‘Beyaz Saray, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nu İzliyor’ İddiası

Cumhuriyet yazarı Orhan Bursalı, CHP Lideri Kılıçdaroğlu ve kurmaylarının, Center for American Progress kuruluşu ile yaptığı toplantıya, ABD Dışişleri Bakanlığı’nda görevlendirilmiş 5-6 yetkili, birkaç senatör ve başkan yardımcısı Kamala Harris’in bürosundan da katılanlar olduğunu söyledi.

Orhan Bursalı, ayrıca savunma bakanlığından görevliler de toplantıyı izlediğini ifade etti.

Cumhuriyet yazarı Orhan Bursalı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ABD’deki temasları hakkında bir köşe yazısı kaleme aldı.

Bursalı’nın bugünkü köşe yazısının bir kısmı şöyle:

Önceki gün Center for American Progress kuruluşu ile toplantısı vardı Kılıçdaroğlu ve kurmaylarının. Toplantıya katılanların arasında ABD Dışişleri Bakanlığı’nda görevlendirilmiş 5-6 yetkili, birkaç senatörün ve başkan yardımcısı Kamala Harris’in bürosundan da katılanlar olduğunu öğrendik. Ayrıca savunma bakanlığından görevliler de toplantıyı izlediler.

Toplantıya katılanlar söz aldıklarında isimlerini söylüyorlar ancak söz almayanlar sadece dinleyici pozisyonunda kalıyorlar ve görevleri tam olarak bilinmiyor.

Hükümet kanadından katılımcılar sadece dinlemekle yetinmiş, soru sormamışlar.

Kılıçdaroğlu çok kısa konuşma yapmış ve soruları yanıtlamış. Katılanlar çoğunlukla Türkiye üzerine uzmanlar.

Amerikan hükümeti tarafından alt düzeyde bile olsa 10 kişiyi aşkın yüksek katılım, şüphesiz siyasi ilginin bir göstergesi.

Kılıçdaroğlu doğrudan siyasetle bir ilişki istemedi ama bu tabii ki siyasetin konuşulduğu bir toplantı. Edindiğimiz bilgiye göre Kılıçdaroğlu çeşitli konularda bugüne kadar yaptığı açıklamalar çerçevesinde yanıtlar verdi. Seçim güvenliği üzerine sorular arasında “Daha önceki seçimlerde RTE’nin söylediği ‘Atı alan Üsküdar’ı geçti’ gibi bir durum ortaya çıkar mı” sorusu da vardı. Ve meraklar aynı zamanda seçim güvenliği üzerindeydi.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Uzaylıların Varlığına İlişkin Yeni Bir İşaret Bulundu

ABD’deki Riverside Üniversitesi’nden bilim insanları, Dünya dışı yaşamın göstergesi olabilecek yeni bir işaret belirledi: Gülme gazı. Bilim insanları, ötegezegenlerde uzaylılara ait bir iz arayan projelerde bu gaza dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti.

Nitröz oksit (NO2) diye de bilinen gülme gazı, vücutta mutluluk hormonu diye adlandırılan dopamin molekülünün salınımına yol açtığı için güldürüyor. Tıpta ağrı kesici olarak da kullanılan gazın yanlış veya fazla kullanılması ise sağlık açısından ciddi sonuçlar doğurabiliyor.

Hakemli bilimsel dergi The Astrophysical Journal’da yayımlanan yeni araştırmanın başyazarı, “Oksijen ve metana biyolojik imza olarak çok fazla odaklanıldı” diye konuştu: Nitröz oksidi ciddi biçimde değerlendiren çok az sayıda araştırmacı oldu. Bu ihtimale az ilgi gösterilmesinin bir hata olduğunu düşünüyoruz.

Nitröz oksit, Dünya’da mikroorganizmalar tarafından üretiliyor. Ancak şu anda atmosferde çok yoğun değil. Bu da ötegezegenlerde yaşam ararken gülme gazının ihmal edilmesine yol açtı.

Ancak araştırmanın ardındaki ekip, Dünya tarihinin bazı dönemlerinde bu gazın yoğun olabileceğini belirtiyor.

Schwieterman, “Okyanuslardaki koşulların N2O’nin biyolojik olarak çok daha fazla salınmasına olanak tanıdığı bazı dönemleri hesaba katmıyorlar” dedi: O dönemlerdeki koşullar, bir ötegezegenin bugün geldiği noktayı yansıtabilir.

Schweiterman ve ekibi ekibi, canlı organizmaların başka gezegenlerde nasıl nitröz oksit üretebileceğini canlandırmak için bilgisayar simülasyonlarına başvurdu.

Simülasyonlar, bu gazın dikkate değer bir biyolojik imza olabileceği durumlar olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar buradan hareketle, Dünya dışı yaşama dair keşif görevlerinde bu gazın da aranması gerektiği sonucuna vardı.

Ekip, ötegezegenlerin atmosferlerini inceleyebilen James Webb Uzay Teleskobu gibi gelişkin cihazların nitröz oksit aramak için kullanılabileceğini savunuyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Nükleer Silah Tartışması: Putin Kullanırsa Batı’nın Planı Ne?

İsmini açıklamayan bir NATO diplomatı, Putin’in nükleer silah düğmesine basması durumunda, NATO’nun bazı önlemler ve yol haritaları üzerinde durduğuna dikkat çekerek, 3 senaryonun gündemde olduğunu söyledi: Tam ekonomik ambargo, siber saldırı, ABD’nin cevabı…

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş 24 Şubat’tan beri devam ederken uluslararası kamuoyunda nükleer silah ve atom bombası tartışması devam ediyor… Geçen haftalarda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in nükleer silah kullanma ihtimalini açık tuttuğunu vurgulaması sonrasında Batı dünyasında ve bölgedeki ülkelerde endişe artmaya devam ediyor.

Almanya’nın çok okunan gazetelerinden Bild’e konuşan üst düzey bir NATO diplomatı ismini açıklamadan olası senaryoları değerlendirdi. Rusya’nın nükleer silah kullanması durumunda NATO’nun bazı önlemler ve yol haritaları üzerinde durduğuna dikkat çeken yetkili 3 senaryonun gündemde olduğunu açıkladı.

Bild’e konuşan yetkili, Putin’in nükleer silah düğmesine basması durumunda Rusya’yı tam tecrit altına alarak ticaret ablukası uygulanmasının gündemde olduğunu açıkladı. Birinci seçeneğin bu olduğunu belirten yetkili, “Rus doğalgazı ve petrolüne tam ambargo uygulanacak. Bu da Rus ekonomisinin batı dünyasından tamamen uzaklaşması anlamına gelecek. Hammaddeleri için alıcı bulmak zorunda kalacaklar” dedi. Böyle bir durumda Rusya’nın Çin ve Hindistan’la yakınlaşması beklenirken, bu ülkelerin de yaptırım sebebiyle farklı bir şekilde hareket edebileceği öngörülüyor.

“Nükleer silah ile karşılık verilmeyecek”

Öte yandan Bild’e konuşan bir yetkili ise Rusya’nın olası bir nükleer silah kullanması durumunda büyük bir siber saldırıya geçeceğini söyledi. Alman Savunma Bakanlığı Yönetim Ekibinin eski lideri olan Nico Lang, “Putin’in nükleer silah kullanması durumunda ABD siber saldırı düzenleyerek telefon ve internet gibi ana iletişim ağlarını hedef alabilir” dedi.

Bild’e konuşan üst düzey NATO diplomatı da Biden yönetiminin Rusya’ya askeri karşılık vermesinin gündemde olduğunu dile getirdi. İsmini açıklamayan yetkili, “Eğer Putin, Ukrayna’ya nükleer silah kullanırsa ABD askeri yanıt verebilir” dedi.

Fakat yetkili ABD ve Batı ülkelerinin Rusya’nın nükleer saldırısına nükleer silah ile yanıt verilmeyeceğini ve geleneksel silahlarla saldırılacağını söyledi.

Paylaşın

ABD’nin Silah Stoğu Hızla Azalıyor

24 Şubat’ta başlayan işgalden bu yana Ukrayna’ya en fazla askeri desteği sağlayan Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) mühimmat depolarındaki erime hızı üretimi kapasitesini geride bıraktı. ABD’nin Ukrayna’ya verdiği bazı mühimmatların stoğunun kısa zaman içerisinde kritik seviyenin altına inebileceği bildirildi.

Euronews Türkçe’nin AFP’den aktardığı, Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nden Mark Cancian’ın kaleme aldığı analizde, savaş planları ve tatbikatlar için hazır halde bulundurulması gereken bazı ekipmanların minimum seviyeye indiği ve işgal öncesi seviyelere getirilmesinin yıllar alabileceği vurgulandı.

İsminin açıklanmasını istemeyen bir askeri yetkili de büyük bir güçle savaşırken gerekli olan mühimmat miktarının beklenenden çok daha fazla olduğunun anlaşıldığını ve Washington yönetiminin bu konuda dersler çıkardığını vurguladı.

1990’larda Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla ABD’nin savunma harcamalarını azaltması sonucu Amerikan savunma şirketleri de üretimlerini ciddi anlamda kısmıştı. Bir çok şirket de kapanmak zorunda kalmıştı.

Şimdi ise Amerikan hükümetinin savunma şirketlerini atıl durumdaki bir çok üretim hattını tekrar canlandırmaya ikna etmesi gerekiyor. 2020 yılında üretimine son verilen uçaksavar füzesi Stinger da bunlardan birisi.

ABD tarafından Ukrayna’ya sağlanan ekipmandan bazıları savaşın simgesi haline gelmişti. Javelin tanksavarları ve güdümlü füze fırlatıcısı HIMARS’lar bunlardan bazıları.

ABD’nin 80 kilometreden fazla menzili bulunan GPS güdümlü HIMARS roket stoğunun çok azaldığı belirtildi.

ABD’nin bu stoğun üçte birini Ukrayna’ya göndermesi halinde Kiev’in 8 ila 10 bin roket almış olacağını ve bunun onlara aylarca yetebileceğini belirten Cancian, “Faka stoğun tükenmesi halinde bir alternatifi bulunmuyor,” ifadelerin kullandı. Üretimin yıllık 5 bin adet olduğunu belirten Cancian ABD’nin bu sayıyı artırmaya çalışmasına rağmen bunun yıllar alacağını vurguladı.

ABD ayrıca Ukrayna’ya şu ana kadar 8 bin 500 Javelin gönderdi fakat onun da yıllık üretimi bin adet düzeyinde.

ABD Mayıs ayında 350 milyon dolar değerinde sipariş verdi fakat bunun stoklara girmesi yıllar alacak.

Pentagon verilerine göre ABD Ukrayna’ya ayrıca 800 binden fazla 155 milimetre NATO standardı havan mermisi gönderdi. Bu ABD tarafından tüm batılı ülkelere sağlanan miktarın dörtte üçüne denk geliyor.

Cancian’a göre havan topu mermisi sayısı da ABD’nin kendi kabiliyetlerini sekteye uğratmadan başka ülkelere verebileceği sınıra ulaşmış durumda. ABD şu anda bu top mermilerinden ayda 14 bin adet üretebiliyor. Pentagon bu kapasiteyi 3 yıl içerisinde 36 bine çıkarmayı hedefliyor. Artırılmış haliyle bile bu yıllık 432 bin adet anlamına geliyor ki bu Ukrayna’ya 7 ayda verilenin yarısından daha az bir miktar.

Paylaşın

Uzak Doğu’da Sular Isınıyor; ABD’den Kuzey Kore’ye Mesaj

Kuzey Kore, 3 Ekim 2022’de beş yılın ardından ilk defa Japonya toprakları üzerinden balistik füze denemesi yaptı. Güney Kore ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ise, Japon Denizi’ne fırlattıkları füzelerle yanıt verdi.

Kuzey Kore’nin balistik füze denemesine Güney Kore ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Japon Denizi’ne fırlattıkları füzelerle yanıt verdi.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü Patrick Ryder, Kuzey Kore’nin Japonya hava sahasını aşan uzun menzilli balistik füze denemesi yapmasını kınayarak ABD’nin “bu denemeye yanıt olarak Japonya ve Güney Kore ile bölgede ayrı ayrı askeri tatbikat yaptığını” açıkladı.

Günlük basın toplantısında bölgedeki gelişmeleri değerlendiren Patrick Ryder, “Birleşik Devletler, Kuzey Kore’yi daha faza istikrarsızlaştırıcı ve yasadışı faaliyetlerden kaçınmaya çağırıyor” dedi.

Ryder, Pyonyang’ın füze denemesine yanıt olarak ABD Deniz Piyadeleri ile Japonya Savunma Kuvvetleri’nin Japon Denizi’nde tatbikat yaptığı bilgisini paylaştı. Sözcü, eş zamanlı olarak ABD Hint-Pasifik Kuvvetleri’nin de Güney Kore ile Batı Çin Denizi’nde tatbikat yaptığını aktardı.

“Kuzey Kore’ye mesaj”

Ryder, özetle şu açıklamada bulundu:

“Bu angajmanlar, caydırıcılık ve dinamik saldırı yeteneklerimizi sergilerken, uluslarımızın birlikte çalışabilirliğini göstermek için yapıldı.

“Bunlara ek olarak gün içinde (Savunma) Bakan [Lloyd] Austin, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti programlarının oluşturduğu tehditleri tartışmak ve sonuçlarını ele almak üzere Japonya ve Kore Cumhuriyeti’ndeki meslektaşlarıyla görüştü.

“Bakanlar, dünkü füze denemesinin BM Güvenlik Konseyi kararlarının açık bir ihlali olduğu ve bölgesel barış ve güvenliği tehdit ettiğinde hemfikirler.”

Bölgede yapılan tatbikatların bir gövde gösterisi olup olmadığına ilişkin soruya yanıt veren Ryder, bu tatbikatların “Kuzey Kore’ye de ABD’nin, Japonya ve Güney Kore’nin yanında olduğu ve her türlü tehdide karşı birlikte hareket ettiği konusunda mesaj gönderdiğini” söyledi.

Güney Kore’nin uzun menzilli füzesi başarısız oldu

Öte yandan, Kuzey Kore’nin dünkü (4 Eylül) balistik füze denemesi karşısında Güney Kore’nin fırlattığı füzelerle ilgili bilgi veren Güney Kore ordusundan yetkililer, “dört kısa menzilli füzenin Japon Denizi’ndeki hedeflere başarıyla atıldığını” söyledi.

BBC Türkçe’nin haberine göre, Güney Kore yapımı daha uzun menzilli bir füze denemesi başarısız oldu.

Atıldıktan kısa bir süre sonra düşen füze, herhangi bir can kaybı ya da yaralanmaya neden olmadı.

Yetkililer bu tatbikatın, “Pyongyang’dan yapılan provokasyonları” durdurmak için yapıldığını ekledi.

Kuzey Kore’den 5 yıl sonra ilk deneme

Kuzey Kore, 3 Ekim 2022’de beş yılın ardından ilk defa Japonya toprakları üzerinden balistik füze denemesi yapmıştı.

Japonya Savunma Bakanı Hamada Yasukazu, konuyla ilgili bir açıklama yaparak 1000 kilometre irtifaya ulaşan balistik füzenin Japonya’nın üzerinde yaklaşık 1 dakika havada yol aldığını açıklamıştı.

Hamada, ülkenin kuzeydoğusundan geçerek yaklaşık 4 bin 600 kilometre seyreden füzenin, Japonya’nın 3 bin 200 kilometre doğusuna Pasifik Okyanusu’na (Büyük Okyanus) düştüğünü kaydetmişti.

Kuzey Kore’nin balistik füze denemesi hakkında, Japonya hükümeti de yerel saatle sabah 07:29’da “Kuzey Kore’nin bir füze fırlatmış olduğu görülüyor. Lütfen sığınaklara saklanın” uyarısında bulunan bir açıklama yapmış, Güvenlik Konseyi’ni de toplantıya çağırmıştı.

Paylaşın

Çarpıcı Keşif: 4 Milyar Yıllık Kimyasal Gizem Çözüldü

Bilim insanları, yaşamın kökenine ışık tutacak çarpıcı bir keşfe imza attı. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) Purdue Üniversitesi’nden bilim insanları, yaşamın kökenine dair önemli bir bilmeceyi çözdü.

Uzmanlar uzun süredir Dünya’da yaşamın cansız (abiyotik) kimyasallardan ortaya çıktığını düşünüyor. Ancak bunun nasıl mümkün olabileceği çözülemeyen bir gizemdi.

Yeni araştırma ise peptitlerin (yaşamın yapı taşları olan amino asit dizileri) suyun atmosferle buluşmasıyla meydana gelen hızlı reaksiyonlar sırasında su damlacıkları içinde kendiliğinden oluşabildiğini gösterdi.

Bulgulara göre bu hızlı reaksiyonun, yaklaşık 4 milyar yıl önce, Dünya’da yaşamın ilk ortaya çıktığı koşullarda da gerçekleşmesi mümkün.

Hakemli bilimsel dergi PNAS’ta yayımlanan araştırmanın arkasındaki ekip, keşfin, hızlı kimyasal reaksiyonları teşvik etmek için gereken ortama dair önemli bilgiler verdiğini ifade etti.

Bu da aslında yeni ilaçların geliştirilmesini hızlandırarak tıp teknolojilerinde rol oynayabilir.

Araştırmanın yazarlarından, analitik kimya profesörü Graham Cooks, “Aslında yaşamın kökeninin arkasındaki kimya bu” diye konuştu.

Bilim insanları, onlarca yıldır Dünya’daki yaşamın okyanuslarda başladığını düşünüyor. Ancak, bunun arkasındaki kimyasal sürece dair cevaplanamayan sorular vardı.

Peptitlerin oluşabilmesi için suya ama aynı zamanda sudan uzak bir alana ihtiyaç var. Zira bunları meydana getiren kimyasal süreçte bir su molekülünün eksilmesi gerekiyor.

Cooks ve ekibi yeni çalışmada bu bilmecenin cevabını bulmuş oldu: Su her yerde o kadar ıslak olmayabilir.

Bulgulara göre dalgaların kayalara çarpmasıyla savrulan su kütleleri, suyun atmosferle buluşmasına olanak tanıyarak, abiyotik amino asitleri yaşamın yapı taşlarına dönüştüren son derece hızlı reaksiyonlar gerçekleştirebiliyor.

Cooks, keşifle ilgili, “Bu, ilkel moleküllerin, yani basit amino asitlerin, kendiliğinden saf su damlacıklarında yaşamın yapı taşları olan peptitleri oluşturduğunun ilk kanıtı” ifadelerini kullandı: Çarpıcı bir keşif.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

ABD’den Tepki Çekecek ‘Ege Adaları’ Açıklaması

Türkiye ile Yunanistan arasında son dönemde Adalar üzerinden tırmanan gerginlikle ilgili dikkat çeken bir açıklamada ABD’den geldi: Yunanistan’ın Ege adaları üzerindeki egemenliğinin tartışılması söz konusu olamaz.

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre, Washington, Ankara’nın ABD silahlarının Ege’deki ‘gayri askeri statüye’ sahip adalara konuşlandırılmasına tepki vermesinin ardından Yunanistan’ın Ege’deki adalar üzerindeki egemenliğinin tartışılmasının ‘söz konusu olmadığı’ açıklamasında bulundu.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Yunanistan’ın bu adalara silahlarını konuşlandırmayla ilgili muhatabın Atina hükümeti olduğunu, bunun Washington’u ilgilendiren bir konu olmadığını söyledi.

Pazartesi günü Türkiye, Yunanistan’ın Midilli ve Sisam Adalarına ABD menşeili zırhlı araçları konuşlandırmasını Atina ve Washington nezdinde protesto etmişti. Yunanistan’ın Ankara Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığı’na çağrılarak Atina’ya protesto notası verilmişti.

Notada, söz konusu konuşlandırmanın ‘Yunanistan’ın 1923 Lozan ve 1947 Paris Barış Antlaşmalarından kaynaklanan ahdi yükümlülüklerinin ve dolayısıyla uluslararası hukukun yeni bir ihlali’ olduğu belirtilerek, Yunanistan’dan bu ihlallere son vermesi ve gayriaskeri statüyü ihya etmesi istenmişti.

Benzer bir girişim aynı gün ABD’nin Ankara Büyükelçiliği ve Washington nezdinde de yapıldı.

ABD’ye verilen protesto notasında, ABD’nin Doğu Ege Adalarının silahsızlandırılmış statüsüne riayet etmesi ve ABD silahlarının bu statünün ihlali için kullanılmaması konusunda Washington yönetiminin gerekli tedbirleri alması istendi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price ise, “Yunanistan’ın adalar üzerindeki egemenliğinin tartışılması söz konusu değildir.” dedi.

Taraflara ‘gerilimi artırabilecek açıklama ve eylemlerden kaçınma’ çağrısını yineleyen Price ayrıca, “tüm ülkelerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğini” de dile getirdi.

Ankara ve Atina, Ege’deki adaların durumu konusunda artan bir gerginlik yaşıyor.

Paylaşın

Yakalanmaktan Paçayı Kurtaran Fok, Karakola ‘Teslim Oldu’

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Massachusetts eyaletinde ilginç bir olay yaşandı. Eyalette yer alan bir gölette gezinen ve yakalanmaktan paçayı kurtaran fok, karakola giderek “teslim oldu”. Shoe Göleti’ne girdiği için Shoebert adı verilen boz fok, cuma günü yakalandı.

Hayvan ilk kez iki hafta önce Beverly’deki gölette görüldü. Fokun denizden nehir ve drenaj boruları sayesinde gölete geldiği düşünülüyor.

Hızla bölge sakinlerinin gözdesi olan fok için göletten uzak durulması istendi: Shoebert çok sevimli ama yine de yabani bir hayvan ve boş alana ihtiyacı var.

Bununla birlikte hayvanı yakalamak için itfaiyeciler ve yaban hayatı uzmanları 22 Eylül’de bir operasyon düzenledi. Ancak tekne ve dev ağlarla yapılan birkaç saatlik çalışma başarısız oldu.

Shobert bir sonraki gün göletten çıkıp bir otoparkın içinden geçerek Beverly Polis Teşkilatı binasının yanına geldi ve “teslim oldu.”

Polis tarafından yapılan açıklamada, Shobert’ün “yardım için karakola geldiği” ifade edildi. Yaban hayatı uzmanları, itfaiyeciler ve “gece vardiyasındaki bütün polisler”, hayvanla ilgilendi.

Sağlık durumunun iyi olduğu açıklanan boz fok, Connecticut eyaletindeki Mystic Aquarium’a gönderildi. Akvaryumun hayvan kurtarmak programının müdürü Sarah Callan, Shobert’ün muayene edileceğini ve daha sonra doğaya salınacağını bildirdi:

Tipik enerjik, 4 yaşındaki bir boz fok gibi davranıyor. Shoebert’ü diğer fokların yakınında, sessiz ve tenha bir yere bırakmayı planlıyoruz.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

ABD’den Rusya’ya ‘Nükleer Silah’ Uyarısı

ABD ile Rusya arasında ‘nükleer silah’ gerilimi tırmanıyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya’nın Ukrayna’ya karşı herhangi bir şekilde nükleer silaha başvurması halinde  kararlı bir karşılık vereceğini bildirdi ve Moskova’yı “felakete varan sonuçlarla” karşı karşıya kalacağı konusunda uyardı.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan NBC televizyonunda yaptığı açıklamada “Eğer Rusya çizgiyi aşarsa, bunun Rusya için felakete varan sonuçları olur” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i seferberlik ilan ettiği televizyon konuşmasında üstü kapalı bir biçimde ‘nükleer tehditte’ bulunmasıyla ilgili değerlendirmede bulunan Sullivan, “ABD’nin bunun tam olarak ne anlama geldiğini özel olarak Moskova’ya ilettiğini” belirtti.

Sullivan ayrıca ABD’nin Rusya ile sık sık ve doğrudan iletişim içinde olduğunu, bunun son günlerde Ukrayna’daki durum ve Putin’in eylem ve tehditlerine yönelik tartışmaları da kapsadığını sözlerine ekledi.

Putin’in “Ukrayna halkını haritadan silme niyetinin hala sürdüğünü” belirten Sullivan “Bu nedenle o buna devam ettikçe biz de silahlar, cephanelik, istihbarat ve sunabildiğimiz her türlü desteğe devam etmek zorundayız” diye konuştu.

Ukrayna nükleer güce sahip ülkelerden seslerini yükseltmesini istemişti

Ukrayna’da işgal ettiği topraklarda referandum düzenleyerek Rusya’ya katılımını sağlamayı amaçlayan Moskova, bu topraklara yönelik saldırıları Rusya’ya saldırı olarak göreceğini açıklamış, böyle bir durumun da nükleer silah kullanımı da dahil Rusya’nın kendini savunma gerekçesi olacağını duyurmuştu.

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk defa seferberlik ilan eden Putin, “Rusya’ya karşı saldırgan söylemler kullananlara hatırlatmak isterim ki, bu ülkenin çeşitli silahları var, bazıları NATO ülkelerinin sahip olduğundan daha modern. Toprak bütünlüğümüz tehdit edilirse Rusya mevcut tüm yolları kullanacak, bu bir blöf değil” ifadelerini kullanmıştı.”

Ukrayna Dışişleri Bakanı Dymitro Kuleba bu tehditleri “sorumsuzca ve kesinlikle kabul edilemez” ifadeleriyle tanımlamış ve “Ukrayna teslim olmayacak. Bütün nükleer güçlere seslerini yükseltmelerini ve Rusya’ya böyle bir söylemin dünyayı tehlikeye atacağını ve hoş görülmeyeceğini açıkça söylemeli” ekliden sosyal medya hesabından paylaşımda bulunmuştu.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Fed, Piyasaların Merakla Beklediği Faiz Kararını Açıkladı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Merkez Bankası (Fed), politika faizini 75 baz puan artırarak yüzde 3-3,25 aralığına yükseltti. Faiz artırma kararı oybirliği ile alındı. Fed, bundan önceki iki toplantısında da faiz artışına gitmişti.

Haber Merkezi / Piyasalarda, Fed’in enflasyonun 1980’lerden bu yana en yüksek düzeye çıktığı ülkede fiyat artışlarını dizginleyebilmek amacıyla faizleri bu yıl beşinci kez artıracağı ve bu artışın yüzde 0,75 olacağı tahminleri yaygındı.

Karar metninde önümüzdeki toplantılarda faiz artışlarının devam etmesinin uygun olacağı yönündeki yönlendirme yeniden kullanıldı.

Enflasyon hedefinin yüzde 2 olduğu tekrar edildi. Ağustos ayında ise enflasyon yıllık yüzde 8,3 olarak kaydedilmişti.

Banka faizlerin artmasıyla birlikte tüketimin azalmasını ve talebin düşmesiyle de fiyatların aşağı çekilmesini umuyor. Ancak ekonomide faizlerdeki değişikliklerin etkilerini göstermesi zaman alıyor.

Bir yandan da Fed faiz artışlarında fazla ileri giderse, bu kez de tam tersine ekonomik büyümeyi boğması ve işsizliği daha da artırarak, resesyon kaygılarını körüklemesi riski dile getiriliyor.

Fed, son faiz artışıyla enflasyonu aşağı çekme konusunda kararlı olduğunu gösterdi. Fed yönetim kurulu üyesi Christopher Waller geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada bunu “Enflasyonu indiremezsek sıkıntıya gireriz. O nedenle birinci önceliğimiz enflasyon olacak” sözleriyle anlatmıştı.

Waller işsizlik oranı yüzde 5’in altında kaldığı sürece faizler konusunda agresif olabileceklerini yüzde 5’i aştığı durumda bazı tavizlerin gündeme gelebileceğini vurgulamıştı.

Fakat Fed, borçlanma maliyetlerini bu kadar hızlı artırmasına rağmen fiyatlardaki artışı dizginleme konusunda henüz başarılı olabilmiş gibi görünmüyor.

Ağustos ayındaki yıllık enflasyon yüzde 8,3 ile bir önceki aydan biraz daha az gelse de beklentilerin üzerinde kalmıştı.

Petrol fiyatlarındaki gerilemeyle ikinci el otomobil ve uçak bileti gibi doğrudan etkilenen ürün ve hizmetlerin fiyatları düşerken gıda, kira ve elektrik faturaları gibi diğer temel harcama kalemlerindeki artış sürdü.

Paylaşın