BM’den Afganistan’daki İnsan Hakları İhlallerine Dikkat Çeken Rapor

Birleşmiş Milletler (BM), Taliban’ın 15 Ağustos 2021’de yönetimi ele geçirdiği Afganistan’daki insan hakları ihlallerine dikkat çeken bir rapor hazırladı. Raporda, Taliban’ın kadın ve kız çocuklarına yönelik muamelesinin “insanlığa karşı suç teşkil edebileceği” uyarısı yapıldı.

Birleşmiş Milletler (BM), Afganistan İnsan Hakları Özel Raportörü Richard Bennett’in, Temmuz-Aralık 2022 dönemini kapsayan raporu, Cenevre’deki İnsan Hakları Konseyi’nde sunuldu.

Bennett, belgede, “Taliban’ın kadın ve kız çocuklarına yönelik muamelesinin insanlığa karşı işlenen bir suç olan toplumsal cinsiyet zulmü anlamına gelebileceğini” kaydetti.

Uluslararası toplum, Afganistan’da 2021’de iktidara gelen Taliban’ın, kadınların lise ve üniversiteye gidebilmeleri de dahil olmak üzere özgürlüklerini ve haklarını büyük ölçüde kısıtladığı eleştirisi yapıyor.

Bennett, “Taliban’ın politikası, kadınların ve kız çocuklarının insan haklarını reddetmek ve onları kamusal yaşamdan silmektir” dedi.

İnsan Hakları Konseyi’nin Taliban’a güçlü mesaj vermesi gerektiğini belirten Bennett, “Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik kısıtlamalar, tüm nüfus üzerinde yıkıcı ve uzun vadeli bir etkiye sahip. Bu cinsiyet ayrımcılığıyla eşdeğerdir” ifadelerini kullandı.

Taliban daha önce, kadın haklarına saygı duyduklarını ve gelecekte kız çocukları için belirli koşullar oluşturduktan sonra okul açmayı planladıklarını söylemişti.

Üniversiteler kız öğrenciler olmadan eğitime başladı

Bu arada Afganistan genelinde kış ayları nedeniyle derslere ara verilen üniversiteler kız öğrenciler olmadan yeni eğitim ve öğretim dönemine başladı.

Taliban geçici hükümetinin Yüksek Eğitim Bakanlığından yapılan açıklamada, tüm üniversitelerin bugünden itibaren eğitime başladığı duyuruldu.

Böylece aralık ayında, Taliban geçici hükümetinin kız öğrencilerin üniversitelerde eğitim almasını yasaklamasının ardından ülke çapındaki üniversiteler ilk defa kız öğrenciler olmadan kapılarını açtı.

Sabah saatlerinden itibaren üniversitelerin erkek öğrencileri sınıflardaki yerini aldı. Kampüs önlerinde toplanan küçük gruplar halindeki kız öğrencilerin içeri girmesine ise izin verilmedi.

Bazı kız öğrenciler sosyal medyada yaptıkları paylaşımlarda kızların eğitim alacağı ana kadar erkek öğrencilerin üniversitelerdeki eğitimi protesto edip derslere katılmamasını istedi.

Bu çağrıya uyan ülkenin kuzeyindeki Belh Üniversitesinden bir grup erkek öğrenci dersleri boykot edeceklerini duyurdu.

Eğitim ve çalışma hayatında kısıtlamalar

15 Ağustos 2021’de Taliban’ın Afganistan yönetimine gelmesiyle kadınların çalışması ve kızların eğitim almasına yönelik ciddi kısıtlamalar getirildi.

Kızların önce ortaokul ve liselerde, geçen aralık ayında ise üniversitelerde eğitim alması engellendi. Yine aralık ayında Afgan kadınların yerel ve yabancı sivil toplum kuruluşlarında çalışması da askıya alındı.

Afgan kadınlarına “örtünme zorunluluğu” getirilirken, kadınların spor salonları, park ve bahçeler gibi sosyal mekanlara da girişi yasaklandı.

Taliban yetkilileri ise, yasakların ardındaki nedeni “örtünme kurallarına uygun bir biçimde riayet edilmemesi” olarak gerekçelendirdi.

Yetkililer, yasakların “geçici” nitelikte olduğunu söylemesine karşın, şu an kadar kadınlara yönelik getirilen kısıtlamalarda herhangi bir iyileşme görülmedi.

Söz konusu alandaki kısıtlamalar uluslararası toplumdan da büyük tepki topluyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’de Denizlerin Korunması İçin Tarihi Anlaşma

Birleşmiş Milletlerde (BM), açık denizlerde biyoçeşitliliğin korunması için yaklaşık 20 yıldır süren görüşmelerin ardından anlaşma sağlandı. Açık denizlerdeki biyoçeşitlilik, iklim değişikliği, aşırı avlanma ve nakliye trafiği gibi nedenlerden tehlike altında bulunuyor.

İklim değişikliğiyle mücadele bağlamında önemli bir adım olarak değerlendirilen anlaşmaya ilişkin BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, “Tüm tarafları tebrik ediyorum. Şimdiki ve gelecekteki nesiller için daha güvenli, sağlıklı, dayanıklı ve verimli bir okyanus için birlikte çalışmaya devam edeceğimiz günleri iple çekiyorum” dedi.

BM’de anlaşmanın resmi olarak kabul edilmesi bekleniyor. Bunun ardından imzaya açılacak anlaşmaya, BM ülkeleri taraf olup olmayacağına karar verecek.

Birleşmiş Milletler’de (BM), açık denizlerde biyolojik çeşitliliğin korunması için yıllar süren görüşmelerin ardından anlaşma sağlandı.

Anlaşmaya, New York’ta iki haftadır yürütülen Hükümetlerarası Konferans kapsamında son iki gündür süren müzakereler sonucunda varıldı.

15 yıldır üzerinde çalışılan anlaşma, ülkelerin ulusal deniz yetki alanlarının ötesindeki biyoçeşitliliği korumayı amaçlıyor. Anlaşmayla 2030 yılına kadar dünyadaki kara ve okyanusların yüzde 30’unun korunması öngörülüyor. Açık denizlerdeki biyoçeşitlilik, iklim değişikliği, aşırı avlanma ve nakliye trafiği gibi nedenlerden tehlike altında bulunuyor.

Açık denizlerde balıkçılık faaliyetlerine kısıtlamalar getiren anlaşma, deniz mayınları, deniz ulaşım yolları ve keşif faaliyetlerine de sınırlamalar getirecek.

Delegeler tarafından büyük coşku ve alkışlarla karşılanan anlaşmayla ilgili olarak Konferans Başkanı Rena Lee, “Gemi kıyıya yanaştı” değerlendirmesinde bulundu.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres de, iklim değişikliğiyle mücadele için önemli bir adım olarak görülen anlaşmayı “Okyanusların karşı karşıya olduğu yıkıcı eğilimlerle mücadele ve çok taraflılık adına şimdiki ve gelecek nesiller için bir zafer” ifadeleri ile değerlendirdi.

Uluslararası çevre örgütü Greenpeace’in yetkilisi Laure Meller ise anlaşma için, “Bölünmüş bir dünyada doğayı ve insanları korumanın jeopolitiğe karşı galip gelebileceğinin bir işareti” olarak nitelendirdi.

Yalnızca yüzde 1’i koruma altındaydı

Açık denizler, dünyadaki okyanuslarının yüzde 60’ından fazlasını ve gezegenin neredeyse yarısını kaplıyor. İnsanların ve diğer canlıların soluduğu oksijenin yarısı okyanus ekosistemleri tarafından oluşturuluyor. Bunun yanında insan faaliyetlerinden yayılan karbondioksitin çoğunu emerek küresel ısınmayı dengeliyor.

Halihazırda açık denizlerin yalnızca yaklaşık yüzde biri koruma altındaydı. Yeni anlaşma yürürlüğe girdiğinde, hiçbir ülkenin yetki alanına girmeyen uluslararası sularda da deniz koruma alanları oluşturulabilecek.

Anlaşmanın resmen ilan edilmesinin ardından, bir sonraki aşamada BM üyesi ülkeler anlaşmaya taraf olup olmayacaklarına karar verecek.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Depremler İçin ”Kıyamet’ Benzetmesi

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerden etkilenen Hatay’ı ziyaret eden Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP) İcra Direktörü David Beasley, ziyaret sonrası yaptığı açıklamada bölgede gördüklerini “kıyamet” olarak tanımladı.

DW Türkçe’nin aktardığına göre, Roma merkezli WFP’den yapılan yazılı açıklamada, Beasley’in “Bugün gördüklerimi tarif etmemin tek bir yolu var: Kıyamet. Mahalleler dümdüz olmuş, evler yıkılmış, okullar ve dükkanlar kapalı, hayatlar parçalanmış durumda. Buradaki yıkımın ölçeği gerçekten anlaşılmaz boyutta” sözlerin yer verildi.

Açıklamada, “Dünya, buradaki insanları desteklemek için ivedilikle seferber olurken, bu depremin etkisi aylarca, yıllarca hissedilecek” ifadesi kullanıldı.

Beasley, depremden etkilenen 12 yıldır savaşın devam ettiği Suriye tarafındaki durum için ise “felaket üstüne felaket” değerlendirmesini yaptı.

Suriye’ye 380 ton un, pirinç ve yardım taşıyan 21 TIR’lık konvoyun geçişine eşlik eden Beasley,13 Şubat’ta yeniden açılan sınırdan Suriye’nin kuzeybatısındaki bölgelere 180 kamyon yardım taşıdığını paylaştı.

Açıklamada, WFP’nin Türkiye’deki depremzedelerin gıda ve nakit yardımından faydalanması için 80 milyon dolara, Suriye’de depremden etkilenen 800 bin kişinin 6 ay boyunca desteklenmesi için 150 milyon dolara ihtiyaç duyduğu ifade edildi.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) de Kahramanmaraş depremleri sonrasında tahminen 1,5 milyon kişinin evsiz kaldığını açıklamıştı. Depremlerde 520 bin daireli 160 bini aşkın binanın yıkıldığını ya da ağır hasar gördüğünü bildiren UNDP, 500 bin yeni konut inşasına ihtiyaç olduğunu kaydetmişti.

Can kaybı 44 bin 374’e yükseldi

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Başkanı Yunus Sezer, Kahramanmaraş merkezli depremlere ilişkin açıklamalarda bulundu. Sezer’in açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Şu ana kadar 10 bine yakın artçı sarsıntı gerçekleşmiş durumda. 21 bine yakın binada arama kurtarma çalışmaları tamamlandı.

Bu süreçte 44 bin 374 insanımızı kaybetmiş durumdayız. Şu anda 8 bin 182 arama kurtarma personeli çalışmalara eşlik etmektedir.

Barınma ile ilgili olarak hem çadır kentleri yoğunlukla kuruyoruz. Günlük ortalama 10 binin üzerinden bölgeye çadır sevk ediyoruz.

Şuan 287 tane çadır kentimiz var bölgede. Hedefimiz 100 bin üzerinde konteyneri faaliyete geçirmek.

Bununla ilgili 143 alan tespit edildi 97’sinde alt yapı çalışmaları devam ediyor. Hem barınma hem de diğer ihtiyaçların karşılanması şeklinde çalışmalarımız devam ediyor.

Bölgede Kızılayımızın koordinesinde beslenme olarak bakanlıklarımızla 80 milyon 965 bin sıcak yemek ve 14 milyon 965 bin kumanya paketi bölgede dağıtılmaktadır.”

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Rusya’ya Birliklerini Ukrayna’dan Çek Çağrısı

Ukrayna – Rusya savaşının birinci yıldönümü olan 24 Şubat öncesi Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaşın yıl dönümünde Moskova’ya Ukrayna’daki tüm birliklerini çekme çağrısı yaptı.

Çok sayıda ülke tarafından hazırlanan karar tasarısına, 193 BM üyesinden Türkiye’nin de aralarında olduğu 141’i lehte oy kullandı.

Ukrayna’da “kapsayıcı, adil ve kalıcı barış” talep eden karar tasarısında Moskova’dan Ukrayna’daki tüm birliklerini “derhal, tamamen ve kayıtsız şartsız” çekmesi istendi.

Yedi ülke (Rusya, Belarus, Kuzey Kore, Eritre, Mali, Nikaragua ve Suriye) oylamada red oyu kullanırken Çin’in de aralarında olduğu 32 ülke çekimser kaldı.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararları bağlayıcılık taşımazken politik olarak önem taşıyor. Genel Kurul’un daha önce aldığı kararlar Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in izlediği siyaset üzerinde etkili olmamıştı.

BM Genel Kurulu Ukrayna konusunda BM’nin önde gelen organı konumunda. Bunun nedeni uluslararası barışı ve güvenliği sağlamakla görevli Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinden Rusya’nın Ukrayna’yla ilgili tasarılarda veto hakkını kullanması nedeniyle kilitlenmiş durumda olması.

Genel Kurul tasarılarının Güvenlik Konseyi tasarılarının aksine bağlayıcılığı bulunmuyor, ancak dünya kamuoyunun genel kanısını yansıtan bir ölçek görevi görüyor.

Oylamadan önce iki gün boyunca süren konuşmalarda 75 ülkenin dışişleri bakanları ve diplomatları söz aldı. Bunların çoğu BM Sözleşmesi’nin temel prensiplerinden olan bir üye ülkenin toprak bütünlüğünün korunmasını savunan tasarıya destek istedi.

Savaş her iki ülkeden binlerce kişinin ölümüne neden oldu ve Ukrayna kentlerinin harabeye dönmesine yol açtı. Artan gıda fiyatları ve yakıt maliyetiyle yükselen enflasyon tüm dünyayı etkiledi.

Venezuela Büyükelçi Yardımcısı, Ukrayna ile ilgili önceki beş kararın neredeyse tamamına karşı oy kullanan veya çekimser kalan 16 ülke; Belarus, Bolivya, Kamboçya, Çin, Küba, Eritre, Ekvator Ginesi, İran, Laos, Mali, Nikaragua, Kuzey Kore, St. Vincent, Suriye, Venezuela ve Zimbabve adına konseye hitap etti.

Diğer ülkeler Rusya’nın eylemlerine odaklanırken, Venezuela Büyükelçi Yardımcısı Joaquín Pérez Ayestarán, dünkü açıklamasında tüm ülkelerin istisna olmaksızın BM Sözleşmesine sıkı şekilde uyması gerektiğini belirterek ABD ve AB’yi ima etti.

Ayestarán, grubundaki ülkelerin Genel Kurul’da “bölücü eylemlere” karşı ve “uzlaşma ruhundan yana” olduğunu söyledi.

Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell gazetecilere yaptığı açıklamada saldırgan ve mağdurun aynı kefeye konulamayacağını belirtti.

Çin’den 12 maddelik metin

Oylamada Çin’in izleyeceği tutum merak konusuydu. Çin’in Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Büyükelçi Dai Bing nötr bir pozisyon alarak hem Kiev’e hem Moskova’ya çatışmaları sona erdirme ve barış görüşmelerine başlama çağrısı yaptı.

Çin Dışişleri Bakanlığı da internet sayfası üzrinden Ukrayna krizinde “siyasi uzlaşmanın” sağlanması için 12 maddelik bir metin yayınladı.

Metinde “Tüm taraflar Rusya ve Ukrayna’yı aynı yöne doğru çalışma ve olabildiğince hızlı bir biçimde doğrudan diyaloğa yeniden başlama konusunda desteklemelidir” ifadelerine yer verildi.

Çatışma taraflarına da “uluslararası insan haklarına sıkı sıkıya uyma ve sivillere ve sivil binalara saldırılardan kaçınma” çağrısı yapıldı.

Çin ayrıca nükleer silah kullanmama konusunda da uyarıda bulundu. “Nükleer silahlar kullanılamaz ve nükleer savaşlar yürütülemez” diyen Pekin, nükleer silah kullanma tehdidinde de bulunulmamasını istedi.

Çin’in yayınladığı metne Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) hemen eleştiri geldi. ABD’nin Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan CNN televizyonuna yaptığı açıklamada “Rusya Ukrayna’ya saldırılarını durdursa ve birliklerini geri çekse savaş yarın sona erebilir” diye konuştu.

Çin’in yayınladığı metnin ilk maddesinin “tüm ülkelerin egemenlik haklarına saygı gösterilmesi” başlığını taşıdığına dikkat çeken Sullivan, “Benim ilk tepkim, metnin birinci maddeden sonra sona erebileceği oldu” diye konuştu.

Sullivan “Rusya’ya saldıran Ukrayna değildi. Rusya’ya saldıran NATO değildi. Rusya’ya saldıran ABD değildi” dedi.

Paylaşın

UNICEF: Depremler Türkiye ve Suriye’de 5 Milyon Çocuğu Etkiledi

Türkiye’nin güneyinde yer alan 11 ilde ve Suriye’nin kuzey bölgesinde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerde 5 milyon çocuğun etkilendiği tahmin ediliyor.

Hem fiziksel hem de psikolojik açıdan etkilenen bu çocuklar nasıl koşullar altında yaşıyor, neye ihtiyaçları var?

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) depremlerin bölgede 5 milyon çocuğu etkilediğini tahmin ediyor.

DW’ye konuşan UNICEF Türkiye Çocuk Koruma Bölümü Başkanı James Gray, depremden etkilenen 5 milyon çocuktan tahminlere göre yaklaşık 2,5 milyonunun insani yardıma ihtiyaç duyduğunu söyledi ve ekledi:

“Depremin yayıldığı alan ve büyüklüğü düşünülünce kuşkusuz ihtiyaçlar çok fazla ve bu çocukları da etkiliyor. Fiziksel koşullardan evlerini kaybetmiş olmaya kadar farklı açılardan etkilendiler, psikososyal desteğe ve yaşadıkları korkunç deneyim ile baş etme konusunda yardıma ihtiyaçları var.”

UNICEF Türkiye Çocuk Koruma Bölümü Başkanı Gray, deprem bölgesindeki çocukların çoğunun çok zor fiziksel koşullar altında bulunduğuna dikkati çekerek, “Çok sayıda çocuk evlerini ve yaşadıkları çevreyi kaybetti ve bölge inanılmaz soğuk. Geceler soğuk. Çadırlarda, geçici barınaklarda ve çoğu kez sokakta uyuyorlar, çünkü evlerine dönmeye korkuyorlar” şeklinde konuştu.

Gray, bölgede giysiye, barınmaya, ısınmaya, battaniyeye, ısıtıcıya, yiyecek ve suya ihtiyaç olduğunu belirterek özellikle çocuk giysilerine ve kız çocuklarının regl dönemleri için hijyen ürünlerine acilen ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.

Çocuklara psikolojik destek şart

James Gray, deprem bölgesindeki çocukların psikolojik olarak desteklenmesi gerektiğine de işaret ederek, “istikrara, güvene ve ilgiye” ihtiyaçları olduğunu söyledi. Bunların kendileri için öncelikli olduğunu ifade eden Gray, her çocuğun psikososyal desteği aldığından emin olunması gerektiğini kaydetti.

Çocukların yeniden kendi rutinlerini oluşturmasının, oyun oynamasının, eğlenmesinin ve akranlarıyla, sevdikleriyle zaman geçirmesinin önemine dikkat çeken Gray, “Çocuk dostu alanlarla bunu sağlıyoruz. Bunlar çocukların giderek, kendi yaşıtlarıyla etkileşime girebilecekleri güvenli alanlar” dedi. Bu alanlarda çocuklarla çeşitli oyunlar oynandığını anlatan Gray, bunun çocuklara yaşadıkları travmayı en azından o an için unutma fırsatı verdiğini dile getirdi.

UNICEF Çocuk Koruma Bölümü Başkanı Gray, ailelerinden ve sevdiklerinden ayrı düşen çocukların ailelerine yeniden dönmeleri için de büyük çaba gösterdiklerini sözlerine ekledi.

Yaklaşık 100 bin öğrenci diğer illere nakledildi

Türkiye’de depremin ardından çok sayıda aile bölgedeki illerden ayrılarak, Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya, Kayseri, Konya, Mersin gibi kentlere gitti. Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in verdiği bilgilere göre, depremlerden etkilenen 10 ildeki toplam 99 bin 853 öğrencinin diğer kentlere nakli yapıldı.

Uzmanlar, depremi yaşayan ancak depremin ardından oturdukları kentten ayrılan çocukların psikolojik durumuna ilişkin uyarılarda da bulunuyor.

Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Selen Demirtaş Zorbaz, deprem bölgesinden diğer illere nakil olan öğrencilere yönelik olarak “misafir öğrenci” veya “depremzede öğrenci” gibi ifadeler kullanılmaması gerektiğini vurguladı.

Derslerde çocukların ihtiyacına göre davranılması gerektiğini vurgulayan Zorbaz, “Hiçbir şey olmamış gibi konuyu hiç açmadan derslere başlamak da doğru değil” dedi.

Zorbaz, “Her çocuğun ihtiyacı biricik olabilir, hepsinin öyküsü farklıdır. İçlerinde ailesini kaybetmiş olanlar var, evini kaybetmiş olanlar var, hiçbir şey yaşamamış; ama şehir değiştirmiş olanlar var. Dolayısıyla önce onların öykülerinin öğrenilmesi, neye ihtiyacı var öğrenilmesi ve aileyle temasa geçilmesi önemli” şeklinde konuştu.

Okullarda bu çocuklara, “travma yaşamış,’ ‘yazık,’ ‘deprem yaşamış’ gibi insani duygularla değil profesyonel olarak yaklaşılması gerektiğini ifade eden Zorbaz, “Okula geldiğinde çocuk kapalı alana girmek istemeyebilir, buna saygı duyulmalı. Sınıfta oturacağı yeri çocuk seçmeli, belki cam kenarı isteyebilir. Kapıya yakın oturmak isteyebilir. Sonuçta bir deprem yaşandı ve çocuğun güven duygusu sarsıldı. Okulda kendini güvende hissedeceği alanların yaratılması çok önemlidir” dedi.

“Çocuk, travmatik anılar, görüntüler aklına geldiğinde nereye gidebileceğini bilmeli; en doğrusu psikolojik danışmanın odasına gitmesidir” diyen Zorbaz, akran desteğinin önemli olduğunu, öğretmenin sınıftan çocukların karakterlerine göre akran rehber seçip bu çocuklarla eşleştirebileceğini söyledi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Suriye’de Yaklaşık 9 Milyon Deprem Mağduru

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler Türkiye’de olduğu gibi Suriye’de de büyük yıkıma neden oldu. Birleşmiş Milletler (BM), depremlerden Suriye’de 8,8 milyon kişinin etkilendiğini açıkladı.

Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Temsilci Yardımcısı Nejat Rochdi, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, bu insanların çoğunun insani yardıma muhtaç olduğunu belirterek, “BM tüm Suriyelilere yardım etmek için daha fazlasını yapmaya kararlıdır” dedi.

Silahlı grupların hakimiyetinde olan Suriye’nin kuzeybatısında aktivistler ve yardım görevlileri depremi takip eden günlerde BM yardımının eksikliğinden şikâyetçi olmuştu.

BM Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths bölgeye yaptığı ziyaret sırasında BM’nin silahlı grupların etkili olduğu bölgelerde yaşayan mağdurlara yardım edemediğini itiraf etmişti. İnsan hakları gözlemcileri ayrıca BM’nin bürokratik engellerle karşılaştığını, savaştan zarar gören bölgenin bozuk yolları göz önünde bulundurulduğunda yardımların alışılagelmiş büyük tırlar yerine daha küçük araçlarla daha hızlı ulaşabileceğini belirtiyor.

Şu ana kadar BM yardımı taşıyan 140’tan fazla kamyonun Türkiye üzerinden, 9 binden fazla binanın tamamen ya da kısmen yıkıldığı isyancıların kontrolünde olan bölgelere gönderildiği bildirildi. BM’ye göre depremden etkilenen bölgelerde en acil ihtiyaç çadır.

“Gönüllü olarak topraklarına döndüler”

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ile birlikte sınır hattında karadan ve havadan incelemeler yaptı, hudut karakollarını denetledi.

AA’nın haberine göre; depremde bölgesindeki Suriyeli mültecilere ilişkin konuşan Akar, “Depremden sonra 10 bin 633 Suriyeli topraklarına gönüllü olarak dönmüştür” dedi.

Sınırda mülteci geçişi olduğu iddialarına değinen Akar, şöyle konuştu:

Bu iddialar tamamen gerçek dışıdır. Ne sınır kapısından ne de sınır hattından geçiş var. Konuyla ilgili yetkililerden bilgi aldık, yerinde incelemelerde bulunduk.

“Türkiye’ye yoğun geçiş olduğu iddiasının aksine tek yönlü yani Türkiye’den Suriye’ye doğru Suriyeli vatandaşların geçtiğini ifade ettiler. Depremde ailesini, kaldıkları yerleri kaybeden Suriyeli kardeşlerimizin kendi topraklarına gönüllü olarak döndüklerini belirttiler.

“Depremden sonra 10 bin 633 Suriyeli topraklarına gönüllü olarak dönmüştür. Dolayısıyla aldığımız bilgiler kapsamında, kitle halinde ne hudutlardan ne de sınır kapılarından ülkemize geçiş söz konusudur.”

Paylaşın

BM, Türkiye Ve Suriye’deki Deprem Bölgelerinde Yardımlarını Arttırıyor

Türkiye’nin güneyinde yer alan 11 ilde ve Suriye’nin kuzeyinde yer alan bölgelerde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerde, son resmi verilere göre, Türkiye’de 39 bin 672, Suriye’de 5 bin 814 kişinin yaşamını yitirdi.

Suriye’deki insani yardım için 400 milyon dolar, Türkiye için de 1 milyar dolar destek çağrısında bulunan Birleşmiş Milletler (BM), bölgedeki yardım faaliyetlerini arttırarak sürdürüyor.

VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu’nun aktardığına göre, BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), insani yardım ekiplerinin Malatya, Kahramanmaraş, Adıyaman, Gaziantep ve Hatay illerinde çalışmalarını sürdürdüklerini açıkladı.

OCHA, Türkiye’deki bölgesel ortaklarıyla beraber deprem felaketinden etkilenen bölgelere gönderilen tıbbi malzemeyle birlikte gıda, çadır, battaniye ve diğer ihtiyaç malzemelerini depremzedelere teslim ettiklerini kaydetti.

BM Mülteci Yüksek Komiserliği (UNHCR), Türkiye’de deprem felaketinden etkilenen bölgelere 20 bin termal battaniye, 12 bin köpüklü şilte 19 bin 500 mutfak seti, 12 bin ek gıda paketinin yanı sıra ısıtıcılar, hijyen malzemeleri, kışlık giysiler sağladığını, ayrıca 14 bin 300 aile çadırı, 10 bin branda, 6 bin termal battaniye ve 12 bin hijyen malzemesi içeren yardım kolisi sağladığını açıkladı.

Suriye’ye deprem yardımları sürüyor

BM’ye bağlı yardım kuruluşları, Suriye’nin kuzeybatı bölgesinde 50 bin ailenin halen çadıra ihtiyaç duyduğunu, 88 bin ailenin de şilte, termal battaniye ve giysiye ihtiyacı olduğunu, bölgede hastanelerin ve tıp merkezlerinin aşırı yoğun ve yetersiz kaynaklara sahip olduğunu bildirdi.

BM’ye bağlı yardım kuruluşlarının sahadaki sağlık ortaklarıyla geçici tıbbi sağlık tesisleri kurdukları, depremzedelere ruh sağlığı, psikolojik ve sosyal destek sağladıkları kaydedildi. Şimdiye kadar İdlip ve Halep’te engelliler dahil olmak üzere 4 bin 800’den fazla kişiye tıbbi müdahale yapıldığı belirtildi.

BM yardım kuruluşları, deprem felaketinin başlangıcından itibaren Suriye’de 74 farklı merkezde 60 binden fazla kişiye su kamyonları ulaştırıldığını, depremzedelere 13 bin çadır ve 1500 ısıtıcı dağıtıldığını bildirdi.

BM yardım kuruluşları Türkiye’den kuzeybatı Suriye’ye deprem yardım malzemeleri taşımaya devam ediyor. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’ne (OCHA) göre, 9 Şubat’tan bu yana Bab al-Hawa ve Bab al-Salam sınır kapılarından 143 kamyonluk insani yardım Suriye’ye gönderildi.

OCHA sözcüsü Jens Laerke, “Yardımlar bugün devam etti. Hafta sonu da devam edecek, Suriyeliler’in ihtiyacı olduğu sürece her gün devam edecek” diye konuştu.

Uluslararası Kızılhaç (ICRC) Bölge Direktörü Fabrizio Carboni, yıkımın yalnızca büyüklüğünden değil, aynı zamanda ailelerin sadece 60 saniye içinde verdiği can kayıplarından oldukça etkilendiğini belirtti.

Gazetecilere konuşan bir ICRC yetkilisi ayrıca, Şam’dan büyük ölçüde muhalefetin kontrolündeki kuzeybatıya sınır ötesi yardım sevkiyatına izin verilmesi için çağrıda bulundu.

Yetkili, “İdlib’e çapraz hatlardan girmeye çalıştık, giremedik. Şu ana kadar ne yazık ki engellendik ancak yardımı ulaştırmaya hazırız” dedi.

“Sahada Türk Kızılay’ı ile birlikte çalışıyoruz”

Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu’nun (IFRC) operasyonlardan sorumlu küresel direktörü Caroline Holt, gerek Türkiye’de gerekse Suriye’de ihtiyaçların büyük olduğunu belirterek, “Ancak uluslararası yardımın boyutu her geçen gün ivme kazanıyor” Türkiye’de barınma, gıda, yıkanma, sağlık ve ayrıca nakit ihtiyaçlarını desteklemek için Türk Kızılay’ı ile sahada birlikte çalışıyoruz” dedi.

BM Tarım ve Gıda Örgütü (FAO), deprem felaketinin yaşandığı bölgelerdeki kırsal alanlarda çiftçilerin temel gıda üretimini eski haline getirmelerine destek ve yardımcı olacaklarını açıkladı.

FAO, öncelikli faaliyetlerinin hayvan yemi, tohum, fide, gübre, yakıt, alet, ekipman, hayvan aşılama ve bir ila üç ay boyunca karşılıksız nakdi yardım yapmak olduğunu kaydetti. FAO, Türkiye’de depremden etkilenen çiftçilere iş desteği sağlayacaklarını açıkladı.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Türkiye İçin Yardım Çağrısı

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ile 7,6 şiddetindeki depremlere ilişkin Birleşmiş Milletler’den Türkiye için bir milyar dolarlık acil yardım çağrısı geldi.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, yaptığı yazılı açıklamada, son yüzyıldaki en yıkıcı depremlerden birinin Türkiye’yi vurduğu belirtilerek, BM’nin Türk halkı için bir milyar dolarlık bir insani yardım çağrısı başlattığını belirtildi.

Açıklamada, üç aylık bir dönemi kapsayan insani yardım için sağlanacak finansmanla yaklaşık 5 milyon 200 bin kişiye yardım edileceği kaydedildi.

Sağlanacak bir milyar dolarlık finansmanla, Türkiye’deki yardım kuruluşlarının, gıda güvenliği, koruma, eğitim, su ve barınma dahil olmak üzere bir dizi alanda hükümet liderliğindeki yardım çabalarına hayati desteği hızla arttırmasına imkan tanınacağı kaydedildi.

Guterres, yaptığı yazılı açıklamada ayrıca Türkiye’nin, dünyada en fazla sayıda mülteciye evsahipliği yaptığı ve Suriyeli komşularına yıllardır büyük bir cömertlik gösterdiği belirtildi.

Açıklamanın devamında, “Şimdi dünyanın Türkiye halkına destek olma zamanı. İhtiyaçlar çok büyük, insanlar acı çekiyor. Kaybedecek zaman yok. Uluslararası toplumu, zamanımızın en büyük doğal afetlerinden birine yanıt olarak bu kritik çabayı hızlandırmaya ve tam olarak finanse etmeye davet ediyorum” ifadelerine yer verildi.

AFAD: Ölü sayısı 36 bin 187’ye çıktı

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı (AFAD) 6 Şubat’ta gerçekleşen depremlerin ardından ölü sayısının 36 bin 187’ye çıktığını duyurdu.

Depremlerin ardından 4 bin 323 artçı depremin meydana geldiğini açıklayan AFAD, bölgeden tahliye edilen kişi sayısını ise 216 bin 347 olarak açıkladı.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Türkiye İçin Acil Fon Çağrısı Yapacağız

10 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş depremlerine ilişkin açıklama yapan Birleşmiş Milletler Sözcüsü Stephane Dujarric, Türkiye’ye için acil fon çağrısının birkaç gün içinde yapılabileceğine işaret etti ancak yardım miktarı konusunda herhangi bir açıklama yapmadı.

Stephane Dujarric, yıkıcı depremler sonrasında bölge genelinde milyonlarca insan hayatta kalma mücadelesi verdiğini, evsiz kaldığını ve dondurucu soğuklarla mücadele etmek zorunda kaldıklarını belirterek,” Ayrıca Türkiye için bir acil durum çağrısı ve fon oluşturmanın son aşamalarındayız” dedi.

Bir gazetecinin Türkiye için acil durum çağrısını ne zaman duyurmayı düşünüyorsunuz? Sorusunu da Dujarric,” Muhtemelen önümüzdeki günlerde mümkün olan en kısa sürede” diye yanıtladı.

VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu’nun aktardığına göre, Dujarric, deprem felaketi sonrasında da BM’nin bölgedeki yardım çabalarını arttırdığını belirterek,” Sahada olup bitenler açısından hem Suriye’de hem de Türkiye’de acil durum ekiplerini veya yardım operasyonlarını seferber etmeye devam ediyoruz. İnsani çabalar hızla artırılıyor. Enkaz kaldırmak için ağır makine makineleri, tıbbi malzemeler, barınak, ısıtma, gıda ve sanitasyon yardımı dahil diğer öğeler gibi öncelikli ihtiyaçları belirleniyor” dedi.

“Suriye’ye deprem yardımı artarak sürüyor”

BM Sözcüsü Dujarric, Türkiye’den sonra Suriye’deki deprem sonrası ulaştırılan yardımların arttığını belirterek,” Son güncellemelere göre, Uluslararası Göç Örgütü’ne (IMO) ait 11 kamyonluk ilk konvoy ve gıda dışı maddeleri taşımakta olduğumuz iki ek geçişten biri olan kuzeybatı Suriye’ye geçti.

Buna ek olarak, BM Mülteci Yüksek Komiserliği (UNHCR), Uluslararası Göç Örgütü (IMO) ve Dünya Sağlık Örgütü’nden (WHO) tedarik edilen 26 tıbbi yardım malzeme yüklü tır, Türkiye’den kuzeybatı Suriye’ye geçti. Geçiş yapan toplam yardım tırı sayısı 58’e yükseldi” dedi.

Dujarric, Suriye’de depremden etkilenenlerin sayısının 9 milyon kişi olduğunu belirterek, “Yıkıcı depremden, Halep’te 4,2 milyondan fazla kişi, İdlib’de 3 milyondan fazla kişi etkilendi. Suriye’nin Kuzeybatısında 7 bin 400’den fazla bina yıkıldı veya hasar gördü. Suriye’de 465 bin vakaya müdahale etmek için 37 tonlu acil tıbbi malzeme bugün hava yoluyla taşıdı.

Halep’te, UNICEF içme suyu sağlıyor, sığınaklarda ve etkilenen mahallelerde ülke içinde yerinden edilmiş yaklaşık 60 bin kişiye yardım ediyor. Dünya Gıda Programı, şimdiye kadar Halep ve Lazkiye’de 60 bin kişiye hazır sıcak yemek paketleri dağıttı. Deprem sonrasında 70 binden fazla kişi koruma hizmetlerinden yararlandı ve 10 aktif çocuk koruma merkezi ve 15 gezici ekip faaliyet gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Depremlerde Can Kaybı Açıklananın İki Katına Çıkabilir

Birleşmiş Milletler (BM), Türkiye ve Suriye’yi vuran Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısının şu ana kadar açıklanan rakamın iki katına kadar çıkabileceğini kaydetti.

Cumartesi günü depremin merkezi olan Kahramanmaraş’a gelen İnsani İşlerden Sorumlu BM Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths, Sky News’e yaptığı açıklamada, “Enkazın altına girilmesi gerektiği için henüz tam bir tahmin yapmanın zor olduğunu düşünüyorum ancak (sayının) iki katına ya da üzerine çıkacağından eminim” diye konuştu.

Martin Griffiths, can kayıplarının henüz gerçek anlamda saymaya başlanmadığını sözlerine ekledi.

“113 kişi hakkında gözaltı kararı verildi”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkılan binaların sorumlularına yönelik hukuki süreçle ilgili açıklamalarda bulundu.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nda basın toplantısı düzenleyen Oktay, 10 ili etkileyen 7.6 ve 7.7 büyüklüğündeki depremlerde yıkılan binalarla ilgili sorumluluğu bulunan bir şüphelinin tutuklandığını, 113 şüpheli hakkında da gözaltı kararı verildiğini aktardı.

Oktay, “Şu ana kadar 131 şüphelinin depremde yıkılan binalarla ilgili olarak sorumluluğu tespit edilmiş, biri tutuklanmış, 113’ü hakkında gözaltı talimatı verilmiştir. Gerekli adli süreç titizlikle devam edecek” ifadelerini kullandı.

“Bu ülkenin yeni bir dirliğe, bir düzene ihtiyacı var”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu deprem bölgelerine yaptığı ziyaret sonrasında bir görüntülü mesaj yayınladı.

Kılıçdaroğlu mesajında “Bu ülkenin yeni bir dirliğe, bir düzene ihtiyacı var, halkım. Hepimizin zihniyeti değişmek zorunda” diye konuştu. “Öyle dedikleri gibi bir yılda falan gitmemiz gereken yere varamayız. Geçici çözümlerle idare edemeyeceğimiz bir noktaya geldi” diyen Kılıçdaroğlu sözlerine şöyle devam etti:

“En acısı da bizi biz yapan değerlerimiz zarar gördü halkım. Arsızlık, hırsızlık, rant kavgası, bencillik bunları derhal bitirmeliyiz. Bunlar Türkiye’nin ruhunu kemirdi. Artık açgözlülüğün bittiği, kaynakların sadece küçük bir azınlığa değil tüm halkımıza ait olduğu yepyeni bir düzeni getirmek zorundayız.

Ancak inanın bu sadece iktidar değişikliğiyle olmaz. Daha büyük değişimler lazım bize. Zarar gören her değerimizi bir bir tamir ederek çok güçlü bir değişim yaratmalıyız. Güçlü bir sosyal devleti, vatandaşı için varolduğunu hiç unutmayan bir devleti bu enkazın içinden çıkarıp inşa etmek zorundayız.”

Paylaşın