Trump İle Putin Görüştü: Rusya, Ukrayna İle Çalışmaya Hazır

Donald Trump ile telefonda görüşen Vladimir Putin’in “Rusya’nın gelecekte olası bir barış anlaşmasına ilişkin bir memorandum üzerinde Ukrayna ile çalışmaya hazır olduğunu ve bunu teklif edeceğini” söylediği belirtildi.

Haber Merkezi / ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin en az iki saat süren bir telefon görüşmesi yaptı.

Putin, görüşmenin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, Rusya’nın çatışmaların durdurulmasından yana olduğunu ancak barışa giden en etkili yolların geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Putin ayrıca Trump’ın görüşmede Ukrayna’daki çatışmaların sona erdirilmesi konusundaki tutumunu dile getirdiğini söyledi.

Putin, Rusya’nın Ukrayna ile ateşkes de dahil olmak üzere bir mutabakat üzerinde çalışmaya hazır olduğunu vurguladı. Trump ile yaptığı görüşmeyi anlamlı, samimi ve çok faydalı olarak nitelendiren Putin, ABD’nin Moskova ile Kiev arasında doğrudan müzakerelerin yeniden başlamasına katılımından dolayı Amerikalı mevkidaşına teşekkür etti.

Trump-Putin görüşmesi, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in, “Sabrımız taşıyor” çıkışının ardından gerçekleşti. Vance, Trump-Putin görüşmesinden saatler öncesinde yaptığı açıklamada Rusya’nın savaşı sona erdirmeye istekli olmaması halinde “ABD’nin eninde sonunda bunun kendi savaşı olmadığını söylemek zorunda kalacağını” ifade etti.

“Burada bir çıkmaz olduğunun farkındayız” sözlerini kaydeden ve Trump’ın Putin’e “Bak, bu konuda ciddi misin?” sorusunu yönelteceğini aktaran Vance, “Dürüst olmak gerekirse Başkan Putin’in bu savaştan nasıl çıkacağını tam olarak bilmediğini düşünüyorum” diye konuştu.

Vance, “Tango yapmak için iki kişi gerekir. Başkan’ın (Trump’ın) bunu yapmaya istekli olduğunu biliyorum, ancak Rusya bunu yapmaya istekli değilse, o zaman eninde sonunda bu bizim savaşımız değil diyeceğiz… Bitirmeye çalışacağız ama bitiremezsek sonunda şöyle diyeceğiz: ‘Biliyor musunuz? Denemeye değerdi ama artık denemeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Bu noktaya nasıl gelindi?

Rusya lideri Putin’in İstanbul’da yapılması planlanan görüşmelere katılması çağrıları karşılık bulmadı. Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’dan Körfez ülkeleri gezisinin ikinci durağı Katar’a geçerken uçakta konuşan Trump “Benim orada olmamı tercih edeceğini biliyorum ve bu da bir ihtimal. Savaşı sona erdirebilirsek, bunu düşüneceğim” demişti.

Reuters’ın aktardığına göre Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva da 14 Mayıs Çarşamba günü Putin’i arayarak Türkiye’ye gitmesini istedi. Trump, Rusya ve Ukrayna arasında 30 günlük bir ateşkes istiyor ve Ukrayna lideri Volodimir Zelenskiy de buna destek veriyor.

Ancak Putin önce görüşmelerin başlamasını istediğini ve bu müzakerelerde ateşkesin ele alınabileceğini söylemişti. Rus lider 11 Mayıs Pazar günü Ukrayna’yla İstanbul’da “herhangi bir önkoşul olmadan” doğrudan görüşme yapılmasını önermişti. Ancak Putin bu açıklamasında görüşmelerde ülkesini kimin temsil edeceğini söylememişti.

Zelenskiy ise sadece Putin’in katılması halinde görüşmelerde yer alacağını açıklamıştı. Zelenskiy ve Putin yalnızca Kasım 2019’da Paris’te yüz yüze görüşmüştü.

İki ülke arasındaki son doğrudan diyalog ise Mart 2022’de, Rusya’nın Ukrayna’yı işgale başlamasından haftalar sonra İstanbul’da gerçekleşmişti.

Putin ve Trump’ın 2025’teki 3. konuşması

Putin ve Trump, ABD Başkanı Ocak 2025’te göreve geldikten sonra iki telefon görüşmesi gerçekleştirdi. 12 Şubat’taki ilk görüşmede Putin ve Trump, Ukrayna meselesi ile ikili ilişkilerde biriken sorunları ele aldı.

İki lider, yüz yüze görüşmeler de dahil temasların sürmesi konusunda mutabakat sağladı. 18 Mart’a gelindiğinde Rusya ve ABD’nin başkanları telefonda ikinci kez görüştü. Ukrayna ve Ortadoğu’daki sorunları istişare eden Putin ve Trump, ikili ilişkileri de etraflıca konuştu.

Putin, Trump’ın Ukrayna’da ateşkes fikrini bazı çekincelerle birlikte destekledi ve enerji tesislerine yönelik bombardımanların durdurulması için Rus ordusuna derhal emir verdi. Fakat Kiev rejiminden aynı yönde bir adım gelmedi.

Paylaşın

Rusya Ve Ukrayna Esir Takasında Anlaştı

İstanbul’da görüşen Rusya ve Ukrayna’dan yetkililer, 1000’er savaş esirinin takas edilmesi konusunda anlaştılar. Bu, savaşın başlamasından bu yana yapılan en büyük takas olacak.

Ukrayna Savunma Bakanı Rüstem Umerov, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde yapılan görüşme sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamada, Rus heyeti ile “1000 kişiye karşılık 1000 kişinin takas edilmesi konusunda” anlaştıklarını söyledi.

Görüşmede ayrıca liderler düzeyinde olası bir toplantının da ele alındığını duyuran Umerov, “Şimdi esir takası yapmaya ihtiyacımız var. Yakında bir sonraki aşamanın ne olduğunu size bildireceğiz” dedi.

Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana Moskova ve Kiev arasında yapılan ilk doğrudan görüşmeler cuma günü iki saatten kısa bir süre sonra İstanbul’da sona erdi.

30 günlük ateşkes konusunda bir anlaşmaya varılamazken, Moskova’nın işgal ettiği dört bölgeden Kiev’in çekilmesini talep ettiği bildirildi. Ukrayna medyası bu dört bölgenin Donetsk, Luhansk, Zaporizhzhia ve Herson olduğunu ve Rusya’nın hiçbirini tam olarak kontrol etmediğini yazdı.

Diğer yandan, iki taraf da 1000’er savaş esirinin takas edilmesi konusunda anlaştı. Bu, savaşın başlamasından bu yana yapılan en büyük takas olacak.

Ukrayna Savunma Bakanı Rüstem Umerov, görüşme sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamada, Rus heyeti ile “1000 kişiye karşılık 1000 kişinin takas edilmesi konusunda” anlaştıklarını söyledi.

Görüşmede ayrıca liderler düzeyinde olası bir toplantının da ele alındığını duyuran Umerov, “Şimdi esir takası yapmaya ihtiyacımız var. Yakında bir sonraki aşamanın ne olduğunu size bildireceğiz” dedi.

Ayrıca Dışişleri Bakanı Hakan Fidan her iki tarafın da tekrar bir araya gelme konusunda “prensipte” anlaştığını söyledi.

Bu noktaya nasıl gelindi?

Putin’in günlerdir İstanbul’da yapılması planlanan görüşmelere katılıp katılmayacağı merak ediliyordu.

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’dan Körfez ülkeleri gezisinin ikinci durağı Katar’a geçerken uçakta konuşan Trump “Benim orada olmamı tercih edeceğini biliyorum ve bu da bir ihtimal. Savaşı sona erdirebilirsek, bunu düşüneceğim” demişti.

Reuters’ın aktardığına göre Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva da 14 Mayıs Çarşamba günü Putin’i arayarak Türkiye’ye gitmesini istedi. Fakat bu çağrılar karşılık bulmadı.

Trump, Rusya ve Ukrayna arasında 30 günlük bir ateşkes istiyor ve Ukrayna lideri Volodimir Zelenskiy de buna destek veriyor. Ancak Putin önce görüşmelerin başlamasını istediğini ve bu müzakerelerde ateşkesin ele alınabileceğini söylemişti.

Rus lider 11 Mayıs Pazar günü Ukrayna’yla İstanbul’da “herhangi bir önkoşul olmadan” doğrudan görüşme yapılmasını önermişti. Ancak Putin bu açıklamasında görüşmelerde ülkesini kimin temsil edeceğini söylememişti.

Zelenskiy ise sadece Putin’in katılması halinde görüşmelerde yer alacağını açıklamıştı. Zelenskiy ve Putin yalnızca Kasım 2019’da Paris’te yüz yüze görüşmüştü.

İki ülke arasındaki son doğrudan diyalog ise Mart 2022’de, Rusya’nın Ukrayna’yı işgale başlamasından haftalar sonra İstanbul’da gerçekleşmişti.

Paylaşın

Trump, Şara İle Görüştü: İsrail İle Normalleşin

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile görüşen ABD Başkanı Donald Trump, Şara’ya İsrail ile ilişkileri normalleştirme çağrısında bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile bir araya geldi. İki ülke arasında başkanlar düzeyinde 25 yıl aradan sonra gerçekleşen bu görüşme, Trump’ın Suriye’ye yönelik yaptırımları kaldırma kararını açıklamasının ertesi gününde yapıldı.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, sosyal medya platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, gerçekleşen dörtlü toplantıya ilişkin ayrıntıları kamuoyuyla paylaştı.

Leavitt, “Başkan Trump, Cumhurbaşkanı Eş-Şara’ya, ülkesinde tarihi bir adım atmak için elinde büyük bir fırsat bulunduğunu söyledi” ifadelerini aktarırken, Trump’ın ayrıca Eş-Şara’yı “Suriye halkı için harika işler yapması konusunda teşvik ettiğini” ve şu konularda harekete geçmesini istediğini belirtti:

İsrail ile İbrahim Anlaşmaları’nı imzalamak
Tüm yabancı teröristlerin Suriye’den ayrılmasını sağlamak
Filistinli teröristleri sınır dışı etmek
ABD’ye, IŞİD’in yeniden güç kazanmasını önlemede yardımcı olmak
Kuzeydoğu Suriye’deki IŞİD tutuklu merkezlerinin sorumluluğunu üstlenmek

Beyaz Saray açıklamasında şu ifadeler yer aldı: “Cumhurbaşkanı Eş-Şara, bu görüşmenin düzenlenmesine yönelik çabalarından dolayı Başkan Donald Trump’a, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’a ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti.

İranlı güçlerin Suriye’den çekilmesinin sunduğu önemli fırsata dikkat çeken Eş-Şara, terörle mücadele ve kimyasal silahların ortadan kaldırılması konularında ABD ile ortak çıkarlara sahip olduklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Eş-Şara, İsrail ile 1974 yılında imzalanan Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’na bağlılığını yineledi. Ayrıca Suriye’nin doğu ile batı arasındaki ticaretin kolaylaştırılmasında kritik bir köprü işlevi görebileceğini vurgulayarak, Amerikalı şirketleri ülkenin petrol ve doğal gaz sektörüne yatırım yapmaya davet etti.”

Ne olmuştu?

Ortadoğu turu kapsamında Riyad’da temaslarda bulunan Trump, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) – ABD Zirvesi’nden önce Ahmed eş-Şara ile bir araya gelmişti. Prens Selman’ın da iştirak ettiği toplantıya Cumhurbaşkanı Erdoğan çevrimiçi katılmıştı.

ABD Başkanı Trump, Ortadoğu ziyareti öncesinde Oval Ofis’te düzenlediği basın toplantısında, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye konusunda da bazı çalışmalar yapıyoruz, bu arada yaptırımlar konusunda da bir karar vermemiz gerekecek. Suriye’den yaptırımları kaldırabiliriz çünkü onlara yeni bir başlangıç imkânı vermek istiyoruz,” şeklinde konuşmuştu.

Trump, dün Körfez turu kapsamında Riyad’da katıldığı Suudi Arabistan-ABD Ortak Yatırım Forumu’nda yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile telefonda görüştüklerini hatırlatarak, “Türkiye’nin lideri Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde benzer talebi oldu. Ortadoğu’daki diğer saygın arkadaşlarım da bunu söyledi Suriye’deki yaptırımları kaldıracağız,” ifadelerini kullanmıştı.

Suriye halkının çok büyük sıkıntılar, sefalet ve ölüm yaşadığını belirten Trump, “Yeni hükümetle umarım ülkeyi istikrarlı ve barış içinde tutabilir. Suriye’de görmek istediğimiz budur,” değerlendirmesinde bulunmuştu.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

ABD Ve Çin, Ticaret Tarifelerini Düşürmek İçin Anlaşmaya Vardı

ABD ve Çin, son dönemde uyguladıkları tarifelerin çoğunu geri çekme ve ticaret anlaşmazlıklarını çözmek için 90 günlük ateşkes ilan etme konusunda anlaşmaya vardıklarını bildirdi.

Haber Merkezi / Dünyanın iki büyük ekonomik gücü küresel ekonomiyi altüst eden bir çatışmadan geri adım atarken borsalar keskin bir şekilde yükseldi. Ekonomistler ise vergi tarifelerinin hala eskisinden daha yüksek olduğu ve gelecekteki görüşmelerin sonucunun belirsiz olduğu konusunda uyardı.

ABD-Çin arasında İsviçre’nin Cenevre kentinde iki gündür devam eden ticaret müzakereleri sona erdi. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ve Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng Cenevre’de bir araya gelerek görüşmeler gerçekleştirdi.

ABD ile Çinli yetkililer arasında İsviçre’de yapılan ticaret görüşmelerinin ardından Beyaz Saray internet sayfasından açıklama yapıldı. Açıklamada, Bessent ve ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer’ın, Çin ile İsviçre’de yapılan ticaret görüşmelerinin ardından yaptığı değerlendirmelere yer verildi.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, “ABD ile Çin arasındaki çok önemli ticaret görüşmelerinde önemli ilerlemeler kaydettiğimizi bildirmekten memnuniyet duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin verimli geçtiğini belirten Bessent, ABD Başkanı Donald Trump’ı görüşmeler hakkında bilgilendirdiklerini aktardı. Scott Bessent, görüşmelerin ayrıntılarına ilişkin bugün kapsamlı bir bilgilendirme yapılacağını kaydetti.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, ABD’nin Çin mallarına uyguladığı yüzde 145’lik gümrük vergisi oranını 115 puan düşürerek yüzde 30’a, Çin’in de ABD mallarına uyguladığı gümrük vergisini aynı oranda düşürerek yüzde 10’a indirmeyi kabul ettiğini söyledi.

Anlaşma, Donald Trump’ın 2 Nisan’daki “Kurtuluş Günü” gümrük vergisi açıklamalarından bu yana iki ülke için ticaret konusunda atılan önemli bir adım.

Dünyanın iki büyük ekonomik gücü küresel ekonomiyi altüst eden bir çatışmadan geri adım atarken borsalar keskin bir şekilde yükseldi. Ekonomistler ise vergi tarifelerinin hala eskisinden daha yüksek olduğu ve gelecekteki görüşmelerin sonucunun belirsiz olduğu konusunda uyardı.

Paylaşın

Her 2 Kişiden 1’i Yeni Bir Dünya Savaşı’nın Yakın Olduğunu Düşünüyor

YouGov ‘un yaptığı yeni bir anket çalışmasına göre; Avrupa’da nüfusun yüzde 41 ile 55’i önümüzdeki 5 ile 10 yıl içerisinde III. Dünya Savaşı’nın çıkma ihtimali olduğunu düşünüyor. ABD’de bu oran yüzde 45 civarında.

Nazilerin koşulsuz teslimiyeti kabul etmesiyle Avrupa’da II. Dünya Savaşı’nın resmen sona erdiği ve sonrasında “Zafer Günü” olarak kutlanan 8 Mayıs’ın 80. yıldönümüne az bir süre kalmışken yeni bir anketin sonuçları yayımlandı.

Anket şirketi YouGov, merkezinin yer aldığı Birleşik Krallık’ın yanı sıra ABD, Almanya, Fransa, İspanya ve İtalya’da bu çalışmayı gerçekleştirdi. Avrupa ülkelerinde 5-10 yıla III. Dünya Savaşı bekleyenlerin oranı yüzde 41’le 55 arasında değişti. ABD’de ise yüzde 45’i bu görüşü onayladı.

“III. Dünya Savaşı’nda nükleer silah kullanılır” cümlesini benimseyenlerin oranı yüzde 68 ila 76 olurken II. Dünya Savaşı’na kıyasla daha fazla can kaybı olacağını öngörenlerin oranları yüzde 57’yle 73 arasında değişti. Yeni bir cihan harbinde insanların çoğunun öleceğini düşünenlerse yüzde 25-44 bandında.

Yüzde 66’yla 89 arasında değişen oranlarda “Benim ülkem savaşa girer” dendi. Ancak Avrupa’da ordularının kendisini savunabileceğini düşünenler yüzde 16 ila 44’te kaldı. ABD’lilerin yüzde 71’i ordunun kendilerini koruyabileceğini savundu.

III. Dünya Savaşı’nın Rusya yüzünden çıkacağını düşünenlerin oranı yüzde 69’la 82 arasında değişti. Moskova korkusunu “İslamcı terör” izledi. Diğer yandan İspanya, Almanya ve Fransa’da çoğunluk ABD’yle yaşanan gerilimlerin küresel barışa tehdit oluşturduğunu da belirtti.

ABD’de yaşayanların yüzde 52’si, İspanya’dakilerinse yüzde 31’i Nazi Almanyası’nın işlediği türden suçların kendi ülkelerinde meydana gelmesini bizzat görmeyi beklediğini ifade etti. Diğer ülkelerin oranları bu ikisinin arasında kaldı.

Nazileri mağlup etmek için en çok kimin çaba harcadığı sorulduğunda Birleşik Krallık dışındaki ülkelerde ABD diyenler yüzde 40’la 52 arasında değişirken, Sovyetler Birliği yanıtını verenler yüzde 17 ila 28 oldu.

Birleşik Krallık’ta yüzde 41’in kendi ülkelerinin adını zikretmesi dikkat çekti. Zira diğer ülkelerde Londra’yı bu konuda etkili görenler yüzde 5’le 11 arasında değişiyor.

Almanların yüzde 46’sı, ülkelerinin 1945’ten sonra savaş hakkında iyi iş çıkardığını düşünürken yüzde 47’nin “Nazi geçmişi hakkında aşırı bilinçliyiz” dediği görüldü. Bu durumun güncel meselelerde sorun yarattığını savundular. Yüzde 24’se Almanya liderlerinin dengeyi doğru kurduğunu söylüyor.

Barışın korunmasında en çok kimin pay sahibi olduğu sorulduğunda yüzde 52’yle 66 arasında değişen oranlarda yanıt NATO oldu. Yüzde 45 ila 56 da Avrupa Birliği’nin kıtadaki barışın korunmasında etkili olduğunu düşünüyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Ukrayna, ABD İle “Nadir Elementler” Anlaşmasını İmzaladı

Ukrayna ve ABD, Ukrayna’daki minerallerin ve nadir toprak elementlerinin gelecekteki satışından elde edilecek kar ve telif haklarının paylaşılması konusunda bir anlaşma imzaladı.

Haber Merkezi / ABD Başkanı Donald Trump, anlaşmanın, ABD’nin Ukrayna’nın savunmasına ve yeniden inşasına yatırım yapmaya devam etmesi için ekonomik bir teşvik sağlayacağını söyledi.

Ukrayna, elektronik eşyalar, elektrikli araçlar ve askeri uygulamalar gibi alanlarda kullanılan nadir toprak elementleri de dahil olmak üzere doğal kaynaklar açısından zengin bir ülke. Ukrayna ayrıca demir, uranyum ve doğal gaz rezervlerine sahip.

Ukrayna’nın kömür rezervlerinin büyük bir kısmı ise şu anda Rusya’nın işgali altındaki bölgelerde yer alıyor. Madencilik analistleri ve ekonomistlere göre, Ukrayna’da halihazırda ticari olarak işletilen bir nadir toprak madeni bulunmuyor.

Dünyanın en büyük nadir toprak elementi ve diğer birçok kritik mineral üreticisi ise Çin.

Ukrayna, Rusya ile bir barış anlaşmasına varılması halinde ülkenin güvenliğinin sağlanmasına yardımcı olmak için uluslararası bir güç oluşturulması konusun da Avrupalı müttefikleriyle de görüşüyor.

Ukrayna Başbakan Birinci Yardımcısı Yulia Svyrydenko, anlaşmaya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “ABD ile birlikte ülkemize küresel yatırım çekecek bir fon oluşturuyoruz” dedi.

Yulia Svyrydenko , anlaşmayla, Ukrayna’daki yeraltı kaynaklarına Batı yatırımı çekmek için bir yeniden yapılanma yatırım fonu kurulduğunu aktardı.

Ortaklığın 50/50 temelinde olduğunu vurgulayan Svyrydenko, ABD’ye karşı hiçbir borç yükümlülüğü içermediğini de ekledi. Svyrydenko anlaşma ile, hava savunma sistemleri de dahil olmak üzere yeni askeri yardımların da garanti altına alındığını ifade etti.

Ukrayna Başbakanı Denis Şmigal da anlaşmayı, “iyi, eşit ve yararlı” olarak nitelendirdi. Başbakan, iki ülkenin eşit oy hakkına sahip olacağı bir “yeniden yapılandırma fonu” kurulacağını ve Ukrayna’nın yeraltı kaynakları, altyapısı ve doğal zenginlikleri üzerinde tam anlamıyla söz sahibi olmaya devam edeceğini söyledi.

Kiev’de endişe yaratan “borçlar” meselesine de değinen Şmigal, Rus işgalinin başından bu yana ABD’nin sağladığı milyarlarca doların geri ödenmesinin talep edilmeyeceğini, fondan elde edilen kârın yeniden Ukrayna’ya yatırılacağını ifade etti.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, anlaşmaya ilişkin sosyal medya hesabından yayınlandığı videoda şu ifadeleri kullandı:

“Ortaklık ABD’nin Ukrayna ile birlikte yatırım yapmasına, Ukrayna’nın büyüme varlıklarını ortaya çıkarmasına, Amerikan yeteneklerini, sermayesini ve Ukrayna’nın yatırım ortamını iyileştirecek ve Ukrayna’nın ekonomik toparlanmasını hızlandıracak yönetim standartlarını harekete geçirmesine olanak tanıyor.”

Rusya’dan anlaşmaya ilişkin bir açıklama gelmedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rus ordusunun savaşa hazırlık durumunun dünyadaki en yüksek seviyede olduğunu ve aynı durumun savunma sanayi kompleksi için de geçerli olduğunu söylemişti.

Kremlin, Rusya’nın kimseyi tehdit etmediğini, ancak çıkarları için potansiyel olarak tehlikeli eylemleri görmezden gelmeyeceğini belirtmişti.

Paylaşın

ABD’nin Savaşı Bitirme Planı Belli Oldu: Ukrayna’nın Bölüşülmesi

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna ve Rusya Özel Temsilcisi Keith Kellogg, II. Dünya Savaşı sonrası Berlin’i örnek göstererek Ukrayna’nın da benzer şekilde “bölünebileceğini” belirtti.

Keith Kellogg, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in böyle bir öneriyi kabul etmeyebileceğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna ve Rusya Özel Temsilcisi Keith Kellogg, Ukrayna’da Britanya ve Fransa birliklerinin konuşlandırılabileceği “kontrol bölgeleri” oluşturulabileceğini söyledi.

Kellogg, Britanya gazetesi The Times’da dün yayımlanan söyleşisinde, II. Dünya Savaşı sonrası Berlin’i örnek göstererek Ukrayna’nın da benzer şekilde “bölünebileceğini” belirtti.

II. Dünya Savaşı’nda Nazi Almanyası’nın yenilgiye uğramasının ardından Berlin, Amerikan, Fransız, İngiliz ve Sovyet bölgelerine ayrılarak dörde bölünmüştü.

Trump’ın ilk döneminde, Başkan Yardımcısı Mike Pence’in Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak da çalışan Kellogg, Britanyalı ve Fransız birliklerin kontrol bölgelerinde “güvenlik gücü” görevi yapabileceğini söyledi.

Temsilci, bu birliklerin Dnipro nehrinin batısına yerleştirilebileceğini ve karşı kıyıda Rus işgali altındaki bölgeyi Ukrayna’dan ayıran askerden arındırılmış bir bölge oluşturabileceğini bildirdi. Böylelikle müttefik askerleriyle Rus birlikleri arasında çatışmaların önlenebileceğini, olası ateşkes ihlallerinin daha kolay denetlenebileceğini belirtti. Diğer yandan temsilci, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in böyle bir öneriyi kabul etmeyebileceğini de sözlerine ekledi.

Kellogg, Trump ve Ukrayna lideri Volodimir Zelenski arasında şubatta yaşanan gerginliğin, maden anlaşmasında ilerleme kaydedilmesiyle çözüldüğünü söyleyerek, ABD’li yetkililerin gelecek günlerde “iş anlaşmasını diplomatik anlaşmaya dönüştüreceğini” belirtti.

Öte yandan Kellogg, The Times’ın “Ukrayna, savaş sonrası Berlin gibi bölünebilir” başlığıyla yayımlanan söyleşisinin çarpıtıldığını da savundu. Ukrayna’nın bölünmesinden değil ülkenin “egemenliğini desteklemek üzere ateşkes sonrası kurulacak bir güçten bahsettiğini” söyledi. Muhtemel senaryoda Amerikan askerlerinin Ukrayna’ya konuşlandırılmayacağını da ifade etti.

Birleşik Krallık ve Fransa’nın başını çektiği bir grup Avrupa ülkesi, Rusya’yla Ukrayna arasında varılacak bir barış anlaşmasının uygulanmasını sağlamak amacıyla ülkeye asker göndermeyi planlıyor. Associated Press’in şubattaki haberinde, planın Aralık 2024’te Zelenski’yle paylaşıldığı aktarılmıştı.

Paris’te martta düzenlenen Ukrayna zirvesinin ardından konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Ukrayna’ya asker gönderme konusunda fikir birliği olmadığını ancak planın az sayıda ülkeyle hayata geçebileceğini söylemişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Donald Trump: Liderler, Popomu Öpmek İçin Sıraya Girdi

ABD Başkan Donald Trump, yeni ticaret politikalarını başlatmasının ardından, “Ülkeler bizi arıyor, popomu öpüyorlar. Anlaşma yapabilmek için ölüyorlar. ‘Lütfen efendim, her şeyi yaparım’ diyorlar” dedi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın onlarca ülkeye yönelik ek gümrük vergileri Çarşamba günü yürürlüğe girdi. Donald Trump, Amerikan gümrük vergilerinin devreye girmesiyle birlikte küresel liderlerin ticaret anlaşması yapabilmek için kendisine “her şeyi yapmaya hazır” olduklarını söyledi.

Washington’daki Ulusal Cumhuriyetçi Kongre Komitesi Yemeği’nde konuşan Trump, “Bu ülkeler bizi arıyor, popomu öpüyorlar. Anlaşma yapabilmek için ölüyorlar. ‘Lütfen efendim, her şeyi yaparım’ diyorlar” ifadelerini kullandı.

Donald Trump, Çin’e yönelik “ek yüzde 50 gümrük vergisi” tehdidini yerine getirdi. Beyaz Saray, ABD’nin Çin’e uyguladığı yeni gümrük vergisini yüzde 104’e çıkaracağını duyurdu. Trump geçen hafta çok sayıda ülkeye yeni gümrük vergileri getirirken Çin’e yüzde 34’lük ek bir gümrük vergisi ilan etmiş ve bu ülkeden gelen ürünlerden alınan vergiyi toplam yüzde 54’e çıkarmıştı.

Trump diğer ülkeleri, bir karşılık vermemeleri konusunda uyarmış, aksi takdirde yeni vergilerle karşılaşacaklarını belirtmişti. Çin ise bu tehdide rağmen 10 Nisan’dan başlayarak ABD mallarına yüzde 34 ek gümrük vergisi uygulanacağını duyurmuştu.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, vergilendirmenin 9 Nisan Çarşamba günü itibarıyla yapılacağını duyurdu. “Amerikalıların başka bir ülkeye ihtiyacı yok. Leavitt, “Başkan Trump (Donald) çelikten bir omurgaya sahip ve asla yıkılmayacak” diye ekledi.

Trump, “karşılıklı tarife” diye nitelediği gümrük vergilerinin ABD’deki üretim sektörünü canlandıracağını, Amerikan firmalarını koruyacağını, istihdam yaratacağını, ülkenin ticaret açığını azaltacağını ve ulusal borcun hafiflemesini sağlayacağını savunuyor.

Trump’ın vergileri siyasi amaçlarla kullanabileceğine de dikkat çekiliyor. Bu yılın başında Kanada ve Meksika’ya gümrük vergisi getirme tehdidinin ardından iki ülke de ABD’ye göçü ve uyuşturucu kaçakçılığını engellemek için sınır denetimlerini artırma sözü vermişti.

Çin’den ABD’ye uyarı

Çin, ABD ile ekonomik ve ticari ilişkiler hakkında yayımladığı yeni politika belgesinde, Trump yönetimini “Ticaret savaşlarının kazananı olmaz ve korumacılık çıkmaz bir sokağa sürükler” sözleriyle uyardı, Washington’a “göz hizasında diyalog” çağrısı yaptı.

Çin’in politika belgesinde, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump’ın yılın başında yaptıkları telefon görüşmesine atıf yapılarak, “ABD’nin, iki devlet başkanının telefon görüşmesinde işaret ettikleri yöne doğru ilerlemek için Çin ile güçlerini birleştirmesi beklenmektedir” deniliyor.

Karşılıklı saygı, barış içinde bir arada yaşama ve kazan-kazana dayalı işbirliği ilkelerine riayet edilmesi gerektiğine vurgu yapan Çin, iki tarafın aynı göz hizasında diyalog ve istişare yoluyla endişelerini ele alabileceklerine dikkat çekiyor, bu yolla “ikili ekonomik ve ticari ilişkilerde birlikte sağlıklı, istikrarlı ve sürdürülebilir gelişme sağlanabileceği” kaydediliyor.

Paylaşın

“Donald Trump, Türkiye’yi F-35 Programına Geri Almayı Planlıyor” İddiası

ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’yi F-35 programına geri almayı düşündüğü iddia edildi. Türkiye, Rusya yapımı S-400 füze savunma sistemlerini satın alması ardından programından çıkarılmıştı.

Erdoğan’ın, Trump’la 16 Mart’ta yaptığı telefon görüşmesinde ‘iş birliğini geliştirmek için CAATSA yaptırımlarının sonlandırılması gerektiğini’ söylediği aktarılmıştı. Erdoğan’ın Nisan ayında ABD’yi ziyaret ederek, Trump ile görüşmek istediğini öne sürülmüştü.

ABD Başkanı Donald Trump, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) yaptırımlarını kaldırılmayı ve Türkiye’yi F-35 programına geri almayı düşündüğü iddia edildi.

Fox News tarafından aktarılan bilgiye göre, Trump’ın F-16 uçaklarının Türkiye’ye satışına olumlu yaklaştığı belirtildi. Türkiye’nin S-400 sistemini çalışamayacak bir duruma getirmesi halinde F-35 savaş uçaklarını satma fikrine açık olduğunu da belirtti.

Aynı zamanda Trump’ın ekibinden ‘Türkiye’nin CAATSA yaptırımlarından nasıl kaçınabileceğine’ ilişkin bir çalışma yapmasını istediği belirtildi. İki taraf arasında yapılacak anlaşma, savunma sistemlerinin sökülmesi veya Türkiye’de ABD’de kontrolündeki bir üsse taşınmasını da kapsayacak.

ABD Kongresi, geçen yıl Türkiye’ye 40 F-16 ve mevcut filosundaki 79 uçak için modernizasyon kitlerinin 23 milyar dolarlık satışını onayladı. Türkiye ile uçağı üreten Lockheed Martin arasında görüşmeler ise devam ediyor.

Türkiye’ye CAATSA yaptırımları, Ankara’nın Rus yapımı S-400 füze savunma sistemlerini satın alması ardından uygulanmaya başlanmıştı. Türkiye aynı sebeple, Türk savunma şirketlerinin pek çok parçasının üretiminde pay sahibi olduğu yeni nesil savaş F-35 savaş uçakları programından da çıkarılmıştı.

Programdan çıkarılışının ardından Türkiye, modernize edilmiş 40 adet F-16 ve mevcut 79 adet F-16’nın modernizasyonu için ABD’ye başvurmuştu.

Erdoğan’ın, Trump’la 16 Mart’ta yaptığı telefon görüşmesinde ‘iş birliğini geliştirmek için CAATSA yaptırımlarının sonlandırılması gerektiğini’ söylediği aktarılmıştı. Bloomberg, Erdoğan’ın Nisan ayında ABD’yi ziyaret ederek, Trump ile görüşmek istediğini aktarmıştı.

Türkiye – ABD ilişkileri

Son yıllarda Türkiye ve ABD arasındaki ilişkiler, Doğu Akdeniz, Suriye ve Gazze’deki politika farklılıklarından, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemlerini satın almasına kadar çeşitli konular yüzünden gerildi. Bu durum, ABD yaptırımlarına ve Türkiye’nin 2019’da F-35 savaş uçağı programından çıkarılmasına yol açtı.

Daha sonra Ankara, Washington’dan 40 adet Block-70 F-16 savaş uçağı ve 79 modernizasyon kiti temin etmek istedi. Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğine onay vermesinin ardından bu anlaşma onaylandı ve bu gelişmelerle birlikte ilişkilerde yumuşama oldu.

Erdoğan ayrıca, Türkiye’nin tedarik zincirleri açısından avantajlı olduğunu belirterek, Ukrayna-Rusya savaşında önemli bir mühimmat olan 155 mm’lik mühimmatın üretimi ve tedariki konusundaki iş birliğini örnek olarak gösterdi. Washington, Rusya’ya karşı yaptırımları ihlal eden bazı Türk bireyler ve şirketlere de yaptırımlar uyguladı.

ABD’nin CAATSA kapsamında Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ve dönemin Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir’in de aralarında olduğu dört kurum yetkilisine “Rusya ile ilişkiler” nedeniyle yaptırımları 2021 yılında yürürlüğe girdi. Türkiye, Ukrayna’yı destekliyor ancak Moskova’ya yönelik yaptırımlara karşı çıkıyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Putin’den Trump’ın “Ukraynalı Askerleri Bağışla” Çağrısına Yanıt: Teslim Olmaları Halinde…

ABD Başkanı Donald Trump’ın Kursk’taki Ukrayna askerlerinin bağışlanmasına yönelik çağrısına yanıt veren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Teslim olurlarsa canları bağışlanacak” dedi.

Haber Merkezi / Trump’ın çağrısının uygulanabilmesi için Ukrayna’nın Kursk’taki askerlere teslim olma talimatı vermesi gerektiğini belirten Putin, Trump ve ekibinin Rusya – ABD ilişkilerini düzeltmek için elinden geleni yaptığını dile getirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social’da yaptığı paylaşımda, Rusya lideri Vladimir Putin ile “verimli görüşmeler yaptıklarını” ve Rusya-Ukrayna savaşını sona erdirmek için “iyi bir şans olduğunu” kaydetti. Trump, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Dün, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile çok iyi ve verimli görüşmeler yaptık; bu korkunç, kanlı savaşı nihayet bitirmek için büyük bir fırsat var. Ancak şu anda binlerce Ukrayna askeri, Rus birlikleri tarafından tamamen kuşatılmış durumda ve çok kötü, savunmasız bir konumdalar. Putin’den hayatlarını bağışlamasını güçlü bir şekilde talep ettim. Bu, İkinci Dünya Savaşı’ndan beri görülmemiş korkunç bir katliam olur. Tanrı hepsini korusun!”

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ise ulusa hitaben yaptığı konuşmasında, Putin’in yorumlarının “çok manipülatif” olduğunu kaydetti. Zelenski, Putin’in ABD planına verdiği nitelikli desteğin, planı reddetmek için zemin hazırlama çabası olduğunu düşündüğünü söyledi.

Zelenski, “Aslında Putin şu anda bir ret hazırlığı yapıyor çünkü elbette Başkan Trump’a bu savaşı sürdürmek, Ukraynalılar’ı öldürmek istediğini söylemekten korkuyor” dedi. Ukrayna’nın ABD’nin önerisini kabul ettiğini ve izleme ve doğrulamayı organize etmeye hazır olduğunu belirten Zelenski, “Süreci zorlaştıran koşulları biz koymuyoruz, Rusya koyuyor” ifadesini kullandı.

Paylaşın