Gazze’de Acilen Ateşkes Talebi BMGK’da Kabul Edildi

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Gazze’de derhal ateşkes sağlanmasını ve tüm rehinelerin derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmasını talep etti. 14 “evet” ve 1 “çekimser” oyla kabul edilen tasarı için Amerika Birleşik Devletleri (ABD) çekimser oy kullandı.

7 Ekim 2023’ten bu yana Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK), ilk kez Gazze Şeridi’nde ateşkes talep edilen bir karar kabul edildi.

Gazze’ye ilişkin 7 Ekim 2023’ten sonra çok sayıda oturum düzenlenen BMGK’de, bugün yapılanla 10 karar tasarısı oylamaya sunuldu. Bu kararla birlikte 2712 ile 2720 sayılı kararlar da kabul edildi.

BMGK, İsrail’in Hamas’a karşı savaş açtığını açıkladığı Ekim ayından bu yana ateşkes çağrısı üzerinde yapılan oylamalarda anlaşmaya varamamıştı.

Oylama, Gazze’ye saldırı konusunda müttefiki İsrail’e tam destek veren ABD’nin tutum değişikliğine gittiğinin işareti olarak yorumlandı. Ancak Beyaz Saray kararın alınmasından kısa süre sonra, “oylamanın ABD’nin politikasında bir değişikliği temsil etmediği” açıklaması yapıldı.

Kabul edilen tasarı ne diyor?

Tasarıda, İsrail ve Filistinliler arasında acil ateşkes çağrısı ve tüm rehinelerin koşulsuz şekilde serbest kalması çağrısı yapılıyor.

Tasarı Gazze’de, iki hafta içinde sona erecek Ramazan ayı boyunca ateşkes talebinde bulunuyor. Tasarıda, tıbbi ve diğer insani ihtiyaçların karşılanması için insani erişimin sağlanmasına çağrı da yapılıyor. Ayrıca, tarafların gözaltına aldıkları tüm kişilerle ilgili olarak uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmeleri isteniyor.

Karar, Gazze Şeridi’nin tamamındaki sivillerin korunmasını güçlendirmeye ve insani yardım akışını genişletmeye yönelik acil ihtiyacı vurgulayarak, büyük ölçekte insani yardımın sivillere ulaşması için tüm engellerin kaldırılmasını talep ediyor.

Metinde ifade değişikliği

Tasarı metninde “kalıcı ve sürdürülebilir ateşkes” ifadesi son anda “uzun soluklu ve sürdülebilir” ateşkes ifadesiyle değiştirildi.

BMGK daimi üyeleri Rusya ve Çin geçtiğimiz Cuma günü acil ve sürdürülebilir ateşkes çağrısında bulunan ABD liderliğinde hazırlanan tasarıyı veto etmişti. ABD bugün oylanan tasarının ABD, Mısır ve Katar aracılığında yürütülen müzakereleri sekteye uğratabileceği uyarısında bulunmuştu.

Paylaşın

ABD, Gazze’ye Yönelik ‘Acil Müdahale’ Çağrısı Yapan BMGK Tasarısını Veto Etti

Filistin – İsrail savaşının 138. günü geride kalırken, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK), Cezayir tarafından sunulan ve Gazze’de acil insani ateşkes talep eden karar tasarısını veto etti. 

Haber Merkezi / 15 üyeli Güvenlik Konseyi’nde(BMGK), daimi üyelerden ABD, ‘hayır’ yönünde veto hakkını kullanırken İngiltere ‘çekimser’ kaldı. Güvenlik Konseyi’nin diğer 13 üyesi ise lehte oy kullandı.

Bu, ABD’nin 7 Ekim’de başlayan savaşta, Gazze’de ateşkes talep eden bir BM Güvenlik Konseyi kararını üçüncü kez veto edişi olarak kayıtlara geçti.

Oylamadan önce konseye seslenen Cezayir’in BM Daimi Temsilcisi Amar Bendjama, “Bu karar taslağı lehinde oy kullanmak Filistinliler’in yaşam hakkına destek vermek anlamına gelir. Buna karşılık, aleyhte oy kullanmak, onlara uygulanan acımasız şiddeti ve toplu cezalandırmayı onaylamak anlamına gelir” diye konuştu.

Keza her Filistinlinin “ölüm ve soykırım”ın hedefinde olduğunu belirten Bendjama, “Konsey ateşkes çağrısı yapmadan önce daha kaç masum canın kurban edilmesi gerek?” sorusunu yöneltti.

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield oylama öncesinde konseye hitaben yaptığı açıklamada, “Konseyin şu anda atacağı her adım bu hassas ve devam etmekte olan müzakerelere engel değil, yardımcı olmalıdır. Biz şu anda masada olan karar tasarısının aslında bu müzakereleri olumsuz etkileyeceğine inanıyoruz” dedi.

Thomas-Greenfield, “Hamas’ın rehineleri serbest bırakmasını gerektiren bir anlaşma olmaksızın derhal ve koşulsuz bir ateşkes talep etmek, kalıcı bir barış getirmeyecektir. Aksine Hamas ve İsrail arasındaki çatışmaları uzatabilir” şeklinde konuştu.

ABD’nin vetosu sonrası ne olacağını zaman gösterecek. Ancak Cezayir öncülüğündeki ‘Arap Grubu’, karar tasarısını BM üyesi 193 ülkenin tamamını kapsayan BM Genel Kurulu’na götürebilir. Zira tasarının burada ezici çoğunlukla onaylanmasına kesin gözüyle bakılıyor. Ancak BM Genel Kurul kararlarının yasal bağlayıcılığı bulunmuyor.

Aralık ayında 193 üyeli BM Genel Kurulu’nun dörtte üçünden fazlası acil insani ateşkes talebine onay verdi. Bu arada BM Genel Kurul kararları Her ne kadar bağlayıcı olmasa da, savaşa dair küresel görüşü yansıtan siyasi bir ağırlık taşıyor.

Gazze’de ölenlerin sayısı 29 bini aştı

Öte yandan Gazze Şeridi’nde İsrail Saldırılarında can kaybı 29 bin 92’ye yükseldi. Yaralıların sayısı ise 69 bin 28’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Gazze’de çocuk ölümü uyarısı

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Dünya Gıda Programı (WFP) ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), giderek artan devamsızlık sorunu ve sakatlık nedeniyle Gazze’deki çocuk ölümlerinde büyük bir artışın yaşanabileceği uyarısında yer aldı.

Gazze’de temiz su ve gıdanın “son derece azaldığını” bildiren BM ülkelerinin neredeyse tüm küçük çocukların hastalıklarının kaptığını belirtti.

Gazze Şeridi’nde yaşayan altı kişinin yüzde 90’ının en az bir hastalığın seyrinin bildirildiği ortak raporda, ishal vakalarının da 2022’ye kıyasla 23 kat arttığı ifade edildi.

BM ülkelerinde, Gazze’nin büyümekte olan iki yaşın altında bebeklerin yüzde 15’inden fazlasının şiddetli yetersiz beslenme sorunu yaşadığı, bu yaş grubundaki bebeklerin yüzde üçününse aşırı zayıflık nedeniyle hayatlarının tehlikede olduğu değerlendirmesinde bulundu. Gazze’nin günümüzde iki yaşında bebeklerdeki şiddetli yetersiz beslenme oranlarında 5 olduğu belirtildi. Bu oranın söz konusu bölgedeki savaştan önce sadece yüzde 0,8 olduğuna dikkat çekildi.

Raporda, söz konusu verilerin Ocak ayına ilişkin olduğu için muhtemelen şu an çok daha “vahim” bir tabloyla karşı karşıya geldiği da belirtildi.

UNICEF İcra Direktörü Yardımcısı Ted Chaiban, “Çocuk ölümlerinin hâlihazırda dayanılmaz bir şekilde olduğu Gazze Şeridi, önlenebilir çocuk ölümlerinde bir patlamaya tanıklık etme sürecinde” açıklamasında bulundu.

“Açlık ve hastalıklar, mali tabloların bir listesidir” diyen DSÖ Küresel Acil Durum Direktörü Mike Ryan ise “Aç, zayıf düşmüş ve ciddi şekilde travma geçirmiş çocuklar, hastalanmaya daha yatkındır. Ve hasta olan çocuklar, bilhassa da ishallerse, besinleri iyi bir şekilde absorbe edemezler” tasarruf kullanıldı. Ryan “Bu, tehlikeli ve trajik. fazlasıyla gözlerimizin önünde gerçekleşiyor” dedi.

Gazze Şeridi’nin kuzeyine yardımlar durduruldu

Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Dünya Gıda Programı (WFP), Gazze Şeridi’nin kuzey bölgelerine gıda yardımlarının durdurulduğunu duyurdu.

WFP’den konuyla ilgili yapılan açıklamada, yaşanan savaş nedeniyle büyük oranda tahrip olan Filistin bölgelerine, şartlar yeniden güvenli bir dağıtım imkanı sağlayana dek gıda yardımı yapılamayacağı bildirildi.

Açıklamada, “Gazze Şeridi’nin kuzeyine sevkiyatları durdurma kararı kolay alınmadı, zira biliyoruz ki o bölgelerde durum daha da kötüye gidecek ve çok sayıda insan açlıktan ölme tehlikesi ile karşı karşıya” ifadeleri kullanıldı. WFP, söz konusu kararın alınmasında, son olarak Gazze Şeridi’nin iç kısımlarına giden bir yardım konvoyuna ateş açılması ve yağma edilmeye çalışılmasının da etkili olduğunu vurguladı.

Gazze Şeridi’nin kuzey kısımlarına yönelik, Dünya Gıda Programı yardımlarına üç haftalık aranın ardından geçen Pazar günü yeniden başlanmıştı. Ancak WFP, “tam bir kaos ve şiddetin hakim olduğu bölgede sivil düzenin tamamen çökmüş olduğunu” duyurdu.

Merkezi İtalya’nın başkenti Roma’da olan WFP, Pazar günü yeniden başlayan yardımları ilk etapta bir hafta boyunca sürdürmeyi ve her gün gıda dolu bir kamyonu Gazze Şeridi’ne göndermeyi planlamıştı. Pazar günü yola çıkan konvoyun, kamyonlara tırmanmaya çalışan insanlara karşı kendini korumak zorunda kaldığı ve hatta Gazze kentine ulaşıldığında kamyonlara ateş açıldığı aktarılıyor.

Pazartesi günü ise yola koyulan ikinci konvoyu oluşturan kamyonlardan bazılarının yağmalandığı ve bir kamyon şoförünün darp edildiği, yağmadan kurtulan un çuvallarının ise Gazze kentinde “çok yüksek gerilim ve patlamaya hazır öfke ortamının ortasında dağıtıldığı” duyuruldu.

BM örgütleri, savaşın başlangıcından bu yana geçen 20 haftanın ardından Gazze Şeridi’nde gıda ve içme suyunun çok azaldığını ve bölgede görev yapan BM çalışanlarının, “Eşi benzeri görülmemiş bir çaresizlikle” karşı karşıya olduğunu ifade ediyor.

Paylaşın

ABD’den Dikkat Çeken “Gazze” Hamlesi

Filistin – İsrail savaşının 137. günü geride kalırken ABD’nin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK), teşkilatın “Gazze’de mümkün olan en kısa sürede geçici bir ateşkese destek verdiğini” vurgulayan yeni bir karar taslağı sunduğu bildirildi.

Gazze Şeridi’nde İsrail Saldırılarında can kaybı 29 bin 92’ye yükseldi. Yaralıların sayısı ise 69 bin 28’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Washington, İsrail-Hamas savaşıyla ilgili herhangi bir BM eyleminde ateşkes kelimesinin kullanılmasına karşı çıkıyordu ancak ABD’nin taslak metni, Başkan Joe Biden’ın geçen hafta İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmelerde kullandığını söylediği dili yansıtıyor.

Reuters tarafından Pazartesi günü görülen taslak metinde “mevcut koşullar altında Refah’a yönelik büyük bir kara harekatının sivillere daha fazla zarar vereceği ve potansiyel olarak komşu ülkeler de dahil olmak üzere daha fazla yer değiştirmelerine neden olacağı” tespiti yer alıyor.

İsrail’in 1 milyondan fazla Filistinli’nin sığındığı Gazze’nin güneyindeki Refah’a saldırmayı planlaması, böyle bir hamlenin Gazze’deki insani krizi daha da kötüleştireceği yönünde uluslararası endişelerin artmasına yol açtı.

Metinde, böyle bir adımın “bölgesel barış ve güvenlik üzerinde ciddi etkileri olacağı ve bu nedenle mevcut koşullar altında böyle büyük bir kara harekatının devam etmemesi gerektiğinin altını çizdiği” belirtildi. Karar taslağının ne zaman oylamaya sunulacağı ya da sunulup sunulmayacağı henüz belli değil.

Cezayir’in Salı günü 15 üyeli konseyden İsrail-Hamas savaşında derhal insani ateşkes talep eden karar tasarısının oylanmasını talep etmesinin ardından ABD bu metni gündeme getirdi. ABD, Cezayir’in hazırladığı ve ateşkes çağrısı içeren karar tasarısını BM’de veto edeceğini açıklamıştı.

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield, Cezayir’in BM Güvenlik Konseyi üyelerinin görüşüne sunduğu, ancak oylamaya sunulmayan karar taslağının asıl amaca hizmet etmeyeceğini düşündüklerini ifade etmişti.

Thomas-Greenfield, “Amaca hizmet etmenin tam tersine, Cezayir’in hazırladığı bu karar taslağı, yürütülen hassas müzakereleri de tehlikeye atabilir. Rehinelerin serbest bırakılmasını, Filistinli sivillerin ve yardım çalışanlarının ihtiyaç duyduğu uzun bir duraklamayı güvence altına almaya yönelik devam eden diplomatik çabaları da raydan çıkarabilir. Güvenlik Konseyi’nin yapması gereken, daha önceden benimsediğimiz iki insani kararın arkasında durmaktır” demişti.

Washington geleneksel olarak müttefiki İsrail’i BM eylemlerinden koruyor ve 7 Ekim’den bu yana konsey kararlarını iki kez veto etti. Ancak iki kez de çekimser kalarak konseyin Gazze’ye insani yardımı arttırmayı amaçlayan ve çatışmalara acil ve uzun süreli insani ara verilmesi çağrısında bulunan kararları kabul etmesine izin verdi.

ABD, Mısır, İsrail ve Katar savaşa ara verilmesi ve Hamas’ın elindeki rehinelerin serbest bırakılması için müzakerelerde bulunmaya çalışıyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

BMGK, Gazze’ye ‘İnsani Yardım’ Tasarısını Kabul Etti

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Gazze Şeridi’ne insani yardımın arttırılmasına yönelik tasarıyı onayladı. 15 üyeli Güvenlik Konseyi’nde yapılan oylamada 13 üye kabul oyu kullanırken ABD ve Rusya çekimser kaldı.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) sunduğu karar tasarısı, daha önce dört kez yapılan ertelemelerden ve üye ülkeler arasındaki yoğun müzakerelerden sonra yeniden görüşmeye açılmıştı.

Uluslararası hukuk açısından bağlayıcılığı olan karar tasarısında, taraflara şiddetin “kalıcı olarak sona erdirilmesi için koşulların yaratılması” çağrısı yapıldı.

10 günü aşkın süredir üzerinde müzakere yürütülen orijinal metinde, “İsrail ile Hamas arasındaki düşmanlıkların acilen askıya alınması… Uluslararası insani hukuka yönelik tüm ihlaller ile sivillere ve sivil unsurlara yönelik ayrım gözetmeyen saldırıların kınanması” ifadeleri yer alıyordu. İfadeler ABD’nin baskıları sonucu karar tasarısından çıkarıldı.

Diplomatik kaynaklar, ABD Başkanı Joe Biden’ın karar tasarısını veto etme kararı aldığı, ancak Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın BAE ve Mısırlı mevkidaşları ile yaptığı görüşmelerde muhataplarını bazı tavizlere ikna ettiği bilgisini paylaştı.

BMGK’da daha zayıf bir metnin kabul edilmesi Konsey üyeleri arasında hoşnutsuzluk yaratırken, Rusya’nın Daimi Temsilcisi Vasili Nebenzia BMGK dışında görüşmeler yürüten ABD’ye tepki göstererek bunu “utanç verici, alaycı ve sorumsuz bir tutum” olarak değerlendirdi.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Daimi Temsilcisi Büyükelçi Lana Nuseybe, metnin “mükemmel olmadığını” belirterek, bölgede zor durumda olanlara yardım edilmesi ve kıtlığın engellenmesi için ateşkese ihtiyaç olduğunu vurguladı. Çin temsilcisi de metni ateşkes çağrısı içermemesi nedeniyle eleştirdi.

Karar metninde neler var?

Güvenli ve engelsiz insani yardım erişimine izin vermek için “çatışmaların acilen durdurulması” ve “çatışmaların sürdürülebilir bir şekilde kesilmesine yönelik acil adımlar atılması çağrısını” içeren kilit hüküm, kabul edilen tasarıdan çıkarıldı.

Bunun yerine, “güvenli ve engelsiz insani erişimin derhal sağlanması için acil adımlar atılması ve ayrıca çatışmaların sürdürülebilir bir şekilde kesilmesi için gerekli koşulların yaratılması” çağrısında bulunuluyor. Atılacak adımlar tanımlanmıyor.

Yardım sevkiyatlarıyla ilgili kilit bir nokta olarak da karar, BM’nin “Gazze’ye kara, deniz ve hava yollarıyla sağlanan tüm insani yardım sevkiyatlarını, insani niteliklerini teyit etmek için dış taraflar üzerinden münhasıran izlemesi” yönündeki önceki talebi ortadan kaldırıyor.

Bunun yerine kararda BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’ten, Gazze’ye çatışmanın taraflarından gelmeyen yardım sevkiyatlarının insani yardım ürünü olup olmadığını “kolaylaştırma, koordine etme, izleme ve doğrulama sorumluluğuna sahip üst düzey bir insani yardım ve yeniden inşa koordinatörü” ataması talep ediliyor.

Koordinatörden yardımların hızlandırılması için bir “mekanizma” kurması isteniyor ve çatışmanın tarafları olan İsrail ve Hamas’ın koordinatörle işbirliği yapması talep ediliyor.

Değiştirilen karar İsrail’in Gazze’deki 2,3 milyon kişiye yapılan tüm yardım sevkiyatları üzerindeki kontrolünü azaltmıyor. İsrail, Mısır’dan Refah geçişi ve İsrail kontrolündeki Kerem Şalom geçişi üzerinden Gazze’ye yapılan sınırlı yardım sevkiyatını denetliyor.

BM Genel Sekreteri Guterres: Daha fazlasına ihtiyaç var

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres karar tasarısının kabul edilmesinin ardından yaptığı açıklamada, kararın Gazze Şeridi’ndeki insanların acılarının hafifletilmesine katkı sağlamasını umduğunu belirtti. Guterres, metinde şiddetin sona erdirilmesi yönünde bir çağrı olmamasına atıfta bulunarak, bölgede “acilen daha fazlasına ihtiyaç olduğunu” kaydetti.

“Gazze halkının acil ihtiyaçlarının karşılanması ve devam eden kabuslarının sona ermesi için tek seçeneğin insani ateşkes” olduğunu ifade eden BM Genel Sekreteri, çatışmalar yaşanmadığı takdirde insani yardımın etkin bir şekilde ulaştırılabileceğini söyledi.

Paylaşın

Guterres: Gazze, BM Güvenlik Konseyi’ni ‘Felç Etti’

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) Gazze Şeridi’nde ateşkes talep edememesinden üzüntü duyduğunu belirterek, jeostratejik bölünmeler nedeniyle felç olduğunu söyledi.

Haber Merkezi / Antonio Guterres, ABD’nin Gazze’de ateşkes çağrısını engellemesinin, kurumun otoritesini ve güvenilirliğini ciddi şekilde zayıfladığını belirtti. İnsani ateşkes ilan edilmesi yönündeki çağrısını yinelediğini söyleyen Guterres, maalesef Güvenlik Konseyi’nin bunu başaramadığını vurguladı.

Katar’da düzenlenen Doha Forumu’nda konuşan BM Genel Sekreteri Guterres, ABD’nin Gazze’de ateşkes çağrısında bulunan karar tasarısını veto etmesiyle daha da kötüleşen itibarına bir darbe daha vurduğunu sözlerine ekledi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) görüşülen Gazze’de insani ateşkes tasarısı, ABD tarafından veto edildi. 13 üye ülke, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından sunulan karar tasarısı lehinde oy kullanırken İngiltere çekimser kaldı.

Karar tasarısında Hamas’ın kınanmadığını, bazı Konsey üyelerinin bu konuda sessiz kalmasının kabul edilemez olduğunu belirten ABD, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Arap ülkelerinin öncülük ettiği acil bir ateşkes için artan talepleri bir kez daha reddettmiş oldu.

Antonio Guterres, görev süresi boyunca yetkisini ilk kez kullanarak Gazze’deki insani felaketin önlenmesi için BM Şartı’nın 99. maddesini işletmiş ve 6 Aralık’ta BMGK’ya mektup göndermişti.

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, son 24 saatte 213 Filistinlinin daha öldürüldüğünü ve toplam can kaybının 17 bin 487’ye çıktığını açıkladı. Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, İsrail saldırılarında yaralananların sayısının ise 48 bin 780’e çıktığını belirtti.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre Gazze Şeridi’nde yaşayan yaklaşık 2 milyon 200 bin kişinin 1 milyon 800 bini, yani nüfusun yaklaşık yüzde 80’i savaş sırasında zorla yerinden edildi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Gazze’deki şartların ölümcül hastalıkların yayılması için ideal olduğunu söyledi.

Tedros Adhanom Ghebreyesus, Filistin topraklarındaki sağlık koşullarını görüşmek üzere toplanan DSÖ yürütme kurulunda yaptığı konuşmada, çatışmaların, Gazze’de sağlık sistemi üzerindeki sonuçlarının “felaket boyutunda” olduğunu söyledi.

“Çatışmanın sağlık üzerindeki etkisinin felaket boyutunda olduğunu söylemek malumun ilanı olacaktır” diyen DSÖ Genel Direktörü Tedros, “Toplamda sağlık ihtiyaçları çarpıcı bir biçimde arttı ve sağlık sisteminin kapasitesi üçte bir oranında düştü” ifadelerini kullandı.

“Sürekli daha fazla insan daha küçük alanlara taşındıkça, aşırı kalabalık, yeterli gıda, su, barınak ve hıfzısıhha eksikliğiyle birlikte hastalıkların yayılması için ideal koşulları yaratıyor” diyen Tedros, ishal, sarılık, nefes yolu gibi salgın hastalık belirtileri olduğunu ve bunlarla ilgili riskin yaklaşan kış nedeniyle daha da artacağını belirtti.

Gazze Şeridi’nde sağlık sisteminin çökmekte olduğunu belirten Tedros, 36 hastaneden sadece 14’ünün kısmen işler halde olduğunu belirtti. DSÖ Genel Direktörü, Gazze Şeridi’nin güneyindeki iki büyük hastanenin de yatak kapasitesinin üç katı kadar dolu olduğu, stoklarının tükendiği ve yerinden olmuş binlerce kişiye ev sahipliği yaptığını söyledi.

Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Gıda Programı Direktör Yardımcısı Carl Skau Gazze’de yaşayanların yarısının açlık çektiğini söyledi. Carl Skau ihtiyaç duyulan malzemelerin sadece bir kısmının bölgeye ulaştığını kaydetti. Skau’ya göre Gazze’deki her 10 insandan dokuzu her gün yemek yiyemiyor.

Paylaşın

BMGK’da Gazze Oturumu: ABD, Ateşkes Tasarısını Veto Etti

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) görüşülen Gazze’de insani ateşkes tasarısı, ABD tarafından veto edildi. 13 üye ülke, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından sunulan karar tasarısı lehinde oy kullanırken İngiltere çekimser kaldı.

Haber Merkezi / Karar tasarısında Hamas’ın kınanmadığını, bazı Konsey üyelerinin bu konuda sessiz kalmasının kabul edilemez olduğunu belirten ABD, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Arap ülkelerinin öncülük ettiği acil bir ateşkes için artan talepleri bir kez daha reddettmiş oldu.

Antonio Guterres, görev süresi boyunca yetkisini ilk kez kullanarak Gazze’deki insani felaketin önlenmesi için BM Şartı’nın 99. maddesini işletmiş ve 6 Aralık’ta BMGK’ya mektup göndermişti.

BM Genel Sekreteri Guterres, “Güvenlik Konseyi üyelerini insani felaketin önlenmesi için baskı yapmaya çağırıyorum ve insani ateşkesin ilan edilmesi talebimi tekrarlıyorum. Bu çok acil” dedi.

BMGK’da 7 Ekim’in ardından çok sayıda oturum düzenlenmiş ve birçok karar tasarısının veto edilmesinin ardından Gazze’de çatışmalara “acil ve uzatılmış ara verilmesi” talep edilen 2712 sayılı karar 15 Kasım’da kabul edilmişti.

ABD’nin BM Daimi Temsilci Yardımcısı Büyükelçi Robert Wood, tasarının “gerçeklikten kopuk” olduğunu ve “sahada bir ilerleme kaydettirmeyeceğini” savundu. Wood, söz konusu tasarıyı destekleyenleri tasarıyı aceleye getirmekle suçlayarak, ateşkese ilişkin koşulsuz ateşkes çağrısının değiştirilmemesini eleştirdi.

Wood konuya ilişkin, “Bu karar hala koşulsuz bir ateşkes çağrısı içeriyor. (Bu haliyle) Hamas’ı 7 Ekim’de yaptıklarını tekrarlayabilecek durumda bırakacaktır” ifadelerini kullandı. Hamas, uluslararası toplumun çok büyük bir kesimi tarafından terör örgütü olarak nitelendiriliyor.

Tasarının öncüsü olan BAE’den yapılan resmi açıklamada, “Birleşik Arap Emirlikleri derin bir hayal kırıklığına uğramıştır. Ne yazık ki bu konsey insani bir ateşkes talep edemiyor” ifadeleri kullanıldı.

Filistin’in BM temsilcisi Riyad Mansur da konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Eğer bunu (bu savaşı) desteklerseniz insanlığa karşı işlenen suçları desteklemiş olursunuz. Bu Güvenlik Konseyi için korkunç bir gün” dedi.

İsrail ise Washington’un veto kararını takdir ederken, ülkenin BM elçisi Gilad Erdan “ABD’ye ve Başkan Biden’a kararlı bir şekilde yanımızda durdukları için teşekkür ederiz” dedi.

BM Sözcüsü Stephane Dujarric, ABD’nin, BM Güvenlik Konseyi’nde (BMGK), Gazze’de acilen insani ateşkes talep edilen karar tasarısını veto etmesine ilişkin, AA muhabirine yazılı açıklama yaptı.

Konsey’de alınan kararı not ettiklerini belirten Dujarric, “BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, Gazze’de insani ateşkes ve insani yardım erişimi için baskıları, kararlı bir şekilde devam edecek” dedi.

BMGK’daki kritik oylama öncesinde ABD’nin tutumuna Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütünden (MSF) sert eleştiri geldi. MSF’den yapılan açıklamada, “Bugüne kadar BMGK’nın eylemsizliği ve üye ülkelerin, özellikle de ABD’nin vetoları, Konsey’i süregelen katliamın işbirlikçisi haline getirmiştir” denildi.

Bu eylemsizliğin erkek, kadın ve çocukların kitleler halinde öldürülmesine yeşil ışık yaktığını vurgulayan MSF, “Şu an tam ateşkesi sağlamak ve kuşatmayı sona erdirmek üzere harekete geçememek affedilmez olacaktır. Tarih bu katliamın durdurulmasını geciktirmenin hesabını yazacaktır” uyarısı yaptı.

Daha önce de ateşkes çağrısında bulunan birkaç tasarı veto edilmişti. BM, Gazze’de nüfusun yaklaşık yüzde 80’inin yerinden edildiğini, gıda, yakıt, su ve ilaç sıkıntısının yanı sıra hastalık tehdidiyle karşı karşıya olduğunu belirtirken, BM Genel Sekreteri Guterres, “Uluslararası insani hukuk sivilleri koruma görevini de içerir” dedi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK), beş daimi üyesi ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin. Bu yapı, Birleşmiş Milletler’in kurulmasına yardımcı olan ve 2. Dünya Savaşı’ndan galip ayrılan beş ülkeyi bir araya getiriyor.

Şu anda konseyin 10 dönüşümlü üyesi daha var: Arnavutluk, Brezilya, Ekvator, Gabon, Gana, Japonya, Malta, Mozambik, İsviçre ve Birleşik Arap Emirlikleri.

Ancak beş daimi üye ülke, herhangi bir kararı veto etme yetkisine sahip. Veto yetkisi, Rusya ve Çin’in ABD, İngiltere ve Fransa’ya karşı işbirliği yapma eğiliminde olması nedeniyle konseyin on yıldır çıkmaza girmesine neden oldu.

Paylaşın

Gazze’de “Çatışmalara Ara Verilmesi” Kararı BMGK’da Onaylandı

Hamas’ın düzenlediği Aksa Tufanı operasyonu sonrası başlayan Filistin – İsrail savaşı devam ederken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Malta’nın sunduğu Gazze’de çatışmalara “acil ve uzatılmış ara verilmesi” talep edilen karar tasarısını onayladı.

Haber Merkezi / Tasarı, 15 üyeden 12’sinin “evet”, 3’ünün “çekimser” oyuyla kabul edildi. Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya ve İngiltere çekimser oy kullanan ülkeler oldu.

Karar, Hamas ve diğer grupların elindeki rehinelerin “derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılması” çağrısını yapıyor.

İsrail’in BM Büyükelçisi Gilad Erdan, kararın “gerçeklerden kopuk ve anlamsız” olduğunu söyledi. İsrail Büyükelçisi, ülkesinin “uluslararası hukuka uygun davranmaya devam edeceğini” söyleyerek, kararda Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısına değinilmemesini eleştirdi.

Ekim ayında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), dört kez ateşkes ya da insani ara öngören karar tasarılarına onay vermemişti.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths, ‘İsrail tarafından kuşatılan ve bombalanan’ “Gazze’deki katliama” son verilmesi çağrısında bulundu.

Bir basın açıklaması yapan Griffiths, “Gazze’deki katliam her geçen gün yeni bir dehşet boyutuna ulaşırken, hastanelerin ateş altında kalması, prematüre bebeklerin ölmesi ve tüm bir nüfusun temel geçim kaynaklarından mahrum bırakılması dünyayı şoke etmeye devam ediyor. Bu böyle devam edemez. Çok geç olmadan harekete dünya geçmeli.” ifadelerini kullandı.

BM Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), savaşın başlamasından bu yana Gazze Şeridi’ne ilk yakıt sevkiyatı yapıldığını duyurdu. Ancak UNRWA, insani yardımların ulaştırılmasında kullanılmak üzere çarşamba (15 Kasım) günü Mısır üzerinden Gazze Şeridi’ne ulaşan yakıtın “kesinlikle yeterli olmadığını” belirtti.

UNRWA Gazze Direktörü Thomas White, X sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda, “23 bin litrenin biraz üzerinde benzin teslim edildi ve kullanımı da İsrailli yetkililer tarafından kısıtlandı. Bunu sadece insani yardımların taşınmasında kullanılacağız” ifadelerini kullandı.

“Su şebekelerini ya da hastaneleri çalıştıracak petrol yok” diyen White’a göre İsrail’in izin verdiği bu miktar “yarım tankere” eşdeğer ve ajansın “hayat kurtaran faaliyetlerini sürdürmek” için günlük ihtiyacının “sadece yüzde 9’una” tekabül ediyor.

Birleşmiş Milletler’den yapılan açıklamada, gelen yakıt miktarının azlığı nedeniyle Gazze’deki yardım operasyonlarının “çöküşün eşiğinde” olduğu uyarısında bulundu. UNRWA, “temel insani operasyonları” yerine getirebilmek için her gün 160 bin litre yakıta ihtiyacı olduğunu aktardı.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler İle İsrail Arasında “Gazze” Gerginliği

Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının başlattığı Filistin – İsrail savaşında 18. gün geride kalırken, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) İsrail-Hamas çatışması ile ilgili düzenlenen oturumda yaptığı konuştu.

Guterres’in “Hamas saldırılarının boşlukta gerçekleşmiş olmadığının idrak edilmesi de önemli. Filistin halkı, 56 yıldır süregelen boğucu bir işgal altında” sözleri İsrail ile Birleşmiş Milletler (BM) arasında gerginliğe neden oldu.

İsrail’in BM temsilcisi Gilad Erdan, Genel Sekreter’in açıklamalarını “şok edici” olarak nitelerken Dışişleri Bakanı Eli Cohen, Guterres ile programlanmış toplantısını iptal etti. 2020-22 arasında İsrail Savunma Bakanı olan asker kökenli politikacı Benny Gantz, BM Genel Sekreterini “terör savunucusu” olarak adlandırdı.

Erdan, Guterres’in açıklamalarının “korkunç” ve “bölgedeki gerçeklikten tamamen kopuk” olduğunu söyledi. Büyükelçi Erdan, bu açıklamaların “terör ve cinayeti haklı çıkardığını” ve katliamları “anlayışla karşıladığını” ileri sürdü.

Guterres ne demişti?

“Orta Doğu’daki durum her saat daha da vahimleşiyor. Gazze’deki savaş şiddetleniyor ve bölge boyunca yayılma riski taşıyor. Bölünmeler toplumları parçalıyor, gerginlikler kabından taşmak üzere. Böylesi kritik anlarda, başta sivillere saygı gösterme ve koruma ilkesi gelmek üzere ilkeler konusunda netlik önemlidir.

Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’deki dehşet verici ve benzeri görülmemiş terör eylemlerini su götürmez bir biçimde kınadım. Sivillerin kasten öldürülmesi, yaralanması ve kaçırılması ya da sivil hedeflerin roketlerle vurulmasını hiçbir şey mazur gösteremez. Tüm rehinelere insanca muamele edilmeli ve hepsi derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmalıdır. Şimdi aramızda bulunanları ve aile üyelerini de saygıyla selamlıyorum.

Ayrıca, Hamas saldırılarının boşlukta gerçekleşmiş olmadığının idrak edilmesi de önemli. Filistin halkı, 56 yıldır süregelen boğucu bir işgal altında. Gözleri önünde toprakları yerleşimlerce biteviye yutuluyor, şiddete gömülüyor, ekonomileri köstekleniyor, insanları yerinden ediliyor ve evleri yerle bir ediliyor. Durumlarına bir siyasal çözüm bulma umudu gitgide yok oluyor. Ancak Filistin halkının talepleri, Hamas’ın dehşet verici saldırılarını mazur gösteremeyeceği gibi, bu dehşet verici saldırılar da Filistin halkının topluca cezalandırılmasını mazur gösteremez.

Savaşın dahi kuralları var. Tüm taraflardan uluslararası insancıl hukuka uygun davranmalarını, askeri operasyonlarını sivilleri gözetecek şekilde daimi bir dikkatle yürütmelerini, hastanelerin ve BM tesislerinin dokunulmazlığına saygı göstermelerini talep etmemiz gerekir. Bu tesisler bugün 600 bini aşkın Filistinliyi barındırıyor. İsrail güçleri Gazze’yi sürekli bombardıman altında tutarken, mahalleler toptan yok edilmeye devam ediyor ve sivil kayıpların düzeyi derin bir kaygı doğuruyor.

Son iki hafta içinde Gazze bombardımanında öldürüldükleri belirlenebilen en az 35 BM çalışanı onurlu mesai arkadaşımızı saygıyla anıyorum. Silahlı çatışmalarda sivillerin korunması her şeyden daha önemlidir. Sivilleri korumak, onları canlı kalkan olarak kullanmak anlamına gelmez. Sivilleri korumak, bir milyonu aşkın insanın barınağın, yiyeceğin, suyun, ilacın ve yakıtın bulunmadığı güneye tehcir emrini vermek ve onları orada da bombalamayı sürdürmek anlamına da gelmez. Gazze’de tanık olduğumuz uluslararası insancıl hukukun açık ihlallerinden derin kaygı duyuyorum. Şunu açıkça belirteyim: Silahlı çatışmaya taraf olanlar uluslararası insancıl hukukun üstünde değillerdir.

Sonunda bir miktar insani yardım Gazze’ye ulaşmaya başladı ama bunlar ancak ihtiyaçlar okyanusundaki bir damla kadarlar. Ayrıca, Gazze’deki BM yakıt stoklarımızın birkaç gün içinde tükenecek olması bir başka bir felaket. Yakıt olmaksızın yardımlar ulaştırılamaz, hastanelere elektrik verilemez ve içme suyu arıtılamaz veya pompalanamaz. Gazze halkı, ihtiyaçlarını karşılamasını sağlayacak düzeyde sürekli yardım gereksiniyor ve bu yardımın kısıtlamalar olmaksızın ulaştırılması gerekiyor. Gazze’deki tehlikeli koşullar altında çalışan ve ihtiyaç sahiplerine yardım sağlamak için hayatlarını tehlikeye atan BM mesai arkadaşlarımızı ve insani yardım ortaklarımızı selamlıyorum. Hepsi birer esin kaynağı.

Kelimelere sığmayan acıyı hafifletmek, yardımların ulaştırılmasını kolaylaştırmak ve hiçbir güvenceleri olmayan rehinelerin serbest bırakılmasını sağlamak üzere hemen şimdi bir insani ateşkes çağrımı tekrarlıyorum.

Bu ciddi ve yakın tehlike anında bile, gözümüzü barış ve istikrarın tek hakiki temeli olan iki devletli çözümden ayıramayız. İsrailliler meşru güvenlik ihtiyaçlarını karşılayabilmeli ve Filistinliler Birleşmiş Milletler kararlarına, uluslararası hukuka ve eldeki anlaşmalara uygun olarak bağımsız bir devlete kavuştuklarını görmelidir.

Ve son olarak, insanlık onurunu yüksekte tutma ilkesi konusunda net olmalıyız. Kutuplaşma ve insandan saymama bir dezenformasyon tufanıyla körükleniyor. Yahudi düşmanlığı ve Müslüman düşmanlığı taassubuna ve nefretin her türlüsüne karşı durmalıyız.

Bugün BM Şartı’nın yürürlüğe girdiği 78. yılın anısını kutladığımız Birleşmiş Milletler Günü. Bu Şart, ortak taahhüdümüz olan barış, sürdürülebilir kalkınma ve insan haklarının ilerletilmesinin yansısıdır. Bu BM Günü’nde, bu kritik saatte, şiddet daha fazla yaşamı yok etmeden ve daha fazla yayılmadan herkesi uçurumun kenarından çekilmeye çağırıyorum.”

Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e düzenlediği saldırıda bin 400 kişi hayatını kaybetmiş, 200’den fazla kişi de rehin alınmıştı. Saldırının ardından İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği hava saldırılarında 5 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

Gazze’deki yaklaşık 2,2 milyon nüfusun 1,4 milyonu İsrail’in devam eden hava saldırıları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Gazze içinde yer değiştirmek zorunda kalanların sayısı, İsrail’in Gazze’nin kuzeyinin boşaltılması uyarısı yaptığı 13 Ekim’den sonra daha da hızlı arttı.

Birleşmiş Milletler, acil sığınma alanı olarak kullanılan ve çoğu okul binası olan yaklaşık 150 kampa, 590 binden fazla kişinin sığındığını açıkladı. Buralarda kapasitenin iki katı kadar nüfusun yaşamaya çalıştığı belirtildi.

Paylaşın

BM’den Taliban’a Kadınlara Yönelik Kısıtlamaları Geri Alma Çağrısı

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Afganistan’da yönetimi ele geçiren Taliban’a “Kadınların ve kız çocuklarının insan hakları ve temel özgürlüklerden yararlanmalarını kısıtlayan uygulama ve politikalardan süratle geri dönmesi” çağrısında bulundu.

Taliban Ağustos 2021’de iktidara geldikten sonra ülkede yönetim anlayışı İslam’ın katı yorumuna geri döndü. Afgan kadınlarına yönelik olarak yüksek öğrenim görmelerinin ve devlet dairelerinde çalışmalarının yasaklanması gibi birçok kısıtlama getirdi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Taliban yönetimi tarafından ülkedeki kadınlara getirilen tüm kısıtlayıcı tedbirler ile yasakların “insan hakları ve insani ilkelere zarar verdiğini” bildirerek, 15 üyenin oy birliği ile Taliban’a “Kadınların ve kız çocuklarının insan hakları ve temel özgürlüklerden yararlanmalarını kısıtlayan uygulama ve politikalardan süratle geri dönmesi” çağrısında bulundu.

Kararda eğitime erişim, istihdam, hareket özgürlüğü ve “kadının kamu hayatına tam, eşit ve anlamlı katılımına” atıf yapıldı.

Konsey tüm devletleri ve kuruluşları “bu politika ve uygulamaların acilen tersine çevrilmesini teşvik için” bütün etkilerini kullanmaya davet etti. BMGK ayrıca, Afganistan’daki “vahim ekonomik ve insani durumun” altını çizerek, Birleşmiş Milletler’in (BM) organizasyonlarının Afganistan misyonunun “varlığının kritik önemde” olduğunu belirtti.

“Dünya sessiz kalmayacak”

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) BM Elçisi Lana Zaki Nuseybe, “Afganistan’daki kadınlar toplumdan silinirken dünya sessiz kalmayacak” şeklinde konuştu.

Rusya BM Elçisi Vasily Nebenziya da kararı onaylamakla beraber karar metnini eleştirerek, “Atılan adımların ve daha iddialı bir yaklaşım ve metnin Batılı arkadaşlarımız tarafından engellenmesi nedeniyle hayal kırıklığına uğradık” dedi.

Nebenziya, Afganistan Merkez Bankası’nın Taliban 2021 yılı Ağustos ayında yönetimi devraldıktan sonra Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından dondurulan 7 milyar dolarına atıfla, “Eğer bu kadar ciddiyseniz neden ülkeden çaldığınız varlıkları hiçbir önkoşul olmadan geri vermiyorsunuz” dedi.

ABD Eylül ayında İsviçre’de bu paranın yarısını yönetmek için bir fon kurulduğunu duyurmuştu.

Taliban kadınların BM’de çalışmasını yasakladı

BM 4 Nisan’da Taliban’ın Afgan kadınların ülkedeki BM ofislerinde çalışmasını yasakladığını, geçen Aralık ayında da kadınların yerli ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarında çalışmasına yasak getirdiğini duyurmuştu.

Bazı sivil toplum kuruluşları protesto için ülkedeki operasyonlarını durdurdu ancak bu 38 milyon Afganistanlı için durumu daha da zorlaştırıyor. Yardım kuruluşlarına göre Afganistan’da nüfusun yarısı açlıkla mücadele ediyor.

Taliban, Afgan kadınların ülkedeki BM ofislerinde çalışmasını yasaklamadan önce yapılan ve günlerce süren görüşmelerde sağlık yardımı alanında çalışan kadınların kararnameden muaf tutulması sağlanmıştı.

Taliban’ın kararı Batı’da tepkiyle karşılanmış ve BM’nin de ülkedeki faaliyetlerini 5 Mayıs’a kadar gözden geçirme sürecine girmesine neden olmuştu.

Doha’da Afganistan toplantısı

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres gelecek hafta Doha’da bazı ülkelerin temsilcileriyle bir toplantı düzenleyerek “Afganistan’daki durumun kalıcı bir şekilde ilerlemesi için ortak hedefler doğrultusunda uluslararası angajmanı yeniden canlandırmayı” hedefliyor.

Taliban Ağustos 2021’de iktidara geldikten sonra ülkede yönetim anlayışı İslam’ın katı yorumuna geri döndü. Afgan kadınlarına yönelik olarak yüksek öğrenim görmelerinin ve devlet dairelerinde çalışmalarının yasaklanması gibi birçok kısıtlama getirdi.

Güvenlik Konseyi’nin kararı uluslararası hukuka göre bağlayıcı olmasına rağmen Taliban’ın rotasını değiştirmesi olası görülmüyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

 

Paylaşın

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov: Soğuk Savaş’tan Daha Tehlikeli Bir Eşiğe Ulaştık

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, “Aynen Soğuk Savaş’ta olduğu gibi tehlikeli, hatta muhtemelen daha da tehlikeli bir eşiğe ulaşmış bulunuyoruz” dedi. Batı ülkelerini hegemonyacı planlara sahip olmakla suçlayan Lavrov, ülkesinin Ukrayna’yı işgalini savundu.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, “Ukrayna sorunu” olarak nitelendirdiği meselenin, NATO’nun Rusya’nın güvenliğini yıllar boyunca tehdit etmiş olmasından bağımsız olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya’nın daimi üye olduğu ve geçici olarak başkanlık ettiği Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK), “etkili çok yönlülük (multilateralizm) ve BM Şartı” konulu bir oturumu yönetti. Söz konusu oturumda Lavrov, “Aynen Soğuk Savaş’ta olduğu gibi tehlikeli, hatta muhtemelen daha da tehlikeli bir eşiğe ulaşmış bulunuyoruz” diye konuştu.

Batı ülkelerini hegemonyacı planlara sahip olmakla suçlayan Lavrov, ülkesinin Ukrayna’yı işgalini de savundu. Lavrov, “Ukrayna sorunu” olarak nitelendirdiği meselenin, NATO’nun Rusya’nın güvenliğini yıllar boyunca tehdit etmiş olmasından bağımsız olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. Lavrov, “Uluslararası ilişkiler, ya çıkarlar dengesi temelinde sağlam bir uzlaşının kurulması ya da Washington’ın hegemonyasının saldırgan ve değişken ilerleyişi vasıtasıyla şekillendirilmeye devam edecek” ifadesini kullandı.

Söz konusu oturumla ilgili üye devletlere gönderdiği notta “tek kutuplu dünya düzenini” kınayan Moskova, söz konusu düzenin, “BM sisteminin etkililiği ve istikrarı için ciddi bir sorun teşkil ettiğini” savundu. Notta, “Bugün dünya, yeni bir derin sistemik dönüşümle karşı karşıyadır. Tek kutuplu dünya düzeninin doğal ve hızlı bir biçimde reddi ve yeni bir çok kutuplu sistemin ortaya çıkışı söz konusudur” ifadelerine yer verildi.

Her ay dönüşümlü olarak bir üyenin başkanlık ettiği konseyin başkanlığı, Nisan ayında Rusya’da bulunuyor.

BM Genel Sekreteri Guterres’ten eleştiri

Lavrov’un yönettiği Güvenlik Konseyi oturumunda, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de açıklamalarda bulundu.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin yol açtığı “felaketi” kınayan Guterres, Rus işgalinin uluslararası hukukun bir ihlali olduğunu ve Ukrayna halkına “devasa bir acı getirdiğini” söyledi. Genel Sekreter, Rus işgalinin “koronavirüs pandemisinin tetiklediği küresel ekonomik istikrarsızlığı pekiştirdiğini” de savundu.

Oturumun konusuyla ilintili olarak, Guterres, “Çok yönlü sistem, Birleşmiş Milletler’in yaratılmasından bu yana tüm zamanların en büyük baskısı altındadır” diye konuştu. Guterres, “Büyük güçler arasındaki gerilim tarihin en yüksek seviyesine ulaştı. Aynı şekilde yanlış maceralar veya yanlış hesaplamalar nedeniyle ortaya çıkan çatışma riskleri de” açıklamasında bulundu.

Oturumla ilgili olarak gazetecilerin sorularını yanıtlayan, AB’nin BM’deki temsilcisi Olof Skoog, Rusya’yı “alaycılıkla” suçladı. Skoog, “Rusya, bu oturumu organize ederek, kendisini BM Şartı’nın ve çok yönlülüğün bir savunucusu olarak sunuyor. Bundan daha gerçek dışı olan başka bir şey yok” diye konuştu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın