Metin Turan Kimdir? Hayatı, Eserleri

10 Ocak 1966 yılında Kars’ın Kağızman İlçesinde dünyaya gelen Metin Turan, Camuşlu Köyü İlkokulunu, Bahçelievler Teknik Lisesi’ni, Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Yüksek Okulunu (1988) ve Ankara Üniversitesi İktisat Fakültesini (1995) bitirdi.

Haber Merkezi / Metin Turan’ın ilk kalem tecrübesi 1981 yılında yayımlanan “Kayıp Kuzu” adlı hikâyedir. . Daha sonra şiire yönelir ve edebî çalışmalarını şiir alanında yoğunlaştırır. Teknik öğrenim gördüğü Eğitim Teknolojisi alanıyla ilgili mesleki yazıları da bulunan Turan’ın özellikle 1990’lardan sonra  çalışmalarının ağırlıklı merkezini edebiyat bilimi çerçevesindeki çalışmalar oluşturur. Türk Dünyası Edebiyatı ve Yeni Türk Edebiyatı sahalarında da incelemeleri olmakla birlikte, çalışmalarını daha çok Halk Edebiyatı üzerinde yoğunlaştırır. Bu alanla ilgili kitap hacmindeki ilk eseri aynı zamanda baba tarafından dedesi, Kağızmanlı Cemal Hoca üzerine yaptığı monografik çalışmadır.

Turan, lise öğrencisi iken İstanbul’da yayımlanan Yeni Çağrı, Amatör Sanat gibi dergilerin Ankara temsilciliğini üstlenir. İmece, Erde, Promete, Anadolu Ekini, Mecaz, Sanat Hareketi ve Praksis gibi birçok kültür ve sanat dergisinin yayımlanmasına ya sahip sıfatıyla ya yayın yönetmeni ya da yayın koordinatörü olarak katkıda bulunur.

Çalışmaları, bu dergilerin yanı sıra  Türk Folkloru, Folklor, Halkbilim, Yazko Somut, Oluşum, Yarın, Yeni Sanat, Sanat Rehberi, Yeni Şiir, Varlık, Cumhuriyet Kitap, Damar, Edebiyat ve Eleştiri, Littera, Kebikeç,  Kül Öykü ve Turnalar gibi dergilerde yer alır. Türkiye ve Türkiye dışında çok sayıda radyo ve televizyon programına katılır. Konuk öğretim elemanı olarak Ukrayna’nın Teras Şevçenko ile Azerbaycan’ın Hazar ve Asya Üniversitelerinde Türk Edebiyatı dersleri; 2007-2011 yılları arasında Yıldız Teknik Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak halk edebiyatı dersleri okutur.

Bir dönem Kültür Bakanlığı, Kültür Eserleri Yayın Danışma,  Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü ile Türk Dünyası Dergisi Yayın  Kurulu üyeliği yapar. Tasnifi, Tarih Vakfı tarafından yürütülen Pertev Naili Boratav Arşivi Düzenleme Kurulunda görev alır.

“O Şehr-i Edirne” şiiri ile, 2003 yılında, Mekadonya Cumhuriyeti, Çalıklı Bahar Şenlikleri kapsamında düzenlenen Türk Dünyası Şiir Birincilik,  İlk şiir kitabı Suları Islatan Mecnun ile de 2004 yılı Ruşen Hakkı Şiir Birincilik Ödüllerini kazanır. Şiir çalışmaları dolayısıyla 2016 yılında da Özkan Mert Şiir Ödülü’ne layık görülür. Hem edebî hem de akademik çalışmalarıyla 1995 yılı Folklor Araştırmaları Kurumu İhsan Hınçer Türk Folkloruna Hizmet Ödülü’ne, 2008 yılında A.Ü. DTCF Halkbilim Topluluğu Folklor Ödülüne, 2004 yılında da Troya Folklor Derneği Pertev Naili Boratav Halkbilim Ödülü’ne layık görülür.

Çok sayıda ulusal ve uluslararası sempozyum ve edebiyat şöleninin organizasyonunda yer alan Turan, özellikle Türkçe edebiyat ürünlerinin yaygınlaşması konusunda uğraş vermektedir. İran’da yayımlanan Suhen ve Grub dergilerinin Türk edebiyatı özel sayılarının hazırlanmasında katkısı oldu ve bu dergilerde Kıbrıs Türk edebiyatının da yer almasını sağladı. Ayrıca Güney Kore’de yayımlanan ASIA dergisinin Türk Edebiyatı, İstanbul ve Nazım Hikmet özel sayılarının hazırlanmasında katkıda bulundu.

Özel bir gayretle Türk edebiyatçıların eserlerinin çeviri olanağının yaygın olduğu Almanca, Fransızca, İngilizce diller dışında,  Arapça, Rusça, Farsça, Lehçe, Korece Romence, Ukraynaca dillerinde de yayımlanmasına çaba göstermiş, bu dillerde eserlerin çıkmasına katkıda bulunmuştur. Yazılarında Osman Abidin, Şafak Sun imzalarını da kullanan Turan’ın ekonomi ve eğitim ile ilgili mesleki yazıları da bulunmaktadır.

2005 yılında Ankara’da Uluslararası KIBATEK Edebiyat Akademisi’ni kurdu ve burada önemli bir bölümünü sosyoloji, tarih ve edebiyat alanında yüksek lisans ve doktora düzeyindeki öğrencilerin oluşturduğu meraklılara seminerler sağladı. Ankara’da yaşayan Turan, bir dönem Aşık Veysel Kültür Derneği ve  Edebiyatçılar Derneği ile Folklor Araştırmaları Kurumu’nun genel sekreterlik görevlerinde bulundu. Azerbaycan Yazarlar Birliği’nin asli üyesi de olan Turan kısa adı KIBATEK olan Kıbrıs, Balkanlar ve Avrasya Türk Edebiyatları Kurumu ile Folklor Araştırmacıları Vakfı’nın başkanıdır.

Kurucusu olduğu ve 1994 yılından bu yana yayımlanmakta olan, halkbilim, antropoloji, sosyoloji, müzik ve edebiyat içerikli Folklor/Edebiyat dergisinin yayın koordinatörlüğünü ve KIBATEK’in uluslararası, çeviri dil ve edebiyat dergisi Turnalar’ın yayın yönetmenliğini yürütmektedir.

Tarihten Mekâna Türk Halk Şiiri adlı inceleme kitabında halk şairlerinin hayatlarına dair ayrıntılar, şiirlerinden örnekler yer alıyor. Tek tek şairler ele alınarak, halk şairlerinin yaşadıkları dönemde üstlendikleri toplumsal ve kültürel işlevler yanında, dizelerinde saklı duran olaylardan hareketle o dönemlerin kavranmasındaki tarihsel işlevler de irdeleniyor. Edebiyat insanlarını sosyal çevreleriyle ele alarak incelemeyi çalışmalarının başlıca unsuru kabul eder. Kul Himmet, Aşık Veysel ve Kaplani üzerine yapmış olduğu  çalışmalarda da sosyal çevre içerisindeki yetişme koşullarına eğilmiş olmasıdır.  Halk şairlerine de sosyal çevreleri içerisinde bir edebiyat araştırmacısı ve eleştirmen gözüyle bakıyor ve değerlendirme yapıyor olması dikkat çeken özelliklerindendir.

Turan, edebiyatı ideolojik aidiyet duygusuna indirgemeksizin, kimlik olgusuna farklı bir açıdan yaklaşıyor. Edebiyatın kimliklendirme süreci ve birikim olduğunun altını çizerek, öncelikle bu gerçekliğin anlaşılır kılınması yolunda çaba sarf ediyor. Edebiyat metninin edebiyatçı kişilikle bir arada, metnin var olduğu toplumsal, tarihsel ve kültürel koşulların göz önüne alınarak bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiğine inanıyor. Edebiyata dair bu algısını Kültür Kimlik Ekseninde Türk edebiyatı adlı kitabına da yerleştiriyor. Sosyal bilimler açısından edebiyata, çok disiplinli bir yaklaşımın yanı sıra disiplinler arası bir yolculukla uzanıyor.

Metin Turan’ın şiiri insan merkezlidir. Turan’a göre her şey insan içindir ve insani olana hizmet etmelidir. Dünyayı, insanın insana ve yaşama yabancılaşmadığı, paylaşım ve bilinçle değer kazanıp insan ve sevgiyle anlamlı hâle gelen bir mekân olarak algılayan şair, şiirleri vasıtasıyla insanın insan yanını harekete geçirmeyi amaçlar. Halk edebiyatı ve halk kültüründen gelen unsurları şiirinin bileşenlerini oluşturmada kullanır. Bu çerçevede şiirine geleneksel yapıyı da taşımaktadır.

Ahmet Telli, şiirleri üzerine kaleme aldığı yazısında “Metin Turan’ın poetik ve politik tutumunu hümanist kültür birikimine bağlamaktadır. Telli, “…Halkbilim çalışmaları, salt geçmişi bugüne olduğu gibi taşımak ya da geleneğin sürdürülmesi değil, bugüne miras bırakılan kültürün bilme-anlama-eleştiri süzgecinden geçirilerek bu kültürün ilerici-demokrat yanını görünür kılmak yönündedir” düşüncesindedir.

Şiirlerinin ana temasını, insanın dünyayı estetik bütünlüğü içerisinde kavraması gayreti oluşturur.  Turan, bozulan, yozlaşan, kültürsüzleşen, kimliksizleşen, toplumsal kokuşmuşluğu, çürümüşlüğü estetik bir sanat anlayışıyla gözler önüne sermeye gayret eder. Şiirlerinde yaşadığı ülkeye odaklanan bir şair vardır. Sokakları, kentleri, ülkeleri kapsayan bir geniş coğrafya Türkiye merkezine dayanır.  “Metin Turan’ın şiirlerinde tarihsel doku kentin kalesi, camisi, evleri, sokakları olarak yansırken, aşk kendi ayrılık ve yalnızlığı içinde tek başına kalır. Aşk ayrılığı, sonlanan sevgi hüzünle değil onun yerine doğal bir kabullenişle yansır dizelerine. Şiirlerinde göze çarpan imgeler şairin şiire bakışını, sözcüklere olan özenli yaklaşımını gözler önüne serer. Zamanın akışı içerisinde yok olan değerlere, bozulan yıkılan estetik zevkten yoksun tüm olgulara karşı olan kırgınlığını bir şair olarak dizelerinde açıkça belli eder. Onun şiirlerinde Anadolu’nun göz ardı edilemeyecek seviyede yansıtılması söz konusudur.

Şiirlerinde aşk, ayrılık, geçmişe duyulan özlem, acı gibi insana dair duygular dile getirilir.  “Şiirleri içerik ve ele aldığı konular noktasında incelendiğinde bir aydın, bir sanatçı olarak şairin toplumsal sorunları ve acıları kimi zaman hüzün kimi zaman isyan kimi zaman iyiye duyulan özlemle dile getirdiği görülür”. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Metin Kaygalak Kimdir? Hayatı, Eserleri

16 Ağustos 1968 yılında Bingöl’de dünyaya gelen Metin Kaygalak, ilk ve orta öğrenimini burada tamamladıktan sonra Bingöl Lisesini bitirdi. Burada, Metin Altıok onun felsefe öğretmeni oldu. Bu dönemde felsefeye ilgi gösterdi.

Haber Merkezi / ODTÜ Felsefe Bölümünü kazandıysa da özel nedenlerle gidemedi. 1990’da Uludağ Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İşletme bölümünden mezun oldu. 1990’lardan beri İstanbul’da serbest muhasebecilik ve mali müşavirlik yapan Metin Kaygalak, yazı çalışmalarını da bu şehirde sürdürmektedir.

Son dönemin kişiliğini bulmuş şarilerinden biri olan Metin Kaygalak’ın Konya adlı ilk şiiri 1987 yılında Güneş gazetesinin düzenlediği Genç Şairler Şiir Antolojisi yarışmasında gazetede yayımlanmıştır. Bu tarihten sonra kaleme aldığı şiir ve yazılarının yanı sıra söyleşilerini; Ayrım, Biçem, Cumhuriyet, Defter, E, Edebiyatta Üç Nokta, Hayvan, Heves, Hürriyet Gösteri, Kaçak Yayın, Ludingirra, Milliyet Sanat, Öküz, Özgür Gündem, Promete, Radikal İki, Son Kişot, Sonra Edebiyat, Şiirden, Yasakmeyve, Yazıt, Yine Hişt veYom Sanat gibi süreli yayınlarda belli aralıklarla yayınlamatı sürdürmüştür. Yüzümdeki Kuyu (1998) adlı ilk şiir kitabı yayımlandığında yoğun ilgiyle karşılanmıştır.

Orhan Koçak, Kaygalak’ın şiirini şu cümlelerle değerlendirmiştir: “Bir noktada tıkanıp kalmış ve ancak çok sonra azar azar, kesik kesik akmaya başlamış bir suyu andırıyor Kaygalak’ın şiri. Tıkandığı yerde çok kalmış ve böylece kendi üzerine dönmüş, kendini, kendi tıkanışını iyi tanımış bir şiir. İmkânlarını da Yahya Kemal gibi, Cemal Süreya ve Ece Ahyan gibi Hilmi Yavuz ve İsmet Özel gibi yapacağı işi en baştan sezen çoktan biçimlenmiş olarak doğan bir şiir.”

Temizyürek ise onun şiirindeki tasavvufi özelliklere dikkat etmiş ve “Kaygalak’ın şiirlerinin zihinsel kaidesinde tasavvuf bilgisi belirgin bir dayanaktır. Şair kimi tasavvuf terimlerini kullanmaktan kaçınmadığı gibi, bu kavramları kendisi için kılma çabasındadır. Bir yücelme, bir arınma gayreti şairi söylevsel dile çekmektedir yer yer. Tasavvufun ancak kendisiyle denklem kuran anlam katmanlarında koyulaşır duygusu. Bu durum dile bir kapalılık, bir çıkmaz duygusu verdiği gibi bir kıvam da kazandırır; koyu bir kıvam. İçine şairini de çeken şairini de sarmalayan bir kıvam.” değerlendirmesini yapmıştır.

Paylaşın

Metin Güven Kimdir? Hayatı, Eserleri

24 Ocak 1947 yılında Bursa’da dünyaya gelen Metin Güven, Akçalar İlkokulu (1959), Bursa Ticaret Lisesi (1965), Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Maliye Bölümü (1969) mezunu. Trabzon Akçaabat Düzköy Ortaokulu (1972-73), Keles Ortaokulu (1974-76), Bursa Ticaret Lisesinde (1976-96) matematik öğretmenlik yaparak emekliye ayrıldı. Bursa’da Onaltıkırkbeş dergisini çıkardı.

Haber Merkezi / Yazarlık serüveni çocuk denecek yaşlarda gazeteci olarak başladı. Sırasıyla Bursa Yeniant ve Bursa Millet gazetelerinde röportaj muhabirliği ve köşe yazarlığı yaptı. Daha sonra İstanbul’da yayımlanan Demokrat’ta sanat eleştirileri yazdı, sonraki yıllarda aynı türden yazıları Yazko-Somut’ta sürdürdü. İlk şiiri Soyut dergisinin Şubat 1968 sayısında çıkmıştı. Sonraki yıllarda ürünleri çok sayıda dergide yer aldı. 1994’te Vedat Güler Şiir Ödülünü aldı. Türkiye Yazarlar Sendikası ve Edebiyatçılar Derneği üyesidir.

Mustafa Durak, Metin Güven için şu ifadeleri kullanır; Metin Güven şiirinde izlekler, temelde masumluk ve acı izlekleri çevresinde toplanır. Masumluk ve acı arasında ibre izlek, aşktır. Yer yer, şair, doğal öğelere sığınır, rüzğar olur. (…) Metin Güven’de kedi önemli bir izlektir. Bu izlek ben ve sevgilinin çocuk yüzüdür. Gezgin olan bir sevgilinin yanında gezdirdiği bir aygıtıdır. (…) Yılan Metin Güven’de sevgilinin başka adıdır. Yangın acının başka adıdır. (…) Cehennem acının başka adıdır. (…) İzlendiği gibi Metin Güven şiirinde izlekler sınırlıdır, birbirine dönüşür durur, anlamsal açıdan zenginleşemez. Kavramsal olarak dar bir alanda debelenir onun şiiri. Hatta ele alınan kavramlarda bile bir ayrıntılaşmaya, okuru anlamsal bir kente taşımaya tanık olamayız. (…) Metin Güven, şiir kitaplarını adlaştırmada çok yoğunlaşmış ve şiirsel adlar bulmuş. Ama ne yazık ki bu şiir kitabı adlarına uygun şiirler üretememiş. Bu yazıda seçilmiş alıntılar dikkate alındığında Metin Güven şiirinde sevebileceğiniz imgeler, şiirsel kırpıntılar bulabilirsiniz. Bunlar zaman zaman sizde hayku tadı bırakabilirler. Bu bir bakıma bir iki dizeye sığınan şarkı sözlerine benzetilebilir. Sonuç olarak galiba, Metin Güven’e gereken miyop bir okuyucu.

Eserleri;

Şiir;

Ömrüm Geçen Bir Sağnak Gibi (1981), Güvercin Yüreğinde Gül Renkli Çocuklar (1982), Ten ve Gül (1985), Yaz Biliyor Herşeyi (1985), Lâl Olsun, Ölsün (1985), Dala Yakın Yaprağa Uzak (1994), Yarasa Karnında Aşk (1994), Suları Unutan Gölge (1994), Aşk Bitti, Akşam Sürüyor (1995), Gece Müziği (1996), Gül Yok Artık (1996), Geriye Söz Kalır (1997), Unutmak İyidir, Elmas ve Dantel (seçme şiirler, 1997).

Ödülleri; 1991 Vedat Güler Şiir Ödülü Dala Yakın, Yaprağa Uzak ile

(Kaynak: biyografya.com)

Paylaşın

Metin Fındıkçı, Kimdir? Hayatı, Eserleri

1 Aralık 1961 yılında Mardin’de dünyaya gelen Metin Fındıkçı, İlkokulu Sakarya İlkokulu’nda, ortaokulu Cumhuriyet Lisesi’nde tamamladı. 15 yaşında ailesiyle birlikte Ankara’ya yerleşti. Aktepe Lisesi’nden mezun oldu.

Haber Merkezi / SSK’nin yazlık tesisinde (Side) memur olarak göreve başladı. 1994’te memurluktan istifa etti ve bir ihracat firmasında tercüman olarak çalışmaya başladı. Emekli olduktan sonra İstanbul’a yerleşti. Şiir yazarak ve çeviri yaparak hayatını sürdürüyor.

Şiirleri ve çevirileri Adam Sanat, Cumhuriyet Kitap, Rüzgâr, Şiir-lik, Yarın, Uç, Yarın, Yazılı Günler, Yeni Biçem ve Kitap-lık gibi birçok dergide yayımlandı.

Şiir yazmaya 12 Eylül (1980) sonrasında yaratılan siyasi boşluğa inat başladı. Nâzım Hikmet’i, Turgut Uyar’ı, Edip Cansever’i sevdi ve onlardan etkilendi. Orta Doğu’nun çeşitli ülkelerinin şairlerinden yaptığı şiir çevirileriyle edebiyat ortamımızdaki bir boşluğu doldurdu.

Hiçbir Arap şairden etkilenmedi, ancak Adonis’e, Nizar Kabbani’ye ve Nazik El Melaike’ye yakınlık duydu. Ayrıca Muhammed Bennis, Fetva Tukan, Selim Berakat vd. şairlerden çeviriler yaptı.

Eserleri;

Şiir: Harabeler (1992), Ve Kalbim Sular Altında (1996), Karanfil Mesafesi (2001), Unutulan (2004), Çölden Hırka (2006),  Katran (2008), Sen İçerde Uyurken (2009), Sardunyanın Kehribar Zamanı (2010), Gülün Koynuna Düşen (2013)

Çeviri (Şiir): Seçme Şiirler – Güllerin Aydınlığında (2004) –  Ayna ve Düş (Adonis’ten, 2002), Beyrut Kasidesi (1995), Mavi Bir Gün (2003), Unutulanı Anmak (Mahmud Derviş’ten, 2002), Hüzünlü Irmak (Nizar Kabbani’den, 2000), Rüyadan Çağrılmak (Nazik El Melaike’den, 1996), Beyrut’ta Deniz Yok (Ğade Samman’dan, 2002) Çağdaş Arap Şiir Antolojisi (2004). (Hikaye): Filistin Senin İçin (Hannan Avvad’dan), Şairin Kandili – Kuşatma Günlüğü (Ayşe Basri’den).  

“Ellerime sığmayan”

Kırık bir testidir eşikte duran
Ovaya yayılan acı bir sudur.

Oysa sığmaz gecenin gözleri yanan
mumlara,ellerime sığmaz
bir yara içinde büyüyorum
akan suyun tadı kaplanın gözlerinde durur
gitgide organlarıma karışıyor talan edildikçe kadim yerler.

Mumlarda tükenen gecenin gözlerine bakıyorum
sen büyüyen bir fısıltıyla çıkıyorsun
geceden gündüze
dağılan nar  tanelerini örtüyorsun
karanlıktan aydınlığa açılıyorsun.

Çocuk giysiler içinde mavi bir gecede
ağaç  dibinde telaşlı bir karınca yuvasında
koyu ve diri kokunu duyuyorum.

“Özleme mekan”

I
Eski bir kilise avlusu nasıldır bilirsin
Bilirsin çinisi çalınmış kırık bir pusulada geçer zaman

Nasıldır bilirsin böyle bir avluda soluklanmak
Seni görmediğim günlerin küflü ekmeğini bilirsin, bekliyorum

Su alan bir kalyonla, bilirsin bir kara parçasıdır yüzün
Bir ormandır bir koydur bir buluşma yeridir

Ve yoktur onu da bilirsin. Eski bir avlu nasıldır bilirsin
Bir yaşanmış bizimdir ve gözlerim vaha faslında durur

Bilirsin, kırık camlardan içeri gözlerin derin
Sonsuz, ey çarşambanın akşamında özlenen

Anladım sensin şu kaybolan ellerime mekân
Sonsuz teninde ellerime kısacık ömür sensin

Çağırmayan sesin akşamın ve telefonların uğultusuyla
Nasıldır bilirsin yön bilmemek, bilirsin
Bir kedinin gözlerinden içerisi çöldür…

II
Durup özlemini günlere bölüyorum
Eski bir avluda kuyu nasıldır bilirsin
Görünmez ulu gözlerine sesleniyorum
Karanlık sensin, susuzluk sen, aydınlık sen
Dökülüyorum yataklarından suların
Yokluğunu bağışlıyorsun alıp bekliyorum.
“Ne avutur ki beni senden başka”

Ellerimde suyun
asi  yüzü
kınında te

Paylaşın

Metin Eloğlu Kimdir? Hayatı, Eserleri

11 Mart 1927 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Metin Eloğlu, 11 Ekim 1985 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti.  Yazı ve şiirlerinde “Mehmet Metin”, “Mehmet Emin”, “Ali Haziranlı”, “Etem Olgunil”, “Nil Meteoğlu” takma adlarını da kullandı.

Haber Merkezi / Metin Eloğlu, Üsküdar Sultantepe Ortaokulu’nu bitirdikten sonra Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nde yüksek öğrenim gördü, Seyfi Toroy, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Zeki Kocamemi’nin atölyelerinde çalıştı. Düşünceleri nedeniyle bir süre tutuklu kaldı ve akademiden kaydı silinerek askere alındı. Askerlik görevini disiplinsizliği yüzünden askerliği beş yılda bitirebildi. Yaşamını sanatıyla kazandı.

Ressamlığıyla da tanınan Eloğlu’nun yazın yaşamı Servetifünun-Uyanış dergisinde yayımlanan öykü ile başladı ancak ‘Garip’ akımı doğrultusunda yazdığı şiirlerle tanındı. Kendine özgü bir dil ve mizah anlayışıyla oluşturduğu yaşamda karşılaşılan bozuk, dengesizlik, düzensizlik konularını acımasızca eleştiren, taşlayan şaşırtıcı şiirler yazdı.

Kendi yaşama kosullarının ve çağının tanığı şiirlerine acıyı, ironoyi kattı. Sonraki yıllarda Varlık, Yaprak, Yenilik, Şiirler Yaprağı, Türk Dili Dergisi’ndeki şiirleriyle genç şairlerin önde gelen temsilcilerinden biri oldu. imgeyi ön plana çıkaran şiirleriyle İkinci Yeni’ye yaklaştı. İkinci Yeni etkinliğini yitirinceyeni bir arayışa yöneldi. Kapalılığa ve soyuta çok yaklaşan aşırı deneylere girişti. Öykü ve eleştiri yazıları da yazdı.

Eserleri;

Şiir:

Düdüklü Tencere
Sultan Palamut
Odun, Horozdan Korkan Oğlan
Türkiye’nin Adresi
Ayşemayşe, Dizin
Yumuşak G
Rüzgâr Ekmek
Hep
Yine
Şiirler
Ay Parçası
Önce Kadınlar

Derleme;

Garip Şiirler Antolojisi, (Ü. Y. Oğuzcan ile) Yay, 1957.

Uyarlama;

Bektaşi Dedikleri, (O. Tansel ile)

Ödülleri;

1972 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü
1967 DYO Sergisi (Resim dalında birincilik Ödülü)
1976 Yarımca Sanat Şenliği (Resim dalında birincilik Ödülü

(Kaynak: siirakademisi.com)

Paylaşın

Metin Demirtaş Kimdir? Hayatı, Eserleri

17 Mart 1938 yılında Antalya’nın Elmalı İlçesi’ne bağlı Akçay Köyünde dünyaya gelen Metin Demirtaş, 27 Eylül 2014 tarihinde Antalya’da vefat etti ve Andızlı Mezarlığı’na defnedildi. Türkiye Yazarlar Sendikası, Edebiyatçılar Derneği ve Antalya Sanatçılar Derneği üyesiydi.

Haber Merkezi / Metin Demirtaş, ilkokulu köyünde okudu. Antalya Erkek Sanat Enstitüsününün Torna-Tesviye Bölümünü 1955’de bitirdikten sonra, 1962’de Ankara Akşam Teknikerlik Okulu Makine Bölümünden mezun oldu. Makine Kimya Endüstrisi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi Fizik Atölyesi ve Ankara Fen Fakültesi Atom Araştırma Laboratuvarında, Antalya Belediyesinde teknisyen olarak çalıştı. Çok genç yaşta bacağında oluşan bir kanser hücresi yüzünden 1980’de bacağı kesildi. 1981 yılında emekli oldu.

Yugoslavya – Struga’da her yıl gerçekleştirilen Struga Şiir Akşamları Şenliği’nde Hasan İzzet Dinamo, Arif Damar’la birlikte Türkiye’yi temsil etti. Avustralya Kültür Bakanlığı ve Sidney Türk Halkevi’nin davetlisi olarak, Nazım’ın 25. Ölüm Yıldönümü Anma Etkinlikleri’ne katıldı. Sydney ve Melbourne’de Nazım’ın son eşi Vera ve Abazha yazar Fazıl İskender ile değişik toplantılarda Nazım ve şiiri üzerine konuşmalar yaptı.

İlk şiirleri Varlık dergisinde yayınlanan şairin şiirleri daha sonra İmece, Türk Solu, Yeni Adımlar, Militan, Sanat Emeği, Yansıma dergilerinde yayınlandı. Şiirleri değişik dillere de çevrildi. Kelimelerle fazla oynamadan, sadelikle ve tevazuyla serbest ölçüde yazdığı şiirlerinde sosyal konulara ağırlık verdi.

Eserleri;

Görüşme Yeri Memleket
Hazır Ol Kalbim
Hançer ve Lirik
Bir Mendil Gökyüzü
Şiirimsi Nasrettin Hoca Öyküleri
Tersinden Okunan Masallar
Çocuklar Kediler Uskumrular
Hazırol Kalbim – Toplu Şiirler –
Ve Erenler Böyle Dedi

 

Paylaşın

Metin Cengiz Kimdir? Hayatı, Eserleri

3 Mayıs 1953 yılında Ardahan’ın Göle İlçesinde dünyaya gelen Göle İlkokulu (1964) ve Kars Alpaslan Lisesi’nden (1972) sonra girdiği, Erzurum Atatürk Üniversitesi Temel Bilimler ve Yabancı Diller Yüksek Okulu Fransızca Bölümünden 1977’de, Marmara Üniversitesi Fransızca Bölümünden 1987’de mezun oldu.

Haber Merkezi / Öğrencilik yıllarında bir süre DİE’de memurluk yaptı (1973). Siyasi dergi çıkarmak ve siyasi faaliyetlerde bulunmaktan dolayı tutuklandı. 1977-1987 arasında Erzurum, Kars ve İstanbul’da Fransızca öğretmeni olarak çalıştı. 12 Eylül döneminde iki yıl cezaevinde kaldı. Muş’ta öğretmenlik görevini yaptığı sırada istifa etti ve İstanbul’a döndü.

Günaydın gazetesi, Sosyal Yayınları, Papirüs Yayınları ve Tüyap’ta düzeltmen, redaktör, editör ve çevirmen olarak çalıştı. 1993’ten 2002’de emekli olana dek Türkçe öğretmeni olarak çalıştı. Öğretmenliğin yanında Yön Yayınları’nda editör olarak çalıştı. 1998’de Söz Kanatlanınca adlı bir televizyon programı hazırladı. 2005’te arkadaşlarıyla Digraf Yayınlarını (sonradan Şiirden Yayıncılık adını aldı) kuran Metin Cengiz 2010’da çıkmaya başlayan Şiirden dergisinin genel yayın yönetmenliğini sürdürmektedir.

Çanakkale, Yalova ve Lefkoşa’da şiir festivalleri hazırladı. Bu festivallerde kurulan dostluklar sayesinde Türkiye’de Fransız şairlerin ve Fransa’da Türk şairlerin eserlerinden antolojiler hazırladı. Şiir kitapları dünyanın farklı ülkelerinde yayımlandı. Şiirden dergisinde dünyanın şiirlerinden çeviriler yayımlamaya özen göstermektedir.

Şarkılar Kitabı ile 1996 Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü, Sonsuzluk Çiseler Büyük Sularda adlı kitabıyla Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü’nü aldı (2010). 2011 yılında Uluslararası Tudor Arghezi Ödülü’ne ve 2014 yılında bütün eserleriyle 8. Mersin Kenti Edebiyat Ödülüne layık görüldü. Türkiye Yazarlar Sendikası, PEN ve Edebiyatçılar Derneği üyesidir. Evli ve bir çocuk babası olan sanatçı halen İstanbul’da yaşamakta, şiir ve eleştiri çalışmalarına devam etmektedir.

Edebiyatın özellikle şiir ve şiir eleştirisi yönüne ağırlık veren sanatçının şiirleri Broy, Düşün, Yazko Edebiyat, Varlık, Adam Sanat, Hürriyet Gösteri gibi dergilerde, “Nasıl Şiir” başlıklı ilk yazısı 1980’de Demokrat gazetesinde, ilk şiiri 1983’te yayımlandı. 1998-2002 yıllarında Varlık dergisinde ve 2003-2004 yıllarında Hürriyet Gösteri’de şiir ve şiir sorunları hakkında düzenli yazılar yazdı. Şiirlik, Kavram Karmaşa, Düşler, Kedi, Atika, Islık, Kervan, No, Şehir, Papirüs, Kum, Yasak Meyve, Son Kişot, İnsan, Yazarlar Dünyası, Yazılı Kaya gibi dergilerde şiir ve yazıları yayımlandı.

Şiirin insanın varoluşsal sorunlarını en iyi dile getiren yazım tarzı, dilin olanakları içinde insanın kendini varetme biçimi, varlığını ortaya çıkarma yolu olduğunu düşünür. Yenibütün Şiir Hareketi ve toplumcu şiir içinde yer alan sanatçı, şiirlerinde modern lirik şiirin özellikleri, zengin ve derin bir imgelem yapısı sergilemektedir. Şiirlerinde varoluş sorunsalını ağırlıklı olarak tema edinmiştir. Metin Cengiz yaşantısından yoğun izler taşıyan şiirlerinde modern şiirin dil imkânlarından yararlanmıştır. Zaman zaman geleneksel ögelerin ön plana çıktığı bu şiir insanı modern dünyanın gerçekliği içinde duygusal ve gerçekçi bir bakışla bütünsel olarak ele almaktadır. Şairin toplumcu yönü doğal olarak şiirlerinde insanın sömürülüşü, toplumsal aydınlanma gibi temaların ön plana çıkmasını sağlamıştır.

Şiirleri İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca, Boşnakça, Rusça, Romence, Arapça, İbranice gibi pek çok dile çevrilmiş, seçme şiirleri Apres le Tempete et Autres Poems (2006) adıyla Fransızca ve Il Colore dell’Oscurita: Karanlığın Rengi adıyla İtalyanca (2017) yayımlanmıştır. Fransızca-Türkçe şiir seçmeleri çeşitli dosyalar halinde Fransa ve Türkiye’de dergilerde yer almıştır. İspanya, İtalya ve Fransa’da çağdaş Türk şiiri antolojileri hazırlamıştır. Max Jacob, Pablo Neruda, Jacques Prevert gibi şairlerden çeviriler yapmıştır.

Modern Türk şiiri üzerine incelemelerinin yanında şiir, imge, biçim, biçem, şiir yazma üzerine ve kültür, felsefe, eleştiri ile şiir arasındaki ilişkilere dair yazılarını kitaplarda toplamıştır. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Metin Celâl Kimdir? Hayatı, Eserleri

13 Mart 1961 yılında Ankara’da dünyaya gelen Metin Celâl, İstanbul Göztepe Aryamerh Lisesini bitirdi. Ortadoğu Teknik Üniversitesi Petrol Mühendisliği Bölümünde başladığı (1978-1981) yükseköğretimini yarıda bırakıp İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Basın Yayın Yüksekokuluna devam etti (1982-1985).

Haber Merkezi / Çeşitli gazete ve dergilerde redaktörlük ve yazı işleri müdürlüğü yaptı. Aralık 1989-1992 yıllarında Heinrich Böll bursuyla Almanya’da kaldı (2001:566). Parantez Yayınevi’nde yönetici olarak çalıştı. İmge/Ayrım (1984, 3 Sayı), Yeryüzü Konukları (1984, 1 Sayı), Poetika (1985, 4 Sayı), Fanatik (1989, 4 Sayı) ve Sombahar (1990-1996, 35 Sayı) ve Özgür Edebiyat (2007-2013) dergilerinin yayın kurullarında yer aldı.

Hâlen Parantez Yayınlarının yöneticisidir. Edebiyat ve İlim Eserleri Sahipleri Meslek Birliği (EDİSAM) başkanlığı da yapan Celâl Türkiye Yazarlar Sendikası ve Pen Yazarlar Derneği üyesi, Türkiye Yayıncılar Birliği genel sekreterliği ve başkanlığı görevlerinde bulundu. İstanbul’da yaşıyor.

İlk deneme yazısı “Yol Ayrımı” 1980’de ODTÜ Edebiyat Kulübü Bülteni’nde çıktı. Yeni Olgu, Oluşum, Edebiyat ’81, Varlık, Türk Dili, Sanat Olayı, Günümüzde Kitaplar, Cönk, Gösteri, Broy, Yeni Düşün, Üç Çiçek, Fanatik, Öküz ve Düşler, E gibi edebiyat dergilerinde yayımlanan şiir ve yazılarıyla tanınan Metin Celâl’in, Güneş, Evrensel, Özgür Gündem, Yeni Yüzyıl, Cumhuriyet ve Radikal gibi gazetelerde şiir ve yazıları yayımlandı. Uzun yıllar (Eylül 2018’e kadar) Cumhuriyet gazetesinde köşe yazıları ve Cumhuriyet Kitap’ta “Okuduğum Kitaplar” köşesini yazdı. Hâlen Hürriyet Kitap-Sanat’ta kitap eleştirileri yazıyor.

1980 kuşağının imgeci şairleri arasında yer alan Metin Celâl aynı zamanda yazdığı kuramsal ve eleştirel yazılarla da bu şiir anlayışının yaygınlaşmasında önemli rol oynar. Şiirde içerikten çok söyleyiş güzelliğine ve estetiğe önem veren şair, 1970’lerde ve 1980’lerde şiiri ideolojik araç olarak gören, şiire estetik bir gözle bakmayan, şiirin kendine özgü sorunlarıyla ilgilenmeyen şairleri eleştirmiş ve kendi şiirini estetik bakış üzerine, şiirimizin geçmişiyle hesaplaştığı kadar geçmişin birikiminden de faydalanmak üzerine kurma düşüncesindedir.

Metin Celâl’in şiirinde aşk, erotizm, ayrılık, hüzün gibi temaları ince bir duyarlılıkla, yer yer hüzünlü ama bir o kadar da ironik bir dille ele aldığı görülür. Kendi döneminin “toplumcu gerçekçi” şairleri tarafında “bireyci” olmakla suçlanan Metin Celâl, hayatın sıradan akışı içinde sıkılan bireyin kendine çıkış aramasını şiirlerinde işlerken bireyin öne çıkarılmasını estetik bakıştan ve imgeden faydalanarak şiirini kurar.

İlk kitabı Adım Ölüm’den (1986) itibaren kendini kolay ele vermeyen bir imge sisteminden yana olan şair, günlük hayata dair unsurları ve konuşma dilini başarıyla kullanır. Yalın imgelerle dolu şiirlerinde duyarlı, hüzünlü bir dil vardır. Kendi kuşağı içinde şiir eleştirileriyle de dikkat çeken şair, poetik donanıma önem vermesine ve şiir tarihimize geniş bir açıdan bakabilecek donanıma sahip olmasına rağmen şiirlerinde poetik bilgilere rastlanmaz, bilgiyi içselleştirimiş şekilde kullanır. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Metin Altıok Kimdir? Hayatı, Eserleri

14 Mart 1941 yılında İzmir’in Bergama İlçesi’nde dünyaya gelen Metin Altıok, çocukluğu ve ilk gençliği Karşıyaka’da geçti. Karşıyaka Lisesi ve Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü’nden mezun oldu.

Haber Merkezi / Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü’nde çalıştı. Öğretmenliğe geçiş yaptı ve Bingöl Lisesi felsefe öğretmenliğine atandı. Mesleğine Karaman İmam Hatip Lisesi’nde sürdürdü ve 1990 yılı başında emekliye ayrılarak Ankara’ya yerleşti. Pir Sultan Abdal Kültür Şenliği için gittiği Sivas’ta, 2 Temmuz 1993 Madımak Oteli’nin yakması sırasında ağır yaralandı. 9 Temmuz 1993’te Ankara’da hayatını kaybetti.

Şiire lise yıllarında başlayan Altıok şiirle resmi birlikte yürüttü. Ankara Fransız Kültür Merkezi’nde ilk resim sergisini açtı (Çetin Sipahi ile birlikte). Daha sonraki yıllarda yine Fransız Kültür Merkezi’nde, Ankara Sinematek Derneği’nde (Orhan Taylan’la birlikte), Ankara Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde resimlerini sergiledi. Kuşağın en romantik, duygucu şairlerindendir. Yalnızlık, gezginlik, yerleşiklik, yabancılık şiirlerinin ana temasını oluşturur. Kendine özgü bir sesi, romantik, acılı ve yalın bir söyleyişi vardır.

Eserleri;

Gezgin (1976)
Yerleşik Yabancı (1978)
Kendinin Avcısı (1979, Ahmet Telli ile 1980 Ö. F. Toprak şiir ödülü)
Küçük Tragedyalar (1981)
İpek ve Klabtan (1987)
Gerçeğin Öte Yakası (1990)
Dörtlükler ve Desenler (1990)
Süveyda (1991)
Alaturka Şiirler (1992)
Şiirin İlk Atlası (1992)
Hesap İşi Şiirler (1993)
Bir Acıya Kiracı (1998-Bütün Şiirleri)

Ödülleri:

1980 – Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü / “Kendinin Avcısı” ile
1990 – Cemal Süreya şiir ödülü / “Gerçeğin Öte Yakası” ile

Paylaşın

Mesut Aşkın Kimdir? Hayatı, Eserleri

1968 yılında Sivas’ın Şarkışla İlçesinde dünyaya gelen Mesut Aşkın, beden eğitimi öğretmeni olarak çalışmaktadır.  İstanbul’da yaşıyan Mesut Aşkın, Mersin’de Islık şiir dergisinin yayın kurulunda görev aldı.

Haber Merkezi / Mesut Aşkın’ın şiirleri; Şiir Oku, Varlık, Kum, Kavram-Karmaşa, Şiir Ülkesi, Budala, Atika, Maskesiz-Yelken, Başka, Öteki-siz, Yaratım, Sanat ve Hayat gibi dergilerde şiirlerinin deneme, inceleme yazılarıyla yer aldı.

Mesut Aşkın, Edebiyat, Fotoğraf, Sinema, Tiyatro, Sanat & Mimarlık kategorilerinde eserler yazmış bir yazardır. Mesut Aşkın kitapları; Artshop Yayıncılık, Chiviyazıları Yayınevi, Galata Yayıncılık, İnsancıl Yayınları, Kaos Çocuk Parkı Yayınları aracılığıyla kitapseverlerle buluşmuştur.

Mesut Aşkın tarafından yazılan son kitap “Üç Ayın Kırk Ayini” Kaos Çocuk Parkı Yayınları tarafından okurların beğenisine sunulmuştur.

Eserleri;

Drama Phone
Harf Divanı
Terk Divanı
Çocuk Gülünce
Üç Ayın Kırk Ayini

“Dağ adı”

Çömelip bakır bir kapıyı
dövdüm senden sonra
aklımdan önce üşüdü
sabah

sonra kadına bir dağın
adını verdim ok
ile yay uzaklaşırken birbirinden

karanlığa bıraktım avcılığımı kristal
ve taş dedim ateşe
su düştü kül ağır

ince uzun mum
ile kandili
aynı ateşte yaktım ince
ağır uzun sıcak

izlerini buldum gecenin
eşiğinde körlerin

kristal ve taş dedim
sana
bir dağın adını verdim
“rouni” dedim

ateşe su düştü
kül çimlendi
seni bir de böyle
sevdim
topraksız
taşsız
sözsüz

“Harf divanı”

ben yazmak adağı

ben

senin için kurban

senin için
kana bulanan üstüm başımla
cennetten kovulan ilk annem

ilk kadınımla bahara yaza giren

kar ile teyemmüm eden ben

kalemin arkasında
birinci tekil şahıs

kâğıtlara yürüyorum

gücümü tüketmek için

senin için

tevrata zebura incile kur’ana
cennete cehenneme

senin için giriyor çıkıyorum

bir tek sayfada

seninle olmak için
ben yazmak adağı

ben senin için

günde iki kez kurban

derimi sunuyorum sana
çadır kur davul çal

seninim ben yalnızca

senin

ya kelime

Paylaşın