Kılıçdaroğlu: Suriyelileri Kendi Memleketlerine Göndereceğiz

Partisinin üye katılım toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Göçmenler sığınmacılarda iki ana akım var. Suriye’den ve Afganistan’dan gelenler var. İran sınırına gittim, ‘kaçak Afganlar nasıl geliyor’ diye sordum. Kaçak geçişler var dendi. İnsan kaçakçılığa var.  Birileri paralarla bu insanları Türkiye’ye sokuyor. Suriyeli kardeşlerimiz iç savaştan kaçarak geldiler. Bu insanların belli bir bölgede tutulması lazımdı. 81 ilde Suriyeli kardeşlerimiz var, hatta bazı mahallerde daha fazlalar. Kilis gibi bazı illerde Suriyeli nüfusu Türk nüfusundan daha fazla. Ne yapacağız? Suriyeli kardeşlerimizi 2 yıl içinde kendi memleketlerine göndereceğiz.” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, “Akılla, mantıkla göndereceğiz. Önce yönetimle görüşeceğiz. Ben bunu defalarca söyledim, neyse adım attılar, onlar da şimdi görüşecekler. İnşallah başarılı olurlar. Önemli olan Türkiye. Bu insanların can ve mal güvenliği kendi ülkelerinde sağlamak lazım. Esad’la yapılacak anlaşmalardan birisi de bu olmak zorundadır.” ifadelerini kullandı ve ekledi:

“O bölgede Gaziantepli iş adamlarının çok sayıda fabrikaları vardı. Boş duruyorlar şu anda. Suriyeliler orada çalışacak, istiyorlarsa turist olarak gelsinler. Türkiye’nin şanlı şöhretine uygun bir şey yapıyoruz. Bu coğrafyada kavga etmeden huzur ve barış iklimini egemen kılmalıyız. Bunu söyledikten sonra Suriye’den kaçıp gelen bazı siyasi partilerin genel başkanları, STK’lar beni davet etti, nasıl göndereceksiniz diye, anlattım, siz bunları yapın biz gideriz dediler. Afganlar sığınmacı değil onlar kaçak. Onları uluslararası hukuka göre alıp İran’a vereceğiz. Hangi sınırdan gelmişlerse o sınıra iade edeceğiz. ”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin üye katılım toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle;

 “3 evladım var. Bir ucundan ekmeğini tutmuş çalışıyorlar. Mütevazı yaşamayı severim. Farklı görüşlerden ve kimliklerden çok sayıda arkadaşım vardır. Hepsiyle de konuşurum.  Fakirin hakkını korumak zorundaydım. Eğer bir çocuk yatağa aç giriyorsa sizin rahat etmemeniz lazım. Bir çocuk açsa aslında hepimiz açız. Böyle baktım…  Büyük haksızlıklar oldu, evet. Dünya siyaset tarihinin en büyük adalet yürüyüşünü yaptım. Toplumun dikkatini çekmek zorundaydım. Siyaset yaptığım yerlerde tehditler aldım. Terör örgütünün silahlı saldırısına da uğradım, bir asker şehit düştü. Linç girişiminde bulundular, göğsüme bir kurşun mermisi fırlattılar. Haklıysanız hiçbir tehdit sizi etkilemez. Ben bu davaya böyle inandım. Bir aileye katılıyorsunuz CHP’ye. Her ailede olduğu gibi bizde tartışmalar olur ama kavgaya dönmez. Oturur, konuşuruz, tartışırız. Bu demokrasinin de gereğidir. Kavga filan yok.

“Sanane kardeşim başörtüsünden”

Adaletten sapmayacaksınız. Hiç kimsenin inancını siyasete malzeme etmeyeceksiniz. Birisi kalkıp inanç üzerinden siyaset yapıyorsa, bizim inancımıza en büyük haksızlığı o yapıyor demektir. Peygambere verilmeyen bir yetkiyi kalkar birileri sen inançlısın, sen değilsin der. Allah’la kul arasına kimsenin girmesinin hakkı yok. Biz CHP olarak belediyelere insanlara nerede ibadet yapmak istiyorsa tertemiz olacak. Herkesin kimliğine saygı duyacaksınız. Herkesin yaşam tarzına saygı duyacaksınız. Burada bizim kalbimizin kırık olduğunu söyleyelim. Biz bir dönem başörtüsünü Türkiye’nin bir numaralı sorunu haline getirdik. Sanane kardeşim başörtüsünden…

Göçmenler

Göçmenler sığınmacılarda iki ana akım var. Suriye’den ve Afganistan’dan gelenler var. İran sınırına gittim, ‘kaçak Afganlar nasıl geliyor’ diye sordum. Kaçak geçişler var dendi. İnsan kaçakçılığa var.  Birileri paralarla bu insanları Türkiye’ye sokuyor. Suriyeli kardeşlerimiz iç savaştan kaçarak geldiler. Bu insanların belli bir bölgede tutulması lazımdı. 81 ilde Suriyeli kardeşlerimiz var, hatta bazı mahallerde daha fazlalar. Kilis gibi bazı illerde Suriyeli nüfusu Türk nüfusundan daha fazla. Ne yapacağız? Suriyeli kardeşlerimizi 2 yıl içinde kendi memleketlerine göndereceğiz.

Akılla, mantıkla göndereceğiz. Önce yönetimle görüşeceğiz. Ben bunu defalarca söyledim, neyse adım attılar, onlar da şimdi görüşecekler. İnşallah başarılı olurlar. Önemli olan Türkiye. Bu insanların can ve mal güvenliği kendi ülkelerinde sağlamak lazım. Esad’la yapılacak anlaşmalardan birisi de bu olmak zorundadır.

O bölgede Gaziantepli iş adamlarının çok sayıda fabrikaları vardı. Boş duruyorlar şu anda. Suriyeliler orada çalışacak, istiyorlarsa turist olarak gelsinler. Türkiye’nin şanlı şöhretine uygun bir şey yapıyoruz. Bu coğrafyada kavga etmeden huzur ve barış iklimini egemen kılmalıyız. Bunu söyledikten sonra Suriye’den kaçıp gelen bazı siyasi partilerin genel başkanları, STK’lar beni davet etti, nasıl göndereceksiniz diye, anlattım, siz bunları yapın biz gideriz dediler. Afganlar sığınmacı değil onlar kaçak. Onları uluslararası hukuka göre alıp İran’a vereceğiz. Hangi sınırdan gelmişlerse o sınıra iade edeceğiz.

“Sadece adalet istiyor”

Düne kadar kızdığımız insanlar haksızlığa uğrarsa onlar için de adalet istemeyi unutmayın. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Emine Şenyaşar’ın çocukları ve eşi öldürüldü. Bu kadın sadece adalet istiyor. Bildiği tek Türkçe kelime, adalet.

Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir