Rusya’nın Dağıstan Bölgesi’nde Sinagog Ve Kiliselere Saldırı: 15 Polis Öldü

Rusya’nın Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Dağıstan’da sinagog ve kiliselere yönelik eş zamanlı saldırılarda 15 polis memuru, bir rahip ve bir güvenlik görevlisi hayatını kaybetti. Saldırıyı henüz üstlenen olmadı.

Haber Merkezi / Rusya Soruşturma Komitesinden yapılan açıklamada, saldırıların terör eylemi olarak değerlendirildiği ve olayla ilgili soruşturma başlatıldığı ifade edildi.

Rusya’nın en fakir bölgelerinden biri olan Dağıstan’da çoğunluğu Müslümanlar oluşturuyor. Saldırılar, IŞİD’in ve Moskova yakınlarındaki bir konser salonuna düzenlediği ve 145 kişinin öldüğü saldırıdan üç ay sonra meydana geldi.

Rusya’nın Dağıstan bölgesinde iki ayrı şehirde eş zamanlı terör saldırıları meydana geldi.

Pazar günü bir grup silahlı saldırgan, Mahaçkale ve Derbent şehirlerinde kilise ve sinagoglar ile polis kontrol noktasına saldırdı. Her iki kentte de ibadethaneler ateşe verilirken, çıkan çatışmada en az 15 polis memuru öldü. Rus Ortodoks Kilisesi, kurbanlar arasında rahip Nikolai Kotelnikov’un da olduğunu açıkladı.

Saldırının gerçekleştiği Pazar günü Ortodoks Kilisesi için Pentekost Bayramının kutlandığı özel bir gündü.

Polis, Mahaçkale’de dört, Derbent’te ise iki silahlı saldırganın öldürüldüğünü açıkladı. Saldırganlardan kaçmayı başaranlar olup olmadığı ise bilinmiyor. Rus güvenlik servisleri saldırının ardından terör soruşturması başlattı.

Olay sonrası bölgede 3 gün yas ilan edilirken, saldırıyı henüz üstlenen olmadı.

Dağıstan Valisi Sergey Melikov Melikov Telegram mesajlaşma uygulamasından bu sabah paylaştığı bir videoda, 15’ten fazla polisin saldırılar sonucu hayatını kaybettiğini kaydetti ancak kaç kişinin yaralandığına dair bilgi paylaşmadı.

Melikov ayrıca, “Saldırıları düzenleyen altı militan etkisiz hale getirildi. Dış güçler tarafından hazırlanan tüm oyunların ve terör hücrelerinin tespit edilmesi yönünde gerekli çalışmalar gerçekleştirilecek. Durum, devletin kurumları tarafından kontrol altında bulunuyor” dedi.

Saldırıları üstlenen olmazken, Sergey Melikov saldırganların kimliklerinin tespit edilmeye çalışıldığını belirterek, ölenler arasında 40 yılı aşkın süredir Derbent’te görev yapan bir Ortodoks rahibin de bulunduğunu söyledi.

Rus Ortodoks Kilisesi sözcüsü Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, rahip Nikolai Kotelnikov’un “vahşice öldürüldüğünü” söyledi.

Olayların ardından İsrail Dışişleri Bakanlığı bir açıklama yayınlayarak, “Dağıstan Cumhuriyeti’ndeki iki şehir olan Mahaçkale ve Derbent’e ortak saldırı” düzenlendiğini doğruladı.

Açıklamada, “Derbent’teki sinagog ateşe verildi ve yakıldı. Yerel muhafızlar öldürüldü. Mahaçkale’deki sinagoga silahlı saldırı düzenlendi, daha fazla ayrıntı yok” denildi: Aynı zamanda Mahaçkale’de kiliselere saldırı düzenlendi ve Derbent’te bir rahip öldürüldü.

Açıklamada, “Bilindiği kadarıyla saldırı sırasında sinagoglarda ibadet eden kimse yoktu ve Yahudi cemaatinden bilinen bir kayıp da yok” denildi: Moskova’daki İsrail büyükelçiliği bölgedeki Yahudi cemaatinin liderleriyle temas halinde.

Avrupa medyasına yansıyan haberlerde, saldırıların arkasında IŞİD terör örgütünün olduğu öne sürüldü.

Mart ayında IŞİD, Moskova yakınlarında “Crocus City Hall” adlı konser salonuna saldırı düzenlemiş, olayda 145 kişi yaşamını yitirmişti. Saldırıyı IŞİD’in üstlenmesine rağmen Rus yetkililer, bir kanıt göstermeden Ukrayna’yı suçladı. Kiev yönetimi saldırıyla ilgisi olduğu iddiasını reddediyor.

Paylaşın

Doğu Ve Güneydoğu’da Bin Kişiye Bir Hekim

Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Dr. Veysi Ülgen, ‘Hekimler, bölgede çalışmak istemiyor. Özellikle KHK’lerle ihraçlar ve ihraç riski nedeniyle pek çok hekimin burada çalışma şevki kırıldı” dedi ve ekledi:

Mezun olan hekimler 4. ve 5’inci sınıftan itibaren yurtdışına gitmenin hazırlığını yapıyor. Bu durum çalışma şartlarının ağırlığından kaynaklanıyor. Hekimler kendini güvende hissetmeyince mesleğini başka yerlerde icra etmek istiyorlar. Hekimlerin çalışma ortamı düzeltilmeli.’’

Bölgede hekim sayısının giderek düştüğünü anlatan Ülgen, ayrıca hekime şiddetin de önemli bir faktör olduğunu kaydetti. Uzman hekim sorununun arttığını vurguladı.

Ülkede sağlık kurumlarına başvuran hasta sayısı artarken, hekim dağılımındaki bölgesel eşitsizlik dikkat çekiyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine de yansıyan rakamlarda Urfa, Bingöl, Bitlis, Muş, Siirt, Hakkari, Şırnak, Ağrı, Iğdır, Mardin, Batman’da bin kişiye düşen hekim sayısının 1 olarak yer aldığı, hatta bazı illerde uzman hekimlerin 1 bile olmadığı görülüyor. Hastane sayıları ve yatak sayılarındaki eşitsizlik de yine bu bölgelerde fazla. Sağlık emekçileri ‘‘En önemli neden çalışma şartları. Bu tablo bize sağlıktaki eşitsizliği de belirgin şekilde gösteriyor’’ dedi.

Sağlık Bakanlığı İstatistik Yıllığı’nın ardından TÜİK verileri de hekim, yatak ve hastane sayılarının bölgesel dağılımındaki eşitsizliği bir kez daha gözler önüne serdi. Bin kişiye düşen hekim sayısının en yüksek olduğu il 4 hekim ile Ankara. Bu ili İstanbul, İzmir, Eskişehir, Isparta, Trabzon, Edirne izliyor. Ege, Akdeniz, Marmara ve Karadeniz’in pek çok kentinde bin kişiye 2 hekim düşüyor.

Ancak bu oran Doğu ve Güneydoğu’da 1 olarak haritada yer alıyor. Benzer tablo hastane sayısında da kendini gösteriyor. İstanbul, çoğunluğu özel olmak üzere 234 hastane ile hastanenin en çok olduğu il olarak geliyor. Bunu 84 ile Ankara, 63 ile İzmir izliyor. Hastane sayısının en az olduğu iller ise Kilis, Ardahan, Iğdır.

Birgün’den Sibel Bahçetepe‘ye konuşan Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Dr. Veysi Ülgen, bu durumun pek çok nedeni olduğunu söyledi.

Özellikle hekim göçüne dikkat çeken Ülgen ‘‘Hekimler, bölgede çalışmak istemiyor. Özellikle KHK’lerle ihraçlar ve ihraç riski nedeniyle pek çok hekimin burada çalışma şevki kırıldı. Mezun olan hekimler 4. ve 5’inci sınıftan itibaren yurtdışına gitmenin hazırlığını yapıyor. Bu durum çalışma şartlarının ağırlığından kaynaklanıyor. Hekimler kendini güvende hissetmeyince mesleğini başka yerlerde icra etmek istiyorlar. Hekimlerin çalışma ortamı düzeltilmeli’’ dedi.

Bölgede hekim sayısının giderek düştüğünü anlatan Ülgen, ayrıca hekime şiddetin de önemli bir faktör olduğunu kaydetti. Uzman hekim sorununun arttığını vurgulayan Ülgen, şöyle devam etti: ‘‘Bin kişiye 1 hekim deniyor ama bunların büyük çoğunluğu yeni mezun ya da mecburu hizmet için gelen hekimler. Hastane ve yatak dağılımında da eşitsizlik var. Kamuda yatırımlar yetersiz. Özellikle Diyarbakır merkeze bakınca 7 özel ve 4 tane de kamu hastanesi var. Kamu hastanelerinde özellikle kardiyoloji, nöroloji gibi dallarda uzman hekim bulmak çok zor. Türkiye’nin diğer yerlerinden mecburi hizmete gelmiş o gidiyor ama buralı olan da gidiyor. Ülkeyi yönetenler önlem almak yerine ‘Giderlese gitsinler’ diyorlar. Bazı yerlerde bazı branşlarda uzman hekim bile yok.’’

Nevşehir, Niğde, Aksaray ve Bayburt’ta da bin kişiye bir hekim düşüyor. Dr. Ülgen’e göre bu durumun nedeni de hastane idarecilerin baskısı, ekonomik sorunlar ve sağlıkta şiddet.

“Eşitsizlik giderek derinleşti”

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’ndan (SES) Kubilay Yalçınkaya da sağlıktaki bölgesel eşitsizliğin giderek derinleştiğini söyledi.

Yalçınkaya ‘‘Ülke, Sağlık Bakanlığı tarafından hizmetin dengeli dağılımı için 30 bölgeye ayrılmış. Temel amaç, her bölgenin kendi sağlık hizmet ihtiyacını kendi içinde yeterliliğini sağlamak. Ancak hekim eksikliği, ülke içinde ve ülke dışına hekim göçü bunu engelledi. Özellikle şehir hastaneleri yatak ve hekim dağılımını olumsuz etkiledi. Büyükşehirlerdeki özel hastane dağılımı eşitsizliği daha da derinleştirmiş durumda. Sağlık emek göçü arttıkça hastaların sağlık hizmeti almak için göçü de artıyor’’ dedi.

Yalçınkaya, özetle şu değerlendirmeleri yaptı: ‘‘2022’de Türkiye geneli kişi başına hekime başvuru 10. En yüksek hekime başvuru olan il 12,7 ile Isparta. En düşük olan il ise 6,8 ile Hakkari.  Hakkari’de bin kişiye düşen uzman hekim sayısı 0,7. Isparta’da bin kişiye düşen uzman hekim sayısı 1,4. Hakkari’de Isparta’nın yarısı kadar uzman hekim sayısı var dolayısı ile kişi başına başvuruda Ispartanın yarısı kadar.’’

TÜİK’e göre, 2023 yılında enfeksiyon ve parazit kaynaklı ölüm sayısı, son 5 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. 2018’de 10 bin 854 kişi bu hastalıklardan yaşamını yitirirken, 2023’te ise bu sayı 19 bin 591’e yükseldi.

Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, özetle ‘‘Bu artışın iki nedeni var; birinci neden; 3 yıl boyunca insanları izole ederek solunum yolu enfeksiyonlarının insanlar arasında yayılmasını engelledik. İkinci neden ise özellikle pandemi döneminde aşı karşıtı grupların yaydığı yanlış bilgilerin son derece rahat bir ortamda yayılması ve buna müdahale edilmemesi sonucunda insanlar daha az aşı yaptırmaya başlaması’’ dedi.

Paylaşın

“İkinci Kobani Davası”nın İlk Duruşması Yarın

HDP’li 5 siyasetçi hakkında 38’er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 19 bin 680’er yıl hapis cezası istenen “Kobani Davası”nın ilk duruşması yarın Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görülecek.

Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) Kobani’ye dönük saldırıları sonrası 6-8 Ekim 2014 tarihinde gerçekleşen eylemler gerekçe gösterilerek Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski milletvekilleri Hüda Kaya, Serpil Kemalbay, Fatma Kurtulan, Garo Paylan ve Pero Dündar hakkında açılan davanın ilk duruşması yarın görülecek. Duruşma, yarın saat 10.00’da Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görülecek.

Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nin baktığı davada, siyasetçiler hakkında 38’er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 19 bin 680’er yıl hapis cezası isteniyor.

İddianame, 22 Mayıs’ta Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmişti. 298 sayfalık iddianame iki bölümden oluşmuş, 183 sayfalık ilk bölümde, “maktul ve mağdurların isimleri” ile iddialara yer verilmişti. İkinci bölümde ise, davaya gerekçe yapılan Kobanê eylemlerine dair detaylar yer almıştı.

Paylaşın

ABD Ve Avrupa Birliği’nden İsrail’e “Hizbullah” Uyarısı

ABD ve Avrupa Birliği (AB), Hizbullah’a saldırı başlatması ihtimaline karşı İsrail’e uyarılarda bulunuyor. İsrail, Lübnan sınırı boyunca Hizbullah’la günlük çatışmalara giriyor.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 47 artarak 37 bin 598’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 121 artarak 86 bin 32’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te İsrail askerleriyle Filistin topraklarını gasp eden yerleşimcilerin saldırılarında 7 Ekim’den beri 553 Filistinli hayatını kaybetti.

ABD’li Avrupalı yetkililer, Gazze’deki savaşın genişlemesi ve İsrail’in İran destekli Hizbullah militan grubuna karşı Lübnan’da bir saldırı başlatması ihtimali konusunda uyarıda bulunuyor.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell bugün Lüksemburg’da gazetecilere, savaşın yayılma riskinin her geçen gün arttığını söyledi. Borrell, “Maalesef savaşın genişlemesinin arifesinde olduğumuzu düşünüyorum” dedi.

Borrell ayrıca insani yardım akışını kolaylaştırmak için Gazze’de ateşkese ihtiyaç olduğunu belirterek, “Gazze’ye insani yardım ulaştırmak imkânsız hale geldi” ifadesini kullandı.

Borrell’in açıklamaları, ABD’nin en üst düzey askeri yetkilisinin İsrail’in Lübnan’a saldırmasının, Hizbullah’a yardım için İran’ı da içine çekecek daha geniş bir çatışma riskini arttıracağı uyarısında bulunmasından saatler sonra geldi.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Charles Q. Brown gazetecilere yaptığı açıklamada, “İran’ın Hizbullah’a daha fazla destek vermeye meyilli olacağını” söyledi.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu dün Gazze’de Hamas’a karşı yürütülen savaşın “yoğun aşamasının çok yakında sona ereceğini” söyledi. Ancak İsrail’in muhtemelen Lübnan sınırına asker kaydıracağını da ekledi.

İsrail’in Kanal 14 televizyonuna verdiği mülakatta Netanyahu, birliklerin kuzeye kaymasının ülkenin Hizbullah’a karşı savunma pozisyonunu güçlendireceğini ve Lübnan-İsrail sınırı yakınlarındaki çatışmalardan kaçan İsrailliler’in evlerine dönmelerine olanak sağlayacağını söyledi.

Netanyahu, Hizbullah’la çatışmaya diplomatik bir çözüm bulunmasını ümit ettiğini ancak İsrail’in “birkaç cephede birden savaşabileceğini ve bunun için de hazırlandıklarını” sözlerine ekledi.

Gazze’deki savaş ve daha geniş bir çatışma riski, İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Savunma Bakanı Lloyd Austin ile bugün Washington’da yapacağı görüşmelerin odak noktası olacak.

Gallant dün Washington’a hareket etmeden önce “Gazze’de, Lübnan’da ve daha fazla bölgede gerekli olabilecek her türlü eyleme hazırız” demişti.

Netanyahu, İsrail güçlerinin Refah’taki saldırılarını tamamlamasıyla birlikte Gazze’deki çatışmaların azalmasını beklerken, İsrail’in öngörülebilir bir gelecekte orada askeri bir varlığa sahip olmayı beklediğini vurguladı.

“Ayrıca mümkünse yerel Filistinliler’le ve belki de bölge ülkelerinin dış desteğiyle, Gazze Şeridi’nde insani yardımları ve daha sonra da sivil işleri yönetecek sivil bir yönetim oluşturmak istiyoruz” dedi.

Netanyahu, Hamas’ın ya da Batı Şeria merkezli Filistin Yönetimi’nin Gazze’nin yönetiminde rol almasına karşı olduğunu yineledi. ABD daha önce İsrail’i bölgedeki askeri işgalin uzun sürmemesi yönünde uyarmıştı.

İsrail Başbakanı ayrıca, Gazze’de Hamas’la savaşan İsrail güçlerine silah sevkiyatının hızı konusunda ABD ile yaşanan anlaşmazlığın yakında çözüleceğine inandığını söyledi.

Netanyahu, “Yaklaşık dört ay önce, ABD’den İsrail’e gelen silah tedarikinde dramatik bir düşüş yaşandı. Her türlü açıklamayı aldık ama temel durum değişmedi. Son günlerde duyduklarım ışığında, bu sorunun yakın gelecekte çözüleceğini umuyor ve buna inanıyorum” diye konuştu.

ABD’li üst düzey yetkililer geçen hafta Netanyahu’nun iddiası karşısında şaşkınlıklarını dile getirmişlerdi. İsrailli yetkililer silah teslimatının hızlandırılması için Amerikalı muhataplarıyla “en üst düzeyde ve her seviyede” lobi yaptıklarını söylemiş, Netanyahu da “Aylardır bu durumda bir değişiklik olmayınca bunu kamuoyuna açıklamaya karar verdim” diyerek Washington’u kızdırmıştı.

ABD’li yetkililer ise Netanyahu’nun neyi kastettiğinden haberdar olmadıklarını söylediler. ABD, İsrail’in Hamas’a karşı yürüttüğü ve dokuzuncu ayına giren savaşta İsrail’in başlıca silah tedarikçisi konumunda.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

EURO 2024: Macaristan, Son 16 Turuna Kalma Umudunu Sürdürdü

2024 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2024) A Grubu’nun 3. maçında Macaristan ile İskoçya, Stuttgart Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Macaristan, karşılaşmadan 1-0 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Macaristan, bu galibiyet ile son 16 turuna kalma umudunu sürdürdü. Macaristan’a galibiyeti getiren golü 90+10. dakikada Csoboth kaydetti.

Macaristan, böylece rakiplerinin alacağı sonuçlara göre en iyi üçüncüler sıralamasında yer alarak üst tura çıkmayı bekleyecek.

İskoçya, grupta üç maç sonunda topladığı bir puanla son sırada kalarak turnuvadan elendi.

Arjantinli hakem Facundo Tello’nun düdük çaldığı maçın ilk yarısında gol sesi çıkmadı. İkinci yarıda da iki takım gol için pozisyonlar buldu. 90+10. dakikada sahneye çıkan Kevin Csoboth topu ağlara gönderdi.

Paylaşın

EURO 2024: Almanya Gruptan Lider Olarak Çıkmayı Başardı

2024 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2024) A Grubu’nun 3. maçında İsviçre ile Almanya, Frankfurt Arena’da karşı karşıya geldi. Karşılaşma 1 – 1 berabere sona erdi.

Haber Merkezi / Almanya, son anda bulduğu golle gruptan lider olarak çıkmayı başardı. İsviçre de ikinci olarak son 16 turuna yükseldi.

İsviçre’nin golünü 28. dakikada Dan Ndoye, Almanya’nın golü ise 90+2’de Niclas Füllkrug kaydetti.

İsviçre; son 16 turunda B Grubu’nun ikincisi ile eşleşecek. B Grubu’nda ikincilik ihtimalleri bulunan takımlar şu şekilde; İtalya, Arnavutluk, Hırvatistan. Almanya’nın rakibi ise en iyi üçüncülerin belli olmasının ardından belli olacak.

İtalyan hakem Daniele Orsato’nun düdük çaldığı maçın 28. dakikasında Dan Ndoye’nin golüyle İsviçre 1-0 öne geçti. Bu gol aynı zamanda ilk yarının da skoru oldu. 90+2. dakikada Niclas Füllkrug’un golüyle mücadele 1-1 sona erdi.

Stat: Frankfurt Arena

Hakemler: Daniele Orsato, Ciro Carbone, Alessandro Giallatini (İtalya)

İsviçre: Sommer, Schar, Akanji, Rodriguez, Widmer, Freuler, Xhaka, Aebischer, Ndoye (Dk. 65 Amdouni), Rieder (Dk. 65 Vargas), Embolo (Dk. 65 Duah)

Almanya: Neuer, Kimmich, Rüdiger, Tah (Dk. 61 Schlotterbeck), Mittelstadt (Dk. 61 Raum), Andrich (Dk. 65 Beier), Kroos, Musiala (Dk. 76 Füllkrug), İlkay Gündoğan, Wirtz (Dk. 76 Sane), Havertz

Goller: Dk. 28 Ndoye (İsviçre), Dk. 90+2 Füllkrug (Almanya)

Paylaşın

Ekonomi Yönetiminde ‘Huzur Hakkı’ Alan Alana

14 Mayıs 2023’te yapılan seçimler sonrası Hazine ve Maliye Bakanı olarak atanan Mehmet Şimşek’in ekibinde yer alan bürokratlardan tek maaş alan yok denecek kadar az.

Şimşek’in yardımcıları ve genel müdürleri iki, hatta üç koltukta birden oturuyor. Mehmet Şimşek’in Basın Danışmanı Sibel Tokgöz’ün dahi çift maaşlı olduğu gündeme taşınmıştı.

BirGün’den İsmail Arı’nın haberine göre geçen sene ekonomi yönetiminin başına getirilen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in neredeyse “tek koltuğu” olan bürokratı yok. Şimşek’in yardımcıları ve genel müdürleri iki, hatta üç koltukta birden oturuyor.

İktidar, kamuda tasarruf paketi kapsamında kamuoyunda ‘ballı’ veya birden çok yerden maaş olarak bilinen kamu işletme ve idarelerinin yönetim kurulu üyelerinin ücretlerine üst sınır getirileceğini açıklamıştı.

Ancak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, kamu çalışanlarına çift maaş verilmeye devam edileceğini belirterek, “Bu maaşları vermeyelim dersek kamuyu zarara sokuyoruz” demişti. Yandaş çift maaşları ile sefa sürerken halk ise ekonomik krizinin pençesinde ezilip geçim mücadelesi veriyor. Asgari ücrete zam yapılmadığı gibi vergiler de peş peşe artırılıyor.

Yurttaşın her geçen gün ezildiği bu ekonomik tablonun sorumlusu olan Bakan Şimşek’in bürokratlarının sahip olduğu koltuklar ise şöyle:

Abdullah Erdem Cantimur: Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı, Ziraat Bankası Yönetim Kurulu Üyesi
İsmail İlhan Hatipoğlu: Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı, Türk Telekom Yönetim Kurulu Başkanı
Osman Çelik: Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı, Türk Eximbank Yönetim Kurulu Başkanı
Zekeriya Kaya: Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı, TÜPRAŞ Yönetim Kurulu Üyesi

Selçuk Sevinç: Vergi Denetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Devlet Malzeme Ofisi (DMO) Yönetim Kurulu Üyesi
Mustafa Koç: Hazine ve Maliye Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanı, Devlet Malzeme Ofisi Yönetim Kurulu Üyesi
Mert Özarar: Hazine ve Maliye Bakanlığı Bilgi Teknolojileri Genel Müdürü, Türkiye Denizcilik İşletmeleri Yönetim Kurulu Üyesi
Fatih Altınkayık: Hazine ve Maliye Bakanlığı Personel Genel Müdürü, Türkşeker Yönetim Kurulu Üyesi

Didem Bahar Özgün Yılmaz: Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ekonomik Programlar ve Araştırmalar Genel Müdürü, Türk Eximbank Yönetim Kurul Üyesi
Serdar Ülker: Hazine ve Maliye Bakanlığı Finansal Piyasalar ve Kambiyo Genel Müdür Yardımcısı, Kredi Garanti Fonu Yönetim Kurulu Üyesi,
Kerem Dönmez: Hazine ve Maliye Bakanlığı Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürü, Katılım Finans Kefalet A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi, Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Yönetim Kurulu Üyesi
Muhammet Faruk Aykut: Hazine ve Maliye Bakanlığı Kamu Sermayeli Kuruluş ve İşletmeler Genel Müdürü, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Yönetim Kurulu Üyesi

Ömer Karademir: Maliye Bakanlığı Kamu Finansmanı Genel Müdürü, Türkiye Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu Başkan Vekili
Nazmi Zarifi Gürkan: Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürü, Türkiye Denizcilik İşletmeleri Yönetim Kurulu Başkanı
Bekir Bayrakdar: Gelir İdaresi’nin Başkanı, Merkez Bankası Denetleme Kurulu Üyesi, ASELSAN Yönetim Kurulu Üyesi
Bekir Emre Haykır: Özelleştirme İdaresi’nin Başkanı, PETKİM Yönetim Kurulu Üyesi, Ereğli Demir Ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi

Basın danışmanı bile çift maaşlıydı

Mehmet Şimşek’in Basın Danışmanı Sibel Tokgöz’ün çift maaşlı olduğunu da BirGün gazetesi gündeme taşımıştı. Tokgöz basın danışmanlığı görevinin yanında bir de “Borsa İstanbul, Takas İstanbul ve Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği” tarafından kurulan Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş.’nin (MKK) Yönetim Kurulu Üyesi idi. 3 Ağustos’ta bu göreve atanan Gazetecilik Bölümü mezunu Tokgöz’ün ekonomi eğitimi de bulunmadığı da öğrenilmişti.

Tokgöz ise çift maaş aldığı kabul ederek, “Bu (çift maaş) sadece benim şahsıma özel değil” demişti. Haberin ardından MKK’nin resmi internet sitesindeki “Yönetim Kurulu” bölümünde Sibel Tokgöz’ün ismi çıkarılmıştı.

Paylaşın

Çok Kritik Maddeler “Vergi Paketi” Taslağından Çıkarıldı

Farklı kesimlerden tepkilerin yükseldiği ve bu hafta Meclis’e sunulması beklenen vergi paketi taslağında kritik maddeler üzerinde değişiklik yapıldı. Servet vergisi ve borsada kazanç vergisi gibi maddeler geri çekildi.

Ekonomim‘de yer alan ve 5 kez tadil edilen paketten çıkarılan maddeler ve detayları şöyle:

Servet vergisi: Gelirler İdaresi Başkanlığı, beyana tabi geliri ile yapılan harcamalar arasında yüzde 20’nin üzerinde uyumsuzluk olan mükelleflerden özel gider bildirimi istenmesini, izah edilemeyen fark tutarlarından ise servet vergisi alınmasını talep etti. Bu madde taslaktan çıkarıldı.

Borsada kazanç vergisi: Borsa İstanbul’da (BIST) işlem gören ve 3 yıldan kısa süreyle elde tutulan hisse senetlerinin alım satımından elde edilen kazançlardan vergi alınmak üzere hazırlanan maddeye göre; borsa kazancından kesilecek vergi, hisse senetlerinin elde tutulma süresine göre, 3 aya kadar yüzde 10, 6 aya kadar yüzde 7.5, 1 yıla kadar yüzde 5, 3 yıla kadar yüzde 2.5, 3 yıl üstü için yüzde 0 olması planlandı. Ancak taslaktaki bu madde geri çekildi.

Yeme yüzde 10 gübreye yüzde 20 KDV: Gelir İdaresi Başkanlığı, Türkiye’de daha önce uygulandığı gibi yem satışında yüzde 10, gübre satışında ise yüzde 20 KDV alınmasını önerdi. Her iki üründe de hâlen yüzde 1 KDV uygulanıyor. KDV’nin artırılması halinde çiftçilere Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesinden doğrudan destek ödemesi yapılması önerildi. Bu kapsamda 2023 yılı satışlarına göre, yemde 15 milyar lira, gübrede ise yaklaşık 19 milyar lira yıllık gelir etkisi bekleniyordu. Ayrıca yatırım teşvik belgesi kapsamında olmayan Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinde bulunanlara uygulanan KDV istisnasının kaldırılması da talep edildi. Bu kritik madde de taslaktan çıkarıldı.

Tapuda gerçek bedelle satış: Taslağa eklenen maddelerden biri de emlak vergileri ve tapu harçlarının gayrimenkullerin emlak vergisine esas değeri (belediye rayici) değil bölgesel rayiç bedeli üzerinden tahsil edilmesiydi. Ekspertizler aracılığıyla belirlenen bölgesel rayiç bedeli fiyatları üzerinden tapu harcı ödemeleri ve emlak vergisi ödemelerini tahsil edilmesi üzerinde çalışılırken, söz konusu maddenin taslaktan çıkarılmasına karar verildi.

Kiraya yüzde 20 stopaj ve birden fazla eve vergi: Gelirler İdaresi Başkanlığı’nın önerdiği maddeye göre; kiracı kirasını her ay bankaya yatıracak. Banka, hesaba düşen kira parasının yüzde 20’sini vergi olarak kesip Maliye’ye gönderecek, geriye kalanı ev sahibinin hesabında bırakacak. Kirada stopaj uygulamasına geçilmesiyle devletin ev sahiplerinden 40 milyar liralık kira vergisi tahsil edeceği hesaplandı. Ayrıca 1’den fazla evi olanlardan da yine fazladan vergi alınması talep edildi. Ancak her iki madde de taslaktan çıkarıldı. Öte yandan kira kontratlarının e-devlet üzerinden yapılması konusunda görüşbirliğine varılsa da taslakta bu konuda herhangi bir adım atılmadı.

Kitapta vergi istisnasının kaldırılması: 3065 sayılı Kanun uyarınca basılı kitap ve süreli yayınların teslimi KDV’den istisna tutuluyor. Uygulamada, istisna kapsamında olmayan yayınlar ve kırtasiye ürünlerine de istisna uygulandığının tespit edildiği, mükelleflerin istisna nedeniyle genel giderleri ve ATİK yüklenimlerini de iade alabildiklerinin belirlendiği gerekçeleriyle bu istisnanın yürürlükten kaldırılması önerildi. Söz konusu istisnanın kaldırılmasıyla toplam 2,3 milyar TL gelir hedeflendi. Bu madde de kabul edilmedi.

Basit usul esnaf ve vergisi muafının kaldırılması: Gelirler İdaresi Başkanlığı’nın talep ettiği en kritik maddelerden biri de yaklaşık 850 bin esnafı ilgilendiren basit usul vergi muafiyetinin büyükşehirlerde kaldırılarak, söz konusu esnaf için gerçek vergilendirmeye geçilmesiydi. Taksici, berber, marangoz, tesisatçı, tuhafiyeci, terzi gibi işlerle uğraşanları doğrudan etkileyecek olan madde, taslağa eklenmedi.

Yurt dışı çıkış harcı 1500 TL olarak taslakta: Yurt dışı çıkış harcıyla ilgili artış oranı 10 kat olarak belirlenerek, 150 TL’den 1500 TL’ye yükseltilmek üzere taslaktaki yerini aldı. Maddenin kritik ayrıntısı ise yurt dışı çıkış harcının her yıl değerleme oranında artırılacak olması. Bu da harcın yıllar içinde katlanarak artacağı anlamını taşıyor.

Engellilere ÖTV istisnası yerine nakit destek verilmesi: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı engellilere uygulanan ÖTV istisnalarının kaldırılarak nakit destekte bulunulması konusunda öneride bulundu. Ancak söz konusu öneri taslağa girmedi. Engellilerle ilgili ÖTV istisnası araçlar için devam edecek olsa da mevcut durumda beş yılda bir yararlanılan bu sürenin 10 yıla çıkarılması öngörülüyor. Madde taslağa bu şekilde geçirildi.

İdari para cezalarına gecikme zammı: Kabahatler Kanunu’nda düzenleme yapılarak İcra ve İflas Kanunu’na göre takip edilen idari para cezalarını kapsayacak şekilde tüm idari para cezalarına gecikme zammı uygulanması talep edildi. Ancak söz konusu madde taslağa eklenmedi.

BAĞ-KUR ve SSK PRİM gün sayısı eşitlenmesi: EYT düzenlemesinin ardından Bağ-Kur’lu küçük esnafın prim gün sayısının, SSK’lı çalışanlarla eşitlenmesine yönelik herhangi bir madde vergi paketinde yer almadı. EYT’den gelen maddi yükü taşımakta zorlanan hükümet, yaklaşık 1 milyon Bağ-Kur’lunun 5 yıl erken emekli olmasının yolunu açacak olan düzenlemeye sıcak bakmıyor.

Paylaşın

EURO 2024: Türkiye, Portekiz Engelini Aşamadı

2024 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2024) F Grubu ikinci maçında Türkiye ile Portekiz, BVB Dortmund Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Portekiz, sahadan 3-0 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Felix Zwayer’in düdük çaldığı karşılaşmada Portekiz’in gollerini 21. dakikada Bernardo Silva, 29. dakikada Samet Akaydin (Kendi kalesine) ve 56. dakikada Bruno Fernandes attı.

Bu sonucun ardından Türkiye, F grubunda ikinci maçlar sonunda 3 puanla ikinci sırada yer aldı. Portekiz ise 6 puanla grupta birinci sırada yer aldı. Portekiz, gruptan çıkmayı garantiledi.

Türkiye, F Grubu’ndaki üçüncü maçında 26 Haziran Çarşamba günü Çekya ile karşı karşıya gelecek. Portekiz ise gruptaki bir sonraki maçında aynı gün Gürcistan ile karşılaşacak.

Goller

22. dakikada Portekiz öne geçti. Soldan gelişen atakta Leao’nun yerden ortasında savunmadan seken top, penaltı noktasının sağındaki Bernardo Silva’nın önünde kaldı. Bu oyuncunun gelişine şutunda top filelere gitti: 0-1.

29. dakikada Portekiz ikinci golü buldu. Kaleci Altay’ın topa çıktığı sırada savunmada Samet Akaydın’ın hatalı geri pasında meşin yuvarlak çizgiyi geçti: 0-2.

56. dakikada sağ kanattan savunma arkasına atılan topu alıp ceza sahasına giren Ronaldo, kaleciyle karşı karşıya pozisyonda pasını sol çaprazda müsait pozisyondaki Bruno Fernandes’e aktardı. Bu oyuncunun boş kaleye vuruşunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu. 0-3

Stat: BVB Dortmund

Hakemler: Felix Zwayer, Stefan Lupp, Marco Achmüller

Türkiye: Altay Bayındır, Zeki Çelik, Samet Akaydin (Merih Demiral dk. 75), Abdülkerim Bardakcı, Ferdi Kadıoğlu, Kaan Ayhan (İsmail Yüksek dk. 58), Hakan Çalhanoğlu, Orkun Kökcü (Yusuf Yazıcı dk. 46), Yunus Akgün (Arda Güler dk. 70), Kerem Aktürkoğlu (Kenan Yıldız dk. 58), Barış Alper Yılmaz

Portekiz: Diogo Costa, Joao Cancelo (Nelson Semedo dk. 68), Ruben Dias, Pepe (Antonio Silva dk. 83), Nuno Mendes, Joao Palhinha (Ruben Neves dk. 46), Vitinha (Joao Neves dk. 88), Bruno Fernandes, Bernardo Silva, Rafael Leao (Pedro Neto dk. 46), Cristiano Ronaldo

Goller: Bernardo Silva (dk. 21), Samet Akaydin (dk. 28 k.k.), Bruno Fernandes (dk. 56) (Portekiz)

Paylaşın

Mahsa Amini Protestolarında Destek Veren Rapçinin İdam Cezası Bozuldu

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden “Mahsa Amini” protestolara şarkılarıyla destek veren Toomaj Salehi hakkındaki idam cezası bozuldu.

Haber Merkezi / Toomaj Salehi ilk olarak Ekim 2022’de protestolara kamu önünde destek veren açıklamalarından sonra gözaltına alınmış ve birçok suçla itham edilmişti. 2022’deki protestolardan önce de konser vermesi yasak olan Toomaj Salehi, şarkılarını sosyal medyadan paylaşıyordu.

Toomaj Salehi’nin avukatı Amir Raesian, İran Yüksek Mahkemesi’nin Salihi’nin idam kararını bozduğunu ve yeniden yargılanmasına karar verdiğini duyurdu.

Salehi, CBC News adlı haber kanalıyla yaptığı bir röportajda düzeni eleştiren videolar yayımlamanın “zor olduğunu ve kendisini rejim güçleri için bir hedef haline getirdiğini” söylemişti. Salehi, İranlıların “korkunç bir yerde yaşadığını” ve “gücüne, parasına ve silahlarına tutunmak için tüm ülkeyi öldürmeye hazır olan bir mafya ile baş etmeye çalıştığını” belirtmişti.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete giden 22 yaşındaki Jîna Mahsa Amini, erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlâk polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

İran devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Amini’nin akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olmadığını açıkladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak, görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti ise konuyla ilgili açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Amini’nin ahlâk polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurmuştu.

Amini’nin gözaltında hayatını kaybetmesinin ardından başlayan ve kent kent yayılan  protestolar kısa süre içerisinde ülkenin her yerine yayılmıştı. Aylar süren protestolarda 71’i çocuk en az 600 kişi İran polisi tarafından öldürülmüş, onlarca kişi idam edilmiş, en az 20 bin kişi gözaltına alınmıştı.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Paylaşın