Millet İttifakı Adayını Açıklamak İçin Neden Seçim Kararını Bekleniyor?

Altı muhalefet partisinin oluşturduğu Millet İttifakı içinde cumhurbaşkanı adayının “seçim kararı alındıktan sonra açıklanması” konusunda görüş birliği var. Buna neden olarak da, muhalefetin sadece aday değil, yönetim kadrosunu, anlayışını da ilan ederek, seçime gidilecek olması gösteriliyor.

Yeni seçim yasasına karşın, muhalefetin parlamento seçimini kazanmasında bir sorun olmadığı ancak cumhurbaşkanlığı için çok ince bir strateji yürütülmesi gerektiği vurgulanıyor: Sadece aday ismiyle yola çıkılması doğru olmaz. Yönetim tarzı, mekanizması ve cumhurbaşkanının birlikte çalışacağı takım arkadaşları da açıklanmalı.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın, CHP’li Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın cumhurbaşkanı adayı olması yönündeki açıklaması, muhalefetin adayının kim olacağı tartışmasını bir kez daha gündemin ön sıralarına taşıdı.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; İktidar kanadından gelen “Adayını açıkla” baskılarına karşın muhalefet, adayını seçim kararı alınana kadar açıklamamakta kararlı. Ancak ortak adayın CHP’den bir isim olacağı neredeyse kesin.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “en güçlü aday” olarak görülse de; adaylık konusunun gündemlerinde olmadığı açıklamalarına karşın, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, adaylık denkleminden çıkmış değil.

Muhalefetin cumhurbaşkanı adayına ilişkin tartışmalar sürerken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, dün partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda, muhalefete “Bizim adayımız bellidir. Sizin çürük adayınız ne zaman ortaya çıkacaktır? İlan edin adayınızı da boyunuzun ölçüsünü görelim” çıkışı yaptı.

Muhalefetin cumhurbaşkanı adayı konusunda birden fazla isim konuşulurken, son olarak gazeteci Nihat Genç, eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın muhalefetin ortak adayı olacağını iddia etti.

Muhalefet kulislerinde aday tartışmaları ve aday belirme sürecinde izlenecek stratejiye ilişkin şu değerlendirmeler yapılıyor:

‘Haşim Kılıç aklımızın ucundan geçmez, aday CHP’li olmalı’

CHP ve İYİ Parti kaynakları, Haşim Kılıç’ın adaylığı iddialarına “Zerre gündemimizde değil, aklımızın ucundan geçmez” sözleriyle tepki gösteriyor.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde, “dışarıdan” bir adayın başarı şansının zaten mümkün olmayacağı belirtilirken, CHP’li bir parti yöneticisi, adaylık kriterlerini şöyle açıklıyor:

“Aday CHP’li olmalı. İkincisi siyasetçi olmalı. Elbette belediye başkanları da siyasetçi kriteri içindedir. Ama bize göre kuvvetle muhtemel, genel başkan aday olacaktır. Dışarıdan bir adayla seçimi kazanmaya sistem müsait değil. Kaldı ki kazansak bile, ülkeyi yönetemeyiz. Çünkü 6’lı masayla bu seçime gidiyoruz. Bu seçimden çıkacak kişi sadece ittifakları değil, iktidarı ülkeyi yönetecek birisi olmalı.”

Seçim sürecinin bir anlamda, gerek iktidar kanadı, gerekse muhalefet açısından “sinir harbi” niteliğine dönüşebileceği savunularak, “Muhalefetin adayına yönelik kıştırtıcılık yapılacak, sinir uçlarına dokunulacak. Bu süreçte dayanıklılık testini kim geçerse, süreci kim iyi yönetirse o kazanacak. O nedenle bizim adayımız, seçim takvimi ile birlikte açıklanır” yorumu yapılıyor.

İYİ Parti kurmayları da “Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi”nin yürürlükte olduğuna ve adayın da partili olacağına işaret ediyor.

Adaylık için Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş isimlerinin konuşulduğuna dikkat çeken İYİ Parti kaynakları, “Evet, hiç tanınmayan bir isim olursa adayı açıklamakta gecikmiş olunur. Ama konuşulan isimler aday olursa geç kalınmış olmaz, zaten kamuoyu bu isimler üzerinden aday tartışıyor. Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nde de zaten partisiz aday olmaz” görüşünü dile getiriyor.

Yavaş ve İmamoğlu, adaylık denkleminden çıktı mı?

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın, adaylık için “göreve çağırdığı” Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın, “Ben kamu görevlisiyim ve kendimi siyasetin içinde görmüyorum” açıklaması, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da “Adayımız Kemal Kılıçdaroğlu” şeklindeki sözleri CHP’de memnuniyet yarattı.

Ancak gerek CHP, gerekse İYİ Parti’de bu açıklamalara karşın, iki büyükşehir belediye başkanı, adaylık denklemi dışına çıkmış değil.

Adaylık konusunda en güçlü isim olarak görülen Kılıçdaroğlu’nun ise hesabını “seçimi farklı kazanma” üzerine yaptığı, “kazanamayacağını görmemesi halinde aday olmayacağı”, iki belediye başkanının adaylığının gündeme gelebileceği ifade ediliyor.

Muhalefetin, birden çok aday seçeneği olması ise “handikap değil, zenginlik” olarak görülüyor.

‘Kriz yok, ilgi var’

CHP kulislerinde, muhalefetin adayının kim olacağının bu kadar tartışılmasının nedenleri olarak şunlar dile getiriliyor: “Bu seçim, Millet İttifakı’nın seçimi olacak. İktidar kanadı, bunu görüyor ve ittifakı bölmeye dönük arayış içinde. Bunu da en rahat yapabileceği zemin olarak aday tartışması görülüyor.

İkinci bir neden aday tartışmasının alıcısı, izleyicisi çok. Kaldı ki adayı erken açıklasak da bu tartışma bitmeyecek, ‘Şu neden olmadı, daha çok oy alabilirdi’ denilecek. Elbette belediye başkanlarımız da aday olmak isteyebilir. Ama bu tartışmanın tarafı değiller. Toplumsal karşılıkları olması bizim avantajımız.

Oysa Cumhur İttifakı’nın Erdoğan dışında bir alternatifi yok. Sürece yönetme konusunda bizim açımızdan bir risk yok. O nedenle Millet İttifakı’nda da bir adaylık krizi yok, ilgi var.”

Aday açıklamak için neden seçim takvimi bekleniyor?

Muhalefet partileri içinde cumhurbaşkanı adayının “seçim kararı alındıktan sonra açıklanması” konusunda görüş birliği var. Buna neden olarak da, muhalefetin sadece aday değil, yönetim kadrosunu, anlayışını da ilan ederek, seçime gidilecek olması gösteriliyor.

Yeni seçim yasasına karşın, muhalefetin parlamento seçimimini kazanmasında bir sorun olmadığı ancak cumhurbaşkanlığı için çok ince bir strateji yürütülmesi gerektiği vurgulanıyor: Sadece aday ismiyle yola çıkılması doğru olmaz. Yönetim tarzı, mekanizması ve cumhurbaşkanının birlikte çalışacağı takım arkadaşları da açıklanmalı.

‘Akşener, yükü üstleneceğini gösterdi’

Yeni seçim yasası değişikliğine göre ittifakta yer alacak siyasi partilerin milletvekili sayısı, seçim çevrelerinden aldıkları oy oranına göre hesaplanacak. Bu durum, küçük partilerin milletvekili çıkarma olasılığını zayıflattığı için muhalefet partileri, parlamento seçimlerinde en fazla milletvekili çıkarmaya dönük simülasyonlar üzerinde çalışıyor.

Seçeneklerden birisi de barajı aşamayacak partilerin CHP ve İYİ Parti listelerinden seçime girmesi. Bu durumda, her iki parti içinde de “liste krizi” yaşanması olası.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Başkanlık Divanı’nda yaptığı değişiklik, kısa süre önce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Bülent Tezcan’ı Merkez Yönetim Kurulu’na (MYK) alarak parti yönetimini güçlendirmesi, olası krizlere yönelik bir önlem ve “yükü paylaşma” olarak görülüyor.

CHP kulislerinde, İYİ Parti’de yapılan değişiklik, Akşener’in önümüzdeki süreçle ilgili “yükü üstlenmeye hazır olduğu” mesajı olarak yorumlanıyor.

Kılıçdaroğlu’nun da seçime giderken, parti yönetiminde dar kapsamlı değişikliğe gidebileceği, bu kapsamda bir veya yeni iki ismi MYK’ya taşıyabileceği konuşuluyor. MYK’ya yeni girecek isimler arasında Elazığ Milletvekili Gürsel Erol’un adı geçiyor.

HDP, muhalefet masasında nasıl yer alacak?

Cumhurbaşkanlığı seçiminde, 6’lı masada yer almayan HDP’nin tutumu da belirleyici olacak. İYİ Parti’nin mesafeli tutumu nedeniyle, HDP’nin parlamenter sistem masasında yer alması beklenmiyor. Ancak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun aday olması halinde, HDP’nin desteğinin alınabileceği düşünülüyor.

CHP kulislerinde, “Kılıçdaroğlu’nun adaylığı hem İYİ Parti, hem de HDP’yi rahatlatır. Genel Başkan, bir araya gelemeyenlerin ortak destekleyeceği bir isim olur. HDP bu süreçle ilgili sorunlu değil, sorumlu bir siyaset yürütüyor” yorumu yapılıyor.

Paylaşın

Millet İttifakı’nda Adaylık Bilmecesi

Seçim yaklaştıkça muhalefetin Cumhurbaşkanı adayının kim olacağına yönelik tartışmalar da alevlendi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı adaylarının Recep Tayyip Erdoğan olduğunu her fırsatta vurgularken, gözler Millet İttifakı’nın adayının kim olacağına çevrilmiş durumda.

Birgün’de yer alan analiz habere göre; Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çalışmaları için aynı masada buluşan CHP, İYİ Parti, Demokrat Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi ve Gelecek Parti aday ismiyle ilgili bugüne kadar renk vermedi. Liderler, her fırsatta adayın belirlenmediğini, henüz isim telaffuz etmeyeceklerini, sandık yaklaştığında ortak adayı açıklayacaklarını ifade ediyor.

Millet İttifakı’nın adayının CHP’li bir isim olacağı ise neredeyse kesin. İYİ Parti Lideri Meral Akşener, daha önce aday olmayacağını, hedefinin parlamenter sisteme dönüldükten sonra başbakanlık koltuğuna oturmak olduğunu açıkladı. Adaylık konusunda üç isim ön plana çıkıyor: CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş.

Kemal Kılıçdaroğlu

Kılıçdaroğlu’nun uzun süredir ortak aday olmak için çalışma yürüttüğü söylenebilir. Dolar kurunun kontrolden çıkmasının ardından Merkez Bankası’na giden Kılıçdaroğlu, kapı siyasetini devam ettirdi. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı, TÜİK ile Et ve Süt Kurumu’na alınmadı. “Milletin Sesi” mitinglerine de başlayan Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından zaman zaman video paylaşarak bürokratlara sesleniyor. Kılıçdaroğlu’nun seçime yönelik vaatleri de afişler aracılığıyla birçok ilde yankı buldu. Kılıçdaroğlu, geçen aralık ayında katıldığı bir programda adaylıkla ilgili ise “İttifak kabul ederse sorun yok” dedi. Ortak aday olmak için stratejisini yürüten CHP Lideri için 6’lı masadan net bir onay çıkmış değil.

Mansur Yavaş

Mansur Yavaş, adaylıkla ilgili son günlerin konuşulan ismi. İYİ Parti’den ayrılarak Zafer Partisi’ni kuran Ümit Özdağ da Yavaş’ın aday olmasını istediklerini ifade etti. Yavaş ise dün önce İYİ Parti Lideri Akşener’i, ardından da CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etti. Adaylıkla ilgili tartışmalara dair ise “Bu tür şeylere yorum yapmıyorum. Bir belediye başkanı seçildiği andan itibaren sadece işini yapmalı” yanıtını verdi. Adaylıkla ilgili tartışmalara kapıyı tamamen kapatmadığı görülen Yavaş’ın bu gündemden kendisini uzak tutmaya çalıştığı dikkat çekiyor. Yavaş’ın doğru zamanda, kamuoyunun da baskısıyla adaylığa yönelik hamle yapma olasılığı yüksek.

Ekrem İmamoğlu

Cumhurbaşkanlığı adaylığı için konuşulan İmamoğlu, Yavaş’ın aksine siyasi polemiklere girmekten çekinmiyor. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yla sık sık tartışmalara giren İmamoğlu, yeri geldiğinde Erdoğan’ı da hedef alıyor. Ancak İmamoğlu’nun kriz döneminde ulaşıma zam yapması eksi puan olarak görüldü. İBB Başkanı, “Aday olmayı düşünüyor musunuz?” sorusuna son olarak, “Benim adayım Kılıçdaroğlu’dur” yanıtını verdi. Kamuoyu anketlerine göre İmamoğlu’nun kazanma ihtimali yüksek. Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu’ya yönelik ziyaretlerde bulunan, miting benzeri toplantılar düzenleyen İmamoğlu’nun adaylık için tüm şartları zorladığı kulislerde konuşuluyor.

Abdullah Gül

Bu isimler dışında çeşitli alternatifler de kamuoyunun gündeminde sıkça tartışılıyor. Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül o isimlerden birisi. Gül’ün adaylığı 2018’deki seçimlerde de gündeme geldi. Akşener’in ortak aday önerisine sıcak bakmaması üzerine bu teklif rafa kaldırıldı. Son dönemlerde Gül’e yakın isimlerin yeniden nabız yokladığı dikkat çekiyor. Örneğin gazeteci Fehmi Koru, 28 Mart’taki “Altı liderin buluştukları masada bir eksiklik vardı…” başlıklı yazısında, “Muhafet cephesinin buluşmaları ardından yayınlanan açıklamaların hedef kitleyi etkilemesi için bir arada bulundukları masanın takviye edilmesi gerekiyor” diye yazdı. Koru’nun bu yazısı, Gül’ün de bir şekilde 6’lı masaya dahil olma isteği olarak yorumlandı.

Paylaşın

Altı Muhalefet Partisi Yol Haritası İçin Komisyon Kurdu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi, genel başkanlarının güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş hedefine yönelik çalışmayı yapacak komisyon kurulması kararının ardından 6 parti yetkililerinin yer aldığı çalışma grubu oluşturuldu.

Euronews’in edindiği bilgilere göre, sürecin yol haritasını belirleyecek komisyonda, CHP adına Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, İYİ Parti adına Seçim İşleri Başkanı Şenol Sunat, Saadet Partisi adına Seçim İşleri Başkanı Bülent Kaya, Demokrat Parti adına Genel Sekreter Serhan Yücel, DEVA Partisi adına Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu ve Gelecek Partisi adına İnsan Hakları Başkanı Serap Yazıcı yer alıyor.

Komisyonun çalışması

Çalışma kapsamında öncelikle her parti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecine ilişkin kendi yol haritasını belirleyecek. Daha sonra 6 parti yetkilisinden oluşan komisyon bir araya gelerek geçiş sürecinin hangi dönemi ihtiva edeceğini istişare edecek, parlamenter sisteme geçiş sürecinde yapılması gerekli anayasal ve yasal düzenlemeleri masaya yatıracak.

Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri ile kabineyle çalışma şeklini de ele alacak komisyon, Meclis İçtüzüğü, Siyasi Partiler ve Siyasi Etik kanunlarını çalışacak.

24 Nisan’da bir araya gelecekler

Altı muhalefet partisi lideri Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın ev sahipliğinde 24 Nisan’da yeniden bir araya gelecek. Altı muhalefet partisi lideri, son olarak DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde bir araya gelmişlerdi. Son toplantı sonrası yapılan açıklamada, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme vurgu yapılmış ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin yol haritası kapsamında bir çalışma grubu oluşturdukları bilgisi verilmişti.

Paylaşın

Muhalefette ‘Cumhurbaşkanı Adayının Açıklanması Gerektiği’ Konuşuluyor

‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ için birlikte ilerleyen altı muhalefet partisinde bugünlerde, seçime yaklaşık bir yıl kaldığına dikkat çekilerek, “cumhurbaşkanı adayının açıklanması gerektiği” değerlendirmeleri yapılıyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre; iktidar kanadı, muhalefet blokuna “Henüz adayınız bile yok” eleştirilerini getirirken muhalefette de “2023’te cumhurbaşkanı adayının kim olacağına yönelik görüşmelerin hızlandığı” belirtiliyor. AKP ve MHP’nin hazırladığı ve Meclis’te kabul edilen Seçim Yasası’nı “tuzak” olarak değerlendiren muhalefet kanadında, “İktidarın her türlü hamlesine karşı elimiz güçlenmeli. Artık cumhurbaşkanı adayı kamuoyuna açıklanmalı, Erdoğan karşısında sahada olmalı ve halka projelerini anlatmalı” değerlendirmeleri yapılıyor.

Özellikle muhalefetin üzerinde çalıştığı “güçlendirilmiş parlamenter sistem ile neyin amaçlandığı, neden cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine karşı çıkıldığı, tarafsız cumhurbaşkanlığının önemi” gibi konuların muhalefet açısından “kritik olduğu” belirtiliyor. Bu konuların artık bizzat cumhurbaşkanı adayınca anlatılması gerektiğine de işaret ediliyor. Seçime yaklaşık bir yıl kaldığına dikkat çekilerek, “Cumhurbaşkanı adayı ile ilgili süreç hızlanmalı. Çünkü muhalefet partilerinin bir araya gelmesi, üzerinde uzlaşılan bir adayın belirlenmesi zaten başlı başına bir süreç olacak. Adayın en kısa sürede sahaya inebilmesi için görüşmelerin bir an önce başlaması gerekiyor” yorumları yapılıyor.

Altı lider ’24 Nisan’da tekrar bir araya geliyor!

Öte yandan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın ev sahipliğinde 24 Nisan’da yeniden bir araya gelecek.

Altı muhalefet partisi lideri, son olarak DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde bir araya gelmişlerdi. Son toplantı sonrası yapılan açıklamada, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme vurgu yapılmış ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin yol haritası kapsamında bir çalışma grubu oluşturdukları bilgisi verilmişti. Ayrıca, “Birlikteliğimizi bozmayı amaçlayan seçim kanunu teklifi üzerinde görüş alışverişinde bulunduk” denilmişti. Toplantıda derinleşen ekonomik kriz de ele alınmıştı.

Paylaşın

Altı Lider ’24 Nisan’da Tekrar Bir Araya Geliyor!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın ev sahipliğinde 24 Nisan’da yeniden bir araya gelecek.

Haber Merkezi / Altı muhalefet partisi lideri, son olarak DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde bir araya gelmişlerdi. Son toplantı sonrası yapılan açıklamada, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme vurgu yapılmış ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin yol haritası kapsamında bir çalışma grubu oluşturdukları bilgisi verilmişti.

Ayrıca, “Birlikteliğimizi bozmayı amaçlayan seçim kanunu teklifi üzerinde görüş alışverişinde bulunduk” denildi. Toplantıda derinleşen ekonomik kriz de ele alınmıştı. Babacan’ın ev sahipliğinde yapılan toplantı sonrası yapılan ortak açıklamanın tam metni şöyle:

“Toplumu en geniş yelpazede temsil eden altı siyasi parti olarak bizler, Türkiye siyasi tarihinde benzeri olmayan bir iş birliği bilinciyle, kutuplaşma yerine istişare ve uzlaşmayı esas alarak “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş” konusunda tam bir mutabakata varmış ve ortak mutabakat metnimizi 28 Şubat’ta milletimizle paylaşmıştık.

‘Yarının Türkiyesi’ni inşa etmek üzere 12 Şubat tarihindeki toplantımızda kararlaştırdığımız iş birliği alanlarını değerlendirmek ve ilerletmek amacıyla bugün tekrar bir araya geldik.

Öncelikle Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin yol haritası kapsamında bir çalışma grubu oluşturduk.

Geçtiğimiz ay içinde yaşanan siyasi gelişmeleri değerlendirdik ve bu bağlamda birlikteliğimizi bozmayı amaçlayan seçim kanunu teklifi üzerinde görüş alışverişinde bulunduk.

Milletimizin bilmesini isteriz ki, demokratik ilkelere dayanan birlikteliğimiz bu gibi siyasi mühendislik çabalarından etkilenmeyecektir. İş birliğimizi uyum içinde sürdürmeye kararlıyız.

Öte yandan hangi şartlarda olursa olsun, milli iradeyi parlamentoya tam olarak yansıtmak üzere seçim güvenliğini sağlamak amacıyla bir çalışma daha grubu oluşturduk.

Bugün ülkemizin içinde bulunduğu derin ekonomik krizi de değerlendirdik.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle beraber uygulamaya konulan akıldan, bilimden, gerçeklikten ve istişare kültüründen kopuk keyfi politikalar ağır bir hayat pahalılığına, işsizliğe ve yoksulluğa yol açmış, ekonomik kırılganlıklar ciddi biçimde artmıştır.

Bu konularla birlikte derin bir uluslararası krize yol açan Rusya-Ukrayna savaşını da ele aldık. Rusya Federasyonu’nun uluslararası hukuku ihlal ederek Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne saldırması ile bölgemizde istikrar ve barış tehdit altına girmiştir. Bu kriz bize akılcı, tutarlı ve ülkemizin orta ve uzun vadeli stratejik menfaatlerini dikkate alan bir dış politikanın önemini bir kere daha göstermiştir.

Buradan tüm vatandaşlarımıza seslenmek istiyoruz; bizler Türkiye’yi karanlık günlerden çıkartma kararlılığı içerisindeyiz. Umutlarımız ve geleceğe olan inancımız, Türkiye’nin sorunlarından çok daha büyüktür.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem mutabakat metnimiz ve sürdürdüğümüz iş birliği, milletimizin geleceğe dair umudunu ve inancını artırmıştır.

Hedefimiz istişare ile derin sorunlarımıza son vermek ve her bir vatandaşımızı insan onuruna yaraşır bir yaşam ve refah standardına kavuşturmaktır.

İktidarın ayrıştırma ve kutuplaştırma politikalarının tam tersine, birlik ve uzlaşı ile çalışmalarımıza devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.”

Paylaşın

Babacan’dan TÜİK’e ‘Enflasyon’ Tepkisi: Rakamları Ayarlama Enstitüsü

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkan Ali Babacan, bugün TÜİK tarafından açıklanan mart ayı enflasyon rakamlarıyla ilgili sosyal medya hesabından paylaşımda bulunarak tepki gösterdi.

Haber Merkezi / DEVA Lideri Babacan, paylaşımında, “Rakamları Ayarlama Enstitüsü yüzde 61, bağımsız araştırmacılar yüzde 142 #Enflasyon açıklıyor. Bu kontrolden çıkmış olan enflasyon seviyesini ilk dönemimizin sonunda yeniden tek haneye düşüreceğiz.” ifadelerini kullandı.

Enflasyon yüzde 61,14

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Mart 2022 verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, TÜFE Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 5,46, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 22,81, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 61,14 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde  29,88 artış gerçekleşti.

Üç haneli enflasyon

Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), mart ayı enflasyonunu verilerini açıkladı. ENAG’a göre, Tüketici Fiyat Fiyat Endeksi (E-TÜFE) mart ayında yüzde 11.93 arttı. E-TÜFE’nin son 12 aylık artışı ise yüzde 142.63 olarak gerçekleşti. ENAG şubat ayı enflasyon rakamlarını yıllık yüzde 123.80 oranında olduğunu duyurmuştu.

Enflasyon yüzde 70’lere yükselecek

Amerika Birleşik Devletleri’nin finans merkezi Wall Street’te bankalar, Türkiye’de önümüzdeki dönemde enflasyonun daha da artacağı tahmininde bulundu.

Yatırım bankası JPMorgan, yıl sonunda enflasyon oranının yüzde 65 ila 70 seviyesine yükseleceğini daha sonra güçlü baz etkisi nedeniyle yüzde 40’lara gerileyeceğini öngördü.

JPMorgan müşteri notunda “Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tüm dikkatini döviz kuru korumalı mevduat sistemine verdiği için tüketici fiyat endeksi (TÜFE) verileri ne kadar güçlü olursa olsun tepki verme olasılığı düşük.” değerlendirmesinde bulundu.

Bir diğer yatırım bankası Goldman Sachs ise enflasyon oranının Mayıs-Haziran döneminde yüzde 67’ye ulaşarak zirve yapacağını ve 2022 yılının büyük kısmında yüzde 65’in üzerinde kalacağını tahmin etti. Goldman Sachs da JPMorgan ile benzer şekilde yıl sonunda enflasyon oranının yüzde 45’e gerilemesini bekliyor.

Goldman Sachs “Ticari mal fiyatları ve enflasyonla mücadeleye yönelik olmayan para politikalarından kaynaklı yukarı yönlü riskler görüyoruz.” değerlendirmesi yaptı.

Paylaşın

Babacan’dan Dikkat Çeken ‘Cumhurbaşkanı Adayı’ Açıklaması

Katıldığı bir televizyon programında açıklamalarda bulunan DEVA Lideri Babacan, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı için “Geçiş dönemini yönetebilecek, Türkiye’yi parlamenter sisteme götürebilecek hem Meclis hem de cumhurbaşkanı adayı rahat bulunur. Önemli olan ne yapılacağıdır. Hani ‘işe göre adam’ veya ‘adama göre iş’ denir ya. Biz işe göre adam bakacağız. Önce yapacağımız işi tanımlayacağız. Yapacağımız işe uygun cumhurbaşkanı adayını sürecin sonunda belirleyeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Ali Babacan, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Altılı masanın en önemli kararlarından bir tanesi, cumhurbaşkanı adayının mutabakatla ve sürecin sonunda belirlenmesi. Demokrasiye inanmış ve özümsemiş, parlamenter sistemi içselleştirmiş bir cumhurbaşkanı adayı şart. Masada olur, masanın dışında olur, onlar önemli değil” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, FOX TV’de İsmail Küçükkaya’nın sunduğu Çalar Saat programında gündemi değerlendirdi. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Genel başkanlar bizim genel merkezde biraraya geldiler. Yuvarlak masa ortamında oturduk ve kararlar verdik. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçiş sürecinin yol haritası üzerinde ortak çalışma yapmaya karar verdik ve ortak bir komisyon kurduk. Seçim güvenliğini sağlamak için komisyon kurmaya karar verdik. Sandıklara sahip çıkmamız gerekiyor. Partiler bunu ortak bir organizasyon şeması içinde yaparsa, hileyi, hurdayı, oyunu önleriz.

Altılı masada baştan her şeyi açık konuşmazsak, yarın ihtilafla sonuçlanabilir. Açık ve şeffaf olmak lazım. Altı farklı siyasi partiden bahsediyoruz. Altı genel başkan biraraya oturunca tek parti haline gelmiyor. Burada ödünleşme süreci gerekiyor. Ödünleşmeyle mutabakat arayışı gerekiyor.

“Yapacağımız işe uygun cumhurbaşkanı adayı belirleyeceğiz”

Geçiş dönemini yönetebilecek, Türkiye’yi parlamenter sisteme götürebilecek hem Meclis hem de cumhurbaşkanı adayı rahat bulunur. Önemli olan ne yapılacağıdır. Hani ‘işe göre adam’ veya ‘adama göre iş’ denir ya. Biz işe göre adam bakacağız. Önce yapacağımız işi tanımlayacağız. Yapacağımız işe uygun cumhurbaşkanı adayını sürecin sonunda belirleyeceğiz. Altılı masanın en önemli kararlarından bir tanesi, cumhurbaşkanı adayının mutabakatla ve sürecin sonunda belirlenmesi. Demokrasiye inanmış ve özümsemiş, parlamenter sistemi içselleştirmiş bir cumhurbaşkanı adayı şart. Masada olur, masanın dışında olur, onlar önemli değil.

Sayın Erdoğan ekonomistse, haydi düzeltsin bu ekonomiyi bir an önce. Dört yıldır elini tutan mı var? Dört yıldır tek imzayla bu ülkede istediği her şeyi yapamıyor mu? Düzeltemiyor. Çünkü ‘Ben her şeyi bilirim’ diyen hiçbir şey yapamaz. 1994 krizi çıkmıştı. O zaman ülkeyi yöneten de ekonomi profesörüydü. ‘Ben her şeyi bilirim’ diye saçma sapan talimatlar verildi. Bir ülkenin başındaki kişi ‘Ben bu işi biliyorum’ dediği anda korkun. Kesin yanlış yapacaktır. ‘Bilenlerle konuşuyorum’ diyorsa ümitlenin.

“Boşuna kendilerini ortaya atıp rezil olmasınlar”

Ne kadar Yap İşlet Devret projesi varsa hepsini denetime sokacağız. Seçimlerden sonra ihalelerin hepsini denetleyeceğiz, hiç merak etmesinler. Yargı denetimi yapılacak, yasama denetimi yapılacak, idari denetim yapılacak. Boşuna hikâye anlatmasınlar. Ben 13 sene bu ülkenin ekonomisini yönettim. Ne numaralar döndüğünü biliyoruz. Boşuna kendilerini ortaya atıp rezil olmasınlar. Günü gelince hepsi ortaya çıkacak.

Bugün bir mutluluk oyunu oynuyorlar. Bugün ‘Güzel bir uygulamayı başlattık’ diyorlar ama yarın ülkeyi çok kötü vuracak. Bugün itibariyle dahi yılda 36 milyar maliyeti var. Kur korumalı mevduata verilen fark 36 milyar. Sayın Erdoğan bunu açıklarken ‘Mevduat sahipleri mağdur oluyor, biz onların mağdur olmalarını istemiyoruz’ dedi. Kur atışından onlar mağdur oluyor da bizim esnafımız, memurumuz, gencimiz, işçimiz, çiftçimiz mağdur olmuyor mu?

Aralık ayından bugüne kadar evlerde kullanılan doğal gazın fiyatı düzde 69 arttı. Bütün dünyada enerji fiyatlarının artış eğilimi var ama Türkiye’deki artış dünyanın daha üzerinde. Çünkü dolar kuru çok artmış durumda. Dolar kurundaki artışın da en önemli sebebi ülkedeki döviz kıtlığı. Merkez Bankası’nın net döviz pozisyonu eksi 55 milyar dolara düştü. Elde döviz olmayınca kur artıyor, kur artınca da A’dan Z’ye her şeye zam geliyor.

“Erdoğan döviz kurundaki kontrolü kaybetti”

Aralık başında karkas etin kilosu 49 lira, bugün 90 lira. Et fiyatı niye bu kadar arttı? Gübre, tohum, ilaç, yem fiyatı arttı. Bunların fiyatı niye arttı? Çünkü Sayın Erdoğan döviz kurundaki kontrolü kaybetti. Et de şeker de doğal gaz da elektrik de böyle. Bunun sebebi makro ekonomik dengelerin bozulması, Merkez Bankası üzerindeki yanlış talimatlar, akıl ve bilim dışı ekonomi uygulamaları.

Dün akşam itibariyle Hazine’nin borçlanma faizi yüzde 26’ya çıkmış durumda. Eylül ayında yüzde 17’ydi. Merkez Bankası’nın bankalardan aldığı faizi düşürüyorlar, Hazine’nin verdiği faiz yüzde 26,32’ye çıkıyor. Faiz talimatla düşmez. Faiz güvenle düşer. Akıl ve bilim çerçevesinde uygulanan ekonomi politikalarıyla düşer. Allah’ın verdiği aklı kullanarak düşer.”

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan’dan ‘Altılı İttifak’ Mesajı

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, kişisel sosyal medya hesabından altı partinin bir araya gelmesi ve Güçlendirilmiş Parlamanter Sistemi’ne geçiş sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Haber Merkezi / Açıklamasında, “Erdoğan ve Bahçeli’nin başrolünü oynadığı bu korku filmini bitireceğiz” diyen DEVA Lideri Babacan, şu ifadeleri kullandı;

“Altı partinin sistem değişikliği üzerinde çalışması demek; tüm Türkiye’nin yuvarlak masa etrafında oturması anlamına gelir. Biz yepyeni bir başlangıç yapıyoruz. Bu yeni dönemde Türkiye tam demokrasiyle taçlanacak ve DEVA Partisi bu değişimin asli unsuru olacak.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçiş sürecini tereyağından kıl çeker gibi tamamlayacağız. Bu geçişin ardından rövanşizmmiş, şuymuş buymuş hiçbiri olmayacak. Türkiye artık üstte çıkanın alttakini ezdiği nöbetleşe zorbalık günlerine dönmeyecek.

DEVA Partisi’yle bu ülkenin kaderine damga vuracağız. Erdoğan ve Bahçeli’nin başrolünü oynadığı bu korku filmini bitireceğiz.”

Paylaşın

Altı Liderin Buluşmasında Neler Konuşuldu, Hangi Kararlar Alındı?

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde, ikinci kez akşam yemeğinde buluşan 6 muhalefet partisi liderinin 5 saat süren toplantısında, iktidarın Meclis gündemine getirdiği “Seçim Yasası” eleştiri konusu olurken, parlamenter sisteme geçişin yol haritası ve seçim güvenliğinin sağlanması konularında iki komisyon kurulması kararlaştırıldı.

Toplantı sonrasında yapılan açıklamada olduğu gibi liderler, iktidarın Seçim Yasası değişikliğini “siyasi mühendislik ve birliklerini bozmaya yönelik” bir girişim olarak nitelendirirken, parti yöneticileri görüşmeyi, “Liderler çok keyifli ayrıldılar. Bu teklif, safların daha da sıkılaşmasına yol açtı” sözleriyle değerlendirildi.

Seçim Yasası’na karşı ‘birliktelik’ vurgusu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, dün akşam Ali Babacan’ın ev sahipliğinde DEVA Partisi Genel Merkezi’nde akşam yemeğinde bir araya geldi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın, hafta içinde liderlere yaptığı ziyaret doğrultusunda toplantı gündemi, parlamenter sisteme geçişin ilke ve yol haritası, olası seçim ittifakının ilkeleri ve seçimin kazanılması halinde izlenecek politikalar olarak belirlenmişti.

Ancak AKP ve MHP’nin hazırladığı ve bu hafta TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmesi planlanan “Seçim Yasası” değişikliği, masanın önemli gündem konularından birisi oldu. Kulislere yansıyan bilgilere göre, sandık kurulu başkan ve üyelerinin oluşumda değişikliğe gidilmesi, ittifak partilerinin milletvekillerinin hesaplanmasındaki yöntem değişikliği gibi maddeler “6’lı masayı dağıtmaya dönük hamle” olduğu yorumu yapıldı.

Bu girişimler karşısında demokrasiyi savunan siyasi partilerin daha “güçlü” bir şekilde birlikte hareket etme konusunda “kararlılık” sergilemesi gerektiği ifade edildi. Bu tutum, toplantıdan sonra yapılan yazılı açıklamaya, “Demokratik ilkelere dayanan birlikteliğimiz bu gibi siyasi mühendislik çabalarından etkilenmeyecektir. İş birliğimizi uyum içinde sürdürmeye kararlıyız” ifadeleriyle yansıdı.

‘Safları daha da sıkılaştırdı’

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre görüşmeye ilişkin değerlendirmede bulunan bir parti yöneticisi, iktidarın, iktidarın 6’lı masayı dağıtma amacıyla bu teklifi getirdiğini, ancak tam tersi bir sonuç doğuracağına işaret etti:

“Liderler görüşmeden son derece keyifli ayrıldı, samimi bir havada görüşme yapıldı ve en önemlisi iktidara, “ne yaparsanız yapın, bu masayı dağıtamayacaksınız, mesajı verildi. Bu girişimler karşısında muhalefet, bu olayı satranç gibi değerlendirip, adımlarını ona göre atacaktır. Bu teklif, safların daha da sıkılaşmasına yol açtı.”

Kulislere yansıyan bilgilere göre liderler, Seçim Yasası henüz Meclis’ten geçmediği ve nasıl geçeceği bilinmediği için, iktidarın bu hamlesine karşı atılabilecek adımların, yasanın çıkmasından sonraki toplantılarda ele alınabileceği değerlendirmesi yaptı. Erken seçim olasılığının göz ardı edilmemesi gerektiği, bu nedenle de Seçim Yasası değişikliğinin hiç uygulanmayabileceği de güçlü olasılık olarak değerlendirildi.

Seçim güvenliği için ortak komisyon

Seçim Yasası ile özellikle sandık kurullarının oluşumunda değişikliğe gidilmesi nedeniyle liderler, “seçim güvenliğini” öncelikli konular arasına aldı ve seçim güvenliği konusunda ortak çalışma yapılması için 6 parti temsilcisinden oluşan bir komisyon kurulması benimsendi.

Bu kapsamda, siyasi partilerin, teşkilat, seçim ve bilişimden sorumlu genel başkan yardımcılarının bu komisyonda görev alması kararlaştırıldı. Seçim güvenliğine dönük teknik çalışmayı yürütecek olan komisyon, sandık kurullarında eksiksiz görev alınması, avukatların ortak havuzda toplanarak, seçime yönelik kuşkulu işlemlere müdahale etmesi, seçimlere yönelik dijital altyapının güçlendirilmesi konularında çalışma yapacak.

Geçiş süreci tanımlanacak, takvim belirlenecek

Toplantıda en önemli gündem maddesi ise parlamenter sisteme geçiş sürecinin ilke ve yol haritasının belirlenmesi başlığı oldu. Bu konuda da yine 6 partinin temsilcilerinden oluşan bir komisyon kurulması ve hafta içinde de üyelerinin belirlenmesi kararlaştırıldı.

Edinilen bilgiye göre komisyon, geçiş sürecini tanımlayacak, seçimden sonra parlamenter sisteme geçiş takviminin yanı sıra, yasa ve anayasalarda yapılması gereken değişiklikler üzerinde çalışacak.

Cumhurbaşkanının seçildikten sonra, parlamenter sisteme geçene kadar yetkilerini nasıl kullanacağı, bakanlar kurulunun yetkilerinin nasıl düzenleneceği konularını da çalışarak, hazırladıkları taslakları liderlere sunacak. Geçiş sürecinde uzlaşılması halinde, liderlerin “ittifak” için masaya oturmaları bekleniyor.

İttifak ve adaylık konuşulmadı

Kulislere yansıyan bilgilere göre “olası ittifakın ilkelerinin görüşülmesi” gündemde olmasına karşın, toplantıda bu konu ele alınmadı.

12 Şubat’ta yapılan toplantıda Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun önerisi doğrultusunda ittifak konusunun gündeme alındığına işaret eden kaynaklar, ancak hem Seçim Yasası’nın Meclis’ten geçmemesi, hem de önceliğin “geçiş süreci”ne verilmesi nedeniyle bu konuya değinilmediğini ifade ettiler. Cumhurbaşkanı adaylığı konusunun ise seçim süreci yaklaştığında ele alınabileceği ifade ediliyor.

Üçüncü buluşma Nisan’ın son haftasında

Toplantıda kesin bir tarih belirlenmemekle birlikte 6 muhalefet partisinin Nisan ayının son haftasında, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın ev sahipliğinde buluşması kararlaştırıldı. Liderler daha sonra sırasıyla Gelecek Partisi, İYİ Parti ve Saadet Partisi liderlerinin ev sahipliğinde buluşacak.

Paylaşın

Altı Muhalefet Partisi Anlaştı: Tek Aday, İlk Tur

Muhalefetin cumhurbaşkanı adaylığı konusunda önemli gelişmeler yaşanıyor. 2023’te gerçekleşmesi beklenen seçimler için ‘güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş’ konusunda mutabakat metni imzalayan 6 muhalefet partisi, yol haritasını belirledi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde, altı muhalefet lideri dün ikinci kez bir araya geldi. Ana gündemin ‘güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş’ olarak belirlendiği toplantıda, cumhurbaşkanlığı da seçimi de ele alındı.

Halk TV yazarı Fikret Bila, ‘Tek aday ilk tur’ başlıklı bugünkü yazısında , altı muhalefet liderinin hedefinin hem cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak hem de Meclis’te anayasayı en azından referanduma götürerek değiştirebilecek sandalye çoğunluğuna ulaşmak olduğuna işaret ederek, son gelişmelere ilişkin şunları aktardı:

“Bu amaçla altı lider, cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak için ‘tek aday, ilk tur’ formülünde uzlaşmış durumda. Millet İttifakı içinde yer alan ve alması muhtemel altı parti ortak bir aday çıkaracak ve cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turda kazanılması için birlikte çaba gösterecek. HDP de ortak tek aday ve ilk tur formülünü destekliyor. Tek koşulu ilkeler üzerinde Millet İttifakı’yla uzlaşma sağlanması.”

Sağda 3. ittifak gündemde

Hükümetin hazırladığı seçim kanunu teklifinin amacının, Millet İttifakı ile birlikte hareket eden sağ partilerin üçüncü bir ittifak kurmalarını teşvik etmek olduğunu vurgulayan Bila, “Ancak iktidarın evde yaptığı bu hesabın çarşıya uyması çok zor” değerlendirmesini yaptı.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın