CHP Lideri Özel “Erken Seçim” Çağrısını Yineledi

Katıldığı bir televizyon programında açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özgür Özel, “Bu kadar büyük bir kriz içerisinde, bu kitlelerin sesi duyulmazsa seçimden başka bir çare yok” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Habertürk canlı yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Özgür Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

15 Temmuz: Burası Meclis, Meclis demek halkın iradesi demek. Anayasa’ya göre seçimlerin yapıldığı, o seçim sonuçlarına göre kendiliğinden toplanan bir Meclis’teyiz. Halkın iradesi neyse onun üstünde hiçbir şey olmaması gerekir. Bütün darbecilerin hedefi hep Meclis olmuştur.

Rahmetli Kamer Genç, ‘bunlar bir gün başınıza bela olur’ demişti. O günlerde devletin elindeki istihbarata göre bunlar bir darbeye kalkışabilirler bilgisi vardı. 33 bin subay vardı, 11 bini FETÖ’cülükten ordudan atıldı. 100 kurmay subaydan 84’ü terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlıydı.

Bunlar sistematik bir şekilde yıllardır bugüne hazırlanıyormuş. Askeri Şura yaklaşıyordu ve bunlar planlarını öne çekti. Gece 3’te yapacakları darbeyi bir subayın MİT’e ihbarda bulunmasıyla saat 21’e çektiler. Bunlar bir gün Cumhuriyet yönetimini devirip yerine FETÖ’yü getirmek için hazırlık yapıyordu. 2015 MİT raporu var, o raporda Mehmet Dişli’nin ihraç edilmesi gerekiyor deniliyor ama gereği yapılmıyor.

Ben siyasette diyalogdan yanayım. Yenikapı’ya şu partileri çağıralım, bu partileri çağırmayalım diye başlandı. Yenikapı’dan ziyade Meclis’te toplanarak 1920 ruhuna dönülmeliydi. Türkiye’nin tek yumruk kalmayı başarması lazım. 15 Temmuz gecesi tek yumruk olundu ama sonra tek yumruk kalınamadı. Hatanın büyük kısmı iktidara aittir. Ancak tek yumruk kalamamakta hiçbirimiz masum değiliz.

Cemaatler tarikatlar devlet yönetmek için ortaya çıkmış yapılar değildir. Bunlara mensubiyet devlet görevinde bir kriter olamaz. Ama bugün başka tarikatlar belli yerlerde kümeleniyor. Devletin belli bir düzeni vardır. İktidarlar değişince gelenin bütünüyle devleti ele geçirmeye çalıştığı bir anlayış olmaz.

Erken Seçim: Halk isterse erken seçim olur demiştim. Maalesef yerel seçimlerden bugüne yürütülen ekonomi politikası ülkenin kötü yönetildiğini gösteriyor. Milletin talebini görüyorum. Bu kadar büyük bir kriz içerisinde, bu kitlelerin sesi duyulmazsa seçimden başka bir çare yok.

CHP iktidar olduğunda kurumları ele geçirmeye değil, bir daha ele geçirilemeyecek şekilde düzenlemeler yapmaya hazırlanıyor. Biz gelip de basını ele geçirelim istemiyoruz. Bir daha kimse basını ele geçiremesin istiyoruz. Gelip de yargıyı ele geçirme niyetinde değiliz. Kimse yargıyı ele geçiremesin derdindeyiz.

Suriye: Biz ilk önce doğrudan resmi bir talepte bulunmadık. Arka kapı diplomasisiyle ne düşünüldüğüne baktık. Bize dönen yaklaşımın resmi bir talep olursa olumlu bakılacağı yönündeydi. Resmi talebimizi yaptık birkaç gün önce. Biz de görüşsek sayın Erdoğan da görüşse Türkiye’nin lehine bir durum olduğunu düşünüyorum.”

Paylaşın

Özel’den İktidara Asgari Ücret Uyarısı: Geçim Olmazsa Yakında Seçim Olur

Asgari ücret ile ilgili mesaj veren CHP Lideri Özgür Özel, “Ya asgari ücrete zammı verecekler, ya biz söke söke alacağız. Bir kez daha söylüyoruz. Zammı yaparsanız sorunlar bitmez. Ama hiç olmazsa birazcık geçim olur. Ama geçim olmazsa hiç merak etmeyin yakında seçim olur” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Edirne İl Başkanlığı’nı ziyaret etti. Ziyarette Özel’e CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ve Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın da eşlik etti.

Cumhuriyet’in aktardığına göre; ziyarette açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özel, Gebze’deki ‘Geçinemiyoruz’ mitingini anımsatarak şu ifadeleri kullandı: “Geçen hafta bir emek mitingi yaptık. Orada dört şey söyledik. Bir, kredi kartlarının faizlerini silin, esnafa, köylüye, bireysel sıkıntı çekenlere. Ana parasını bölün. Bundan yüzde 30 vergiyi kaldırın, milleti rahatlatın. İki, taban ücretleri, mesela buğdayda 15 lira olması lazım. Maliyetini verdiler.

Taban fiyatları artırın. Ayçiçeğe iyi bir fiyat verin. Üzüm, fındık, çay, narenciye, sahip çıkın. Üçüncüsü emekli maaşı 10 bin lira olmaz. Bunu bir asgari ücret düzeyine getirin. Sonuncusu asgari ücrete enflasyon uyarlamasını hiç olmazsa yapın, insanları bugün 17 bin lira olan asgari ücret verildiği günkü 13 bin liraya denk geliyor. Yıl sonuna doğru 9 bin liraya düşecek. Bu olmaz dedik. İtiraz ettik.”

“Hiç merak etmeyin yakında seçim olur”

Asgari ücret ile ilgili mesaj veren Özel, şunları kaydetti: “Buradan tekrar ediyoruz. Ya asgari ücrete zammı verecekler, ya biz söke söke alacağız. Bir kez daha söylüyoruz. Zammı yaparsanız sorunlar bitmez. Ama hiç olmazsa birazcık geçim olur. Ama geçim olmazsa hiç merak etmeyin yakında seçim olur. Hepinize teşekkür ediyoruz. Filiz Başkan’a, belediye meclis üyelerimize, hayırlı olsun diyoruz. Baba ocağına bugün koşup gelen hepinize teşekkür ediyoruz. Bugün Edirne’ye Türkiye’nin dört bir yanından güzel insanlar geldiler. Yarışan, güreşen, bütün pehlivanlara, bütün yiğitlere başarılar diliyoruz. İyi olan kazansın diyoruz. Ama eninde sonunda Edirne’miz kazansın, sizler kazanın istiyoruz.”

Özgür Özel, Edirne Belediyesi’ne ziyaretinde yaptığı konuşmada “Biz bugün Edirne Belediyesi’ne büyük bir keyifle geldik. Belediye’nin kapısında 40’lı yaşlarında kadın bir Belediye Başkanı ve çok genç ekip arkadaşları karşıladılar. Edirne, geçmiş dönem sevgili Recep Gürkan’ın görev yaptığı bu binayı bir bayrak devir teslimiyle, sulh içinde ve yeni enerjiler, umutlarla Filiz Hanım’a devretti. Hem kendisine hem tüm siyasi partilerden seçilmiş belediye meclis üyelerine başarılar diliyoruz” dedi.

Özel konuşmasına şöyle devam etti: “Edirne’de milletvekillerimiz, il yöneticilerimiz bugün bizi karşıladılar. Çok güçlü bir temsiliyetle buradayız. Hem Genel Sekreterimiz, Genel Başkan Yardımcılarımız, başkanlık divanı üyelerimiz, milletvekillerimiz burada. Büyükşehir belediye başkanlarımız, il belediye başkanlarımız burada. İstanbul İl Başkanımız başta olmak üzere çok sayıda il başkanımız burada. Büyük bir mutlulukla, çok sayıda ilçe belediye başkanımız, İstanbul’un neredeyse bütün ilçe belediye başkanları buradalar. Çok tarihi bir güne daha tanıklık edeceğiz. Ben daha önce de defalarca gelmiştim ama ilk kez Genel Başkan olarak buradayım.

Önce Belediyeler Birliği Başkanımız, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımızın dikkat çektiği gibi ilk başkent, Osmanlı’nın başkenti Bursa, sonra Edirne, sonra İstanbul. Üçü de bu seçimlerde artık CHP’li oldu. Osmanlı’nın iyi yönlerini gören ve kötü yönlerini hiç üstüne almayanlar bir yana biz Osmanlı’yı iyisi, kötüsüyle, Türkiye Cumhuriyeti’nin bugünlere gelmesine yapılan bütün katkılarla hizmet edenleri hep hayırla yad ettik. Tabii bu üç büyükşehrin dışında, üç başkentin dışında Osmanlı’nın saray yaptığı tek kent olan Manisa’nın evladı olarak buradayız.

Fatih Sultan Mehmet’in 19 yaşında, 1451’de babasının vefatını öğrenip, beyaz atının sırtına atlayıp, Edirne’ye doğru yola çıktığı gün ‘Beni seven arkamdan gelsin’ demişti. Edirne’ye vardıktan, payitahta geldikten iki yıl sonra İstanbul’u fethetti. Bugün yanımızda böyle siyasi fetihlerden değil başta Ekrem Başkan’ın, Filiz Başkan’ın, Bursa Büyükşehir’in, Tekirdağ Belediyesi’nin gönülleri fetheden başkanları burada. Türkiye’den çok sayıda belediye başkanı burada. Artık şehirler kılıçla fethedilmiyor, gönüller fethediliyor, hizmetle fethediliyor. Ekrem Başkan geçen dönemki başarısını örgütümüzle birlikte artırarak, güveni artırarak, tazeleyerek, tekrar etti. Çok uzun yıllar sonra çok istediğimiz Bursa’yı aldık. Birçok şehirde çok önemli başarılar elde ettik.

O yüzden bugün CHP ailesi olarak çok güçlü şekilde buradayız. Ama hepimizin bildiği bir tek şey var ki Cumhuriyet’in yüzüncü yılının ilk yerel seçimlerinde, yüzde 38’lik bir oy oranıyla 47 yıl sonra büyük bir başarı elde ettik. Bu büyük aile bu başarıyı elde etti. Hep birlikte elde ettik. Ama esas hedefimiz Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının ilk genel seçimlerinde Atatürk’ün partisini iktidar yapmak. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanlığına CHP’li bir Cumhurbaşkanı seçtirmek. Bunun motivasyonu içindeyiz hep beraber. Hep birlikte bunun için çalışıyoruz. Başaracağımıza inanıyoruz.”

Dün Romanya’nın başkenti Bükreş’te katıldığı Sosyalist Enternasyonal Avrupa Komitesi Toplantısı’na dikkat çeken Özel, “Biz Selin Hoca ile birlikte ve çok değerli Dış Politikadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız İlhan Uzgel ve değerli büyükelçimiz Namık Tan ile birlikte bu sabah Bükreş’ten geldik. Dün Bükreş’te çok önemli bir gelişme kaydedildi. Basın mensubu arkadaşlar da bu konuda bir şeyler duymak istediklerini ifade ettiler. Dün Sosyalist Enternasyonal toplantısı, Sosyalist Enternasyonal’in Başkanı, İspanya Başkanı Pedro Sánchez, onun başkanlığında Bükreş’te yine Romanya Başbakanının ev sahipliğinde toplandı.

Orada yapılan müzakereler sonucunda bir deklarasyon yayınlandı. Hem aşırı sağ ile mücadele noktasında, hem Avrupa’daki Sosyalist Enternasyonal’in yeni yapılanmasını duyurmak noktasında hem de CHP’nin 31 Mart’ta kaydettiği başarıyı umut verici bir zafer olarak nitelendiren, CHP’nin güç kazanmasının altını kalın çizgilerle çizen ve CHP’nin Avrupa Birliği hedefini sahiplenen ve üyelerin tam destek verdiğini ifade eden bir metin ortaya çıktı. Bu gelecekte CHP iktidarında Türkiye’nin nerelere doğru gittiğini gösteren çok önemli bir yaklaşım” dedi.

AKP iktidarının artık Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliğini hedeflemediğini öne süren Özel, “İktidarlarının ilk başında ‘mış’ gibi yapan, Avrupa Birliği hedefi koyan, bunun üzerinden Avrupa’nın Türkiye’de aydınların desteklerini sağlamaya çalışanların, bugün o yaptıklarının takiye olduğu, Avrupa Birliği hedefleri kalmadıkları, dün Şangay İşbirliği Örgütü’nü hedef gösterdiklerini hatırlayalım. O gösterilen hedefte maalesef, hem Dışişleri Bakanı, hem Sayın Cumhurbaşkanının ifade ettiği hedefte ortalama milli gelir 4 bin 500 dolar.

Oysa Avrupa Birliği hedefinde ortalama milli gelir yeni üyelerin düşürmesine rağmen 45 bin dolar. Avrupa Birliği’nin gerçek ortalama milli geliri 55 bin dolar. Birbirinin arasında 10-12 kat milli gelir farkı olan iki yapıdan bahsediyoruz. Biz elbette Asya ve Avrasya’yı da Çin, İran, Rusya’yı da önemsiyoruz. Ama 75 yıl önce kurucusu olduğumuz Avrupa Konseyi’ne ve 60 yıl önce İsmet Paşa’nın zamanında başvuru yaptığımız Avrupa Birliği hedefini yeniden sahipleniyoruz. Ümit ediyoruz, ilk seçimden sonra, CHP iktidar olduktan sonra biz yine sıfır atacağız. Ama birileri gibi hem maaşlardan, hem fiyatlar ve etiketlerden altı sıfır atmayacağız. Bir tane sıfır atacağız. Maaşlardan sıfır atmadan etiketlerden, maaşlardan sıfır atmadan giderlerden sıfır atacağız. 5 kat fazla milli gelir, 10 yılın sonunda 10 kat fazla satın alma gücü. Bugün aynı maaşı alıp mazotun 4 lira, ekmeğin 1 lira olması demek.

CHP’nin hedefi, hayali, umudu ve vizyonu budur. Buna inananlar gelecek seçimlerde CHP’nin içinde olacağı, Türkiye İttifakı’nın, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayına oy verecekler. 10 yılın sonunda 10 kat daha zengin olduklarını görecekler. ‘Yöneticiler zengin olsun, saraylarda otursun, en pahalı limuzinlere binsin, uçan saraylarla uçsun’ diyenler Şangay İşbirliği Örgütü’ne doğru gidebilirler. Ama orada halk fakir. ‘Yöneticiler mütevazı ama halk zengin olsun’ diyenler Avrupa Birliği hedefinin peşinde yürüyebilirler. Orada tam 10 kat zengin halklar var. Gelişmiş bir demokrasi var. Bu yürüyüşümüz devam edecek” diye konuştu.

Paylaşın

Özel’den AB Açıklaması: Kağıt Üzerinde Bırakılmasını Kabul Edemeyiz

Sosyalist Enternasyonal Avrupa Komitesi toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Cumhuriyet Halk Partisi, Avrupa’nın bir parçası olan Türkiye’yi ortak değerlerimiz olan demokrasinin, insan haklarının, hukukun üstünlüğünün öncüsü yapmak iddiasındadır. Bu iddianın sahipleri olarak Türkiye’nin Avrupa Birliği tam üyelik hedefinin kağıt üzerinde bırakılmasını kabul edemeyiz. İktidar yolculuğumuz bu hedefimizin de yolculuğunun ta kendisidir” dedi.

Dünyada aşırı sağın yükseldiğini, ancak bunun sol ve sosyal demokrasinin gerileyeceği anlamına gelmemesi gerektiğini ifade eden CHP Lideri Özel, “Sosyalist Enternasyonal üyesi partiler olarak vatandaşlarımızın sorunlarına çözüm getirecek politikaları üretebilecek kapasiteye ve tarihsel birikime sahibiz. İnsanlarımıza bunu daha iyi anlatıp onları aşırı sağın yanıltıcı ve akıl çelici söylemlerine karşı uyarmak ve uyandırmak hepimizin elimizde. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak 31 Mart seçimlerinde bunu başarabildik. Solun en önemli ve değişmez ilkelerinden birisi olan ‘değişim’ prensibi ile vatandaşlarımıza sosyal demokrasinin çağın şartlarına ayak uydurabileceğini ve gerçek sorunlarına kalıcı çözümler üretebileceğini gösterdik” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Romanya’nın başkenti Bükreş’te düzenlenen Sosyalist Enternasyonal Avrupa Komitesi toplantısına katıldı. Özel, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Seçimden bu yana geçen sürede yapılan tüm anketlerde partimiz Türkiye’nin birinci partisi olarak ölçülmektedir. Önümüzdeki hafta bir parlamento seçimi yapılsa oyunuzu hangi partiye verirsiniz sorusuna verilen cevaplarda Cumhuriyet Halk Partisi parlamentoda da yerel seçimlerdeki başarıyı tekrarlayabilecek güçte ölçülmektedir. Partimiz, mevcut hükümete sadece muhalefet etmemekte, sorunları doğru tespit edip doğru çözümler üreterek halkın faydasına olan ve takdir gören bir tutumu da sürdürmektedir.

Ülke çapında işçinin, çiftçinin, emeklinin, gençlerin yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunları yakından takip ediyoruz. Seçimlerin üzerinden geçen 3 ayda, halkın sorunlarının çözümü için hükümetle ve diğer partilerle sürekli görüşme ve müzakere halindeyiz. Sorunları anlattık, çözüm önerilerimizi sunduk. Ancak bunlardan bir sonuç almadığımızda, üç ay içerisinde Türkiye’nin beş büyük şehrinde beş önemli konuda beş büyük miting yaptık. Her mitinge artan katılım, Türkiye’de şimdiden ki henüz genel seçimlerin üzerinden sadece bir yıl geçti ve dört yıllık bir süresi olmasına rağmen iktidarın, erken seçim tartışmalarını başlatmış durumda.

“Yeni bir ekonomik düzeni kurmanın liderliğini yapmalıyız”

Bir yandan da yerel yönetimlerimizde, vatandaşlarımıza, ucuz, erişilebilir, etkin ve sürdürülebilir hizmetleri sunmak için yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Sosyalist Enternasyonal Avrupa Komitesi olarak yeni bir ekonomik düzeni kurmanın liderliğini yapmalıyız. Neoliberalizmin yarattığı eşitsizlikleri ortadan kaldırmak, yeni istihdam alanları yaratmak ve yeni iş alanlarının gerektirdiği yeşil, dijital, kapsayıcı becerileri yenilenmiş eğitim ve fırsat eşitliği ile sağlamak… Bizlerin parçası olduğu Avrupa’nın liderliğini yaptığı sosyal devlet anlayışını bir kez daha çağa uyumlayarak ayağa kaldırmanın reçetesini yazmak bizlerin öncülüğünde olmalıdır.

Partimiz, dış politikada da etkinliğini her geçen gün artırmaktadır. Partimizin sahip olduğu 1,5 milyon üye, aldığı 17,5 milyon oy ile Avrupa’nın hem en köklü hem de en büyük sosyal demokrat partilerinden birisi konumundadır. Avrupa kıtasının en doğu ucunda, Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu seçim başarısı, Avrupa’nın en batısındaki İngiltere’deki seçim başarısıyla birlikte hepimiz açısından çok önemli bir kilometre taşı olmuştur. Cumhuriyet Halk Partisi, yükselen sağ popülizm karşısında daha dirençli, daha dayanışmacı ve örgütlü bir siyaseti önermekte, Avrupa’daki sol, sosyal demokrat ve sosyalist partilerle iş birliğini güçlendirmeyi hedeflemektedir.

Ortak sorunlarımıza, sosyal adaletsizlik, iklim krizi, savaşlar ve kitlesel ve düzensiz göçe ortak çözümler üretmek için ilerici, demokrat tüm siyasi partilerin arasındaki dayanışmanın artırılması ve güçlendirilmesi gereklidir. Komitemize düşen görevlerin birisi de bu olacaktır. Bu noktada Cumhuriyet Halk Partisi olarak yerel yönetimlerdeki tecrübelerimizi ve başarılarımızı kardeş partilerimizle paylaşmaya, bu konularda iş birliği yapmaya hazır olduğumuzu dile getirmek isterim. Cumhuriyet Halk Partisi, Avrupa’nın bir parçası olan Türkiye’yi ortak değerlerimiz olan demokrasinin, insan haklarının, hukukun üstünlüğünün öncüsü yapmak iddiasındadır. Bu iddianın sahipleri olarak Türkiye’nin Avrupa Birliği tam üyelik hedefinin kağıt üzerinde bırakılmasını kabul edemeyiz. İktidar yolculuğumuz bu hedefimizin de yolculuğunun ta kendisidir.

“Yolumuz zor, mücadelemiz çetin ve yapmamız gereken çok iş var”

Dünya her geçen gün daha da belirsiz ve istikrarsız bir hale gelmekte. Özellikle Ortadoğu ve Karadeniz gibi Türkiye’nin komşu olduğu bölgelerde artan çatışmalar, toplumlarımızı önemli oranda kaygılandırmaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak yoldaşlarımızla Ukrayna’daki savaş ve Filistin’deki katliama daha yakın bir iş birliği ve ortak zeminde hareket etmek için elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu bir kez daha bildirmek isteriz. Bu vesileyle İspanya, İrlanda ve Norveç’in Filistin devletini tanımalarından dolayı duyduğum memnuniyeti bir kez daha belirtmek isterim. Yolumuz zor, mücadelemiz çetin ve yapmamız gereken çok iş var.

Bizim sosyal demokratlar olarak bu çetin yolda mücadeleye ara vermek ve dinlenmek gibi bir lüksümüz yoktur ve olmayacaktır. Ben şahsen ve partim adına Türkiye’de bu mücadeleyi başaracağımıza inanıyorum ve diğer bütün kardeş partilerin de benzer başarılara imza atmasını gönülden temenni ediyorum. Yarın Fransa’da oy kullanacak olan ve sözümüze değer veren tüm Fransız vatandaşı olan Türkleri bir kez daha aşırı sağa karşı sandık başına gitmeye ve oylarını demokrasiden yana kullanmaya davet ediyorum. Biz dinlenmeden bu yolda yürümeye devam edeceğiz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, partimiz ve ülkemizin kurucusu liderimizin dediği gibi ‘Dinlenmemek üzere yola çıkanlar asla ve asla yorulmazlar.’”

Paylaşın

CHP Lideri Özel, “Erken Seçim” İçin Tarih Verdi

Katıldığı bir televizyon programında erken seçim tartışmalarına değinen CHP Lideri Özgür Özel, “Tarih olarak da şunu söylüyorum. 5 yıl var iki seçim arasında bunun ortası çok kritik bir yer 2.5 yıl” dedi ve ekledi:

“Sayın Erdoğan eğer Meclis seçimleri yenileme kararı almazsa bir daha aday olamıyor. 2.5. yılda şöyle bir noktaya geleceğiz. Biz gel seçimleri yenileyelim deriz gelip aday olursa 2.5 yıl o koyar, 2.5 yıl biz koyarız ortaya. Tam ortasının öyle bir manası var. Kazanırsa 5 yıl daha yapar. Kendine güveniyorsa bir kere daha gelir yarışırız. Yok güvenmiyorsa geriye giden her gün onun seçimden kaçtığı gündür.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Halk TV’de gazeteci İsmail Küçükkaya’nın sorularını yanıtladı. Özel’in konuşmasından öne çıkan başlıklar bu şekilde:

“Normalleşme tartışmaları: Normalleşme süreci bitmez. Normalleşme bizim birinci parti olma sorumluluğuyla ortaya koyduğumuz özgüvenli ve inandığımız bir süreç. Normalleşmenin özeti şudur: Normal demokrasilerde ne varsa onu talep etmek ve muhalefet olarak üstüne düşeni yapmaktır. Selamlaşmak, konuşmak, müzakere etmek.

Normal demokrasilerde olanı talep etmek. Anayasaya tam uyum, kanunlara tam uyum, AİHM kararlarına tam uyum. Bunları talep etmek benim görevim. Ha bunları yapmıyorsa kendileri normalleşmiyorsa bırakalım onlar anormal kalsın. Vatandaş da normalle anormal arasında günü gelince tercihini yapar.

Erdoğan’la ortak yayın çok iyi olur. Düşünsenize Türkiye bundan 40 yıl önce bunu başarıyordu. TRT’de bir saygın gazeteci moderasyonluk yapıyordu, bütün liderler sırasıyla söz alıyordular. Zaman zaman ortam geriliyordu tartışıyorlardı zaman zaman şakalaşıyorlardı. Çünkü normali oydu. Şimdi zaman ilerledikçe aslında bu tip demokratik kazanımların artması lazım.

40 yıl sonra geldiğimiz yere bak herkes gidiyor tek başına televizyon programlarına katılıyor, yani normalleşme dediğimiz şeyin bir boyutu da budur. Siyasiler kendi aralarında telefonla görüşebilirler, el sıkışmalıdırlar başbaşa görüşmeler heyetlerle görüşmeler yapabilirler ama günü geldiğinde de esas yetkiyi aldıkları vatandaşın karşısına çıkıp en somut şekilde anlatmalıdırlar.

Erken seçim: 31 Mart seçimlerinde seçmene bir şey söyledim dedim ki bu genel seçim değil, bu yerel seçim burada yerel yönetici seçeceksiniz. Bir de verdiğiniz oy iktidar açısından bir sarı kart olacak, bu bir kırmızı kart değil. O yüzden AK Partililer MHP’liler korkmadan çekinmeden bize oy verin iktidarı değiştirmek için değil iktidarı uyarmak için oy verin iktidarın değişeceği seçim bu seçim değil demiştim. Onlar da bize oy verdiler işte tablo böyle oldu.

Türkiye’de bu tablo olduğunun ertesi günü gördünüz mü bak ben birinci parti oldum hadi seçim desem şu çıkacak ortaya; sen hani söz vermiştin hani bu seçim o seçim değildi bizim oyumuzla bize kafa tutuyor diyecekti AK Partili seçmen. İkincisi bir fırsatçılık olur. Daha bu ülkenin ekonomik sorunları var, bu seçimde yorulduk daha dün seçimlerdeydik bugün yine seçim diyorsun. Üçüncüsü de ya neyinden istiyorsun erken seçim için 360 gerekiyor, bizde var 130. Bütün muhalefet 340.

Tarih olarak da şunu söylüyorum. 5 yıl var iki seçim arasında bunun ortası çok kritik bir yer 2.5 yıl. Sayın Erdoğan eğer Meclis seçimleri yenileme kararı almazsa bir daha aday olamıyor. 2.5. yılda şöyle bir noktaya geleceğiz. Biz gel seçimleri yenileyelim deriz gelip aday olursa 2.5 yıl o koyar, 2.5 yıl biz koyarız ortaya. Tam ortasının öyle bir manası var. Kazanırsa 5 yıl daha yapar. Kendine güveniyorsa bir kere daha gelir yarışırız. Yok güvenmiyorsa geriye giden her gün onun seçimden kaçtığı gündür.

Ekonomik kriz: Çok kazanandan çok alacağız, az kazanandan az alacağız, hiç kazanmayandan vergi almayacağız. Paranın büyük kısmı geniş yığınlarda, küçük kısmı azınlıklarda olmalı. En tepedekiler İtalya gibi en diptekiler Hindistan gibi yaşıyor.

Mehmet Şimşek’in bize dediği şeyin tercümesi şu, ‘şirketler az ödesin biz yine vatandaşın sırtından inmeyeceğiz’. Bir müzakerede ne talep ettiğinizi söyleyebilirsiniz, bu sizin kitlenize karşı sorumlusunuz. Öyle büyük firmalar var ki, o firmada çalışan eleman vergi ödüyor, firmanın patronu ödemiyor. İğneden ipliğe vergi yapılacak bir paket geliyor, bu paket yine yoksulun, işçinin, emeklinin, esnafın, çalışanın sırtına binecek.

Fahrettin Koca: Fahrettin Koca’nın istifa iddiasını duyuyoruz. Kampta, Antalya Milletvekili Tuğba’nın göz doktorudur kendisi de, aralarında sert bir polemik yaşandığını duyduk.

Sığınmacılar: 2 gün önce Avrupa Birliği’nin Türkiye’deki bir Büyükelçisiyle özel bir yemekte bir arya geldik orada da söyledim, Avrupa Birliği’nin bütün büyükelçilerine büyük toplantılarında da söyledim tek tek geldiklerinde de söylüyorum: ‘Sizin yanınızda, sizin açınızdan istikrarlı bir Türkiye’nin sığınmacı deposu olarak durması gerçek istikrar değildir.

Yanı başınızda hem demokratik hem de istikrarlı bir Türkiye’ye ihtiyaç var ve bunun olabilmesi için sığınmacı sorununun tamamen çözülmüş olması lazım. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üye olması lazım. Siz bizi sığınmacı kampı olarak görüyorsunuz sınır ötesinde. o yüzden elimizi hep birlikte taşın altında sokacağız. Önce Suriye’deki sorunu çözeceğiz.

Bizim yapacağımız iş şu: Ben burada inisiyatif almaya hazırım. Suriye ve Türkiye arasındaki diyalog kanallarının açılması için gerekirse ben Esad’la görüşmeye gideceğim. Bunun zeminin araştırıyoruz. Olumlu gelişmeler var günü geldiğinde açıklayacağız. Zemin arayışı içerisindeyiz; üzerinde çalışıyoruz. Gidip sayın Esad’la görüşüp, Türkiye’yle bir masaya oturmasıyla ilgili net talebimizi iletip ana muhalefet sorumluluğunu yapacağız.

Çünkü masaya oturmadan bu sorun çözülmeyecek. Türkiye’deki Suriye vatandaşlarının Suriye’ye dönmesi için şartlar neyse konuşulacak. elbette bunun bir siyasi tarafı var. Esad’ın belli güvenceler vermesi gerekiyor. Bir takım teşvikler ortaya koyabiliriz. Türkiye’de doğmuş 1 milyon çocuk var, bu çocuklar için vize kolaylığı, jestler yapılabilir. Türkiye’de doğdukları için diğer Suriye vatandaşlarından ayıracak bir takım jestler yapılabilir. Bunları çalışıyoruz.

Sinan Ateş Davası: Biz Ayşe Ateş’in yanındayız. Soruşturma kime kadar giderse gitsin sorumluların cezalandırılmasını istiyoruz. Ayşe Ateş adalet istiyor, kocasının kanı yerde kalmasın istiyor. Tetiği çeken zaten cezayı alacak ama asıl katiller kimse o ceza alsın istiyor.

Gri Liste: Yıllardır uğraşıyoruz gri listeden çıkılmasıyla ilgili. Bu son derece olumlu bir şey çünkü bu listede yer almak utanç vericiydi. Normali budur.”

Paylaşın

CHP’de Olası “Erken Seçim” İçin Yol Haritası Hazırlığı

İktidarın ülkeyi yönetemediğini savunan CHP’li kurmaylar, gündemlerinin CHP’nin yaz programı ve olası bir erken seçimde uygulanacak parti politikalarını hazırlamak olduğunu söyledi.

Kurmaylar, ülkenin öncelikli sorununun ekonomi olduğunu, diğer tartışmaların kısır ve anlamsız olduğu yorumunu yaparak, “CHP’de böyle bir tartışma zemini yok. Biz olası erken seçim için dış politikadan eğitime, sağlıktan çalışma hayatına kadar neler yapacağımızın programını çalışıyoruz” diye konuştu.

CHP’de 4 Eylül’de başlayacak Tüzük Kurultayı’nın seçimli kurultaya çevrilebileceği yönündeki iddialar yalanlanarak partide gündemin kurultay tartışması değil erken seçim hazırlığı olduğunu vurgulandı. CHP yönetimi “Olası erken seçim için dış politikadan eğitime, sağlıktan çalışma hayatına kadar neler yapacağımızın programını çalışıyoruz” bilgisini paylaştı.

CHP’de yaklaşan tüzük kurultayı öncesinde önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerin delegelerden imza toplayarak kurultayı olağanüstü seçimli kurultaya çevirme çabasına gireceği iddia edilmişti. Kılıçdaroğlu’nun belediye başkanları Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu ile kurduğu ve kuracağı temasları da bu iddialara dayanak olarak gösterilmişti. Ancak bu iddialar yalanlandı. CHP kurmayları parti içinde böyle bir tartışma olmadığını, asıl gündemin vatandaşın da gündeminde olan ekonomik kriz nedeniyle olası erken seçim için hazırlık olduğunu belirtti.

CHP kurmayları, gündemlerinin CHP’nin yaz programı ve olası bir erken seçimde uygulanacak parti politikalarını hazırlamak olduğunu kaydetti. Parti kaynakları, önceki genel başkanlarla yapılan görüşmelerin normal olduğunu, tüm eski genel başkanlarla düzenli görüşmeler yapıldığını ve kendilerinin tecrübelerinden yararlanıldığını söyledi. CHP’nin kasım ayındaki seçimli kurultayını anımsatan kaynaklar, “Zaten kongremizi gerçekleştirdik. Tüzük kurultayı da seçimsiz. Bir sorun yok” ifadelerini kullandı.

ANKA Haber Ajansı‘na konuşan kurmaylar, ülkenin öncelikli sorununun ekonomi olduğunu, diğer tartışmaların kısır ve anlamsız olduğu yorumunu yaparak, “CHP’de böyle bir tartışma zemini yok. Biz olası erken seçim için dış politikadan eğitime, sağlıktan çalışma hayatına kadar neler yapacağımızın programını çalışıyoruz” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu-Yavaş ve beklenen Kılıçdaroğlu-İmamoğlu görüşmelerini değerlendiren kurmaylar, şunları söyledi: “Her şeyden bir anlam çıkartmaya çalışıyoruz ama parti içinde herhangi bir anlam çıkarma yok, daha çok dışarıda böyle bir durum var. Bunlar gayet sıradan, medeni ilişkiler. Bunlardan bir anlam çıkartmamak lazım. Yemek yeniyorsa ‘afiyet olsun’ denir.”

Paylaşın

CHP, Yeni Dönem Yol Haritası Masaya Yatırdı: Müzakere Ettik, Mücadeleye Devam

Yalçın Karatepe – Mehmet Şimşek görüşmesinin ardından Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında toplanan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), yeni dönem yol haritasını masaya yatırdı.

Karatepe, CHP Lideri Özgüre Özel’i ve parti kurmaylarını Mehmet Şimşek ile yapılan görüşmenin içeriğiyle ilgili bilgilendirdi. Görüşmenin, “Yurttaşın sorunlarını gündeme getirmek” amacıyla gerçekleştirildiğini kaydeden Karatepe, Şimşek’e dört ana talep ilettiğini söyledi. CHP’li Karatepe’nin Bakan Şimşek ile yaptığı görüşmede dile getirdiği taleplerin asgari ücrete ara zam, emekli aylıklarının artırılması, vergide adaletin sağlanması ve tarımsal desteklerin yükseltilmesi olduğu bildirildi.

CHP’nin gölge bakanlarının kabine üyeleri ile temaslarının zaman zaman devam edeceğini ifade eden CHP kurmayları, ekonomi alanında gerçekleşen görüşmenin, iktidarın yurttaşın sorunlarına çözüm üretemeyeceğini ortaya koyduğunu savundu. CHP MYK toplantısında, “İktidarın yurttaşın yaşadığı ekonomik yıkımdaki sorumluluğuna ortak olmayacağız” görüşü öne çıktı. CHP’nin asgari ücrete ara zam talebine karşı Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, Orta Vadeli Planı işaret ettiği kaydedildi.

Birgün’den Mustafa Bildirici‘nin edindiği bilgilere göre Şimşek, “Asgari ücrete ara zam, uzun vadeli enflasyon hedefine ulaşmamıza engel olur” değerlendirmesinde bulundu. CHP’nin müzakere ile mücadele süreçlerini bir arada yürüteceğini kaydeden parti yetkilileri, “Bakan Şimşek’e ilettiğimiz taleplerin gerçekleştirilip gerçekleştirilmeyeceğinin ve sorunların çözülüp çözülmeyeceğinin takipçisi olacağız” dedi.

“Müzakere ederken mücadeleyi geriye atmayacağız”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel arasında gerçekleşen görüşmeler ile başlayan, “Siyasette normalleşme” tartışmaları da MYK gündemine taşındı. Parti kurmayları, seçmenin büyük bölümünün görüşmelerden rahatsız olmadığını belirtti. CHP il ve ilçe örgütlerinden gelen, “Erdoğan ile yan yana gelmeyelim” eleştirilerinin de dikkatle takip edildiğini ifade eden parti kurmayları, “İtirazı olan herkese, ‘Müzakere ederken mücadeleyi geriye atmayacağız’ görüşümüzü anlatıyoruz” ifadelerini kullandı.

CHP’nin, ataması yapılmayan öğretmenlerin mitingi ile başlayan tematik miting takvimi de MYK toplantısında konuşuldu. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile gerçekleşen görüşmenin, acı reçeteyi yurttaşa çıkaran anlayışın devam edeceğini ortaya koyduğunun altını çizen CHP yetkilileri, görüşmede dile getirilen taleplerin 30 Haziran’da Kocaeli’nde gerçekleştirilecek, “Geçinemiyoruz” mitinginde alandan bir kez daha haykırılacağını dile getirdi.

CHP Lideri Özel’in kurmaylarına, “Kısır tartışmaların uzağında kalacağız” uyarısında bulunduğu öğrenilirken CHP kaynakları, “Sokakta mücadeleye devam ederken bir yandan da politika üreteceğiz” dedi. Bu kapsamda CHP politikalarının anlatılacağı kampanyalar hazırlanacağı öğrenildi. Kampanya sürecinde CHP’nin, “İktidar olunca nasıl yöneteceğiz?” sorusunun yanıtını kamuoyuna anlatacağı belirtildi.

Paylaşın

CHP’den “Kayyım” Açıklaması: Belediyelere Çökme Projesi

CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasına ilişkin, “AKP seçimle, sandıkla, demokrasiyle kazanamadığı belediyelere kayyum atama yöntemiyle çökmeyi tercih etti. Bakın buradan ilan ediyoruz: Kayyum atamaları, kayyum uygulamaları AKP’nin belediyelere çökme projesidir” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Sözcüsü Deniz Yücel, Parti Meclisi (PM) toplantısının ardından basın toplantısı düzenledi. Ankara’da silahlı saldırıda öldürülen eski Ülkücü Ocakları Genel Başkanı Ayşe Ateş’in bugün CHP’ye yaptığı ziyaret ve Erdoğan – Özel görüşmesine ilişkin soruya Yücel, şu yanıtı verdi:

“Sayın Cumhurbaşkanı’nın Genel Başkanımızla yapacağı görüşme iade-i ziyaret. Şunu görüşürler bunu görüşürler gibi yorum yapmak istemem ama bu diyaloğun temel amaçlarından birisi ülkenin normalleşmesi, ülkenin hukuk sisteminin yeniden olması gerektiği gibi ölçüte ve ayara gelmesi. Dolayısıyla Türkiye’yi bu kadar yakından ilgilendiren bir davanın konuşulması da mümkün olabilir.”

Yücel basın toplantısında ise gündemi değerlendirdi. Ayhan Bora Kaplan davasına ilişkin MASAK raporunu değerlendiren Yücel, şunları söyledi: “Soruşturma için hazırlanan MASAK raporunun içerdiği bilgiler skandal niteliğinde… Esnafa, KOBİ’lere kredi vermek amacıyla kurulan, adında halk olan Halkbank, verdiği kredilerle Ayhan Bora Kaplan’ı mafya lideri olma yolunda destekleyen bir banka olarak tarihe geçmiştir. Halkbank, Ayhan Bora Kaplan’ın kurmuş olduğu çeşitli paravan şirketlere 2020-2021-2022 yılında 550 milyon TL kredi vermiş. Bugünkü döviz kuru üzerinden güncellersek yaklaşık 1 milyar 550 milyon lira…

Bu krediler için teminat alınmış mıdır? Krediler geri ödenmiş midir? Tasarruf tasarruf diye halkın ümüğüne çöken Mehmet Şimşek’e sesleniyoruz. Emeklinin, asgari ücretlinin, memurun, çiftçinin, esnafın cebindeki üç kuruşa göz dikeceğine önce kamu bankalarının verdiği kredileri tahsil edin. Demirören’e, Ayhan Bora Kaplan’a, yandaşlara kullandırılan ballı kaymaklı kredilerin ödemelerini tahsil edip, halka bir nebze nefes aldırabilecekken, MASAK raporuna yansıyan Halkbank’ın çete liderine kredi verdiği haberine yayın yasağı getiriyorsunuz.”

31 Mart yerel seçim sonuçlarının AKP’ye ve Cumhur İttifakı’na çok önemli mesajlar verdiğini kaydeden Yücel, şöyle devam etti: “Ama hala bu mesajları almakta, idrak etmekte direndiklerini görüyoruz. Geçtiğimiz hafta, Genel Başkan Yardımcımız Zeliha Aksaz Şahbaz, Antalya Milletvekilimiz Cavit Arı ve Bursa Milletvekili Kayıhan Pala ile birlikte Hakkari’deydik. Hakkâri halkının iradesi gasp edildi. Yapılan işlem kanuna uygun olabilir ama hangi kanuna? Darbe kanununa… Hangi dönemin hukukuna? OHAL döneminin hukukuna… Bakın kimse soruşturulamaz ya da kovuşturulamaz değildir.

Elbette devam eden bir yargı süreci olabilir… Ciddi deliller olabilir… Belediye Başkanıyla ilgili hukuki süreç ayrı bir mesele, Hakkari halkının iradesinin gasp edilmesi ayrı bir mesele… Bir kere önce şunu sormak lazım, bu adam aday olduğunda, eğer yasal bir engel varsa YSK adaylığı neden kabul etti? Eğer adaylığa engel bir hali yok ise, o zaman belediye başkanı seçildikten 2 ay sonra yerine neden kayyum atandı? 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra çıkarılan 674 sayılı KHK ile değişik Belediye Kanunu’nun 45. maddesinden önce belediye başkanı şayet tutuklanır ve fiilen görevini yerine getiremez ise veya görevden uzaklaştırılırsa; yerine belediye meclis üyeleri içerisinden bir belediye başkan vekili seçilirdi.

Ancak AKP iktidarı ne yaptı; Belediye Kanunu’nun 45. maddesini OHAL döneminde değiştirerek, kendine konforlu bir alan açtı ve seçimle, sandıkla, demokrasiyle kazanamadığı belediyelere kayyum atama yöntemiyle çökmeyi tercih etti. Bakın buradan ilan ediyoruz: Kayyum atamaları, kayyum uygulamaları AKP’nin belediyelere çökme projesidir.

Şimdi birkaç örnekle neden ‘kayyım uygulamaları AKP’nin belediyelere çökme projesidir’ diyoruz, bunu somut hale getirelim, Silopi Belediyesi’ne 2016 tarihinde atanan kayyum, belediyeye ait değerli arsaları farklı tarihlerde piyasa değerinin çok altında AKP ilçe yöneticileri ve akrabalarına peşkeş çekti. Belgeleriyle ispat edildi. Gelelim bir başka örneğe, AKP’li bir belediye meclis üyesi, Halfeti Belediyesi’ne kayyum olarak atanan kişinin borçsuz belediyeyi 2 yıl içerisinde 20 milyon TL borçlandırdığını ifade etti.

Bir başka örnek; AKP Artuklu İlçe Başkanı, Artuklu Belediyesi’ne kayyum olarak atanan kişi için ‘Artuklu Belediyesi’ne 600 milyon TL harcandı. Bu para nereye harcandı? İçim acıyor’ diyerek kayyum politikalarını eleştirdi. Kayyum uygulamalarındaki usulsüzlükler Sayıştay raporlarına da yansıdı. Gelin, TBMM’de temsil edilen tüm partilerin uzlaşısıyla, darbe döneminin ürünü olan Belediye Kanunu’nun 45. maddesini değiştirelim ve demokrasiye aykırı, Anayasa’ya aykırı, halkın iradesini gasp eden ve kayyum uygulamasına son verelim.

“Cumhurbaşkanına hakaret diye suç olamaz”

Biz normalleşelim, demokratikleşelim dedikçe ülkede tuhaf şeyler oluyor. Tatvan Cumhuriyet Başsavcılığı, Tatvan Belediye Başkanı Mümin Erol hakkında cumhurbaşkanına hakaret suçundan soruşturma başlattı. Ortada hakaret yok, herhangi bir söylem yok…. Neymiş, belediye başkanı Cumhurbaşkanı’nın fotoğrafını indirmiş. Güler misin ağlar mısın?

Cumhurbaşkanının duvarda asılı portresini indirdi diye bir belediye başkanı hakkında soruşturma açan savcının ya aklından zoru vardır, ya da hukuk bilmiyordur. Cumhurbaşkanının böyle abuk sabuk soruşturmalardan oluşan bir koruma kalkanına ihtiyacı olmadığı gibi, hukukun üstünlüğünün hakim olduğu, demokrasinin tüm kurullarıyla, kurallarıyla ve gelenekleriyle işler halde olduğu bir ülkede ‘cumhurbaşkanına hakaret’ diye bir suç olmaz.”

Paylaşın

CHP: Erken Seçim Tartışmaları Sokağın Gündemini Yansıtmıyor

Erken seçim tartışmalarını değerlendiren CHP kurmayları, “Biz asgari ücretliler, emekliler, Gezi Davası Tutukluları’ diyoruz, seçim tartışmasının gündemi gölgelemesini istemiyoruz” ifadelerini kullanıyor.

Birgün’den Mustafa Bildirici’nin haberine göre; Sokağın talebinin erken seçim olması halinde iktidara baskının artırılacağını kaydeden CHP kurmayları, “Özgüvenli siyaset yapıyor, olası bir seçimden çekinmiyoruz. Ancak 31 Mart’ta partimize verilen sorumluluk kapsamında öncelikle yurttaşın sorunlarını gündemde tutmak istiyoruz” değerlendirmesinde bulunuyor.

Özel ve Erdoğan arasındaki temasların, müzakere sürecinin CHP’yi mücadeleden geri bıraktığı eleştirilerinin de haksız olduğuna dikkati çekilerek, ‘‘Müzakereler ile çok rahat çözülebilecek mesele var. Bu çözümden kim fayda sağlarsa sağlasın, öncelikle muhataplarına, topluma yararlıdır” değerlendirmesi yapılıyor.

CHP Genel Merkezi, “Erken seçim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığının da önünü açar” eleştirilerine karşı da Anayasa’daki engelleyici hükümlerin tartışılmaz olduğuna dikkati çekiyor. Ayrıca 31 Mart’ın ardından gerçekleştirilen anketlerde CHP’nin oyunun arttığının görüldüğünü kaydeden parti kurmayları, “Yerel seçimlerde birinci parti olmamız tesadüfi değil. Anket verileri de ortada. Erken seçime bakışımız Erdoğan’ın yeniden adaylığı değil, bir an önce görevinin sona ermesi” şeklinde konuşuyor.

Türkiye’nin en temel alanlarda yaşadığı sorunların baş nedeninin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olduğunu ifade eden CHP yetkilileri, şunları söylüyor: “AYM’nin bozma kararları, bugünkü sistemin ne kadar bozuk olduğunun göstergesi. Bu sistem, rejime kasteden bir sistem. Türkiye’nin tüm kurumlarının içi boşaltıldı, kuvvetler ayrılığı ortadan kaldırıldı. Yasama yok sayıldı. Halkın erken seçim talebini şu anda ölçmek zor ama iktidarın ülkeyi yönetemez hale geldiği de ortada.’’

CHP yetkilileri, “CHP, iktidara gelmesi durumunda ekonomik enkazı toplamaya hazır mı?” sorusuna ise şu yanıtı veriyor: “2019’da devraldığımız belediyelerde de bir enkaz ile karşılaştık. Ancak başkanlarımız, deprem ve pandemiye karşın süreci çok iyi yönetti. Bütçeler doğru kullanıldı, israf ve yolsuzluğun önüne geçildi.

CHP iktidarı, kamu kaynaklarının en çok beş müteahhit için harcandığı bir iktidar olmayacak. Emekliye verilen ile müteahhitlere verilen arasında uçurum var. Bu uçurumu ortadan kaldıracağız. Kadrolarımız iyi. CHP iktidarında, bir kelimeyle işten el çektirilen kadrolar yerine liyakatli kadrolar olacak.”

“Biz Türkiye’yi yönetmeye talibiz”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 31 Mart yerel seçimlerinin ardından partisinin belediyeyi kazandığı il ve ilçelere teşekkür ziyaretlerini sürdürüyor. Özel, bu kapsamda dün Adana’ya gitti. Adana’daki ilk durağı, partisinin il başkanlığı olan Özel, ardından Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ı ziyaret etti.

CHP Lideri Özel, Karalar’ı, Adana’da iki kez üst üste seçilmesinden dolayı tebrik etti. Burada konuşan Özel şunları söyledi: “Biz Türkiye’yi yönetmeye talibiz. Millet bu vazifeyi partimize bir kez daha vermek için sabırsızlanıyor. Biz gününde yapılırsa da erken yapılırsa da başımızla beraber, gününde yapılırsa gününde kazanacağız.

Ama bu ekonomik kriz ve bu kadar sorunu görmeden ve inadına inadına hataları tekrar eden yönetim anlayışının da milletimizin gündemine çok yakın zamanda erken seçimi de sokabileceğini gösteriyor. Biz gelecek pazar yapılsa hazırız. Birinci partiyiz, iktidarı devralmak isteriz. Milletimiz ne zaman talep ederse, meclisimiz 360’ı bulup meclisten, Cumhurbaşkanı bu krizi sürdüremiyor ve bundan sonra bir erken seçim çaredir derse onun kararıyla yapılacak ilk seçimde iktidara talibiz.

Ve iktidara talip olduğumuz noktada hem ülkeyi yönetmenin hem de Türkiye’ye yeniden demokrasiyi getirmenin insanlarımızı zenginleştirmenin, aç karınları doyurmanın müjdesini CHP, belediyelerde olduğu gibi Türkiye halkına da verecektir.

Paylaşın

CHP Lideri Özgür Özel’den “Erken Seçim” Mesajı

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, Ekonomi politikalarını ve krizin faturasının çalışanlar ve emeklilere çıkarılmasını da eleştirerek, “Biz yerel seçim sonuçları nedeniyle erken seçim istemeyiz. Ama böyle giderse millet erken seçimi ister, kimse de önünde duramaz” dedi.

Özgür Özel, Hakkari Belediyesi’ne atanan kayyumla ilişkili, ”Belediye başkanı olacağında temiz kağıdı ver. Bir günde kayyum ata. Kayyum atama Hakkari halkının iradesine saygısızlıktır. Belediye Başkanı tutuklanırsa yerine belediye meclisinden başkan seçilir. Kayseri bir belediye meclisi Hakkari bir belediye meclisi seçiyor. İçinizden seçemezsiniz ben atarım diyor. Valiyi atıyor. Milletin iradesine saygısı olmayanın milletin gönlünde yeri olmaz” ifadelerini kullandı.

Özel, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 703 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) bazı maddelerini iptal eden kararına değinerek, ”Tayyip bey buradan söylüyorum yaptığınız herşeyi AYM iptal etti. 270 sayfa iptal var. Memleketin nasıl bir hukuksuzlukla yöneltildiği buradan belli oluyor. Cumhurbaşkanlığı Sistemi denilen sistem kökten hukuksuzdur. Anayasa istemek için önce mevcut anayasaya uymak, yetkiyi veren milletin aklıyla alay etmemek gerekir” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Meclis’teki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunuyor. Özel’in konuşmasında öne çıkan bölümler şöyle:

Bizden adaylaşamayan bütün belediye başkanlarına listelerde yer verildi. Pek çoğunu YSK düşürdü. Biz Bilecik Belediye Başkanımızı ittifakla seçmiştik. Seçime 1,5 ay kala AK Parti ile birlikte Melek Mızrak Subaşı’nın başkanlığı düşürüldü, Bilecikliler 31 Mart’ta tam mutabakatla seçti. Seçim sonrası ilçe seçim kurullarında itirazlarımızla AK Parti ile MHP ile oylar kullanıldı, sustuk bekledik.

Bugün partimizin çağrısıyla arkadaşlarımızla görüşen birisi babaocağına dönüyor diye CHP ile kavga etmeye çalışanlara şunu söyleyim; ben iktidar dışında kimseye muhalefet etmem, siz istiyorsunuz diye de sizle kavga etmem. Pazar günü CHP’nin tekrarlanan seçimlerde adayları vardı. 3 yerde iddia koyduk, iki ilçeyi kazandık. Siz ne yaparsanız yapın, İstanbul’da Ekrem Başkan’ın kazandığı ilk seçimi kabul etmeyip yenilerseniz, Pınarbaşı’nda da aynı şey oldu. Pınarbaşı halkı, zorbalığa başkanımı yedirmem dedi.

MHP için kritik önemdeki bir yer. MHP’liler emin olsun, Alparslan Türkeş’in memleketini CHP kazandı diye MHP’lilere hürmetsizliğimiz olmaz. Herkes bilsin ki sizin hukukunuz önce bana sonra da Deniz Yağan’a emanettir. CHP gerilimden beslenen bir parti değildir. Siyasi rakipleri düşman bilmeyiz. Sayın Bahçeli’nin bugün kullandığı tüm ifadeleri, onları metne yazan, bütün MHP’lilerin yakından bildiği ve yaka silktiği iki ismin kusuru. Devlet Bey’in de canı sağolsun.

Çay mitingi: Rize’deydik. Çay üreticisinin sesi duyurmak için oradaydık. Eskiden zeytinin fiyatı çayın fiyatıyla aynıyken şimdi çayı 17 liradan alıyorlar. Rize sonuna kadar itiraz ediyor. Maliyeti sordum; 19 diyen de var 21 diyen de. 19 lira maliyetinin bile fiyatı değil. Çay kanunu verdik. Son kanun 14 Mayıs’ta oylandı ve reddedildi. Önerimiz satılan çaylar da dahil olmak üzere 8 lira fark en geç bir ay sonra ödenmeli, birinci sürgün 25 lira olarak ödenmeli. Taban fiyat uygulamasına geçilmeli, çayın taban fiyatı 25 lira olmalıdır.

Hakkari’ye kayyım atanması: İki ay önce yapılan seçimlerde bütün Türkiye karar verdi. 81 ilde seçimlere girdik, bunların 30 büyükşehirin 14’ünü kazandık, 21 il belediyesi kazandık. Her ili kazanamadık, kazanamadığımız yerlerde nasıl kazanırızın muhasebesini yaptık. Hakkari de kararını verdi. Hakkari’de her iki kişiden birinin oyunu alan Mehmet Sıddık Akış seçildi. Dün bir operasyonla Hakkari Valisi’nin göreve atandığını gördük.

İlgili iddianame 2011 yılında başlayan soruşturmaya ait. Dava 2014’te açılmış. 14 yıllık mesele. İddianameyi hazırlayan savcı FETÖ’den firarda. İddiaları ispat imkanı yok. Dün yeni bir soruşturma açılıp, belediye başkanı yeni soruşturmaya istinaden gözaltına alınıp, suçu varsa, kaydı varsa, delil varsa elbette cezalandırılabilir ama usul yöntem bellidir. Kayyum atamak Hakkari halkının kararına saygısızlıktır. Bir kanun hükmünde kararnameyle terörle ilişkiliyse kayyum atarım, içlerinden seçtirmem.

Bu anlayış AK Parti’yi, Cumhur İttifakı’nın 31 Mart günü seçimlerde aldığı hezimetin en önemli birkaç sebeplerinden birisidir. Milletin iradesine saygısı olmayanın milletin gönlünde yeri olmaz. Ahmet Türk ziyaretime geldi. Kendisi Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı. 2014’ten beri. Türkiye’de büyükşehir kanunu çıktığından beri Mardinliler Ahmet Türk’ü seçiyor. İrade bu kadar net. O günden bugüne 10 yıl 2 ay, bugünden sonra 5 yıl yapması lazım.

Ama 2 yıl 4 ay belediye başkanlığı yapmış. Sonra o valiler, Süleyman Soylu’ya 30 bin liralık tespihler verip faturayı belediyelere ödetiyorlar. Sadece iddiayla kayyum atamak, yerine valiyi atamak demokrasiye yakışır değildir. Hakkari’de atanan kayyumu da, Mardin’deki niyeti de CHP’nin belediyesine atanmasına nasıl tepki veriyorsak öyle veriyoruz. Sana göre bana göre demokrasi olmaz.

KHK’lar: Burası bir hukuk devletiyse anayasaya uyacağız. Anayasa’ya aykırı kanun, kanun hükmünde kararname varsa, görev CHP’nindir. Bu rejim 16 Nisan referandumunda başladı. İlk yapılacak seçimde yetki kanunu çıkarıldı. 60 gün içinde inceledik, tuğla gibi başvuru yaptık. Bizim 60 günde iddia ettiğimiz aykırılıkları AYM 6 yılda inceledi. AYM; belediyelerin cumhurbaşkanlığı kararıyla kurulmasından Adalet Bakanı’nın HSK’da görev almasına, TRT’ye taşınmazların devredilmesinden özel şirket kurmasına dek pek çok düzenlemeyi iptal etti.

Huzur hakkı, ek gösterge, Yargıtay’ın yapısı, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın mülklerinin devri, TRT’ye arsa tahsisi, BTK’nın yapısı, bakan müşavirlerinin atanması, HSK’nın yapısına dayanak teşkil eden tüm düzenlemeler, ne kadar kurum varsa Ekonomik Sosyal Konsey dahil, RTÜK Genel Müdürü’nün maaşı dahil, RTÜK’ün şirket kurmasına kadar devlette yaptıkları her şeyi iptal etti. 1 yıl da zaman verdi.

Dün akşam itibariyle Türkiye Cumhuriyeti’nin kolonları kesiktir, temeli kumdandır, devleti sakatlamışlardır. AK Parti ile MHP’nin anayasa tanımazlığı sebeptir. Sayın Erdoğan yaptığınız her şeyi Anayasa Mahkemesi iptal etti. Meclis’te 1 sene içinde kanun olarak çıkmazsa devlet kolonsuz, kirişsiz kalacaktır. Anayasa istemek için önce mevcut anayasaya uymak gerekmektedir.

6 Şubat depremleri: Afet sırasında orduyu göreve davet edemedi. Depremden sonra bir yıl içinde 650 bin konutun teslim edileceğini söylediler. Ancak 79 bin konut verdiler. Yani yüzde 10’unu verdiler. Orta hasarlı konutlar var. ‘5 Nisan 2024’e kadar konut güçlendirme ruhsatı alın’ dediler. Paralarını verdiler, kredi aldılar. Şimdi ‘konutunu güçlendirmişsin ama biz burayı rezevr alanı ilan edeceğiz’ diyorlar. Hatay’da rezerv alana büyük bir isyan var. Bunun için rezerv alanı konusundaki mağduriyetin ortadan kalkması, sesinin duyulmasını istiyoruz.

İnsanlar devletten, adam kayırmacılık olmasın, adalet istiyoruz diyorlar. Adalet askıda diyor insanlar. Hata yapan kamu görevlileri yargılansın diyor deprem bölgesinde insanlar. Depremde yıkılan Ezgi Apartmanı’na adalet gelmezse bu hepimizin ayıbıdır. Antalya Kepez’de yaşanan teleferik kazasında 1 vatandaşımız hayatını kaybetmişti. Bu olayla ilgili bir kişi hayatını kaybetti ancak CHP’li olduğu için içerde tutuluyor. Ancak depremde Palmiye Sitesi yıkılıyor; 150 kişi hayatını kaybediyor. Bu olayla ilgili AK Partili olduğu için sorumlular dışarda gezebiliyor. Böyle düzene yazıklar olsun.

Ekonomik kriz: Bugün bir yıkımın da yıldönümü. Sayın Bakan Nebati’den kurtuluşun, Sayın Bakan Şimşek’e tutuluşun yıldönümü. Önceki gittiğinde dolar 20 TL’ydi, bu rasyonelin döneminde dolar 32 TL. Enflasyon ise yüzde 70’lere çıktı. Son 18 ayın en yüksek enflasyon oranıdır bu. Enflasyonun düşmesi demek fiyatların düşmesi demek değildir. Enflasyon ancak eksi olursa fiyatlar düşmeye başlar. Açlık sınırı 19 bin liradır.

Emeklilerin ortalama maaşı 12 bin 500 liradır. Emeklilerin maaşları, açlık sınırının altındadır. Türkiye, Avrupa’da enflasyon oranında en yüksek ülkedir. Devlet ilkokul öğretmenine 20 yıllık ne veriyorsa, özel sektördeki öğretmene de onu vermelidir. Öğretmenler asgari ücrete mahkum edildi ve ona isyan edildiler. Deprem bölgesinde çalışan öğretmenler, öğrencilerin göçmesiyle eksik kaldılar. Onların da ek atama talepleri var. Onların sesini duyurmak da CHP’lilerin boynunun borcudur.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den “Kayyım” Açıklaması: Reddediyoruz

CHP Lideri Özgür Özel, Hakkari Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın yerine kayyım atanmasına ilişkin, “10 yıl önce başlamış ve halen süren bir davası gerekçe gösterilerek kayyım atanmış olmasını reddediyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Yaşananlar, henüz 2 ay önce tecelli etmiş Hakkari halkının iradesini yok saymaktır. Kayyım görevlendirmesi geri çekilmelidir. Demokrasinin ve halk iradesinin yanında, kayyım anlayışının karşısındayız!”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel de Hakkari Belediye Başkanı Mehmet Sadık Akış’ın görevden alınarak yerine kayyım atanmasına sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile tepki gösterdi. Özel, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Hakkari Belediyesi’ne sabah saatlerinde bir operasyon yapılarak, Belediye Başkanının gözaltına alınmasını ve 10 yıl önce başlamış ve halen süren bir davası gerekçe gösterilerek kayyım atanmış olmasını reddediyoruz.

Yaşananlar, henüz 2 ay önce tecelli etmiş Hakkari halkının iradesini yok saymaktır. Kayyım görevlendirmesi geri çekilmelidir. Demokrasinin ve halk iradesinin yanında, kayyım anlayışının karşısındayız!”

Ayrıca CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, “Hakkari Belediyesi Eş Başkanı Akış’ın devam eden bir davası vardır. 5 Haziran 2024 tarihinde dava görülecekti. İş bu karar, mahkeme heyetini, yargılamayı etkileme amacı taşımaktadır” dedi.

Tanal, karara tepkisini “Sormazlar mı Mehmet Sıddık Akış’ın seçime katılma engeli yoktu. YSK onaması ile aday oldu. O günden bugüne ne değişti?” ifadeleriyle devam ettirdi.

CHP, heyet gönderiyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü Deniz Yücel, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrasında açıklama yaptı. DEM Partili Hakkari Belediyesi’ne atanan kayyıma ilişkin konuşan Yücel, CHP heyetinin yarın Hakkari’ye gideceğini söyledi.

“Madem bu belediye başkanı hakkında, iki ay sonra görevden alacak kadar ciddi iddialar vardı adaylığına neden izin verildi?” diye soran Yücel, “Madem bu belediye başkanının adaylığı YSK tarafından onaylandı, sandığa girdi ve seçildi, o halde halkın iradesine neden siyasi bir müdahale yapılıyor? Hakkari’ye kayyum atanması, 31 Mart’ta Hakkarililerin sandığa yansıyan iradesinin gasp edilmesidir” dedi.

“31 Mart’ta vatandaşlarımızın sandığa yansıyan iradeleri, iktidara pek çok konuda mesaj verdi. Bunlardan biri de kayyum atamaları idi. İktidarın bu mesajları hala idrak edemediğini, bu sabah Hakkâri Belediyesi’ne kayyım atanmasından anlıyoruz.

Kayyım uygulaması demokrasiye tahammülsüzlüktür. Kayyum atamak, masumiyet karinesini yok saymak, henüz hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı olmayan seçilmiş Belediye başkanını doğrudan doğruya suçlu ilan etmektir. Biz şüphesiz, Hakkâri halkının iradesinin yanında, kayyım anlayışının karşısındayız.

Bu konu MYK toplantımızda görüşüldü ve MYK görevlendirmesiyle yarın, Genel Başkan yardımcımız Zeliha Aksaz Şahbaz, Antalya Milletvekilimiz Cavit Arı, Bursa Milletvekilimiz Kayıhan Pala ile birlikte yarın Hakkari’ye gideceğiz. Bu antidemokratik uygulama ile ilgili incelemelerde ve temaslarda bulunacağız ve kamuoyunu bilgilendireceğiz.”

Hakkari Belediye Başkanı’nın yerine “kayyım” atandı

DEM Partili Hakkari Belediye Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın gözaltına alınması sonrasında İçişleri Bakanlığı Akış’ın görevden uzaklaştırıldığını ve yerine kayyum atandığını bildirdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Mehmet Sıddık Akış’ın Anayasa’nın 127’nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’nci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırılmıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunun 45 ve 46’ncı maddeleri uyarınca Hakkari Valisi Ali Çelik, Hakkari Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilmiştir” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, Akış’ın “Silahlı terör örgütünü yönetmek, silahlı terör örgütüne üye olmak ve örgüt propagandası yapmak” suçlarından yargılandığı belirtilerek, “Silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hakkında Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından” açılan soruşturma kapsamında gözaltına alındığı kaydedildi.

Akış’ın gözaltına alınması sonrasında polis sabah saatlerinde Altay Caddesi’ni giriş ve çıkışlara kapatıp, Hakkari Belediyesi’nde arama başlattı. Bu arada partililer ise belediye binası önünde toplanmaya başladı. Polisin belediyede yaptığı aramaların tamamlanmasının ardından kurum çalışanlarının içeri girmesine izin verildi. Meclis üyeleri ve belediye başkan yardımcılarının ise binaya girmelerine izin verilmedi.

Hakkari Valiliği ise kentte gösteri ve yürüyüşlerin bugünden itibaren 10 günlüğüne yasaklandığını duyurdu.

Paylaşın