Uluslararası Af Örgütü: 18 Ülkede “İnsanlığa Karşı Suç” İşlendi

Uluslararası Af Örgütü, sadece son 10 yılda en az 18 ülkede “insanlığa karşı suç” işlendiğini açıkladı. Açıklamada, Etiyopya, İran, İsrail ve işgal altındaki Filistin, Suriye, Ukrayna gibi ülkelerdeki durumun, uluslararası adalet sistemini güçlendirmek konusundaki acil ihtiyacı hatırlattığı vurgulandı.

Uluslararası Af Örgütü açıklamada, BM Üye Devletlerinin, uluslararası adalet çerçevesini güçlendirmek ve faillerin soruşturma ve yargılamadan kaçınmalarına yönelik güvenli alanları büyük oranda azaltmak amacıyla İnsanlığa Karşı İşlenen Suçların Önlenmesi ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşme’nin resmi müzakerelerini hızla başlatacak bir kararı desteklemeleri gerektiğini belirtti.

Uluslararası Af Örgütü, 22 Kasım’a kadar sürecek BM Genel Kurulu’nun toplantıları başlarken, kurula “İnsanlığa Karşı İşlenen Suçların Önlenmesi ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşme”nin resmi müzakerelerini hızla başlatacak bir kararı desteklemeleri çağrısında bulundu.

Bu suçlara özgü bağımsız bir sözleşme bulunmadığı vurgulanan açıklamada, Uluslararası Af Örgütü’nün, sadece son 10 yılda en az 18 ülkede bu suçlara ilişkin kanıtları tespit ettiği belirtildi.

Açıklamada, Etiyopya, İran, İsrail ve işgal altındaki Filistin, Suriye, Ukrayna gibi ülkelerdeki durumun, uluslararası adalet sistemini güçlendirmek konusundaki acil ihtiyacı hatırlattığı vurgulandı. Ayrıca sözleşmenin, toplumsal cinsiyet adaletine ilişkin uluslararası standartlarda da son derece ihtiyaç duyulan gelişmeleri sağlayabileceğine dikkat çekildi.

Uluslararası Af Örgütü bugün yaptığı yazılı açıklamada, BM Üye Devletlerinin, uluslararası adalet çerçevesini güçlendirmek ve faillerin soruşturma ve yargılamadan kaçınmalarına yönelik güvenli alanları büyük oranda azaltmak amacıyla İnsanlığa Karşı İşlenen Suçların Önlenmesi ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşme’nin resmi müzakerelerini hızla başlatacak bir kararı desteklemeleri gerektiğini belirtti.

Uluslararası Af Örgütü’nün çağrısı, BM Genel Kurulu 6. Komitesi’nin, gündemindeki “insanlığa karşı işlenen suçlar” başlığını tartışmak üzere toplandığı gün yapıldı. 6. Komite toplantısının 22 Kasım’a kadar sürmesi bekleniyor.

Bianet’in aktardığına göre; Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard konu hakkındaki açıklamasında, şunları söyledi: “Gelecek altı hafta, uluslararası toplumun insanlığa karşı işlenen suçlara ilişkin bir sözleşmeyi müzakere etmek ve çıkarmak konusunda nihayet ilerleme kaydetmesi için benzersiz bir fırsattır. Böyle bir sözleşme, en korkunç suçların bazılarının mağdurları ve bu suçlardan hayatta kalanlar için adaletin, hakikatin ve onarımın sağlanması adına günümüz dünyasında son derece ihtiyaç duyulan yeni yollar açacaktır.

Yeni sözleşme, toplumsal cinsiyet adaletine ilişkin uluslararası standartlarda da son derece ihtiyaç duyulan gelişmeleri sağlayabilir. Toplumsal cinsiyete dayalı apartheid, zorla evlendirme ve kürtaja zorlama gibi, uluslararası toplumun şimdiye kadar çok sınırlı ölçüde ilgilendiği toplumsal cinsiyete dayalı suçların tanınması da buna dahildir. Dünyamızın birçok bölgesinde kadınlara, kız çocuklara ve LGBTİ+’lara karşı yürütülen asırlık savaşa son vermeye uygun bir uluslararası yasanın zamanı çoktan geldi.”

Soykırım ve savaş suçları gibi, uluslararası hukuk kapsamındaki diğer suçların aksine, insanlığa karşı işlenen suçlar için halihazırda bu suçlara özgü, bağımsız bir sözleşme bulunmuyor. Af Örgütü, “Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) Roma Statüsü uluslararası hukuk uyarınca insanlığa karşı işlenen suçları yasaklasa da devletler tarafından uygulanacak bir İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlara İlişkin Sözleşme, UCM çerçevesi de dahil genel uluslararası adalet çerçevesini tahkim edecek ve güçlendirecektir” dedi.

Paylaşın

Türkiye’de Yaşayanların Yüzde 58’i Borçlu

Türkiye’de geçen yıla göre konut alımı ve konut masrafları dışında borç veya taksit ödemesi olanların oranı 1,4 puan azalarak yüzde 58 oldu. Nüfusun yüzde 5,7’sine bu ödemeler yük getirmezken yüzde 14,9’una çok yük getirdi.

Haber Merkezi / Konut masraflarının çok yük getirdiği hanelerin oranı 0,3 puan artarak yüzde 17,5 olurken, bu masrafların biraz yük getirdiği hanelerin oranı 8,8 puan artarak yüzde 66,5 oldu. Konut masrafların yük getirmediğini belirten hanelerin oranı geçen yıla göre 9,2 puan azalış ile yüzde 15,9 hesaplandı.

Hanelerin yüzde 58,8’i evden uzakta bir haftalık tatil masraflarını, yüzde 39,2’si iki günde bir et, tavuk ya da balık içeren yemek masrafını, yüzde 31,8’i beklenmedik harcamaları, yüzde 19,5’i evin ısınma ihtiyacını, yüzde 64,2’si eskimiş mobilyaların yenilenmesini ekonomik olarak karşılayamadığını beyan etti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre; Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’si dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre, yoksulluk oranı 2023 yılında 0,9 puan azalarak yüzde 13,5 oldu. Medyan gelirin yüzde 60’ı dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre hesaplanan yoksulluk oranı ise son yılda 0,3 puan azalarak yüzde 21,3 olarak gerçekleşti.

Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 40’ı dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre, yoksulluk oranı bir önceki yıla göre 0,6 puanlık azalış ile yüzde 7,0 olarak gerçekleşti. Medyan gelirin yüzde 70’i dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre hesaplanan yoksulluk oranı ise bir önceki yıla göre 0,3 puanlık azalış ile yüzde 29,0 oldu.

Hanehalkı tipine göre eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’si dikkate alınarak hesaplanan yoksulluk oranlarına bakıldığında; çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hanehalklarında yoksulluk oranı bir önceki yıla göre 4 puan azalarak yüzde 7,7, tek kişilik hanehalklarında ise 0,2 puan azalarak yüzde 7,3 olmuştur. En az bir çekirdek aile ve diğer kişilerden oluşan hanehalklarının yoksulluk oranı 2,6 puan azalarak yüzde 17,0, tek çekirdek aileden oluşan hanehalklarının yoksulluk oranı ise 0,6 puan azalarak yüzde 13,3 oldu.

Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’si dikkate alınarak hesaplanan yoksulluk oranına göre; okur-yazar olmayan fertlerin yüzde 25,4’ü, bir okul bitirmeyenlerin yüzde 23,6’sı, lise altı eğitimlilerin yüzde 13,6’sı, lise ve dengi okul mezunlarının ise yüzde 7,2’si yoksul olarak hesaplandı. Yükseköğretim mezunları ise yüzde 2,7 ile en düşük yoksulluk oranına sahip grup oldu.

Maddi ve sosyal yoksunluk oranı yüzde 14,4

Maddi ve sosyal yoksunluk oranı hesabında hane düzeyinde sorgulanan değişkenler; otomobil sahipliği, ekonomik olarak beklenmedik harcamaları yapabilme, evden uzakta bir haftalık tatil masrafını karşılayabilme, kira, konut kredisi ve faizli borçları ödeyebilme, iki günde bir et, tavuk, balık içeren yemek yiyebilme, evin ısınma ihtiyacını karşılayabilme ve mobilyaları eskidiğinde değiştirebilme durumudur.

Bu oran için fert düzeyinde toplanan değişkenler ise; eskimiş giysileri yerine yenisini alabilme, düzgün iki çift ayakkabıya sahip olabilme, ayda en az bir kez tanıdıkları ile toplanabilme, ücretli boş zaman faaliyetlerine katılabilme, kendini iyi hissetmek için bir miktar para harcayabilme ve kişisel amaçlı kullanım için internet sahipliği olarak belirlenmiştir.

Yukarıda belirtilen on üç maddenin en az yedisini karşılayamayanların oranı olarak tanımlanan maddi ve sosyal yoksunluk oranı; 2022 yılında yüzde 16,6 iken 2023 yılı anket sonuçlarında 2,2 puan azalarak yüzde 14,4 olarak tahmin edildi.

Dört yıllık panel veri kullanılarak hesaplanan sürekli yoksulluk oranı, eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 60’ına göre son yılda ve aynı zamanda önceki üç yıldan en az ikisinde de yoksul olan fertleri kapsamaktadır. Buna göre, 2023 yılı anket sonuçlarına göre sürekli yoksulluk oranı bir önceki yıla göre 1 puan azalarak yüzde 13,0 oldu.

Ülkemizde yaşanan deprem nedeni ile 2023 yılında TR63 (Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye) bölgesinde alan çalışması yapılamadığı için İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması (İBBS) ayrımında verilen bölgesel sonuçlar 25 bölgeyi kapsamaktadır.

İBBS 2. Düzey bölgelerinin her biri için eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’sine göre hesaplanan yoksulluk sınırına göre, gelire dayalı göreli yoksulluk oranının en yüksek olduğu bölgeler; yüzde 14,6 ile TRA2 (Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan) ve TR82 (Kastamonu, Çankırı, Sinop) yüzde 13,9 ile TR61 (Antalya, Isparta, Burdur) oldu.

Göreli yoksulluk oranı en düşük olan İBBS 2. Düzey bölgeleri ise yüzde 3,1 ile TRC1 (Gaziantep, Adıyaman, Kilis), yüzde 6,7 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) ve TRC2 (Şanlıurfa, Diyarbakır) oldu.

Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanlar; göreli yoksulluk, maddi ve sosyal yoksunluk ve düşük iş yoğunluğu göstergelerinin en az birinden yoksun olanları ifade etmektedir.

Son yıl sonuçlarına göre fertlerin yüzde 30,7’si yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında kaldı. Bu oran yaş gruplarına göre incelendiğinde; 0-17 yaş grubunda yüzde 40,1, 18-64 yaş grubunda yüzde 28,0, 65 ve üstü yaş grubunda ise yüzde 23,1 olarak tahmin edildi.

Oturulan konuta sahip olanların oranı geçen yıla göre 0,5 puan azalarak 2023 yılında yüzde 56,2 olarak hesaplanırken, kirada oturanların oranı yüzde 27,8, lojmanda oturanların oranı yüzde 0,9, kendi konutunda oturmayıp kira ödemeyenlerin oranı ise yüzde 15,1 oldu.

Kurumsal olmayan nüfusun yüzde 32,6’sı konutunda izolasyondan dolayı ısınma sorunu yaşarken yüzde 32,0’ı ise sızdıran çatı, nemli duvarlar, çürümüş pencere çerçeveleri vb. problemlerle, yüzde 19,8’i trafik veya endüstrinin neden olduğu hava kirliliği, çevre kirliliği veya diğer çevresel sorunlarla karşılaştı.

Geçen yıla göre konut alımı ve konut masrafları dışında borç veya taksit ödemesi olanların oranı 1,4 puan azalarak yüzde 58,0 oldu. Nüfusun yüzde 5,7’sine bu ödemeler yük getirmezken yüzde 14,9’una çok yük getirdi. Konut masraflarının çok yük getirdiği hanelerin oranı 0,3 puan artarak yüzde 17,5 olurken, bu masrafların biraz yük getirdiği hanelerin oranı 8,8 puan artarak yüzde 66,5 oldu. Konut masrafların yük getirmediğini belirten hanelerin oranı geçen yıla göre 9,2 puan azalış ile yüzde 15,9 hesaplandı.

Hanelerin yüzde 58,8’i evden uzakta bir haftalık tatil masraflarını, yüzde 39,2’si iki günde bir et, tavuk ya da balık içeren yemek masrafını, yüzde 31,8’i beklenmedik harcamaları, yüzde 19,5’i evin ısınma ihtiyacını, yüzde 64,2’si eskimiş mobilyaların yenilenmesini ekonomik olarak karşılayamadığını beyan etti.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Lübnan İnsani Krizle Karşı Karşıya

Lübnan’ın tarihindeki en ölümcül dönemlerin birinden geçtiğinin altını çizen BM’nin Lübnan’daki İnsani Yardım Koordinatörü  İmran Rıza, ihtilafın çok acı hatıraları da geri getirdiğini belirterek, yarısı çocuk ve kadın olmak üzere 600 binden fazla insanın ülke içinde yerinden edildiğini söyledi.

Okulların 4 Kasım’da açılmasının planlandığını dile getiren Rıza, halihazırda okulların yüzde 75’inin sığınaklara dönüştürüldüğünü ifade etti. Rıza, son anda gece yarısında İsrail ordusunun “boşalt emri”ni alan kişilerin ise sokaklarda kaldığını, yaklaşık 300 bin kişinin komşu ülkelere kaçtığını belirtti.

Sağlık çalışanları, su sistemleri gibi temel hizmetlerin de saldırıya uğradığını kaydeden Rıza, “Bu acilen durdurulmalı. Savaşların bile kuralları vardır. dedi.

Birleşmiş Milletler Lübnan Özel Koordinatörü (UNSCOL) Jeanine Hennis – Plasschaert ve BM’nin Lübnan’daki İnsani Yardım Koordinatörü İmran Rıza, Beyrut’tan video konferans yöntemiyle gazetecilere açıklama yaptı. Hennis – Plasschaert, Lübnan’ın korkunç boyutlarda bir ihtilaf ve insani krizle karşı karşıya olduğuna dikkati çekti.

Acımasız bombardımanın Lübnan’da günlük hayatın parçası haline geldiğine işaret eden Hennis – Plasschaert, 2 binden fazla kişinin öldürüldüğünü ve binlerce kişinin yerinden edildiğini söyledi. Hennis – Plasschaert, 7 Ekim’in İsrail’in “tehdit algısını tamamen değiştirdiğini” açıkça gösterdiğini belirterek, “Ancak şu da açık ki ölüm ve yıkımın sürmesi güvenliği beraberinde getirmez” değerlendirmesinde bulundu.

Bu yolla kısa vadeli taktiksel kazanımlar ele etmenin mümkün olabileceğini söyleyen Hennis – Plasschaert, uzun vadeli stratejik hedeflerin ise zarar göreceğine işaret etti. Netanyahu’nun “Lübnan halkına çektiği videodaki” ifadelerinin nasıl karşılandığına ilişkin ise Hennis – Plasschaert, “Tahmin edersiniz ki memnuniyetle karşılanmadı. Birçok insan tehdit olarak algıdı, endişe ve kaygıya neden oldu” dedi.

Hennis – Plasschaert, İsrail’in BM’nin ateşkes çağrısına uyup uymayacağına ilişkin ise bunun gerekli ancak kolay olmadığını dile getirdi. Gazze’den edinilen dersler konusunda bir soruya Hennis – Plasschaert, “BM Sekretaryasının günün sonunda yapabilecekleri kısıtlı. Tüm sistemin çalışır olması gerekiyor. Gazze’de çok fazla fırsat kaçırıldığını görmek zor değil” yanıtını verdi.

“Savaşların bile kuralları vardır”

BM’nin Lübnan’daki İnsani Yardım Koordinatörü Rıza da Lübnan’ın tarihindeki en ölümcül dönemlerin birinden geçtiğinin altını çizdi. Rıza, ihtilafın çok acı hatıraları da geri getirdiğini belirterek, yarısı çocuk ve kadın olmak üzere 600 binden fazla insanın ülke içinde yerinden edildiğini söyledi.

Okulların 4 Kasım’da açılmasının planlandığını dile getiren Rıza, halihazırda okulların yüzde 75’inin sığınaklara dönüştürüldüğünü ifade etti. Rıza, son anda gece yarısında İsrail ordusunun “boşalt emri”ni alan kişilerin ise sokaklarda kaldığını, yaklaşık 300 bin kişinin komşu ülkelere kaçtığını belirtti.

Sağlık çalışanları, su sistemleri gibi temel hizmetlerin de saldırıya uğradığını kaydeden Rıza, “Bu acilen durdurulmalı. Savaşların bile kuralları vardır. dedi. Rıza, daha fazla insani yardımla durumun düzelmeyeceğine, temelde uluslararası insancıl hukuka uyulmasının kilit öneme sahip olduğuna dikkati çekti.

Diplomatik bir sürecin ateşkese gitmesi gerektiğini belirten Rıza, “Aksi halde, acı sadece derinleşir ve yayılır. Uluslararası toplum daha fazla acıyı engellemek için acilen harekete geçmeli” uyarısında bulundu. Rıza, Lübnan halkının Gazze’deki duruma bakarak korku ve travma yaşadığını dile getirerek, bunun engellenmesi için ülkelerin tüm gücüyle mücadele etmesi gerektiğini vurguladı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Erkan Baş’tan Özgür Özel’e Sert Tepki

CHP Lideri Özgür Özel’in partisine yönelik sözlerine yanıt veren TİP Lideri Erkan Baş, TİP’i hedef alarak söylediği sözleri gerçekten şaşkınlıkla izledim. Herhangi bir partinin aldığı oyu küçümsemek siyasetten çok ayıptır” dedi ve ekledi:

“Özgür Özel gibi deneyimli bir siyasetçinin ‘Onlara sözü ben verdim.’ diye tekrar tekrar ifade etmesi anlaşılabilir bir durum değil; zaten bu gerçek de değil. Bu iktidara karşı toplumsal direnci zayıflatan bir yaklaşım içerisinde.”

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in partisine yönelik sözlerine tepki gösterdi.

BirGün’ün aktardığına göre; Erkan Baş, Meclis’te düzenlediği basın toplantısına, 10 Ekim 2015’te Ankara Garı katliamında hayatını kaybedenleri anarak başladı.

TBMM Genel Kurulu’nda dün İsrail’e ilişkin kapalı oturum yapıldığını hatırlatan Baş, “Bütün açık yüreklilikle ifade etmem gerekiyor ki dünkü toplantıyla ilgili söylenebilecek hiçbir şey yok. Tümüyle bomboş; kamuoyunun, gazetelerde çok rahat takip edebileceği haberlerden derlenmiş konuşmalardan ibaret bir toplantıyı gerçekleştirdik” diye konuştu.

Erkan Baş, TBMM’nin 28. Dönem 3. Yasama Yılı’nın açılışında Genel Kurula hitap etmek üzere salona giren AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ayakta karşılanmasıyla ilgili tartışmaları hatırlatarak, CHP lideri Özgür Özel’in TİP’i hedef alan sözlerine yanıt verdi.

“Biz zamanında helalleşmeye de yoktuk, bugün bir normalleşmeyle de yokuz. Biz muhalefete muhalefet etmeme anlayışının temsilcilerinden bir tanesiyiz.” diyen Baş, parti olarak bu oturuma katılmama kararı aldıklarını belirtti. Baş, şöyle devam etti:

“CHP yönetimi bu tavrının gerekçelerini paylaşmak yerine, kendisini eleştiren yurttaşlara yanıt yetiştirme telaşına girmiş gibi gözüküyor. Özgür Özel’in katıldığı bir televizyon programında TİP’i hedef alarak söylediği sözleri gerçekten şaşkınlıkla izledim. Herhangi bir partinin aldığı oyu küçümsemek siyasetten çok ayıptır. Özgür Özel gibi deneyimli bir siyasetçinin ‘Onlara sözü ben verdim.’ diye tekrar tekrar ifade etmesi anlaşılabilir bir durum değil; zaten bu gerçek de değil. Bu iktidara karşı toplumsal direnci zayıflatan bir yaklaşım içerisinde.

Keşke Özgür Özel TİP’i, AKP’ye karşı eksik muhalefet yaptığı için eleştirseydi. Bir muhalefet partisinin, başka bir muhalefet partisini ‘Sen fazla kararlısın, sen eğilmiyorsun.’ diye eleştirmesi, tek kelimeyle şaşkınlık verici bir durum. Bu tavrı hiç doğru bulmuyorum. Enerjimizi iktidara karşı mücadeleye karşı harcayalım. İktidarla normalleşirken muhalefetin kendisine benzemeyen unsurlarını kötü bir dile muhatap edenleri halkımıza şikâyet ediyoruz.”

Özgür Özel ne demişti?

Medyascope yayınına katılan Özgür Özel, CHP’nin ayağa kalkmasını eleştiren TİP’e “Bir tanesi çıkmış biz kimsenin karşısında ayağa kalkmayız… Ya partinin oyu yüzde 1.5 ve bizden giden tepki oylarıyla alıyorsun. Meclis’teki her konuşmanı biz devrettik geçmişte sana, ben devrettim” sözleriyle yüklenmişti.

Paylaşın

Yaşanabilir Gezegenler Bulma Yolunda “Büyük Adım”

Dünya’dan yaklaşık 100 ışık yılı uzaklıkta yer alan ve GJ 9827 d olarak adlandırılan gezegen, Dünya’nın yaklaşık iki katı büyüklüğünde ve neredeyse tamamen su buharından oluşan bir atmosfere sahip.

Haber Merkezi / GJ 9827 d bildiğimiz yaşamı desteklemese de, benzersiz atmosferi, diğer küçük gezegenleri ve bu gezegenlerin yaşam barındırma potansiyellerini incelemek için yeni olasılıklar sunuyor.

Montréal Üniversitesi’nden Caroline Piaulet – Ghorayeb liderliğinde yapılan yeni bir araştırmada, GJ 9827 d’nin atmosferik bileşimini ölçmek için transmisyon spektroskopisi adı verilen bir teknik kullanıldı.

Transmisyon spektroskopisi, bir gezegenin atmosferi tarafından farklı dalga boylarında veya ışık renklerinde ne kadar yıldız ışığının emildiğini ölçer.

Piaulet – Ghorayeb, bugüne kadar ölçülen atmosferlere sahip neredeyse tüm dış gezegenlerin en hafif elementlerden, tıpkı güneş sistemindeki gaz devleri Jüpiter ve Satürn gibi hidrojen ve helyumdan oluştuğunu söyledi.

Piaulet – Ghorayeb, “GJ 9827 d, güneş sisteminin karasal gezegenleri gibi ağır moleküller açısından zengin bir atmosfer tespit ettiğimiz ilk gezegen” dedi ve ekledi: Bu çok büyük bir adım.

Piaulet – Ghorayeb, “Bilim insanlarının gelecekte yaşam arayabileceği gezegen türleri olacak” diye ekledi.

GJ 9827 d ilk olarak 2017 yılında Kepler Uzay Teleskobu tarafından tespit edilmişti. Daha sonra, Hubble Uzay Teleskobu gezegenin atmosferinde su buharı izleri bulmuştu.

Bir gezegenin atmosferde su buharının izlerini tespit etmekle, atmosferin su buharıyla kaplı olduğunu söylemek arasında büyük bir fark var.

Bilim insanları, bu farkı ortaya koymak için James Webb Uzay Teleskobu’nun (JWST) Yakın Kızılötesi Görüntüleyici ve Yarıksız Spektrografı veya NIRISS ile yeni gözlemleri kullandılar.

Araştırmada yer alan bilim insanları, yıldızının önünden geçerken veya geçiş yaparken GJ 9827 d’nin atmosferinden geçen ışığın spektrumunu yakalamak için JWST’yi kullandılar.

Paylaşın

Şimşek’ten İhracatçılara Tam Destek

İhracatçılara tam destek veren Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Dengeli ve sürdürülebilir yüksek büyüme hedefimize ulaşmak için kritik önemdeki ihracata güçlü desteklerimiz devam edecek” dedi.

Haber Merkezi / Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şimşek, şu ifadeleri kullandı: “İhracatçılarımızın her zaman yanındayız.

2023 yılı mayıs ayında 300 milyon TL olan reeskont kredileri günlük limitini 4 milyar TL’ye çıkarttık. Eximbank’ın sermayesini 21,9 milyar TL artırarak 35,7 miyar TL’ye yükselttik.

Reeskont faizine yüzde 25,9 seviyesinde üst sınır getirdik ve reeskont kredisi kullanımında yüzde 30 ilave ihracat bedeli satış koşulunu kaldırdık. Hizmet ihracatı gelirlerinde vergi istisnasını 30 puan artırarak yüzde 80’e çıkarttık.

Eximbank’ın uluslararası kuruluşlardan sağladığı kredilere yaklaşık 1,1 milyar dolar hazine geri ödeme garantisi ve karşı garanti sağladık.

Yüksek teknolojili ve katma değerli üretime reeskont kredileriyle daha fazla imkân sağlayacak yeni bir modele de 2025 yılında geçeceğiz.

Dengeli ve sürdürülebilir yüksek büyüme hedefimize ulaşmak için kritik önemdeki ihracata güçlü desteklerimiz devam edecek.”

Öte yandan Mehmet Şimşek, resmi ziyaretler için Katar ve Kuveyt’e gidiyor. Bakanlık kaynaklarına göre, Şimşek bugün Katar’da çeşitli temaslarda bulunacak.

Ziyaretin ilk durağında, başkent Doha’da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile bir görüşme gerçekleştirecek.

Şimşek, ayrıca Katar Maliye Bakanı Ali bin Ahmed el-Kevari ve Katar Yatırım Otoritesi (QIA) CEO’su Mansur bin İbrahim el-Mahmud ile de bir araya gelecek. “Invest in Türkiye” programı kapsamında yatırımcılarla buluşması da planlanıyor.

Doha temaslarının ardından Kuveyt’e geçecek olan Şimşek, burada Maliye Bakanı ve Ekonomi ve Yatırımlardan Sorumlu Devlet Bakanı Nura Süleyman el-Fassam ile görüşecek. Ayrıca Kuveyt Yatırım Otoritesi CEO’su Ganim Süleyman el-Guneyman ile bir toplantı yapacak.

Kuveyt’te yatırımcılarla bir araya geldikten sonra Bakan Şimşek yurda dönecek.

Paylaşın

Erdoğan’dan Bahçeli’ye “DEM Parti” Desteği: Anlamlı Buluyorum

Partisinin grup toplantısında konuşan Erdoğan, Devlet Bahçeli’nin DEM Partililerle tokalaşmasına ilişkin yaptığı açıklamada, “Biz yeni yasama yılında siyasette artık farklı bir söylem görmeyi istiyoruz” dedi ve ekledi:

“Daha fazla uzlaşıya ihtiyacımız olduğu kanaatindeyiz. Milletimiz için hiçbir diyalogdan kaçınmayız. MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli’nin yaptığı açıklamaları 85 milyonun kardeşliği adına çok anlamlı buluyorum.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“6-8 Ekim olaylarının 10.yıl dönümü. Kayıplarımızı üzerinden 100 yıl geçse de unutmayız. 6-8 Ekim olaylarında rolü olanlar bağımsız Türk mahkemeleri önünde hesabını vermiştir. Bir elinde silah tutarak siyaset yapılmaz. Sırtını dağa yaslayan terör siyasetine yer yok. Demokratik siyasette şiddete asla yer olmadığını herkesin anlaması bekleniyor.

Milletimizin faydasına olacak hiçbir diyalogdan kaçınmayız. Bahçeli’nin dün yaptığı açıklamaları takdirle karşılıyor ve kıymetli buluyoruz. Cumhur İttifakı’nın uzattığı elin muhatapları tarafından da layıkıyla anlaşılmasını umut ediyoruz. Türkiye Yüzyılı’nda şiddetle arasına mesafe koyan anlayışa elbette yer vardır ama sırtını dağa yaslayan terör siyasetine asla yer yoktur.

Bakanlarımız Meclisimizin kapalı oturumunda bilgi verdi. Her iki bakanımız da idrak kapıları açık olanlar için fotoğrafı tüm netliğiyle ortaya koydu. Toplantı sonrası CHP Genel Başkanı’nın yaptığı açıklamaları esefle karşıladık. CHP Genel Başkanı ucuz polemik peşinde koşuyor. Sayın Özgür Özel’den ülke güvenliğine dair meselelerde daha olgun bir tavır beklerdik.

Gazze’deki katliamın manevi ve maddi faturası kabarıyor. Ülkemizi bölgesel gerilimlerden uzak tuttuk, yangına benzin dökenlerden değil söndürenlerden olduk. Tarih, elinde on binlerce çocuğun, kadının, sivilin kanı olan bir canavarı ayakta alkışlayanları asla affetmeyecektir. İsrail siyonist bir terör örgütüdür.

Netanyahu ve cinayet şebekesi çok tehlikeli bir maceraya atılmaktadır. Nihai hedefin neresi olduğunu çok net görüyoruz. Güvenliğimizden taviz vermeyiz. Vaadedilmiş topraklar hezeyanının sonu hüsrandır. İsrail bir Siyonist terör örgütüdür. Gazze kasabı Siyonist Netanyahu’nun ABD kongresine davet edilmesini tarih asla unutmayacaktır.

“Adalet sisteminde sorun varsa çözüme kavuşturacağız”

Toplumda güvenlik ve asayişin temini noktasında geçmişe ve birçok Avrupa ülkesine kıyasla çok iyi bir yerdeyiz. Onlarca suç kaydı bulunan kriminal tiplerin ortalıkta dolaşması herkes gibi bizi de rahatsız ediyor. Emniyet teşkilatımızda sorun varsa neşteri vuracağız. Adalet sisteminde sorun varsa neşteri vurup çözüme kavuşturacağız.

Suçlu herhangi bir sabıka kaydı olmadığı için tutuklama olmadan yargılanabiliyor. Suçluların sistemin bu yönünü istismar ettiğini görüyoruz. İki önemli adım atmayı planlıyoruz. İlki kurumsal düzenlemeye, ikincisi seri suç işleyenlerin kolaylıkla tutuklanabilmesine yöneliktir.

Mesela 5 suç kaydı olan birinin, diğer davalarının bitip sabıka kaydına işlenmesi beklenmeden tutuklu yargılanmasının önü açılacak. Belirli suçlarda infaz hükümlerinin, alınan cezanın yüzde 10’u cezaevinde geçirildikten sonra işlemeye başlaması sağlanacaktır. Tutukluluk süresi, kişinin işlediği suçlar ve alacağı cezalarla orantılı belirlenecek. Bu husus toplum vicdanını yaralayan belirli suçlar için geçerli olacak.”

Paylaşın

Dervişoğlu’ndan “Kapalı Nüfus Sayımı” Önerisi

Meclis’te partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, “Sokaklar, caddeler, meydanlar uyuşturucu satıcıları, suç makineleri, sapıklar, tımarhane kaçkınları ve firarilerle adeta bir açık hava cezaevine dönüşmüştür” dedi ve ekledi:

“İstanbul’da uyuşturucu bağımlısı bir suç makinasının karakoldan kaçarak polisimiz Şeyda Yılmaz’ı şehit etmesi, iki genç kızımızın bir tımarhane kaçkını tarafından vahşice katledilmesi, Genç kızların sapıklar tarafından sokakta taciz edilmesi ve ancak sosyal medyadan tepki geldiğinde tutuklanması, İletişim Başkanlığı’nın Adalet Bakanlığı’nın yerini aldığını ve toplumsal şiddet ve cinnet halinin Türkiye’yi esir aldığını göstermektedir.”

Dervişoğlu, konuşmasının devamında, “Aynı gün içinde 71 suç kaydı bulunan bir gangster otostop çekerken yakalanıyor, eşini öldüren bir kişi ise 30 yıldır kaçak gezebiliyor. Suçun infazının, memleketteki güvenlik ve asayiş için değil de, cezaevi kapasitesine göre belirlendiği; siyasi suçların adli suçlardan daha fazla ceza aldığı bir infaz sisteminin adalet dağıtma şansı yoktur” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Kadın cinayetlerine ve çocuk istismarına tepki gösteren Dervişoğlu, “Konulara girmekte bile zorlanıyorum… Nereden nereye geldik. Kadın cinayetleri, taciz, çocuk istismarları… Son yıllarda bu vakaların artışı, hepimizin yüreğinde tarifsiz bir acı bırakıyor. Her iki günde bir en az üç kadın cinayeti ya da şüpheli kadın ölümü yaşanıyor. Bu sayı, sadece bir istatistik değil, adaletin suskun kaldığı her an yitip giden canların trajedisidir” dedi.

Dervişoğlu şöyle konuştu: “Ayşenur Halil, İkbal Uzuner, Zehra Gün, Gülfer Öter… Ve daha isimlerini sayamadığım binlercesi… Bu isimler, sadece nüfus kayıtlarından silinip giden, vefatları hoparlörlerden duyurulan kişiler değil; adalet arayışının sessiz çığlıklarıdır. Bu isimler, yalnızca kendi hanelerinde değil, milletimizin vicdanında yanan kor ateşlerdir. Bu ateşler yüreğimize düşmeye devam ediyor. Suçlular, mevcut düzenin sunduğu müsamahadan cesaret buluyor. Ceza sistemimizdeki hafifletici sebepler, iyi hal indirimleri, yetersiz denetimler, adeta suça davetiye çıkarıyor. Suç işleyenler, her seferinde daha da cesaretleniyor. Ama artık yeter! Hazreti Ali’nin dediği gibi, ‘Bir zulme engel olamıyorsanız, onu herkese duyurun.’ Biz de bu kötülüklere karşı sesimizi yükseltmek zorundayız.”

Erdoğan ve iktidardan bazı isimlerin kadınlara yönelik söylemlerini hatırlatan Dervişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çocuk istismarına ‘Bir kereden bir şey olmaz’ diyenleri unutmayacağız. ‘Kadın herkes içinde kahkaha atmayacak, iffetli olacak’ diyenleri unutmayacağız. ‘Kadın ve erkek eşit olamaz, bu fıtrata aykırıdır’ diyenleri unutmayacağız. Türk kadını için evinin süsü diyenleri, kadın çalışmayı tercih ederek fuhşa hazırlık yapmış oluyor diyenleri de unutmayacağız. Ve ‘Tecavüzcü, kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masumdur’ diyen zihniyetin karşısında duracağız. Çünkü bu millet, hak edilenin hakkın suskun kalınarak alınamayacağını çok iyi bilir.”

“Siyasi suçların adli suçlardan daha fazla ceza aldığı…”

“Sokaklar, caddeler, meydanlar uyuşturucu satıcıları, suç makineleri, sapıklar, tımarhane kaçkınları ve firarilerle adeta bir açık hava cezaevine dönüşmüştür” diyen Dervişoğlu, şunları söyledi: “İstanbul’da uyuşturucu bağımlısı bir suç makinasının karakoldan kaçarak polisimiz Şeyda Yılmaz’ı şehit etmesi, iki genç kızımızın bir tımarhane kaçkını tarafından vahşice katledilmesi, Genç kızların sapıklar tarafından sokakta taciz edilmesi ve ancak sosyal medyadan tepki geldiğinde tutuklanması, İletişim Başkanlığı’nın Adalet Bakanlığı’nın yerini aldığını ve toplumsal şiddet ve cinnet halinin Türkiye’yi esir aldığını göstermektedir. Aynı gün içinde 71 suç kaydı bulunan bir gangster otostop çekerken yakalanıyor, eşini öldüren bir kişi ise 30 yıldır kaçak gezebiliyor. Suçun infazının, memleketteki güvenlik ve asayiş için değil de, cezaevi kapasitesine göre belirlendiği; siyasi suçların adli suçlardan daha fazla ceza aldığı bir infaz sisteminin adalet dağıtma şansı yoktur”

İktidarın Türkiye’yi açık hava cezaevine çevirdiğini ifade eden Dervişoğlu, ‘kapalı nüfus sayımı’ önerisinde bulunarak, “Bütün bu kaçakların tespiti ve sınır dışı edilmesi için, Sokaklarda onlarca suç kaydıyla toplumu enfekte eden ne kadar sapık, suçlu, firari varsa tamamının tespiti ve cezaevine gönderilmesi için İYİ Parti’nin önerisi şudur: Gerekli bürokratik hazırlıkları yapın ve en kısa zamanda mümkünse 3 Kasım 2024 ‘te, 24 yıl sonra yeniden bir kapalı nüfus sayımı yapalım. Bu kadar kaçak ve suçlunun dışarıda elini kolunu sallaya sallaya gezdiği bir memlekette kapalı yani sokağa çıkma yasaklı nüfus sayımı bir seçenek değil zorunluluktur. Her gün güvende olmak için, bir gün evde kalmaya razıyız. Kapalı Nüfus Sayımı önerimizi kamuoyunun dikkatlerine arz ediyoruz” dedi.

Paylaşın

Eylül Ayında “Özelleştirme” Rekoru

İktidarın kamu varlıklarını haraç mezat elden çıkarma geleneği, 2024 yılında da devam etti. 2024 yılının ilk sekiz aylık döneminde 867 milyon 925 bin TL’lik kamu taşınmazı elden çıkarıldı.

Özelleştirme, Eylül ayında ise 2024’ün en yüksek seviyesine çıktı. Eylül ayındaki kamu taşınmazı satışlarından 1 milyar 710 milyon 458 bin lira gelir elde edildiği belirtildi.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre; AK Parti’nin iktidara geldiği Kasım 2002’den Eylül 2024’e kadar gerçekleştirilen kamu taşınmazı satışından elde edilen gelir, 23 milyar 800 milyon 90 bin TL olarak gerçekleşti.

İktidarın kamu varlıklarını haraç mezat elden çıkarma geleneği, 2024 yılında da sürdürüldü. 1 Ocak 2024 ile 31 Ağustos 2024 döneminde toplam 867 milyon 925 bin TL’lik kamu taşınmazı elden çıkarıldı.

AK Parti’nin özelleştirme programı, Eylül ayında ise 2024’ün en yüksek seviyesine çıktı. Yalnızca Eylül ayında yapılan taşınmaz satışından elde edilen gelir, Ocak ve Ağustos aylarını da kapsayan 2024’ün sekiz ayındaki geliri geride bıraktı.

Buna göre, 2024’ün Eylül ayındaki kamu taşınmazı satışlarından 1 milyar 710 milyon 458 bin TL gelir elde edildiği belirtildi. Eylül ayında gerçekleştirilen satışlar ve satış fiyatları ise Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın verilerine göre şöyle:

İstanbul Kartal’da bulunan Maliye arazisi: 1 milyar 625 milyon TL (2 Eylül 2024)
Aydın Didim’de bir adet taşınmaz: 82 milyon TL (10 Eylül 2024)
Manisa’da Sümer Holding’e ait bir taşınmaz: 223 bin TL (25 Eylül 2024)
Mardin’de Sümer Holding’e ait bir taşınmaz: 3 milyon 235 bin TL (25 Eylül 2024)

Paylaşın

Özel’den “Ayağa Kalkma” Eleştirilerine Yanıt: Toplumda Karşılığı Var

Meclis açılışında, Erdoğan salona girdiğinde ayağa kalkma kararını eleştirilere yanıt veren CHP Lideri Özgür Özel, “Biz Erdoğan’la ayağa kalkmadık, biz anayasa yapmak üzere, koalisyon yapmak üzere, uzlaşmak üzere ayağa kalkmadık” dedi ve ekledi:

“Biz Erdoğan’la mücadele ediyoruz. Biz Erdoğan’la mücadelede ayaktayız zaten. Biz Meclis’in açılış günü Meclis’in açılışını yapmasına anayasal görevi gereği gelen kişinin seçmenlerine ve makamına hürmeten ayağa kalktık. Bunun toplumda inanılmaz bir karşılığı var.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, 10 Ekim katliamında yaşamını yitirenler anısına oluşturulan anıtın açılışında katıldı.

T24’ün aktardığına göre; Burada yaptığı konuşmada, “9 yıl sonra siz o güçlü yüreklerinizle o kötülükten bir mevzi daha aldınız. Kötülük geriliyor. Biz kötülüğü hep beraber yeneceğiz. Bunu öyle kaba siyasetle, sözde siyasetle değil hissederek yeneceğiz. Hissederek, şuramızda hissederek yeneceğiz” diyen Özel, şunları kaydetti:

“Çünkü onların kötülüğüne karşı ancak ve ancak sizin yüreklerinizin haklı gücü ve onuru onları yenebilir. Biz yanınızdayız. Olmaya devam edeceğiz. Hep yanınızda olduk, bundan sonra da olacağız. Sizden ilham aldık, almaya devam edeceğiz. Sizden güç alıyoruz, almaya devam edeceğiz. Günü gelince bu kötülüğü bütün mevzilerden söküp atıp, iyilerin iktidarını, onurlu insanların iktidarını, haklıların iktidarını, mağdurların ve mazlumların iktidarını kuracağız. Sonra o kötülerden teker teker hesap soracağız. Ant içiyorum buna. Önünüzde buna ant içiyorum.”

Çıkışta gazetecilerin sorularını yanıtlayan CHP lideri, Meclis açılışında Cumhurbaşkanı Erdoğan geldiğinde ayağa kalkma kararına yönelik gelen eleştirilere şöyle yanıt verdi: “Meselenin özü şudur Türkiye’de cumhurbaşkanlığı makamı gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün koltuğu olarak görüldüğü için ve çekilen acılar sıkıntılar iktidar medyasında yeterince anlatılmadığı için ve inanılmaz bir hegomonik üstten kapsamayan bir dille iktidar medyası kendi seçmeninin uygusunu yoğun bir şekilde manipüle ettiği için CHP ayağa kalkmadığında gittiği bir köy kahvesinde AKP seçmeni de dışarı çıkıyor.

Ben yıllardır bunu sahada tespit eden bir siyasetçiyim. Bu konuda partiyi yönettiğimiz arkadaşlarımızla da, bugün ayağa kalkmayan arkadaşlarla da geçmişte grup başkanvekilliği yaptığımız arkadaşlarımızla da bu zorlukları hep konuştuk. Biz ayağa kalktığımızda AK Parti Sayın Erdoğan’ın şahsına ayağa kalkmak değil cumhurbaşkanlığı makamına ve onu seçen seçmenlere saygımızdan ayağa kalktık bu kadar net.

Bu konuda en ufak bir pişmanlığım yok. Partinin ilk anca yüzde 62’si doğru yaptın diyor dinleyince yüzde 72’si diyor. Diğer seçmenlerle temas edince daha çok. Bu şu anlama gelmez biz Erdoğan’la ayağa kalkmadık, biz anayasa yapmak üzere, koalisyon yapmak üzere, uzlaşmak üzere ayağa kalkmadık. Biz Erdoğan’la mücadele ediyoruz. Biz Erdoğan’la mücadelede ayaktayız zaten. Biz Meclis’in açılış günü Meclis’in açılışını yapmasına anayasal görevi gereği gelen kişinin seçmenlerine ve makamına hürmeten ayağa kalktık. Bunun toplumda inanılmaz bir karşılığı var.”

Paylaşın