Özel’den Bahçeli’ye “İttifak” Yanıtı: Suç Ortağını Bize Doğru İtmesin

CHP Lideri Özgür Özel, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin ‘ittifak’ açıklamasına ilişkin, “Belli ki Cumhur İttifakı’nda sorunlar var. Sayın Bahçeli’ye bir davette bulunayım; eğer kendisi ittifakından memnun değilse, bizim ittifakımıza, Türkiye ittifakına katılabilir” dedi ve ekledi:

“Kimse bize ittifak falan önermesin. Bugünün sorumluları bunun sorumluluğunu taşıyacak. Sayın Bahçeli şöyle bir kolaycılık yapmasın; memleketi bu hale getirip, suç ortağını bize doğru itmesin. Bu sorunları ya çözsünler ya bıraksınlar biz çözeriz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile birlikte katıldığı Şehit Aileleri ve Gaziler Çalıştayı’nda basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin ‘normalleşme’ açıklamalarına ilişkin soruyu, “Belli ki Cumhur İttifakı’nda sorunlar var. Sayın Bahçeli’ye bir davette bulunayım; eğer kendisi ittifakından memnun değilse, bizim ittifakımıza, Türkiye ittifakına katılabilir. Kimse bize ittifak falan önermesin. Bugünün sorumluları bunun sorumluluğunu taşıyacak. Sayın Bahçeli şöyle bir kolaycılık yapmasın; memleketi bu hale getirip, suç ortağını bize doğru itmesin. Bu sorunları ya çözsünler ya bıraksınlar biz çözeriz” sözleriyle yanıtladı.

“Bahçeli’nin çıkışıyla bir erken seçim gündeme gelir mi?” şeklindeki soruya Özel, “O sayın Bahçeli’nin uzmanlık alanıdır, kendisine sorun. Eğer bir erken seçim çağrısı yaparsa değerlendiririz” cevabını verdi.

Özel, MHP Genel Başkan Yardımcılarının bazı gazetecileri hedef göstermesinin hatırlatılması üzerine ise “Semih Yalçın ile İzzet Ulvi Yönter arasında bir fark yok. Normalleşmeden en çok onlar korkuyor. Çünkü normalleşen Türkiye’de kimse başkentin göbeğinde Ülkü Ocakları Başkanı’nın cenazesini sahipsiz bırakmaz. Onlarla aynı seviyeye inersek, çıkarsak vurgun yeriz. Onları o seviyede bırakalım. Samimi ülkücüler de o iki isimden yaka silkiyorlar, partiye yük olduğunu söylüyorlar zaten” dedi.

Bahçeli ne demişti?

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve öldürülen Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş’le görüşmesinin ardından Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den sert bir açıklama gelmişti.

Bahçeli’nin “Türk Siyasetinde Normalleşme ve Yumuşama iddialarıyla Milliyetçi Hareket Partisi’ne Düzenlenen Siyasi Operasyonlar” başlıklı açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştı:

“AK Parti içindeki gayri memnun kesimin devamlı suyu bulandırmasını da dikkate alarak, AK Parti ile CHP arasında geniş tabanlı bir ittifakın vücuda gelmesi, buna da altılı masanın diğer unsurlarının desteği Milliyetçi Hareket Partisi’nin samimi dileği ve temennisidir. Buna rağmen Cumhur İttifakı’na bağlılığımız kararlılıkla devam edecek, TBMM’de kanun tekliflerine verilen desteğimiz aynen sürecektir”

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: 120 Milyon Kişi Zorla Yerinden Edildi

Savaş, şiddet ve zulüm yüzünden evlerini terk etmek zorunda kalanların sayısı her yıl katlanarak artmaya devam ediyor. 2023 sonunda 117 milyonu aşan zorla yerinden edilenlerin sayısı, 2024 yılının ilk 4 ayında 120 milyona ulaştı.

Zorunlu göç tablosunun ilk sırasında ise hâlâ Suriye var. Savaş öncesi nüfusu 21 milyon olan ülkenin yarısından fazlası, yaklaşık 14 milyon kişi yaşadığı mahalleyi terk etmek zorunda kaldı. Demokratik Kongo ve Myanmar’da da yerinden olanların sayısına, bitmek bilmeyen şiddet olayları yüzünden, yeni milyonlar eklendi.

7 Ekim’de Hamas’ın baskınıyla başlayan Gazze savaşı 1,7 milyon kişiyi evsiz bıraktı. Bu bölge nüfusunun neredeyse yüzde 80’ine karşılık geliyor. Ukrayna’da Rus bombardımanı yüzünden evlerini terk edenlerin sayısına 750 bin kişi daha eklendi. İşgalin başından beri ülke içinde yer değiştirenlerin sayısı 3,7 milyona ulaştı, 6 milyon da ülkeyi terk etti.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), “Zorla Yerinden Edilmede Küresel Eğilim 2024” başlıklı raporunu yayımladı. Raporda, zorla yerinden edilmede 12 yıldır üst üste artışın yaşandığı bildirilirken, geçen yılın sayılarının dünya genelinde tarihi yeni seviyelere ulaştığı kaydedildi.

Yerinden edilenlerin toplamının, Mayıs 2024 itibarıyla 120 milyona ulaştığı belirtilen raporda, Sudan, Gazze ve Myanmar’da devam eden çatışmaların yeni yerinden edilmeleri tetiklediği ve bu çatışmalara acilen çözüm bulunması gerektiğinin altı çizildi.

Yerinden edilmelerdeki artışın, yeni ve uzun süredir devam eden krizlerin çözülmesindeki “başarısızlığı” yansıttığı vurgulanırken, bu durum karşısında dünyanın kayıtsızlığına ve eylemsizliğine karşı uyarı yapıldı. Raporda, zorla yerinden edilenlerin sayısının dünyanın en yoğun 12’nci nüfus yoğunluğuna sahip Japonya ile eşdeğer olduğu kaydedildi.

Yerinden edilme sayılarının artmasına Sudan’daki devam eden yıkıcı çatışmaların en büyük katkıyı yaptığı belirtilirken, Nisan 2023’ten bu yana ülke içinde 7,1 milyondan fazla kişi yerinden edildi ve 1,9 milyon Sudanlının da komşu ülkelere geçtiğine değinildi.

Raporda, “2023 yılı sonunda toplam 10,8 milyon Sudanlı yerinden edildi. Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Myanmar’da geçen yıl şiddetli çatışmalar nedeniyle milyonlarca kişi ülke içinde yerinden edildi” dendi.

BM Yakın Doğu’daki Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA), 2023’ün sonu itibarıyla Gazze Şeridi’nde yaşanan yıkıcı şiddet nedeniyle 1,7 milyona yakın insanın (nüfusun yüzde 75’i) yerinden edildiğini tahmin ettiği kaydedilirken, bazı Filistinli mültecilerin birden çok kez yerinden olduğu ifade edildi.

Suriye’nin, 13,8 milyon kişinin ülke içinde ve dışında zorla yerinden edilmesiyle dünyanın en büyük yerinden edilme krizi olmaya devam ettiğinin altı çizildi.

Raporda, şu bilgiler yer aldı: “Dünya genelinde yerinden edilme rakamlarındaki en büyük artış, çatışmalardan kaçıp kendi ülkelerinde kalan kişiler nedeniyle yaşandı. Ülke İçinde Yerinden Edilme İzleme Merkezine (IDMC) göre, bu sayı 68,3 milyon kişiye yükseldi. Bu da son 5 yılda neredeyse yüzde 50’lik bir artışa karşılık geliyor.”

Mültecilerin ve uluslararası korumaya ihtiyaç duyan diğer kişilerin sayısının, BMMYK ve UNRWA’nın yetki alanı altındakiler dahil 43,4 milyona yükseldiği bildirildi. Raporda, mültecilerin büyük çoğunluğunun komşu ülkelerde barındığı hatırlatılırken, bu durumun yüzde 75’inin düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşadığına işaret edildi.

6 milyon kişi geri döndü

2023’te dünya genelinde 5 milyondan fazla ülke içinde yerinden edilmiş kişinin ve 1 milyondan fazla mültecinin menşe ülkelerine geri döndüğünü vurgulandı. Öte yandan iklim krizi ve bunun zorla yerinden edilmiş insanları nasıl giderek artan ve orantısız bir şekilde etkilediğine ilişkin yeni analizler de raporda aktarıldı.

Raporda görüşlerine yer verilen BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi, bu keskin ve giderek artan rakamların arkasında sayısız insanlık trajedisi yattığını vurgularken, “Bu acı, uluslararası toplumu zorla yerinden edilmenin temel nedenleriyle mücadele etmek için acilen harekete geçmeye teşvik etmeli” dedi.

Savaşan tarafların, savaşın temel yasalarına ve uluslararası hukuka saygı duyması gerektiğinin altını çizen Grandi, çatışmalara, insan hakları ihlallerine ve iklim krizine yönelik daha iyi işbirliği ve ortak çabaların olmaması halinde, yerinden edilme rakamlarının artmaya devam edeceğini, bunun da yeni sefaletlere ve maliyetli insani müdahalelere yol açacağını belirtti.

Grandi, “Mülteciler ve onlara ev sahipliği yapan toplulukların dayanışmaya ve yardım eline ihtiyacı var. Onlar, dahil olduklarında toplumlara katkıda bulunabilirler ve bulunuyorlar” diye konuştu. Geçen yıl milyonlarca insan evlerine döndüğünü hatırlatan Grandi, bunun “önemli bir umut ışığı” olduğunu da ekledi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

MSB’den F-16 Açıklaması: Sözleşme İmzalandı

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), 32 aydır beklenen F-16 savaş uçaklarının tedarikine ilişkin, “Sözleşmeler imzalanmıştır, detayları üzerindeki çalışmalar heyetler arasında sürdürülmektedir” açıklamasında bulundu.

Haber Merkezi / Türkiye ABD’li Lockheed Martin firmasınca üretilen F-16 savaş uçakları için satın alma talebini ilk kez Ekim 2021’de dile getirmiş; 40 adet yeni F-16 uçağı satın almak ve filosundaki 79 uçağın da modernizasyonu için ABD’ye başvurmuştu.

Türkiye’nin 32 aydır beklediği F-16 savaş uçaklarının satışında sona yaklaşıldı. Milli Savunma Bakanlığı’ndan (MSB) yapılan açıklamada, ABD’den F-16 tedariki konusunda, “Sözleşmeler imzalanmıştır, detayları üzerindeki çalışmalar heyetler arasında sürdürülmektedir” denildi.

ABD Büyükelçisi Jeff Flake, 6 Haziran’da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Türkiye’nin son nesil F-16 Blok 70 savaş uçaklarını alması ve mevcut F-16 filosunu modernize etmesi konusunda bugün ileriye dönük önemli bir adım atıldı” demişti.

ABD Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Siyasi ve Askeri İlişkiler departmanı ise Türkiye’nin Ocak ayında satın alımında anlaştığı F-16 savaş uçaklarına dair “ABD, Türkiye’nin, sadece en yakın müttefiklere ve ortaklara temin edilen, şimdiye kadar üretilmiş en ileri yeni F-16 Blok 70 savaş uçaklarını satın alması konusunda bugün ileriye dönük önemli bir adım atıldığını açıklamaktan gurur duymaktadır. Bu, ABD’nin Türkiye ile tesis ettiği güvenlik ortaklığına olan sarsılmaz bağlılığının en son örneklerinden yalnızca biri” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Türkiye ABD’li Lockheed Martin firmasınca üretilen F-16 savaş uçakları için satın alma talebini ilk kez Ekim 2021’de dile getirmiş; 40 adet yeni F-16 uçağı satın almak ve filosundaki 79 uçağın da modernizasyonu için ABD’ye başvurmuştu.

Uzun süre ABD Kongresinin itirazlarına takılan satış, Ocak 2024’te Türkiye’nin İsveç’e NATO vizesi vermesinin hemen ardından ABD Başkanı Joe Biden’ın girişimiyle onaylandı. ABD daha önce uçak ve mühimmatlarının toplam satış bedelinin 23 milyar doları bulabileceğini, ancak sözleşme aşamasında ortaya daha düşük bir tutar çıkabileceğini belirtmişti.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Avrupa Birliği” Açıklaması: Samimi Adımlarımız Karşılık Bulmuyor

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile ortak basın toplantısında konuşan Erdoğan, “Avrupa Birliği’ne yönelik samimi adımlarımız, salt kendi çıkarını düşünen bir takım üyelerin engellemeleri nedeniyle karşılık bulamıyor” dedi ve ekledi:

“AP seçimlerinin ortaya çıkardığı tablo ve endişeyle izlenen aşırı sağın yükselişi bu durumu körükleyecek. Katı vize uygulamaları, gümrük birliği anlaşmasının yenilenememesi durumları da mevcut. İspanya’nın bize verdiği samimi desteğe müteşekkirim. Bu olumlu adımların artarak devam edeceğin inanıyorum.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-İspanya İş Forumu’nda açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamaları şu şekilde:

“Türkiye-İspanya 8. Hükümetler Arası Zirve vesilesiyle düzenlenen bu güzide forumda aranızda bulunmaktan duyduğum memnuniyeti özellikle vurgulamak istiyorum. Toplantılarımızın ülkelerimiz arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin daha da ilerlemesine, yeni ortaklıkların tesisine vesile olmasını diliyorum.

Kıymetli dostum Sanchez’e nazik misafirperverliği için bir kez daha teşekkür ediyorum. Dostumuz ve NATO müttefikimiz İspanya’yla her alanda mükemmel ilişkilere sahibiz. Ülkelerimiz arasındaki köklü ve güçlü ilişkiler, iş dünyamızın attığı cesur ve vizyoner adımlardan da besleniyor. İlişkilerimizin 2021 yılından itibaren kapsamlı ortaklık olarak tanımlanmasına siz değerli iş insanlarımızın katkısı büyüktür.

Son yıllarda gerek Kovid-19 salgını gerekse yakın coğrafyamızda meydana gelen çatışmalar, küresel ticaretin karşı karşıya kaldığı zorlukları artırdı. Mevcut meydan okumalar karşısında dayanışma ve işbirliğimiz hayati önemdedir.

İspanya ile ticaret: Ekonomi, ticaret ve yatırımlar, Sayın Sanchez birlikte başkanlık edeceğimiz hükümetler arası zirve toplantımızın temel sütunları arasında yer alacak. 2002 yılı öncesinde 2 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimiz geçtiğimiz sene yaklaşık 10 kat artışla 19,2 milyar dolara ulaştı. Böylelikle 20 milyar dolar hedefimizi neredeyse yakalamış olduk.

İspanya’nın 740 firma ve yaklaşık 11 milyar dolarlık stokla Türkiye’de en çok yatırım yapan 6. ülke olması da esasen bu yaklaşımın sonucudur. Bölgesinin cazibe merkezi olan Türkiye, İspanya’dan çok daha fazla sayıda yatırımcıyı özellikle ev sahipliği yapmak üzere ülkemize davet ediyoruz. Müteahhitlik firmalarımız İspanya’da yaklaşık 1,1 milyar dolarlık 6 proje üstlenmiştir. Barcelona’daki stadyum projesi, bu alandaki işbirliğimizin en somut örneklerindendir.

Medeniyetler ittifakı: Gelecek yıl Medeniyetler İttifakı’nın 20. Yıldönümünü idrak edeceğiz. Malum Medeniyetler İttifakı’nı İspanya ile Türkiye olarak birlikte kurduk. Öyleyse bunu birlikte geliştireceğiz. Türkiye ve İspanya bu ittifakın iki önemli kurucu üyesidir. İttifakımız kuruluşundan bu yana çok kritik roller üstlenmiştir.

Dünyamızın savaşlar ve katliamlarla sarsıldığı günümüzde İttifaka olan ihtiyaç daha da artıyor. Bilhassa Gazze’de ve işgal edilmiş Filistin topraklarında 250 gündür yaşanan soykırım vicdan sahibi herkesin yüreğini kanatıyor. Gazze’de 16 bini çocuk olmak üzere 37 binden fazla insan göz göre göre katledildi, 85 bin sivil yaralandı.

Vicdan sahibi hiçbir ülkenin böyle bir tabloyu kabullenmesi mümkün değildir. Ve bu konuda değerli dostum Pedro Sanchez’in takındığı tavrı şahsım ve milletim adına tebrik ediyorum.

İspanya’nın İsrail mezalimi karşısında izlediği tutumu takdirle karşıladığımızı burada vurgulamak istiyorum. Tabi, işin başından itibaren Sayın Sanchez, ilk günden bu yana gerçekten ilkeli, tutarlı ve dirayetli bir politika benimseyerek hem İspanya halkının hem Filistinli kardeşlerimizin hem de Türk milletinin gönlünde müstesna bir yer edinmiştir.

Avrupa Birliği: Değerli katılımcılar, tüm bu gayretlerimiz Avrupa Birliği’ne tam üyelik projemizin hayata geçirilmesiyle taçlanacaktır. Ne var ki AB’ye yönelik samimi adımlarımız salt kendi çıkarını düşünen Türkiye’nin Birliğe sağlayacağı katma değeri görme yeteneğinden yoksun bir takım üyelerin engellemeleri nedeniyle karşılık bulamıyor.

Avrupa Parlamentosu seçimlerinin ortaya çıkardığı tablo ve Avrupa kıtasında endişeyle izlenen aşırı sağ siyaset bu anlayışı şüphesiz körükleyecektir. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi çalışmalarının henüz başlanmaması, iş insanlarımıza yönelik katı vize uygulamaları ekonomik ve ticari alandaki müşterek potansiyelimizi tam kapasite kullanımını engelliyor.

Kıymetli dostum Sayın Sanchez başta olmak üzere İspanya’nın ülkemizi AB’ye üyelik sürecine verdiği samimi destek için müteşekkirim.”

Paylaşın

2024’te En Az 738 İşçi İş Kazalarında Yaşamını Yitirdi

2024 yılının ilk beş ayında en az 738 işçi iş kazalarında yaşamını yitirdi. Başka bir ifadeyle 2024 yılının ilk beş ayında her gün en az 5 işçi iş kazalarında hayatını kaybetti.

Haber Merkezi / İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi), Mayıs 2024 iş cinayetleri raporunu açıkladı. Buna göre; Yüzde 70’ini ulusal basından, yüzde 30’unu ise işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri, sendikalar ve yerel basından öğrendiğimiz bilgilere dayanarak tespit ettiğimiz kadarıyla mayıs ayında en az 139 işçi hayatını kaybetti.

2024 yılının ilk beş ayında (Ocak’ta 161, Şubat’ta 149, Mart’ta 124 ve Nisan’da, Mayıs’ta 139 olmak üzere) en az 738 işçinin hayatını kaybettiğini belirten İSİG Meclisi, “Yani her gün ‘en az’ 5 işçiyi iş cinayetlerinde kaybettik” dedi.

Mayıs ayında iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle: İnşaat, Yol işkolunda 39 işçi; Tarım, Orman işkolunda 25 emekçi (9 işçi ve 13 çiftçi+3 besici+1 balıkçı); Taşımacılık işkolunda 22 işçi; Metal işkolunda 8 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 7 işçi; Madencilik işkolunda 6 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 6 işçi;

Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 5 işçi; Enerji işkolunda 4 işçi; Petro-Kimya Lastik işkolunda 2 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 2 işçi; Ağaç, Kağıt işkolunda 2 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 2 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 2 işçi; ; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 1 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 1 işçi; elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 5 işçi.

Mayıs ayında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle: Trafik, Servis Kazası nedeniyle 35 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 29 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 24 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 16 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 9 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 5 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 4 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 3 işçi; İntihar nedeniyle 3 işçi; Şiddet nedeniyle 3 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 1 işçi; diğer nedenlerden dolayı 7 işçi.

Mayıs ayında iş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle: 15-17 yaş arası 2 çocuk/genç işçi, 18-29 yaş arası 29 işçi, 30-49 yaş arası 62 işçi, 50-64 yaş arası 30 işçi, 65 yaş ve üstü 10 işçi, yaşını bilmediğimiz 6 işçi.

Mayıs ayında 51 şehirde ve yurtdışında 1 ülkede (kısa vadeli çalışmak için gidilen veya Türkiye menşeili şirketlerde çalışan) iş cinayeti tespit etmiş durumdayız: 15 ölüm İstanbul’da; 8 ölüm Bursa’da; 7’şer ölüm Ankara ve Sakarya’da; 6 ölüm Şanlıurfa’da; 5’er ölüm Aydın ve Manisa’da; 4’er ölüm Denizli, İzmir, Kahramanmaraş, Karabük ve Osmaniye’de; 3’er ölüm Antalya, Balıkesir,

Batman, Çorum, Kocaeli, Mersin, Muğla ve Samsun’da; 2’şer ölüm Adana, Adıyaman, Afyon, Çankırı, Gaziantep, Kilis, Konya, Niğde, Ordu ve Zonguldak’ta; 1’er ölüm Aksaray, Amasya, Bingöl, Bolu, Düzce, Erzincan, Gümüşhane, Hakkari, Isparta, Kars, Kırşehir, Malatya, Mardin, Rize, Siirt, Sinop, Sivas, Tokat, Uşak, Yalova, Yozgat ve Sırbistan’da meydana geldi

Paylaşın

“Kur Korumalı Mevduat” Hesaplarında Sınırlı Gerileme

Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları 7 haziran ile biten haftada 26,5 milyar lira düşüş kaydetti. Böylece kur korumalı mevduat hesapları toplamı 2,1 trilyon liraya geriledi.

Haber Merkezi / Aynı hafta Merkez Bankası’nın (TCMB) swap hariç net rezervleri 5,9 milyar dolara yükseldi. Bankanın toplam rezervleri ise 146,2 milyar dolara yükseldi.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları 7 haziran ile biten haftada 26,5 milyar TL düşüş kaydetti. Kur korumalı mevduat toplamı 2,1 trilyon TL’ye geriledi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) aynı hafta brüt rezervleri 146,2 milyar dolara yükseldi. Net rezervler de aynı dönemde 47,52 milyar dolara çıktı. Swap hariç net rezervler ise 5,9 milyar dolar oldu.

Aynı dönemde Merkez Bankası’nın (TCMB) döviz rezervi 83.9 milyar dolardan 86.4 milyar dolara yükselirken, altın rezervi 59 milyar 740 milyon dolardan 59 milyar 796 milyar dolara çıktı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Temmuz’da kur korumalı mevduat için şirketlerin vergi avantajını yenilemeyeceklerini söyledi.

Şimşek, “Kur korumalı mevduattan (KKM) çıkış bizim önemli bir önceliğimizdi ama başından söyledik, dedik ki ‘piyasayı bozmadan, piyasada sorun yaratmadan çıkacağız’. Ve gerçekten çıkıyoruz. Artık Türk lirası cinsinden KKM’ye son verdik. Döviz cinsinden de şimdiden haber vereyim Temmuz’da biz şirketlerin vergi avantajını yenilemeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Babacan’dan “Siyasette Normalleşme” Sürecine Destek

Siyaset gündemini değerlendiren DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, “Siyasette yumuşama bizim desteklediğimiz bir iklimdir. Ancak yıllarca öfkeden ve nefretten beslenip, birden bire dönüp de normalleşemeden bahsedilmesinin halka izah edilmesi gerekiyor. Yıllarca neden milleti gerdiniz?” dedi ve ekledi:

“Normalleşme diyorsanız demek ki anormallik yaptınız, yıllarca gerginlik üzerinden siyaset yaptınız her iki tarafında önce bir çıkıp anlatması lazım, niye geriyorlardı, niye yumuşadılar, şimdi niye konuşuyorlar? Yıllardır ülkeyi germiş olmanın da bir izahı olmalıdır. Millete çıkıp da ‘özür dileriz, biz bu güzel ülkeyi, güzel milletimizi kutuplaştırdık, her gün nefret pompaladık, belki işimize o gün öyle geliyordu, bugün böyle geliyor’ diye anlatılması lazım. Milletten bir özür borçları var.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Halk TV’de gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel arasında yaşanan “yumuşama sürecini” desteklediğini belirten Babacan, “Siyasette yumuşama bizim desteklediğimiz bir iklimdir. Ancak yıllarca öfkeden ve nefretten beslenip, birden bire dönüp de normalleşemeden bahsedilmesinin halka izah edilmesi gerekiyor. Yıllarca neden milleti gerdiniz?

Normalleşme diyorsanız demek ki anormallik yaptınız, yıllarca gerginlik üzerinden siyaset yaptınız her iki tarafında önce bir çıkıp anlatması lazım, niye geriyorlardı, niye yumuşadılar, şimdi niye konuşuyorlar? Yıllardır ülkeyi germiş olmanın da bir izahı olmalıdır. Millete çıkıp da ‘özür dileriz, biz bu güzel ülkeyi, güzel milletimizi kutuplaştırdık, her gün nefret pompaladık, belki işimize o gün öyle geliyordu, bugün böyle geliyor’ diye anlatılması lazım. Milletten bir özür borçları var” dedi.

Babacan, Erdoğan ile görüşüp görüşmeyeceği sorusuna, “Bizim görüşme talebimiz olmadı. Ancak kendisinin görüşme talebi olursa buna sıcak bakarız. Ama görüşüp çay-kahve içip bitireceksek anlamı yok çünkü Türkiye’nin yakıcı sorunları var. Bu sorunların derhal çözülmeye başlanması gerekiyor. Bizim de her konuda çalışmamız var. Onları takdim ederiz. Diyalog önemlidir ama bunun da sonuç vermesi gerekir”

DEVA Partisi’ni yok sayma girişimlerine işaret eden Babacan, “İstedikleri kadar yok saysınlar, görmezden gelsinler… Biz varız, buradayız ve dimdik ayaktayız ve bu ülke için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz, bu ülkenin sorunlarını çözmek için çalışmaya kararlıyız” diye konuştu.

Babacan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin erken seçim isteyip istemeyeceğine ilişkin soruya da şu cevabı verdi: “Şu anda Sayın Bahçeli’nin ülkede bir erken seçimi tetikleyecek gücü olduğunu düşünmüyorum. Belki o gün vardı ama bugün Türkiye başka çözümler bulur. Bugün erken seçimi konuşma günü değil. Daha seçimlerin üzerinden bir yıl geçmiş. Yerel seçimler daha yeni olmuş. Milletimiz genel seçimde Sayın Erdoğan’a, yerel seçimde muhalefete bir kredi açtı. Gerçekçi olmak lazım. Muhalefet normalde erken seçim ister ama bugün o gün değil.”

“Yüzde 75 enflasyon hangi ülkede var?”

Hükümet yetkililerinin enflasyonun dünyanın her tarafında olduğuna ilişkin sözlerini eleştiren DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, enflasyon rakamlarının savaş halindeki ülkelerde bile Türkiye’den daha düşük olduğunu hatırlattı: Ukrayna’da yüzde 3 buçuk, Rusya’da yüzde 7.8, İsrail’de yüzde 2.8 enflasyon var. Ya arkadaş yüzde 75 enflasyon hangi ülkede var?

Bu enflasyondan en büyük mağduriyeti yaşayan emekliler, asgari ücretliler, çiftçilerdir. 11 yıl bu ülkenin ekonomisinin başında oldum. Enflasyon yüksekken devraldım, iki yılda tek haneye indirdim. Ve sonrasında sürekli tek hanede tuttuk. O enflasyonun yüksek olduğu o iki yılda dahi, ne asgari ücreti ne de emekli maaşını enflasyona ezdirmedik. Asgari ücret artışı da emekli maaşları da her zaman enflasyonun üzerinde oldu”

Bahçeli’nin “normalleşme” arayışı karşısındaki duruşunu da değerlendiren Babacan, “Öfke ve nefret siyasetinden beslenerek bugünlere gelmişken, birden bire kendini farklı bir iklimde buldu. Yazın sıcağında palto mu buldu dersiniz, kışın soğuğunda ince bir kıyafet mi buldu dersiniz… Durduğu nokta bugünkü siyaset tarzı ile uyuşmamış oldu. Bunun verdiği bocalama ve yeni arayış olabilir. Acaba ben unutuluyor muyum, acaba bana ihtiyaç azalıyor mu hissiyatı da olabilir, kendilerine sormak gerekiyor” Diye konuştu.

Paylaşın

Refah’ta 3 Bin Çocuk Yetersiz Beslenme Nedeniyle Ölümle Karşı Karşıya

Gazze’nin güneyindeki Refah kentinde 3 bin çocuğun yetersiz beslenme nedeniyle ölüm riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulunuldu. Gazze Şeridi’nin her bölgesine yardım malzemelerinin girişi için İsrail’e baskı yapılması çağrısı geldi.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 38 artarak 37 bin 202’ye yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 100 artarak 84 bin 932’ye yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), İsrail’in Gazze’nin güneyindeki Refah kentine saldırıları nedeniyle yetersiz beslenen ve tedaviden mahrum bırakılan yaklaşık 3 bin çocuğun ailelerinin gözleri önünde ölüm riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu.

UNICEF’in, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana insanlık felaketine yol açtığı Gazze’deki saldırılarının çocuk ölümleri üzerindeki etkisine ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, Gazze’nin orta ve güney kısımlarında yapılan yetersiz beslenme taramalarından elde edilen ilk sonuçlara göre orta ve şiddetli yetersiz beslenme vakalarının Mayıs’ın ikinci haftasından bu yana arttığı belirtildi.

İsrail’in Refah’taki saldırılarının yardım dağıtımı ve insani yardım erişimini önemli ölçüde engellediği vurgulanan açıklamada, Gazze’de daha fazla çocuğun yetersiz beslenmeye yakalanma riskinin de endişe verici olduğunun altı çizildi.

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), İsrail’in zorla aç ve susuz bırakarak yardımların girişini engellediği Gazze’de çocukların günde 8 saatini su ve yiyecek toplamak için harcadığını belirtti.

UNRWA’nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “İsrail’in Gazze’deki saldırılarının doğrudan bir sonucu olarak, çocuklar günde 6-8 saatini su ve yemek toplamak için harcayabiliyor ve çoğu zaman ağır yükler taşıyarak uzun mesafeler yürüyor” dendi.

Çocukların İsrail’in saldırıları nedeniyle çocukluklarını kaybettiğine dikkat çekilen paylaşımda, “Bunun durması gerekiyor. Hemen ateşkes” çağrısı yapıldı.

Hamas’tan uluslararası toplum ve BM’ye çağrı

Hamas, Gazze’de insani yardımların yetersizliği ve İsrail’in sınır geçişlerini kapatmasına dair yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, “Gazze Şeridi’ndeki Filistin halkı, özellikle Gazze kenti ve Kuzey eyaletlerinde, acımasız aç bırakma savaşının tırmanması nedeniyle insani felaketin ağırlaşmasıyla ve kıtlığın belirtileriyle karşı karşıya” dendi.

Açlık ve kıtlık tehdidinin İsrail’in geçişleri kapatması ve yardımların yetersizliği nedeniyle yaşandığı belirtilen açıklamada, İsrail’in açlığı bir silah olarak kullanmasının bir savaş suçu olduğu ve Gazze Şeridi’nde Filistin halkına karşı soykırım suçunun devam ettiğinin teyidi olduğu vurgulandı.

Arap ve İslam ülkelerinden, Gazze’deki halka yardım sağlamak amacıyla geçişlerin açılması yönünde çaba ve baskı göstermeleri istenilen açıklamada, uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletler’e derhal müdahale etmesii, masum sivillere yönelik İsrail saldırısını durdurmaya zorlaması ve Gazze Şeridi’nin her bölgesine yardım malzemelerinin girişi için baskı yapması çağrısında bulunuldu.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Davutoğlu’ndan Bahçeli’ye Tepki: Yumuşama İklimini Engellemeyin

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin son açıklamalarına tepki gösteren Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu, “Millet sefalet içinde devlet kurumları çökmüş ve AK Parti 7 Haziran’dan çok daha vahim bir seçim neticesiyle ilk kez ülkenin ikinci partisi durumuna döşmüş” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bahçeli aynen o dönem gibi kenara çekilmek ve sebep olduğu enkazı iktidar ile ana muhalefet partisi üzerine yıkmak istiyor. böylece hem vaktinde idam sicimi fırlattığı Erdoğan’ı kaderiyle baş başa bırakmak hem de ülkenin önüne açılan yumuşama iklimi perdesini kapatmak istiyor. Sayın Bahçeli yapmayın! Etrafımızın ateş çemberiyle çevrildiği bir dönemde üstüne üstlük sizin de nümepimi olduğunuz bir ekonomik kriz yaşarken ülkede yeni ümit oluşturan bir yumuşama iklimini engellemeyin. Devletin bekasına önem veriyorsanız; bölmeyin birleştirin. Kutuplaştırmayın, kaynaştırın.”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin son açıklamalarına sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile tepki gösterdi. Davutoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Sayın Bahçeli’nin açıklamasını okuduğumda bir dejavu yaşar gibi oldum. Tarih 7 Haziran 2015 o tarihte AK Parti ilk kez Türkiye Büyük Millet Meclisi çoğunluğunu kaybetti. O gece ülkede karamsar bir hava hakim olurken puslu havaları seven mihraklar ve terör örgütleri ülkede bir kaos iklimi için düğmeye bastılar. Başbakan olarak halkımıza balkon konuşmasında hiç kimse Türkiye’de kaos olacak beklentisiyle pusu kurmasın.

Bu ülkeyi bir dakika bile hükümetsiz bırakmayacağım dedim. Aynı saatlerde sayın Bahçeli hiçbir koalisyonda yer alamayacaklarını ilan etti ve bizi Cumhuriyet Halk Partisiyle koalisyon kurmaya zorlayan bir görüntü sergiledi. Stratejisi açıktı ülkenin bu zor şartlarında kendisini kenara çekmek ve otaya çıkacağı düşünülen kaosta hükümet ve muhalefeti aynı anda yıpratacak bir süreci beklemek.

AK Parti MYK’nın büyük çoğunluğunu tavsiyesi ve sayın Cumhurbaşkanımızın görevlendirmesiyle Cumhuriyet Halk Partisi ile14 Temmuz’dan 13 Ağustos’a kadar süren görüşmelerden netice alınmayınca sayın Bahçeli ile 17 Ağustos’ta bir koalisyon görüşmesi için bir araya geldik. bu koalisyon olağanüstü şartlarda gerçekleşmişti. Çünkü bu süreçte hükümetin kurulmasındaki gecikmeyi fırsat bilen terör örgütleri hareket geçmişti.

PKK, IŞİD, DHKP-C bir hafta içinde eş zamanlı eylemlere başlamıştı. FETÖ’nün Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) öncesi süreci etkileme çabası da sinsice sürmekteydi. Aynı günlerde çoğu eski FETÖ ve Soros bağlantılı Pelikan yapısı örgütlenmeye ve AK Partiyi içeriden çökertme çalışmalarına başlamıştı. IŞİD’in 20 Temmuz Suruç saldırısı ve 22 Temmuz’da Ceylanpınar’da iki polisimizin PKK terör örgütü tarafından şehit edilmesi sonrasında 23 Temmuz’da ülkemizi kaosa sürüklemek isteyen terör örgütleri odaklarına karşı kararlı bir mücadele başlatmıştık.

17 ağustosa bu şartlarda gittik.17 Ağustos’ta Bahçeli ile görüşmeye giderken gelişmeler konusunda kaygılı MHP ile koalisyon içinde temkinli bir ümit içindeydim. Ümidimin nedeni çok açıktı. Siyasal varoluşunu ülkenin birliği ve terör örgütüyle ilişkilendiren sayın Bahçeli’nin bu zor şartlarda ülkeyi hükümetsiz bırakma riskini göze alamayacağını düşünüyordum.

“Bahçeli’ye 4 teklif sundum”

Beni 17:25’e ayarlı saatin olduğu odada ağırladı ve kendisine 4 teklif sundum.

1- Kalıcı koalisyon kurma
2- Seçim koalisyonu kurma
3- Azınlık hükümetine güven desteğini verme
4- Bunlar olmazsa ülkeyi seçime götürmek üzere kurmak zorunda olduğumuz anayasal hükümete bakan verme teklifi

Sayın Bahçeli tümünü reddetti ve tekrar döndü dedi ki “Cumhuriyet Halk Partisiyle geniş tabanlı hükümet kurun biz bu dönemde yönetimde asla yer almayacağız.” Görüşme sonrası bu cevabını bir basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaştım. Hedefi açıktı elini taşın altına koymadan bizi anayasal hükümette HDP ile koalisyon görüntüsüne sokmak ve yapılacak bir seçime bu ortamda gitmek sayı Tuğrul Türkeş’in hükümete katılma kararı bu oyunu bozdu.

Başta yolsuzluklara ve teröre karşı mücadele etmek üzere halkımıza verdiğimiz samimi taahhütlerle 1 Kasım seçimlerine gittik ve ülkeyi kaosa götürme planlarına geçit vermedik. Yeni bir umut doğmuştu ancak bunu gören mihraklar hazırda tuttukları Pelikan gibi yapılarla başka pusularını devreye soktular. Bu pusuyu başka bir zaman ele alırız. Bugün gündemimiz sayın Bahçeli, o gün Bahçeli’nin uyguladığı oyun planını bugünde devreye sokmakta olduğunu görüyorum. Bugünkü durum daha kritik çünkü ülke Bahçeli’nin dizayn ettiği cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle tarihinin en büyük ekonomik krizini yaşıyor.

Millet sefalet içinde devlet kurumları çökmüş ve AK Parti 7 Haziran’dan çok daha vahim bir seçim neticesiyle ilk kez ülkenin ikinci partisi durumuna döşmüş. Bahçeli aynen o dönem gibi kenara çekilmek ve sebep olduğu enkazı iktidar ile ana muhalefet partisi üzerine yıkmak istiyor. böylece hem vaktinde idam sicimi fırlattığı Erdoğan’ı kaderiyle baş başa bırakmak hem de ülkenin önüne açılan yumuşama iklimi perdesini kapatmak istiyor.

Sayın Bahçeli yapmayın! Etrafımızın ateş çemberiyle çevrildiği bir dönemde üstüne üstlük sizin de nümepimi olduğunuz bir ekonomik kriz yaşarken ülkede yeni ümit oluşturan bir yumuşama iklimini engellemeyin. Devletin bekasına önem veriyorsanız; bölmeyin birleştirin. Kutuplaştırmayın, kaynaştırın.

Geçen sene terörle özdeşleştirdiğiniz altılı masaya dair atfı bir ironi gibi dile getirmeyin. Farklı siyasi eylemleri biraya getiren bu süreci gerçekten anlamaya çalışın. Devletin dini olan adalete ve hukuka değer veriyorsanız 5 yıl önce ülkücü şehirler anma töreninde yanı başınızda duran Sinan Ateş’in katillerine karşı net tavır alın. Ünvanı ne olursa olsun katillerin ve azmettiricilerin yanında değil Sinan Ateş’in yetimlerinin yanında durun onların hakkını gözetin. tecrübeli bir siyasetçi olarak son 50 yılın olaylarından ders alın. Unutmayın devlet faili meçhullerle değil, adaletle ayakta kalır.”

Paylaşın

Ömer Çelik’ten “Cumhur İttifakı” Açıklaması: İrademiz Tamdır

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Ülkemizi karşı karşıya olduğu tehlikelerden korumak ve geleceğe güçlü bir şekilde taşımak için kurulan Cumhur İttifakı kararlılıkla yoluna devam etmektedir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaşmak için Cumhur İttifakı olarak, ülkemizi geleceğe taşımak ve milletimize hizmet etmek noktasında güçlü siyasetlere imza atmaya devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sn Recep Tayyip Erdoğan’ın vurguladığı gibi bu konudaki irademiz tamdır.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve öldürülen Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş’le görüşmesinin ardından Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den sert bir açıklama geldi.

Bahçeli’nin “Türk Siyasetinde Normalleşme ve Yumuşama iddialarıyla Milliyetçi Hareket Partisi’ne Düzenlenen Siyasi Operasyonlar” başlıklı açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“AK Parti içindeki gayri memnun kesimin devamlı suyu bulandırmasını da dikkate alarak, AK Parti ile CHP arasında geniş tabanlı bir ittifakın vücuda gelmesi, buna da altılı masanın diğer unsurlarının desteği Milliyetçi Hareket Partisi’nin samimi dileği ve temennisidir. Buna rağmen Cumhur İttifakı’na bağlılığımız kararlılıkla devam edecek, TBMM’de kanun tekliflerine verilen desteğimiz aynen sürecektir”

“Cumhur İttifakı kararlılıkla yoluna devam etmekte”

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Devlet Bahçeli’nin açıklamaları sonrası sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Ömer Çelik, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Ülkemizi karşı karşıya olduğu tehlikelerden korumak ve geleceğe güçlü bir şekilde taşımak için kurulan Cumhur İttifakı kararlılıkla yoluna devam etmektedir.

Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaşmak için Cumhur İttifakı olarak, ülkemizi geleceğe taşımak ve milletimize hizmet etmek noktasında güçlü siyasetlere imza atmaya devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sn Recep Tayyip Erdoğan’ın vurguladığı gibi bu konudaki irademiz tamdır.”

Paylaşın