İmamoğlu’ndan “Seçim” Açıklaması: İktidar Bu Şartlarda Kazanamaz

CHP İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan Ekrem İmamoğlu, “Ülke öyle ağır şartlar altında ki, önümüzdeki seçimlerin iktidar tarafından kazanılamayacağını hepimizin aklına sokması lazım. Bundan sonra kaybedecekse bizler kaybederiz ” dedi ve ekledi:

“Kaybettiğimiz sürecin tek sebebi vardır: Basiretsizliğimiz, beceriksizliğimiz, tembelliğimiz olabilir. Halbuki tam aksine CHP’nin her ferdi çalışkan, erdemli, güven verici bir birey olmasıyla öne çıkar ve çıkmalıdır. CHP’nin sorumluluğu devam ediyor. Cumhuriyetimizin 101. yılında ülkemizin özgürlüğünü ve bağımsızlığını kazandığı gibi bugün de korunması için sorumluluğumuz devam ediyor.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İl Başkanları Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu. İmamoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“İktidar, kendi bildiği yoldan devam etmeyi seçmiştir. Hukuk ve demokrasi dışı yöntemlerle, baskı siyasetiyle milleti ayrıştırma yoludur. Sandıkta elde edemediği seçimi daha önce yaptığı gibi kayyımlarla gasp etmektir. Bu acizliğin net ifadesidir. Bu yıldırma politikasıdır, yolun sonuna geldiğinin işareti olan bu tavırların mücadele edemeyeceği bir husus vardır: Demokrasiye inanan, hukukun üstünlüğüne inanana CHP’li insanların kararlılığıdır. Bizi engellemek adına CHP’ni alt etme adına, kayyım atamalara, uydurma davalara, dava içinde oyunlara başvurmuşlardır ve başvurmaya devam edecekler.

CHP, birinci partidir. Bütün CHP’liler, iktidarın yolundadır. Milletin en büyük umudu olduğunu, sokakta göreceksiniz. İktidarın ekonomiyi çözebileceğine inanan bir vatandaş görmedim. ‘Siz umudumuzsunuz aman hata yapmayın, aman kendi aranızda kavga etmeyin’ diye bizi uyarıyorlar. Bu memleketin 86 milyonunun geleceği adına ciddiye almalıyız bunu. 22 yılda bu milletin sorununu çözemeyen akıl 200 yılda yine çözemez. Milletin bizden beklentisi bu iktidardan onları kurtarmamız.

Milletimiz bize tek bir soru soruyor: “İktidardan bize hayır yok, ama acaba size tam güvenebilir miyiz? Siz bizi bu sıkıntılı ortamdan çıkarabilir misiniz?”  Milletimiz bize ilk seçimde yetkiyi vermek istiyor, bu kadar net. Milletin bu talebini karşılamak, bize duyulan güveni artırmak boynumuzun borcudur. Bizi birinci parti olarak milletin umudu haline getiren niteliklerimize ve politikalarımıza odaklanacağız. O politikalarımızı nasıl artırabiliriz ona dönük çalışmalara yoğunlaşacağız. Partizan bir akılla hareket etmediğimizi, tüm vatandaşlarımızı eşit gördüğümüzü, her insanımıza hissettireceğiz. İşlerimizi, projelerimizi anlatmaktan çekinmeyeceğiz. Muhalefette olduğunuz herhangi bir ilde, yapılan iyi bir işi, sizin işiniz gibi avaz avaz anlatmaktır.

Kendi içinde fikir tartışmaları yaşayan ama asla yol arkadaşlığı duygusunu yitirmeyen, dayanışma kültürü güçlü bir aile olduğumuzu hissettiren tavırları gösterdiğimiz takdirde bu millet bize oy vermeye hazırdır. 86 milyona aile gibi bakan kararlılığımızı ortaya koyacağız. Bunları yapmazsak milletimizin umutlarını boşa çıkarırız.

Ülke öyle ağır şartlar altında ki, önümüzdeki seçimlerin iktidar tarafından kazanılamayacağını hepimizin aklına sokması lazım. Bundan sonra kaybedecekse bizler kaybederiz. Kaybettiğimiz sürecin tek sebebi vardır: Basiretsizliğimiz, beceriksizliğimiz, tembelliğimiz olabilir. Halbuki tam aksine CHP’nin her ferdi çalışkan, erdemli, güven verici bir birey olmasıyla öne çıkar ve çıkmalıdır. CHP’nin sorumluluğu devam ediyor. Cumhuriyetimizin 101. yılında ülkemizin özgürlüğünü ve bağımsızlığını kazandığı gibi bugün de korunması için sorumluluğumuz devam ediyor.

“İktidar millete meydan okumaktadır”

Seçme ve seçilme hakkının gasp edildiği bir ortamda, egemenliği millete ait olduğunu ilan eden Atatürk’ün bizlere verdiği bu sorumluluk, devam etmektedir. Biz biliyoruz ki, milletin iradesinin üstünde hiçbir irade yoktur, tanımadık, tanımayacağız. İktidar, milletin seçtiği belediye başkanlarına karşı açılan siyasi davalarla, kayyım uygulamaları ile milli iradeyi hiçe saymakta ve açıkça millete meydan okumaktadır. Göz göre göre pervasızca, atadığı kayyımlar göğsünü gere gere poz vererek oradan insanlara meydan okumaktadır. Bu meydan bugün Esenyurt’ta okunur, başka gün vatanın başka sathında okunur.

Kayyım uygulamalarına karşı direncinizi yükseltin. Gelecek seçimlerde tecelli edecek millet iradesini dahi bugünden engellemeye çalışıyorlar. Siyasi yasaklı hale getirmekten tutun, saçma sapan davalarda heyeti değiştirmekten, hakimi değiştirmekten, savcının rapor olmasına varıncaya kadar saçma davalarda zaman kazanmaya dönük davalarda görüyoruz ki milletin gelecek seçimlerde de bütüncül iradesini gasp etmektir. Çok çalışmalıyız, milletin huzuruna nitelikli bir şekilde çıkmalıyız. Milletin sandıktaki galibiyetini, bu ülkeye bir kez daha ispat etmeliyiz.”

Paylaşın

Her 10 Dakikada Bir Kadın Öldürülüyor!

2023 yılında dünya genelinde 85 bin kadın ve kız çocuğu öldürüldü. Bu cinayetlerin yüzde 60’ı (51 bin 100) yakın bir arkadaşı veya bir aile üyesi tarafından işlendi.

Veriler, her gün 140 kadın ve kızın arkadaşları veya yakın bir akrabası tarafından öldürüldüğünü gösteriyor, bu da her 10 dakikada bir kadın veya kızın öldürüldüğü anlamına geliyor.

2023 yılında Afrika, yakın arkadaş ve aileyle ilgili kadın cinayetlerinin en yüksek oranlarını kaydetti, ardından Amerika ve ardından Okyanusya geldi.

Birleşmiş Milletler (BM) Kadın Birimi’nin kadın katliamlarına ilişkin hazırladığı rapora göre, dünya genelinde her gün yaklaşık 140 kadın ve kız çocuğu eşleri ya da aile bireyleri tarafından katlediliyor.

Rapora göre, 2023 yılında 85 bin kadın ve kız çocuğu öldürülürken, cinayetlerin yüzde 60’ı en yakınındaki kişi tarafından işlendi. Raporda, rakamların küresel olarak bir kadın için en tehlikeli yerin evleri olduğunu gösterdiği belirtildi.

The Guardian’ın haberine göre, BM Kadın Birimi İcra Direktörü Yardımcısı Nyaradzayi Gumbonzvanda şunları belirtti: “Verilerin bize söylediği şey, kadınların hayatlarının en güvenli olması gereken özel ve ev içi alanlarının, pek çoğunun ölümcül şiddete maruz kaldığı yer olduğudur.

Bu rapordaki rakamları buzdağının görünen kısmı olarak görüyoruz çünkü tüm kadın ölümlerinin kayıt altına alınmadığını ve tüm ölüm nedenlerinin doğru bir şekilde kadın cinayeti olarak kaydedilmediğini biliyoruz ve hiçbir bilgiye erişemediğimiz birçok topluluk var.”

BM küresel tahminleri, yakın partnerler ve aile üyeleri tarafından öldürülenlerin sayısında bir artış olduğunu gösterdi. BM ajansının verileri, 2023 yılında tahmini 21 bin 700 vaka sayısı ile Afrika’nın en yüksek evli olduğu erkek ve partner kaynaklı kadın cinayeti oranlarını kaydettiğini, onu Amerika ve Okyanusya’nın izlediğini gösterdi.

Avrupa ve Amerika’da kadınların çoğu yakın partnerleri tarafından öldürülürken, diğer yerlerde de yakın aile üyeleri birincil failler oldu. BM Kadın Birimi, Fransa, Güney Afrika ve Kolombiya olmak üzere üç ülkeye ilişkin mevcut verilerin, yakın partnerleri tarafından öldürülen kadınların önemli bir kısmının cinayetten önce yetkililere bir tür şiddet ihbarında bulunduğunu doğruladı.

Raporda, 2023 yılında küresel çapta aile içi şiddet kaynaklı cinayetlerin oranının yüzde 60 olduğu belirtildi.

Bununla birlikte BM ajansı, küresel kadın cinayetleri tahminlerine ilişkin raporunun, dünya çapında birçok ülke tarafından yetersiz veri toplanması nedeniyle engellendiğini ve aile içi alan dışında işlenen kadın cinayetlerine ilişkin doğru veri toplayan çok az hükümet olduğunu kaydetti.

Raporda şu ifadelere yer verildi: “Üye devletler son yıllarda kadın cinayetlerini ele almak için giderek daha fazla önlem alırken, ülkelerin toplumsal cinsiyete dayalı cinayetlerle mücadele çabalarının hesap verebilirliği, kadın cinayetlerine ilişkin istatistiklerinin kalitesi ve kullanılabilirliği ile de ölçülmektedir.

Veri mevcudiyeti açısından olumsuz eğilimi tersine çevirmeye yönelik önemli çabalar, kadına yönelik şiddetle mücadelede hükümetlerin hesap verebilirliğini artıracaktır.”

(Kaynak: Mezopotamya Ajansı)

Paylaşın

Erdoğan’dan “Kadına Şiddet” Tepkisi: İnsanlığa İhanettir

“Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” programında konuşan Erdoğan, “Kadına yönelik şiddet insanlığa ihanettir. Kadınlara yönelik şiddet kabul edilemez bir vandallıktır” dedi ve ekledi:

“Bu ihanetin içine giren, şiddet uygulayan herkes hak ettiği cezayı mutlaka çekmelidir, bunu temin etmek devletin asli görevidir. Bu anlayışla göreve geldiğimizden beri devrim niteliğinde pek çok adım attık. Kadınların haklarını güçlendirecek, onları destekleyecek sayısız projeyi devreye aldık. Ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine ilişkin kanun en önemli düzenlemeydi. En kritik eşiği aştık ve devletimizin şiddete sıfır tolerans politikası güçlü bir seviyeye sahip oldu.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” programında açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Kadına yönelik şiddet eylemlerinde hayatlarını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyor, yakınlarına sabırlar diliyorum. Acı çekmiş her kadın için büyük kırılma noktası olan bu vahim durumu paylaşmış ya da paylaşamamış tüm kadınlara geçmiş olsun diyorum. Tüm kadınlarımızın onurlarını koruma mücadelelerinde daima yanlarında olacağım.

Bu programı gerçekleştirirken aylardır süren bir soykırım devam ediyor. Bugüne kadar 50 bine yakın Filistinli kardeşimiz şehit oldu. Yüzde 80’ini masum çocuklar ve kadınlar oluşturuyor. Saldırıların en büyük mağdurları da yine kadın ve çocuklar. Netanyahu her gün yaşlıyı bebeği kadını çocuğu hunharca katlediyor. Soykırım şebekesi 14 aydır dünyanın gözü önünde, sessiz bakışları altında adım adım ilerliyor.

Bu barbarlık karşısında Filistin’in onurlu kadınları asil duruşları ile bombaların altında imanlı yürekleri ile tüm kadınlara örnek oluyorlar. Sizinle tam bir dayanışma halindeyiz. Türkiye olarak 85 milyon vatandaşı ile sizlerin yanındayız. İçinde bulunduğunuz şartlar ne kadar ağır olursa olsun şunu aklınızdan çıkarmayın, Türkiye’nin tüm kadınlarının kalpleri sizin için çarpıyor, Filistin’in kurtuluşu için Mevla’ya niyazda bulunuyor.

Lafa gelince demokraside aslan kesilenler söz konusu sapkın akınlar olunca 14 aydır üç maymunu oynasa da biz sizi asla yalnız bırakmayacağız. Bu soykırımın durması için her platformda gerçekleri gür sesle sürdüreceğiz. Filistin’in yürekli kadınlarını saygı ile selamlıyor rabbimden sabır diliyorum.

Türkiye çok güçlü ve yaygın sivil toplum ağına sahiptir. Vakıflarımız, derneklerimiz, gönüllü teşekküllerimiz olağan üstü çalışmalar ortaya koyuyor. Kadına yönelik şiddetle mücadele bunların başında geliyor.

Kadına yönelik şiddetle mücadeleye destek veren tüm kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Türkiye’de başta şiddet olmak üzere kadınlarla ilgili kritik konularda bugün bakanlığımızın, hükümetimizin büyük katkısı emeği vardır. Kadına yönelik şiddet insanlığa ihanettir. Kadınlara yönelik şiddet kabul edilemez bir vandallıktır. Bu ihanetin içine giren, şiddet uygulayan herkes hak ettiği cezayı mutlaka çekmelidir, bunu temin etmek devletin asli görevidir.

Bu anlayışla göreve geldiğimizden beri devrim niteliğinde pek çok adım attık. Kadınların haklarını güçlendirecek, onları destekleyecek sayısız projeyi devreye aldık. Ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine ilişkin kanun en önemli düzenlemeydi. En kritik eşiği aştık ve devletimizin şiddete sıfır tolerans politikası güçlü bir seviyeye sahip oldu.

Muhalefetin sanal tartışmalarının hiçbir dayanağı yok. Sözleşme yaşatır sloganı hiçbir anlam taşımıyor. Batılı ülkelerdeki vahim tabloyu bilmiyor ya da bilmek görmek istemiyorlar. Avrupa Parlamentosu, aile için şiddetle mücadele direktifini bu yılın ortalarında kabul etti.

İstanbul sözleşmesindeki ülkelerin yarısı metne çekince koymuştur. Türkiye 6654 sayılı kanunla konuyu kapsamlı ele alan mevzuatları ile eksiklerini tamamlamış yegane ülkedir. Avrupa’da Türkiye dışında bu hususta müstakil kanun yapan ülke yok. Muhalefetin iddiaları aksine sözleşmeden çekilme ile şiddet arasında hiçbir illiyet bağı yoktur. Bu adım her türlü şiddetle mücadeledeki kararlılığımızı eksiltmedi, törpülemedi. Türkiye olarak 2011’den önce olduğu gibi 2020’den sonra da yasal düzenlemeleri yaptık.

Bize bu iftiraları atanlar hükümetlerimizin hayata geçirdiği gerçekleri de gizlemektedir. Kadına karşı şiddet AK Parti iktidarında nitelikli suç haline getirildi. Bu suçun katalog suç haline getirilmesi, boşanmış eşe karşı işlenen suçun nikahlı eşe karşı işlenmiş gibi sayılması gibi adımlar atılmıştır. Elektronik kelepçe gibi tedbirleri uyguluyoruz. Sözleşme değil kanunlar yaşatır. Hazırladığımız eylem planlarını kararlılıkla takip ediyoruz. Merkezlerimiz ile, konuk evlerimiz ile, mağdur destek sistemimiz ile bu alanda takdir edilen yere geldik.

Dini ve kültürel temeli olmayan yanlış davranış biçimleri ile de mücadele ettik. Kadınların eğitimleri ile arasına giren engelleri ortadan kaldırdık. Üniversiteye gidemeyen gitse de kapısından çevrilen kızlarımızın mağduriyetlerini biz giderdik. Muhalefetin yalan dediği zulümlere biz son verdik. Kamudan atılan on binlerce 28 şubat mağduruna haklarını iade ettik.

Tüm kazanımlarımızı CHP’nin kadın düşmanı politikalarına rağmen elde ettik. Kadınlarımızın benzer zorbalıklara maruz kalmaması için her türlü önlemi alıyoruz. Kadına yönelik şiddete geçit vermeyen, şiddetsiz bir Türkiye Yüzyılı’ına ulaşana kadar sabırla yürüyeceğiz.

Kadınların canına kastedenlerle kızlarımızı dağa kaçıranlarla, onları ölüme ve öldürmeye gönderenlerle ilgili tek cümle kurulmuyorsa ortada büyük bir iki yüzlülük vardır demektir. Bölücü örgütteki tecavüzden infaza kadar olayları görmezden gelenlerin meselesi kadınlar olamaz. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, koşa koşa DEM’e giderken yüreği yanık Diyarbakır Annelerinden bir selamı niçin esirgiyor.

“CHP, faşizan geçmişi ile ne zaman yüzleşecek”

CHP, faşizan geçmişi ile ne zaman yüzleşecek ne zaman milletin değerleri ile barışacak. CHP’nin helalleşme tiyatrosu da tümden rafa kaldırıldı. Bölücü örgütün arkasında duranları özgürlükten bahsetmelerini kaile almıyoruz. Kandil’deki kadın düşmanı terör baronlarına ses çıkarmayanların bu testten geçmesi mümkün değil.

Alkol ve kumar bağımlılığı şiddet vakalarında önemli faktördür. Evlatlarımızın geleceğini tehdit eden içki ve uyuşturucu bağımlılığının önüne geçmedikçe kadına şiddetin önünü kesemeyiz. Araştırmalar aralarında doğrudan bağ olduğunu net biçimde ortaya koyuyor. Aile içi şiddetin, davranış bozuklukların, nice problemin içki ve kumar bağımlılığı derinleştiği bir gerçektir. 31 Mart sonrası el değiştiren belediyelerin ilk faaliyetlerinden birin alkol tüketimini özendirici etkinlikler oldu.

40’ların faşizan uygulamalarının millete dayatılmasına eyvallah diyemeyiz. Hukuk ve demokrasi zemininde tepkimizi ortaya koymaktan çekinmeyiz. Biz yarım asrı bulan siyasi hayatımızda bunu yaptık. İnsanımızın yaşam tarzına müdahale etmedik. Kimsenin de bize dayatmada bulunmasına, bu millete had bildirmesine rıza göstermedik. Ne hak yedik ne de hakkımızın yenilmesine rıza gösterdik. Aynı hassasiyet ile hareket ediyoruz.

Sinema ve dizi sektörümüz de artık kendine çeki düzen vermeli. Reyting uğruna kadına yönelik şiddetin normalleştirildiğini gösteriyor. Toplumu bilgilendirici olması gereken diziler şiddete özendiren kötü bir rol oynuyor. Senaristlere, yapımcılara ve RTÜK’e büyük görev düşüyor.”

Paylaşın

Özel’den “Kayyım” Tepkisi: Sandıkta Alamayanlar Darbeyle Almaktadır

Kayyım atamalarına tepki gösteren CHP Lideri Özgür Özel, “Erdoğan’ın oyunu geri tepmiştir, geri tepecektir. Bu siyasi işgal meselesidir. Sandıkta alamayanlar darbeyle almaktadır” dedi ve ekledi:

“Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu başarısını cezalandırmak ve çok istedikleri halde ele geçiremedikleri bir ilçe üzerinden tüm Türkiye’ye mesaj vermek istediler. Türkiye’nin neresinde olursa olsun halkın iradesine kafa tutanların karşısında durmaya devam edeceğiz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin İl Başkanları Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

Temel motivasyonumuz ilk seçimi kazanmak. Birileri CHP’nin içinde karışıklık çıkarmak için elinden geleni yapıyor. Parti içinde olmayan bir tartışmayı varmış gibi gösterenlere 81 il başkanımız olmadığını gösterdi. Esenyurt’ta verdiğimiz demokratik tepkiyi diğer illerde de verdik. Demokrasi odaklı anlayışımız ortada. Bu mesele parti meselesi değil. Taziye ziyaretinden terör çıkarmak dünyanın en kötücül aklının ürünüdür.

Tayyip Erdoğan’ın oyunu geri tepmiştir, geri tepecektir. Bu siyasi işgal meselesidir. Esenyurt’u sandıkta alamayanlar darbeyle almaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu başarısını cezalandırmak ve çok istedikleri halde ele geçiremedikleri bir ilçe üzerinden tüm Türkiye’ye mesaj vermek istediler. Türkiye’nin neresinde olursa olsun halkın iradesine kafa tutanların karşısında durmaya devam edeceğiz.

Bugün 25 Kasım kadına karşı şiddetle uluslararası mücadele günü. Çalıştayımızda şiddete karşı dayanışmayı amaçlayan kadınların çalışmalarını destekliyoruz. En başta hepimizin övündüğü ve yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi’nden bir kişinin imzasıyla çıkılan o süreci terk edeceğimizi, kadına karşı şiddetle ilgili kamu iradesinde giderecek irade CHP’nin iradesidir. Hepimizin övündüğü ve yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi’nden bir kişinin imzasıyla çıkılan o süreci terk edeceğiz.

Halkın gerçek gündemi derin ekonomik sıkıntılar var. Çarşı pazardan başı önde dönen insanların kederleri bizim baş kaygımızdır… Teğmenlere sahip çıkacağız. Gelecek seçimi kazanıp Mustafa Kemal’in askerlerini Mustafa Kemal’in ordusuna geri kazandıracağız. Söz.”

Paylaşın

Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu’na 500 Bin Liralık Tazminat Davası

Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın, Kemal Kılıçdaroğlu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduklarını ve “500 bin TL’lik manevi tazminat davası” açtıklarını duyurdu.

Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik ise yeni davayla ilgili açıklama yaparak “Gerçekleri duymak, yolsuzluk olgularının ispatlanmasına katlanmak zor olabilir. Anlıyoruz. Ancak, milim geri adım atma olasılığımız olmayacak” dedi.

CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Mersin’de bir mitingde 2014 yılında yaptığı bir konuşma üzerine “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla hakkında açılan ve 11 yıla kadar hapis ve siyasi yasak istenen davanın ilk duruşmasında cuma günü Ankara Adliyesi’nde ifade verdi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın, mahkemedeki açıklamaları nedeniyle CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduklarını ve “500 bin TL’lik manevi tazminat davası” açtıklarını duyurdu.

Aydın, sosyal medya hesabından konuya ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, Erdoğan’ın 15 Temmuz 2016’dan sonra “siyasi hayatta asgari nezaketin kalıcı olarak tesis edilmesi” amacıyla Kılıçdaroğlu aleyhine açtığı tüm davalardan vazgeçtiği ifade edildi.

Aydın’ın açıklamasının devamında şunlara yer verildi: “Aradan geçen sekiz yıla rağmen Kılıçdaroğlu cephesinde asgari siyasi nezaket konusunda bir arpa boyu dahi mesafe alınmadığı aksine kabalığın ve çirkin uslübün bir davranış kalıbına dönüştüğü anlaşılmıştır.

Şikayetten vazgeçtiğimiz ve bu nedenle cezalandırma ve siyasi yasak talep etmediğimiz bir dosya üzerinden, sahte bir mağduriyet algısı oluşturulduğu gibi, savunma hakkı kötüye kullanılarak Cumhurbaşkanımızın kişişik hakları ağır bir şekilde ihlal edilmiştir.

Cumhurbaşkanımıza yönelik hakaret ve iftiraların bir hülâsasından ibaret olan mahkemedeki açıklamaları nedeniyle Kılıçdaroğlu aleyhine Ankara Cunhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuş ve Asliye Hukuk Mahkemesinde de 500 bin TL’lik manevi tazminat davası açılmıştır.”

Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik ise yeni davayla ilgili açıklama yaparak “Gerçekleri duymak, yolsuzluk olgularının ispatlanmasına katlanmak zor olabilir. Anlıyoruz. Ancak, milim geri adım atma olasılığımız olmayacak” dedi.

Çelik’in sosyal medya hesabından yaptığı açıklama şöyle: “Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun savunması, daha doğrusu manifestosu Recep Tayyip Erdoğan’ı yine rahatsız etmiş. Ve yine yargısına başvurmuş. Gerçekleri duymak, yolsuzluk olgularının ispatlanmasına katlanmak zor olabilir! Anlıyoruz… Ancak, milim geri adım atma olasılığımız olmayacak. Tekrar tekrar İspat Hakkımızı kullanmaya ve yolsuzluk olgularını kanıtlamaya devam edeceğiz. Sonuçta da kazanacağız ve Erdoğan üzülmeye devam edecek. Zira haklıyız…”

Ne olmuştu?

Kılıçdaroğlu, 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmaları nedeniyle dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik sözleri nedeniyle hakim karşısına çıktı. Erdoğan’ın şikâyetiyle 11 yıl 8 ay hapis cezası ve siyasi yasak istemiyle yargılanan Kılıçdaroğlu, mahkemedeki savunmasında “Hırsıza hırsız dediğim için buradayım” dedi.

Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben buraya işlediğim bir suçtan ötürü kendimi savunmak için değil, işlenen suçları kayıtlara geçirmek, hesabını sormak ve tarihe not düşmek için geldim. Sanırım, açılan davaların ve mahkemeye çıkmamın nedeni, Erdoğan’a ‘Başçalan, Hırsız ve Başhırsız’ demiş olmamdır.

Karşınıza Sayın Yargıç, ‘hırsıza, hırsız’ dediğim için çıktım. Bütün görevlerim süresince çok büyük bütçeler yönettim. 10 binlerce memura amirlik yaptım. Ne beytül malın bir kuruşuna el uzattım, ne de bir kişiye müsaade ettim. Bakınız yolsuzluk ve hırsızlık, ülkenin başına ne işler açıyor. Yaptığı hırsızlık, yolsuzluk nedeniyle mal varlığının hesabını veremeyen yöneticiler, egemen güçler tarafından teslim alınırlar. Ve bu sonuçta o ülke için felaketlerin kapısını aralar.

Erdoğan ailesinin mal varlığı dolayısıyla dönemin ve şimdinin ABD başkanı Trump tarafından tehdit edildiğini ve Erdoğan’ın bu tehdide hemen boyun eğdiğini sadece biz değil bütün dünya biliyor.Egemen güçler tarafından teslim alınan bir devlet başkanı ülkesine hizmet edemez. Bu, tarihin önümüze koyduğu bir başka gerçektir.”

Paylaşın

Süper Lig: Trabzonspor’dan Farklı Galibiyet

Süper Lig’in 13. hafta maçında Trabzonspor ile Adana Demirspor, Trabzon Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Mehmet Türkmen’in yönettiği karşılaşamadan 5 – 0 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Trabzonspor’un gollerini 3, 79 ve 85. dakikalarda Muhammed Cham, 50 ve 54. dakikada ise Simon Banza kaydetti.

Bu sonucun ardından Trabzonspor puanını 15’e çıkardı. Adana Demirspor ise 2 puanda kaldı.

Ligin bir sonraki haftasında Trabzonspor, Alanyaspor deplasmanına gidecek. Adana Demirspor ise Konyaspor’u ağırlayacak.

Trabzonspor Teknik Direktörü Şenol Güneş, oyun disiplinine bağlı kalarak oynadıklarını belirterek, “Kazanmayı unutmuştuk” dedi.

3. dakikada Cihan Çanak ile ver-kaç yaparak topu ceza alanı içinde önünde bulan Cham, sert vuruşla topu kaleci Vedat Karakuş’un üzerinden filelere gönderdi: 1-0.

50. dakikada Muhammed Cham’ın ceza sahası içinden vuruşundan savunmadan seken top Banza’nın önüne düştü. Banza’nın düzgün vuruşunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu: 2-0

55. dakikada Muhammed Cham’ın pasında topla buluşan Banza’nın vuruşunda meşin yuvarlak kaleci Vedat Karakuş’un solundan filelere gitti: 3-0

78. dakikada Enis Destan’ın pasında topla buluşan Cham, meşin yuvarlağı ağlara gönderdi: 4-0

84. dakikada Arif Boşluk’un pasında topla buluşan Cham, düzgün bir vuruşla meşin yuvarlak filelere gitti: 5-0

Stat: Trabzon

Hakemler: Mehmet Türkmen, Mehmet Emin Tuğral, Ali Can Alp

Trabzonspor: Uğurcan Çakır, Serkan Asan (AIi Şahin Yılmaz dk. 87), Hüseyin Türkmen (Serdar Saatçı dk. 67), Batahov, Arif Boşluk, Mendy, Umut Güneş (Salih Malkaçoğlu dk. 82), Cihan Çanak, Visca (Enis Destan dk. 67), Muhammed Cham, Simon Banza (Poyraz Efe Yıldırım dk. 87)

Adana Demirspor: Vedat Karakuş, Manev, Semih Güler, Tolga Kalender, Arda Okan Kurtulan, Muanza, Tayfun Aydoğan (Aksel Aktaş dk. 89), Yusuf Sarı (Ahmet Yılmaz dk. 89), Nabil Alioui (Sehehu dk. 83), Ali Yavuz (Ozan Demirbağ dk. 46), Yusuf Barası (Osman Kaynak dk. 83)

Goller: Cham (dk.3, 78 ve 84) Banza (dk.50 ve 55) (Trabzonspor)

Paylaşın

Dünya Geçici “Mini Uydusuna” Veda Ediyor

Dünya’nın geçici “mini uydusu” asteroit 2024 PT5, Dünya’nın yörüngesine girişinden iki ay sonra yani 25 Kasım’da gezegenin yörüngesinden ayrılmaya hazırlanıyor.

Haber Merkezi / 10 metre genişliğindeki asteroit, NASA’nın Asteroid Son Uyarı Sistemi (ATLAS) tarafından keşfedilmişti. Dünya için bir tehdit oluşturmasa da minik ay, Ay’ın tarihi hakkında değerli bilgiler sunmuştu.

Spektral analizler, 2024 PT5’in özelliklerinin NASA’nın Apollo programı ve Rusya’nın Luna görevleri de dahil olmak üzere geçmiş Ay görevlerinde toplanan materyallerle uyuştuğunu gösteriyor. Bu, 2024 PT5’in milyarlarca yıl önce meydana gelen bir çarpışma sırasında Ay’ın yüzeyinden fırlayan bir malzeme parçası olabileceği anlamına geliyor.

Madrid Complutense Üniversitesi’nde Profesör Carlos de la Fuente Marcos, bu asteroitin Ay kökenli olduğuna dair çok sayıda kanıt bulunduğunu söyledi. Marcos, mevcut araştırmaların, kanıtları desteklediğini de sözlerine ekledi.

Ay’ın aksine, 2024 PT5 gibi asteroitler Dünya yörüngesinde uzun süre kalmıyor. Düşük hızları nedeniyle geçici olarak yörüngeye yakalanırlar ve Ay’ın Güneş’in etrafında dönmesi gibi Dünya’nın etrafında dönerler.

Dünya ile minik uydusu ile arasındaki ilişki Ay’ın oluşumuna kadar uzanıyor. Dev çarpışma hipotezine göre Ay, yaklaşık 4,5 milyar yıl önce Dünya ile Mars büyüklüğünde bir gök cisminin çarpışması sonucu oluşmuştur.

Çarpmanın etkisiyle erimiş maddeler uzaya fırladı ve soğuyarak Ay’ı oluşturdu.

Mini ay nasıl keşfedildi?

“2024 PT5” isimli mini ay ilk olarak 7 Ağustos’ta Güney Afrika’nın Sutherland kentinde bulunan otomatik bir teleskop tarafından keşfedildi.

Bu otomatik teleskop, potansiyel olarak tehlikeli asteroitleri tespit etmeyi amaçlayan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) tarafından finanse edilen bir sistemin parçası.

Bu ayın başlarında Marcos ve araştırma ortağı Carlos de la Fuente Marcos, 2024 PT5’in keşfini Amerikan Astronomi Topluluğu Araştırma Notları dergisinde duyurdu.

Paylaşın

Pakistan’da Mezhep Çatışmaları: 80’den Fazla Ölü

Pakistan’ın kuzeybatısında yer alan Kurram kentinde üç gündür devam eden mezhep çatışmalarında en az 82 kişi hayatını kaybettiği, en az 156 kişinin de yaralandığı bildirildi.

Haber Merkezi / Pakistanlı yetkililer, hayatını kaybedenlerden 66’sının Şii ve 16’sının ise Sünni Müslüman olduğunu, bölgede gerginliğin devam ettiğini bildirdiler.

Çatışmalar devam ederken, yüzlerce aile evlerini terk etmek zorunda kaldı.

İnsan hakları grupları ve siyasi liderler, Şii azınlığı hedef alan acımasız saldırıları şiddetle kınadılar.

Pakistan Adalet Bakanı Aftab Alam Afridi, çatışmaların altında yatan sorunları tartışmadan önce ateşkes sağlanmasının aciliyetini vurguladı.

Bölgede mezhep çatışmaları yeni değil. Temmuz ve eylül ayları arasında yaşanan çatışmalarda da onlarca kişi hayatını kaybetmişti. Pakistan İnsan Hakları Komisyonu, bu saldırılarda 79 kişinin öldüğünü bildirmişti.

Pakistan nüfusunun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan Şiiler, sistematik ayrımcılık ve sık sık silahlı saldırılarla karşı karşıya kalıyor.

Afganistan’ın Khost, Paktia ve Nangarhar eyaletleriyle sınırı olan ve Hayber Pahtunhva eyaleti sınırları içerisinde bulunan Kurram, uzun zamandır Sünni – Şii gerginliklerinin merkezi olmuş durumda.

Pakistan Talibanı (TTP) ve Horasan Eyaletindeki İslam Devleti (ISKP) gibi örgütlerde sık sık bölgede silahlı saldırılar düzenliyor.

Paylaşın

Hatimoğulları: Asla Biat Etmeyeceğiz Boyun Eğmeyeceğiz

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Kurulu’nda konuşan DEM Parti  Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, kayyım atamalarına ilişkin, “Bizler kayyımcı zihniyete ve rejime asla biat etmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz. Bizler, bize dayatılan faşist otoriter rejimlere dün boyun eğmedik bugün de eğmeyeceğiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Kayyım halkın iradesini çalmaktır. Kayyım yargı ve polis eliyle yapılmış bir siyasi darbedir. Bunun 12 Eylül’de askerlerin postallarıyla, tankıyla, topuyla yaptığı darbeden hiçbir farkı yoktur. Seçilmişi ortadan kaldırıp yerine atanmışı getirmek yurttaşımızın erken dönemde elde etmiş olduğu hak olan seçme ve seçilme hakkını ortadan  kaldırmak demektir. Seçimsiz şekilde atanmışlarla bu ülkeyi yönetmeye kalkmak demektir ki bu demokrasiyi tabuta koymak ve son çivisini çakmak demektir. İşte bunlar kayyım rejimiyle bizlere bunu dayatıyorlar ve bunu asla kabul etmeyeceğiz.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı 13. Olağan Genel Kurulu’na katıldı. Burada konuşan Hatimoğulları, şunları söyledi:

“Değerli canlar hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nın kongresini kutluyorum. Bugüne kadar görevlerinden hiç ödün vermeden  mücadele eden bütün arkadaşların emeklerine sağlık. Yeni belirleyeceğiniz yönetim kuruluna da şimdiden başarılar diliyorum. Bizler  tarih boyunca acılarla yoğrulmuş bir coğrafyada yaşayan Aleviler olarak birçok zorluğa, baskıya, asimilasyon politikasına maruz kaldık. Ne yazık ki çokça canlarımız katledildi. Birçok Alevi katliamına tanıklık ettik, yaşadık. Hala bizler 21. yüzyılda evlerimizin işaretlendiği bir dönemde yaşıyoruz. Bizler elbette Koçgiri’yi, Dersim’i, Maraş’ı, Çorum’u, Gazi’yi, Sivas’ı ve Suriye’de İştebrak’ta katledilen Alevi canlarımızı unutmadık. Onları sizlerin huzurunda bir kez daha saygıyla anıyorum, mücadeleleri önünde saygıyla eğiliyorum.

Değerli canlar benden önce konuşan değerli başkanlarımız ifade etti. Bizler tarih boyunca katledildik, asimilasyon politikalarına maruz kaldık. Bu dönemde AKP-MHP iktidarı katliam ve asimilasyon politikalarının biçimine yeni bir şey daha ekledi. Biraz önce sizler de bahsettiniz Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Cemevi oluşturmaları. Bizlere Turizm Bakanlığına bağlanacak tırnak içinde bir kültürel motif gözüyle bakanlar şunu bilsin ki Alevilik bir inançtır. Alevilik tarih boyunca bedeller ödeyerek inançlarını yaşayabildikleri bir toplumdur. Turizm Bakanlığına bağlı bir başkanlığın kayyım ataması yöntemiyle Aleviliği dizayn edemezsiniz, asimile edemezsiniz, inançlarından vazgeçiremezsiniz. Alevilik tekçi, ırkçı anlayışınıza tarih boyunca teslim olmadığı gibi bugün de teslim olmaz, olmayacaktır da.

Bu süreç içinde değinmek istediğim önemli bir konu şudur. Bu iktidarın başvurduğu en önemli yöntemlerden biri içimize oynamak, içimizde olay çıkarmaktır. Şu bilinsin ki Alevilik rızalıktır ve dedeler, pirler, analar rızalıkla, Alevi toplumunun rızasıyla varlıklarını bugüne kadar sürdüre gelmiştir. Alevi toplumundan rıza almayan, saraydan kayyım atanmış olan zihniyetin vereceği rızalığı bizler asla kabul etmedik, etmeyiz. Devletin gücünü arkasına alarak güç zehirlenmesi yaşayan bu iktidar Alevilerin içine parayla, pulla, statüyle, koltukla oynamaya kalkmaktadır. Ama şu bilinsin ki Hacı Bektaş ona sunulmuş olan bütün sofraları reddetmiş, mazlumun yanında yer almış olan bir felsefedir, bir öğretidir. Hacı Bektaş böyle yapmıştır. Bizler de onun bu öğretisinin öğrencileri olarak öyle yapmaya da devam edeceğiz.

Burada iki projeden bahsetmek istiyorum. Bunları hepimiz gayet iyi biliyoruz ama ben buradan bunlara dönük mücadelemizi daha güçlü kılmak açısından bir kez daha bahsetmek istiyorum. Bugün ÇEDES projesiyle müfredat programına yapılmış olan asimilasyon politikalarını başka bir evreye taşımak amacıyla yapılan değişiklikleri asla kabul etmiyoruz. Maarif programını asla kabul etmiyoruz. Bugün Alevi öğrencilere ilkokuldan başlayarak verilmekte olan bu eğitimleri, bu programı asla kabul etmedik, etmeyeceğiz. Bizler DEM Parti olarak dün olduğu gibi bugün de bilimsel, laik, anadilinde eğitim için mücadele etmeye devam edeceğiz. Değerli canlar yine önemli noktalardan biri Alevi Bektaşi Veli Dergahı’nı müzeye çevirme planları. Biraz önce bahsettik, başkanlık aracılığıyla Alevilere kayyım atamaya kalktı bunlar. Bunu bizler asla kabul etmiyoruz. Hacı Bektaş Veli Dergahı Alevi inancının kalbidir, ser çeşmesidir, ondan asla vazgeçmeyeceğiz.

Alevi yurttaşlarımızın eşit yurttaşlık hakkı temeliyle ilgili bizler çok yoğun çalışmalar yürüttük. Burada bu salonda bulunan Alevi canlarla beraber birlikte çok toplantılar yaptık, çok çalışmalar yürüttük. Ben Eş Genel Başkan olmadan önce HDP’de MYK üyesiyken Halklar ve İnançlardan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısıydım. O dönemde Alevi canlarımızla çokça çalışmalar yürüttük. Ben şunu biliyor ve görüyorum, bizler daha çok çalışırsak, daha çok dayanışırsak, biraz önce değerli başkanımızın ifade ettiği gibi, Türkiye’nin demokratik bir anayasaya kavuşmasını pekala sağlayabiliriz. İhtiyacımız olan, 72 milletten insanının kendini hissetiği, kendini orada gördüğü, o sayfaları çevirdiğimizde sadece kelimelerde ve cümlelerde değil ruhen kendimizi içinde hissettiğimiz bir demokratik Anayasayı pekala bizler hep birlikte yapabiliriz.

Biz siyasi partilere bu konuda çok büyük görev ve sorumluluk düşüyor, farkındayız. Türkiye’deki bütün demokrasi güçlerine, Alevi canlarımıza, Alevi canlarımızın örgütlerine bu anlamıyla çok önemli görev ve sorumluluklar düşüyor. Çünkü bizler 72 millete aynı nazarda bakan insanlarız. Biz öyle bir ülkede, coğrafyada yaşamak istiyoruz. Ortadoğu, Türkiye, Anadolu, Mezopotamya toprakları rengarenk bir çiçek bahçesidir. Rengimizi soldurmak, bizi dalımızdan koparmak istiyorlar. Buna karşı mücadelemizle, farklılıklarımızla, hangi dine, hangi kültürel değerlere, hangi dile sahipsek o dokuyla bu ülkede yaşayacağımız demokratik bir cumhuriyeti hep birlikte el ele kurabileceğimize yürekten inanıyorum.

Kayyım zihniyeti bu iktidarın bütün toplumsal hücrelere yaymaya çalıştığı bir yöntem haline geldi. Artık bu tek adam rejimi, kayyımcı rejim anlayışı sarayda belirlenip toplumda tatbik edilmeye çalışılmaktadır. Bu konuda en muzdarip partilerden biri bizleriz. Üçüncü dönemdir yerel yönetimlerde oylarımızı katlayarak kazandığımız belediyeleri, sayıları katlayarak arttırdığımız belediyelerimize bir kez daha kayyım atanmıştır. Kayyımlar Hakkari’de başladı daha sonra Esenyurt’ta sonra Batman, Halfeti, Mardin, Dersim ve Ovacık’ta devam ettirildi. Dün Dersim’deydim ve Belediye Başkanımız da katıldı dün yaptığımız buluşmaya. Ben Dersim halkının o derin, kültürel inançları bir arada bulunduran, kültürel değerlerini bu zamana kadar mücadeleyle ayakta tutmuş Dersim halkının selamlarını getirdim size.

“Faşist otoriter rejimlere dün boyun eğmedik bugün de eğmeyeceğiz”

Bizler kayyımcı zihniyete ve rejime asla biat etmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz. Bizler, bize dayatılan faşist otoriter rejimlere dün boyun eğmedik bugün de eğmeyeceğiz. Kayyım halkın iradesini çalmaktır. Kayyım yargı ve polis eliyle yapılmış bir siyasi darbedir. Bunun 12 Eylül’de askerlerin postallarıyla, tankıyla, topuyla yaptığı darbeden hiçbir farkı yoktur. Seçilmişi ortadan kaldırıp yerine atanmışı getirmek yurttaşımızın erken dönemde elde etmiş olduğu hak olan seçme ve seçilme hakkını ortadan  kaldırmak demektir. Seçimsiz şekilde atanmışlarla bu ülkeyi yönetmeye kalkmak demektir ki bu demokrasiyi tabuta koymak ve son çivisini çakmak demektir. İşte bunlar kayyım rejimiyle bizlere bunu dayatıyorlar ve bunu asla kabul etmeyeceğiz.

Değerli canlar bir konudan daha bahsederek sözlerimi tamamlayacağım. Bizler Türkiye’de bütün farklı inançların ve halkların bir arada olduğu, çalışmalarını ortak yürüttüğü bir siyasi partiyiz aynı zamanda. Bütün farkıllıkların kendi renkleriyle temsil edildiği bir partiyiz ve özellikle son süreçte Kürt sorununa ilişkin kimi tartışmalar ve parlamentonun gündemine gelen kimi konular var. Bizler şunun altını bir kez daha çizmek isteriz, bu ülkede en çok ezilen, en çok dışlanan, inkar edilen, asimilasyon politikalarına, tekçi inkarcı politikalara maruz bırakılan kimlerdir?

Alevilerdir, Kürtlerdir. Aleviler ve Kürtlerin sorunlarının demokratik ve barışçıl bir zeminde çözülmesi için mücadelemizi daha güçlü bir biçimde ortaya koymamız gereken bir dönemden geçiyoruz. Özellikle başta Ortadoğu, Kuzey Afrika olmak üzere aynı zamanda Rusya ve Ukrayna’da devam eden savaş ve şimdilerde üçüncü dünya savaşı arifesinden bahsedilen bir dönemden geçiyoruz. Dünya nükleer silah tehdidi altında olduğu bir dönemden geçiyoruz.

Barış dışında bir seçeneğimiz yoktur. Sınır güvenliğimiz için de barışa ihtiyacımız var, iç barışı sağlayabilmezsek bizler Türkiye’de Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözemezsek emin olalım ki ne Alevilerin, ne kadınların, ne de demokrasinin uygulanmamasından mağdur olan hiç kimsenin sorununu çözemeyiz. O yüzden bu adım çok önemlidir. Gelin Alevi canlar, bizler de hep beraber Kürt halkının verdiği bu demokratik mücadeleye katkı verelim ve Türkiye’de barışı, demokratik Türkiye için barışçıl bir zeminde ilerleyecek Ortadoğu politikası için gelin hep birlikte mücadele edelim.

Bizler bu iktidarın baskılarına, bu iktidarın şantajlarına, tehditlerine dün boyun eğmedik bugün de eğmeyeceğiz. Biraz önce başkanımız ifade etti biz korkuyu Kerbela’da bıraktık. Bizler “yürü Bre Hızır Paşa senin de çarkın kırılır, güvendiğin padişahın gün gelir o da bir gün devrilir” diyen Pir Sultan’ın torunlarıyız. Bizler derisi yüzülen, işkence gören ama En-el hak diyen Hallacı Mansur’ların torunlarıyız ve bizler bu öğretinin öğrencileri, bu öğretinin, bu felsefenin gücüne inananlar olarak asla ve asla Hızır Paşalara, saraylara padişahlara boyun eğmeyeceğiz. Bunun için bir olalım, beraber olalım, diri olalım. Hızır yar ve yardımcımız olsun. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.”

Paylaşın

Süper Lig: Beşiktaş Galibiyete Hasret

Süper Lig’in 13. hafta maçında Beşiktaş ile Göztepe, İnönü Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Alper Akarsu’nun yönettiği karşılaşmadan Göztepe, 4-2 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Göztepe’nin gollerini,  12. dakikada Malcom Bokele, 32. dakikada Taha Altıkardeş, 82. dakikada David Datro Fofana ve 90+1. dakikada David Tijanic, Beşiktaş’ın gollerini 3. dakikada Semih Kılıçsoy ve 9. dakikada Malcom Bokele (KK) kaydetti.

Beşiktaş, bu sonucun ardından 21 puanda kaldı. Göztepe ise 21 puana yükseldi. Bir sonraki maçta Beşiktaş, Avrupa Ligi’nde Maccabi ile karşılaşacak. Göztepe ise ligde Başakşehir deplasmanına çıkacak.

3. dakikada Rashica’nın pasında Svensson ceza sahası dışı sağ çaprazdan bekletmeden ortasını yaptı. Semih’in yaptığı vole vuruşunda top filelerle buluştu. 1-0

9. dakikada Rashica’nın ara pasına hareketlenen Semih’ten önce kaleci Lis topu uzaklaştırmak isterken Bokele’ye çarpan top kaleye yönelerek ağlara gitti. 2-0

12. dakikada sol taraftan kullanılan köşe vuruşunda arkaya açılan topa Heliton kafayı vurdu. Kaleci Mert’in çeldiği meşin yuvarlak üst direğe çarpıp oyun alanına dönerken Bokele kafayla topu ağlara gönderdi. 2-1

32. dakikada sağ taraftan kullanılan köşe vuruşunda Taha Altıkardeş’in kafa vuruşunda, top uzak direğin dibinden ağlara gitti. 2-2.

82. dakikada Romulo’nun ara pasında topla buluşan Fofana, süratle ceza sahasına girdi. Fofana, Masuaku’dan sıyrıldıktan sonra altıpasın önünden yaptığı vuruşta meşin yuvarlağı filelere gönderdi. 2-3.

90+1. dakikada ani gelişen atakta Romulo’nun pasında Tijanic’in ceza sahası içinde bekletmeden yaptığı vuruşta kaleci Mert Günok’un müdahalesi yeterli olmadı ve meşin yuvarlak filelerle buluştu. 2-4.

Stat: İnönü

Hakemler: Alper Akarsu, Kerem Ersoy, Bahtiyar Birinci

Beşiktaş: Mert Günok, Gabriel Paulista, Felix Uduokhai, Emirhan Topçu (Ciro Immobile dk. 59), Jonas Svensson, Al-Musrati (Cher Ndour dk. 59), Gedson Fernandes, Artur Masuaku, Milot Rashica, Rafa Silva, Semih Kılıçsoy

Göztepe: Mateusz Lis, Taha Altıkardeş, Heliton, Malcom Bokele, Ogün Bayrak (Nazım Sangare dk. 77), Anthony Dennis, Isaac Solet (Victor Hugo dk. 43), İsmail Köybaşı (Novatus Miroshi dk. 77), Kuryu Matsuki (David Tijanic dk. 72), Romulo, Juan (Datro Fofana dk. 72)

Goller: Semih Kılıçsoy (dk. 3), Bokele (dk. 9 k.k) (Beşiktaş), Bokele (dk. 12), Taha Altıkardeş (dk. 32), Datro Fofana (dk. 82), Tijanic (dk. 90+1) (Göztepe)

Paylaşın