“Taliban, Verdiği Hiçbir Sözü Yerine Getirmedi”

Uluslararası toplumun ve dünya liderlerinin Afganistan’a ilişkin kaygılarının yükseldiği bir dönemde BM İnsan Hakları Konseyi’nin Cenevre’deki 51. Oturumunda (HRC 51) söz alan Avrupa Birliği Afganistan Özel Temsilcisi Tomas Niklasson, Afganistan’ın Roma Statüsü’ne taraf olduğunu hatırlatarak, Taliban’ın verilen hiçbir sözü tutmadığını söyledi.

Roma Statüsü kısaca, 15 Haziran 1998 – 17 Temmuz 1998 arasında Roma’da toplanan Birleşmiş Milletler Konferansı’nın karara bağladığı Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Kuruluş Sözleşmesi’ni ifade ediyor. Afganistan’ın Roma Statüsüne taraf olduğunu dile getirilmesi, Afgan liderlerin ülkedeki insan hakları ihlallerinden dolayı Uluslararası Ceza Mahkemesi’nce kovuşturulabileceklerini ima ediyor.

Avrupa Birliği’nden yapılan açıklamada da, “AB, Afganistan’daki insan hakları ihlallerinin ve ihlallerinin ve uluslararası insancıl hukuk ihlallerinin artmasından derin kaygı duya geliyor” denildi ve “hesap verebilirlik bağlamında Afganistan’ın Roma Statüsü’ne taraf olduğu”nun hatırlatıldığı ifade edildi.

AB’nin Afganistan’a yönelik uyarıları

AB, Afganistan’da “Yeni öğrenim yılının başladığı Mart’tan bu yana altıncı sınıf ve yukarısında kızların okullara alınmadığını” hatırlattı ve “hayatın her alanında Afgan kadın ve kız çocukları için fırsat eşitliğine olan bağlılığını yineledi.”

“Kadınlar ve kız çocuklarının haklarında kötüleşmenin sürdüğüne” dikkat çeken AB, “Afganistan’daki tüm kadın ve kız çocuklarının yaşamın her alanına tam, eşit ve anlamlı katılımı ve her türlü şiddetten korunmasına sıkı sıkıya bağlı” olduğunu tekrarladı.

Bildiride Ayrıca ayrıca etnik ve dini azınlıklara ve topluluklara mensup kişilerin, LGBTİ bireylerin, insan hakları savunucularının, gazetecilerin ve diğer medya çalışanlarının öldürülmesi, keyfi gözaltılar, zorla kaybetmeler, fiziksel istismar ve işkencenin kabul edilemez olduğu vurgulandı.

Açıklamada, “Sivil toplum için daralan alan ve insan hakları ve temel özgürlükler üzerindeki kısıtlamalar birincil endişe kaynağı olmaya devam ediyor” denildi.

AB, Taliban’la ilişki kurmak için ilkesel olarak saptadığı beş kriter açısından verilen hiçbir sözün tutulmadığını vurguladı ve Taliban’ı Afganistan’daki BM Yadım Misyonu’nun (UNAMA) insan hakları alanındaki yetkisini tam olarak kullanmasını sağlamaya çağırdı.

AB’nin beş kriteri

2593 (2021) sayılı BM Güvenlik Konseyi Kararı uyarınca ülkeyi terk etmek isteyen tüm yabancı uyrukluların ve Afganların güvenli, emniyetli ve düzenli bir şekilde ayrılmalarına izin verilmesi ve hareket özgürlüğüne tam saygı.

Özel olarak kadın ve kız çocuklarının yanı sıra çocuklar ve azınlıklara mensup kişilerin haklarını tam kullanmasını teşvik etmek, korumak ve saygı göstermek ve konuşma ve insan hakları savunucularına özel önem vererek hukukun üstünlüğü ve medya özgürlüğüne saygı göstermek.

Afganistan’da insaniyet, tarafsızlık, yan tutmazlık, ve bağımsızlık ilkelerine uygun olarak insani yardım operasyonlarının uygulanmasına izin vermek ve Uluslararası İnsancıl Hukuka tam saygı. Taliban insani yardım operasyonlarının bağımsızlığına saygı duymalı ve tüm kadın çalışanlar dahil olmak üzere tüm insani yardım personeline tüm bölgeye güvenli ve engelsiz erişim sağlamak. İnsani yardımlardan  yararlananların güvenliğinin teminat altına alıınması ve yardım hizmetlerine ücretsiz ve engelsiz erişim verilmesi.

Afganistan’ın terörizmin barınması, finansmanı ve diğer ülkelere ihracı için bir üs olarak hizmet etmesini önlemek. Taliban’ın tüm uluslararası terörizmle dolaylı ve dolaysız bağlarını kesmesini sağlamak üzere her türlü çabanın gösterilmesi.

Müzakereler yoluyla kapsayıcı ve temsili bir hükümet kurulması. Bu bakımdan AB, dengeli ve tüm etnik ve dini azınlıklar dahil olmak üzere içerici temsile sahip, adınların karar alma pozisyonlarına anlamlı katılımını sağlayan bir hükümetin kurulması için çağrıda bulunmaya devam edecektir. Bu kalıcı barış ve ülke bölgenin istkrarı açısından temel koşuldur. BM Güvenlik Konseyince yaptırım uygulanan kişilerin geçici hükümete katılması ciddi kaygı kaynağıdır.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Türkiye’den Avrupa’ya ‘Sığınmacı Konvoyu’ Hazırlığı

Türkiye’de çoğunluğu Suriyelilerden oluşan bir grup sığınmacının Avrupa Birliği (AB) sınırlarına ulaşmak için bir konvoy oluşturmayı planladığı öne sürülüyor. Konvoy oluşturulmasına dair planların, altı gün önce kurulan ve yaklaşık 70 bin kişi tarafından takip edilen bir Telegram kanalı üzerinden sanal ortamda hazırlandığı bildirildi.

Planı organize edenler, sığınmacıları yanlarında uyku tulumu, çadır, can yeleği, su, konserve yiyecek ve ilk yardım kiti bulundurmaya çağırıyor. Adının açıklanmasını istemeyen 46 yaşındaki bir sığınmacı AFP’ye (Agence France-Presse) yaptığı açıklamada, “Gitme zamanı geldiğinde bunu duyuracağız” dedi. Aynı kişi organizatörlerden bazılarının AB’de yaşadığını da belirtti.

DW Türkçe’de yer alan habere göre, organizatörler konvoyun 50 kişilik gruplara ayrılacağını ve her birinin başında bir gözetmenin bulunacağını söylüyor.

Telegram kanalınının bir yöneticisi tarafından paylaşılan mesajda, “10 yıldır Türkiye’deyiz, korunuyoruz… Ama Batılı ülkeler bu yükü paylaşmalı” ifadesi yer aldı.

Geri gönderme söylemleri

Türkiye’de resmi olarak 3,7 milyon Suriyeli sığınmacı yaşıyor. Türkiye’deki pek çok Suriyeli, özellikle de Ankara’nın Şam’a yönelik tutumunun değişmeye başlamasının ardından Suriye’ye geri gönderilme korkusu yaşıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen aylarda bir milyon Suriyeli sığınmacıyı gönüllülük esasına göre geri göndermeyi planladıklarını açıklamıştı.

2020 yılında Ankara’nın, “Avrupa’ya geçmek isteyen mültecileri durdurmayacağız’ yönündeki açıklamasının ardından binlerce kişi Yunanistan sınırına yığılmıştı.

Sığınmacılar Türkiye’de uzun süredir siyasetin başlıca konusu. Yaklaşan seçimler öncesinde birçok muhalefet partisi sığınmacıları ülkelerine geri gönderme planlarını gündeme getiriyor.

Suriye’de 2011 yılında hükümet karşıtı protestoların şiddet yoluyla bastırılmasının ardından başlayan iç savaşta yaklaşık yarım milyon insan hayatını kaybetti, milyonlarca kişi de evlerini terk ederek başta Türkiye olmak üzere bölgedeki ülkelere göç etti.

Paylaşın

Avrupa Birliği, Enerji Krizine Çare Arıyor

Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülkenin enerji bakanları Cuma günü Brüksel’de düzenledikleri olağanüstü toplantıda kış mevsimi öncesi artan enerji fiyatlarıyla mücadele konusunu ele aldı.

Rusya’nın Ukrayna işgali sonrasında doğal gaz fiyatları rekor düzeylere yükselirken, AB ülkeleri Rusya lideri Vladimir Putin’in doğal gaz akışını tamamen kesme tehlikesi karşısında büyük bir belirsizlik içinde bulunuyor.

Savaş öncesi çoğunluğu Almanya’ya olmak üzere gaz ithalatının yüzde 40’ını Rusya’dan yapan AB, enerji ihtiyacının kesintisiz bir şekilde karşılanabilmesi için çare arıyor.

AB dönem başkanlığını yürüten Çek Cumhuriyeti tarafından yayınlanan toplantı özetine göre, yükselen tüketici faturalarına çare arayan bakanlar AB’nin yürütme organı AB Komisyonu’ndan doğrudan Rusya’yı hedef almayan ancak gazda tavan fiyat da dahil olmak üzere acil durum önlemleri almasını istedi.

Rusya Devlet Başkanı Putin bu hafta yaptığı açıklamada Rusya’ya gazda tavan fiyat uygulanırsa Moskova’nın Avrupa’ya tüm gaz arzını keseceğini açıklamıştı.

AB’nin henüz kesinleşmemiş olan planına göre hükümetler gaz dışı enerji üreticilerinin yüksek fiyatlar nedeniyle elde ettiği fazla geliri kısmen tırpanlayarak bu parayı tüketici faturalarını düşürmek için kullanacak.

Toplantı özetine göre fosil yakıt şirketlerinin “dayanışma vergisi” ödemesi de öngörülüyor.

Toplantıda, elektrik üreticilerinin fazla gelirlerinin zor durumdaki hane halkları ve işletmeler için kullanılabilir hale getirmek; talep azaltımının teşvik edilmesi; gaz fiyatı üst sınırı oluşturulması ve mali zorluklar yaşayan kamu hizmeti şirketlerini desteklemek gündeme gelen tedbirler oldu.

AB Komisyonu’nun Rus gazına fiyat üst sınırı teklifinin ise toplantıda geniş bir destek bulamadığını gösterdi.

Habeck: Top AB Komisyonu’nda

Çek Sanayi Bakanı Jozef Sikela toplantı sonrasındaki açıklamasında, “Vatandaşlarımızı ve işletmeleri hayal kırıklığına uğratmayacağımızdan emin olmalıyız” dedi.

Sikela “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin enerji savaşını başlattığında, bizi bölmeyi ve demokratik toplumlarımıza ve ekonomilerimize zarar vermeyi umuyordu. Bunu başaramadı ve başaramayacak da” ifadelerini kullandı.

Başkan yardımcısı ve Almanya Ekonomi Bakanı Robert Habeck, “Fiyatları düşürmemiz gerekiyor” dedi ve bu nedenle elektrik piyasasındaki kuralların değişmesi gerektiğini kaydederek “Top Avrupa Komisyonu’nda” dedi.

AB Komisyonu’nun ilk yasa taslağını önümüzdeki hafta içinde sunması öngörülüyor. Taslak onaylanmadan önce AB başkentleri tarafından değiştirilebilecek. Komisyon’un Eylül ayı ortasına kadar uygulanabilir teklifler içeren bir plan hazırlaması gerekiyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Avrupa Birliği’nden Zaho’daki Saldırıya Kınama

Avrupa Birliği (AB) Irak’ın Duhok vilayetinin Zaho ilçesinde sivillerin ölümüne neden olan saldırıyı kınadı. Avrupa Birliği’nin açıklamasında Irak halkıyla dayanışma içinde olunduğu belirtildi.

Haber Merkezi / Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimindeki (IKBY) Zaho kentinin turistik alanlarından Perex köyüne düzenlenen ve en az dokuz sivilin hayatını kaybettiği saldırıya ilişkin bir açıklama da Avrupa Birliği’nden (AB) geldi.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in ofisinden yapılan açıklamada, sivillerin hedef alınmasının, uluslararası hukuka aykırı olduğu belirtilerek, olayın soruşturulması çağrısında bulunuldu.

Açıklamada ayrıca AB’nin, Irak halkıyla dayanışma içinde olduğu belirtildi.

Arap Birliği’nden Türkiye’ye Kınama

Öte yandan saldırıya ilişkin bir açıklamada Arap Birliği’nden geldi. 22 devletin üye olduğu Arap Birliği’nin saldırıyı kınayan açıklamasında saldırıdan Türkiye sorumlu tutuldu.

Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, sözcüsü Cemal Rüşdi aracılığıyla yaptığı açıklamada, “Arap Birliği, Türk saldırılarını reddetmek ve kınamak konusunda Irak’ı destekliyor ve Arap ülkelerinin herhangi birinin egemenliğinin ihlal edilmesini kınıyor” dedi.

Arap Birliği açıklamasında ayrıca, “Ankara’nın bölge ülkeleriyle ilişkilerini yeniden hesaplaması, iyi komşuluk ilkesini koruması ve herhangi bir bahaneyle Arap ülkelerinin topraklarında askeri operasyon düzenlemekten geri durması gerekiyor” ifadelerine yer verildi.

Irak Dışişleri Bakanlığı Zaho’da sivillerin öldüğü saldırı sornasında Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi Ali Rıza Güney’i çağırarak nota verdi.

Irak Dışişleri Bakanlığı notanın “Kışkırtıcı eylem ve ihlallerin durdurulması” çağrısını içerdiğini açıkladı. Konuyla ilgili bir açıklama yapan Irak Dışişleri Bakanlığı, Büyükelçi Güney’e Irak’ın bu tür bombardımanlara karşı artık sessiz kalmayacağını söylediklerini bildirdi.

Bakanlık, Türkiye’yi Irak’ın egemenliğine saygı göstermeye çağırdı. Türkiye’nin Irak topraklarından çekilmesini istediklerini bildiren Bakanlık “Bu suça karşı her türlü tedbiri almaya hakkımız var” dedi.

Bakanlık açıklamasında, “Bakanlığımız, Türk büyükelçisine Irak’ın Türk kuvvetleri tarafından işlenen bu menfur saldırıyı kınadığı bir protesto notası vermiştir. Bu saldırı Irak’ın egemenliğine, topraklarının bütünlüğüne yapılan kışkırtıcı bir saldırıdır. Buna sessiz kalınması mümkün değildir. Dışişleri Bakanlığı olarak, Irak’ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve vatandaşların güvenliğini kapsayan uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan tüm önlemleri alma hakkına sahip olduğumuzu vurguluyoruz.” dedi.

Paylaşın

Türkiye’de Konut Fiyatları Artışı AB Ortalamasının 10 Katı

Avrupa’da 2021 – 2022’nin ilk çeyrekleri arasında konut fiyatları en çok Türkiye’de artış gösterdi. Türkiye’deki artış yıllık yüzde 110 olurken Avrupa Birliği’nde (AB) bu oran yüzde 10’da kaldı. Resmi verilere göre kira fiyatlarında ise artış sınırlı kaldı. Aynı dönemde Türkiye’de yıllık kira artışı yüzde 15,4 olurken AB’de yüzde 1,4 oldu.

Kirada yıllık resmi enflasyonun bu kadar düşük olması Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) hesaplama yönteminden kaynaklanıyor. AB İstatistik Ofisi (Eurostat) 2021 ile 2022 ilk çeyrekleri arasında konut ve kira fiyatlarının yıllık ne kadar yükseldiğini açıkladı.

2022’nin ilk çeyreğinde geçtiğimiz senenin aynı dönemine göre Türkiye’de ev fiyatları yüzde 110 yükseldi. İkinci sıradaki Çekya’da yıllık artış yüzde 25; 27 AB ülkesinin ortalaması ise yüzde 10,5.

Konut fiyatlarının en az arttığı ülkeler ise yüzde 1 ile Kıbrıs ve yüzde 4 ile Finlandiya oldu. Diğer bazı ülkelerde ev fiyatları son bir yılda şu kadar yükseldi: Hollanda yüzde 19, Almanya yüzde 12, Bulgaristan yüzde 12, İspanya yüzde 9, Fransa yüzde 7 ve İtalya yüzde 5.

Türkiye’de yıllık kira artışı yüzde 20

Kira fiyatları ise Mayıs 2022 itibariyle son bir yılda Türkiye’de yüzde 20 yükseldi. Türkiye, Slovenya (yüzde 26,4) ve Estonya’nın (yüzde 24,5) ardından bu alanda 3. sırada bulunuyor. AB’de ise bu dönemde kiralar yüzde 1,7 yükseldi. Avusturya yüzde eksi 0,9 ile kiraların düştüğü tek ülke oldu.

Mayıs 2022 itibariyle son bir yılda diğer ülkelerde yaşanan kira artışı şöyle: Polonya yüzde 13,9; İrlanda yüzde 10,1; Bulgaristan yüzde 6,3; Belçika yüzde 2,9; Almanya yüzde 1,6 ve Yunanistan yüzde 0,9.

2021-2022 ilk çeyrekler arasındaki değişime bakıldığında da Türkiye yüzde 15,4 ile üçüncü sırada yer alıyor. Bu dönemde AB ortalaması ise yüzde 1,4 oldu.

Kira enflasyonu nasıl hesaplanıyor?

Türkiye’de kanuna göre gelecek bir yıl için geçerli olacak kira artışı, geçmiş 12 aylık ortalama TÜFE’den fazla olamıyor. Ancak bu kanun mevcut kiracılar için geçerli. Ev sahipleri yeni kiracı bulurken istediği fiyatı talep edebiliyor. Bundan dolayı resmi kira enflasyonu daha düşük çıkıyor.

Emlak sitelerindeki yıllık fiyat artışı ise yüzde 100’ü aşmış durumda. Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin (BETAM) sahibinden.com verileri üzerinden yaptığı son hesaplamaya göre Türkiye genelinde ortalama kiralık konut ilan yıllık artış oranı nisan ayında yüzde 182,7 oldu.

BETAM’a göre yıllık kira artış oranı Nisan ayında İstanbul’da yüzde 140, Ankara’da yüzde 133,9, İzmir’de ise yüzde 110,8 ölçüldü.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

AB Sonuç Bildirgesinde Türkiye’ye Yunanistan Uyarısı

Avrupa Birliği (AB) liderlerinin Ukrayna’ya ve Moldova’ya “tam üyelik” statüsü verdikleri tarihi zirvede Türkiye de gündeme geldi. Yunanistan Başbakanı Kriyakos Miçotakis’in Doğu Akdeniz’de Türkiye ile yükselen gerilimi gündeme getirmesi üzerine AB’nin sonuç bildirgesinde Doğu Akdeniz başlığı altında Türkiye konusu da yer aldı.

VOA Türkçe’den Arzu Çakır’ın haberine göre, AB sonuç bildirgesi dış ilişkiler bölümünde, “Doğu Akdeniz” başlığı altında, “AB’nin Türkiye’nin son zamanlarda tekrarlanan eylemlerinden ve açıklamalarından derin endişe duyduğu” belirtilerek, “Türkiye, tüm AB üye devletlerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermelidir. Avrupa Konseyi, önceki sonuçlarını ve 25 Mart 2021 tarihli deklarasyonu hatırlatarak, Türkiye’nin uluslararası hukuka tam olarak uymasını, Doğu Akdeniz’de bölgesel istikrar adına gerilimleri azaltmasını ve iyi komşuluk ilişkilerini sürdürülebilir bir şekilde geliştirmesini beklemektedir” denildi.

Konuya ilişkin Brüksel’de gazetecilere açıklama yapan Yunanistan Başbakanı Miçotakis, “Atina sonuç bildirgesinde yer alan ifadelerin tamamen arkasındadır. Burada Türkiye’ye açık bir dille AB üyesi ülkelerin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü sorgulamayı bırakması ve uluslararası hukuka uygun biçimde gerilimi düşürme tavrına geri dönmesi için çağrı yapılmıştır” dedi.

Miçotakis, “Umarım Türkiye bu sefer çağrılara kulak verir. Çünkü Doğu Akdeniz’de, son iki ayda, tamamen komşumuz tarafından tırmandırılan gerilimi düşürmenin tek yolu bu” diye konuştu.

Ukrayna’ya destek vurgusu

Sonuç bildirgesinde zirveye damgasını vuran, “Ukrayna’daki durum ile Ukrayna, Moldova ve Gürcistan’ın üyelik başvurularına” ilişkin bölümde ise, “Avrupa Konseyi, Ukrayna’nın yanında olduğunu ve Avrupa Birliği’nin insani yardım da dahil olmak üzere genel ekonomik, askeri, sosyal ve mali dayanıklılığı için Ukrayna’ya güçlü destek sağlamaya devam edeceğini bir kez daha teyit eder” denildi.

AB’nin askeri ekonomik, sosyal ve finansal destek vermeye devam edeceği belirtilen açıklamada, “Avrupa Birliği, Ukrayna’nın Rus saldırganlığına karşı doğal meşru savunma hakkını kullanmasına ve toprak bütünlüğünü ve egemenliğini savunmasına yardımcı olmak için daha fazla askeri destek sağlama konusundaki kararlılığını sürdürmektedir. Bu amaçla, Avrupa Konseyi, Konsey’den askeri yardımın daha da artırılması için hızla çalışmasını talep etmektedir” ifadeleri kullanıldı.

Avrupa Konseyi’nin, 2022’de Ukrayna’ya 9 milyar Euro’luk yeni istisnai makro-finansal yardım sağlamak için Komisyon tarafından yapılacak bir öneriyi not ettiği, Ukrayna’nın yeniden inşaası için AB yardımına ilişkin Komisyonun uluslararası ortaklar, kuruluşlar ve uzmanlarla istişare içinde önerilerini hazırlayarak hızla sunmakla görevlendirdi.

Ukrayna ve Moldova’nın “aday ülke” statüsü bildirgede

Avrupa Konseyi’nin, Ukrayna, Moldova ve Gürcistan’ın Avrupa perspektifini tanıdığı vurgulanan sonuç bildirgesinde, “Bu ülkelerin ve vatandaşlarının geleceği Avrupa Birliği’ndedir. Avrupa Konseyi, Ukrayna ve Moldova Cumhuriyeti’ne aday ülke statüsü vermeye karar verdi. Konsey, gereken koşullar tam olarak karşılandıktan sonra daha fazla eyleme karar verecektir” denildi.

Konseyin, Gürcistan’ın üyelik başvurusuna ilişkin görüşünde de “Gürcistan’a aday ülke statüsü vermeye hazır olduğu”; bu ülkenin üyelik sürecinin ilerlemesinin Kopenhag kriterlerini karşılama konusundaki girişimlerine bağlı olacağı vurgulandı.

Batı Balkanlar

Zirve öncesinde 6 Batı Balkan ülkesiyle bir araya gelen AB liderleri, bu zirvede Bulgaristan vetosuyla uzlaşma sağlanamayınca, sonuç bildirgesinde “AB Konseyi, Batı Balkanlar’ın AB’ye katılım olasılığına tam ve kesin olarak bağlı olduğunu ifade eder ve katılım sürecinin hızlandırılması için çağrıda bulunur” denildi.

Bildiride ayrıca 6 Batı Balkan ülkesi Kuzey Makedonya, Kosova, Bosna Hersek, Karadağ, Sırbistan ve Arnavutluk’a, özellikle hukukun üstünlüğü, yargı sisteminin bağımsızlığı ve işleyişi ile yolsuzlukla mücadele ile ilgili reformların önemi hatırlatıldı. Bu ülkeler ayrıca azınlıklara mensup kişilerin haklarını ve eşit muameleyi garanti etmeye davet edildi.

Zirvede Sırbistan, Kuzey Makedonya ve Arnavutluk ile katılım müzakerelerinin hızla başlayabilmesi için, Kuzey Makedonya ile Bulgaristan arasındaki sorunların hızla çözülmesi çağrısı da yapıldı. Özellikle Sırbistan ve Kosova arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesine ilişkin, ikili ve bölgesel anlaşmazlıkların çözümünde somut ilerlemeye duyulan acil ihtiyaç yeniden teyit edildi.

Avrupa Siyasi Topluluğu kurulması

AB liderleri zirvenin gece yarısı süren bölümünde de Fransa Cumhurbaşkanı ve AB dönem Başkanı Emmanuel Macron’un “Avrupa Siyasi Topluluğu” kurulması önerisini tartıştı. Liderler, sonbahardan itibaren, dönem başkanlığını devralacak Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’da bu konunun yeniden ele alınması konusunda anlaştı.

Avrupa Siyasi Topluluğu konusu sonuç bildirgesinde “Avrupa Birliği’nin Avrupa’daki ortaklarıyla ilişkileri konusunda stratejik bir tartışma gerçekleştirdiği” belirtilerek, “Bu topluluk ile amaç kıtadaki Avrupa ülkeleri için bir politik işbirliği platformu sağlamaktır. Bu platform, yakın ilişki içinde olduğumuz tüm Avrupa ülkelerini ilgilendirebilir. Avrupa kıtasının güvenliğini, istikrarını ve refahını güçlendirmek için ortak çıkar konularını ele almak için siyasi diyalog ve işbirliğini teşvik etmeyi hedefliyor. Bu çerçeve, genişleme de dahil olmak üzere mevcut AB politikalarının ve araçlarının yerini almayacak ve Avrupa Birliği’nin karar alma özerkliğine tam olarak saygı duyacaktır. Bu ilk görüş alışverişi temelinde, Avrupa Konseyi bu soruya geri dönecektir” ifadeleri yer aldı.

AB liderler zirvesinin ikinci gününde Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde’ın da katılımıyla, enflasyon, enerji krizi ve devlet borçlanma faizlerinin yükselmesi gibi ekonomik konular ele alınacak.

Paylaşın

AB Anketi: Türkiye’ye En Olumlu Bakan Ülke Letonya

Avrupa Parlamentosu’nun Avrupa Birliği (AB) genelinde yaptırdığı bir kamuoyu araştırmasında Türkiye’yle ilgili veriler de yer aldı. Anket kapsamında katılımcılara ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Hindistan ve Türkiye’yle ilgili görüşleri de soruldu.

AB üyesi 27 ülkede yaklaşık 27 bin kişiyle Nisan ve Mayıs aylarında yüz yüze görüşülerek yapılan Eurobarometer anketine katılanların yüzde 28’i Türkiye hakkında olumlu görüşe sahip olduğunu söyledi. Yüzde 60’ı olumsuz görüş bildirirken yüzde 12’si de “Bilmiyorum” yanıtını verdi.

Türkiye hakkında en fazla olumlu görüş bildirilen ülke, yüzde 56 ile Letonya oldu. Bu ülkeyi Romanya (yüzde 55), Litvanya (yüzde 52), Hırvatistan (yüzde 52) ve Malta (yüzde 50) takip etti.

En az olumlu görüş bildirilen ülkeyse yüzde 4 ile Yunanistan oldu. Olumlu görüş sahibi katılımcıların oranının en düşük seviyede olduğu diğer ülkeler Kıbrıs Cumhuriyeti (yüzde 9), İsveç (yüzde 12) ve Almanya (yüzde 17) oldu.

Gençler daha pozitif

AB genelinde verilen yanıtlar sosyo-demografik açıdan analiz edildiğinde, genç katılımcıların Türkiye hakkında daha olumlu görüşlere sahip olduğu görüldü. Ankete katılan 55 yaş üstü AB vatandaşlarının sadece yüzde 22’si Türkiye hakkında olumlu görüş bildirirken bu oran 15-24 yaş grubunda yüzde 38 olarak kaydedildi.

Ayrıca AB hakkında olumlu görüş sahibi olan katılımcıların Türkiye’ye de daha olumlu baktığı görüldü. Avrupa Birliği hakkında olumlu görüş bildirenlerin yüzde 31’inin Türkiye hakkında da olumlu düşündüğü ortaya koyulurken, olumsuz görüş bildirenlerin yüzde 23’ü Türkiye hakkında da olumsuz düşündüğünü ifade etti.

Ukrayna savaşıyla ilgili haberleri takip edenler arasındaki Türkiye sempatisi de takip etmeyenlere kıyasla az da olsa yüksek çıktı.

Ukrayna savaşıyla ilgili haberleri takip etmeyenlerin yüzde 31’i Türkiye hakkında olumlu görüş bildirirken takip edenlerin yüzde 27’si olumsuz görüş sahibi olduğunu belirtti.

Rusya ve Çin büyük düşüşte

Yapılan anket, Avrupalıların ABD ve İngiltere hakkında olumlu görüş sahibi olduğuna işaret ederken Rusya ve Çin’le ilgili düşüncelerinin daha da olumsuz bir hâl aldığını gösterdi.

Ankete katılanların yüzde 65’i İngiltere hakkında olumlu görüş bildirdi. ABD hakkında olumlu düşünenlerin oranıysa yüzde 58 çıktı. Aynı anket 2018 yılında Donald Trump ABD Başkanı’yken yapıldığında bu oran yüzde 45’ti. Çin hakkındaki olumlu görüş dört yılda yüzde 36’dan yüzde 22’ye, Rusya hakkındaki olumlu görüş yüzde 30’dan yüzde 10’a geriledi.

Rusya hakkında en fazla olumlu görüş bildirilen ülke Bulgaristan oldu. Bulgarların yüzde 49’u Rusya hakkında olumlu görüş bildirdi. Kıbrıs Cumhuriyeti’nde de bu oranın yüzde 36 olduğu görüldü.

Hindistan’a Türkiye’den daha olumlu bakıyorlar

Ankete bu yıl Türkiye ile beraber eklenen Hindistan hakkında AB genelinde olumlu görüş bildirenlerin oranıysa yüzde 38 oldu.

Hindistan hakkında olumlu görüş sahibi olanların oranının en düşük olduğu ülke yüzde 28 ile Almanya çıktı. En yüksek oransa yüzde 53 ile Hırvatistan’da görüldü.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Euro Bölgesi’nde Rekor Enflasyon

Euro para birimini kullanan 19 ülkeden oluşan Euro Bölgesi’nde artan enerji fiyatlarının etkisiyle enflasyon rekor kırdı. Avrupa Birliği (AB) İstatistik Ofisi‘nin (Eurostat) tahminlerine göre, Mayıs ayında enflasyon yüzde 8,1 oldu.

Euro Bölgesi’nde enflasyon Nisan ayında yüzde 7,5 ile bu alanda istatistik çalışmasına başlanılan 1997 yılından bu yana en yüksek seviyeye çıkmıştı.

Eurostat’a göre enerji fiyatları Ukrayna Savaşı nedeniyle Mayıs ayında yüzde 39,2 zamlandı. Nisan ayında ise bu artış yüzde 37,5’ti. İşlenmemiş gıda fiyatları da yüzde 9,1 artış gösterdi.

Reuters’in konuştuğu ekonomistler Mayıs ayında enflasyonu yüzde 7,7 olarak tahmin ediyordu. Böylece enflasyon Avrupa Merkez Bankası’nın ekonomi için ideal seviye olarak nitelendirdiği yüzde 2’nin neredeyse dört katına çıkmış oldu.

Amerikan Merkez Bankası (Fed) piyasalarda oluşan beklentilere paralel olarak Mayıs başında politika faizini 50 baz puan artırma kararı almıştı.

Fiyatların artması nedeniyle hem ekonomi hem de tüketiciler üzerindeki baskıya yol açtığı için Avrupa Merkez Bankası’na bir süredir önlem alma çağrıları yapılıyor. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde kısa bir süre önce yaptığı açıklamada, bankanın muhtemelen Eylül ayı sonuna kadar negatif faiz politikasının bitebileceğini söylemişti.

Uzmanlar Avrupa Merkez Bankası’nın 9 Haziran’daki faiz toplantısında devlet tahvil alımlarını sonlandırmaya karar vermesini ve ardından Temmuz ayında da ilk kez faiz oranlarını artırmasını bekliyor. Eğer bu adım atılırsa, 2011’den bu yana ilk faiz artırma kararı alınmış olacak.

Fransa’da enflasyon yeni bir rekor kırdı

Fransa’da, Avrupa Birliği standartlarına uyumlandırılmış öncül verilere göre tüketici fiyatları mayıs ayında yüzde 0,7 oranında yükseldi ve 12 aylık enflasyon yüzde 5,8’e çıktı.

Ulusal istatistik kurumu INSEE’in açıkladığı veri AB metodolojisinin kullanılmaya başlandığı 1990’lardan beri en yüksek seviyesini gördü.

Fransa özellikle elektrik ve gaz fiyatlarındaki artışı kontrol etmek için aldığı önlemlerle şu ana kadar sadece Malta’nın gerisinde kalarak AB genelindeki en düşük enflasyona sahip olmuştu. Fakat bu son artışlar tekrar seçildikten sonra enflasyonla mücadele sözü veren Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron üzerindeki baskıyı artıracak gibi görünüyor.

Fransa’nın kendi ulusal metoduyla yaptığı enflasyon hesaplaması da yüzde 5,2’ye çıkarak 1985’ten bu yana en yüksek seviyesini gördü.

Almanya’da enflasyon 50 yılın zirvesinde

Almanya’da da ulusal hesaplamasına göre nisanda yüzde 7,4 olan yıllık enflasyon, Rusya-Ukrayna savaşı sonucu artan petrol ve gaz fiyatlarındaki son yükselişle mayısta yüzde 7,9’a çıkarak 1974’ten bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı.

İspanya’da enflasyon yüzde 8,7

İspanya’da Ulusal İstatistik Enstitüsü (INE), mayıs ayında yıllık enflasyonun yüzde 8,7 olduğunu bildirdi. INE açıkladığı ön raporda, bir önceki ay yüzde 8,3’olan yıllık enflasyonun mayısta yüzde 8,7’ye çıkmasını yakıt ve gıda fiyatlarındaki artışa bağladı.

Paylaşın

Türkiye AB’den 15 Milyon Ton Atık İthal Etti

Merkezi Lüksemburg’da bulunan Avrupa İstatistik Ofisi Eurostat’ın verilerine göre Türkiye, geçen yıl Avrupa Birliği (AB) ülkelerinden 14,7 milyon ton atık ithal etti. Atığın yaklaşık yüzde 90’ını demir ve çelik hurdaları oluşturdu.

Haber Merkezi / AB’nin Türkiye’nin ardından en fazla atık ihraç ettiği ikinci ülke Hindistan. Eurostat’tan yapılan açıklamaya göre Hindistan’a 2,4 milyon ton, Mısır’a 1,9 milyon ton ve İsviçre’ye 1,7 milyon ton atık satışı gerçekleştirildi. Çin’e yapılan atık ihracatında ise büyük bir düşüş gözlendi. Buna göre 2009’da AB’den Çin’e 10,1 milyon ton hurda satılırken,  bu rakam geçen yıl 0,4 milyon tona geriledi.

Diğer yandan AB tarafından ihraç edilen atık madde miktarı ise geçtiğimiz yıl, 2004 yılından bu yana yüzde 77 artış gösterdi. AB üyesi olmayan ülkelerden ithal edilen atık miktarında da bir önceki yıla kıyasla yüzde 11 oranında artış görüldü. Geçen yıl ihraç edilen atıkların 19,5 milyon tonu demir ve çelikten oluşuyordu.

Buna karşın AB de üçte biri İngiltere’den olmak üzere 5,5 milyon ton atık demir ithal etti. İhraç edilen atıklar arasında en büyük ikinci malzeme grubunu 4,4 milyon ton ile kağıt ve karton oluşturdu. Bunların dörtte biri Hindistan’a yollandı.

Güvenilirlik ve şeffaflık

Brüksel merkezli Avrupa Çelik Derneği (EUROFER) AB’nin hurda metallerini “daha düşük çevre, iklim, çalışma ve sosyal standartlara sahip üçüncü ülkelere ihraç etmesini” eleştiriyor.

Avrupa Komisyonu, bu sorunla ilgili Kasım 2021’de atık sevkiyatı düzenlemelerini yeniden ele alan bir teklif yayımladı. EUROFER bu teklifin AB’nin atık yönetimi konusunda kendi sınırları içinde uyguladığı yüksek standartların atık ihraç ettiği ülkelerde sağlanması için yeterli olmadığını söylüyor.

Açıklamada “Atık ihracatçılarının denetim yapma zorunluluğu, teklifin en yenilikçi kısmı. Ancak bunun başarısı denetimlerin nasıl gerçekleştirileceğine bağlı. Bu nedenle güvenilirliği ve şeffaflığı sağlamak için etkili ve güvenilir bir prosedüre ihtiyaç var,” deniliyor.

EUROFER de Avrupa’dan ihraç edilen hurda metalin 2021’de en büyük alıcısının Türkiye olduğunu vurguluyor. Derneğin Direktörü Axel Eggert “Neden bazı ülkelere sadece OECD üyesi oldukları için hak etmedikleri ayrıcalıklar tanınıyor?” diye soruyor.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 2021’de yayımladığı Demir Çelik Sektör Raporu’na göre sektör, 2020’de hammadde olarak kullandığı demir cevherinin yaklaşık yüzde 60’ını, hurdanın yüzde 70’ini ve koklaşabilir taşkömürünün yüzde 90’ını ithal ediyor.

Bu durum sektörün dış ticaret açığı vermesine neden oluyor. Sektördeki en fazla dış ticaret açığına 6,3 milyar dolarla çelik hurda ithalatı neden oluyor. Raporda Türkiye’nin 2020’de toplam 22,5 milyon ton hurda metal (demir ve çelik) ithal ettiği belirtiliyor.

Paylaşın

Türkiye, OECD Ve AB’de Sağlığa En Az Pay Ayıran Ülke

Türkiye milli gelirden sağlığa en az pay ayıran ülkelerin başında geliyor. Türkiye, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ile Avrupa Birliği (AB) üyeleri arasında Gayrisafi Yurt İçi Hasıladan (GSYH) sağlık harcamalarına en az pay ayıran ülke.

Pandemi döneminde dünyanın birçok ülkesinde salgın kadar, sağlık çalışanları ve sağlık sektörünün içinde bulunduğu sorunlar da konuşulmaya başlandı. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde bile sağlık sektöründeki ciddi eksiklikler pandemi ile gün yüzüne çıkmış oldu ancak genel olarak sağlığa daha fazla bütçe ayırabilen ülkeler sektördeki sorunlarla daha kolay baş edebiliyor.

Bu arada Türkiye’de son dönemde ülkeden ayrılan ve ayrılmak isteyen doktorların sayısındaki hızlı artış dikkat çekiyor.

Türkiye milli gelirden sağlığa en az pay ayıran ülkelerin başında geliyor. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ile Avrupa Birliği (AB) üyeleri arasında Gayrisafi Yurt İçi Hasıladan (GSYH) sağlık harcamalarına en az pay ayıran ülke. Türkiye’de 2020 yılında sağlık harcamalarının GSYH’ye oranı yüzde 4,7 iken OECD ortalama yüzde 8,8 oldu. Peki, sağlık harcamalarına en fazla pay ayıran ülkeler hangisi, Türkiye ve diğer ülkelerde durum ne?

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Covid-19 salgını döneminde adını en sık duyduğumuz kurumların başında. DSÖ’nün kuruluşu olan 7 Nisan dünyada Dünya Sağlık Günü olarak kutlanıyor. Her sene 7 Nisan’da sağlık çalışanlarının ve sağlık harcamalarının durumu bir kez daha gündeme geliyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve OECD verilerine göre Türkiye’nin bu alandaki karnesi hiç parlak değil. TÜİK verilerine göre 2020 yılında Türkiye’de sağlık harcamasının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 4,7 oldu. OECD ile AB üyeleri arasında son sırada yer alıyor.

2020 veya 2019 yılı verilerine göre sağlık harcamalarına GSYH’den en fazla pay ayıran ülke yüzde 16,8 ile ABD. Bu ülkeyi İngiltere (yüzde 12,8), Almanya (yüzde 12,5), Fransa (yüzde 12,4) ve Kanada (yüzde 11,6) takip ediyor.

OECD’de sağlık harcamalarının GSYH’ye oranı ise yüzde 8,8. Türkiye 38 ülke içinde 38. sırada. Türkiye’nin hemen üstünde ise sırayla Lüksemburg (yüzde 5,4), Meksika (yüzde 6,2) ve Macaristan (yüzde 6,3) geliyor.

Bu oran diğer bazı ülkelerde ise şöyle: Hollanda yüzde 11,2; Belçika yüzde 10,7; Şili yüzde 9,4; Güney Kore yüzde 8,4, Kolombiya yüzde 7,7 ve İsrail yüzde 7,5. TÜİK 2020 yılı verilerine göre Türkiye’de kişi başı sağlık harcaması 2 bin 997 TL oldu.

Sağlık harcamalarının ne kadarı devletten ne kadarı özel sektörden?

TÜİK 2020 yılı verilerine göre Türkiye’de yapılan 100 liralık genel sağlık harcamasının 78 lirası devletten; 22 lirası ise özel sektörden geldi. Özel sektör demek büyük oranda halk demek.

Harcamaların detayına bakıldığında ise yüzde 51,7 ile Sosyal Güvenlik Kurumu ilk sırada. Merkezi devlet harcamalarının payı ise yüzde 25,6. Mahalli idarelerin payı ise yüzde 0,7 ile oldukça sınırlı. 100 liralık sağlık harcamasının 16,7 lirası ise hanehalklarından geliyor. Sigorta şirketlerinin toplam içindeki payı sadece yüzde 2,9.

Öte yandan, Türkiye genel sağlık harcamalarının GSYH’ye oranı 2020’de yüzde 5 idi. Cari sağlık harcamasının GSYH’ye oranı yüzde 4,7’de kaldı. Yatırımların toplam sağlık harcamasından çıkarılmasıyla cari sağlık harcaması bulunuyor. OECD verileri yatırımları içermiyor; sadece cari sağlık harcamasını kapsıyor.

(Kaynak: Euronews)

Paylaşın