Ekonomist Demirtaş’tan ‘Kemal Sunal’lı Ekonomi Eleştirisi

Ekonomist Prof. Dr. Özgür Demirtaş, vatandaşın yaşadığı derin geçim sıkıntısını ve uygulanan yeni ekonomik programa ilişkin eleştirilerini bu defa Kemal Sunal filmleri üzerinden verdi.

İlk olarak manav tezgahında çeyrek lahana satılmaya başlandığını gösteren bir fotoğraf paylaşan Prof. Dr. Demirtaş şu yorumu yaptı:

“Geçmişle dalga geçmemek lazımdı. Keser ve Sap… Bundan 1-2 yıl önce bir yerde tane ile domates satıldığını gösteren bir görsel bulup paylaşmıştım. Üstüme binlerce AKTROL bozuntusu saldırmışlardı. Allah’ın sopası yok. Çeyrek lahana ile bence döngü tamamlandı. Çok üzücü gerçekten. Kimse kınadığını kendi de yaşamadan ölmeyecek”

Prof. Dr. Özgür Demirtaş, değerlendirmesini iki Kemal Sunal filminden iki sahneyle destekledi. Demirtaş’ın paylaştığı “Tokatçı” filminden alınan sahnede, Kemal Sunal’ın canlandırdığı Osman karakteri fırıncıdan ekmek almaya gidiyor. Ama parasının yetmeyeceğini anlayınca önce yarım, sonra çeyrek ekmek istiyor ancak parası yine yetmiyor ve ekmek alamadan fırından çıkıyor.

Daha sonra Kemal Sunal’ın “Atla Gel Şaban” filminden bir sahne paylaşan Prof. Dr. Demirtaş, “Yaa işte bilimden saparsanız, uyaran teknik insanları dinlemek yerine trollere yem yaparsanız…“ ifadelerini kullandı.

Sahnede Niyazi karakterini canlandıran Kemal Sunal, bakkal, manav, kasap, oduncu ve faturalardan sonra maaşından ayırabildiği parayla ancak 3 bin yılda çocuklarına bisiklet alabileceğini söylüyor.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: 53 Can Kaybı

Kovid 19’da son 24 saatte 14 bin 993 yeni vaka tespit edilirken, 53 kişi hayatını kaybetti. 18 yaş ve üstü nüfusta ikinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 85,34 birinci doz aşı yapılanların oranı yüzde 93,09 olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 277 bin 537 test yapılırken, 14 bin 993 yeni vaka tespit edildi. 53 kişi hayatını kaybederken, 18 bin 856 kişi sağlığına kavuştu.

Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan tabloda, 2 doz aşılama verilerine de yer verildi. En az 2 doz aşı olmuş 18 yaş üzeri nüfusu kapsayan verilere göre Türkiye’de 2. doz aşılama ortalama yüzde 85,34 oldu. 1. doz ortalaması yüzde 93,09 olurken, 1., 2. ve 3. doz aşısını olan vatandaşların sayısı toplamda 146 milyon 881 bin 913’e yükseldi.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Manisa ve Zonguldak takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Bakanlığın 30 Mart verilerine göre, 288 bin 968 test yapılmıştı. 16 bin 190 vaka tespit edilirken, 63 kişi hayatını kaybetmiş ve 21 bin 256 kişi sağlığına kavuşmuştu.

Paylaşın

Yedi Partiden Açıklama: Hileli Seçim Sistemine Karşı Ortak Mücadele

Halkların Demokratik Partisi (HDP) çağrısıyla bir araya gelen Emek Partisi (EMEP), Halkevleri, Emekçi Hareket Partisi (EHP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) tarafından ortak yazılı açıklama yapıldı.

AK Parti ve MHP ortaklığıyla getirilen seçim kanununa dair yapılan açıklamada, “Antidemokratik seçim sistemini kabul etmiyoruz” denildi.

Açıklamada muhalefetin itirazlarına rağmen teklifin Meclis’e getirildiği vurgulanarak, “Toplumsal desteğini kaybeden, halka sefalet, adaletsizlik ve şiddet dışında bir şey sunamayan, iktidar partilerinin masa başı oyunlarla milletvekili sayısını artırma hevesinin bir sonucu olan bu teklif, zaten antidemokratik olan seçim sisteminde seçime katılım, temsilde adalet, eşitlik, denetim gibi sorunları daha da derinleştirecektir. Antidemokratiktir, hukuk dışıdır” denildi.

Mücadeleyi sürdürme kararlığına dikkat çekilen açıklamada, “Aksine, bizler halkımızın çıkarlarını gözeterek her alanda birlikte mücadeleyi büyüterek sürdüreceğiz. Tüm yurttaşlarımızı bir kez daha, iktidarın halka düşman politikalarına, seçimleri güvensiz ve adaletsiz kılmaya çalışma oyunlarına karşı ortak mücadeleye davet ediyoruz” diye kaydedildi.

HDP, SMF, EHP, EMEP, TİP, TÖP ve Halkevleri tarafından yapılan ortak açıklama şöyle: “Seçim kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi, muhalefet partilerinin itirazlarına, seçim güvenliği için oluşturulan demokratik kitle örgütlerinin ve kamuoyunun tepkisine rağmen iktidar vekilleri tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’na sunulmuştur.

Toplumsal desteğini kaybeden, halka sefalet, adaletsizlik ve şiddet dışında bir şey sunamayan, iktidar partilerinin masa başı oyunlarla milletvekili sayısını artırma hevesinin bir sonucu olan bu teklif, zaten antidemokratik olan seçim sisteminde seçime katılım, temsilde adalet, eşitlik, denetim gibi sorunları daha da derinleştirecektir. Antidemokratiktir, hukuk dışıdır.

Bu teklif, halkın gerçek sorunları karşısında tek bir adım atmayan iktidarın, konu koltukları olunca nasıl gayretkeş hale gelebildiğini yeniden gözler önüne sermiştir. Partili cumhurbaşkanının seçim yasaklarından muaf tutulmasını, il ve ilçe seçim kurullarında en kıdemli hâkimlerin görev alması uygulamasının terk edilmesini ve baraj sisteminin devamını öngören bu teklif Anayasa’nın 10. 37. ve 67. maddelerine de aykırıdır.

Mücadele birliği

Toplumsal mücadelenin farklı alanlarında eşitliği, özgürlüğü, demokrasiyi, barışı, emeği, adaleti, toplumsal cinsiyet eşitliğini ve ekolojiyi ortak şekilde savunmak üzere bir araya gelen bizler, AKP-MHP işbirliğiyle geçirilmek istenen bu kanun teklifini kabul etmiyoruz. TBMM’deki geçici çoğunluğuna güvenerek bu anti-demokratik kanunu geçirmek isteyen iktidar partileri, bizim ortak mücadele irademize en ufak bir zarar veremeyecektir. Aksine, bizler halkımızın çıkarlarını gözeterek her alanda birlikte mücadeleyi büyüterek sürdüreceğiz. Tüm yurttaşlarımızı bir kez daha, iktidarın halka düşman politikalarına, seçimleri güvensiz ve adaletsiz kılmaya çalışma oyunlarına karşı ortak mücadeleye davet ediyoruz.”

Paylaşın

SP Lideri Karamollaoğlu’ndan ‘Altılı Masa’ Çıkışı: Kararlıyız

Partisinin genel merkezinde açıklamalarda bulunan SP Lideri Karamollaoğlu, altı muhalefet partisinin ittifakı için, “İktidarın, seçim Kanununda değişiklikler yaparak bu birlikteliği dağıtma gibi heveslerini boşa düşürmeye ve hep birlikte kararlı bir şekilde ülkemizin problemlerini çözmeye kararlıyız.” dedi.

Haber Merkezi / Karamollaoğlu, basın açıklamasında, ekonomik sorunlar üzerinden iktidarı da eleştirerek, “Yoksulluğu bitirme vaadiyle iş başına gelen Ak Parti, yoksulluğu geniş bir tabana yaydı. Orta sınıf çöktü, dar gelirli kesim daha da yoksullaştı. Halkın içinden geldiği imajını vermek için göreve geldiği ilk yıllarda Keçiören’de mütevazı bir apartman dairesinde oturmayı tercih eden Cumhurbaşkanı sırça köşküne taşındığı günden bu yana gerçekleri duymaz, hakikatleri görmez oldu” ifadelerini kullandı.

Karamollaoğlu, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Sayın Cumhurbaşkanı halkın geçim derdini hafife aldığı, uzayan kuyrukları görmezden geldiği yetmiyormuş gibi daha sağlıklı beslenmek için manda yoğurdu, kestane balı, hurma ve yulaf yemeyi tavsiye ediyor. Latife yapıyor herhalde.” dedi.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karamollaoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Vahyin nazil olduğu mübarek Kur’ân ayına, bir ömre bedel bir geceye sahip olan gufrân ayına, ihtirasların durulduğu, kardeşlik duygularının dirildiği, şefkat hislerinin bayraklaştığı aya; Ramazan ayına Hoş geldin diyoruz.

Deva Partisi ev sahipliğindeki toplantımız; ülkemiz ve insanımız adına çok faydalı olacak şekilde gerçekleştirildi. Tüm engellemelere rağmen ortak irademizin, istişarelerimizin ve kararlılığımızın güçlü bir şekilde devam etmesi kanaatine varıldı. İktidarın, seçim Kanununda değişiklikler yaparak bu birlikteliği dağıtma gibi heveslerini boşa düşürmeye ve hep birlikte kararlı bir şekilde ülkemizin problemlerini çözmeye kararlıyız.

Vatandaşlarımız çok zorlu bir kışı geride bıraktı ama daha önce de belirttiğimiz gibi yediği bu ayazı unutmayacaktır. Şimdi önümüz bahar ve Ramazan fakat yine çok zorlu günler insanımızı bekliyor; iktidar ise insanımızın feryadını duymazdan, yaşadığı problemleri görmezden gelmeye devam ediyor. İktidara sormak istiyorum ya Allah aşkına siz bu milletten ne istediniz de size vermedi? Milletin size desteğinin karşılığında siz, milletin iliklerine kadar sömürmeyi, perişan bırakmayı bir başarı olarak gördünüz. Yolsuzluğu, yokluğu, israfı ortadan kaldırmak için geldiler ama bunların hepsini kurumsallaştırdılar.

Her gün bir başka bahane üretiyorsunuz. Bir ev kurmanın maliyeti geçen yıldan bugüne en az %100 artmış. Bekarlar evlenemiyor, evliler geçinemiyor bunu neyle açıklayacaksınız.

Asgari ücretliler ve emekliler başta olmak üzere milyonlarca insanımız açlık sınırında. Memurlar, beyaz yakalılar, evine 2-3 maaş giren milyonlarca aile yoksulluk sınırının altında. Bunu neyle açıklayacaksınız? Bu beceriksizliğin ta kendisidir.

Yoksulluğu bitirme vaadiyle iş başına gelen Ak Parti, yoksulluğu geniş bir tabana yaydı. Orta sınıf çöktü, dar gelirli kesim daha da yoksullaştı.

Halkın içinden geldiği imajını vermek için göreve geldiği ilk yıllarda Keçiören’de mütevazı bir apartman dairesinde oturmayı tercih eden Cumhurbaşkanı sırça köşküne taşındığı günden bu yana gerçekleri duymaz, hakikatleri görmez oldu. Sayın Cumhurbaşkanı halkın geçim derdini hafife aldığı, uzayan kuyrukları görmezden geldiği yetmiyormuş gibi daha sağlıklı beslenmek için manda yoğurdu, kestane balı, hurma ve yulaf yemeyi tavsiye ediyor. Latife yapıyor herhalde.

Eurostat verilerine göre, Erdoğan’ın bizi kıskandığını iddia ettiği Avrupa’ya en çok iltica başvurusu yapan ülkelerden birisi haline geldik. Suriye, Afganistan, Irak ve Pakistan’ın ardından Avrupa’ya iltica başvurusunda bulunan ülkeler arasında 5. sıradayız.

Biz Saadet Partisi olarak insanımızı yeniden ülkesiyle barıştırmakta kararlıyız. Ülkemizin problemlerine kalıcı çözümler üretmek için varız. Biz, insanımızı insanca yaşatmak için varız.

Bazı insanlar yavruyken köpek alıp büyüyünce sokağa atıyor. Evine aldığın köpeği başı boş bırakamazsın! Yetkililer ise köpek saldırıları konusunda mutlaka bir çözüm getirmelidir. Sokak hayvanlarını korumak, onların can güvenliğini sağlamak da bizim sorumluluğumuzdadır. Ancak daha öncelikli görevimiz insanların can güvenliğini sağlamaktır.”

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan’dan ‘Altılı İttifak’ Mesajı

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, kişisel sosyal medya hesabından altı partinin bir araya gelmesi ve Güçlendirilmiş Parlamanter Sistemi’ne geçiş sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Haber Merkezi / Açıklamasında, “Erdoğan ve Bahçeli’nin başrolünü oynadığı bu korku filmini bitireceğiz” diyen DEVA Lideri Babacan, şu ifadeleri kullandı;

“Altı partinin sistem değişikliği üzerinde çalışması demek; tüm Türkiye’nin yuvarlak masa etrafında oturması anlamına gelir. Biz yepyeni bir başlangıç yapıyoruz. Bu yeni dönemde Türkiye tam demokrasiyle taçlanacak ve DEVA Partisi bu değişimin asli unsuru olacak.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçiş sürecini tereyağından kıl çeker gibi tamamlayacağız. Bu geçişin ardından rövanşizmmiş, şuymuş buymuş hiçbiri olmayacak. Türkiye artık üstte çıkanın alttakini ezdiği nöbetleşe zorbalık günlerine dönmeyecek.

DEVA Partisi’yle bu ülkenin kaderine damga vuracağız. Erdoğan ve Bahçeli’nin başrolünü oynadığı bu korku filmini bitireceğiz.”

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: O Sandık Hiç Gelmeyecekmiş Gibi Yiyorlar

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmede bulunan İYİ Parti Lideri Akşener, birden fazla maaş alan bürokratları eleştirerek, “Sizce bir bakan yardımcısı neden üç ayrı yerden maaş alır? Bir bakan yardımcısı hangi vicdanla ayda 314 bin lira maaşı cebe indirir? Bu iktidarın tek bir atanmışı nasıl olur 75 asgari ücretlinin maaşını tek başına alabilir?” dedi.

Haber Merkezi / Meral Akşener, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Yoklukla mücadele ederken işi sözüm ona milletine hizmet etmek olan bir insan nasıl olur da bakanlıktan maaş, bankadan yönetim kurulu üyeliği maaşı ve yine aynı bankadan huzur hakkı alıp milletin cebinden çıkan paraları çatır çatır yiyebilir? Böyle bir vicdansızlık olabilir mi? O sandık hiç gelmeyecekmiş gibi yiyorlar. Aksırıncıya, tıksırıncıya, çatlayıncaya kadar yiyorlar.” ifadelerini kullandı.

‘Bay Kriz’ olarak bahsettiği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gece menüsüne dair de eleştirilerde bulunan İYİ Parti Lideri Akşener, “Bay Kriz utanmadan çıkıp vatandaşa sağlıklı yaşam tavsiyeleri veriyor. Yani inanılmaz. İzlediniz muhtemelen meşhur manda yoğurdunu, inanılmaz. Geçen hafta demiştim ‘Pasta yiyin diyecekler’ diye. Aha dedi. Yaşam koçluğuna soyundu. Memlekette ne kadar diyetisten varsa an itibariyle panikte. Geceleri manda yoğurdunu kestane balı, Medine hurması ve yulafla karıştırıp yiyecekmişiz. Hem de yatmadan önce ha, bütün diyet kuralları alt üst. Çünkü şifaymış. Manda yoğurdunun kilosu 70 lira. 700 gramlık Medine hurması 205 lira, kestane balı 250 lira, yulaf ezmesinin yarım kilosu 15 lira. Neymiş şifaymış. Bu şifa bir asgari ücretlinin hanesine nasıl girecek?” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı bir açıklamada, “Şimdi ben bir şey tavsiye edeceğim. Ben şunu yapıyorum, her akşam yatarken manda yoğurdu. Manda yoğurdu hakikaten kalitedir, çok iyidir. Onun içine şöyle Medine hurması doğrarım, üç tane veya beş tane. Ona biraz kestane balı ve bir de içine yulaf ezmesi atarım. Bu dörtlüyü karıştırarak yer yatarım. Şifa” demişti.

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akşener’in açıklamalarından satır başları şöyle:

“AK Parti iktidarının ve Nebati bakanın ışıltılı gözler ve işbilmezliğin getirdiği bir garip özgüvenle ‘şubattan daha iyi olacak’ dedikleri mart ayını geride bırakıyoruz. Zamları, geçim darlığını, işsizliği, toprağına küsen çiftçilerimizin dertlerini bir türlü geride bırakamıyoruz. Maaşlar erimeye, paramız değer kaybetmeye aynen devam ediyor. Bay kriz ise 2007-2011-2015 hatta 2019 seçimlerinde vaatlerini yeniden vaat edip açılışı yıllar önce yapılmış tesisleri yeniden açarak kendini sözde icraat gösterileriyle oyalıyor.

Emeklilerimizin, memurlarımızın, esnafımızın çilesi bay krizin gündemine bir türlü gelemiyor. AK Parti’nin liyakatsiz kadroları 3-5-10 maaş alarak saraydaki sefalarına aynen sürdürüyor. Memleketin gençleri KPSS’den yüksek alıp dayısı olmadığı için mülakatta elenirken bay krizin yetkin kadroları gördükleri her bakamın, buldukları her maaşın üzerine çekirge sürüsü gibi çöküyor. Bu arkadaşların ağızlarını bıçak açmıyor. Bize her konuda yalan yanlış laf yetiştirmeye çalışıyorlar ama bu konuya gelince nedense tek bir iktidar mensubu çıkıp ‘Nerede o beş maaş alanlar, gösterin bakalım’ diyemiyor. Çünkü yaptıkları adaletsizliği, haksızlığı en iyi onlar biliyor.

Sizce bir bakan yardımcısı neden üç ayrı yerden maaş alır? Bir bakan yardımcısı hangi vicdanla ayda 314 bin lira maaşı cebe indirir? Bu iktidarın tek bir atanmışı nasıl olur 75 asgari ücretlinin maaşını tek başına alabilir?

Yoklukla mücadele ederken işi sözüm ona milletine hizmet etmek olan bir insan nasıl olur da bakanlıktan maaş, bankadan yönetim kurulu üyeliği maaşı ve yine aynı bankadan huzur hakkı alıp milletin cebinden çıkan paraları çatır çatır yiyebilir? Böyle bir vicdansızlık olabilir mi? O sandık hiç gelmeyecekmiş gibi yiyorlar. Aksırıncıya, tıksırıncıya, çatlayıncaya kadar yiyorlar.

“‘Herşeyoloji’ profesörü sayın Erdoğan”

Bay kriz utanmadan çıkıp vatandaşa sağlıklı yaşam tavsiyeleri veriyor. Yani inanılmaz. İzlediniz muhtemelen meşhur manda yoğurdunu, inanılmaz. Geçen hafta demiştim ‘Pasta yiyin diyecekler’ diye. Ahanda dedi. ‘Herşeyoloji’ profesörü sayın Erdoğan her şeyden bir kibrit kutusu kadar anlar ama kendini her şeyin uzmanı görür. Gün gelir ekonomi literatürüne katkı sağlar, gün gelir doktorlara hekimlik öğretir ama ben Aylin Cesur’u tanıyorsam çarpar. Aslan bey de pek fena değildir bu hususta. Nitekim bu arkadaşımız yani bay kriz son olarak yaşam koçluğuna soyundu. Memlekette ne kadar diyetisten varsa an itibariyle panikte. Geceleri manda yoğurdunu kestane balı, Medine hurması ve yulafla karıştırıp yiyecekmişiz. Hem de yatmadan önce ha, bütün diyet kuralları alt üst. Çünkü şifaymış.

Manda yoğurdunun kilosu 70 lira. 700 gramlık Medine hurması 205 lira, kestane balı 250 lira, yulaf ezmesinin yarım kilosu 15 lira. Neymiş şifaymış. Bu şifa bir asgari ücretlinin hanesine nasıl girecek? Sayın Erdoğan biliyorum senin fesli meczuptan öğrendiğin son derece tarih birikiminde bulunmaz ama birileri sana anlatsın. Bilge Kağan der ki ‘Türk budunu ben işimi doğru yaptım. Az budunu çoğalttım, çıplakları giydirdim, yoksul budunu bay kıldım’ der. Devletin başının asıl işi vatandaşını refah içinde yaşatmaktır bay kriz. Hadi bizim uyarılarımızı dikkate almıyorsun anladık bari tarihimize kulak ver. Senin işin gece yatmadan önce milletimize yemek için tavsiyelerde bulunmak için değil milletimizin istediğini yiyip yatağa da karnı tok girmesini sağlamaktır. Millete şifa formülleri anlatmayı bırak. Ayıptır, günahtır.

Geleneksel AK Parti İsraf Festivali sürüyor. Milletin bütçesinden sınırsız bütçeleri, bol maaşları rahat rahat harcamaya devam ediyorlar. Çünkü hala ‘ceketimi assam seçilirim’ havasındalar. Hala ülkeyi şahsi şirketleri bu büyük milleti de marabaları sanıyorlar. Gider ayak sergiledikleri bu genişlik, rahatlık işte bundan.

Varsın onlar gider ayak yemeye, çalıp oynamaya devam etsinler. İktidar sarhoşluğunun biteceği, gerçeklerle yüzleşecekleri o kutlu vakit yaklaşıyor. Bu milletin de bu ülkenin de gerçek sahibinin millet olduğunu anlayacakları sandıkta milletimizin elinden yiyecekleri okkalı tokatla sarsılacakları o kutlu güne çok az kaldı. Huzurlu bir Türkiye’ye uyanmaya çok az kaldı.

Kişisel çıkarlarınız için değil milletin çıkarları için göreve talip olursunuz. O göreve geldiğinizde de parti ceketini çıkarır, devlet insanı ceketini giyersiniz. Milletin tamamına hizmet etmek için çalışırsınız. İşte bu kadar basit. Buradan bay kriz ve arkadaşlarının başımıza bela ettiği bu ucube sistemi inatla savunanlara sormak istiyorum. Eğer bugün Türkiye’de yargı bağımsız olsaydı bu kadar yolsuzluk yapabilir miydi?

“6 siyasi parti olarak çok önemli bir adım attık”

Biz, kurumsal ve fikri farklılıklarımıza rağmen 6 siyasi parti olarak bu yolda çok önemli bir adım attık. Geçtiğimiz hafta sonu bir araya gelerek hem parlamenter sisteme geçiş sürecinin detaylarını hem de ülkemizde yaşanan güncel sorunları istişare ettik. Görüyoruz ki bu tablo Cumhur İttifakı bileşenlerinin canını çok sıkıyor. Şimdiye kadar yürüttükleri kutuplaştırma siyasetleri bozuldu. Çünkü rahatları bozuldu. O rahatlar daha çok bozulacak.

Şimdiden uyarmak istiyorum. Bu daha başlangıç o rahatlar daha çok bozulacak. Biz ne zaman buluşsak iktidar cephesinden biri hoplayıveriyor.

Biz asıl mesele sistemdir dedikçe ‘Adayınız kim’ diyorlar. Defalarca söyledim adayımız Türkiye Cumhuriyeti’nin 13. Cumhurbaşkanıdır. Biz yeni bir tek adam belirlemek için bir araya gelmedik, gelmiyoruz. Biz Türkiye’yi bu ucube sistemden kurtarmak için bir araya geldik. Türkiye’nin şahıslara değil Kuvvetler Ayrılığına dayalı bir hukuk sistemine ihtiyacı var. Türk Milleti’nin kurtarıcıya ihtiyacı yok. Türk Milletinin acilen bu ucube sistemden kurtulmaya ihtiyacı var. Türkiye bu ucube sistemle daha fazla yönetilemez.

Kim başa gelirse gelsin işleyen bir sistem kurmaktır. Bu tartışma kim aday olacak tartışmasından çok daha önemlidir. Biz 6 parti olarak Türkiye’nin bu ihtiyacını görüyoruz. O nedenle Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem diyoruz. Onlar masanın şekliyle, altıyla, üstüyle, örtüsüyle, bacaklarıyla uğraşıyor biz milletimizin sorunlarıyla uğraşıyoruz. Makulde buluşarak, milletimizin sıkıntılarını konuşmaya devam edeceğiz.

Emniyet teşkilatı mensuplarımız terörle mücadeleden cinayetlere, uyuşturucuyla mücadeleden suç örgütlerine kadar birçok alanda büyük fedakarlıklar yaparak çalışıyorlar. Polis kardeşlerimiz gösterdikleri bu fedakarlık karşısında neyle karşılaşıyorlar? Her gün daha da artan çalışma koşullarıyla, siyasi baskılarla ve mobbingle karşılaşıyorlar. Kendilerini sürekli ezmeye çalışan kirli düzenle karşılaşıyorlar. Canımızı yakan intihar vakaları her geçen gün daha da artıyor.

AK Parti’nin nefes alan her canlısına verilen koruma polis memurlarının çektiği eziyeti size anlatamam. Psikolojik baskı mı, çocuklarını baktırmak mı, evlerinin işlerini yaptırmak mı, uşak gibi kullanmaya çalışmak mı dersiniz. Bunlara karşı direnç gösterenlerin cebinde paran var mı demeden yolun ortasında bırakılmasını mı dersiniz. Nasıl bir ezme halini hiçbir dönemde görmedim. Bunu milletin adamı olup milleti unutmuş olan sayın Erdoğan’ın dikkatine sunuyordum. Çevrenize, sağınıza, solunuza dikkatle bakınız. Bu vahim durum karşısında bay kriz ve usta İçişleri Bakanı hiçbir şey yapmıyor. Her konuda olduğu gibi bu konuda da hiçbir sorun yokmuş gibi yaparak intihar eden evlatlarımızın bir değeri yokmuş gibi umursamaz tavırlar takınarak kurdukları kirli düzeni sürdürmeye devam ediyorlar.

Kapatılan Polis Akademisi’nden hâlâ bir ses yok. Bir rütbeli memur 4 yılda yetişirken bugün 6 ayda komiser yardımcısı rütbesi veriliyor. Liyakatin yerini torpilin aldığı, atamalarla teşkilat mensuplarımızın haklarına giriyorlar. Kul hakkına giriyorlar. Emniyet Teşkilatımızın emeğini sömürüyorlar. Aradan 2 yıl geçmesine rağmen polislerimiz hala 12-24 ve çakma 12-36 diye ifade edilen sistemlerle görevini yapmaya devam etmek zorundalar. Üstüne üstlük bu çalışma sistemi aile yaşam kalitesini ve iş takibi düşürüp tükenmişlik hissini beraberinde getiriyor.

Türkiye’nin müstakbel başbakanı olarak söz veriyorum: Polisin değerini sadece şehit olduğunda bilen, bu köhnemiş zihniyeti mutlaka değiştireceğiz. Her seçimde verdikleri 3600 ek gösterge sözünde hâlâ bir gelişme yok. Sizler için 3600 ek göstergeyi çıkartmak da inşallah bize nasip olacak.”

Paylaşın

Ekonomiye Güven Martta Yüzde 2.5 Azaldı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ekonomik Güven Endeksi Mart 2022 verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, Ekonomik güven endeksi şubat ayında 98,2 iken, mart ayında yüzde 2,5 oranında azalarak 95,7 değerine düştü.

Haber Merkezi / Ekonomik güven endeksindeki düşüş, reel kesim (imalat sanayi), hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörü güven endekslerindeki düşüşlerden kaynaklandı.

Bir önceki aya göre mart ayında reel kesim güven endeksi yüzde 1,6 oranında azalarak 108,2 değerini, hizmet sektörü güven endeksi yüzde 6,2 oranında azalarak 111,3 değerini aldı.

Aynı dönemde perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 3,1 oranında azalarak 116,0 değerini, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 2,0 oranında azalarak 81,0 değerini aldı. Tüketici güven endeksi yüzde 1,9 oranında artarak 72,5 değerini aldı.

Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği göstermektedir.

Ekonomik güven endeksi, tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetleyen bir bileşik endekstir.

Endeks, mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörleri güven endekslerinin alt endekslerinin ağırlıklandırılarak birleştirilmesinden oluşmaktadır.

Ekonomik güven endeksi hesaplamasında, her bir sektörün ağırlığı o sektörün normalleştirilmiş alt endekslerine eşit dağıtılarak uygulanmakta, güven endekslerine doğrudan uygulanmamaktadır.

Bu kapsamda tüketici, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerine ait toplam 20 alt endeks hesaplamada kullanılmaktadır.

Paylaşın

‘Seçim Kanunu’ndaki Değişiklikler Dönüp İktidarı Vurabilir

Seçim barajının yüzde 10’dan 7’ye indirilmesini de içeren “Milletvekili Seçimi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” tartışılmaya devam ediyor. Sözcü gazetesi yazarı Deniz Zeyrek, seçim kanununu değerlendirdi.

Değişikliklerin iktidarın bir kez daha şapkadan tavşan çıkardığı hissi yarattığını belirten Zeyrek, “Ama Anadolu’daki söylenişiyle evdeki hesap her zaman çarşıya uymayabilir” dedi ve üç madde saydı:

  • Millet ittifakı sağ ve sol olmak üzere iki listeyle seçime girebilir. Örneğin AREA isimli araştırma şirketinin 21-23 Mart tarihleri arasında 26 il ve 113 ilçede 2500 kişiyle yaptığı ankete göre, ‘İYİ Parti, DEVA, Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve Demokrat Parti tek listeyle seçime girse oy verir misiniz?’ diye sorulan her 100 kişiden 28’i ‘Evet’ yanıtını vermiş. Bu durum, milletvekili sayılarının ittifaklara değil partilere göre hesaplanması yöntemini tamamen millet ittifakının lehine çevirebilir. CHP sol illerde, sağ blok sağ illerde birinci parti olarak yeni sistemin neden olduğu 19 milletvekili kaybını engelleyebileceği gibi Millet İttifakı’nın aldığı milletvekili sayısını daha da artırabilir.
  • Muhalefetin altı partili bir blok olması, sandık güvenliği konusunda da önemli bir avantaj sağlayabilir. Altı liderin son toplantılarda en çok sandık kurulları ve sandık güvenliği üzerinde durduğunu da unutmamak gerek. Muhalefetin Türkiye’deki her sandıktan bir ıslak imzalı tutanak alabilmesi, seçimde yeniden parmak mürekkebi uygulamasına geçilmesi, birçok seçim hilesini ortadan kaldırabilir. İl ilçe seçim kurulları ya da YSK ıslak imzalı tutanakların olduğu, birleştirme tutanaklarının yakından takip edildiği bir durumda iktidar lehine hareket edemeyebilir.
  • HDP’liler, partinin kapatılması ihtimalini ve TBMM’deki grup sayesinde yeni bir parti kurup seçime giremeyeceklerinin farkında. Bu nedenle her olasılığa göre hazırlık yapıyor. HDP’liler, böyle bir durumda Türkiye İşçi Partisi, EMEP gibi partilerin listelerinden seçime girebilir. Bu durum en solda doğal bir ittifak da yaratabilir. Ayrıca HDP’nin kapatılması tabanının sandığa gitme motivasyonunu da artırabilir.

Turgut Özal örneği

Zeyrek, devamında eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın 1983’te yüzde 45 oyla 211 milletvekili çıkardığını, 1987’de seçim yasasını değiştirdiğini ve yüzde 10 seçim barajını getirdiğini hatırlattı.

“TBMM’deki milletvekili sayısı 400’den 450’ye çıkarıldı. 1987 seçimlerinde ANAP’ın oyu yüzde 36’ya düştüğü halde, değişikliklerin sağladığı avantaj sayesinde milletvekili sayısı 81 artarak 292’ye çıktı. Gelin görün ki 1987’deki değişiklikler 1991 seçimlerinde aynı etkiyi göstermedi” diyen Zeyrek, şunları kaydetti:

“Güç kaybeden ANAP, dört yıl önce yaptığı değişiklikler yüzünden yüzde 24 oyla 115 milletvekilinde kaldı. Oyları yükselen merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in partisi ise yüzde 27’yle 177 milletvekiline ulaştı.

Siyasette şöyle bir gerçek var: Millet sizi destekliyorsa hangi kuralı koyarsanız koyun sizin lehinize sonuçlar doğurur. Ancak o desteği kaybederseniz o kurallar dönüp sizi vurur. AK Parti’yi böyle bir akıbet bekliyor olabilir.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Kadına Ve Sağlık Çalışanlarına Şiddette Cezalar Katlanacak

Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Adalet Komisyonu’nda yapılan görüşmelerin ardından kabul edildi.

Adalet Komisyonu’nda kabul edilen teklifle, ‘ısrarlı takip’ ceza kanununa ilk kez giriyor. Israrlı takibe 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilecek. Bu suç çocuğa veya boşandığı eşe karşı işlenirse ya da mağdurun konutunu, okulunu terk etmesine yol açarsa ceza artacak.

Teklifle, sadece eşe veya boşanmış eşe değil, bütün kadınlara karşı işlenen, kasten öldürme ve kasten yaralama suçlarında da ceza artacak. Tehdidin cezası en az 9 ay hapis cezası olacak. Kadınlara yönelik eziyetin cezası 2 buçuk yıl, işkencenin cezası ise 5 yıl hapisten başlayacak. İyi hal indirimine de sınırlandırılma getirilecek.

Kadına ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddete ağır ceza

Teklifle, kadına karşı işlenen veya sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen şiddetin cezası da katlanacak. Kasten yaralama, katalog suç kapsamına alınarak tutuklu yargılama kolaylaştırılacak.

Mağdur hem kadın hem de sağlık personeli ise cezası ayrı ayrı katlanacak. Kasten yaralama suçunun, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi ya da canavarca hisle işlenmesi halleri de katalog suç olacak.

Kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının, sağlık mesleğinin icra ederken muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle yapılan soruşturmalar hakkında Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanacak. Soruşturma izni, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilecek.

Kurul, özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensupları bakımından il sağlık müdürlüklerinde görevli başkan veya yardımcılarını da ön inceleme yapmak üzere görevlendirebilecek. Düzenlemenin önümüzdeki hafta Meclis Genel Kurulu’nun gündeminde olması bekleniyor.

Paylaşın

Cumhur İttifakı’nda ‘Seçim Kanunu’ Çatlağı

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Kocaeli Ticaret Odası’nı ziyaret etti. Ziyarette oda yönetim kurulu üyeleri ve komite başkanları ile bir araya gelen Destici, sorunları dinledi. Buluşmada Destici, oda yöneticilerinin sorularına da cevap verdi.

Kocaeli Gazetesi’nden Serhat Güneş’in haberine göre, Meclis’e gelen seçim kanunu hakkında konuşan Destici, “Biz hükümet üyesi değiliz ama Cumhur İttifakı ortağıyız. Mesela Meclis’e seçim kanunu yasası sunuldu. Görüşmeye başlandı. Biz de bunu parti heyeti olarak konuştuk. Fakat bizim istediğimiz gibi yasa çıkmadı” dedi.

“Evet demeyeceğim”

Biz baraj sıfır olsun ya da yüzde 3 olsun dedik. Hazine yardımı kaldırılsın ya da adil dağıtılsın ya da seçimlerde ön seçim muhakkak uygulansın. Partilerin liderlerinin iki dudağından çıkmasın diye bunları öncelemiştik” diyen Destici, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Ha ne yapacağım; diyelim ki bana sordular. Ben evet vermeyeceğim ama çıkıp ittifak hassasiyeti olduğu için söylediklerimin dışında daha fazla şey söylersem bu istismar edilir. Doğru da olmaz.

En azından 10’dan 7’ye düşmesi kazançtır ama sıfır olmadı diye Cumhur İttifakı’nı bozacak değiliz. Büyük Birlik Partisi ne Meclis’te ne de kamuoyunda yanlış olan hiçbir şeye sessiz kalmamıştır.

Biz kendimize göre milletin istikbalini önceleyerek bireysel hiçbir teklife evet demedik. İnfaz yasasında evet demedik. Kişinin kişiye olan suçunu devlet affedemez. Devletin af yetkisi olmamalı. Bizim hassasiyetimiz bu. Bugün Ukrayna’nın başına gelenlerin yarın bizim başımıza gelmeyeceğini garantisi yok.

Paylaşın