İsveç’in NATO Üyeliği: Biden’dan Dikkat Çeken Açıklama

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson’la görüşen ABD Başkanı Joe Biden, “ABD’nin İsveç’in NATO üyeliğini tamamen, tamamen desteklediğini tekrarlamak isterim. Bunun önemi çok açık. İsveç ittifakımızı daha da güçlü hale getirecek ve NATO içinde sahip olduğumuz aynı ilkelere sahip. NATO’ya üye olmanızı sabırsızlıkla bekliyoruz” dedi.

Haber Merkezi / ABD’nin hemen hemen her konuda İsveç ile aynı görüşte olduğunu vurgulayan ve ortak demokratik değerlerin altını çizen Joe Biden, İsveç’in Ukrayna halkının Rusya işgaline karşı kendilerini savunması konusundaki çabalarından da övgüyle söz etti.

İsveç Başbakanı Ulf Kistersson da ABD Başkanı Biden’a daveti için teşekkür etti ve Biden’ın NATO üyeliği konusundaki desteğini takdirle karşıladıklarını belirtti.

Kristersson, “İsveç ve ABD’nin çok sayıda değer ve öncelikleri paylaştığını düşünüyorum. Buna Ukrayna savaşını nasıl ele alacağımız da dahil. Liderliğiniz ve kurmak için uğraştığınız transatlantik birlik için teşekkür ediyorum. İsveç’in NATO üyeliğine verdiğiniz güçlü desteği takdir ediyorum. Bizim için anlamı çok büyük. Ortak korumayı amaçlıyoruz. Ancak katkıda bulunabileceğimiz şeyler olduğunu da düşünüyoruz” diye konuştu.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden gelecek hafta Vilnius’ta düzenlenecek NATO zirvesi öncesinde İsveç Başbakanı Ulf Kristersson ile Beyaz Saray’da bir araya geldi.

İki lider görüşme öncesinde ortak açıklama yaptı. Biden, NATO’ya katılımına Türkiye ve Macaristan’ın henüz onay vermediği İsveç’in üyeliğine desteğini yineledi.

Gelecek hafta düzenlenecek NATO zirvesine hazırlık yaptıklarını hatırlatan Biden, “Bir kez daha tekrarlamak istiyorum: ABD, İsveç’in NATO üyeliğini tamamen destekliyor” dedi.

İsveç’in ittifakı güçlendireceğini ifade eden Biden, İsveç’in NATO’ya üye olmasını “sabırsızlıkla” beklediğini de sözlerine ekledi.

Başkan Biden’a desteği için teşekkür eden Başbakanı Kristersson, “İsveç’in NATO’ya kabulü için verdiğiniz güçlü desteğe çok değer veriyoruz” şeklinde konuştu. NATO üyeliği ile “ortak koruma” aradıklarını belirten Kristersson, aynı zamanda NATO’nun güvenliği için katkı sağlayacaklarını düşündüğünü ifade etti.

Kristersson, Biden ile yaptığı görüşme sonrasında ise “Gelecek hafta Vilnius’ta yapılacak zirve İsveç’in katılımı için kesinlikle uygun bir zaman ancak Türkiye’nin kararlarını sadece Türkiye alabilir” görüşünde ABD Başkanı ile hemfikir olduklarını söyledi.

Brüksel’de, İsveç’in NATO üyeliği görüşülecek

İsveç, Türkiye ve NATO temsilcileri bugün Brüksel’deki NATO karargahında bir araya gelerek İsveç’in üyeliğini görüşecek. Toplantıda Türkiye’yi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan temsil edecek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün akşam Hollanda Başbakanı Mark Rutte ile telefon görüşmesinde “İsveç’in terörle mücadele mevzuatındaki değişikliğin doğru yönde bir adım olduğunu fakat PKK yanlılarının gösterilerine izin verilmesi nedeniyle bu adımın boşa çıktığını” söylemişti.

NATO’da İsveç’in üyeliğine onay vermeyen yalnızca Türkiye ve Macaristan kaldı. Avrupa Birliği’nin geri kalanına kıyasla Rusya ile daha iyi ilişkileri olan Macaristan daha önce, Türkiye’nin onay vermesi durumunda kendilerinin de İsveç’in üyeliğini onaylayacağını açıklamıştı.

İsveç, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Finlandiya’yla birlikte NATO üyeliğine başvurmuş fakat iki ülke de Türkiye’nin engeline takılmıştı.

İskandinav ülkelerini PKK’ye destek olmakla suçlayan Türkiye, Stockholm ve Helsinki hükümetleriyle bir üçlü muhtıra imzalamış ve üyeliklerin ancak bu muhtırada verilen sözler yerine getirildiğinde mümkün olacağını belirtmişti.

Türk hükümeti bu yıl Finlandiya’nın verdiği vaatleri yerine getirdiğini açıklayarak üyeliğini onaylamış, fakat İsveç’in hl atması gereken adımlar olduğunu belirtmişti.

İsveç’in yeni terörle mücadele kanunun 1 Haziran’da yürürlüğe girmesinin ardından ülkede ilk defa bir kişi PKK’ye yardım için haraç toplamakla suçlanmış, Ankara bunu olumlu bir adım olarak karşılamıştı. Öte yandan İsveç’te bir kişinin Kuran yakmasına izin verilmesi iki ülke arasında gerilime yol açmıştı.

Paylaşın

ABD’de Bir Silahlı Saldırı Daha: 5 Ölü, 2 Yaralı

ABD’nin Pensilvanya Eyaleti’nin Philadelphia kentinde düzenlenen silahlı saldırıda 5 kişi hayatını kaybederken, 2 kişi de yaralandı. Saldırganın gözaltına alındığı açıklanırken, olayda, saldırgana ateşle karşılık veren başka bir kişinin daha gözaltına alındığı bildirildi.

Resmi rakamlara göre, 2023 yılı içerisinde kentte 212 cinayet gerçekleşti. Bu sayı, geçen yılın aynı zamanına göre, yüzde 19 daha az. 2 Temmuz 2023 tarihine kadar tüm kentte 744’ü can kaybı yaşanmayan, 185’i ölümle biten silahlı saldırı oldu.

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Philadelphia’nın güneybatısındaki Kingsessing bölgesinde, dün kitleye silahlı saldırı gerçekleşti.

Philadelphia polisi ilk açıklamasında, yaşları 59, 22 ve 20 olan üç kişi ile yaşı belirlenemeyen bir kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

CBS’in haberine göre, saldırının ardından basına açıklama yapan Polis Komiseri Danielle Outlaw, ölü sayısının 5’e yükseldiğini, ölenlerinin tümünün erkek olduğunu söyledi. Yaralılardan biri 2, diğeri 13 yaşında, durumları iyi.

Saldırgan kurşungeçirmez yelek giyiyordu

Danielle Outlaw, 40 yaşlarında olduğu düşünülen şüphelinin kurşungeçirmez yelek giydiğini, saldırı tipi tüfek ve bir tabanca taşıdığını ve gözaltında olduğunu açıkladı.

Olayda, saldırgana ateşle karşılık veren başka bir kişi daha gözaltına alındı.

Polis Komiseri Outlaw, “Olayın neden gerçekleştiği konusunda en ufak bir fikrimiz yok” dedi, vurulanların saldırganla bir bağlantısının tespit edilmediğini ekledi.

Philadelphia Inquirer’in haberine göre, Belediye Başkanı Jim Kenney açıklama yaptı, “Bu yıkıcı şiddet sona ermeli” dedi ve saldırıya dair bilgisi olanları polisi aramaya davet etti.

Resmi rakamlara göre, 2023 yılı içerisinde kentte 212 cinayet gerçekleşti. Bu sayı, geçen yılın aynı zamanına göre, yüzde 19 daha az. 2 Temmuz 2023 tarihine kadar tüm kentte 744’ü can kaybı yaşanmayan, 185’i ölümle biten silahlı saldırı oldu.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

James Webb’den Göz Kamaştıran Satürn Fotoğrafları

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) James Webb Uzay Teleskobu’nun Satürn’ü ve halkalarını yakaladığı görüntüler gözleri kamaştırdı. 

Satürn, ilk fotoğrafta kullanılan filtreler sebebiyle siyah görünüyor. Diğer görüntüdeyse gezegenin bulut bantları dikkat çekiyor.

Fotoğraflar, teleskobun bütün verilerini halka açık hale getirmeyi amaçlayan James Webb Space Telescope Feed adlı internet sitesinde iki gün önce paylaşıldı.

Görüntüler, teleskoptaki Yakın Kızılötesi Spektrograf (Near Infrared Spectrograph/NIRSpec) adlı cihazla yakalandı. Bilim haberleri sitesi ScienceAlert, görüntülerin ham olduğuna dikkat çekti. Bu, görüntülerin renklendirileceği ve parazitlerin temizleneceği anlamına geliyor.

Satürn, ilk fotoğrafta kullanılan filtreler sebebiyle siyah görünüyor. Satürn ve halkaları farklı dalga boyu aralıklarında parlıyor. Satürn’ün halkası güneş ışığını 2 mikronda yansıtsa da 3 ve 5 mikronda bunu yapamıyor. Satürn’ün yüksek irtifadaki pus katmanı, güneş ışığını hem 2 hem de 3 mikronda yanıstıyor.

Diğer görüntüdeyse gezegenin bulut bantları dikkat çekiyor. Kısa dalga boyu filtresi kullanılan fotoğraflarda halka bir florasan gibi parlıyor.

Gözlemler, Birleşik Krallık’taki Leicester Üniversitesi’nde görev yapan gezegenbilimci Leigh Fletcher liderliğindeki bir ekibin isteğiyle yapıldı. Araştırmacılar, Satürn’ün uyduları ve halkaları hakkında daha fazla bilgi elde edebilmek için NIRSpec verilerini kullanmayı planlıyor.

Araştırma ekibi, NIRSPec’in gezegenin etrafındaki yeni ayları keşfedebileceğini söyledi.

James Webb, 1990’dan beri uzayın derinliklerini gözlemleyen Hubble Uzay Teleskobu’nun yerini alması için tasarlandı.

Dünya’dan 1,5 milyon kilometre uzaktaki L2 noktasına konuşlandırılan yenilikçi teleskobun üretim sürecinde 10 binden fazla kişi çalışmış ve bütçe yaklaşık 10 milyar dolara ulaşmıştı.

Teleskop, “Dünya benzersiz mi?”, “Ona benzer başka gezegen sistemleri var mı?” ve “Evrende yalnız mıyız?” gibi çok temel sayılan ama henüz tam olarak yanıtlanamamış soruların peşinden gidiyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

NASA, Uzayda Yaşamın Yapıtaşlarından Birini İlk Kez Tespit Etti

Yaşamın en önemli yapıtaşlarından karbon molekülü uzayda ilk kez keşfedildi. Karbon bileşikleri bilinen tüm yaşam formlarının temelini oluşturur. Uzaylı yaşamın izini arayan biyologlar evrenin diğer bölgelerinde bu türden molekülleri tespit etme yollarını araştırıyor.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) James Webb Uzay Teleskobu, yaşamın en önemli yapıtaşlarından karbon molekülünün uzayda ilk kez keşfedilmesini sağladı.

NASA’nın ABD’deki Goddard Uzay Merkezi’den bilim insanları dahil araştırmacılar, metil katyonun (CH3+) keşfinin, yaşam için kilit öneme sahip karbon bazlı daha karmaşık moleküllerin oluşumuna katkı sunması sebebiyle önem taşıdığını belirtiyor.

Metil katyon Orion Nebulası’nda, Dünya’dan yaklaşık 1350 ışık yılı uzaklıktaki d203-506 adlı, etrafında gaz diski bulunan genç bir yıldız sisteminde tespit edildi.

Karbon bileşikleri bilinen tüm yaşam formlarının temelini oluşturur ve uzaylı yaşamın izini arayan biyologlar evrenin diğer bölgelerinde bu türden molekülleri tespit etme yollarını araştırıyor.

Bilim insanları, olağanüstü çözünürlüğü ve hassasiyetinin, evrende karbon bazlı molekül aramak için Webb teleskobunu ideal bir gözlemevi kıldığını belirtiyor.

Araştırmacılar, özellikle metil katyon kaynaklı bir dizi ana salım çizgisi tespitinin, pazartesi günü Nature adlı bilimsel dergide yayımlanan son keşfi pekiştirdiğini söylüyor.

Paris-Saclay Üniversitesi’nden çalışmanın ortak yazarı Marie-Aline Martin-Drumel, “Bu tespit yalnızca Webb’in inanılmaz hassasiyetini doğrulamakla kalmıyor, aynı zamanda CH3+’ün yıldızlararası kimyada kabul gören merkezi önemini de teyit ediyor” diyor.

Araştırmacılar bu kozmik sistemin ayrıca yakındaki sıcak, genç ve devasa yıldızlardan gelen güçlü morötesi (UV) ışık bombardımanına maruz kaldığını da gözlemledi.

Gezegen oluşturan gaz disklerinin çoğu bu gibi yoğun UV radyasyonu döneminden geçtiği için bunun genelde karmaşık organik molekülleri yok etmesi beklenir. Dolayısıyla metil katyon keşfi bir sürpriz gibi görünebilir.

Ancak bilim insanları UV radyasyonunun esasen en başta CH3+ oluşumu için gerekli enerji kaynağını sağlıyor olabileceğini söylüyor.

Araştırmacılar, CH3+ oluştuktan sonra yaşamın yapıtaşları olan daha karmaşık organik molekülleri inşa edebilmek için gereken ilave kimyasal reaksiyonları tetikleyebileceğini belirtiyor.

Herhangi bir su belirtisi tespit edilememiş olsa da bilim insanları, d203-506’da bulunan moleküllerin tipik ön gezegen disklerinden epey farklı olduğunu ifade ediyor.

Toulouse’taki Fransız Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi’nden, çalışmanın baş yazarı Olivier Berné, “Bu, ultraviyole radyasyonun ön gezegen diskinin kimyasını tamamen değiştirebileceğini açıkça gösteriyor. Yaşamın kökeninin başlangıcındaki kimyasal dönemlerinde gerçekten de kritik bir rol oynayabilir” diyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

ABD Dışişleri Bakanı Blinken: Putin’in İktidarı Soru İşaretli

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Rusya’da yaşanan Wagner krizine ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu, Putin’in otoritesine doğrudan bir meydan okumaydı. Dolayısıyla derin bazı soruları gündeme getiriyor. Rusya’da Putin yönetimindeki gerçek çatlakları gösteriyor” dedi.

Haber Merkezi / Blinken, açıklamasının devamında, “Bunun nereye varacağını tam olarak tahmin edemeyiz veya bilemeyiz. Putin’in önümüzdeki haftalarda ve aylarda yanıtlayacağı daha çok şey olduğunu biliyoruz” ifadelerini kullandı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken, CNN, ABC ve NBC televizyonlarına açıklamalarda bulundu.

Blinken, Rusya’da yaşanan Wagner krizine ilişkin açıklamalarda bulundu. Blinken, Wagner Grubu lideri Yevgeni Prigojin’in silahlı başkaldırısının,Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in otoritesinde yarattığı sarsıcı etkinin “haftalar, hatta aylarca” sürebileceğini savundu.

aşanan olayların, Putin’in iktidarı konusunda soru işaretleri oluşturduğunu dile getiren Blinken, “Daha önce olmayan çatlakların görüldüğünü düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Blinken, isyanın “açık bir şekilde, Putin’in üstesinden gelmek zorunda olduğu yeni sorunlar meydana getirdiğini” vurgulayarak, “Putin’in otoritesini kendi çevresinden birinin sorguladığı gerçeği, Ukrayna’ya yönelik saldırganlığın temelini oluşturan koşulları sorguladığı gerçeği, bunlar çok ama çok güçlü şeyler” dedi.

Açıklamalarında yaşanan olayların, Rusya’nın iç meselesi olduğunu defalarca tekrarlayan Blinken, söz konusu başkaldırının, Putin’in iktidarının sonu anlamına gelip gelmeyeceği ile ilgili soruya, “Bu konuda herhangi bir spekülasyonda bulunmak istemiyorum” dedi.

Bakan Blinken, NBC ve ABC televizyon kanallarına verdiği demeçte de silahlı girişimin aylardır yükselen bir gerilimin sonucu olduğunu ve yol açtığı kargaşanın Moskova’nın Ukrayna’daki durumunu da etkileyebileceğini söyledi.

Blinken, odak noktalarının yılmadan Ukrayna’nın kendini savunması ve Rusya’nın işgal ettiği toprakları geri alması yönünde Kiev’e gereken desteğin verilmesi olduğunu da vurguladı. Dışişleri Bakanı Blinken, Rusların bölünmüş ve dikkatlerinin dağılmış olmasının Ukrayna’daki saldırganlıklarını zorlu hale getirebileceğini ifade etti.

Wagner birlikleri Rusya’da dün Rostov on Don ve Voronej kentlerini ele geçirmiş, Moskova’ya ilerlemeye başlamıştı. Putin, Cumartesi sabahı Devlet Televizyonu’ndan halka hitap etmiş ve silahlı işsyanını kınadığı Wagner’i “vatan hainliği” ile suçlamıştı.

Belarus’un arabuluculuğunda varılan anlaşma sonrası Wagner lideri Yevgeni Prigojin birliklerinin üslerine dönmesini kabul etmişti. Anlaşma uyarınca Prigojin Belarus’a gidecek, ona ve Wagner birliklerine yönelik tüm suçlamalar düşürülecek.

Putin ve Prigojin bugün herhangi bir açıklama yapmazken, Moskova’da olağanüstü güvenlik önlemleri sürüyor. Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko ise bugün Putin ile bir telefon görüşmesi yaptığını açıkladı.

Putin’in dünkü kriz sırasında Moskova’dan ayrıldığına dair spekülasyonlar yapılmış, Rusya’da Başkanlık jetleri başkentten ayrılırken görülmüştü.

Rusya Devlet Televizyonu’nda bugün, Putin ile günler önce yapılmış bir mülakat yayımlandı. En son Rostov on Don’dan ayrılırken görülen Prigojin’in nerede olduğu bilinmiyor.

Rus haber sitesi RTVI, Prigojin’in basın birimine dayandırdığı haberinde, Wagner liderinin “normal iletişim araçlarına sahip olduğunda” medyanın sorularını yanıtlayacağını bildirdi.

Paylaşın

ABD’de 6 Ayda 700 Çocuk Silahla Bağlantılı Şiddette Yaşamını Yitirdi

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) bireysel silahlanma ve silahlı şiddet uzun yıllardır önemli sorun olarak öne çıkıyor. Son aylarda ise ülkede yaşanan silahlı saldırılarda gözle görülür bir artış yaşanıyor.

ABD’de faaliyet gösteren Bağımsız Silah Şiddeti Arşivi’ne göre; 2023 yılının ilk altı ayında yaklaşık 700 çocuk silahla bağlantılı şiddette hayatını kaybetti.

Eski bir asker olan bir anne problemle mücadele için Washington’da toplumun çeşitli kesimleriyle birlikte çalışıyor.

Jawanna Hardy eski bir asker, bir anne ve Washington’da yaşıyor. Hardy, Amerika’da silah bağlantılı şiddette ölüm oranlarının arttığını gözlemleyerek 2018’de “Guns Down Friday” adlı bir grup organize etmeye karar vermis. Amaç, silah şiddetinin azaltılması.

Hardy, “Başkentin sokakları savaş alanından kötü ve gerçekten bunu değiştirmek istedim. Korkutucu, çocuklarınıza belli kişilerden uzak durmalarını söylemek korkutucu ama bu toplu saldırılar karşısında başka ne yapabilirsiniz?” diyor.

Her Cuma, Hardy Washington’ın mahallelerinde aracını sürüyor. Silahla bağlantılı olayların artmasıyla çocuklarla ve ailelerle buluşuyor, şiddeti azaltmak ve bölge insanına yardımcı olmak için.

Grup, genç cinayetlerinden, intiharlardan etkilenenler ve ruh sağlığı sorunları yaşayanlar için kaynaklar ve programlar sağlıyor.

Hardy, grubun ayrıca diğer konularla ilgili de kent yetkilileriyle çalıştığını belirtiyor, karanlık olan bölgelere sokak lambalarının yerleştirilmesi gibi.

Hardy, “Gittiğimiz bir mahallede saldırganların çalılıklardan geldiğini gördük. Çocuklara sorduk, toplumunuzdaki silah şiddetinin nasıl sona erdirirsiniz diye. Onlar da çalılıkları keseriz ve ne olup bittiğini görürüz dediler. Biz de kent konseyi üyesine ulaştık ve çalıların kesilmesini sağladık” diyor.

13 yaşındaki Makaya King-Brooks bir gönüllü ve kendisinin de silahlı saldırıya maruz kaldığını belirtiyor. Brooks, “O zaman da hala gençtim. Penceremin yanına gitmeye korkuyordum. Bilmiyorum. Gerçek bir paranoyak olmuştum” ifadelerini kullanıyor.

13 yaşındaki Rashaad Bates de birkaç yıl önce iyi bir arkadaşını silah şiddetinde kaybetmiş. Hardy’le buluşup konuşmalarının ona yardımcı olduğunu söylüyor.

Bates, “Kızgınım ve aynı zamanda üzgünüm de. Eğer duygusallaşırsam bayan Hardy hemen burada oluyor ve benimle konuşuyor” diyor.

Çocuk psikologları silah şiddetiyle ilgili haber izleme ya da okumanın bile çocukların sağlığını etkileyebileceğini, ruh halinde sarsıntılara, uyku bozukluklarına, iştahsızlığa neden olabileceğini belirtiyor. Ama genellikle ailelerin bu belirtileri ciddi psikolojik sorunlara dönüşmeden önleyebileceğini de vurguluyorlar.

Çocuk psikoloğu Daniel Marullo, “Anne-babaların çocuklarıyla konuşması çok yardımcı olabilir. Birlikte bir film izliyorsunuz ve bir silahla vurulma anı var. Çocuğunuzla bu konuda konuşmak için bir fırsat. Nasıl olacak, bunu nasıl ele alacak?” şeklinde konuşuyor.

Silah Şiddeti Arşivi’ne göre sene başından Mayıs ayının sonlarına kadar yaklaşık 700 çocuk silah şiddetinde yaşamını yitirdi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

2025 FIFA Kulüpler Dünya Kupası ABD’de

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), FIFA konsey toplantısında oy birliğiyle alınan kararla Haziran-Temmuz 2025’te düzenlenecek FIFA (Uluslararası Birlik Futbolu Federasyonu) Kulüpler Dünya Kupası’nın ev sahibi olarak belirlendi.

FIFA’nın açıklamasında, 2026 Erkekler Dünya Kupası’nın ABD, Kanada ve Meksika’da gerçekleşmeden önce Kuzey Amerika’da “sinerji” sağlanacağı ifade edildi.

Bu turnuvanın elit seviye erkekler kulüp futbolunun zirvesi olacağını savunan FIFA Başkanı Gianni Infantino, ABD’nin küresel turnuvaya ev sahipliği için altyapı ve ilgi anlamında ideal ev sahibi olduğunu söyledi.

FIFA 2000 yılından by yana Kulüpler Dünya Kupası’nı düzenliyor ancak bu turnuvaya ilgi bir türlü amaçlanan seviyeye çıkarılamadı. Fas’ta Şubat ayında yapılan turnuvaya yalnızca yedi takım katıldı.

FIFA yenilenmiş formatı ile turnuvaya dünya çapında ilgi uyandırmayı amaçlıyor. Elemelerden gelecek çok sayıda takım henüz belirlenmiş değil.

Turnuvaya Avrupa’dan 12 takımlık bir kontenjan ayrıldı. Chelsea, Real Madrid ve Manchester City, ilk turnuvaya Avrupa’dan katılacak kulüpler olarak açıklandı. Son beş Şampiyonlar Ligi’ni kazanan takımların turnuvaya katılacağı belirtiliyor.

Ancak üç Avrupa takımının yanı sıra, Brezilya’dan Flamengo ve Palmeiras, Meksika’dan Leon, Amerikan Futbol Ligi MLS’ten Seattle Sounders turnuvada yer alacak.

Turnuvaya Güney Amerika’dan altı, Asya, Afrika ve CONCACAF bölgesinden de 4’er takım katılacak. Okyanusya bölgesinden de bir takım turnuvaya katılacak.

FIFA, tarihlerin, ev sahibi şehirlerin ve maç takviminin ileriki bir tarihte açıklanacağını duyurdu.

Turnuva, Dünya Kupası gibi dört yılda bir düzenlenecek. ABD bu büyük turnuvayla birlikte üç yaz üst üste FIFA kupalarına ev sahipliği yapacak. 2024 CONCACAF ile 2026 Dünya Kupası’nın bir bölümü Amerika şehirlerinde oynanacak.

Paylaşın

New York Temyiz Mahkemesi’nden Halkbank’a Temmuz Sonuna Kadar Süre

New York’taki temyiz mahkemesi, Halkbank’a, temyiz başvurusuyla ilgili gerekçelerini sunması için 31 Temmuz’a kadar süre verdi. Halkbank’ın aleyhine bir karar çıkması durumunda dava New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde kaldığı yerden devam edecek.

New York İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi daha önce Halkbank’ın temyiz başvurularını iki kez reddetmişti. Anayasa Mahkemesi 19 Nisan’da kararı yeniden değerlendirmesi için New York İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi’ne göndermişti.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Anayasa Mahkemesi’nin gönderdiği Halkbank dosyasını inceleyen New York’taki temyiz mahkemesi, bankaya, temyiz başvurusuyla ilgili gerekçelerini sunması için 31 Temmuz’a kadar süre verdi.

Halkbank’ın Yabancı Devlet Dokunulmazlığı Yasası (FSIA) kapsamına girdiği ve bu nedenle ABD’de yargılanamayacağı iddiasıyla yaptığı başvuruyu görüşen Anayasa Mahkemesi 19 Nisan’da kararı yeniden değerlendirmesi için New York İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi’ne göndermişti.

Anayasa Mahkemesi’nin gönderdiği Halkbank dosyasını inceleyen mahkeme, Halkbank’a temyiz başvurusuyla ilgili gerekçelerini 31 Temmuz tarihine kadar mahkemeye sunmasını istedi.

New York İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi Yargıcı Joseph F. Bianco’nun kararına göre, 31 Temmuz’da yapılacak ara duruşmada Halkbank’ın temyiz gerekçeleri dinlenecek.

New York Güney Bölgesi Başsavcılığı, Halkbank’ın temyiz gerekçelerinin reddiyle ilgili itirazını 60 gün içinde yapacak. Savcılığın itiraz gerekçelerini sunmasından sonraki 30 gün içinde de Halkbank savcılığın iddialarını yanıtlayacak.

Bunun ardından da Savcılık, Halkbank’ın itirazlarına 30 günlük sürede yanıt verecek. Yapılacak ara duruşma ve mahkemeye sunulacak yazılı dilekçelerin ardından New York İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi, Halkbank dosyasıyla ilgili kararını açıklayacak.

Halkbank’ın aleyhine bir karar çıkması durumunda dava New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde kaldığı yerden devam edecek. New York İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi daha önce Halkbank’ın temyiz başvurularını iki kez reddetmişti.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği: ABD’den Türkiye’ye Onay Çağrısı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüşen ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, “yaklaşan NATO zirvesi, İsveç’in katılım süreci, savunma işbirliği, enerji ve ekonomik işbirliği gibi” iki ülkenin ele alması gereken çok sayıda konu olduğunu dile getirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Matthew Miller ise Blinken’ın, İsveç’in NATO üyeliğine onay vermesi için Türkiye’yi teşvik ettiğini açıkladı. Miller ayrıca Blinken’ın Türkiye’nin Ukrayna’ya tahıl koridoru anlaşması için verdiği desteği takdir ettiğini söyledi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Ukrayna İyileştirme Konferansı için bulundukları Londra’da bir görüşme gerçekleştirdiler. Fidan ve Blinken, toplantı öncesi yaptıkları açıklamada, her konuda aynı fikirde olmasalar da işbirliği mesajı verdi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye ve ABD’nin “her konuda aynı fikirde olmayabileceğini” söyledi; ancak uzun süreli müttefikliğin birlikte çalışmayı sürdürmeyi sağladığını belirtti.

Blinken ile yüz yüze görüşmeden önce telefon görüşmesi yaptıklarını hatırlatan Hakan Fidan, “Bugün Ukrayna’ya desteğimizi göstermek için buradayız. Bu görüşmede ikili meselelerimizi de ele alacağız ve bildiğiniz üzere gerçek şu ki her konuda aynı fikirde olmayabiliriz; ancak NATO ve diğer platformlardaki uzun süreli ittifakımız bizi birlikte çalışmaya devam etmeye itiyor’’ şeklinde konuştu.

Fidan, “Bildiğiniz üzere Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başkan Biden geçen yıl İspanya’nın Madrid kentinde ‘Türkiye-ABD Stratejik Mekanizması’nı kurmuşlardı ve bu mekanizmanın amacı çözüm bekleyen meseleleri ele almak ve işbirliğimizi daha da derinleştirmek için fırsatları araştırmaktır. Bu amaçla Bakan Blinken ile birlikte çalışmayı dört gözle bekliyorum.” ifadelerini kullandı.

ABD Dışişleri Bakanı Blinken ise, Hakan Fidan ile görüşmelerinde savunma, enerji ve ekonomik “işbirliği” konularını ele alacaklarını söyledi; gelecek ay Litvanya’da yapılacak NATO zirvesi ve İsveç’in NATO’ya katılım sürecinin de masada olacağını kaydetti.

Blinken, “Uzun yıllardır bir meslektaşım, bir sırdaşım olan Türkiye’nin yeni Dışişleri Bakanı ile bir araya gelme fırsatı bulduğum için gerçekten çok mutluyum. Sizinle birlikte çalışacak olmaktan çok memnunum. Mevlüt Çavuşoğlu ile müthiş bir ilişkim ve ortaklığım vardı, şimdi birlikte çalışmaktan memnuniyet duyuyorum çünkü uzun yıllar boyunca birlikte çalışma fırsatımız oldu ve ABD ile Türkiye’nin zamanımızın en temel ve hayati konularında birlikte yaptığı çok şey var. Dolayısıyla konuşacak çok şeyimiz var’’ dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Blinken, “Elbette İsveç’in katılım süreci dahil yaklaşan NATO zirvesi, savunma işbirliğimiz, enerji ve ekonomik işbirliği gibi bir dizi konuda ilerleme kaydedilmesi hakkında konuşacağız. Ülkelerimiz arasındaki ilişki derin, zengin ve dediğim gibi zamanımızın en önemli hususlarından biri” diye konuştu.

İsveç’in NATO’ya katılım protokollerini Türkiye’nin yanısıra Macaristan da henüz onaylamış değil. ABD ve Batı ülkeleri 11-12 Temmuz’da Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta yapılacak NATO zirvesi öncesi, Türkiye’den İsveç’in NATO üyeliğine onay vermesini bekliyor.

Reuters’ın haberine göre Blinken geçen ay da Türkiye’ye İsveç’in NATO üyeliğini onaylaması için çağrıda bulunmuştu.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Türkiye’yi İsveç’in NATO üyeliğini onaylamaya davet etti. Alman parlamentosunda bir konuşma yapan Scholz, İsveç’in bir sonraki NATO zirvesine üye olarak katılmasını istediklerini söyledi.

İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billstrom ise ayrıca dün yaptığı açıklamada Stockholm’un Ankara ile yapılan anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirdığini ve Türkiye parlamentosunun İsveç’in NATO’ya üyelik teklifini onaylama zamanının geldiğini söyledi.

Reuters haber ajansına konuşan Billstrom, “Bizden bekleneni yerine getirdiğimiz kanısındayız, şimdi Türkiye’de parlamentonun onaylama sürecini başlatma zamanı geldi” dedi.

Billstrom, İsveç’in Temmuz ortasında Litvanya’da düzenlenecek olan NATO konferansından önce üye olacağı konusunda ümitli olduğunu belirtti ve bir “B planının” bulunmadığını ekledi.

Türkiye, İsveç’in terörist olarak tanımladığı grupların üyelerine ev sahipliği yaptığını ve bazı isimlerin iadesini istiyor. İsveç ise Türkiye ile Madrid’de imzaladıkları üçlü mutabakat kapsamında, kısa sürede yeni bir yasa çıkararak terör gruplarını finanse etmeyi veya desteklemeyi zorlaştırdığını öne sürüyor.

İsveç ve Finlandiya geçen yıl başlayan Rusya’nın Ukrayna işgali sonrası NATO’ya üyelik başvurusunda bulunmuştu. Finlandiya, Nisan ayında NATO’ya katılırken, İsveç’in üyeliği Türkiye ve Macaristan’ın itirazları nedeniyle onaylanmadı.

Türkiye ve Macaristan’ın İsveç’in ittifaka katılımını 11-12 Temmuz’da Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi öncesi onaylaması bekleniyor.

Paylaşın

Çin’den ABD’ye: İş Birliği Ya Da Çatışma Arasında Tercih Yapın

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı olan Blinken, Çin Dışişleri Bakanı Çin Gang ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından ülkenin en kıdemli diplomatı olan Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkezi Dış İlişkiler Komisyonu Ofisi Direktörü Vang Yi ile de bir araya geldi.

Haber Merkezi / ABD Dışişleri Bakanlığından bir yetkili, Blinken ve Vang’ın Diaoyutai Devlet Konuk Evi’nde beraberindeki heyetlerle birlikte gerçekleştirdiği görüşmenin yaklaşık üç saat sürdüğünü söyledi.

Çin’in devlet televizyonu CCTV, Komünist Parti’deki konumu Çin Dışişleri Bakanı’ndan yukarıda olan Vang’ın görüşmede Blinken’a “Diyalog veya karşı karşıya gelme ve iş birliği ya da çatışma arasında bir tercih yapmak gerekiyor” dediğini aktardı.

Vang, Çin’in Tayvan konusunda ise “uzlaşacak ya da ödün verecek yeri kalmadığını” belirtti. Vang, “ABD daha önce üç ayrı ABD-Çin ortak bildirisinde de teyit edilen Tek Çin ilkesine gerçek anlamda bağlı kalmalı, Çin’in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeli ve ‘Tayvan’ın bağımsızlığına’ açıkça karşı çıkmalıdır” dedi.

Dünyanın en büyük iki ekonomisine sahip olan ABD ile Çin arasındaki ilişkiler son yıllarda ticaretten teknolojiye, Tayvan’dan insan haklarına kadar birçok konuda yaşanan sorunlar nedeniyle ciddi anlamda gerildi.

Blinken’ın yeni haftanın ilk gününde Çin Devlet Başkanı Şi Jinping’le de görüşmesi bekleniyor. ABD Başkanı Joe Biden da Cumartesi günü gelecek aylarda Çin Devlet Başkanı Şi Jinping’le görüşmeyi umduğunu kaydetmişti.

Blinken Çin ziyaretinin hemen öncesinde “Çin’le olan rekabetimizin çatışmaya dönüşmemesi iletişimle başlar” ifadelerini kullanmıştı.

İki ülke ilişkileri son dönemde oldukça gerilmiş durumda. Güney Çin Denizi bölgesinde bir Çin savaş uçağının Amerikan istihbarat uçağının yanında tehlikeli bir manevra yapması, ardından Tayvan Körfezi’nde Çin savaş gemisinin Amerikan savaş gemisinin çok yakınından geçmesi gerilimi daha da artırmıştı.

Savunma Bakanı Llyod Austin’in Singapur’daki bir etkinlikte Çin Savunma Bakanı ile görüşme isteği Pekin tarafından reddedilmişti.

Şubat ayında balon düşürülmüştü

İki ülkenin de nihai hedefi ikili ilişkilerin normalleşmesi. Antony Blinken’ın beş ay önce yapılması planlanan ziyareti casus balonu krizi nedeniyle ertelenmişti.

ABD, Şubat ayında ülkedeki önemli askeri sahalar üzerinde casusluk yaptığını söylediği Çin’e ait dev balonu bir savaş uçağının attığı füzeyle vurmuştu.

Amerikan toprakları üzerinde uçan balonun fark edilmesinin ardından bir diplomatik kriz yaşanmıştı. Çin, balonun, “bilimsel ve meteorolojik” amaçla uçurulan bir araç olduğunu ve Amerikan hava sahasına girmiş olmasının “üzüntü yarattığını” açıklamıştı.

İki ülke arasındaki bir diğer gerilim hattı da Tayvan

Çin, ülke toprağı olarak gördüğü Tavyan yakınında kısa süre önce bir askeri tatbikat yaptı. ABD ise Tayvan hükümeti ile yakın bir ilişki sürdürme kararlılığını sürekli vurguluyor.

İki ülke arasında diğer tartışmalı konular arasında, ileri teknoloji ürünleri ticaretİ hakkında anlaşmazlıklar, fentanil isimli uyuşturucu nitelikli ilacın Çin’deki üretimi de yer alıyor.

ABD heyetinin Çin’deki insan hakları konularını da masaya getireceği aktarılmıştı. Çin Dışişleri Bakanı Çin Gang, dünkü görüşmede Blinken’e Tayvan’ın Pekin ile Washington arasındaki ilişkiler için “en büyük tehlike” oluşturduğunu söylemişti.

Çin devlet medyası Çin Gang’ın, bu görüşmede Blinken’e “Tayvan’ın sorununun, Çin’in çıkarlarının ağır bastığı en temel mesele, Çin-ABD ilişkilerindeki en önemli konu ve en önemli tehlike olduğunu” aktarmıştı.

Blinken, mevkidaşıyla görüşmede iki ülke arasında gerilimi düşürmek için iletişim hatlarını açık tutmanın önemini vurgulamıştı.

Paylaşın