Suriye İle Normalleşme: ABD’den “Karşıyız” Açıklaması

Türkiye ile Suriye arasında süren normalleşme çabalarına ilişkin soruları yanıtlayan ABD Dışişleri Bakanlığı, ülke olarak normalleşme çabalarını desteklemediklerini ifade etti:

“ABD olarak, bu soruna siyasi bir çözüme yönelik ciddi bir ilerleme görmediğimiz müddetçe Esad rejimi ile ilişkileri normalleştirmeyeceğiz. Suriye rejimiyle ilişkisi olan tüm ülkelere, bu ilişkileri Suriyelilerin insani durumunu, insan haklarını ve güvenlik durumunu iyileştirmek ve BM’nin 4456 sayılı kararının hedeflerine ulaşmak için kullanmaları yönünde çağrıda bulunduk.”

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı, Rûdaw haber ajansı Washington Büro Müdürü Diyar Kurda’nın e-posta şeklinde gönderdiği sorularını yanıtladı.

Türkiye ile Suriye arasında süren normalleşme çabalarına ilişkin soruyu yanıtlayan Dışişleri Bakanlığı, normalleşmeyi desteklemediklerini aktardı. Dışişleri Bakanlığı’ndan bir sözcü, “Türkiye ile Suriye arasında normalleşme olacağına dair bilgilendirmeler görüyoruz. Amerika Birleşik Devletleri bu normalleşme çabalarını desteklemiyor” yanıtı verdi.

Bir diğer yanıtta ise “ABD olarak, bu soruna siyasi bir çözüme yönelik ciddi bir ilerleme görmediğimiz müddetçe Esad rejimi ile ilişkileri normalleştirmeyeceğiz. Suriye rejimiyle ilişkisi olan tüm ülkelere, bu ilişkileri Suriyelilerin insani durumunu, insan haklarını ve güvenlik durumunu iyileştirmek ve BM’nin 4456 sayılı kararının hedeflerine ulaşmak için kullanmaları yönünde çağrıda bulunduk” ifadeleri yer aldı

Normalleşmede ilk adım 28 Aralık’ta atıldı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad, Suriye’de savaşın başladığı 2011 yılından bu yana dışişleri bakanları düzeyinde ilk kez resmi görüşme için Moskova’da bir araya gelmişti.

Toplantıda ilişkilerin normalleştirilmesinin yanı sıra Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan 3,7 milyon Suriyeli mültecinin ülkelerine gönüllü geri dönmeleri konusunun da ele alınacağı kaydedilmişti.

Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde konuyla ilgili yer alan açıklamada “Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi hakkında görüş alışverişinde bulunulması, terörle mücadele, siyasi süreç, sığınmacıların gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşleri de dahil olmak üzere insani konuların ele alınması planlanmaktadır” denilmişti.

Ankara ile Şam arasındaki normalleşme sürecinde Rusya’nın da girişimleriyle ilk somut adım bakanlar düzeyinde 28 Aralık’ta atılmıştı.

Moskova’da 28 Aralık 2022’de Türkiye, Rusya ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katılımıyla yapılan üçlü toplantıda Suriye krizi, mülteci sorunu ve Suriye topraklarında bulunan tüm terör örgütleri ile ortak mücadele çabaları ele alınmıştı.

İlk görüşmede Şam yönetiminin, Türkiye’den, topraklarından çekilmesini ve Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) “terörist” olarak tanınmasını istediği ancak bu taleplerin Türkiye tarafından geri çevrildiği bildirilmişti.

Nisan başında dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde yapılan toplantıya İran da katıldı. Türkiye, Suriye, Rusya ve İran savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katıldığı 25 Nisan’da yapılan toplantı, Ankara ile Şam arasında başlatılan normalleşme sürecinde yeni bir adım olmuştu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye “Suriye topraklarında her şekliyle terör örgütleri ve tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele, Suriyeli mültecilerin topraklarına dönmelerine yönelik çabaların yoğunlaştırılması”na vurgu yaptı ve tarafların “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit” ettikleri belirtilmişti.

Suriye ise “Türk birliklerinin Suriye’den çekilmesi” talebini yinelemişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Aralık toplantısı öncesinde Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili açıklamada bulunurken, “Biz şu an itibarıyla Suriye, Türkiye, Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz.

Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Rus medyasına yansıyan haberlerde, Moskova’nın Türkiye tarafından önerilen üçlü diplomasi mekanizması fikrine sıcak baktığı belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşebileceğinin sinyalini vermiş ancak Esad, Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askerlerini çekmeyi kabul etmediği müddetçe Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeyeceğini söylemişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Washington’da yaptığı basın toplantısında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a Suriye ile normalleşme gündemi kapsamında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşme talimatı verdiğini söylemişti.

Washington dönüşü uçakta gazetecilere açıklamalarda bulunan Erdoğan yol haritasının muhataplarıyla birlikte Fidan’ın oluşturacağını bildirmişti. “Suriye’nin toprak bütünlüğünün bizim de çıkarımıza olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz. Suriye’de inşa edilecek hakkaniyetli bir barış, en çok bize fayda sağlayacak” diyen Erdoğan, bu inşa sürecinin en önemli adımı da Suriye ile yeni bir dönem başlatmaktan geçtiğini söylemişti.

Şu ana kadar bu sürecin olumlu istikamette geliştiğini ve yakın zamanda somut adımlar atılmasını beklediklerini ifade eden Erdoğan, ABD ve İran’ın da bu süreci desteklemesi gerektiğine dikkat çekmişti. Bu süreci baltalamak isteyenlere karşı da “hazırlıklı oldukları” mesajını vermişti.

Erdoğan, “Suriye’nin bir ve bütün olarak yeni bir gelecek inşa etmesi için oluşacak iklimden kimsenin rahatsızlık duymaması temel beklentimizdir. Bu süreci terör örgütleri zehirlemek için elinden geleni yapacaklardır. Provokasyonlar tertipleyip oyunlar kuracaklardır. Tüm bunların farkındayız ve hazırlıklıyız” demişti.

Erdoğan, normalleşme yönünde olumlu mesajlar vermeye devam etti. Erdoğan, son olarak, “Dostlarımızın sayısını çoğaltmaya büyük önem veriyoruz. Büyük güçler arasındaki paylaşım kavgasının hızlandığı bir dönemde dış siyasette yeni denklemler kurmamız Türkiye için tercihten öte ihtiyaçtır. Bu açılımlara komşularımızla birlikte diğer ülkelerin de muhtaç olduğunu görüyoruz. Sıkılı yumrukların açılmasında fayda olduğuna inanıyoruz” dedi.

Paylaşın

Konut Fiyatları Son Bir Yılda Yüzde 45 Arttı

Konut fiyatları mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 1,3, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 45 oranında arttı. Üç büyük il incelendiğinde, konut fiyatları İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 1,1, 2,4 ve 2,6 oranlarında arttı.

Haber Merkezi / Konut fiyatlarının en çok arttığı iller ise Çankırı, Kastamonu ve Sinop oldu. Bu illerde konut fiyatları yıllık yüzde 89,8 artış gösterdi. Ayrıca, Ağrı, Ardahan Iğdır ve Kars’ta konut fiyatları yüzde 83,4 artarken, Van, Hakkari, Bitlis ve Muş’ta yüzde 71,7 arttı.

Türkiye genelinde ortalama bir konutun metrekare fiyatı 33 bin 459,9 lira olurken, ülke çapında 100 metrekarelik bir konutun fiyatı ortalama 3 milyon 460 bin lira oldu. 100 metrekarelik bir konutun ortalama fiyatı Ankara’da 2 milyon 693 bin TL, İstanbul’da 4 milyon 730 bin TL, İzmir’de ise 3 milyon 880 bin lira olarak kayıtlara geçti.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) 2024 Mart ayına ilişkin Konut Fiyat Endeksini (KFE) açıkladı. Buna göre; Türkiye’deki konutların kalite etkisinden arındırılmış fiyat değişimlerini izlemek amacıyla hesaplanan Konut Fiyat Endeksi (KFE) mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 1,3 oranında artarak 1273,5 seviyesinde gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 45,0 oranında artan KFE, aynı dönemde reel olarak yüzde 14,9 oranında azalış gösterdi.

İstanbul, Ankara ve İzmir’in konut fiyat endekslerindeki gelişmeler değerlendirildiğinde, mayıs ayında bir önceki aya göre, sırasıyla yüzde 1,1, 2,4 ve 2,6 oranlarında artış gözlendi. Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 35,3, 53,9 ve 44,2 oranlarında artış gösterdi.

Konut fiyatlarının en çok arttığı iller ise Çankırı, Kastamonu ve Sinop oldu. Bu illerde konut fiyatları yıllık yüzde 89,8 artış gösterdi. Ayrıca, Ağrı, Ardahan Iğdır ve Kars’ta konut fiyatları yüzde 83,4 artarken, Van, Hakkari, Bitlis ve Muş’ta yüzde 71,7 arttı.

Türkiye genelinde ortalama bir konutun metrekare fiyatı 33 bin 459,9 lira olurken, ülke çapında 100 metrekarelik bir konutun fiyatı ortalama 3 milyon 460 bin lira oldu. 100 metrekarelik bir konutun ortalama fiyatı Ankara’da 2 milyon 693 bin TL, İstanbul’da 4 milyon 730 bin TL, İzmir’de ise 3 milyon 880 bin lira olarak kayıtlara geçti.

Paylaşın

İktidar, İsraf Harcamalarından Vazgeçmiyor

Asgari ücret ve emekli aylıkları zammına ‘kaynak yok’ açıklamasında bulunan iktidarın, israf harcamalarından vazgeçilmediği ortaya çıktı. Yılın ilk altı aylık döneminde bütçe açığı 747 milyar 183 milyon liraya ulaştı.

Erdoğan tarafından harcanabilen ve hesabı sorulamayan örtülü ödenek harcaması yılın ilk yarısında 5 milyar 966 milyon TL’ye çıktı.

Kırtasiye, yayın, baskı ve cilt giderleri başlığı altındaki harcama kaleminde Ocak-Haziran döneminde toplamda 5 milyar 318 milyon lira harcandı. Aynı dönemde temsil ve tanıtma harcamaları ise 1 milyar 375 milyon TL’ye ulaştı.

BirGün’den Havva Gümüşkaya’nın haberine göre, kamuda tasarruf ve emekli aylıklarına zam tartışmalarının yaşandığı döneme ait bütçe rakamları israf harcamalarından vazgeçilmediğini ortaya çıkardı. Asgari ücret ve emekli aylıkları zammına ‘kaynak yok’ denilerek direnildiği haziran ayında bütçeden 866 milyar 498 milyon TL harcandı. Bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 78 arttı.

Temsil ödeneği bitti: Tasarruf genelgesinde yüzde 25 oranında kesinti yapılacağı belirtilen temsil ve tanıtım harcamaları ödeneğinin yüzde 74’ü yılın ilk yarısında harcandı.

Mayıs ayında yayımlanan genelgede “Temsil ve ağırlama ödenekleri zorunlu haller dışında kullanılmayacaktır. Uluslararası toplantılar ile milli bayramlar hariç; açılış, konferans, seminer, yıldönümü ve benzeri kutlama ve organizasyonlara ilişkin faaliyetler nedeniyle, gezi, kokteyl, yemek ve benzeri faaliyetler düzenlenmeyecek, hediye verilmeyecek ve diğer adlar altında ödeme yapılmayacaktır” ifadeleriyle açıklanan temsil ve tanıtma harcamalarında tasarrufun uygulanmadığı bütçe rakamlarıyla açığa çıktı.

Haziran ayında 70 milyon 936 bin TL’lik harcamanın 51,4 milyon TL’si temsil, tanıtma ve ağırlama gideri, 19,5 milyon TL’si ise toplantı ve organizasyon gideri olarak kaydedildi. Geçen yılın Ocak-Haziran döneminde 521 milyon 274 bin TL olan temsil ve tanıtma harcamaları yaklaşık 3 kat artarak 1 milyar 375 milyon TL’ye ulaştı.

Örtülü ödenek arttı: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından harcanabilen ve hesabı sorulamayan örtülü ödenekten haziran ayında 932 milyon TL’lik harcamaya imza atıldı. AKP iktidarlarında denetimsizliğin, israfın simgesi olarak öne çıkan örtülü ödenek harcaması yılın ilk yarısında 5 milyar 966 milyon TL’ye çıktı. 2023’ün ilk yarısında 1 milyar 951 milyon TL olan örtülü ödenek harcaması yüzde 205 arttı.

Uçak kiraları katlandı. Kamunun israf harcamaları arasında gösterilen kiralama işlemlerinin de tasarruf genelgesine rağmen devam ettiği ortaya çıktı. Yılın en büyük uçak kiralaması haziran ayında gerçekleştirildi. 573 milyon 697 bin TL hava taşıtı kiralama gideri olarak kaydedildi. Hava taşıtı kiralarına Ocak-Haziran döneminde 1 milyar 581 milyon TL harcandı. Geçen yılın aynı döneminde hava taşıtı kiralarına 727 milyon 654 bin TL aktarılmıştı.

Ocak-Mayıs döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 108 oranında artan kira ödemeleri 9 milyar 608 milyon TL’ye çıktı. Bunun 2 milyar 61 milyon TL’sini otomobil kiraları oluşturdu.

Derneklere 1,5 milyar TL: Bütçede “Kâr amacı gütmeyen kuruluşlar” ana başlığı altında belirtilen dernek, birlik, kurum, kuruluş, sandık olarak isimlendirilen kuruluşlara yılın ilk yarısında aktarılan kamu kaynaklarının tutarı 1 milyar 560 milyon TL’ye ulaştı. “Diğer” olarak tanımlanan belirsiz ‘kâr amacı gütmeyen’ kuruluşlara ise Ocak-Haziran dönemine 178 milyon 457 bin TL aktarıldı.

Baskıya 3 milyar ödeme: Kırtasiye, yayın, baskı ve cilt giderleri başlığı altındaki harcama kaleminde Ocak-Haziran döneminde toplamda 5 milyar 318 milyon TL harcandı. Bu harcamanın yüzde 62’si baskı ve cilt gideri olarak kaydedildi. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 48 artan baskı ve cilt gideri 3 milyar 503 milyon TL’yi buldu.

KDV yüzde 246 arttı: Vergi gelirleri tahsilatı, geçen yılın ocak-haziran dönemine göre yüzde 100,5 artarak 3 trilyon 213 milyar 365 milyon liraya ulaştı. Vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı ise yüzde 43,4 olarak kayıtlara geçti.

Vergi türleri itibarıyla ocak-haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine göre gelir vergisi yüzde 126,7, kurumlar vergisi yüzde 60,2, dâhilde alınan katma değer vergisi yüzde 246,6, özel tüketim vergisi yüzde 87,3, banka ve sigorta muameleleri vergisi yüzde 205,9, ithalde alınan katma değer vergisi yüzde 75,8, damga vergisi yüzde 85, harçlar yüzde 62,9 ve diğer vergi gelirleri yüzde 74,6 arttı.

Paylaşın

Müsavat Dervişoğlu’ndan İktidara Sert Eleştiriler

Partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, ”Sokak hayvanlarının peşine düşeceğinize sokaktaki sapık ve katillerin peşine düşün. Çetelerin, mafyaların, kaçakların peşine düşün” dedi.

Dervişoğlu, İzmir’de yaşanan elektrik kaçağı nedeniyle 2 yurttaşın hayatını kaybetmesine ilişkin ise, ”İster yerel yönetim ister merkezi yönetim ister özel şirket olan asıl eksik olan kamu denetiminin yokluğudur. Bu olayın yakın takipçisi olacağımızı milletin kürsüsünden birkez daha ifade ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Ekonomi üzerinden de iktidara yüklenen Dervişoğlu, “Gelelim en can yakan konuya ve onun kahramanı ‘vergimatik’ Mehmet’e… Zatımuhterem demiş ki, ‘Ben İngiltere’de kredi kartına taksit görmedim. Haklıdır görmemiştir. Bir İngiliz vatandaşı olarak pek iyi şartlarda yaşadığını hepimiz biliyoruz” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Meclis’teki grup toplantısında gündemin öne çıkan konularına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Dervişoğlu, ”Sokak hayvanlarının peşine düşeceğinize sokaktaki sapık ve katillerin peşine düşün. Çetelerin, mafyaların, kaçakların peşine düşün” açıklamasında bulundu.

İzmir’de yaşanan elektrik kaçağı nedeniyle 2 yurttaşın hayatını kaybetmesine ilişkin ”İster yerel yönetim ister merkezi yönetim ister özel şirket olan asıl eksik olan kamu denetiminin yokluğudur. Bu olayın yakın takipçisi olacağımızı milletin kürsüsünden bir kez daha ifade ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“Gelelim en can yakan konuya ve onun kahramanı ‘vergimatik’ Mehmet’e… Zatımuhterem demiş ki, ‘Ben İngiltere’de kredi kartına taksit görmedim. Haklıdır görmemiştir. Bir İngiliz vatandaşı olarak pek iyi şartlarda yaşadığını hepimiz biliyoruz” diyen Dervişoğlu ekonomi eleştirisinde şu ifadeleri kullandı:

Emekli vatandaşlarımızın artık dayanacak gücü kalmamıştır. Sabırlarının sonuna gelmiştir. Ülkemizin yerli ve milli tek ekonomi uzmanı sayın Erdoğan içinde bulunduğu hayal dünyasından bir anca önce çıkmayı denemelidir.

Milletin kendilerine verdiği makamlarda oturup ona tehditler savuran bakanları da kendilerine bir çeki düzen vermelidirler… Nefes almak dışında hiçbir yaşamsal faaliyet gösteremeyen emeklilerimize yüzünüzü dönün artık ey iktidar sahipleri.”

Paylaşın

Özel Sektörün Yurt Dışı Kredi Borcu 168,5 Milyar Dolara Yükseldi

Mayıs sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, 2023 yıl sonuna göre 4,5 milyar dolar artarak 168,5 milyar dolar oldu. Vadeye göre incelendiğinde, uzun vadeli kredi borcu 157,3 milyar dolar; kısa vadeli kredi borcu ise 11,2 milyar dolar düzeyinde.

Haber Merkezi / Sektör dağılımı incelendiğinde, mayıs sonu itibarıyla, 157,3 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli toplam kredi borcunun yüzde 37,8’ini finansal kuruluşların, yüzde 62,2’sini ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu.

Aynı dönemde, 11,2 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli toplam kredi borcunun yüzde75,7’sini finansal kuruluşların, yüzde24,3’ünü ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), “Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcu Gelişmeleri Mayıs 2024” raporunu açıkladı.

Buna göre; Mayıs sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, 2023 yıl sonuna göre 4,5 milyar dolar artarak 168,5 milyar dolar oldu. Vadeye göre incelendiğinde, 2023 yıl sonuna göre, uzun vadeli kredi borcunun 2,4 milyar dolar artarak 157,3 milyar dolar ; kısa vadeli kredi borcunun (ticari krediler hariç) ise 2,1 milyar dolar artarak 11,2 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiği gözlendi.

Borçluya göre dağılıma bakıldığında, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, bir önceki yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmalarının 365 milyon dolar azaldığı, tahvil ihracı biçimindeki borçlanmalarının ise 2,6 milyar dolar artışla 17,4 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlendi.

Aynı dönemde, bankacılık dışı finansal kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları 97 milyon dolar azalmış, tahvil stoku ise 41 milyon dolar azalarak 1,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Söz konusu dönemde, finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmalarının 275 milyon dolar azaldığı, tahvil stokunun ise 762 milyon dolar artarak 10,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlendi.

Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, 2023 yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmaları 1,3 milyar dolar artışla 5,8 milyar dolar ; finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları ise 382 milyon dolar azalışla 1,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Alacaklıya göre dağılım incelendiğinde, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, mayıs sonu itibarıyla tahvil hariç özel alacaklılara olan borç, bir önceki yıl sonuna göre 583 milyon dolar azalarak 106,7 milyar dolar olarak gerçekleşti. Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, tahvil hariç özel alacaklılara olan borcun bir önceki yıl sonuna göre 1,7 milyar dolar artarak 9,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlendi.

Döviz kompozisyonuna bakıldığında, 157,3 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli kredi borcunun yüzde 58,0’ının dolar, yüzde 35,5’inin Euro, yüzde 2,4’ünün Türk lirası ve yüzde 4,1’inin ise diğer döviz cinslerinden oluştuğu ve 11,2 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli kredi borcunun ise yüzde 44,4’ünün dolar, yüzde 18,8’inin Euro, yüzde 32,5’inin Türk lirası ve yüzde 4,3’ünün diğer döviz cinslerinden oluştuğu görüldü.

Sektör dağılımı incelendiğinde, mayıs sonu itibarıyla, 157,3 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli toplam kredi borcunun yüzde 37,8’ini finansal kuruluşların, yüzde 62,2’sini ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu. Aynı dönemde, 11,2 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli toplam kredi borcunun yüzde 75,7’sini finansal kuruluşların, yüzde 24,3’ünü ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu.

Özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, mayıs sonu itibarıyla kalan vadeye göre incelendiğinde, 1 yıl içinde gerçekleştirilecek olan anapara geri ödemelerinin toplam 51,0 milyar dolar tutarında olduğu gözlendi.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Konut Satışlarında Düşüş Devam Ediyor

Türkiye genelinde konut satışları haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,2 azalarak 79 bin 313 oldu. Konut satışlarının en fazla olduğu iller sırasıyla 13 bin 25 ile İstanbul, 6 bin 866 ile Ankara ve 4 bin 361 ile İzmir.

Haber Merkezi / Konut satışlarının en az olduğu iller ise sırasıyla 34 ile Ardahan, 40 ile Hakkari, 44 ile Tunceli ve Bayburt.

Yabancılara yapılan konut satışları haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 45,1 azalarak bin 440 oldu. Yabancılara yapılan konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 593 ile Antalya, 478 ile İstanbul ve 116 ile Mersin oldu.

Haziran ayında ülke uyruklarına göre en fazla konut satışı sırasıyla 332 ile Rusya Federasyonu, 156 ile İran ve 102 ile Ukrayna vatandaşlarına yapıldı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Konut Satış İstatistikleri Haziran 2024 verilerini açıkladı. Buna göre; Türkiye genelinde konut satışları haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,2 azalarak 79 bin 313 oldu.

Konut satışlarının en fazla olduğu iller sırasıyla 13 bin 25 ile İstanbul, 6 bin 866 ile Ankara ve 4 bin 361 ile İzmir olurken, kut satışlarının en az olduğu iller ise sırasıyla 34 ile Ardahan, 40 ile Hakkari, 44 ile Tunceli ve Bayburt oldu.

Konut satışları 2024 yılının ilk altı aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,7 azalışla 545 bin 74 olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde ipotekli konut satışları haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 49,4 azalış göstererek 6 bin 813 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 8,6 olarak gerçekleşti. Ocak – Haziran döneminde gerçekleşen ipotekli konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 57,7 azalışla 51 bin 415 oldu.

Haziran ayındaki ipotekli satışların, bin 547’si; 2024 yılının ilk altı aylık dönemindeki ipotekli satışların ise 12 bin 176’sı ilk el satış olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde diğer konut satışları haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,3 artarak 72 bin 500 oldu. Toplam konut satışları içinde diğer satışların payı yüzde 91,4 olarak gerçekleşti. 2024 yılının ilk altı aylık döneminde gerçekleşen diğer konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11,1 artışla 493 bin 659 oldu.

Türkiye genelinde ilk el konut satış sayısı haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1,8 azalarak 25 bin 425 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışının payı yüzde 32,1 oldu. İlk el konut satışları 2024 yılının ilk altı aylık döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,3 artışla 173 bin 324 olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde ikinci el konut satışları haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 6,7 azalış göstererek 53 bin 888 oldu. Toplam konut satışları içinde ikinci el konut satışının payı yüzde 67,9 oldu. İkinci el konut satışları 2024 yılının ilk altı aylık döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5,8 azalışla 371 bin 750 olarak gerçekleşti.

Haziran ayında yabancılara bin 440 konut satıldı

Yabancılara yapılan konut satışları haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 45,1 azalarak bin 440 oldu. Haziran ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 1,8 olarak gerçekleşti. Yabancılara yapılan konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 593 ile Antalya, 478 ile İstanbul ve 116 ile Mersin oldu.

Yabancılara yapılan konut satışları 2024 yılının ilk altı aylık döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 45,7 azalarak 10 bin 461 oldu. Haziran ayında ülke uyruklarına göre en fazla konut satışı sırasıyla 332 ile Rusya Federasyonu, 156 ile İran ve 102 ile Ukrayna vatandaşlarına yapıldı.

Paylaşın

Akıllı Telefon Kullanıcılarının Yarıdan Fazlası Yan Etkilerden Şikayetçi

Almanya’da ticari danışmanlık hizmeti veren Deloitte tarafından yapılan bir ankete katılan katılımcılarının yüzde 56’sı akıllı telefon kullanımı kaynaklı pek çok yan etkiden şikayet ediyor. 

Katılımcıların, akıllı telefon kullanımı ile ilgili en fazla dile getirdiği şikayet, yüzde 48 ile uyuyamama sorunu. Bunu yüzde 40 ile başka işlere odaklanamama ve yüzde 36 ile sürekli akıllı telefonu eline alma isteği izliyor.

Deloitte’un teknoloji, medya ve iletişim birimleri yöneticisi Andreas Gentner, “Akıllı telefonlar her ne kadar şu an hiç olmadığı kadar popüler olsa da, ekran karşısında geçirdiği uzun sürelere eleştirel bakan insan sayısı artıyor” ifadelerini kullanıyor.

Almanya’da yapılan bir ankete göre akıllı telefon kullanıcılarının yarısı, telefonuyla gereğinden çok daha fazla zaman geçirdiğini düşünüyor. Ticari danışmanlık hizmeti veren Deloitte şirketi tarafından yapılan ankete katılan 2 bin kişinin yüzde 49’u, akıllı telefonların çok fazla zamanını aldığını ifade ederken, bu oran 35 yaş altı kişilerde yüzde 84 oldu.

Akıllı telefonların aşırı kullanımının, çeşitli sağlık sorunlarını da içeren çok sayıda yan etkisi var. Anket katılımcılarının bazıları odaklanma sorunu, uyuyamama, baş ağrısı ve diğer ağrılardan muzdarip olduğunu ifade ederken, yüzde 48’lik bir kesim, son bir yılda akıllı telefonla geçirdiği zamanın arttığını belirtti.

Anket, son yıllarda akıllı telefonla geçirdiği zamanı azaltmak isteyen kişi sayısının da geçen yıllar içinde arttığını ortaya koyuyor. 2019 yılında yapılan, bundan önceki son araştırmada, katılımcıların yüzde 38’i akıllı telefonu ile gereğinden fazla zaman geçirdiğini dile getirmişti.

Anket sonuçlarını değerlendiren Deloitte’un teknoloji, medya ve iletişim birimleri yöneticisi Andreas Gentner, “Akıllı telefonlar her ne kadar şu an hiç olmadığı kadar popüler olsa da, ekran karşısında geçirdiği uzun sürelere eleştirel bakan insan sayısı artıyor” ifadelerini kullanıyor. Her yaştan anket katılımcılarının yüzde 56’sı, çok fazla oyalanmadan farklı ağrılara kadar, akıllı telefon kullanımı kaynaklı pek çok yan etkiden şikayet ediyor.

Katılımcıların, akıllı telefon kullanımı ile ilgili en fazla dile getirdiği şikayet, yüzde 48 ile uyuyamama sorunu. Bunu yüzde 40 ile başka işlere odaklanamama ve yüzde 36 ile sürekli akıllı telefonu eline alma isteği izliyor. 25 yaş altı grupta akıllı telefon kullanımının olumsuz yan etkileri olduğunu dile getirenlerin oranı ise yüzde 93.

Deloitte’in araştırmasına katılan 2 bin kişinin yüzde 70’i akıllı telefon kullanımını azaltmaya çalıştığını belirtirken, akıllı telefonsuz bir hayat sürebileceğini düşünenlerin oranı yüzde 3 oldu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Suriye İle Normalleşme: Erdoğan’dan Esad’a Çağrı

Kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Erdoğan, Beşar Esad’a isim vermeden çağrıda bulunarak, “Karşılıklı saygı ve müşterek menfaatler temelinde daha önce karşımızda konumlanan ülkelerle dahi ilişkilerimizi güçlendirdik. Tüm bunları malum çevrelerin körüklediği eksen tartışmasına rağmen başardık” dedi ve ekledi:

“Dostlarımızın sayısını çoğaltmaya büyük önem veriyoruz. Büyük güçler arasındaki paylaşım kavgasının hızlandığı bir dönemde dış siyasette yeni denklemler kurmamız Türkiye için tercihten öte ihtiyaçtır. Bu açılımlara komşularımızla birlikte diğer ülkelerin de muhtaç olduğunu görüyoruz. Bunun için sıkılı yumrukların açılmasında fayda olduğunu görüyoruz.”

Kabine, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplandı. Yaklaşık 1 saat 15 dakika süren toplantının ardından Erdoğan, açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Aşure günü: Bugün idrak ettiğimiz Aşure Günü’nü canı gönülden tebrik ediyorum. Tutulan oruçların, yapılan ibadetlerin Hak katında kabul olmasını gönülden niyaz ediyorum. Bu ay Kerbela hadisesi sebebiyle bizim için hüzün ve keder ayıdır. Hz. Hüseyin ehl-i beyitten 72 müminle birlikte bugün şehit edilmiştir. Kerbela faciasının 1385. yıldönümünde şehitlerin sultanı Hz. Hüseyin efendimizi ve yârenlerini bir kez daha yâd ediyoruz.

Bu akşam külliyemizde sevgili canları külliyemizde misafir edeceğiz. Kerbela katliamı üzerinden bizi bölmek, aramıza nifak ve fitne tohumları serpmek isteyenlere fırsat vermeyeceğiz. İslam alemini ilgilendiren her meselede olduğu gibi Kerbela olayında olduğu gibi birleştirici tutumumuzu devam edeceğiz. Alevi-Bektaşi kardeşlerimizle yakın istişare halinde olmayı sürdüreceğiz. Aşure gününün bütün milletimiz için barışa, kardeşliğe ve muhabbete vesile olmasını diliyorum.

Gazze Şeridi, NATO, Suriye: Dış siyasette oldukça yoğun görüşme ve ziyaret trafiğimiz oldu. Önce Şangay işbirliği teşkilatının 24. zirvesine şeref konuğu olarak Kazakistan’ın başkenti Astana’ya gittik. Orada çok hayırlı neticeler doğuracak kritik temaslar gerçekleştirdik. Rusya ve Çin’le olan işbirliğimizi ticaret, turizm, ulaştırmadan yatırıma kadar her alanda ilişkilerimi geliştirme azmindeyiz. Bu tür yatırım ortaklarıyla ikili ticaretimizi daha dengeli ve sürdürülebilir seviyeye getirmeyi hedefliyoruz. Ülkemiz ekonomisine katma değer sağlayacak her türlü yatırıma kapımız ardına kadar açıktır. Yeter ki yatırım meselesi siyasi manivela olarak kullanılmasın.

Astana’nın ardından Şuşa’daki Türk devletleri teşkilatı gayriresmi ziyaretine katılmaktı. Ancak millilerimizi yalnız bırakmamak için planımızda ufak bir değişiklik yaptık. Biz de Bizim Çocuklara destek vermek üzere Berlin’e geçtik. UEFA’nın Merih Demiral’la ilgili kararı kendilerine zarar vermiştir. Buradan bizlere büyük gurur yaşatan A milli takımımızı yürekten tebrik ediyorum. Gurbetçi kardeşlerimize ayrıca teşekkür ediyorum. İngiltere’yi yenerek Avrupa Şampiyonu olan İspanya’yı kutluyorum. Paris Olimpiyatlarında yarışacak sporcularımıza şimdiden başarılar diliyorum.

NATO liderler zirvesi Türkiye’nin NATO içindeki vazgeçilmez rolünü tekrar teyid etmiştir. Bu tarihi zirvede savunma sanayi ve terörle mücadele başta olmak üzere müttefiklerimizden beklentilerimizi ifade ettik. Halen arzu ettiğimiz işbirliğinin çok uzağındayız. Müttefiklerimiz tarafından ülkemize binbir nazla verilen silahlar terör örgütünden çıkıyor. İttifak dayanışma ve müttefiklik ruhuyla bunların bağdaşmadığı açıktır.

7 Ekim’den bu yana Gazze’deki kardeşlerimizin maruz bırakıldığı katliamları gündeme getirdik. Türkiye olarak mevcut İsrail yönetimi ateşkese zorlamak amacıyla tüm imkanları seferber etmiş durumdayız. Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açılan soykırım davasına müdahil olma kararımız bir diğeriydi. Filistin’de kalıcı barış tesis edilene kadar İsrail’le NATO nezdinde işbirliği yapılması yönündeki girişimlere onay vermeyeceğiz.

Bu konudaki kararlı duruşumuzu zirvede açık açık vurguladık. İsrail’in soykırım politikası devam ettikçe tutumumuzu değiştirmeyiz. 7 Ekim’den bu yana her türlü zulmü, barbarlığı ve vahşeti sergilemesine rağmen Filistin halkının direniş azmini kıramadı. 40 bine yakın şehide ve üzerlerine yağan bombalara karşı tüm dünyaya vatanperverlik dersi veren Filistinli kardeşlerimizi hürmetle selamlıyorum. Kandan, gözyaşından ve işgalden beslenen zalimler rahatsız olsa da Filistin’in yanında dimdik duruyoruz ve duracağız.

Türkiye coğrafi, beşeri, ekonomik ve tarihi bağları itibariyle tek bir bloğa sıkıştırılamayacak bir ülkedir. Bizim için batı dünyası ile ilişkilerimizi ilerletmek ne kadar önemli ise Asya, Afrika ve Latin Amerika’ya kadar işbirliğimizi güçlendirmemiz aynı derecede önemlidir. Bizi kimsenin dar kalıplarına hapsedilmesine izin vermeyiz. Ne batı için doğuya sırtımızı döneriz ne de doğu için batıyı ihmal ederiz. Son 22 yılda Türkiye’nin nüfuz alanını genişletmek için tarihi adımlar attık.

Karşılıklı saygı ve müşterek menfaatler temelinde daha önce karşımızda konumlanan ülkelerle dahi ilişkilerimizi güçlendirdik. Tüm bunları malum çevrelerin körüklediği eksen tartışmasına rağmen başardık. Dostlarımızın sayısını çoğaltmaya büyük önem veriyoruz. Büyük güçler arasındaki paylaşım kavgasının hızlandığı bir dönemde dış siyasette yeni denklemler kurmamız Türkiye için tercihten öte ihtiyaçtır. Bu açılımlara komşularımızla birlikte diğer ülkelerin de muhtaç olduğunu görüyoruz. Bunun için sıkılı yumrukların açılmasında fayda olduğunu görüyoruz.

Bölgesel işbirliğinin ve dayanışmayı ne kadar artırırsak giderek büyüyen tehditler karşısında o derece mukavemet kazanırız. Küresel siyasetin istikrara kavuşamaması küresel ekonominin çözüm yollarını tıkamaktadır. Büyüme, istihdam ve enflasyonla ilgili kötümser hava hala ortadan kalkmadı. Hafta sonu sayın Trump’a düzenlenen menfur suikast dünyadaki mevcut kırılganlıkları gözler önüne sermiştir. Suikast girişimini bir kez daha lanetliyor, Trump’a ve ailesine bir kez daha geçmiş olsun diyorum.

TÜRKSAT 6A: Küresel sistemde yeni denge arayışları artarak devam ediyor. Bu olumsuz iklime rağmen hedeflerimizden kopmuyoruz Evlatlarımıza bırakacağımız miras olan Türkiye Yüzyılı inşası için yoğun çabanın içindeyiz. Geçen hafta TÜRKSAT 6A’nın uzay yolculuğu fiilen başladı. 3 ay sonra operasyona alacağız. TÜRKSAT 6A ile haberleşme uydusu üreten ilk 11 ülke arasına girdik. Yeni uydumuz dışa bağımlılığın azaltılması yönünde önemli kilometre taşı olacak.

Kahramanmaraş merkezli depremler: 6 Şubat depremlerinde yıkılan şehirlerimizin yeniden imarı gündemimizin en tepesindeki yerini korumaktadır. Şimdiye kadar 76 binden fazla afet konutunu hak sahiplerine teslim ettik. Hedefimiz yıl sonuna kadar 200 bin konutun teslimatını gerçekleştirmektir. 2025 senesi bitmeden önce evine girmeyen hiçbir depremzede kardeşimizi bırakmayacağız. Afetzede kardeşlerim şunu çok iyi bilsin; şahsımızın ve hükümetin bir eli daima deprem bölgesinin üzerindedir.

Karşılaşılan sıkıntıları, yapılan işleri an be an takip ediyoruz. Deprem bölgesinde yaşayan insanlarımızla aramıza kimseyi sokmamakla kararlıyız. Biz milletle seçim meydanlarında yaptığı sözleşmesine sadık bir iktidarız. Meydanlarda atıp tutanların halktan yetki alınca nasıl çark ettiklerini hep beraber görüyoruz. Orada burada gün aşırı miting yaparak kendi beceriksizliklerinin üstünü örtmeye çalışıyorlar.

Beşiktaş’ta rızkının peşinde koşan 29 emekçi kardeşimiz ihmallerin kurbanı oldu. Antalya’da teleferik faciası yaşandı. İstanbul’da bir çocuk parkında 5 yaşındaki bir evladımız boğularak can verdi. Geçtiğimiz günlerde aynı beceriksizliğin faturasını bu sefer İzmir Konak’ta ödedik. 2 vatandaşımız yürek yaka şekilde vefat etti. Bu facialarda vebalı olanlar çıkıp milletten bir kez olsun milletten özür dilemedi.

Acılarını bir nebze olsun dindirecek açıklama yapmadılar. Hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam ettiler. Bunun mazur görülebilir hiçbir yanı yoktur. Ne siyaseten ne vicdanen anlaşılabilir tarafı yoktur. İnsan hayatına malolan iş bilmezliklere bir dur verilmesi gerekiyor. Bu skandallarda payı olanların hukuk önünde hesap vermesi için gereken neyse yapıyoruz ve yapacağız. Konak’taki hadisede hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, acılı ailelerine sabır niyaz ediyorum.

Ekonomik gelişmeler: Sokağa, çarşıya, pazara kulak tıkayan hükümet olmadık bugün de olmadık. Bazı kesimlerin hayat pahalılığı sebebiyle yaşadığı zorlukların bilincindeyiz. Amacımız ekonomimizi, enflasyonu tekrar körükleyecek kısır döngüye sokmadan vatandaşlarımızın refahını kalıcı olarak yükseltmektir. Türkiye’ye geçmişte ağır faturalar ödetmiş popülizm batağına düşmemek için politikalar yürütüyoruz.

Geçen aydan itibaren enflasyonun ateşi düşmeye başladı.İnşallah önümüzdeki aylarda bu süreç daha da ivmelenecek. Sene sonu enflasyonda hedeflediğimiz seviyelere indireceğiz. Belli başlı sektörlerde filan balonu yavaş yavaş sönüyor. Orta vadeli programın etkileri görüldükçe ekonomi kurmaylarımıza yıpratma kampanyaları yoğunlaşmaktadır. Sabır ve kararlılıkla yol haritamızı uygulamaya devam edeceğiz. İstihdam konusunda işgücü verilerimiz gayet güzel geliyor.

İşsizlik oranı bir önceki yıla göre 1,1 puan azalarak yüzde 8,4 seviyesine geriledi. İhracat tarafında yakaladığımız ivmeyi sürdürüyoruz. Cari açıkta iyileşme aynı şekilde devam etmektedir. Merkez Bankası brüt rezervi tüm zamanların rekorunu kırdı. Ekonomiye dair birçok düzenlemeyi içeren kanun teklifi Meclisimizin takdirine sunuldu.”

Paylaşın

Özgür Özel’den “Parlamenter Sistem” Çıkışı

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “CHP artık güçlendirilmiş parlamenter sistem demiyor mu?” eleştirilerine yanıt verdi:

“Açık söylüyorum, her konuda bu ülkeyi nasıl yöneteceğimizi, işçiler, emekçiler, gazeteciler, basın özgürlüğü için, en üst düzeylerde demokratik standartlarda hak arama mücadelelerine destek vermek için, tarım, milli eğitim, dış politika, savunma sanayii için bu partinin önerileri vardır, bu ülkeyi nasıl yöneteceğini hem kademe kademe önümüzdeki seçime doğru tüm şeffaflığıyla vurgulayacaktır. Bu ülkenin yönetim sistemi için de CHP’nin vazgeçmediği tercihi, güçlü bir parlamentodur, parlamenter sistemdir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin haftalık grup toplantısında gündeme yönelik açıklamalarda bulunuyor. Özel’in açıklamasından öne çıkanlar şöyle:

Yıllarca mücadele ettik. Meclis tutanaklarında mevcuttur; Kamer Genç yıllarca uyarıda bulundu. O gece 16 arkadaş genel merkezimizde toplandık. Kısa bir değerlendirmeden sonra dedik ki tüm darbeler Meclis’i kapatır. Bizim teklifimizle Meclis’i Sayın İsmail Kahraman açtı. Biz o gün darbelerden medet ummadığımızı ifade ettik. Kim darbeye yeltenirse karşısındayız. Demokrasinin arkasındayız.

Parlamenter sistem: Zaman zaman diyorlar ki; ‘CHP artık güçlendirilmiş parlamenter sistem demiyor mu?’ Açık söylüyorum, her konuda bu ülkeyi nasıl yöneteceğimizi, işçiler, emekçiler, gazeteciler, basın özgürlüğü için, en üst düzeylerde demokratik standartlarda hak arama mücadelelerine destek vermek için, tarım, milli eğitim, dış politika, savunma sanayii için bu partinin önerileri vardır, bu ülkeyi nasıl yöneteceğini hem kademe kademe önümüzdeki seçime doğru tüm şeffaflığıyla vurgulayacaktır.

Bu ülkenin yönetim sistemi için de CHP’nin vazgeçmediği tercihi, güçlü bir parlamentodur, parlamenter sistemdir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. 15 Temmuz’da hiç asılmayan binalara Atatürk resimleri asanlar, hata yaptık, sadakata baktık liyakata değil diyenlerin, şimdi aynı hataları tekrar ettiklerini görüyoruz. O yüzden, iyi yetişmiş, liyakatli kadroların ve kesinlikle cemaatlere, partilere, kişilere değil, devlete olan sadakatin öneminin altını çiziyorum.

Bahçeli’nin elini öpen müdür: Aynı hataların tekrar başladığı bir süreçteyiz. Devlete olan sadakatin altını çiziyorum. Dün gördüğüm bir şaşkına da söylüyorum ki sen devletin polisi olmayı yanlış anlamışsın. Yanlış Devlet’in eline sarılmışsın. bir siyasiye saygı gösterilmesi eyvallah. O siyasinin bunu nasıl karşıladığı kendi tercihidir. Ama bu devletten maaş alan, bu milletin tamamı için görev yapması gereken birilerinin bu ülkede siyasette küçük bir kısmının temsiline el etek öpmesini asla kabul etmiyoruz nokta.

Bundan sonraki süreçte devletin memuru, devletin memuru gibi davranacak, böyle basit konularla Türkiye gündemini işgal edilecek işlere girişilmeyecek. Siyasiler de üzerine düşen yükümlülüğün farkında olacaklar. Ben bir devlet memurunun, bir siyasi liderin eline sarılmasında muhatap hangimiz olursa olsun o devlet memuruna üstlendiği vazifenin gereğini hatırlatma gereğinde bulunurum.

İzmir’deki faciada kusuru olan kim varsa cezalandırılacak. CHP Genel Başkanı olarak hepinize söz veriyorum. Bu mesele ile ilgili arkadaşlarım bir Meclis araştırma komisyonu kurulması için başvuracak. Bunun için hep birlikte çalışacağız. Bir kaza olursa belki de ucu bize dokunacaklar hayır diyorum, belki de ucu bize dokunacak. Ama kaldırın engelleri diyorum.

İğneada’da Sisli Vadisi’nde 6 vatandaşımız sel geldi boğularak öldüler. 10 aydır bir hukuk mücadelesi var. Tesisin kaçak olduğu, yıkım kararı olduğu ama uygulanmadığı öğrenildi. Kamu görevlilerinin yargılanmalarına izin verilmiyor. Biz ailelerin yanında olacağız. İğneada davasında mağdurların sonuna kadar arkasındayız.

Çevre ve Şehircilik Bakanı bumerang gibi. Millet atıyor, o geri geliyor. Bumerang bakan. Çıktı ve inanılmaz açıklamalarda bulundu. Erdoğan bir yılda 650 bin konut sözü verdi. 1,5 yılda 76 bin konut yaptılar. Şimdi çıkmış Bakan diyor ki; ‘2025 sonuna kadar bütün konutlar bitecek.’ Kardeşim, hanginize inanacağız? Seni atayan dolma kalemin sahibi ‘Bir yıl sonra evler yapılacak, oyu bana verin’ dedi. İnsanlar onun bu sözüne güvendi, ona yetkiyi verdi, o yetkiyle o seni atadı, sen diyorsun ki; ‘3 yıl bitince evler bitecek.’ 3 yıl diyor.  Yani daha 1,5 yıl konteyner, çadır, soğuk, güneş, toz, toprak…

Can Atalay: Bugün enteresan bir konuyu sizlerle konuşmak isterdim. Konu bir hukuk katliamı. Gezi davasından 5 kişi içeride. Hepimizin yerine yatıyorlar. Gezi biziz kardeşim, hepimiz Gezi’deydik. Gezi bizim onurumuzdur. 2 kez beraat edenleri 3. kez yargılayıp mahkeme kararlarına rağmen içeride tutacaksın. Can Atalay milletvekili seçildi, yemin töreninde kürsüye çağrıldı. Salmadılar gelsin.

Oy birliğiyle insan hakları komisyonuna seçildi kapıyı kapattılar ‘salmayız’ dediler. Yani millete, Meclis’e direniyor birileri. AYM 25 Ekim’de hak ihlali diyor. 8 Kasım’da Yargıtay bu işlemi yok sayıyor. AYM yine hak ihlali kararı veriyor ama Yargıtay yine direniyor. 30 Ocak’ta milletvekilliği düşürüldü. AYM’den gerekçeli karar bekleniyor. AYM’nin üyelerine sesleniyorum sizi kimin atadığından bağımsız vicdanınızla bir karar verin, verdiğiniz kararın gerekçesini de yazın.

Tuğrul Türkeş: 7 yılı geçen bir süredir içeride yatan Osman Kavala ile ilgili bugün Tuğrul Türkeş bir açıklama yaptı. Milliyetçi hareketten gelen herkesin başbuğ dediği Alparslan Türkeş’in oğlu Tuğrul Türkeş. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde Türk heyetinin başkanıdır. Ziyaretimde bana şunu demişti: “Kavala orada tutuklu, biz bu odada hapisiz”. Biz Türkiye için çalışmak istedikçe karşımıza bu dava geliyor. Bu insanların hiçbiri Kavala’yı tanımaz ama sembol davadır. Hakim de cumhurbaşkanı da anayasaya uymak zorundadır.

Tuğrul Bey emek verdi, olmadı. Bugün açıklama yapmış. Diyor ki, “Kavala’yı ziyaret edeceğim”. Hangi Kavala’yı? Biz söyleyince “Vatan hainlerinin adını anıyorsunuz, o ajandır” dedikleri Kavala’yı, Alparslan Türkeş’in oğlu Tuğrul Türkeş ziyaret edeceğini söylüyor ve diyor ki “Gerçek milliyetçilik budur”. Bakalım Tuğrul Bey’e MHP ne diyecek? Gezi Davası’nı inadına sürdürmek, bu insanları inadına içeride tutmak, Tuğrul Bey’in dediği gibi ne milliyetçiliğe sığar, ne vatanseverliğe sığar.

Hayvan yasası: Evet Türkiye’de bir başıboş köpek sorunu var. Ama bunun çözümü için insancıl, akılcı, bilimsel yöntemlerin uygulanması gerekirken, muğlak ifadelerle öldürmeyi meşrulaştıran ve çözümü tamamen belediyelere, uygulayıcıların inisiyatifine bırakan, bakımevi açma zorunluluğunu 2028’e kadar eterleyen, hayvan hakları derken, hayvanların yaşam hakkını tehdit eden bir ölüm yasasını getirdiler.

Yıl 2020 Hayvan Hakları Raporu diyor ki hayvan hakları fonu kurulmalı, yaygın ve etkin kısırlaştırmayla barınak hizmetleri karşılanmalı. Fon parayı nereden alacak? At yarışı, Milli Piyango ve bazı vergilerin küçük kısmı. Bu yıl bu sorun çözülebilecekken sorun tamamen ortada bırakılıyor. Ölüm yasasına bu grubumuz tarihi bir direniş gösterecek.”

Paylaşın

Sağlıklı Beslenmenin Günlük Maliyeti 900 Liraya Dayandı

Gıda madde fiyatları üzerinden yapılan hesaplamaya göre dört kişilik bir memur ailesinin sağlıklı beslenmesi için günlük yapması gereken harcama 88 liraya yükseldi.

Yine dört kişilik bir memur ailesinin, gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar ile yapılması gereken diğer zorunlu aylık harcamalarının toplamı, yani yoksulluk sınırı ise 72 bin 199 liraya çıktı.

Büro Emekçileri Sendikası Araştırma Merkezi (BES-AR), 2024 Temmuz ayı açlık ve yoksulluk sınırını açıkladı. BES-AR’ın yaptığı açıklamada, gıda madde fiyatları üzerinden yapılan hesaplamaya göre 4 kişilik bir memur ailesinin sağlıklı beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarının Temmuz 2024 için 26 bin 401 lira, tek bir (evli olmayan) çalışanın yaşam maliyeti ise 30 bin 672 lira olduğu belirtildi.

Yine gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı, yani yoksulluk sınırının ise 72 bin 199 lira olduğu belirtildi.

BES-AR’ın açıklamasında, şunlar belirtildi: “Sağlıklı beslenmenin maliyeti günlük 880 lirayı geçti. 2024 yılında da asgari ücret açlık sınırının altında kaldı.Büyükşehirlerde kamu emekçileri, barınma ihtiyacını karşılamak için neredeyse maaşının yüzde 75-80’ini kiraya ödemek zorunda kalıyor. Büyükşehirlerde kamu emekçileri, barınma ihtiyacını karşılamak için öğrenci evi gibi 3 ya da 5 kişi bir arada yaşamak zorunda kalıyor.”

Paylaşın