Trabzonspor 3 Puanı 3 Golle Aldı

Süper Lig’in 36. hafta maçında Trabzonspor ile  İstanbulspor, Trabzon Şehir Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Emre Kargın’ın yönettiği karşılaşmadan Trabzonspor, 3 – 0 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Trabzonspor’a galibiyeti getiren golleri 6 ve 7. dakikada Onuachu ve 49. dakikada Meunier kaydetti.

Trabzonspor, bu galibiyet ile puanını 61’e yükseltti. İstanbulspor ise 16 puanda kaldı.

Karşılaşmadan dakikalar

6. dakikada Visca’nın soldan kullandığı köşe atışında ceza alanı içinde iyi yükselen Onuachu’nun kafa vuruşunda, top kaleci Mücahit Serbest’in sağından filelere gitti: 1-0

7. dakikada yapılan santra vuruşunun ardından geri paslaşmalarla İstanbulspor ceza alanı kenarına kadar gelen topu Coly’nin ayağının kaymasıyla Visca kontrol ederek Onuachu’ya aktardı. Bu futbolcu da ceza alanında yakın mesafede sert vuruşla kendisi ve takımının ikinci golünü kaydetti: 2-0

37. dakikada Mendy’in ceza sahası dışından vuruşunda top kaleci Mücahit Serbest’ten döndü. Dönen topu savunma oyuncuları uzaklaştırdı. 42. dakikada Pepe rakiplerinden sıyrılarak ceza sahasına girerek yaptığı vuruşta kaleci Mücahit Serbest meşin yuvarlağı kornere çeldi.

49. dakikada Edin Visca’nın pasıyla ceza sahası içi sağ çaprazında topla buluşan Meunier sağ ayağıyla vuruşunu yaptı ve top uzak köşeden ağlarla buluştu. Visca, maçtaki üçüncü asistini yapmayı başardı. 3-0

63. dakikada İstanbulspor atağında ceza sahası içi sol çaprazında topla buluşan Loshaj yakın mesafeden gelişine sert vurdu, kaleci Uğurcan topu yumruklayarak uzaklaştırdı.

74. dakikada Trabzonspor atağında Umut Bozok ceza sahası dışı sağ çaprazından vuruşunu yaptı, top savunmaya takıldı. 85. dakikada Loshaj’ın pasında kaleci ile karşı karşıya kalan Emrehan Gedikli’nin şutunda top kaleci Uğurcan Çakır’da kaldı.

Stat: Trabzon

Hakemler: Emre Kargın, Cevdet Kömürcüoğlu, Hüseyin Aylak

Trabzonspor: Uğurcan Çakır, Meunier (Mehmet Can Aydın dk. 83), Mendy, Denswill, Eren Elmalı, Umut Güneş, Bardhi (Kerem Şen dk. 64), Fountas (Orsic dk. 75), Pepe, Visca (Fernandez dk. 64), Onuachu (Umut Bozok dk. 64)

İstanbulspor: Mücahit Serbest, Mehmet Yeşil (Simon Deli dk. 68), Okan Erdoğan, Racine Koly, Ali Yaşar, Duhaney (Özcan Şahan dk. 84), Vorobjvas Emrehan Gedikli dk. 68), Loshaj, Sambissa, Mendy Mamadou (Traore dk. 88), Jackson (Tunahan Şamdanlı dk. 84)

Goller: Onuachu (dk. 6 ve 7), Meunier (dk. 49) (Trabzonspor)

Paylaşın

S&P Global’den 2025 Yılı İçin Dolar Tahmini: 43 TL

ABD merkezli finansal bilgi ve analitik şirketi Standard & Poor’s (S&P) Global Ratings, dolar / Türk Lirası kurunun 2025 yılında 43 liraya kadar ulaşmasını bekliyor.

S&P Global, ekonomideki kademeli dengelenmeyle birlikte Türk bankalarındaki dengesizliklerin terse dönmesi beklediğini söyledi. S&P’nin yayınladığı Türk bankalarına ilişkin notunda para politikasının bir süre daha sıkı kalacağı belirtilerek, bunun da bankaların aktif kalitesine olumsuz etkisinin muhtemel olduğu kaydedildi.

Notta ayrıca yurtiçi yerleşiklerin TL’ye olan güven eksikliğinin bankaların dış finasmana erişimdeki artışın olumlu etkilerini gölgede bırakabileceğine de dikkat çekildi. Nominal kredi büyümesinin ise bu yıl yüzde 40’lara doğru yavaşlamasının beklendiği bunun da reel bazda daralma anlamına geleceği ifade edildi.

Ekonominin gelecek iki yılda yavaşlamasını, reel GSYH büyümesinin 2022-2023’teki ortalama yüzde 5 seviyelerinden yüzde 3 seviyelerine düşmesini bekleyen S&P Global baz senaryoda dolar/TL’nin de 2025 sonunda 43 lira olmasını bekliyor.

Öte yandan Türkiye’nin 5 yıllık CDS (Credit Default Swap) puanı 276 seviyesine geriledi. Böylelikle Türkiye’nin kredi risk primi Şubat 2020’den bu yana en düşük seviyeye düştü. Türkiye’nin risk primi geçen sene yaşanan seçim sürecinin ardından düşüş ivmesi yakalamış, seçim öncesinde 700 baz puanı test eden risk primi aralık ayında 300 baz puanın altına kadar gerilemişti.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler, Filistin’in Tam Üyeliğini Kabul Etti

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, bugün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) geçen ay veto ettiği Filistin’in kuruluşa tam üyeliğini kabul etti.

Haber Merkezi / Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Filistin’in Birleşmiş Milletler (BM) üyeliğinin yeniden değerlendirilmesi ve Filistin’e daha geniş yetki ve ayrıcalıklar tanıyan tasarıyı kabul etti. 193 üyeden oluşan Genel Kurul’daki oylamada 143 ülke lehte oy kullandı. 9 ülke ret ve 25 ülke de çekimser oy verdi.

Üyeliğe sadece BM Güvenlik Konseyi (BMGK) karar verebiliyor. ABD’nin üyelik oylamasını konseyde veto etmesi bekleniyor. Ancak oylama Filistinlilere yönelik bir destek niteliğinde.

Bu oylamayla birlikte 2012’den bu yana BM’de üye olmayan gözlemci devlet statüsüne sahip Filistin’e önemli ek haklar da tanındı. Filistin ilk kez tartışmalara tam olarak katılabilecek, gündem maddeleri önerebilecek ve temsilcilerini komitelere seçtirebilecek. Ancak yine de oy hakkı olmayacak.

Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, oylamadan sonra yaptığı açıklamada, BM’ye tam üye olabilmek için çaba sarf etmeye devam edeceklerini dile getirdi. Filistinliler onlarca yıldır İsrail’in 1967’deki savaştan sonra işgal ettiği Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze Şeridi’ni içine alan bir devlet kurmak istiyor.

İsrail Dışişleri Bakanı İsrael Katz, oylamanın ardından yaptığı açıklamada, sonucun “Hamas için bir ödül” olduğunu dile getirdi. Bakan Katz, açıklamasının devamında, “BM Genel Kurulu’nda bugün alınan bu saçma karar, BM’nin yapısal önyargılarının ve örgütün Guterres önderliğinde neden önemsiz bir kuruma dönüştüğünün altını çiziyor” ifadelerini kullandı.

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, 21 Mayıs’ta İspanya, İrlanda ve Slovenya’nın aralarında bulunduğu bazı üye ülkelerin Filistin devletini tanımaya hazırlandığını duyurdu.

İspanyol radyosu RNE’nin sorularını yanıtlayan Borell, 21 Mayıs’ta bu ülkelerin Filistin’i tanıyıp tanımayacağına ilişkin soruya “evet” şeklinde yanıt verdi. Borell, “Bu, siyasi nitelikte sembolik bir eylem. Bir devletten ziyade o devletin var olma iradesini tanıyor” ifadelerini kullanarak, Belçika ve bazı diğer AB üyelerinin de aynı adımı atabileceğine işaret etti.

Birleşmiş Milletler üyelerine mektup

New York’taki Filistinli BM delegasyonu BM üye ülkelerine gönderdiği bir mektupta, BM’nin tam üyeliğini destekleyen karar taslağının kabul edilmesinin, uzun süredir aranan iki devletli çözümün korunmasına yönelik önemli bir adım olacağı belirtilmişti.

Mektupta, bunun “bu çok kritik anda bağımsız devlet hakkı da dahil olmak üzere Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkına verilen desteğin açık bir şekilde yeniden teyit edilmesi anlamına geleceği” vurgulanmıştı.

BMGK daimi üyesi ABD tasarıya karşıydı

ABD’nin BM delegasyonu tarafından bu hafta başında yapılan açıklamada, “Filistin halkının devlet olmasına giden yolun doğrudan müzakerelerden geçtiği ABD’nin görüşü olmaya devam ediyor” denilmişti.

İsrail’in BM Büyükelçisi Gilad Erdan ise pazartesi günü, taslak metni Filistinlilere fiili bir devlet statüsü ve hakları vermeye çalıştığı gerekçesiyle kınadı ve tasarının kabul edilmesinin sahada hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini söylemişti.

Erdan, “Onaylanması halinde ABD’nin, ülke yasalarına uygun olarak BM ve kurumlarına sağladığı finansmanı tamamen durdurmasını bekliyorum” demişti.

ABD yasalarına göre Washington, devlet olmanın “uluslararası düzeyde tanınan niteliklere” sahip olmayan herhangi bir gruba tam üyelik sağlayan herhangi bir BM kuruluşuna fon sağlayamıyor.

ABD, Filistinlilerin tam üye olarak katılmasının ardından 2011 yılında BM’nin Kültür Eğitim ve Bilim Örgütü UNESCO’ya sağladığı mali yardımı kesmişti.

Gazze’de can kaybı 35 bine dayandı

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 39 artarak 34 bin 943’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 58 artarak 78 bin 572 yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Paylaşın

Özel’den Mehmet Şimşek’e: Garibanın Yakasından Düşün

Kütahya İl Başkanlığı’nda açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özgür Özel, “Mehmet Şimşek çıkmış tasarruftan, acı reçeteden bahsediyor. Bunu bu hale getirip sonra bir IMF programı ile tasarruf istemek IMF’nin bir hayaletidir. Memlekette bir hayalet dolaşıyor. IMF’nin hayaleti” dedi ve ekledi:

“Hayalet emeklinin, memurun, çiftçinin kapısına gidiyor; ‘Tasarruf yap, aç kal’ diyor. Mehmet Şimşek… Kapımızdan çekil, zenginlerden iste. Adalet istiyoruz. Vergilerin yüzde 65’i dolaylı verdi. Vergiyi sizlerin aldığınız maaşlardan kesiyor. Sen gelir vergisini artır, vergi kaçıran yandaşlarından vergiyi topla, vatandaşın yakasından düş. Garibanın yakasından düşün.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Kütahya İl Başkanlığı’nda açıklamalarda bulundu. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e tepki gösteren Özgür Özel, şu ifadeleri kullandı: “Mehmet Şimşek çıkmış tasarruftan, acı reçeteden bahsediyor. Bunu bu hale getirip sonra bir IMF programı ile tasarruf istemek IMF’nin bir hayaletidir. Memlekette bir hayalet dolaşıyor. IMF’nin hayaleti.

Hayalet emeklinin, memurun, çiftçinin kapısına gidiyor; ‘Tasarruf yap, aç kal’ diyor. Mehmet Şimşek… Kapımızdan çekil, zenginlerden iste. Adalet istiyoruz. Vergilerin yüzde 65’i dolaylı verdi. Vergiyi sizlerin aldığınız maaşlardan kesiyor. Sen gelir vergisini artır, vergi kaçıran yandaşlarından vergiyi topla, vatandaşın yakasından düş. Garibanın yakasından düşün. Bunun için size ihtiyaç var, meydanları doldurmaya ihtiyaç var. Kim hak arıyorsa yanında olacağız. Siz mücadele ettikçe, biz mücadele ettikçe bu bozuk düzen değişecek. Hakça düzen gelecek.”

“IMF programı uygulanmaktadır”

Özel, dün de Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i eleştirerek, “Buradan herkese sesleniyorum, hayat pahalılığıyla mücadele emeklinin, emekçinin, yoksulun sırtından yapılamaz. Bugün Türkiye’de bir IMF programı uygulanmaktadır, örtülü bir IMF programı uygulanmaktadır. IMF hayalet gibi üzerimizde dolaşmaktadır.

IMF, ‘Memura zam yapma’ diyecek yapmıyor. ‘Emekliye zam yapma’ diyecek, yapmıyor. IMF ile anlaşsan ‘İstihdam yaratma, işe alma’ diyecek ama adına bir tek IMF demiyor. Bu hayalet, bu Gulyabani, hep emeklinin penceresinde, hep emekçinin, yoksulların kapısına dayanıyor. Mehmet Şimşek’e sesleniyorum; Gulyabani’ni al biraz da zenginlerin kapısına git. Biraz da zenginlerle uğraş, yoksulun peşini bırak” diye konuşmuştu.

Paylaşın

AK Parti Kulisleri: Nerede Yanlış Yaptık?

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de radikal adımlar atılmazsa partinin sonunun geleceğini söyleyenler olduğu öne sürüldü.

Siyasetin gündemi yeni anayasa ve normalleşme tartışmalarına odaklansa da; AK Parti’de yerel seçim sonuçları konuşulmaya devam ediyor. Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan‘ın yazısına göre AK Parti koridorlarında dolaşan fısıltılar partinin geleceği bakımından soru işaretleriyle dolu.

Nuray Babacan’ın yazısına göre; Erdoğan’ın sevdiği anketler hiç de iyi şeyler söylemiyor. Babacan “AK Parti, “Nerede yanlış yaptık?” diye sordu: “Halktan koptunuz, halkı ezdiniz” yanıtını aldı” diye yazdı.

Nuray Babacan’ın yazının ilgili bölümleri şöyle: “Yerel seçimdeki yenilgisinin şaşkınlığını üzerinden atan iktidar partisi, hatalarını görmek için özel bir araştırma yaptırdı. Araştırma da ortada olan durum, bir kez daha halk tarafından teyit edildi. Araştırma sonuçları, ekonomik krizin en büyük neden olduğunu ortaya koyarken, ‘partinin halkan koptuğuna’ ilişkin saptama net bir mesaj olarak görüldü.

AKP yönetimi, kongreye kadar olan süreçte sürüklendikleri girdaptan çıkmak için öneriler hazırlamaya çalışıyor. Kötü yönetimin sonuçları ve yapılması gerekenler ortadayken, kamuoyu araştırmalarını dayanak yapan yönetim, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a birkaç aşamadan oluşan bir rapor sunmaya hazırlanıyor.

Partinin Strateji Kurulu, son toplantısında önlerine konulan araştırmayla herkesin bildiği gerçeklerle bir kez daha yüzleşti. Araştırma, vatandaşların yüzde 55’inin AK Parti’ye oy vermeme gerekçesi olarak kötü ekonomiyi ve hayat pahalılığını gösterdi. En önemli ikinci başlık ‘Partinin halktan koptuğu’ oldu. Emeklilerin ve dar gelirlilerinin durumu da ilk üç sırada yer aldı. Kamuoyu araştırmasındaki bir değer önemli konu, CHP’nin halen oylarını koruduğu ve AK Parti’nin önünde olduğu gerçeğiydi.

Parti kurmayları arasında, radikal adımlar atılmazsa AK Parti’nin sonunun geleceğini söyleyenler var. Kişilerden çok, zihniyetin ve anlayışın değişmesi gerektiği konuşuluyor kulislerde. Genel merkez ekibi, yaptırdıkları araştırmanın yanı sıra SETA gibi kuruluşlardan ve bazı STK’lardan görüş alarak atılacak adımlara ilişkin başlıkları oluşturmaya çalışıyor.”

“Kamuda mülakat” gündemi

Öte yandan AK Parti TBMM Grup Başkanı Abdullah Güler ile AK Parti Grup Başkanvekili Abdülhamit Gül de dün parti genel merkezinde, 44 milletvekili ile istişare toplantısı gerçekleştirdi.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu‘nun edindiği bilgiye göre toplantıda bir kez daha milletvekilleri, AK Parti yöneticilerine, seçimde sahada en fazla halkın kamuda mülakat sistemine yönelik sitemlerine tanık olduklarının altını çizdi. “Kamuda mülakat sisteminin sonuçlandırılması gerektiğini” anlatan milletvekillerinin, “Halktan gelen tepki, yerel seçimlerdeki sonucu etkiledi. Bu sistem toplumdaki adalet duygusunu zedeledi.

Ayrıca mülakatlarla belirlenen isimlerin partiye ne kadar katkısı olduğu da tartışılır. Kamuda işe alımlarda soruşturma birinci faktör olmalı. Devlet mekanizması işletilmeli ve soruşturmalar sonucu işe alımlar gerçekleştirilmeli” eleştirisini getirdikleri kaydedildi. Milletvekilleri ayrıca “toplumdaki adalet duygusunun zedelenmemesi için hukuktaki ‘suç bireyseldir’ ilkesinin de uygulanması gerektiğine” atıfta bulundu.

Toplantıda milletvekilleri ayrıca “ekonomi ve artan enflasyon nedeniyle halkın şikâyetlerini dinlediklerine” değindi. Milletvekillerinin, emeklilerle ilgili AK Partili yöneticilere, emeklilerin, “Emekli geçim sıkıntısı yaşıyor. Ancak emeklilerle ilgili sorun onlara verilen 10 bin 15 bin gibi maaşlar değil. Emekliler, memurlara zam yapılıp kendilerine yapılmamasından yana serzenişte. Emeklide de adalet duygusu zedelenmiş. Kendilerinin ‘yok sayıldığını’ düşünüyor” şeklindeki sitemlerini de ilettiğinin altı çizildi.

Milletvekillerinin sağlık sistemine yönelik eleştirilerde de bulunduğu, halktan MHRS sisteminden randevu almakta zorlandıklarına yönelik çokça eleştiri aldıkları kaydetti.

AK Parti İzmir Milletvekili Şebnem Bursalı’nın Monako’dan ıstakozlu paylaşım yapması kamuoyunda tartışmalara neden olmuştu. Toplantıda, milletvekillerine “sosyal medya paylaşımlarına dikkat etmeleri” uyarısının yapıldığı ve bu tür paylaşımların parti kimliğine zarar verdiğine dikkat çekildi.

Toplantıda milletvekillerinin ayrıca seçim döneminde AK Parti teşkilatlarına yönelik eleştirilerde bulunduğu da ifade edildi. Bazı milletvekillerinin, “Özellikle aday belirleme sürecinde hata yapıldı. Teşkilatlar herkese deyim yerindeyse ‘mavi boncuk’ dağıttı. Aday adayı olmak isteyenlere yönelik ‘Her an telefon gelebilir, hazırlık olun’ mesajları paylaşıldı. Ancak o telefon gelmeyince teşkilatların sahada motivasyonu düştü. Aday tercihlerinin yanlışlığı da eklenince sonuç alınamadı” dediği belirtildi.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Geniş Tanımlı İşsizlik Yüzde 24,1

TÜİK’in açıkladığı verilere göre; zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı mart ayında bir önceki aya göre 0,4 puan azalarak yüzde 24,1 oldu. 

Haber Merkezi / Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 16,1 iken işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı yüzde 17,3 olarak tahmin edildi.

15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı Mart ayında bir önceki aya göre 19 bin kişi azalarak 3 milyon 57 bin kişi oldu. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,8 iken kadınlarda yüzde 12 olarak tahmin edildi.

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,4 puan azalarak yüzde 15,1 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 11,7, kadınlarda ise yüzde 21,2 olarak tahmin edildi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İşgücü İstatistikleri Mart 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre; 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı mart ayında bir önceki aya göre 19 bin kişi azalarak 3 milyon 57 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,1 puan azalarak %8,6 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,8 iken kadınlarda yüzde 12,0 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerin sayısı 2024 yılı Mart ayında bir önceki aya göre 139 bin kişi artarak 32 milyon 588 bin kişi, istihdam oranı ise 0,2 puan artarak yüzde 49,5 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 66,9 iken kadınlarda yüzde 32,5 olarak gerçekleşti.

İşgücü mart ayında bir önceki aya göre 121 bin kişi artarak 35 milyon 645 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,2 puan artarak yüzde 54,2 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,8 iken kadınlarda yüzde 36,9 oldu.

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,4 puan azalarak yüzde 15,1 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 11,7, kadınlarda ise yüzde 21,2 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi mart ayında bir önceki aya göre 0,3 saat artarak 43,8 saat olarak gerçekleşti.

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2024 yılı Mart ayında bir önceki aya göre 0,4 puan azalarak yüzde 24,1 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı %16,1 iken işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı yüzde 17,3 olarak tahmin edildi.

Paylaşın

‘Siyasette Normalleşme’ Tartışmaları: DEM Parti Ne Anlıyor?

Erdoğan’ın “siyasette yumuşama veya normalleşme” mesajına ilişkin konuşan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, herkesin farklı bir “normalleşme” algısı bulunduğunu ve bu meselenin toplumsal kamplar üstünden okunduğunu söyledi.

Kılıç Koçyiğit, DEM Parti için değil tüm antidemokratik uygulamalar için bir normalleşmeden bahsettiğini söyleyerek, bu kapsam altında yargıdaki hukuksuzlukların yanı sıra İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması gibi konuların da sayılabileceğini belirtti.

AKP ile MHP ittifakının sadece kendi tabanını konsolide ederken aynı zamanda muhalefete de bir gömlek biçtiğini ve bir söylem sınırı çizdiğini ifade eden Koçyiğit, “Ne yazık ki muhalefet özellikle geçmiş dönemlerde hep o sınırlara hapsoldu. Hep o sınırlar içerisinde siyaset yaptı ve o anlamıyla biz hep bir ‘öteki’ olduk. Hem iktidarın ötekisiydik ama aynı zamanda muhalefetin de ortak fotoğraf vermekten çekindiği bir partiydik” diyor.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, bir grup gazetecinin sorularını yanıtladı. DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in aktardığına göre; Koçyiğit, son günlerde herkesin farklı bir “normalleşme” algısı bulunduğunu ve bu meselenin toplumsal kamplar üstünden okunduğunu belirterek, bunu şöyle açıklıyor:

“Bunun en çarpıcı örneği; cezaevinde çok sayıda siyasi mahpus var ve rehine pozisyonundalar bizim açımızdan. Ama cezaevindeki hukuksuzluklar üzerinden söz kurulduğunda bu sadece Osman Kavala ya da Gezi tutukluları üzerinden kuruluyor. Bunun kendisi bir çifte standart. Normalleşeceksek eğer öncelikle muhalefetin dilinden başlayarak normalleşmeye başlanması gerek. Yani siz Kavala’yı söylediğinizde Demirtaş’ı, Yüksekdağ’ı ya da Kışanak’ı söylemiyorsanız orada zaten bir normallik algısı oluşturmuyorsunuzdur.”

Koçyiğit, bunu söylerken sadece DEM Parti için değil tüm antidemokratik uygulamalar için bir normalleşmeden bahsettiğini söyleyerek, bu kapsam altında yargıdaki hukuksuzlukların yanı sıra İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması gibi konuların da sayılabileceğini belirtiyor.

AKP ile MHP ittifakının sadece kendi tabanını konsolide ederken aynı zamanda muhalefete de bir gömlek biçtiğini ve bir söylem sınırı çizdiğini ifade eden Koçyiğit, “Ne yazık ki muhalefet özellikle geçmiş dönemlerde hep o sınırlara hapsoldu. Hep o sınırlar içerisinde siyaset yaptı ve o anlamıyla biz hep bir ‘öteki’ olduk. Hem iktidarın ötekisiydik ama aynı zamanda muhalefetin de ortak fotoğraf vermekten çekindiği bir partiydik” diyor.

Koçyiğit muhalefet partilerinin geçmiş dönemde HDP’li belediyelere kayyum atanmasını “kendilerine yapılmış saymamasını çok büyük bir kayıp” olarak niteleyerek, şu eleştiriyi yapıyor:

“Oysa demokrasi dediğimizde hangi siyasi partiye yapılırsa yapılsın antidemokratik uygulamanın karşısında birlikte durabilmek meselesidir. Biz örneğin bunu yaptık İstanbul’da. Ekrem İmamoğlu’nun seçildiği ve iptal edilen ilk seçim sonrası bütün parti teşkilatımızla sahadaydık. Çalıştık ve kayyum siyasetinin karşısında durduk. Ama aynı tavrı ve tutumu ne yazık ki ana muhalefet partisi başta diğerlerinden görmedik.”

CHP’nin şu anda kayyumlarla ilgili eskiye kıyasla daha net bir tutum izlemesini kıymetli bulduklarını da söyleyen Koçyiğit, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Bu gerçekten çok kıymetli bir şey. Sadece DEM Parti olduğu için kıymetli değil. Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından çok kıymetli. Çünkü tüm anti demokratik uygulamalar önce bize yapılıyor; ses çıkmayınca ve toplu bir refleks oluşmayınca sonra diğerlerine yapılabiliyor. Hani deniyor ya sarı öküzü vermeyecektik. Yani o mesele. İlk dayağı yiyen biziz ama bu dayağın herkese uzanacağını Türkiye’nin görmesi gerekiyor.”

Koçyiğit, Özgür Özel’in tutumunu şu an için değerli bulduklarını da söyleyerek, bununla birlikte “temkinli bir iyimserlik” taşıdıklarını şu sözlerle aktarıyor:

“Şu riski hiçbir zaman göz ardı etmemek gerekiyor. Bizimkisi bir temkinli iyimserlik yani. Çünkü yarın öbür gün, bu ülkede siyasi atmosferi provoke edebilecek çokça dinamik var. Devletin elinde de hükümetin elinde de çok imkan var. Olası bu durumların hepsinde bunlara göğüs gerebilecek, mukavemet gösterebilecekler mi? Bunu zamanla göreceğiz.”

“‘Kürtler hariç’ yazarak normalleşemezsiniz”

Bu arada aralarında HDP’nin eski eş başkanlarının da bulunduğu ve 18’i tutuklu 108 kişinin yargılandığı Kobani davasında gelecek haftaki duruşmada karar çıkabilir.

Koçyiğit son normalleşme söylemleri bağlamında gelecek haftaki davadan beklentisini şu sözlerle anlatıyor: “Kobani davası bir eşik bence. Bu devletin ya da bu hükümetin kafasında yeni döneme ilişkin bir okuma varsa ve gerçekten Erdoğan’ın deyimiyle yumuşama, bizim normalleşme dediğimiz bir süreç başlayacaksa bence ilk sınavları bu olacak. Kobani davası eğer hakkaniyetli bir şekilde sonuçlanırsa diyeceğiz ki evet hükümet, devlet, bu akıl haksızlık yaptığını gördü ve bundan sonra yeni bir süreç başlar. Çünkü normalleşme dediğinizde ‘Kürtler hariç’ yazarak normalleşemezsiniz.”

Koçyiğit, normalleşmeye başlanacaksa önce Kürtlerle başlanması gerektiğini de söyleyerek, “Kürtlerle barışmadan ülkede genel bir normalleşmenin imkanı yok. Onun için başlanacaksa bizce Kobani’den başlanmalı” diyor.

Koçyiğit, iktidarın yerel seçimden bu yana DEM Partili belediyeler ile ilgili bir algı oturtmaya çalıştığını belirterek, bunu şöyle açıklıyor: “Haftalardır bir bayrak üzerinden, istiklal marşı üzerinden linç ediliyoruz. Bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Bizi bir yere oturtmaya çalışıyorlar ve bunu bilinçli yapıyorlar. Çünkü bizi eğer oraya oturturlarsa, ondan sonra yapacakları şeyler de toplumun ya da CHP’ye ya da farklı partilere oy veren seçmenin rızasını üretmiş olacaklar. Bu bir rıza üretme süreci.”

Kendilerinin de belediyelerle iktidarın eline “koz vermemek” için dikkatli olmaya çalıştıklarını ve yasal mevzuatı ortadan kaldıracak ya da yasal mevzuata karşı hiçbir şey yapılmamasına öncelik verdiklerini söyleyen Koçyiğit, partinin tüm yerel yöneticilerine de işlerinin “genel siyaset yapmak değil, halka hizmet etmek olduğunu” aktardıklarını kaydediyor.

Koçyiğit, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un başlattığı yeni anayasa çalışmaları ile ilgili soruları da yanıtlarken, iktidarın bu konuda bir samimiyet sorunu yaşadığını ancak kapıyı tamamen kapatmamak gerektiğini belirtiyor.

DEM Parti için anayasa konusunun temel bir gündem olduğunu ve yeni bir anayasaya ihtiyaç olunduğunu söyleyen Koçyiğit, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Numan Bey’le görüşmemizde Kobani ve HDP kapatma davaları devam ederken, DEM Parti’nin de kapatılması gündeme gelmişken, kayyum tehdidi hala belediyelerimizin başı üstünde sallanırken nasıl olacak bu normalleşme diye açık şekilde sorduk. Bir samimiyet sorunu olduğunu düşünüyoruz açıkçası. Gerçekten AKP yeni bir anayasa yapmak istiyorsa bu konuda toplumu ikna etmeli, siyasi partiler olarak bizleri de ikna etmeli.”

Koçyiğit, DEM Parti olarak şu anda kendilerinin buna ikna olmadıklarını söyleyerek, “İktidar bu ülkenin ihtiyacı olan anayasayı mı yapmak istiyor? Yoksa 2028 yürüyüşü için sekteye uğrayan, kaybettiği gücünü tahkim etmek, kısmen sistemi de revize ederek onu onarmak mı istiyor? Biz bunun zamanla hangisinin ağırlık bastığını göreceğiz” diyor.

Bununla birlikte AKP’ye kapıyı hemen kapatmanın da halkın ve demokrasinin lehine olmayacağını düşündüklerini ifade eden Koçyiğit, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bir şans verilmesi gerekiyor. AKP’ye değil, yeni bir anayasa yapma meselesine bir şans verilmesi, bunun ortamının zorlanması gerekiyor.

Biz belki de yeni anayasa tartışmalarını yürütürken ülkenin normalleşmesine katkı sunacak bazı adımların atılmasını zorlayabiliriz. Yani bu tartışmayı yürütmeden diyelim ki bütün muhalefet kapıları kapattık; peki hangi zeminin içerisinde neyi tartışmış olacağız? Yeni anayasa tartışması, müzakerelerin yapılması aynı zamanda normalleşmenin adımlarını, normalleşmenin ihtiyaçlarını, yeni bir anayasa yapmanın koşullarını da tartışmayı beraberinde getiriyor. Bu anlamıyla birbirini besleyen, birbirini tamamlayan başlıklar olarak görüyoruz.”

Koçyiğit, buna karşılık “AKP’nin kendi ajandasını dayattığı ve kendi gücünü tahkim etmek istediği yerde bunun parçası olmayacaklarını” da belirterek, şöyle konuşuyor: “Burada çok ince bir ayar var. “AKP’yi güçlendirmeyelim, bekleyelim, 4 yıl sonra eğer erken seçim olmazsa yeni bir hükümet gelir, biz onunla anayasa yaparız’ diyeceğimiz bir durumda değiliz.

Çünkü her gün cezaevinden tabutlar çıkıyor, hak ihlalleri artıyor. Biz diğer partiler gibi değiliz, sırtımızda yumurta küfesi taşıyoruz. İnsanların yaşamının sorumluluğunu hissediyoruz ve onun için de kurduğumuz her cümleyi gerçekten bin defa düşünüp kuruyoruz. Çünkü her kapattığımız kapı, her kapattığımız tartışma birilerinin yaşamına ya da daha uzun yıllar bedel ödemesine yol açabilir.”

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 34 Bin 943’e Çıktı

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 39 artarak 34 bin 943’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 58 artarak 78 bin 572 yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu bugün Güvenlik Konseyi’nin geçen ay veto ettiği Filistin’in kuruluşa tam üyeliğini yeniden görüşüldü. Görüşme sonrası 193 üyeli BM Genel Kurulu’nda 143 “evet” oyuyla Filistin’in tam üyeliği kabul edildi.

Tasarı 25 “çekimser” oy aldı. Aralarında ABD, Arjantin, Papua Yeni Gine, Çekya ve Macaristan’ın bulunduğu 9 ülke “hayır” oyu kullandı.

Öte yandan Reuters haber ajansı, İsrail tanklarının bugün Refah’ın doğu ve batısını ayıran ana yolun kontrolünü ele geçirerek, Gazze Şeridi’nin güneyindeki kentin doğu yakasını tamamen kuşattığını bildirdi.

Bölge sakinleri şehrin doğusunda ve kuzeydoğusunda sürekli patlama ve silah sesleri duyulduğunu, İsrail güçleri ile Hamas ve İslami Cihat militanları arasında yoğun çatışmalar yaşandığını anlattı.

Hamas, İsrail tanklarını şehrin doğusundaki bir caminin yakınında pusuya düşürdüğünü, bunun da İsraillilerin doğudaki yerleşim bölgesinin dış mahallelerine kadar birkaç kilometre ilerlediğinin bir işareti olduğunu söyledi.

İsrail ordusu, Refah’ın doğusunda birkaç tünel kuyusu tespit ettiğini ve hava saldırısıyla desteklenen birliklerin Hamas militanlarıyla yakın mesafeden çatışmaya girerek birkaçını öldürdüğünü söyledi.

İsrail tankları halihazırda Refah’ın doğusunu güneyden kuşatmış ve bölge ile Mısır arasındaki tek geçit olan Refah Sınır Kapısı’nı ele geçirmiş durumda.

İsrail, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah şehrinde bulunan sivil halkın kenti terk etmelerini istemişti. İsrail, Hamas militanlarının bulunduğunu söylediği Refah’a kara operasyonu düzenlemeden bu savaşı kazanamayacağını söylüyor.

İsrail ordusu, Lübnan sınırında muhtemel bir savaşa hazırlık için eğitimlere başladıklarını duyurdu. Yedek askerlerin hazırlık seviyesini artırmak için hafta boyunca çeşitli eğitimler icra edildi. Savaş oyunlarının hedefi “kuzeyde çeşitli senaryolara karşı operasyonel hazırlık” olarak açıklandı.

Piyade ve zırhlı birliklerin katıldığı tatbikatlarda askerlerin zorlu arazide lojistik ve iletişim becerileri sınandı. Eğitimler kapsamında düşman hattının gerisindeki kara birliklerine havadan ani yardım ikmali senaryoları da çalışıldı.

Gazze’de bir ateşkesin sağlanması için yürütülen ateşkes görüşmeler ise dün, çatışmaların durdurulması ve savaşı başlatan Hamas liderliğindeki 7 Ekim saldırılarında ele geçirilen rehinelerin serbest bırakılması konusunda bir anlaşma sağlanamadan sona erdi.

Hamas hafta başında Katarlı ve Mısırlı arabulucular tarafından sunulan ve daha önce İsrail tarafından kabul edilen bir öneriyi kabul ettiğini açıklamıştı. İsrail ise Hamas’ın önerisinin kabul edemeyeceği unsurlar içerdiğini söylemişti.

UNRWA merkez ofisini kapattı

Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı (UNRWA), Doğu Kudüs’teki İsrailli yerleşimcilerin ajansın yerleşkesinin çevresini ateşe vermesinin ardından buradaki merkez ofisini geçici olarak kapattığını duyurdu.

UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini, sosyal media platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Perşembe akşamı meydana gelen olayın bir haftadan kısa bir süre içinde yaşanan ikinci saldırı vakası olduğuna dikkat çekerek tam anlamıyla güvenlik sağlanana kadar yerleşkeyi kapatma kararı aldığını aktardı. Lazzarini, olay gerçekleştiğinde BM personelinin burada bulunduğunu ancak olayda ölen ya da yaralanan olmadığını kaydetti. Diğer yandan alevlerin açık alanda büyük hasara yol açtığı, acil yardım ekiplerinin gelmesinin gecikmesi üzerine alevlere personelin kendisinin müdahele ettiği belirtildi.

UNRWA arazisinde ajansın araç filosu için bir benzin ve mazot istasyonu olduğunu belirten Lazzarini, “Bu çok korkunç bir gelişme. Bir kez daha BM çalışanlarının hayatı ciddi bir risk altına girmiştir” ifadelerini kullanarak, İsrail basını tarafından yayımlanan bir videoyu paylaştı. Videoda yerleşkeden yükselen duman görüntüleri göze çarparken, slogan atanların sesleri de duyuluyor.

UNRWA Genel Komiseri, silahlı adamların eşlik ettiği bir kalabalığın yerleşkenin dışında “Birleşmiş Milletler’i yakın” sloganları attığının görüldüğünü belirtti.

UNRWA Genel Komiseri, son iki ay içinde yerleşkenin etrafında İsraillilerin gösteriler düzenlediğini, bu hafta yerleşkedeki binalara ve personele taşlı saldırıların olduğunu belirterek, “İşgalci güç olarak BM personelinin ve yerleşkelerinin tam zamanlı korunmasını sağlamanın İsrail devletinin sorumluluğu” olduğunu vurguladı.

Netanyahu: Gerekirse tırnaklarımızla savaşırız

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD’nin bazı silahları geri çekme tehdidinin İsrail’in Gazze’deki saldırısını sürdürmesini engellemeyeceğini söyledi.

Netanyahu, “Eğer yalnız kalmamız gerekiyorsa, yalnız kalacağız. Gerekirse tırnaklarımızla savaşırız. Ama tırnaklarımızdan çok daha fazlasına sahibiz.” dedi. Netanyahu böylece en yakın müttefikinin farklı isteklerine rağmen Refah kentini işgal etmeye devam edebileceğini gösterdi.

ABD Başkanı Joe Biden, Gazze’deki insani felaketi daha da kötüleştireceği endişesiyle İsrail’i böyle bir operasyona girişmemeye çağırarak, Refah operasyonu için saldırı silahları sağlamayacağını dile getirdi.

İsrail’in en üst düzey askeri sözcüsü Tuğamiral Daniel Hagari de silahların durdurulmasının pratikteki etkisinin az olacağını ifade etti. Hagari, “Ordunun planladığı görevler ve Refah’taki görevler için de mühimmatı var – ihtiyacımız olana sahibiz” dedi.

Paylaşın

Sanayi Üretimi Yüzde 4,3 Arttı

Sanayi üretimi mart ayında bir önceki yılın aynı ayına aya göre 4,3 arttı. Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, mart ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 7,5, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 4,0 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 5,1 arttı.

Haber Merkezi / Sanayi üretimi mart ayında bir önceki aya göre yüzde 0,3 azaldı. Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, şubat ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 0,2 arttı, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 0,3 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 1,5 arttı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Sanayi Üretim Endeksi Mart 2024 verilerini açıkladı. Buna göre; Sanayi üretimi yıllık yüzde 4,3 arttı. Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, mart ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7,5, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 4,0 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 5,1 arttı.

Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, mart ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 0,2 arttı, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 0,3 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 1,5 azaldı.

Sanayi üretim endeksi nedir?: Sanayi Üretim Endeksi, sanayi sektöründe yer alan kuruluşların üretimlerindeki değişimi gösteren bir endekstir. TÜİK tarafından 2005 yılı üretimi 100 olarak alınmak suretiyle, her ay 4850 işyerinden Aylık Sanayi Üretim Anketiyle derlenen verilere dayanılarak hesaplanmaktadır.

Sanayi üretimi ne demek?: Sanayi, endüstri veya işleyim devamlı veya belli zamanlarda, makine ve benzeri araçlar kullanarak bir madde veya gücün niteliğini veya biçimini değiştirerek toplu üretimde bulunan faaliyet dalı ve ekonominin ana sektörlerinden birisidir.

Sanayi grupları nelerdir?: Günümüzde sanayi faaliyetleri birincil, ikincil ve üçüncül sanayi olarak sınıflandırılmıştır. Bu kategorileri biraz daha açacak olursak tabii, sınai ve hizmet sanayisi şeklinde sınıflandırmaya tabi tutulduğu belirtilebilir.

Paylaşın

Erdoğan’dan ‘Yeni Anayasa’ Çağrısı: Türkiye Demokrasisine Yakıştıramıyorum

Katıldığı bir etkinlikte yeni anayasa çalışmalarına değinen Erdoğan, “Türkiye istikbalini ancak daha fazla demokrasi ve ekonomik refah ile bunlara paralel güvenlik üzerine inşa edebilir” dedi ve ekledi:

“Cumhuriyetimizin 100.yılının darbe ürünü bir anayasa ile geçirilmiş olmasını Türkiye demokrasisine yakıştıramıyorum. Siyaset kurumunun, ekonomik ve sosyal sorunları öne sürerek, sivil anayasa ihtiyacını gündemden düşürmek istemesini doğru bulmuyoruz. Biz, milletimizin beklentileri çerçevesinde üzerimize düşen yapıcı rolü oynamaya devam edeceğiz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Danıştay Konferans Salonu’nda düzenlenen İdari Yargı Günü ve Danıştay’ın 156. Kuruluş Yıldönümü Töreni’nde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“Danıştay’ımız, idarenin yargı yoluyla denetlenmesinin yanı sıra kamu ile vatandaş arasındaki ihtilafların çözümünde de nihai karar vericidir. Danıştay, Anayasa ve yasaların uygulanmasını da garanti ediyor.

Türk milleti adına karar verme onurunu ve mesuliyetini taşıyan yargı organlarımızın her biri ülkemizde huzurun, güvenliğin, kalkınmanın, demokrasinin ve sosyal barışın muhafazasının teminatıdır. Bu konuda en küçük bir şüphe, en küçük bir tartışma yoktur.

Makamlarımızdan ve unvanlarımızdan öte 85 milyonun bir ferdi olarak hepimiz şu gerçeğe yürekten inanıyoruz. Nasıl geç gelen adalet adalet değilse, topluma güven verene ve erişilebilir adalet sistemi de bekamızın güvencesidir. Yüksek mahkemelerimizin her biri adaletin etkin şekilde tecellisi için çalışıyor. Adaletin olmadığı yerde refah olmaz. Adliyenin kapısı adaletin kapısı haline getirilmeli. Devlet, adalet dağıttığı sürece güçlüdür.

27 Mayıs darbecilerinin gerçek bir mahkemeden ziyade kötü bir tiyatroyu andıran Yassıada’da işledikleri hukuk katliamlarını unutmuyoruz. Rahmetli Menderes, Zorlu ve Polatkan’ın idamı, milletimizin kalbinde bir yara olarak halen kanıyor. 12 Eylül dikta rejiminin güya adaleti tesis maksadıyla bir sağdan bir soldan darağacına gönderdiği gençlerin acısı hiç dinmedi.

28 Şubat döneminde adeta koro halinde darbecilere alkış tutanların hukuk sistemimize verdikleri zararın telafisi yıllar aldı. 15 Temmuz’da ödediğimiz ağır bedeller ise ortadadır. Bir gecede 253 insanımızı şehit verdiğimiz bu ihanetin merkezinde sadece eli silah tutanlar değil, üniformalı ve cübbeli örgüt militanları da vardı. Şayet darbeci alçaklar başarılı olsalardı yeni Yassıada’lar kuracaklar, kan dökecekler, yeni hukuk cinayetleri işleyeceklerdi.

Son yıllarda bu mahfillere yazılı, görsel, dijital mecralarıyla medyanın ve sosyal medyanın eklendiği görülüyor. Medyanın ve sosyal medyanın millet namına denetim vazifesi üstlenmesi demokrasimiz için şüphesiz bir kazançtır ama bu hakim cübbesi giyip, mahkeme kurup, sağa sola yargı dağıtma boyutuna asla varmamalıdır. Yargıyı yönlendirme, yargı mercilerimizi baskı altına alma, istemedikleri karar çıkmaması halinde hukukçularımızı hedefe koyma her geçen gün daha sık karşılaştığımız tehditlerden biri haline ne yazık ki dönüşüyor.

“Haksız ithamlara muhatap oluyor”

Sosyal medyadaki acımasız linç kültürünün mağdur ettiği kesimlerin en başında yargı organlarımız ve mensuplarımız geliyor. Çok önemli, çok hassas ve mesuliyeti hakikaten ağır bir görevi icra eden yüksek yargı üyelerimiz, savcılarımız, hakimlerimiz ne yazık ki zaman zaman eleştiri sınırlarını aşan haksız ithamlara muhatap oluyor.

Çok net söylemek isterim siyaset kurumu nasıl layüsel değilse, yargı da eleştirilemez değildir. Yargının kararlarını beğenmeyebilir, itiraz edebilir, hoşnutsuzluğumuzu açıkça dile getirebiliriz. Buna kimse engel olamaz, olmamalıdır. Terörü övmediği, şiddeti teşvik etmediği ve hakarete varmadığı sürece insanlar fikirlerini farklı mecralarda özgürce yazabilir, paylaşabilir.

Güçlü, tarafsız, iyi ve seri işleyen bir adalet sistemi evlatlarımıza bırakacağımız en iyi mirastır. Yargının yasama ve yürütmeye müdahalesi nasıl yanlışsa, yargının siyasi tartışmaların içine çekilmesi da yanlıştır. Sizden ve milletimizden gelen talepler doğrultusunda Danıştay’ımızın güçlendirilmesi konusunda pek çok adım attık. Danıştay’ın iş yükü azaldı. Uyuşmazlıkların daha etkin yargılamayla daha hızlı çözülmesi sağlandı. Mahkeme sayısını 146’dan 221’e yükselttik.

Türkiye istikbalini ancak daha fazla demokrasi ve daha fazla ekonomik refah, daha fazla güvenlik üzerine inşa edebilir. Türkiye’nin ikinci yüzyılına darbe anayasasıyla girilmesini Türkiye demokrasisine yakıştıramıyoruz. Yeni anayasanın sihirli değnek gibi sorunları ortadan kaldırmayacağını biliyoruz. Ancak sivil siyaset alanını genişletecek. Bu bakımdan önemli bir fırsat. Üzerimize düşen yapıcı rolü uygulamaya devam edeceğiz.”

Paylaşın