Donald Trump: Liderler, Popomu Öpmek İçin Sıraya Girdi

ABD Başkan Donald Trump, yeni ticaret politikalarını başlatmasının ardından, “Ülkeler bizi arıyor, popomu öpüyorlar. Anlaşma yapabilmek için ölüyorlar. ‘Lütfen efendim, her şeyi yaparım’ diyorlar” dedi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın onlarca ülkeye yönelik ek gümrük vergileri Çarşamba günü yürürlüğe girdi. Donald Trump, Amerikan gümrük vergilerinin devreye girmesiyle birlikte küresel liderlerin ticaret anlaşması yapabilmek için kendisine “her şeyi yapmaya hazır” olduklarını söyledi.

Washington’daki Ulusal Cumhuriyetçi Kongre Komitesi Yemeği’nde konuşan Trump, “Bu ülkeler bizi arıyor, popomu öpüyorlar. Anlaşma yapabilmek için ölüyorlar. ‘Lütfen efendim, her şeyi yaparım’ diyorlar” ifadelerini kullandı.

Donald Trump, Çin’e yönelik “ek yüzde 50 gümrük vergisi” tehdidini yerine getirdi. Beyaz Saray, ABD’nin Çin’e uyguladığı yeni gümrük vergisini yüzde 104’e çıkaracağını duyurdu. Trump geçen hafta çok sayıda ülkeye yeni gümrük vergileri getirirken Çin’e yüzde 34’lük ek bir gümrük vergisi ilan etmiş ve bu ülkeden gelen ürünlerden alınan vergiyi toplam yüzde 54’e çıkarmıştı.

Trump diğer ülkeleri, bir karşılık vermemeleri konusunda uyarmış, aksi takdirde yeni vergilerle karşılaşacaklarını belirtmişti. Çin ise bu tehdide rağmen 10 Nisan’dan başlayarak ABD mallarına yüzde 34 ek gümrük vergisi uygulanacağını duyurmuştu.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, vergilendirmenin 9 Nisan Çarşamba günü itibarıyla yapılacağını duyurdu. “Amerikalıların başka bir ülkeye ihtiyacı yok. Leavitt, “Başkan Trump (Donald) çelikten bir omurgaya sahip ve asla yıkılmayacak” diye ekledi.

Trump, “karşılıklı tarife” diye nitelediği gümrük vergilerinin ABD’deki üretim sektörünü canlandıracağını, Amerikan firmalarını koruyacağını, istihdam yaratacağını, ülkenin ticaret açığını azaltacağını ve ulusal borcun hafiflemesini sağlayacağını savunuyor.

Trump’ın vergileri siyasi amaçlarla kullanabileceğine de dikkat çekiliyor. Bu yılın başında Kanada ve Meksika’ya gümrük vergisi getirme tehdidinin ardından iki ülke de ABD’ye göçü ve uyuşturucu kaçakçılığını engellemek için sınır denetimlerini artırma sözü vermişti.

Çin’den ABD’ye uyarı

Çin, ABD ile ekonomik ve ticari ilişkiler hakkında yayımladığı yeni politika belgesinde, Trump yönetimini “Ticaret savaşlarının kazananı olmaz ve korumacılık çıkmaz bir sokağa sürükler” sözleriyle uyardı, Washington’a “göz hizasında diyalog” çağrısı yaptı.

Çin’in politika belgesinde, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump’ın yılın başında yaptıkları telefon görüşmesine atıf yapılarak, “ABD’nin, iki devlet başkanının telefon görüşmesinde işaret ettikleri yöne doğru ilerlemek için Çin ile güçlerini birleştirmesi beklenmektedir” deniliyor.

Karşılıklı saygı, barış içinde bir arada yaşama ve kazan-kazana dayalı işbirliği ilkelerine riayet edilmesi gerektiğine vurgu yapan Çin, iki tarafın aynı göz hizasında diyalog ve istişare yoluyla endişelerini ele alabileceklerine dikkat çekiyor, bu yolla “ikili ekonomik ve ticari ilişkilerde birlikte sağlıklı, istikrarlı ve sürdürülebilir gelişme sağlanabileceği” kaydediliyor.

Paylaşın

“Donald Trump, Türkiye’yi F-35 Programına Geri Almayı Planlıyor” İddiası

ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’yi F-35 programına geri almayı düşündüğü iddia edildi. Türkiye, Rusya yapımı S-400 füze savunma sistemlerini satın alması ardından programından çıkarılmıştı.

Erdoğan’ın, Trump’la 16 Mart’ta yaptığı telefon görüşmesinde ‘iş birliğini geliştirmek için CAATSA yaptırımlarının sonlandırılması gerektiğini’ söylediği aktarılmıştı. Erdoğan’ın Nisan ayında ABD’yi ziyaret ederek, Trump ile görüşmek istediğini öne sürülmüştü.

ABD Başkanı Donald Trump, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) yaptırımlarını kaldırılmayı ve Türkiye’yi F-35 programına geri almayı düşündüğü iddia edildi.

Fox News tarafından aktarılan bilgiye göre, Trump’ın F-16 uçaklarının Türkiye’ye satışına olumlu yaklaştığı belirtildi. Türkiye’nin S-400 sistemini çalışamayacak bir duruma getirmesi halinde F-35 savaş uçaklarını satma fikrine açık olduğunu da belirtti.

Aynı zamanda Trump’ın ekibinden ‘Türkiye’nin CAATSA yaptırımlarından nasıl kaçınabileceğine’ ilişkin bir çalışma yapmasını istediği belirtildi. İki taraf arasında yapılacak anlaşma, savunma sistemlerinin sökülmesi veya Türkiye’de ABD’de kontrolündeki bir üsse taşınmasını da kapsayacak.

ABD Kongresi, geçen yıl Türkiye’ye 40 F-16 ve mevcut filosundaki 79 uçak için modernizasyon kitlerinin 23 milyar dolarlık satışını onayladı. Türkiye ile uçağı üreten Lockheed Martin arasında görüşmeler ise devam ediyor.

Türkiye’ye CAATSA yaptırımları, Ankara’nın Rus yapımı S-400 füze savunma sistemlerini satın alması ardından uygulanmaya başlanmıştı. Türkiye aynı sebeple, Türk savunma şirketlerinin pek çok parçasının üretiminde pay sahibi olduğu yeni nesil savaş F-35 savaş uçakları programından da çıkarılmıştı.

Programdan çıkarılışının ardından Türkiye, modernize edilmiş 40 adet F-16 ve mevcut 79 adet F-16’nın modernizasyonu için ABD’ye başvurmuştu.

Erdoğan’ın, Trump’la 16 Mart’ta yaptığı telefon görüşmesinde ‘iş birliğini geliştirmek için CAATSA yaptırımlarının sonlandırılması gerektiğini’ söylediği aktarılmıştı. Bloomberg, Erdoğan’ın Nisan ayında ABD’yi ziyaret ederek, Trump ile görüşmek istediğini aktarmıştı.

Türkiye – ABD ilişkileri

Son yıllarda Türkiye ve ABD arasındaki ilişkiler, Doğu Akdeniz, Suriye ve Gazze’deki politika farklılıklarından, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemlerini satın almasına kadar çeşitli konular yüzünden gerildi. Bu durum, ABD yaptırımlarına ve Türkiye’nin 2019’da F-35 savaş uçağı programından çıkarılmasına yol açtı.

Daha sonra Ankara, Washington’dan 40 adet Block-70 F-16 savaş uçağı ve 79 modernizasyon kiti temin etmek istedi. Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğine onay vermesinin ardından bu anlaşma onaylandı ve bu gelişmelerle birlikte ilişkilerde yumuşama oldu.

Erdoğan ayrıca, Türkiye’nin tedarik zincirleri açısından avantajlı olduğunu belirterek, Ukrayna-Rusya savaşında önemli bir mühimmat olan 155 mm’lik mühimmatın üretimi ve tedariki konusundaki iş birliğini örnek olarak gösterdi. Washington, Rusya’ya karşı yaptırımları ihlal eden bazı Türk bireyler ve şirketlere de yaptırımlar uyguladı.

ABD’nin CAATSA kapsamında Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ve dönemin Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir’in de aralarında olduğu dört kurum yetkilisine “Rusya ile ilişkiler” nedeniyle yaptırımları 2021 yılında yürürlüğe girdi. Türkiye, Ukrayna’yı destekliyor ancak Moskova’ya yönelik yaptırımlara karşı çıkıyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Putin’den Trump’ın “Ukraynalı Askerleri Bağışla” Çağrısına Yanıt: Teslim Olmaları Halinde…

ABD Başkanı Donald Trump’ın Kursk’taki Ukrayna askerlerinin bağışlanmasına yönelik çağrısına yanıt veren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Teslim olurlarsa canları bağışlanacak” dedi.

Haber Merkezi / Trump’ın çağrısının uygulanabilmesi için Ukrayna’nın Kursk’taki askerlere teslim olma talimatı vermesi gerektiğini belirten Putin, Trump ve ekibinin Rusya – ABD ilişkilerini düzeltmek için elinden geleni yaptığını dile getirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social’da yaptığı paylaşımda, Rusya lideri Vladimir Putin ile “verimli görüşmeler yaptıklarını” ve Rusya-Ukrayna savaşını sona erdirmek için “iyi bir şans olduğunu” kaydetti. Trump, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Dün, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile çok iyi ve verimli görüşmeler yaptık; bu korkunç, kanlı savaşı nihayet bitirmek için büyük bir fırsat var. Ancak şu anda binlerce Ukrayna askeri, Rus birlikleri tarafından tamamen kuşatılmış durumda ve çok kötü, savunmasız bir konumdalar. Putin’den hayatlarını bağışlamasını güçlü bir şekilde talep ettim. Bu, İkinci Dünya Savaşı’ndan beri görülmemiş korkunç bir katliam olur. Tanrı hepsini korusun!”

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ise ulusa hitaben yaptığı konuşmasında, Putin’in yorumlarının “çok manipülatif” olduğunu kaydetti. Zelenski, Putin’in ABD planına verdiği nitelikli desteğin, planı reddetmek için zemin hazırlama çabası olduğunu düşündüğünü söyledi.

Zelenski, “Aslında Putin şu anda bir ret hazırlığı yapıyor çünkü elbette Başkan Trump’a bu savaşı sürdürmek, Ukraynalılar’ı öldürmek istediğini söylemekten korkuyor” dedi. Ukrayna’nın ABD’nin önerisini kabul ettiğini ve izleme ve doğrulamayı organize etmeye hazır olduğunu belirten Zelenski, “Süreci zorlaştıran koşulları biz koymuyoruz, Rusya koyuyor” ifadesini kullandı.

Paylaşın

NATO, ABD Olmadan Varlığını Sürdürebilir Mi?

1949 yılında Sovyetler Birliği’ne karşı kolektif savunma sağlamak amacıyla kurulan NATO’nun (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) ABD (Amerika Birleşik Devletleri) olmadan varlığını sürdürüp sürdüremeyeceği, son dönemin en popüler tartışma konularından biri.

Kurtuluş Aladağ / NATO’nun askeri kapasitesinin büyük bir kısmını üstlenen ABD, aynı zamanda, örgütün toplam savunma harcamalarının yaklaşık yüzde 70’ini karşılar (2023 itibarıyla). NATO’nun Avrupa’daki askeri varlığı ise, özellikle nükleer caydırıcılık (ABD’nin nükleer şemsiyesi), istihbarat paylaşımı, lojistik destek ve ileri teknoloji silah sistemleri, büyük ölçüde ABD’ye dayanır.

Avrupa ülkeleri arasında bir köprü görevi görerek, NATO’nun “Kuzey Atlantik” karakterinin korunmasını sağlayan ABD, ayrıca, NATO’nun siyasi ve stratejik liderliğini de üstlenir. NATO’nun en üst düzey askeri komutanı olan SACEUR (Avrupa Müttefik Kuvvetler Başkomutanı) her zaman bir ABD’li general olmuştur.

ABD olmadan NATO’nun karşılaşacağı zorluklar

ABD’nin NATO’dan tamamen çekilmesi veya katkısını azaltması durumunda, NATO’nun karşı karşıya kalacağı temel zorluklar şu şekilde sıralayabiliriz:

Askeri kapasite: Avrupa ülkeleri, NATO’nun toplam savunma harcamalarının sadece yüzde 30’unu karşılamaktadır (2023 itibarıyla). ABD’nin çekilmesi durumunda, bu yükün Avrupa ülkeleri tarafından karşılanması anlamına gelir. Ancak, birçok Avrupa ülkesi, savunma bütçelerini artırma konusunda siyasi ve ekonomik zorluklarla karşı karşıya. Örneğin, NATO’nun GSYİH’nin yüzde 2’sini savunmaya ayırma hedefini 2023 itibarıyla 11 üye ülke karşılayabildi.

ABD, NATO’nun nükleer caydırıcılık kapasitesinin temelini oluşturur. Avrupa’da ise sadece İngiltere ve Fransa nükleer silahlara sahiptir, bu ülkelerin nükleer silah kapasiteleri ABD nükleer silah kapasitesi ile kıyaslanamayacak derecede sınırlıdır.

ABD ayrıca, NATO’nun hava savunma sistemleri, uydu istihbaratı, insansız hava araçları ve siber güvenlik gibi kritik alanlarda lider ülke konumundadır. ABD’nin NATO’dan çekilmesi durumunda, Avrupa ülkelerinin bu açığı kapatması yıllar alabilir.

Siyasi birlik: ABD’nin çekilmesi, NATO içinde bir liderlik boşluğu oluşturabilir. Avrupa ülkeleri arasında stratejik öncelikler ve çıkarlar konusunda sık sık anlaşmazlıklar yaşanmaktadır (Örneğin, Almanya’nın enerji politikaları, Fransa’nın Avrupa özerkliği vurgusu, Doğu Avrupa ülkelerinin Rusya tehdidine odaklanması). Bu durum, NATO’nun karar alma süreçlerini sekteye uğratabilir.

Güvenlik tehditleri: NATO için temel tehdit algısı, özellikle 2014 Kırım ilhakından ve 2022 Ukrayna işgalinden sonra, Rusya’dan gelmektedir. ABD’nin çekilmesi, NATO’nun Rusya’ya karşı var olan caydırıcılığını zayıflatabilir.

NATO ayrıca, Çin’in son yıllardaki yükselişini bir tehdit olarak görmeye başlamıştır. ABD’nin çekilmesi, NATO’nun Çin’e yanıt verme kapasitesini de azaltabilir.

ABD olmadan NATO’nun varlığını sürdürmesi için gerekenler

ABD’nin çekilmesi durumunda NATO’nun varlığını sürdürebilmesi, Avrupa ülkelerinin aşağıdaki adımları atmasına bağlıdır:

Savunma harcamalarının artırılması: Avrupa ülkelerinin, NATO’nun yüzde 2 GSYİH hedefini karşılaması ve hatta aşması gerekecektir. Bu, özellikle Almanya, İtalya ve İspanya gibi büyük ekonomiler için kritik önemdedir.

Avrupa savunma özerkliği: Avrupa Birliği, NATO’ya paralel olarak kendi savunma kapasitesini güçlendirebilir. AB’nin PESCO (Kalıcı Yapılandırılmış İşbirliği) gibi girişimleri, Avrupa ülkelerinin ortak askeri projeler geliştirmesine olanak tanıyabilir. Ancak, AB’nin NATO’dan bağımsız bir savunma örgütü haline gelmesi, uzun vadeli bir hedef olarak görülmektedir.

Nükleer caydırıcılığın yeniden düzenlenmesi: Avrupa’nın nükleer caydırıcılık kapasitesini artırmak için İngiltere ve Fransa’nın nükleer silahlarını daha aktif bir şekilde paylaşmasını gerektirebilir. Ancak, bu durum siyasi ve hukuki zorluklar da (örneğin, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması – NPT) oluşturabilir.

Yeni stratejik ortaklıklar: ABD’nin çekilmesi durumunda, NATO’nun Kanada, Avustralya ve Japonya gibi Atlantik ötesi veya Hint – Pasifik bölgesindeki müttefiklerle bağlarını güçlendirmesi gerekebilir. Bu, NATO’nun küresel bir savunma örgütü olarak yeniden konumlanmasını sağlayabilir.

ABD’nin NATO’dan çekilmesi durumunda ortaya çıkabilecek olası senaryolar

NATO’nun zayıflaması ve dağılması: Eğer Avrupa ülkeleri, ABD’nin çekilmesinin oluşturduğu boşluğu dolduramazlar ise, NATO’nun caydırıcılığı ciddi şekilde zayıflayabilir. Bu, üye ülkeler arasında güven kaybına ve nihayetinde örgütün dağılmasına yol açabilir.

Avrupa Merkezli bir NATO: Avrupa ülkeleri, ABD’nin çekilmesini bir fırsat olarak görerek NATO’yu yeniden yapılandırabilir.

Yeni bir güvenlik oluşumu: ABD’nin çekilmesi, NATO’nun yerini alacak yeni bir Avrupa güvenlik (örneğin, AB Savunma Birliği) oluşumunu hızlandırabilir.

Sonuç olarak, NATO’nun ABD olmadan varlığını sürdürebilmesi, Avrupa ülkelerinin siyasi iradesine, ekonomik kaynaklarına ve tehdit algılarına bağlıdır. Şu anki koşullarda, ABD’nin çekilmesi NATO’yu ciddi bir krize sokabilir, ancak bu durum, Avrupa’yı daha özerk bir savunma politikası geliştirmeye zorlayarak uzun vadede olumlu sonuçlar da doğurabilir.

Paylaşın

Trump, Putin’den Ukraynalı Askerleri Bağışlamasını İstedi

ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den, Rus askerleri tarafından kuşatılan Ukraynalı askerlerin hayatlarının bağışlanmasını istediğini söyledi.

Haber Merkezi / ABD Başkanı Donald Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile çok iyi ve verimli bir görüşme gerçekleştirdiğini açıkladı. Donald Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“Bu korkunç, kanlı savaşın sonunda sona erme ihtimali çok yüksek, ama, tam şu anda, binlerce Ukrayna askeri, Rus askeri tarafından tamamen kuşatılmış durumda ve çok kötü ve savunmasız bir durumda. Başkan Putin’den hayatlarının bağışlanmasını şiddetle rica ettim. Bu korkunç bir katliam olurdu, II. Dünya Savaşı’ndan beri görülmemiş bir katliam. Tanrı hepsini korusun!!!”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’da ateşkes için ABD önerilere katıldıklarını; ancak herhangi bir ateşkesin çatışmanın temel nedenleriyle ilgilenmesi gerektiğini ve pek çok ayrıntının çözülmesi gerektiğini söyledi.

Putin, Belarus Devlet Başkanı Aleksander Lukaşenko ile yaptığı görüşmenin ardından Kremlin’de düzenlediği basın toplantısında gazetecilere “Düşmanlıkların durdurulması önerilerine katılıyoruz. Ancak bu ateşkesin uzun vadeli barışa yol açacak ve bu krizin asıl nedenlerini ortadan kaldıracak şekilde olması gerektiği gerçeğinden hareket ediyoruz” dedi.

Savaşı sona erdirme çabaları için ABD Başkanı Donald Trump’a teşekkür eden Putin, “Fikrin kendisi doğru ve biz de kesinlikle destekliyoruz. Ancak tartışmamız gereken konular var. Amerikalı meslektaşlarımızla da konuşmamız gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu. Konuyu görüşmek için Trump’ı arayabileceğini söyleyen Putin, “Biz bu çatışmanın barışçı yollarla sona erdirilmesi fikrini destekliyoruz” dedi.

Ukrayna’ya askeri sevkiyat yeniden başladı

ABD, ateşkes başlığındaki mutabakat sonrası Ukrayna ile istihbarat paylaşımını da yeniden başlatıyor. Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski, ABD’nin Ukrayna’ya askeri malzeme sevkiyatının ülkesi üzerinden yeniden başladığını ve Ukrayna ordusu tarafından kullanılan Starlink uydu sisteminin çalıştığını belirtti.

Sikorski, Ukraynalı mevkidaşı Andrii Sybiha ile başkent Varşova’daki görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, Polonya’nın güneydoğusunda, Ukrayna sınırına yakın Rzeszow – Jasionka havalimanındaki uluslararası askeri ve insani yardım merkezinden silah sevkiyatının yeniden başladığını duyurdu.

Bu gelişme Ukrayna ve ABD’li yetkililerin 11 Mart’ta Suudi Arabistan’da yaptıkları görüşmenin hemen ardından geldi. Polonya Dışişleri Bakanlığı önünde gazetecilere konuşan Sikorski, “Jasionka üzerinden silah sevkiyatları önceki seviyelere döndü. Anladığım kadarıyla Starlink de çalışıyor” dedi.

Ukrayna Dışişleri Bakanı ise Suudi Arabistan’da ABD ile yapılan görüşmelerin sonuçlarının “çok önemli, neredeyse tarihi” olduğunu belirtti. Sybiha, “Ukrayna, bu savaşı sona erdirmek ve adil, kalıcı bir barış sağlamak isteyen en önde gelen ülkedir” diye ekledi.

Paylaşın

Putin’den Trump’ın Ukrayna’da Ateşkes Çağrısına Şartlı Onay

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, düzenlediği bir basın toplantısında, ülkesinin ABD’nin ateşkes önerisine prensipte katıldığını ancak bazı şartların hala müzakere edilmesi gerektiğini Söyledi.

Haber Merkezi / Ateşkesin olası ihlallerini izlemek için bir mekanizma kurulmasının gerekliliğini vurgulayan Vladimir Putin, Ukrayna’nın 30 günlük ateşkesi asker seferber etmek ve yeniden silahlanmak için kullanıp kullanamayacağı konusundaki endişelerini dile getirdi.

Putin, “Çatışmaların durdurulması yönündeki önerilere katılıyoruz, ancak ateşkesin kalıcı barışa yol açması ve krizin temel nedenlerini ortadan kaldırması gerektiği varsayımından hareket ediyoruz” dedi. Putin, ABD’nin Ukrayna’yı ateşkesi kabul etmeye ikna etmiş gibi gözükse de Kiev’in motivasyonunun muhtemelen savaş alanındaki durumdan kaynaklandığını belirtti.

Kursk bölgesine giren Ukrayna güçlerinin önümüzdeki günlerde tamamen kuşatılış olacağına dikkat çekti. Putin, “Bu şartlar altında Ukrayna’nın en az 30 gün süreyle ateşkes sağlamasının faydalı olacağına inanıyorum” dedi.

Putin, bu açıklamayı, Trump’ın Ukrayna’nın kabul ettiği 30 günlük ateşkesi görüşmek üzere Moskova’ya giden elçisinin varışından birkaç saat sonra yaptı. Putin ayrıca, Trump’a “Ukrayna’daki anlaşmaya bu kadar önem verdiği için” teşekkür etti.

Rusya Devlet Başkanı Putin, Rusya, olası bir ateşkesi gözlemlemek üzere NATO üyelerinden herhangi birinin barış gücünü kabul etmeyeceğini açıkladı.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüşmesi öncesinde gazetecilere açıklama yapan ABD Başkanı Donald Trump, Rusya’nın Ukrayna ile 30 günlük ateşkesi kabul etmesi çağrısını yineledi. Rusya’nın ABD müttefiklerine saldıracağını düşünmediğini söyleyen Trump, “Böyle bir şey olmayacak. Bunun olmamasını sağlayacağız” dedi.

Trump, Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada Kremlin’in ABD’nin Ukrayna’nın destekleyeceğini söylediği 30 günlük ateşkes önerisini kabul etmesini umduğunu söylemişti.

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un Moskova’daki görüşmelerde sunduğu ateşkes önerisi, bu hafta başında Suudi Arabistan’da yapılan görüşmelerde Ukrayna tarafından kabul edilmişti.

Putin’in üst düzey dış politika yardımcısı Yuri Uşakov ise, ABD’nin Ukrayna’daki savaşı durdurmak için önerdiği 30 günlük ateşkesin Moskova’ya “hiçbir şey” sunmadığını, ancak Kiev güçlerine çok ihtiyaç duydukları bir savaş molası vereceğini söyledi.

Şubat 2022’de on binlerce askerle Ukrayna’ya giren Rus güçleri, 2024 ortalarından bu yana ilerleyişini sürdürüyor ve Ukrayna topraklarının neredeyse beşte birini kontrol ediyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ateşkes önerisine dair açıklamalarını değerlendirdi. Zelenski, “Putin (ateşkesi) reddetmeye hazırlanıyor.” derken, Putin’in bu fikrini ABD Başkanı Donald Trump’a doğrudan söylemekten korktuğunu ifade etti.

Ukrayna’ya askeri sevkiyat yeniden başladı

ABD, ateşkes başlığındaki mutabakat sonrası Ukrayna ile istihbarat paylaşımını da yeniden başlatıyor. Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski, ABD’nin Ukrayna’ya askeri malzeme sevkiyatının ülkesi üzerinden yeniden başladığını ve Ukrayna ordusu tarafından kullanılan Starlink uydu sisteminin çalıştığını belirtti.

Sikorski, Ukraynalı mevkidaşı Andrii Sybiha ile başkent Varşova’daki görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, Polonya’nın güneydoğusunda, Ukrayna sınırına yakın Rzeszow – Jasionka havalimanındaki uluslararası askeri ve insani yardım merkezinden silah sevkiyatının yeniden başladığını duyurdu.

Bu gelişme Ukrayna ve ABD’li yetkililerin 11 Mart’ta Suudi Arabistan’da yaptıkları görüşmenin hemen ardından geldi. Polonya Dışişleri Bakanlığı önünde gazetecilere konuşan Sikorski, “Jasionka üzerinden silah sevkiyatları önceki seviyelere döndü. Anladığım kadarıyla Starlink de çalışıyor” dedi.

Ukrayna Dışişleri Bakanı ise Suudi Arabistan’da ABD ile yapılan görüşmelerin sonuçlarının “çok önemli, neredeyse tarihi” olduğunu belirtti. Sybiha, “Ukrayna, bu savaşı sona erdirmek ve adil, kalıcı bir barış sağlamak isteyen en önde gelen ülkedir” diye ekledi.

Paylaşın

Pezeşkiyan’dan Trump’ın Tehdidine Sert Yanıt: Ne Yapmak İstiyorsan Onu Yap

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeshkian, ABD Başkanı Donald Trump’ın tehditlerinin müzakereleri engellediğini söyledi. Pezeshkian, “Onların [ABD’nin] emir vermesi ve tehditler savurması bizim için kabul edilemez” dedi.

Mesud Pezeshkian ayrıca, Donald Trump’a doğrudan hitap ederek, şu ifadeleri kullandı: “Seninle müzakere etmeye gelmeyeceğim. Ne yapmak istiyorsan onu yap!”

Trump, geçtiğimiz hafta, İran’ın nükleer anlaşma müzakeresi çağrısını reddetmesine yanıt olarak, Tahran’la ya askeri olarak ya da bir anlaşma yaparak başa çıkılabileceğini söylemişti. “Askeri seçeneğe gitmek zorunda kalırsak, bu onlar için çok, çok kötü olur” diyen Trump, İran ile askeri çatışma yerine diplomatik bir anlaşmayı “tercih ettiğini” belirtmişti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın dini liderliğine gönderdiği mektubun “yakında bir Arap ülkesi tarafından Tahran’a ulaştırılacağını” söyledi.

Trump’ın geçen hafta İran’ı yeni bir nükleer anlaşma için görüşmelere katılmaya çağıran bir mektup gönderdiğini açıklamasının ardından İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, Tahran’ın müzakerelere zorlanmayacağını kaydetmişti.

BM Güvenlik Konseyi’nin Çarşamba günü İran’ın nükleer programına ilişkin kapalı kapılar ardında yapacağı toplantıya tepki gösteren Arakçi, toplantının “talep eden devletlerin iyi niyetini sorgulatan yeni ve tuhaf bir süreç” olduğunu söyledi.

Toplantı, konseyin 15 üyesinden altısı (Fransa, Yunanistan, Panama, Güney Kore, İngiltere ve ABD) tarafından İran’ın silah düzeyine yakın uranyum stoğunu arttırması üzerine talep edildi.

Arakçi, İran’ın nükleer anlaşmanın bir parçası olan Avrupalı güçler Fransa, İngiltere ve Almanya ile yakında beşinci tur görüşmeleri yapacağını kaydederek, diğer üyeler Rusya ve Çin ile Cuma günü Pekin’de bir toplantı düzenleyeceklerini doğruladı.

Paylaşın

ABD, Suriye Geçici Yönetiminin Kürtlerle Anlaşmasını Memnuniyetle Karşıladı

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, “ABD, Suriye geçici yönetimi ile SDG arasında yakın zamanda duyurulan, kuzeydoğuyu birleşik bir Suriye’ye entegre etme anlaşmasını memnuniyetle karşılıyor” dedi.

Haber Merkezi / Anlaşma, Aralık ayında Heyet Tahrir Şam liderliğindeki silahlı güçlerin uzun süredir iktidarda olan Beşar Esad’ı devirmesinden bu yana ülkedeki en önemli siyasi gelişmelerden biri olarak görülüyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Suriye’deki Heyet Tahrir Şam (HTŞ) yönetimi ile ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında varılan anlaşmaya ilişkin açıklamada bulundu. Rubio, şu ifadeleri kullandı:

ABD, Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye Geçici Yönetimi arasında yakın zamanda duyurulan, kuzeydoğuyu birleşik bir Suriye’ye entegre etmek için yapılan anlaşmayı memnuniyetle karşılıyor.

Amerika Birleşik Devletleri, daha fazla çatışmayı önlemek için en iyi yol olarak güvenilir, mezhepçi olmayan bir yönetim sergileyen siyasi geçişi desteklediğini bir kez daha teyit eder.”

Suriye’nin kuzeydoğusunda IŞİD’den boşalan bölgelerde yarı özerk bir yönetim oluşturan SDG’nin omurgasını, Türkiye’nin terör örgütü olarak gördüğü Halk Savunma Birlikleri (YPG) oluşturuyor.

Suriye Cumhurbaşkanlığından hafta başında yapılan açıklamada, ABD destekli SDG ile imzalanan anlaşma uyarınca Kürt yarı özerk yönetimine bağlı kurumların ulusal hükümete katılacağı duyurulmuştu.

Kamuoyuna yansıyan sekiz maddelik anlaşma, “sınır kontrol noktaları, havaalanları, petrol ve doğal gaz sahaları dahil, Suriye’nin kuzeydoğusundaki tüm sivil ve askerî kurumların Suriye devletine entegrasyonunu” öngörüyor.

Anlaşmayla Kürt toplumunun Suriye’nin asli unsuru olduğu teyit edilerek vatandaşlık ve anayasal hakları güvence altına alınıyor.

Ancak anlaşma metninde silah bırakma ifadesinin yer almaması, SDG’nin askerî unsurlarının Suriye ordusuna ne şekilde entegre edileceğinin net olmaması, soru işaretlerine yol açmıştı.

Bu tür detayların, anlaşmada öngörüldüğü üzere kurulacak yürütme komitelerinin çalışmaları sonucu yıl sonuna kadar açıklığa kavuşturulması hedefleniyor.

SDG ne zaman kuruldu?

Suriyeli Kürtler, 2012 yılında özerklik ilan etti. 2018 yılında da Rojava olarak bilinen bölgede Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi kuruldu.

SDG ise ABD desteğiyle Suriye’nin kuzeydoğusundaki bölgelerde IŞİD’le mücadele etmek üzere 2015 yılında kuruldu.

SDG’nin ana gövdesini Kürtlerin kurduğu Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) silahlı kanadı Halk Savunma Birlikleri (YPG) ile Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) oluşturuyor.

YPG’nin kontrolündeki cezaevlerinde sayıları 10 bini bulan IŞİD üyeleri tutuluyor.

Fırat’ın doğusunu oluşturan bölgede önemli petrol ve gaz rezervleri de yer alıyor. Suriye, 2018 yılı verilerine göre 2.5 milyar varil petrol rezervine sahip.

Suudi Arabistan’ın petrol rezervi 297 milyar, İran’ın 155 milyar, Irak’ın ise 147 milyar varil.

Petrol sahalarının büyük bölümü Suriye’nin doğusunda, Irak sınırı ile kuzeydoğuda Haseke yakınlarındaki Deyr ez Zor vilayetinde bulunuyor.

Paylaşın

Ukrayna, ABD’nin Önerdiği 30 Günlük Ateşkesi Kabul Etti

Ukrayna, ABD’nin askeri yardım ve istihbarat paylaşımına yönelik kısıtlamaları kaldıracağını açıklamasının ardından Rusya ile 30 günlük ateşkesi kabul etmeye hazır olduğunu duyurdu.

Haber Merkezi / ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff’un Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ateşkesi önermek üzere Moskova’ya gitmesi bekleniyor. Putin’in ateşkesi mevcut haliyle kabul etmeye hazır olup olmadığı henüz belli değil.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Ukraynalı yetkililer Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde bir araya gelerek Rusya’nın Ukrayna ile olan savaşını sona erdirme çabalarını görüştü. Görüşmelerin ardından yapılan açıklamada, Ukrayna’nın Kremlin’in onayına tabi olmak üzere Rusya ile savaşta 30 günlük bir ateşkesi kabul ettiği duyuruldu.

ABD Dışişleri Bakanı Rubio, Rusların da ateşkes teklifini kabul etmelerini umduğunu söyledi. Marco Rubio, Moskova’nın ateşkesi kabul etmemesi olasılığına ilişkin soruya, “Maalesef burada barışa engel olan şeyin ne olduğunu öğreneceğiz” yanıtını verdi.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Ukrayna bu öneriyi kabul etmeye hazır – bunu olumlu bir adım olarak görüyoruz ve kabul etmeye hazırız. Şimdi Rusya’yı da aynı şeyi yapmaya ikna etmek ABD’ye düşüyor” dedi.

Cidde’deki görüşmelerin ardından gazetecilere konuşan Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Yermak da 30 günlük geçici ateşkesin artık Rusya’nın barış isteyip istemediğini göstereceğini söyledi. Yermak, “Bugün anahtar Rusya’nın elinde. Tüm dünya kimin barış isteyip istemediğini görecek” dedi.

ABD Başkan Donald Trump yönetimi ayrıca, Ukrayna’ya askeri yardımı ve Kiev ile istihbarat paylaşımını askıya alan kararı derhal kaldıracağını bildirdi.

ABD’li ve Ukraynalı yetkililer, Suudi Arabistan’da ayrıca, kritik ham mineraller konusunda anlaşmaya varılması olasılığını da ele aldı. Görüşme sonrası yapılan açıklamada, anlaşmanın “en kısa sürede” sağlanması gerektiği belirtildi.

Rusya’nın resmi haber ajansı RIA’ya göre de Moskova, ABD ile görüşme açıklamasını reddetmedi. RIA’nın haberine göre Rusya Dışişleri Bakanlığı, önümüzdeki birkaç gün içinde Amerikalı temsilcilerle temasları göz ardı etmediğini belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff’un Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ateşkesi önermek üzere Moskova’ya gitmesi bekleniyor. Putin’in ateşkesi mevcut haliyle kabul etmeye hazır olup olmadığı henüz belli değil.

Ne olmuştu?

Volodimir Zelenski ve Donald Trump’ın 28 Şubat’ta Oval Ofis’teki basın açık görüşmesi tarihi bir tartışmaya dönüştü. Zelenski, Rusya ile bir anlaşmaya güvenlik garantilerinin dahil edilmesini talep ediyordu.

Kameralar önünde bu bağlamda başlayan tartışma sonrası ikili basın toplantısı iptal edildi ve beklenen değerli maden anlaşması imzalanmadı.

1 Mart’ta Londra’da düzenlenen Ukrayna ve kıtanın güvenliği için iş birliği konusunun ele alındığı zirvenin ardından 17 Avrupa ülkesi Ukrayna’ya askeri destek vermeye devam kararı aldı. ABD Başkanı Trump 3 Mart’ta Ukrayna’ya askeri yardımı durdurma talimatı verdi.

Trump 4 Mart’ta ABD Kongresine yaptığı konuşmada Ukrayna liderinden bir mektup aldığını, mektupta Zelenski’nin “mümkün olduğunca kısa sürede kalıcı barışı daha da yakınlaştırmak için müzakere masasına gelmeye hazır olduğunu” söylediğini belirtti.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Mike Waltz, 5 Mart’ta ABD’nin Ukrayna’ya istihbarat paylaşımını askıya aldığını söyledi. ABD ve Ukrayna heyetleri Oval Ofis’teki tartışma sonrası 11 Mart’ta Suudi Arabistan’da yeniden bir araya geldi.

Paylaşın

Zelenski, Trump’tan Oval Ofis’te Yaşananlar İçin Özür Diledi

ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin Oval Ofis’teki görüşmede yaşanan tartışma için Trump’tan özür dilediğini söyledi.

Haber Merkezi / Steve Witkoff, Fox News’e verdiği demeçte, “Zelenski başkana bir mektup gönderdi. Oval Ofis’te yaşanan tüm olay için özür diledi” dedi.

Donald Trump, geçen hafta kongrede yaptığı yıllık başkanlık konuşmasında, Volodimir Zelenski’den bir mektup aldığını açıklamıştı. Donald Trump bir özür aldığından bahsetmemişti.

Zelenski’nin yardımcı Mykhailo Podolyak, daha önce Zelenski’nin özür dilemeyeceğini söylemişti.

28 Şubat’taki görüşmede Başkan Yardımcısı JD Vance, Zelenski’ye Ukrayna’nın savaşmaya devam etmek için yeterli sayıda insana sahip olmadığını söylemesiyle tansiyon yükselmişti. Zelenski ise Vance’in Ukrayna’ya gelmediğini ve bunu söyleyemeyeceğini savunarak, “Gel ve gör” demişti.

Zelenski, Kiev’in ısrar ettiği güvenlik garantilerine duyulan ihtiyacı vurguladı. Trump ise Zelenski’nin sözünü keserek ABD’nin Ukrayna’ya için halihazırda yaptıklarına “minnettar olmasını” söylemişti.

Tartışmanın ardından Zelenski ve heyeti başka bir odaya alınmış, sonrasında ise Beyaz Saray’dan ayrılmaları söylenmişti. Zelenski, Ukrayna’nın nadir toprak mineralleriyle ilgili ticari bir anlaşmayı imzalamak üzere Washington’a gitmişti. Ancak yaşananların ardından anlaşma imzalanmamıştı.

ABD ve Ukrayna yetkililerinin, Rusya ile savaşı sona erdirmek amacıyla yürütülen barış görüşmelerini yeniden ele almak üzere bu hafta Suudi Arabistan’da bir araya gelmeleri bekleniyor.

Paylaşın