Ömer Çelik’ten “Cumhur İttifakı” Açıklaması: İrademiz Tamdır

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Ülkemizi karşı karşıya olduğu tehlikelerden korumak ve geleceğe güçlü bir şekilde taşımak için kurulan Cumhur İttifakı kararlılıkla yoluna devam etmektedir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaşmak için Cumhur İttifakı olarak, ülkemizi geleceğe taşımak ve milletimize hizmet etmek noktasında güçlü siyasetlere imza atmaya devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sn Recep Tayyip Erdoğan’ın vurguladığı gibi bu konudaki irademiz tamdır.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve öldürülen Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş’le görüşmesinin ardından Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den sert bir açıklama geldi.

Bahçeli’nin “Türk Siyasetinde Normalleşme ve Yumuşama iddialarıyla Milliyetçi Hareket Partisi’ne Düzenlenen Siyasi Operasyonlar” başlıklı açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“AK Parti içindeki gayri memnun kesimin devamlı suyu bulandırmasını da dikkate alarak, AK Parti ile CHP arasında geniş tabanlı bir ittifakın vücuda gelmesi, buna da altılı masanın diğer unsurlarının desteği Milliyetçi Hareket Partisi’nin samimi dileği ve temennisidir. Buna rağmen Cumhur İttifakı’na bağlılığımız kararlılıkla devam edecek, TBMM’de kanun tekliflerine verilen desteğimiz aynen sürecektir”

“Cumhur İttifakı kararlılıkla yoluna devam etmekte”

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Devlet Bahçeli’nin açıklamaları sonrası sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Ömer Çelik, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Ülkemizi karşı karşıya olduğu tehlikelerden korumak ve geleceğe güçlü bir şekilde taşımak için kurulan Cumhur İttifakı kararlılıkla yoluna devam etmektedir.

Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaşmak için Cumhur İttifakı olarak, ülkemizi geleceğe taşımak ve milletimize hizmet etmek noktasında güçlü siyasetlere imza atmaya devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sn Recep Tayyip Erdoğan’ın vurguladığı gibi bu konudaki irademiz tamdır.”

Paylaşın

Erdoğan – Özel Görüşmesinde Neler Konuşuldu: AK Parti’den Açıklama

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Recep Tayyip Erdoğan ile Özgür Özel görüşmesine ilişkin yaptığı açıklamada, “Onların tabiriyle normalleşme, bizim tabirimizle siyasi yumuşama dediğimiz şey siyasi rekabeti husumete çevirmeyelim” dedi ve ekledi:

“Bu çerçevede rekabetin husumete çevrilmemesi konusunda hassasiyeti gözetelim, bu çerçevede oturup, meselelerimizi konuşalım. Türk siyaseti hayatında rekabet öyle zamanlarda husumete çevrilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımız Türkiye’nin darbe anayasasından kurtulması gerektiğini bunun AK Parti anayasası gibi dar bir şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini, en geniş uzlaşmayla toplumsal sözleşme olarak ortaya çıkması gerektiğini ifade ettiler. CHP ve diğer partilerden anayasaya böyle yaklaşılması beklediğini ifade etmiş oldular.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP Genel Merkezi’ne gerçekleştirdiği ziyaret sonrası AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik zirveye dair açıklamalarda bulundu.

“Bugün gerçekleşen iade-i ziyaretle birlikte siyaset hayatında bu tablonun ortaya çıkması memnuniyet verici. Sayın Genel Başkanımız bu tablonun kalıcı kazanımlara dönüşmesi gerektiğini düşünüyor” diyen Çelik özetle şu ifadeleri kullandı:

Diyalog ortamının sürmesinin toplumumuzda çok olumlu karşılandığı, sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği şekilde görüşme, diyalog zemininin güçlü bir şekilde tutulması konusunda iade-i ziyaretle birlikte güçlü mesaj verilmiş oldu. Sayın Cumhurbaşkanımız siyasette diyalog zemininin güçlendirme fırsatlarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade ediyorlar. Bugün gerçekleşen iade-i ziyaretle birlikte Türk siyasi hayatında bu tablonun ortaya çıkmasını memnuniyet verici olarak görüyorlar.

Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanımız Türkiye’nin darbe anayasasından kurtulması için atılması gereken atılmaları dar inisiyatifle değil en geniş siyasi uzlaşma zeminiyle gerçekleşme konusundaki görüşlerini ifade etmişlerdir. Bütün Türkiye’yi kucaklayan toplumsal sözleşme olarak yeni anayasayı belirtmişlerdir. Yeni anayasaya kavuşmak sürecini Türkiye’nin geleceğini gözeten sorumluluk ve perspektifle ele alınması gerektiğini ifade ediyorlar.

Görüşmede Cumhurbaşkanımız orta vadeli program ve 12. Kalkınma Programıyla elde edilen kazanımların korunacağını vurguluyorlar. Programa zarar verecek tutumlardan kaçınılacağını ifade etmişlerdir. Görüşmede Cumhurbaşkanımız orta vadeli program ve 12. Kalkınma Programıyla elde edilen kazanımların korunacağını vurguluyorlar. Programa zarar verecek tutumlardan kaçınılacağını ifade etmişlerdir. Bu çerçevede sayın Cumhurbaşkanımız arzu edildiği takdirde CHP tarafından Hazine ve Maliye Bakanımız sayın Mehmet Şimşek’in bilgi vereceğini ifade etmişlerdir.

Önümüzdeki dönemde işbirliğinin artırılması önemli olacak. Avrupa’da aşırı sağa cevap verilmesi önemli olacaktır. Sayın Cumhurbaşkanı bu ortaya çıkan faşizme karşı ortak harekete etmelerini belirtmiştir. Sayın Özel’in o zeminlerde Türkiye’nin tezlerini dile getirmek bakımından önemli bir zemin olduğunu belirtmişlerdir.

PKK’nın Suriye uzantısının o bölgede oluşturmaya çalıştığı teröristan konusu bir diğer konudur. Bu çerçevede baktığımızda hassasiyet dönemidir. Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıldönümü törenlerinde sayın Özel’le birlikte orada, CHP ve diğer partilerle birlikte güçlü şekilde birlik ve beraberlik gösterilmesini ifade etmişlerdir. Bu CHP Genel Başkanı ve yetkililerinin kendi takvimleri içinde değerlendireceği konudur.

Gazze’de soykırım siyasetine karşı bizim bütün siyasi partiler olarak ortak bir duruş ortaya koymamız, Filistin devletine karşı duyarlılığı arttırmamız. Sayın Özel’in sosyalist enternasyonal çerçevesinde bilgilendirici tutum ortaya koyması son derece kıymetli olacaktır. Ekonomiden, siyasi meselelere, iç politikadan, dış politikaya kadar Türkiye’nin hak ve menfaatleri için ortak duyarlılık ve siyaset konusunda Cumhurbaşkanımız ve genel başkanımızın hassasiyeti sözkonusudur. Bunu bütün siyasi partilerden beklentileri sayın Cumhurbaşkanımız ifade etmişlerdir.

Önemli bir konu da, son zamanlarda çeşitli bölgelerde bazı belediye başkanlarının nefret suçu, ırkçılık anlamına gelecek birtakım uygulamalara imza atmaları. Birtakım yaşam tarzlarına dönük olumsuz uygulamalar diyebileceğimiz uygulamaların ortaya çıkmasıdır. Cumhurbaşkanımız her türlü nefret siyasetine karşı ortak tutum geliştirilmesi gerektiğini ifade ettiler. Hayat tarzları konusunda şimdiye kadar elde edilen kazanımların korunması gerektiğini, bu çerçevedeki yapısal reformların devam edeceğini, ekonomi kazanımları koruma konusunda da reform siyasetini devam edeceğini belirtmişlerdir.

Kayyum konusunda tutumumuz nettir. Hangi partiden olursa olsun Cumhurbaşkanımızın ifadesi şu şekildedir ‘hangi partiden olursa olsun millete hizmet eden her belediye başkanına destek vermeye devam edeceğiz’. Ama birisi yetkiyi terör örgütüne destek vermek şeklinde kullanıyorsa, terör örgütü tarafından atanmış komiser tarafından yönetilmesine kapı açılmasına müsaade edilmeyecektir. Bu bir siyasi partiye toptancı bir tutum değildir. Tespit edildiğinde bunların görevden alınması devlet olmanın gereğidir.

Burada toplantıcı anlayışla hareket edilmemektedir. Milletten aldığı yetkiyi millete hizmet için kullanıyorsa belediye başkanı hangi partiden olduğunun önemi yoktur. Bütün siyasi partilerin hassasiyet göstermesi gerektiği, sivil siyaset, demokrasi, hukuk devletinin korunması bakımından sayın Cumhurbaşkanımız her fırsatta dile getirmiştir. Konuşulan pekçok konu var. Ama size vereceğim toplantının geneli ile değerlendirme budur. Diyalog sürecinin güçlü bir şekilde devam etmesi, gerçek siyaset alanında, hizmette yarışılması bizim tutumumuz ve arzumuzdur. Gösterdikleri nezaket için sayın Özel ve CHP’ye bir kez daha teşekkür ediyoruz.

Soru – Cevap

Sayın Özel’in söylediklerini ifade etme konusunda bizim nezaket gösterip onu CHP’li arkadaşlara bırakmamız daha doğru olur. Ben bizim zaviyemizden bu toplantının nasıl görüldüğünü ifade etmek isterim. Kuşkusuz kendileri ekonomi, reel sektörlerle ilgili konular gündeme geldi. Tarımdan eğitime kadar. Sayın Cumhurbaşkanımız hükümetimizin yaptığını anlattı. Sayın Özel’in değerlendirmelerinin açıklamalarının CHP Genel Merkezi tarafından yapılması daha doğru olur.

Geçen ve bugünkü görüşmede toplumun gündeminde olan her konu gündemdedir. Yürüyen hukuki süreçler, kesinleşmiş davalarla ilgili olarak Cumhurbaşkanımızın mahkemelere karışılmaması gerektiği tutumunu ifade ettiler. Karşılıklı bilgilerde tenakuz teşkil eden bilgiler vardır. Cumhurbaşkanımız değerlendirmeleri paylaşmışlardır. (Sinan Ateş cinayeti) Yargı görevini yapsın, hukukun kapasitesi ve kabiliyetleri içinde değerlendirilsin ve suçlular cezasını alsın. Bu ilkeleri savunmak konusunda herhangi sorun yoktur. Sayın Cumhurbaşkanının kabulü bir kez daha bu mesajın verilmesi şeklinde gerçekleşecektir.

Bundan sonra ihtiyaç olursa kapı açıktır. Onların tabiriyle normalleşme, bizim tabirimizle siyasi yumuşama dediğimiz şey siyasi rekabeti husumete çevirmeyelim. Bu çerçevede rekabetin husumete çevrilmemesi konusunda hassasiyeti gözetelim, bu çerçevede oturup, meselelerimizi konuşalım.

Türk siyaseti hayatında rekabet öyle zamanlarda husumete çevrilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımız Türkiye’nin darbe anayasasından kurtulması gerektiğini bunun AK Parti anayasası gibi dar bir şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini, en geniş uzlaşmayla toplumsal sözleşme olarak ortaya çıkması gerektiğini ifade ettiler. CHP ve diğer partilerden anayasaya böyle yaklaşılması beklediğini ifade etmiş oldular.

Paylaşın

Siyasette Normalleşme: Erdoğan’dan Özel’e İade-i Ziyaret

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, siyasi hayatında ikinci kez Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi’ne ziyaret gerçekleştirdi. Erdoğan’a AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Elitaş eşlik etti.

Haber Merkezi / Erdoğan’ı, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi önünde genel başkan Özgür Özel ve CHP Milletvekili Namık Tan karşıladı. Erdoğan ve Özel, Genel Merkez önünde tokalaşarak, basın mensuplarına poz verdi ve basın mensuplarını selamladı.

Erdoğan ve Özel karşılamanın ardından Genel Merkez’deki başkanlık makamına çıktı. Yaklaşık bir buçuk saat süren görüşme sonrası iki lider açıklama yapmadı.

CHP Genel Merkezinin önündeki bayraklar arasına, Erdoğan’ın ziyareti dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı forslu bayrak da asıldı.

Erdoğan, en son 10 Temmuz 2006’da başbakanken, dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı beraberindeki bakanların da bulunduğu kalabalık bir heyetle ziyaret etmiş, iki lider görüşme sonrası yapılan ortak açıklamada “siyaset konuşmadıklarını” belirtmişti.

Ne olmuştu?

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 2 Mayıs’ta AK Parti Genel Merkezi’nde bir araya gelmişti. Görüşme 1 saat 35 dakika sürmüştü.

Görüşmede, CHP İstanbul Milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu Üyesi Namık Tan ile AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş da yer almıştı. Erdoğan ile Özel görüşmesi sonrası basın mensuplarına açıklama yapılmamıştı.

Erdoğan ile Özel’in görüşmesine boş koltuk damgasını vurmuştu. Erdoğan, Özel ile görüşme esnasında Özel’in karşısında değil de ortada ve daha farklı bir koltukta oturması akıllara “Erdoğan eşit değiliz imajı mı yaratmak istiyor?” sorusunu gündeme getirmişti.

AK Parti, boş koltuğun özel bir anlam ifade etmediği, oda düzeninden kaynaklandığı, diğer liderlerle veya konuklarla yapılan görüşmelerdeki protokolün uygulandığı vurgulamıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’a dönerek, en kısa sürede CHP Genel Merkezi’ne iade-i ziyaret gerektiğini söylemişti. Özel, bu ziyaretten memnun olacağını ifade etmişti.

31 Mart seçimlerinde CHP’nin çok sayıda büyükşehir ve belediyelerine yenilerini eklemesinin ardından Özel verdiği demeçlerde Erdoğan ile görüşebileceğini aktarmıştı.

Erdoğan ile Özel, 23 Nisan’da TBMM’de düzenlenen resepsiyonda başka diğer siyasi partilerin de olduğu ortamda ilk kez bir araya gelmiş ve kısa bir görüşmenin ardından özel kalemlerin buluşma tarihi belirleyeceği duyurulmuştu.

Paylaşın

AK Parti’de Erdoğan Sonrası İçin Senaryolar

2023 yılında yapılan seçimlerde son kez aday olan Recep Tayyip Erdoğan’ın Anayasa’da değişiklik yapılmaz ya da Meclis erken seçim kararı almaz ise yeniden aday olması mümkün değil.

Ancak AK Parti, Erdoğan’ın tekrar aday olması için bu iki yolu da denemeye kararlı. Anayasa değişikliği en zoru ama Meclis’in alacağı erken seçim kararı ile Erdoğan’ın görev süresinin bir 7 yıl daha uzatılması çok kolay. Muhalefetin de gündeme gelebilecek bir erken seçim önerisine “hayır” diyemeyeceği savunuluyor.

Peki her ikisi de olmazsa ne olacak? AK Partililer bu soruya yanıt vermek için çok erken olduğunu söylese de kulislerde kısık sesle de olsa Erdoğan sonrası için çeşitli formüller, isimler konuşuluyor. Herkesin emin olduğu tek konu Erdoğan’ın yeniden aday olamasa da siyaseti bırakmayacağı. Birçok siyasetçi her durumda Erdoğan’ın partisinin genel başkanlığını yürüteceğini söylüyor.

Erdoğan’ın AK Parti Genel Başkanı olarak iyi bir Cumhurbaşkanı adayı çıkarıp çalışmaların yakın takipçisi olacağını söyleyenler “Aday kim olur” sorusuna da “Partide çok deneyimli, etkin olabilecek isimler var” yanıtını veriyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Bu isimler içinde ilk dile getirilen Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar. Mevcut Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un da Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın da, son dönemlerde öne çıkan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da böyle bir durumda aday olabileceği konuşuluyor. Partililer Erdoğan’ın yeniden adaylığı söz konusu olmazsa zaman içinde farklı isimlerin de gündeme gelebileceğini söylüyor.

Yeni Anayasa hazırlığı

Öte yandan Yerel seçim nedeniyle Meclis çalışmalarına 1.5 ay ara verildi. Bu durum 1 Temmuz’da tatile girmesi gereken Meclis’in çalışmalarının uzamasına neden oldu.

AK Parti’nin planlamasına göre Meclis 2 ay daha çalıştıktan sonra, 1 Ağustos’ta tatile girecek. 2 aylık sürede kripto yasası, ulaştırma alanında düzenlemeler içeren yasa teklifi, 9. yargı paketi ve hayvan hakları kanun teklifi gibi birçok düzenlemenin yasalaşması bekleniyor. Ancak AK Parti Meclis grubunda yaz tatilinde de yeni döneme hazırlık yapılacak.

Edinilen bilgiye göre Meclis’in anayasası olarak nitelendirilen Meclis İçtüzüğünde değişiklik için kollar sıvanacak. Yaz boyunca sürecek çalışmada, yasa görüşmelerinde komisyonların ağırlığının arttığı, Genel Kurul’da sadece oylamaların yapıldığı yeni bir sistem için değişiklik teklifi hazırlanacak. MHP’nin de sıcak baktığı bu değişiklik konusunda muhalefetle uzlaşma sağlanırsa bunun yeni anayasa yapımının da önünü açabileceği değerlendiriliyor.

Paylaşın

“Meclis İçtüzüğü”nde Değişiklik Hazırlığı

AK Parti Meclis grubunda yaz tatilinde de yeni döneme hazırlık yapılacak. Edinilen bilgiye göre Meclis’in anayasası olarak nitelendirilen Meclis İçtüzüğünde değişiklik için kollar sıvanacak.

Yaz boyunca sürecek çalışmada, yasa görüşmelerinde komisyonların ağırlığının arttığı, Genel Kurul’da sadece oylamaların yapıldığı yeni bir sistem için değişiklik teklifi hazırlanacak.

Yerel seçim nedeniyle Meclis çalışmalarına 1.5 ay ara verildi. Bu durum 1 Temmuz’da tatile girmesi gereken Meclis’in çalışmalarının uzamasına neden oldu. AK Parti’nin planlamasına göre Meclis 2 ay daha çalıştıktan sonra, 1 Ağustos’ta tatile girecek.

2 aylık sürede kripto yasası, ulaştırma alanında düzenlemeler içeren yasa teklifi, 9. yargı paketi ve hayvan hakları kanun teklifi gibi birçok düzenlemenin yasalaşması bekleniyor. Ancak AK Parti Meclis grubunda yaz tatilinde de yeni döneme hazırlık yapılacak.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Meclis’in anayasası olarak nitelendirilen Meclis İçtüzüğünde değişiklik için kollar sıvanacak.

Yaz boyunca sürecek çalışmada, yasa görüşmelerinde komisyonların ağırlığının arttığı, Genel Kurul’da sadece oylamaların yapıldığı yeni bir sistem için değişiklik teklifi hazırlanacak. MHP’nin de sıcak baktığı bu değişiklik konusunda muhalefetle uzlaşma sağlanırsa bunun yeni anayasa yapımının da önünü açabileceği değerlendiriliyor.

Öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 2023 seçimlerinde son kez aday oldu. Anayasa değişikliği ya da erken seçim kararı alınmadıkça Erdoğan’ın yeniden aday olması mümkün değil. Ancak AK Parti, Erdoğan’ın tekrar aday olması için bu iki yolu da denemeye kararlı.

Anayasa değişikliği en zoru ama Meclis’in alacağı erken seçim kararı ile Erdoğan’ın görev süresinin bir 5 yıl daha uzatılması çok kolay. Muhalefetin de gündeme gelebilecek bir erken seçim önerisine “hayır” diyemeyeceği savunuluyor.

Peki her ikisi de olmazsa ne olacak? AK Partililer bu soruya yanıt vermek için çok erken olduğunu söylese de kulislerde kısık sesle de olsa Erdoğan sonrası için çeşitli formüller, isimler konuşuluyor. Herkesin emin olduğu tek konu Erdoğan’ın yeniden aday olamasa da siyaseti bırakmayacağı.

Birçok siyasetçi her durumda Erdoğan’ın partisinin genel başkanlığını yürüteceğini söylüyor. Erdoğan’ın AK Parti Genel Başkanı olarak iyi bir Cumhurbaşkanı adayı çıkarıp çalışmaların yakın takipçisi olacağını söyleyenler “Aday kim olur” sorusuna da “Partide çok deneyimli, etkin olabilecek isimler var” yanıtını veriyor.

Bu isimler içinde ilk dile getirilen Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar. Mevcut Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un da Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın da, son dönemlerde öne çıkan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da böyle bir durumda aday olabileceği konuşuluyor.

Partililer Erdoğan’ın yeniden adaylığı söz konusu olmazsa zaman içinde farklı isimlerin de gündeme gelebileceğini söylüyor.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Önceliğimiz Enflasyonla Mücadele” Mesajı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önceliğimiz bu ülkeyi hayat pahalılığı sorunundan kurtarmaktır. Enflasyonu düşürmek için politikaları uyum içinde yürütüyoruz. Ekonomi programımızın ilk yılı geçiş yılıydı ve bu dönemi öngördüğümüz şekilde başarıyla tamamladık” dedi ve ekledi:

“Enflasyonda en zor dönemin artık geride kaldığına inanıyoruz. Şimdi dezenflasyon dönemine giriyoruz. Büyüme tarafında da hamdolsun oranlar olumlu seyrediyor. Deprem felaketine rağmen yüzde 4.5’lik büyüme kaydettik. Milli gelirimiz cari fiyatlarla ilk kez 1 trilyon doları aştı. Türkiye ekonomisi dünyada 17. satın alma gücünde 11. sırada yer alıyor.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen TİM 31. Olağan Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonaları Ödül Töreni’nde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından önemli satır başları:

“2002’de bir haftada yaptığımız ihracatı artık bir günde gerçekleştiriyoruz. İhracat yapmayan ilimiz kalmadı. Fildişi kulelerinde ahkam kesenler bunları anlamıyor olabilir. Dünyanın dört bir köşesine Türk mallarını götüren siz kardeşlerim bunları çok iyi biliyor… Biz başkalarının ne dediğine değil size bakıyoruz. Sizinle yol yürüyoruz.

İhracatçılarımızı Türk ekonomisinin yurt dışındaki sancaktarları olarak görüyoruz… Tüm bakanlarımız her zaman sizin yanınızdadır. Üreticimizin ulaşamadığı hiçbir bürokrat hiçbir siyasetçi olamaz. Halkımızla arasına mesafe koyanla biz de aramıza mesafe koymaktan çekinmeyiz. Türkiye tüketerek değil, istihdam ederek, ihracat ederek kalkınacak.

Türk ürünlerinin küresel birer markaya dönüşmesine imkan sağlıyorsunuz. Kimsenin bu emeklerini boşa çıkartmayacağız.

Türkiye’nin dış ticarette yazdığı başarı hikayesini sadece biz değil rakamlar da söylüyor. 2023 yılını toplam 355 milyar dolar ihracatla kapattık. 24. 1 milyar dolarlık Mayıs ayı ihracatımız, tarihin en yüksek mayıs ayı ihracatı oldu. Mayıs ayı itibariyle, yıllıklandırılmış ihracatımız 261 milyar dolar olarak rekor kırdı.

İthalatımızda da düşüş eğilimi devam ediyor. Dış ticaret açığımız yıllık bazda yüzde 47.8 düşüş gösterdi. Dış ticaret açığımızdaki iyileşme sürüyor… Cari işlemler açığındaki iyileşme, ticaret ortaklarımızda toparlanma, turizm gelirlerindeki artışla çok daha iyi gerçekleşecek.

2024 sonunda mal ihracatımızı 267 milyar dolara mutlaka taşıyacağız. Bunu da son 21 yıldır olduğu gibi yine sizlerle birlikte başaracağız. İhracatçılarımıza verdiğimiz desteğin artarak devam etmesi, ekonomimize yeni bir ivme kazandırmıştır. Hazine bakanlığımız ve merkez bankamız, ihracatçılarımızın finansallarını geliştirmek için çeşitli formüller üzerinde çalışıyor.

Yıllık 100 milyar lira olmak üzere 3 yıl olarak 300 milyar lira limit tahsis edilmesini planlıyoruz. Verimliliği yüksek yatırımlı uygun koşullarda finansmanını mümkün kılacak. Yüksek teknolojili yatırımların bundan sonra daha güçlü destekleyeceğiz. 10 yıla kadar vade imkanı tanınacak. Yüksek teknolojili ürün ihracatı 4 katına çıktı.

İhracatçılarımız için döviz bozdurma zorunluluğunu yüzde 40’tan yüzde 30’a indirdik. Bu düzenleme pazartesiden itibaren geçerli olacak.

Geçen sene tüm taraflarla görüşerek hazırladığımız orta vadeli programla ekonomideki yol haritamızı sizlerle paylaştık. Programa olan güvenimizi uygulamalarımızla ispat ettik. Bundan 3 ay önce, seçim meydanlarında olmadık sözler verenler, verdikleri sözleri tutmak yerine milleti oyalamanın yollarını arıyor.

Hak hukuk diyenlerin bugün nepotizmin kitabını yeniden yazdığını görüyoruz. Biz tutamayacağımız sözü vermedik. Biz milletimize bedel ödettirmemenin derdindeyiz.

“Dezenflasyon dönemine giriyoruz”

Önceliğimiz bu ülkeyi hayat pahalılığı sorunundan kurtarmaktır. Enflasyonu düşürmek için politikaları uyum içinde yürütüyoruz. Ekonomi programımızın ilk yılı geçiş yılıydı ve bu dönemi öngördüğümüz şekilde başarıyla tamamladık. Enflasyonda en zor dönemin artık geride kaldığına inanıyoruz. Şimdi dezenflasyon dönemine giriyoruz.

Büyüme tarafında da hamdolsun oranlar olumlu seyrediyor. Deprem felaketine rağmen yüzde 4.5’lik büyüme kaydettik. Milli gelirimiz cari fiyatlarla ilk kez 1 trilyon doları aştı. Türkiye ekonomisi dünyada 17. satın alma gücünde 11. sırada yer alıyor.”

Paylaşın

Erdoğan: 28 Şubat Artıklarına Boyun Eğmedik Eğmeyiz

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Tanıtım Programı’nda konuşan Erdoğan, “Birileri bu ülkede yasakların kalmasını istemedi. Adaletsizliklerin giderilmesini müfredatın zenginleştirilmesini, okullar arasındaki eşitliğin azalmasını istemedi” dedi ve ekledi:

“Türkiye’de gerçek manada bir sınıfsal değişimin yaşanmaması için her şeyi yaptılar. Bugün hala kümelendiklerini görüyoruz. Geçtiğimiz günlerde Ankara’daki bir ilçede buna yine şahit olduk. Öğrencilerin camiye davet edilmesi birilerini rahatsız etti. Güya laiklik maskesiyle kendi zihin dünyalarındaki faşizmi gizleyeme çalıştılar. Laikliği din ve inanç karşıtlığı gibi anlayan bunu herkese dayatan 28 Şubat artıklarına biz bugüne kadar boyun eğmedik bundan sonra da eğmeyiz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Tanıtım Programı’nda konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Yeni maarif modelimizin ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum. Bundan 21 yıl evvel Türkiye’ye hizmet yolculuğumuza başladığımızda 4 önceliğimizden birinin eğitim olacağını söyledik ve bu sözümüzü yerine getirdik. Her yıl bütçede aslan payını eğitim için ayırdık. Bütün imkanlarımızı seferber ediyoruz. Her yıl olduğu gibi bu yıl da geleneği bozmayıp 1 trilyon 620 milyar lirayı eğitime ayırdık. Derslik başına düşen öğrenci sayısını ilk öğretimde 23’e, ortaöğretimde ise 22’ye indirdik.

Geride bıraktığımız 1 yılda 13 bin 715 yeni dersliği ülkemize kazandırdık. Cumhuriyet tarihimizin en fazla öğretmen atamasını yapan hükümetiyiz. Tek seferde 45 bin öğretmeni öğrencileriyle buluşturduk. Bu sene atayacağımız 20 bin öğretmenle eğitim ordumuzu daha da güçlendireceğiz.

Aile konusu son günlerde altını çizdiğim üzere bizim için hayati öneme sahiptir. Çocuklar küresel kültürün dayatmalarına maruz kalıyor. Bunların en başında cinsiyetsizleştirme projeleri var. Çizgi filmlerden sinema yapımlarına pek çok alanda evlatlarımız bu projelerle sık sık karşılaşıyor. Hep beraber el ele vererek küresel cinsiyetsizleştirmeyle mücadele edeceğimize inanıyorum.

Dünya değişirken Türkiye nasıl aynı kalmıyorsa, eğitim sistemimizin de yerinde sayması beklenemez. Burada önemli olan yenilenmeyle birlikte köklerden kopmamaktır. Maziden atiye köprü kuran özgün bir anlayışla sürecin yönetilmesi gerekiyor. Eğitim sistemimiz eskiden daha çok ezbere dayanıyordu.

“Boyun eğmedik, eğmeyiz”

Birileri bu ülkede yasakların kalmasını istemedi. Adaletsizliklerin giderilmesini müfredatın zenginleştirilmesini, okullar arasındaki eşitliğin azalmasını istemedi. Türkiye’de gerçek manada bir sınıfsal değişimin yaşanmaması için her şeyi yaptılar. Bugün hala kümelendiklerini görüyoruz. Geçtiğimiz günlerde Ankara’daki bir ilçede buna yine şahit olduk. Öğrencilerin camiye davet edilmesi birilerini rahatsız etti. Güya laiklik maskesiyle kendi zihin dünyalarındaki faşizmi gizleyeme çalıştılar. Laikliği din ve inanç karşıtlığı gibi anlayan bunu herkese dayatan 28 Şubat artıklarına biz bugüne kadar boyun eğmedik bundan sonra da eğmeyiz.

Bu ülkenin çocuklarıyla inanç değerleri arasına kimsenin girmesine izin vermeyiz. Eski Türkiye alışkanlıklarına müsaade etmeyeceğiz. Pedagojik değil tamamen ideolojik kaygılarla eğitim hamlemize karşı çıkanları kendilerini sorgulamaya davet ediyorum. Bu meseleyi ideolojik kavgalarınıza meze yapmaktan bir an önce vazgeçin. Türkiye’nin gözden çıkarabileceği tek bir evladı yoktur. İdeolojik kaygılarla eğitim hamlemize karşı çıkmayın. Sadece ön yargılarla yeni modelimize karşı çıkanların yapıcı davranmasını ümit ediyorum.

Maarif modeli milletimizin tarihini, kültürünü merkeze alan bir bakış açısıyla hazırlandı. Model uluslararası standartlarda. Amaç kendisi ve toplumla barışık, bilge, özgür birey yetiştirmek. Öğrencilerin bilim ve teknolojinin değil aynı zamanda tasarlayıcısı, üreticisi olması hedeflenmiştir. Yeni müfredatımızla öğrencilerimizin milli, manevi değerler istikametinde okuyan, düşünen, araştıran şahsiyetler olarak yetiştirilmesini hedefliyoruz. Çocuklarımızı demokrasiye, cumhuriyete, bizi millet olarak bir arada tutan temel değerlere sahip çıkan bireyler olarak geleceğe hazırlamayı hedefliyoruz. PİSA sonuçlarını yeterli görmesek de son dönemlerde biz yükselişteyiz.”

Paylaşın

AK Parti’de “Değişim” Sancısı

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de Erdoğan’ın partide olası bir değişim için “yeni isimlerin partiye katılmasını beklediği” iddia ediliyor. 

Erdoğan’ın “yeterli kadro oluşmadığı gerekçesiyle” de değişimi 2025 olağan kurultayında gerçekleştirmek istediği, o tarihe kadar da parti programındaki il ve ilçe teşkilatları kurultaylarının ancak tamamlanabileceği ifade ediliyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre; AK Parti’de bir kesim “değişimin” hemen şimdi olması gerektiği, 2025 yılının ekim ayında yapılacağı belirtilen kurultayın “değişim” için geç olacağını belirtirken “Artık yeni şeyler söylememiz gerek. Değişimin gecikmesi durumunda oy kaybı artabilir ve çöküş sürecine girilebilir” kaygıları dile getiriliyor.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 31 Mart yerel seçimleri sonrasında hemen hemen her konuşmasında “sandıktan çıkan sonucun mesajını aldıklarını” belirterek partide “değişim” mesajı veriyor. AK Parti’de “değişimin” yerel seçimlerden hemen sonra olacağı beklentisi yüksekti. Ancak yerel seçimlerin üzerinden 2 ay geçti, “değişim” olmadı.

Beklenen değişimin 2025 yılının ekim ayında yapılacak kurultayda gerçekleştirileceği belirtiliyor. Ancak partide, “değişim” için bu tarihin “geç olduğunu” düşünen önemli bir kesim bulunuyor.

“Değişimin hemen şimdi yapılması ve ardından yeni isimlerle 2028 yılındaki seçimlere hazırlanılması gerektiği” belirtilirken “Eğer parti yönetiminde bir değişim olmazsa 2028 seçim süreci riske girer. Bir an önce değişim gerçekleşmeli ve partiye vizyoner isimler gelmeli. Halkın beklediği de bu. Artık yeni şeyler söylememiz gerek. Değişimin gecikmesi durumunda oy kaybı artabilir ve çöküş sürecine girilebilir” endişeleri dile getiriliyor.

AK Parti Erdoğan’ın partide olası bir değişim için “yeni isimlerin partiye katılmasını beklediği” de iddia ediliyor. Partinin Kızılcahamam kampında da 2028 seçimleri sürecine giderken yeni adımların atılması ve toplum tarafından sevilen isimlerin partiye katılması kararı da alınmıştı.

Erdoğan’ın “yeterli kadro oluşmadığı gerekçesiyle” de değişimi 2025 olağan kurultayında gerçekleştirmek istediği, o tarihe kadar da parti programındaki il ve ilçe teşkilatları kurultaylarının ancak tamamlanabileceği ifade ediliyor.

Ayrıca Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan, AK Parti’de “değişim” sürecinin zamana yayılmasının tartışmalara yol açtığını aktardı. Babacan, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın değişimin başlayacağı kongre tarihi için ikna edildiği ama parti içinde karşı düşünceler olduğunu belirtti.

“AK Parti’de ince hesaplar yapanların savaşı sürüyor. ” diyen Babacan, “Yerel seçimlerden sonraki ilk MYK’da parti kongresinin bu yılın kasım ayında yapılması kararlılığı, bir anda yerini Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı ikna etme turlarına döndü. Genel merkez yönetiminin neredeyse tamamı kongrenin ertelenmesi ve 2025 yılında yapılması için kulis başlattılar. Başta Teşkilat Başkanı Erkan Kandemir olmak üzere mevcut yönetimin kongrenin önümüzdeki yıl yapılması konusunda kulis yaptığı biliniyor.” ifadelerini kullandı.

Babacan’ın yazısından öne çıkanlar şöyle: “Seçim sonuçlarının bedelini ödemekten kaçınan yönetime kızanlar, “Partide değişim olacaksa, şu anda genel merkezde oturanlardan başlamak gerekir. Değişimi siz alttan yukarıya doğru başlatmak istiyorsunuz. Değişim, yukarıdan aşağıya olmalı” diyerek tepki gösteriyorlar. Bu tezi savunanlar, partiyi yeni kongreye götürecek “yeni bir ekip oluşturulması” gerektiğini söylüyorlar.

Eleştirilen parti yönetiminin savunmasına gelince. Cumhurbaşkanıyla yaptıkları toplantılarda kullanılan argümanın, “Bu yıl kongre yapılırsa, 2028 yılına kadar yeni bir kongre sürecine girmemiz lazım. Seçim öncesinde kongre tartışmaları bizi olumsuz etkiler. Bu nedenle, kongreyi 2025 yılında yaparsak, yeni vitrin ve yeni kadro AK Parti’yi 2028 seçimine götürür. Zaten seçimlerin öne alınması ihtimali de yüksek. Bu nedenle iç tartışmalar, kongre tartışmalarını 2025 yılında bitirip, önümüze bakmalıyız” olduğu anlatılıyor”

Paylaşın

AK Parti’de “Değişim” Tartışmaları: Koltuk Sevdası Ve İnce Hesaplar

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de Erdoğan’ın değişimin başlayacağı kongre tarihi için ikna edildiği ama parti içinde karşı düşünceler olduğu öne sürüldü.

Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan, AK Parti’de “değişim” sürecinin zamana yayılmasının tartışmalara yol açtığını aktardı. Babacan, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın değişimin başlayacağı kongre tarihi için ikna edildiği ama parti içinde karşı düşünceler olduğunu belirtti.

“AK Parti’de ince hesaplar yapanların savaşı sürüyor. ” diyen Babacan, “Yerel seçimlerden sonraki ilk MYK’da parti kongresinin bu yılın kasım ayında yapılması kararlılığı, bir anda yerini Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı ikna etme turlarına döndü. Genel merkez yönetiminin neredeyse tamamı kongrenin ertelenmesi ve 2025 yılında yapılması için kulis başlattılar. Başta Teşkilat Başkanı Erkan Kandemir olmak üzere mevcut yönetimin kongrenin önümüzdeki yıl yapılması konusunda kulis yaptığı biliniyor.” ifadelerini kullandı.

Babacan’ın yazısından öne çıkanlar şöyle: “Seçim sonuçlarının bedelini ödemekten kaçınan yönetime kızanlar, “Partide değişim olacaksa, şu anda genel merkezde oturanlardan başlamak gerekir. Değişimi siz alttan yukarıya doğru başlatmak istiyorsunuz. Değişim, yukarıdan aşağıya olmalı” diyerek tepki gösteriyorlar. Bu tezi savunanlar, partiyi yeni kongreye götürecek “yeni bir ekip oluşturulması” gerektiğini söylüyorlar.

Eleştirilen parti yönetiminin savunmasına gelince. Cumhurbaşkanıyla yaptıkları toplantılarda kullanılan argümanın, “Bu yıl kongre yapılırsa, 2028 yılına kadar yeni bir kongre sürecine girmemiz lazım. Seçim öncesinde kongre tartışmaları bizi olumsuz etkiler. Bu nedenle, kongreyi 2025 yılında yaparsak, yeni vitrin ve yeni kadro AK Parti’yi 2028 seçimine götürür. Zaten seçimlerin öne alınması ihtimali de yüksek. Bu nedenle iç tartışmalar, kongre tartışmalarını 2025 yılında bitirip, önümüze bakmalıyız” olduğu anlatılıyor”

Ayrıca Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre; AK Parti’de bir kesim “değişimin” hemen şimdi olması gerektiği, 2025 yılının ekim ayında yapılacağı belirtilen kurultayın “değişim” için geç olacağını belirtirken “Artık yeni şeyler söylememiz gerek. Değişimin gecikmesi durumunda oy kaybı artabilir ve çöküş sürecine girilebilir” kaygıları dile getiriliyor.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 31 Mart yerel seçimleri sonrasında hemen hemen her konuşmasında “sandıktan çıkan sonucun mesajını aldıklarını” belirterek partide “değişim” mesajı veriyor. AK Parti’de “değişimin” yerel seçimlerden hemen sonra olacağı beklentisi yüksekti. Ancak yerel seçimlerin üzerinden 2 ay geçti, “değişim” olmadı.

Beklenen değişimin 2025 yılının ekim ayında yapılacak kurultayda gerçekleştirileceği belirtiliyor. Ancak partide, “değişim” için bu tarihin “geç olduğunu” düşünen önemli bir kesim bulunuyor.

“Değişimin hemen şimdi yapılması ve ardından yeni isimlerle 2028 yılındaki seçimlere hazırlanılması gerektiği” belirtilirken “Eğer parti yönetiminde bir değişim olmazsa 2028 seçim süreci riske girer. Bir an önce değişim gerçekleşmeli ve partiye vizyoner isimler gelmeli. Halkın beklediği de bu. Artık yeni şeyler söylememiz gerek. Değişimin gecikmesi durumunda oy kaybı artabilir ve çöküş sürecine girilebilir” endişeleri dile getiriliyor.

AK Parti Erdoğan’ın partide olası bir değişim için “yeni isimlerin partiye katılmasını beklediği” de iddia ediliyor. Partinin Kızılcahamam kampında da 2028 seçimleri sürecine giderken yeni adımların atılması ve toplum tarafından sevilen isimlerin partiye katılması kararı da alınmıştı.

Erdoğan’ın “yeterli kadro oluşmadığı gerekçesiyle” de değişimi 2025 olağan kurultayında gerçekleştirmek istediği, o tarihe kadar da parti programındaki il ve ilçe teşkilatları kurultaylarının ancak tamamlanabileceği ifade ediliyor.

Paylaşın

AK Parti’de “Ekrem İmamoğlu” Krizi

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun AK Partili rakibine fark atarak, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) başkanı seçilmesi AK Parti’de adeta bir krize yol açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaşanan duruma tepki gösterdiği öğrenildi. Erdoğan, delegelerin tamamını oy kullanmaya getiremeyen AK Parti Yerel Yönetimler Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’ı azarladı. Kongreye kadar makamda kalmak istediği belirtilen 75 yaşındaki Yusuf Ziya Yılmaz’ın istifası istendi.

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Meclis Toplantısında yapılan oylamada İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu en fazla oyu alarak Birlik Başkanı seçildi. Yapılan seçimlerde Ekrem İmamoğlu 515 oy alırken, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç ise 250 oy aldı.

TBB’nin Başkan Vekili Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar oldu. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın ise ikinci Başkan Vekili olma hakkı kazandı.

AK Parti’den de oy gitti

Ekrem İmamoğlu’na AK Partili belediye başkanlarının da oy verdiği ortaya çıktı. TBB’de büyükşehir, il ve nüfusu 100 binin üzerinde olan ilçe belediyelerinin başkanları doğal delege kabul ediliyor. Seçilmiş delegelerle birlikte TBB’nin delege sayısı 868’e ulaşıyor.

CHP 448 delegesi ile tek başına çoğunluğu sağladı. Ancak Ekrem İmamoğlu CHP’nin delege sayısını 67 farkla geçerek 515 oyla seçildi. İktidarın desteklediği AK Partili Trabzon Büyükşehir Başkanı Ahmet Metin Genç ancak 250 oy alabildi. Bu 67 farkın içinde İYİ Parti, DEM Parti ve YRP’nin de etkisi var. Ancak AK Parti’li belediye başkanının da İmamoğlu’na destek verdiği anlaşıldı.

ODA TV’de yer alan habere göre; Bu durum AK Parti’de adeta bir krize yol açtı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yaşanan duruma tepki gösterdiği öğrenildi. Erdoğan, delegelerin tamamını oy kullanmaya getiremeyen AK Parti Yerel Yönetimler Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’ı azarladı. Kongreye kadar makamda kalmak istediği belirtilen 75 yaşındaki Yusuf Ziya Yılmaz’ın istifası istendi.

Yusuf Ziya Yılmaz’ın “Ekrem İmamoğlu’na oy veren AK Partili belediye başkanlarını bulacağım bana müsaade edin diye” genel merkez koridorlarında bağırdığı öğrenildi.

Paylaşın