“AK Parti Başörtüsü Teklifini Geri Çekiyor” İddiası

“Depremden sonra ülkenin gündemi ve öncelikleriyle birlikte siyasetin gündemi de değişti. Seçime üç aydan az bir zaman kalmışken, gerginliği ve kutuplaşmayı körükleyen bazı yaklaşımlardan da imtina ediliyor. Bunlardan biri de başörtüsü meselesi…

AK Parti grubunda yapılan değerlendirmede başörtüsüne anayasal güvence getiren teklifin, Genel Kurul’a getirilmemesi kararlaştırıldı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda, TBMM gündemine getirilecek öncelikli konular belirlenirken, başörtüsü meselesi kapsam dışında bırakıldı. Bu süreçte, yeni bir gerginliğe ve kutuplaşmaya yol açacak bu düzenlemede AK Parti ısrarcı olmayacak.”

Habertürk yazarı Bülent Aydemir, AK Parti’nin başörtüsü teklifini gündeme getirmeyeceklerini yazdı. Bülent Aydemir’in bugünkü köşe yazısının ilgili kısmı şöyle:

“Depremden sonra ülkenin gündemi ve öncelikleriyle birlikte siyasetin gündemi de değişti. Seçime üç aydan az bir zaman kalmışken, gerginliği ve kutuplaşmayı körükleyen bazı yaklaşımlardan da imtina ediliyor. Bunlardan biri de başörtüsü meselesi…

AK Parti grubunda yapılan değerlendirmede başörtüsüne anayasal güvence getiren teklifin, Genel Kurul’a getirilmemesi kararlaştırıldı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda, TBMM gündemine getirilecek öncelikli konular belirlenirken, başörtüsü meselesi kapsam dışında bırakıldı. Bu süreçte, yeni bir gerginliğe ve kutuplaşmaya yol açacak bu düzenlemede AK Parti ısrarcı olmayacak.

Başörtüsüne anayasal güvence getiren ve evlilik birliğini tanımlayan anayasa değişikliği kanun teklifi, depremden önce TBMM Anayasa Komisyonu’nda kabul edilmişti. Teklifle, Anayasa’nın 24’üncü maddesine, bazı hükümler ekleniyor. Buna göre, temel hak ve hürriyetlerin kullanılması ile kamu veya özel kesim tarafından sunulan mal ve hizmetlerden yararlanılması, hiçbir kadının başının örtülü veya açık olması şartına bağlanamayacak.

Teklif, evlilik birliğini, “Ancak kadın ile erkeğin evlenmesi ile kurulabilir” şeklinde yeniden tanımlıyordu.

Türkiye yaralı bir şekilde seçime gidiyor. Ulusça kenetlenmemiz, birlik ve beraberlik içinde olmamız gereken bir süreçten geçiyoruz. Halkın hissiyatı böyleyken, siyasetin de bundan uzak kalması beklenemez.

En azından ulusal meselelerde birlik ve beraberlik sergilenmesi, gerginliğe yol açacak yaklaşımlardan uzak durulması bütün toplumun beklentisi…

Umarım, bu dönemde benzer adımlar atılmaya devam edilir…”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

“Cumhur İttifakı Seçimde Ortak Liste Çıkarabilir” İddiası

Cumhur İttifakı’nı oluşturan AK Parti ve MHP’nin 14 Mayıs’ta yapılması planlan seçimlerde bazı kentlerde ortak liste çıkarılabileceği konuşuluyor. Bu değişiklikte MHP’nin düşen oylarının etkili olacağı savunuluyor.

Millet İttifakı’ndan farklı olarak Cumhur İttifakı’nın iki önemli bileşeni AK Parti ve MHP 2018 seçimlerinde 81 ilde ayrı listeler çıkarmıştı.

Gazete Duvar’ın Duvar Arkası bölümünde yer alan habere göre, Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yeni bir gelişme olmazsa 14 Mayıs’ta yapılması planlanıyor. İktidardan muhalefete tüm partiler Cumhurbaşkanlığı seçimine kilitlenmiş olsa da Meclis seçimleri de büyük önem taşıyor.

Millet İttifakı’nda hedef “parlamenter sisteme geçiş” vaadi dolayısıyla en az 360 milletvekili çıkarmak. Bunun için de tüm partilerden temsilcilerin katıldığı bir komisyon çalışmaya başladı. Komisyonun en yüksek sayıda milletvekilini çıkarmak için yaklaşık 40 kentte ortak liste hazırlığı içinde olduğu biliniyor.

“Hangi ilde nasıl bir ortak liste ile seçime girmek doğru olur?” sorusuna en iyi yanıtı vermek için çalışan komisyon için Cumhur İttifakı’nın atacağı adımlar da önemli. AK Parti ve MHP 2018 seçimlerinde 81 ilde ayrı listeler çıkarmıştı.

Ama bu seçimde Millet İttifakı’nın planladığı gibi Cumhur İttifakı partilerinin de bazı kentlerde ortak listeler çıkarılabileceği konuşuluyor. Bu değişiklikte MHP’nin düşen oylarının etkili olacağı savunuluyor.

“Muhalefet seçimler ertelensin derse şaşırmayın”

Kahramanmaraş merkezli 11 kentte büyük yıkım ve can kaybına yol açan depremin ardından başlayan “seçimlerin ertelenmesi” tartışması şimdilik bitmiş görünüyor.

İddialara göre Cumhur İttifakı, erteleme seçeneğini değerlendirdi, ancak ne yasal ne de siyasi açıdan faydalı olmayacağını gördüğü için seçimlerin daha önce duyurulduğu gibi 14 Mayıs’ta yapılması kararını değiştirmedi.

İktidar mensuplarına göre seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılmasının “hızla yaraların sarılması, konut inşaatlarının başlaması, yardımların yapılması” gibi siyasi açıdan iktidara bir dizi de avantajı olacak. Öyle ki bazı AK Partili siyasetçiler “Muhalefet seçimler ertelensin derse şaşırmayın” iddiasında bulunuyor.

Paylaşın

AK Parti’de Seçim Sloganı Değişiyor: Türkiye’yi Birlikte İnşa Ediyoruz

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan Merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler sonrası 14 Mayıs’ta yapılması planlanan genel seçimlerin ne zaman yapılacağı tartışmaları sürüyor.

Ancak gelinen noktada daha çok seçimlerin 18 Haziran’da yapılması yaklaşımı daha öne çıkarken, AK Parti’de ise ‘Yeter söz milletindir’ olarak belirlenen seçim sloganının yerini ‘Türkiye’yi birlikte inşa ediyoruz’ sloganının alacağı ileri sürüldü.

Uluslararası haber ajansı Reuters, AK Partili yetkililerle yapılan görüşmeler sonucu partide seçim tarihi olarak 18 Haziran görüşünün ağırlık kazandığını ve depremlerden sonra yeni seçim sloganının “Türkiye’yi birlikte inşa ediyoruz” şeklinde olacağını öne sürdü.

AK Partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamasıyla 14 Mayıs’ta yapılması planlanan genel seçimlerin Maraş ve Hatay merkezli depremler sonrası ne zaman yapılacağı tartışmaları sürüyor.

İngiltere merkezli uluslararası haber ajansı Reuters’a konuşan AK Parti’den üst düzey bir yetkili, “Seçim tarihinin ertelenmesi görüşü yerine seçimin zamanında yer alması görüşü öne çıkmış durumda” dedi.

“Şu anda 18 Haziran’da seçimin yapılması görüşü ağırlık kazandı” diyen yetkili, “Bu konuda detaylı değerlendirmeler yapıldı. Depremzelere yönelik inşaat çalışmaları da başlıyor. Kaybedilecek zaman yok” ifadelerini kullandı.

Seçim tarihi

Bir hükümet yetkilisi ise, seçim için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin görüşeceğini belirterek, iki parti arasında bazı temaslar olduğunu, nihai kararın liderler tarafından verileceğini ifade etti.

“Seçim için daha önce açıklanan 14 Mayıs, normal tarih olan 18 Haziran ve kasım ayına ertelenmesi gibi alternatifler üzerinde duruluyordu” diyen yetkili, şunları kaydetti:

“Ancak gelinen noktada daha çok seçimlerin 18 Haziran’da yapılması yaklaşımı daha öne çıkmış durumda… Büyük ihtimalle 18 Haziran’da seçim konusunda mutabakat sağlanması büyük olasılık.”

AK Parti’nin seçim sloganı değişiyor

Yine Reuters’a konuşan bir başka hükümet yetkilisi ise, AK Parti’de seçim sloganının değişeceğini ifade etti.

“Kayıplar çok ağır ancak o tarihe kadar en azından fiziki olarak bile olsa bir miktar depremin izlerinin silinip insanların oturabileceklerini görecekleri inşaatlar yükselmeye başlayacak” diyen yetkili, şöyle devam etti:

“Daha önce ‘Yeter söz milletindir’ olarak belirlenen sloganın yerini ‘Türkiye’yi birlikte inşa ediyoruz’ sloganı alacak.”

Paylaşın

Hükümet Kalıcı Konutlar İçin Neden Aceleci?

Türkiye Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli büyük depremlerin şokunu henüz atlatamamış ve depremzedelerin ihtiyaçları tam olarak karşılanamamış iken hükümet kalıcı konutlar için neden acele ediyor?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Tıpkı şehir merkezlerimiz gibi köylerimizi de bir yıl içinde ayağa kaldırmayı hedefliyoruz. Bir yıl içerisinde kalıcı konutları yetiştireceğiz ve vatandaşlarımızı yerleştireceğiz” demişti.

Siyaset bilimci Berk Esen’e göre bu acelenin ve Erdoğan’ın açıklamalarındaki motivasyonun arkasında yaklaşan seçimler olduğu kadar aynı zamanda rejimini ayakta tutabilme çabası bulunuyor.

Kalıcı konutlara bu kadar erken başlanması en başta depremzedeler olmak üzere seçmenler nezdinde istenen olumlu sonucu yaratır mı?

Berk Esen, buna şu aşamada net bir yanıt vermenin zor olacağını söyleyerek seçim tarihi, siyasi aktörlerin nasıl davranacağı, muhalefetin politikaları, ekonomik krizin gidişatı gibi farklı değişkenlere dikkat çekiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gaziantep’te depremden etkilenen bölgeler için kalıcı konut yapımına ilişkin bilgi vererek “Önümüzdeki ay içinde toplam 200 bin konutun inşası için ilk kazmayı vuracağız. Deprem bölgesindeki 11 ilimizde konut ve köy evi olarak Mart ayında inşasına başlayacağımız hane sayısı 270 bini bulacaktır. İlerleyen aylarda tespitlere göre tüm deprem bölgesinde bu sayıları tekrar belirleyeceğiz” dedi.

Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada ise depremden etkilenen bölgelerin bazılarında toplamda 1.797 konutun inşasına dün itibarıyla başlanacağını belirterek “Mart ayında deprem bölgelerinin tamamında inşa ve ihya faaliyetlerimize başlayacak bu büyük felaketin izlerini ortadan kaldıracağız” dedi.

Ancak şehir plancıları bu kadar erken hareket edilmesinin sakıncalarına dikkat çekiyor. Siyaset bilimciler ise bu adımlardaki hızı AKP’nin yaklaşan seçimlere yönelik yatırımı olarak değerlendiriyor.

Felaketin izleri hemen kalkar mı?

Depremden etkilenen yerleşim yerlerinin toplam nüfusunun yaklaşık 13,5 milyon olduğu tahmin ediliyor. Deprem bölgesinde 123 şehir (10 il merkez yerleşimi ve 113 ilçe merkez yerleşimi) ve coğrafyaya dağınık halde 6 bin civarı da köy bulunduğu belirtiliyor.

Depremzedelerin güvenli konut alanlarına bir an önce erişmelerinin en temel beklenti olduğunu belirten TMMOB Şehir Plancıları Odası, “Yapılması gerekenler bellidir ve belirli bir program dâhilinde mümkün olan en kısa sürede, ancak bilim, teknik ve şehircilik ilkelerinden taviz vermeden gerçekleştirilmesi durumunda doğru sonuca ulaşabilmemiz mümkün olacaktır” uyarısında bulunuyor.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in sorularını yanıtlayan Şehir Plancıları Odası Genel Sekreteri Ayhan Erdoğan, halen enkaz kaldırma çalışmalarının tamamlanmadığını, depremzedelerin geçici olarak kalacakları çadır ve konteyner ile ilgili sorunların da çözümlenemediğini belirterek konutlardan önce öncelikli olması gerekenleri şöyle anlatıyor:

“Birincisi halen artçı depremler devam ediyor ve bölge beşik gibi sallanıyor. İkincisi enkaz kaldırma çalışmaları tamamlanmadı, hâlâ göçük altında yurttaşlarımız var. Üçüncüsü depremzedelerin nitelikli barınma koşullarına henüz erişemediğini görüyoruz. Konteyneri geçtim çadıra dahi erişim çoğu yerde mümkün değil.”

Depremden ağır etkilenen Hatay’da iki gün önce meydana gelen yeni depremlerde 6 kişi yaşamını yitirmişti.

Geçici barınma alanlarının da nitelikli olması gerektiğini ve bütün afetlerde ilk olarak nitelikli bir şekilde geçici barınma alanlarını kurmak şeklinde oturmuş bir uygulama bulunduğunu söyleyen Ayhan Erdoğan, bu sayede kalıcı konutlar inşa edilinceye kadar zaman kazanılacağını ve yurttaşların mağdur olmayacağını belirtiyor.

Şehir plancısı Erdoğan, “Bizde ise şu anda bu süreç tam tersi ilerliyor. Nitelikli barınma koşullarına ulaşamayan binlerce yurttaş var ama biz gidip doğrudan kalıcı konut yapmaya çalışıyoruz” diye konuşuyor.

“Mülkiyet sınırları yeniden belirlenmeli”

Bu arada jeologlara göre 6 Şubat’taki depremlerde fay hatlarının kırılması ile farklı bölgelerde tahmini olarak 3-7 metre aralığında yer kaymaları da oldu.

Erdoğan, bu tespiti hatırlatarak bunun kalıcı konutlarla ilgili yönünü şöyle aktarıyor:

“Bu bölgelerde kaymalar nedeniyle mülkiyet sınırları değişmiş durumda. Yani mesela sizin bir tapunuz var, o tapunun yeri değişti. Haritaların tamamının değişmesi lazım ki üzerine tekrardan bir şey yapılabilsin. Bunlar da zaman alan şeyler.”

Uzmanlar deprem bölgelerinde kalıcı konutların inşası için öncelikli zemin etütlerinin çok iyi yapılması gerektiğine işaret ederek aynı zamanda gerekli tüm bilimsel etütlerin yapılmasının ardından fay hatlarına uzaklık, depreme dayanıklı malzemeler ve doğru inşaat teknikleri gibi çok sayıda parametrenin iyi hesaplanması gerektiğini vurguluyor.

Erdoğan, tüm bu etütlerin bilimsel olarak tamamlanmasının zaman alacağını söyleyerek “Diyelim ki siz muhteşem bir performans sergilediniz. Bir yılda 200 bin konut inşa ettiniz. Bunu başarmış olsanız dahi ürettiğiniz mekâna kent denilemez. Kent çünkü sadece konutlardan oluşmuyor. Böyle bir yer en fazla yatakhane olabilir” yorumu yapıyor.

Dünyanın hiçbir yerinde afet sonrası şehirleri yeniden ayağa kaldırmak ve kalıcı barınma yerleri inşa etme işinin böyle yapılmadığını belirten Erdoğan, “Bu süreç maalesef böyle bir afetten hiçbir şekilde ders alınmadığını gösteriyor” diyor.

Peki Türkiye büyük depremlerin şokunu henüz atlatamamış ve depremzedelerin ihtiyaçları tam olarak karşılanamamış iken hükümet kalıcı konutlar için neden acele ediyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tıpkı şehir merkezlerimiz gibi köylerimizi de bir yıl içinde ayağa kaldırmayı hedefliyoruz. Bir yıl içerisinde kalıcı konutları yetiştireceğiz ve vatandaşlarımızı yerleştireceğiz” demişti.

Siyaset bilimci Berk Esen’e göre bu acelenin ve Erdoğan’ın açıklamalarındaki motivasyonun arkasında yaklaşan seçimler olduğu kadar aynı zamanda rejimini ayakta tutabilme çabası bulunuyor. Esen bunu şöyle açıklıyor:

“Şu ana kadar AKP iktidarı iki sac ayağı üstünde gidiyordu. Biri kendisine destek veren, sürekli kaynak dağıttığı ve nemalandırdığı ekonomik bir elit. İkincisi de kaynak dağıtarak yanlarında tuttukları kadrolar ve seçmenler. AKP’nin bu iki grubu elinde tutmak için kullandığı ve daha çok inşaata dayalı, doğal kaynakları sömüren bir ekonomik modeli vardı. Deprem bir dış şok olarak rejimi vurdu ve ağır sarstı. Şu an ise aslında Erdoğan aynı model ile buna cevap vermeye çalışıyor.”

Hükümetin yardım kampanyaları ve dışardan gelen desteklerce ciddi bir para topladığını söyleyen Esen, şu an yeni inşaat projelerine yatırılacak milyarlarca liralık bir fonu bulunduğunu ve bunun da “bazılarının ağzını sulandırabileceğini” kaydediyor.

Esen, Erdoğan’ın bu rantı kendisine destek veren ekonomik elitlere dağıtarak sac ayağının birincisini yanında tutmaya çalışacağını ifade ederek ikinci sac ayağı olan seçmenlere yönelik olası söylemi ise şu sözlerle anlatıyor:

“Seçmenlere de gidip ‘Evet, evinizi kaybettiniz ama bir yıl zaman verin, durumu toparlayacağım. O esnada da size yardım dağıtacağım, kira yardımı yapacağım. Ailesinde ölenler varsa 100 bin lira yatıracağım’ diyor. Onlara öyle bir kaynak dağıtım sözü veriyor. Bu zaten AKP’nin modeli. Yani seçim kazanmak ilk istekleri ama bence genel olarak bu rejimin ayakta kalmasının gerekleri.”

Seçmenler ikna olur mu?

Peki kalıcı konutlara bu kadar erken başlanması en başta depremzedeler olmak üzere seçmenler nezdinde istenen olumlu sonucu yaratır mı?

Esen buna şu aşamada net bir yanıt vermenin zor olacağını söyleyerek seçim tarihi, siyasi aktörlerin nasıl davranacağı, muhalefetin politikaları, ekonomik krizin gidişatı gibi farklı değişkenlere dikkat çekiyor.

Seçimlerin normal zamanında olması durumunda 18 Haziran’da yapılması gerekiyor. Ancak Cumhur İttifakı’nın deprem öncesindeki tutumu tarihin erkene çekilmesi ve 14 Mayıs’ta yapılmasıydı. 6 Şubat’taki depremin ardından ise Mayıs ya da Haziran’a ilişkin kesin bir sonuç bulunmuyor.

Esen, bunun AKP için çok ağır bir darbe olduğunu ve bunu kim reddediyorsa yanlış bir analiz yapacağını söyleyerek “Bir grup seçmeni yine de etkileyecektir. Ama o grup ne kadar büyük ve Erdoğan’ın seçilmesine yetecek kadar büyük mü? Bunlar bende şu an için soru işareti” yorumu yapıyor.

Deprem benzeri büyük felaketler sonrası bu afetin sorumluluğunun kime atfedildiğinin önemli olduğunu belirten Esen, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Bu afet Allah’tan mı geldi? Belediye başkanından mı yani yerel yöneticiden mi geldi? Yoksa Erdoğan’dan mı geldi? Otoriter rejimlerde lider kendisinden bu sorumluluğu mümkün olduğunca uzakta tutabiliyor. Ancak bu aktif bir süreç ve bu uzak tutma işini bir noktaya kadar yapabilirsiniz.”

Esen’e göre süreç içinde muhalefetin birlik olarak seçmenlere alternatif çözümler sunabilmesinin de büyük önemi bulunuyor.

Paylaşın

Erdoğan, Depremlere Rağmen Seçimler İçin 14 Mayıs Tarihinde Israrcı

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremler sonrası gözler seçimlerin yapılacağı tarihe çevrildi. ABD merkezli Bloomberg, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile AK Parti’den üst düzey isimlerin geçtiğimiz hafta bir araya geldiğini yazdı.

“Erdoğan, depremlere rağmen seçim tarihinde ısrarcı” başlıklı habere göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve parti yetkilileri, seçim takvimini konuşmak üzere bir toplantı düzenledi.

Konu hakkında bilgi sahibi olduğu belirtilen kaynaklar, ‘depremlerin ardından seçimleri ertelemenin artı ve eksilerinin tartışıldığını’ dile getirdi. Bloomberg’de yer alan haberde, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ölümcül depremin ardından yeniden inşaat çalışmalarını hızlandırmayı ve daha önce açıkladığı seçim takvimine bağlı kalmayı planlıyor” denildi.

’18 Haziran hala masada’

Bloomberg’e konuşan kaynakların aktardığına göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile AK Parti yetkilileri, daha önce belirlenen 14 Mayıs tarihine bağlı kalmakta karar kıldı. Ancak söz konusu görüşmede, 18 Haziran tarihine dönüşün de ‘hala masada olduğu’ belirtildi.

Seçimlerin ertelenmesi ve depremlere öncelik verilmesinin, krizin çözülmesi için zaman kazandıracağını söyleyen kaynaklar, Erdoğan’ın yeniden inşa çalışmalarına hızlı bir başlangıç yapmayı ve seçim takvimine bağlı kalmayı ‘bir güç göstergesi olarak gördüğünü’ dile getirdi. Ayrıca, Erdoğan’ın ‘seçimden kaçmaya çalıştığı izlenimi vermek istemediği’ belirtildi.

Paylaşın

AK Partili Kurmaylar: Seçimler 14 Mayıs’ta Yapılabilir

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremler sonrası seçim tarihinde değişiklik olup olmayacağına ilişkin tartışmaların AK Parti’nin yönetim organlarında da değerlendirildiği biliniyor.

AK Partili kurmaylar, seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılmasının önünde bir engel olmadığını, Yüksek Seçim Kurulu’nun deprem bölgesinde yürüteceği çalışmaların ardından seçimlerin yapılabileceğini, bunun yollarının bulunduğunu kaydetti.

Takvimin sıkışması halinde ise 18 Haziran’ın da bir seçenek olarak önlerinde durduğunu kaydeden yetkililer, seçimlerin 18 Haziran’dan sonra yapılmasının yasal olarak da mümkün olmadığını ifade etti.

Yasalaşması beklenen tüm teklifler ve komisyon çalışmaları için seçimlere kadar yeterli süre bulunduğunun altını çizen kurmaylar, biraz daha yoğun bir mesai ile Meclis’in seçimlerden önce tüm çalışmalarını tamamlayabileceğini kaydetti.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre, Maraş merkezli 11 kenti etkileyen, on binlerce kişinin ölümüne yol açan depremin ardından başlayan “seçimlerin ertelenmesi” tartışmasında AK Parti’de genel eğilim belirlendi. Ertelemenin yasal olarak mümkün olmadığını vurgulayan AK Partili kurmaylara göre depremden önce işaret edilen 14 Mayıs’ta seçim yapmanın önünde bir engel yok, ancak takvim sıkışırsa 18 Haziran da değerlendirilecek.

İlk gündem EYT

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) büyük yıkım ve ölüme yol açan depremlerin ardından 3 hafta ara verdiği çalışmalarına 28 Şubat’ta başlayacak. AK Parti Grup Yönetimi gelecek hafta çalışmaya başlayacak TBMM Genel Kurulu gündemini ve takvimini belirledi. Yapılan planlamaya göre ilk iş “depremin ardından gündemden çıkar mı” endişelerine neden olan ‘Emeklilikte Yaşa Takılanlarla’ ilgili düzenleme olacak.

Edinilen bilgiye göre AK Parti grubu, EYT teklifinin yasalaşmasının ardından “Deprem Araştırma Komisyonu” kurulmasını gündeme getirecek. Bu komisyonun kurulması için muhalefetle de uzlaşı arayacak.

Başörtüsü teklifi

Meclis’in EYT düzenlemesinden sonra “Bazı alacakların yapılandırılmasına ilişkin kanun teklifi”ni ele alması bekleniyor. Vergi dairelerine olan tüm borçları yeniden yapılandırma kapsamına alan; vergi cezaları, trafik, askerlik, nüfus, köprü, otoyol kaçak geçiş cezalarını da içeren teklif çok sayıda kişiyi ilgilendiriyor.

AK Parti ve MHP’nin oylarıyla Meclis Anayasa Komisyonu’ndan geçen başörtüsüne ilişkin anayasa değişiklik teklifinin seçimden önce gündeme alınıp alınmayacağı ise netlik kazanmadı. AK Partili kurmaylar bu konuda net bir karara varmadıklarını, bir toplantı daha yaparak son bir değerlendirmede bulunacaklarını ifade etti.

Seçimler

Art arda yaşanan iki depremden sonra seçim tarihinde değişiklik olup olmayacağına ilişkin tartışmaların AK Parti’nin yönetim organlarında da değerlendirildiği biliniyor. AK Partili kurmaylar, seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılmasının önünde bir engel olmadığını, Yüksek Seçim Kurulu’nun deprem bölgesinde yürüteceği çalışmaların ardından seçimlerin yapılabileceğini, bunun yollarının bulunduğunu kaydetti.

Takvimin sıkışması halinde ise 18 Haziran’ın da bir seçenek olarak önlerinde durduğunu kaydeden yetkililer, seçimlerin 18 Haziran’dan sonra yapılmasının yasal olarak da mümkün olmadığını ifade etti.

Yasalaşması beklenen tüm teklifler ve komisyon çalışmaları için seçimlere kadar yeterli süre bulunduğunun altını çizen kurmaylar, biraz daha yoğun bir mesai ile Meclis’in seçimlerden önce tüm çalışmalarını tamamlayabileceğini kaydetti.

Bu arada AK Parti’de yaklaşan seçimler için kurulan Strateji Ekibi’nin çalışmalarına “deprem” de eklenecek. AK Partili bir yetkili “Normal bir seçim kampanyası yapmak mümkün değil. Önce afet bölgesinin toparlanması sonra afete karşı adımlar atmamız lazım” değerlendirmesinde bulundu.

Paylaşın

Murat Yetkin Yazdı: Erdoğan’ın Deprem Kaynaklı Seçim Taktiği Değişikliği

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin siyasi alandaki yansımaları belirginleşmeye başladı. Gazeteci Murat Yetkin, “Erdoğan taktik değiştiriyor: seçime düşen depreme sarılır” başlıklı dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

Murat Yetkin, YetkinReport’taki yazısında deprem felaketinin ardından AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim öncesi taktik değiştirdiğini belirtti.

Erdoğan’ın taktik değiştirme gerekçelerini; “Türkiye’nin gündeminin artık deprem olması”, “depreme müdahalede dağınıklık”, “dış güçler söyleminin çökmesi”, “AK Parti teşkilatındaki hasar” ve “Seçim bütçesindeki açık” olmak üzere beş maddede sıralayan Murat Yetkin, yazısında şu değerlendirmede bulundu:

“Erdoğan’ın seçime giderken deprem kaynaklı taktik değişikliğinin riski hayli yüksek bir girişim olduğu söylenebilir. Kazanma ihtimali yok değil ama bu kadar dağınıklık ve beceriksizlik ardından ters teperse ağır kaybedebilir.

Bu riskli ve iddialı taktik, hakaret ve defter tutma tehditleriyle yüklü üslup beraberinde medya üzerindeki siyasi baskının artması anlamına da gelecek gibi.

RTÜK’ün CHP’li üyesi Okan Konuralp, 22 Şubat toplantısında Kurul’daki AK Parti-MHP çoğunluğunun başta Fox TV, HaberTürk, Halk TV ve Tele-1 olmak üzere deprem sonrası yardım çalışmalarındaki eksiklikleri de gösteren, bina kalitelerini sorgulayan kanallara ve internet yayınlarına ceza yağdırmaya hazırlandığını duyurdu.

Dün akşam saatlerinde Ekşi Sözlük’ün yayınları durduruldu. Gelişmeler giderek artma eğilimindeki bir sertleşmeye işaret ediyor.”

Son resmi rakamlara göre can kaybı 42 bin 310’a yükseldi

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerde, 42 bin 310 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Kahramanmaraş, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Adana, Adıyaman, Osmaniye, Hatay, Kilis, Malatya ve Elazığ’dan toplam 448 bin 18 vatandaşın tahliye edildiği bildirildi.

Bölgede AFAD, PAK, JAK, JÖAK, DİSAK, Sahil Güvenlik, DAK, Güven, İtfaiye, Tahlisiye, MEB, STK’lar ve uluslararası arama kurtarma personelinden oluşan toplam 14 bin 740 personelin görevini sürdürdüğü kaydedildi.

Ayrıca afet bölgesinde toplam 13 bin 700 aracın kullanıldığı belirtildi.

Açıklamada bölgede 301 bin 289 çadır ile 6 bin 375 konteynerin kurulumunun yapıldığı, toplamda 3 milyon 354 bin 316 battaniyenin sevk edildiği, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 78 bin 500 kişiye ayrıca geçici barınma hizmeti sağlandığı söylendi.

Bölgede toplam 375 mobil mutfak, 86 ikram aracı, 40 mobil fırın ve 361 hizmet aracının görev yaptığı, 55 milyon 785 bin 367 sıcak yemek, 9 milyon 487 bin 845 çorba, 13 milyon 465 bin 878 kumanya ve paketli gıda, 27 milyon 59 bin 350 su, 60 milyon 377 bin 166 ekmek, 3 milyon 189 bin 954 içecek dağıtımı yapıldığı belirtildi.

Ayrıca deprem bölgesinde 497 bin 93, deprem bölgesi dışında 201 bin 151 olmak üzere toplam 698 bin 244 kişiye psikososyal destek verildiği de bildirildi.

Paylaşın

“Arınç’ın Açıklamalarından Erdoğan’da Rahatsız” İddiası

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Bülent Arınç’ın Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından, “seçimlerin ivedilikle ertelenmesi gerektiğini” ve “savaş hali dışında olmazmış. Ayet-i kerime mi var?”, açıklamalarından rahatsız olduğu öne sürüldü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Her seferinde aynı hikâye. Neden sürekli konuşuyor?” dediği iddia edildi.

Kahramanmaraş merkezli deprem felaketi sonrası bazı iktidar çevreleri “seçimi erteleme” tartışması başlatırken, konuya bir açıklamayla dahil olan Bülent Arınç’tan AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın rahatsız olduğu öne sürüldü.

Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç seçimlerin “ivedilikle” ertelenmesi gerektiğini savunmuş ve “Anayasa’nın ayet olmadığını” ifade etmişti. Arınç’ın açıklamalarına tepki gösteren muhalefet ise seçimin zamanında yapılması gerektiğini vurgulamıştı.

Hürriyet’ten Ebru Karatosun’un haberine göre Cumhurbaşkanı  Erdoğan başkanlığında çarşamba günü yapılan MYK toplantısında, Bülent Arınç’ın sözleri de gündeme geldi.

Kulis haberine göre toplantıda Erdoğan’ın, Bülent Arınç’a açıklamaları nedeniyle tepki göstererek, “Her seferinde aynı hikâye. Neden sürekli konuşuyor?” dediği iddia edildi.

Bülent Arınç ne demişti?

10 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından “seçimlerin ivedilikle ertelenmesi gerektiğini” söyleyen ve açıklaması tepki çeken eski TBMM Başkanı ve Cumhurbaşkanı İstişare Kurulu Üyesi Bülent Arınç, “Savaş hali dışında olmazmış. Ayet-i kerime mi var?” demişti.

Arınç, “Ben haziranda olamayacağını düşünerek, bu teklifi yapıyorum. Benim söylediğim şu, Anayasa değişikliğini Meclis yaparsa istediği tarihi koyabilir. Uzlaşmayla olması lazım. Ama sonraki gelişmeler de bu yolu kapatanların üstünden olur. Ben söylemiş olayım” diye konuşmuştu.

Paylaşın

Kulis: AK Parti Ve MHP Seçimlerin Ertelenmesine Sıcak Bakmıyor

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremler sonrası gözler seçim tartışmalarına çevrilmiş durumda. Edinilen bilgilere göre seçimin ertelenmesi olasılığına hem AK Parti hem de MHP sıcak bakmıyor.

Bu eğilimde “Yüksek Seçim Kurulu sahip olduğu kapasite, olanaklar, alacağı ek önlemlerle sorunlara çare üretebilir”, “anayasal sınırları zorlamak meşruiyet tartışmasına neden olur”, “seçim ötelendikçe yaşanacak olumsuz tablo seçmen nezdinde oy düşüşünü artırabilir” gibi teknik, hukuki ve siyasi değerlendirmelerin etkili olduğu belirtiliyor.

Kahramanmaraş merkezli, 10 ilde büyük can kaybı ve yıkıma yol açan depremin ardından seçimlerin ertelenme olasılığı tartışılıyor. AK Parti’de yapılan ilk değerlendirmelere göre seçim Yüksek Seçim Kurulu’nun hazırlığı ve alacağı ek önlemlerle kendi sürecinde, yani 14 Mayıs ya da 18 Haziran’da yapılabilir.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın aktardığına göre, AK Partili bir siyasetçi, “Seçimi konuşmuyoruz, can derdindeyiz. Depremden önce durum neyse o. Tarihle ilgili bir değerlendirme olabilir ama erteleme olmaz” dedi.

6 Şubat’ta gerçekleşen depremin hemen ardından seçimlerin ertelenebileceği iddiası tartışma konusu oldu. Depremden bir hafta sonra yazılı bir açıklama yapan eski Meclis Başkanı Bülent Arınç’ın “erteleme” çağrısı yapıp çeşitli önerilerde bulunması muhalefetten sert açıklamaları beraberinde getirdi. Konunun AK Parti içinde ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli arasında görüşmede de değerlendirildiği biliniyor.

Edinilen bilgiye göre seçimin ertelenmesi olasılığına hem AK Parti hem de MHP’de sıcak bakılmadı. Bu eğilimde “Yüksek Seçim Kurulu sahip olduğu kapasite, olanaklar, alacağı ek önlemlerle sorunlara çare üretebilir”, “anayasal sınırları zorlamak meşruiyet tartışmasına neden olur”, “seçim ötelendikçe yaşanacak olumsuz tablo seçmen nezdinde oy düşüşünü artırabilir” gibi teknik, hukuki ve siyasi değerlendirmeler etkili oldu.

AK Partili bir siyasetçi partideki tutum için, “Seçimi konuşmuyoruz, can derdindeyiz. 6 Şubat’tan yani depremden önce durum neyse bugün de o. Tarihle ilgili bir değerlendirme olabilir, ama seçimin ertelenmesi olmaz. Seçim kendi sürecinde, daha önce planlandığı gibi 14 Mayıs ya da 18 Haziran’da olur” dedi.

YSK can kaybı, hasar tespit yapıyor

Seçim süreciyle ilgili tartışmalarda gözlerin çevrildiği YSK’de ise seçime hazırlık çalışmaları sürerken diğer yandan da depremin hasar tespiti yapılıyor. Ancak bu hasar tespit çalışması şimdilik seçmenle ilgili değil. YSK yetkilileri ilk etapta YSK’nin depremden etkilenen kentlerdeki il-ilçe seçim kurullarındaki görevlilerin can kayıplarını, yaralıları tespit ediyor. Yazı işleri müdürleri, katiplerin durumu kayıt altına alınıyor.

Ayrıca il-ilçe seçim kurullarının yer aldığı adliye, hükümet konağı gibi binalarda yıkım olup olmadığı tespit ediliyor. Bu tespitler yapıldıktan sonra yeni görevlendirmeler yapılabileceği, ihtiyaca göre yeni adresler belirleneceği kaydediliyor. Yetkililere göre Ulusal Yargı Ağı olan UYAP çalıştığı sürece seçim kurullarının iş ve işlemleri açısından bir sıkıntı yaşanmaz.

YSK’nın önündeki sorunlar

Maraş merkezli 10 kenti etkileyen deprem nedeniyle bölgede ciddi bir göç meydana geldi. Kesin rakamlar verilemese de depremin yaklaşık 2 milyonu bulan bir göç hareketine neden olduğu kaydediliyor. Göç edenlerin nasıl oy kullanacağı, yıkılan yerler nedeniyle seçmen kütükleri, listelerinin oluşumunda yaşanabilecek sorunlar, seçim günü sandıkların nerede nasıl kurulabileceği sorularına yanıt aranıyor.

Ancak bu ve benzeri birçok soruna “oy kullanma hakkının” gereğini yerine getirmek açısından son dönem YSK mevzuatında yapılan birçok değişikliğin çare olacağı görüşü var. Öncelikle deprem bölgesinden başka bir kente gitmiş seçmenin adresini güncellemek için seçim 14 Mayıs’ta yapılsa dahi yaklaşık bir ay zamanı bulunuyor.

Söz konusu değişikliğin e-devlet üzerinden kolaylıkla yapabileceği belirtiliyor. Bunun dışında sandık birleştirme-taşıma kararları ile deprem yaşanan kentlerde yıkılan bir mahalledeki sandıkların bir başka mahalleye taşınabileceği, yine seçmenlerin en son kayıtlı olduğu adresinde oy kullanma düzenlemesi ile evi yıkılmış olsa da o mahallelerde kurulacak konteynır gibi yeni sandık noktalarında oy kullanabileceği kaydediliyor.

YSK’nin bu ve bunun gibi çeşitli düzenlemelerle seçmenlerin oy kullanması için gereken şartları oluşturabileceği kaydediliyor. Ama tüm bunlar için öncelikle seçim tarihi ile ilgili sürecin başlaması gerektiği kaydediliyor.

Paylaşın

AK Parti: Seçim Takviminde Bir Değişiklik Öngörülmüyor

11 ilde büyük yıkıma neden olan ve son resmi verilere göre, 39 bin 672 kişinin hayatını kaybettiği Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremler sonrası gözler seçim tartışmalarına çevrilmiş durumda.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nde (AK Parti) yapılan ilk değerlendirmelerde, “seçimin 14 Mayıs’ta, yetişemezse zamanında, yani 18 Haziran’da” yapılabileceği öngörüldü.

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), seçim altyapısını sağlayıp sağlayamayacağının değerlendirildiği partide, oy kullanma alanları, seçmen kütüklerinin güncellenmesi gibi teknik altyapının sağlanması halinde, seçimlerin yapılmasına engel bir durum olmayacağı, önümüzdeki süreçte gerekli teknik altyapının sağlanabileceği görüşü öne çıktı.

Depremlerin ardından, yıkıcı afet koşullarında seçimlerin nasıl yapılacağı tartışılıyor.

Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın, deprem nedeniyle seçimlerin ileri bir tarihe ertelenmesi önerisini gündeme getirmesi de tartışmayı alevlendirdi.

Muhalefet kanadında, Arınç’ın mensubu olduğu AKP’nin “niyetini” dile getirdiği yorumları da yapıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, depremden sonra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Beştepe’deki görüşmesinde de, deprem sonrası alınacak önlemler ve atılacak adımların yanısıra, yaklaşan seçimlerde nasıl yol izleneceği konusunu da ele aldıkları konuşuluyor. Ancak görüşme sonrasında herhangi bir resmi açıklama yapılmadı.

‘Süreç aynen devam ediyor’

Gözlerin çevrildiği AKP’de ise Yüksek Seçim Kurulu’nun deprem bölgesinde seçimi yapıp yapamayacağı ve hangi koşullarda yapabileceği konuları değerlendiriliyor.

Edinilen bilgiye göre, YSK’nın da görüşü alınarak yapılan değerlendirmelerde, teknik altyapının sağlanması halinde seçimlerin 14 Mayıs’a da yetişebileceği öngörüldü.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’a bilgi veren AKP’li bir yetkili, şu anda seçim takviminde bir değişiklik öngörülmediğini belirterek şu bilgileri paylaştı:

“Seçim ertelenmez, süreç aynen devam ediyor. Gerekli teknik altyapı hazırlanırsa 14 Mayıs’ta seçim olur. Partide, yetkili kurullarda bunlar değerlendiriliyor. Mesela, oy verme yerleri için teknik destek gerekiyor, konteyner gerekiyor. İlçe seçim kurullarının mühürlerinin basılması gibi teknik hazırlıklar yapılması gerekiyor. Bunlar yetiştirilir.”

AKP kulislerinde, siyaseten de seçimin ertelenmesine sıcak bakılmıyor ve ileri bir tarihe atılması halinde, şartların daha da ağırlaşabileceği ve muhalefetin de “seçimden kaçtığ, sivil darbe” söylemleri ile yıpratma politikası izleyeceği değerlendiriliyor.

Seçimi erteleme kararı verip vermeme konusunda son sözü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vereceğine dikkat çekilmesine karşın, “Parti kurullarında bir karar alınmadı ama 14 Mayıs ağırlıklı görünüyor. Yetişmez denirse de 18 Haziran’da yapılır” görüşü dile getiriliyor.

Paylaşın