İBB Başkanı İmamoğlu: Yeni Bir Dönem Başlıyor

Trabzon’da halka seslenen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Demokrasi hepimizi eşitler. Sandığa gittiğimiz gün hepimiz eşitleniriz. Eksik bir tarafı var bazen demokrasi ve cumhuriyet istenilen seviyeye gelmez” dedi ve ekledi:

“Bu hatalar yanlış uygulamalar yüzünden olur. Sistemi uygar rejiminden, rayından çıkarırsanız önce kadınlara, gençlere, çocuklara, emeklilere zulüm çektirir. Ama hepimiz yeni bir arayışa yeni bir umuda mühür bastınız ya yeni bir dönem, yeni bir yöneticilik anlayışı başladı; tam yol ileri.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, bayram ziyareti için geldiği memleketi Trabzon’da kürsüye çıktı açıklamalarda bulundu. İmamoğlu’nun açıklamalarından başlıklar şöyle:

“Demokrasi hepimizi eşitler. Sandığa gittiğimiz gün hepimiz eşitleniriz. Eksik bir tarafı var bazen demokrasi ve cumhuriyet istenilen seviyeye gelmez. Bu hatalar yanlış uygulamalar yüzünden olur. Sistemi uygar rejiminden, rayından çıkarırsanız önce kadınlara, gençlere, çocuklara, emeklilere zulüm çektirir. Ama hepimiz yeni bir arayışa yeni bir umuda mühür bastınız ya yeni bir dönem, yeni bir yöneticilik anlayışı başladı; tam yol ileri.

Sevgili dostum Ahmet Kaya’nın odasına astığı bir fotoğraf yüzünden bir tartışma işliyor. O fotoğraf benim 10 yıldır masamın arkasında duruyor. O fotoğraf Tokat’ta bir çiftçinin deprem sonrası yaşadığı sıkıntıları bir devletin başındaki insana anlatırken çekildiği fotoğraf.

O fotoğraftaki kişi o anlatımı yapıyor hararetle ama onu dinleyen bir çift mavi göz var. O mavi göz vatandaşına öyle itinayla bakıyor ki ben diyorum ki Allah’ın beni o gözlerin baktığı gibi baktır. Ben çocukla konuşurken dizimi yere eğip onun düşündüğünü hissetmeye çalışıyorum. İşte bu yeni dönem o bir çift mavi gözün insanına baktığı gibi bir dönem olacak. Kibir, kendini beğenmişlik bunlar bitti.

Biz bu göreve talip olduk siz de bizi seçtiniz şimdi bize düşen görev sizi dinlemek anlamak, derdinize çare olmak için çalışmak. Bizim sorumluluğumuz bu. Devletimizin herhangi bir kurumu size destek veriyor ya kimse size cebinden bir şey vermiyor, vermek zorunda olduğunu veriyor hatta belki az veriyor. onun hesabını sorun. Bize minnet duymayın, bu ülkenin sahibi millettir.

Talimatımla, buyruğumla şunu yaptın deme dönemi bitmiştir. Millet devletin sahibidir. Bugün ülkemiz derin bir yoksulluk yaşıyorsa onun hesabını sormalısınız. Biz şimdi İstanbul’da ne iyi uygulama yapıyorsak sevgili Ahmet Kaya ile paylaşacağız. Benim kapım Türkiye’nin neresinden olursa olsun herkese açık.

“Bir kişiye değil millete hizmet edin”

Partiler araç, seçim geldi geçti. Şimdi hep birlikte ayağa kalkacağız. Hangi partide siyaset yapıyorsanız yapın şu kollarınızdaki, ayaklarınızdaki prangayı söküp atın. Bir kişiye değil millete hizmet edin.

Biz milletçe özgürlüğüne düşkün insanlarız. Şimdi daha çok sizi dinleyeceğiz. Başkanımız çok güzel projeler üretecek. Bu milletin ayağa kalkmasıdır. Makamın büyüdükçe başın öne eğilsin, bu bana büyüklerimden vasiyettir. Bu terbiyenin neferleri olacağız, çok çalışacağız. Beni aileme, doğduğum topraklara Trabzon’a, Karadenizlilere, şehrim İstanbul’a, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına mahcup etme.

Yolumuz açık olsun hep birlikte koşalım, hep birlikte coşalım. Biz partiyi burada bıraktık; Trabzon’da Trabzon ittifakı kazandı, İstanbul’da İstanbul ittifakı, Türkiye’de Türkiye ittifakı kazandı. Trabzon’da da Türkiye’nin her yerinde de her şey çok güzel olacak.”

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 33 Bin 634’e Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 189. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 89 artarak 33 bin 634’e yükseldi. 

Haber Merkezi / Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 120 artarak 76 bin 214’e çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Hamas’ın İsrail’de 7 Ekim’de düzenlediği saldırılarda 1200 kişi hayatını kaybetmiş, 250’den fazla kişi de rehin alınmıştı. İsrail’e göre rehinelerden 34’ü yaşamını yitirdi, 130’u ise hala Gazze’de.

Gazze’de 6 ayın bilançosu

İsrail, resmi verilerine göre 1200 kişinin öldüğü 260 kişinin de rehin alındığı 7 Ekim Hamas saldırısına misilleme olarak başlattığı hava ve kara operasyonlarında 6. ayına girdi.

Birleşmiş Milletler (BM) kıtlık uyarısını yineledi ve Gazze’ye yardım ulaştırılması ve dağıtılması önündeki engelleri eleştirdi. Kıtlık tehlikesi ABD’nin de dikkat çektiği bir konu.

İsrailli yetkililer Gazze’ye yardım erişimini arttırdıklarını ve gecikmelerden sorumlu olmadıklarını söylüyor. Gazze içindeki yardım dağıtımını BM insani yardım kuruluşları sorumluluğunda olduğunu da savunuyor. İsrail Hamas’ı yardımları çalmakla suçluyor. Hamas bu suçlamaları reddediyor.

Gazze’de son olarak Amerika merkezli sivil toplum kuruluşu World Central Kitchen gönüllüsü 7 kişi hayatını kaybetti. Kurucu Amerikalı ünlü şef Jose Andres, İsrail saldırısının World Central Kitchen yardım kuruluşuna ait konvoyu sistematik bir şekilde “araç araç kasıtlı olarak hedef aldığını” söyledi.

Gönüllü kuruluşun konvoyunda hayatını kaybedenler arasında Avustralya, İngiltere ve ABD vatandaşları da bulunuyordu.

İsrail ordusu, konvoydaki araçların ayrıntılarını içeren mesajı gözden kaçırdıklarını, konvoydaki kişilerden birinde silah olduğu gerekçesiyle yanlışlıkla vurduklarını savundu. Ancak insan hakları grupları ve yardım çalışanları bunun sık rastlanılan bir durum olduğunu iddia ediyor.

İsrail’in 7 Ekim terör saldırılarının ardından Hamas’ı yok etme çabasında, ordunun neyi hedef aldığı ve kaç sivilin ölümüne izin vereceğini belirleme konusunda kendisine geniş bir hareket alanı tanıdığını söylüyor.

Hamas kontrolündeki Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail saldırılarında üçte ikisi kadın ve çocuklardan oluşan 33 binden fazla Filistinli öldürüldü. Bu sayı siviller ve Hamas mensupları arasında ayrım yapılmadığını ortaya koyuyor.

İsrail’in gerçekleştirdiği binlerce saldırının yanısıra kara operasyonlarındaki bombardımanlarda hedefin yanlış tespit edilip edilmediğini bilmek imkansız.

Neredeyse her gün, içinde Filistinli ailelerin bulunduğu binalar vuruluyor, kadınlar erkekler ve çocuklar öldürülüyor. Hedefle ilgili hiçbir açıklama yapılmıyor ya da saldırının orantısız olup olmadığı konusunda bağımsız bir hesap sorma mekanizması yok.

İsrailli insan hakları grubu B’Tselam sözcüsü, World Central Kitchen saldırısının sadece yabancılar öldürüldüğü için dünyanın dikkatini çektiğini söyledi.

Filistinli tanıklar aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu kişilerin beyaz bayrak taşırken İsrail’in hedef olduğunu anlatıyor. El Cezire haber kanalı tarafından Mart ayında yayınlanan görüntülerde Gazze sahilinde yürüyen ve ellerinde beyaz bayrak bulunan iki Filistinlinin öldüğü bir kişinin de yaralandığını saldırıyı İsrail ordusu kabul etmişti.

Aralık ayında Maghazi kampında en az 68 kişinin ölümüne neden olan saldırıda hedefin yakınlarındaki binaların da vurulduğunu ve muhtemelen sivillere de zarar verdiği İsrail Ordusu tarafından kabul edilmişti.

İsrail Ordusu ayrıca Gazze’de Hamas esaretinden kurtulan ve elinde beyaz bayrak sallayan üç İsrailli rehinenin de yanlışlıkla vurularak öldürüldüğünü kabul etti.

Sınır Tanımayan Doktorlar grubunun bombalandığı saldırının soruşturmasında yer alan eski İngiliz Ordusu mensubu Chris Cobb-Smith, İsrail ordusunun son derece pervasız davranışlardan oluşan tutarlı bir model izlediğini savundu.

Eski bir İngiliz istihbarat subayı olan Cristal Lincoln-Jones ise AP haber ajansına yaptığı açıklamada İsrail’in savaş kurallarına uymadığını şu sözlerle savundu: “Bunu bir NATO insansız hava aracı pilotunun yapmasına imkan yok. Bu eylem, yargılanma hatta hapis cezası ihtimali ile karşı karşıya kalmayı gerektirebilir.”

Paylaşın

TFF Açıkladı: Süper Lig’e Yabancı VAR Hakemi

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Süper Lig’de sezon sonuna kadar kritik maçlarda yabancı VAR (Video Yardımcı Hakemi) hakemi görevlendirileceğini açıkladı. İlk yabancı VAR ataması Fenerbahçe ve Galatasaray’ın bu haftaki maçlarına yapıldı.

Haber Merkezi / TFF’den yapılan açıklamada, kararın, UEFA ve Avrupa’nın 5 ülke federasyonu ile görüşmeleri sonucu alındığı belirtildi. Böylece TFF tarafından İtalya, İspanya, Almanya, Hollanda ve Portekiz futbol federasyonlarına yapılan Video Yardımcı Hakemi (VAR) talebi, ilgili ülke federasyonları tarafından kabul edilmiş oldu.

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), futbolda saha içi ve saha dışı olaylar ile hakem kararlarının yoğun şekilde tartışıldığı dönemde Video Yardımcı Hakem (VAR) uygulamasıyla ilgili önemli bir adım attı. TFF’den yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Türkiye Futbol Federasyonu’nun UEFA ve Avrupa’nın 5 ülke federasyonu ile görüşmeleri sonucunda, Trendyol Süper Lig’in 32. haftasından lig sonuna kadar haftanın kritik maçlarında yabancı Video Yardımcı Hakemi (VAR) görevlendirilecek.

TFF tarafından sadece Avrupa’nın üst düzey liglerinden olan; İtalya, İspanya, Almanya, Hollanda ve Portekiz futbol federasyonlarına yapılan Video Yardımcı Hakemi (VAR) talebi, ilgili ülke federasyonları tarafından kabul edildi.

Yabancı Video Yardımcı Hakeminin (VAR) görev yapacağı müsabakalarda iletişim dili Türkçe ve İngilizce olacak. Bu nedenle; Video Yardımcı Hakemin (VAR) yanında İngilizce iletişim kurabilen AVAR, AVAR 2 ve VAR Destekçisi (VAR Support) görev yapacak.”

Süper Lig’in 32. haftasında yabancı Video Yardımcı Hakemi (VAR) ataması yapılacak maçlar: Fatih Karagümrük – Fenerbahçe, Alanyaspor- Galatasaray, Ankaragücü – Gaziantepspor.

Galatasaray ile Fenerbahçe’nin şampiyonluk için başabaş yarıştığı sezonda, çoğunlukla hakem kararlarıyla bağlantılı yaşanan olaylar, futbolunun gündemini belirledi. Ankaragücü başkanının hakem Halil Umut Meler’i yumuruklaması, İstanbulspor’un hakeme tepki olarak sahadan çekilmesi, Trabzonspor taraftarlarının sahaya girerek Fenerbahçeli oyunculara saldırması uzun süre gündemi meşgul etti.

1 Mart 2024’ta yapılan Merkez Hakem Kurulu (MHK) eğitim toplantısına ait bir video kaydının sızdırılması ise, bu sezon Türk futbolunda yaşanan skandallardan bir diğeri oldu. Görüntülerde, MHK’de hakem eğitmeni olan Hugh Dallas’ın Fenerbahçe ve Galatasaray maçlarında verilen tartışmalı penaltı kararlarına imza atan hakemlerle, pozisyonları tartıştığı yer alıyordu.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 33 Bin 545’e Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 188. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 63 artarak 33 bin 545’e yükseldi. 

Haber Merkezi / Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 45 artarak 76 bin 94’e çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

İsrail’e, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı yürüttüğü savaş sırasında bölgeye daha fazla insani yardım malzemesi girmesine izin vermesi için uluslararası baskı giderek artıyor. Yardım örgütleri ise uzun süredir bölge için kıtlık uyarısı yapıyor.

İsrail’in Gazze’ye düzenlediği hava saldırısında Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye’nin üç oğlunun ve dört torununun öldürüldüğü bildirildi. El Şati kampına düzenlenen hava saldırısı sırasında Haniye’nin oğulları Hazem, Amir ve Muhammed Haniye’nin içinde olduğu araç vuruldu. Saldırıyı doğrulayan İsrail, Haniye’nin oğullarının Hamas’ın silahlı kanadına mensup olduklarını ileri sürdü.

İsrail ordusu, Hamas’ın askeri kanadının üç üyesinin Gazze Şeridi’ndeki terörist faaliyetler sırasında bir savaş uçağının saldırısıyla “ortadan kaldırıldığını” duyurdu. Ordu bu kişilerin Haniya’nın oğulları olduğunu doğruladı. Torunların ölümüne ilişkin bir doğrulama yapılmadı. Katar televizyonu El Cezire Hamas liderinin, “Üç oğlumun ve torunlarımın şehadetiyle bize yaşattığı onur için Allah’a şükrediyorum” dediğini aktardı.

Öte yandan ABD Başkanı Joe Biden, Hamas’a masadaki geçici ateşkes teklifini kabul etmesi çağrısında bulundu. Biden, “Masadaki teklifi hayata geçirene kadar durmayacağız. Şimdi Hamas yapılan teklif konusunda harekete geçmek zorunda. Rehineleri evlerine yani ait oldukları yere getireceğiz. Şu anda ihtiyaç duyduğumuz altı haftalık ateşkesi de geri getireceğiz” dedi.

Ateşkes teklifi neleri kapsıyor?

İsrailli yetkililer, Mısır’da yapılan ateşkes görüşmelerinde Filistinliler’in Gazze’nin kuzeyine dönmesi konusunda tavizleri kabul ettiklerini belirtti; Hamas’ın anlaşma yapmak istemediğini savundu. Görüşmelerle ilgili bilgi sahibi olan iki yetkili, ateşkes teklifi kapsamında, İsrail’in 150 bin Filistinli’nin güvenlik kontrolü olmadan Gazze’nin kuzeyine dönmesine izin vermeyi kabul ettiğini belirtti.

Yetkililere göre Hamas’ın da hala hayatta olan kadın, yaşlı ve hasta rehinelerin listesini vermesinin öngörüldüğünü söyledi. Başbakan Netanyahu’nun ofisindense bir açıklama gelmedi. Taraflar arasında Gazze’den göç etmek zorunda kalan Filistinliler’in bölgeye dönüşünün nasıl sağlanacağı, İsrail’in kaç Filistinli mahkumu serbest bırakacağına ilişin görüş ayrılıkları bulunuyordu.

ABD, İsrail’e açık destek sözü verdi

ABD Başkanı Joe Biden Çarşamba günü yaptığı açıklamada, “ABD’nin İsrail’in güvenliğine olan bağlılığının İran ve vekillerinden gelen bu tehditlere karşı demir gibi sağlam” olduğunu söyledi. Benzer sözlerle daha önce İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’ya desteğini ifade eden Biden, “Tekrar söylememe izin verin: (desteğimiz) demir gibi sağlam” ifadelerini kullandı.

ABD’nin dolaylı ateşkes müzakerelerinde sunduğu uzlaşma önerisi Hamas tarafından büyük ölçüde reddedildi. Hamas’ın bunun yerine kendi önerisini sunmayı planladığı belirtiliyor.

Paylaşın

Endişelendiren Keşif: Dünyanın Dönüş Hızı Değişiyor

Yeni yapılan bir araştırma, gezegenimizin kutuplarındaki buzların erimesinin Dünya’nın dönüşünü değiştirebileceğini ortaya koydu. Dünya’nın dönüşü değiştiğinde uzmanlar tarafından ayarlanıyor.

Son 30 yılda küresel saate birkaç saniye eklendi ve bir sonraki saniye eklenmesi 2026’da planlanacak.

Bilim insanları uzun süredir küresel ısınmanın etkilerinden endişe duyuyorlar; araştırmalar, yüzyılın sonuna kadar tüm dünyanın yarısının iklimi değiştireceğini öne sürüyor.

Cumhuriyet’in aktardığına göre; Nature dergisinde yayınlanan yeni araştırma , gezegenimizin kutuplarındaki buzların erimesinin Dünya’nın dönüşünü değiştirebileceğini ortaya çıkardı. Bu, 2026’da dünya saatine, Koordineli Evrensel Zaman’a (UTC) eklenecek olan “artık saniye”de bir gecikmeye neden olabilir. ‘Artık saniye’ 2029’a kadar ertelenebilir.

Eriyen buzullar Dünya’nın yörüngesini, dünyanın zaman işleyişini etkileyecek kadar önemli ölçüde etkileyebilir. UTC, yıldızlara göre tutarlı kalması için, Dünya’nın dönüşü değiştiğinde uzmanlar tarafından ayarlanıyor. Son 30 yılda küresel saate birkaç saniye eklendi ve bir sonraki saniye eklenmesi 2026’da planlanacak. Ancak, eriyen buzulların etkisi nedeniyle gecikmesi gerekebilir.

California San Diego Üniversitesi’nden Duncan Agnew makalede şunları açıkladı: “Gelecekteki Dünya yönelimini tahmin etmek için çekirdek ve diğer ilgili fenomenlere yönelik eğilimlerin tahmin edilmesi, şu anda tanımlandığı şekliyle UTC’nin 2029 yılına kadar negatif bir süreksizlik gerektireceğini gösteriyor.”

Paylaşın

Dünya Bankası’nın 18 Milyar Dolarlık Kredisi Nasıl Kullanılacak?

Dünya Bankası (World Bank), 2024 – 2028 döneminde Türkiye’ye ek 18 milyar dolar finansman sağlayacak. İktisatçı Mahfi Eğilmez, 18 milyar dolarlık finansmana ilişkin merak edilen soruları yanıtladı.

Mahfi Eğilmez, Dünya Bankası’ndan alınacak ek desteğin Uluslararası Para Fonu (IMF) destekleri ile arasındaki farkları açıkladı. Eğilmez’in Türkiye’nin merak ettiği sorulara yanıtları şöyle:

“Dünya Bankası’ndan (DB) alınacağı açıklanan ek 18 milyar dolarlık ek destek için pek çok soru geliyor. Soruların çoğu insanların son dönemde projelere karşı duyduğu kuşkuları yansıtırken bazıları da IMF destekleriyle olan farkları üzerine yoğunlaşıyor. Kısaca açıklamaya çalışayım.

DB, yatırım projelerine kredi verir. IMF ise genel borç verir. Yani DB mesela bir liman yapılacaksa bunu finanse eder. Bunu yaparken de kendi ihale yöntemlerinin uygulanmasını ve belirli bir yerli malı oranı dışında dünyadan alışveriş yapılmasını şart koşar. IMF ise ödemeler dengesi finansmanı için borç verdiğinden koyduğu koşulların (mesela bütçe açığının belirli bir orana düşürülmesi gibi) yerine getirilip getirilmediğine bakar.

DB kredilerinin kullanma yeri ilgili projedir, IMF borcunu istediğiniz yerde kullanabilirsiniz. Dolayısıyla DB’den para geliyor bunu istediğimiz yere harcayabiliriz gibi bir çıkarım doğru değildir.

DB, yapılan harcamaların projeyle ilgili olup olmadığını ve kendi şartnamelerine uygun olup olmadığını denetler ve kredi dilimini ondan sonra serbest bırakır. IMF ise sadece koyduğu koşulların (performans kriterleri) yerine getirilip getirilmediğine bakar ondan sonra borcun ilgili dilimini serbest bırakır.

Her iki kurumun da sağladığı desteğin maliyeti (faizi) piyasaya göre düşüktür. IMF borçlarında miktar arttıkça maliyet de artar. Buna karşılık, bir ülke zaten o artan miktarlarda borcu piyasadan ya alamaz ya da astronomik faizler ödemek zorunda kalır.

DB, kredilerinin geri ödenme süresi uzun (ortalama 10 – 15 yıl) IMF’ninki orta vadelidir (borcun son kullanılış tarihinden itibaren ortalama 3 – 5 yıl.)

DB, yalnızca kamu kesimi projelerine kredi verir, özel kesim projelerine kredi vermez. Özel kesim projelerine krediyi DB şemsiyesi altında görev yapan IFC (Uluslararası Finans Kurum) verir.”

Mehmet Şimşek açıklamıştı

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek dün Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada, Dünya Bankası ile yürütülen işbirliği kapsamında gelecek 5 yıllık döneme ilişkin mali işbirliği programının oluşturulduğunu açıklamıştı.

Şimşek, Dünya Bankası’nın ek 18 milyar dolarlık paketinin 6 milyar dolarının Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası’ndan (IBRD), 9 milyar dolarının Uluslararası Finans Kurumu’ndan (IFC), 3 milyar dolarının ise Çok Taraflı Yatırım Garanti Ajansı’ndan (MIGA) sağlanacağını dile getirmişti.

Paylaşın

Süper Kupa: Fenerbahçe, 3-0 Yenik Sayıldı

Galatasaray ile oynana Süper Kupa maçının ikinci dakikasında sahadan çekilen Fenerbahçe, 3-0 hükmen mağlup sayılırken, 4 milyon lira da para cezasına çaptırıldı.

Haber Merkezi / Fenerbahçe Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Ketenci’ye de müsabakadan takımı çekmesi suretiyle gerçekleştirilen sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle 60 gün hak mahrumiyeti ve 520 bin lira para cezası verildi.

Galatasaray’a da aynı müsabakadaki saha olayları ile çirkin ve kötü tezahürat gerekçeleriyle 212 bin lira para cezası uygulandı.

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK), olaylı Süper Kupa maçına ilişkin kararlarını açıkladı. TFF’den yapılan açıklama şu şekilde:

1- GALATASARAY A.Ş.’nin, 07.04.2024 tarihinde oynanan GALATASARAY A.Ş.–FENERBAHÇE A.Ş. Süper Kupa müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 112.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada GALATASARAY A.Ş.’nin, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle 100.000-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,

2- FENERBAHÇE A.Ş.’nin, 07.04.2024 tarihinde oynanan GALATASARAY A.Ş.–FENERBAHÇE A.Ş. Turkcell Süper Kupa müsabakasında, başlamış müsabakanın terk edilmesinden dolayı Futbol Müsabaka Talimatı’nın 24/1-a ve 23/4. maddeleri uyarınca (3-0) HÜKMEN MAĞLUP SAYILMASINA ve (FDT’nin 24/1-a maddesi uyarınca TFF tarafından takdir edilecek tazminat dışında) FDT’nin 35/1. Maddesi uyarınca 4.000.000,00-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada FENERBAHÇE A.Ş. idarecisi AHMET KETENCİ’nin, başlamış müsabakadan takımı çekmesi suretiyle gerçekleştirilen sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle 60 GÜN HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ve 520.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına.

Paylaşın

Haaretz’den Dikkat Çeken Erdoğan Yorumu: Tek Kişilik Şov Yapıyor

Haaretz Ortadoğu ilişkileri analisti Zvi Bar’el, Türkiye’nin İsrail’e getirdiği ticaret kısıtlamalarıyla ilgili yazısında, “Erdoğan, tek kişilik bir gösteri düzenlemeye ve İsrail’e yaptırım uygulamaya karar verdi” yorumunu yaptı.

Zvi Bar’el imzalı yazıda Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi ülkelerin Türkiye’yle ilişkilerini normalleştirseler bile Erdoğan’ın boykot uygulamasını takip eden adımlar atmayacağı savunuldu.

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Haaretz, Türkiye’nin İsrail’e getirdiği ticaret kısıtlamalarıyla ilgili bir analiz yayımladı.

Gazetenin Ortadoğu ilişkileri analisti Zvi Bar’el’in kaleme aldığı yazıda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Gazze savaşını bölgesel bir lider olarak konumunu güçlendirmek amacıyla kullanmaya çalıştığı” iddia edildi.

Ticaret Bakanlığı’ndan 9 Nisan’da yapılan açıklamada, inşaat demirinden yassı çeliğe, mermerden seramiğe kadar İsrail’e ihracatta 54 ürün grubunda kısıtlama getirildiği duyurulmuştu.

Açıklamada kısıtlamaların “İsrail, derhal ateşkes ilan edene ve Gazze Şeridi’ne yeterli miktarda insani yardım akışına izin verene kadar yürürlükte kalacağı” belirtilmişti.

İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz, kararın ardından yaptığı açıklamada Ankara’nın hamlesine tepki göstererek, Türkiye’den ülkeye giden ürünlere yönelik kendi ticari kısıtlamalarını hazırlayacaklarını söylemişti.

Analizde, kısıtlamaların iki ülkeyi de ekonomik açıdan olumsuz etkileyeceğine dikkat çekilerek şu değerlendirme paylaşıldı:

İsrail ve Türkiye, Ankara’nın yaptırımları sonucunda oluşacak zarar ve kâr dengelerini şimdiden hesaplıyor. Endişelerin çoğu, daha fazla ülkeyi İsrail’e yaptırım uygulamaya sürükleyecek bir ‘tsunami’ etkisinin ortaya çıkma ihtimalinden kaynaklanıyor.

Yazıda, Hamas’ın saldırısıyla 7 Ekim’de başlayan savaşta İsrail’le ticareti kesmesi için yapılan birçok çağrıya Erdoğan’ın olumlu yanıt vermediği, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin ocakta bu yönde yaptığı çağrının da karşılık bulmadığı hatırlatıldı.

Analizde, Ankara’nın Gazze’ye havadan yardım gönderme talebinin Tel Aviv yönetimi tarafından reddedildiğine dikkat çekilerek, Erdoğan’ın bunu “şahsi hakaret olarak algıladığı” öne sürüldü.

Türkiye’nin ticaret kısıtlaması hamlesinin de “stratejik bir karardan ziyade bu hakarete yanıt niteliğinde olduğu” iddia edildi.

Bar’el, yazısında “Erdoğan, tek kişilik bir gösteri düzenlemeye ve İsrail’e yaptırım uygulamaya karar verdi” yorumunu yaptı.

Analizde Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi ülkelerin Türkiye’yle ilişkilerini normalleştirseler bile Erdoğan’ın boykot uygulamasını takip eden adımlar atmayacağı savunuldu.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Et Fiyatları Yıllık Yüzde 100.4 Arttı

Türkiye’de de et fiyatları şubatta yıllık bazda yüzde 100.4 arttı. Türkiye’den sonra et fiyatlarındaki en büyük artış yüzde 10.2 ile İzlanda’da görüldü. Sırbistan yüzde 9’luk artışla üçüncü olurken, Sırbistan’ı Bulgaristan ve Karadağ izledi.

Avrupa Birliği’nin İstatistik Ofisi Eurostat’ın şubat ayına ilişkin raporuna göre AB’nin 27 ülkesinde et fiyatları, geçen yılın şubat ayına göre ortalama yüzde 3.3 yükseldi. Türkiye’de de et fiyatları şubatta yıllık bazda yüzde 100.4 arttı. Böylece et fiyatlarındaki artış AB ülkelerini yaklaşık 30’a katlamış oldu.

Sözcü’den Tolga Uğur’un aktardığı habere göre, Avrupa’da Türkiye’den sonra et fiyatlarındaki en büyük artış yüzde 10.2 ile İzlanda’da görüldü. Sırbistan yüzde 9’luk artışla üçüncü olurken, Sırbistan’ı Bulgaristan ve Karadağ izledi. İspanya’da ise et fiyatları yüzde 4.7, İtalya’da yüzde 3.1, Almanya’da yüzde 3, Fransa’da ise yüzde 2.3 arttı. Danimarka’da et fiyatları yıllık bazda yüzde 0.6, Finlandiya’da yüzde 2.2, Çekya’da ise yüzde 5.1 oranında düştü.

Bazı Avrupa ülkelerinde et fiyatları gerilerken Türkiye’de fiyatlar yükseliyor. Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre martta aylık enflasyon yüzde 3.1 olurken et fiyatları hızla arttı. TÜİK verilerine göre martta kuzu eti yüzde 18.8, dana eti yüzde 14.7, tavuk eti yüzde 12.2 zamlandı. Bir başka ifadeyle Türkiye’de aylık et enflasyonu, Avrupa ülkelerinin yıllık enflasyonunu geçti.

Paylaşın

Türkiye, AİHM’de En Fazla ‘Emsal Davaya’ Sahip Ülke

Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) 2023 yılında en fazla ’emsal davaya” sahip ülke oldu. AİHM’de geçtiğimiz yıl bekleyen en yüksek başvuru sayısına sahip ülke de Türkiye oldu.

AİHM verilerine göre mahkemeye gelen 68 bin 450 başvuruda toplam yükünün 23 bin 397’sini Türkiye menşeli şikayetler oluşturuyor. Buna göre bekleyen davaların yüzde 34,2’si Türkiye’den.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) 2023 yılında emsal karar oluşturan davalar sıralamasında Türkiye ilk sırada yer alıyor. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, AİHM kararlarının üye ülkeler tarafından uygulanmasına ilişkin yıllık raporunu bugün yayımladı.

Türkiye, 2023 sonu itibarıyla aynı insan hakları ihlallerinin bir daha yaşanmamasını sağlamak için spesifik ve genellikle geniş kapsamlı önlemlerin alınmasını gerektiren en fazla ’emsal davaya” sahip ülke oldu. Buna göre 2023 yılı sonunda Türkiye için 124, Romanya için 115, Ukrayna için 103 ve Bulgaristan için 89 “emsal dava” bulunuyor.

Türkiye, 2023 yılı sonu itibarıyla Ukrayna (766) ve Romanya’nın (476) ardından karar için bekleyen dava sayısında (446) üçüncü sırada yer alıyor.

AİHM’in ocak ayında yayımladığı 2023 yılı istatistikleri raporuna göre, geçtiğimiz yıl bekleyen en yüksek başvuru sayısına sahip ülke Türkiye. AİHM verilerine göre mahkemeye gelen 68 bin 450 başvuruda toplam yükünün 23 bin 397’sini Türkiye menşeli şikayetler oluşturuyor.

Buna göre bekleyen davaların yüzde 34,2’si Türkiye’den. Bu davaların da büyük çoğunluğu 2016 yılındaki darbe girişimi sonrası yapılan başvurulardan oluşuyor.

“Türkiye, AİHM’in Kavala kararına uymayarak İnsan Hakları Sözleşmesi’nde zorluk yaratıyor”

Öte yandan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin üye ülkelerin AİHM kararlarına yönelik tutumlarına ilişkin yıllık raporu bugün yayımlandı.

Raporda, üye ülkelerin AİHM kararlarının uygulanması konusunda önemli ilerleme kaydettiği vurgulanırken, sadece Osman Kavala davasındaki hükme uyulmamasıyla Rusya’nın üyelikten çıkmadan önce verilen kararların uygulanmamasına ilişkin endişeler dile getirildi.

Raporda, AİHS sisteminin ve bir bütün olarak Avrupa Konseyi’nin güvenilirliği açısından, tüm üye devletlerin AİHM kararlarını uygulama yükümlülüklerini yerine getirmelerinin zorunlu olduğu vurgulandı.

Tüm çabalara ve çağrılara rağmen Kavala’nın tutukluluğunun devam ettiği hatırlatılan raporda, Bakanlar Komitesi’nin üye ülkelerin AİHS’ne saygı göstermesi için çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceği vurgulandı.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, AİHM’in ilgili dairesinin 10 Aralık 2019’da verdiği ihlal kararı ve Kavala’nın derhal serbest bırakılmasına ilişkin hükmü yerine getirmediği gerekçesiyle 2022’de Türkiye aleyhine “ihlal süreci” başlatmıştı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın