Galatasaray, Süper Lig’de Liderliğini Perçinledi

Süper Lig’in 10. hafta maçında Galatasaray ile Beşiktaş, Ali Sami Yen’de karşı karşıya geldi. Hakem Arda Kardeşler’in yönettiği karşılaşmadan Galatasaray, 2-1 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Galatasaray’ın gollerini 13. dakikada Davinson Sanchez ve 67. dakikada Victor Osimhen kaydetti. Beşiktaş’ın tek golünü ise 90+4’te Ernest Muçi attı.

Galatasaray, bu galibiyet ile puanını 28’e yükseltirken, Beşiktaş 20 puanda kaldı. Ligin bir sonraki maç haftasında Galatasaray haftayı BAY geçerken, Beşiktaş evinde Kasımpaşa’yı ağırlayacak.

13. dakikada Sara’nın sağ çaprazından kullandığı serbest vuruşta, ceza sahasında Davinson Sanchez altıpas üzerinde kafa vuruşuyla topu filelere yolladı: 1-0

67. dakikada Gabriel Sara’nın sol çaprazdan kullandığı serbest vuruşta ceza sahası içinde iyi yükselen Osimhen’in kafa vuruşunda top ağlarla buluştu: 2-0

90+4. dakikada Ndour’un pasıyla topla buluşan Muçi’nin ceza sahası sağ çaprazından yaptığı vuruşta, meşin yuvarlak direğe çarptıktan sonra ağlarla buluştu: 2-1

Stat: Ali Sami Yen

Hakemler: Arda Kardeşler, Ceyhun Sesigüzel, Süleyman Özay

Galatasaray: Fernando Muslera, Kaan Ayhan (Elias Jelert dk. 51), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Barış Alper Yılmaz (Metehan Baltacı dk. 90+2), Lucas Torreira (Kerem Demirbay dk. 83), Gabriel Sara, Roland Sallai, Yunus Akgün, Victor Osimhen (Dries Mertens dk. 82), Moura Icardi (Michy Batsuayi dk.90+1)

Beşiktaş: Ersin Destanoğlu, Jonas Svensson (Onur Bulut dk. 85), Felix Uduokhai, Emirhan Topçu (Tayyip Talha Sanuç dk. 85), Arthur Masuaku, Cher Ndour, Gedson Fernandes, Joao Mario (Ernest Muçi dk. 68), Rafa Silva, Semih Kılıçsoy, Ciro Immobile

Goller: Davinson Sanchez (dk. 13), Victor Osimhen (dk. 67) (Galatasaray), Ernest Muçi (dk. 90+4) (Beşiktaş)

Paylaşın

Erdoğan’dan “Enflasyon” Açıklaması: Düşüş Başladı

Kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Küresel ekonomideki tüm belirsizliklere, bölgemizde artan çatışma ve gerilimlere, kötümser senaryolara rağmen ekonomimizin temel gösterilerinde iyileşme kesintisiz bir şekilde devam ediyor” dedi ve ekledi:

“Avrupa ve ABD dahil tüm dünyayla birlikte ülkemizin başağrısı olan enflasyonda düşüş başladı. İnşallah bunu devamı gelecek. Vatandaşımızın helal lokmasına göz dikenlere kesinlikle göz açtırmayacağız. Etiket oyunları, fısıltı gazetesi, piyasa manipülasyonları ile ceplerini dolduranların tepesine bindik ve binmeye devam edeceğiz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle: “Milletimizin kızılelmasına dönüşen Türkiye Yüzyılı’nın inşası yolunda azim ve sabırla ilerliyoruz. 85 milyonun refah, huzur, mutlu ve müreffeh geleceğinin önünde hiçbir engel tanımıyoruz.

İhanet, sabotaj, alçak ve kalleş saldırıların bizi hedeflerimizden alıkoymasına müsaade etmiyoruz. Güvenlikten terörle mücadeleye, ulaştırmadan dış politikaya her konuda kapsamlı değerlendirmelerde bulunduk. Aziz milletimize verdiğimiz sözleri yerine getirmek, ülkemizi menzili maksuduna ulaştırmak için tüm gücümüzle çalışıyoruz.

18 Ekim’de Ermenistan, Azerbaycan, Rusya ve İran Dışişleri Bakanlarını ülkemizde misafir ettik. Platformun önemli bir ihtiyacı giderdiğini müşahade ediyoruz. Bu yapıyı kurumsal bir yapıya kavuşturmak arzusundayız. Karabağ’da 30 yıllık işgalin sona ermesiyle birlikte Güney Kafkasya’da kalıcı barışa yönelik eşsiz bir fırsat yakalandı. Can Azerbaycan ve Ermenistan’ın bu doğrultuda gösterdikleri samimi çalışmaları yakından takip ediyoruz. Kalıcı barışa yönelik eşsiz bir dönem yakalandı. Azerbaycanlı kardeşlerimizle koordinasyon içinde çalışmaya devam edeceğiz.

Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası’nın 51. genel kurulunda iş dünyamızda bir araya geldik. Küresel ekonomideki tüm belirsizliklere, bölgemizde artan çatışma ve gerilimlere, kötümser senaryolara rağmen ekonomimizin temel gösterilerinde iyileşme kesintisiz bir şekilde devam ediyor. Avrupa ve ABD dahil tüm dünyayla birlikte ülkemizin başağrısı olan enflasyonda düşüş başladı. İnşallah bunu devamı gelecek. Vatandaşımızın helal lokmasına göz dikenlere kesinlikle göz açtırmayacağız. Etiket oyunları, fısıltı gazetesi, piyasa manipülasyonları ile ceplerini dolduranların tepesine bindik ve binmeye devam edeceğiz.

Türkiye’de maalesef enflasyondan nemalanan bir kesim var. Üretmeden, riske girmeden paralarına konforlu bir alanda para katmaya alışmışlar. Biz yıllarca bunların istismar zeminlerini ellerinden aldık. Koronavirüs salgınında tüm dünyada zirveye çıkan enflasyon oranları herkes gibi bizi de menfi etkiledi. Salgının yanısıra biz bir de doğrudan ekonomimizi hedef alan saldırılara maruz kaldık. Asrın felaketi olarak nitelenen 6 Şubat depremlerini yaşadık. 3 seçim, salgın ve depremin etkilerini daha sert hissetmemize sebep oldu.

Rusya-Ukrayna savaşından ülkemizi uzak da tutsak, ekonomik yansımalarından tamamen uzak tutamadık. Bu tablo enflasyonu fırsata tahvil eden rantçıların ellerini ovuşturmalarına yol açmıştır. Merkez Benkamızın rezervi artıkça bunların eleştirilerinin dozu da arttı. Enflasyonda düşüş eğilimi başlayınca bunların rahatsızlıkları ayyuka çıkmaya başladı. Yalan, yanlış ve manipülatif haberlerle milletimizin moralini bozmaya çalıştılar.

Milletimiz yaşadığı onca zorluğa, omuzladığı onca yüke rağmen bizi anlıyor, bize inanıyor, hükümetimize ve ekonomi politikamıza güveniyor. Bu aziz ve fadakar millete hayal kırıklığı yaşatmamakta kararlıyız. İş çevreleri, piyasa aktörleri, ihracatçılarımızla yakın istişare içinde önümüzdeki süreci yöneteceğiz. İş dünyamızdan gelen makul talepleri karşılamak görevimizdir.

Bu sene Türkiye ile Almanya arasındaki dostluk anlaşmasının 100. yıldönümünü kutluyoruz. Cumhurbaşkanı’nın Nisan ayı ziyaretinin ardından önceki hafta Şansölyeyi İstanbul’da ağırladık. Almanya ile işbirliğimizi güçlendiriyoruz. 50 milyar dolara ulaşan ikili ticaretimizde hedefimiz 60 milyar dolar. İsrail’in katliamları gibi konularda fikir ayrılığımız olsa da Almanya ülkemizin Avrupa’daki en önemli ortağıdır. Bu vasfını önümüzdeki dönemde de muhafaza edecektir.

2015 yılında bizim başlattığımız muhtarlarla buluşma gelenek sayesinde şimdiye kadar 40 binden fazla muhtar kardeşimizle bir araya geldik. Muhtar aylıklarından, sigorta primlerine, silah ruhsatı harcından, belediyelerde ihdas ettiğimiz muhtarlık işleri dairesi ve müdürlüklerine kadar pek çok konuda muhtar kardeşlerimizin yanında olduk. Muhtarlarımıza hak ettikleri değeri vererek bu mütekebbir anlayışı değişime zorladık. Bir kez daha köylerine ve mahallelerine hizmet çabalarında tüm muhtar kardeşlerimize Allah’tan kolaylıklar diliyorum.

Türkiye’nin hedeflerine, beşeri, tarihi, ticari bağlarına uygun şekilde 360 derecelik perspektifle dış politikamızı icra ediyoruz. Kendi çıkarlarımız doğrultusunda özgür irademizle adımlarımızı atıyoruz. Türkiye’nin çıkarı neredeyse oraya gidiyor, işbirliklerimizi geliştiriyoruz. Farklı vesilelerle söylemiştim; bizim dış politikamızın ana omurgası Türkiye eksenidir. Türkiye’nin milli menfaatleri, güvenlik hassasiyetleri, ekonomik ve ticari çıkarları herşeyin üzerindedir. Biz makas değiştirmiyoruz, bilakis Türkiye merkezli anlayışla değişen küresel sistemde hak ettiğimiz yeri almaya çalışıyoruz.

Zirve marjında Rusya, Venezüela, Özbekistan, Vietnam ve Kongo liderleriyle ikili görüşmelerim oldu. Zirveye katılan diğer devlet ve hükümet başkanlarıyla bir araya geldik. Ciddi işbirliği potansiyeline sahip olduğumuz kanaatindeyim. Dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasında yer alan ülkemiz için önemli fırsatlar sunan Brics ile ilişkilerimizi ilerletmenin ülkemizin menfaatlerine olduğuna inanıyoruz. Türkiye tüm platformlarda NATO müttefiki, AB’ye tam üyelik müzakereleri yürüten bir ülke olarak yer almaktadır.

Kazan’a ayak bastıktan hemen sonra TUSAŞ’ın Kahramankaz’ın yerleşkesine yapılan hain terör saldırısında 5 vatan evladının şehit edildiği haberini aldık. Saldırının zamanlamasının ve seçilen hedefin tesadüf olmadığı açıktır. Bu kanlı ve kalleş terör eyleminin ülkemiz iç siyasetinde farklı bir iklimin filizlenmeye başladığı süreçte tekabül etmesi ayrıca manidardır.

Kandan beslenen terör baronlarının bölgemizde yeni efendiler aradıkları anlaşılıyor. Milletimiz bu saldırılarda nerelere sinyal verilmek istendiğini net olarak gördüğüne inanıyorum. Bu alçak saldırıyla verilmek istenen mesajları buruşturup çöpe attık. Terörden, eli kanlı canilerden, mankurtlaşmış maşalardan alacağımız mesa da zaten olamaz. Bu terör eylemi paniğin, telaşın, tükenmişliğin, çaresizliğin emaresidir.

Hain saldırıya cevabımızı bölücü örgütün Suriye ve Irak’taki inlerini başlarına geçirerek kat kat verdik. Milletimiz ve şehit ailelerimiz şundan emin olsun. TSK ve MİT şehitlerimizin kanını yerde bırakmamıştır. Emniyet ve adli birimlerimiz de teröristlerin tüm bağlantılarını ortaya çıkarmak için kapsamlı soruşturma yürütmektedir. Terörü kaynağında kurutma stratejisinden geri bir adım asla atmayacağız.

“Ülkemizi istikametinden saptıramayacaklar”

Terörsüz Türkiye hedefimizden kesinlikle kopmayacağız. Türkiye bu beladan mutlaka kurtulacaktır. Terör yıllarca ülkemizde siyaseti yönlendirmek için bir aparat olarak kullanılmıştır. Ne zaman siyasette diyalog zemini güçlense, toplumda kutuplaşma azalsa terör hemen devreye girmiştir. Buna geçmişte defalarca şahit olduk. Aynı senaryonun tekrar sahnelenmesine seyirci kalmayacağız. Terör baronları Türk siyasetini dizayn edemeyecekler, ülkemizi istikametinden saptıramayacaklar.

Ülkemizin gündemini yönlendirme peşinde koşanları da aynı şekilde hüsrana uğratacağız. Türkiye düşmanlarıyla hareket edenlerin akıbetleri berbat olacaktır. 15 Temmuz gecesi 252 kardeşimizi şehit eden FETÖ’nün Pansilvanya’daki elebaşının ağababalarının kucağında ölmesi herkese ibret olmalıdır.

Bu millete kurşun sıkanlar, sırtından hançerler, milletin evlatlarının kanını dökenler ne bu dünyada ne ebedi alemde iflah olmayacak her zaman lanetle anılacaktır. BMGK’nın saldırıyı kınayan ve taziye sunan açıklamasını memnuniyetle not ettik. Siyasi partilerimizin teröre karşı tek ses, tek nefes olduğunu takdirle karşıladığımızı burada ifade ediyorum. Ancak faili apaçık olanların terör eylemini kınamayanları milletimize havale ediyorum.

Savunma sanayimizin gurur verici ürünleri bizzat görme fırsatı bulduk. 15 bin ziyaretçi, 300’ün üzerinde delagasyonun katıldığı SAHA EXPO artık rüştünü ıspatlamıştır. Her türlü zorluğa, engele ve ambargoya rağmen yılmadan, azimle çalışan bu sektörümüzün tüm kuruluşuna, şirketlerine ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum.

Deprem bölgemizin ayağa kaldırılması gündemimizin ilk sırasındaki yerini koruyor. Ne yaparsak yapalım bir elimiz ve gözümüz, 6 Şubat depremlerinin etkilendiği 11 ilimizdedir. 18 bin 404, Hatay’da olmak üzere 101 bin 254 tanesini teslim ettik. Cumartesi günü 29 bin 311 yuvamızın kuralarını çekerek vatandaşlarımıza teslim ettik. Böylece kurası çekilen konut sayısı 130 bin 565’e ulaştı. Bu yılın sonuna kadar 201 bin 688 ev ve işyerini teslim edeceğiz.

Deprem bölgesinde evine girmeyen hiçbir hak sahibi bırakmayacağız. Hatay’da deprem konutlarının teslim töreninin yanısıra İskenderun-Antakya otoyolunun temel atmasını gerçekleştirdik. Proje sayesinde zamandan 3 milyar lira, akaryakıttan 400 milyon lira olmak üzere yıllık 3.4 milyar liralık tasarruf sağlayacağız. Anahtarlarını teslim ettiğimiz konutlarımızın da afetzedelerimize hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum. Allah ömür verdikçe inşallah 81 vilayetimizin tamamına aşkla hizmet etmeyi sürdüreceğiz.

Son olarak Kültür ve Turizm Bakanlığımızı ‘kültür yolu festivali’ dolayısıyla tebrik ediyorum. 16 şehirde yapılan Türkiye kültür yolu festivalini gelecek yıl 20 şehirde düzenlemeyi planlıyoruz. 5 Ekim’de İstanbul Boğazı’ndan uğurladığımız Oruç Reis, görev yeri olan Somali’ye ulaştı. Oruç Reis gemimiz 6 ay boyunca 5750 km. kare üç boyutlu sismik arama yapacak. Aramalardan inşallah müjdeli haberler alacağımıza inanıyorum.”

Paylaşın

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte: Kuzey Kore Askerleri Rusya’da

Kuzey Kore askerlerinin Rusya’da olduğunu doğrulayan NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, bunun, Vladimir Putin’in savaşta “600 binden fazla Rus askerinin öldürülmesi veya yaralanmasından” sonraki “çaresizliğini” gösterdiğini söyledi.

Mark Rutte’nin açıklamaları, Kuzey Kore’nin Rusya’ya asker gönderdiğine dair haftalardır çıkan haberlerin ardından geldi. Bu haberlerin arasında Ukrayna’ya karşı kullanılmak üzere Kuzey Kore’ye mühimmat ve silah gönderilmesi de yer alıyor.

Güney Kore Ulusal İstihbarat Servisi’nden gelen son raporlara göre, 3 binden fazla Kuzey Kore askeri Rusya’ya gönderildi ve Aralık ayına kadar 12 binden fazla askerin Rusya’ya gönderilmesi bekleniyor. Güney Kore istihbaratına göre, Rusya’ya gönderilen personel arasında savaş pilotları da bulunuyor.

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Genel Sekreteri Mark Rutte, 24 Şubat 2022’de Rusya’nın saldırısıyla başlayan Ukrayna savaşında 600 binin üstünde Rus askerinin öldüğünü ya da yaralandığını belirtti.

Rutte, Kuzey Kore askerlerinin Rusya’nın Kursk kentinde Ukrayna güçleriyle devam eden çatışmalarda Rusya’nın tarafında savaştığını da teyit etti. Kuzey Kore askerlerinin Kursk’ta konuşlandırılmasını “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in artan çaresizliğinin bir göstergesi” olarak nitelendiren Rutte, Putin’in dışarıdan yardım olmadan Ukrayna saldırısını sürdürebilecek durumda olmadığını savundu.

Brüksel’deki NATO ana karargâhında Güney Koreli istihbarat ve Savunma Bakanlığı yetkililerinden oluşan bir heyetle bir araya gelen Rutte, Kuzey Kore’nin halihazırda Rusya’ya milyonlarca atımlık cephane ve balistik füze tedarik ederek Avrupa’daki büyük bir çatışmayı kışkırttığını da not etti.

Rusya ile Kuzey Kore arasında derinleşen askerî iş birliğini kınayan NATO Genel Sekreteri, demokratik ülkeleri ortak değerleri savunmaya ve Ukrayna’yı desteklemeye çağırdı. Rutte, “NATO müttefikleri, özgür ve demokratik bir Ukrayna’yı desteklemeyi sürdürecek. Çünkü Ukrayna’nın güvenliği bizim güvenliğimizdir” diye konuştu.

Güney Kore haber ajansı Yonhap, istihbarat teşkilatının geçen hafta parlamentoda milletvekillerine verdiği brifingde, Kuzey Kore’nin Rusya’ya yaklaşık 3 bin asker gönderdiğini bildirdiğini yazmıştı. ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin de Kuzey Koreli askerlerin Rusya’da bulunduğuna dair ellerinde kanıtlar bulunduğunu söylemiş, ancak orada ne yaptıklarının henüz netlik kazanmadığını kaydetmişti.

Rutte’nin açıklamalarına Rusya’nın yanıtı ise soğuk oldu. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rutte’nin sözlerine aldırış etmedikleri mesajı vererek Rusya ile Kuzey Kore arasında geçen Haziran ayında imzalanmış bir savunma paktı bulunduğuna işaret etti.

Batılı askerî eğitmenlerin Ukrayna ordusunun Batı’nın verdiği uzun menzilli silahları kullanmasına yardım için üstü kapalı bir şekilde ülkede bulunduğuna işaret eden Lavrov, “Batılı askerî personel uzun süredir Ukrayna’da görev yapıyor” dedi.

Paylaşın

CHP Lideri Özel: Cumhuriyetimiz Dimdik Ayakta

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle bir mesaj yayınlayan CHP Lideri Özgür Özel, “Cumhuriyetimizin temelleri o kadar güçlüdür ki aradan geçen 101 yılda kuruluş felsefesinden sapma çabalarına, terör başta olmak üzere çok sayıda saldırıya, sayısız darbe ve darbe girişimine maruz kalmış olmasına rağmen Cumhuriyetimiz dimdik ayaktadır” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için mesaj yayımladı. Özgür Özel, mesajında şu ifadeleri kullandı: “Bağımsızlığımızın mimarı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün iki büyük eserinden biri olarak nitelendirdiği Cumhuriyetimizin 101’inci yılını kutluyoruz. 101 yıl önce Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan oylamada “Yaşasın Cumhuriyet” nidaları ve sürekli alkışlarla oybirliğiyle ilan edilen Cumhuriyetimizin temelleri “bilhassa kimsesizlerin kimsesi” olması için türlü badirelere göğüs gererek, çok sağlam bir biçimde atılmıştı.

Cumhuriyetimizin temelleri o kadar güçlüdür ki aradan geçen 101 yılda kuruluş felsefesinden sapma çabalarına, terör başta olmak üzere çok sayıda saldırıya, sayısız darbe ve darbe girişimine maruz kalmış olmasına rağmen Cumhuriyetimiz dimdik ayaktadır. Ne Cumhuriyetimiz ne yurttaşlarımız teröre teslim olmamıştır, olmayacaktır. Bu vesileyle 23 Ekim’de gözbebeğimiz TUSAŞ’a Ankara’da düzenlenen terör saldırısında şehit olan yurttaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum.

Teröre teslim olmamak adına yaptığımız çağrıya uygun olarak tüm yurttaşlarımızı Cumhuriyetimizin 1’inci yılında olduğu gibi, 100’üncü yılında olduğu gibi 101’inci yılında da Cumhuriyetimizin coşkusunu doyasıya yaşamaya çağırıyorum. Cumhuriyetimizi seven ve ileriye taşımak isteyen, Kurucumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetine ve en büyük eserine sahip çıkmak isteyen tüm yurttaşlarımızı illerindeki ve ilçelerindeki kutlamalara katılmaya davet ediyorum.

101 yıl sonra bizlere “kimsesizlerin kimsesi olmak” için kurulmuş cumhuriyetimizin sosyal hukuk devleti niteliklerini güçlendirmek için kurucu kadrolarımız gibi durmaksızın çalışmak düşmektedir. Demokrasinin, hukuk devletinin ve laiklik ilkesinin yara aldığı bir dönemde, Cumhuriyetimizin kurucu değerlerine bağlı kalarak Cumhuriyetimizi 86 milyon yurttaşımızın her bir ferdi için daha yaşanılabilir kılmak ve ülkemizi çağdaş uygarlıklar seviyesine yükseltmek önümüzdeki en temel görevimizdir. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, tüm şehitlerimizi saygı ve rahmetle bir kez daha anıyor, tüm yurttaşlarımızın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyorum.”

Paylaşın

Dünya Meteoroloji Örgütü’nden “Sıcaklık Artışı Hızlanacak” Uyarısı

WMO Genel Sekreteri Celeste Saulo, atmosferdeki sera gazı yoğunluğunun bir kez daha rekor seviyeleri ulaştığını hatırlatarak, “Bu, karar vericiler arasında alarm zillerinin çalmasına neden olmalı” dedi ve ekledi:

“Küresel ısınmayı 2 santigrat derecenin çok altında sınırlama ve sıcaklık artışını sanayi öncesi dönem ortalamasının 1,5 santigrat derece sınırlama yönündeki Paris Anlaşması hedefine ulaşmaktan açıkça uzaklaşıyoruz. Bunlar sadece istatistiklerden ibaret değil.”

Dünya küresel ısınmanın etkilerini yaşarken bir kötü haber de Birleşmiş Milletler’e (BM) Dünya Meteoroloji Örgütü’nden (WMO) geldi.

WMO tarafından hazırlanan raporda, dünya genelinde sera gazının rekor seviyeye ulaştığı belirtilirken gelecek yıllarda sıcaklıkların daha da artacağı vurgusu yapıldı. Uzmanlar ‘alarm zillerinin’ çalması gerektiğini söylerken, insanlar için endişe verici gelişmeler olduğunu belirtti.

Sputnik’in aktardığı raporda, karbondioksit oranının, hiç olmadığı kadar hızlı şekilde atmosferde biriktiği kaydedilen raporda, “Karbondioksit konsantrasyonları sadece 20 yılda yüzde 11,4 arttı” ifadesi kullanıldı.

Raporda, 2023’te atmosferdeki karbondioksit artışının 2022’dekinden daha yüksek olduğu da vurgulandı. Karbondioksit emisyonlarının önemli kısmının atmosferde kaldığı belirtilen raporda, bunun dörtte birinden fazlasının okyanus ve yaklaşık yüzde 30’unun ise kara ekosistemleri tarafından emildiği ancak bu oranların doğa olaylarına bağlı olarak her yıl değiştiği kaydedildi.

WMO Genel Sekreteri Celeste Saulo, atmosferdeki sera gazı yoğunluğunun bir kez daha rekor seviyeleri ulaştığını hatırlatarak, “Bu, karar vericiler arasında alarm zillerinin çalmasına neden olmalı. Küresel ısınmayı 2 santigrat derecenin çok altında sınırlama ve sıcaklık artışını sanayi öncesi dönem ortalamasının 1,5 santigrat derece sınırlama yönündeki Paris Anlaşması hedefine ulaşmaktan açıkça uzaklaşıyoruz. Bunlar sadece istatistiklerden ibaret değil.” ifadelerini kullandı.

Saulo, her bir derecelik sıcaklık artışının insan hayatı ve gezegene olumsuz etkisi olduğunun altını çizdi.

WMO Genel Sekreter Yardımcısı Ko Barrett ise rapordaki verilerin, potansiyel bir kısır döngüyle karşı karşıya olunduğu konusunda uyarıda bulunduğunu kaydederek şunları söyledi:

“Doğal iklim değişkenliği karbon döngüsünde büyük rol oynuyor. Ancak yakın gelecekte iklim değişikliğinin kendisi, ekosistemlerin daha büyük sera gazı kaynakları haline gelmesine neden olabilir. Orman yangınları atmosfere daha fazla karbon emisyonu salabilirken, daha sıcak okyanus daha az karbondioksit emebilir. Bu nedenle atmosferde küresel ısınmayı hızlandıracak daha fazla karbondioksit kalabilir. Bu iklim geri bildirimleri, insanlar için kritik endişelerden biri.”

Paylaşın

Borçların Faiz Yükü 7,3 Trilyon Liraya Yükseldi

İktidarın uyguladığı ekonomi politikaları ile ilgili yazılı açıklama yapan CHP Milletvekili Aşkın Genç, “Eylül ayında Türkiye’nin borç stoku, sadece bir ayda 310 milyar lira artarak 8 trilyon 649 milyar liraya ulaştı” dedi ve ekledi:

“Bu borçların faiz yükü ise 7 trilyon 395 milyar liraya çıkmış durumda. Hükümet, her yıl daha yüksek faizlerle borçlanıyor. Bugün her 100 liralık verginin 17 lirası faize gidiyor. AKP’nin ekonomi yönetimindeki çöküşü, halkın omuzlarına yüklenen bu devasa borç yükü ile gözler önüne seriliyor.”

Aşkın Genç, açıklamasının devamında, Türkiye’nin yüzde 50 faiz oranı ile dünyada en yüksek faizle borçlanan ülkelerden biri haline geldiğini belirterek. “Toplanan vergiler, halkın refahını artırmak yerine, popülist harcamalar ve müteahhitlerin cebine gitmektedir. Türkiye, yüzde 50’ye varan faiz oranlarıyla dünyada en yüksek faizle borçlanan ülkelerden biri haline gelmiştir. Bu tablo, ekonomimizin nasıl iflas noktasına getirildiğini, halkın çıkarlarının nasıl göz ardı edildiğini açıkça ortaya koyuyor. AKP, halkın emeğiyle kazanılan vergileri, yandaşlarına kaynak aktarma aracı olarak kullanıyor” ifadelerini kullandı.

Yaşanan ekonomik kriz her geçen gün daha da derinleşirken Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, iktidarın uyguladığı ekonomi politikaları ile ilgili yazılı açıklama yaptı. Genç’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Eylül ayında Türkiye’nin borç stoku, sadece bir ayda 310 milyar lira artarak 8 trilyon 649 milyar liraya ulaştı. Bu borçların faiz yükü ise 7 trilyon 395 milyar liraya çıkmış durumda. Hükümet, her yıl daha yüksek faizlerle borçlanıyor. Bugün her 100 liralık verginin 17 lirası faize gidiyor. AKP’nin ekonomi yönetimindeki çöküşü, halkın omuzlarına yüklenen bu devasa borç yükü ile gözler önüne seriliyor.

İmalat sanayinde kapasite kullanım oranı ekim ayında yüzde 75,2’ye geriledi. Bu oran, ekonomimizin ne denli kırılgan bir durumda olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Yılın son çeyreğinde ekonomik daralmanın daha da derinleşmesi beklenirken, hükümetin üretimi ve yatırımları teşvik etmek yerine kısa vadeli çözümlerle durumu idare etmeye çalışması kabul edilemez. Bu politika, yalnızca ekonomiyi değil, ülkemizin geleceğini de riske atmaktadır.

AKP’nin yıllardır uyguladığı yanlış ekonomik politikalar, halkı yüksek enflasyon, daralan kredi hacmi ve sürekli artan fiyatlarla baş başa bırakmıştır. Vatandaşlar, geçim sıkıntısı içinde borç batağına sürüklenmiş durumda. Ekim ayı itibariyle bankalardaki batık krediler 761 milyon artarak 266 milyara yükseldi. Bankaların batık kredi oranlarındaki artış, ekonomideki çöküşün en somut göstergelerinden biri. Bu durum, hükümetin ekonomi yönetimindeki başarısızlığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

Toplanan vergiler, halkın refahını artırmak yerine, popülist harcamalar ve müteahhitlerin cebine gitmektedir. Türkiye, yüzde 50’ye varan faiz oranlarıyla dünyada en yüksek faizle borçlanan ülkelerden biri haline gelmiştir. Bu tablo, ekonomimizin nasıl iflas noktasına getirildiğini, halkın çıkarlarının nasıl göz ardı edildiğini açıkça ortaya koyuyor. AKP, halkın emeğiyle kazanılan vergileri, yandaşlarına kaynak aktarma aracı olarak kullanıyor.

Artık apaçık ortada, AKP hükümeti ekonomi yönetiminde sınıfta kalmıştır. Türkiye’nin kalkınması ve halkın refahı için sürdürülebilir ve uzun vadeli ekonomik politikalara acilen ihtiyaç vardır. Kaynakları doğru ve verimli kullanan, halkın ihtiyaçlarına öncelik veren, spekülasyona ve popülizme dayanmayan bir yönetim anlayışı şarttır.

Türkiye, ancak bu şekilde ekonomik refahı yeniden sağlayabilir ve halkın çıkarlarını koruyabilir. CHP olarak, halkın çıkarlarını koruyan, şeffaf ve sürdürülebilir ekonomik politikalarla Türkiye’yi hak ettiği refah seviyesine taşımaya kararlıyız. Ülkemizin ekonomik bağımsızlığını geri kazanmak ve her vatandaşın hak ettiği adil bir yaşam standardını sağlamak için mücadelemize devam edeceğiz.”

Paylaşın

Devlet Bahçeli: Kürt Sorunu Yoktur, Asla Da Olmayacaktır

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle bir mesaj yayınlayan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Türkiye Cumhuriyeti’nin bir Kürt sorunu yoktur, asla da olmayacaktır” dedi.

Haber Merkezi / Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle bir mesaj yayınladı. Devlet Bahçeli, mesajında şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye Cumhuriyeti bir asrı geride bırakarak, yeni yüzyılın ilk yıldönümüne güçlü bir vizyon eşliğinde, milli birlik ve dayanışma hissiyatının güvencesi altında, aynı zamanda kuruluş felsefesinin bağlayıcılığı temelinde giriş yapmıştır.

Devir Türk Devri, zaman Türkiye Yüzyılı zamanıdır. Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller Cumhuriyet meşalesinin altında hem aydınlanırken hem de geleceğin parlak sayfalarını aralamaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti, Türk milletinin aziz ve tarihi varlığının kesintisiz devam edegelen hürriyet ve istiklal davasıyla eklemlenmesinin mümtaz bir eseri, milli kahramanlık ve kader ortaklığının marifetiyle husule gelen muazzez bir egemenlik beratıdır.

Bütün müdafaa imkânlarından mahrumiyet çekilen bir dönemde, hiçbir yokluğa ve yılgınlığa boyun eğmeyen milletimiz dişiyle tırnağıyla, imanıyla iradesiyle, canıyla kanıyla vatana yığılan akur düşmanı önüne kattığı gibi kovalamayı, bunun ardından da hâkimiyetine dayanan yeni Türk devletini kurmayı başarmıştır.

Cumhur, demokrasi sistemi ile devlet şekli demek olan Cumhuriyetle ayrılmamak üzere kavuşmuştur. Böylelikle birbirini tamamlayan mütareke ve işgal dönemleri kapanmış, Türk tarihinde yepyeni bir dönem başlamıştır.

Aziz Atatürk’ün veciz sözlerle açıkladığı üzere, Türkiye Cumhuriyeti, cihanda işgal ettiği mevkie layık olduğunu eserleriyle ispat etmek için ebediyet güzergâhında harekete geçmiştir.

Evvelemirde Allah’ın inayetine, hemen ardından milletimizin azim ve kararlılığına istinat eden Milli Mücadele kahramanları bir yanda zaferlerin düğümünü çözerken, diğer yanda Cumhuriyet’in fazilet ve fikrini duru vicdanlarında cem ederek yepyeni bir çığırın açılışını bilek ve inanç kudretiyle hayata geçirmişlerdir.

Türkiye Cumhuriyeti, soylu bir milletin “varım ve payidarım” mesajının şehit kanlarıyla ibra ve izharıdır. Türkiye Cumhuriyeti, tarihteki Türk devletler zincirine eklenen halka, geçmişle geleceği birleştiren köprü, egemenlikle milleti tekleştiren son söz, ebedi karar ve irade kuvvesidir.

Kurtuluş yıllarının emsalsiz feragat ve fedakarlıklarıyla kurucu ilkelerini temerküz eden Cumhuriyet’in, yeni yüzyılın ilk yıldönümünde aynı duruş ve duyuşa ihtiyacı olduğu kaçınılmaz bir gerçektir.

Haksızlığa, hayasızlığa, en şedit saldırılara karşı cephe cephe kazanılmış zaferlerle çatısı örülen Türkiye Cumhuriyeti’nin nefsine ve yabancı telkinlere esir düşenlerin elinde oyuncak olmasına rızamız olmayacaktır.

Tarihin hiçbir etabında, dış düşmanlardan merhamet dilenmeyen Türk milleti, içimize sızmış ve sirayet etmiş nevzuhur azgın işbirlikçilere, onların sonu gelmez tahrik ve tahribatlarına, aynı şekilde hain emel ve hedeflerine elbette taviz vermeyecek, teslim olmayacaktır.

Türk milletinin uzanan müşfik ve hoşgörülü elini hala idrak edememiş, manasını kavrayamamış, maksadını anlayamamış siyasi güruhun provokatif açıklamaları, hiçbir değer hükmüyle izah edilemeyen sakat pozisyonları yapıcı olmadığı gibi, tam tersine sorumsuz ve yıkıcı mahiyetlidir.

Güney Kürdistan tanımıyla kuzeyini tescilleme arayış ve çabasına girenlerin son şanslarını kullanmaktan özenle imtina etmeleri, ısrarla ayrıştırıcı ve bölücü üsluba sarılmaları hezeyan olmakla birlikte; sahte demokrat, sanal özgürlük ve temelsiz halklar ezberlerini hurdaya çıkarmaktadır.

Ülkemizin komşu coğrafyaları kaynayıp kaosa sürüklenmişken, milli birlik ve kardeşlik tebliğimize direnenler, hala ve inatla terör diline saplanıp kalanlar doğru yolda değildir, sabır ve sebat eşiklerini zorladıklarını görmek mecburiyetindedir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bir Kürt sorunu yoktur, asla da olmayacaktır. Türkiye Cumhuriyeti’nin etnik veya mezhebi bir ağırlığı ve açmazı da yoktur. Var olan sorun bölücü terör sorunudur, kaldı ki bu ihanetin kökü muhakkak surette kazınacaktır.

TUSAŞ tesislerine kadar gelip beş kardeşimizi şehit eden teröristlerle, bölücü terör örgütüyle, terörizm patentini kontrolünde tutan bölgesel ve küresel odaklarla yollarını ayırmayan kim ya da kimler varsa demokrasi ve insanlık düşmanlığı ortak paydasında buluşmaları mutlak bir akıbettir.

Terör ve bölücülüğü sadece hayatımızdan değil, milli hafızadan da söküp atma hedefinden cayma, sapma ve savrulma söz konusu değildir.

Şayet buna direnç gösterilirse, eski usul mücadele stratejilerinden çok daha sert, seri ve şiddetli yöntemlerin devreye alınması mukadder hale gelmeli, hiç kimsenin de gözünün yaşına bakılmamalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti lütufla, bağışla, ihsanla, ikramla veya piyangodan çekilişle kazanılmamıştır. İç ve dış müstevli cephesinin mütecaviz tahakkümleriyle de sarsılmayacak, sonsuzluk istikametindeki bağımsız ilerleyişinden kesinlikle vazgeçmeyecektir.

Milli birlik ve beraberlik şuurunun perçinlenmesi gereken bugünlerde, herkesin devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne önşartsız bağlılığı samimi dileğimdir.

Bin yıllık kardeşliği yaşayıp yaşatarak Türk ve Türkiye Yüzyılının sütunlarını elbirliğiyle, vicdan ve irade birliğiyle inşa edeceğimize inancım tamdır, tarifsizdir, tahditsizdir.

Temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar var olacak, vatan ve millet sevdalılarının emsalsiz mücadeleleriyle korunup kollanacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle, Türkiye Cumhuriyeti’nin banisi, ilk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, Milli Mücadele kahramanlarını, TUSAŞ saldırısında şehit olan kardeşlerimizi ve diğer bütün şehitlerimizi rahmet, minnet, şükranla hislerimle anıyorum.

Cenab-ı Allah hepsinden razı olsun diyorum. Büyük Türk milletinin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyor, en kalbi selam, sevgi ve saygılarımı paylaşıyorum.”

Paylaşın

İktisatçılardan “Asgari Ücretin Enflasyona Göre Artırılması” Çağrısı

Asgari ücret tartışmaları kamuoyunun gündeminde ilk sıralara yerleşirken, 126 iktisatçı ortak bir açıklama yaparak, asgari ücretin gerçekleşen enflasyona göre artırılması çağrısında bulundu:

“2024 yılı Temmuz ayında asgari ücret artışından kaçınılması ve 2025 yılı Ocak ayı için öngörülen artışın gerçekleşen enflasyon yerine beklenen enflasyon oranı (%25) baz alınarak belirlenmesi planı, bilimsel ve sosyal açıdan kaygı vericidir.”

Asgari ücret konusunda kamuoyunda tartışmalar hızlanırken, 126 iktisatçı ortak imzaladıkları basın açıklamasında asgari ücret artışlarında gerçekleşen enflasyon oranının dikkate alınması ve gelir dağılımını da gözeten bütüncül bir ekonomi politikası izlenmesi gerektiğini belirtti.

126 iktisatçının ortak açıklamasından öne çıkan bölümler şöyle: “Türkiye ekonomisinde uzun süredir devam eden yüksek enflasyon sorunu, dar gelirli vatandaşlarımızı ve asgari ücretle çalışanları ekonomik olarak daha kırılgan hale getirmiş ve yaşam standartlarını ciddi ölçüde düşürmüştür.

Son dönemde uygulanan para ve maliye politikaları, enflasyonla mücadele hedefi doğrultusunda şekillendirilmektedir. Ancak, 2024 yılı Temmuz ayında asgari ücret artışından kaçınılması ve 2025 yılı Ocak ayı için öngörülen artışın gerçekleşen enflasyon yerine beklenen enflasyon oranı (%25) baz alınarak belirlenmesi planı, bilimsel ve sosyal açıdan kaygı vericidir.

Biz, aşağıda imzası bulunan iktisatçılar olarak: Enflasyonla mücadelenin toplumsal maliyetinin adil dağıtılması gerektiğini, asgari ücretlilerin alım gücünün korunmasının sosyal devletin bir gerekliliği olduğunu, gerçekleşen enflasyon oranının altında yapılacak ücret artışlarının gelir dağılımını daha da bozacağını, enflasyonla mücadelenin başarısının dar gelirlilerin yaşam standartlarının düşürülmesi pahasına sağlanamayacağını, vurgulama ihtiyacı duyuyoruz.

Bu bağlamda, ekonomi politikasını yönetenleri: ⁠Asgari ücret artışlarında gerçekleşen enflasyon oranının dikkate alınması, gelir dağılımını da gözeten bütüncül bir ekonomi politikası izlenmesi, konularında acilen adım atmaya davet ediyoruz.”

İmzacı isimler:

Ceyhun Elgin, Boğaziçi Üniversitesi
Adem Yavuz Elveren, İzmir Ekonomi Üniversitesi & Fitchburg State University
Cem Oyvat, University of Greenwich
A. Erinç Yeldan, Kadir Has Üniversitesi
A. Oğuz Demir, Ekonomistler Platformu
Ahmet Haşim Köse, Open University
Ahmet Makal, Ankara Üniversitesi (Emekli)

Ahmet Yılmaz, Marmara Üniversitesi
Ali Alper Alemdar, St. Francis College
Ali Rıza Güngen, McMaster University
Alper Duman, İzmir Ekonomi Üniversitesi
Anıl Aba, Yaşar Üniversitesi
Arda Tunca, Bağımsız Araştırmacı
Armağan Gezici, UWE Bristol

Ata Can Bertay, Sabancı Üniversitesi
Ayça Akarçay, Galatasaray Üniversitesi
Ayça Tekin-Koru, TED Üniversitesi
Aziz Çelik, Kocaeli Üniversitesi
Aziz Konukman, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi
Baki Demirel, Yalova Üniversitesi
Begüm Özkaynak, Boğaziçi Üniversitesi

Bilin Neyaptı, Bilkent Üniversitesi
Bülent Eşiyok, İstanbul Gelişim Üniversitesi
Burçay Erus, Boğaziçi Üniversitesi
Çağla Ünlütürk, PAÜ
Caner Özdurak, Beykoz Üniversitesi
Cem Başlevent, İstanbul Kültür Üniversitesi
Cem Somel, Abant İzzet Baysal Üniversitesi (Emekli)

Çiğdem Boz, Bağımsız Araştırmacı
Değer Eryar, İzmir Ekonomi Üniversitesi
E. Ahmet Tonak, University of Massachusetts Amherst & Smith College
Ebru Voyvoda, ODTÜ
Elif Karaçimen, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi
Emre Özçelik, ODTÜ-Kıbrıs
Engin Kara, Cardiff University

Ensar Yılmaz, Yıldız Teknik Üniversitesi
Ercan Uygur, Ankara Üniversitesi (Emekli)
Ergin Yıldızoğlu, Cumhuriyet Yazarı
Erol Balkan, Hamilton College
Erol Taymaz, ODTÜ
Esra Uğurlu, Leeds University
F. Ahmet Öncü, Sabancı Üniversitesi (Emekli)

Fatih Kansoy, Oxford University
Fatih Özatay, TOBB ETÜ
Ferhat Akyüz, Samsun Üniversitesi
Fikret Adaman, Boğaziçi Üniversitesi
Fikret Görün, ODTÜ (Emekli)
Filiz Eryılmaz, Bursa Uludağ Üniversitesi
Galip Yalman ODTÜ (Emekli)

Gökçer Özgür, Gettysburg College
Gülbiye Y.Yaşar, Ankara Üniversitesi
Güldem Atabay, Ekonomist/Yazar
Güneş Aşık, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi
Güney Işıkara, New York University
Günseli Berik, University of Utah (Emekli)
Hakan Mıhcı, Hacettepe Üniversitesi (Emekli)

Haluk Levent, İstanbul Bilgi Üniversitesi
Hasan Cömert, Trinity College-Hartford
Hasan Murat Ertuğrul, Anadolu Üniversitesi
Hasan Tekgüç, Kadir Has Üniversitesi
Hayri Kozanoğlu, Altınbaş Üniversitesi
Hüseyin Özel, Hacettepe Üniversitesi
İbrahim Semih Akçomak, ODTÜ

İlhan Döğüş, University of Europe for Applied Sciences
İnsan Tunalı, Koç Üniversitesi (Emekli)
İris Cibre, Finansal Piyasalar Uzmanı
İsmail Ertürk, Manchester University
Kamil Yılmaz, Koç Üniversitesi
Kerem Cantekin, Bağımsız Araştırmacı
Kıvanç Karaman, Boğaziçi Üniversitesi

Korkut Boratav, Ankara Üniversitesi (Emekli)
Korkut Ertürk, University of Utah
M. Aykut Attar, Hacettepe Üniversitesi
M. Kerem Çoban, SOAS, University of London & Kadir Has Üniversitesi
M. Murat Kubilay, Uluslararası Finans Uzmanı
M. Teoman Pamukçu, ODTÜ
M.Necat Coşkun, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi

Mehmet Şişman, Marmara Üniversitesi
Mehmet Uğur, University of Greenwich
Mehmet Uluğ, Roskilde University
Murat Birdal, İstanbul Üniversitesi
Murat Taşdemir, İstanbul Medeniyet Üniversitesi
Mustafa Ulus, Galatasaray Üniversitesi
Nesrin Nas, Ortak Yaşam Grubu

Oğuz Esen, İzmir Ekonomi Üniversitesi
Oğuz Yıldırım, Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi
Oktar Türel, ODTÜ (Emekli)
Oktay Özden, Kadir Has Üniversitesi
Ömer Faruk Çolak, İktisat ve Toplum Dergisi
Öner Günçavdı, İstanbul Teknik Üniversitesi
Onur Baycan, Anadolu Üniversitesi

Onur Yeni, Hacettepe Üniversitesi
Orhan Karaca, Bağımsız Araştırmacı
Orkun Saka, City, University of London & LSE
Özcan Ceylan, Özyeğin Üniversitesi
Özge Özay, Fitchburg State University
Özgün Biçer, Marmara Üniversitesi
Özgür Narin, Ordu Üniversitesi

Özgür Orhangazi, Kadir Has Üniversitesi
Özlem Onaran, University of Greenwich
Pelin Akçagün, Ondokuz Mayıs Üniversitesi
Pınar Deniz, Marmara Üniversitesi
Pınar Kahya, İnönü Üniversitesi
Selin Pelek, Galatasaray Üniversitesi
Serdal Bahçe, Ankara Üniversitesi

Serdar Acun, Munzur Üniversitesi
Sermin Sarıca, İstanbul Üniversitesi
Sevil Acar, Boğaziçi Üniversitesi
Sevinç Mıhcı, Hacettepe Üniversitesi
Şevket Pamuk, Boğaziçi Üniversitesi (Emekli)
Sezgin Polat, Galatasaray Üniversitesi
T. Sabri Öncü, UNCTAD eski Kıdemli Ekonomisti, CAFRAL, RBI eski Araştırma Başkanı

Tahsin Bakırtaş,Sakarya Üniversitesi
Tansel Güçlü, Munzur Üniversitesi
Timur Han Gür, Hacettepe Üniversitesi
Uğur Gürses, Ekonomi Yazarı
Ümit Akçay, HWR Berlin
Umut Üzar, Karadeniz Teknik Üniversitesi
Ünal Zenginobuz, Boğaziçi Üniversitesi

Veysel Ulusoy, Boston College
Yakup Karabacak, Akdeniz Üniversitesi
Yalçın Karatepe, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi
Yasemin Dildar, California State University
Yiğit Atılgan, Sabancı Üniversitesi
Zafer Tunca, Emekli õğretim üyesi
Ziya Öniş, Koç Üniversitesi

Paylaşın

AYM’den “Zafer İşareti” Kararı: İfade Özgürlüğü

Anayasa Mahkemesi (AYM), tutuklu Nihat Ekmez’in zafer işareti nedeniyle disiplin cezasıyla cezalandırılmasını ‘ifade özgürlüğünün ihlali’ olarak değerlendirdi. AYM, Nihat Ekmez’e 30 bin TL tazminat ödenmesine de kararı verdi.

V işareti ya da Zafer işareti (İngilizce karşılığı olan Victory’nin V’si) elin diğer parmakları kapalıyken işaret ve orta parmağının açık ve birbirinden ayrık durumuna verilen isimdir. İçe bakan avuç ile yapıldığında İngiltere’de argo anlama gelmektedir.

II. Dünya Savaşı sırasında Zafer işareti (İngilizce Victory kelimesinin baş harfi olan V’yi simgeleyecek şekilde) olarak dönemin İngiltere başbakanı Winston Churchill tarafından yaygınlaştırılmıştır. ABD’de ve daha sonra 1960’lı yıllardan itibaren bütün dünyada barış anlamına gelmek üzere kullanılmıştır.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu’nun, Nihat Ekmez adlı mahpusa, açık görüş sonrası zafer işareti yaptığı gerekçesiyle verdiği disiplin cezasını kabul edilemez buldu.

İzmir 2 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü bulunan Ekmez, ailesiyle yaptığı aylık açık görüş sonrasında ayrılırken zafer işareti yaptı. Görüşe gelen ziyaretçiler de zılgıt atıp zafer işareti yaparak karşılık verdi.  Durumu tutanak altına alan cezaevi yönetimi, zafer işaretini “suç örgütlerine ait sembol kullanmak” olarak yorumladı ve Ekmez hakkında disiplin soruşturması başlattı.

Ekmez’in “suç örgütlerine ait yayın, bez afiş, pankart, resim, sembol, işaret ve benzeri eşyayı kurumların herhangi bir yerine asma veya teşhir etme” eylemini gerçekleştirdiği gerekçesiyle 11 gün hücre cezasına çarptırılmasına karar verdi. Kurul kararında, Ekmez ve ziyaretçilerinin PKK’ye desteklerini göstermek ve örgütün propagandasını yapmak amacıyla zafer işareti yaptıklarını iddia etti.

Ekmez, bu cezaya karşı Karşıyaka İnfaz Hâkimliği ve Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurdu ancak her iki başvurusu da reddedildi. Avukatı aracılığıyla AYM’ye bireysel başvuruda bulunan Ekmez, anayasal haklarının ihlal edildiğini belirtti.

Ekmez’in başvurusunu değerlendiren AYM,  “cezaevinde olsa da ifade özgürlüğüne sahip olduğunu” vurguladı. Yüksek mahkeme, “cezaevlerinde ifade özgürlüğünün ancak güvenlik ve disiplinin korunması gibi zorunlu durumlar söz konusu olduğunda sınırlandırılabileceğini” belirtti.

AYM, Ekmez’e verilen disiplin cezasının orantısız olduğunu ve davranışının “cezaevi güvenliğini bozduğu yönünde somut bir kanıt sunulmadığına” karar verdi. Disiplin Kurulu’nun kararını eleştiren AYM, Ekmez’in yaptığı zafer işaretinin “hangi bağlamda suç örgütlerine ait sembol kullanımı” kapsamına girdiğinin açıklanmadığını ve alt mahkemelerin de bu konuyu yeterince incelemediğini belirtti.

Ekmez’in ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmeden AYM, başvurucuya 30 bin TL tazminat ödenmesine kararı verdi. Dosya yeniden yargılama yapılmak üzere Karşıyaka 1. İnfaz Hâkimliği’ne gönderildi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

2025 Yılında 12 Trilyon Liraya Yakın Vergi Toplanacak

CHP Milletvekili Özgür Karabat, “AKP, 2025 bütçesi hazırladı. Yakında bütçe teklifi Meclis’e gelecek ve ayrıntılarını konuşacağız. 12 trilyon liraya yakın vergi toplanacak” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Vatandaştan toplanan vergilerle oluşturulan bütçeyi kamu idareleri harcayacak. Ama nasıl?”

Karabat, açıklamasının devamında, Her kamu kurumunu AKP’nin istihdam ofisine çeviren AKP, devletin kurumsal yapısını darmadağın etti. Kamu bankalarından büyükelçiliklere, valiliklerden okullara kadar AKP’lilere koltuk ve makam arabası sunuluyor. Böyle olunca da kamu kurumları kontrolsüz harcama yapıyorlar” ifadelerini kullandı.

CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Yardımıcısı Özgür Karabat, sosyal medya hesabından 2025 bütçesine ilişkin açıklamalar yaptı. Karabat’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“AKP, 2025 bütçesi hazırladı. Yakında bütçe teklifi Meclis’e gelecek ve ayrıntılarını konuşacağız. 12 trilyon liraya yakın vergi toplanacak. Vatandaştan toplanan vergilerle oluşturulan bütçeyi kamu idareleri harcayacak. Ama nasıl?

Her kamu kurumunu AKP’nin istihdam ofisine çeviren AKP, devletin kurumsal yapısını darmadağın etti. Kamu bankalarından büyükelçiliklere, valiliklerden okullara kadar AKP’lilere koltuk ve makam arabası sunuluyor. Böyle olunca da kamu kurumları kontrolsüz harcama yapıyorlar.

Sayıştay 445 kamu idaresi inceliyor ve bunların faaliyet raporu yayınlaması gerekiyor. 2023 Sayıştay raporlarına baktığımızda, bunların 6 tanesinin rapor yayınlamaya bile tenezzül etmediğini görüyoruz.

258 kamu idaresi faaliyet raporunda temel mali tablolara ve bu tablolara ilişkin açıklamalara yer vermedi. 278 idare bütçe hedef ve gerçekleşmeleri arasında meydana gelen sapmaların nedenleri hakkında açıklama yapmadı.

Rapor sunan idarelerin onlarcasının eksik rapor hazırladığı görüldü. Özel ödenek, dış proje kredisi, bağış ve yardım gibi kaynaklar faaliyet raporlarında yok. Hatta 16 idarenin yalan bilgi verdiği ortaya çıktı. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.

Sayıştay, yetkileri kırpılmasına rağmen bu tespitleri yaptı. Bağımsız bir denetim kurumunun kamu idarelerini denetlediğini düşünün, sonuçta kim bilir neler çıkar… Saray’ın tek derdi kontrolsüz para harcamak. Vatandaş ne sıkıntı çekiyormuş umurlarında değil.

Bütçe, yani vatandaştan toplanan paralar kamu kurumları tarafından keyfi bir şekilde harcanıyor. AKP bunların denetlenmesini istemiyor. Geldiğimiz noktada eğitim ve sağlık başta olmak üzere kamunun sorumluluklarında çöküş yaşanıyor.

AKP, kamudaki savurganlığı bu sefer de savunma sanayi ile örtmeye çalışıyor. Hamaset söylemleri ile başarısızlıklarkonuşulmasın isteniyor. 2025, AKP’nin son bütçesi olmak zorundadır. Çünkü, Türkiye artık bu iki yüzlü ve vurguncu kafayla bir yere varamaz.”

Paylaşın