Küresel Ticaretin Yeni Kırılma Noktası: Bab El-Mendeb
Hürmüz Boğazı’nın ardından Bab el-Mendeb Boğazı’nın da hedef haline gelmesi, enerji arzından konteyner taşımacılığına kadar uzanan küresel tedarik zincirinde yeni bir kriz riskini beraberinde getiriyor.
Haber Merkezi / Uzmanlar, “çift boğaz” baskısının dünya ekonomisi üzerinde petrol krizlerinden çok daha geniş çaplı sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor.
ABD ile İran arasında tırmanan gerilim yalnızca askeri dengeleri değil, küresel ticaret rotalarını da yeniden şekillendiriyor. Uluslararası haber ajansları ve düşünce kuruluşlarının son analizleri, Basra Körfezi’ndeki Hürmüz Boğazı’nın ardından Kızıldeniz’in güney girişini oluşturan Bab el-Mendeb Boğazı’nın da jeopolitik mücadelenin merkezine yerleştiğini ortaya koyuyor.
Dünya petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik riskleri nedeniyle son dönemde enerji şirketleri ve nakliye firmaları alternatif güzergâhlara yönelmeye başlamıştı. Ancak Yemen açıklarında artan saldırılar ve Husilerin ticari gemilere yönelik eylemleri, Kızıldeniz üzerinden oluşturulan bu alternatif hattı da baskı altına aldı.
Uluslararası askeri analistler, İran ve bölgedeki müttefiklerinin küresel ekonomiyi tek bir geçiş noktasından değil, aynı anda iki stratejik boğaz üzerinden baskılamayı amaçlayan bir strateji izlediğine dikkat çekiyor. Savunma literatüründe “Çift Boğaz Stratejisi” (Dual Chokepoint Strategy) olarak tanımlanan bu yaklaşımın, küresel enerji ve lojistik ağlarını ciddi şekilde zorlayabileceği değerlendiriliyor.
Alternatif Rotalar Da Risk Altında
Hürmüz Boğazı’nda yaşanan güvenlik sorunlarının ardından Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkeleri, petrol sevkiyatının bir bölümünü Kızıldeniz limanlarına kaydırmıştı. Ancak Bab el-Mendeb’de güvenlik risklerinin artması, bu alternatif güzergâhın da sürdürülebilirliğini tartışmalı hale getiriyor.
Uzmanlara göre iki boğazın aynı anda risk altına girmesi, küresel enerji arzı üzerinde bugüne kadar görülmemiş ölçekte baskı oluşturabilir.
Düşük Maliyetli Saldırılar, Milyarlarca Dolarlık Etki
Uluslararası analizlerde dikkat çekilen bir diğer unsur ise asimetrik savaşın ekonomik boyutu. ABD ve müttefikleri bölgede gelişmiş savaş gemileri, hava savunma sistemleri ve yüksek maliyetli hassas mühimmat kullanırken, Husilerin çok daha düşük maliyetli insansız hava araçları, kıyı konuşlu gemisavar füzeleri ve insansız deniz araçlarıyla küresel deniz taşımacılığı üzerinde büyük maliyet oluşturduğu belirtiliyor.
Uzmanlar, birkaç yüz bin dolarlık saldırı sistemlerinin, milyarlarca dolarlık ticaret akışını yavaşlatabildiğine dikkat çekiyor.
Bab el-Mendeb’de “Fiili Abluka” Riski
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS), ORSAM ve uluslararası basında yer alan değerlendirmelere göre Yemen’deki Husiler, bağımsız hareket kabiliyetine sahip olmakla birlikte İran ile yüksek düzeyde stratejik koordinasyon içerisinde hareket ediyor.
Analizlerde, Bab el-Mendeb’in klasik anlamda savaş gemileriyle kapatılmasından ziyade, kıyıdan fırlatılan füzeler, kamikaze İHA’lar ve deniz araçlarıyla ticari gemiler için yüksek riskli bir bölgeye dönüştürüldüğü ifade ediliyor.
Yemen kıyılarının boğaza olan yakınlığı nedeniyle ticaret gemilerinin füze menzilinden çıkmasının neredeyse imkânsız olduğu değerlendiriliyor. Bu durum ise deniz sigortası maliyetlerini artırırken birçok armatörü rotalarını değiştirmeye zorluyor.
ABD Zor Bir Denge Kurmaya Çalışıyor
Washington yönetimi, Kızıldeniz’deki ticaret güvenliğini sağlamak amacıyla çok uluslu “Operation Prosperity Guardian” kapsamında bölgede yoğun askeri faaliyet yürütüyor.
ABD ve İngiltere’nin Yemen’deki radar sistemleri, mühimmat depoları ve füze rampalarına yönelik çok sayıda hava saldırısı gerçekleştirmesine rağmen, Husilerin saldırı kapasitesinin tamamen ortadan kaldırılamadığı belirtiliyor.
Uzmanlara göre ABD bir yandan uluslararası deniz ticaretini korumaya çalışırken diğer yandan İran ile doğrudan geniş çaplı bir savaşa sürüklenmemek için diplomatik denge politikası izliyor.
Afrika Rotası Maliyetleri Artırıyor
Bab el-Mendeb ve Süveyş Kanalı hattındaki güvenlik endişeleri nedeniyle çok sayıda ticaret gemisi rotasını Afrika’nın güneyindeki Ümit Burnu’na çevirmeye başladı.
Bu değişiklik Asya ile Avrupa arasındaki deniz yolculuğunu ortalama 10 ila 14 gün uzatırken, gemi başına yaklaşık 1 ila 1,5 milyon dolarlık ek yakıt ve işletme maliyeti oluşturuyor.
Uzayan sefer süreleri konteyner arzında daralmaya neden olurken, navlun fiyatlarını yükseltiyor. Ekonomistler, bunun enerji fiyatlarının yanı sıra tüketim malları, gıda ve sanayi ürünlerinde de yeni bir enflasyon baskısı oluşturabileceği görüşünde.
Küresel Ekonomi İçin Yeni Sınav
Uzmanlara göre Bab el-Mendeb’de yaşanan kriz yalnızca bölgesel bir güvenlik sorunu değil, küresel tedarik zincirlerini doğrudan hedef alan jeopolitik bir mücadele niteliği taşıyor.
Uluslararası değerlendirmelerde, askeri devriyelerin deniz ticaretini kısa vadede koruyabileceği ancak kalıcı çözümün diplomatik girişimlerle bölgedeki gerilimin azaltılmasına bağlı olduğu vurgulanıyor. Aksi halde Hürmüz Boğazı ile Bab el-Mendeb’in aynı anda baskı altında kalmasının, dünya ekonomisinde enerji arzı, lojistik maliyetleri ve enflasyon üzerinde uzun süre hissedilecek yeni bir kırılganlık yaratabileceği değerlendiriliyor.





























