AB’nin 2022 Türkiye Raporu: Demokratik Gerileme Devam Ediyor

Avrupa Birliği (AB), Batı Balkan ülkeleri ve Türkiye için 2022 Genişleme Paketi’ni ve ülke raporlarını açıkladı. Türkiye için hazırlanan 140 sayfalık rapor, özellikle demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi temel konularda gerilemenin sürdüğünü ve üyelik için gerekli olan AB müktesebatına uyum konusunda bir ilerleme olmadığını kayda geçirdi.

AB’ye göre, Türkiye’nin demokratik kurumlarının işleyişinde ciddi noksanlıklar var.

Demokratik gerilemenin devam ettiğini, başkanlık sistemindeki yapısal eksikliklerin giderilmediğini kaydeden rapor, “Meclis, hükümetin hesap verebilirliğini sağlayacak gerekli araçlardan yoksun olmaya devam etmektedir. Anayasal mimari; yasama, yürütme ve yargı arasında sağlam ve etkili bir kuvvetler ayrılığı temin etmeden yetkileri Cumhurbaşkanlığında merkezileştirmeye devam etmiştir,” tespitinde bulundu.

AB raporunda yargının, terörle ilgili suç iddialarına dayanarak muhalefet partili milletvekillerini “sistematik bir şekilde” hedef almaya devam ettiği bildirildi.

Rapor, 2019 yerel seçimlerinden sonra 48 belediye başkanının görevden alındığını anımsatarak, “İktidardaki koalisyon hükümetinin muhalefet partilerinden belediye başkanları üzerindeki baskısı, yerel demokrasiyi daha da zayıflatmıştır. Muhalefet partilerinin belediye başkanları, idari ve adli soruşturmalarla karşı karşıya kalmıştır. Güneydoğu’da yerel demokrasi ciddi şekilde engellenmeye devam etmiştir. Güneydoğu’da zorla görevden alınan belediye başkanlarının yerine hükümet tarafından atanmış kayyumlar getirilmesine devam edilmiştir,” ifadesini kullandı.

Güneydoğu’da kaygı verici durum

Rapor, Güneydoğu’da durumun “çok kaygı verici” olmaya devam ettiğini kaydetti.

Hükümetin Ekim 2021’de Suriye ve Irak’a sınır ötesi operasyon yetkisini iki seneliğine uzattığını ve bu süreçte operasyonların devam ettiğini kaydeden rapor, AB’nin terör listesinde yer alan PKK’nın eylemleri nedeniyle sınır bölgelerindeki durumun istikrarsızlığını sürdürdüğünü belirtti.

AB, Türkiye’nin terörle mücadelesini meşru bulduğunu ancak bunun hukukun üstünlüğü, insan hakları ve temel haklar çerçevesinde yapılmasını gerektiğini kaydetti.

AB raporuna göre, sivil topluma ilişkin konularda da gerileme sürdü. Sivil toplum artan bir baskıyla karşı karşıya ve ifade, toplanma gibi haklarını sınırlamak durumunda kaldı.

Yargıda da gerileme devam etti

AB’ye göre, ciddi gerilemenin sürdüğü bir başka alan yargı. Raporda, “2016’dan bu yana gözlemlenen ciddi gerileme rapor döneminde devam etmiştir. Özellikle, sistemsel olarak yargı bağımsızlığı eksikliği ve hâkim ve savcılar üzerindeki usule aykırı baskıya ilişkin olmak üzere endişeler devam etmiştir. Özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasının reddedilmesiyle bağlantılı olarak, yargının uluslararası standartlara ve Avrupa standartlarına bağlılığına ilişkin endişeler artmıştır,” değerlendirmesi yapıldı.

İnsan hakları ve temel haklar alanlarındaki kötüleşmenin devam ettiğini, olağanüstü hâl sırasında getirilen tedbirlerin birçoğunun hala yürürlükte olduğunu anımsatan AB raporu, Türkiye’nin mevzuat ve uygulamalarını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ile uyumlu hâle getirmesi gerektiği uyarısında bulundu.

Raporda, “Türkiye’nin özellikle Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala davalarında AİHM kararlarını uygulamayı reddetmekte ısrar etmesi, yargının uluslararası standartlara ve Avrupa standartlarına bağlılığı ve Türkiye’nin hukukun üstünlüğünü ve temel haklara saygı gösterilmesini güçlendirme taahhüdü hakkında ciddi endişeye sebep olmaktadır. Avrupa Konseyi tarafından Kavala davası kararının uygulanmaması nedeniyle Şubat 2022’de Türkiye aleyhine başlatılan ihlal prosedürü, Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyesi olarak taahhüt ettiği insan hakları ve temel özgürlükler standartlarından uzaklaştığının bir başka göstergesi olmuştur,” dendi.

İfade özgürlüğü de sıkıntılı alan

AB’ye göre ifade özgürlüğündeki ciddi gerileme bu dönemde de gözlendi: “Devlet kurumları tarafından uygulanan kısıtlayıcı tedbirler ve adli ve idari yollarla artan baskı, ifade özgürlüğünün kullanılmasını baltalamaya devam etmiştir. Gazeteciler, insan hakları savunucuları, avukatlar, yazarlar, muhalif politikacılar, öğrenciler, sanatçılar ve sosyal medya kullanıcılarına karşı açılan ceza davaları ve mahkumiyetler devam etmiştir.”

Toplanma ve örgütlenme özgürlüğü konusunda daha fazla gerilemenin yaşandığını kaydeden rapor, barışçıl gösterilerin yasaklandığını ve güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanımının gözlendiğini belirtti. Raporda, en dezavantajlı grupların ve azınlık mensuplarının haklarının daha iyi korunması gerektiği vurgulanırken, “Azınlıklara (özellikle lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel, interseks ve queer (LGBTIQ) bireylere yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, ayrımcılık ve nefret söylemi hâlâ ciddi bir endişe konusudur,” tespitine yer verildi.

Türkiye’nin mülteci politikasına övgü

Raporda, ilerlemenin görüldüğü nadir alanlardan biri göç ve iltica politikası oldu. 2016’da yapılan Türkiye-AB anlaşmasının yürürlükte olduğunu, bu tarihten bu yana düzensiz mülteci geçişinde çok büyük azalmalar olduğunu kaydeden rapor, “Türkiye, dünyadaki en büyük mülteci nüfuslarından birine ev sahipliği yapmak ve onların ihtiyaçlarını karşılamak için önemli çabalar sarf etmeye devam etmiştir,” dendi.

Dış politikada Türkiye’nin AB politikalarına uyumunun sadece yüzde 7 olduğunu, Türkiye’nin tek taraflı bir dış politika izlediğini kaydeden rapor, Rusya’nın Ukrayna saldırmasıyla başlayan savaş sürecinde Türk hükümetinin uyguladığı politikayı olumlayan ifadeler içerdi.

Rapor, “Türkiye Ukrayna ve Rusya arasında müzakereleri kolaylaştırmayı ve gerilimin azaltılması ve ateşkesin sağlanması üzerinde çalışmayı amaçlamıştır. Ayrıca Ukrayna tahılının ihracatını kolaylaştırmak için diplomatik bir girişimde bulunmuştur. Ukrayna ve Rusya’nın 22 Temmuz’da İstanbul’da BM ve Türkiye’nin kolaylaştırıcılığında vardığı anlaşma, anlaşmanın uygulanmasında da kolaylaştırma sağlayan Türkiye’nin yapıcı rolü olmadan mümkün olamazdı,” dedi. Ancak rapor, Türkiye’nin Rusya’ya uygulanan yaptırımları uygulamaktan kaçındığını ve bu ülkeyle ekonomik ve ticari ilişkilerini geliştirmek için bir anlaşma imzaladığını not etti.

Doğu Akdeniz’de gerilim

Türkiye-AB arasında özellikle 2020’de yaşanan Doğu Akdeniz gerilimi, son dönemde yaşanan gelişmelerle birlikte raporda yer aldı. Türkiye’nin sondaj faaliyetlerine başlamamasına karşın gerilimin Nisan 2022’de yeniden ortaya çıktığını belirten rapor, tam üyeler Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Ankara ile yaşadığı sorunlara geniş yer verdi. “Türkiye’nin, BM Şartı’na uygun olarak, tartışmasız bir şekilde iyi komşuluk ilişkilerine, uluslararası anlaşmalara ve sorunların barışçıl şekilde çözümüne, gerektiği takdirde Uluslararası Adalet Divanına başvurmak suretiyle, bağlı kalması gerekmektedir,” ifadelerine yer verilen raporda, daha önceki AB zirvelerinde alınan kararlar da anımsatıldı.

Mali riskler arttı, piyasa ekonomisinin işleyişi endişe verici

Raporun ekonomi ile ilgili bölümünde, Türkiye’nin üyelik için ekonomik kriteleri karşılama konusunda ileri düzeyde olduğu ancak rapor döneminde ilerleme kaydedilmediği belirtildi. Raporda, “Para politikasının yürütülmesi, kurumsal ve düzenleyici ortam gibi önemli unsurlarda gerileme olduğundan, Türkiye’nin piyasa ekonomisinin düzgün işleyişine ilişkin ciddi endişeler devam etmektedir,” dendi.

Türk ekonomisinin COVID-19 krizinden güçlü bir şekilde toparlanarak 2021’de yüzde 11,4; Ukrayna savaşı etkilerine rağmen 2022’nin ilk yarısında da yüzde 7’den fazla büyüdüğünü kaydeden AB raporu, “Ülkenin aşırı gevşek para politikası ve politika güvenilirliğindeki eksiklik lirayı zayıflatmış; resmi enflasyonu yirmi yılın en yüksek seviyesi olan %80’in üzerine çıkarmıştır. İthal malların fiyatlarının yükselmesi, artan belirsizlik ve düşük uluslararası rezerv seviyeleri söz konusu olduğunda büyük bir kırılganlık olmayı sürdüren dış dengesizlikleri genişletmiştir,” tespitinde bulundu.

Rapor, “Bütçenin icrası planlanandan daha iyi bir performans göstermiş; ancak, devlet borcu artmış ve maliye politikası, artan enflasyonu frenlemeye ve yerel para birimini desteklemeye yönelik başarısız girişimlerin yükü altında giderek artan bir baskı altına girmiştir,” dedi.

Merkez Bankası siyasi baskı altında

Rapor, izlenen politikalar nedeniyle ekonomiyle ilgili başlıklarda kriterlerin karşılanmasında ilerleme sağlanamadığı şu ifadelerle tespit etti: “Ekonomi ile ilgili fasıllarda, ekonomi ve para politikasında devam eden gerileme, fiyat istikrarının sağlanması ve enflasyon beklentilerinin sabitlenmesinde etkisiz politikalarla kendisini göstermiştir.  Merkez bankası halen ciddi siyasi baskı altındadır ve işlevsel bağımsızlığının yeniden tesis edilmesi gerekmektedir.”

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Gıda Fiyatları Dünyada Yüzde 4; Türkiye’de Yüzde 92 Arttı

Gıda fiyatları dünya genelinde yıllık yüzde 4. Avrupa Birliği’nde yüzde 14 olurken, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ortalaması ise yüzde 15 gerçekleşti. Gıda fiyatları Türkiye’de son 1 yılda yüzde 92 artış gösterdi.

Euronews Türkçe‘nin aktardığına göre, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) açıkladığı Küresel Gıda Fiyat Endeksi ise 6 aydan bu yana düşüyor.

Türkiye’de resmi yıllık enflasyon Eylül 2022’de yüzde 83’ü aşarken ulaştırmadan sonra en çok fiyat artışı gıdada oldu. Gıda fiyatları son 1 yılda yüzde 92 artış gösterdi. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) açıkladığı Küresel Gıda Fiyat Endeksi ise 6 aydan bu yana düşüyor.

Küresel gıda fiyatlarında yıllık artış oranı yüzde 4. Ağustos ayı itibariyle Avrupa Birliği’nde yıllık gıda enflasyonu yüzde 14 olurken Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ortalaması ise yüzde 15 gerçekleşti.

Peki, gıda enflasyonunun en yüksek olduğu ülkeler hangisi? Dünyada ve Avrupa’da gıda enflasyonu ne durumda?

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı yıllık tüketici enflasyonu Eylül ayında yüzde 83,45 oldu. Gıda fiyatları aynı dönemde yüzde 92,4 yükseldi. FAO’nun Küresel Gıda Fiyat Endeksi ise aynı dönemde yıllık yüzde 3,8 artış gösterdi.

Dünyada 6 aydır düşüyor, Türkiye’de 2 seneden beri yükseliyor

Küresel gıda fiyatları 6 aydan bu yana aralıksız düşüyor. Türkiye’de ise Eylül 2020’den bu yana 2 seneden beri aralıksız yükseliyor. FAO ve TÜİK’in açıkladığı gıda fiyat endeksleri arasındaki fark Türkiye’nin “yeni ekonomik modele” geçtiği Kasım 2022’den itibaren giderek büyüyen bir makasa dönüştü. TÜİK verileri yeni ekonomik modelden sonra Türkiye’de gıda fiyatlarının nasıl hızla artmaya başladığını ortaya koyuyor.

Endeks yöntemi fiyat değişimi net bir şekilde ortaya koyuyor. TÜİK ve FAO’nun açıkladığı gıda fiyat endekslerini Ocak 2018’de 100’e eşitliyoruz. Bu şu anlama geliyor: Dünyada ve Türkiye’de gıda fiyatları Ocak 2018’de birbirine eşit. Türkiye ve küresel fiyat farkı çoğu zaman yakın seyrediyor.

Ocak 2019 dünya gıda fiyatları 99’a düşerken Türkiye’de 132’ye çıkıyor. Ocak 2020’de ise küresel gıda fiyatları 109 birime çıkarken Türkiye’de 144 birimi görüyor. Ocak 2021’de FAO Küresel Gıda Fiyat Endeksi 119 birim olurken TÜİK’in Gıda Fiyat Endeksi 170’e kadar yükseliyor.

Ocak 2022’ye gelindiğinde ise dünya ile Türkiye arasındaki makas iyice belirginleşiyor. Ocak 2018’de fiyatlar birbirine eşitken Ocak 2022’de dünyada 140 birime; Türkiye’de ise 266 birime yükseliyor. Eylül 2022 itibariyle küresel fiyatlar 140’ta kalırken Türkiye’de 374’e kadar çıkıyor.

Yeni ekonomik model sonrası fark başlıyor

FAO Gıda Fiyat Endeksi ile TÜİK Gıda Fiyat Endeksini Eylül 2021’de 100’e eşitlediğimiz ise fiyat değişimi daha net ortaya çıkıyor. Bu şu demek: Temmuz 2021’de dünya ve Türkiye’de gıda fiyatları eşit ve 100 birim. Ekim ve Kasım aylarında fiyatlar birbirine yakın seyrediyor.

Ancak bu defa Aralık 2021’den sonra fark açılmaya başlıyor. Bir sene önce dünyada ve Türkiye’de gıda fiyatları 100 iken Eylül 2022’de dünyada 103,8 birime; Türkiye’de ise 192,4 birime çıkıyor.

OECD ülkelerinde en fazla artış açık ara Türkiye’de

Öte yandan OECD ülkelerinde gıda fiyatlarının en çok arttığı ülke açık ara Türkiye. Ağustos ayı itibariyle gıda ve alkolsüz içecek fiyat endeksi Türkiye’de yüzde 90,3 artış gösterdi. Aynı dönemde fiyatlar OECD ortalamasında yüzde 15; AB’de ise yüzde 14 yükseldi.

Türkiye’ye en yakın artış yüzde 33 ile Macaristan’da yaşandı. Gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarının en az yükseldiği ülkeler ise yüzde 3 ile İsviçre ve yüzde 4 ile İsrail oldu.

Ağustos 2022 itibariyle yıllık gıda enflasyonu Almanya’da yüzde 16, İsveç’te yüzde 14, ABD’de yüzde 14, İngiltere, Avusturya ve Hollanda’da yüzde 13; Fransa’da ise yüzde 8 gerçekleşti.

Türkiye’de 2019-2021 arasında yıllık gıda enflasyonu yüzde 15-20 civarında seyretti. Ancak 2022 yılından itibaren yüzde 80-90 civarında gerçekleşiyor.

Paylaşın

Almanya Basını: Türkiye AST’ye ‘Mecburen’ Davet Edildi

Avrupa Birliği’ne (AB) üye olmayan ülkelerin de içerisinde yer aldığı, diyalog ve işbirliği platformu olan Avrupa Siyasi Topluluğu (AST) ilk toplantısını Çekya’nın başkenti Prag’da gerçekleştirildi. Türkiye’nin katılımı ise Almanya basınında geniş yer aldı.

Gazete Duvar’dan Yunus Ülger’in aktardığına göre, yorumlarda, Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan ‘zor komşu’ olarak söz edilirken, genel olarak Türkiye’nin ‘mecburen’ davet edildiği, tersinin çok olumsuz sonuçları olacağı savunuldu. Öte yandan, AST’ın fazla bir getirisinin olmayacağı, AB üyeliği için sırada bekleyen ülkelere bir ‘teselli’ olduğu ileri sürüldü.

‘Dost, düşman ve diğerleri’

Deutsche Welle, ‘Dost, düşman ve diğerleri’ başlıklı haber ve yorumunda, Brüksel’de Erdoğan’ın daveti için diplomatik çekişmeler olduğunu yazdı. AST’ın, davet için demokratik değerlere bağlılığı ölçü aldığını, oysa Erdoğan’ın bu değerleri yıllardır çiğnediği, bu sebeple AB’nin üyelik görüşmelerini dondurduğunu hatırlattı. Türkiye’nin Rusya’ya karşı yaptırımlarda da Batı ile ortak hareket etmediğini yazdı. “Sonunda pragmatik davranıldı ve zor komşu davet edildi. İsveç ve Finlandiya’nın Nato üyeliğini hala bloke etmesine ve İsveç ile bir mizah yüzünden kavgalı olmasına karşın.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi de Erdoğan’ın daveti için Brüksel’de yoğun diplomasi trafiği yaşandığını yazdı. Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın Türkiye’yi toplantıda istemediğini bildiren gazete, buna sebep olarak Türkiye’nin Avrupa’nın değerlerinden uzaklaşmış olmasının gösterildiğini belirtti. “Sonunda diplomatlar, Türkiye’nin dışlanmasının İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyeliği için ağır sonuçları olacağına dikkat çekti. Türkiye, hala bu iki ülkenin üyeliğini onaylamadı” yorumunu yaptı.

‘Katılımcılar çeşitli ve çelişkili’

Berlin’de yayımlanan taz gazetesi ise AST toplantısına katılan ülkelerin çok çeşitli ve çelişkili olduğunu yazdı. Bu duruma sınır çekişmesi olan Türkiye ile Yunanistan ve savaş halinde olan Azerbaycan ile Ermenistan’ı örnek olarak verdi. Erdoğan’ın Rusya ile AB arasında ‘salıncak’ dış politika izlediğini ileri süren taz, bunun NATO’yu kaygılandırdığını belirtti. Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki sorunlara ve savaşa AB’nin engel olamadığını, çünkü kendini reforme etmediğini, bu yüzden de dış politikada etkisiz kaldığını savundu.

‘Fazla bir getirisi olmayacak’

Alman İkinci Televizyonu (ZDF) ise Brüksel’de herkesin AST’ın yararına inanmadığını ileri sürdü. AST’ın fikir babası olan Fransa Başkanı Emmanuel Macron’un bu yüzden eleştirildiğini belirten ZDF, AST’ın AB üyeliği için sırada bekleyen ülkelere bir ‘teselli’ olduğu görüşünü savundu. Erdoğan’ın davet edilmesinin ise sorunlu olduğunu, çünkü Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ı tehdit ettiğini, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğini daha onaylamadığını yazdı.

Paylaşın

Avrupa Birliği’nden Türkiye’ye ‘Rusya Yaptırımları’ Uyarısı

Avrupa Birliği (AB), Rusya’ya yönelik uygulanan ve uygulanmaya yeni başlanan yaptırım paketi kapsamında Türkiye’ye uyarıda bulundu. AB’nin Rusya’ya yönelik yeni yaptırım paketi, ithalat ve ihracat kısıtlamalarının yanı sıra yaptırımları hileli yollarla delen kişi ve kuruluşların caydırılmasını da içeriyor.

Avrupa Komisyonu’nun Finansal Hizmetler, Finansal İstikrar ve Sermaye Piyasaları Birliği’nden Sorumlu Üyesi Mairead McGuinness dün Ankara’da görüştüğü hükümet yetkilileri ve iş dünyası temsilcilerine yeni yaptırımlar hakkında bilgi verdi ve Brüksel’in uyarılarını gündeme getirdi.

AB büyükelçilerinin yeni yaptırım paketinde uzlaşmalarından sadece bir gün sonra Ankara’da temaslarda bulunan Komisyon üyesi McGuinness, Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Maliye Bakanı Nureddin Nebati ve Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu ile bir araya geldi. Komisyon üyesi, akşam yemeğinde de iş dünyasının önde gelen dernekleri ve kurumlarıyla toplantı yaptı.

AB delegasyonundan yapılan açıklamada, “Komisyon üyesi McGuinness, yaptırım politikalarını ve daha ileri iş birliği fırsatlarını ele almak ve hükümet üyeleriyle görüşmek üzere Türkiye’yi ziyaret ediyor” ifadelerine yer verildi.

Avrupalı yetkili, Ankara’daki resmi temaslarının ardından Twitter üzerinden yaptığı kısa açıklamada, belirsizliğin hüküm sürdüğü bir dönemde AB’nin güçlü ortağı olan Türkiye’de bulunmaktan mutlu olduğunu belirtirken, “Rusya’ya karşı yaptırımlarımızın uygulanmasına ve yaptırımların hile yoluyla atlatılmasını tespit edip kökünü kazıma ihtiyacına güçlü bir şekilde odaklandığımızı iletme fırsatı doğdu” diye konuştu.

McGuinness’in Ankara temaslarını daha önemli kılan gelişme, ziyaretin, AB’nin Rusya’ya dönük sekizinci yaptırım paketini kabul etmesinin hemen ardından gerçekleşmesi oldu. Rusya’nın petrol satışına tavan fiyat getirmesi nedeniyle çok tartışılan AB’nin yeni yaptırım paketi, ithalat ve ihracat kısıtlamalarının yanı sıra yaptırımları hileli yollarla delen kişi ve kuruluşların caydırılmasını da içeriyor.

Yaptırım kapsamı genişledi

AB, Rusya’nın askeri, endüstriyel ve teknolojik ürünlere ulaşmasını güçleştirmek, savunma ve güvenlikle ilgili sektörlerini geliştirmesini önlemek amaçlı olarak yeni ihracat kısıtlaması getiriyor ve bu kapsamda kömür, kok kömürü, Rus silahlarında bulunan spesifik elektronik parçalar, havacılık sektöründe kullanılan teknik malzemeler ve bazı kimyasalların satışını yasaklıyor.

Rus ekonomisine yaklaşık 7 milyar euro civarında zarar vermesi beklenen ithalat kısıtlamaları kapsamına ise işlenmiş ve yarı işlenmiş Rus çelik ürünleri, makine ve elektrikli aletler, plastik ürünler, araçlar, tekstil, ayakkabı, deri, seramik, bazı kimyasal ürünler ile altın dışı mücevher giriyor.

Aynı paket, Rusya’ya ileri teknoloji, mühendislik ve yazılım gibi alanlarda hizmet sunan şirketleri de etkiliyor.

AB, böylece kişi, kurum ve kuruluşların yanı sıra Rusya ile iş yapan şirketleri içerecek şekilde yaptırım kapsamını genişletmiş oluyor.

Türkiye, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı 24 Şubat’ta başlattığı saldırının ardından ABD, AB ve diğer Batılı ortakların aldığı yaptırım kararlarına uymayacağını, ilkesel olarak sadece Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nce alınan yaptırımlara itibar edeceğini açıklamıştı.

Yaptırımlara uyan Avrupalı ve diğer uluslararası şirketlerin faaliyetleri sonlandırmasıyla doğan boşluk, Rus şirketleri ile yoğun bir mesai başlatan Türk şirketleri tarafından dolduruldu.

Bu süreçte, Türkiye’de kurulan çok sayıda Rus şirketi, ithalat ve ihracat faaliyetleri için Türkiye’yi üs gibi kullanmaya başladı. Financial Times’ın haberine göre, son dönemde Türkiye’den Rusya’ya ihracat geçen seneye oranla yüzde 50’ye yakın bir oranda arttı.

Brüksel’de tedirginlik arttı, Macron da uyardı

AB’li diplomatlara göre, Türkiye’de faaliyetini artıran Rus şirketlerinin sayısı her gün artıyor.

Samsun’dan Novorosisk’e yapılan Ro-Ro ticareti ve artan karayolu TIR ticaretini yakından gözleyen Brüksel’e göre, Rus şirketleriyle yapılan bu ticaretin AB yaptırım paketlerini delme olasılığı yüksek.

AB’nin bu tedirginliği, Prag’da düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu zirvesi marjında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından da dile getirildi. Erdoğan-Macron görüşmesinin ardından Fransız Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan bilgilendirmede, Fransız Cumhurbaşkanı’nın Erdoğan’a “Rusya’ya uygulanan yaptırımların atlatılmasına ilişkin çabalara karşı mücadele etme” çağrısında bulunduğu kaydedildi.

Türkiye’nin ihracatının neredeyse yarısını AB’ye yaptığını anımsatan diplomatlar, Brüksel’in Türkiye ile ticaretin zarar görmesini istemediğini ve bu nedenle Ankara ile yakın çalışma içinde olmak istediğini kaydediyorlar.

Aynı diplomatlara göre, Brüksel’in tedirginliğini daha da artıran gelişme Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 6 Ağustos’ta Soçi’de ziyaret ettiği Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile iki ülke arasındaki ticaret ve ekonomik iş birliğini derinleştirmeyi amaçlayan ama içeriği açıklanmayan bir mutabakat muhtırasının imzalandığını açıklaması oldu. Diplomatlar, anlaşma içeriğinin bazı yaptırım alanlarıyla örtüşmesi nedeniyle kamuoyuna açıklanmamış olabileceği şüphesinin Brüksel ve Washington’da dile getirildiğini kaydediyorlar.

Batı’dan gelen bu kaygılar üzerine Türk Dışişleri Bakanlığı’nın Ankara’daki büyükelçilere bir sunum yaparak, endişelerin yersiz olduğu ve yaptırım uygulanmasının zarar verici sonuçlar doğuracağı mesajını verdiği biliniyor.

Ancak Rus vatandaşlarının Türkiye’de kullanımına açılan Mir kartının Batı’dan Türk bankalarına gelen baskı sonucunda kullanıma kapatılması bu sürecin en somut gelişmelerinden biri olmuştu.

Daha çok iş birliği mesajı

McGuinness’in Ankara temaslarında Türkiye ile ticari iş birliğini artırma ve potansiyeli geliştirme mesajı verirken, yaptırımların delinmemesi için de Brüksel ile yakın iş birliği içinde olunması çağrısında bulunduğu öğrenildi. AB Komiseri’nin benzer mesajları iş dünyası temsilcileri ile yaptığı yemekte de gündeme getirdiği belirtiliyor.

McGuinness’in Maliye Bakanı Nebati ve Merkez Bankası Başkanı Kavcıoğlu ile temaslarında, ‘Türkiye Ekonomi Modeli’ kapsamında izlenen politikaları ele alıp, muhataplarından bundan sonraki sürece dönük bilgi aldığı kaydediliyor.

Brüksel’de yapılan değerlendirmeler, Türkiye’nin izlediği modelin ileriki dönemde Türk ekonomisine ve özellikle reel ekonomiye daha fazla kayıp verdireceğini, enflasyonun kısa vadede düşme eğilimine girmeyeceğini öngörüyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Avrupa Birliği, Rusya’ya Yönelik 8. Yaptırım Paketinde Anlaştı

Avrupa Birliği (AB) dönem Başkanı Çekya, üye ülke büyükelçilerinin Rusya’ya yönelik yeni yaptırımlarda siyasi anlaşma sağladıkları duyuruldu. Yaptırımların Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’nın bazı bölgelerini ilhakına karşı “güçlü bir yanıt” olduğu kaydedildi.

Bianet’te yer alan habere göre, Rusya’nın komşusu Ukrayna’yı işgaliyle başlayan savaş, devam ederken Avrupa Birliği (AB) Rusya’ya yönelik sekizinci yaptırım paketinde anlaşmaya vardı.

AB dönem Başkanı Çekya’nın resmi sosyal medya hesabından konuyla ilgili yapılan paylaşımda, üye ülke büyükelçilerinin Rusya’ya yönelik yeni yaptırımlarda siyasi anlaşma sağladıkları duyuruldu.

Paylaşımda, yaptırımların Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’nın bazı bölgelerini ilhakına karşı “güçlü bir yanıt” olduğu kaydedildi.

Açıklamaya göre, sekizinci yaptırım paketi, yazılı olarak onaylandıktan sonra AB Resmi Gazetesi’nde yayımlanarak yürürlüğe girecek.

“Hızlı ve kararlı hareket ettik”

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de konuyla ilgili sosyal medya hesabından, “Bugün üye ülkelerin 8. yaptırım paketi üzerinde anlaşmasını memnuniyetle karşılıyorum” paylaşımında bulundu.

Hızlı ve kararlı bir şekilde hareket ettiklerini kaydeden von der Leyen, “Putin’in düzmece referandumunu ve Ukrayna’da herhangi bir ilhakı asla kabul etmeyeceğiz” ifadesini kullandı. Von der Leyen, “Kremlin’e bedel ödetmeye devam edeceklerini” söyledi.

AB Komisyonu, 28 Eylül’de Rusya’ya karşı ticaret yasakları ve Rusya petrolüne tavan fiyat uygulamasını da içeren yeni yaptırım paketini teklif etmişti. AB üyesi 27 ülke tarafından onaylanması gereken yeni yaptırım paketi kapsamında, bazı kişi ve kuruluşlar yaptırım listesine eklenecek, ayrıca ticaret ve petrol ithalatında da bazı kısıtlamalar getirilecekti.

Pakette, Rusya petrolünün üçüncü ülkelere satışına tavan fiyat getirilmesi yer alıyordu. Anlaşma sağlanan paketin bütün içeriği ise henüz paylaşılmadı.

Putin, ilhak yasa tasarılarını imzaladı

Kremlin Sarayı’ndan yapılan açıklamaya göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Ukrayna’nın Donetsk, Luhansk, Herson ve Zaporijya bölgelerinin Rusya tarafından ilhak edilmesine ilişkin yasaları imzaladı.

Söz konusu bölgelerin Rusya’ya bağlanmasını öngören yasalara göre, bu bölgelerde yaşayanlar Rusya vatandaşı kabul edilecek. Putin, imzaladığı kararnamelerle, bölgelere geçici başkan ve vali de atadı.

Ne olmuştu?

Putin, Ukrayna’nın doğusundaki Donbas bölgesindeki Donestk ve Luhansk’ta Rusya yanlısı ayrılıkçıların bağımsızlık ilanını Şubat ayında tanımış, kısa bir süre sonra, 24 Şubat 2022’de Rusya güçleri Ukrayna’yı işgal etmişti.

Dört bölgede düzenlenen ve başta Avrupa Birliği (AB) ve ABD olmak üzere, Türkiye ve İsrail de dahil pek çok ülkenin sonuçlarını tanımayacağını açıkladığı referandumlarda, Donetsk’te kullanılan oyların yüzde 99.23’ü, Luhansk’taki oyların yüzde 98.42’si, Herson’daki oyların yüzde 87.05’i, Zaporojya’daki oyların yüzde 93.11’i Rusya’ya bağlanma yönünde olmuştu.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Putin’in ilhak anlaşmalarını imzalamasının ardından NATO’ya başvuru yapacaklarını açıklamış, ABD Rusya’ya yeni yaptırımlar uygulayacaklarını duyurmuştu.

Paylaşın

Avrupa Birliği’nden Rusya’ya Yeni Yaptırım Paketi

Avrupa Birliği (AB), Rusya’yı hedef alan 8. yaptırım paketini hazırladı. AB’nin yeni yaptırım paketi teklifini AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell açıkladı. Yaptırımlar, bazı Rus mallarına ithalat yasağı ve petrole tavan fiyat uygulanmasını da içeriyor. 

Avrupa Birliği (AB), Ukrayna’daki Rusya yanlısı ayrılıkçıların kontrolündeki bölgelerde düzenlenen referandumları ‘yasa dışı’ ilan etti.

Ukrayna’nın doğusundaki ayrılıkçıların “sahte” referandumunu ve Ukrayna topraklarının ilhakını tanımayacaklarını vurgulayan von der Leyen, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in nükleer tehdidinin ve seferberlik ilanının gerginliği artırdığını söyledi.

Rusya’nın “Ukrayna işgalini yeni bir düzeye çıkardığını” söyleyen Leyen, ayrıca Twitter hesabından yaptığı açıklamada “Bu gerginliğin daha da artmasının bedelini Kremlin’e ödetmeye kararlıyız.” dedi.

“Rusya, Avrupa beyin gücünden ve uzmanlığından yararlanmamalı” diyen Leyen, “AB vatandaşlarının Rusya’ya ait şirketlerin yönetim organlarında yer alma yasağı” getirileceğini kaydetti.

Petrole tavan fiyat uygulaması

Bazı gelişmekte olan ülkelerin düşük fiyatlarla Rus petrol kaynaklarına ihtiyaç duyduğunu belirten Leyen, petrole getirilecek tavan fiyatının “Rusya’nın gelirlerini azaltmaya ve küresel enerji piyasalarını istikrarlı tutmaya yardımcı olacağını” ifade etti.

Von der Leyen, yaptırım paketinin Rus petrolünü de içerdiğine işaret ederek, “Rusya, savaşı finanse etmek için fosil yakıtların satışından elde ettiği karı kullanıyor.” dedi.

Daha önce kabul edilen yaptırım paketleri uyarınca 5 Aralık’tan itibaren Rusya’dan AB’ye deniz yoluyla ham petrol taşınmasının yasaklandığını anımsatan von der Leyen, bazı gelişmekte olan ülkelerin düşük fiyatlı Rus petrol kaynaklarına ihtiyaç duyduklarının farkında olduklarını ifade etti.

Von der Leyen, G7’nin üçüncü ülkeler için Rus petrolüne tavan fiyat getirmeyi prensipte kabul ettiğini hatırlatarak, “Petrole tavan fiyat bir yandan Rusya’nın gelirlerini azaltmaya yardımcı olacak, diğer yandan küresel enerji piyasasını sabit tutacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

İthalat ve ihracat kısıtlamaları

AB üretimi bazı malların da Rusya’ya ihracatına kısıtlama getirilecek. Bu yolla Rus ordusunun askeri alandaki hayati öneme sahip teknolojilerden mahrum bırakılması hedefleniyor. Bu mallar arasında havacılıkta kullanılan malzemeler, elektronik parçalar ve kimyasal maddeler bulunuyor.

Yeni kişi ve kuruluşların yaptırım listesine ekleneceğini kaydeden Leyen, Moskova ile olan ticaretin daha fazla kısıtlanacağını belirtti.

“Özellikle savaş makinesi için ihtiyaç duyulan temel teknolojilerin” aralarında olduğu daha fazla ürüne yasağın planlandığını duyuran Leyen, “Rus ürünlerine yönelik yeni ithalat yasakları, Rusya ekonomisini 7 milyar Euro’luk gelirden mahrum bırakıyor.” dedi.

Yaptırımların ihlali engellenecek

Yaptırımların çevresinden dolanmak konusunda da yeni adımlar attıklarını belirten von der Leyen, “Burada yeni bir kategori ekliyoruz. Bu kategoride, yaptırımlarımızdan kaçınan bireyleri listeleyebileceğiz. Bunun büyük bir caydırıcı etkisi olacak” ifadesini kullandı.

AB’den ürün satın alıp üçüncü ülkelere götürdükten sonra Rusya’ya iletenlerin, AB yaptırımlarının çevresinden dolanmış olacağını anlatan von der Leyen, bu gibi faaliyetlere karışan kişileri yaptırım listesine alabileceklerini vurguladı.

Yaptırım uygulanacak kişi ve kuruluşlar

AB Yüksek Temsilcisi Borrell de yaptırım uygulanacak kişi ve kuruluşların listesini genişlettiklerini belirtti.

Borrell, listenin “Ukrayna topraklarının Rusya tarafından işgalinde ve ilhak edilmesinde” payı olanlardan oluştuğunu, bunlar arasında üst düzey askeri yetkililer, karar vericiler, bazı oligarklar ile propaganda yapan kişilerin bulunduğunu söyledi.

Borrell, 300 bin kişiyi askere alarak savaşı tırmandıranlara “doğrudan yanıt” vermeyi hedeflediklerini dile getirdi.

Donetsk, Luhansk, Herson ve Zaporijya’da “Rusya’nın vekili” konumundaki Rus yetkililer ile Ukrayna’nın 4 bölgesinde sahte referandum düzenleyen kişileri hedef alacaklarını aktaran Borrell, savunma sektöründen bazı kişileri de listeye ekleyeceklerini belirtti.

Borrell, bunlar arasında Savunma Bakanı ve diğer yüksek rütbeli yetkililerin bulunduğunu ifade ederek, savaş uçakları da dahil olmak üzere her türlü ordu teçhizatını sağlayan ve 300 bin askerin görevlendirilmesinde rol oynayan kişilerin listede yer alacağını söyledi.

Borrell son olarak savaşla ilgili, özellikle Rus işgali altındaki bölgelerde dezenformasyon yayan kişilerin de tespit edilerek listeye alınacağını kaydetti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Yunanistan’dan AB’ye Mülteci Tepkisi: Akdeniz Ülkelerini Otoparkı Gibi Kullanıyor

Yunanistan Göç İşlerinden Sorumlu Bakan Notis Mitarachi, gazetecilere yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği (AB) ülkelerini Ukraynalı mültecilerle diğer mülteciler arasında çifte standart uygulamakla suçladı. Bakan Mitarachi, Brüksel’i Akdeniz ülkelerini mülteci ‘otoparkı’ gibi kullanmakla itham etti.

Euronews Türkçe‘nin aktardığına göre, 27 ülkeden oluşan birlikte “dayanışma eksikliğinin” bulunduğunun altını çizen Bakan Mitarachi, bu eksikliğin göç kurallarının kapsamlı bir şekilde reforme edilmesi çabalarını engellendiğini söyledi.

Mitarachi, “Dayanışma konusunda ilerleme kaydedilmezse, önümüzdeki birkaç yıl içinde (yeni bir anlaşma) AB Konseyi’nden ya da kanun yapıcılardan geçemeyecektir” ifadelerini kullandı.

AB ülkeleri tarafından uluslararası koruma sağlanan mülteciler bloğun serbest dolaşım hükümlerinden tam olarak yararlanamıyor. Ancak Rus işgalinden kaçan Ukraynalılar daha az kısıtlamayla karşılaşıyor.

Bu durumun “adil olmadığının” altını çizen Bakan Mitarachi, “Ukrayna düzenlemesi, resmi olarak tanındıkları sürece tüm mülteciler için geçerli olmalı. Ne yazık ki AB bir noktada giriş ülkelerinin Avrupa’ya gelmek isteyen mülteciler için bir park yeri gibi kullanılmasına karar verdi” ifadelerini kullandı.

Gelecek yıl yeni bir göç anlaşması yapılmasını hedefleyen AB’de müzakereler, birçok Doğu Avrupa ülkesinin reddettiği yeniden yerleştirme kotalarından, önerilen gönüllü bir mekanizmaya doğru kaymış durumda.

Mültecilere üç yıllık bir bekleme süresinin ardından serbest dolaşım hakkı tanınabileceğine ilişkin bir öneriyi memnuniyetle karşılayacaklarını belirten Yunan Göç İşleri Bakanı, bununla birlikte yeniden yerleştirme konusunun önemli bir tıkanma noktası olmaya devam edebileceği konusunda uyardı.

Yunanistan 2015-16 yıllarında, çoğu Irak ve Suriye’deki savaşlardan kaçan yüz binlerce göçmen ve mültecinin AB’ye girişinde kilit bir geçiş noktasıydı. O zamandan bu yana sınırlarındaki kontrolleri artıran Atina yönetimi Türkiye ile olan kara sınırı boyunca çelik bir duvar inşa etti.

Paylaşın

Avrupa Birliği: Putin Nükleer Silah Konusunda Blöf Yapmıyor

Ülkesini savunmak için nükleer silahlara başvurabilecekleri tehdidinde bulunan Rusya Devlet Başkanı Putin, aynı açıklamasında blöf yapmadığını da söylemişti. AB Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Borrell bu cümleye atıfla “Eğer insanlar blöf yapmadıklarını söylüyorlarsa bunu ciddiye almalısınız” dedi.

Yedinci ayındaki işgali sonlandıracak ve Ukrayna’nın bağımsızlığı ve egemenliğini koruyacak bir diplomatik çözümün kesinlikle bulunması gerektiğini de söyleyen Borrell, böyle bir çözüm olmazsa “başka bir savaş daha çıkar” görüşünü savundu.

Avrupa Birliği (AB) Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, BBC’ye yaptığı açıklamada savaşın tehlikeli bir noktaya ulaştığını söyledi.

Lyse Doucet’e konuşan Borrell, “Rus ordusu köşeye sıkışmış durumda ve Putin’in nükleer silah tehdidi ile buna tepki vermesi çok kötü” dedi.

Rusya son hafta içinde Ukrayna toprağı 4 bölgeyi ilhak etmek için harekete geçti ve kısmi seferberlik ilan etti.

Josep Borrell, yedinci ayındaki işgali sonlandıracak ve Ukrayna’nın bağımsızlığı ve egemenliğini koruyacak bir diplomatik çözümün kesinlikle bulunması gerektiğini de söyledi.

Borrell, böyle bir çözüm olmazsa “başka bir savaş daha çıkar” görüşünü savundu.

Rusya lideri Vladimir Putin, ülkesini savunmak için nükleer silahlara da başvurabilecekleri tehdidinde bulunmuştu.

Putin “yıkım yaratacak farklı silahları” bulunduğunu hatırlattığı açıklamasında “blöf yapmadığını da” vurgulamıştı.

Borrell bu cümleye atıfla “Eğer insanlar blöf yapmadıklarını söylüyorlarsa bunu ciddiye almalısınız” dedi.

Aynı konuşmada Putin 300 bin civarındaki yedek personeli silah altına almayı planladığını duyurmuştu.

Bunlar askeri eğitimi olan kişiler ve Vladimir Putin Ukrayna’daki savaş için gerekli kabiliyetlere sahip olanların çağırılacağını vurguladı.

Bunlara bazıları 60 yaşının üzerinde olan ve emeklilikten geri çağırılan subaylar da dahil.

Eylül ayı başında gelen karşı taarruzda özellikle Harkov kenti doğusunda  Ukrayna ordusu önemli kazanımlar elde etti.

Ülkenin lideri Volodimir Zelenskiy geri alınan toprağın büyüklüğünün sekiz bin kilometrekare olduğunu açıkladı.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres de, Güvenlik Konseyi’nin Ukrayna Savaşı konusunda yaptığı özel toplantıda, nükleer bir savaştan bahsetmenin “tamamen kabul edilemez” olduğunu söyledi.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Avrupa Birliği’nden Türkiye’ye ‘Tutarlı Dış Politika’ Çağrısı

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Sözcüsü Stano, Türkiye’nin ‘Rusya’ya yaptırımları aşacak çözümler sunmaması’ gerektiğini, Ankara’nın AB üyeliğine aday bir ülke olarak yaptırımlarla ilgili adımlar da dahil olmak üzere dış politikasını Brüksel ile koordine etmesi önemli olduğunu belirtti.

Stano, “AB’nin önemli bir komşu, AB ortağı ve AB üyeliğine aday ülke olan Türkiye ile etkileşiminden bahsederken, Türkiye’nin dış politikasının yaptırımlarla ilgili adımlar da dahil olmak üzere AB’nin dış politika kararları ve politikalarıyla tutarlı olmasının önemini vurguluyoruz” dedi ve ekledi;

“Türkiye’nin Rusya’ya mevcut AB yaptırımlarını aşmaya yönelik çözüm önermemesi de önemli. Bu konudaki durumu yakından takip etmeye devam edeceğiz”

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Sözcüsü Peter Stano, Rus İzvestiya gazetesine verdiği demecinde dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Peter Stano, demecinde Türkiye’nin ‘Rusya’ya yaptırımları aşacak çözümler sunmaması’ gerektiğini, Ankara’nın AB üyeliğine aday bir ülke olarak yaptırımlarla ilgili adımlar da dahil olmak üzere dış politikasını Brüksel ile koordine etmesi önemli olduğunu belirtti.

Sputnik’in aktardığına göre Stano, “AB’nin önemli bir komşu, AB ortağı ve AB üyeliğine aday ülke olan Türkiye ile etkileşiminden bahsederken, Türkiye’nin dış politikasının yaptırımlarla ilgili adımlar da dahil olmak üzere AB’nin dış politika kararları ve politikalarıyla tutarlı olmasının önemini vurguluyoruz. Türkiye’nin Rusya’ya mevcut AB yaptırımlarını aşmaya yönelik çözüm önermemesi de önemli. Bu konudaki durumu yakından takip etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan daha 25 Mart tarihinde Ankara’nın Rusya’ya karşı yaptırımlara katılmayacağını açıklamıştı.

TourDom sitesi geçen çarşamba günü Türkiye’de iki otel zincirinin Mir kartlarını kabul etmeyi reddettiğini bildirmişti. Ardından Mir sistemini işleten Rusya Ulusal Kart Ödeme Sistemi, söz konusu haberi yalanlayarak Mir kartlarının Türkiye’de olağan düzende çalıştığını duyurmuştu.

Açıklamada ayrıca ‘ABD’nin uyguladığı yaptırımların Mir ödeme sisteminin ve NSPK tarafından desteklenen diğer sistemlerin Rusya’daki çalışmalarını etkilemeyeceği’ ifade edilmişti.

Paylaşın

FT: ABD Ve AB, Rusya’ya Yaptırımlar Konusunda Türkiye’ye Baskıyı Artıracak

Birleşik Krallık merkezli Financial Times gazetesi, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’ye, Rusya yaptırımları konusunda baskıyı artırmaya hazırlandığını bildirdi.

Moskova’nın Türkiye bankacılık sistemi aracılığıyla yaptırımları aşmaya çalıştığı kaydediliyor.

Gazeteye konuşan Batılı iki yetkili, ABD’nin Mir ödeme sistemi ile entegre olan Türk bankalarına yoğunlaştığını söyledi.

Brüksel’in endişeleri direkt iletmek için Ankara’ya bir heyet gönderme hazırlığında olduğu da yazılıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ağustos ayı içinde yaptığı açıklamada, beş Türk bankasının Rusya’nın Mir kartı konusunda çalışmalarını sürdürdüklerini söylemişti.

Erdoğan, “Bu Rusya’dan gelen turistleri çok çok rahatlatan bir süreç. Onlarla alışverişini, otel ödemelerini yapabiliyorlar. Bu da tabii hem onlar için hem bizim için çok çok rahatlatıcı bir sistem.” demişti.

Financial Times’taki haberde Batılı başkentlerin Rusya’ya yeni yaptırımlar getirmek yerine, mevcut yaptırımları sıkılaştırmaya yöneldikleri kaydediliyor.

Gazeteye konuşan Batılı yetkili, üçüncü ülkelerin finansal kurumlarının Rusya’nın Mir sistemi ile entegre olmamasına yönelik açık bir mesaj verileceğini aktarıyor.

İkinci bir yetkili de Financial Times’a Türkiye’yi direkt hedef alarak, “Açıkları kapatmalıyız” diyor.

Ukrayna Türkiye’ye Mir’i bloke çağrısı yapmıştı

Financial Times haberinde Mir ödeme sistemi işlem yapabilen beş bankanın Vakıfbank, Ziraat Bank, İş Bankası, DenizBank ve Halkbank olduğu aktarılıyor.

Gazeteye haberle ilgili açıklama yapan İş Bankası yönetimi, Mir sistemiyle bankacılık işlemlerin, yaptırımlar dikkatle göz önüne alınarak yapıldığını açıkladı.

Visa ve Mastercard, Rusya’daki operasyonlarını yaptırımlar sonrası askıya almıştı.

Ukrayna Merkez Bankası Başkanı Kirilo Şevçenko, Ermenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkiye ve Vietnam’ın Rus ödeme sistemi Mir’i bloke etmesi istediğini dile getirmişti.

Paylaşın