AB’den Üçüncü Ülkelere Rusya Yaptırımları Uyarısı: Türkiye’nin De…

Avrupa Birliği (AB), Rusya’ya yönelik hazırladığı 11. yaptırım paketi tasarısındaki maddeleri kamuoyu ile paylaştı. 11. yaptırım paketi, Rusya yaptırımlarını delen ülkelere de yaptırımlar öngörüyor.

Avrupa Birliği (AB) kaynaklarına göre Kazakistan, Ermenistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Brüksel tarafından Rusya’ya uygulanan yaptırımları delen ülkeler arasında sayılıyor. Reuters ve AFP ajansları, AB’den diplomatik kaynaklara atıfla, bu ülkeler arasında Türkiye’nin de değerlendirildiğini bildirmişti.

Ukrayna’nın başkenti Kiev’i ziyaret eden Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile birlikte gazetecilerin sorularını yanıtladığı basın toplantısında, Komisyon’un Rusya’ya yönelik hazırladığı 11’inci yaptırım paketi tasarısındaki maddeleri kamuoyu ile paylaştı.

Von der Leyen, 11’inci pakette ağırlığın, bugüne dek kararlaştırılan cezai önlemlerin baypas edilmesine karşı mücadeleye verildiğini bildirdi.

Bu bağlamda örneğin belli bazı yüksek teknoloji ürünleri ile uçak yedek parçalarının, üçüncü ülkeler üzerinden Rusya’ya ulaştırılması önündeki yasağın daha da sertleştirileceğini ifade eden von der Leyen, “Malların AB’den üçüncü ülkelere, oradan da Rusya’ya gittiğini tespit edersek, Birlik üyesi ülkelere, söz konusu ürünlerin yaptırım kapsamına alınmasını önerebileceğiz” dedi.

AB tarafından geçen Cuma günü tanıtılan bu uygulamanın, sadece “son çare” olarak ve detaylı bir risk analizinin ardından, AB ülkelerinin onayı ile devreye sokulacağına dikkat çeken von der Leyen, hazırlanan tasarıdaki bir başka maddenin de, AB yaptırımlarını bilinçli bir şekilde delen Rus ve üçüncü ülke şirketleri ile ticaret yasağı olduğunu aktardı.

AB kaynaklarına göre Kazakistan, Ermenistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Brüksel tarafından Rusya’ya uygulanan yaptırımları delen ülkeler arasında sayılıyor. Reuters ve AFP ajansları, AB’den diplomatik kaynaklara atıfla, bu ülkeler arasında Türkiye’nin de değerlendirildiğini bildirmişti.

AB Komisyonu’nun söz konusu önerisi, Çarşamba günü Brüksel’de AB üyesi 27 ülke temsilcisinin katılacağı toplantıda görüşülecek. Mayıs ayı bitmeden karara bağlanarak yürürlüğe sokulması planlanan 11’inci yaptırım paketinde, ihracatı kontrol edecek mekanizmaların yanı sıra, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşı destekleyen kişi ve kuruluşlara yönelik cezai önlemler de yer alıyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

İsviçre, Batı’nın Israrına Rağmen Ukrayna’ya Silah Sevkiyatını Yine Reddetti

İsviçre Cumhurbaşkanı Alain Berset, Avrupa Birliği (AB) ve Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyesi olmayan İsviçre’nin askeri tarafsızlık ilkesini gerekçe göstererek Ukrayna’ya silah sevkiyatına izin vermeyeceklerini dile getirdi.

İsviçre’nin tarafsızlık yasalarının, hükümetin çatışmalarda herhangi bir tarafı askeri olarak destekleyemeyeceği anlamına geldiğini ifade eden Berset, “Bizden kendi yasalarımızı çiğnememiz istenemez” diye konuştu.

İsviçre, Almanya ve diğer Batılı ülkelerden gelen yoğun talep ve eleştirilere rağmen Ukrayna’ya İsviçre bağlantılı silah ve mühimmat sevkiyatı yapılmasını bir kez daha reddetti.

Salı günü Berlin’de Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile bir araya gelen İsviçre Cumhurbaşkanı Alain Berset, AB ve NATO üyesi olmayan İsviçre’nin askeri tarafsızlık ilkesini gerekçe göstererek Ukrayna’ya silah sevkiyatına izin vermeyeceklerini dile getirdi.

İsviçre’nin tarafsızlık yasalarının, hükümetin çatışmalarda herhangi bir tarafı askeri olarak destekleyemeyeceği anlamına geldiğini ifade eden Berset, “Bizden kendi yasalarımızı çiğnememiz istenemez” diye konuştu.

Ancak Berset, “Bu konuda nasıl bir gelişme gösterilebileceğine, bunun gerekli olup olmadığına ya da olabilirliğine” de bakılması gerektiğini söyledi. Benzer tartışmaların İsviçre’de de yapıldığına işaret eden Berset, “Kurallara bağlı kalmamız ve gerekirse bunları uyarlamamız önemli” dedi.

Tartışmaların merkezinde, İsviçre’nin silah sipariş eden devletlerden söz konusu malzemelerin savaş halindeki ülkelere aktarılmayacağına dair güvence istemesi yatıyor.

Bu bağlamda Bern hükümeti Almanya’nın Ukrayna’ya gönderdiği Gepard uçaksavar tanklarında kullanılan İsviçre üretimi mühimmatı Ukrayna’ya nakletmesine karşı çıkıyor ve istisna uygulamıyor. İsviçre, Danimarka ve İspanya’dan gelen benzer talepler karşısında da ret yanıtı vermişti.

İsviçre Parlamentosunda ilgili yasayı değiştirme girişimleri ise şimdiye kadar başarısız oldu.

Almanya Başbakanı Scholz, Alman hükümetinin İsviçre’de bu konuda yaşanan tartışmaları çok yakından takip ettiğini ve “bunlardan bir sonuç çıkacağını” umduğunu belirterek, “Ukrayna’nın silah ve mühimmat desteğine ihtiyacı olduğunu biliyoruz… İşte bu nedenle Almanya’dan, bu durumu iyileştirmek için neler yapılabileceğine dair çok sayıda başvuruda bulunuldu” dedi.

Alman hükümeti Rusya’nın işgal ettiği Ukrayna’ya şimdiye kadar 34 Gepard tankı ve 60 bin atışlık mermi tedarik etmiş, ancak mermi sayısının yetersiz kalması nedeniyle İsviçre üretimi mermilerin gönderilmesi için Bern hükümetine iki kez başvurmuştu.

Tedarik açığını kapatmak için Alman Rheinmetall şirketi halihazırda Aşağı Saksonya’daki Unterlüß tesisinde yeni bir üretim hattı kuruyor. Ama burada üretilecek mühimmatın yaz aylarına kadar teslim edilmesi beklenmiyor. Bu nedenle Alman hükümeti geçici çözümler arıyor.

Almanya geçtiğimiz yıl da iki kez İsviçre hükümetine, Gepard tanklarında kullanılan mermilerin Ukrayna’ya sevk edilip edilemeyeceğini sormuş, İsviçre bu sorulara askeri tarafsızlık ilkesine atıfla olumsuz yanıt vermişti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Türkiye, AB’ye İltica Başvurularında Dördüncü Sırada

Avrupa Birliği (AB) ülkelerine ilk iltica başvurularında Suriye, Afganistan, Venezuela ve Türkiye vatandaşları başı çekti. En fazla iltica başvurusu 131 bin 970 kişiyle Suriye vatandaşları tarafından yapıldı.

2013 yılından bu yana iltica başvurularında ilk sırada yer alan Suriyeliler, 2022’de toplam başvuruların yüzde 15’ini oluşturdu. Dört yıldır ikinci sırada yer alan Afganistan’dan da 113 bin 495 kişi iltica başvurusunda bulundu. Afganlar, toplam başvuruların yüzde 13’ünü oluşturdu.

Venezuela 50 bin 50, Türkiye ise 49 bin 720 başvuruyla üçüncü ve dördüncü sırada yer aldı. Türkiye’den başvurular, AB ülkelerine toplam başvuruların yüzde 6’sını oluşturdu.

Avrupa İstatistik Dairesi Eurostat, geçen yıl AB dışı ülkelerden yapılan iltica başvurularına ilişin verileri açıkladı.

Açıklanan verilere göre geçen yıl iltica başvurusunda bulunan kişi sayısı 881 bin 200’e yükseldi. 2021 yılında bu sayı 537 bin 400 olarak kaydedilmişti. Böylece pandemi nedeniyle kapanma önlemlerinin uygulandığı 2020 yılı sonrasında artış eğilimi ikinci yılda da devam etmiş oldu.

Eurostat verilerine göre AB ülkelerine ilk iltica başvurularında başı Suriye, Afganistan, Venezuela ve Türkiye vatandaşları çekti.

En fazla iltica başvurusu 131 bin 970 kişiyle Suriye vatandaşları tarafından yapıldı. 2013 yılından bu yana iltica başvurularında ilk sırada yer alan Suriyeliler, 2022’de toplam başvuruların yüzde 15’ini oluşturdu. Dört yıldır ikinci sırada yer alan Afganistan’dan da 113 bin 495 kişi iltica başvurusunda bulundu. Afganlar, toplam başvuruların yüzde 13’ünü oluşturdu.

Türkiye’den 49 bin 720 başvuru

Venezuela 50 bin 50, Türkiye ise 49 bin 720 başvuruyla üçüncü ve dördüncü sırada yer aldı. Türkiye’den başvurular, AB ülkelerine toplam başvuruların yüzde 6’sını oluşturdu.

24 Şubat 2022’de Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasıyla başlayan savaş da AB ülkelerine başvurulardaki artışta etkili oldu. AB’ye üye ülkeler, geçen yıl Ukrayna’dan kaçan toplam 4 milyon 331 bin 200 kişiye geçici koruma statüsü tanıdı. Geçici koruma statüsü tanınanların toplam sayısı 31 Aralık 2022 itibarıyla 3 milyon 826 bin 600 olarak kaydedildi. Aradaki farkta başka ülkelere geçen ya da ülkesine geri dönenlerle statüsü değişenlerin rol oynadığı belirtildi.

AB ülkeleri arasında en fazla iltica başvurusu yapılan ülke yine Almanya oldu. 217 bin 735 başvuruyla AB ülkelerine yapılan başvuruların yüzde 25’i Alman makamlarına yöneltilmiş oldu. Almanya’yı yüzde 16’lık oranla Fransa ve yüzde 13’lük oranla İspanya izledi.

İltica başvurularının nüfusa oranı açısındansa AB üyesi Kıbrıs Cumhuriyeti yine başı çekti. Güney Kıbrıs’ta 1 milyon nüfusa 23 bin 864 iltica başvurusu kaydedildi. Bu sayı Avusturya’da 11 bin 848 ve Lüksemburg’da 3 bin 711 oldu.

Nüfusa oran açısından en az iltica başvurusu yapılan ülke ise bir milyon kişi başına beş başvuruyla Macaristan oldu. Macaristan’ı 92 başvuruyla Slovakya ve 127 başvuruyla Çekya izledi. AB genelinde ise 1 milyon nüfusa iltica başvuru sayısı bin 973 oldu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

14 Mayıs Seçimleri: Avrupa Birliği Nasıl Görüyor?

Suriye, Doğu Akdeniz, Kıbrıs gibi konularda da uzun yıllardır Ankara ile görüş ayrılığı bulunan Brüksel, 14 Mayıs tarihini “Avrupa Birliği – Türkiye ilişkilerini sıfırlamak için bir fırsat” olarak görüyor.

11 ilde büyük yıkıma ve 50 binden fazla can kaybına neden olan Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından yapılan yardımlar ve dayanışma mesajları ile yeniden ısınan Avrupa Birliği-Türkiye ilişkileri son yıllarda düşünce özgürlüğü, Kıbrıs ve insan hakları ihlalleri̇ gibi birçok alanda yaşanan sorunlardan ötürü çıkmazda.

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri sonrasını “AB-Türkiye ilişkilerini sıfırlamak için bir fırsat” olarak gören Brüksel, seçimleri yakından takip edecek.

Geçen yıl Avrupa Birliği’nin Rusya yaptırımlarına katılmayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üyelik sürecini de uzun süredir engelliyor.

Ankara ile Brüksel arasında Suriye, Doğu Akdeniz, Kıbrıs gibi konularda da uzun yıllardır görüş ayrılığı bulunuyor.

Millet İttifakı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, iktidara gelmeleri halinde AB ile ilişkilerde farklı bir yol izleyecekleri mesajını veriyor.

Daha önceki açıklamalarında Avrupa Birliği’ne tam üyeliği hedeflediklerini belirten Kılıçdaroğlu, ocak ayında Türkiye’de görevli AB büyükelçileri ile bir araya gelerek AB üyelik sürecine verdikleri önemi anlattı.

Euronews Türkçe’den Aylin Elçi’ye konuşan European Policy Centre düşünce kuruluşunda siyasi analist Amanda Paul, Türkiye’de muhalefetin “çok farklı bir gündemi olduğunu” söylüyor.

Muhalefetin AB ve ABD ile ilişkileri yeniden düzenlemeye öncelik verdiğini söyleyen Paul, “Siyasi tutuklularla ilgili iktidar tarafından alınan kararları iptal edecekler, yani daha demokratik bir yaklaşımları olacak.” görüşünü dile getiriyor.

Avrupa Birliği ‘endişeli’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 18 Mart 2016’da imzaladığı AB-Türkiye mutabakatına göre, Avrupa’daki düzensiz göçmenler ve sığınmacılar Türkiye’ye geri gönderiliyor.

Bu anlaşma dolayısıyla Türkiye, AB’ye girmeye çalışan yaklaşık 4 milyon Suriyeliyi kontrol ediyor.

Ancak Kılıçdaroğlu, Suriyeli mültecileri en geç 2 yıl içinde kendi ülkelerine gönderme vaadinde bulunuyor.

Amanda Paul, mültecilerin Suriye’deki insan hakları koşullarından dolayı geri yollanmasının ”pek olası olmadığını” söylerken euronews Türkçe’ye konuşan üst düzey bir AB diplomatı “yasa dışı göçü idare etmek için Türkiye’ye ihtiyacımız var” dedi.

AB, Kılıçdaroğlu’nun mülteci konusundaki çıkışlarını toplumun desteğini almak amacıyla yaptığını düşünse de, ülkelerine dönmek istemeyen mültecilerin batıya doğru akın etme olasılığı AB’yi tedirgin ediyor.

Bu durum Türkiye’de özellikle muhalefet kesiminde “AB’nin Erdoğan’ın iktidarının devamından yana olduğu” algısını besliyor. Bu söylem zaman zaman muhaliflerce de dile getiriliyor.

Seçimle ilgili hiçbir zaman spekülasyonda bulunmadıklarını söyleyen AB diplomatı, Brüksel’in Erdoğan’ın iktidarını desteklediği söylemlerini “saçmalık” olarak niteledi.

Adının gizli kalmasını isteyen diplomat “Avrupa’da herkes Erdoğan’ın gitmesini sabırsızlıkla bekliyor” ifadelerini kullandı. Söz konusu yetkili ayrıca AB-Türkiye ilişkilerinin ve Rusya-Ukrayna tahıl anlaşması gibi gelişmelerin “Erdoğan sayesinde değil”, “ona rağmen başarılı olduğunu” ileri sürdü.

“Türk diplomasisi oldukça kabiliyetli” diyen yetkili, “Putin’in sadece kendisi ve Erdoğan gibi otokratlarla konuşmayı kabul ettiğini”de sözlerine ekledi.

Amanda Paul ise ”Erdoğan kazanırsa, son birkaç yıldır yaşananların devamını göreceğiz ve belki de şu anda olduğundan daha da zor bir ortak olacak, çünkü kendini daha güçlü hissedecek” diyor.

AB’nin, Erdoğan’ın kazanması halinde gerçekleri kabul etmesi gerektiğini de belirten Paul, Brüksel’in çıkarları olan ortaklarla işbirliği yapmak zorunda olduğunu söylüyor:

”İktidara kim gelirse gelsin, AB Türkiye ile çalışmak için daha fazla inisiyatif almalı. Bu seçimler AB-Türkiye ilişkilerinin sıfırlanması için kaçırılmaması gereken bir fırsat”

Paylaşın

Avrupa Birliği, Rusya’ya 10. Yaptırım Paketini Kabul Etti

Ukrayna işgalinin birinci yıldönümünde Avrupa Birliği (AB), hem sivil hem askeri amaçlar için kullanılan mallara daha sıkı ihracat kısıtlamalarının yanı sıra savaşı destekleyen, propaganda yayan veya Rusya tarafından kullanılan İHA’ları teslim eden kuruluşlara karşı adımları içeren Rusya’ya 10. yaptırım paketini kabul etti.

Yaptırımların yürürlüğe girmesi için tüm AB üyesi ülkeler tarafından onaylanması gerekiyor. Bu da 27 ülke arasında müzakerelerin genellikle uzun sürmesine neden oluyor.

Avrupa Birliği (AB), dönem başkanı İsveç tarafından Twitter’da yapılan açıklamada “AB üye ülkeleri Ukrayna’ya savaşta yardım etmek için birlikte en güçlü ve geniş kapsamlı yaptırımları uygulamaya koydu. AB Ukrayna ve Ukrayna halkıyla birlikte. Ne pahasına olursa olsun Ukryana’yı desteklemeye devam edeceğiz” denildi.

Gece yarısına iki saat kala Avrupa Birliği (AB), ülkeleri tasarıyı onayladı. Polonya daha önce tasarıya itiraz etmişti.

Polonya itiraz etmişti

Varşova, AB’nin Rus kauçuğu ithalatı için önerdiği kısıtlamalardan muaf tutulan ürün sayısının çok fazla olduğu ve uzun geçiş sürecini içerdiğini için pratikte hiçbir etkisi olmayacağını söylemişti.

Diğer AB ülkeleri, bloğun önde gelen Rusya karşıtlarından biri olan Varşova’nın, daha geniş bir paketin yalnızca bir maddesi nedeniyle Rusya’nın Ukrayna işgalinin birinci yıl dönümünde yeni yaptırımlar ilan edilmeme riskini almasına şaşırmıştı.

Yaptırımların yürürlüğe girmesi için tüm AB üyesi ülkeler tarafından onaylanması gerekiyor. Bu da 27 ülke arasında müzakerelerin genellikle uzun sürmesine neden oluyor.

AB, savaşın başlamasından bu yana Rusya’ya uygulanacak 10. yaptırım paketinin, savaşın finansmanını zorlaştırmayı ve Rusya’nın Ukrayna’ya karşı kullanılan teknik ekipman ve silah yedek parçalarına erişimini engellemeyi hedeflediğini söyledi.

Yaptırımlar ayrıca batı tarafından “Rusya propagandacısı” olarak görülen, Kiev’in Ukraynalı çocukları Rusya’ya götürmekle suçladığı ve cephede kullanılan İran insansız hava araçlarını ürettiğini söylediği kişilerin dahil olduğu daha fazla kişinin kara listeye alınması anlamına geliyor.

Paketin bir diğer amacı özel Alfa-Bank ve çevrimiçi Tinkoff gibi bankaları küresel SWIFT sisteminden koparmak ve AB ile Rusya arasındaki ticaret hacmini 10 milyar Euro’dan fazla azaltmak.

PAP haber ajansına konuşan Polonya’nın AB Büyükelçisi Andrzej Sados, Varşova’nın yeni yaptırım paketini altı konuya bağlı olarak koşullu şekilde kabul ettiğini bildirdi.

Sados bu koşullar arasında AB ve Avrupa Konseyi’nin Ukraynalı çocukların yasa dışı şekilde Rusya’ya götürülmesini yaptırımlar kapsamında ele almasının ve Rusya’nın müttefiki Belarus’a karşı derhal bir yaptırım paketi üzerinde çalışılmasının olduğunu ekledi.

(Kaynak: Reuters)

Paylaşın

Avrupa’ya İltica: İlk Üç Sırada Suriye, Afganistan, Türkiye Var

Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ile Norveç ve İsviçre’ye iltica başvurusunda bulunanlar arasında ilk sırayı 132 bin ile Suriyeliler aldı. Bunu 129 bin başvuru ile Afganlar izledi. Türkiye’den gelenler ise 55 bin başvuru ile üçüncü sırada yer aldı.

Türkiye’den yapılan başvuruların sayısının 2021’e kıyasla iki kat arttı. Türkiye’yi 51 bin başvuru ile Venezuela vatandaşları ve 43 bin başvuru ile Kolombiya vatandaşları izledi.

Avrupa Birliği İltica Ajansı (EUAA) verilerine göre, 27 AB üyesi ile Norveç ve İsviçre’ye geçen yıl yapılan sığınma başvuruları 2021’e kıyasla yüzde 50’den fazla artış göstererek, 966 bin olarak kaydedildi.

EUAA tarafından bugün yayımlanan analizde, bunun 2016 yılından beri kaydedilen en yüksek sayı olduğuna dikkat çekildi. 2016 yılında bu ülkelere yapılan iltica başvuru sayısı 1,2 milyon olarak tespit edilmişti.

Malta merkezli kuruluş, koronavirüs pandemisinin ardından kısıtlamaların kalkmasının sayının artmasına neden olarak gösterdi. EUAA, dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşanan çatışmaların ve gıdaya erişimde yaşanan sıkıntıların insanların yaşadığı yeri terk etmesinde etkili olduğunu belirtti. EUAA’nın analizinde ayrıca AB içindeki hareketliliğin ve vize istenmeyen ülke vatandaşlarının yasal yollarla gelerek sığınma başvurusunda bulunmasının sayının artmasına etki ettiği kaydedildi.

Bu sayılara Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasının ardından Avrupa ülkelerine giden yaklaşık 4 milyon Ukraynalı dahil edilmedi. Ukraynalılara, özel koruma statüsü verildiği için ayrıca sığınma başvurusunda bulunmalarına gerek kalmadı.

İlk üç sıra: Suriye, Afganistan ve Türkiye

AB ülkeleri ile Norveç ve İsviçre’ye iltica başvurusunda bulunanlar arasında ilk sırayı 132 bin ile Suriyeliler aldı. Bunu 129 bin başvuru ile Afganlar izledi.

Türkiye’den gelenler ise 55 bin başvuru ile üçüncü sırada yer aldı. Analizde, Türkiye’den yapılan başvuruların sayısının 2021’e kıyasla iki kat arttığı ifade edildi.

Türkiye’yi 51 bin başvuru ile Venezuela vatandaşları ve 43 bin başvuru ile Kolombiya vatandaşları izledi. EUAA, bu iki ülkeden yapılan başvuruların 2021’e kıyasla üç kat arttığına dikkat çekildi.

Bunun yanı sıra 34 bin Bangladeş, 29 bin Gürcistan, 26 bin Hindistan, 22 bin Fas, 21 bin Tunus, 15 bin Mısır ve 8 bin 300 Moldova vatandaşı da iltica başvurusunda bulundu.

EUAA, iltica başvuru sayılarının artması sonucu “ulusal kabul sistemleri üzerinde ciddi baskı oluştuğunu” kaydetti.

AB ülkeleri ile Norveç ve İsviçre’ye 2022’de yapılan iltica başvurularının yüzde 40’ının sonuçlandığı ve her beş başvurudan ikisine olumlu yanıt verildiği belirtildi. Buna göre, 147 bin kişiye mülteci statüsü verilirken, 106 kişi ise geçici koruma statüsü aldı.

Paylaşın

Avrupa Birliği’nde Siyasetin Yargı Üzerindeki Etkisi Artıyor

Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde sivil özgürlüklerin geliştirilmesi için kurulan “Liberties”in raporunda Bulgaristan, Çekya, Almanya, Macaristan, Polonya, Slovakya ve İspanya gibi ülkelerde yargıçların seçilmesi, terfi etmesi ve disiplin cezaları konusunda iktidarların söz sahibi olmasının ciddi bir endişe kaynağı yarattığı uyarısı yapıldı.

Yolsuzluğu sonlandırmak için yürürlükte olan kuralların ve mekanizmaların bu arada bazı ülkelerde “çok zayıf” olduğu eleştirisi getirilen raporda, suçları ihbar edecek muhbirler için yeterli şekilde şeffaflık veya korumanını olmadığı saptamasında bulunuldu.

AB üyesi bir çok ülkede hukukun üstünlüğüyle ilgili endişelerin göz ardı edilmesi sonucu aşırılık yanlısı görüşlerin daha fazla ön plana çıktığı uyarısı yapılan raporda, çoğu AB ülkesinin hukukun üstünlüğü sorunlarını çözmek için son bir yıl içinde “çok az çaba” gösterdiği kaydedildi.

Macaristan ve Polonya’ya sert eleştiriler

Varşova ve Budapeşte’ye yönelik eleştirilerin ön plana çıktığı raporda Polonya ve Macaristan, Brüksel’in onları denetleme girişimlerine rağmen, gücü merkezileştirmek, muhalifleri susturmak, kamuoyunu kontrol etmek ve seçim zaferlerini garanti altına almak için alınan ilave önlemlerle “en sorunlu ülkeler” arasında gösterildi.

Raporda AB’nin maddi yardımları kesme tehdidine rağmen talep edilen reformların çok azını yerine getirdiği eleştirisi yapıldı.

İsveç ve İtalya’daki seçimlerin ardından sağ parti koalisyon hükümetlerinin kurulduğu hatırlatılan raporda, iki ülkede de iktidarların STK’lara ve medyaya yönelik saldırılarında önemli bir artış olduğu uyarısı yapıldı.

“Medyaya baskılar artıyor”
AB içinde 46 insan hakları derneğinin ve 18 ülkenin katkısıyla hazırlanan raporda bir çok üye ülkede gazeteciler için görevlerini yapmanın zorlaştığı belirtilirken, Macaristan ve Polonya başta olmak üzere bazı üye ülkelerde kamu yayıncılarının “iktidarın borazanı” gibi davranmaya başladığı eleştirisi getiriliyor.

Ayrıca özel medya kuruluşu sahipliğinin giderek tekelleşmesi de basın özgürlüğü ve halkın haber alma özgürlüğü açısından tehdit oluşturduğu belirtiliyor.

Siyasetin yargı üzerindeki etkisi artıyor

Siyasetin yargı üzerindeki etkisine işaret edilen raporda Bulgaristan, Çekya, Almanya, Macaristan, Polonya, Slovakya ve İspanya gibi ülkelerde yargıçların seçilmesi, terfi etmesi ve disiplin cezaları konusunda iktidarların söz sahibi olmasının ciddi bir endişe kaynağı yarattığı uyarısı yapıldı.

Yolsuzluğu sonlandırmak için yürürlükte olan kuralların ve mekanizmaların bu arada bazı ülkelerde “çok zayıf” olduğu eleştirisi getirilen raporda, suçları ihbar edecek muhbirler için yeterli şekilde şeffaflık veya korumanını olmadığı saptamasında bulunuldu.

Sivil toplum kuruluşlarına yönelik baskıların da eleştirildiği raporda birçok hükümetin, kar amacı gütmeyen sivil toplum kuruluşlarına karşı “yasal taciz”de bulunarak, hayatta kalmalarını zorlaştırdığı suçlaması yapıldı.

Liberties Yönetim Kurulu Başkanı Balazs Denes, “Avrupa hükümetleri, demokrasilerini beslemeyi başaramayarak, tüm sistemi yıkmaktan çekinmeyecek aşırılık yanlısı politikacıların önünü açtıklarının artık farkına varmalı.” dedi.

AB ülkelerini Macaristan ve Polonya’nın şantajlarına boyun eğdiği görüşünü dile getiren Balazs Denes, hukukun üstünlüğü konusunda verdiği sözlerini tutmayan ve gerekli reformları yapmayan iki ülkeye yönelik fonların gerekirse AB tarafından kesilmesi çağrısında bulundu.

Balazs Denes, “AB fonlarının kesilmesi Polonya ve Macaristan’daki liderlere vatandaşları için demokrasiye dönmekten başka çare olmadığını göstermeli. Çünkü iki ülkede Ukrayna’yı işgal eden Rusya’ya karşı baş edebilmek için AB’ye muhtaç ” ifadesini kullandı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Avrupa Birliği, Fosil Yakıtlı Araç Satışına Yasak Getirdi

Avrupa Birliği (AB), 2035 yılından sonra fosil yakıtlı araç satışına yasak getirdi. AB içinde ulaştırmanın hava kirliliğinin dörtte birini oluşturduğu, otomobillerini ise dışarı salınan karbonun yüzde 15’inden sorumlu olduğu belirtiliyor.

Yapılan son bir araştırma, Avrupa Birliği’nde (AB) satılan araçların sadece yüzde 12’sinin elektrikle çalıştığını ortaya koymuştu.

Avrupa Parlamentosu (AP) 2035 yılından itibaren fosil yakıtlı araç satışının yasaklanmasını öngören yasa tasarısını kabul etti.

AP Genel Kurulu’ndaki oylamada, 340 “evet”, 279 “hayır”, 21 “çekimser” oyu çıktı.

Kabul edilen yasa uyarınca, karbon yayan benzin ve dizel araçların AB ülkelerinde satışına 2035 yılından sonra yasak getirilecek.

Yasal mevzuata daha önce yeşil ışık yakan AB ülkeleri, gelecek bakanlar toplantısında tasarının yasalaşmasına resmen onay verecek.

AP’de muhafazakar parlamenterlerin önemli bir kısmının karşı çıktığı yasal mevzuatın kabul edilmesiyle AB ülkelerinde hava kirliliğinin önemli ölçüde azaltılması hedefleniyor.

Mevzuatı savunanlar ayrıca, AB’deki otomobil üreticilerinin ABD ve Çinli rakipleriyle daha iyi rektabet edeceği görüşünü dile getiriyor.

AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Frans Timmermans, ABD v e Çin’in elektrikli otomobil üreticilerinin son yıllarda önemli aşamalar sağladıklarını belirterek, “Geçen yıldan itibaren bu yıl sonuna kadar Çin, 80’den fazla elektrikle çalışan otomobil modelini uluslararası pazarlara sunmak için hazırlanıyor. AB otomobillerinin bu yarışın dışında kalmasına izin veremeyiz“ dedi.

Buna karşı çıkanlar ise Avrupa otomobil sanayinin bu konuda köklü bir değişikliğe gitmek için hazır olmadığı görüşünü dile getiriyor.

AB içinde ulaştırmanın hava kirliliğinin dörtte birini oluşturduğu, otomobillerini ise dışarı salınan karbonun yüzde 15’inden sorumlu olduğu belirtiliyor.

Son düzenlenen bir araştırma, AB’de satılan araçların sadece yüzde 12’sinin elektrikle çalıştığını ortaya koymuştu.

Paylaşın

Türkiye’den AB Ülkelerine İltica Başvuruları Tüm Zamanların En Yüksek Seviyesinde

Avrupa Birliği İltica Ajansı (EUAA) verilerine göre AB ülkeleri, Norveç ve İsviçre’ye sadece kasım ayında 105 bin 970 iltica başvurusu yapıldı. Bu başvurularda ilk sırayı 17 bin 739 ile Suriyeliler alırken onu 14 bin 877 ile Afganistan vatandaşları, 8 bin 342 ile Türkiye vatandaşları, 4 bin 884 ile Kolombiya vatandaşları ve 4 bin 350 ile Venezuelalılar takip etti.

Bangladeş, Fas, Gürcistan, Mısır, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Peru vatandaşlarının başvuruları da kasımda rekor kırdı. Ukrayna’dan gelen 4 milyonun üzerindeki göçmen ise bu istatistiklerde yer almıyor. Ukraynalılar Geçici Koruma Yönetmeliği kapsamında değerlendiriliyor.

Avrupa Birliği ülkeleri, Norveç ve İsviçre’ye Türk vatandaşları tarafından yapılan iltica başvurusu tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı.

Türkiye gibi Avrupa Birliği’ne aday ülkeler olan Arnavutluk, Kuzey Makedonya ve Moldova vatandaşlarından gelen iltica taleplerindeki artış da dikkat çekti.

Avrupa Birliği normalde güvenli olarak kabul edilen ve uluslararası koruma talebi için uygun olmayan ülkelerden gelen iltica başvurularında yaşanan artıştan endişeli. Özellikle Hindistan, Bangladeş, Fas, Mısır ve Peru’dan gelenlerin yaptığı başvurularda patlama yaşandı.

Avrupa Komisyonu 2022 yılındaki iltica başvurularının 924 bine ulaşarak 2016’dan beri en yüksek seviyeye çıkacağını tahmin ediyor. Sınırlardan düzensiz geçişlerinde üçe katlanara 330 bine çıkması bekleniyor.

Stokholm’de yapılan iki günlük gayriresmi toplantıda Avrupa Komisyonu’nun İçişlerinden Sorumlu Üyesi Ylva Johansson “Düzensiz gelişlerin üç katı kadar iltica başvurusu alıyoruz ve bu kabul kapasitelerini zorluyor,” ifadelerini kullanırken bunların bir çoğunun uluslararası korumaya ihtiyacı olmayan kişiler olduğunu vurguladı.

Avrupa Birliği İltica Ajansı (EUAA) verilerine göre AB ülkeleri, Norveç ve İsviçre’ye sadece kasım ayında 105 bin 970 iltica bavurusu yapıldı.

Bu başvurularda ilk sırayı 17 bin 739 ile Suriyeliler alırken onu 14 bin 877 ile Afganistan vatandaşları, 8 bin 342 ile Türk vatandaşları, 4 bin 884 ile Kolombiya vatandaşları ve 4 bin 350 ile Venezuelalılar takip etti.

Bangladeş, Fas, Gürcistan, Mısır, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Peru vatandaşlarının başvuruları da kasımda rekor kırdı.

Ukrayna’dan gelen 4 milyonun üzerindeki göçmen ise bu istatistiklerde yer almıyor. Ukraynalılar Geçici Koruma Yönetmeliği kapsamında değerlendiriliyor.

AB ülkelerinde ilk defa başvurular ve temyize gidenler de dahil olmak üzere 850 bin civarıda başvuru bulunuyor.

Johansson bu başvuruların yüzde 60’ından fazlasının “negatif” sonuçlanacak durumda olduğunu ve AB topraklarını terk etme kararı çıkacağını belirtti.

‘Ulusal sistemler üzerindeki baskı artıyor’

Fakat birlik ülkeleri negatif sonuçlanan başvuru sahiplerini kendi ülkelerine ya da aktarma yaptıkları ülkelere geri göndermekte zorlanıyor. 2022 yılında kayıtlı düzensiz göçmenler arasında geri dönme oranı yüzde 21’de kaldı.

Bu nedenle içişleri bakanları AB Vize Kanu’nun geri kabul konusunda işbirliği yapmayan AB dışı ülkelere yaptırım uygulanmasını öngören 25a maddesinin kullanımıyla ilgili bir çalışma talep edebilir.

Johansson da etkin bir geri gönderme politikasının başlangıçta gereksiz olan başvuruların azalması için caydırıcı bir önlem olacağını savunuyor.

Ajansın kasım ayı raporunda “Eski başvurular ve yeni başvurulardaki olağanüstü artış ulusal sistemler üzerindeki baskıyı artırıyor,” ifadeleri yer aldı.

Güvenli ülkeler

Uluslararası kanunlara göre kendi ülkesinde zulüm, cinsel şiddet, işkence, ayrım ve insanlık dışı muamele ile karşılaşma riski bulunanlara koruma sağlanması gerekiyor.

Ama AB üyesi ülkeler eğer bir kişinin orantısız cezalandırma yapılmayacağından emin olunan ve yeterli insan hakları güvencesine sahip olduğu kabul edilen ve demokratik “güvenli ülkelerden” geldiğini tespit etmesi halinde başvuruyu reddetme hakkı bulunuyor.

Fakat her ülke kendi “güvenli ülke” tanımlamasını yaptığı için örneğin Almanya’da güvenli ülke olarak kabul edilen bir yer İtalya’da güvenli kabul edilmiyor olabiliyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Avrupa Birliği Ülkeleri, Ukrayna’ya Yeni Askeri Yardımda Anlaştı

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Ukrayna’ya zırhlı araçlar ve hava savunma sistemlerini de içeren toplam 2,5 milyar dolarlık yeni yardım paket açıklamasının ardından, Avrupa Birliği’de (AB) yeni yardım paketini duyurdu.

AB dışişleri bakanları Ukrayna için 500 milyon Euro (542 milyon dolar) askeri yardım üstünde anlaşmaya vardı. AB dönem başkanı İsveç, sosyal medya mesajında, “Ukrayna silahlı kuvvetlerine verdiğimiz desteği kararlılıkla sürdürüyoruz” dedi.

Avrupa Birliği ülkelerinin dışişleri bakanları, 9-10 Şubat’ta yapılacak olağanüstü AB zirvesinden önce Brüksel’de toplandı. Toplantıda Ukrayna’ya yeni askeri yardım paketi üzerinde anlaşmaya varıldı.

Almanya Kiev’e Leopard tankları göndermesi için her gün daha fazla baskı altında kalırken Avrupa Birliği dışişleri bakanları bugün Ukrayna için 500 milyon Euro (542 milyon dolar) askeri yardım üstünde anlaşmaya vardı.

AB’nin Ukrayna’ya yedinci yardım paketi, 27 ülkenin dışişleri bakanları Brüksel’de buluştukları sırada geldi. Son olarak geçen hafta Batılı ülkeler Ukrayna’ya muharip tanklar göndermekte başarısız olmuş, ancak milyarlarca dolarlık destek sözü vermişti.

İsveçli ve Çek yetkililer, dışişleri bakanlarının 500 milyon Euro’luk paketle birlikte AB’nin Ukrayna’daki askeri eğitim misyonu için ek 45 milyonluk “öldürücü olmayan ekipmanı” onayladıklarını söylediler.

AB dönem başkanı İsveç, Twitter mesajında “Ukrayna silahlı kuvvetlerine verdiğimiz desteği kararlılıkla sürdürüyoruz” dedi.

Öte yandan toplantıya gelen birçok bakan Almanya’nın Ukrayna’ya Leopard tankları gönderme izni vermesinin kilit önemde olduğunu söyledi.

Almanya’nın Leopard tankları Avrupa’da çeşitli ülkelerin orduları tarafından kullanılıyor. Bu tanklar Rusya işgaline karşı savaşan Ukrayna için ideal tanklar arasında görülüyor, ancak Berlin’in tankların satışına izin vermesi gerekiyor. Berlin ise izni verme konusunda hala direniyor.

Polonya, Ukrayna’ya elindeki Leopard tanklarından göndermek için Almanya’dan izin isteyeceğini ve diğer ülkelerin de yapması halinde izni beklemeden tankları Ukrayna’ya gönderebileceğini söyledi.

Letonya Dışişleri Bakanı Edgars Rinkevics Brüksel’deki toplantıya geldiği sırada “Bu noktada savaşçı tankların neden sevk edilemediğini açıklamak için iyi bir bahane yok” dedi.

Litvanya Dışişleri Bakanı Gabrielius Landsbergis, tankların bir gün daha bekletilmemesi gerektiğini söylerken, Estonya Dışişleri Bakanı Urmas Reinsalu ‘Avrupa’nın motoru’ olarak görülen Almanya’nın Ukrayna’ya yardım etme konusunda özellikle sorumluluğu olduğunu söyledi. Lüksemburg Dışişleri Bakanı Jean Asselborn, Avrupalılar’ın Ukrayna’ya ihtiyacı olan şey konusunda şimdi yardım etmemeleri halinde Rusya’nın savaşı kazanabileceğini söyledi.

Bir AB diplomatı ise Almanya’nın baskı altına alınmayı sevmediğini ve bunun yapıcı olmayabileceği uyarısında bulunduğunu söyledi.

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock Pazar günü toplantıda

Berlin’in Polonya’nın önünde durmayacağı şeklindeki yorumlarını açıklamayı reddetti. Baerbock yalnızca “Ukrayna’yı savunmak için elimizden gelen her şeyi yapmak önemli” dedi.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz’un merkez sol Sosyal Demokrat Partisi, Batı’nın savaşı alevlendirebilecek ani hamlelerden kaçınması gerektiği görüşünde. Ancak birçok AB müttefiki Almanya’nın bu tutumunu reddediyor ve Rusya’nın şimdiden 11 aydır devam eden Ukrayna işgalini sürdürmekte kararlı olduğunu söylüyor.

AB, Rusya’ya karşı onuncu yaptırım paketi üzerinde çalışırken, Macaristan ise Rusya’ya daha fazla yaptırıma karşı olduğu sinyalini verdi.

Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto “Savaşı daha fazla uzatacak ve gerilimin tırmanmasına neden olabilecek tüm kararlar çıkarlarımıza aykırı. Yaptırımların Avrupa’yı çıkmaz yola ittiği kanıtlanmış durumda” diye konuştu.

(Kaynak: Reuters)

Paylaşın