var biliyoruz. Türkiye’de emeklilik haklarınız, diğer yasalar, sağlık hizmetlerini Türkiye’de yeteri kadar alamamak gibi pek çok sorunlarınız var. 2013-2022 ilk kez yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın kendilerini temsil etmek üzere yurt dışı seçim çevresi oluşturulması gerekir diye telaffuz eden ve kanun teklifini veren bir partiyiz.

“Kucağımızı açacağız, herkese açacağız”

Sizler CHP’yi temsil ediyorsunuz bulunduğunuz ülkelerde. Kucağınızı ne kadar büyük açarsanız, ne kadar geniş kitleleri kucaklarsanız, emin olun o kadar büyüyeceksiniz. Kucağımızı açacağız, herkese açacağız. Kimlik üzerinden siyaset yapmayacağız, inanç üzerinden siyaset yapmayacağız, yaşam tarzı üzerinden siyaset yapmayacağız. Eğer siyaset yapacaksak, Türkiye’yi nasıl büyütürüz, katma değeri yüksek ürünleri nasıl üretiriz… Bunları tartışmalıyız.

AB’de hangi demokratik standartlar varsa, oturalım parlamentoda hepsini yapalım. Dönüp AB’ye diyelim ki, ‘kardeşim zaten biz hepsini yaptık. Bizde düşünce özgürlüğü var. düşüncelere, insana saygı, demokrasi var. Sizin ülkenizde var olan bütün demokratik kurallar bizim ülkemizde de var.’ Onların talimatı, beklentileri değil. Biz üçüncü sınıf demokrasiyi hak eden bir ülke değiliz. Ülkemizde birinci sınıf demokrasi olmalı. İnsan hakkı olmalı, çevre hakkı olmalı. Birilerinin dayatmasıyla demokrasi değil, kendi özgür irademizle kendi ülkemize demokrasiyi getirmeliyiz. ‘Bekleyelim, bize bir fasıl açsınlar şunu yap diye, biz de onu yapalım.’ Niye kardeşim? Biz bunları yapacağız, kararlıyız.

Göreceksiniz, ilk iktidarımızda göreceksiniz, AB’nin öngördüğü kendi ülkelerinde var olan bütün demokratik kuralları ülkemize getireceğiz. Şu tarihsel gerçeği sakın unutmayın: Türkiye bütün mazlum milletlere örnek olan bir ülkedir. Milli Kurtuluş Savaşı verdikten sonra mazlum ülkelerin büyük bir kısmı kurtuluş savaşı verdi. Bu ülkelerde kurtuluş savaşı veren gençler, göğüslerinde Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafını taşıyorlardı. Cumhuriyeti kurduktan sonra bütün mazlum ülkelerin cumhuriyet kurduğunu görüyoruz. Biz aynı zamanda, bütün mazlum ülkelere örnek olan bir ülkeyiz. Bize tarihin yüklediği böyle bir sorumluluk da var.

“Eleştiriyi sabırla dinlemeliyiz ve kendi çözümlerimizi de anlatmalıyız”

İşin özeti; hepimize çok iş düşüyor. Bana da iş düşüyor, size de iş düşüyor. Kısır tartışmalardan kesinlikle uzak duracağız. Bizi eleştirmek isteyenleri sabırla dinleyeceğiz. Birisi sizi eleştiriyorsa, size değer verdiği içindir. Eleştiriden korkmayacağız, sağlıklı eleştiri kadar değerli bir şey yoktur. Eleştiriyi sabırla dinlemeliyiz ve kendi çözümlerimizi de anlatmalıyız.

Geldiğimiz nokta şudur: Her sorunu biliyoruz ama her sorunun nasıl çözüleceğini de biliyoruz. Bugün bizim çözümlerimizi iktidar olmadığımız halde iktidar sahipleri çözmek istiyorlar. Çünkü onlar çözümü bilmiyor. Neyi nasıl yapacaklarını bilmiyorlar. Bir sorunlar yumağı ile Türkiye karşı karşıya. İktidar çoklu organ yetmezliği ile karşı karşıya. İktidara geldiğimizde, halkın iradesiyle geleceğiz, Türkiye kısa zamanda toparlanacak, bütün dünyaya örnek olacak. Her birimizin tarihi sorumluluğu var. Örgütlerinizi kurarken kadın-erkek dengesine dikkat edin, kadın kardeşlerimizin de siyaset alanını açın. Cinsiyet kotası getirdik yüzde 33, yüzde 20 de gençlik kotası getirdik. İktidar olduğumuzda bunu Siyasi Partiler Yasası’na da koyacağız. Her şeyi beraber yapacağız.”

Paylaşın

Yöneylem Araştırma: Muhalefet Adaylarının Hepsi Erdoğan’ı Yeniyor

Yöneylem Araştırma 27 ilde 2400 kişi ile 28 Temmuz- 1 Ağustos arasında yaptığı Temmuz 2022 araştırmasının sonuçları yayınlandı. Yüzde 95 güven aralığındaki araştırmada kararsızlar “dağıtıldıktan sonra” Cumhur İttifakı’nın 35,6’da kaldığı Millet İttifakı’nın ise 44,3’e yükseldiği görüldü.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde de seçmenle muhalefet adaylarına yöneliyor. Çalışmaya göre Millet İttifakı, kararsızlar dağıtılmadan önce yüzde 35.4 oranında oy alırken Cumhur İttifakı yüzde 28.4 seviyesinde kaldı. Ankette ayrıca Cumhurbaşkanlığı seçiminde de seçmenin tercihinin muhalefet adayı olduğu görüldü.

Yöneylem tarafından 27 ilde 2400 katılımcı ile 28 Temmuz- 1 Ağustos tarihleri yapılan araştırmanın sonuçları kamuoyu ile paylaşıldı.

MHP baraj altında

Kararsızlar ve oy kullanmayacaklar dağıtıldıktan sonra milletvekili genel seçimlerinde genel görünüm aşağıdaki tabloda görüldüğü şekilde oluştu, önemli ayrıntı Cumhur İttifakı ortaklarından MHP’nin yüzde 7 olarak belirlenen yeni seçim barajının altında kalması.

Türkiye iyi yönetilmiyor

Yöneylem’in Temmuz araştırmasında katılımcılara yönelttiği “Türkiye nasıl yönetilmektedir?” sorusuna ise katılımcıların yüzde 63.7’si “kötü yönetilmektedir” yanıtını verirken yalnızca 23.1’i “iyi yönetilmektedir” yanıtını verdi.

Seçmen parlamenter sistemi istiyor 

Araştırmada katılımcılara “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi mi, Parlamenter Sistem mi?” diye sorulduğunda ise Parlamenter Sistem diyenlerin oranı yüzde 66.4 seviyesinde seyretti. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi diyenlerin oranı ise yalnızca yüzde 28.5 oldu.

Erdoğan’ı “asla istemeyenler” yüzde 58,4

Önümüzdeki seçimlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aday olması halinde oy verir misiniz? sorusuna katılımcıların yalnızca yüzde 30.7’si “kesinlikle oy veririm” yanıtını verirken, “asla oy vermem” diyenlerin oranı ise yüzde 58.4 oldu.

Muhalefet adaylarının hepsi Erdoğan’ı yeniyor 

Yine çalışmada katılımcılara sorulan sorular arasında yer alan “Erdoğan mı, muhalefet adayı?” sorusuna muhalefet adayı diyenlerin oranı yüzde 54.3 iken Erdoğan diyenlerin oranı yalnızca 33.1 oldu..

  • Erdoğan ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun kalması halinde Erdoğan diyenlerin oranı 38.3 olurken Kemal Kılıçdaroğlu diyenlerin oranı ise yüzde 47.8 seviyesinde seyretti.
  • Erdoğan, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu karşısında yüzde 37.1 oranında oy alırken İmamoğlu 50.9 seviyesinde seyretti.
  • Son olarak ABB Başkanı Mansur Yavaş karşısında ise Erdoğan yüzde 31.2 oy alırken Mansur Yavaş’ın yüzde 61.5 oranında oy aldığı görüldü.

Muhalefete güven artıyor

Ekonomiyi iktidarın mı yoksa muhalefetin mi daha iyi yöneteceği yönündeki soruya katılımcılar yüzde 46.3 muhalefet yanıtını verirken iktidar diyenlerin oranı yüzde 35 oldu. Hiçbiri yanıtını verenlerin oranı ise 10.2 seviyesinde seyretti.

İktidar hiçbir alanda güven vermiyor

  • Demoktarik düzen, hak ve özgürlükler alanında muhalefetin daha iyi bir savunucu olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 53.7 olurken bu oran iktidar için yüzde 32.4 oldu.
  • Yaşam tarzına saygı noktasında ise iktidar yüzde 34.1 seviyesindeyken muhalefet yüzde 53.1 oranında seçmenden karşılık buldu.
Paylaşın

5 Yılda Yabancılara 200 Bin Konut Ve İş Yeri Satıldı

CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, son 5 yılda ve 2021 yılında yabancılara ne kadarlık veya kaç adet konut, arsa, gayrimenkul satışı yapıldığına ilişkin Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesine gelen yanıtla ilgili yazılı açıklama yaptı.

Kılıç, “Bakan Kurum’un cevabı ülkemizin ve topraklarının parsel parsel yabancılara peşkeş çekildiğini ortaya koymaktadır” dedi. Bakan Kurum’un, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün “İstatistik Bilgi Sistemi” kayıtlarından alınan bilgilere göre önergesine yanıt verdiğini belirten Kılıç, şunları kaydetti:

“Türkiye’de son beş yılda yabancı gerçek kişiler 10 bin 419 ana taşınmaz (arsa, arazi, tarla, bağ, bahçe vb.) 197 bin 555 de konut, işyeri vb. taşınmaz satın aldı. Yabancılar son beş yılda en çok İstanbul’da ana taşınmaz ile konut ve işyeri satın aldı. Yabancıların son beş yılda İstanbul’da aldığı ana taşınmaz 2 bin 492 adet; konut, işyeri vb. taşınmaz ise 93 bin 909 adet olarak gerçekleşti. Bakan Murat Kurum, cevabında 2021 yılında yabancı gerçek kişilere yapılan ana taşınmazlar ile konut ve işyeri satışları hakkında da bilgi verdi. Buna göre; geçen yıl yabancılar 3 bin 794 ana taşınmaz, 62 bin 124 adet de konut ve işyeri satın aldı. Yabancılara geçen yıl en çok ana taşınmaz ile konut ve işyeri satışı yine İstanbul’da yapıldı. İzmir’de 2021 yılında yabancılara 76 adet ana taşınmaz (arsa, arazi, tarla, bağ, bahçe vb.), bin 518 de konut ve işyeri satışı gerçekleştirildi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum cevabında, taşınmaz satışı ile ilgili verilen rakamların ‘aktif taşınmazları’ içerdiğini, süreç içerisinde yabancıların Türk vatandaşı veya tüzel kişilere yaptıkları devirlerin ‘pasif istatistikler’ olduğunu ve hesaba dahil edilmediğini kaydetti.”

“Gerçek rakam daha yüksek”

Sevda Erdan Kılıç, Kurum’un verdiği yanıtı şöyle değerlendirdi:

“Bakanın bu cevabı ülkemizin ve topraklarının parsel parsel yabancılara satıldığını ve peşkeş çekildiğini tüm gerçekliği ile ortaya koymaktadır. 2017 yılından beri yabancılara 200 bin konut ve işyeri satılmış ve bu satışın 62 bini de geçen yıl gerçekleşmiş. Yani son beş yıldaki toplam satışın yaklaşık üçte biri 2021 yılında gerçekleşmiş. Bu da yıllar içerisinde yabancılara ülkemizde satılan konut ve işyeri sayısının arttığını ortaya koymaktadır. Tabi bunda AKP iktidarının ‘Önce 250 bin dolara sonra 400 bin dolara konut alanlara Türk vatandaşlığı vermesinin’ de etkisi olduğu muhakkak. Üstelik cevapta belirtilen yabancılara satış rakamlarının, bakanın da ‘Süreç içerisinde yabancıların Türk vatandaşlarına yaptıkları devirlerin hesaba dahil edilmediği’ sözleri ile belirttiği gibi daha yüksek olduğu gerçeği ortadadır.

“Oy hesabı yapıyorlar”

Ülkemizi, ormanlarımızı, dağlarımızı, ovalarımızı, en verimli arazilerimizi, deniz kenarlarındaki hazine arazilerimizi yabancılara peşkeş çektikleri yetmezmiş gibi, üstüne bir de 400 bin dolara Türk vatandaşlığını yabancılara sattılar ve satıyorlar. Ülkemiz adeta istila edilmektedir, işgale uğramaktadır. Tabi yabancılara vatandaşlık hakkını niye bu kadar kolay verdiklerini tahmin etmek çok zor olmasa gerek. Yapılacak seçimde yabancıların AKP’ye oy vermelerinin hesabını yapmaktadırlar. Ama istediklerini yapsınlar, ister tüm yabancılara vatandaşlık vererek oy hakkı tanısınlar isterlerse mezarda bulunanlara oy hakkı tanısınlar, Türkiye’nin geleceğinin belirleneceği seçimde, Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi ve Millet İttifakı iktidarını engelleyemeyecekler.”

(Kaynak: Gerçek Gündem)

Paylaşın

Kulis: Altılı Masada 3 Ayrı Senaryo Çalışılıyor

Parlamenter sisteme geçiş konusunda anlaşan altı muhalefet partisinin önünde iki kritik başlık bulunuyor. Birincisi ortak cumhurbaşkanı adayı belirlemek. İkincisi seçimi kazanmaları durumunda yürüyecekleri yol haritasını bugünden oluşturmak. Seçim takvimi açıklandığında toplumun karşısına da 6 genel başkanın imza atacağı bir protokolle çıkmayı hedefliyorlar.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın haberine göre aday belirleme sürecini sonbahara bırakan liderler geçiş sürecinin yol haritası içinse hummalı bir çalışma yürütüyor. Bu çalışma şimdilik partilerin kendi mutfağında sürse de temelde 3 ayrı senaryo üzerinde fikir yürütülüyor.

Geçiş süreci çalışmasını ‘en önemli konu’ olarak nitelendiren partiler var olan sistemden güçlendirilmiş parlamenter sisteme hangi takvim ile geçileceğini çalışıyor. Bu çalışma farklı senaryolara göre seçenekli olarak yürütülüyor. Çünkü geçiş sürecinin takviminde Meclis’te elde edilecek çoğunluk belirleyici olacak. İşte burada 3 senaryo çalışılıyor.

İlk senaryo muhalefetin seçim sonrası parlamentoda 400 milletvekili kazanması. Bu durumda partiler hızlı bir anayasa değişikliği sürecini işletebilir.

İkinci senaryoda 360 milletvekili çıkarılması durumunda da anayasa değişikliğinin referanduma sunulmasının önü açılıyor. Ancak anketler parlamenter sisteme geçişi öngören partilerin anayasa değişikliği yapacak bir güçle Meclis’e gireceğini şimdilik göstermiyor.

O nedenle üçüncü senaryo da (anketlere göre 340 milletvekili çıkarma potansiyeli var) Meclis’te 301 milletvekili kazanılması durumuna göre hazırlanıyor.

Parlamenter sisteme geçişi öngören partilerin 301 ve üzerinde milletvekili çıkarması Meclis Başkanlığı seçiminin ve komisyonlarda çoğunluğun alınması demek. Bu da istenen kanunların rahatlıkla Meclis’ten çıkarılmasına imkân tanıyor. Kanun yapma çoğunluğuna sahip olunduğunda birçok alanda düzenleme yapmak için sorun kalmayacağı ifade ediliyor.

‘AK Parti’nin muhalefet edeceğini düşünmüyoruz’

Meclis kanun yapabilecek ama parlamenter sistem için anayasa değişikliği yapacak çoğunluk olmadığında partilerin bu vaadi ne olacak? Başta CHP ve İYİ Parti olmak üzere Altılı Masa’daki birçok parti iktidar olmaları durumunda, muhalefete düşecek AKP ve MHP’nin de anayasa değişikliğine sıcak bakacağını düşünüyor.

CHP’de “İktidara gelirsek güçlendirilmiş parlamenter sistem konusunda AK Parti’nin muhalefet edeceğini düşünmüyoruz. Bu konuda sunulacak Anayasa değişikliğine destek vereceklerdir. Çünkü AK Partili milletvekilleri de siyaset yapmak istiyor” değerlendirmesi yapılıyor.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Edirne’den İktidar Mesajı Verdi

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, partisinin Edirne’de düzenlediği grup toplantısında yaptığı konuşmada, iktidara hazır olduklarını ifade ederek, “Tek kişinin iradesine Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bırakmayacağız. Cumhurbaşkanı tarafsız olacak. Halkın Cumhurbaşkanı olacak. Birilerinin Cumhurbaşkanı olmaz. Yapacak çok işimiz var. Neyi nasıl yapacağımızı çok iyi biliyoruz.” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin konuşmasının devamında, “Altı lider de çok iyi biliyor. Bütün mesele bunun zamanlaması. Bununla ilgili çalışmayı da yapıyoruz. Belli bir yere geldikten sonra kamuoyuyla paylaşacağız. Altı parti farklıyız ama hepimiz bu ülkenin demokratikleşmesini savunuyoruz.” ifadelerini kullandı.

CHP Lideri, seçildiklerinde ülkeyi Çankaya’dan yöneteceklerini belirterek, “Bizim sarayımız yok. Beyefendiye tahsis edilen 10 tane saray var. Biz, ülkemizi mütevazi Çankaya’dan yönetmek isteriz. Bizim hedefimiz şu, Erdoğan’a da söyledim. Allah aşkına israf haramdır, israf yapma. Bari bir israf genelgesi çıkar. Yetmiyor mu bir uçak sana? Hiçbir Osmanlı padişahına nasip olmamış kadar sarayın var. Ne yapacaksın bu sarayları? Düzelteceğiz” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Meclis’in tatile girmesinin ardından başladığı grup toplantılarına bu hafta Edirne’de devam etti. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Edirne 8300 yıllık tarihiyle görkemli bir kent. Metrekare başına düşen tarihi eser itibariyle Floransa’dan sonra dünya ikincisi. O nedenle bu kenti bütün dünyaya tanıtmak zorundayız. Türkiye’ye gelen her üç turistten biri Edirne’ye geliyor.

Bugün bir ayçiçeği tarlasına gittik. Çiftçilerle buluştuk, dertlerini kısmen de olsa dinledik. Bir sorunu çözmek istiyorsan sorunu yaşayanı dinleyeceksin. Mazotta sıkıntımız var diyorlar. Gübre de sıkıntımız var diyorlar. İlaçta, tohumda sıkıntı var diyorlar. Ürünü satacağız ya zarar edersek diyorlar. Söyledim, tonunu 16 bin liradan almak zorundadır mevcut iktidar.

Pandemiden sonra tarımın bir stratejik sektör olduğunu bütün dünya öğrendi. Bizi yönetenler tarımı stratejik sektör olduğunu öğrenebildiler mi? Erdoğan iktidarları döneminde 34.5 milyar dolar ayçiçeği ve benzeri ürünlerin ithalatına para verildi.

Trakya topraklarının bölündüğünü de biliyorum. Bu konuda da kaygılar var. Bu bereketli toprakların sanayiye dönüşmemesi lazım. Bu topraklar bizi besleyen topraklar, tarım için korunması lazım.

Akaryakıta zam geldi. Şehirde yaşıyorsanız arabanızı kullanmazsınız. Otobüse, metroya binersiniz. Çiftçi ne yapacak? Tarlaya metroyla mı gidecek? Tarlaya belediye otobüsüyle mi gidecek? Traktörle gidecek. Ona mazotu indirimli vereceksin. KDV’siz ÖTV’siz. Bu konuda Bay Kemal’in sesi var. Açık ve net söylüyorum iktidarımızda çiftçiye mazotu KDV’siz ÖTV’siz kırmızı mazot vereceğiz.

Kadın kardeşlerim için şunu söyleyeyim. Aile Destekleri Sigortasını getireceğiz. Hiçbir evde hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek. Özellikle yoksul ailelerde kadın kardeşlerime söylüyorum. Sizi yaşadığınız evde erkeğe muhtaç etmeyeceğim. Yoksulluğu yenmek için yoksulu afişe etmeyeceksiniz. Sağ elin gördüğünü sol el görmeyecek. İnsanın onurunu koruyacaksınız. Yoksulluk kader değildir. Yoksulluğu yaratan iktidarın politikalarıdır. Aile Destekleri Sigortası, 1971 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin parlamentosu hayata geçireceğine dair söz vermiş. Niçin bugüne kadar hayata geçmedi? Çünkü yoksulluğu kullanıyorlar, istismar ediyorlar. Bu kardeşiniz diyor ki, ister oy verin ister oy vermeyin hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği Türkiye’yi kesinlikle yaratacağız.

“10 tane saray var”

Bizim sarayımız yok. Beyefendiye tahsis edilen 10 tane saray var. Biz, ülkemizi mütevazi Çankaya’dan yönetmek isteriz. Bizim hedefimiz şu, Erdoğan’a da söyledim. Allah aşkına israf haramdır, israf yapma. Bari bir israf genelgesi çıkar. Yetmiyor mu bir uçak sana? Hiçbir Osmanlı padişahına nasip olmamış kadar sarayın var. Ne yapacaksın bu sarayları? Düzelteceğiz.

Bir devletin erdemle, ahlakla yönetilmesi gerektiğini defalarca söyledim. Bir devlet hukukun üstünlüğü ile yönetilir. Baskı, şiddet ile yönetilmez. Her alanda demokrasi istiyoruz. Devleti ahlakla, bilgiyle, birikimle yöneteceksiniz. Şu anda çoklu organ yetmezliği ile karşı karşıyayız. TBMM’ye bakın. Milletvekillerinin büyük bir kısmı milletin değil, sarayın vekili. Saraydan talimat alıp el kaldırıp indiren insanlar milletin sesi olamazlar.

Sarayın talimatını dinleyen savcı hemen alınır süratle Yargıtay üyesi yapılır. Bir tek kararın altına imzası olmadan AYM’ye seçilir. Bay Kemal de bunu yiyecek… Yemezler. Bu kadar yargıç varken birisi paraşütle gelecek niçin? Sezgin Baran Korkmaz’ı talimatla serbest bıraktılar ya onların ödüllendirilmesi lazım. Nereye üye olursan ol sen yargıçlık yapamazsın. Yargıç vicdanıyla karar veren kişidir. KPSS bunun en basit örneğidir. Olay bu kadar büyümese derhal kapatacaklardı. Dünyanın yolsuzluğu var, beşli çeteler malı götürüyor. Görevlendirsene Devlet Denetleme Kurulu’nu. Görevlendiremez oraya, kendisi de bir parçası çünkü.

Tek kişinin iradesine Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bırakmayacağız. Cumhurbaşkanı tarafsız olacak. Halkın Cumhurbaşkanı olacak. Birilerinin Cumhurbaşkanı olmaz. Yapacak çok işimiz var. Neyi nasıl yapacağımızı çok iyi biliyoruz. Altı lider de çok iyi biliyor. Bütün mesele bunun zamanlaması. Bununla ilgili çalışmayı da yapıyoruz. Belli bir yere geldikten sonra kamuoyuyla paylaşacağız. Altı parti farklıyız ama hepimiz bu ülkenin demokratikleşmesini savunuyoruz.

Kur korumalı mevduat… ‘Faize karşıyım’ diyor, değil mi? Erdoğan ‘faize karşıyım’ diyor. İlk altı ayda yani bu yılın ilk altı ayında felaket bir tablo var; bankaların kârı milyarları buluyor. Bu yılın ilk altı ayında bankaların kârı yüzde 400. Faiz geliyor, banka ne yapar? Para ticareti yapar, kredi verir, faiz uygular karşılığını alır. Eğer bankalar yüzde 400 ilk altı ayda kar elde ediyorsa… Çiftçi yüzde 400 kar elde ettin mi? Hayır. Esnaf, sanayici, ücretli? Hiçbir meslek grubu yüzde 400 kar elde etmedi. Bankacılık hariç. Yüzde 400 kar. Neymiş? Beyefendi faize karşıymış. Ne yapacaksın? Karşı olduğunu söyleyeceksin, birileri malı götürecek. Sadece bu mu? Hayır. Kur korumalı mevduat. ‘Ekonominin kalbine yerleştirilmiş bombadır’ diyorlar. Bomba değil, atom bombası, atom bombası. Dünyanın parası, beyler götürdüler. Bir; parayı yatırıyorsun, Türk lirası yatırıyorsun. İki; sana güvence veriyorlar. Üç; faiz artarsa, ‘hiç merak etme hiç zararın olmayacak dövizle ödeyeceğiz.’ O garantiyi de sana veriyorlar. Vergi? ‘Senden vergi de almayacağım’ diyor.

“Bizim iktidarımızda öyle döviz garantisi falan filan yok”

Buradan kur korumalı mevduat sahiplerine, yani bir avuç kişiye sesleniyorum. Bizim iktidarımızda; sadece ve sadece faizi alacaklar. Öyle döviz garantisi falan filan yok. Türkiye, sömürge bir ülke değil. Birilerinin sömürge alanı da değil. Bu ülkenin hakkını, hukukunu da sömürü etmeyeceğiz kimseye. Paran varsa bankaya yatırsın, kaç lira faiz götürür koyarsın faizini de alırsın.

Kardeşim sonra döneceksin, sanayiciye gideceksin ‘sen stokçuluk yapıyorsun’ diye suç atacaksın. Stokçuluk yapıyorsun dedikleri reel sektörün, 160 milyar dolarlık açığı var. Para ihtiyacı var. Bunların ekonomiden haberleri bile yok. Ekonomi nasıl yönetilir bunu dahi bilmiyorlar. Bir sanayiciye, ‘stokçu’ denir mi Allah aşkına? Adam üretiyor zaten belli bir stoku olmak zorunda. Üretimin ne olduğunu, stokun ne olduğunu bilmiyorlar. Ama stokçuluğu çok iyi biliyorlar. Ülkenin çözülecek çok sorunu var. Ama biz çözeceğiz. Bundan emin olmanızı isterim. Sanayiciler de özellikle katma değeri yüksek ürün ürettikleri sürece hep yanlarında olacağız.

İktidarımızda ilk bir hafta içinde esnafın bankalardan ve esnaf kefalet kooperatiflerinden aldıkları faizleri sileceğiz. Faiz olmayacak, bir sefere mahsus faizleri sileceğiz. Zaten esnaf battı. Yerine koyamıyor zaten esnaf. Bir de faiz var, sürekli takla attırıyor, sürekli borçlar büyüyor, ödeyemiyor.

Çiftçiye de sözüm var. Çiftçilerin de bankalardan ve tarım kredi kooperatiflerinden aldıkları kredilerin faizlerini sileceğiz. Onların da faizi olmayacak. Bir sefere mahsus olarak silinecek. Dolayısıyla kim üretiyorsa, kim emek harcıyorsa onlardan yana politika izlemeye devam edeceğiz.

Başka? Elbette ki kamunun kendi içinde de sorunları var. Örneğin; dünyada hastanesi olmayan tek ordu, bizim ordumuz. Askeri hastaneleri yeniden açacağız. GATA’yı tekrar şanlı ordumuza teslim edeceğiz.

Başka ne yapacağız? Allah nasip ederse sizlerin takdiriyle iktidar olduğumuzda göreceksiniz. Cumhuriyet döneminde kaybettiğimiz bir yer var. Süleyman Şah Türbesi’nin bulunduğu yer. Bunlar kendilerini kahraman ilan ediyorlar. Ya türbeyi kaçırıp, o toprağını terk eden adamı kahraman ilan ettiler. Akıl tutulması var. O türbeyi yerine götüreceğiz. Şanlı bayrağımızı oraya dikeceğiz. Hiç kimsenin endişesi olmasın.

Buraya bir parantez açalım. Bahçeli ne diyor bunun için Allah aşkına? Ne diyor Bahçeli? Bana kızıyor. Bizim milliyetçiliğimiz öğrenmek istiyorlarsa rahmetli Ecevit’e bakacaklar. Kıbrıs’a bakacaklar. Akdeniz’e bakacaklar, Akdeniz’in sularına bakacaklar. Sen kim; bizim milliyetçiliğimiz, tartmak, ölçmek kim? Süleyman Şah Türbesi kaçınırken, toprak terk edilirken sesin bile çıkmadı. Parantezi kapatalım.

EYT’liler… Biliyorum, sizin sorununuzu biliyorum. EYT sorununu çözecekse, bir kişi çözer. Onun adı da Bay Kemal. Hiç endişe etmeyin.

“Ceplerini dikeceğim”

O malı götürenlerin ceplerini tamamen dikeceğim. Arayacaklar, cep bile yok. Ceplerini dikeceğim, hiç merak etmeyin. Sakın umutsuzluğa kapılmayın. Ülkemiz en zor koşullarda bile başarıyı yakalamış bir ülke. Olağanüstü bir potansiyelimiz var. Gençlerimiz olağanüstü güzel şeylerin altına imza atıyorlar. Spordan tutun bilime kadar çok şey var, çok güzel şeyler yapılıyor. Üniversitelerimizi mahvettiler biliyorum ama üniversiteleri de ayağa kaldıracağız.

Barış akademisyenlerini derhal bir kararnameyle bir hafta içinde görevlerine iade edeceğiz. Bir üniversitede her türlü düşünce özgürce tartışılmalıdır. Bir örnek vereyim, Orta Çağ’da bir adam çıkmış demiş ki ‘beyler dünya yuvarlaktır.’ ‘Vay sen misin?’ Yakalayıp, doğru engizisyon mahkemesine çıkarmışlar. ‘Sen nasıl milyarlarca insan düz diyor, sen nasıl diyebilirsin, dünya yuvarlaktır.’ Milyonlarca kişi mi haklı, bu bir kişi mi haklı? Dolayısıyla bütün aykırı düşüncelere bizim ihtiyacımız var. Hiçbir aykırı düşünceden korkmamak lazım. Düşündükçe insanoğlu geleceği daha sağlıklı kurgular ve daha sağlıklı oluşturur.

Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Devlet Planlama Teşkilatını kapattı. Akıl alacak şey değil. Bir kişi, her şeyi bilince; planlamayı da o biliyor. Dua edin ameliyathaneye girmedi, ya bypass yapmaya kalkarsa ne olacak, o da olabilir.”

Paylaşın

CHP’den Seçim Sonrası Hazırlığı: Bürokrasi Çalışılmaya Başlandı

AKP’nin 20 yıllık iktidarında, siyasi düşünceleri iktidardan farklı olan hiçbir bürokrat görevde kalmadı. Örneğin vali, kaymakam, genel müdürlük, daire başkanlığı, il Emniyet müdürlüğü gibi görevlerde darbe girişimi öncesinde yoğun olarak FETÖ’cü kadrolar bulunuyordu. Darbe girişiminin ardından bir iki yıl farklı düşünceye sahip bürokratlara zorunlu olarak makam verilirken daha sonra bunların da tasfiye edildiği biliniyor. 

Cumhuriyet’ten Sertaç Eş’in haberine göre yapılan bir çalışmada, kamuda kritik görevde yer alan toplam 12 bin bürokratın bulunduğu belirlendi. 6’lı masada yer alan partiler, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi nedeniyle kısa sürede bu kadroların değiştirilmesi gerektiği konusunda fikirbirliği yapmış durumda. Bu amaçla bazı partilerin çalışmaları da bulunuyor.

Çok sayıda AKP’li bürokrat da iktidarın zayıflaması nedeniyle CHP ile bağlantı kurmaya, birtakım bilgileri paylaşmaya başladı. CHP’li kaynaklar, bürokratlardan kendi partilerine yönelmenin daha önce olandan farklı boyutlarda olduğunu kabul ediyor. Ancak seçim sonrasına hazırlıklı olmak için CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun isimlerini gizli tuttuğu bazı danışmanları aracılığıyla bürokrasiye ilişkin çalışma yaptırdığı öğrenildi.

İstekler inceleniyor

Bürokratların taleplerinin incelenmesinin yanı sıra Kılıçdaroğlu’nun sürekli dile getirdiği “siyasi görüşe göre değil liyakate göre” ölçüsünün ön plana çıkarılacağı kaydediliyor. Ayrıca CHP’li belediyelerde çalışan güvenilir ve başarılı olmuş çok sayıda bürokratın da bu kapsamda değerlendirileceği, özellikle üç büyük kentin yerel yönetimlerinden bazı bürokratların adının öne çıktığı dile getiriliyor.

Yol haritası komisyonu

CHP, altı parti arasında kurulması planlanan “Yol Haritası Komisyonu”na hazırlık amacıyla kendi bünyesinde aynı isimle bir komisyon oluşturdu. Komisyonda, hukukçu isimler ağırlıklı olarak yer aldı. Muharrem Erkek, Hakkı Süha Okay, Bülent Tezcan, Oğuz Kaan Salıcı ve İbrahim Kaboğlu’nun yer alacağı komisyon, CHP’nin geçiş sürecindeki önceliklerini tespit edecek. Altı parti arasında oluşturulan bu komisyon henüz bir toplantı yapmadı. Öncesinde partilerin yapacağı çalışmaların bu komisyonda ele alınacağı ve geçiş sürecinde nasıl hareket edileceğine ilişkin ölçütlerin belirleneceği kaydediliyor.

Paylaşın

Vatandaşların Bankalara Borcu 153 Milyar TL Arttı

Son 3 ayda vatandaşların bankalara olan borçlarında 153 milyar TL’lik artış yaşandı. Ödenen faiz de 6 ayda yüzde 47,4 oranında artarak 78,9 milyar TL’ye yükseldi. BDDK verilerine göre vatandaşların kredi kartı borcunda da son bir yılda 120 milyar 800 milyon TL’lik artış yaşandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Grubu’nun ekonomi raporunda da bankacılık sektöründeki gelişmeler incelendi.

Rapora göre, sektörün toplam aktiflerinin yüzde 74, özkaynaklarının ise yüzde 62,7 oranında arttığı bir dönemde net kârlarındaki artış ise yüzde 400,5’i buldu. Geçen yıl kârı 33,7 milyar TL olan bankalar bu yılın ilk 6 aylık döneminde net olarak 169,1 milyar TL kâr elde etti.

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre, bankacılık sektörünün net kârını artırmasında iktidarın ekonomi politikalarının önemli rolü olduğuna işaret edilen raporda, şu bilgiler yer aldı:

“Devlet, Kur Korumalı Mevduat’la (KKM) bankaların topladığı 1,1 trilyon TL’lik mevduatın faiz maliyetinin büyük bir kısmını üstlenirken bankalar yüzde 14-17 faiz oranıyla topladıkları bu parayı Hazine’ye, şirketlere ve vatandaşlara çok daha yüksek bir faiz oranıyla borç ve kredi olarak sattı.

Bu yılın ilk 6 aylık döneminde bankaların toplam faiz ödemeleri geçen yıla göre yüzde 43,9 oranında artarken toplam faiz gelirlerindeki artış ise yüzde 99,1 olarak gerçekleşti. Net faiz geliri yüzde 203 oranında artarak 285 milyar TL’yi buldu.

Bankalar kazanırken KOBİ’lerin bankacılık sektörüne olan kredi borçları haziranda 66,9 milyar lira daha artarak bir trilyon 573 milyar TL kadar yükseldi.

Tarım sektörünün borçları ise haziranda 16,8 milyar TL artarak 224,8 milyar TL’ye yükseldi.

Son 3 ayda yurttaşların bankalara olan borçlarında ise 153 milyar TL’lik artış yaşandı. Ödenen faiz de 6 ayda yüzde 47,4 oranında artarak 78,9 milyar TL’ye yükseldi.”

Kredi kartı borçları

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre yurttaşların kredi kartı borcunda da son bir yılda 120 milyar 800 milyon TL’lik artış yaşandı.

Paylaşın