Altılı Masada Planlamalar, ‘Kasım’da Erken Seçim’ Olasılığı Gözetilerek Yapıldı

İlk olarak “güçlendirilmiş parlamenter sistem” konusunda mutabakata varan 6 muhalefet partisi, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun ev sahipliğindeki dördüncü toplantısında, “işbirliği süreci”ne ilişkin “tutum belgesi”, “temel ilkeler ve hedefler” başlığı altında 10 maddelik bildiri üzerinde de uzlaşmaya vardı.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, toplantıdan çıkan ikinci somut sonuç ise daha önce kurulan 4 komisyonun çalışmalarını kamuoyuna açıklamak için takvim ortaya koymaları oldu. Kulislere yansıyan bilgilere göre, bu kararlarda, Kasım ayında yapılabilecek bir “erken seçim olasılığı” etkili oldu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in ev sahipliğini üstleneceği bir sonraki toplantının tarihi ise 3 Temmuz olarak belirlendi. Muhalefet liderlerinin Pazar günü bir araya geldiği toplantı yaklaşık 7 saati buldu ve gece saat 02:20’de, alınan kararlar yazılı açıklamayla kamuoyuna duyuruldu.

Seçim öncesi ve sonrasına dönük işbirliği ilkelerini içeren 10 maddelik “temel ilkeler ve hedefler” bildirisinin yanısıra, “parlamenter sisteme geçiş süreci”, “seçim güvenliği”, ekonomi konusundaki temel hedefleri içeren çalışma yapmakla görevlendirilen, “kurumsal reformlar” ve parlamenter sisteme geçiş için anayasal ve yasal değişikliklerle ilgili çalışmayı yürüten komisyonun çalışmaları da büyük ölçüde takvime bağlandı.

6 parti temsilcisinden oluşan seçim güvenliği komisyonu, hazırladığı çalışmayı 6 Haziran’da, kurumsal reformlar komisyonu 13 Haziran’da, anayasal ve yasal değişiklikler komisyonu da bir sonraki toplantıya kadar çalışmasını tamamlayacak. Ancak geçiş süreci komisyonu için net bir takvim konulmadı ve çalışmalarının daha uzun soluklu olacağı değerlendirildi.

Liderlerin ortak metin için önerileri

Edinilen bilgiye göre liderlerin en uzun süren görüşmesinde, ekonomiden, dış politikaya kadar hemen her alandaki gelişmeler ele alındı. Liderlerin mesaisinin büyük bölümünü ise 10 maddelik “temel ilkeler ve hedefler” bildirisinin hazırlanması oluşturdu.

Daha önce her siyasi partinin yaptığı çalışmalar doğrultusunda, ortak başlıklar belirlendi. Ayrıca her lider, diğer partilerle çelişmeyecek önerilerini de masaya getirdi. Bildiride yer alan 10 madde içinde “Kuvvetler ayrılığı ilkesine dayalı güçlendirilmiş parlamenter sistem”, “siyasi etik reformu” gibi başlıklar ortak öneri olarak yer alırken, Kılıçaroğlu’nun temel söylemlerinden olan “hiçbir çocuğun yatağa aç girmeyeceği” vaadi de “sosyal devlet ve gelir adaleti” başlığı içinde yer buldu.

6’lı masa kurulmadan önce “dinsel kazanımların korunacağı” taahhüdü içeren bildiri hazırlanması önerisini ilk gündeme getiren isim olan Davutoğlu da bu önerisini masaya taşıdı. “Din ve vicdan özgürlüğü” başlığı altında, “Kamusal ve özel yaşamda herkesin inanç pratiğine saygılı olmayı özgürlükçü laiklik anlayışın zorunlu bir gereği olarak görüyoruz. Bu bağlamda din ve vicdan özgürlüğü çerçevesindeki kazanımların koruyucusu ve güvencesi olacağız” ifadeleri temel ilkeler bildirisine girdi.

“Hiçkimsenin siyasi tercihleri nedeniyle suçlanmayacağı, toplumsal barışın rövanşist bir tavır ve kolektif suç anlayışı üzerinden zarar görmesine izin verilmeyeceği” taahhüdünü içeren “toplumsal barış ve tarafsız-bağımsız yargı önünde hesap verebilirlik” başlığı ise Babacan’ın önerisi doğrultusunda metinde yer aldı.

Erken seçim göstergeleri

Edinilen bilgiye göre masada, 6 ya da 27 Kasım’da bir erken seçim olabileceği güçlü olasılık olarak ifade edildi. İktidarın, ekonomik göstergeler dikkate alındığında, “zamanında bir seçimi” göze alamayabileceği görüşünün ağırlık kazandığı masada bazı liderler, AKP’nin teşkilatlarına “seçime hazır olun” talimatı verdiğine dikkat çekti.

İktidarın Temmuz ayında memur zamları, asgari ücrete ara zam, tarım kesimine dönük bazı iyileştirmeler, 3600 ek gösterge gibi adımlarla, hayat pahalılığına karşı geçici bir olumlu hava oluşturabileceği görüşü dile getirildi.

Suriye’ye yönelik olası operasyonun, “erken seçimin en önemli göstergesi” olacağı değerlendirmesinin yapıldığı toplantıda, bu nedenle muhalefetin hazırlıksız yakalanmaması için başta temel ilke ve hedeflerin belirlenmesi olmak üzere çalışmaların hızlandırılması görüşü benimsendi.

Edinilen bilgiye göre Davutoğlu, temel hedefler ve ilkeler bildirisinin yanısıra 4 komisyonun yaptığı çalışmaların da kamuoyuna açıklanmasını istedi, ancak komisyonların çalışmalarını henüz sonuçlanmadığı gerekçesiyle diğer liderlerce bu öneri kabul görmedi. Müzakereler sonucunda her bir komisyonun çalışmalarının takvime bağlanması ve komisyon üyeleri tarafından basın toplantısıyla kamuoyuna duyurulması görüşü benimsendi. Toplantıda “aday” ve “ittifak”larla ilgili takvimin belirlenmesi önerisinin ise masa gündemine gelmediği öğrenildi.

Davutoğlu’nun “takvim ısrarı”nın altında, evsahipliğindeki toplantıda, “somut adımlar atıldığı” mesajını vermek istediği, toplantı öncesinde “Türkiye Masası” vurgusunun yapıldığı video mesajın da buna dönük bir hamle olduğu yorumu yapılıyor.

6’lı masada yer alan partilerin büyük bölümü, erken seçim olması halinde, ittifak hesapları değişeceği için, hem adayın, hem de ittifakların nasıl şekilleneceğinin, seçim kararının netleşmesinden sonra açıklanması gerektiğini savunuyor.

Göç sorununu Kılıçdaroğlu masaya getirdi

Toplantı sonrasında yapılan açıklamada, “kapsamlı göç politikası geliştirilmesi” için çalışma yapılacağı da vurgulandı. Edinilen bilgiye göre bu öneriyi CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu gündeme getirdi ve bu konunun seçim sürecinin en önemli başlıklarından biri olacağına dikkat çekti. Bu çerçevede her siyasi partinin kendi içlerinde yaptığı çalışmaların ortaklaştırılması ve bu konuda bir komisyon kurularak, ortak bir “göç politikası” belirlenmesi konusunda da uzlaşmaya varıldı.

Davutoğlu, Fatih temalı tablo hediye etti

Haziran sonunda yapılması düşünülen Akşener’in evsahipliğindeki beşinci toplantı için liderlerin programının uygun olmaması nedeniyle, yeni toplantı tarihi de 3 Temmuz olarak belirlendi. Toplantının sonunda Davutoğlu, konuk liderlere, parti kurucularından, ebru ve kaligrafi sanatçısı Ahmet Çoktan’ın, İstanbul ve Fatih Sultan Mehmet temalı birer tablosunu hediye etti.

Paylaşın

‘Altılı Masa’dan 10 maddelik Temel İlkeler Ve Hedefler Bildirgesi

Güçlendirilmiş parlamenter sistem mutabakat metnine imza atan CHP, DEVA Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nin liderleri dördüncü kez toplandı. Toplantı sonrası 10 maddelik Temel İlkeler ve Hedefler Bildirgesi yayımlandı.

Yayımlanan metinde, “Ülkemizi insan hakları temelinde ve gerçek manada demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti kılmayı kaçınılmaz bir sorumluluk olarak görüyoruz” ifadeleri yer aldı.

Kuvvetler ayrılığı ilkesine dayalı Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem, özgürlükçü kamu düzeni ve özgürlükçü demokrasi, ilk 3 madde arasında yer alıyor. Bu maddeleri, düşünce ifade ve basın özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü ile bağımsız yargı önünde hesap verirlilik takip ediyor.

Sosyal devlet ve gelir adaletine ilişkin maddeler de açıklamada kendisine yer bulurken, “Hayat pahalılığı ile mücadele eden, üretim ve istihdam odaklı, insan onuruna yaraşır sosyal politikalarla desteklenmiş bir anlayışı hayata geçireceğiz” ifadelerine yer veriliyor.

Metin son olarak siyasi etik reformu ve “itibarlı dış politika” maddeleriyle tamamlanıyor: “Türkiye’nin AB perspektifine odaklanarak, çok boyutlu dış politikayla ülkemizin demokratik dünyanın ve uluslararası kurumların saygın bir üyesi olması sağlanacaktır.”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun ev sahipliğindeki akşam yemeğinde, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu buluşmuştu.

Açıklanan 10 maddelik taahhüdün tam metni şöyle:

“Yüzyıl önce mazlum milletlere örnek olmuş bir zaferle kurulan Cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandırmak hedefiyle önkoşulsuz olarak bir araya geldik. Ülkemizi insan hakları temelinde ve gerçek manada demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti kılmayı kaçınılmaz bir sorumluluk olarak görüyoruz.

Kendi parti programlarımızdan ve söylem ve hedeflerimizden vazgeçmeksizin, karşılıklı güven ve saygıya dayalı fedakarlıklarda bulunarak Cumhuriyetimizi ikinci yüzyılına taşıyacağız.

Bu amaçla 6 parti arasında başlamış olan İŞBİRLİĞİ SÜRECİ’nde yer alan bütün partilerin genel başkanları olarak önümüzdeki kritik tarihi süreçte aşağıdaki ilkelere sadık kalacağımızı taahhüt ve ilan ediyoruz:

1. Kuvvetler Ayrılığı İlkesine Dayalı Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem: Hukuk devletinin yeniden tesisi, siyasetin normalleşmesi ve ekonomimizin tekrar refah üretmesi için gerçek anlamda güçlendirilmiş parlamenter sisteme bir an önce geçilmesi gerektiğine inanıyoruz. Yasama, yürütme ve yargı erklerinin kuvvetler ayrılığı ilkesi çerçevesinde, denge ve denetim mekanizmaları ile yapılandırıldığı “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi” bütün kurumlarıyla hayata geçireceğiz.

2. Özgürlükçü Kamu Düzeni: Vatanseverliğimizin gereği olarak farklılıklarımıza saygı çerçevesinde geçmişte yaşanmış kırgınlıkların geleceğimizi esir almasına izin vermeyecek, demokratikleşme anlayışıyla ve empati bilinciyle ülkemizin huzurlu geleceğini hep birlikte kuracağız. Toplumsal barışı ve kamu düzenini tehdit eden terör örgütleri dâhil her tür yapılanmaya karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

3. Her Tür Ayrımcılığa Son Verecek Çoğulcu, Katılımcı ve Özgürlükçü Demokrasi: Demokratik hak ve özgürlüklerin evrensel ilkelerini savunan bizler, insan haklarına dayalı bir siyasal düzenin kurulması gerektiğine inanıyoruz. Vatandaşlarımız arasında ayrımcılığa yol açan her türlü engeli ortadan kaldırarak, milletimizin hiçbir ferdinin etnik, mezhebi ve dini kimliği, felsefi ve siyasi görüşü dolayısıyla dışlanmadığı çoğulcu ve katılımcı bir demokrasiyi hep birlikte inşa edeceğiz.

4. Düşünce, İfade ve Basın Özgürlüğü: Temel hak ve özgürlüklere ilişkin anayasal ve yasal güvenceleri temin edeceğiz. Düşünce, ifade ve basın özgürlüklerinin kullanımını engelleyen mevzuatı yeniden düzenleyecek, demokratik toplumun gereklerine uygun olarak bu özgürlüklerin üzerindeki her türlü baskıya son vereceğiz. Basının ve sosyal medyanın demokrasi açısından taşıdığı önemi dikkate alarak, özgür bir şekilde görev yapacağı güvenli, çoğulcu ve elverişli bir ortam sağlayacağız.

5. Din ve Vicdan Özgürlüğü: Ortak hedefimiz, bugüne kadar vatandaşlarımızın elde ettiği insan hakları kazanımlarını daha da ileri götürerek evrensel standartlara tam anlamıyla ulaştırmaktır. Kimseyi, yaşamın hiçbir alanında ayırımcılığa maruz bırakmayacak, kimseye de özel bir ayrıcalık tanımayacağız. Kamusal ve özel yaşamda herkesin inanç pratiğine saygılı olmayı özgürlükçü laiklik anlayışının zorunlu bir gereği olarak görüyoruz. Bu bağlamda din ve vicdan özgürlüğü çerçevesindeki kazanımların koruyucusu ve güvencesi olacağız.

6. Toplumsal Barış ve Tarafsız/Bağımsız Yargı Önünde Hesap Verirlik: Hiç kimse siyasi tercihleri nedeniyle suçlanmayacak, toplumsal barışımızın rövanşist bir tavır ve kollektif suç anlayışı üzerinden zarar görmesine müsaade edilmeyecektir. Demokratik hukuk devleti anlayışı temelinde her kişi ve işlem hukuki denetime tabi tutulacaktır. Ülkenin zenginliklerini, kamu kaynaklarını hukuk ve ahlak dışı yol ve yöntemlerle elde edenler ise bağımsız ve tarafsız yargının karşısına çıkartılacaktır.

7. Sosyal Devlet ve Gelir Adaleti: Türkiye’yi Anayasa’mızda yer aldığı şekliyle gerçek bir sosyal devlet haline getireceğiz. Sosyal yardım ve güvenlik mekanizmalarıyla bütün dezavantajlı kesimlerin insana yaraşır bir hayat sürmelerini sağlayacağız. Tek bir çocuğun dahi yatağa aç girmeyeceği bir Türkiye inşa edeceğiz. Kadınlarımızı toplumsal eşitsizlikten ve şiddetten, çocuklarımızı her türlü istismardan, gençlerimizi ise gelecek kaygısından kurtaracağız.

8. Üretim ve İstihdam Odaklı Ekonomi: Ülkemizi yaşanan ekonomik krizden çıkaracak şekilde makroekonomik dengeleri rasyonel bir yaklaşımla gözeten, sosyal devlet ilkesiyle adil bir gelir dağılımını önceleyen, AR-GE ve üretim-odaklı bir ekonomi politikası benimseyeceğiz. Ekonomi ile ilgili tüm kurumların etkin biçimde çalışmasını ve kuralların tüm taraflara adil biçimde uygulanmasını sağlayacağız. Hayat pahalılığı ile mücadele eden, üretim ve istihdam odaklı, insan onuruna yaraşır sosyal politikalarla desteklenmiş bir anlayışı hayata geçireceğiz.

9. Siyasi Etik Reformu: Mevcut iktidar koalisyonunun sorumsuzca zaafa uğrattığı devlet yapısını kurumsal kültür, ehliyet ve liyakat temelinde yeniden inşa edeceğiz. Bu geçiş sürecinde devlet sürekliliği ve kamu düzeni zaafa uğratılmayacak, kaos senaryosu çizenlere asla fırsat verilmeyecektir. Demokratik meşruiyete sahip olmayan hiçbir yapının devlet kurumlarını organize bir şekilde kontrol etmesine izin vermeyeceğiz. Vatandaşlarımızın kamu istihdamında görünen ve görünmeyen bir dezavantaj veya avantajla karşılaşmasına engel olacağız. İsrafı ve yolsuzluğu önleyecek, kamuda denetimi, şeffaflığı ve hesap verebilirliği temel alacak siyasi etik reformunu hayata geçireceğiz.

10. Etkin ve İtibarlı Dış Politika: Ülkemizin çıkarlarını ve itibarını korumak, uluslararası alandaki etkinliğini ve saygınlığını en üst seviyeye çıkarmak ana önceliğimizdir. Türkiye’nin AB perspektifine odaklanarak; çok boyutlu dış politikayla ülkemizin demokratik dünyanın ve uluslararası kurumların saygın bir üyesi olması sağlanacaktır. Tarihi ve kültürel bağlara sahip olduğumuz ülkelerle ilişkilerimizin geliştirilmesine önem verilecektir. Dış politikamızın ve dış ilişkilerimizin iç siyasetin malzemesi yapılmasına müsaade edilmeyecektir. Güvenliğimizi ve sınırlarımızı korumak üzere savunma sanayimiz daha da güçlendirilecek, TSK’nın caydırıcılığı azami seviyeye çıkarılacaktır.

Birbirinden farklı siyasi geleneklere sahip partiler olarak bizler, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına adım atarken ülkemizin daha huzurlu, daha mutlu, daha müreffeh, daha özgür ve daha demokratik olmasını sağlamak üzere iş birliği ve güç birliği yaptık. Bu birlikteliğimizi, milletimizin desteği ile hedeflerimizi gerçekleştirinceye kadar sürdüreceğiz.

‘Beraber çalışmaya devam edeceğiz’

Liderlerin ortak basın açıklamasında komisyonların çalışmaları ve güncel gelişmelere ilişkin ise şu ifadeler kullanıldı:

“Seçim Güvenliği Komisyonu” seçim öncesi, seçim dönemi, seçim günü ve seçim sonrası olmak üzere dört aşamada yapılacak ortak çalışmaları ele almış ve atılacak adımları planlama aşamasına geçmiştir. Bu çerçevede, şu temel hususu kamuoyumuza duyurmak isteriz: Altı siyasi parti olarak yol haritamızda belirlediğimiz şekilde, seçim sonuçları YSK tarafından ilan edilip kesinleşene kadar ortak çalışmaya ve işbirliğine devam edeceğiz. Vatandaşlarımız müsterih olsunlar, bir tek oylarının dahi zayi olmaması için gece gündüz çalışacak, seçimlerin adil, serbest, şeffaf ve güvenlik içinde gerçekleşmesi için her türlü tedbiri alacağız. Komisyonumuzun bu konuda yaptığı çalışmaların geldiği aşama, 6 Haziran 2022 Pazartesi günü kamuoyumuzla paylaşılacaktır.

Kurumsal reform için somut öneriler

“Kurumsal Reformlar Komisyonu” Kamu Maliyesindeki gerçek durumun ve geleceğe yönelik yükümlülüklerin tesbitinin yanı sıra Stratejik Planlama Teşkilatı’nın kurulması, TCMB’nin kurumsal yapısının güçlendirilmesi ve bağımsızlığının teminat altına alınması ve Ekonomik ve Sosyal Konsey’in yeniden yapılandırılarak işlevsel hale getirilmesine yönelik ilkesel ve yapısal reformların çerçevesini oluşturmuş bulunmaktadır. Komisyonumuz bu kurumlardaki tahribatı tespit ve bu tahribatın giderilmesi için atılacak kurumsal reform adımları için geliştirdiği somut önerileri 13 Haziran 2022 Pazartesi günü kamuoyumuzla paylaşacaktır.

“Anayasal ve Yasal Reformlar Komisyonu”nun Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçiş sürecinde gerekli görülen anayasal ve yasal reformlarla ilgili çalışmaları çerçevesinde Anayasa’nın yasamaya ilişkin 75. ile 91. maddeleri arasında yapılacak değişiklikler değerlendirilmiştir. Komisyonumuz çalışmalarını aynı kararlılıkla sürdürecek, anayasal düzenleme konusundaki hazırlıklarını önümüzdeki toplantıya kadar tamamlayacaktır.

‘Rasyonaliteden uzak tezler’

Toplantımızda komisyon çalışmalarını değerlendirmenin yanı sıra gündemdeki siyasi ve ekonomik konular ele alınmıştır.

Ekonominin en önemli unsurlarından olan fiyat istikrarı; iktidarın akıldan, bilimden ve rasyonaliteden uzak tezleri nedeniyle maalesef ağır bir tahribat almıştır. Ülkemiz dünya enflasyon sıralamasında 6. sıraya yükselmiş, oluşan hayat pahalılığı sosyal istikrarı bozacak düzeye ulaşmıştır. Kur Korumalı Mevduat (KKM) Sistemi ile 85 milyon vatandaşın kamuya emaneti olan kaynaklar, ülkemizin az sayıdaki varlıklı insanına adaletsiz bir servet transferi şeklinde aktarılmaya başlanmıştır. İktidar acilen KKM uygulamasına son vermeli, para politikasını normalleştirmelidir.

‘Göç komisyonu kurulacak’

Son dönemde bir taraftan provokatif açıklamalarla diğer taraftan yanlış uygulamalarla tırmanan göçmenler sorunu da kapsamlı şekilde ele alınmıştır. Kapsamlı bir “Göç Politikası” geliştirilmesi için partilerimiz arasındaki istişarelerin derinleştirilmesi amacıyla bir komisyon kurulması hususunda mutabakata varılmıştır.

‘Maceradan uzak durmalı’

Ukrayna-Rusya savaşının getirdiği gerilimli konjonktürde gündeme gelen NATO’nun genişlemesi konusu da ülkemizin stratejik çıkarlarının gerektirdiği çok boyutlu dış politika perspektifinden ele alınmıştır. Türkiye’nin terörle mücadele bağlamında ortak tavır ve işbirliği konusundaki haklı talepleri sadece NATO üyeliğine baş vuran İsveç ve Finlandiya için değil halihazırda üye olan bütün NATO üyeleri ve esasen bütün BM üyeleri için de geçerlidir. Bir taraftan bu konuda haklı taleplerimiz dile getirilirken diğer taraftan Doğu Akdeniz ve Ege’deki güç dengelerinin aleyhimize değişmesine sebep olacak ve Türkiye’nin çok boyutlu dış politika gerekliliklerine zarar verecek gerilimlerden ve maceracı söylem ve politikalardan uzak kalınmalıdır.

‘Operasyonlar siyaset malzemesi olmasın’

Son MGK toplantısı sonrasında gündeme gelen muhtemel sınır ötesi operasyon konusu da toplantımızda değerlendirilmiştir. Terörle mücadele ve sınır güvenliği konusunda gerekli tedbirlerin alınması ülkemizin hakkı, iktidarın ise sorumluluğudur. Ancak milli güvenliği ilgilendiren konular olağanüstü bir sürece girildiği intibaı verilerek önümüzdeki seçim sürecini de etkileyecek şekilde iç siyasette malzeme olarak kullanılmasına karşı ortak bir tavır geliştirme konusunda da kararlıyız. İlgili devlet kurumlarının, muhalefet partilerini olası operasyonun gerekçeleri, süresi, kapsamı ve hedefleri konusunda bilgilendirmeleri şarttır.

Son olarak, çok zor şartlar altında hayat mücadelesi veren milletimize ortak mesajımız şudur: Her gün derinleşen sorunlara son verme hedef ve iradesiyle bir araya gelen liderler olarak, iktidarın gündem mühendisliklerini boşa çıkararak ülkemizi bu darboğazdan kurtaracak, milletimizi hak ettiği demokratik ve müreffeh Türkiye hedefine ulaştıracağız.”

Paylaşın

Altılı İttifakın Gündemi Söylem Birliği

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nden oluşan altılı masada Gelecek Partisi’nin ev sahipliğinde bugün dördüncü liderler buluşması gerçekleştirilecek.

Birgün’de yer alan habere göre, toplantı öncesinde genel başkan yardımcıları tarafından yürütülen çalışmalarda hazırlanan metinler, toplantının ana gündem maddelerini oluşturacak. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çalışmaları kapsamında mutabakat metni imzalayan ve daha önce üç kez liderler nezdinde buluşmalar gerçekleştiren altı muhalefet partisi, dördüncü buluşmada ilk olarak Siyasi Etik Kanunu’nu ele alacak.

Seçimlerin kazanılması durumunda yürürlüğe girmesi planlanan kanunlar arasında ilk sırada yer alan Siyasi Etik Kanunu ile çeşitli etik davranış ilkelerinin belirlenmesi amaçlanıyor. AK Parti döneminde kapatılan Devlet Planlama Teşkilatı’nın yenilenerek hizmete açılması konusunda da hemfikir olan altı parti genel başkanı, bu konu üzerinde de duracak.

Genel başkanların önüne gelecek bir diğer konu, kurmaylar tarafından yürütülen ekonomik gidişat çalışması olacak. Ekonomik krizden çıkışın formülleri ve iktidarın hataları görüşülecek. Bu konuların, sonuç bildirgesinde yer alması da bekleniyor. Temel ilkeler birlikteliği de toplantının önemli gündem maddeleri arasında yer alacak. Altılı masanın zarar görmemesi için bazı adımların ortak bir dil ve çalışma ile atılması gerektiği tespitiyle yola çıkan liderler, bu konuda çeşitli tartışmalar yürütecek.

Altı partiden ortak paylaşım

Altı siyasi parti lideri, toplantı öncesinde sosyal medya hesaplarından aynı ifadelerin yer aldığı paylaşımlara imza attı. Paylaşımda yer alan videoda, altılı masa için, “Memleket Sevdası, Türkiye’nin Masası” ifadeleri kullanıldı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, videoyu, sosyal medya hesaplarında “Türkiye’nin masası” notuyla paylaştı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ise paylaşımını, “Bu masada ülkemizin problemlerini çözmeye ve insanımızın yüzünü güldürecek adımları atmaya kararlıyız. Birlikte kazanacak, birlikte başaracağız” mesajıyla yaptı.​

Paylaşın

Altılı Masanın Gündemi: Kararnameler

Gelecek Partisi ev sahipliğinde bu Pazar günü dördüncü kez bir araya gelmeye hazırlanan altılı masanın gündeminde seçim güvenliğine yönelik yapılan çalışmalardan, seçim sonrası geçiş sürecine kadar pek çok konu olacak.

Gündem maddeleri arasında seçimin ardından hayata geçirilmesi planlanan dört yasal düzenleme var. Liderler, toplantıda olası ittifakın ilke ve esaslarını ve buna ilişkin hazırlanması öngörülen mutabakat metnini de değerlendirecek.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çalışmalarını sürdüren altı muhalefet partisinin lideri CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun ev sahipliğinde Pazar günü bir araya gelecek.

Son olarak Gültekin Uysal ev sahipliğinde toplanan liderlerin gündeminde bu kez pek çok başlık bulunuyor. Toplantıda, farklı alanlarda çalışmalarını sürdüren Ekonomi, Seçim Güvenliği, Anayasa ve Mevzuat ile Siyasi İşler komisyonlarının raporları gündeme gelecek.

Dört başlıkta kararname hazırlığı

DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün muhalefet partisi yetkililerinden edindiği bilgiye göre toplantıda iki önemli başlık ön plana çıkacak. Liderler ilk olarak seçim sonrasında acil olarak hayata geçirilmesi planlanan dört başlıkla ilgili hazırlık süreci devam eden kararnameleri ele alacak.

Geçtiğimiz ay yapılan toplantının ardından çalışmalarına başlanacağı açıklanan başlıklar, Siyasi Ahlak Yasası, Ekonomik ve Sosyal Konseye işlerlik kazandırılması, Merkez Bankası bağımsızlığı ile planlamadan sorumlu bir kurumsal yapının oluşturulması şeklindeydi. Partilerin, seçimin hemen ardından yayınlanması hedeflenen kararnamelere ilişkin hazırladıkları metinler, liderler tarafından değerlendirilecek ve son hali verilmek üzere yeniden komisyonun gündemine sunulacak.

Toplantının bir diğer gündem başlığı ise olası bir seçim ittifakının ilke ve esasları üzerine olacak. Bu başlık ile ilgili de Siyasi İşler Komisyonu’nun hazırlamış olduğu çalışmalar masaya yatırılacak. Daha önceki toplantılarda Ahmet Davutoğlu ile Ali Babacan’ın, bir seçim ittifakı kurulacaksa öncelikle bu ittifakın ilke ve esaslarının belirlenmesi ve bunun da mutabakat altına alınması yönündeki taleplerini dile getirdiği iddia edilmişti. Söz konusu ilke ve esasların seçim sonrası geçiş döneminde cumhurbaşkanının yetki ve sorumlulukları ile Meclis’in işleyişine ilişkin süreçleri kapsaması bekleniyor.

Sahadan gelen veriler de değerlendirilecek

Toplantıda bir diğer gündeme gelecek konu ise seçim güvenliği. Seçim Güvenliği Komisyonu’nda yer alan muhalefet partilerinin genel başkan yardımcıları bir süredir, çeşitli illerde partilerinin örgütleriyle toplantılar düzenliyordu. Bu toplantılardan alınan veri ve analizler rapor halinde genel başkanlara sunulurken, genel başkanlar da kendi aralarında bu verileri değerlendirecek. Diğer yandan, seçim öncesi, seçim günü ve seçim sonrasına yönelik kurulması planlanan ortak veri altyapısı da masaya yatırılacak.

Muhalefet partileri bir süredir seçim günü alınacak ıslak imzalı tutanakların tek bir platform üzerinden takibine yönelik bir sistem üzerinde çalışıyor. Özellikle CHP ve İYİ Parti’nin altyapısından faydalanılması planlanan sistemle tüm sandık görevlilerinin ellerindeki tutanakları tek bir platform üzerinden sisteme girebilmesi ve bu verilerin de tek bir merkez üzerinden takip edilebilmesi hedefleniyor.

Paylaşın

Babacan’dan Erdoğan’a: Aç Yatan İnsana ‘Sen Aç Değilsin’ Diyor

Partisinin Başakşehir ilçe kongresinde konuşan DEVA Partisi Lideri Babacan, Erdoğan’ın ‘aç kaldık’ diyenlere yönelik ‘vicdansızlık yapma, dürüst ol’ sözlerini eleştirerek, “Dinlerken kulaklarıma inanamadım, tekrar dinledim. Aç kaldık diyenlere ‘Vicdansızlık yapma, dürüst ol’ diyor. Aç yatan insana ‘Sen aç değilsin’ diyor. Üstüne de hakaret ediyor” dedi.

Haber Merkezi / Babacan, konuşmasının devamında, “Yahu arkadaş, sen gel de şu üniversite yurtlarında bir kap çorbayla öğün geçiştirmeye çalışan öğrenci kardeşlerimize açlığı bir sor bakalım. Ayda 2500 lira maaşla geçinmeye çalışan, ekmek kuyruklarında bekleyen emeklilerimize bir sor bakalım. Beştepe’den ahkam kesmek kolay.İşsiz kalan, borcu borçla kapatmaya çalışan vatandaşlarımıza açlığı bir sor” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İstanbul’da partisinin Başakşehir ilçe kongresinde konuştu. Başakşehir’de kongre için kendilerine küçük bir salon verildiğini söyleyen Babacan, salonda yer kalmayınca partisinin yöneticilerini kürsüye davet etti. Babacan şu ifadeleri kullandı:

Zannediyorlar ki ‘DEVA Partisi’ne salon vermezsek kongrelerini yapamayacaklar’. Rüyanızda görürsünüz. Hiçbir yer vermeseler gider park alanında toplanırız, on binleri toplar kongremizi yaparız. Dik duracağız.

Erdoğan çıktı ne dedi? Dinlerken kulaklarıma inanamadım, tekrar dinledim. Aç kaldık diyenlere ‘Vicdansızlık yapma, dürüst ol’ diyor. Aç yatan insana ‘Sen aç değilsin’ diyor. Üstüne de hakaret ediyor. Yahu arkadaş, sen gel de şu üniversite yurtlarında bir kap çorbayla öğün geçiştirmeye çalışan öğrenci kardeşlerimize açlığı bir sor bakalım. Ayda 2500 lira maaşla geçinmeye çalışan, ekmek kuyruklarında bekleyen emeklilerimize bir sor bakalım. Beştepe’den ahkam kesmek kolay.İşsiz kalan, borcu borçla kapatmaya çalışan vatandaşlarımıza açlığı bir sor.

“Kutuplaşma sona ermesin diye ellerinden geleni yapıyorlar”

Bu iktidar, özellikle son dönemde, yaşam tarzı üzerinden ülkede gerginlik çıkarmak için olağanüstü bir çaba göstermeye başladı. Ülke normalleşmesin, kutuplaşma sona ermesin diye ellerinden geleni yapıyorlar. Konserleri yasaklıyorlar. Hatta önce onay verip sonra iptal ediyorlar. Gençlerin, üniversitelilerin bahar şenliklerini engelliyorlar. Sadece kendilerinin propaganda aracı haline gelmiş TRT’nin vergisini artırıyorlar.

Bazı ürünlerin vergilerini astronomik şekilde artırıyorlar. Vergi değil, adeta ceza. Olacak şey mi yahu? Bütün bunlar hesapsız kitapsız yapılan işler değil. Bakıyorlar destek hızla azalıyor. En iyi bildiklerini yapıyorlar. En iyi bildikleri; düşman üretmek, toplumu birbirine düşürmek, kutuplaştırmak. ‘Kutuplaştırırsak seçimi belki alabiliriz’ diye düşünüyorlar. Siz bu seçimi kazanmayı rüyanızda göreceksiniz. Bu ülkede, insanları yaşam tarzına, dinledikleri müziğe, konuştukları dile göre ayırmaya çalışan herkesle bütün gücümüzle mücadele edeceğiz. Gerilime müsaade etmeyeceğiz.

Özellikle dış güvenlik meselelerinde, bu ülkenin yarınlarıyla ilgili alınacak kritik, stratejik, önemli kararlarda mutlaka diğer siyasi partilerle istişare içinde olmak zorundalar artık. ‘Kardeşim yetki ve mühür bende, aklıma geleni yaparım’, yok öyle yağma. Siz ne yapacağınızı seçime kadar daha çok anlatmak zorundasınız. Hele sınır ötesi operasyon gibi çok önemli, stratejik konularda siyasi partileri bilgilendirmek, bunun gerekçesini, meşruiyetini anlatmak zorundasınız. Eğer ‘Ekonomik kriz berbat, dolar 16 lirayı geçmiş, milletin dikkatini başka bir yere çekeyim. Ekonomik krizin üstünü daha büyük bir krizle örteyim’ diyorsanız, bunun vebalinden kurtulamazsınız. Anlatmak zorundasınız.

“Rövanş isteyenler avucunu yalayacak”

Gücü ele geçirenin zayıfı ezdiği bir Türkiye’ye bir daha asla dönmeyeceğiz. Rövanş isteyenler, çivi çiviyi söker diyenler avcunu yalayacak. Kusura bakmasınlar. Kızgınlığı anlıyoruz, öfkeyi anlıyoruz. Ancak devletin, her türlü yanlışa, her türlü hukuksuzluğa, her türlü suça karşı hukuk içinde kalarak mücadele vermesi gerektiğini en iyi bilenlerdeniz.

Bu dönemde suça karışanlar var mı? Var. Hukuka aykırı davrananlar var mı? Var. Bunların tamamı bağımsız ve tarafsız yargının önüne gidecekler, hesaplarını verecekler. Bu yine hukuk ve adalet içinde olacak. Türkiye’yi asla öfkeye teslim etmeyeceğiz.

Kadınların 1968 yılından bu yana üniversite kapılarında verdikleri hak mücadelesinin şahidiyim. Yaşayanıyım. Bu mücadelenin hakkın zaferiyle sonuçlanmasında emeği olanlardanım. Bugün onur duyuyorum. Gönül isterdi ki bu kadar gecikmeseydi. Keşke o keyfi engeller bu kadar uzun sürmeseydi. Yasalara rağmen, hala, ülkemizde etnik, dini, mezhep, cinsiyet gibi nedenlerle yapılan ayrımcılıkları da görüyoruz, biliyoruz. Tüm ayrımcılıkları ortadan kaldırdığımızda hep beraber amacımıza ulaşacağımızı ve asıl o gün mutlu olacağımızı biliyorum.

Türkiye’nin tüm prangalarını sökeceğiz. 21. yüzyılın dünyasına yakışmayan, her seferinde patinaj yaptıran kavgaları tarihin çöplüğüne atacağız. Kürt meselesini de Alevi meselesini de çözüp inşallah önümüze bakacağız. Hepsini hak ve hukuk temelinde çözeceğiz. İşte o zaman dünya bizi gerçek gücümüzle konuşacak. Dünya Türkiye’yi üretimiyle, teknolojisiyle, tarımıyla, ihracatıyla, zenginliğiyle, refahıyla konuşacak. Dünya Türkiye’yi, adalette, hukukta, insan haklarında, demokraside gerçekleştirdiği ilerlemeyle anacak.

Koskoca milleti resmen faizzede yaptılar. Ülkenin en büyük faizcisi oldular. Başakşehir’den Beştepe’ye sesleniyorum. Sayın Erdoğan; sizinle iyi kötü bir hukukumuz oldu. Benden size eski bir dost tavsiyesidir: Sakın bundan sonra faizle mücadele ettiğinizi söylemeyin, başınız öne eğilir.Milletin parasını neden faize gömdüğünüzü sorarlar, önünüze bakmak zorunda kalırsınız. Cevap veremezsiniz.

“Buzluğa et değil ekmek koymak kader değildir”

İnsanca yaşamak lüks değildir. Üç kuruş para biriktirip bir hafta tatil yapmak lüks olamaz. Bir karpuzu dilim yerine bütün almak lüks olamaz. İnsanların buzluğa et değil, ekmek koyması kader değil. Hele hele elektronik eşyaları hiç saymıyorum. Akıllı telefon, bilgisayar, oyun konsolunu hiç saymıyorum. İnsanlar paha biçilmeyen eser gibi bakıyor.

İnsanlar bizim dönemimizde kredi çeker araba alırdı, ev alırdı, düşük taksitlerde öderdi. Şimdi ise insanlar günlük ihtiyaçlarını karşılamak, yağ almak için kredi çekiyorlar. Krediyle ekmek alıyorlar. İnsanlar neredeyse içtiği çayın parasını kredi kartıyla ödemeye kalkıyor. Sayın Erdoğan; milleti aldatmayı bırakın. İnsanların karnını yalanlarınızla doyuramazsınız.

Bunlar, döviz krizini de borç krizini de patlattılar. Sonra da krizleri bu milletin kucağına bıraktılar.Çiller’e bile rahmet okuttular. Ülkeyi borç-faiz sarmalına soktular. Partili, taraflı cumhurbaşkanının ilk icraatı ne oldu? Merkez Bankası’nın yıllardır biriktirdiği dövizi arka kapıdan cayır cayır yaktı. Damatla el ele verip yaptı. Tam 130 milyar dolar. Koskoca Cumhuriyet tarihinde Hazine’nin 95 yılda yaptığı borcu 2 senede ikiye katladılar.

Hepimizin gözü önünde sağlık sistemi çöküyor. Alınamayan randevuların, konulamayan teşhislerin, yapılamayan ameliyatların, bulunamayan ilaçların, göç eden hekimlerin, temizlenmeyen hastane tuvaletlerinin ülkesi olduk. ‘Ben imza atmasaydım olur muydu?’ diyor. Marifet tek imzadaysa at bir imza da sağlık sistemini düzelt bakalım.”

“DEVA Partisi kazanan tarafta olacaktır”

Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçmenlerine de seslenen Babacan şunları söyledi: “Sayın Erdoğan’ın artık yazacak yeni bir hikayesinin kalmadığını en iyi sizler biliyorsunuz. Ben de sizlerin tertemiz duygularınızın eksilmediğini, hiçbir zaman eksilmeyeceğini biliyorum. ‘28 Şubat karanlığını üstümüzden alsın’ dediğiniz insanların, 28 Şubatçılarla beraber yol yürümesinden ne kadar rahatsız olduğunuzu biliyorum.

Yoksullaşmaya layık olmadığınızı biliyorum. Gelin hakkı, adaleti, huzuru herkes için hep birlikte isteyelim. Gelin yepyeni bir birliktelikle umut olalım. En kısa zamanda bu iktidarın irili ufaklı ortaklarıyla zaten vedalaşacağız.  Sokakta herkes seçimi bekliyor. Herkes değişim istiyor. DEVA Partisi kazanan tarafta olacaktır. Gelin, DEVA Partisiyle hep beraber kazanalım. Biz hiçbir zaman ‘Oldum’ demeyeceğiz. Dinleyerek, öğrenerek, genişleyerek yolumuza devam edeceğiz.”

Paylaşın

Altılı Masanın Liderlerinden ‘Türkiye’nin Masası’ Paylaşımı

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi liderlerinin oluşturduğu 6’lı masanın dördüncü toplantısı Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun ev sahipliğinde 29 Mayıs Pazar günü yapılacak.

Toplantısı öncesi 6 genel başkan sosyal medya hesaplarından “Memleket Sevdası, Türkiye’nin Masası” ifadelerini içeren bir video paylaştı.

Videoda masa yapan bir dede ile torunu arasındaki şu diyalog geçiyor:

  • Torun: Yordun kendini, değecek mi girdiğin zahmete?
  • Dede: Değer. Bak gör, ortaya ne çıkacak?
  • Torun: Ne uğraşıyorsun? Dışarıda hazırı var.
  • Dede: Hiçbir şey emek verdiğin kadar kıymetli değildir. Hem o dışarıda satılanların olayı ambalaj, içleri yaramaz.
  • Torun: Altı üstü bir masa Allah aşkına…
  • Dede: Güzel kızım, maddeye manayı veren insandır. Ahşap basittir ama bize hep tek bir şeyi hatırlatır: bir ağacı ve köklerini… Yani, birlikteliğimizi. Bu masa buranın masası ama hepimizin masası olacak. Sadece bugünü düşünürsek ‘altı üstü bir masa’, senin önünde uzun bir hayat var. Bu masada çözeceğiz ne sorun varsa. Güzel günlerde de dertte ve tasada da aile olarak bu masa etrafında paylaşılacak emeğimiz. Sadece kendini değil, hepimizi düşünürsen işte masa o zaman masa olacak.

“Birlikte kazanacak, birlikte başaracağız”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, videoyu, “Türkiye’nin masası” notuyla paylaştı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ise paylaşımında, “Bu masada ülkemizin problemlerini çözmeye ve insanımızın yüzünü güldürecek adımları atmaya kararlıyız. Birlikte kazanacak, birlikte başaracağız” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Altılı Masadan ‘Seçim Güvenliği’ Çalışması

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi temsilcilerinin katıldığı ‘seçim güvenliği komisyonu’ dördüncü defa toplandı.  Son 1 ayda 4 toplantı yapan komisyonun, 2023 seçimleri öncesinde yol haritası da netleşti.

Komisyonun ilk iki toplantısında çalışma grubunun görev alanları ve çalışma yöntemleri belirlenirken, son iki toplantıda çalışmalar 4 ana başlık ile 24 alt maddede toplandı.

Buna göre 4 ana başlık; seçim takvimi açıklanana kadar yapılacak çalışmalar, seçim takvimi açıklandıktan sonra seçime kadar yapılacak çalışmalar, seçim günü yapılacak çalışmalar ve seçim sonrası yapılacak çalışmalar olarak belirlendi.

Gazete Duvar’dan Müzeyyen Yüce’nin haberine göre; seçim öncesi yürütülecek çalışmalar kapsamında, seçmen kütüklerinin oluşumu, seçim kurullarının yapısı, kurul üyeleri, parti temsilcileri, sandık kurullarının başkanları, avukatların belirlenmesi, sandık görevlilerinin eğitimi gibi alt maddeler ele alındı.

Seçim günü yapılacak çalışmalar ise sandık güvenliğini kapsıyor. Buna göre ıslak imzalı tutanaklar, sandık sonuç tutanakları, oy pusulalarının güvenliği üzerinde çalışmalar yürütülecek.

Seçim sonrasında yapılacak çalışmalar ise daha çok itiraz süreçleriyle ilgili olacak. Altılı masanın oluşturduğu komisyon, seçim sonrasında usule aykırılık, itiraz süreçleriyle ilgili aşamalar için planlama yapacak. Komisyon, ilerleyen süreçlerde şu ana kadar belirlediği ana ve ara başlıklar üzerinden çalışmalarını sürdürecek, maddeleri genişletecek.

Komisyonda seçim günü sandık güvenliğini sağlamak, veri akışını ortak bir havuz aracılığıyla takip edecek bir sistem kurmak da gündeme geldi. Altı siyasi parti, bu konuda şu ana kadar hazırladıkları çalışmalarla ilgili sunum yaptı.

Son toplantıda sözkonusu çalışmaların ortak bir program haline getirilmesi kararlaştırıldı. Buna göre altı siyasi partinin veri akışına erişebileceği bir mobil uygulama oluşturulması planlanıyor. Partilerin bilgi işlem sorumluları tarafından altyapısı hazırlanacak olan uygulamayla seçim gecesi sağlıklı veri akışının sağlanması öngörülüyor.

Önümüzdeki günlerde yapılacak toplantılarda konuyla ilgili çalışmalar genişletilecek. Siyasi parti temsilcilerine göre bu seçimde sandık güvenliği hususunda bir şüphe olmayacak.

Paylaşın

CHP, Kılıçdaroğlu’nun Adaylığı İçin Hangi Stratejileri İzliyor?

Güçlendirilmiş parlamenter sistem masasında yer alan CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi ve Demokrat Parti lideleri, Pazar günü Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun ev sahipliğinde dördüncü kez bir araya gelecek.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, seçim güvenliği, geçiş sürecine ilişkin yasal ve anayasal değişiklikler ile geçiş sürecinin temel ilkeleri üzerine çalışan komisyonda yapılan çalışmaların yanı sıra, ittifak seçenekleri ve aday belirleme takvimine ilişkin de görüş alışverişinde bulunulması bekleniyor.

Masada, somut bir ittifak modeli veya aday isminin belirlenmesi beklenmiyor. Ancak, Muhalefet kulislerinde, Kurban Bayramı sonrasında açıklanması güçlü olasılık olarak seslendiriliyor.

6’lı masa toplantılarında ilk tur görüşmeler, Temmuz ayı başında, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun evsahipliğiyle tamamlanacak.

6’lı masanın en kritik konularının başında ise “cumhurbaşkanı adayının kim olacağı” geliyor. Halen Millet İttifakı içinde yer alan ve seçim işbirliği iradesini de bu yönde ortaya koyan CHP ve İYİ Parti kulisleri oldukça hareketli.

CHP, adaylık stratejisi çalışıyor

Kılıçdaroğlu’nun adaylığı konusunda kararlı görünen CHP yönetimi, stratejisini de “kazanacak aday” olması üzerine kuruyor ve bu konuda kamuoyu anketleri dahil yoğun bir çalışma yürütülüyor.

CHP yöneticileri, Kılıçdaroğlu’nun “ortak aday” olmasına neredeyse kesin gözüyle bakarken, İYİ Parti daha temkinli.

CHP’liler, kendileri dahil, masada yer alan siyasi partilerin “kaç genel müdürlük alacağı, kaç milletvekili çıkaracağının” tartışma konusu olmayacağını, bütün partilerin hedefinin sistemi değiştirmek olduğunu, bu hedef etrafında, birçok alanda sıkıntıların aşılacağı görüşünde.

‘Endişeli olanlar Aleviler ve CHP tabanı’

6’lı masa içinde yer alan siyasi partiler, Kılıçdaroğlu’nun “geçiş sürecini, tarafsız olarak yönetebilecek” olduğu konusunda hemfikir.

Ancak endişeler, CHP liderinin “seçilip seçilemeyeceği” ve özellikle muhafazakar seçmenin CHP’li bir adaya oy verip vermeyeceğinde odaklanıyor.

Kimi yorumcular, Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği nedeniyle, iktidar tarafından bu durumun aleyhine kullanacağını düşünüyor.

CHP yöneticilerin verdiği bilgiye göre, partiye gelen kamuoyu anketleri tersini söylüyor.

Bu anketlere göre, toplumun büyük kesimi, “kimlik” konusunda bir çekince görmüyor, ancak alevi kesimlerde ve CHP tabanında, “dezavantaj” olacağı endişesini taşıyanlar daha fazla.

CHP’li bir parti yöneticisi, endişenin Kılıçdaroğlu’nun kimliği nedeniyle seçilemeyeceğinden kaynaklandığına işaret ederek, “Aleviler, Kılıçdaroğlu’na oy verir mi, verir. CHP tabanı verir mi verir. Dolayısıyla, biz bunu, adaylığı aleyhine bir durum olarak görmüyoruz” görüşünü dile getiriyor.

İmamoğlu 1 puan önde

CHP, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına olan ilgiyi, hem düzenli olarak kendi yaptırdığı hem de kendilerine gelen kamuoyu anketleri ile ölçmeye çalışıyor.

Kamuoyu anketlerinin büyük bölümünde, Erdoğan’ın seçilme şansı olmadığı savunulurken, farkın yüzde 9’lara kadar çıktığı iddia ediliyor.

Doğu ve Güneydoğu’da Kılıçdaroğlu’na desteğin yüksek olduğu belirtilirken, Türkiye genelinde, İmamoğlu’nun oy oranı, Kılıçdaroğlu’nun 1 puan üzerinde görünüyor.

Ancak, yapılan ölçümlerin İmamoğlu’nun, sonrasında yaptığı açıklamalarla tepkilere neden olan Karadeniz gezisi öncesine ait olduğuna da dikkat çekiliyor.

CHP kaynakları, “6’lı masa Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karar verdiğinde, İmamoğlu ve Mansur Yavaş da çıktı, ‘Genel Başkanımızı destekliyoruz, adayımızdır’ dedi. Bu oyları daha da artırır. O nedenle biz, Kılıçdaroğlu’nun aday gösterilmesi halinde seçileceğinden endişe duymuyoruz” yorumunu yapıyor.

‘Aday, bayram sonrası açıklanabilir’

Merak edilen bir başka konu ise adayın “ne zaman” açıklanacağı.

CHP’de bu konuda iki görüş öne çıkıyor.

Bazı parti yöneticileri, “adayın bir an önce açıklanarak, kafa karışıklığına son verilmemesi” gerektiğini savunurken, bir bölüm de adayın yıpratılmaması için “olabildiğince geç” açıklanması gerektiğini savunuyor.

Ancak bu konudaki karar vericinin “6’lı masa olacağına” sık sık vurgu yapılırken, CHP’de, “büyük ihtimalle Kurban Bayramı sonrasında netleşebileceği” görüşü seslendiriliyor.

Kılıçdaroğlu, parti rozetini çıkaracak mı?

Güçlendirilmiş parlamenter sistem önerisinde “tarafsız ve sembolik” bir cumhurbaşkanı tanımlanmasına karşın, sistem değişene kadar seçilen cumhurbaşkanının parti kimliğini bırakıp bırakmayacağı da tartışılıyor.

CHP kurmayları, Kılıçdaroğlu’nun “seçilir seçilmez parti rozetini bırakmaktan yana” olduğunu, ancak seçimden hemen sonra partinin kurultay sürecine girmesinin sıkıntı yaratabileceğine işaret ediyor.

Bazı parti yöneticileri de en azından daha rahat bir sürede kurultayın yapılabilmesi için 5-6 aylık bir süre boyunca genel başkan olarak da kalması gerektiğini savunuyor.

Ayrıca, geçiş sürecinin devamında, parlamenter sisteme geçilmesi halinde bir seçime gidileceğine dikkat çekilerek, “Diyelim ki, İmamoğlu da ‘genel başkan olmak istiyorum,’ dedi ve seçildi. O zaman o da seçimde başbakan adayı olarak yarışacak. Öbür yandan Akşener de ‘başbakan olmak istiyorum,’ diyor. Bütün bu süreçleri çok doğru koordine etmemiz gerekir ve bu da 6’lı masanın işi” deniliyor.

İYİ Parti: Adaylığı, 6’lı masanın ‘evet’ diyeceği şekilde olur; kazanır

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in hedefini “başbakanlık” olarak koyarak, cumhurbaşkanlığı adaylığından çekilmesi CHP’nin elini rahatlatmıştı.

Kılıçdaroğlu’nun “dürüst, tarafsız ve geçiş sürecini en iyi yönetecek” isim olduğu İYİ Parti’de genel kabul görüyor.

Ancak, “seçilebilirlik” koşulu, en önemli kriter olarak geçerliliğini sürdürüyor. İYİ Parti kurmayları, aday belirlenirken, sadece anketlere değil, süreci doğru yönetip yönetmeyeceği ve cumhurbaşkanlığını “en fazla farkla” kazanacak aday olmasının da kendileri için ölçü olacağını belirtiyor.

6’lı masada da değerlendirmenin böyle yapılacağı da İYİ Parti tarafında ifade edilen bir diğer konu.

Parti kulislerinde yaygın görüş, Akşener’in Kılıçdaroğlu ile karşılıklı güven ilişkisine karşın, aday belirlenirken, “reel politikaya” uygun davranacağı vurgulanıyor.

Bir parti yöneticisi, Akşener’in baştan beri ortak aday çıkarılmasından yana tavır aldığını anımsatarak, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına hangi koşullarda destek verileceği ise şu sözlerle ifade ediyor:

“Kemal bey aday olacaksa, Akşener’in ve masanın ‘evet’ diyeceği şekilde olur. Yani görülür ki kazanacak. Diyelim ki gözükmüyor, o zaman kimse evet demez ve o zaman yeni formüller veya kim kazanacak görünüyorsa, o isim masaya gelir.”

Seçimin kiminle farklı kazanılacağı da İYİ Parti’nin cumhurbaşkanı adaylığı için önemli kriterlerin başında geliyor.

“Ucu ucuna”, yani yüzde 51’le kazanacak adayın seçim sonuçlarına ilişkin tartışmaları da beraberinde getireceğine işaret edilerek, “Adayın potansiyeline bakılır. Demiyoruz ki, yüzde 65 oy alacak olan bir isim aday olsun. Ama mesela yüzde 53’lük bir oy oranı ile seçilmek, ülkeyi rahatlatır, siyaseti dengeler. Adaylık rüzgarı, oy oranını daha yukarı taşıyabilir” görüşü dile getiriliyor.

Akşener nasıl başbakan olacak?

6’lı masada yer alan siyasi partilerin liderlerinin, seçimin kazanılması halinde geçiş süreci hükümetinde nasıl rol alacakları siyasi kulislerde en çok konuşulan konulardan.

Akşener’in hedefini “başbakanlık” olarak açıklaması nedeniyle, “başkanlık sistemi”nde bunun nasıl olacağına ilişkin formüller de tartışılıyor.

İYİ Parti’de bu konuda netleşen görüş, seçimin kazanılması halinde, “fiili parlamenter sistemin” uygulanması yönünde.

Bir parti yöneticisi, öngördükleri sistemi şöyle anlatıyor:

“Mevcut sistemde cumhurbaşkanının yetkilerini bir bölümünü cumhurbaşkanı yardımcısına devredebileceğini öngörüyor. Dolayısıyla seçilecek cumhurbaşkanı da bu şekilde yetkisini devredebilir.

“Zaten önceden yapılmış bir protokol çerçevesinde cumhurbaşkanının yetkileri tanımlanacak. Bu protokole göre anayasa değişiklikleri yapılacak. Tanımlandığı için, bakanlar kurulunun atanması ve yürütme göreviyle ilgili görevlerini, birinci partinin genel başkanına verebilir. Yani koalisyon benzeri bir görev paylaşımı olabilir.”

Paylaşın

Babacan: Devlet De Millet De Borca Batmış Durumda

Partisinin il başkanları toplantısında konuşan DEVA Lideri Babacan, “Devlet de millet de borca batmış durumda. Merkez Bankası bile borçlu, Merkez Bankası. Ülkenin para basan kurumu borca batar mı? Net döviz pozisyonu eksi 60 milyar doların dahi altına düşmüş” dedi.

Haber Merkezi / Babacan, konuşmasının devamında, “Dışarıdan swap anlaşmalarıyla aldıkları 60 milyar dolarlık borç dövizi de arka kapıdan sata sata tükettiler. Tam bir mirasyedi. Şimdi sıkıştılar. Ekonomide deniz tükendi. Hazıra dağ dayanmaz” ifadelerini kullandı.

Babacan, ayrıca, “Ülkemiz şu anda ciddi bir yol ayrımında. Korku mu, umut mu? Depresyon mu, mutluluk mu? Açlık mı, zenginlik mi? Baskı mı, özgürlük mü? Otokrasi mi, demokrasi mi? Evet, biz işte tam da demokrasiyi seçeceğimiz bir yol ayrımındayız şu an. Çünkü, Türkiye 84 milyonluk bu büyük ülke tek bir kişinin küçük dağarcığı tarafından yönetilemez. Türkiye tek bir görüşten insanların öbeklendiği bir iktidar tarafından da yönetilemez” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Ankara’da partisinin il başkanları toplantısında konuştu. Partisinin Gaziantep’teki ilk mitingini değerlendiren Babacan’ın gündeminde ekonomi, borç krizi, geçiş süreci, tweet nedeniyle açılan soruşturma tartışması ve TTB’nin 29 Mayıs mitingi vardı. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Devlet de millet de borca batmış durumda. Merkez Bankası bile borçlu, Merkez Bankası. Ülkenin para basan kurumu borca batar mı? Net döviz pozisyonu eksi 60 milyar doların dahi altına düşmüş. Dışarıdan swap anlaşmalarıyla aldıkları 60 milyar dolarlık borç dövizi de arka kapıdan sata sata tükettiler. Tam bir mirasyedi. Şimdi sıkıştılar. Ekonomide deniz tükendi. Hazıra dağ dayanmaz.

“Oyunu görüyoruz, kimse millete ağır bedeller ödetmeye kalkmasın”

Ekonomi dışındaki alanlarda kendilerine yeni maceralar arıyorlar. ‘Acaba ekonomi dışındaki bazı alanları istismar edip ekonomik durumun üzerini kapatabilir miyiz’ derdine düştüler. Biz bu oyunu gayet iyi görüyoruz. Bununla ilgili daha söyleyeceğimiz çok şey var. Zamanı gelince hepsini konuşacağız. Kimse bu milleti aldatmaya çalışmasın. Kimse bu millete ödettirdiği bedelin ve yanlışların üzerini kapatmak için daha ağır bedeller ödetmeye kalkmasın.

Biz, kriz çözmeyi biliriz. Biz, ülke yönetmeyi biliriz. Milletimiz de bizim bu işi iyi bildiğimizi bilir. Biz, bu ülkede iki büyük ekonomik krizi çözen bir ekibiz. Avrupa Birliği sürecinde, hukuk, adalet, insan hakları, özgürlükler ve demokrasi konusunda sessiz devrimi gerçekleştiren insanlarız. Ülkede yaşayan herkesin yaşam standartlarını yükselten, millî gelirimizi dörde katlayan bir ekibiz.  Ayinesi iştir kişinin. Lafa bakılmaz. Bu krizi 6 ayda çözeriz. Bu iş bizde.

Hem önümüzdeki seçime hem de sonraki seçimlere damgamızı vuracağız. Partimizi bir seçimlik kurmadık. Sadece meclis ve cumhurbaşkanlığı seçimleri için hazırlanmıyoruz. 2024 yerel seçimleri için de bugünden hazırlanıyoruz. O seçim günleri geldiğinde Türkiye haritasını maviye boyayacağız. Şehir şehir, ilçe ilçe kazanacağız.

“Bu millet bizi iktidara yakıştırıyor”

Halkımız kararların istişareyle alınmasını istiyor. Dürüst ve liyakatli kadroların iş başında olmasını istiyor. Biz buna talibiz. Bunu en iyi yapacak kadro biziz. Partimizi kurduk kuralı milletimize hizmet etmekten başka hiçbir amaç taşımadık, taşımıyoruz. Bu millet bizi iktidara yakıştırıyor. Başka bir yere değil. Biz bu yola muhalefet olmak için değil, iktidar olmak için çıktık.

Hiçbir zaman ‘Oldum’ demeyeceksiniz. Dinleyen, öğrenen ve herkesi kucaklayan bir anlayışla çalışmalarınızı sürdüreceksiniz. DEVA Partisi, görülmeyen insanları gören, duyulmayan insanları duyan tek siyasi partidir. Türkiye’nin yarınlarını biz inşa edeceğiz. Seçimleri biz kazanacağız.DEVA Partisi’yle geniş kesimleri iktidara taşıyacağız.

Seçimleri kazandıktan sonra ise ülkemizi asla öfke ve rövanş ortamına teslim etmeyeceğiz. Hiç merak etmeyin hır gür çıkmayacak, kaos olmayacak. Huzur ve barış içerisinde, tereyağından kıl çeker gibi bir iktidar değişikliği olacak. Kazanılmış hakları sonuna kadar koruyacağız. Hiç kimsenin helal tek bir lokması bile elinden alınmayacak.

Bu dönemde kendilerini yasalar önünde, denetimler karşısında sıkıntıya sokacak işlere bulaşmış bir avuç insan olabilir. Onlar da yaptıklarının karşılığını bağımsız ve tarafsız yargının önünde öderler. ‘Çivi çiviyi söker’, ‘Bunlar yıllarca bunu yaptı, biz de onların haklarından gelmek için şunu yaparız’ yok. Hukuk devletine yakışan; her türlü hukuksuzlukla hukuk içinde kalarak mücadele vermektir.

“Millet yaşamak için borçlanıyor”

Millette nakit kalmıyor. Kimse ay sonunu getiremiyor. Herkes ihtiyaç kredisi, kredi kartı borcu sarmalına girdi. Haftalık borç istatistiklerine göre kredi ve kredi kartı borçları son bir haftada 132 milyar lira artmış. Toplam borç 5 trilyon 776 milyar 995 milyon liraya çıkmış. Altı sıfırı atmamış olsak 5 kentilyon. İnsanlar günlük ihtiyaçlarını karşılamak için geliri ile gideri arasındaki farkı borçlanarak kapatıyor. Her ay borç ekleyerek geçimini sürdürüyor. Millet yaşamak için borçlanıyor. Çocuğu okula aç gitmesin diye borçlanıyor.

İçi boş baklavayı gösterdiler, yetmedi. İçi boş tost, içi boş benzin deposunu gösterdiler, yetmedi.Şimdi de içi boş tweet istiyorlar. İfade özgürlüğü; en temel özgürlük. En temel hak. Biz, ifade özgürlüğü konusunda çok netiz. Düşünceyi ve ifadeyi özgürleştireceğiz. İktidara geldiğimizde kimsenin tweet atarken elleri titremeyecek. Sosyal medya paylaşımını fav’ladı, like’ladı diye kimsenin kapısında ertesi sabah polis belirmeyecek. Teminatı da hukuk olacak. Biz kimsenin haksız yere adliye koridorlarında sürünmesine razı olmayacağız.

“Engellemelere rağmen Gaziantep’i salladık”

Geçtiğimiz cumartesi günü Gaziantep’te partimizin ilk mitingini gerçekleştirdik. İktidarın türlü türlü oyunlarına, türlü türlü engellemelerine rağmen on binlerce vatandaşımızla Gaziantep’i salladık. Zorluklar, zahmetler çıkarmaya çalıştılar. Evelallah her birinin üstesinden geldik.

Miting vaktinden 2 saat evvel çektikleri drone görüntülerini alelacele basına servis ettiler. Daha miting vakti gelmemiş, insanlar yavaş yavaş sahaya gelmeye başlamış. O dronu miting başladıktan sonra uçursalar da görseydik. Yapamadılar. Göreceği tablodan korktular. Önce mitingin ayak seslerinden korktular. Miting olduğunda da elleri ayaklarına dolaştı.

Pazar günü Yenimahalle İlçe Teşkilatımızın bir başka programa da engelleme girişimleri oldu. Yenimahalle muhtarlarımızın da katılacağı bir programdı. Arkadaşlarımız muhtarlarımızı davet ettiler. Muhtarlarımız da ‘Geleceğiz’ dediler. Programı ilan ettik. Gece yarısı bir anda Kaymakamlığın aklına muhtarlarımızı bir muhtar-bürokrat toplantısına davet etmek geldi.  Durdular, muhtarlarımızın taleplerini dinlemek tam da o akşam akıllarına geldi. Ayıp… Sen iktidarı ele geçirip, devletin bütün imkanlarını tek bir partiye, tek bir partinin teşkilatlarına, tek bir partinin mensuplarına kullandırırsan, bu adalet değildir.”

Babacan, Türk Tabipleri Birliği’nin 29 Mayıs’ta miting yapmak için başvuru yaptığı Ankara Valiliği’nden 1 aydır yanıt alamamasını şu sözlerle eleştirdi:

“İktidar partisinden değilsen eylemin yasaklanıyor diye. Demokrasi tek ses değildir. Demokrasi tüm meslek örgütlerinin, sivil toplumun, tüm milletin, tek bir partiyi veya tek bir kişiyi düşünmesi değildir. Şu yoldan bir çekilin kenara. Demokratik haklarını kullanmak isteyen insanların önüne geçmeyin.”

Paylaşın

Ali Babacan: Ortak Aday İçin Ekonomi Programı Şart

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA Partisi) Genel Başkanı Ali Babacan, Türkiye’de parlamenter sisteme geçiş açısından anahtar niteliğindeki gelecek seçimlerde altı muhalefet partisince gösterilecek olası Cumhurbaşkanı adayının, ekonomi başta olmak üzere ortak mesajlar vermesi gerektiğini söyledi.

Ankara milletvekili kimliğiyle siyasete başladığı Adalet ve Kalkınma Partisi’nde, 3 Kasım 2022 sonrasındaki hükümetlerde ekonomiden sorumlu bakanlık görevleri ardından muhalefet partisi lideri konumundaki Babacan, yol ayrılığı yaşadığı Cumhurbaşkanı ve AKP Lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısındaki olası ortak Cumhurbaşkanı adayı için ortak ekonomi programı oluşturmak gerektiği görüşünde. DEVA Partisi olarak muhalefet cephesindeki altılı masada, ortak Cumhurbaşkanı adayında uzlaşılmasını önemsediklerini vurgulayan Babacan, ortak Cumhurbaşkanı adayı tarafından ise kamuoyuna vaatler verilebilmesi açısından mutlaka “geçiş süreci yol haritası” kapsamında, ekonomi programı gibi konularda uzlaşılması gerektiği düşüncesinde.

Ortak aday olmazsa Cumhurbaşkanlığı için aday olacak

DEVA Lideri Babacan, beraberinde eşi Zeynep Babacan’la birlikte Gaziantep’te ilk kitlesel mitingi sonrasında bir grup basın mensubuyla sohbet etti. Babacan, muhalefet cephesinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile birlikte iktidar değişimi hedefiyle yürütülen altılı masa girişimine ilişkin soruları yanıtladı.

VOA Türkçe’den Yıldız Yazıcıoğlu’nun haberine göre, Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu’nun emek verdiği müzakere sonucunda altılı masa fotoğrafında DEVA Partisi’nin yer aldığını kaydeden Babacan, şimdi en önemli başlıklardan birisini “geçiş süreci yol haritası” olarak gördüğünü söyledi. Bunun müzakeresinde DEVA Partisi adına Yeneroğlu’nun masada olduğunu anımsatan Babacan, gelecek dönemde TBMM’de milletvekili mi yoksa Cumhurbaşkanı Yardımcılığı’nı mı hedeflediği yönündeki soruya karşılık “Geçiş sürecinin yol haritası netleştikten sonra o dönemin nasıl bir dönem olacağını anlayacağız. Altılı masada amacımız ortak aday çıkartmak. Olur da bir uzlaşma olmazsa o zaman benim adaylığım milletvekili listelerinden değil, Cumhurbaşkanlığı olacak. Süreç bittiğinde partimizin yetkili kurullarını toplayarak karar veririz. Altılı masayı da önemsiyoruz. Zaman gösterecek” dedi.

“Ortak aday konusunda da ortak bir niyet var ama konuşacağız, edeceğiz. Ortak adayın iyi olacağını da en başından beri en çok savunanlardan biriyim” diyen Babacan, altılı masa açısından “Hedef o ama hedefe ulaşamayabiliriz” diye ekledi. Eğer altı parti mutabakatıyla aday belirlemezse o zaman kendi adaylığını işaret ettiği gözlemlenen Babacan, “Bugüne kadar partimiz içinde Cumhurbaşkanı adaylığıyla ilgili bir değerlendirme yapmadık ve bunun erken olduğunu düşündük. Altılı masada mutabakat sağlanmazsa, partimizin teşkilatlarına genel başkandan başkasını aday olarak kabul ettirmek zor olur herhalde” ifadesini kullandı.

“Altı partiyle düşüncesi örtüşmüş bir aday ile yürümeliyiz”

Türkiye’nin en önemli sorunu ekonomi olarak ön plana çıktığı için bu konuda altılı masada ortak program yönünde müzakere yapılmasıyla ilgili soru üzerine Babacan, “İster ekonomi olsun, ister dış politika, eğitim, göç gibi böyle önemli konular olsun, biz bu konuların hepsinin 6 siyasi parti tarafından ortak çalışılması gereken konular olduğunu hep söylüyoruz. İlk 12 Şubat toplantımızda da söyledim, Mart sonunda benim ev sahipliği yaptığım toplantıda söyledim, Nisan ayında Demokrat Parti’nin ev sahipliğinde yapılan toplantıda da söyledim. Birçok alanda ortak çalışma gerekir. İlkeler ve hedefler arasından bir söylem birliği gerekir diye de hep söyledim. Bu bizim parti olarak da görüşümüz” dedi. Babacan, “Bence şart ve yapmamız gerekiyor. Başka türlü güven oluşturmakta güçlük çekeriz. Ortak cumhurbaşkanı adayı da çok güçlük çeker. Her şeyi soracaklar, ne diyecek? Mesela özelleştirmeyi soracaklar değil mi ne yapacaksınız diye? Yap İşlet Devret’leri soracaklar, ne yapacaksınız diye. Şimdi ortak aday ne desin? Mesela şu anda bir ortak adayımız olsa, herkes yığılacak soracak, ne desin, diyeceği hiçbir şey yok yani. Ya bilmiyorum, sormam lazım diyecek. E ben bilmiyorum, sormam lazım, diyen bir cumhurbaşkanı adayıyla nasıl seçime gideceksiniz yani? Ben bilmem partiler bilir gibi yani. Olmaz yani. Bizim oraya kararlı, güçlü, ortak çalışılmış, her şeyiyle donanmış, brifinglerini almış, 6 partiyle düşüncesi örtüşmüş bir adayla yürüyüp devam etmemiz lazım seçime. Eğer ortak aday olacaksa, olmayacaksa zaten o zaman başka bir şey” diye ekledi.

“Yabancı yatırımcılar ekonomi programı soruyor” mesajı

DEVA Partisi’nin ekonomi başta olmak üzere eylem planlarıyla altı masada müzakereye hazır olduğunu kaydeden Babacan, “Diğer partiler de çalışmalarını koyarlar, o çalışmalar ortaklaştırılmaya çalışılır. Ortak payda bulunduğu anda da o ortak payda da ortak söylem olur. Mesela ekonomi diye sorduğunuz için söylüyorum; Merkez Bankası’nın bağımsızlığı konusunda farklı düşünen parti var mı, yok. O zaman bunu çıkıp açıklayalım, Merkez Bankası bağımsız olmalı diyelim mesela. En az 10 tane, 20 tane en az biz başlık buluruz. Bu 10 tane, 20 tane ana başlığı söylediğiniz zaman da işin yüzde 80-90’ını bir çerçeve içerisine koymuş olursunuz. Kaldı ki son dönemlerde bizim artan bir tempoyla, zaten partimiz kuruldu kurulalı hep devam ediyor ama uluslararası yatırımcılarla çok yoğun bir görüşme trafiği var bizim. Daha son bir ay içinde yaptığımız toplantıya 100’den fazla fon yöneticisi katıldı. Dünyanın en büyük fonları bunlar yani korkunç bir rakam ediyor yönettikleri para açısından. Dünyanın en büyük bankası, dünyanın en büyük fonu münferiden geldi gitti son 1 ay içerisinde. Dünyanın en büyük bankasının risk yönetiminin başındaki kişi çıktı geldi, neler neler soruyorlar, her şeyi didik didik ediyorlar. Ağırlıklı olarak yeni yönetimin ekonomi politikasını soruyorlar artık. Mevcut yönetim artık bitiyor, bunu görüyorlar. Dolayısıyla bütün yatırım planlamalarını, Türkiye’de yapılacak iş planlamalarını artık yeni kurulacak hükümetle ilgili sorular sorup, öyle belirlemeye çalışıyorlar. Ben bunu 2001’de yaşamıştım, 2002 seçimlerinde hatta. Yani o dönem üçlü koalisyon kriz derken, bizim yaptığımız temaslarda o zaman AK Parti belli ki iktidara yürüyordu. Ve bizim ekonomi politikamızı herkes çok soruyordu o zaman. Hatırlarsanız, ben o zaman ben İstanbul’da, Boston’da, Newyork’ta Londra’da roadshowlar yaptım, finans çevreleriyle buluştum. Dedim ki bizim partimizin resmi politikası budur, eğer seçilirsek yapacaklarımız budur. Ve onlar çok etkili oldu. Şu anda ben aynı ortamı seziyorum. Hatta ben yetişemediğim zaman bizim İbrahim Çanakçı görüşüyor. Dolayısıyla artık uluslararası yatırımcılar projektörleri bir sonraki hükümetin ekonomi politikasına çevirmiş durumda” diye konuştu.

Gelecek seçimler Türkiye için kritik olmasına rağmen ortak Cumhurbaşkanı adayı ve gelecek program konusunda halen kamuoyuna güçlü mesaj verilemediği algısına ilişkin soru üzerine Babacan, “Ortak Cumhurbaşkanı adayı olmasını en çok vurgulayan insanlardan biri olmam, bu işi ne kadar Türkiye meselesi olarak önemsediğimizi gösteriyor. DEVA Partisi tamamen kendi partisine odaklandı, kendi çıkarını düşünüyor denilemez. Öyle değil yani. Tam tersi. Bizim münferiden başarılı olmamız Türkiye’nin çıkarınadır. DEVA ne kadar münferiden başarılı olursa yükselirse bu Türkiye’nin menfaatinedir” görüşünü aktardı.

Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği: Eşit vatandaşlıkta bunlar tartışılmamalı

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun son olarak İstanbul – Maltepe mitinginde Cumhurbaşkanlığı adayı gibi konuştuğuna ilişkin soru üzerine Babacan, “Altılı masaya oturan her partinin genel başkanı doğal bir Cumhurbaşkanı adayı zaten. Aksi takdirde iddiası olmayan bir parti oturmuş oluyor masaya değil mi? Ortak adaysa, altı partinin mutabakatını gerektiren bir husus. Sayın Kılıçdaroğlu da ‘Aday olmak isterim ama altı partinin de desteği olursa’ diyor” yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu’nun olası adaylığıyla ilgili mezhebi aidiyeti nedeniyle Erdoğan karşısında seçilemeyeceği tartışmasına ilişkin soruya karşılıksa Babacan, “Bu dönemde herhangi bir vatandaşımızın cumhurbaşkanı adayı olup olmamasıyla alakalı, etnik, mezhebi, dini inançla ilgili konuları gündeme getirmekten ben hicap duyarım açıkçası, kendim adıma. Bugünün Türkiye’sinde eşit vatandaşlık burada esassa, bunların tartışma konusu yapılmaması lazım. Doğru olmaz” diye konuştu. Bu konuda “muhafazakar tabanda hassasiyet var” iddiasına ilişkinse Babacan, “Biliyorsunuz siyasetçiler tabii ki tabanları önemser. Ama ideal hedefleri olmalı siyasetçilerin ve bu ideal hedefleri konusunda politika, söylem üretmeleri gerekir. Aksi popülizm olur. Bugün bir siyasetçi çıkıp da vay onun kökeni şudur mezhebi şudur falan derse, bu ucuz siyaset olur. Türkiye’nin artık bu basamağı geçmiş olması lazım” dedi.

“Bunu DEVA Partisi yönetiminde konuşuyor musunuz?” sorusu üzerine de Babacan, “Ben, benim olduğum ortamlarda bunun tartışılmasını arzu etmiyorum. İfade özgürlüğü olabilir ama genel başkanın olduğu ortamda bunlar kurumsal sürecin işletilmesini gerektirir ben o kurumsal süreci işletirim” açıklamasını yaptı.

Babacan, CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Karadeniz gezisiyle ilgili ise “CHP’nin kendi içinde değerlendireceği bir konu” diyerek bu konuda DEVA Partisi’nin yorum yapmayacağını söyledi.

TBMM seçimleri için altılı masada ittifak nasıl şekillenecek?

DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, Genel Seçimler yani TBMM’deki milletvekili dağılımı açısından “Açıklayıp da kendimizi bağladığımız en önemli husus, ‘Kendi listemizle seçime gireceğiz, vatandaşlar oy pusulasını açtığında DEVA partisini görecek, bizi destekleyenler damlanın altına oy atacak.’ Onun haricinde altılı masa, ittifak da başka işbirliği de oluşturabilir” mesajını ise yineledi.

“Altılı masa içindeki partilerle ayrı işbirliği modelleri gelişirse onları da değerlendiririz. Biz kapıları kapatmış değiliz” diyen Babacan, ancak DEVA Partisi’nin sadece gelecek seçime odaklanmadığını belirtti.

Paylaşın