Birleşmiş Milletler Raporu: Türkiye, Majör Sorunlarla Karşı Karşıya

Birleşmiş Milletler (BM) kalkınma raporunda, Türkiye’nin 17 kalkınma hedefinin hiçbirinde başarı sağlayamadığı, 7 hedefte majör zorluklar, 8 hedefte ciddi zorlukların sürdüğüne dikkat çekildi.

Raporda, Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı’nın (SDSN) “Yoksulluğa Son” hedefinde ülkede ciddi zorluklar yaşanırken söz konusu hedefte ivme yalnızca orta düzeyde artış gösterdiği vurgulandı.

“Açlığa son” hedefinde ise yine ciddi zorlukların yaşandığı ve ivmenin durgun devam ettiğine dikkat çekilen raporda, Türkiye’de “Nitelikli Eğitim” hedefinde majör sorunların yaşandığı, ivmenin ise orta düzeyde artış gösterdiği aktarıldı.

Rapora göre; Türkiye’nin sınıfta kaldığı bir başka hedef ise cinsiyet eşitliğinde yaşandı. Rapora göre ülkede toplumsal cinsiyet eşitliğinde tıpkı eğitimde olduğu gibi majör sorunlar boy gösterirken ivme ise bu yıl durgun devam etti.

BirGün’den Deniz Güngör’ün haberine göre, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayımlanan Sürdürülebilir Kalkınma 2024 Raporu, ülkede eğitimden, cinsiyet eşitliğine, açlık ve yoksulluğa ilişkin çarpıcı sonuçlara ortaya koydu.

Rapora göre Türkiye, ‘nitelikli eğitim, sağlıklı ve kaliteli yaşam, cinsiyet eşitliği, açlığa son, yoksulluğa son ve eşitliğin azalması hedeflerinde’ sınıfta kaldı. Raporda, Sürdürülebilir Kalkınma Amacı’ndan (SKA) hiçbirinin 2030 yılına kadar gerçekleştirilemeyeceğini ve hedeflerin yalnızca yüzde 16’sının ilerleme kaydettiği aktarıldı.

Geri kalan yüzde 84’lük kısımda ise ilerlemenin sınırlı olduğu veya tersine döndüğü ortaya konuldu. Türkiye ise SKA sıralamasında 167 ülkeden 72. sırada 70.5 puanla yer aldı. Söz konusu raporda Türkiye’yi sırasıyla 70.4 ile Hint Okyanusu’nda bulunan ada ülkesi Mauritius, 70.3 puanla Kolombiya, 70.1 puanla Ekvador, 70 puanla Surinam, 69.5 puanla ise Jamaika takip etti.

Raporda, Türkiye’nin Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı’nın (SDSN) 17 SKA hedefinden hiçbirinde başarı sağlanamazken 7 hedefte majör zorluklar, 8 hedefte ciddi zorlukların sürdüğüne dikkat çekildi. Rapora göre, SDSN’nin “Yoksulluğa Son” hedefinde ülkede ciddi zorluklar yaşanırken söz konusu hedefte ivme yalnızca orta düzeyde artış gösterdi.

“Açlığa son” hedefinde ise yine ciddi zorlukların yaşandığı ve ivmenin durgun devam ettiğine dikkat çekilen raporda, Türkiye’de “Nitelikli Eğitim” hedefinde majör sorunların yaşandığı, ivmenin ise orta düzeyde artış gösterdiği aktarıldı.

Rapora göre Türkiye’nin sınıfta kaldığı bir başka hedef ise cinsiyet eşitliğinde yaşandı. Rapora göre ülkede toplumsal cinsiyet eşitliğinde tıpkı eğitimde olduğu gibi majör sorunlar boy gösterirken ivme ise bu yıl durgun devam etti. “İklim Krizi Eylemi” hedefinde herhangi bir gelişme yaşanmadığına dikkat çekilen raporda ülkenin iklim krizine yönelik eylem planlarında majör sorunların olduğu ve ivme de düşüş olduğu aktarıldı.

Rapora göre majör sorunların yaşandığı diğer hedefler ise “Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar” ile “Eşitsizliklerin Azalması” hedefleri oldu. “Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar” hedefinde ivmenin durgun olduğuna dikkat çekilen raporda, “Eşitsizliklerin Azalması” hedefinde ise ivme orta düzeyde artış gösterdi.

Ciddi sorunların yaşandığı bir diğer hedefin ise “Sağlıklı ve Kaliteli Yaşam” olduğu aktarılan raporda, Türkiye’nin bu hedefte de ivmesinin orta düzeyde artış gösterdiği belirtildi.

Öte yandan SDSN Başkanı ve raporun başyazarlarından Prof. Dr. Jeffrey D. Sachs ise raporda şunları aktardı: “1945 yılındaki BM’nin kuruluşu ile 2100 yılı arasındaki yolun ortasında, işlerin olağan akışında seyretmesine güvenemeyiz. Dünya, korkunç ekolojik krizler, artan eşitsizlikler, yıkıcı ve potansiyel olarak tehlikeli teknolojiler ve ölümcül çatışmalar dahil olmak üzere büyük küresel zorluklarla karşı karşıya; bir dönüm noktasındayız.”

Basın özgürlüğündeki düşüşe dikkat çekildi

Dünya genelinde basın özgürlüğünün düşüşte olduğuna dikkat çekilen raporda, Türkiye ise 100 üzerinden 31.6 aldı. Basın özgürlüğünde de majör sorunların olduğuna dikkat çekilen ivmede ciddi oranda düşüş yaşandığı ifade edildi.

Öte yandan benzer bir durum ise aynı zamanda Meclis’teki kadın milletvekili oranında yaşandı. TBMM’deki kadın milletvekili oranının yüzde 19,9 olduğu belirtilen raporda, majör sorunların sürdüğü ve ivmenin durağan olduğuna dikkat çekildi.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: 120 Milyon Kişi Zorla Yerinden Edildi

Savaş, şiddet ve zulüm yüzünden evlerini terk etmek zorunda kalanların sayısı her yıl katlanarak artmaya devam ediyor. 2023 sonunda 117 milyonu aşan zorla yerinden edilenlerin sayısı, 2024 yılının ilk 4 ayında 120 milyona ulaştı.

Zorunlu göç tablosunun ilk sırasında ise hâlâ Suriye var. Savaş öncesi nüfusu 21 milyon olan ülkenin yarısından fazlası, yaklaşık 14 milyon kişi yaşadığı mahalleyi terk etmek zorunda kaldı. Demokratik Kongo ve Myanmar’da da yerinden olanların sayısına, bitmek bilmeyen şiddet olayları yüzünden, yeni milyonlar eklendi.

7 Ekim’de Hamas’ın baskınıyla başlayan Gazze savaşı 1,7 milyon kişiyi evsiz bıraktı. Bu bölge nüfusunun neredeyse yüzde 80’ine karşılık geliyor. Ukrayna’da Rus bombardımanı yüzünden evlerini terk edenlerin sayısına 750 bin kişi daha eklendi. İşgalin başından beri ülke içinde yer değiştirenlerin sayısı 3,7 milyona ulaştı, 6 milyon da ülkeyi terk etti.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), “Zorla Yerinden Edilmede Küresel Eğilim 2024” başlıklı raporunu yayımladı. Raporda, zorla yerinden edilmede 12 yıldır üst üste artışın yaşandığı bildirilirken, geçen yılın sayılarının dünya genelinde tarihi yeni seviyelere ulaştığı kaydedildi.

Yerinden edilenlerin toplamının, Mayıs 2024 itibarıyla 120 milyona ulaştığı belirtilen raporda, Sudan, Gazze ve Myanmar’da devam eden çatışmaların yeni yerinden edilmeleri tetiklediği ve bu çatışmalara acilen çözüm bulunması gerektiğinin altı çizildi.

Yerinden edilmelerdeki artışın, yeni ve uzun süredir devam eden krizlerin çözülmesindeki “başarısızlığı” yansıttığı vurgulanırken, bu durum karşısında dünyanın kayıtsızlığına ve eylemsizliğine karşı uyarı yapıldı. Raporda, zorla yerinden edilenlerin sayısının dünyanın en yoğun 12’nci nüfus yoğunluğuna sahip Japonya ile eşdeğer olduğu kaydedildi.

Yerinden edilme sayılarının artmasına Sudan’daki devam eden yıkıcı çatışmaların en büyük katkıyı yaptığı belirtilirken, Nisan 2023’ten bu yana ülke içinde 7,1 milyondan fazla kişi yerinden edildi ve 1,9 milyon Sudanlının da komşu ülkelere geçtiğine değinildi.

Raporda, “2023 yılı sonunda toplam 10,8 milyon Sudanlı yerinden edildi. Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Myanmar’da geçen yıl şiddetli çatışmalar nedeniyle milyonlarca kişi ülke içinde yerinden edildi” dendi.

BM Yakın Doğu’daki Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA), 2023’ün sonu itibarıyla Gazze Şeridi’nde yaşanan yıkıcı şiddet nedeniyle 1,7 milyona yakın insanın (nüfusun yüzde 75’i) yerinden edildiğini tahmin ettiği kaydedilirken, bazı Filistinli mültecilerin birden çok kez yerinden olduğu ifade edildi.

Suriye’nin, 13,8 milyon kişinin ülke içinde ve dışında zorla yerinden edilmesiyle dünyanın en büyük yerinden edilme krizi olmaya devam ettiğinin altı çizildi.

Raporda, şu bilgiler yer aldı: “Dünya genelinde yerinden edilme rakamlarındaki en büyük artış, çatışmalardan kaçıp kendi ülkelerinde kalan kişiler nedeniyle yaşandı. Ülke İçinde Yerinden Edilme İzleme Merkezine (IDMC) göre, bu sayı 68,3 milyon kişiye yükseldi. Bu da son 5 yılda neredeyse yüzde 50’lik bir artışa karşılık geliyor.”

Mültecilerin ve uluslararası korumaya ihtiyaç duyan diğer kişilerin sayısının, BMMYK ve UNRWA’nın yetki alanı altındakiler dahil 43,4 milyona yükseldiği bildirildi. Raporda, mültecilerin büyük çoğunluğunun komşu ülkelerde barındığı hatırlatılırken, bu durumun yüzde 75’inin düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşadığına işaret edildi.

6 milyon kişi geri döndü

2023’te dünya genelinde 5 milyondan fazla ülke içinde yerinden edilmiş kişinin ve 1 milyondan fazla mültecinin menşe ülkelerine geri döndüğünü vurgulandı. Öte yandan iklim krizi ve bunun zorla yerinden edilmiş insanları nasıl giderek artan ve orantısız bir şekilde etkilediğine ilişkin yeni analizler de raporda aktarıldı.

Raporda görüşlerine yer verilen BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi, bu keskin ve giderek artan rakamların arkasında sayısız insanlık trajedisi yattığını vurgularken, “Bu acı, uluslararası toplumu zorla yerinden edilmenin temel nedenleriyle mücadele etmek için acilen harekete geçmeye teşvik etmeli” dedi.

Savaşan tarafların, savaşın temel yasalarına ve uluslararası hukuka saygı duyması gerektiğinin altını çizen Grandi, çatışmalara, insan hakları ihlallerine ve iklim krizine yönelik daha iyi işbirliği ve ortak çabaların olmaması halinde, yerinden edilme rakamlarının artmaya devam edeceğini, bunun da yeni sefaletlere ve maliyetli insani müdahalelere yol açacağını belirtti.

Grandi, “Mülteciler ve onlara ev sahipliği yapan toplulukların dayanışmaya ve yardım eline ihtiyacı var. Onlar, dahil olduklarında toplumlara katkıda bulunabilirler ve bulunuyorlar” diye konuştu. Geçen yıl milyonlarca insan evlerine döndüğünü hatırlatan Grandi, bunun “önemli bir umut ışığı” olduğunu da ekledi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: İsrail, Gazze’de Savaş Suçu İşledi

Gazze Şeridi’nde yaşananlara dair rapor hazırlayan Birleşmiş Milletler (BM), İsrail’in Gazze’de savaş suçu ve insanlığa karşı suçlar işlediğine hükmetti. İsrail ise BM’yi İsrail karşıtlığı yapmakla suçladı.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 40 artarak 37 bin 164’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 120 artarak 84 bin 832’ye yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler (BM), İsrail’in Gazze’de savaş suçu ve insanlığa karşı suçlar işlediğine hükmetti. BM’ye bağlı Bağımsız Soruşturma Komisyonu, 7 Ekim sonrası Gazze’de yaşananlara dair ilk kapsamlı soruşturmasını tamamladı. Hazırlanan raporda, İsrail ordusunun sivilleri “doğrudan, yaygın ve sistematik biçimde” hedef alarak uluslararası hukuku ihlal ettiği sonucuna varıldı.

Raporda, “Komisyon; cinayet, Filistinli yetişkin ve çocuk erkekleri hedef alan ayrımcılık, zorla yerinden etme, işkence, insani olmayan ve vahşice muamele suçlarının işlendiğini tespit etmiştir” denildi. İsrail yönetimi, açlığı silah olarak kullanmakla da suçlandı. İsrail Filistin’e karadan insani yardım taşınmasına engel olurken, Ürdün öncülüğünde başlatılan operasyonla havadan gıda ulaştırılmaya çalışılmıştı.

Bulguları reddeden İsrail ise BM’yi İsrail karşıtlığı yapmakla suçladı. Bağımsız Soruşturma Komisyonu, BM İnsan Hakları Konseyi tarafından 2021’de İsrail ve Filistin topraklarında yaşandığı iddia edilen ihlalleri araştırmak üzere kurulmuştu.

BM Komisyonu ayrıca, Hamas ve diğer Filistinli silahlı grupların 7 Ekim’deki baskında savaş suçu işlediklerini belirledi. Raporda; Hamas ve diğer örgüt üyelerinin cinsel suçlara karıştığı ve cesetlere bilinçli olarak zarar verildiği yönünde tespitler yer aldı.

İsrail’in Gazze’ye saldırıları, Hamas’ın 7 Ekim’de düzenlediği, İsrail’in verdiği bilgiye göre 1200 kişinin ölümüyle sonuçlanan baskınıyla başlamıştı. ABD ve Avrupa Birliğinin terör örgütleri listesindeki Hamas, 251 kişiyi rehin alarak Gazze’ye kaçırmıştı. Hâlâ 116 rehine Gazze’de bulunuyor, İsrail ordusuna göre bunların 41’i yaşamını yitirdi.

Komisyon Başkanı Navi Pillay, “İsrail saldırılarını derhal durdurmalı” dedi, ayrıca Hamas’ı rehineleri serbest bırakmaya çağırdı.

Geçtiğimiz günlerde de BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, İsrail ve Hamas’ı “çatışma bölgelerinde çocuklara zarar veren ülke ve örgütler” listesine ekleme kararı almış, bu konuda İsrail’i bilgilendirmişti. İsrail’in çocuk haklarını ihlal ettiği, çocukların yaşamlarını tehlikeye attığının tescili anlamına gelen listede, Rusya ve IŞİD de yer alıyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Birleşmiş Milletler, Güney Afrika İçin 400 Milyon Dolar Arıyor

Birleşmiş Milletler (BM), güney Afrika’yı etkileyen El Nino kaynaklı kuraklık nedeniyle 400 milyon dolara ihtiyaç olduğu açıkladı. Sıcaklığı artıran bir hava olayı olan El Nino, yağmur seviyelerini düşürerek mahsul verimini etkiliyor.

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP) Afrika’nın güneyinde yaşanan kuraklığın ardından milyonlarca insanı besleyebilmek için 400 milyon dolara ihtiyaç olduğunu duyurdu.

Açıklamada, 4.8 milyon insanı etkileyen El Nino kaynaklı kuraklık nedeniyle hasatların düşmesinin ardından Zimbabve, Zambiya ve Malavi’deki yardımı desteklemek için altı ay boyunca acil finansmana ihtiyaç olduğu belirtilldi.

WFP sözcüsü Tomson Phiri Reuters’e, “Bunun muhtemelen güney Afrika’da şimdiye kadar yaptığımız en büyük El Nino müdahalesi olacağını söyleyebiliriz.” dedi. Phiri, yağmurla beslenen tarıma dayanan güney Afrika nüfusunun yaklaşık yüzde 70’inin hasatlarının yağmur yağmaması nedeniyle “yok olduğunu” kaydetti.

WFP’nin dış pazarlardan tahıl satın almak istediğini söyleyen Phiri, geçen yıl Ağustos ayında WFP’nin Lesotho, Madagaskar, Mozambik ve Zimbabve’deki toplulukları desteklemek için 14 milyon dolar harcadığını belirtti.

Bölgede art arda yaşanan kuraklıklar tahıl stoklarının azalmasına yol açarak Zimbabve gibi etkilenen ülkeleri yurtdışından tahıl temin etmeye zorladı. Zimbabve’deki bir grup özel değirmenci, açlıkla mücadeleye yardımcı olmak için Brezilya, Arjantin ve diğer ülkelerden 1.4 milyon ton mısır ithal etmeyi planlıyor.

Zimbabve Maliye Bakanı Mthuli Ncube, hükümetin Afrika Birliği İklim Ajansı’ndan kuraklık yardımı için 32 milyon dolarlık bir sigorta ödemesi alacağını bildirdi.

Rüzgar düzenini bozan ve Pasifik Okyanusu’nun bazı bölgelerinde sıcaklığı artıran bir hava olayı olan El Nino, yağmur seviyelerini düşürerek mahsul verimini etkiliyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Birleşmiş Milletler Filistin Raportörü: Gazze’de Yaşananlar Soykırım

Birleşmiş Milletler (BM) Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, “Gazze’de yaşananların bir savaş değil, tereddüt etmeden bir soykırım olduğunu söyleyebilirim” dedi ve ekledi:

“Batılı ülkelerde, soykırım kelimesinin kullanımı konusunda büyük bir rahatsızlık var. Bunun da sebebi, soykırım kelimesinin Holokost’u çağrıştırması. ‘Holokost’a uğramış İsrail (Yahudiler) nasıl olur da soykırım yapar, böyle bir şey düşünülemez’ diye. Fakat (İsrail) şu an tam da bunu yapmakta.”

Birleşmiş Milletler (BM) Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, Tunus’ta düzenlenen Mağrib Maşrik Forumu’nda Gazze’deki duruma dair konuştu. İsrail’in Gazze Şeridi’ne karşı sürdürdüğü saldırıları, “insani ve demokratik değerlere yönelik açık bir meydan okuma” olarak değerlendiren Albanese, “Şu an Gazze’de olup bitenleri nasıl görmezden gelebiliriz? Bu bir trajedi” dedi.

Albanese, Gazze’de yaşanan insan hakları ihlallerine dikkati çekerek, İsrail’in, Gazze’de yaklaşık 15 bini çocuk olmak üzere 35 bin insanı öldürdüğünü ve bu saldırılarıyla aynı zamanda işgal altındaki Doğu Kudüs ve Batı Şeria’daki tüm Filistinlilerden intikam almayı hedeflediğini kaydetti.

İsrail’in saldırılarının durdurulması için uluslararası topluma harekete geçme çağrısı yapan Albanese, şunları söyledi: “Gazze’de yaşananların bir savaş değil, tereddüt etmeden bir soykırım olduğunu söyleyebilirim. Batılı ülkelerde, soykırım kelimesinin kullanımı konusunda büyük bir rahatsızlık var. Bunun da sebebi, soykırım kelimesinin Holokost’u çağrıştırması. ‘Holokost’a uğramış İsrail (Yahudiler) nasıl olur da soykırım yapar, böyle bir şey düşünülemez’ diye. Fakat (İsrail) şu an tam da bunu yapmakta.”

Albanese konuşmasında ayrıca İsrail’in Gazze’deki saldırılarına karşı gerçekleştirilen protestolara da değinerek, “Dünya çapında bu zulmü durdurmak için harekete geçen ve kampüslerde eylem yaparak sistemleri sarsan öğrenci hareketlerine destek olmalıyız” diye konuştu.

“Ateşkes yalnızca başlangıç olacak”

Çatışmalardaki bilanço ağırlaşırken Birleşmiş Milletler’den (BM) kalıcı ateşkes çağrıları gelmeye devam ediyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, derhal insani ateşkes, tüm rehinelerin koşulsuz salıverilmesi ve abluka altındaki Gazze Şeridi’ne insani yardımların derhal arttırılması çağrısında bulundu.

Kuveyt’te düzenlenen bir donörler konferansına katılan Guterres, ateşkesin sağlanmasının ise “yalnızca başlangıç olacağını” dile getirerek, “Bu savaşın yol açtığı yıkım ve tramvadan kurtulmak uzun bir yol olacak” dedi.

BM Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı, İsrail’in, uluslararası tüm uyarılara rağmen başlattığı Refah kentine yönelik kara saldırısının ardından 150 bin Filistinlinin kentten göç ettiğinin tahmin edildiğini açıkladı.

Mısır, Katar ve ABD aracılığında ateşkese yönelik müzakereler sürerken, ABD Başkanı Joe Biden Cumartesi günü yaptığı açıklamada Hamas’ın Gazze’de tuttuğu rehineleri serbest bırakması halinde ateşkesin “hemen yarın” sağlanabileceğini ifade etmişti.

Gazze’de can kaybı 35 bini aştı

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 63 artarak 35 bin 034’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 114 artarak 78 bin 755’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Hamas, halen ellerinde rehin olarak tuttukları kişilerden birinin daha hayatını kaybettiğini açıkladı. Hamas tarafından yayınlanan video mesajda örgütün elinde rehin olarak tutulan Nadav Popplewel isimli kişinin öldüğü belirtildi. Popplewell’in İsrail’in güneyindeki Kibbutz Nirim bölgesinde rehin alındığı bu kişinin İsrail’in Gazze’ye düzenlediği hava saldırısı nedeniyle öldüğü açıklandı.

İsrail ordusu Hamas tarafından yayınlanan videoyla ilgili henüz bir değerlendirme ya da açıklama yapmadı. Ancak ordu daha önce yaptığı açıklamalarda söz konusu video mesajların Hamas tarafından yürütülen psikolojik savaşın bir parçası olduğu belirtilmiş ve rehinelerin İsrail’in hava saldırılarıyla öldüğü reddedilmişti.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Refah İçin “Felaket” Uyarısı

Filistin – İsrail savaşının 214. günü geride kalırken, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, İsrail’i Refah’a kapsamlı bir operasyon düzenlemekten kaçınmaya çağırdı.

“Kapsamlı bir operasyon insani felakete yol açar” diyen Guterres, Refah’a böyle bir saldırının “stratejik bir hata” ve “insani açıdan felaket” olacağını söyledi. İsrail ve Hamas’ı ateşkes anlaşması yapmaya çağıran BM Genel Sekreteri, bir anlaşma olmadan İsrailli rehinelerin evlerine dönemeyeceğini kaydetti.

Tüm bölgenin kaderini etkileyecek bir “karar anında” olunduğunu da ifade eden Guterres, yüz binlerce Filistinli sivil için gidecek güvenli bölge olmadığına dikkat çekerek, bölgeye insani yardım geçişi için Refah ve Karem Şalom kapılarının derhal açılması gerektiğini vurguladı.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 54 artarak 34 bin 789’a yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 96 artarak 78 bin 204’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Hamas’ın, Mısır ve Katar tarafından sunulan ateşkes önerisini kabul ettiğini duyurmasına rağmen, Refah’a kara saldırısı başlattığını ilan eden İsrail, Gazze Şeridi’nin Mısır’a açılan sınır kapısının Filistin kısmını ele geçirdiğini duyurdu.

İsrail, Hamas’ın kabul ettiği ateşkes şartlarının ‘taleplerini karşılamadığını’ öne sürerek, Refah’a kara harekatı başlatma kararı almıştı. İsrail, Refah’taki ‘sınırlı’ operasyonun amacının silahlı Filistinlileri öldürmek ve kuşatma altındaki Filistin topraklarını yöneten Hamas tarafından kullanılan altyapıyı dağıtmak olduğunu iddia ediyor.

Refah, İsrail ordusunun ayak basmadığı son büyük yerleşim yeriydi. Han Yunus ve Gazze gibi daha kuzeydeki şehirlere yönelik saldırılar sonucu evlerinden olan yaklaşık 1.5 milyon Filistinli Refah’a sığındı. Şehrin savaş öncesi nüfusu da düşünüldüğünde bölgede sıkışıp kalanların sayısı 2 milyona yaklaşıyor.

Bu haliyle Gazze Şeridi’nin en yoğun nüfuslu yerleşimi konumunda. Üstelik nüfusun 600 binini çocukların oluşturduğu değerlendiriliyor. Burada yaşam derme çatma çadırlarda sürdürülüyor.

İsrail ordusu haftalar süren hazırlığın ardından Pazartesi günü Refah’a yönelik beklenen operasyonunu başlattı. Ordu bu kapsamda on binlerce kişinin “geçici” tahliyesini istedi. Bölgedekiler, Han Yunus ve El Mevasi civarındaki çadır kentlere yönlendirilirken İsrail ordusu yaklaşık 20 kilometre uzaklıktaki toplanma noktalarını “genişletilmiş güvenli bölge” olarak adlandırıyor.

BM Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) en az 100 bin kişinin söz konusu tahliyeden etkileneceğini öngörüyor. Filistin Kızılayı ise tahliye emri verilen bölgede yaşayan sivillerin sayısının 250 bin olduğunu açıkladı.

Refah’ta sıkışıp kalan yüzbinlerce Filistinli ile Mısır arasında yüksek bir duvar ve dikenli teller uzanıyor. Az sayıda yaralının kontrollü geçişi dışında Mısır yönetimi, savaş mağduru Gazzelilere kapıyı kapalı tutuyor. Bunun askeri, siyasi ve ekonomik gerekçeleri var:

İlk olarak Mısır, Filistinlilerin kalıcı olarak yerlerinden edilmesinden endişe ediyor. İsrail’in bu operasyonu bahane ederek Gazze’nin demografik yapısını değiştirmesine karşı çıkıyor.

Geçen 7 ayda çok sayıda İsrailli siyasetçi Arap nüfusun Sina Çölü’ne sürülmesi ve bölgenin İsraillilerin yerleşimine açılması yönünde açıklamalarda bulundu. Netanyahu da, ABD’nin itirazlarına rağmen, savaşın ardından ordunun Gazze’den çıkmayacağını, gelecekte bölgede güvenliği kendilerinin sağlayacağını ısrarla söylemişti.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Çatışma Bölgelerinde Cinsel Şiddet Arttı

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, tecavüzün, cinsel kölelik, fuhuşa zorlama, zorla hamile bırakma ve zorla evlendirmenin hala “savaş taktiği” olarak kullanıldığını ve mağdurların büyük oranda kadınlar ve kız çocukları olduğunu söyledi.

Birleşmiş Milletler (BM), 2023 yılında silahlı çatışma bölgelerinde yaşanan cinsel şiddetin arttığını açıkladı. Birleşmiş Milletler (BM), raporunda, Afganistan, Orta Afrika Cumhuriyeti, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Myanmar, Sudan, Mali ve Haiti gibi ülkelerdeki durum ele alındı.

DW Türkçe’nin aktardığı raporda, “Yeni çatışmaların ortaya çıkması ve mevcut çatışmalarda tansiyonun yükselmesi nedeniyle 2023 yılında sivil nüfus, daha fazla düzeyde çatışma bağlantılı cinsel şiddete maruz kaldı” denildi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, tecavüzün, cinsel kölelik, fuhuşa zorlama, zorla hamile bırakma ve zorla evlendirmenin hala “savaş taktiği” olarak kullanıldığını ve mağdurların büyük oranda kadınlar ve kız çocukları olduğunu dile getirdi.

BM raporunda Gazze savaşındaki cinsel şiddete de yer verildi. Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e saldırısından bu yana Batı Şeria’daki tutuklamalarda İsrail güvenlik güçlerinin Filistinli kadın ve erkekleri dövdüğü ve aşağıladığı aktarılan raporda, genital organların tekmelenmesi ve tecavüz tehditleri gibi cinsel saldırıların da yaşandığı; benzer saldırıların Gazze Şeridi’ndeki İsrail askerleri tarafından da gerçekleştirildiği belirtildi.

Hamas’ın 7 Ekim saldırısına ilişkin olarak da, BM Çatışmalarda Cinsel Şiddet Özel Temsilcisi Pramila Patten’in daha önce açıkladığı bulgular raporda teyit edildi. Patten, Mart ayında yaptığı açıklamada radikal İslamcı örgütün İsrail saldırısı esnasında bazı İsraillilerin tecavüze uğradığına ilişkin “net ve ikna edici bilginin” mevcut olduğuna işaret etmiş, Hamas’ın Gazze Şeridi’ne kaçırdığı rehinelerden de çok büyük ihtimalle tecavüze uğrayanların bulunduğunu kaydetmişti.

BM’nin rehinelere ilişkin son raporunda Hamas’ın elindeki rehinelere bu tür şiddet eylemlerinde bulunmaya devam ettiğinden yola çıkıldığı belirtildi.

Paylaşın

Filistin’in Birleşmiş Milletler Üyeliğine ABD’den Veto

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) Filistin’in BM’ye tam üyeliğine ilişkin karar tasarısı Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından veto edildi. Tasarının ABD tarafından veto edebileceği öne sürülmüştü.

Filistin’in BM’ye tam üyeliğine ilişkin karar tasarısı Arap Grubu adına Cezayir tarafından hazırlanmıştı. İsrail ise, Filistin Yönetimi’nin devlet olmak için gerekli kriterleri karşılamadığını söylemişti.

Bianet’te yer alan habere göre; 15 üyeli Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) Cezayir tarafından Filistin’in BM’ye tam üyeliğini talep eden karar tasarısı oylamaya sunuldu. ABD’nin “hayır” oyu kullandığı tasarı, 12 “evet” ve 2 “çekimser” oy aldı.

İngiltere ve İsviçre “çekimser” kalırken, Rusya, Çin, Fransa, Cezayir, Malta, Ekvator, Guyana, Slovenya, Sierra Leone, Mozambik, Güney Kore ve Japonya “evet” oyu verdi.

Karar tasarısının geçmesi için 5 daimi üyeden hiçbirinin “hayır” oyu kullanmaması ve toplamda 9 “evet” oyu alması gerekiyordu. Karar tasarısı metninde, “BM Genel Kuruluna Filistin’in tam üye olarak kabul edilmesi tavsiye edilir.” ifadesi yer alıyordu.

Filistin’in üyelik başvurusu

Filistin, 2011’de de BM’ye tam üyelik başvurusu yapmış ancak BMGK’da gereken desteği alamamıştı. Filistin 2012 yılında BM “daimi gözlemci statüsü”ne kavuştu.

Filistin’in BM Daimi Temsilcisi Riyad Mansur, 2 Nisan’da yaptığı açıklamada, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e bir mektup göndererek, üyelik başvurularının yeniden ele alınması talebinde bulunmuştu.

Guterres de 3 Nisan’da BMGK’ya mektup yazarak, Filistin’in talebinin gündeme alınması çağrısı yapmıştı. BMGK ise 8 Nisan’da Filistin’in talebini “Yeni Üyelerin Kabulü Komitesi’ne” iletmişti.

BMGK’ya üyelikle ilgili dönüş yapması gereken Komite, iki toplantının ardından mutabakata varamadığını duyurmuştu. Bunun ardından Cezayir, Filistin’in üyeliği için karar tasarısını müzakerelere açmıştı.

Paylaşın

Son On Yılda 63 Binden Fazla İnsan Göç Yollarında Öldü Ya Da Kayboldu

2014’den bu yana 63 binden fazla düzensiz göçmen, göç yollarında öldü ya da kayboldu. Veriler son on yılda düzensiz göçmenler için en ölümcül yılın 2023 yılı olduğunu ortaya koyuyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Göç Örgütü (IOM), 2014 ile 2023 yılları arasında dünya genelinde 62 bin 285 düzensiz göçmenin öldüğü ya da kaybolduğu bilgisini paylaştı.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; OIM yıllık raporunda, ölen düzensiz göçmenlerin önemli bir kısmının boğularak hayatını kaybettiği bildirildi.

Merkezi Cenevre’de bulunan kuruluşun yıllık raporunda, söz konusu tarihlerde öldüğü veya kaybolduğu düşünülen 28 bin 854 düzensiz göçmenin Afrika veya Asya’dan geldiği belirtilerek, bu kişilerin Akdeniz’i geçmeye çalışırken yaşamlarını kaybettiği tahmininde bulunuldu.

Rapora göre, kimliği belirlenebilenlerin üçte birinden fazlasının Afganistan, Burma, Suriye ve Etiyopya gibi silahlı çatışmaların yaşandığı ülkelerin vatandaşları.

Uluslararası Göç Örgütü (IOM) verileri, son on yılda düzensiz göçmenler için en ölümcül yılın 2023 yılı olduğunu ortaya koyuyor.

Özellikle Akdeniz’deki ölüm sayısında yaşanan keskin artış nedeniyle geçen yıl 8 bin 541 düzensiz göçmen hayatını kaybetti.

Geçen yılki ölümlerdeki artışın en önemli nedenlerden birinin başta Tunus açıkları olmak üzere Akdeniz’de teknelerin batmasından kaynakladığı kaydedilen raporda, buna örnek olarak 2022’de 462 iken 2023’te Tunus kıyılarında en az 729 düzensiz göçmenin can verdiği aktarıldı.

Uluslararası Göç Örgütü (IOM), daha önceki yıllarda Orta Akdeniz’deki ölümlerin önemli bir kısmını ise Libya kıyılarında yaşandığı bildirdi.

Paylaşın

BM Ve AB’den Gazze Şeridi’ne İnsani Yardım Çağrısı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 167. günü geride kalırken, Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Birliği’nden (AB) Gazze Şeridi’ne insani yardım çağrısı geldi.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında ölü sayısı son 24 saatte 104 artarak 31 bin 923’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralı sayısı ise 74 bin 96’ya ulaştı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, AB Liderler Zirvesi öncesi dün Brüksel’de bir araya geldi. Von der Leyen ve Guterres, ikili görüşmeleri öncesinde basına ortak açıklama yaptı.

Bianet’in aktardığına göre; Gazze ve Ukrayna’daki durumu ele alacaklarını belirten von der Leyen, Guterres’e hayatını kaybeden BM personeli için taziyelerini iletti, “Gazze’deki savaştan ve ortaya çıkan felaket niteliğindeki insani durumdan son derece kaygılıyız. Gazze kıtlıkla karşı karşıya. Bu kabul edilemez” dedi.

“Rehineleri serbest bırakacak ve Gazze’ye daha fazla insani yardımın ulaşmasını sağlayacak bir ateşkes konusunda şimdi hızla anlaşmaya varmak kritik önem taşıyor” diyen von der Leyen, Refah’a yönelik geniş çaplı bir saldırının savunmasız sivil nüfusa yönelik risklerinden de büyük endişe duyduğunu bir kez daha vurguladı.

Von der Leyen, AB’nin Gazze’ye daha fazla yardım ulaştırılması için elinden geleni yaptığını belirterek, bu esnada iki devletli çözüme yönelik hazırlıklar da yapılması gerektiğine işaret etti.

Guterres de Avrupa’nın küresel sahnedeki rolünün her zamankinden daha önemli olduğu karanlık bir dönemden geçildiğini söyledi. Ukrayna’da iki seneyi aşkın süredir devam eden savaşta uluslararası hukukun ve BM Şartı’nın yok sayıldığını vurgulayan Guterres, Gazze’deki durumla ilgili şunları söyledi:

“Gazze’de savaş devam ederken hiçbir şey Hamas’ın 7 Ekim’deki iğrenç eylemlerini haklı gösteremez. Hiçbir şey Filistin halkının kolektif olarak cezalandırılmasını da haklı gösteremez. Bugün nüfusun yarısından fazlası, yani 1 milyondan fazla insan felaket düzeyinde bir açlıkla karşı karşıya.

Çok geç olmadan, şimdi harekete geçmeliyiz. İsrailli yetkililere, Gazze genelinde insani yardım malzemelerine tam ve sınırsız erişim sağlamaları, uluslararası topluma da insani çabalarımıza tam destek vermeleri çağrısında bulunuyorum.”

“1 milyondan fazla kişi açlıkla karşı karşıya”

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı UNDP’nin başkanı Achim Steiner İsrail’in operasyonlarını sürdürdürdüğü Gazze’ye ilişkin uyarılarda bulundu. Alman Phoenix kanalına konuşan Steiner, Gazze Şeridi’ndeki insani krizin giderek derinleştiğine dikkat çekerek “Gazze’de ciddi bir kıtlığın yaşandığı bir noktadayız” dedi. Steiner, bölgenin altyapsının yüzde 70’inin çökertildiğini söyledi.

Gazze’deki kıtlığın “felaket boyutuna” geldiğini ve bu durumun sadece savaşın bir sonucu olmadığını, aynı zamanda bir silah olarak da kullanıldığını belirten Steiner, “En feci krizlerin ve savaşların ortasında dahi gıdaya erişim silah olmamalı” dedi. BM Yetkilisi, yardım görevlileri için insanlara erişimin ve insani yardım sağlamanın giderek zorlaştığını ifade etti.

Dünya genelindeki kriz ve savaşların artışından duyduğu tedirginliği de dile getiren Steiner, 1945 yılından bu yana dünya üzerinde yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalan insanların sayısının geçen yıl rekor kırdığını söyledi. BM yetkilisi, uluslararası toplumun ülkeler arasındaki eşitsizliği gidermek ve uzun dönemli olarak güvenlik ve istikrarı sağlamak için üzerine düşeni yapması gerektiğini ifade etti.

Birleşmiş Milletler’in verilerine göre, Gazze’de bir milyondan fazla insan kıtlık tehlikesi ile karşı karşıya. BM Gıda Programı, hafta başında Roma’da yaptığı açıklamada, Gazze’de 1 milyon 100 bin dolayında kişinin gıda stoklarını kullandığını ve ağır bir açlık felaketi ile karşı karşıya olduğunu duyurmuştu.

ABD’den Gazze’de acil ateşkes adımı

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, BM Güvenlik Konseyi’ne Hamas’ın elinde tuttuğu rehinelerin serbest bırakılmasıyla bağlantılı olarak acil ateşkes çağrısında bulunulan bir karar taslağı sunduklarını açıkladı.

Blinken Çarşamba gecesi Suudi medya kuruluşu Al-Hadath’a verdiği demeçte, “Rehinelerin serbest bırakılmasıyla birlikte acil ateşkes çağrısında bulunan ve şu anda Güvenlik Konseyi’nin önünde bulunan bir karar tasarısı sunduk” ifadelerini kullandı.

ABD Dışişleri Bakanı bu adımın ateşkese yönelik “güçlü bir sinyal” göndereceğini umduğunu söyledi. ABD daha önce İsrail ve Hamas arasındaki savaşa yönelik acil ateşkes çağrısında bulunulan karar tasarılarını veto etmişti.

Paylaşın