Şimşek’ten “Enflasyon” Yorumu: Olumlu Seyir Devam Edecek

Merkez Bankası (TCMB) Sektörel Enflasyon Beklentileri’ne ilişkin değerlendirmede bulunan Bakan Şimşek, “Kararlılıkla uyguladığımız programımızla enflasyon görünümü ve beklentilerdeki olumlu seyir devam edecek” dedi.

Haber Merkezi / Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından Merkez Bankası Sektörel Enflasyon Beklentileri’ne ilişkin değerlendirmede bulundu.

Paylaşımında enflasyon beklentilerindeki iyileşmeye işaret eden Mehmet Şimşek, şunları kaydetti: “Enflasyon beklentileri toplumun her kesiminde iyileşiyor.

Dezenflasyon sürecinin de etkisiyle 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi son 5 ayda hane halkında 8,9 puan, reel sektörde 6,5 puan ve piyasa katılımcılarında 5,8 puan geriledi. Kararlılıkla uyguladığımız programımızla enflasyon görünümü ve beklentilerdeki olumlu seyir devam edecek.”

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Sektörel Enflasyon Beklentileri Ekim 2024 verilerini yayınladı.

Buna göre; 2024 yılı Ekim ayında 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentileri, piyasa katılımcıları için 0,1 puan azalarak yüzde 27,4 seviyesine, reel sektör için 1,6 puan azalarak yüzde 49,5 seviyesine, hanehalkı için 4,4 puan azalarak yüzde 67,2 seviyesine geriledi.

Hanehalkı enflasyon beklentisi 2,5 yılın en düşük seviyesi olarak kaydedildi.

Gelecek 12 aylık dönemde enflasyonun düşeceğini bekleyen hanehalkı oranı bir önceki aya göre 0,7 puan azalarak yüzde 28,3 seviyesinde gerçekleşti.

Not: Piyasa Katılımcıları Anketi, İktisadi Yönelim Anketi ve Türkiye İstatistik Kurumu iş birliğiyle yürütülen Tüketici Eğilim Anketi ile finansal ve reel sektör uzmanlarının, imalat sanayi firmalarının ve hanehalkının 12 ay sonrası yıllık tüketici enflasyonu beklentileri derlenerek Sektörel Enflasyon Beklentileri elde edilmiştir.

Paylaşın

DEM Parti Sözcüsü Doğan: Bu Rejimle Bu Ülke Yönetilemez

Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasının ardından DEM parti adına yapılan açıklamada karar protesto edildi. DEM Parti sözcüsü Ayşegül Doğan, “Kayyım bir yöntem olarak sürdürülemez. Bu rejimle bu ülke yönetilemez. Bir yerde hukuksuzluk, eşitsizlik varsa bu kartopu büyür ve hayatınızın her alanına sirayet eder” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, güncel gelişmelere dair partinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Doğan, Esenyurt Belediyesi Başkanı Ahmet Özer’in gözaltına alınıp tutuklanması ve yerine kayyum atamasına tepki gösterdi.

Merkez Yürütme Kurulu (MYK) ve milletvekillerinin İstanbul’da toplanma ve belediye önünde halkla bir araya gelme kararı aldıklarını paylaşan Doğan, “Kayyıma hep birlikte hayır demezsek, güçlü bir ses çıkarmazsak bu hukuksuzluk, eşitsizlik ve adaletsizlik bir kar topu gibi büyür ve hepimizin hayatından çalar demiştik. Keşke bunu hatırlatmak durumunda kalmasaydık ama ne yazık ki bugün Hakkari’den Esunyurt’a 2016’dan bugüne yine aynı oyun ile karşı karşıyayız. Yine bir şafak vakti kapılar kırılarak yapılan bir operasyon. Ne oldu? Oysa çok başka bir şekilde yapılabilirdi eğer gerçekten Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ile ilgili hukuka ve demokrasiye uygun bir soruşturma yürütülüyor olsaydı. Böyle olmadığını artık hepimiz biliyoruz” dedi.

Esenyurt’un Türkiye’nin en büyük ilçesi olduğuna dikkat çeken Doğan, “Hedef alınan kişi kent uzlaşısı ile seçilen bir belediye başkanı. O yüzden pek çok açıdan değerlendirmek gerekiyor. Hem kent uzlaşısına hem de İstanbul’a hem de güçlenme ihtimali olan demokratik muhalefete bir mesaj verilmek isteniyor” diye konuştu.

Doğan, masumiyet karinesinin tedavülden kaldırıldığını işaret ederek, şöyle devam etti: “Hiç yoktu, kırıntılarını da ortadan kaldırdılar. Hep söyledik yine söylüyoruz bu irade gaspı yıkımdır, talandır. Halk iradesini yok sayma demokrasiye olan zaten zedelenmiş güveni tamamen ortadan kaldırmak yok etmektir. Hep birlikte ses çıkarmalı, itiraz etmeli ve direnmeliyiz. Buna karşı mücadele etmeliyiz. Bütün demokratik haklarımızı kullanarak demokrasiye ve hukuka uygun bir şekilde davranmak durumunda bırakmalıyız.

Peki neden şimdi? Niye Esenyurt ve neden Ahmet Özer? Niye bu sorular soruluyor çünkü toplumsal uzlaşı ve barışa çok büyük bir ihtiyaç var bir yandan. 31 Mart sonrasında en çok konuşulan konu bu oldu ve bugüne kadar gündemin en sıcak başlıklarından biri toplumsal barışa uzlaşıya duyulan ihtiyaç. Çünkü tam da böyle bir zamanda tam da böyle bir anda demokratik muhalefetin güçlenmesinden korkuluyor ve bu korku ve panik ve telaşla bu tür siyasi operasyonlarla demokratik muhalefetin zayıflatılabileceği ve buradan Türkiye’nin kazanabileceği düşünülüyor. Ama Türkiye böyle kazanmıyor, kazanamıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerine de yanıt veren Doğan, şöyle devam etti: “Bir yandan kucaklaşma çağrıları yapacaksınız, bir yandan elimizde sıkılmış bir yumruk varmış gibi göstermeye çalışacaksınız. Bakın burada elimizde gizlenmiş bir yumruk yok, apaçık. Bir yandan da Türkiye’nin en büyük ilinin en büyük ilçesine kayyım atayacaksınız. O belediye başkanını Kürtlüğüyle suçlayıp tutuklayacaksınız. Bu kabul edilemez bir şey.

Kent uzlaşısı iki partinin ittifakı değil. Bir yerleşim yerindeki tüm farklılıkların adayı olarak seçildi Ahmet Özer. Ama kamuoyunda gündeme gelen iddialar şöyle; suçu Kürt olmak, Vanlı olmak, Remzi Kartal ile aynı aileye mensup olmak, Kürt bir sanatçıya konser düzenlemekmiş. Ahmet Özer, ‘Kaymakam ile birlikte açtık biz o konseri’ diyor. Bu yalnızca DEM Parti’yi, yalnızca CHP’yi de ilgilendirmiyor. Bu ülkede gerçek bir kucaklaşmaya toplumsal uzlaşı ve barışa ihtiyaç duyan herkes bu uygulamadan geri dönülmesini talep ediyor. Toplumun bütün katmanlarının oyuyla seçilecek bir belediye başkanını hedef almak kent uzlaşısının ruhunu hedef almaktır. Hedef alınan şey birlikte yaşama ve yönetme modelidir.

Biz DEM Parti olarak kurulan bu oyunu görüyoruz. Bu kumpasları en iyi tanıyan siyasi partiyiz. Yıllardır aynı kötülükle bizleri yıldırmaya çalışıyorlar, taviz vermeye vazgeçirmeye çalışanlara sesleniyoruz. Bu tür oyunlar, kumpaslar, hileler, küçük hesaplar ne yazık ki Türkiye’ye kaybettiriyor. Kimseye kazandırmıyor. Buradan siyasi çıkar umanlar her şeye rağmen tüm tuzak, baskı ve zorluklara rağmen kayyımlardan tek tek geri aldığımız belediyeleri hatırlasınlar.

“Kürtlere hangi hukuku işletiyorsunuz?”

Haziran’da Hakkari ile ilgili kayyımdan bahsettiğimizde Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Yargı kanunu değil, hukuku konuşturdu’ demişti. Üzerinden aylar geçti, son gelişmelerle birlikte eğer aynı hukuku işletiyorsanız ve işletecekseniz, o günkü sorumuzu yine soruyoruz; siz muhalefete, DEM Parti’ye, Kürtlere hangi hukuku işletiyorsunuz?

Cumhurbaşkanı dün dedi ki, ‘hukuksuzluğun olduğu yerde adalet olmaz.’ Daha başka bir hukuksuzluk nasıl olabilir. Kayyım atanacağını haberlerini, operasyonun detaylarını medyadan öğreniyoruz. Cumhuriyet belli bir şahsın, belli bir zümrenin, belli bir kitlenin, belli bir mezhebin, meşrebin etnik kökenin cumhuriyeti değildir. Bu cumhuriyet Türk’ün de olduğu kadar elbette Kürt’ün de cumhuriyetidir deniyor. Ama saatler geçmiyor bu cumhuriyetin belli bir zümrenin, kitlenin, mezhebin, meşrebin ve etnik kökenin Cumhuriyeti olduğu bizlere hissettirilmeye çalışılıyor.

İnkar, yok sayma, asimilasyon, aynı güvenlikçi politikalarla devam. Böyle yeni bir yol açmak Türkiye’de her zaman imkansız oldu. Toplumsal barış kucaklaşma, uzlaşı, diyalog böyle sağlanamaz. Samimiyet bizatihi kendilerinin söylemi. Böyle mi gösterilir,  bu mu samimiyet? Kayyım atayarak, kayyım rejimi ile ülkeyi yöneterek mi siz toplumsal kucaklaşmayı sağlayacaksınız?

Kayyım bir yöntem olarak sürdürülemez. Bu rejimle bu ülke yönetilemez. Bir yerde hukuksuzluk, eşitsizlik varsa bu kartopu büyür ve hayatınızın her alanına sirayet eder. Esenyurt halkının iradesi olan Ahmet Özer’i serbest bırakın. Kayyım uygulamasından geri dönün. Yasa bunun tersine el verirken aksi bir uygulamayı tercih etmek farklı bir siyasi tercihi içerir. İstanbul’da saat 12.00’de Esenyurt Belediyesi önünde toplanacağız. MYK’miz de burada toplanacak. Saat 16.00’da da Esenyurt Belediyesi önünde olacağız.”

Doğan, gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Erdoğan’ın Bahçeli’nin Öcalan çağrısı hakkındaki açıklamaları Doğan şöyle değerlendirdi: “Konunun muhatabı Öcalan. Erdoğan da Bahçeli için ‘Cesur çıkışıyla istikamet çizdi’ dedi. Ancak biz istikameti şu anda göremiyoruz. Yalnızca endişeler artırılıyor. Salt açıklama ile sınırlı kalmamak gerekiyor. Adım atılırsa biz de istikameti görürüz.”

“Demirtaş’ı nasıl bir aktör olarak görüyorsunuz” sorusuna da Doğan şu yanıtı verdi: “Kürt meselesinin barışçıl yollarla çözümü için tüm aktörlerin yapabilecekleri var. Demirtaş da attığı tweette Öcalan’ın muhataplığına işaret ediyor.”

Paylaşın

Yoksulluk Sınır 65 Bin Liraya Dayandı

Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı yani açlık sınırı 20 bin 431 liraya Yükseldi.

Haber Merkezi / Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı yani yoksulluk sınırı 66 bin 553 liraya çıktı.

Bekar bir çalışanın “yaşama maliyeti” de aylık 26 bin 526 liraya yükseldi.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş), Eylül 2024’e ilişkin açlık ve yoksulluk sınırlarını açıkladı. Buna göre, Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması, yani açlık sınırı 19 bin 830 TL’ye yükselmiş durumda. Gıda harcaması dışında kalan tüm zorunlu giderler de dahil edildiğinde, ailenin toplam geçim maliyeti ise 64 bin 595 TL’yi buluyor. Bekâr bir çalışanın yaşama maliyeti ise aylık 25 bin 706 TL olarak hesaplandı.

Açıklanan verilere göre, mutfak enflasyonundaki yıllık artış yüzde 48bin 72’ye ulaştı. Yılın ilk altı ayındaki değişim oranı yüzde 37,41 olarak hesaplanırken, sadece Eylül ayındaki artış ise yüzde 2,90 olarak gerçekleşti. Yıllık ortalama mutfak enflasyonu ise yüzde 71,23 olarak belirlendi.

Gıda ürünleri fiyatlardaki değişim, harcama gruplarına göre ekim itibariyle şu şekilde oldu: Süt, yoğurt, peynir grubunda; Günlük tüketimi fazla olan süt, yoğurt, peynir grubunda bu ay süt ve yoğurt fiyatlarında ciddi bir değişiklik görülmezken peynir fiyatında kısmi bir artış olduğu tespit edildi. Ancak market raflarında da ürün çeşitliliğinde azalma olduğu gözlemlendi.

Et, tavuk, balık, yumurta, kuru baklagiller ürünlerinin bulunduğu grupta; Geçen ay bir miktar azalan dana eti fiyatında bu ay yüzde 5, kuzu eti fiyatında ise yüzde 3 artış olduğu tespit edildi. Tavuk eti fiyatında da bu ay kilogramda yüzde 3’lük bir artış gözlemlendi. Balık ürünleri çeşitlendi. Mezgit, hamsi, palamut levrek gibi tezgâhlarda yaygın bulunan ve mevsimi olan balık çeşitlerinin kilogram fiyatları geçen aya göre yüzde 5 azaldı. Yumurtanın adet fiyatının bu ay da 4 TL’nin üzerinde olduğu tespit edildi. Kuru baklagiller grubunda kuru fasulyenin fiyatında yüzde 3’lük bir azalma gözlemlendi. Diğer ürünlerin fiyatında rekabet gereği değişimler olduğu gözlemlendi fakat ortalama da fiyatlarda ciddi bir değişiklik olmadığı tespit edildi.

Taze sebze-meyve grubunda; Taze meyve-sebze fiyatları bu ay sebze fiyatlarındaki artışın etkisiyle yükseldi. Pazar esnafı alım gücünün gerilemesi nedeniyle müşterilerin azalmasından şikayet etmektedir. Hesaplamada her zaman olduğu gibi gıda harcaması içinde günlük kullanımı yaygın olan mevsim ürünleri esas alındı. Her ay dikkatle takip edilen patates ve kuru soğan fiyatı bu ay da sabit kaldı. Meyve fiyatlarında ortalamada yüzde 22,5 azalma tespit edilirken, sebze fiyatlarında ise ortalamada yüzde 21’lik artış tespit edildi.

Sebze ortalama (ana yemekleri tamamlayan maydanoz, kıvırcık vb. salata yeşillikleri dâhil değil) kg fiyatı 50,21 TL, ortalama meyve kg fiyatı 53,12 TL oldu. Hesaplamada -bu ay- 24’i sebze ve 8’i meyve olmak üzere toplam 32 üründeki fiyat değişimi dikkate alındı. Meyvesebze ortalama kg fiyatı ise 50,94 TL olarak tespit edildi (ana yemekleri tamamlayan maydanoz, kıvırcık gibi salata yeşillikleri bu hesaplamada “Ortalama Meyve-Sebze Fiyatı”na
dâhil edilmektedir).

Ekmek, pirinç, un, makarna, bulgur, irmik gibi ürünlerin bulunduğu grupta ekmeğin fiyatı değişmedi. Diğer ürünler içerisinde en fazla artışın yüzde 7,5 ile makarna fiyatında olduğu gözlemledi. Un fiyatında yüzde 5 artış olduğu tespit edildi. Pirinç, bulgur, irmiğin fiyatındaciddi bir değişiklik görülmedi.

Temel yağ ürünlerinin bulunduğu grupta; Temel yağ ürünlerinin bulunduğu bu grupta; ayçiçek yağı geçen ay olduğu gibi bu ayda artış gösterdi. Diğer ürünlerden tereyağının kilogram fiyatında da yüzde 2,5’luk bir artış gerçekleştiği tespit edildi. Zeytniyağı ve margarin fiyatı sabit kaldı. Fakat zeytinyağı ve ayçiçek yağının da raflarda ürün çeşitliliğinin azaldığı gözlemlendi.Yeşil zeytin kilogram fiyatında azalış tespit edilirken siyah zeytinin kilogram fiyatı ise artış olduğu gözlemlendi. Yağlı tohum ürünlerinin fiyatı bu ay sabit kaldı.

Son grup içinde yer alan diğer gıda maddelerinde; Son grupta yer alan gıda maddelerinden baharat ürünlerinde (kimyon, nane, karabiber vb.) sadece karabiber fiyatında kısmi bir artış olduğu tespit edildi fakat ortalama olarak fiyatlar sabit kaldı. Çay fiyatlarındaki artış bu ay etiketlere yansıdı ve kilogramda yüzde 5’lik bir artış olduğu tespit edildi.Ihlamurun fiyatı bu ay da artış gösterdi. Diğer ürünlerden bal ve reçelin fiyatı yüzde 3,pekmez ve şekerin fiyatı yüzde 2 artış gösterdi. Tuz ve salçanın fiyatı sabit kaldı.

Paylaşın

Özgür Özel: Esenyurt’un İradesine Darbe Yapıldı

Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in görevden alınıp yerine kayyım atanmasına tepki gösteren, CHP lideri Özgür Özel, “Esenyurt’un iradesine darbe yapıldı. Bu kirli oyuna karşı halkın iradesini savunacağız” dedi.

Haber Merkezi / CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve belediyeye kayyım atanmasına tepki gösteren CHP, MYK toplantısını bugün Esenyurt İlçe Binası’nda yapacak. Tüm belediye başkanlarına da Esenyurt’a gelme çağırısı yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, herkesi saat 16.00’da ilçe meydanında düzenlenecek mitinge davet etti.

MYK toplantısı öncesi ilçe binası önünde konuşan CHP lideri Özgür Özel, şu ifadeleri kullandı: “Biliyorsunuz, dün Esenyurt’un iradesine, her iki kişiden birinin oy verdiği belediye başkanımız tutuklanarak ve yerine kayyım atanarak darbe yapıldı. Biz bunu protesto etmek üzere bütün programları iptal ettik ve Esenyurt’tayız. MYK’mız toplanmış durumda, birazdan o toplantıya başkanlık edeceğiz. Saat 16.00’da da belediye önüne bir çağrı yapmıştık.

Esenyurt Belediyesi’ne el koyanlar akıllarınca polis bariyerleri kurarak o meydanı daraltıp bizim irademizi geriletebileceklerini düşündüler. Sorduk, en büyük meydan neresi diye, Esenyurt Cumhuriyet Meydanı’ymış. Saat 16.00’daki toplanacağımız yer Esenyurt Cumhuriyet Meydanı olarak güncellenmiştir. Tüm Esenyurtluları saat 16.00’da meydana bekliyoruz. Bu kirli oyuna karşı halkın iradesini savunacağız.”

İçişleri Bakanlığı, “PKK/KCK silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan tutuklanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in görevden uzaklaştırıldığını açıkladı. Bakanlık, Özer’in yerine Esenyurt Belediye Başkan Vekili olarak İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy’un görevlendirildiğini duyurdu.

İçişleri Bakanlığı, “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2024/162302 sayılı soruşturma kapsamında “PKK/KCK Silahlı Terör Örgütü Üyesi Olmak” suçundan mahkemece tutuklanan Esenyurt Belediye Başkanı şüpheli Ahmet ÖZER; Anayasa’nın 127’inci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’inci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırılmıştır” açıklamasında bulundu.

Bakanlık açıklamasında, “5393 sayılı Belediye Kanunun 45 ve 46’ıncı maddeleri uyarınca İstanbul Vali Yardımcısı Can AKSOY İstanbul Valiliğince Esenyurt Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilmiştir” denildi.

Ahmet Özer neyle suçlanıyor?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu, Ahmet Özer hakkındaki soruşturmanın KCK (Kürdistan Topluluklar Birliği) Yürütme Konseyi Üyesi ve KONGRA-GEL Eş Başkanı Remzi Kartal’la 14 kez, PKK üyesi 694 farklı kişiyle temas kurduğu iddiasıyla başlatıldığını duyurdu.

Büronun medyayla paylaşılan bilgi notunda PKK mensuplarından ele geçirilen ve aynı zamanda örgütün Kandil’de yer alan yönetici kadrosuna da ulaştırılan örgütsel dokümanlarda Özer’in Öcalan tarafından sözde ‘demokratik özerklik projesi’ hakkında görevlendirildiği de ifade edildi.

Ahmet Özer, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine 2023 verilerine göre, 978 bin nüfusuyla yalnız İstanbul’un değil Türkiye’nin de en kalabalık ilçesi olan Esenyurt’ta 31 Mart 2024’te yapılan yerel seçimde geçerli oyların yüzde 49’unu alarak belediye başkanı seçildi.

Paylaşın

Tutuklanan Esenyurt Belediye Başkanı’nın Yerine Kayyım Atandı

İçişleri Bakanlığı, “PKK/KCK silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan tutuklanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in görevden uzaklaştırıldığını açıkladı. Bakanlık, Özer’in yerine Esenyurt Belediye Başkan Vekili olarak İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy’un görevlendirildiğini duyurdu.

Haber Merkezi / İçişleri Bakanlığı, “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2024/162302 sayılı soruşturma kapsamında “PKK/KCK Silahlı Terör Örgütü Üyesi Olmak” suçundan mahkemece tutuklanan Esenyurt Belediye Başkanı şüpheli Ahmet ÖZER; Anayasa’nın 127’inci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’inci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırılmıştır” açıklamasında bulundu.

Bakanlık açıklamasında, “5393 sayılı Belediye Kanunun 45 ve 46’ıncı maddeleri uyarınca İstanbul Vali Yardımcısı Can AKSOY İstanbul Valiliğince Esenyurt Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilmiştir” denildi.

Can Aksoy’un kayyım olarak atanmasının ardından belediye polis kuşatmasına alındı. Sabah saatlerinde İstanbul Valiliğinin kayyım atandığını duyurmasıyla birlikte belediye binası çevresindeki polis sayısı artırıldı. Belediye binası ve binanın hemen yanında bulunan Esenyurt Üniversitesi ve AVM’nin çevresi barikatlarla kapatıldı.

Kapatılan alana halkın giriş yapması engellendi. Belediyenin önüne çok sayıda TOMA sevk edilirken, polis helikopterleri de sürekli Esenyurt üzerinde gezindi. Öte yandan İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş da sabah erken saatlerde belediye önünde incelemede bulundu. Aktaş, gazetecilere de çekim yapmamalarını söyledi.

DEM Parti: Bu rejimle bu ülke yönetilemez

Kayyım atanmasının ardından DEM parti adına yapılan açıklamada karar protesto edildi. DEM Parti sözcüsü Ayşegül Doğan tarafından yapılan açıklamada “Daha önce de kayyım atadığınız, hepsini teker teker geri aldık” denildi.

Doğan’ın açıklamalarından bazı başlıklar şöyle: “Van’da yapılanların aynısını yaşıyoruz. Seçilmesine izin veririz ama sonra algı yaratarak tutuklarız diyorlar. Verilmek istenen mesaj çok net: Algı, medya, yargı… Hemen tutuklarız sizi. Seçmen iradesinin gasbı nerede yaşanırsa yaşansın hep birlikte ses çıkarmalı ve direnmeliyiz. Peki neden şimdi, neden Esenyurt?

Haziran’da Hakkari ile ilgili kayyımdan bahsettiğimizde Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Yargı kanunu değil, hukuku konuşturdu’ demişti. Üzerinden aylar geçti, son gelişmelerle birlikte eğer aynı hukuku işletiyorsanız ve işletecekseniz, o günkü sorumuzu yine soruyoruz; siz muhalefete, DEM Parti’ye, Kürtlere hangi hukuku işletiyorsunuz.

Kent uzlaşısı iki partinin ittifakı değil. Bir yerleşim yerindeki tüm farklılıkların adayı olarak seçildi Ahmet Özer. Ama kamuoyunda gündeme gelen iddialar şöyle; suçu Kürt olmak, Vanlı olmak, Remzi Kartal ile aynı aileye mensup olmak, Kürt bir sanatçıya konser düzenlemekmiş. Ahmet Özer, ‘Kaymakam ile birlikte açtık biz o konseri’ diyor.

Buradan siyasi hesap umanlar, kayyımlardan tek tek aldığımız belediyeleri hatırlasınlar. Kayyım atanacağı haberini, operasyonun detaylarını medyadan öğreniyoruz. Sonra ‘hukuksuzluk yok’ diyorlar. Neyin mesajı verilmek isteniyor.

Kayyım bir yöntem olarak sürdürülemez. Bu rejimle bu ülke yönetilemez. Bir yerde hukuksuzluk, eşitsizlik varsa bu kartopu büyür ve hayatınızın her alanına sirayet eder. Esenyurt halkının iradesi olan Ahmet Özer’i serbest bırakın. Kayyım uygulamasından geri dönün. Yasa bunun tersine el verirken aksi bir uygulamayı tercih etmek farklı bir siyasi tercihi içerir.”

CHP’li vekiller ve belediye başkanları İstanbul’da toplanıyor

CHP milletvekilleri, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in görevden uzaklaştırılmasına tepki için bugün İstanbul’da toplanıyor.

CHP yönetimi, milletvekillerinin yanı sıra ülke genelindeki belediye başkanlarından da İstanbul’a gitmelerini istedi. CHP’nin çağrısıyla bugün TSİ 16.00’da Esenyurt Belediye binası önünde bir protesto mitingi düzenlenecek. Partinin Türkiye genelindeki 411 belediye başkanının bu mitinge katılacağı belirtiliyor.

Esenyurt Belediyesi’ne kayyum atanmasını protesto eden ana muhalefet partisi vekilleri TBMM Plan Bütçe Komisyonunun görüşmelerine katılmadı. Mehmet Muş başkanlığındaki oturum CHP’li vekiller olmadan başladı. Bugünkü oturumda Kamu Denetçiliği Kurumu ve Sayıştay bütçeleri ele alınıyor.

DEM Parti Eş Genel Başkanları da MYK üyeleri ve milletvekilleri Ahmet Özer’e destek için İstanbul’da bir araya geliyor.

Sosyal Demokrat Belediyeler Derneği (SODEM) de tüm üye belediyeleri bugün saat 16:00’da Esenyurt Belediyesi önünde bir araya gelmeye çağırdı. Açıklamada, “Sessiz kalmak, bu haksızlıkları onaylamak demektir. Demokrasimize sahip çıkmak için omuz omuza verelim” ifadeleri yer aldı.

Paylaşın

ABD’den Türkiye’den 14 Şirkete Rusya Yaptırımı

ABD Maliye Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı, Rusya bağlantıları nedeniyle, 10’dan fazla ülkeden yaklaşık 400 kişi ve kuruluşa yaptırım kararı alındığını duyurdu. Listede Türkiye’den 14 şirket ve 9 kişi yer alıyor.

Yaptırımların gerekçesi olarak, bu kişi ve kuruluşların “Rusya’nın askeri kampanyasını desteklemek için kritik öneme sahip Rus son kullanıcıları adına gelişmiş silahların, bileşenlerin ve mühimmatın tedarikini kolaylaştırmaları” gösterildi.

Yaptırımların Rusya’nın tedarik çabalarını aksatmayı hedeflediğini vurgulayan ABD Maliye Bakanlığı, Türk hükümeti ile yaptırımlar üzerine kapsamlı istişarelerin yapıldığını belirtti.

ABD, Çarşamba günü Rusya’ya karşı yeni bir hamle olarak aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bazı ülkelerden yüzlerce kişi ve kuruluşa yaptırım uygulayacağını bildirdi. Washington’un bu son hamlesi, Ukrayna’yı işgali sonrası Rusya’ya uyguladığı önlemlerin aşılmasına karşı ABD’nin yaptırımlarına devam edeceğini gösterdi.

ABD Maliye Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı’nın yaptığı açıklamalara göre, Çarşamba günü 10’dan fazla ülkeden yaklaşık 400 kişi ve kuruluşa yaptırım kararı alındı.

Reuters haber ajansına konuşan ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkiliye göre, son yaptırımlar, üçüncü ülkeler üzerinden Rusya’nın kendisine uygulanan yaptırımları aşmasına karşı şimdiye kadar yapılan en koordineli hamle oldu.

Yaptırımların uygulandığı kuruluşlar arasında onlarca Çin, Hong Kong ve Hindistan merkezli şirket yer aldı. Yetkiliye göre, ilk defa bir yaptırım paketi içerisinde bu ülkelerden çok sayıda şirket bulunuyor.

Yaptırımlara ayrıca Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye, Tayland, Malezya, İsviçre ve diğer ülkelerdeki hedefler de dahil edildi.

İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan Amerikalı yetkili, son yaptırımlar için, “Bu, hem bu ülkelerin hükümetlerine hem de özel sektörlerine, ABD hükümetinin Rusya’ya karşı uygulanan yaptırımların aşılmasına karşı koymaya ve Rusya’ya Ukrayna’daki savaşı sona erdirmesi için baskı yapmaya devam etme kararlılığı yönünde ciddi bir mesaj göndermeli” dedi.

ABD Maliye Bakanlığı 274 kişi ve kuruluşa yaptırım uygularken, Dışişleri Bakanlığı 120’den fazla hedefi yaptırım listesine aldı. ABD Ticaret Bakanlığı da Rus ordusuna destek verdikleri iddiasıyla 40 şirket ve araştırma kuruluşunu ticaret kısıtlama listesine ekledi.

ABD Maliye Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo, yaptığı açıklamada, “ABD ve müttefiklerimiz, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü yasadışı ve ahlaksız savaşta ihtiyaç duyduğu kritik araç ve teknolojilerin akışını durdurmak için dünya çapında kararlı adımlar atmaya devam edecek” ifadesini kullandı.

ABD Maliye Bakanlığı’nın açıklamasına göre, son yaptırımlarda Yabancı Varlıkları Kontrol Dairesi (OFAC), Türkiye’de bulunan 14 kuruluş ve 9 kişiyi hedef aldı. Yaptırımların gerekçesi olarak, bu kişi ve kuruluşların “Rusya’nın askeri kampanyasını desteklemek için kritik öneme sahip Rus son kullanıcıları adına gelişmiş silahların, bileşenlerin ve mühimmatın tedarikini kolaylaştırmaları” gösterildi.

Ayrıca, Rusya’daki son kullanıcılar arasında Rusya Savunma Bakanlığı ve devlete ait savunma şirketlerinin bulunduğu belirtildi. Yaptırımların Rusya’nın tedarik çabalarını aksatmayı hedeflediğini vurgulayan ABD Maliye Bakanlığı, Türk hükümeti ile yaptırımlar üzerine kapsamlı istişarelerin yapıldığını belirtti.

Washington’daki Rus, Çin ve Hindistan büyükelçilikleri Reuters haber ajansının yorum talebine yanıt vermedi. Türk hükümeti de Reuters’ın yorum talebine yanıt vermedi.

ABD, Rusya’ya mikroelektronikler dahil gelişmiş bileşenler olan ortak yüksek öncelikli ürünlerin tedarikine karşı defalarca uyarıda bulunmuştu. ABD ve Avrupa Birliği, Rusya’nın mikroelektronikleri Ukrayna’daki savaşında kullanılmasını muhtemel görüyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, Hindistan’dan Rusya’ya bu tür malların ihracatında artış olduğunu ve bu tür faaliyetleri kolaylaştıran şirketlere karşı işlem yapılmasına ilginin arttığını söyledi.

Bakanlıktan üst düzey başka bir yetkili ise Salı günü Reuters’a verdiği demeçte, Rusya’ya ulaşan yüksek öncelikli malların yüzde 70’inden fazlasının Çin’den geldiğini ve savaşın başlangıcından bu yana bu malların toplam değerinin yaklaşık 22 milyar doları aştığını söyledi.

Yetkili Çin’in sağladığı mallar için, “Bu, en büyük ikinci tedarikçinin 13 katından fazla” dedi. 2023 sonu itibariyle Rusya’ya en fazla mal sağlayan ikinci tedarikçi Türkiye’ydi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Meksika’da Binlerce Kayıp “Maya” Eseri Keşfedildi

Meksika’nın Campeche kentinin bir bölgesinde 6 bin 674 adet Maya eseri keşfedildi. Bu da henüz tüm büyük Maya eserlerini bulmaya dahi yaklaşılmadığını gösteriyor.

Haber Merkezi / Lidar teknolojisi kullanılarak yapılan çığır açıcı araştırmaya Kuzey Arizona Üniversitesi’nden Luke Auld-Thomas öncülük etti.

Lidar (Light Detection and Ranging; veya Laser Imaging Detection and Ranging), lazer darbeleri kullanılarak bir nesne veya bir yüzeyin uzaklığını anlamaya yarayan teknoloji. Radar teknolojisiyle benzerdir. Radarda kullanılan radyo dalgaları yerine ışık, yani lazer darbeleri kullanılır.

Auld-Thomas. “Bölgenin tek otoyolunun hemen yanında piramitleri olan büyük bir şehir keşfettik. Bilim camiası ve hükümet bunun varlığından bile habersizdi ve çiftçiler yıllardır bu kalıntıların arasında çalışıyor” dedi.

Auld-Thomas, günümüz kentlerinden çok farklı olan antik kentlerden ders çıkarılması gerektiğini de vurguladı.

“Bu kentleri incelemek, hızlı nüfus artışı ve çevresel baskılar gibi modern zorluklarla yüzleşmemize yardımcı olabilir” diyen Auld-Thomas, “Geçmişteki kentsel yaşam anlayışımızı geliştirerek, gelecekteki şehirleri tasarlamak için yeni ve sürdürülebilir yollar bulabiliriz” dedi.

Campeche’deki keşifler, Maya uygarlığına dair gizemlerin yeni keşfedilmeye başlandığı ve keşfedilmeyi bekleyen daha çok şey olduğunu gösteriyor.

Maya uygarlığı, Kızılderili Maya halkları tarafından kurulan Kristof Kolomb öncesi Amerika uygarlıklardan biridir. Bir Orta Amerika uygarlığı olan Maya uygarlığı, binlerce yıl boyunca Meksika’nın güneydoğusundan, Honduras, El Salvador ve Guatemala’ya kadar uzanan Mezoamerika bölgesinde hüküm sürmüştür.

Meksika’nın güneydoğusunda beş devlet kurmuş Mayalar (Campeche, Chiapas, Quintana Roo, Tabasco ve Yucatán), tarihleri boyunca yüzlerce lehçe üretmişlerdir ve bu lehçelerden bazıları günümüzde hâlen konuşulan 21-44 Maya dilinin oluşumunu sağlamıştır.

Bu uygarlık MÖ 600 dolaylarında yükselişe geçmiş, MS 3. yüzyılda altın çağına (klasik dönem, MS 250-900) adım atmış, kent-devletlerinin siyasi kargaşalar sonucunda çöktüğü MS 900’e dek, geniş bir alanda varlığını sürdürmüş ve İspanyol işgaliyle de sona erme sürecine girmiştir.

Maya uygarlığı birçok bakımdan sona ermişse de, yaygın inanışın aksine Mayalar yok olmamışlardır, hâlen bu ülkelerde yaşamakta ve Maya dillerinden bazılarını konuşmaktadırlar.

Paylaşın

En Hızlı Dönen Nötron Yıldızı Keşfedildi

Uluslararası bir araştırma ekibi, en hızlı dönen nötron yıldızlarından birinin keşfini duyurdu. Dünya’dan 26 bin ışık yılı uzaklıkta yer alan nötron yıldızı saniyede 716 kez dönüyor.

Haber Merkezi / Nötron yıldızları, bir atomun çekirdeği kadar yoğundur. Birkaç on kilometre çapındaki bir nötron yıldızın kütlesi Güneş’in kütlesine eşdeğerdir. Nötron yıldızlarının karakteristik özelliklerinden biri de muazzam dönme hızlarıdır.

Gökbilimciler, saniyede 716 devir gibi şaşırtıcı bir hızla dönen böyle bir nötron yıldızı keşfetmeyi başardılar. Keşfedilen nötron yıldızı, Samanyolu Galaksisi’nin merkezine yakın, Dünya’dan 26 bin ışık yılı uzaklıkta yer almaktadır.

4U 1820-30 adlı ikili sistemin bir parçası olan nötron yıldızının kütlesi Güneş’in 1,4 katı ve çapı yalnızca 12 kilometredir.

4U 1820-30 sistemindeki nötron yıldızı Evren’de gözlemlenen en hızlı dönen nesnelerden biri. Dünya’dan yaklaşık 18 bin ışık yılı uzaklıktaki Terzan 5’te bulunan başka bir nötron yıldızı PSR J1748-2446, dönüş hızı açısından onunla eşleşebilir.

Nötron yıldızı nedir?

Nötron yıldızları, süpernova patlamalarından arta kalan maddelerin kütleçekimi etkisiyle çökmesiyle meydana gelir. Bu yıldızlar neredeyse tamamen nötronlardan oluşsa da az miktarda proton ve elektron da içerir. Bu proton ve elektronlar olmadan nötron yıldızları uzun süre var olmaya devam edemezdi.

Çünkü nötronlar serbest haldeyken kararsızdır ve beta ışıması yaparak kısa süre içinde proton ve elektronlara ayrışır. Ancak yıldızın içindeki yüksek basınç sebebiyle proton ve elektronların birleşerek nötronlara dönüşmesi, nötron yıldızlarının daha kararlı bir yapıya sahip olmasını sağlar.

Nötron yıldızlarının kütleleri Güneş’inkinin 1,44 ila 3 katı olabilir. Bugüne kadar gözlemlenmiş en büyük nötron yıldızının kütlesi ise Güneş’inkinin yaklaşık iki katıdır. Samanyolu içinde yaklaşık 2000 nötron yıldızı olduğu biliniyor. Güneş Sistemi’ne en yakın nötron yıldızları, yaklaşık 400 ışık yılı uzaklıktaki RX J1856.5-3754 ve yaklaşık 424 ışık yılı uzaklıktaki PSR J0108-1431’dir.

Nötron yıldızlarının kütleleri çok büyük olmasına rağmen hacimleri çok küçüktür. Örneğin kütlesi Güneş’inkinin yaklaşık 1,5 katı olan bir nötron yıldızının çapı sadece 10 kilometre civarındadır. Bu durum nötron yıldızlarının yoğunluklarının çok yüksek olmasına neden olur. Öyle ki nötron yıldızlarının yoğunlukları Güneş’inkinin 2,6 x 1014 ila 4,1 x 1014 katıdır.

Nötron yıldızlarının kütleçekimi etkisiyle daha fazla küçülmemelerinin nedeni, Pauli dışarlama ilkesidir. Bu ilke, fermiyon grubu iki parçacığın -örneğin protonlar, elektronlar ve nötronlar- aynı konuma ve aynı kuantum durumuna sahip olamayacağını söyler.

Bu yüzden kütlesi Güneş’inkinin üç katından az olan nötron yıldızlarının yoğunluğu atom çekirdeğindeki yoğunluklar düzeyine ulaştığı zaman çökme durur. Ancak kütlesi Güneş’inkinin beş katından fazla olan nötron yıldızları kararsızdır ve çökmeye devam ederler. Bu yıldızlar karadeliğe dönüşür.

Bazı nötron yıldızlarının kendi etrafındaki dönme hızı çok büyüktür. Bu durumun nedeni -açısal momentumun korunumu yasası gereği- yıldızın hacmi azaldıkça kendi etrafındaki dönme hızının artmasıdır. Bilinen nötron yıldızları içinde kendi etrafında dönme hızı en yüksek olan PSR J1748-2446ad’dir. Bu yıldız her saniye kendi etrafında yaklaşık 716 defa döner.

Bazı nötron yıldızlarının radyo dalgaları ve X-ışınları yaydığı gözlemlenmiştir. Pulsar ya da atarca adı verilen bu yıldızlardan yayılan dalgalar periyodiktir.

Bilinen nötron yıldızlarının yaklaşık %5’i ikili yıldız sistemlerinin üyeleridir. Bu sistemlerdeki nötron yıldızlarının eşleri normal yıldızlar, beyaz cüceler ya da başka nötron yıldızları olabilir. Genel görelilik kuramı, ikili yıldız sistemlerinin kütleçekimsel dalgalar yayacağını ve zaman içinde yıldızlar arasındaki mesafenin azalacağını söyler.

Kütleçekimsel dalgaların varlığı ile ilgili ilk kanıt, nötron yıldızı içeren bir ikili yıldız sisteminin gözlemlenmesi ve yıldızlar arasındaki mesafenin genel görelilik kuramının tahminleriyle uyumlu bir biçimde değiştiğinin bulunmasıyla elde edildi.

Paylaşın

Avrupa Birliği Genişleme Raporu: Türkiye’ye Eleştiriler

Avrupa Birliği’nin 2024 Türkiye Raporu’nda, demokrasi, temel hak ve özgürlükler ve yargı gibi alanlardaki gerilemelerin devam ettiği ifade edildi. Raporda, söz konusu gerilemelerin yanı sıra önerilere de yer verildi.

Türkiye’nin AB için kilit bir ortak ve aday ülke olduğu vurgulanan raporda, Türkiye ile iş birliğine dayalı ve karşılıklı fayda sağlayan bir ilişkinin geliştirilmesinin AB’nin stratejik çıkarına olduğu belirtildi.

Avrupa Birliği’nin (AB) yürütme organı olan Avrupa Komisyonu’nun Batı Balkan ülkeleri ve Türkiye’yi içeren 2024 Genişleme Paketi ve ülke raporları bugün yayınlandı. Raporlar, AB’nin dış politika ve güvenlikten sorumlu yüksek temsilcisi Josep Borrell ve genişlemeden sorumlu komiser Oliver Varhelyi’nin Brüksel’de düzenledikleri basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu.

BBC Türkçe’nin aktardığına göre; AB, Türkiye için hazırladığı 95 sayfalık raporda, üyelik müzakerelerinin 2018’den bu yana ilerlemediğini ve AB’nin demokratik standartlar, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı ile temel haklar konusunda geriye gidişle ilgili kaygılarının giderilmediğini kayda geçirdi.

Raporun giriş bölümünde Türkiye’nin AB için “kilit bir ortak” ve birliğe aday ülke olduğu anımsatıldı, Doğu Akdeniz’de istikrar ve güven ortamının korunmasının AB’nin stratejik çıkarına olduğu, Türkiye ile karşılıklı yarar ve işbirliğine dayanan bir ilişkinin geliştirilmesi için önemli olacağına dikkat çekildi.

Geçmişte “İlerleme Raporu” olarak tanımlanan belgeler, aday ülkelerin AB üyelik sürecine ilişkin siyasi, ekonomik, sosyal ve diğer alanlardaki kriterlere ne kadar uyum gösterdiğini inceliyor ve tavsiyelerde bulunuyor. Raporun “demokrasi” ile ilgili başlığında, 31 Mart 2024’te yapılan yerel seçimlerin seçim kampanyası sürecindeki eksikliklere rağmen genel olarak iyi yapıldığı ve sonuçlarına saygı gösterildiği kaydedildi.

Türkiye’de 2018’den bu yana uygulanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin parlamentonun yasama ve denetleme fonksiyonlarını zayıflattığının aktarıldığı raporda, denge ve denetleme unsurlarının olmadığı belirtildi. Rapora göre kamu idaresi oldukça siyasallaştı, özellikle hükümetin muhalefet belediyeleri üzerindeki baskısı yerel demokrasiyi zayıflatmaya devam etti.

Siyasi çoğulculuk açısından da sorunların devam ettiğini aktaran raporda, yaklaşık 8 bin HDP üyesi ve yöneticisinin tutuklu olduğunu kaydetti (HDP 2023’te parti yönetimi hakkındaki kapatılma davası nedeniyle aktif siyasi çalışmaları Yeşil Sol Parti’ye devretmiş, bu parti adını gerçekleştirdiği kongre ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi olarak değiştirmiş, yeni parti de Yargıtay tarafından kabul edilmeyen kısa ismini DEM Parti olarak değiştirmişti).

Raporda, Yargıtay’ın Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarını uygulamaması nedeniyle TBMM’ye seçilen Can Atalay’ın serbest bırakılamadığı da kaydedildi. Geçmiş raporlarda da vurgulandığı gibi Türkiye’de sivil toplum kuruluşlarının giderek daha güç ortamda faaliyet gösterdiğini kaydeden raporda, bütün zorluklara rağmen sivil toplumun toplumsal hayata ilişkin konularda aktif olmaya devam ettiği belirtildi.

Rapora göre Türkiye, hukukun üstünlüğü ve temel haklar açısından AB kriterlerine uyma konusunda henüz ilk aşamada. Ciddi kaygı yaratan bu konularda ilerlemenin sağlanmadığını anlatan rapor, kabul edilen yargı reform paketlerinin temel eksikliklerin giderilmesinde etki yaratmadığına işaret etti.

“AİHM kararlarına uyulmuyor”

Yargı konusunda raporun dikkat çektiği bir başka unsur da Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına uymayı reddetmesi. Raporda, Türkiye’ye AİHM kararlarına uyması tavsiyesinde bulunurken özellikle Gezi davasından tutuklu iş insanı Osman Kavala’nın serbest bırakılması gerektiğinin altını çizildi.

AB’nin diğer tavsiyeleri arasında, Türk yargısının Avrupa standartlarında bağımsız ve tarafsız karar almasının sağlanması için uygun bir siyasal ve yasal ortam yaratılması, AYM kararlarının uygulanması, Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) yapısının değiştirilmesi de bulunuyor.

Rapor, Türkiye’nin yolsuzlukla mücadele konusunda da atması gereken çok adım olduğunu ve Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu (GRECO) ile Birleşmiş Milletler’in ilgili kararlarına uyum göstermesi gerektiğini kaydediyor.

Rapor, temel haklar konusunda da ilerleme olmadığını ortaya koydu. Türk yasalarının genel olarak insan haklarına saygı gösterilmesi konusunda güvenceler içerdiğini ancak uygulama açısından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve AİHM içtihatlarına göre uyumlaştırılmalarının önemine dikkat çeken raporda, “terörizme destek” iddialarıyla birçok gazeteci, yazar, avukat ve insan hakları aktivistlerinin yargılandığına dikkat çekildi.

AB, Türkiye’nin öncelikle “terörle mücadele yasalarını” AB ile uyumlu hale getirmesi çağrısı yaptı. LGBT ve azınlıklara karşı ayrımcı tutum ve uygulamalara karşı etkin adımlar atılmasını isteyen AB, ifade özgürlüğü konusunda da Türkiye’de ilerleme olmadığını vurguladı.

Halen 54 gazetecinin tutuklu olduğunun kaydedildiği raporda, Türkiye’nin bu alanda ilerleme için gazetecileri, insan hakları aktivistleri ve avukatları serbest bırakması istendi.

Raporda, Güneydoğu bölgesinin 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerin devam eden etkileri nedeniyle kaygı verici bir durumda olduğunu kaydedildi. Bunun yanı sıra, PKK’nın saldırıları nedeniyle sınır bölgelerindeki güvenlik durumunun tehlikeli olduğuna dikkat çekilen raporda, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’de sınır ötesi operasyonlarına devam ettiğini vurguladı.

Hükümetin “terörle mücadele” hakkı olduğunu ancak bunu yaparken temel insan haklarının gözetilmesi gerektiğini belirten AB raporunda, geçen sürede Kürt sorununun çözümü için anlamlı bir girişimin gözlemlenmediği de kayda geçirildi. Raporda, Güneydoğu Anadolu bölgesinde çalışan gazeteciler, barolar ve insan hakları savunucularının “terörle mücadele yasalarının” geniş bir yorumla uygulanmasından dolayı baskı altında kalmaya devam ettikleri bildirildi.

İşleyen pazar ekonomisinin oluşturulması ile ilgili kriterler açısından Türkiye’nin ileri bir aşamada olduğu belirtilen raporda, hala yüksek olmasına rağmen enflasyonda düşüş gözlendiği, sıkı para politikası sayesinde iç talebin ve dış ticaret açığının azaldığı kaydedildi.

6 Şubat 2023’teki depremler nedeniyle bütçe açığının arttığının belirtildiği raporda, hükümetin aldığı önlemlerin iş ortamının gelişmesini sağladığını ancak şeffaflık ve öngörülebilirlik açısından kaygıların devam ettiği aktarıldı.

Ekonomi yönetimin 2023 yazından itibaren uyguladığı politika kapsamında Merkez Bankası’nın politika faizini en önemli araç kullandığını kaydeden rapor, Türk hükümetine Merkez Bankası’nın bağımsızlığını daha da kuvvetlendirecek adımlar atması tavsiyesinde bulundu.

Bölgesinde çok önemli bir aktör olmasına rağmen Türkiye’nin ortak dış ve savunma politikası kapsamında AB’ye uyumunun çok düşük oranda olduğunun belirtildiği raporda, Türkiye’nin Brüksel’in kabul ettiği Rusya yaptırımlarına katılmaması ve Hamas’ı “terör örgütü” olarak kabul etmemesi eleştirildi. Rapora göre, 2023’te yüzde 9 olan uyum oranı 2024’te yüzde 5 olarak kaydedildi.

Raporda, Orta Doğu’da Hamas’ın saldırılarıyla savaşın başladığı 7 Ekim 2023’ten bu yana Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin ciddi şekilde gerildiği, Türkiye’nin bu ülkeye ticaret ambargosu uygulamaya başladığı kaydedildi.

Türkiye’nin AB üyeliği hedefine bağlı kaldığını ifade etmesine karşın “360-derece stratejik bakış” olarak tarif ettiği dış politikasını uygulamaya devam ettiğini belirten raporda, Türk dış politikasının stratejik otonomi çerçevesinde kapsamlı diplomatik, ekonomik, güvenlik ve savunma ilişkilerini geliştirdiğine dikkat çekildi.

Raporda Türkiye’nin, liderliğini Çin ve Rusya’nın yaptığı BRICS’e üyelik başvurusunda bulunduğunu ve Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesine cumhurbaşkanı seviyesinde katıldığı vurgulandı.

Raporda ayrıca Kıbrıs sorununa ve Türk-Yunan diyaloğuna da geniş yer verildi, Atina-Ankara arasındaki yumuşamanın olumlu etkileri kayda geçirildi. Ancak Türkiye’nin Kıbrıs sorununda BM parametrelerini reddedip iki devletli çözüm ısrarında bulunmasının olumsuz yankılandığını kaydeden raporda, AB’nin sorunun çözümü için elinden gelen katkıyı vermeye hazır olduğunu vurgulandı.

Paylaşın

Ekonomik Kriz Gençleri Uyuşturucuya Yönlendiriyor

Eski CHP Milletvekili Gürsel Tekin, “Son üç yılda 2 milyon çocuğumuz ekonomik kriz nedeniyle eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Barınma ve eğitim sorunları, gençlerin psikolojisini olumsuz etkiliyor ve bu nedenle uyuşturucu kullanımına başvuranların sayısı hızla artıyor” dedi ve ekledi:

“Bu konuda yapılması gereken en öncelikli şeylerden biri, sentetik uyuşturucuları ithal eden ecza ve temizlik firmaları ve bu maddeleri satın alan kuruluşları sıkı denetim altına almak. Ayrıca, okulların önünde özel önlemler alınmalı ve çocuklarımızın düzenli testlere tabi tutulması sağlanmalıdır.”

2024 Türkiye Uyuşturucu Raporu’nda Türkiye’de uyuşturucu kullanımı ve ticaretinin geldiği noktayı, yaygınlık eğilimlerini, müdahale stratejilerini ve geleceğe yönelik çözüm önerilerini ele alındı. Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’nın hazırladığı bu rapor, uyuşturucu maddelerin ülkemizdeki dağılımı, kullanım oranları ve suç bağlantılı faaliyetleri gözler önüne serdi.

2023’te uyuşturucu ile mücadelede kamu harcamaları yüzde 62,5 artarak 6,9 milyar TL’ye ulaştı. Sentetik metamfetamin ile eroin kullanımındaki artış, güvenlik güçlerinin dikkatini bu maddelere çekti, operasyonlar buraya odaklandı. Operasyonlar sonucunda yakalanan uyuşturucu miktarı rekor seviyeye ulaşırken, özellikle 18 yaş altındaki bireylerde kullanım yaşı düştü.

Ekonomik krizlerin etkisiyle kırsal ve düşük gelirli bölgelerde uyuşturucu kullanımı artarken, intihar ve şiddet olaylarının da yükseldiği belirtildi. Türkiye’nin coğrafi konumu nedeniyle metamfetamin kaçakçılığında yüzde 30 artış gözlemlendi.

Raporda öne çıkan bazı bulgular: Türkiye’de düzenlenen operasyonlarda 2023 yılında yakalanan uyuşturucu madde miktarı rekor düzeye ulaştı. Özellikle esrar ve türevlerinin, eroin, kokain ve ecstasy gibi maddelerin yakalanma oranlarında artış gözlenirken, yakalanan metamfetamin miktarı önceki yıllara göre çok daha yüksek seviyede tespit edildi​.

Raporda uyuşturucu kullanım yaşının giderek düştüğüne dikkat çekildi. 18 yaş altının uyuşturucuya daha erken yaşlarda başladıkları, özellikle yoksul kesimlerde uyuşturucuya yönelim oranlarının hızla arttığı ifade edildi.

Ekonomik krizlerin de etkisiyle, özellikle kırsal bölgeler ve büyükşehirlerin düşük gelirli çeperlerinde uyuşturucu kullanımında belirgin bir yükseliş söz konusu. Raporda, uyuşturucu kullanımına bağlı olarak yaşanan intihar ve şiddet olaylarında da artış gözlemlenirken, yoksulluk ve işsizliğin uyuşturucu kullanımını tetikleyen en önemli unsurlardan biri olduğunu vurgulandı.

Raporda, Türkiye’nin coğrafi konumu nedeniyle uluslararası uyuşturucu ticaretinde transit bir bölge olduğu ve özellikle metamfetamin kaçakçılığında ciddi artış gözlemlendiği belirtildi. 2023 yılı itibarıyla metamfetamin kaçakçılığı %30 arttı ve Türkiye’de en çok ele geçirilen maddelerden biri haline geldi.

Buna ek olarak, esrar ve skunk yakalamalarında 2022’ye göre bir düşüş görülse de hâlâ en yaygın uyuşturucular arasında. Rapora göre kokain kaçakçılığında da artış sürerken, Captagon ve MDMA (Ecstasy) gibi sentetik uyuşturucuların ticareti de devam ediyor.

2023 yılında, özellikle metamfetamin kaynaklı ölüm sayısı 941 kişi olarak raporlandı ve ölenlerin çoğunluğunu erkekler oluşturduğu belirtildi. Madde bağlantılı ölümler çoğunlukla 30-34 yaş aralığında ve bu yaş grubundaki kişilerin ölüm oranı, diğer yaş gruplarına göre daha yüksek. Ayrıca, çoklu madde kullanımı ölümlerinin tek madde kullanımı ölümlerine göre daha fazla olduğu görüldü.

“Uyuşturucu kullanımına başvuranların sayısı hızla artıyor”

Raporun çarpıcı bulgularını Karar’dan Sema Kızılarsal‘a değerlendiren eski CHP Milletvekili Gürsel Tekin, İstanbul, Diyarbakır, Konya, Urfa, Kayseri ve Ankara gibi büyük şehirlerin çevresinde bu sorunun yoğun olarak yaşandığını anlattı.

Tekin, son üç yılda 2 milyon çocuğun ekonomik kriz nedeniyle eğitimini bırakmak zorunda kaldığını, bu durumun da barınma ve eğitim sorunlarıyla birleşerek gençlerin psikolojisini olumsuz etkilediğini ve uyuşturucu kullanımına yönelmeleri artırdığına dikkat çekti:

“Neredeyse yedi yıllık mücadelemizde, uyuşturucu bağımlılığının her yıl, her ay büyük bir artış gösterdiğini gözlemledik. Bu sorunun sadece güvenlik önlemleri ve polisiye tedbirlerle önüne geçmek mümkün değil. Elbette Emniyet ve İçişleri Bakanlığımız olağanüstü çaba gösteriyor; ancak bir ülkede 2 milyona yakın bağımlı varsa, sentetik uyuşturucular –örneğin metamfetamin gibi– çok kolay erişilebiliyorsa, bu durumun ağır sonuçları kaçınılmaz hale geliyor.

Sentetik uyuşturucuyu bir-iki kez alan bir daha kurtulamıyor. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde, Batı’ya kıyasla gençler arasında uyuşturucu kullanımı daha hızlı artıyor. İstanbul, Diyarbakır, Konya, Urfa, Kayseri, Ankara gibi büyük şehirlerin çeperlerinde bu sorun yoğun bir şekilde yaşanıyor. Bu durumun temel nedenlerinden biri, bölgede yaşanan derin yoksulluk.

Önceki nesillerin sahip olduğu telefon, kafe, eğitim gibi konfor alanları, bugün bu gençler için ulaşılmaz hale geldi. Son üç yılda 2 milyon çocuğumuz ekonomik kriz nedeniyle eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Barınma ve eğitim sorunları, gençlerin psikolojisini olumsuz etkiliyor ve bu nedenle uyuşturucu kullanımına başvuranların sayısı hızla artıyor.

Bu konuda yapılması gereken en öncelikli şeylerden biri, sentetik uyuşturucuları ithal eden ecza ve temizlik firmaları ve bu maddeleri satın alan kuruluşları sıkı denetim altına almak. Ayrıca, okulların önünde özel önlemler alınmalı ve çocuklarımızın düzenli testlere tabi tutulması sağlanmalıdır.”

Paylaşın