Erdoğan: Fitne Ve Nifak Odaklarına Göz Açtırmayacağız

Partisinin grup toplantısında konuşan Erdoğan, “FETÖ’ye diyet borcunu ödemek için Yenikapı ruhunu baltalamak isteyenleri görüyoruz ki asla boş durmuyor. Kuklayı da kuklacıyı da oyunu kimin yazdığını da çok iyi biliyoruz.” dedi ve ekledi:

“İhanete varmayan her dostluk bizim için bakidir. Yeter ki samimiyet, hüsnü niyet olsun. Diğer her şey hal yoluna konulur. Siyasette yumuşama iklimini kara kışa çevirmeye çalışanlar olduğunu, Cumhur İttifakı’nda gedik açmak isteyenler olduğunu biliyoruz. Fitne ve nifak odaklarına göz açtırmayacağız. Cumhur İttifakı güçlenerek, saflarını sıklaştırarak yoluna devam edecek.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Dün Genişletilmiş İl Başkanları toplantımızı coşku ve heyecanla icra ettik. Bu ilk il başkanları toplantısında son 5 ayın muhasebesini yaptık, illerimizin röntgenini çektik. Teşkilatımızın kararlılığı, dinamizmi karşısında hakikaten büyük bir gurur duydum. Yolumuza pekleşe pekleşe devam ediyoruz. Partimizin kuruluşundan itibaren daima ortak akılla hareket ettik. Bunu güçlendirerek sürdüreceğiz.

Seçimler dolayısıyla istişare kamplarımızı yapamamıştık. Önümüzdeki haftalarda gerçekleştiriyoruz. Milletvekillerimizle 7-8 Haziran’da, belediye başkanlarımızla 1-2 Temmuz’da bir araya geleceğiz. Bu toplantıların şimdiden partimiz ve davamız için hayırlı olmasını diliyorum. Kongrelerimizle ilgili takvimimizi yakında ilan edeceğiz.

Her kongre sürecini kadrolarımız arasındaki bayrak yarışı olarak görüyoruz. Yorulan, motivasyonunu yitiren varsa hatası, kusuru olan varsa kardeşlik hukukumuzu koruyarak onları dinlenmeye alacağız, yeni, dinamik arkadaşlarla yolumuza devam edeceğiz. Tazelenerek, yenilenerek geliyoruz.

14 Mayıs’ta yapılan Genel Seçim’in üzerinden 1 yıl geçti. TBMM bu 1 yıl içinde gece gündüz demeden çalıştı ve milletimizin beklentilerini karşılayan yasaları çıkardı. Hükümetimiz de tüm kabine üyelerimizle ülkemizin refahı, kalkınması ve güvenliği için ter döküyoruz. Yurtiçinde ve dışında pek çok programa katıldık. Dış politikada özellikle yoğun bir dört haftayı geride bıraktık.

Diplomaside olduğu gibi iç siyasette yoğun gayret içindeyiz. Geniş bir yelpazede kanunlaşma sürecinde olan teklifler var. Hayat pahalılığı ve öğretmenlerimize yönelik şiddetle mücadelede yasal zeminin güçlendirilmesine ihtiyaç duyuyoruz. MHP ile işbirliği ve eşgüdüm içinde bu konuları takip etmesini bekliyorum. Meclis tatile girmeden yasal düzenlemeleri çıkarmamız gerekiyor.

Yeni anayasa konusunda Meclis Başkanı’na destek vermemiz önemlidir. Sivil anayasanın günlük tartışmalara kurban edilmemesi kanaatindeyiz. İstişari temasları bitirip somut adımlarda fayda görüyoruz. Yapıcı ve uzlaşmacı tutumumuzu koruyacağız. Dört yılın her gününü ilk günkü aşkla dolu dolu geçirecek, ülkemizi her alanda yeni rekorlarla buluşturacağız.

14 Mayıs seçimlerinde iktidar olma yetkisini bizlere tevdi etmiş, 31 Mart’ta bizlere bir ikazda bulunmuştur. 31 Mart bir güven oylaması değildir. Bir kırılma, değişiklik olmamıştır. Önce 14 Mayıs’ta sonra 28 Mayıs’ta seçmen kararlı bir şekilde hükümeti Cumhur İttifakı’na emanet etmiş, yerel seçimde tercihini farklı yansıtmıştır. İkisini birbirinden ayırmak durumundayız. Milletin verdiği mesajı duymazdan gelecek değiliz. O mesajı aldık. Gereğini yapmaya başladık.

Bakanlarımız, milletvekillerimiz, teşkilatımız aziz milletimizin bize 14 Mayıs’ta yüklediği emanetin idrakinde olacağız. İçimizde, kadrolarımızda yanlış değerlendirmeler yapanlar varsa atalete veya tembelliğe tevessül eden olursa onlarla yollarımızı ayırırız.

AK Parti’nin çalışma usulü bellidir. Yarın seçim olacakmış gibi hazırlıklıyız. Aynı zamanda biz hiç seçim olmayacakmış gibi kendimizi seçim tarihleriyle kısıtlamadan çalışan bir kadroyuz. Ne teşkilatımızda ne bürokraside rehavete, tembelliğe, gevşemeye, gönülsüzlüğe tahammülümüz olamaz.

Kanunun dışına çıkan, hatası, kastı olan kim varsa hukuk zemininde hesabını soruyoruz. Ülkeye ve millete karşı vazifesini yapmamanın hiçbir bahanesi olmaz. Bürokratik vesayetin tekrar nüksetmesine asla fırsat vermeyiz. Son 22 yılda AK Parti ile ilgili hükümetlerimizle ilgili de kötümser senaryolar yazanlar oldu. Süre biçenler oldu. Bu davaya ihanet edenler, korkanlar, hırslarına yenilenler oldu. Onlar artık yoklar, esamileri okunmuyor.

Türkiye’de siyasetin yumuşamaya ihtiyacı var. Üzerimize düşeni yapıyoruz, yapacağız. Biz hiçbir zaman kutuplaşmanın, kamplaşmanın tarafı olmadık. Türkiye’yi bir gördük, beraber gördük. Siyasetimizi gerilim ve kutuplaşma üzerine değil; hedefler, projeler üzerine inşa ettik.

Haksızlık, adaletsizlik karşısında elbette öfkelendik. Milletimizle irtibatımızda kucaklayıcı olduk. Önümüzdeki dört yıl hoşgörüyle geçsin. Muhalefet yıkıcı değil, yapıcı olsun. Arzumuz odur ki Türkiye’nin meseleleri polemiklerin üzerinde ele alınsın. Siyaseti yüksek gerilim hattına hapsetmek isteyenler olacaktır ama olmasını istemiyoruz.

FETÖ’ye diyet borcunu ödemek için Yenikapı Ruhunu baltalamak isteyenler boş durmuyor. Kuklayı da kuklacıyı da oyunu kimin yazdığını da çok iyi biliyoruz. Ne kadar da çirkinleşirse çirkinleşsinler biz o tuzağa düşmeyeceğiz. Biz kucaklayıcı ve kuşatıcı olacağız.

Partimizin kapıları ilkeleri, bizim ilkelerimizle örtüşen herkese açıktır. Biz milletimizin, devletimizin çıkarları için kin tutarız. Siyasette kin kavramını asla kabul etmeyiz. İhanete varmayan her dostluk bizim için bakidir. Yeter ki samimiyet, hüsnü niyet olsun. Diğer her şey hal yoluna konulur.

Siyasette yumuşama iklimini kara kışa çevirmeye çalışanlar olduğunu, Cumhur İttifakı’nda gedik açmak isteyenler olduğunu biliyoruz. Fitne ve nifak odaklarına göz açtırmayacağız. Cumhur İttifakı güçlenerek, saflarını sıklaştırarak yoluna devam edecek.

“Nekbe’nin 76’ncı yıldönümü”

Bugün 15 Mayıs, tüm Filistinliler için, son derece anlamlı bir gün. Bugün büyük felaket anlamındaki Nekbe’nin 76’ncı yıldönümü. Siyonistler bu toprakları adım adım işgale başladı. Filistin topraklarında ilk kitlesel katliam Osmanlının çekilmesiyle başladı. Siyonist çeteler toplu cinayetler işleyerek, Filistinlileri göç etmeye zorladı.

Filistinliler, İsrail devletinin kurulmasının ertesi günü büyük felaket olarak ilan ettiler ve her yıl 15 Mayıs’ta evlerine kavuşma umudunu tazeliyorlar. Er ya da geç Filitinliler evlerine dönecekler.

Bugün burada bazı gerçekleri açık açık konuşmak durumundayım. Hitler, Yahudi soykırımını yaparken yalnız değildi. Avrupa’daki pek çok ülke Hitler’i destekliyordu. Hitler katliam yaparken kendisini çok güçlü, yenilmez hissediyordu. Kafasına bir kurşun sıktı, yanmış cesedi Almanya gibi harabeye dönmüş sığınağında bulundu.

Dünyanın gözü önünde 8 bin 372 Boşnak kardeşimizi şehit ettiler. Yenileceklerini asla düşünmüyorlardı. Ne oldu? Mahkemeye çıktılar ve bir zamanların o soykırımcı generalleri hesap verdiler. Er ya da geç Gazze kasabı Netanyahu’yu ve onunla birlikte soykırıma ortak olanları aynı akıbet bekliyor.

Soykırımcıların hukuka hesap vermesi için enselerinde olacağız. Artık tüm dünyanın bir hakikati kabullenmesi lazım. Gazze soykırımının hesabını sormadan, dünya temiz kalamaz. Kimse bizden susmamızı, sözümüzü yumuşatmamızı beklemesin.

Bunlar cani oldukları kadar küstahlar. Bombalarla, mermilerle, en ölümcül silahlarla, açlıkla, susuzlukla insan öldürdüler. Hastaneleri vurdular. Güvenli bölgelerde sivil katlettiler. Annelere evlatlarının parçalarını toplattılar. Hitler bile tarihe kara bir leke olarak geçen holokostu yaparken bu kadar aleni yapmadı, bu kadar cüretkar değildi. Bunlar o kadar pervasız ki kameralar önünde, canlı yayında gazetecileri, doktorları, sivilleri, bebekleri katlettiler. Bundan kaçamazlar. Mahkeme-i kübraya çıkmadan, dünyada bunun hesabını verecekler.

Uluslararası mahkemeyi baskı altına almaya çalışıyorlar. BM kürsüsünde, BM şartını parçalayarak dünyaya meydan okuyorlar. Nesin sen? Bu işten yırtacağını mı zannediyorsun? Bedelini ödeyeceksiniz. Ne yaparlarsa yapsınlar insanlık bu katillerin yakasını bırakmayacak. Biz bu katillerin, soykırımcıların, cinayet şebekesinin peşini bırakmayacağız.

Hamas’ı destekliyoruz diye bizi eleştiriyorlar. Sizde hiç mi vicdan yok? Gazze’de açlıktan ölmek üzere olanlara yardımı kabul edemeyecek kadar, bu terör devletini savunacak kadar kişiliğinizi, kimliğinizi kaybettiniz? Bu azgın devlet eğer durdurulmazsa vaad edilmiş topraklar hezeyanıyla gözünü Anadolu’ya dikecekler.

Hamas, Gazze’de Anadolu’nun ileri hat savunmasını yapıyor. Bunu göremeyecek kadar kör müsünüz? Bunu anlamayacak kadar mı idrakiniz kapandı. Ben Hamas’ı Kuva-i Milliye’ye benzetince rahatsız olanlar oldu. Kuva-i Milliye’ye de hain, isyancı demediler mi? Hamas’ın yanında durmaya devam edeceğiz. Ruhunu, aklını ve vicdanını Siyanist katillere kiraya verenlere itibar etmeyeceğiz.

Hak bildiğimiz kutlu yolda azimle, sabırla yürüyeceğiz. Tayyip Erdoğan olarak tek başına kalsam da Filistinli, Sudanlı mazlumların hakkını savunmaya devam edeceğim. Siyonist katillerin ve piyonların bizi hedefe koyması ürkecek bir şey değil, bir şeref madalyasıdır. Korkaklar zafer anıtı dikemez.

Gün oldu vesayetçilere, gün oldu terör örgütlerine, gün oldu FETÖ’cü alçaklara meydan okuduk. İstiklal ve istikbalimize kim kast ederse karşısında durmaya devam edeceğiz.

Hükümetimiz, ittifakımız ve devletimiz her zamankinden daha güçlü, kararlı. Gazze’de soykırım bitince ve katiller hesap verinceye kadar Filistin halkına sahip çıkacağız. Nekbe Günü’nde her zerremizle Filistin’in yanında olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz.”

Paylaşın

AK Parti Ve CHP ‘Siyasette Yumuşama’ Sürecinden Ne Bekliyor?

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “yumuşama”, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “normalleşme” olarak nitelendirdiği iktidar-muhalefet diyaloğu konusunda AK Parti ve CHP içinde farklı yorumlar yapılıyor.

CHP içinde ve muhalif kesimlerde, “siyasette yumuşama adımı”nı “seçimden yenilgiyle çıkan, ekonomik kriz nedeniyle sıkışan Erdoğan’ın zaman kazanma hamlesi” olarak değerlendirenler olsa da, CHP yönetiminde “temkinli iyimserlik” havasının sürdüğünü söylemek mümkün.

Örneğin bazı CHP milletvekilleri, Osman Kavala’nın yeniden yargılama talebini değerlendirecek mahkeme heyetinin değişmesini, siyasetteki normalleşme adımlarına bağlıyor. Ancak yine de “sonucu görmeden, paçaları sıvamamak” gerekir yorumları yapıldığını da belirtelim.

İktidar partisinde de siyasi kutuplaşmanın seçmeni yorduğu kabul ediliyor ve bu anlamda Erdoğan’ın verdiği “yumuşama” mesajları olumlu karşılanıyor. Bazı AK Parti kurmaylarına göreyse CHP’nin seçim başarısı ve siyaset iklimindeki yumuşamanın temelinde, CHP’deki “politika değişikliği” yatıyor:

“Aslında CHP, AK Partilileşti. CHP; seçimi CHP politikalarıyla kazanmadı, bizim tarzımızı, metodlarımızı kullanarak kazandı. Mesela Arapça tabelalarla ilgili o açıklamayı Tayyip bey yapsaydı ne olurdu, nasıl tartışmalar yaşanırdı? Baktı ki bu politikalarla seçim kazanma şansı yok, onlar da biraz daha ortaya, makule gelelim dedi.”

31 Mart yerel seçimlerinin ardından siyasi partiler, seçim sonuçlarına ilişkin analizlerine devam ediyor; seçmenin verdiği mesajlar doğrultusunda, 4 yıllık seçimsiz döneme ilişkin stratejiler belirlenmeye çalışılıyor.

Seçim sonrasında İYİ Parti lider değişimine giderken, Saadet Partisi’nde de Temel Karamollaoğlu Genel Başkanlığı bırakmaya hazırlanıyor. CHP’nin seçim öncesinde nokta koyduğu “değişim” tartışması, ilk kez ikinci parti konumuna düşen iktidar partisinin de en önemli gündem maddelerinden birisi.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “değişim” mesajı olumlu karşılansa da, AK Parti içinde “değişim isimlerle sınırlı kalırsa yol alamayız; politika, iş yapış biçimi değişmeli” talepleri yüksek sesle dile getiriliyor. Değişimin adresi olarak ise sonbaharda yapılması planlanan olağan kongre gösteriliyor.

Yerel seçim yenilgisinin ardından, parti içi değerlendirme toplantılarının sürdüğü AK Parti’de, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir süredir parti kurullarında değişim mesajı veriyor.

Erdoğan, son olarak Salı günkü genişletilmiş il başkanları toplantısında yaptığı konuşmada da “Milletin sınıfta bıraktığını baş tacı edemeyiz” sözleriyle, parti kurullarında değişikliğe gideceğini bir kez daha vurguladı. Bu değişikliğin kabineye de uzaması sürpriz olmayacak.

Erdoğan’ın seçim sonrasına ilişkin ikinci değişim adımı ise kendisinin “siyasette yumuşama”, CHP Lideri Özgür Özel’in “normalleşme” olarak nitelendirdiği, muhalefetle diyalog kapısını açması oldu.

İktidar partisinde seçim sonuçları ve yeni dönem stratejilerine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerin önce milletvekilleri, Haziran ayı içinde de belediye başkanlarının katılımıyla gerçekleştirilecek kampta yapılması planlanıyor.

Erdoğan’ın başkanlığında yapılacak kamp öncesindeyse Meclis grubu ile toplantı süreci başladı. AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler ve grup başkanvekilleri, sorumluluk alanlarındaki milletvekilleriyle gruplar halinde görüşerek, seçim yenilgisinin nedenleri, şikayetleri ve yeni döneme ilişkin önerileri alıyor.

Geçen hafta, Grup Başkanvekili Abdülhamit Gül, Grup Başkanı Güler’in de katılımıyla, sorumluluğundaki 40’ın üzerindeki milletvekiliyle bir araya geldi. Salı günüyse grup başkanvekilleri Özlem Zengin ve Leyla Şahin Usta, ayrı ayrı milletvekili gruplarıyla görüşmelerini sürdürdü. Kulislere yansıyan bilgilere göre bu toplantılarda sahadan izlenimlerini aktaran milletvekillerinin en çok ilettikleri eleştiri başlıkları şöyle oldu:

Memura zam yapılırken, emeklilere yapılmaması adaletsizlik duygusu yarattı. Büyük bölümü AK Parti seçmeni olan emekli, son ana kadar zam bekledi ama beklentisi karşılanmadı. Seçmen bize kızdı ve küstü.

İktidara geldiğimizde, sağlık en iddialı olduğumuz alandı. Şimdi en çok şikayet hastanelerden, doktor yetersizliğinden geliyor. Sağlıkta randevu sistemi düzeltilmeli, doktor açığı giderilmeli.

Sahada en çok gelen şikayetlerden birisi “kamuda mülakat”ın kaldırılması. Vatandaş, seçim beyannamesinde yer alan ve seçim öncesinde verilen mülakatın kaldırılması sözümüzü tutmamızı bekliyor.

Bir çok yerde aday tercihi nedeniyle kayıplar yaşandı. Aday belirleme süreci şeffaf, kurumsal bir çerçeveye oturtulmalı.

Başta emekliler olmak üzere bize kızan küsen seçmenin büyük bölümü yine de başka partiye yönelmemiş. Sandığa gitmeyerek, aslında bize merhamet etmiş. Bu da hâlâ seçmenin Cumhurbaşkanımız ve partimizden umudunu kesmediğini gösteriyor. Bunun telafisi için yeni dönemde sadece kişi değil, politika değişikliğine de gidilmeli.

Seçim süreci ve sonrasında sürekli milletvekilleri hedef oluyor, en kolay suçlanacak kesim oluyor. Seçim yenilgisi nedeniyle varsa bir kabahat en az kabahatli olan grup milletvekilleri. Kampanyanın parçası değiller, aday belirleme süreçlerinde yoklar. O nedenle Meclis güçlendirilmeli ve daha fonsiyonel hale getirilmeli, milletvekillerinin etkinliği artırılmalı.

Milletvekili toplantılarında dile getirilen bu şikayetlerin yanısıra, parti kulislerinde “müfredat değişikliği” ve “kayyum politikaları”na yönelik eleştirileri de duymak mümkün.

Geçmişteki seçilmiş belediye başkanları yerine kayyum atanmasının sadece bölgede değil, İstanbul, İzmir gibi büyükşehirlerde de oy kaybına neden olduğuna işaret ediliyor. Kürt nüfusun artık çok büyük bölümünün büyükşehirlerde yaşadığına dikkat çeken bir AK Parti kurmayı, şu örneği veriyor:

“Örneğin bölgedeki Kürtlerin yüzde 57’si, kimlik üzerinden tercihte bulunurken, İstanbul’da bu oran yüzde 83’e çıkıyor. O nedenle Doğu’daki kayyum, İstanbul’da, İzmir’de de bize büyük zarar verdi.”

AKP ve CHP normalleşme veya yumuşama sürecinden ne bekliyor?

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “normalleşme”, Erdoğan’ın “yumuşama” olarak nitelendirdiği iktidar-muhalefet diyaloğu konusunda AK Parti ve CHP içinde farklı yorumlar yapılıyor.

CHP içinde ve muhalif kesimlerde, “siyasette yumuşama adımı”nı “seçimden yenilgiyle çıkan, ekonomik kriz nedeniyle sıkışan Erdoğan’ın zaman kazanma hamlesi” olarak değerlendirenler olsa da, CHP yönetiminde “temkinli iyimserlik” havasının sürdüğünü söylemek mümkün. Örneğin bazı CHP milletvekilleri, Osman Kavala’nın yeniden yargılama talebini değerlendirecek mahkeme heyetinin değişmesini, siyasetteki normalleşme adımlarına bağlıyor. Ancak yine de “sonucu görmeden, paçaları sıvamamak” gerekir yorumları yapıldığını da belirtelim.

İktidar partisinde de siyasi kutuplaşmanın seçmeni yorduğu kabul ediliyor ve bu anlamda Erdoğan’ın verdiği “yumuşama” mesajları olumlu karşılanıyor. Bazı AK Parti kurmaylarına göreyse CHP’nin seçim başarısı ve siyaset iklimindeki yumuşamanın temelinde, CHP’deki “politika değişikliği” yatıyor:

“Aslında CHP, AK Partilileşti. CHP; seçimi CHP politikalarıyla kazanmadı, bizim tarzımızı, metodlarımızı kullanarak kazandı. Mesela Arapça tabelalarla ilgili o açıklamayı Tayyip bey yapsaydı ne olurdu, nasıl tartışmalar yaşanırdı? Baktı ki bu politikalarla seçim kazanma şansı yok, onlar da biraz daha ortaya, makule gelelim dedi.”

Paylaşın

Erdoğan’dan ’31 Mart’ Yorumu: Kapsamlı Muhasebemizi Yapıyoruz

AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda açıklamalarda bulunan Erdoğan, “31 Mart seçim sonuçlarını göz ardı etmiyoruz. Sonuçlara dair kapsamlı iç muhasebemizi partimizin yetkili organlarında yaptık, yapıyoruz ve yapacağız” dedi ve ekledi:

“MYK, MKYK, AK Parti Meclis grubumuzla, fikirlerine kıymet verdiğimiz dostlarımız, kanaat önderlerimiz, partimizde daha önce görev almış yol ve dava arkadaşlarımızla, siyaset bilimci akademisyenlerle bir araya geldik, konuştuk, düşüncelerini aldık.”

Erdoğan, açıklamasının devamında, “İnşallah istişare halkamızı genişletmeye devam edeceğiz. Son MYK toplantımızda geleneksel istişare kampımızı çok yakın bir tarihte toplama kararı aldık . Önce milletvekili ardından belediye başkanlarımızla bir araya geleceğiz. Komplekse kapılmadan, eleştiriye kulak tıkamadan bu süreci büyük bir özgüven ve şeffaflıkla yönetiyoruz. Hata değil; yanlışta ısrar etmek kaybettirir.

Nereden geldiğinizi unutmazsanız, hedeflerinizden de kopmazsınız. Biz siyasi hayatımız boyunca elde ettiğimiz her başarıyı, her mücadeleyi önce Allah’ın yardımına sonra da milletimizin desteğine, duasına ve yanımızda olmasına borçluyuz. AK Parti milletin kurduğu, tabelasını milletin astığı, siyaseti daima millet için ve milletle birlikte yapmış bir partidir” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“31 Mart seçim çalışmalarımızı çok yoğun şekilde devam ettirirken teşkilatlarımızla irtibatımızı en üst seviyede tuttuk. 31 Mart seçimleri demokrasi şöleni havasında gerçekleşti. Bölücü örgüt uzantılarının seçmeni baskı altına alma girişimleri dışında ülkemiz genelinde sandığa gölge düşürecek hiçbir olay yaşanmadı.

‘Bu son seçim olacak’ kehanetinden ekonomiyle ilgili piyasaya sürülen tezvirata kadar pek çok algı operasyonuna maruz kaldık. 85 milyon olarak sandığın gücünü ortaya koyduk. Türkiye’nin demokrasi standardının nereden nereye geldiğini tüm dünyaya bir kez daha gösterdik.

Demokrasi asla ve asla sıfır toplamlı bir oyun değildir. Demokrasinin kazandığı bir yerde kaybeden olmaz. Sandığın itibarının arttığı denklemde galip 85 milyonun tamamıdır. Sivil siyaseti güçlendiren her sonuç Türk demokrasisinin istikbali adına eşsiz bir başarıdır.

75 yıllık çok partili demokrasi hayatına iki darbe, iki muhtıra, iki darbe girişimi sığdırmış milletimiz. Neredeyse 10 yılda bir demokrasimiz vesayet odaklarının saldırısına uğradı. 15 Temmuz’da 253 insanımızın canı pahasına tarihimizin en alçak darbe teşebbüsünü püskürttük. Vesayet odaklarının asla uyumadığını, pes etmediğini, uygun ortam ve fırsat kolladığını hep iyimiz çok iyi biliyoruz.

Son yıllarda FETÖ’cülerin ve marjinal yapıların propagandasıyla bazı toplum kesimlerinde sandığa karşı istifhamların zemin bulduğunu gördük. 31 Mart seçimleri bu algıyı yerle bir etmiştir. 14 Mayıs seçimlerinde Cumhurbaşkanı seçimi yüzde 0,5 farkla ikinci tura kalırken, 31 Mart seçimlerinde milli irade farklı şekilde tecelli etmiştir. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak milletin iradesini öpüp başımızın üstüne koyduk.

Sandık sonuçlarından dolayı kabahati millete atma gibi yollara tevessül etmedik. 14 Mayıs’la ortaya çıkan belirsizlik, 28 Mayıs seçimleriyle giderildi. Millet yasamada olduğu gibi ülke idaresinde mührü bize takdim etti, Cumhur İttifakı’nı açık ara lider yaptı. 31 Mart yerel yönetimler seçimlerinde yine milletimizin takdiriyle Türkiye haritası daha fazla renge boyandı. 2019 seçimlerine göre daha çok sayıda siyasi parti il, ilçe, belde düzeyinde belediye başkanlığı kazandı. Başkaları gibi 14 Mayıs gecesi sahnelenen öndeyiz müsamerelerine başvurmadık. Her ne kadar hedeflerimizin uzağında kalsak da 31 Mart seçim sonuçlarını müspet karşıladık.

Bizim için önemli olan Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin kazanmasıdır. Siyaseti önce milletim ve önce memleketim şiarıyla yapıyoruz. Sandığın itibarına itibar katan her neticeyi Türkiye’nin demokrasi mücadelesinde aşılmış yeni bir eşit olarak görüyoruz. AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın olgun duruşu, 31 Mart sonrası siyasetin genel havasını değiştirmiştir.

Yumuşama ikliminde siyasetçilerin mesajları ve toplumda siyaset kurumuna güvenin artmasının önemli payı vardır. Bu ikliminin geçici değil Türk siyasetinin hakim karakteri haline gelmesini arzu ediyoruz. Başta 1 Mayıs olmak üzere çeşitli oyunlarına gelmedik. Muhalefetteki muhataplarımızın dirayetli davrandığını görüyor, bundan da ülkemiz siyaseti adına memnuniyet duyuyoruz. Siyasetçilerin sorumluluk bilinciyle hareket ederek sandığın itibarına gölge düşürecek, sivil siyasete güveni sarsacak beyanlardan uzak duracak beyanlarını diliyorum.

Siz kurmay kadromuzun nezdinde teşkilatımızın her bir mensubuna, her bir dava arkadaşıma 31 Mart seçimleri dönemi boyunca gösterdiğiniz gayretler dolayısıyla şükranlarımı sunuyorum. Rabbim hepimizden razı olsun. 31 Mart seçim sonuçlarını göz ardı etmiyoruz. Sonuçlara dair kapsamlı iç muhasebemizi partimizin yetkili organlarında yaptık, yapıyoruz ve yapacağız.

MYK, MKYK, AK Parti Meclis grubumuzla, fikirlerine kıymet verdiğimiz dostlarımız, kanaat önderlerimiz, partimizde daha önce görev almış yol ve dava arkadaşlarımızla, siyaset bilimci akademisyenlerle bir araya geldik, konuştuk, düşüncelerini aldık.

“Yanlışta ısrar etmek kaybettirir”

İnşallah istişare halkamızı genişletmeye devam edeceğiz. Son MYK toplantımızda geleneksel istişare kampımızı çok yakın bir tarihte toplama kararı aldık . Önce milletvekili ardından belediye başkanlarımızla bir araya geleceğiz. Komplekse kapılmadan, eleştiriye kulak tıkamadan bu süreci büyük bir özgüven ve şeffaflıkla yönetiyoruz. Hata değil; yanlışta ısrar etmek kaybettirir.

Nereden geldiğinizi unutmazsanız, hedeflerinizden de kopmazsınız. Biz siyasi hayatımız boyunca elde ettiğimiz her başarıyı, her mücadeleyi önce Allah’ın yardımına sonra da milletimizin desteğine, duasına ve yanımızda olmasına borçluyuz. AK Parti milletin kurduğu, tabelasını milletin astığı, siyaseti daima millet için ve milletle birlikte yapmış bir partidir.

Siyasette rotamızı bugüne kadar hep milletimiz çizdi. İstişarelerimizi milletimizle yaptık. Derdimizi milletimize anlattık. Sorunlarımıza milletimizle birlikte çözüm aradık. Başarılarımızın sevincini yine milletimizle paylaştık. İhtiyaç duyduğumuzda her zaman milletimizi yanımızda bulduk. Millet bize bakınca kendini gördü, kendi meselelerini gördü aynı zamanda sıkıntılarına çözüm üretecek güçlü irade gördü. Ne teşkilatlarımızın ne belediyelerimizin ne de gönlümüzün kapılarını milletimize hiçbir zaman kapatmadık. Bugün bir kez daha açık ve net söylemek istiyorum; AK Parti milletin partisidir ve inşallah ebediyen öyle kalacaktır.

Biz şafak vakti evine ekmek götürmek için yola koyulan emekçilerin, yazın sıcağına, kışın ayazına aldırmadan rızık peşinde koşan çiftçilerin, esnafın, tüccarın, sanayicinin, vatanımız uğruna gözünü kırpmadan şehadete koşan kahramanların, gençlerimizin, ellerini değdikleri her yeri güzelleştiren, bereketlendiren kadınlarımızın, ülkemizin başarılarını kendi başarıları olarak gören tüm mazlumların, hangi kökene, hayat tarzına mensup olursa olsun büyük Türkiye sevdalısı her bir yüreğin partisi olmayı sürdüreceğiz. Milletle kurduğumuz gönül köprülerini kimse yıkamaz ve yıkamayacaktır.

Siyaset milletin içinde milletle omuz omuza sırt sırta vererek yapılır. Halkla araya mesafe koymanın, duvar örmenin, sokaklarla, çarşıyla, pazarla, mahalleyle bağı zayıflatmanın siyaset geleneğimizde yeri yoktur. Eksiğimiz, hatamız, problemimiz, millete karşı kusurumuz varsa çok açık söylüyorum mutlaka kendimizi düzeltmemiz gerekiyor. Partimizin ve davamızın geleceği her türlü şahsi kaygı ve kişisel hesabın ötesindedir.

Sadece kampanya döneminde 51 ilimizi ziyaret ettim. Diğer vilayetlerimize farklı vesilelerle defalarca gittim. AK Parti’nin gerçekten inanmış, kendini adamış milyonlarca neferi var. Hepsi birer özveri abidesi olan bu kardeşlerimizin hakkını ödeyemeyiz. Karşılığını sadece Allah’tan bekleyerek samimi AK Parti neferlerinin emeklerini kusura bakmayın ama kibirlerin boyunlarını aşan muhterislere kesinlikle kurban edemeyiz.

Siyasetçisiyle, kaprisli bürokratıyla, lobisiyle çıkar gruplarıyla kimse partimize gönül verenlerin fedakarlığını şahsi heves ve menfaatleri için zayi edemez. Biz buna rıza göstermeyiz. Bu partinin genel başkanı ve hepsinden öte bir neferi olarak böyle ağır vebali şahsen taşıyamayız.

Olanda hayır vardır düsturuyla 31 Mart seçimlerini hayra tebdil etmek için ne gerekiyorsa onu yapmaktan kesinlikle çekinmeyeceğiz. Buradaki hiçbir arkadaşımın da şüphe duymamasını istiyorum. İstişare ve yenilenme sürecimizin sonunda AK Parti olarak yolumuza çok daha güçlü şekilde devam etmekte kararlıyız. AK Parti’nin alameti farikası kendini yenileme, geliştirme, yeni şartlara adapte etme kabiliyetine haiz olmasıdır. Kongre sürecini bunun en önemli vesilesi olarak görüyoruz. Bu süreci zehirlemek, aramıza nifak tohumları ekmek için bekleyen fitne tüccarlarına karşı dikkatli olmanızı bekliyorum. Attığımız adımları bugüne kadar dedikodulara göre belirlemedik. Temel bir kriterimiz vardır; o da hakka ve halka hizmet etmektir.

Milletimizin nazarında ibra olan bizim gözümüzde de başarılıdır. Milletin sınıfta bıraktığını biz de baştacı edemeyiz. İnşallah bu süreci kılı kırk yaran bir kuyumcu titizliğinde yürüteceğiz. Kırarak, dökerek dağıtırak değil; toparlayarak, bütünleştirerek, kucaklaşarak ilerleyeceğiz. Saflarımızı sıklaştıracak partimizi daha da büyütmenin gayretinde olacağız. Yeni hizmet erleriyle, isimlerle kadrolarımızı tahkim ederken partimizin emektarlarına vefasızlık göstermeyeceğiz.

Bizim AK Parti’den güç devşirecek isimlere değil AK Parti’ye güç katacak ufuk, vizyon, dinamizm, heyecan katacak şahsiyetlere ihtiyacımız var. Bu anlayışla partimizin çatısı altında AK Parti rozetiyle ülke ve millete hizmet etmek isteyenlere kapımızı kapatmıyoruz. Ama siyaseti kariyer basamağı olarak görenlerle yol yürünemeyeceğini de geçmiş tecrübelerimizin ışığında çok çok iyi biliyoruz.”

Paylaşın

AK Parti’de Sekizinci Olağan Kurultay Ne Zaman?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın işaret ettiği kurultay süreci için henüz kesin tarih belirlenmedi. AK Parti kurmaylarından edinilen bilgiye göre kurultay için iki tarih değerlendiriliyor.

Bu tarihlerden en erkeni, kurultay takviminin yaz aylarından başlatılması büyük kurultayın ise Ekim- Kasım aylarında yapılması. Bir diğer alternatif ise kurultay takvimin kış aylarından başlatılarak, büyük kurultayın 2025 yılının ilkbaharında yapılması şeklinde.

AK Parti’nin kurmayları bu alternatifin daha olası olduğu görüşünde. Sürecin daha sağlıklı işleyebilmesi için bu tarihin öne çıktığı değerlendiriliyor. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın bu süreçte büyük ilçeler ve il kurultaylarına katılmasının da gündeme olduğu belirtiliyor.

Yerel seçimlerde kan kaybı yaşayan AK Parti’de seçim muhasebesi yapılırken, yönetim kademelerinde değişim yapılacağı söylentisi gündeme gelmişti. Bu konuda Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da değişim olabileceği yönünde mesajlar vermişti.

Seçim sonrasında gerçekleşen AK Parti MYK ve MKYK toplantılarında gündeme gelmesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın değişim için kurultayı işaret ettiği, ama kurultay öncesinde de bazı değişimlerin gündeme gelebileceğine işaret ettiği belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın işaret ettiği kurultay süreci için henüz kesin tarih belirlenmedi. Sputnik’ten Osman Nuri Cerit’in AK Parti kurmaylarından edindiği bilgiye göre kurultay için iki tarih değerlendiriliyor. Bu tarihlerden en erkeni, kurultay takviminin yaz aylarından başlatılması büyük kurultayın ise Ekim- Kasım aylarında yapılması.
Bir diğer alternatif ise kurultay takvimin kış aylarından başlatılarak, büyük kurultayın 2025 yılının ilkbaharında yapılması şeklinde.

AK Parti’nin kurmayları bu alternatifin daha olası olduğu görüşünde. Sürecin daha sağlıklı işleyebilmesi için bu tarihin öne çıktığı değerlendiriliyor. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın bu süreçte büyük ilçeler ve il kurultaylarına katılmasının da gündeme olduğu belirtiliyor.

AK Parti’de kurultay süreci nasıl işleyecek?

AK Parti 7’nci olağan büyük kurultayını 24 Mart 2021 gerçekleştirmişti. 4’üncü olağanüstü kurultayını ise 7 Ekim 2023 tarihinde gerçekleştirmişti. Olağan kurultay sürecinin başlaması için partinin en üst karar organı olan MKYK’da karar alınması gerekiyor.

Önümüzdeki hafta gerçekleşecek bu toplantıda kurultay kararının alınması öngörülüyor. Bu takvim belirlendikten sonra belde ve mahalle teşkilatlarından başlayarak teşkilatlarda seçim heyecanı yaşanacak. Tüm il ve İlçe kurultayları tamamlandıktan sonra büyük kurultay gerçekleşecek.

Paylaşın

AK Parti Kulisleri: Nerede Yanlış Yaptık?

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de radikal adımlar atılmazsa partinin sonunun geleceğini söyleyenler olduğu öne sürüldü.

Siyasetin gündemi yeni anayasa ve normalleşme tartışmalarına odaklansa da; AK Parti’de yerel seçim sonuçları konuşulmaya devam ediyor. Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan‘ın yazısına göre AK Parti koridorlarında dolaşan fısıltılar partinin geleceği bakımından soru işaretleriyle dolu.

Nuray Babacan’ın yazısına göre; Erdoğan’ın sevdiği anketler hiç de iyi şeyler söylemiyor. Babacan “AK Parti, “Nerede yanlış yaptık?” diye sordu: “Halktan koptunuz, halkı ezdiniz” yanıtını aldı” diye yazdı.

Nuray Babacan’ın yazının ilgili bölümleri şöyle: “Yerel seçimdeki yenilgisinin şaşkınlığını üzerinden atan iktidar partisi, hatalarını görmek için özel bir araştırma yaptırdı. Araştırma da ortada olan durum, bir kez daha halk tarafından teyit edildi. Araştırma sonuçları, ekonomik krizin en büyük neden olduğunu ortaya koyarken, ‘partinin halkan koptuğuna’ ilişkin saptama net bir mesaj olarak görüldü.

AKP yönetimi, kongreye kadar olan süreçte sürüklendikleri girdaptan çıkmak için öneriler hazırlamaya çalışıyor. Kötü yönetimin sonuçları ve yapılması gerekenler ortadayken, kamuoyu araştırmalarını dayanak yapan yönetim, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a birkaç aşamadan oluşan bir rapor sunmaya hazırlanıyor.

Partinin Strateji Kurulu, son toplantısında önlerine konulan araştırmayla herkesin bildiği gerçeklerle bir kez daha yüzleşti. Araştırma, vatandaşların yüzde 55’inin AK Parti’ye oy vermeme gerekçesi olarak kötü ekonomiyi ve hayat pahalılığını gösterdi. En önemli ikinci başlık ‘Partinin halktan koptuğu’ oldu. Emeklilerin ve dar gelirlilerinin durumu da ilk üç sırada yer aldı. Kamuoyu araştırmasındaki bir değer önemli konu, CHP’nin halen oylarını koruduğu ve AK Parti’nin önünde olduğu gerçeğiydi.

Parti kurmayları arasında, radikal adımlar atılmazsa AK Parti’nin sonunun geleceğini söyleyenler var. Kişilerden çok, zihniyetin ve anlayışın değişmesi gerektiği konuşuluyor kulislerde. Genel merkez ekibi, yaptırdıkları araştırmanın yanı sıra SETA gibi kuruluşlardan ve bazı STK’lardan görüş alarak atılacak adımlara ilişkin başlıkları oluşturmaya çalışıyor.”

“Kamuda mülakat” gündemi

Öte yandan AK Parti TBMM Grup Başkanı Abdullah Güler ile AK Parti Grup Başkanvekili Abdülhamit Gül de dün parti genel merkezinde, 44 milletvekili ile istişare toplantısı gerçekleştirdi.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu‘nun edindiği bilgiye göre toplantıda bir kez daha milletvekilleri, AK Parti yöneticilerine, seçimde sahada en fazla halkın kamuda mülakat sistemine yönelik sitemlerine tanık olduklarının altını çizdi. “Kamuda mülakat sisteminin sonuçlandırılması gerektiğini” anlatan milletvekillerinin, “Halktan gelen tepki, yerel seçimlerdeki sonucu etkiledi. Bu sistem toplumdaki adalet duygusunu zedeledi.

Ayrıca mülakatlarla belirlenen isimlerin partiye ne kadar katkısı olduğu da tartışılır. Kamuda işe alımlarda soruşturma birinci faktör olmalı. Devlet mekanizması işletilmeli ve soruşturmalar sonucu işe alımlar gerçekleştirilmeli” eleştirisini getirdikleri kaydedildi. Milletvekilleri ayrıca “toplumdaki adalet duygusunun zedelenmemesi için hukuktaki ‘suç bireyseldir’ ilkesinin de uygulanması gerektiğine” atıfta bulundu.

Toplantıda milletvekilleri ayrıca “ekonomi ve artan enflasyon nedeniyle halkın şikâyetlerini dinlediklerine” değindi. Milletvekillerinin, emeklilerle ilgili AK Partili yöneticilere, emeklilerin, “Emekli geçim sıkıntısı yaşıyor. Ancak emeklilerle ilgili sorun onlara verilen 10 bin 15 bin gibi maaşlar değil. Emekliler, memurlara zam yapılıp kendilerine yapılmamasından yana serzenişte. Emeklide de adalet duygusu zedelenmiş. Kendilerinin ‘yok sayıldığını’ düşünüyor” şeklindeki sitemlerini de ilettiğinin altı çizildi.

Milletvekillerinin sağlık sistemine yönelik eleştirilerde de bulunduğu, halktan MHRS sisteminden randevu almakta zorlandıklarına yönelik çokça eleştiri aldıkları kaydetti.

AK Parti İzmir Milletvekili Şebnem Bursalı’nın Monako’dan ıstakozlu paylaşım yapması kamuoyunda tartışmalara neden olmuştu. Toplantıda, milletvekillerine “sosyal medya paylaşımlarına dikkat etmeleri” uyarısının yapıldığı ve bu tür paylaşımların parti kimliğine zarar verdiğine dikkat çekildi.

Toplantıda milletvekillerinin ayrıca seçim döneminde AK Parti teşkilatlarına yönelik eleştirilerde bulunduğu da ifade edildi. Bazı milletvekillerinin, “Özellikle aday belirleme sürecinde hata yapıldı. Teşkilatlar herkese deyim yerindeyse ‘mavi boncuk’ dağıttı. Aday adayı olmak isteyenlere yönelik ‘Her an telefon gelebilir, hazırlık olun’ mesajları paylaşıldı. Ancak o telefon gelmeyince teşkilatların sahada motivasyonu düştü. Aday tercihlerinin yanlışlığı da eklenince sonuç alınamadı” dediği belirtildi.

Paylaşın

‘Troll Hesap’ Raporu Erdoğan’a Sunuldu

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in partiyi ve partilileri hedef alan troll hesaplarla ilgili bir rapor hazırlayarak geçtiğimiz hafta AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunduğu öğrenildi.

Raporda sosyal medya üzerinden itibar suikastını kimlerin, hangi metotla yaptıkları, hangi trolleri kullandıkları gibi konularda bilgi verildiği öğrenilirken, sosyal medyanın yanı sıra medyada AK Parti’ye yakınlığı ile tanınan yorumcuların açıklamaların da seçim sonuçlarına etkilerinin irdelendiği ifade edildi.

AK Parti seçim yenilgisinin nedenlerini araştırmaya devam ediyor. Teşkilatlar, adaylar, milletvekilleri ve seçim stratejisine ilişkin değerlendirmeler devam ederken, sosyal medya paylaşımları ve bazı sosyal medya hesaplarının paylaşımlarının ne kadar etkili olduğunu da değerlendiriliyor.

Yerel seçimden sonra AK Parti Merkez Yürütme Kurulu toplantısında partiyi ve partilileri hedef alan troll hesapların tespiti ve bunların önlenmesi için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimat verdiği iddia edilmişti.

Erdoğan’ın “Bizim görevlendirmediğimiz hiç kimse bizim adımıza konuşamaz, itibar suikastı yapamaz. Partinin kurumsal kimliğine ve kurmaylarına itibar suikastına geçit vermeyin. Böyle durumlara maruz kalan arkadaşlarımıza arka çıkın, linçe fırsat vermeyin” dediği de ifade edilmişti.

Sputnik’ten Osman Nuri Cerit’in haberine göre; Bu kapsamda AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in bir rapor hazırlayarak geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunduğu öğrenildi. Raporda troll olarak adlandırılan hesapların yaptığı paylaşımlar, bu paylaşımların partiye zararları gibi başlıkların raporda yer aldığı öğrenildi.

Raporda sosyal medya üzerinden itibar suikastını kimlerin, hangi metotla yaptıkları, hangi trolleri kullandıkları gibi konularda bilgi verildiği öğrenilirken, sosyal medyanın yanı sıra medyada AK Parti’ye yakınlığı ile tanınan yorumcuların açıklamaların da seçim sonuçlarına etkilerinin irdelendiği ifade edildi.

Özlem Zengin de trollerin saldırısına uğramıştı

Yerel seçim sonrasında seçim yenilgisini ilişkin sosyal medya paylaşımlarında Grup Başkanvekili Özlem Zengin de hedef alınmıştı. Zengin’in istifa edeceği ya da görevden alınacağına yönelik paylaşımlar yapılmıştı. Zengin’in seçim yenilgisinde etkili olduğuna yönelik paylaşımlar da yapılmıştı.

Paylaşın

Erdoğan, Talimat Verdi: Trol Hesaplar Yakın Takibe Alındı

AK Parti’nin kimliğine zarar veren trol hesaplar tespit edilerek yakın takibe alınırken Erdoğan’ın “Bizim görevlendirmediğimiz hiç kimse bizim adımıza konuşamaz, itibar suikastı yapamaz” dediği öğrenildi.

AK Parti kaynakları, onlarca hesabın para karşılığı, partinin kurumsal kimliğine ve kurmaylarına yönelik itibar suikastı gerçekleştirildiğini tespit ettiklerini kaydetti.

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerinde 22 yıl sonra ikinci parti konumuna düşen AK Parti’de önümüzdeki dönemin yol haritası için çalışmalar sürüyor.

Sosyal medya trollerinin konuşulduğu ve partiye zarar verdiği AK Parti MYK’da, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimat vermesi üzerine söz konusu hesaplar tespit edilerek yakın takibe alındı.

Erdoğan’ın talimat verdiği biliniyordu, “Bizim görevlendirmediğimiz hiç kimse bizim adımıza konuşamaz, itibar suikastı yapamaz. Partinin kurumsal kimliğine ve kurmaylarına itibar suikastına geçit vermeyin. Böyle durumlara maruz kalan arkadaşlarımıza arka çıkın, linçe fırsat vermeyin” dediği öğrenildi.

Türkiye gazetesinden Emrah Özcan’ın aktardığına göre, AK Parti kaynakları özellikle “X” üzerinden, onlarca hesabın para karşılığı, partinin kurumsal kimliğine ve kurmaylarına yönelik itibar suikastı gerçekleştirildiğini tespit ettiklerini kaydetti.

Parti kurmayları, “Kim yapıyor, hangi metotla yapıyor, hangi trolleri kullanıyor, kimin adına yapıyor, teknik incelemelerde bunlar ortaya çıkıyor. Planlı, programlı, para harcanarak ve bazı insanlar hedef alınarak yapılıyor. Bunları takip ediyoruz, edeceğiz de. Bu parti trollerin şekil verdiği bir parti değildir. AK Parti kurumsal ve köklü bir partidir. Herkes ne yaptığını bilmelidir. Konuyu çok ciddi takip ediyoruz” değerlendirmesini yaptı.

Paylaşın

Erdoğan: Kamu Malına El Uzatmak İhanete Eşdeğerdi

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde katıldığı bir etkinlikte konuşan Erdoğan, “Siyasetçiler, kamu görevlileri ülkeye ve millete karşı vazifelerini yerine getirme noktasında hiçbir bahanesi olamaz” dedi ve ekledi:

“Milletin derdiyle dertlenmedikten, sorunlarına çözüm bulup hayır duasını almadıktan sonra hangi vazife olursa olsun insan için yüktür. Son dönemde artan serzenişlerin farkındayız. Tespit ettiğimiz tüm eksiklerin, hataların, varsa ihanetlerin bundan sonra daha kararlı bir şekilde gideceğiz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Külliyesi’ndeki ‘Vakıf Haftası 100. Yıla Özel 201 Eser Toplu Açılış Töreni’nde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

“Dünya üzerinde nerede atalarımıza ait eser varsa onlara ulaşıyor ve gün yüzüne çıkarıyoruz. Sadece Türkiye’de değil dünya üzerinde ata mirasına sahip çıktık. Ecdadın emanetine en güzel bir şekilde sahip çıkan Vakıflar Genel Müdürlüğü’nü tebrik ediyorum. Depremde yıkılan ve hasar gören vakıf eserlerimize ayağa kaldırmak için her türlü çabayı da takdirle karşılıyoruz. Toplam 50 bin ihtiyaç sahibi evladımız da vakıflarımızdan burs alıyor.

“Soykırım davasına müdahil olmayı kararlaştırdık”

8’inci iyilik gemimizi de Gazze’ye ulaştırdık. Türkiye 50 bin tonla dünyada Gazze’ye en fazla yardım gönderen ülke konumuna ulaştı. Geçen haftadan itibaren İsrail ile ithalat ve ihracatı tüm ürünleri dahil edecek şekilde durdurduk. İsrail’e soykırım davasına müdahil olmayı kararlaştırdık.

15 bini çocuk 35 bine yakın kardeşimizin hayatına kastedenlerin hukuk önünde hesap vermesi için Türkiye olarak tüm imkanlarımızı kullanacağız. Kimi işgüzarlar bunu görmese de devletiyle vatandaşıyla Türkiye Gazze sınavını en başarılı veren ülkelerden biridir. İsrail’e baskının dozunu yükseltiyoruz.

“Kamu malı milletin emanetidir”

İslam’a göre insan alemin özüdür. Vakıflarımız sadece insana hizmetle kendilerini sınırlandırmamıştır. Tarihimizde aç kuşlar için ağaçlar için kurulan vakıflar görüyoruz. Bir vakfiyede tüm insanların, tabiatın, gelecek kuşakların hakkı hukuku vardır. Vakıf eserleri nasıl bize vakıf sahibinin ecdadın emanetiyse kamu malı da milletin emanetidir.

Millete hizmet yolunda rehavete üşengeçliğe ‘bugün git yarın gel’ kaprislerine asla ve asla yer yoktur. Bugünkü konumumuzu aziz milletimize borçluyuz. Millete büyüklenmek kesinlikle kabul edilemez. Milletin derdiyle dertlenmedikçe hangi vazife olursa olsun insan için yüktür.”

Paylaşın

Erdoğan’dan AK Parti’de ‘Değişim’ Mesajı

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de genel başkan Erdoğan, “Değişim beklentileri de var. Ama bir değişim yapacaksak, bu değişim bizim belirlediğimiz şartlarda ve takvimde olacak” dedi ve ekledi:

“Birilerinin yönlendirmesine göre hareket etmeyeceğiz. Bu tartışmalar yapılırken, tefrikaya düşmeyeceğiz. Aramıza fitne ve fesat sokmayacağız. Hepimiz bu davanın mensuplarıyız. Medya üzerinden konuşup, birbirinizi suçlar nitelikte davranmayın.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinde seçim sonuçlarına ilişkin yapılan istişare toplantılarında Cumhur İttifakı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Türkiye gazetesinde yer alan habere göre, kamuoyunda gündeme gelen değişim tartışmalarını değerlendirdi.

Erdoğan, “Bu dava ve partimizin geleceği, ben dâhil hepimizin geleceğinden daha önemlidir. Hiçbirimiz kendi geleceğimizi partinin geleceğinin önünde tutamayız. Milletin beklentileri neyse ona göre hareket edeceğiz” dedi.

“Şu anda, seçim sonuçlarına ilişkin birçok tartışma yapılıyor” diyen Erdoğan, şunları söyledi: “Değişim beklentileri de var. Ama bir değişim yapacaksak, bu değişim bizim belirlediğimiz şartlarda ve takvimde olacak. Birilerinin yönlendirmesine göre hareket etmeyeceğiz. Bu tartışmalar yapılırken, tefrikaya düşmeyeceğiz. Aramıza fitne ve fesat sokmayacağız. Hepimiz bu davanın mensuplarıyız. Medya üzerinden konuşup, birbirinizi suçlar nitelikte davranmayın.”

Erdoğan, şöyle devam etti: “Seçim sonuçları, bir anlamda, biriken problemlerin gün yüzüne çıkmasıdır. Bu problemleri çözmek için teşhisi doğru yapmalıyız. ‘Teşhis, tedavinin yarısıdır’ ilkesi ile hareket edeceğiz. Tespitlerimizi de buna göre yapacağız. Hassas ve titiz davranacağız.”

Erdoğan, “Cumhur İttifakı içinde sıkıntı var” söylentilerine değinerek, “Son günlerde sanki Cumhur İttifakı içinde bir problem varmış gibi algı oluşturuluyor. Cumhur İttifakı’nda hiçbir sorun yok. Sayın Bahçeli ile görüşmede de bunu bir kez daha teyit ettik” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Erdoğan’dan AK Partili Vekillere Uyarı

Toplantılarda, yerel seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunmaya devam eden Erdoğan’ın, Meclis çalışmaları ve milletvekillerinin yeterince etkin olmadığına ilişkin uyarılarda bulunduğu belirtildi.

Grup yönetiminin, yasa görüşmeleri uzayacağı gerekçesiyle AKP milletvekillerinin konuşmasına izin vermediği şikayetlerini anımsatan Erdoğan’ın, “Gerektiği yerde arkadaşlar çıksın konuşsun. Herkes derdini anlatsın. Yasa çıkmıyorsa ya da görüşmeler uzarsa uzasın. Arkadaşlara konuşma imkanı verin” dediği aktarıldı.

Gazete Pencere yazarlarından Nuray Babacan, “Erdoğan’dan ilginç mesajlar…” yazısında AK Parti’deki son gelişmeleri aktardı. Babacan’ın yazısından öne çıkan bölümler şöyle:

Seçim sonuçlarından oldukça etkilenen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Marmaris tatilinin ardından düzenlediği toplantılarda, yapılan hatalara ilişkin değerlendirmelerde bulunmaya devam etti. Erdoğan’ın seçim sonuçlarını, “Biriken sorunların su yüzüne çıkması” olarak nitelendirdiği öğrenildi.

Edinilen bilgiye göre Erdoğan son MYK toplantısı dahil, parti kurmaylarıyla yaptığı görüşmelerde, AKP’nin oy kaybı ve vatandaşın tepki gösterdiği uygulamalarla ilgili saptamalarda bulunuyor. Erdoğan’ın son günlerde art arda yaptığı görüşmelerdeki değerlendirmeleri özetle şöyle:

“Şu anda, seçim sonuçlarına ilişkin tartışmalar yapılıyor. Değişim beklentileri var. Ama bir değişim yapacaksak, bizim belirlediğimiz koşullarda ve takvimde olacak. Birilerinin yönlendirmesine göre hareket etmeyeceğiz.

Aramıza fitne ve fesat sokmak isteyenlere karşı uyanık olacağız. Hepimiz bu davanın mensuplarıyız. Medya üzerinden konuşup, birbirimizi suçlar nitelikte davranmayın. Seçim sonuçları bir anlamda, biriken problemlerin gün yüzüne çıkmasıdır.

“Cumhur İttifakında hiçbir sorun yok”

O nedenle ‘teşhis, tedavinin yarısıdır’ diyerek tespitlerimizi buna göre yapmalıyız. Son günlerde sanki Cumhur İttifakı içinde bir problem varmış gibi algı oluşturuluyor. Cumhur İttifakında hiçbir sorun yok. Bahçeli ile görüşmede de bunu bir kez daha teyit ettik.

Bu dava ve partimizin geleceği ben dahil hepimizin geleceğinden daha önemlidir. Hiçbirimiz kendi geleceğimizi partinin geleceğinin önünde tutamayız. Milletin beklentileri neyse ona göre hareket edeceğiz.”

Erdoğan’ın, Meclis çalışmaları ve milletvekillerinin yeterince etkin olmadığına ilişkin uyarılarda bulunduğu belirtildi.

Grup yönetiminin, yasa görüşmeleri uzayacağı gerekçesiyle AKP milletvekillerinin konuşmasına izin vermediği şikayetlerini anımsatan Erdoğan’ın, “Gerektiği yerde arkadaşlar çıksın konuşsun. Herkes derdini anlatsın. Yasa çıkmıyorsa ya da görüşmeler uzarsa uzasın. Arkadaşlara konuşma imkanı verin” dediği aktarıldı.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın