Türkiye Savunma Harcamalarını Artırdı; ABD’den Memnuniyet Açıklaması Geldi

ABD, Türkiye’nin yüzde 2’lik savunma harcaması hedefini ilk kez tutturmasından memnuniyet duyduğunu bildirdi. NATO, üye ülkelerden gayrisafi yurt içi hasılalarının (GSYH) yüzde 2’sinden fazlasını savunmaya ayırmalarını istiyor.

Türkiye’nin, NATO’da GSYH’nin en az yüzde 2’sinin savunmaya ayrılması hedefini ilk kez tutturduğu açıklandı Geçen 10 yılda ortalama yüzde 1,58’de seyreden ve yüzde 1,86’yla hedefe en fazla 2020’de yaklaşan Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda da yüzde 2’nin üzerinde kalması bekleniyor.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), gelecek ay Washington’da yapılacak NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Zirvesi öncesi Türkiye’nin yüzde 2’lik savunma harcaması hedefini ilk kez tutturmasından memnuniyet duyduğunu bildirdi.

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Büyükelçi Jeff Flake’in şu sözlerine yer verdi: “Türkiye’nin, NATO savunma harcaması hedefini ilk defa gerçekleştirerek başarı kaydettiği bu tarihi ana tanıklık etmek harika. Bu muhteşem ortaklık için Türkiye Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı’na teşekkürler.”

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; Büyükelçilik, paylaşımda ABD’nin Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı James O’Brien’ın görüşlerine de yer verdi.

O’Brien sosyal medya hesabından, “Rekor sayıda müttefikin GSYH’nin yüzde 2’si oranında savunma harcaması taahhüdünü yerine getirmesi veya aşmasıyla NATO gerçekten her zamankinden daha güçlü. Bu yıl Fransa, Karadağ, Norveç ve Türkiye’nin de katılımıyla 23 müttefik bu önemli taahhüdü yerine getirmiş oldu” ifadelerini paylaştı.

NATO, üye ülkelerden gayrisafi yurt içi hasılalarının (GSYH) yüzde 2’sinden fazlasını savunmaya ayırmalarını istiyor. Türkiye’nin geçen hafta, NATO’da GSYH’nin en az yüzde 2’sinin savunmaya ayrılması hedefini ilk kez tutturduğu açıklandı. 32 üyeli ittifakta hedef tutturan ülke sayısı 23’e çıktı.

Geçen 10 yılda ortalama yüzde 1,58’de seyreden ve yüzde 1,86’yla hedefe en fazla 2020’de yaklaşan Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda da yüzde 2’nin üzerinde kalması bekleniyor.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in geçen hafta açıkladığı verilere göre, savunma harcamalarında Polonya (yüzde 4,12), Estonya (yüzde 3,43) ve ABD (yüzde 3,38) ilk üçü oluştururken son üç sırada Lüksemburg ve Slovenya (yüzde 1,29) ile İspanya (yüzde 1,28) yer aldı. Türkiye’nin yüzde 2,09 oranıyla Fransa ve Hollanda’nın hemen önünde yer aldığı tabloda NATO’nun iki yeni üyesi Finlandiya (yüzde 2,41) ve İsveç (yüzde 2,14) de hedefi tutturanlar arasında yer aldı.

NATO Zirvesi 9-11 Temmuz’da Washington’da yapılacak. Zirveye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılması bekleniyor.

Paylaşın

ABD’den Hizbullah’a “İsrail’i Tutamayabiliriz” Mesajı

ABD’nin Hizbullah’a “İsrail’i kontrol altında tutamayabiliriz”, Hizbullah’ın ise Washington yönetimine, “İsrail’e ciddi darbe vurabilecek kapasitede olduğunu ancak savaş istemediği” mesajı gönderdiği bildirildi.

Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, geçen haftaki açıklamasında topyekun savaş halinde “hiçbir kural ve sınır tanımayacaklarını” söylemişti.

Nasrallah ayrıca savaş durumunda İsrail’e destek vermeleri halinde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni (GKRY) vuracaklarını da belirtmişti. Bu tehdidin ardından GKRY Dışişleri Bakanı Konstantinos Kombos, olası savaş halinde İsrail’e destek sağlamayacaklarını duyurmuştu.

Amerikan habercilik kuruluşu Axios, ABD Başkanı Joe Biden’ın Kıdemli Danışmanı Amos Hochstein’ın mesajı Lübnan’a yaptığı ziyarette ilettiğini aktardı. Hochstein, 18 Haziran’da başkent Beyrurt’ta Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri’yle bir araya geldi.

Görüşmede Biden’ın danışmanı, Berri’den mesajı Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’a iletmesini istedi. Hochstein, mesajında Hizbullah’dan gerginliğin daha fazla tırmanmaması için bir şekilde İsrail’le dolaylı yollardan iletişime geçerek anlaşmaya varmasını talep etti.

Danışman ayrıca ABD’nin İsrail’in karar mekanizması üzerinde yetkisi olmadığını ve savaşa giden süreci durduramayabileceğini savundu. Hochstein, bu konuda Hizbullah’ın ABD’ye güvenerek hareket etmemesi gerektiğini söyledi.

Kimliğinin paylaşılmasını istemeyen bir Batılı diplomat, Hizbullah’ın Washington yönetimine gönderdiği yanıtta, “İsrail’e ciddi darbe vurabilecek kapasitede olduğunu ancak savaş istemediğini belirttiğini” söyledi.

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin Kassam Tugayları’nın 7 Ekim’de düzenlediği Aksa Tufanı’yla başlayan Gazze savaşında, Hizbullah ve İsrail arasındaki çatışmalar da son dönemde yoğunlaştı. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, geçen haftaki açıklamasında topyekun savaş halinde “hiçbir kural ve sınır tanımayacaklarını” söylemişti.

Nasrallah ayrıca savaş durumunda İsrail’e destek vermeleri halinde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni (GKRY) vuracaklarını da belirtmişti. Bu tehdidin ardından GKRY Dışişleri Bakanı Konstantinos Kombos, olası savaş halinde İsrail’e destek sağlamayacaklarını duyurmuştu. İsrail ordusu da Lübnan’da askeri harekat düzenlenmesine yönelik operasyonel planların onaylandığını açıklamıştı.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, dün ABD’li mevkidaşı Antony Blinken’la yaptığı görüşmenin ardından, Lübnan sınırındaki gerilimde Washington’dan tam destek istediklerini belirtmişti. Blinken ise önceliklerinin Hizbullah’la gerginliğin daha fazla tırmanmamasını sağlamak olduğunu söylemişti.

Diğer yandan Amerikan medya kuruluşu CNN, Hizbullah’la geniş çaplı savaş başlaması halinde Washington yönetiminin, özellikle İsrail’in savunma sistemi Demir Kubbe’yi ayakta tutmak için gerekli desteği sağlayacağını aktarmıştı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Rusya’dan ABD’ye Uyarı: Cezasız Kalmayacak

Ukrayna’nın, Kırım Yarımadası’na düzenlediği füze saldırısı sonrası Rusya, ABD’yi misilleme konusunda uyardı. Kırım’a yapılan saldırıda 4 kişi ölmüş ve 151 kişi de yaralanmıştı.

Ukrayna, Kırım Yarımadası’nı Lockheed Martin şirketinin ürettiği ATACMS füzeleriyle vurmuştu. ATACMS füzeleri 300 kilometre (186 mil) uzaklıktaki hedefleri vurmaya olanak tanıyor.

Kırım’daki saldırıya Rusya’nın tepkisinin ne olacağı sorusuna Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, Vladimir Putin’in 6 Haziran’da ABD ve müttefiklerine yakın bölgelere konvansiyonel silah tedariki konusundaki sözlerini hatırlattı.

Rusya, Ukrayna’da başlattığı savaşla Batı ile arasında, 1962 Küba Füze Krizi’nden bu yana yaşanan en büyük gerilimi tetikledi.

Ancak Rusya’nın 2014 yılında ilhak ettiği ve dünyanın büyük bir kısmı tarafından Ukrayna’nın bir parçası olarak görülmesine rağmen şu anda Rusya toprağı olarak kabul edilen Kırım’a yapılan son saldırıdan doğrudan ABD’yi sorumlu tutmak, gerilimi bir adım daha ileri götürdü.

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, gazetecilere yaptığı açıklamada, “Avrupa’daki muhataplarıma ve özellikle de Washington’daki basın sözcüsüne, hükümetlerinin neden Rus çocuklarını öldürdüğünü sormalısınız. Bu soruyu onlara sorun” dedi.

Rus yetkililere göre Pazar günü Sivastopol’a yapılan saldırıda en az iki çocuk öldürüldü. Sivastopol yakınlarındaki bir plajda insanların koşuşturduğu ve bazı yaralıların şezlonglarda taşındığı görüldü. Rusya silahları ABD’nin tedarik ettiğini, Amerikalı askeri uzmanların da silahları yönlendirdiğini ve silahlar için veri sağladığını söyledi.

Saldırının ardından ABD’nin Moskova Büyükelçisi Lynne Tracy Rusya Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı ve Washington’un “Rusya’ya karşı hibrid bir savaş yürüttüğü ve aslında çatışmanın bir tarafı haline geldiği” suçlamaları kendisine iletildi.

Rus yetkililer tarafından Tracy’ye, saldırının “cezasız kalmayacağının” ve misilleme tedbirlerinin kesinlikle uygulanacağının söylendiği kaydedildi.

Rusya’nın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Vasiliy Nebenzya da Sivastopol’da sivilleri hedef alan saldırının cevapsız kalmayacağını söyledi; “Rusya Federasyonu, Batı tarafından beslenen, büyütülen ve finanse edilen Kiev’deki neo-Nazi rejimi hiçbir tehdit oluşturmayana kadar halkını ve ulusal güvenliğini korumaya devam edecek” dedi.

Rusya Federasyonu Soruşturma Komitesi’nin soruşturmaya başladığını kaydeden Nebenzya, “ABD’nin bu suça doğrudan karıştığı gerçeği her türlü şüphenin ötesinde” iddiasında bulundu.

“Kiev kararlarını kendi verir”

ABD Savunma Bakanlığı’ndan (Pentagon) yapılan açıklamada ise hedeflerle ilgili Kiev’in kendi kararlarını verdiği kaydedildi. Pentagon sözcülerinden Binbaşı Charlie Dietz, “Ukrayna kendi hedef kararlarını verir ve kendi askeri operasyonlarını yürütür” dedi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi’nden bir sözcü de her türlü sivil can kaybının bir trajedi olduğunu bildirdi. Sözcü, Rus güçleri tarafından öldürülen binlerce masum Ukraynalı’nın da bu kayba dahil oldığunu hatırlattı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller ise Pazartesi günlük basın brifinginde yaptığı açıklamada, Tracy’nin Rus yetkililere, ABD’nin sivil can kayıplarından duyduğu üzüntüyü ilettiğini açıkladı. Miller, Washington’un Ukrayna’ya topraklarını savunabilmesi için silah sağladığını ve bu topraklara Kırım’ın da dahil olduğunu söyledi.

“Rusya, egemen Ukrayna topraklarını işgal etmeyi ve sivillere yönelik saldırılarını durdurursa, bugün bu savaşı ve başlattığı savaşın neden olduğu acıları durdurabilir” diyen Miller, saldırıda kimlerin sorumlu olduğuna dair bir değerlendirme yapmayacağını kaydetti.

ABD’nin Ukrayna’nın Rusya’ya karşı bazı ABD silahlarını kullanmasına izin vermesi ve İngiltere’nin Kiev’e aynı şeyi İngiliz silahlarıyla yapabileceğini önermesinden bu yana Kremlin, bu hamleleri ciddi bir tırmanış olarak gördüğüne dair çeşitli mesajlar gönderdi.

Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin taktik nükleer silahların konuşlandırılması için tatbikat emri verdi; ABD ve müttefiklerinin vuruş mesafesine konvansiyonel füzeler yerleştirebileceğini öne sürdü ve Kuzey Kore ile karşılıklı savunma anlaşması imzaladı.

Putin Perşembe günü yaptığı açıklamada Rusya’nın Kuzey Kore’ye silah sağlayabileceğini ve bunun Batı’nın Ukrayna’yı silahlandırmasına benzer bir adım olacağını söylemişti.

Kırım’daki saldırıya Rusya’nın tepkisinin ne olacağı sorusuna Peskov, Putin’in 6 Haziran’da ABD ve müttefiklerine yakın bölgelere konvansiyonel silah tedariki konusundaki sözlerini hatırlattı. “Elbette ABD’nin barışçı Ruslar’ın ölümüne neden olan çatışmalara müdahil olmasının bazı sonuçları olacaktır” diyen Peskov, bu sonuçların ne olacağını ise zamanın göstereceğini kaydetti.

Washington, Kiev’in Rusya’yı yaklaşık 300 kilometre menzili olan ATACMS ve ABD tarafından tedarik edilen diğer uzun menzilli silahlarla vurmasını hala yasaklıyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

ABD Ve Avrupa Birliği’nden İsrail’e “Hizbullah” Uyarısı

ABD ve Avrupa Birliği (AB), Hizbullah’a saldırı başlatması ihtimaline karşı İsrail’e uyarılarda bulunuyor. İsrail, Lübnan sınırı boyunca Hizbullah’la günlük çatışmalara giriyor.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 47 artarak 37 bin 598’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 121 artarak 86 bin 32’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te İsrail askerleriyle Filistin topraklarını gasp eden yerleşimcilerin saldırılarında 7 Ekim’den beri 553 Filistinli hayatını kaybetti.

ABD’li Avrupalı yetkililer, Gazze’deki savaşın genişlemesi ve İsrail’in İran destekli Hizbullah militan grubuna karşı Lübnan’da bir saldırı başlatması ihtimali konusunda uyarıda bulunuyor.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell bugün Lüksemburg’da gazetecilere, savaşın yayılma riskinin her geçen gün arttığını söyledi. Borrell, “Maalesef savaşın genişlemesinin arifesinde olduğumuzu düşünüyorum” dedi.

Borrell ayrıca insani yardım akışını kolaylaştırmak için Gazze’de ateşkese ihtiyaç olduğunu belirterek, “Gazze’ye insani yardım ulaştırmak imkânsız hale geldi” ifadesini kullandı.

Borrell’in açıklamaları, ABD’nin en üst düzey askeri yetkilisinin İsrail’in Lübnan’a saldırmasının, Hizbullah’a yardım için İran’ı da içine çekecek daha geniş bir çatışma riskini arttıracağı uyarısında bulunmasından saatler sonra geldi.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Charles Q. Brown gazetecilere yaptığı açıklamada, “İran’ın Hizbullah’a daha fazla destek vermeye meyilli olacağını” söyledi.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu dün Gazze’de Hamas’a karşı yürütülen savaşın “yoğun aşamasının çok yakında sona ereceğini” söyledi. Ancak İsrail’in muhtemelen Lübnan sınırına asker kaydıracağını da ekledi.

İsrail’in Kanal 14 televizyonuna verdiği mülakatta Netanyahu, birliklerin kuzeye kaymasının ülkenin Hizbullah’a karşı savunma pozisyonunu güçlendireceğini ve Lübnan-İsrail sınırı yakınlarındaki çatışmalardan kaçan İsrailliler’in evlerine dönmelerine olanak sağlayacağını söyledi.

Netanyahu, Hizbullah’la çatışmaya diplomatik bir çözüm bulunmasını ümit ettiğini ancak İsrail’in “birkaç cephede birden savaşabileceğini ve bunun için de hazırlandıklarını” sözlerine ekledi.

Gazze’deki savaş ve daha geniş bir çatışma riski, İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Savunma Bakanı Lloyd Austin ile bugün Washington’da yapacağı görüşmelerin odak noktası olacak.

Gallant dün Washington’a hareket etmeden önce “Gazze’de, Lübnan’da ve daha fazla bölgede gerekli olabilecek her türlü eyleme hazırız” demişti.

Netanyahu, İsrail güçlerinin Refah’taki saldırılarını tamamlamasıyla birlikte Gazze’deki çatışmaların azalmasını beklerken, İsrail’in öngörülebilir bir gelecekte orada askeri bir varlığa sahip olmayı beklediğini vurguladı.

“Ayrıca mümkünse yerel Filistinliler’le ve belki de bölge ülkelerinin dış desteğiyle, Gazze Şeridi’nde insani yardımları ve daha sonra da sivil işleri yönetecek sivil bir yönetim oluşturmak istiyoruz” dedi.

Netanyahu, Hamas’ın ya da Batı Şeria merkezli Filistin Yönetimi’nin Gazze’nin yönetiminde rol almasına karşı olduğunu yineledi. ABD daha önce İsrail’i bölgedeki askeri işgalin uzun sürmemesi yönünde uyarmıştı.

İsrail Başbakanı ayrıca, Gazze’de Hamas’la savaşan İsrail güçlerine silah sevkiyatının hızı konusunda ABD ile yaşanan anlaşmazlığın yakında çözüleceğine inandığını söyledi.

Netanyahu, “Yaklaşık dört ay önce, ABD’den İsrail’e gelen silah tedarikinde dramatik bir düşüş yaşandı. Her türlü açıklamayı aldık ama temel durum değişmedi. Son günlerde duyduklarım ışığında, bu sorunun yakın gelecekte çözüleceğini umuyor ve buna inanıyorum” diye konuştu.

ABD’li üst düzey yetkililer geçen hafta Netanyahu’nun iddiası karşısında şaşkınlıklarını dile getirmişlerdi. İsrailli yetkililer silah teslimatının hızlandırılması için Amerikalı muhataplarıyla “en üst düzeyde ve her seviyede” lobi yaptıklarını söylemiş, Netanyahu da “Aylardır bu durumda bir değişiklik olmayınca bunu kamuoyuna açıklamaya karar verdim” diyerek Washington’u kızdırmıştı.

ABD’li yetkililer ise Netanyahu’nun neyi kastettiğinden haberdar olmadıklarını söylediler. ABD, İsrail’in Hamas’a karşı yürüttüğü ve dokuzuncu ayına giren savaşta İsrail’in başlıca silah tedarikçisi konumunda.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

ABD’den Hizbullah’a Karşı İsrail’e Tam Destek

ABD, Hizbullah’la savaş durumunda İsrail’e tam destek güvencesi verdi. İsrail, Hizbullah’ın, Hayfa limanı da dahil olmak üzere çeşitli yerlerdeki askeri ve sivil bölgeleri göstere görüntüleri yayınlamasının ardından, Hizbullah’la savaşa girmeye hazır olduğunu duyurmuştu.

Öte yandan Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 101 artarak 37 bin 551’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 169 artarak 85 bin 911’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

İsrail Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Tzachi Hanegbi, bu hafta Washington’da ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Beyaz Saray Ortadoğu Koordinatörü Brett McGurk’le bir araya geldi.

Amerikan medya kuruluşu CNN, görüşmede İsrail-Lübnan sınırındaki çatışmalar, İran ve Gazze’de ateşkes müzakereleri dahil çeşitli konuların ele alındığını aktardı. Kimliğinin paylaşılmasını istemeyen Amerikalı üst düzey yetkililer, toplantıda Hizbullah’la topyekun savaş çıkması halinde Joe Biden yönetiminin Tel Aviv’e tam destek vereceğinin iletildiğini belirtti.

İsrail-Lübnan sınırındaki gerginliğin düşürülmesi için farklı senaryolar üzerinde fikir alışverişi yapıldığı da aktarıldı. Bu kapsamda çatışmalar nedeniyle yerlerinden edilen Lübnanlıların ve İsraillilerin evlerine dönmelerine dair görüşmeler gerçekleştirildiği ifade edildi.

CNN’in 20 Haziran’daki haberinde de geniş kapsamlı bir savaş başlaması halinde Biden yönetiminin İsrail’e savunma desteği vereceği belirtilmişti. Ancak ABD’nin bölgeye asker konuşlandırmayı düşünmediği aktarılmıştı.

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin Kassam Tugayları’nın 7 Ekim’de düzenlediği Aksa Tufanı’yla başlayan Gazze savaşında, Hizbullah ve İsrail arasındaki çatışmalar da son dönemde yoğunlaştı. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, çarşamba günkü açıklamasında topyekun savaş halinde “hiçbir kural ve sınır tanımayacaklarını” söylemişti.

İsrail ordusu da Lübnan’da askeri harekat düzenlenmesine yönelik operasyonel planların onaylandığını açıklamıştı. Nasrallah ayrıca savaş durumunda İsrail’e destek vermeleri halinde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni (GKRY) vuracaklarını da söylemişti.

Bu tehdidin ardından GKRY Dışişleri Bakanı Konstantinos Kombos, olası savaş halinde İsrail’e destek sağlamayacaklarını duyurmuştu. İsrail-Lübnan sınırındaki çatışmalarda toplamda en az 347 Hizbullah mensubu, 63 Lübnanlı sivil, 19 Emel Hareketi, 13 Hamas, 15 İslami Cihad mensubuyla 14 İsrail askeri ve 10 İsrailli sivil öldürüldü.

İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) paylaştığı rakamlara göre 7 Ekim’den bu yana Hizbullah’la çatışmalar nedeniyle Lübnan sınırındaki en az 53 bin İsrailli evlerini terk etti. Lübnan Sağlık Bakanlığı da İsrail sınırındaki en az 94 bin sivilin saldırılar sebebiyle yerinden edildiğini bildirdi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

MSB’den F-16 Açıklaması: Sözleşme İmzalandı

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), 32 aydır beklenen F-16 savaş uçaklarının tedarikine ilişkin, “Sözleşmeler imzalanmıştır, detayları üzerindeki çalışmalar heyetler arasında sürdürülmektedir” açıklamasında bulundu.

Haber Merkezi / Türkiye ABD’li Lockheed Martin firmasınca üretilen F-16 savaş uçakları için satın alma talebini ilk kez Ekim 2021’de dile getirmiş; 40 adet yeni F-16 uçağı satın almak ve filosundaki 79 uçağın da modernizasyonu için ABD’ye başvurmuştu.

Türkiye’nin 32 aydır beklediği F-16 savaş uçaklarının satışında sona yaklaşıldı. Milli Savunma Bakanlığı’ndan (MSB) yapılan açıklamada, ABD’den F-16 tedariki konusunda, “Sözleşmeler imzalanmıştır, detayları üzerindeki çalışmalar heyetler arasında sürdürülmektedir” denildi.

ABD Büyükelçisi Jeff Flake, 6 Haziran’da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Türkiye’nin son nesil F-16 Blok 70 savaş uçaklarını alması ve mevcut F-16 filosunu modernize etmesi konusunda bugün ileriye dönük önemli bir adım atıldı” demişti.

ABD Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Siyasi ve Askeri İlişkiler departmanı ise Türkiye’nin Ocak ayında satın alımında anlaştığı F-16 savaş uçaklarına dair “ABD, Türkiye’nin, sadece en yakın müttefiklere ve ortaklara temin edilen, şimdiye kadar üretilmiş en ileri yeni F-16 Blok 70 savaş uçaklarını satın alması konusunda bugün ileriye dönük önemli bir adım atıldığını açıklamaktan gurur duymaktadır. Bu, ABD’nin Türkiye ile tesis ettiği güvenlik ortaklığına olan sarsılmaz bağlılığının en son örneklerinden yalnızca biri” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Türkiye ABD’li Lockheed Martin firmasınca üretilen F-16 savaş uçakları için satın alma talebini ilk kez Ekim 2021’de dile getirmiş; 40 adet yeni F-16 uçağı satın almak ve filosundaki 79 uçağın da modernizasyonu için ABD’ye başvurmuştu.

Uzun süre ABD Kongresinin itirazlarına takılan satış, Ocak 2024’te Türkiye’nin İsveç’e NATO vizesi vermesinin hemen ardından ABD Başkanı Joe Biden’ın girişimiyle onaylandı. ABD daha önce uçak ve mühimmatlarının toplam satış bedelinin 23 milyar doları bulabileceğini, ancak sözleşme aşamasında ortaya daha düşük bir tutar çıkabileceğini belirtmişti.

Paylaşın

ABD’nin “Gazze” İçin Hazırladığı Taslak Metin İfşa Oldu

ABD Başkanı Joe Biden’ın, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Mısır, Ürdün ve Filistin Ulusal Yönetimi’ne savaş sonrası Gazze için “daha dar kapsamlı bir çerçeve önerdiği” öne sürüldü.

“Arap Altılısı” olarak da anılan grup, nisan ayında savaş sonrası Gazze’nin yönetimine dair bir plan taslağı hazırlamıştı. Buna göre Arap devletleri, uluslararası alanda tanınan bir Filistin devletinin kurulmasını, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te bir barış gücü kurulmasını, İsrail ve Filistin Ulusal Yönetimi arasında iki yılda tamamlanacak bir barış görüşmesi başlatılmasını öngörüyordu.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 77 artarak 36 bin 731’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 221 artarak 83 bin 530’a yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

İsrail’in tanınmış haber sitelerinden Times of Israel (ToI), Washington’ın diplomatik manevra alanını koruyabilmek ve esnek davranabilmek için Arap ülkelerinden iki devletli çözüme dair belirli bir zaman sınırı koymamalarını istediğini yazdı.

Haberde, ABD Başkanı Joe Biden’ın, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Mısır, Ürdün ve Filistin Ulusal Yönetimi’ne savaş sonrası Gazze için “daha dar kapsamlı bir çerçeve önerdiği” ifade edildi.

“Arap Altılısı” olarak da anılan grup, nisan ayında savaş sonrası Gazze’nin yönetimine dair bir plan taslağı hazırlamıştı. Buna göre Arap devletleri, uluslararası alanda tanınan bir Filistin devletinin kurulmasını, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te bir barış gücü kurulmasını, İsrail ve Filistin Ulusal Yönetimi arasında iki yılda tamamlanacak bir barış görüşmesi başlatılmasını öngörüyordu.

Ancak İsrail ve Batı medyasında, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın taslak metni gerçekçi bulmadığı için reddettiği yazılmıştı. Kimliğinin paylaşılmamasını isteyen bir Arap diplomat, ToI’ye bunu doğrulayarak, ABD’nin Arap devletlerinin geliştirmeye çalıştığı geniş kapsamlı iki devletli çözümü desteklediğini fakat taslaktaki önerileri “tamamen gerçekdışı bulduğunu” söyledi.

Ancak Arap yetkili, Washington’ın bu taslağı bir alternatif sunmadan reddedemeyeceğinin farkında olduğunu, bunun yerine yeni bir metin hazırladığını belirtti. Adının açıklanmasını istemeyen bir Amerikalı diplomat, ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan “İsrailliler ve Filistinliler için barışı destekleyecek ilkelere dair ortak açıklama” adlı metnin Washington’dan onay aldığını söyledi.

Yetkili, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın 10-12 Haziran’da Mısır, İsrail, Ürdün ve Katar’a yapacağı ziyaretlerde bu metinden hareketle müzakere edeceğini aktardı.

Metinde, Gazze ve Batı Şeria’nın Filistin Ulusal Yönetimi kontrolünde yeniden birleşmesinin sağlanması planlanıyor. Filistin Ulusal Yönetimi’ne bu geçiş döneminde uluslararası ortaklardan yardım aktarılması öngörülüyor. Ayrıca İsrail’in Gazze’den tamamen çekilmesi ve Filistinlilerin savaşta kaçtıkları yerleşim bölgelerine dönmelerine izin verilmesi isteniyor.

Taslakta en dikkat çeken maddelerden biri de Arap Barış Girişimi çerçevesinde 1967 sınırları temel alınarak bağımsız bir Filistin devletinin kurulması talebi. Bununla ilgili madde şu şekilde:

Filistinliler kendilerine ait bağımsız, bütünlüğe sahip ve sürdürülebilir bir devlette onurlu ve güvenli şekilde yaşamayı hak ediyor. İsrailliler de 4 Haziran 1967 sınırları temelinde müzakere edilen iki devletli bir çözüm kapsamında, karşılıklı anlaşma sağlanan takaslarla ve Arap Barış Girişimi’nde öngörüldüğü üzere Filistinli mülteciler için adil ve mutabık kalınan bir çözümle güvenlik içinde yaşama, kabul görme, tanınma ve bölgeye entegre edilme hakkına sahip.

Haberde, Biden’ın daha önce 1967 sınırlarına sıcak baktığını ifade ettiği fakat ABD’nin ilk kez Arap Barış Girişimi’ne de destek verdiğinin görüldüğü değerlendirmesi paylaşıldı. Metinde ayrıca Suudi Arabistan ve İsrail arasında normalleşme ihtimalinin bölgede barış için önemli olduğuna dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:

İsrail-Filistin çatışmasının sona erdirilmesi için koordineli bir bölgesel çaba gerekli. Suudi Arabistan ve diğer Arap devletleriyle İsrail arasında normalleşme ve iki devletli bir çözüme doğru somut ilerleme kaydedilmesi ihtimali, herkesin yararına olacak barış, güvenlik ve bölgesel entegrasyonun sağlanması için umut verici bir yoldur.

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan ToI’ye yapılan açıklamada, söz konusu taslak metne dair “Bu, son aylarda Arap ortaklarımızla yürüttüğümüz daha büyük bir beyin fırtınası çalışmasının bir parçası” dendi.

Diğer yandan Amerikan gazetesi Wall Street Journal (WSJ), ABD’nin ateşkes teklifini kabul etmesi için Hamas’a baskı uygulama çabalarının ters teptiğini yazdı. Kimliğinin paylaşılmasını istemeyen yetkililere dayandırılan haberde, Biden’ın Katar ve Mısır üzerinden Hamas’ı “tehdit ettiği” savunuldu.

İddialara göre Katar ve Mısır, İsrail’le ateşkesi kabul etmemesi durumunda Hamas’a malvarlıklarının dondurulacağını, yaptırım uygulanacağını ve örgütün liderlerinin Doha’dan çıkarılacağını söyledi.

Bu mesajların Biden’ın talebiyle iletildiği ancak istenen sonuca ulaşılamadığı belirtildi.  Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin, tehditlerin ardından perşembe günü yaptığı açıklamada taleplerinin karşılanmadığı bir ateşkesi kabul etmeyeceklerini söylediğine dikkat çekildi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Türkiye, ABD’nin F-16 Satış Kabul Mektubunu İmzaladı

Türkiye’nin 32 aydır beklediği F-16 savaş uçaklarının satışında yeni bir gelişme yaşandığı duyuran ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller, Türkiye’nin, F-16 savaş uçaklarının satın alımı için teklif ve kabul mektubunu imzaladığını açıkladı.

Gün içerisinde ABD Dışişleri Bakanlığı Siyasi ve Askeri İlişkiler Bölümü’nden yapılan açıklamada, “ABD, Türkiye’nin, sadece en yakın müttefiklere ve ortaklara temin edilen, şimdiye kadar üretilmiş en ileri F-16 Blok 70 savaş uçaklarını satın alması konusunda bugün ileriye dönük önemli bir adım atıldığını açıklamaktan gurur duymaktadır. Bu, ABD’nin Türkiye ile tesis ettiği güvenlik ortaklığına olan sarsılmaz bağlılığının en son örneklerinden yalnızca biri” denilmişti.

Benzer şekilde ABD’nin Ankara Büyükelçisi Jeff Flake de, “Türkiye’nin son nesil F-16 Blok-70 savaş uçaklarını alması ve mevcut F-16 filosunu modernize etmesi konusunda bugün ileriye dönük önemli bir adım atıldı. Bu, ABD’nin ulusal güvenliği, Türkiye’nin ulusal güvenliği ve NATO’nun birlikte çalışabilirliği açısından iyi bir adım” ifadelerine yer verdiği bir mesaj paylaşmıştı.

ABD’li Lockheed Martin firmasınca üretilen F-16 savaş uçakları için satın alma talebini ilk kez Ekim 2021’de dile getiren Türkiye, 40 adet yeni F-16 uçağı satın almak ve filosundaki 79 uçağın da modernizasyonu için ABD’ye başvurmuştu. Ancak savaş uçaklarına ait mühimmat ve teçhizatı da kapsayan talep, uzun süre ABD Kongresinin engeline takılı kalmıştı.

Türkiye’nin İsveç’in NATO’ya katılım protokolüne onay vermesinin ardından, Ankara’nın 2021’de ABD’den talep ettiği F-16 uçakları ve modernizasyon kitleri için ABD Kongresi’den yeşil ışık gelmişti. Üretim ve teslimat süreçlerine geçilmesi için, taraflar arasında bir süredir gidip-gelen taslak teklif ve kabul mektubunun nihai hali için çalışılıyordu.

Milli Savunma Bakanlığı’ndan bugün yapılan açıklamada, “Hava Kuvvetleri Komutanlığımızın ihtiyaçları doğrultusunda satın alınacak F-16 Blok-70 ve modernizasyon kitleri ile diğer malzeme, mühimmat ve teçhizatın tedarik süreci daha önce açıkladığımız takvime uygun olarak olumlu şekilde devam etmektedir” denilmişti.

Paylaşın

Hamas’tan Biden’ın Açıkladığı İsrail’in Ateşkes Önerisine Olumlu Yanıt

ABD Başkanı Joe Biden, İsrail’in yeni ateşkes teklifini açıklamasının ardından Hamas, İsrail’in ateşkes anlaşmasına yönelik yol haritasının “olumlu değerlendirdiğini” belirten bir bildiri yayınladı.

Haber Merkezi / ABD Başkanı Joe Biden, İsrailli rehinelerin serbest bırakılması karşılığında Gazze’de ateşkes için İsrail’in üç aşamalı önerisini açıklamış ve “bu savaşın sona ermesinin zamanı geldi” demişti.

Anlaşmanın ilk aşaması, İsrail güçlerinin Gazze’nin “nüfuslu bölgelerinden” çekileceği altı haftalık bir ateşkesi içeriyor. Bu aşamada Hamas’ın elinde bulunan yaşlı ve kadın rehineler, Filistinli mahkumlar karşılığında serbest bırakılacak. Yine bu aşamada Filistinli siviller geri dönecek ve bölgeye günde 600 kamyon insani yardım yapılacak.

Anlaşmanın ikinci aşamasında, Hamas ve İsrail, kalıcı barış şartlarını müzakere edecek, bu aşama müzakereler devam ettiği sürece sürecek. Anlaşmanın üçüncü aşamasında ise Gazze’nin yeniden imar planı ele alınacak.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, ABD Başkanı Joe Biden’ın açıkladığı Gazze Şeridi’nde ateşkes taslağıyla ilgili, “Kalıcı barış sağlanması için anlaşmaya yol açmasını umuyorum.” açıklamasında bulunduğu bildirildi.

AB Konseyi Başkanı Charles Michel, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “(Öneri) Bu, başta çatışmaların kalıcı durdurulması ve İsrail güçlerinin geri çekilmesinin yanı sıra Gazze’nin yeniden inşası olmak üzere uzun vadeli çözüme yönelik görüşmelere alan açması açısından çok önemli” ifadesine yer verdi.

Gazze’de ateşkes, esirlerin serbest bırakılması ve Gazze’nin yeniden inşasını içeren öneriyi memnuniyetle karşıladığını belirten Michel, Katar, Mısır ve ABD’ye çabaları için teşekkür etti. Michel, “Acı sona ermelidir. Tüm tarafları barış için bu fırsatı değerlendirmeye çağırıyorum” ifadelerini kullandı.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, X’ten yaptığı paylaşımda, Biden’ın duyurduğu ateşkes önerisine tüm kalbiyle katıldığını ifade ederek, bunun Gazze’deki savaşın ve sivillerin çektiği acıların sona erdirilmesi için önemli bir fırsat olduğunu kaydetti. Von der Leyen, ateşkes taslağına ilişkin dengeli ve gerçekçi olduğu yorumunu yaparak, “Şimdi önerinin tüm tarafların desteğine ihtiyacı var” mesajını paylaştı.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de sosyal medya paylaşımında öneriye desteğine dikkati çekerek, savaşın artık sona ermesinin gerektiğini vurguladı.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 60 artarak 36 bin 284’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 280 artarak 82 bin 57’ye yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Paylaşın

Biden’dan Hamas’a İsrail’in Planını Kabul Et Çağrısı

Gazze Şeridi’ndeki savaşa kalıcı bir son vermek için ateşkese odaklandıklarını kaydeden ABD Başkanı Joe Biden, Hamas’a İsrail’in yeni teklifini kabul etmesi çağrısında bulundu.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 60 artarak 36 bin 284’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 280 artarak 82 bin 57’ye yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

ABD Başkanı Joe Biden Cuma günü Hamas militanlarına, İsrail’in Gazze’de ateşkes karşılığında rehinelerin serbest bırakılması konusundaki yeni teklifini kabul etmeleri çağrısında bulundu ve bunun, kanlı çatışmayı sona erdirmeye başlamanın en iyi yolu olduğunu söyledi.

Biden, “Ateşkesle birlikte yardımlar ihtiyacı olan herkese güvenli ve etkin bir şekilde dağıtılabilir” dedi. Biden’a göre önerinin ilk aşaması tam ateşkes içerecek ve altı hafta sürecek. İlk aşamada ayrıca İsrail kuvvetleri, Gazze’de nüfusun yoğun olduğu bölgelerden çekilecek. Altı hafta içinde İsrail ve Hamas, çatışmalara kalıcı olarak son verecek olan ikinci aşamaya geçmek için müzakerelerde bulunacak.

Bu süre zarfında aralarında yaşlılar ve kadınların da bulunduğu rehineler yüzlerce Filistinli mahkumla takas edilecek. Biden, Filistinli sivillerin kuzey Gazze dahil Gazze’ye geri döneceğini ve her gün 600 TIR’ın Gazze’ye insani yardım getireceğini söyledi.

İsrail’in önerisinin Katar ve Hamas’a iletildiğini söyleyen Biden, müzakerelerin altı haftayı aşması durumunda ateşkesin, görüşmeler devam ettiği sürece yürürlükte olacağını belirtti.

Joe Biden, İsrail önerisinin ikinci aşamasının, sağ olan tüm rehinelerin serbest bırakılması ve İsrail kuvvetlerinin geri çekilmesini kapsayacağını, üçüncü aşamadaysa Gazze için kapsamlı bir yeniden yapılanma ve inşa sürecinin başlayacağını söyledi. Biden, Hamas’ın yeni bir 7 Ekim baskını düzenleme becerisine sahip olmadığını da belirtti.

İsrail’de “süresiz” savaş için baskı yapanlara fikirlerini değiştirmeleri çağrısında bulunan Biden, “İsrail’de bu planı kabul etmeyecek olanlar olduğunu biliyorum. Ve savaşın süresiz olarak devam etmesi çağrısında bulunacaklar. Hatta bazıları hükümet koalisyonunda yer alıyor. Bunu açıkça belirttiler. Gazze’yi işgal etmek istiyorlar. Yıllarca savaşmaya devam etmek istiyorlar ve rehineler onlar için bir öncelik değil. Ben de İsrail’deki liderleri her türlü baskıya rağmen bu anlaşmanın arkasında durmaya çağırdım” dedi.

“İsrail’e yaşamı boyunca bağlılık duymuş biri olarak, savaş zamanında İsrail’e giden tek Amerikan başkanı olarak, İran tarafından saldırıya uğradığında İsrail’i doğrudan savunmak üzere ABD kuvvetlerini gönderen biri olarak, sizden bir adım geri atmanızı ve bu fırsat kaçırılırsa ne olacağını düşünmenizi istiyorum” diyen Biden, “Bu fırsatı kaçıramayız” şeklinde konuştu.

İsrail için küresel arenadan daha fazla tecrit edilme riski bulunduğunu söyleyen Biden, böylesine kapsamlı bir yaklaşımın daha güvenli bir İsrail sağlayacağını, Suudi Arabistan dahil İsrail’in bölgeyle daha fazla bütünleşmesine yardımcı olacağını belirtti.

Filistin halkının kendi kaderini tayin edeceği daha iyi bir geleceği olacağını söyleyen Biden, Amerika’nın, İsrail’in kendini savunması için her türlü gereksinime sahip olacağından emin olacağını kaydetti.

Mısır ve Katar’ın, Hamas’ın İsrail’e karşı askeri operasyonlara yeniden başlamamasını garanti etmek için çalıştığını söyleyen Biden, Filistinliler’in cehennemi yaşadığını, çok fazla sayıda sivilin hayatını kaybettiğini, Hamas’ın da bu anlaşmaya yeşil ışık yakması gerektiğini belirtti, “Bu savaş bitmeli” dedi.

Bazı İsrail medya kuruluşları Biden’ın konuşmasını “etkileyici” olarak nitelendirdi ve doğrudan İsrail halkına hitap etme girişimi olarak yorumladı. Televizyon yayıncısı Kanal 12, Biden’ın konuşmasını canlı yayınlamak için akşam haber programını yarıda kesti. Sunucu Danny Kushmaro, İsrail sansürünün daha önce teklifin ayrıntılarının yayınlanmasını yasakladığını söyledi.

Bu yılın başlarında gündeme getirilen bir rehine anlaşması önerisinde Gazze’deki hasta, yaşlı ve yaralı rehinelerin serbest bırakılması karşılığında bölgeye daha fazla insani yardım ulaştırılabilmesi için altı haftalık ateşkesin uzatılması öngörülüyordu.

Önerilen anlaşma, İsrail’in müzakerelerin bir parçası olarak savaşa kalıcı bir son vermeyi kabul etmemesi ve Gazze’nin güneyindeki Refah kentine yönelik saldırılarını arttırması üzerine bu ayın başlarında gündemden düşmüştü.

Hamas Perşembe günü yaptığı açıklamada, saldırılar devam ederken müzakerelerde yer almayacağını, ancak İsrail’in savaşı durdurması halinde rehine ve esir değişimi dahil “tam bir anlaşmaya” hazır olduğunu söylemişti.

Gazze savaşında İsrail ile İslamcı hareket arasında ateşkes sağlanması için Mısır, Katar ve diğerlerinin arabuluculuğunda yürütülen görüşmeler defalarca duraksamış ve her iki taraf da ilerleme kaydedilmemesinden birbirini sorumlu tutmuştu.

Adının açıklanmaması kaydıyla konuşan ABD’li bir yetkili, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan’ın Cuma günü Gazze’de Hamas tarafından rehin tutulan vatandaşları bulunan 17 ülkenin diplomatlarıyla biraraya geleceğini söyledi.

Üst düzey bir İsrailli güvenlik yetkilisi Cuma günü yaptığı açıklamada, İsrail’in hayatta kalan rehinelerin iadesini de içeren bir anlaşmanın parçası olmayan herhangi bir çatışmayı durdurmayı kabul etmeyeceğini kaydetti.

Pazar günü Refah’ta 45 Filistinli’nin ölümüne yol açan İsrail hava saldırısının Biden’ın açıklamasını gölgede bırakır nitelikte olduğu dile getiriliyor. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Sözcüsü John Kirby Salı günü yaptığı açıklamada İsrail’in Refah’taki son kara operasyonlarının ABD’nin daha fazla askeri yardımı geri çekmesine neden olmayacağını söyledi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın