FED, Politika Faizini Son 16 Yılın En Yüksek Seviyesine Çekti

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Merkez Bankası (FED) gecelik politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 5-5.25 aralığına çekti. Böylece FED’in politika faizi son 16 yılın en yüksek seviyesine çıktı.

FED, mart ayında da 25 baz puanlık faiz artırımı kararı almıştı. Oybirliğiyle alınan son kararla beraber son 10 toplantıda politika faizini toplamda 500 baz puan artırmış oldu.

FED, bu kararla önümüzdeki dönemde faiz oranlarında artışa ara verebileceğinin sinyalini de verdi.

FED’in bu şekilde ABD’de son dönemde batan bankalardan kaynaklanan risklerin değerlendirilmesi, borç tavanına ilişkin siyasi tıkanıklığın aşılması ve enflasyonun seyrinin değerlendirilmesi amacıyla yetkililere zaman kazandırmayı amaçladığı belirtiliyor.

Karar ne anlama geliyor?

FED karara ilişkin yaptığı açıklamada, faiz oranlarını arttırmayı durdurduğu 2006 yılında kullandığı dile benzer bir dil kullanarak, “politikanın sıkılaştırılmasına yönelik hangi ilave adımların uygun olabileceğinin belirlenmesi konusunda yetkililerin ekonomi, enflasyon ve mali piyasaların önümüzdeki hafta ve aylarda nasıl davranacaklarını izleyeceklerini” belirtti.

Açıklamada kullanılan bu ifadeler, ABD Merkez Bankası’nın Haziran ayında yapacağı politika toplantısında faiz oranlarını sabit tutacağına ilişkin bir garanti vermiyor.

FED’in açıklamasında enflasyonun yüksek seyretmeye devam ettiği ve istihdamda elde edilen kazanımların hala güçlü bir hızda ilerlemeyi sürdürdüğü belirtildi.

ABD Merkez Bankası, ekonomik büyüme sürse de son gelişmelerin hem aileler hem de şirketler için daha sıkı kredi koşullarını beraberinde getirebileceğini ve ekonomik faaliyet, işe alım ve enflasyonun etkilenebileceğini kaydetti.

ABD’de bazı bankaların batmasının ardından baş gösteren risklerin yanısıra, Kongre’de Cumhuriyetçiler ve Demokrat Başkan Joe Biden arasında borç limitine ilişkin yaşanan anlaşmazlığın, FED’in mali koşulları daha da sıkılaştırmaya çalışma konusunda daha ihtiyatlı davranmasına neden olduğu belirtiliyor.

Powell’dan kararlılık mesajı

FED Başkanı Jerome Powell faiz kararının ardından yaptığı açıklamada, bankacılık sektöründe koşulların iyileştiğini, ABD’de bankacılık sektörünün sağlam ve dayanıklı olduğunu, bu süreçten doğru dersleri çıkarma konusunda da kararlı olduklarını vurguladı.

Enflasyon baskısının sürdüğünü belirten Powell, enflasyonun yüzde 2’ye çekilmesi konusunda kararlı olduklarının altını çizdi.

FED Başkanı Powell, fiyat istikrarı olmadan güçlü ve sürdürülebilir bir iş gücü piyasası sağlanamayacağını belirtti.

Önümüzdeki dönemde hangi para politikalarının benimseneceğinin gelişmelere bağlı olacağını vurgulayan Powell, faiz oranı konusundaki kararların da her toplantıda bu gelişmelere göre değerlendirilerek alınacağının altını çizdi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

NASA’dan Çarpıcı “Kara Delik” Animasyonu

NASA, kara delikler hakkında bir animasyon yayınladı. Kara delikler çekim alanı her türlü maddesel oluşumun ve ışınımın kendisinden kaçmasına izin vermeyecek derecede güçlü olan, büyük kütleli gök cisimleri şeklinde tanımlanmakta.

Evrende bilinen en büyük kara deliklerden biriyse TON-618 adlı dev cisim. Bilim insanlarının “canavar” diye nitelediği bu cismin kütlesi 2004’te ölçülmüştü. Ölçümler, TON-618’in kütlesinin Güneş’in 66 milyar katı olduğunu göstermişti.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, süper kütleli kara deliklerin ulaşabildiği korkutucu boyutları gözler önüne seren bir animasyon yayımladı.

Animasyonda Güneş’ten giderek uzaklaştıkça rastlanabilecek devasa kara deliklerin konumları, tahmini görünüşleri ve isimleri yer alıyor.

Evrenin dev cisimleri olan bu kara delikler, Güneş’in kütlesinin yaklaşık 100 bin katından başlıyor ve milyarlarca katı kütleye ulaşabiliyor.

Süper kütleli kara delikler, galaksilerin merkezlerinde yer alıyor. Örneğin Güneş Sistemi’ni ve dolayısıyla Dünya’yı barındıran Samanyolu Galaksisi’nin merkezinde de Sagittarius A* adlı bir süper kütleli kara delik var.

Bu kara delik de Güneş’in yaklaşık 4 milyon katı kütleye sahip ve Dünya’dan sadece 26 bin ışıkyılı uzaklıkta.

Ancak bundan çok daha büyük kara delikler olduğu biliniyor. Örneğin görüntülenen ilk kara delik unvanını taşıyan M87’nin kütlesi Güneş’in 5,37 milyar katı.

NASA’nın Goddard Uzay Uçuş Merkezi’nden teorik astrofizikçi Jeremy Schnittman, “Çoğu Hubble Uzay Teleskobu’nun yardımıyla yapılan doğrudan ölçümler, 100’den fazla süper kütleli kara deliğin varlığını doğruluyor” ifadelerini kullanıyor.

Bilim insanı, “Peki nasıl bu kadar büyüyorlar? Galaksiler çarpıştığında merkezlerindekideki kara delikler de sonunda birleşebiliyor” diye de ekliyor.

Öte yandan evrendeki tüm kara delikler süper kütleli cisimler değil. Zira bilinen en küçük kara delikler, Güneş’in yaklaşık beş katı kütleye sahip.

Yıldız kütleli kara delik adı verilen bu cisimler, yaşamının sonuna gelmiş iri bir yıldızın kendi içine çöken çekirdeğinden oluşuyor.

Yıldız kütleli karadeliklerin üst sınırı da Güneş’in kütlesinin yaklaşık 65 katı kadar.

Evrende bilinen en büyük kara deliklerden biriyse TON-618 adlı dev cisim. Bilim insanlarının “canavar” diye nitelediği bu cismin kütlesi 2004’te ölçülmüştü.

Ölçümler, TON-618’in kütlesinin Güneş’in 66 milyar katı olduğunu göstermişti.

Astrofizikçilerin kara delikler için belirlediği teorik üst kütle sınırı ise Güneş’in yaklaşık 50 milyar katı.

Bu yüzden bilim insanları, evrenin ve kara deliklerin teorik tahminlere meydan okumakta çok iyi olduğunu vurguluyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Bilim İnsanları Ay Toprağından Oksijen Çıkarmanın Yolunu Buldular

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA’nın Houston’daki Johnson Uzay Merkezi’nde çalışan bilim insanları, simüle edilmiş ay toprağından oksijen çıkarmanın yolunu buldular.

Ay’da kalıcı bir insan varlığı oluşturmak, NASA’nın uzun vadeli hedeflerinden biri ve bu görev, ilk astronotların 2025 gibi erken bir tarihte Ay yüzeyine dönmesini sağlayacak.

Bu son deneyin başarısı, artık oksijen toplama teknolojisinin hazırlık seviyesinin 6’ya ulaştığı, yani uzayda test edilmeye hazır olduğu anlamına geliyor.

ABD uzay ajansının Ay’da insan üsleri inşa etme planlarını ciddi ölçüde ilerletecek bir hamleyle, NASA’daki bilim insanları Ay toprağından nasıl oksijen çıkarılacağını buldu.

NASA’nın Houston’daki Johnson Uzay Merkezi’nden bir ekip, karbotermal reaksiyon yaratmak için yüksek güçlü bir lazer kullanarak ilk kez vakumlu bir ortamda yapay Ay toprağından oksijeni başarıyla çıkardı.

Karbotermal İndirgeme Gösterimi (Carbothermal Reduction Demonstration/CaRD) deneyi, solunum için oksijen üretmenin yanı sıra ulaşımda itici yakıt olarak da hayati önem taşıyabilir.

NASA mühendisi Anastasia Ford, “Ekibimiz CaRD reaktörünün Ay yüzeyinde hayatta kalabileceğini ve başarılı bir şekilde oksijen çıkarabileceğini kanıtladı” diyor.

Bu, diğer gezegenlerde sürdürülebilir insan üsleri inşa etmek üzere mimariyi geliştirme yönünde büyük bir adım.

Ay’da kalıcı bir insan varlığı oluşturmak, NASA’nın Artemis görevinin uzun vadeli hedeflerinden biri ve bu görev, ilk astronotların 2025 gibi erken bir tarihte Ay yüzeyine dönmesini sağlayacak.

Bu son deneyin başarısı, artık oksijen toplama teknolojisinin hazırlık seviyesinin 6’ya ulaştığı, yani uzayda test edilmeye hazır olduğu anlamına geliyor.

NASA’da kıdemli bir mühendis olan Aaron Paz şöyle diyor: Bu teknoloji Ay yüzeyinde her yıl kendi ağırlığının birkaç katı oksijen üretme potansiyeline sahip, bu da insan varlığının ve Ay ekonomisinin sürekliliğini mümkün kılacak.

Önceki haftalarda NASA, programın ilk mürettebatlı uzay uçuşu olacak Artemis II görevinde Ay’ın etrafında dolaşacak 4 astronotu açıklamıştı.

Astronotlar 10 gün sürecek uçuş denemesinde NASA’nın devasa Uzay Fırlatma Sistemi (Space Launch System/SLS) roketiyle gönderilen Orion uzay aracında seyahat edecek. Bu kişiler, 50 yılı aşkın süredir Ay’ın yakın çevresinde uçan ilk astronotlar olacak.

ABD uzay ajansı, mürettebatsız test uçuşunu çoktan tamamlamış, Orion aracı Ay’ın etrafında uçarak Kasım 2022’de Dünya’ya dönmüştü.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

ABD’de İki Askeri Helikopter Havada Çarpıştı: 3 Ölü, 1 Yaralı

ABD’de iki askeri helikopterlerin havada çarpışmasının ardından iki askerin olay yerinde, bir askerin de yaralı kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği, kazada yaralı kurtulan bir askerin ise hastanede tedavi altına alındığı açıklandı.

Mart ayında ABD Ordusu’na ait iki tıbbi tahliye helikopteri rutin bir gece eğitim uçuşu sırasında çarpışmış, Yaşanan olayda dokuz asker hayatını kaybetmişti.

ABD’nin 11’inci Hava İndirme Tümeni, eğitim uçuşundan dönen AH-64 tipi iki Apache askeri helikopterin Alaska eyaletinin Healy bölgesi yakınlarında çarpıştığını, üç askerin yaşamını yitirdiğini, bir askerin yaralandığını açıkladı.

Reuters’ın haberine göre, Fort Wainwright’tan havalanan helikopterlerin çarpışması ile ilgili açıklama yapan askeri yetkililer, “İlk yardım ekipleri olay yerinde. Olay soruşturuluyor” dedi.

Askeri helikopterlerin havada çarpışmasının ardından iki asker olay yerinde hayatını kaybederken, yaralı bir asker de Fairbanks’teki hastaneye sevk edilirken yaşamını yitirdi.

Kazadan yaralı kurtulan bir asker ise hastanede tedavi altına alındı. ABD Ordusu Alaska Sözcüsü John Pennel, her iki askeri helikopterde ikişer asker olduğunu aktardı.

Şubat ayında da bir Apache tipi helikopterin Talkeetna’dan havalandıktan sonra havada takla atması sonucu iki asker yaralanmıştı.

Mart ayında ise ABD Ordusu’na ait iki tıbbi tahliye helikopteri rutin bir gece eğitim uçuşu sırasında çarpışmış, Kentucky’de yaşanan olayda dokuz asker hayatını kaybetmişti.

Paylaşın

ABD’de İnsandan Çok Silah Var!

ABD kişi başına düşen silah bakımından yine üst sıralarda. Kovid-19 salgını sırasında 1,5 milyon ABD’li, yaklaşık 6 milyon silah satın alırken, 2019-2021 yılları arasında 5 milyon ABD’li de yeni bir silah satın aldı.

Haber Merkezi / Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) insandan daha fazla silahı olduğu abartı değil. 

Sivil toplum kuruluşu Trace’in yaptığı bir araştırmaya göre, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sırasında (2020-22) 1,5 milyon ABD’li, yaklaşık 6 milyon silah satın aldı. Bu, ülkedeki her beş haneden birinin silah aldığı anlamına geliyor.

ABD’de yıllık silah satış ortalamaları, 15 yıl öncesine göre iki katına çıkmış durumda.

Trace’in araştırması bazı ilginç gerçekleri de ortaya çıkardı. Silah satın alanlar, sürekli taşıyabilecekleri yarı otomatik silahları tercih ediyorlar.

Kovid 19 salgını sırasında, ilk kez silah satın alanların çoğu genç olan yüzde 5’i oluşturuyor.

Salgın döneminde silah dükkanlarının önünde uzun kuyruklarda bekleyenlerin görüntüleri büyük tepki toplamıştı.

Başka bir araştırma, 2019-2021 yılları arasında 5 milyon ABD’linin yeni bir silah satın aldığını ortaya koydu. Araştırmada, silah sahibi olanlarında bu dönemde silah satın aldığı belirtildi.

Paylaşın

Dışişleri’nden ABD’ye “Ermeni Soykırımı” Tepkisi

ABD Başkanı Joe Biden’ın “Bugün, Meds Yeghern, Ermeni soykırımı, sırasında kaybedilen hayatları hatırlıyoruz ve asla unutmama sözümüzü yeniliyoruz” açıklamasının ardından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, sosyal medya hesabından tepki mesajı paylaştı.

Haber Merkezi / Bakan Çavuşoğlu mesajında, “Tarihi çarpıtmaya yeltenen siyasi şarlatanlar yine sahnede! Siyasi açıklamalarla tarih yeniden yazılamaz. Bu tutumlarında ısrar eden fırsatçılar, art niyet ve ikiyüzlülükleriyle hatırlanacaktır. Yüce Türk Milleti’ne tarih dersi vermek kimsenin haddi değildir” ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanlığı da yazılı bir açıklama yayınladı ve “1915 olayları konusunda gerçeklerle ve uluslararası hukukla bağdaşmayan talihsiz açıklamalar, tarihi siyasi saiklerle yeniden yazmaya yeltenen beyhude çabalardır” ifadelerini kullandı.

Açıklamada “Hiç kimse unutmamalıdır ki, 1915 olayları siyasetçilerin kendi gündemlerine ve iç siyasi mülahazalarına göre tanımlanamaz. Böyle bir yaklaşım, ancak tarihin tahrif edilmesine yol açar. Bu taraflı tutumlarını sürdürmekte ısrar edenler tarihte ucuz, siyasi fırsatçılar olarak anılacaktır” denildi.

“Hiç kimse Türkiye’ye kendi tarihiyle ilgili ders veremez”

Bu açıklamaların Türkiye tarafından “hükümsüz” olduğu belirtilirken “Bizim açımızdan hükümsüz olan bu açıklamaları reddediyor, bu yanlışta ısrar edenleri en şiddetli şekilde kınıyoruz. Hiç kimse ve hiçbir kuruluş, Türkiye’ye kendi tarihiyle ilgili ders veremez” mesajı verildi.

Açıklamada “Dar görüşlü siyasi hesaplara hizmet eden ve tarihten husumet çıkarmaya çalışan bu çevreleri, yaptıkları bu vahim hataları düzeltmeye, önerdiğimiz Ortak Tarih Komisyonu’nu desteklemeye ve ülkemizin öncülük ettiği bölgesel barış ve işbirliği çabalarına katkıda bulunmaya çağırıyoruz” ifadelerine yer verildi.

Çavuşoğlu ve Dışişleri’nin tepki verdiği, 24 Nisan Ermeni Soykırımı’nı Anma Günü vesilesiyle Beyaz Saray tarafından yayınlanan açıklamada, “Bugün, Meds Yeghern’de, Ermeni Soykırımı sırasında yitirilen canları anıyor ve hiçbir zaman unutmama sözümüzü yeniliyoruz” ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, “Dünyanın çeşitli ulusları olarak bu acı dolu tarihi anmak için bir araya gelirken, aynı zamanda Ermeni halkının direnç ve azmini düşünüyoruz” denildi. Ermenilerin Amerikan ulusunu güçlendirdiğinin belirtildiği açıklamada, “(Ermeniler) kendi öykülerini ve atalarının öykülerini anlattılar, ki 108 yıl önce yaşanan o soykırım hatırlansın ve onun gibisi bir daha yaşanmasın diye” ifadesine yer verildi. Açıklamada Türkiye’nin adı anılmadı.

1915’te ne olmuştu?

Birinci Dünya Savaşı sürerken Anadolu’da yaşayan Ermeniler 1915-1916 yıllarında, dönemin Osmanlı yönetimi tarafından Doğu Anadolu’dan Suriye ve Mezopotamya’ya sürgüne zorlanmıştı. Açlık, susuzluk, hastalık ve katliamlar nedeniyle yüz binlerce Ermeni, sürgün yollarında hayatını kaybetmişti.

Ermenistan ve çok sayıda tarihçi, bu dönemde 1 milyonun üstünde Ermeninin sistematik olarak katledildiğini ve ağır koşullarda ölüme terk edildiğini savunarak bu süreci “soykırım” olarak nitelendiriyor. Türkiye ise tehcir kararının, savaşın zorlu şartları altında silahlı isyana karşı “son çare” olarak alındığını savunuyor; “acı olaylar” yaşandığını kabul etmekle birlikte soykırım nitelendirmesine karşı çıkıyor.

Ermeni kırımını dünyada 30’u aşkın ülke, parlamento düzleminde soykırım olarak tanıyor. Almanya’da da Federal Meclis 2016 yılında Ermeni kırımını soykırım olarak nitelendiren bir kararı kabul etmişti. Alman hükümeti ise soykırımın hukuki bir tanımı bulunduğuna ve bu konudaki kararın yetkili mahkemelerce verilebileceğine işaret ederek Ermeni kırımıyla ilgili bu tanımlamayı kullanmıyor.

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği: ABD’den Türkiye’ye Çağrı

İsveç Savunma Bakanı Jonson ile Muskö donanma üssünde ortaklaşa düzenlediği basın toplantısında konuşan ABD Savunma Bakanı Austin, İsveç’in NATO’ya Temmuz ayında yapılacak zirveden önce katılmasını istediklerini belirtti.

Austin, “Müttefiklerimiz Türkiye ile Macaristan’ı İsveç’in NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyeliğini bir an önce onaylaması için teşvik ediyoruz” dedi.

İki yüzyıllık tarafsızlık ve askeri bağlantısızlık dönemini sona erdirme kararı alan İsveç ve komşusu Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından geçen yıl Mayıs ayında NATO’ya üyelik başvurusunda bulundular.

Finlandiya 4 Nisan’da NATO’nun 31. üyesi oldu ancak İsveç’in başvurusu hala sonuca bağlanmadı. İttifak’a üyelik için tüm üye devletlerin onayı gerekiyor. Ankara ve Budapeşte ise İsveç’in üyeliğine henüz onay vermedi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Savunma Bakanı Lloyd Austin resmi temaslarda bulunmak üzere gittiği İsveç’te Türkiye ve Macaristan’ı İsveç’in NATO üyeliğini hızlı bir şekilde onaylamaya çağırdı.

Austin Çarşamba günü Stockholm’ün güneyindeki Muskö’de bulunan İsveç donanma limanında İsveçli mevkidaşı Pål Jonson’la görüştü.

Burada yaptığı konuşmada, kısa süre önce Finlandiya’nın 31’inci üye olarak NATO’ya katıldığını kaydeden Austin, İsveç’i de kısa süre içinde 32’nci üye olarak İttifak’a dahil etmeyi umut ettiklerini vurguladı.

Austin, “İsveç’in NATO’ya hızlı bir şekilde katılımını desteklemeye devam edeceklerini ve üyeliğin yaz öncesinde tamamlanması için güçlü çaba göstereceklerini” belirterek “Bunun gerçekten de çok önemli olduğunu düşünüyorum” dedi. Austin İsveçli mevkidaşına hitaben “Siz mükemmel bir partnersiniz. Çok kısa zaman içinde sizi müttefikimiz olarak adlandırabilmeyi heyecanla bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

ABD’li Bakan, “Müttefiklerimiz Türkiye ve Macaristan’ı da İsveç’in üyeliğini bir an önce onaylamaları için teşvik ediyoruz” diye konuştu.

ABD Savunma Bakanı’nın ziyareti İsveç’in yaklaşık 30 yıl aradan sonra gerçekleştirdiği en büyük askeri tatbikat olan Aurora 23’e denk geldi. 17 Nisan’da başlayan tatbikata yaklaşık 700 ABD deniz piyadesinin yanı sıra İngiltere, Finlandiya, Polonya, Norveç, Estonya, Letonya, Litvanya, Ukrayna, Danimarka, Avusturya, Almanya ve Fransa’dan yaklaşık 26 bin asker katılıyor. Tatbikat 11 Mayıs’a kadar sürecek.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

ABD’nin Maine Eyaletinde Silahlı Saldırı: 4 Ölü, 3 Yaralı

ABD’nin Maine eyaletinde meydana gelen silahlı saldırıda 4 kişi hayatını kaybetti. Yetkililer saldırgan Joseph Eaton’ın gözaltına alındığını ve bu hafta mahkemeye çıkarılacağını açıkladı.

Haber Merkezi / Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) ABD’nin Maine eyaletinde meydana gelen silahlı saldırıda 4 kişi hayatını kaybetti.

Saldırı sonrası otoyolda da çok sayıda araca ateş açıldı. Açılan ateş nedeniyle üç kişi daha ciddi şekilde yaralandı.

Yetkililer, iki yerde meydana gelen silahlı saldırıların birbiriyle bağlantılı olduğunu açıkladı.

Yetkililer, dört kişinin ölümüne neden olduğundan şüphelenilen Joseph Eaton’ı (34) gözaltına alındığı bu hafta mahkemeye çıkarılacağını bildirdi.

Maine eyaleti valisi Janet Mills, sosyal medya hesabından, “Bugün yaşanan şiddet olayları devletimizi sarstı. Bu olayı öğrendiğimde şok oldum” açıklamasında bulundu.

Ülkede son günlerde silahlı saldırı olayları yine artmış durumda.

ABD’nin Alabama eyaletine bağlı Dadeville kentinde, 16 yaşında bir gencin doğum günü partisi sırasında gerçekleşen silahlı saldırıda dört kişinin yaşamını yitirdiği ve yaralananlar olduğu belirtilmişti.

Bu olaydan önce Kentucky Louisville’de bir parkta açılan ateş sonucu da iki kişi hayatını kaybetti, dört kişi de yaralanmıştı.

Paylaşın

G7’de Moskova’ya Yardım Edenlere “Yüksek Bir Bedel” Ödetme Sözü

Almanya, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Birleşik Krallık, İtalya, Fransa, Japonya ve Kanada’dan oluşan G7, Rusya’ya yönelik sert yaptırımların arttırılması ve uygulanması konusunda kararlı olduklarını duyurdu.

G7’i oluşturan ülkelerin liderlerinin gelecek ay Japonya’nın Hiroşima kentinde düzenlenecek zirvede bir araya gelmesi bekleniyor.

Japonya’da yapılan dışişleri bakanları toplantısında, Moskova’ya yardım edenlere “yüksek bir bedel” ödetme sözü verildi.

G7’nin uyarısı, Çin Savunma Bakanı’nın Rusya ile ilişkilerde “yeni bir dönemi” işaret ederek siyasi ve güvenlik işbirliğini derinleştirme sözü vermesinden bir gün sonra geldi.

Birçok ülkenin Rusya ile ticari bağlarını korumak istemesi ve Batı’nın eylemlerine şüpheyle yaklaşması nedeniyle Moskova’ya karşı uygulanan yaptırımların etkisiz kaldığı eleştirisi yapılıyor.

Dışişleri Bakanları yayınladıkları bildiride, üçüncü ülkelerin yaptırımları delmesini engellemek için çabalarını iki katına çıkarma sözünü verdiğini duyurdu.

Açıklamada,”Rusya’ya yönelik yaptırımların yoğunlaştırılması, koordine edilmesi ve tam olarak uygulanması konusundaki kararlılığımızı sürdürüyoruz” denildi. Ayrıca Ukrayna’nın kendini savunması için “ne kadar sürerse sürsün” destek verileceği belirtildi.

Bildiride, “Rusya’nın sivillere ve kritik sivil altyapıya yönelik saldırıları gibi savaş suçları ve diğer zulümlerin cezasız kalması söz konusu değil” ifadesine yer verildi.

Uzmanlar, yaptırımların Rusya ekonomisini felce uğrattığını ifade ederken, IMF Şubat ayında, Rusya’nın 2023 yılında resesyona girmeyeceğini öngörmüştü.

Toplantıda Rusya’nın Belarus’a nükleer silah yerleştirme tehdidi “kabul edilemez” ve “sorumsuz nükleer retorik” olarak değerlendirildi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya’nın taktik nükleer silahlarının Belarus’ta konuşlandırılacağını söylemişti. AB’nin dış politika şefi Joserp Borrel, Moskova’nın bu hamlesini “Avrupa güvenliğine yönelik bir tehdit” olduğunu kaydetti.

G7’nin toplantısında, Tayvan’a yönelik tehditlere devam eden Çin ve nükleer denemelere devam eden Kuzey Kore eleştirildi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

ABD’de Silahlı Saldırı: Çok Sayıda Ölü Ve Yaralı

ABD’nin Alabama eyaletine bağlı Dadeville kentinde, 16 yaşında bir gencin doğum günü partisi sırasında gerçekleşen silahlı saldırıda dört kişinin yaşamını yitirdiği ve yaralananlar olduğu belirtildi.

Bu olaydan önce Kentucky Louisville’de bir parkta açılan ateş sonucu da iki kişi hayatını kaybetti, dört kişi de yaralandı. Ülkede son günlerde silahlı saldırı olayları yine artmış durumda.

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Alabama eyaletinde bir doğum günü partisi sırasında gerçekleşen silahlı saldırıda dört kişinin yaşamını yitirdiği ve yaralananlar olduğu belirtildi.

Olay Dadeville kentinde, 16 yaşında bir gencin doğum günü partisi sırasında gerçekleşti.

Olayla ilgili bir şüphelinin yakalanıp yakalanmadığıyla ilgili henüz bir açıklama yok.

Yaşamını yitirenler ve yaralananların çoğunun çok genç yaşta olduğu belirtiliyor.

Yerel medya haberlerine göre olay bir dans stüdyosunda gerçekleşti.

Alabama Valisi Kay Ivey, Dadeville ve Alabamalılar’la birlikte üzüntü içinde olduğunu söyledi ve şiddet suçunun Alabama’da yeri olmadığını kaydetti.

Dadeville, Alabama’nın doğusunda 3200 kişinin yaşadığı bir kasaba, Montgomery kentine 92 km uzaklıkta.

Bu olaydan önce Kentucky Louisville’de bir parkta açılan ateş sonucu da iki kişi hayatını kaybetti, dört kişi de yaralandı. Ülkede son günlerde silahlı saldırı olayları yine artmış durumda.

Demokratlar saldırılar sonrası sürekli daha sıkı silah yasaları çıkartılması çağrısı yaparken, Cumhuriyetçiler buna yanaşmıyor.

Parkta silahlı saldırı: 2 ölü

Öte yandan ABD’nin Kentucky eyaletine bağlı Louisville kentinde bulunan Chickasaw Parkı’nda dün yerel saatle 21.00 sıralarında silah sesleri duyuldu.

Saldırı ihbarı üzerine olay yerine gelen polis, 2 kişinin hayatını kaybettiğini, 4 kişinin ise ağır yaralandığını tespit etti. Yaralılar, Louisville Üniversitesi Hastanesine sevk edildi.

Paylaşın