Rusya’dan Ukrayna’ya Eş Zamanlı Roketli Saldırılar: En Az 11 Ölü

Ukrayna İçişleri Bakanı Ihor Klimenko, Rusya’nın ülkenin birçok bölgesine aynı anda düzenlediği roketli saldırılarda en az 11 kişinin hayatını kaybettiğini, 4’ü çocuk 18 kişinin de yaralandığını açıkladı.

2022 yılının Şubat ayına gelindiğinde ise Rusya, Ukrayna’nın “Nazilerden arındırılması gerektiğini” öne sürerek ülkeye karşı geniş çaplı bir işgal başlattı ve bilhassa Ukrayna’nın doğusunda çatışmalar hala sürüyor.

2022 yılının Şubat ayına gelindiğinde ise Rusya, Ukrayna’nın “Nazilerden arındırılması gerektiğini” öne sürerek ülkeye karşı geniş çaplı bir işgal başlattı ve bilhassa Ukrayna’nın doğusunda çatışmalar hala sürüyor.

Rusya, ilk olarak 2014 yılında Ukrayna’nın Karadeniz kıyısındaki Kırım yarımadasını işgal etti. Kırım’ın işgalinden kısa sonra, Donbas’ta yer alan, nüfusu etnik Rus ağırlıklı olan Luhansk ve Donetsk oblastları da Rusya’nın desteğiyle Ukrayna yönetimine savaş açtılar ve tanınmayan iki cumhuriyet kurdular. Sonrasında Rusya, Ukrayna işgali kapsamında bu iki cumhuriyeti de ilhak etti.

Rusya’nın Ukrayna’nın doğusunda yer alan birçok kente düzenlediği saldırılarda bilanço belli oldu. Yetkililer Cumartesi günü yaptıkları açıklamada, Dnipro kentinde enkaza dönüşen dokuz katlı bir apartmanda hayatını kaybeden bir sivil de sahil olmak üzere en az 11 kişinin öldüğünü duyurdu.

Ukrayna Başsavcısı Andriy Kostin yaptığı açıklamada, Ziporijya yakınlarındaki Vilniansk kasabasına düzenlenen roket saldırısında evler, bir dükkan ve şehrin altyapısının zarar gördüğünü açıkladı.

Ukrayna İçişleri Bakanı Ihor Klimenko, saldırıda ikisi çocuk 7 kişinin öldüğünü yine 4’ü çocuk 18 kişinin de yaralandığını açıkladı.

Zaporijya Bölge Valisi Ivan Fedorov da Telegram mesajlaşma uygulamasında yayınladığı bir videoda “Bugün düşman, sivil halka karşı korkunç bir terör eylemi daha gerçekleştirdi” dedi.

Fedorov, saldırının “gün ortasında, iş olmayan bir günde, insanların dışarıda dinlendiği ve askeri hedeflerin olmadığı şehir merkezinde” meydana geldiğini söyledi.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski sosyal medya platformundan yaptığı bir paylaşımda, ülkenin güneydoğusundaki Zaporijya kentinin dışında yer alan Vilniansk kasabasının füzelerle hedef alındığını, yedi sivilin hayatını kaybettiğini yazdı.

Ukrayna halkının her gün bu tür saldırılara maruz kaldığını söyleyen Zelenski, Rus işgalinden kurtulmanın güçlendirilmiş bir savunma sistemi ile olacağını yineleyip Kiev’e yardımcı olan tüm ülkelere teşekkürlerini sundu.

Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Kursk kentine düzenlenen Ukrayna saldırısında beş kişinin hayatını kaybettiği, ölenler arasında iki çocuğun olduğu da belirtildi.

Yine Tver, Bryansk, Belgorod kentleriyle, 2014’te Ukrayna’dan ilhak ettikleri Kırım Yarımadası’nda gece boyu altı tane Ukrayna menşeli insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü belirtildi.

Paylaşın

“Karadeniz Doğalgazı” Müjdesi Havada Kaldı

13 Haziran 2022 tarihinde AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından müjdelenen “Karadeniz Doğalgazı”nda üretim hedefine ulaşılamadı.

Karadeniz Gazı’na yönelik 2023 yılının ilk çeyrek verileri, müjdenin havada kaldığını gözler önüne serdi.

BirGün’den Mustafa Bildirci’nin aktardığına göre, toplam 10 milyon metreküp olacağı belirtilse de Ocak-Mart 2023 döneminde çıkarılan gazın yalnızca 3,6 milyon metreküp olduğu öğrenildi. CHP Milletvekili ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, iktidarın ekonomik krizi gölgelemek için “Hayal satmaya son sürat devam ettiğini” söyledi.

Erdoğan’ın, “10 milyon metreküp” hesabını anımsatan CHP’li Bakırlıoğlu, “Buna göre, günlük 6,4 milyon metreküp gazımız buhar oldu” diye konuştu. Erdoğan’ın, doğalgaz çıkarılmasının ardından üretime Nisan 2023’te başlanacağı yönündeki sözlerine de dikkati çeken Bakırlıoğlu, şunları söyledi:

“Ancak ilk üretim ancak Eylül 2023’te yapılabildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan da seçimlerden hemen önce, 20 Nisan 2023 tarihinde sosyal medya hesaplarından, ‘Karadeniz doğal gazını devreye aldık’ mesajını paylaştı. Oysa EPDK verilerine göre Karadeniz doğalgazı ancak Eylül 2023’te verilere yansıdı. Bu düpedüz yurttaşı kandırmaktır. Seçim kazanmak adına yürütülen bu doğal gaz çıkarma serüveni onlarca cevapsız soruyla yürütülüyor.”

Bakırlıoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın da Mayıs 2024’te yaptığı açıklamada, “2025 yılının ilk çeyreğinde 10 milyon metreküpe ulaşmayı hedefliyoruz” dediğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“2023 yılında da günlük hedef 10 milyon metreküptü, önümüzdeki yılın ilk çeyreği içinde Bakan günlük hedefi 10 milyon metreküp olarak ifade ediyor. Gazın meşalesi ilk olarak seçim için yakılmıştı. Şimdi geldiğimiz noktada görüyoruz ki aynı yalanı meydanlarda, televizyonlarda öyle çok söylediler ki kendileri de inanır olmuşlar.

Yurttaşa yalan söylemekten hiç utanmıyorsunuz. Karadeniz doğalgazının üretimi ile ilgili elimizde herhangi bir maliyet yok. Geçmişteki deneyimlerimiz, hedeflenenin çok gerisindeki kalmış olan üretim, ister istemez rezerv miktarını da sorgulamamıza neden oluyor. Sayın Bakan bıraksın hayal satmayı da önce yurttaşımızın aklındaki bu belirsizlikleri gidersin.”

Meclis gündeminde

Karadeniz Gazı’na yönelik belirsizlikleri TBMM gündemine de taşıyan CHP’li Bakırlıoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’a şu bazı soruları sordu:

Sakarya Gaz Sahası’nda bulunan Oruç Reis ve Barbaros Hayreddin sismik araştırma gemilerinin, Fatih ve Yavuz sondaj gemilerinin, daha çok kuyu tamamlama faaliyetlerinde kullanıldığı anlaşılan Kanuni sondaj gemisinin ve bunlara eşlik eden Platform Destek gemilerinin gaz rezervi arama, bulma ve bulunan rezervleri çıkarma maliyetleri nedir?

Deniz dibine döşenen boru hattı için İtalyan Saipem’e ne kadar para ödenmiştir?

Karadeniz’de 2023’ün ilk çeyreğinde çıkarılacağı ifade edilen günlük 10 milyon metreküp doğalgaz üretim hedefine neden ulaşılamamıştır? Neden üretim günlük 3,6 milyon metreküpte kalmıştır?

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından seçim öncesi müjde olarak açıklanan ve Nisan 2023’te doğal gaz üretimi gerçekleştirileceği söylenen Karadeniz’de, neden ilk üretim ancak Eylül 2023’te yapılabilmiştir? Bu gecikmenin sebebi nedir?

Paylaşın

Haziran Ayında Türkiye Yangınlarla Kavruldu!

Orman Genel Müdürlüğü (OGM) verilerine göre, 1-21 Haziran tarihleri arasında Türkiye genelinde 399 yangın meydana geldi. Geçen yıl aynı dönemde 84 yangın meydana gelmişti.

Yangınlarda 2 bin 548 hektar ormanlık alan zarar görürken, geçen yıl bu dönemde yangınlardan 41 hektar ormanlık alan zarar görmüştü. Geçen yıl orman dışı 155 yerde yangın çıkarken, bu yıl 551 yerde orman dışı noktada yangın yaşandı.

Yangınlar artarken, müdahalede geç kalınması, teknik ekipman ve yangın söndürme uçaklarının eksikliği ise hasarı daha da büyüttü. CHP, DEM Parti, Saadet Partisi ve İYİ Parti’nin orman yangınlarının araştırılmasına dair 25 Haziran’da ayrı ayrı verdiği önergelerin tamamı AK Parti ve MHP’lilerin oylarıyla reddedildi.

Haziran ayında yaşanan en büyük yangın ise 20 Haziran gecesi başlayan ve ertesi gün sabaha karşı söndürülen Diyarbakır’ın Çınar ile Mardin Mazıdağı ilçeleri arasındaki köylerde çıkan yangındı. Yangında 15 kişi yaşamını yitirdi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın açıklamasına göre, 14 bin 900 dekarlık alan yandı, 924 hayvan öldü, onlarca hayvan yaralandı. Hasadı yapılan buğday ve diğer ürünler zarar gördü.

Yanı sıra Malatya’nın Pütürge ilçesinde 26 Haziran’da 3 ayrı ormanlık alanda yaşanan yangınlarda 400 dönümlük alan zarar gördü. Çam ve meşe ağaçlarının olduğu alana yayılan ve yerleşim alanlarına yaklaşan yangın, havadan ve karadan yapılan müdahalelerle kontrol altına alındı. Aynı gün kentte başka yangınlarda çıkarken, Malatya İtfaiye Daire Başkanlığı sabah saat 09.00’dan gece yarısına kadar toplam 89 yangın ihbarı aldığını açıkladı.

Adıyaman’ın Gerger ilçesinde de 27 Haziran’da sabaha karşı ormanlık alanda başlayan yangın önce söndürüldü. Ancak kısa bir süre sonra tekrar başlayan yangın günlerce devam etti. Yangın rüzgarın da etkisiyle geniş bir alana yayıldı. 28 Haziran’da Sincik ilçesine bağlı Sakız köyü yakınlarında kuru otlardan başlayan ve ormana sıçrayan yangın ise bir süre sonra kontrol altına alındı ancak 30 dönümlük alandaki ağaçlar zarar gördü.

Yine Elazığ’ın Sivrice ilçesi ile Maden beldesi, Diyarbakır’ın Çınar, Çermik ve Hani ilçeleri, Tunceli’nin Pülümür ilçesi, Batman’ın Kozluk ilçesi, Bingöl’ün Genç ve Kiğı ilçeleri, Siirt’in Şirvan ilçesi, Mardin’in Derik, Nusaybin, Artuklu ve Ömerli ilçeleri, Adıyaman’ın Çelikhan ilçesinde yangın yaşandı.

Yangınlar kısa sürede kontrol altına alınırken, özellikle Dêrik’te çıkan yangın yerleşim yerlerini tehdit etti, evler boşaltıldı. Gaziantep’in Nizip ilçesinde 21 Haziran’da çıkan yangında ise 5 hektar tarım arazisi ile 10 dönüm ormanlık alan kül oldu. Suriyeli mültecilerin kaldığı barınma merkezindeki 2 konteyner ve bir yakıt deposu zarar gördü.

Haziran ayındaki bir başka büyük yangın ise Marmara bölgesindeki Çanakkale’de yaşandı. 18 Haziran’da tarihi Gelibolu Yarımadası’nda yer alan Eceabat ilçesine bağlı Kumköy köyü yakınlarında çıkan ve 20 saat süren yangında 575 hektarlık alan yandı. Yangın süresinde Çanakkale Boğazı gemi trafiği, kuzey-güney tek yönde ve geçici olarak askıya alındı, Gelibolu Tarihi Alanı ziyarete kapandı.

20 Haziran’da Ezine ilçesi Kiremitoba Mahallesi’nde çıkan yangında da tedbiren yurttaşlar tahliye edilirken, 3 katlı bir ev, ahır ve yem deposu yanarak kullanılamaz hale geldi. 26 Haziran’da Ayvacık ilçesinde makilik alanda çıkan yangın ise rüzgarın etkisiyle bir anda büyüdü ve hızla ilerleyerek Assos Antik Kenti’ne sıçradı. 1 köyün de boşaltıldığı yangın bir süre sonra kontrol altına alındı. Öte yandan Çanakkale’nin Bigadiç, Bayramiç ve Eceabat ilçelerinde yangınlar yaşandı.

Marmara’da ayrıca Kırklareli’de çıkan yangında 10 dekar orman ile 5 dekar hasat edilmiş buğday tarlası yanarken, Edirne’nin Keşan, Bursa’nın Büyükorhan, Sakarya’nın Akyazı, Balıkesir’in Balya, Susurluk, Kepsut, Altıeylül, Bandırma, Burhaniye, Karesi ve İvrindi ilçelerinde de orman yangınları yaşandı.

Yaz aylarında yangınların en fazla yaşandığı bölgelerden birisi olan Ege’de ise İzmir Orman Bölge Müdürlüğü, İzmir ve Manisa’da 1-21 Haziran döneminde 45 adet orman ve 120 adet kırsal yangın yaşandığını bildirdi. Bu yangınlar İzmir’in Seferihisar, Bergama, Dikili, Gaziemir, Torbalı, Çeşme, Kemalpaşa ve Bornova ilçelerinde yaşanırken, Dikili’de Çandarlı’da yaşanan yangın bölgede bulunan siteleri de tehdit etti. Manisa’da yaşanan en büyük yangın 21 Haziran’da Salihli ilçesinde çıkan ve yaklaşık 15 saat süren orman yangınıyken, bu yangında 300 hektarlık alan yandı. Yine Manisa’nın Kula, Şehzadeler ve Yunusemre ilçelerinde de yangınlar yaşandı.

Bölgede yaşanan en büyük yangın ise Uşak Merkez ilçesi Akbulak Köyü’nde çıkan ve 40 saat süren yangın oldu. Hacışerifler, Velibeyler ve Çamurak mahallelerinde evlerin de boşaltıldığı yangında hektarlarca tarım ve orman alanı yandı. Bölgede yine Uşak’ın Ulubey ilçesinin yanı sıra, Muğla’nın Milas, Menteşe, Denizli’nin Buldan ve Babadağ, Afyon’un Merkez, Kütahya’nın Merkez, Aydın’ın Kuyucak, Koçarlı, Bozdoğan ve Didim ilçelerinde de orman yangınları yaşandı. Aydın Kuyucak’taki yangında 300, Bozdoğan’daki yangında 22 dönüm, Muğla Milas’ta ki yangında ise 1 dönüm ormanlık alan yandı.

Ay içerisinde Konya’nın Beyşehir, Adana’nın Aladağ, Kozan ve Feke, Mersin Gülnar, Erdemli ve Mut, Antalya’nın Alanya ve Manavgat, Kastamonu’nun Cide ve Sinop’un Saraydüzü ilçesinde de yangınlar çıktı. Mersin Erdemli’de 10, Sinop Saradüzü’nde çıkan orman yangınında 3 buçuk hektar alan yandı. Yine Bartın’ın Kurucaşile ilçesinde şiddetli rüzgar nedeniyle kopan elektrik tellerinin yarattığı kıvılcımların ardından çıkan orman yangını da kısa sürede söndürüldü.

Paylaşın

İsrail, Lübnan Hizbullah’ıyla Savaşa Mı Giriyor?

Hamas’ın 7 Ekim’de tetiklediği çatışmalar sonrası İsrail ile Lübnan sınırında gerilim zirveye çıkarken, İsrail ile Lübnan Hizbullah’ı arasında birkaç hafta içinde geniş çaplı bir çatışmanın patlak verebileceği ileri sürüldü.

Bazı Avrupa ülkelerine göre İsrail ile Hizbullah arasında birkaç gün içinde savaş çıkabilir. Birçok ülke vatandaşlarına Lübnan’ı terk etmelerini tavsiye etti. Kanada da Lübnan’dan binlerce kişiyi tahliye etmeye hazırlanıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD vatandaşları için bir seyahat uyarısı yayınlayarak, Lübnan’a seyahat etmeyi ‘ciddi bir şekilde yeniden düşünmelerini’ istedi.

ABD istihbaratı, İsrail ve Hamas’ın Gazze Şeridi’nde bir ateşkes anlaşmasına varamaması halinde önümüzdeki birkaç hafta içinde İsrail ile Hizbullah arasında geniş çaplı bir çatışmanın patlak verebileceğini öne sürdü.

Şarku’l Avsat’ın Alman haber ajansı DPA’dan aktardığına göre, ABD’li yetkililer her iki tarafı da gerilimi düşürmeye ikna etmeye çalışıyor. Gazze Şeridi’nde ateşkes sağlanırsa bu daha kolay olacak.

Ancak anlaşmaya varmak için halen gergin müzakereler sürüyor. ABD’li yetkililer, İsrail ile Hamas’ın yakın gelecekte masadaki anlaşmayı kabul edeceğine şüphe ile yaklaşıyor.

Politico’nun istihbarat konusunda bilgi sahibi üst düzey ABD’li yetkililere dayandırdığı haberine göre İsrail ordusu ile Hizbullah savaş planları geliştirdi ve ilave silahlar satın almaya çalışıyor.

Her iki taraf da (İsrail ve Hizbullah) kamuoyu önünde bir savaş istemediklerini ifade etmiş olsalar da Biden yönetiminin üst düzey yetkilileri, önleme çabalarına rağmen şiddetli çatışmaların patlak vereceğine giderek daha fazla inanıyor.

Politico’nun hassas istihbarat bilgileri hakkında özgürce konuşabilmek için adının açıklanmasını istemeyen üst düzey bir ABD’li yetkiliden aktardığına göre risk son haftalarda hiç olmadığı kadar yüksek. ABD istihbaratının duruma ilişkin değerlendirmesi, Avrupa ülkelerinden gelen değerlendirmelere kıyasla biraz daha muhafazakâr.

Bazı Avrupa ülkelerine göre İsrail ile Hizbullah arasında birkaç gün içinde savaş çıkabilir. Birçok ülke vatandaşlarına Lübnan’ı terk etmelerini tavsiye etti. Kanada da Lübnan’dan binlerce kişiyi tahliye etmeye hazırlanıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı dün, ABD vatandaşları için bir seyahat uyarısı yayınlayarak, Lübnan’a seyahat etmeyi ‘ciddi bir şekilde yeniden düşünmelerini’ istedi.

İki üst düzey yetkili, savaşın tam olarak ne zaman patlak vereceğinin belli olmadığını vurgularken, İsrail’in stoklarını ve kuvvetlerinin kapasitesini hızla yeniden inşa etmeye çalıştığını kaydetti.

Paylaşın

DEM Parti’nin “İradeye Saygı Yürüyüşü” Başladı: Kayyımlar Gidecek Biz Kalacağız

“İradeye Saygı Yürüyüşü”ne ilişkin konuşan DEM Parti Milletvekili Çiçek Otlu, “Bu adalet yürüyüşü, Kürt halkının iradesinin gasp edilmesine ‘hayır’ demektir. Bu yürüyüş, emeğimize ve özgürlüğümüze sahip çıkma yürüyüşüdür “dedi ve ekledi:

“İstanbul’dan Hakkari’ye yaşam hakkımızı, belediyelerdeki irade hakkımızı savunmak için yürüyoruz. Belediye eş başkanlarımızı biz seçeceğiz. Adalet yürüyüşümüz devam edecek ve kayyımlar gidecek biz kalacağız. Yaşasın birleşik mücadelemiz.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partili (DEM Parti) Hakkari Belediyesi’ne kayyum atanmasına karşı 3 Temmuz’da Van’dan Hakkari’ye yapılacak yürüyüş için İstanbul ve Ege’den yola çıkıldı. Yürüyüşçülerin bir kısmının 18.00 gibi Ankara’da olacağı iletilirken, 18.30 gibi Sakarya Caddesi’nde basın açıklaması yapılacağı duyuruldu.

Yürüyüşün yanı sıra her kentte eylemler yapılacak, Hakkari Belediyesi meclis üyeleri de Ankara ve İstanbul’da temaslarda bulunacak. Hakkari ve İstanbul’da devam edecek olan nöbet eylemleri her gün yapılacak. İl ve ilçelerden oluşan heyetler Hakkari’deki nöbete katılacak. İki kentin dışında tüm kentlerde nöbet eylemleri yerine haftada bir gün kitlesel nöbet, yürüyüş, eylem ve etkinlikler yapılacak. Şimdiye kadar belediyeler önünde yapılan eylemler başka merkezi yerlere taşınacak.

Hakkari Belediye Eşbaşkanı Mehmet Sıdık Akış’ın tutuklanmasından sonra toplanan belediye meclisi, işletilmeyen hukuku ve kanunu işleterek, başkanvekili seçmişti. Hakkari’de belediye eşbaşkanı ve meclis üyelerinin yer aldığı bir heyet oluşturularak, kayyum gaspına karşı Ankara ve İstanbul’da bir dizi ziyaretlerde bulunacak.

Kayyuma karşı düzenlenecek yürüyüş ise İstanbul’da başlayıp Hakkari’de tamamlanacak. İradeye Saygı Yürüyüşü’ne katılanlar, buradan kitlesel bir şekilde Hakkari’ye uğurlanacak. Yürüyüşçüler, 196 kilometre boyunca yürüyecek. Yürüyüşün 6 gün sürmesi beklenirken yürüyüş güzergâhında bulunan yerleşim yerlerinde halk buluşmaları da gerçekleştirilecek. Tüm kentlerden sivil toplum ve demokratik kitle örgütlerinden isimlerin de yürüyüşe katılacağı öğrenildi.

“Adalet yürüyüşümüz devam edecek”

“İradeye Saygı Yürüyüşü”ne değinen DEM Parti Milletvekili Çiçek Otlu, “Kürtler ve Türkiye’deki halklar, emekçi, sol hareketler olarak hiçbir şekilde AKP faşist rejiminin baskılarına ve kayyım atamalarına boyun eğmeyeceğimizi Van’da ki büyük halk direnişiyle gösterdik” dedi ve ekledi:

“Kayyım atamasından sonra ’Hakkari için İstanbul ayakta’ şiarıyla başlattığımız Adalet Nöbeti her gün büyüyerek sürmekte. İstanbul’dan Amed’e, Amed’den İzmir’e, İzmir’den Samsun’a ve Şırnak’a kadar bütün halklar birleşerek, AKP rejiminin kayyım gaspına karşı mücadeleyi büyütüyoruz.

Bu adalet yürüyüşü, Kürt halkının iradesinin gasp edilmesine ‘hayır’ demektir. Bu yürüyüş, emeğimize ve özgürlüğümüze sahip çıkma yürüyüşüdür. İstanbul’dan Hakkari’ye yaşam hakkımızı, belediyelerdeki irade hakkımızı savunmak için yürüyoruz. Belediye eş başkanlarımızı biz seçeceğiz. Adalet yürüyüşümüz devam edecek ve kayyımlar gidecek biz kalacağız. Yaşasın birleşik mücadelemiz.”

Paylaşın

EURO 2024: Almanya Çeyrek Finalde

2024 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2024) Son 16 Turu’nda Almanya ile Danimarka, BVB Dortmund Stadı’nda karşı karşıya geldi. Almanya, sahadan 2-0 galip ayrılarak, çeyrek finale yükseldi.

Haber Merkezi / İngiliz hakem Michael Oliver yönettiği mücadelede Almanya’nın gollerini 53. dakikasında Kai Havertz ve 68. dakikada Musiala kaydetti.

Almanya çeyrek finalde İspanya – Gürcistan maçının galibiyle karşılaşacak.

Mücadele 35. dakikada yoğun yağmur ve dolu nedeniyle durdu ve iki takım oyuncuları soyunma odasına gitti. 35. dakikada itibarıyla karşılaşma, yağışın etkisinin azalmasıyla birlikte hakem atışıyla yeniden başladı. İlk yarı golsüz eşitlikle sona erdi. 48. dakikada Danimarka’da Andersen, topu ağlara gönderdi ancak VAR incelemesi sonucunda pozisyonun ofsayt olduğu belirlendi.

52. dakikada ceza sahası içinde Andersen’in topa elle müdahalesi sonucu VAR’ın uyarısıyla Almanya penaltı kazandı. 54. dakikada beyaz noktanın başına geçen Havertz, topu ağlara göndererek Almanya’yı 1-0 öne geçirdi. 68. dakikada atılan uzun pasla buluşan Musiala sol kanattan ceza sahasına girerek meşin yuvarlağı ağlara gönderdi ve skoru 2-0’a getirdi.

Hakemler: Michael Oliver, Stuart Burt, Dan Cook (İngiltere)

Almanya: Neuer, Kimmich, Rudiger, Schlotterbeck, Raum (Dk. 80 Henrichs), Andrich (Dk. 64 Emre Can), Kroos, Sane (Dk. 88 Anton), İlkay Gündoğan (Dk. 64 Füllkrug), Musiala (Dk. 80 Wirtz), Havertz

Danimarka: Schmeichel, Andersen, Vestergaard, Christensen (Dk. 81 Larsen), Bah, Hojbjerg, Delaney (Dk. 69 Norgaard), Maehle, Eriksen (Dk. 81 Damsgaard), Skov Olsen (Dk. 69 Poulsen), Höjlund (Dk. 81 Wind)

Goller: Dk. 53 Havertz, Dk. 68 Musiala (Almanya)

Paylaşın

Özel’den “Millet İttifakı” Yorumu: Hata Yaptık

Seçimler sonrası dağılan Millet İttifakı’na ilişkin değerlendirme yapan CHP Lideri Özgür Özel, “Benim farklı düşündüğüm nokta şu: Geçen sefer bir hata yaptık. 6 atleti bellerinden birbirine bağladık, koşun dedik, herkes birbirine engel oldu. Hepsi kendi kimlikleriyle koşsaydı, gerektiğinde bir iş birliği yapılabilirdi. Geçen seferki en büyük sorunumuz buydu” dedi ve ekledi:

“Önce bir tartışma çıkar sporcular kaç kilo basıyor diye. 1 kilo mu 30 kilo mu 90 kilo mu bilmiyorduk, herkes kendisinin çok bastığını iddia ediyordu. Millet İttifakı, teknik bir ittifaktan ziyade siyasi bir ittifaktı. Birbirini genişleyen değil, kısıtlayan bir ittifaka dönüşmüştü. Kimse kimseden memnun değildi. Teknik ittifakta herkes gücünü bilir ama sandıkta bir çerçevede yer alırsın ki bölge bölge bir başkasına yarar. Herkes öz kimliğiyle siyaset yapmalı, seçim sathı mahaline girdiğinde bu durum konuşulmalı.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Gazeteci Fatih Altaylı’nın YouTube kanalına konuk oldu. Özgür Özel’in açıklamalarından satır başları şöyle:

Erdoğan ile görüşme: Biz siyaset yapıyoruz ve 2024 yılındayız. Savaşmak üzere değil, konuşmak üzere kurulmuş bir parlamento orası. Mücadele ve müzakere birlikte yürürse, bunun adı siyasettir. Ben beklerdim ki Erdoğan seçimden sonra beni tebrik etsin, arasın. Bayramda ben aradım ve randevu istedim. İşin insani ve medeni yönünü önemsiyorum. Erdoğan köprüleri istediği kadar atsın, ben bayramda onu yine ararım.

Karşılıklı saygıyı korumak lazım. O sana gelmez, elini havada bırakır, ikincisi uzatmazsın o ayrı. Ben bütün partilerle bayramlaşıyorum. Dünyanın lafını etti Devlet Bey, bayramda aradım. Biraz da şakalaştık. ‘Bayram öncesinde biraz sürtüştük’ dedim. Devlet Bey de gülerek, ‘Siyasette olacak böyle şeyler, önemli olan bayramlaşabilmek’ dedi. Karşılıklı çatışmaları ara ara yumuşatmazsanız, 80 öncesi sağ sol çatışması gibi şeyler gündeme gelir.

TRT’sinden AA’sına, bize her yer kapalı. Öyle bir noktadayız ki kendin söyle kendin işit. O açıdan bu diyalog yanlış değil. Türkiye’de bir masada kurulunca iki ihtimal var, ya pazarlık ya ittifak. Masa yoksa birbirine el bombası atacaksın. Öyle bir şey olmaz. Müzakere olmadan mücadele olmaz. Anadolu’ya gidiyorsun, seçmenin azımsanmayacak bir kısmı, ‘Kötüyüz ama Tayyip Bey bilmiyor, yoksa çözer’ diyor. Ben gidiyorum söylüyorum işte, çözsün. Ben bu kutuplaşmadan CHP’nin fayda gördüğünü görmedim. Birileri bu memleketi kutuplaştırdı.

Bir gazeteci veya YouTube yayıncısı, 6 aydır sert bir şekilde eleştiriyor. Biz bu anlayışla açı yaptık diye yok gözlüklerini kırarım, gözüne sokarım. Sonra bizim arkadaşlar cevap vermeye başladılar. Bu bir patlamaya dönüştü. O kadar yoğun bir refleks keşke olmasaydı. Kimse meselenin özüne bakmıyor, CHP’liler gazeteciye had bildiriyor diyor. Halbuki adam 6 aydır en ağır lafları söylemiş, en son küfre varan bir şey yapınca…

Kılıçdaroğlu – İmamoğlu görüşmesi: Böyle görüşmeler beni hiç rahatsız etmez. Partide de bir normalleşmeye ihtiyaç olduğu çok açık. Ekrem Başkan ile çok açık bir iletişimimiz var. Kritik bir mevzu olunca direkt birbirimizi arıyoruz, haberdar ediyoruz. Ekrem Başkan, ‘Genel Başkanı aradım, yemek yiyelim diye konuştuk, ama tarihi zamanı belli değildi, haber sızdırmışlar ama’ dedi. Yapanları biliyoruz…

Ekrem İmamoğlu – Mansur Yavaş: Aralarında bir gerilim yok. Belediyeler Birliği’nde tansiyon yükseliyor diyor, yönetiyoruz biz süreci. İkisi de birbirini destekledi. Ekrem Başkan, Mansur Başkan için gayret gösterdi. İkisinin de gözünde ve gönlünde bu partiyi iktidar yapmak var. Daha önümüzde belki de 4 yıl var. En doğru adayı belirlemek durumundayız. Ölçeceğiz, anket yapacağız, en geniş katılımla belirleyeceğiz.

Cumhurbaşkanlığı adaylığı: En doğru aday ben olsam geri durmam. Ama ben yapı olarak partiyi iyi yönetebilecek, sosyal demokratları, solcuları çok daha rahat konsolide edebilecek, sözüne kendi mahallesinin çok inandığı yapıda bir siyasetçiyim, ama bizim biraz daha geniş toplum kesimlerine açılabilecek bir adaya ihtiyacımız var. Ama yarın bu konuda bambaşka biri var denilirse döner hep beraber bakarız. Ekrem Bey de Mansur Bey de ‘hayır ben aday olacağım’ diyecek biri değil. Türkiye’nin nereden döndüğünü görüyoruz biz.

Hukuk ayaklar altında, beka sorunları uyduruyorlar, gençler gidiyorlar. Biz bu ülkeyi bambaşka bir noktaya getirebiliriz. Yeniden demokrasiye kavuşturduğumuzda ülkeye, küçük hesaplarla belki de bin yıl kaybettiririz. 28’inde çok büyük bir felaket yaşadık. Seçmende duygusal kopuş vardı. Ekrem Bey dedi ki ‘Ben İstanbul’a bile aday olmam değişim olmazsa’ dedi. Ben de, ‘İzmir’i bile kaybederiz’ dedim. Türkiye’de AKP iktidarı mutlaklaşırdı. Önce değişim, sonra 31 Mart seçimleri gençlerin gözlerini yeniden ışıldattı. Ama bir kez daha bir kayıp yaşatırsak, bir daha toparlanma imkanı yok. Mucize yaşadık hep birlikte.

Suriye: Suriye ile sempatik kanaldan temas ediyoruz. Arka kapı diplomasisi yani… Önümüzdeki günlerde eğer ayarlayabilirsek, çok uzun vadede değil, bu yaz içinde gidip Esad ile görüşmeyi düşünüyorum. Aslında Erdoğan da ‘istihbaratçılarımız görüşüyor, bunu diplomatik temaslara çevirebiliriz’ diyordu.

Biz de burada kilitli kapıyı açabilir miyiz diye bir arka kapı diplomasisi üzerinden temas yürütüyoruz, olumlu da gidiyor. Önümüzdeki 1-1,5 ay içinde olabilirse Esad ile bir görüşme yapacağım. Öncesinde de Sayın Erdoğan ve Dışişleri Bakanı ile de görüşebilirim. Türkiye ile bir masaya oturulsun ve sığınmacı sorunu, senin de iç savaş sorununu çözecek adımlar atılsın. Bir Rusya bir de Amerika tarafı var tabii ki, onu da AB katkısı ile hep beraber çözeriz.

Türkiye’nin de özendirici şeyler yapması lazım. Belki, Türkiye’de doğan 1 milyon çocuklar için vizesiz dolaşım hakları verilebilir. Bugünden baktığında zaten 10 milyon kişi burada kalırsa 25 milyon olacaklar. Bu çocukların Türkiye’de okuma, gezme, tatil yapma hakkı olsun. Bir çare düşünülmeli, bir paket hazırlanmalı. Biz bu paketi hazırlıyoruz. Trenlere bindirip yollayacağız diyorlar, yok öyle bir şey.

Ülkelerinin buna rıza göstermesi, teşvik etmesi, bizim teşvik etmemiz ve kaynak bulmamız lazım. Esad ile görüşmeden olmaz. Sen sürüyorsun onları o da dedi ki gelirlerse kimyasal silah kullanacağım, nasıl göndereceksin? İktidar olmadan çözmeye hazırız, 4 yıl sonra çok daha çözülemez bir hale gelecek. Burada bir ulusal mutabakat kuralım. Esad’dan da olumlu sinyaller geliyor. Hiç değilse bunu denemek istiyoruz.

Millet İttifakı: İktidarla görüştüğümüz gibi muhalefetle de görüşüyoruz. Benim farklı düşündüğüm nokta şu: Geçen sefer bir hata yaptık. 6 atleti bellerinden birbirine bağladık, koşun dedik, herkes birbirine engel oldu. Hepsi kendi kimlikleriyle koşsaydı, gerektiğinde bir iş birliği yapılabilirdi. Geçen seferki en büyük sorunumuz buydu. Önce bir tartışma çıkar sporcular kaç kilo basıyor diye.

1 kilo mu 30 kilo mu 90 kilo mu bilmiyorduk, herkes kendisinin çok bastığını iddia ediyordu. Millet İttifakı, teknik bir ittifaktan ziyade siyasi bir ittifaktı. Birbirini genişleyen değil, kısıtlayan bir ittifaka dönüşmüştü. Kimse kimseden memnun değildi. Teknik ittifakta herkes gücünü bilir ama sandıkta bir çerçevede yer alırsın ki bölge bölge bir başkasına yarar. Herkes öz kimliğiyle siyaset yapmalı, seçim sathı mahaline girdiğinde bu durum konuşulmalı.

Kemal Kılıçdaroğlu: Kemal Bey ile görüşüyoruz. Aramız iyi, benim açımdan hiçbir sorun yok. Kemal Bey açısından da bir sorun olduğunu düşünmüyorum ama nifak tohumu saçmak isteyen üçüncü şahıslar var. Onların bu çabasının partiye zarar vereceğini görmek lazım. Bazı şeyler konuşuluyor, nasıl sabrediyorsun diyorlar, CHP’nin Genel Başkanlarının İsmet Paşa’dan gelen bir geleneği var, bazı şeyleri duymazdan gelirler.

Biz Hatay’da 5 kez anket yaptık, hepsinde en iyi adayımızı mevcut belediye başkanımızdı. Ben arayış içindeyiz deyince belki de adayı değersizleştirdik. İletişimde çok açık olduğum eleştirisini zaman zaman alıyorum. Gayri ahlaki şekilde depremzedelere bakarak ‘Bize oy vermezseniz, Hatay ayağa kalkmaz’ dediler. Kazansak çok iyi olacaktı, kaybettik. Kendimde de kusur görüyorum. Belki de adayı ilk günden ölçtün, yürü, arkana bakma, belki o zaman olacaktı. Fazla titizlendik, kusursuz yürütmedik süreci. Onun dışında pek bir hata yaptık gibi gözükmüyor. Objektif bir şekilde belirledik bütün adayları, subjektif kararlar vermedik.”

Paylaşın

Hamas’tan “Ateşkes” Açıklaması: Görüşmelerde İlerleme Yok

Beyrut’ta basın toplantısı düzenleyen Hamas’ın üst düzey yetkililerinden Usame Hamdan, İsrail’le yürütülen ateşkes görüşmelerinde şu ana kadar herhangi bir ilerleme kaydedilmediğini söyledi.

Haber Merkezi / Hamdan, kendilerinin ateşkes sağlayacak pozitif bir anlaşma konusunda hazır olduklarını dile getirdi. Hamdan açıklamasında ABD yönetimini de Hamas üzerinde İsrail’in şartlarını kabul ettirmek için baskı yapmakla suçladı.

İsrail hapishanelerindeki Filistinlilere karşılık Gazze’de tutulan rehinelerin takas edilmesi ihtimaline atıfta bulunan Hamdan, “Hamas bir kez daha, kalıcı bir ateşkes, Gazze Şeridi’nden kapsamlı bir çekilme ve ciddi bir takas anlaşmasını güvence altına alacak her türlü teklife olumlu yaklaşmaya hazırdır” dedi.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 69 artarak 37 bin 834’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 429 artarak 86 bin 858’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan Avrupa Birliği (AB) terör örgütü olarak tanımladığı Hamas ve Filistin İslami Cihat’la (PIJ) mücadelede kapsamında üç şirket ve altı kişiye daha yaptırım kararı aldı.

Hamas’a İran’dan para transferi sağladığı tespit edilen ve kara para aklamakla suçlanan Zuheir Shamlakh, Hamas’ın “Batı Şeria’daki ajanlarını yönlendirmekten sorumlu” üst düzey siyasi ajanı Maher Rebhi Obeid ve PIJ’lilere ve PIJ’li mahkum ailelerine maddi destek sağlayan Muhjat AlQuds Vakfı’nın lideri PIJ üyesi Jamil Yusuf Ahmad Aliyan, Avrupa Konseyi’nin yaptırım kararı aldığı simlerden bazıları.

Ayrıca Zawaya, Larrycom ve Al Zavaya şirketleri de AB’nin yaptırım uyguladığı şirketler listesine alındı.

AB Konseyi, Hamas ve PIJ’yi finanse ettikleri ve şiddet eylemlerine destek oldukları gerekçesiyle yaptırım kararı aldığı kişi ve kurumların AB’deki mal varlıklarını donduracak, söz konusu kişilere AB’ye seyahat yasağı getirecek. Ayrıca üçüncü kişilerin yaptırım listesinde yer alan şirket ve kişilere doğrudan veya dolaylı yoldan ekonomik kaynak sağlaması yasaklanacak.

Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e düzenlediği saldırının ardından Hamas’ı veya PIJ’yi destekleyen kişi ve kurumları cezalandırmak için Ocak 2024’te oluşturulan AB listesi kapsamında toplamda 12 kişi ve üç kuruluşa yaptırım uygulanıyor.

Ayrıca ABD’li yetkililer, ABD ordusunun Gazze’ye yardım götürmek için inşa ettiği iskelenin hava koşulları nedeniyle kaldırıldığını ve ABD’nin yardımlar yeniden Gazze’de halka aktarılmaya başlamadıkça iskeleyi yeniden kurmayı düşünmediklerini söyledi.

Ordu, gıda yardımının iskele aracılığıyla ulaştırılmasına yardımcı olsa da, gıdanın büyük çoğunluğu hala iskelenin yakınındaki depoda duruyor. Deponun neredeyse dolu olduğu kaydediliyor. Yardım kuruluşları, insani yardım konvoylarının saldırıya uğraması nedeniyle gıda yardımlarını Gazze’nin en çok ihtiyaç duyulan iç bölgelerine taşımakta güçlük çekiyor.

Askeri hareketlilikle ilgili olarak adlarının açıklanmaması kaydıyla konuşan bazı ABD’li yetkililer, ordunun önümüzdeki günlerde kötü hava koşulları geçtiğinde iskeleyi yeniden kurabileceğini, ancak iskelenin yeniden kurulup kurulmayacağına ilişkin nihai kararın henüz verilmediğini belirtti.

Yaklaşık dokuz aydır süren İsrail-Hamas savaşındaki çatışmalar, İsrail’in deniz yolundan çok daha elverişli olan sınır geçişlerine getirdiği kısıtlamalar ve yardım konvoylarına yapılan saldırılar gıda, ilaç ve diğer malzemelerin akışını ciddi şekilde sınırlıyor. Bu durum, Filistinliler’in yaygın bir açlıkla karşı karşıya kalmasına yol açıyor.

Paylaşın

Mark Zuckerberg’den “Yapay Zeka” Uyarısı

“Yapay Zeka” üzerinde çalışan şirketleri eleştiren Meta CEO’su Mark Zuckerberg, “Tanrı’yı ​​falan yarattıklarını sanıyorlar ama bizim yaptığımız kesinlikle bu değil. Bunun olacağını sanmıyorum” dedi.

Mark Zuckerberg, yapay zekanın insanların çeşitli ilgi alanlarını yansıtacak şekilde oluşturulması gerektiğini söyledi.

Yapay zeka yarışında bazı şirketler öne çıkarken, bu şirketlerin çalışmaları da yakından takip ediliyor. Yakın zaman önce katıldığı bir röportajda konuşan Meta CEO’su Mark Zuckerberg, yapay zeka şirketlerini eleştirdi.

Tek ve çok güçlü bir yapay zeka üretmenin ötesinde, her ihtiyaca yönelik yapay zeka araçlarının olması gerektiğine vurgu yapan Zuckerberg, bu tarz bir amaca sahip olan yapay zeka şirketlerinin ‘Tanrı yaratmak’ kaygısıyla hareket ettiklerini söyledi.

Kallaway YouTube kanalına konuk olan Meta CEO’su Zuckerberg, yapay zeka dışında yeni geliştirilen teknolojiler hakkında da konuştu:

“Teknoloji sektöründeki insanların tek gerçek yapay zekayı inşa etmekten bahsetmesini oldukça rahatsız edici buluyorum. Neredeyse Tanrı’yı veya benzeri bir şeyi yarattıklarını düşünüyorlar. Biz bunu yapmıyoruz, bunun böyle işlediğini düşünmüyorum.”

Yapay zekanın tekelci bir yaklaşımla değil, açık kaynaklı olması gerektiğini savunan Zuckerberg, tek bir yapay zekanın her şeyi çözmeyeceğini düşünüyor:

“Gerçekçi olmak gerekirse, işlerin böyle yürümediğini düşünüyorum. İnsanların telefonlarında kullandığı tek bir uygulama yok. Tüm içeriklerini istedikleri tek bir yaratıcı yok, tüm içeriklerini istedikleri tek bir uygulama yok. Her şeylerini satın almak isteyeceği tek bir işletme yok.”

CEO aynı zamanda Meta’nın yapay zeka avatarları ve akıllı gözlükler de dahil olmak üzere çeşitli yapay zeka araçları ve teknolojileri geliştirmeye odaklandığını aktardı. Bir diğer yandan Apple’ın yapay zekası için görüştüğü Meta’yla işlerin pek de yolunda gitmediği bu röportajdan çıkarılan bir diğer sonuç oluyor.

(Kaynak: Cumhuriyet)

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Partililere Dikkat Çeken Uyarılar

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Parti içi rekabetin her koşulda kardeşçe ve aynı zamanda demokratik bir biçimde olmasını sağlamanın şart olduğunu düşünüyorum. Bireysel, kişisel ve özellikle partimizi, bizleri yoran bütün yüklerden kurtulmakla mecbur olduğumuz bir dönemin içerisindeyiz” dedi ve ekledi:

“Rekabet, daha iyiye ulaşmanın yoludur. Parti içindeki rekabet, birbiri ile yan yana koşarken birbirini ayağına çelme takmak değil, daha hızlı koşma mücadelesidir; ayrışmanın değil, bütünleşmenin aracıdır. Çeşitli ülke ve şehirlerdeki CHP yurt dışı örgütlerinde, dönem dönem parti içi rekabetin yıpratıcı hal alabildiğini görüyoruz. Evet ülkemizde de bunu yaşıyoruz, yurt dışındaki örgütlerimizde de bunu yaşıyoruz.”

İstanbul Büyükşehir Belediye İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, partisinin 2024 Yurt Dışı Örgütlenme İkinci Yüzyıl Vizyonu Çalıştayı’nda konuştu. İmamoğlu, özetle şunları söyledi:

Parti içi rekabetin her koşulda kardeşçe ve aynı zamanda demokratik bir biçimde olmasını sağlamanın şart olduğunu düşünüyorum. Bireysel, kişisel ve özellikle partimizi, bizleri yoran bütün yüklerden kurtulmakla mecbur olduğumuz bir dönemin içerisindeyiz. Rekabet, daha iyiye ulaşmanın yoludur.

Parti içindeki rekabet, birbiri ile yan yana koşarken birbirini ayağına çelme takmak değil, daha hızlı koşma mücadelesidir; ayrışmanın değil, bütünleşmenin aracıdır. Çeşitli ülke ve şehirlerdeki CHP yurt dışı örgütlerinde, dönem dönem parti içi rekabetin yıpratıcı hal alabildiğini görüyoruz. Evet ülkemizde de bunu yaşıyoruz, yurt dışındaki örgütlerimizde de bunu yaşıyoruz.

Ayrıştırıcı bir dilin hakim olabildiğini de görüyoruz. Bunları görerek, bunlara tedbir alarak yol yürümenin şart olduğunu da biliyoruz. Tabii son derece sınırlı sayıda örnekler olsa da çok hassas ve çok tarihi bir dönemden geçtiğimizin farkına vararak -her zaman her yerde söylüyorum- bazı bildiğimiz, gördüğümüz, dönem dönem yüksek seviyede kınadığımız bütün tavır ve davranışlardan uzak, bir arada konuşabilmeyi, müzakere edebilmeyi, doğru yolu bulabilmeyi, ortak aklın masamızdaki kesin pusula olmasını sağlayabilmeyi başarmak zorundayız.

Partimize yakışmayan tek bir uygulamaya, tek bir söze, hatta partimize yakışmayan tek bir bakışa bile geçit vermemeliyiz. Bizler, insanlara ve birbirimize, aynen Atatürk’ün vatandaşa, o Tokat’ta çekilen fotoğraftaki baktığı gibi bakabilmeyi, aynı hassasiyeti de birbirimize bakarken gösterebilmeyi başarmak zorundayız.

Herkese ve birbirimize karşı iletişim ve müzakere kapılarının sonuna kadar açık olması gerektiğini unutmamalıyız. Bunu yapamayanların, örgütlenme içerisinde bu görevlere talip olma şansı yoktur.”

Paylaşın