Curiosity, Mars’ın Gözalıcı Bir Görüntüsünü Yakaladı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA’nın uzay aracı Curiosity, Mars’ın gözalıcı bir görüntüsünü yakaladı. Uzay ajansı bu nefes kesen panoramayı 13 Haziran’da paylaştı.

Curiosity 2014’ten bu yana Gale Krateri’nin merkezindeki 5 kilometrelik Sarp Dağ’a ya da resmi ismiyle Aeolis Mons dağına tırmanıyor.

Uzay ajansının 2011’de Mars’a varmak üzere fırlattığı Curiosity, Kızıl Gezegen’in yaşanabilirlik potansiyelini ortaya çıkarmayı hedefliyor.

Curiosity, iki fotoğrafı 8 Nisan’da Marker Band Vadisi’nde siyah beyaz navigasyon kameralarıyla çekti. Panoramalardan biri sabah, diğeri öğleden sonra yakalandı.

NASA görevlileri, kaya oluşumlarına ve sabahla öğleden sonra gökyüzünün farkına dikkat çekmek için renk ekledi.

Panoramadaki mavi ışık sabahı, sarı şık öğleden sonrayı gösteriyor.

Fotoğrafta Curiosity’nin yeryüzünde bıraktığı izlerin yanı sıra eski bir gölün kanıtlarının keşfedildiği Markez Band Vadisi görülüyor. Şubat 2023’te Curiosity’nin Kızıl Gezegen’de milyonlarca yıl önce var olmuş gölün oluşturduğu ve dalgaların kaya yüzeylerinde bıraktığı izleri anımsatan kanıtlar gönderdiği duyurulmuştu.

Görüntüde, gezginin izlerinin ötesinde, robot kaşifin beklenmedik bir şekilde eski bir gölün kanıtlarını keşfettiği Marker Band Vadisi görülebiliyor.

NASA’nın Jet İtki Laboratuvarı’ndaki Curiosity mühendisi Doug Ellison, “Bir milli parka gitmiş olan herkes, sabahları manzaranın öğleden sonrakinden farklı göründüğünü bilir” dedi:

“Günün iki farklı zamanını yakalamak karanlık gölgeler sağlıyor çünkü ışık tıpkı bir sahnede olduğu gibi sağdan ve soldan geliyor. Fakat burada sahne ışıkları yerine Güneş var.”

Gale Krateri’nde havadaki tozun yüzeye daha yakın olduğu kış aylarında çekildiği için görüntülerde gölgeler daha belirgin. Ellison, “Mars’taki gölgeler toz az olduğunda daha keskin ve derin, toz çok olduğundaysa daha yumuşak oluyor” diye konuştu.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

NATO Üyeliği: ABD’den Türkiye’ye İsveç Çağrısı

Beyaz Saray sözcüsü Karine Jean Pierre, Türkiye’yi İsveç’in NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyeliği başvurusunu onaylamaya teşvik ettiklerini ve bunu geciktirmeden yapması gerektiği konusunda net olduklarını ifade etti.

İsveç’in güçlü, kabiliyetli bir savunma ortağı olduğunu ve NATO’nun değerlerini paylaşan bir ortak olarak İttifak’ı güçlendirerek Avrupa’nın da güvenliğine katkıda bulunacağını belirten Beyaz Saray sözcüsü, “İsveç’in en yakın zamanda ve gecikmeden NATO üyesi olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda kamuoyu önünde açıkça konuşmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Öte taraftan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “İsveç’in hala verdiği pek çok taahhütü yerine getirmesi gerekir” açıklamasının ardından, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, ” Ankara’daki görüşmelerde ilerleme kaydedildi. Vilnius zirvesinden önce İsveç’in üyeliği hala olanaklı. Toplantılar devam edecek” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Azerbaycan ziyareti dönüşü gazetecilere yaptığı açıklamada, 11-12 Temmuz’da Litvanya’nın Vilnius kentinde yapılacak NATO Liderler Zirvesi’nde çok farklı bir şey beklenmemesi gerektiği mesajı vermiş; “Her şeyden önce İsveç’in üzerine düşen görevi yerine getirmesi lazım” demişti.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’i İstanbul’da ağırladığını hatırlatan Erdoğan, ”Kendisine söylediğimiz şey şu oldu; ‘Eğer bizim İsveç’in beklentilerine illa cevap vermemizi bekliyorsanız, her şeyden önce İsveç bu terör örgütünün yaptıklarını bir defa yok etmesi lazım’. Bunları Stoltenberg’e ifade ederken, tam o esnada maalesef yine İsveç’te teröristler caddelerde gösteri yapıyorlardı. Biz bu tablo içerisinde bu işe olumlu yaklaşamayız” ifadelerini kullanmıştı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsveç’in NATO üyeliğine karşı mesafeli son açıklamalarıyla ilgili Ankara ile teması sürdüreceklerini söyledi. Miller, İsveç’in NATO üyeliğine olan desteğin sadece ABD’den değil NATO’nun diğer üyelerinden de geldiğini belirtti.

Miller günlük basın toplantısında gelen bir soru üzerine, “Bu konuda Türk ortaklarımızla temas halinde olmaya devam edeceğimizi söyleyebilirim. Bir süredir zaten temas halindeyiz. İki hafta önce Oslo’daki NATO Dışişleri Bakanları toplantısına Bakan Blinken ile gittiğimizde doğrudan görüşmeler de yaptık. Orada duyduğumuz neredeyse herkesin ortak görüşü, İsveç’in NATO’ya katılımının onaylanmasının zamanının geldiği yönündeydi” dedi.

İsveç’in Türkiye’nin dile getirdiği endişeleri gidermek için bir dizi adım attığını söyleyen Miller, “Hatta son birkaç gün içinde Türkiye’nin iadesini talep ettiği yetkilileri iade etmek için adımlar attılar. Dolayısıyla, bir süredir söylediğimiz gibi, İsveç’in katılımının onaylanmasının zamanının geldiğine inanıyoruz. Bu görüşümüzü kamuoyu önünde ve doğrudan Türkiye’ye iletmeye devam edeceğiz. Şunu da belirtmekte fayda görüyorum; bu üyeliği sadece ABD ve İsveç değil NATO’nun diğer üyeleri de savunuyor” diye konuştu.

Beyaz Saray: “Ne kadar erken o kadar iyi”

İsveç’in NATO üyeliği süreci bağlamında Türkiye’nin tutumu ve Amerikalı Senatör Jim Risch’in İsveç’in katılım protokolünü henüz onaylamayan Macaristan’a yeni silah satışını bloke etme kararı, Beyaz Saray’da düzenlenen basın toplantısında da gündeme geldi.

Beyaz Saray sözcüsü Karine Jean Pierre, Türkiye’yi İsveç’in NATO üyeliği başvurusunu onaylamaya teşvik ettiklerini ve bunu geciktirmeden yapması gerektiği konusunda net olduklarını ifade etti.

İsveç’in güçlü, kabiliyetli bir savunma ortağı olduğunu ve NATO’nun değerlerini paylaşan bir ortak olarak İttifak’ı güçlendirerek Avrupa’nın da güvenliğine katkıda bulunacağını belirten Beyaz Saray sözcüsü, “İsveç’in en yakın zamanda ve gecikmeden NATO üyesi olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda kamuoyu önünde açıkça konuşmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Beyaz Saray sözcüsü, konunun Temmuz’daki NATO Zirvesi’ne kadar çözülmeme ihtimalinin olup olmadığının sorulması üzerine, “Çözüleceği konusunda hala umutluyuz. Bir takvim veremem. Ancak ne kadar erken o kadar iyi. Gecikme olmadan. Bu konuda açık konuşmaya devam edeceğiz. Türkiye’ye bunu iletmeyi sürdüreceğiz. Ancak paylaşacağım bir takvim yok” dedi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Fed’den Politika Faizini Sabit Tutma Kararı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Merkez Bankası (Fed) 5 aylık faiz artırım döngüsünü sonlandırarak bu ay politika faizini yüzde 5,00 – yüzde 5,25 aralığında sabit tuttu. Kararın oybirliğiyle alındığı duyuruldu.

Fed, Mayıs ayında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 5-5.25 aralığına çekmişti. Böylece Fed’in politika faizi son 16 yılın en yüksek seviyesine çıkmıştı. Fed, mayıs ayındaki kararla faiz oranlarında artışa ara verebileceğinin sinyalini de vermişti.

Fed Başkanı Jerome Powell, “Neredeyse tüm Fed yetkilileri, enflasyonu zamanla yüzde 2’ye düşürmek için bu yıl bazı ek faiz artışlarının uygun olacağını düşünüyor.” açıklamasında bulundu.

Jerome Powell’ın daha önce Haziran ayına ilişkin yönlendirmeleriyle de paralel gerçekleşti. Powell, geçmiş faiz artışlarının etkilerini görmek için Haziran ayında durma sinyali vermişti.

Opsiyon piyasasında da Haziran için Fed faizinin sabit kalması ihtimali güçlü bir şekilde fiyatlanmıştı. Bununla birlikte piyasa aktörlerinin kısa vadeli faiz opsiyon piyasasında 2023 Fed faiz indirimi pozisyonlarını terk ettiği dikkat çekmişti.

Fed’in karar metninde faizin sabit tutulmasının ilave bilgiler ve para politikası üzerindeki etkilerini değerlendirme olanağı verdiğine dikkat çekildi. Karar metninde enflasyonla ilgili olarak “Enflasyon yüksek seyretmeye devam ediyor, Komite enflasyon risklerine karşı yüksek şekilde hassas” ifadeleri kullanıldı.

Noktasal grafiğe yansıyan beklentiler ise önümüzdeki dönemde faiz artışlarının masada olduğuna işaret etti. Sene sonu için Fed yetkililerinin faiz beklentisi yüzde 5,6 olarak belirlendi. Bir önceki tahminde bu yüzde 5,1 olarak kaydedilmişti.

Fed, Haziran döneminde ekonomiye ilişkin beklentilerini de yayımladı.

Buna göre 2023 büyüme beklentisi yüzde 1 oldu. Mart döneminde bu veriye ilişkin beklenti yüzde 0,4 olmuştu. 2024 büyüme beklentisi ise yüzde 1,2’den yüzde 1,1’e düşürüldü. 2025 büyüme beklentisi de yüzde 1,9’dan yüzde 1,8’e çekildi.

Büyüme beklentileriyle paralel olarak işsizlik beklentilerinde de aşağı yönlü revizyonlar yapıldı. Buna göre 2023 işsizlik beklentisi yüzde 4,5’ten yüzde 4,1’e çekildi. 2024 ve 2025 işsizlik beklentileri yüzde 4,6’dan yüzde 4,5’e düşürüldü.

Fed’in yakından izlediği enflasyon göstergesi çekirdek PCE tarafında 2023 beklentisi yüzde 3,6’dan yüzde 3,9’a çıktı. 2024 beklentisi yüzde 2,6’da sabit kalırken, çekirdek PCE’de 2025 beklentisi yüzde 2,1’den yüzde 2,2’ye yükseltildi.

ABD’de yüksek enflasyon karşısında geçen yıl varlık alım operasyonunu tamamlayarak faiz artışlarına başlayan Fed, Mart 2022’de 25 baz puan artışla 2018’den itibaren ilk kez faiz artırımına gitme kararı almıştı.

Fed, geçen yıl mayıs toplantısında 50 baz puan ile 2000 yılından itibaren en hızlı faiz artışını gerçekleştirmesinin ardından haziran toplantısında 75 baz puanla 1994’ten itibaren en güçlü faiz artırımına gitmiş, temmuz, eylül ve kasım toplantılarında da politika faizini aynı oranda artırmıştı.

Geçen yıl art arda 4 toplantısında 75 baz puanlık faiz artırımına giden Fed, geçen yılın son toplantısında 50 baz puanlık artışa giderek faiz artış hızını yavaşlatmaya başlamıştı. Banka, 2023’ün ilk toplantısında 25 baz puanlık artışla faiz artış hızını yavaşlatmaya devam etmişti.

Fed, mart ve mayıs toplantılarında da faiz oranını yine 25’er baz puan yükselterek 16 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 5-5,25 aralığına çıkarmıştı. Mayıs toplantısında, geçen yılın mart ayından bu yana 10’uncu faiz artırımını gerçekleştiren Banka, faiz oranını toplamda 500 baz puan yükseltti.

Fed’in Haziran toplantısı öncesinde gelen son enflasyon verileri fiyat dinamiklerinde gevşemeye işaret etmişti.

Bu hafta gelen Mayıs ayında yıllık tüketici enflasyonu yüzde 4’e geriledi. Böylelikle ABD’de yıllık enflasyon 2 yılın en düşük seviyesine düşmüştü. Aylık enflasyon ise yüzde 0,1 ile beklentileri paralel gerçekleşmişti. Çekirdek enflasyon tarafında ise beklentilerin biraz üzerinde bir gerçekleşme söz konusu olmuştu.

Powell kararlılık mesajı vermişti

FED Başkanı Jerome Powell, mayıs ayı faiz kararının ardından yaptığı açıklamada, bankacılık sektöründe koşulların iyileştiğini, ABD’de bankacılık sektörünün sağlam ve dayanıklı olduğunu, bu süreçten doğru dersleri çıkarma konusunda da kararlı olduklarını vurgulamıştı.

Enflasyon baskısının sürdüğünü belirten Powell, enflasyonun yüzde 2’ye çekilmesi konusunda kararlı olduklarının altını çizmişti.

FED Başkanı Powell, fiyat istikrarı olmadan güçlü ve sürdürülebilir bir iş gücü piyasası sağlanamayacağını belirtmişti.

Önümüzdeki dönemde hangi para politikalarının benimseneceğinin gelişmelere bağlı olacağını vurgulayan Powell, faiz oranı konusundaki kararların da her toplantıda bu gelişmelere göre değerlendirilerek alınacağının altını çizmişti.

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye “İsveç NATO’ya Üye Olmalı” Mesajı

Beyaz Saray sözcüsü Karine Jean Pierre, İsveç’in Türkiye ile daha önce varılan mutabakat kapsamında yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve buna 1 Haziran’da yürürlüğe giren yeni terörle mücadele yasasını da kapsadığını vurguladı.

İsveç’in katılımının NATO’yu daha da güçlendireceğinin bir kez daha altını çizen Beyaz Saray sözcüsü “İsveç’in bir an önce NATO üyesi olması gerektiğini düşünüyoruz” dedi ve bu konuda umutlu olduklarını söyledi.

Türkiye ve Macaristan İsveç’in NATO’ya katılım protokolünü henüz onaylamamış olan iki üye. Ankara Stockholm’den ABD ve AB’nin terör örgütü listesinde olan PKK ile mücadele konusunda daha fazla adım atmasını talep etmişti.

Amerikalı yetkililer İsveç’in NATO’ya katılım sürecinin Temmuz ayında Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta yapılacak NATO zirvesine kadar tamamlanmasını bekliyor.

VOA Türkçe’den Begüm Dönmez Ersöz’ün aktardığına göre, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg Washington temasları kapsamında Başkan Joe Biden’la Oval Ofis’te biraraya geldi. Görüşme Başkan Biden’ın diş tedavisi sebebiyle bir gün gecikmeli olarak gerçekleşti.

ABD Başkanı Biden’ın NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’le görüşmesine Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Ulusal Güvenlik Danışmanı Yardımcısı Jon Finer ve ABD’nin NATO temsilcisi katıldı.

Görüşmede Rusya’nın 16 aydır işgal ettiği Ukrayna’da sahadaki durum, Kiev’e askeri yardım, Türkiye ve Macaristan’ın henüz NATO’ya katılım protokolünü onaylamadığı İsveç’in İttifak’a üyelik süreci vardı.

Başkan Biden NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’le görüşmesinde tüm NATO topraklarının savunmasına güçlü destek ve İttifak içinde birliğin muhafaza edilmesi mesajının altını çizdi. “NATO müttefikleri hiç bu kadar birleşik bir tavır sergilememişti. Bunu sağlamak için ikimiz de çok çalıştık.” dedi.

ABD’nin Ukrayna’ya 325 milyon dolarlık yeni askeri yardım açıkladığı sırada Washington’da temaslarda bulunan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg Ukrayna’ya güçlü destekten dolayı ABD’ye teşekkür etti.

Ukrayna’ya sağlanan güçlü askeri yardımların sahada fark yarattığını belirten NATO Genel Sekreteri Ukrayna’nın karşı saldırıda ilerleme kaydettiğini söyledi.

Jens Stoltenberg, “Henüz ilk günler ancak şunu biliyoruz ki Ukraynalılar ne kadar fazla toprak geri alırsa, müzakere masasında elleri o kadar güçlü olur.” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in savaşı kazanmaması gerektiğini söyleyen NATO Genel Sekreteri, böyle bir sonucun sadece Ukrayna için bir “trajedi” olmakla kalmayıp tüm dünyayı daha tehlikeli bir hale getireceği uyarısında bulundu.

Jens Stoltenberg, “(Savaşı Putin’in kazanması Çin dahil tüm dünyadaki otoriter liderlere askeri güç kullandıklarında istediklerini elde edebilecekleri mesajını verecek.” ifadelerini kullandı.

ABD’nin Ukrayna için açıkladığı yardım paketi, Kiev’in karşı saldırıya geçtiği bir sırada Ukrayna’ya Bradley zırhlı araçların ve gelişmiş yüzeyden havaya füze sistemleri için mühimmat sağlanmasını öngörüyor.

325 milyon dolarlık yeni yardım paketi ABD Savunma Bakanlığı’ndan Ukrayna için tahsis edilen kırkıncı askeri yardım paketi olacak.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’ün görev süresi Ekim ayında sona eriyor. Daha önce görev süresi üç kez uzatılan Stoltenberg’den görev süresini bir kez daha uzatmasının istenip istenmediği belirsiz.

Başkan Biden görüşmede NATO’ya kritik bir dönemde liderlik eden Stoltenberg’ün başarılı bir süreç yürüttüğünü söyledi.

Beyaz Saray sözcüsü Karine Jean Pierre, Başkan Biden’ın bu konuda henüz bir karar vermediğini belirtti; Jens Stoltenberg’ün harika bir iş çıkardığını düşündüğünü söylemekle yetindi.

“İsveç’in bir an önce NATO üyesi olması gerektiğini düşünüyoruz”

NATO Genel Sekreteri’nin Washington temaslarında öne çıkan bir diğer konu da Rusya’nın Ukrayna işgalinin ardından Finlandiya ile birlikte üyelik başvurusunda bulunan İsveç’in İttifak’a katılım sürecinin tamamlanmasıydı.

Türkiye ve Macaristan İsveç’in NATO’ya katılım protokolünü henüz onaylamamış olan iki üye. Ankara Stockholm’den ABD ve AB’nin terör örgütü listesinde olan PKK ile mücadele konusunda daha fazla adım atmasını talep etmişti.

Beyaz Saray sözcüsü Karine Jean Pierre, İsveç’in Türkiye ile daha önce varılan mutabakat kapsamında yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve buna 1 Haziran’da yürürlüğe giren yeni terörle mücadele yasasını da kapsadığını vurguladı.

İsveç’in katılımının NATO’yu daha da güçlendireceğinin bir kez daha altını çizen Beyaz Saray sözcüsü “İsveç’in bir an önce NATO üyesi olması gerektiğini düşünüyoruz” dedi ve bu konuda umutlu olduklarını söyledi.

Amerikalı yetkililer İsveç’in NATO’ya katılım sürecinin Temmuz ayında Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta yapılacak NATO zirvesine kadar tamamlanmasını bekliyor.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, zirveyi “çok önemli bir kilometre taşı” olarak niteledi ve bazı müttefiklerin kaygılarının giderilmesinin ardından İsveç’in NATO’ya alınmasının zamanının geldiğini yineledi.

İsveç 1 Haziran’da terör örgütlerine üye olması suç haline getiren yeni terörle mücadele yasasını yürürlüğe koymuş ve İsveç Yüksek Mahkemesi’nin yeşil ışık yakmasının ardından Türkiye’de terör suçlarından hüküm giyen bir kişinin iadesine onay vermişti.

NATO savunma bakanları Brüksel’de biraraya gelecek

Önümüzdeki günlerde NATO’da Ukrayna gündemi yoğunluğunun devam etmesi bekleniyor. NATO Savunma Bakanları Perşembe günü Brüksel’de biraraya gelecek.

Bu görüşmelerde ağırlıklı olarak Ukrayna’ya askeri yardımın ele alınması ve Kiev’e sağlanan mühimmatın standardize edilmesi çabalarının ele alınması bekleniyor.

Ukrayna’ya askeri yardım sağlayan bazı ülkelerin savunma şirketlerinin temsilcileri de toplantıya katılacak.

Bu şirketler arasında Ukrayna’ya insansız hava aracı sağlayan drone üreticisi Baykar da yer alıyor.

Bu kapsamda yapılacak görüşmelerin amacı askeri ekipman üretiminin arttırılması, Kiev’e sağlanan mühimmatın standardize edilmesi ve bu sayede askeri desteğin daha pürüzsüz şekilde yapılabilmesi.

Paylaşın

ABD Duyurdu: Suriye’de Helikopter Kazasında 22 Askerimiz Yaralandı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Suriye’nin kuzeydoğusunda meydana gelen helikopter kazasında 22 askerinin çeşitli derecelerde yaralandığını bildirdi.

Yaralı askerlerin tedavi altına alındığı ve yoğun bakım gerektiren 10 yaralının başka yerlere sevk edildiği kaydedilen açıklamada, “Herhangi bir düşman ateşi rapor edilmemiş olmasına rağmen olayın nedeni araştırılmaktadır” denildi.

Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) az sayıdaki savaşçısıyla mücadele misyonunun bir parçası olarak yaklaşık 900 ABD personeli çoğu Suriye’nin doğusunda olmak üzere görev yapıyor. Buradaki Amerikan birlikleri son yıllarda İran destekli milisler tarafından saldırıya uğruyor.

Mart ayında Suriye’deki çatışmalarda 25 ABD askeri ve bir ABD’li müteahhit yaralanmış, yine bir Amerikalı müteahhit hayatını kaybetmişti.

ABD güçleri Suriye’ye ilk olarak eski Başkan Barack Obama yönetiminin IŞİD’e karşı yürüttüğü operasyonlar sırasında, Kürtlerin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri adlı grupla işbirliği yaparak konuşlandı.

IŞİD, 2014’te ilan ettiği halifelikle Suriye ve Irak’ın üçte birine hükmetmişti. Fakat daha sonra neredeyse yok edilen grubun az sayıdaki savaşçısı, ABD liderliğindeki koalisyon, Rusya ve İran destekli Suriye ordusunun hala tam kontrol sağlayamadığı bölgelerde varlıklarını sürdürüyor.

Kısa süre önce Suriye’nin kuzeydoğusundaki Kürt yönetimi, yıllardır gözaltında tuttuğu 10 bine yakın IŞİD şüphelisini yargılamaya başlayacağını duyurdu. ABD’li yetkililer İslam Devleti’nin yeniden büyük bir tehdide dönüşebileceğini söylüyor.

Paylaşın

Goldman Sachs, Türkiye Tahminlerini Revize Etti: Faiz Yüzde 40’a Çıkabilir

Mehmet Şimşek’in Hazine ve Maliye Bakanlığı’na atanmasının geleneksel para politikalarına dönüşün bir işareti olarak yorumlanırken, ABD merkezli yatırım bankası Goldman Sachs da Türkiye’ye ilişkin tahminlerini revize etti.

Goldman Sachs, Mehmet Şimşek’in Maliye Bakanı, Hafize Gaye Erkan’ın da Merkez Bankası Başkanı olarak atanmasının yeni yönetimde para ve mali ayarlamalara ihtiyaç duyulduğu anlayışının yaygın olduğuna işaret ettiğini belirtti.

Türkiye’ye ilişkin bir dizi tahminini revize eden banka, ekonominin istikrara kavuşturulmasının “döviz kurunda büyük ve süreksiz bir ayarlama gerektireceğini” kaydetti.

Bankanın ekonomistlerinden Clemens Grafe, müşterilerine gönderdiği bir bilgi notunda, her ne kadar bu aşamada para politikasının çerçevesi bilinmese de, “tamamen ortodoks politika yapıcılığın” döviz kurunun önceden ayarlanmasına izin vereceğini ve repo faizini ekonomideki faiz oranlarını sabitleyecek bir seviyeye yükselteceğini yazdı.

“Bize göre bu durum, ortodoks bir politika yapıcının faiz oranlarını mevduat faizlerinin mevcut seviyesi olan yüzde 40’a yükselteceğini göstermektedir.” diyen Grafe, döviz kuru ve enflasyon beklentisi istikrara kavuşmasının ardından, yıl sonunda faiz oranları hızla, büyük ihtimalle yüzde 25 civarına düşürülebileceğini de ifade etti.

Banka, ayrıca Türkiye’nin daha önce yüzde 2,9 olarak belirlediği yıllık gayrisafi milli hasıla tahminin yüzde 2,3’e düşürdü.

Dolar/TL beklentisi 28 seviyesinde

Öte yandan ABD merkezli yatırım bankası Morgan Stanley, Türk ekonomisine ilişkin bir raporunda, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in açıklamaları doğrultusunda Türk lirasında değer kaybı ve yüksek faiz oranlarıyla daha konvansiyonel politikalar beklediğini bildirdi.

Morgan Stanley, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizini haziran ayında yüzde 20, ağustos ayında ise yüzde 25’e yükselteceği tahminini paylaştı.

Raporda Şimşek’in Hazine ve Maliye Bakanlığı’na atanmasının geleneksel para politikasına dönüşün bir işareti olduğu belirtildi. Seçimlerin ardından Türk lirasında değer kaybı ve finansal koşullarda sıkılaşma beklediğini belirten kurum ekonomistleri, para biriminde sert değer kaybı beklemediklerini, dolar/TL’ye ilişkin yıl sonu tahminlerinin 28 civarında olduğunu ifade etti.

Merkez Bankası’ndan 2 yıldan uzun süre sonra ilk kez bu ay faiz artışı beklediklerini açıklayan kurum ekonomistleri, şu ifadeleri kullandı:

“Şimşek’in Hazine ve Maliye Bakanlığı’na atanmasının ve TCMB yönetiminde beklenen değişikliklerin yapılmasının ardından politika faizinde normalleşme bekliyoruz.

Para politikasında kademeli bir normalleşmenin tercih edileceğini düşünüyoruz. 22 Haziran’da gerçekleşecek toplantıda politika faizinin yüzde 8,5’ten yüzde 20’ye yükselmesini, Ağustos ayında da yüzde 25’e çıkabileceğini öngörüyoruz.”

Paylaşın

ABD’den Çin’e Uyarı: Müsade Etmeyeceğiz

Çin’in ülkesinin müttefiklerini korkutmasına müsade etmeyeceğini söyleyen ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, her ülkenin uluslararası hukukun izin verdiği yerlerde uçmasını, deniz yolculuğu yapabilmesini istediklerini belirtti.

“Her ülke, küçük ya da büyük hukuki deniz aktivitelerini yerine getirmeli” diyen Austin,  Amerika’nın bölgedeki ülkelerle savunma planlarını, koordinasyonunu ve eğitimi arttırdığını kaydetti.

Lloyd Austin, “Çatışma ya da karşı karşıya gelmek istemiyoruz ama zorbalık ya da zorlamalardan da korkmayacağız” ifadesini kullandı.

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, Amerika’nın Çin’in ülkesinin müttefikleri ve ortaklarını korkutmasına müsade etmeyeceği mesajını verdi.

Austin bununla birlikte ABD’nin çatışma yerine diyaloğu tercih ettiğini ve Tayvan’la ilgili statünün korunmasından yana olduğunu belirtti.

Singapur’da savunma bakanlarını bir araya getiren etkinlikte konuşan Austin, her ülkenin uluslararası hukukun izin verdiği yerlerde uçmasını, deniz yolculuğu yapabilmesini istediklerini belirtti ve “Her ülke, küçük ya da büyük hukuki deniz aktivitelerini yerine getirmeli” dedi.

Amerika’nın bölgedeki ülkelerle savunma planlarını, koordinasyonunu ve eğitimi arttırdığını kaydeden Austin, “Çatışma ya da karşı karşıya gelmek istemiyoruz ama zorbalık ya da zorlamalardan da korkmayacağız” ifadesini kullandı.

Austin bu sözleri dile getirirken, bir Amerikan savaş gemisiyle Kanada savaş gemisi Tayvan Körfezi’nden geçti.

Bir Çin savaş gemisi ise Amerikan ve Kanada gemilerinin yakınındaydı.

Austin’in Singapur’da katıldığı etkinlikte konuşan bir diğer isim de Çin Savunma Bakanı Li Shangfu’ydu. Çin Savunma Bakanı bu tür faaliyetlerin Çin’i provoke ettiğini söyledi.

Mart ayında göreve başlamasından bu yana ilk defa uluslararası bir etkinlikte konuşan Çin Savunma Bakanı Li Shangfu, Çin’in Tayvan Körfezi’nden masum geçişlerle bir problemi olmadığını ama hakimiyet kurma amaçlı bu tür geçişlerin önlenmesi gerektiğini söyledi.

Li, Amerika ve müttefiklerinin tehlike yarattığını iddia etti ve “Kendi toprak, hava ve denizleriyle ilgilensinler” ifadesini kullandı.

Çin, Tayvan’ın ana karanın parçası olduğunu belirtiyor ve Tayvan Körfezi’yle Güney Çin Denizi’nde hak iddia ediyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan İle Biden Görüştü: F-16 Ve İsveç’in NATO Üyeliği

ABD Başkanı Joe Biden ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın telefon görüşmesinde F-16, İsveç’in NATO üyeliği ve iki ülke arasındaki işbirliğinin ilerletilmesinin gündeme geldiği bildirildi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la telefonda görüştü.

Cumhurbaşkanlığı’nın resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, ABD Başkanı Joe Biden’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayarak tebrik ettiği belirtildi.

ABD Başkanı Biden’ın görüşmede, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim başarısını kutlayarak, sonuçların Türk halkı için hayırlı olmasını dilediği” ifade edildi.

Açıklamada iki liderin, “bölgesel ve küresel meydan okumalar karşısında Türkiye-ABD ilişkilerinin daha da ehemmiyet taşıdığını belirterek, yeni dönemde iki ülke arasındaki tüm konularda işbirliğini ilerletme hususunda mutabık kaldığı” belirtildi.

Cumhurbaşkanlığı’nın açıklamasında hangi konu başlıklarının ele alındığına ilişkin başka bir ayrıntı paylaşılmadı.

“Erdoğan F-16 konusunu gündeme getirdi”

Reuters’ın haberine göre Başkan Biden, Erdoğan’ın telefon görüşmesinde ABD’nin Türkiye’ye F-16 satışı olasılığını; kendisinin de Türkiye’nin İsveç’in NATO’ya katılımına itirazından vazgeçmesi konusunu gündeme getirdiğini söyledi.

Habere göre ABD Başkanı Biden bu konuyu önümüzdeki hafta daha ayrıntılı konuşacaklarını belirtti.

Rusya’nın Ukrayna işgalinin ardından NATO’ya üye olmak için başvuran İsveç’in İttifak’a katılım protokolünü henüz Türkiye onaylamadı.

Finlandiya’nın NATO’ya katılım protokolünü onaylayan Türkiye İsveç’ten terörle mücadele konusunda daha fazla adım atmasını talep ediyor.

Türkiye, terörist olarak gördüğü militan grupların üyelerini İsveç’in barındırdığını ve Ankara’nın güvenlik endişelerini gidermek için geçen yıl Haziran ayında Madrid’de varılan anlaşma kapsamında üzerine düşeni yapmadığını savunuyor.

İki ülke arasındaki NATO görüşmeleri, Türkiye’deki seçim sürecinde durma noktasına gelmişti.

İsveç 11-12 Temmuz tarihlerinde Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta yapılacak ittifak zirvesine kadar NATO’nun 32’nci üye ülkesi olmayı umuyor.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, dün sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı tebrik etmiş; “Ortak güvenliğimiz gelecekteki bir önceliktir” demişti.

Paylaşın

Joe Biden Ve Vladimir Putin, Erdoğan’ı Tebrik Etti

ABD Başkanı Joe Biden ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Seçimini kazanan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak tebrik etti.

Haber Merkezi / Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak, yeniden Cumhurbaşkanlığına seçilmesi dolayısıyla tebrik etti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan konuya ilişkin yapılan açıklamada şöyle denildi:

“Amerika Birleşik Devletleri Başkanı (ABD) Joe Biden, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak yeniden Cumhurbaşkanlığına seçilmesi dolayısıyla tebrik etti.

ABD Başkanı Biden, görüşmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim başarısını kutlayarak, sonuçların Türk halkı için hayırlı olmasını diledi.

İki lider, bölgesel ve küresel meydan okumalar karşısında Türkiye-ABD ilişkilerinin daha da ehemmiyet taşıdığını belirterek, yeni dönemde iki ülke arasındaki tüm konularda iş birliğini ilerletme hususunda mutabık kaldı.”

Putin, seçim sonuçlarının Türk halkı için hayırlı olmasını diledi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı arayarak tebrik etti.

Konuya ilişkin Cumhurbaşkanlığı’nın sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak seçim başarısı dolayısıyla tebrik etti.

Rusya Devlet Başkanı Putin, görüşmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanlığına seçilmesini kutlayarak, seçim sonuçlarının Türk halkı için hayırlı olmasını diledi.

İki lider yeni dönemde de Türkiye-Rusya ilişkilerinde ve bölgesel konularda iş birliğini daha da geliştirme konusunda mutabık kaldı.”

Paylaşın

Irkçılığın Etkisi: ABD’li Siyahiler Alzheimer’a Daha Sık Yakalanıyor

ABD’li siyahilerin yapısal ırkçılık nedeniyle, beyin işlevlerindeki bozukluklara bağlı olarak zihinsel işlevlerde gerileme, davranış sorunları ve işlevsellikte azalma ile giden dejeneratif bir hastalık olan Alzheimer’a yakalanma olasılığının daha fazla ortaya çıktı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Hastalık Kontrol ve Koruma Merkezi verilerine göre 65 yaş üzerindeki siyahi Amerikaıların yüzde 14’ü Alzheimer hastası olurken, bu oran beyazlarda yüzde 10’da kaldı.

Siyahilere doğru teşhis konma olasılıklarının da daha düşük olduğu ve ailelerinin genellikle önyargılarla dolu tıbbi sistemden tedavi almak için daha fazla mücadele etmek durumunda kaldığı da belirtiliyor.

2060 yılında siyahi Amerikalılarda görülen Alzheimer vakalarının bugünün dört katı artması bekleniyor.

Bazı risk faktörleri ırka göre değişse de, ırklar arasındaki bu farklılığı yalnızca genetik faktörlerle açıklamak doğru değil.

Siyahiler için risk faktörleri daha yüksek

Problemlerin çoğu hayatın erken safhalarında başlıyor. Kalp hastalıkları ve diyabet gibi risk faktörlerini oluşturan sağlık sorunları siyahi nüfusta daha sıklıkla görülüyor. Bunun sebebi, siyahilerin kirletici sanayilere daha yakın yerlerde yaşaması, sağlıklı besin seçeneklerinin eksikliği gibi unsurlardan kaynaklanıyor.

Ayrıca depresyon, yüksek tansiyon, obezite ve kronik stresin yanı sıra yoksulluk da Alzheimer’a yakalanma ihtimalini yükseltiyor.

Genel olarak bakıldığında siyahiler yaşamları boyunca beyazlara kıyasla aynı kalitede sağlık hizmeti almıyor. Bu nedenle tedaviye, özellikle de yüksek kaliteli tedaviye yeterince erişilememesi, bahsedilen sağlık sorunlarına yol açan risk faktörlerini arttırıyor.

Sonuçta da Alzheimer ve demansa bağlı belirtilerini hafifletecek tedaviye erişim zorlaşıyor. Siyahileri bir de yaşamları boyunca karşılaştıkları gizli ırkçılığın etkisini de yaşıyor.

Irkçılığın etkisi

ABD Alzheimer Birliği yetkililerinden Dr Carl Hill’e göre ırkçılık stresin artmasına neden olan bir travma ve zamanla idrakta düşüşe neden olan enflamasyon gibi sağlık sorunlarına dönüşüyor.

“Sağlığa, ilaca, barınmaya erişimde yetersizlik yaratan yapısal ırkçılık nedeniyle, ırkçılık ve ayrımcılığa maruz kalanlara risklerini azaltacak bir yol sağlanmıyor.” diyen Hill bu sebeple siyahilerin “çifte yumruk” yediklerini ifade ediyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın