Erdoğan’ın 3. Kez Aday Olmasına Muhalefet ‘Siyaseten’ Karşı Çıkmayacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden aday gösterilemeyeceği yönündeki iddialar yeniden gündeme taşındı. CHP’liler ve İYİ Partililer, geçmişte cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili yaşanan “367 tartışması”nın benzerinin yaşanarak, Erdoğan’ın yeni bir “mağduriyet alanı” yaratacağı gerekçesiyle böyle bir tartışmaya girmeyeceklerini ifade ediyorlar.

Erdoğan’ın 3. Kez cumhurbaşkanı adayı olamayacağı yönünde tartışma başlatıldı. BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın hazırladığı haberde, muhalefet ve iktidar kanadından kurmayların bu konudaki görüşlerine yer verildi. AKP’liler muhalefeti ‘mızıkçılıkla’ suçlarken; muhalefet kanadında Erdoğan’ın bu yönde bir ‘mağduriyet alanı’ sağlayacağı düşünüldüğü için bu tartışmalara girmek istenmiyor.

2014’te parlamenter sistem ve 2018 yılında ise “başkanlık sistemi”ne göre halk oyuyla cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan’ın, üçüncü kez cumhurbaşkanı adayı olup olamayacağı yönünde yeniden tartışma başlatıldı. Bazı siyasiler ve hukukçular, Anayasa’da bir kişinin “iki kezden fazla cumhurbaşkanı seçilemeyeceği” hükmünü gerekçe göstererek Erdoğan’ın üçüncü kez aday olamayacağını savunurken, iktidar kanadı ve ittifak ortağı MHP, başkanlık sistemine veya Türkiye’deki ismiyle “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine” göre 2018’de ilk kez cumhurbaşkanı seçildiği için Erdoğan’ın bir sonraki seçimde aday olmasının önünde bir engel olmadığı görüşünde.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, katıldığı bir televizyon programında Erdoğan’ın üçüncü dönem adaylığına karşı bir tutum içinde olmayacakları mesajını vererek, “Net, aday olmak istiyorsa buyursun gelsin” sözleriyle bu konudaki tartışmayı bir kez daha gündeme getirdi.

“Yasal düzenleme için çalışırız”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de partisinin Kızılcahamam kampında 2023 seçimlerinde adaylarının Erdoğan olduğunu belirtirken, “Bir defa bu iddianın yasal ve anayasal hiçbir temeli, hiçbir nesnel gerçekliği yoktur. Sayın Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk Cumhurbaşkanı’dır. Ve tekrar aday olmasının önünde de herhangi bir engel bulunmamaktadır” ifadelerini kullandı.

Bahçeli, Erdoğan’ın üçüncü kez aday olamayacağını belirten hukukçulara da tepki gösterip, “En az üç dönem seçilebilmesi amacıyla gerekli yasal düzenlemenin yapılmasına var gücümüzle çalışır, bunu da başarırız” dedi.

Ancak Bahçeli’nin dile getirdiği “yasal değişikliğin” bu dönem yaşama geçmesi son derece zor. Çünkü bu konuda bir anayasa değişikliği gerekiyor ve AKP ile MHP’nin parlamentodaki sandalye sayısı bunun için yeterli değil.

Bahçeli’nin bu sözleri, “2023 seçimlerinden sonra anayasa değişikliğini yapacak çoğunlukla iktidar” hedefinin yansıması olarak değerlendiriliyor ve seçimlerden önce yaşama geçmesine de ihtimal verilmiyor.

“İkinci adaylık söz konusu”

TBMM Başkanı Mustafa Şentop da Erdoğan’ın adaylığı konusunda hukuki bir tartışma olmadığını, yeni sisteme göre ikinci kez adaylığının söz konusu olacağını belirterek, “İkinci kez adaylık söz konusu. Bu konuyla ilgili Anayasa Komisyonu, Genel Kurul’da yapılan çalışmalarda tartışılmamış bir konu. Hukuki boyutuyla ilgili olarak bir akademik çalışmayı ben yayınlayacağım. Ama konuyla ilgili hiçbir hukuki sorun olmadığını, yapılan tartışmaların bilgi eksikliğinden kaynaklandığını söyleyebilirim” açıklaması yaptı.

Muhalefet ise hukuken Erdoğan’ın durumunu “tartışmalı” bulmakla beraber “siyaseten” bu konuda yeni bir tartışma içine girmek istemiyor. Gerek CHP kurmayları, gerekse ittifak ortağı İYİ Parti, geçmişte cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili yaşanan “367 tartışması”nın benzerinin yaşanarak, Erdoğan’ın yeni bir “mağduriyet alanı” yaratacağı gerekçesiyle, böyle bir tartışmaya girmeyeceklerini ifade ediyorlar.

Kılıçdaroğlu’nun, adaylığı ile ilgili “Erdoğan’ın adaylığı için özel bir tartışma yapmayacağız. Tartışmalar artık geride kalmalı. Aday olmak istiyorsa buyursun gelsin. Başkaları tartışırsa ona bir şey diyemeyiz, en azından biz yapmayacağız. Sonbaharda seçim olabilir; soğukkanlılıkla sandığı bekleyeceğiz” sözleri de bu tutumunun yansıması olarak değerlendiriliyor.

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak Cumhuriyet gazetesine yaptığı açıklamada ise,”Yapay bir tartışma ortamı açtılar. Sanki Erdoğan çok güçlüymüş ve önü kesilmeye çalışılıyormuş havasını vermeye çalışıyorlar. Yapay ve beyhude bir gündem” diye konuştu.

“Muhalefet mızıkçılık peşinde”

AKP’ye göre ise başkanlık sistemine geçilmesine ilişkin anayasa değişikliği sürecinde, muhalefet de Erdoğan’ın üçüncü kez adaylığı konusuna itiraz etmedi. AKP Grup Başkanvekili Emin Akbaşoğlu, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine göre Erdoğan’ın iki kez aday olabileceğinin düzenlendiğini belirterek şu görüşleri dile getirdi:

“Bu konuda en ufak tereddüt bulunmadığı herkes tarafından bilinmektedir. Gerek Anayasa Komisyonunda gerekse Meclis Genel Kurulu’nda bu konuyla ilgili yapılan müzakerelerde muhalefetin en ufak itirazı da söz konusu olmamıştır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde iki kez cumhurbaşkanlığı yapılabileceğine ilişkin hüküm açıktır. Yapılan kamuoyu yoklamalarında sayın Cumhurbaşkanımızın ikinci kez aday olması durumunda ipi göğüsleyeceğini gören muhalefet partileri şimdi mızıkçılık peşinde koşmakta ve centilmenlikten uzak açıklamalarda bulunmaktadır ama hukuken en ufak tereddüt olmadığı da apaçık ortadadır.”

Anayasa ne diyor?

Anayasa’nın 101. maddesi “bir kimsenin en fazla iki defa cumhurbaşkanı seçilebileceğini” hükme bağlıyor. Ancak Anayasa’nın “TBMM ve cumhurbaşkanı seçiminin yenilenmesi”ne ilişkin 116. maddesi bu duruma bir istisna getiriyor.

2017’deki anayasa değişikliği ile getirilen bu istisnaya göre, “cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde” cumhurbaşkanının üçüncü kez aday olması ve seçilmesi halinde de 5 yıl boyunca görevini sürdürmesi olanaklı.

Tartışmanın nedeni?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2014 yılında yapılan seçimlerle Abdullah Gül’den sonra, doğrudan halk oylamasıyla cumhurbaşkanı seçildi. 2017’de yapılan Anayasa değişikliği sonrasında Erdoğan, 24 Haziran 2018’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine göre seçilen ilk cumhurbaşkanı oldu.

Ancak Erdoğan’ın yeni sistemde adaylık durumunun ne olacağının, yani “birinci dönem için mi, ikinci dönem için mi seçildiği”ne dair bir geçici maddenin anayasada yer almaması, hukuki tartışmanın temelini oluşturuyor.

Bazı hukukçular, Erdoğan’ın ilk kez seçildiği 2014 yılında yürürlükte olan anayasaya göre “bir kişinin ikinci kezden fazla cumhurbaşkanı seçilemeyeceği” hükmünün yer aldığını, ikinci dönemini de 2018 seçimlerinde kullandığını savunarak, 116. maddedeki istisna dışında yeniden aday olamayacağını savunuyor.

Erdoğan’ın parlamenter sisteme göre ilk kez 2014’te cumhurbaşkanı seçildiğini savunan iktidar bloğu ise 2023 veya daha önceki seçimlerde yeniden aday olmasının önünde bir engel bulunmadığını, ikinci döneminde 116. maddeye göre parlamentonun seçim kararı alması halinde 2028’den sonra da aday olabileceğini savunuyor.

Ancak Erdoğan’ın adaylığına ilişkin tartışmalarla ilgili nihai kararı, adaylığına itiraz olması halinde Yüksek Seçim Kurulu verecek.

Paylaşın

Erdoğan’ın Kovid 19’a Yakalanmasıyla İlgili Bazı Paylaşımlara Soruşturma

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın yeni tip koronavirüs (Kovid 19) testlerinin pozitif çıkmasının ardından sosyal medyada bu konuda yapılan bazı paylaşımlar hakkında İstanbul ve Ankara’da soruşturma başlatıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bazı paylaşımların hakaret içerikli olduğu gerekçesiyle soruşturma başlatıldığını açıklayarak, “Sayın Cumhurbaşkanımızın rahatsızlığı ile ilgili suç teşkil eden paylaşımlara yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından re’sen soruşturma başlatılmıştır” ifadesine yer verdi.

Soruşturma kapsamında Erdoğan’a yönelik hakaret içerikli paylaşımlarda bulunduğu gerekçesiyle Pınar Ö. adlı kişi İstanbul Bağcılar’da gözaltına alındı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü Ö.’nün gözaltına alındığını doğruladı.

Ankara’da da soruşturma başlatıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da İstanbul gibi Erdoğan’ın rahatsızlığına ilişkin bazı sosyal medya paylaşımlarına yönelik soruşturma başlattı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“5 Şubat 2022 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanı tarafından kendisi ve eşinin Covid-19 test sonucunun pozitif çıktığı ve sağlık durumunun iyi olduğu yönünde sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımını ilgi tutarak yapılan bir kısım paylaşımlarda; Cumhurbaşkanı’na hakaret, dini değerleri aşağılama vs suç teşkil eden ifadelerle ilgili olarak, Cumhuriyet Başsavcılığımız yetkisinde tespit edilen şüpheliler hakkında re’sen soruşturma başlatılmış olup konuyla ilgili gerekli adli işlemler kolluk birimleriyle birlikte yürütülmektedir.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 5 Şubat’ta Twitter hesabından yaptığı paylaşımla eşi ve kendisinin koronavirüse yakalandığını açıklamıştı. Erdoğan paylaşımında, “Bugün hafif belirtiler üzerine eşimle birlikte yaptırdığımız COVID-19 testimizin sonucu pozitif çıktı. Omicron varyantı olduğunu öğrendiğimiz hastalığı hamdolsun hafif geçiriyoruz. Görevimizin başındayız. Çalışmalarımıza evde devam edeceğiz. Dualarınızı bekliyoruz” ifadelerine yer vermişti.

Paylaşın

Kabine Değişikliği İddiası; Yeni Bakanlar Partili Olacak

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün istifasının ardından Ankara’da kabine değişikliği yeniden konuşulmaya başlandı. Bugüne kadar 8 bakanın görevden ayrıldığı Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminde yeni kabinede artık özel sektörden isimlerin tercih edilmeyeceği söyleniyor. 

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in haberine göre, zamanı net olarak belli olmasa da önümüzdeki dönemde bakanlarla ilgili yeni değişiklikler yapılmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Erdoğan, son kabine toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında, “Bilindiği gibi Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde kabine üyeleri Cumhurbaşkanı tarafından belirleniyor. Değişen şartlara göre kabinede revizyona gitmemiz doğal bir durum. Bundan sonra da gerektiğinde yeni değişiklikler yapabiliriz” demişti.

DW Türkçe’nin parti kulislerinden edindiği bilgilere göre, bundan sonra bakan seçiminde özel sektörden gelen “teknokrat isimlere” yer verilmemesine dikkat edilecek. Ankara’da siyasi aktörler arasındaki genel izlenim, özel sektörden gelen isimlerin devlet yapısına iyi uyum sağlayamadığı, hâlâ özel sektör düşüncesiyle hareket ettikleri ve gerek bürokrasi gerekse milletvekilleri arasında bunun rahatsızlık yarattığı yönünde.

Partili isimler tercih edilecek

Bu nedenle önümüzdeki dönemde Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un kabinede yer almayabileceği belirtiliyor. Geçtiğimiz aylarda yine özel sektörden gelen bir isim olan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk istifa etmişti.

Kabineye atanacak yeni bakanlar için bundan sonra devleti bilen, özel sektörden gelmeyen ve partili isimler arasından tercih yapılacağı ifade ediliyor. Bu nedenle Adalet Bakanı olarak Bekir Bozdağ’ın atanmasının parti çevrelerinde memnuniyet yarattığı da gelen bilgiler arasında.

Bu arada yeni Tarım Bakanı olarak Mehdi Eker’in ismi ön plana çıkmış durumda. Böyle bir atama, sadece bir bakan değişimi olarak değil, Kürt seçmenler arasında oyları düşen AKP’nin siyasi bir hamlesi olarak da değerlendiriliyor.

Eskiden beri konuşulan Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın ikiye bölünmesi senaryosunun da yine masada olduğu ve halen Ticaret Bakanı olan Mehmet Muş’un Maliye Bakanlığı’na geçebileceği belirtiliyor. Aynı şekilde Kültür ve Turizm Bakanlığı da ikiye ayrılabilir. Kabine revizyonu ile ilgili kulislerde ve yetkililerdeki ortak kanaat ise son tasarrufun Erdoğan’da olduğu.

Paylaşın

Anayasa Değişikliği Rafa Kalktı, Seçim Yasası Da Sallantıda

Gazeteci Murat Yetkin, “Anayasa değişikliği rafa kalktı, seçim yasası da sallantıda” balıklı yazısında, AK Parti ve MHP’nin kendi taslak çalışmalarını yaptığı anayasa değişikliğinin rafa kalktığını, Bahçeli’nin gündeminde olan seçim yasası değişikliği ise TBMM’ye getirilmesinin geciktikçe sallantıya girdiğini ifade etti.

Murat Yetkin, “Güvenilir kaynaklara göre, AK Parti ve MHP’nin Cumhur İttifakının cumhurbaşkanlığı seçiminden önce anayasa değişikliğine gitme planları fiilen rafa kaldırılıyor. Gerek Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan gerekse MHP lideri Devlet Bahçeli’nin gündeminde olan seçim yasası değişikliği ise TBMM’ye getirilmesi geciktikçe sallantıya giriyor” dedi.

Murat Yetkin, seçim barajını yüzde 10’dan yüzde 7’ye düşürecek seçim yasasının ekim ayında Meclis’e getirileceği söylenmesine karşın bu konuda da henüz bir gelişme olmadığını hatırlattığı ‘yetkinreport.com’daki köşesinde şu noktalara dikkat çekti.

“Seçim, Erdoğan ve Bahçeli’nin defalarca söylediği gibi zamanında yapılacaksa 18 Haziran 2023’te yapılması gerekiyor. Anayasanın 67’inci maddesiyse ‘Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz’ diyor. Bunun anlamı, yine de erken seçim yapılamayacağı değil, ancak yapılırsa seçim yasası değişikliğinin uygulanamayacağı. Dolayısıyla iktidar eğer yeni bir seçim yasası çıkarıp uygulamak istiyorsa 18 Haziran’dan bir gün öncesinden bir yıl önce, yani 17 Haziran 2022’de yürürlüğe girmesi gerekiyor.”

Bu noktada Anayasa Mahkemesi’ne başvuru ihtimalinin hesaba katılması gerektiğine dikkat çeken Yetkin “Eğer CHP Anayasa Mahkemesi’ne iptal başvurusu yaparsa bu takvim fena halde şaşabilir. Özellikle MHP açısından önem taşıyan barajın yüzde 7’ye indirilmesi bakımından” diye yazdı.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

AKP’li 3 Belediye Başkanına Hapis Cezası

Şırnak Uludere Belediye Başkanı AKP’li Sait Ürek, Hilal Belediye Başkanı AKP’li Cevher Benek ile bir önceki dönem Şenoba Belediye Başkanlığı görevinde bulunan AKP’li Sabri Babat hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan 3 yıldan 4 yıl 5 aya kadar değişen sürelerde hapis cezası verildi.

Şırnak 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Şırnak’ın Uludere Belediyesi ile bu ilçeye bağlı Hilal ve Şenoba belde belediyelerinin ihalelerinde rüşvet alınıp verildiği ve ihalelere fesat karıştırıldığı suçlamasıyla 32 sanık hakkında 2013 yılında açılan davayı karara bağladı. 6 Ocak’ta son duruşması yapılan davada aralarında Şırnak Uludere Belediye Başkanı AKP’li Sait Ürek, Hilal Belediye Başkanı AKP’li Cevher Benek ile bir önceki dönem Şenoba Belediye Başkanlığı görevinde bulunan AKP’li Sabri Babat hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan 3 yıldan 4 yıl 5 aya kadar değişen sürelerde hapis cezası verildi.

Kardeşiyle birlikte şirket kurmuş

2011 ile 2012 yıllarında yapılan ihalelere ilişkin suçlamaların yer aldığı iddianame ve bilirkişi raporlarının ayrıntıları da mahkeme kararıyla ortaya çıktı. Kararda yer alan tespitlere göre şu anda Uludere Belediye Başkanlığını yürüten Sait Ürek, 2012 yılında AKP Uludere İlçe Başkan Yardımcılığı görevinde bulunduğu dönemde Şenoba ile Hilal belde belediyelerinin kanalizasyon yapımı, kanalizasyon için inşaat malzemesi alımı, yol, duvar ve sulama kanalları yapım işi ihalelerine fesat karıştırdı. Sait Ürek’in, kardeşi Hüseyin Ürek ile birlikte kurduğu şirketle ihalelere girdiği, aynı zamanda Mustafa Ürek ve Hasan Ürek kardeşlerin kurduğu diğer şirketle birlikte hareket ettiği ve rekabet ortamını engellediği tespit edildi. Bu şekilde TCK’nın 235. maddesinde tanımlanan ihaleye fesat karıştırma suçunu işlediği hükmüne varılan Sait Ürek hakkında 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi.

Rüşvet almak suçundan da hapis cezası

2009 yılından bu yana Hilal Belediye Başkanlığını yürüten Cevher Benek de, belediyenin içme suyu şebeke yapım ile kanalizasyon yapım ihalelerine fesat karıştırmakla suçlandı. Benek, ihaleye katılmak isteyen veya katılan kişilerin ihale şartlarını ve özellikle fiyatı etkilemek için aralarında açık veya gizli anlaşma yapmak suretiyle üzerine atılı ihaleye fesat karıştırma suçunu işlediği gerekçesiyle 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Benek hakkında ayrıca, sanıklardan birinden rüşvet almak suçundan da 3 yıl 4 ay hapis cezası verildi.

İçişleri Bakanlığına bildirim yapılacak

Mahkeme kararında ayrıca şu anda belediye başkanlıkları devam eden Sait Ürek ve Cevher Benek hakkında mahkumiyet kararlarının kesinleşmesi beklenmeksizin görevden alınmaları için İçişleri Bakanlığına bildirimde bulunulmasına karar verildi. Öte yandan 2007 ile 2019 yılları arasında Şenoba beldesinin belediye başkanlığını yapan Sabri Babat hakkında ise, ihale yetkisi olduğu belediyenin kanalizasyon yapım işlerine ilişkin açılan ihalelere fesat karıştırma suçundan 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezasına hükmedildi.

(DW Türkçe/Eray Görgülü)

Paylaşın

Reuters: Erdoğan, AK Parti Seçmeninin Desteğini Kaybediyor

Reuters yayınladığı analiz-haberde, “uzun yıllar boyu AK Parti’ye oy vermiş seçmenlerin bile artık Erdoğan’ı desteklemeyebileceğini” yazdı. Haberde, “Erdoğan’ın cazibesi uzun süredir laik seçkinler tarafından görmezden gelindiklerini hisseden milyonlarca muhafazakar dindarın bir ekonomik büyüme ile büyülenmesine ve muhafazakar değerler temelinde hareket eden birinin onlara zafer yaşatmasına dayanıyordu.” deniliyor.

‘AK Parti’nin kalesi’ olarak bilinen Konya’da Erdoğan, 2018 cumhurbaşkanlığı seçiminde oylarının yüzde 75’ini almıştı. Analizde, şimdi ‘bu hakimiyetin benzeri görülmemiş bir dizi sıkıntı nedeniyle kaybedilmek üzere olduğu’ aktarılıyor.

Sanayi işçileri, çiftçiler ve öğrenciler de dahil olmak üzere Reuters’a konuşan diğer Konyalıların, artan fiyatlar ve işsizlik nedeniyle “feryat ettiği” belirtiliyor. Birçoğunun seçimlerde Erdoğan’a bağlı kalacaklarını söylese de ulusal anketlerle yaşanan hayal kırıklığının artık gözle görülür bir düzeyde olduğuna dikkat çekiliyor.

Reuters’a konuşan İstanbul merkezli Ekonomi ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi Direktörü Sinan Ülgen, “Geçmişte AK Parti’ye hiç bu kadar düşük destek görmemiştik. 2023’te siyasi değişim olacağına dair artan bir algı var” diyor.

Değişim nasıl oldu?

Haberde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “2003’ten beri Türkiye’yi önce başbakan, sonra cumhurbaşkanı olarak yönettiği, üç yıl önce de merkezi bir sistemi güçlendirecek adımlar attığı ve yeni bir yürütme sistemi altında daha geniş yetkiler üstlendiği ” ifade ediliyor.

Analize göre “bu sistem ile güç, kurumlardan ve bakanlıklardan alınıp Ankara’da devamlı genişleyen cumhurbaşkanlığı sarayına çekildi.”

Erdoğan, 2019’dan bu yana üç merkez bankası başkanını görevden aldı. Merkez bankası faiz oranlarını enflasyonun çok altında düşürme çağrısına “boyun eğmeye” zorlandı. Bu durum 2021’de Türk Lirası’nda yüzde 56’lık bir düşüşü tetikledi ve yaşam maliyetlerini arttırdı.

Reuters’a göre “Erdoğan’ın savunmuş ve hayata geçirmiş olduğu başkanlık modeli nedeniyle şimdi işi daha zor çünkü sandıkta oyların salt çoğunluğunu gerekiyor.” Ülgen, “Bu, siyasi popülaritesinin azaldığı bir zamanda riski artıran bir ‘kazanan her şeyi alır’ sistemi” diye ekliyor.

Hali hazırda ittifak kurulmak zorunda olunan mevcut ve olası küçük ölçekli partilerin isteklerine olumlu yaklaşmak mecburiyeti de artarak devam edebilir. Haber-analizin devamı şu şekilde:

“Sonbaharı yaşayan bir Sultan”

“Erdoğan ilk kez bir seçimde AK Parti kurucu üyeleri tarafından kurulan iki ayrılıkçı partiyle de karşı karşıya gelecek. Biri eski başbakan Ahmet Davutoğlu’nun liderliğini yaptığı Gelecek Partisi, diğeri ise Erdoğan’ın eski müttefiki Ali Babacan tarafından yönetilen DEVA Partisi. Her ikisi de büyüsü bozulmuş AK Parti seçmenlerine, muhafazakar değerlerinden vazgeçmeden Erdoğan’ı reddetme şansı sunuyor. Yeni partilere verilen ulusal destek hala tek haneli seviyelerde oldukça düşük düzeyde gözükse de bu ufak kopuşlar bile Erdoğan’a her şeyi kaybettirecek kadar zarar verebilir. 67 yaşındaki Erdoğan’ın sağlığına ilişkin belirtiler ve söylentiler de benzer şekilde durumu onun içi zorlaştırıyor. Ateşli bir hatip olarak bilinen Erdoğan, geçtiğimiz yıl içinde bazen yorgun ve solgun göründü bazen kamera karşısında yürüme şekli veya uyuklaması ile tabanında endişe yarattı. Ancak yetkililer bu tür olumsuz sağlık iddialarını tamamen reddediyor.”

Gelecek Partisi Konya yerel başkanı Hasan Ekici, “Seçmenler bir seçim yapmak zorunda kalırlarsa ve sağ eğilimlilerse kendilerine daha yakın başka bir sağ parti bulurlar” diyor.

The Washington Institute for Near Türkiye Araştırma Programı Direktörü Soner Çağaptay, “Türkiye’nin Erdoğan yönetiminde ilk ekonomik krizini yaşadığı 2018’den bu yana yaşanan gelişmelerin tamamı onun artık sonbaharını yaşayan bir Sultan olduğunu gösteriyor.” ifadesini kullanıyor.

“Genç nesiller ondan başka lider bilmedi”

“Nüfusun yarısının 31 yaşında veya daha genç olduğu bir ülkede, pek çoğu hayatlarında başka bir lider tanımadı. Erdoğan, gençlerin kendi yönetimi sırasında ülkenin kaydettiği ilerlemeyi takdir etmesi gerektiğini söylüyor ancak gençlerin çoğunu ikna edebilmiş değil. Bununla birlikte, Erdoğan’ın partisi hala diğerlerinden daha fazla desteğe sahip ve ağırlıklı olarak destekçilerinin sahip ve bunda kendi yandaşlarının sahip olduğu medyanın ciddi bir rolü ve etkisi var. Erdoğan yönetimi altında ülke bir inşaat patlamasına ve iyileştirilmiş sağlık hizmetlerine tanıklık etti. Dindarlar, başörtüsü kısıtlamalarından kurtuldu. Muhaliflerinin gevşek ittifakı ise hala üzerinde anlaşmaya varılmış bir ortak politika platformundan yoksun ve üstelik hala ortaya bir başkan adayı çıkarılmış değil. Ancak Erdoğan’ın geleceğine ilişkin artan belirsizliğin sonuçları; Erdoğan’ın Türkiye’nin bazı müttefikleri ve rakipleriyle gergin ilişkilerini onarmak için geçici çabalar göstermesiyle daha geniş bir çevrede yakı buluyor.”

Emekli bir büyükelçi olan Ünal Çevikoz ise Mısır ve İsrail gibi Erdoğan’la uzun süredir araları bozuk olan ülkelerin onunla barışmak için acele etmediklerini belirtiyor ve “İnsanlar artık değişim rüzgarının estiğini hissediyor ve içerde dışarda herkes hükümette yaşanacak değişikliği bekliyor” diyor.

(Kaynak: euronews)

Paylaşın

ORC Anketi: Millet İttifakı, Cumhur İttifakı’nı Geçiyor

ORC Araştırma, 3-9 Aralık 2021 tarihleri arasında yaptığı anketin sonuçlarını paylaştı. Anket sonuçlarına bakıldığı zaman AK Parti ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın oy oranı yüzde 39,1 iken CHP ve İYİ Parti’nin oluşturduğu Millet İttifakı’nın oy oranı yüzde 41,4 olarak çıkıyor.

“Bu Pazar Genel Seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?” sorusunun yöneltildiği ankete göre, sadece 3 parti yüzde 10 barajını aşabiliyor. Türkiye genelinde 41 ilde toplam 3 bin 920 kişi ile görüşülerek yapıldığı belirtilen araştırmada AK Parti yüzde 30,3, CHP yüzde 25,5 ve İYİ Parti yüzde 15,9 oy alıyor.

MHP’nin yüzde 8,8 ve HDP’nin yüzde 8,1 ile baraj altı kaldığı araştırmada, DEVA Partisi yüzde 3,3, Gelecek Partisi ise yüzde 3,0 oy oranına ulaşıyor. Saadet Partisi’nin yüzde 1,4 oy aldığı ankette, Mustafa Sarıgül liderliğindeki Türkiye Değişim Partisi yüzde 1,2 ve Muharrem İnce’nin başkanlığını yürüttüğü Memleket Partisi yüzde 1,0 oy alabiliyor.

ORC’nin bir önceki araştırması ise sistem değişikliğiyle ilgiliydi. “Sistem değişikliği ile ilgili referandum olsa tercihiniz hangisinden yana olur?” yönündeki araştırmaya katılanların yüzde 57,8’i ‘parlamenter sistem’ derken, ‘mevcut sistem’ diyenlerin oranı yüzde 35,2’de kalmıştı. Aynı araştırmada kararsızların oranı yüzde 7,0 idi.

Paylaşın

AK Parti İle CHP’li Milletvekilleri Arasında Yumruklu Kavga

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı’nın bütçesi görüşülürken Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri arasında yumruklu kavga yaşandı.

CHP Bursa Milletvekili Erkan Aydın kürsüdeki konuşmasında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya dönerek Sezgin Baran Korkmaz’ın uçağına neden bindiğini sordu. Aydın “Sezgin Baran Korkmaz’ın uçağına neden bindiniz? Fotoğrafınız çıktı başka uçak yoktu dediniz. Cumhurbaşkanı’na söyleseydiniz” dedi.

Buna karşılık Bakan Soylu, Aydın’a, “Yalan söylüyorsun, sahrekarsın” diye bağırdı. Aydın Soylu’ya “Aynen iade ediyorum” diyerek karşılık verdi. Araya giren CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ile CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba da Süleyman Soylu tepki gösterdi.

Sözlü atışmanın ardından ayağa kalkan milletvekilleri arasında önce sözlü, sonra yumruklu kavga çıktı. Bunun üzerine oturuma ara verildi.

Oturumun yeniden açılmasının ardından TBMM Başkan Vekili Bilgiç, Meclis’in mehabetine yakışmayan hareketler yaşandığını belirterek, milletvekillerini, görüşmelerin Meclis’in saygınlığına ve İçtüzük hükümlerine göre yürütülmesine yardımcı olmaya çağırdı.

“Beni İçtüzük hükümlerini, disiplin hükümlerini uygulamakla baş başa bırakmamanızı rica ediyorum” diyen Bilgiç, kürsüye gelen milletvekillerinin kaba ve yaralayıcı ifadeler kullanmamasını istedi. Bilgiç, bu yönde tutum sergileyenlerin sözünü keseceğini vurguladı.

Paylaşın

AK Parti ‘Alevi Açılımı’ Mı Planlıyor?

AK Parti, erken seçimin gündeme geldiği bir süreçte Alevilere yönelik yeni bir açılımı değerlendiriyor. Kamuoyu yoklamaları, 2002’de iktidara gelen AK Parti’ye yönelik desteğin azaldığını ortaya koyarken, partinin genel başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kısa süre önce Alevi toplumunun sorunlarını dinlemek üzere ülke genelinde bin 585 cemevine temsilciler göndermişti.

Reuters, Alevilerle ilgili analizinde, ‘Erdoğan’ın, Türkiye’nin 84 milyonluk nüfusunun yüzde 15 ile 20’sini oluşturan Alevi azınlığı kazanmak için zorlu bir mücadeleyle karşı karşıya’ olduğu değerlendirmesinde bulundu. Daha önceki ‘Alevi açılımının’ başarısızlıkla sonuçlandığı belirtilirken Alevilerin çoğunluğunun İslami kökenli AK Parti’ye şüpheyle yaklaşan kesim olduğu aktarıldı.

Öte yandan AK Partili üst düzey yetkililer, cemevleri konusundaki statü sorununun aşılabileceğini dile getirdi.

Alevi gruplar cemevlerinin resmi olarak tanınmasını, konuyla ilgili mahkeme kararlarının uygulanmasını, ‘asimilasyon’ olarak tanımladıkları zorunlu din eğitimini ve kamusal yaşamda ayrımcılığa son verilmesini talep etti.

“AK Parti, kendi Alevilerini yaratmaya çalışıyor”

İstanbul’daki bir cemevinde düzenlenecek tören öncesi konuşan Ali Erdem, “AK Parti hükümeti kendi Alevilerini yaratmaya çalışıyor.” dedi.

Alevilere yönelik bazı tarihsel sorunları anlatan Erdem, “Yüzyıllarca baskı altında kaldık ama kimseye boyun eğmedik.” diye konuştu.

Sufi ve Anadolu halk geleneklerini devam ettiren Aleviler, Türkiye’deki Sünni Müslüman çoğunluktan bazı noktalarda ayrılıyor ve Sünnilerle çelişebilecek ritüeller uyguluyor.

Erdoğan, 10 yıl önce ‘Alevi açılımı’ başlatmıştı.

Ancak 2013’teki Gezi Parkı eylemlerinin patlak vermesi sonrası söz konusu girişim olumsuz sonuçlanmıştı.

Reuters’a göre AK Parti’nin popülaritesinin azaldığına dair işaretlerin ortaya çıkmasının ardından konu, yakın tarihli bir kabine toplantısında yeniden güdeme getirildi.

Erdoğan tüm halkın “kolay nefes alması” için daha fazla çalışma sözü verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hangi kökene, hangi inanca, hangi meşrebe sahip olursa olsun Türkiye’nin, 84 milyon vatandaşının her birinin problemi bizim problemimizdir. Bu anlayışla ulusal birlik ve beraberliğimizi güçlendirecek her adımı geçmişte attık, bugün de atmayı sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.

“Aleviler arasında bir bölünme yaratabilir miyiz diye düşünüyorlar”

AK Partili temsilcilerin İstanbul’daki prefabrik cemevlerine geldiğini belirten bir başka Alevi derneği temsilcisi Ali Yürümez, binayı ziyaret eden yetkililerin kendilerine burayı yeniden inşa etmeyi teklif ettiğini söyledi.

Ancak Yürümez, bu tür maddi yardım tekliflerinin hükümetin yasal değişiklikler yapmaya istekli olmadığını gösterdiğini söyleyerek AK Parti’nin teklifini reddettiğini dile getirdi.

Sivas Katliamı’nda hayatını kaybeden kurbanların fotoğraflarının altında oturan Ali Yürümez, “Önümüzde bir seçim varken Aleviler arasında bir bölünme yaratabilir miyiz diye düşünüyorlardı. Ama Alevilerin bu oyuna geleceğini sanmıyorum.” diye konuştu.

Hayrettin Karaman’ın “Eğer bilerek Aleviliğini koruyorsa, Alevilere ait olup İslam ile bağdaşması mümkün olmayan inançları ve uygulamaları muhafaza ediyorsa o genç ile Sünni bir kız evlenemez.” sözlerini anımsatan Ali Yürümez, Alevilerin yakın zamanda nefret ifadeleriyle hedef alındığını söyledi.

AK Parti: Cemevlerine ibadethane statüsü verilebilir

Hükümet yetkilileri ise, Alevilere yönelik son süreçte gerçek bir değişim iradesi olduğunu söylüyor.

Adı açıklanmayan üst düzey bir AKP yetkilisi Reuters’a verdiği demeçte, “Cumhurbaşkanı bu sorunun çözülmesini istiyor. Uzun zamandır talep edilen ibadethane statüsü bu kez verilebilir.” diye konuştu.

Yetkili, azınlıkların haklarına yönelik bu tür girişimlerin seçimlerde potansiyel olarak olumlu yansıması olduğunu kabul etmekle birlikte hükümetin Alevilerle ilgili açılımının amacının bu olmadığını iddia ediyor.

“Oylar üzerinde etkisi olabilir ama bu çalışma yıllar önce başlatıldı ve Gezi Parkı protestoları nedeniyle kesintiye uğradı” diyen yetkili, “Bunu bir seçim hazırlığı olarak görmek haksızlık.” şeklinde konuştu.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2016 yılında Alevilerin din özgürlüğü haklarının reddedildiğine ve ayrımcılığa maruz kaldığına karar vermişti.

Keza Yargıtay da Kasım 2018’de verdiği kararda, cemevlerinin ibadet yeri olarak resmen tanınması gerektiği yönünde duruş sergilemişti.

Ancak hükümet bu kararlara uymadı ve cemevlerinin statüsü konusunda farklı görüşler olduğu ortaya çıktı.

(Kaynak: euronews)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a Sert Sözlerle Yüklendi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’a sert sözlerle yüklendi. Kılıçdaroğlu, “Erdoğan’ın öfke nöbetleri alarm veriyor; söylediklerine azami ihtiyatla yaklaşmak gerekir” dedi.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sert sözlerle yüklendi. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Kılıçdaroğlu, CHP’nin resmi sosyal medya hesabından yapılan videolu paylaşımı alıntılayarak şu ifadeleri kullandı:

“Erdoğan ülkeyi yönetemiyor. Küfürbaz trolleri yetmemiş olacak ki, kendisi bir trol gibi konuşmuş. Ben Erdoğan ve hakaretlerini elbette ciddiye almıyorum ancak ülkem için kaygılıyım. Erdoğan’ın öfke nöbetleri alarm veriyor; söylediklerine azami ihtiyatla yaklaşmak gerekir.”

Paylaşın