Vatandaşın Takipteki Borcu 60 Milyar Liraya Ulaştı

Vatandaşların takipteki borçları varlık yönetim şirketlerine devredilenlerle birlikte 60 milyar lirayı buldu. Yılın ilk iki ayında, geçen yılın aynı dönemine göre bankaların karı ise yüzde 322 arttı.

Hayat pahalılığı karşısında vatandaşlar çözümü bankalar aracılığıyla ararken, veriler bankaların karını da katlayarak artırdığını gösteriyor. Ekonomik krizin yanı sıra iktidarın teşvik edici politikalarının da etkisiyle vatandaşların bankalara olan kredi borçları da her geçen gün artıyor.

Hayat pahalılığı karşısında vatandaşların bankalara talebi artarken, takipteki borçlar varlık yönetim şirketlerine devredilenlerle birlikte 60 milyar lirayı buldu. Yılın ilk iki ayında, geçen yılın aynı dönemine göre bankaların karı ise yüzde 322 arttı.

Bankalararası Kart Merkezi’nin verilerine göre, 2022 yılının ilk ayında kredi kartı sayısı bir önceki yıla göre yüzde 13 oranında artarak 86 milyon 209 bine çıktı. Bireysel kredi kullananlar da bir yılda 1,3 milyon kişi artarak 35,6 milyona ulaştı. Ortalama kredi borcu ise 30 bin TL olarak hesaplandı. Bireysel kredilerin yarısına yakını olan yüzde 45’inin ihtiyaç kredilerinden oluşması, yurttaşların daha çok yaşamını sürdürebilmek için bankalara başvurduğunu gösteriyor.

Bireylerin bankalara ve finansman şirketlerine olan konut, taşıt, ihtiyaç ve kredi kartı borcu takiptekilerle birlikte 1 Nisan itibarıyla 1 trilyon 77 milyar liraya çıktı. Bu borcun 837 milyar lirası konut, otomobil, ihtiyaç gibi bireysel kredilerden, 239 milyar lirası da kredi kartlarından kaynaklandı. Son hafta tüketici kredilerinde 5,1 milyar liralık, kredi kartı borçlarında ise 8,5 milyar liralık artış oldu.

Takipteki borçlar 28 milyar liraya çıktı

BirGün’den Nurcan Gökdemir’in haberine göre vatandaşların, bankalara, finansman şirketlerine, varlık yönetim şirketlerine ve TOKİ’ye olan toplam borcu ise son rakamlarla 1 trilyon 134 milyar lira olarak hesaplandı. Vadesi geldiği halde ödenemediği için bankalar tarafından icraya verilen takipteki borçları 28 milyar liraya çıktı. Varlık yönetim şirketlerine devredilenlerle birlikte takipteki borçlar ise 60 milyar lirayı buldu.

Bankalara olan borç ve ödeme güçlüğü yaşayanların sayısı sürekli artarken bankaların kredi kaynaklı kârlarında da rekor artışlar oldu. Vatandaşların mevduatlarına düşük faiz veren bankaların ve finansman şirketlerin kredi kartı ve krediler için belirledikleri faiz tutarı yüzde 30 dolayında belirleniyor.

Kur korumalı mevduat nedeniyle büyük kârlar elde eden bankacılık sektörünün bu yılın ilk iki aylık dönemindeki net kârı geçen yıla göre yüzde 322,8 oranında artarak 39 milyar lira oldu. Bankacılık sektörünün tüketici kredileri ve kredi kartlarından bu yılın ilk iki ayında toplam elde ettiği faiz geliri ise 28,1 milyar liraya ulaştı. Geçen yılın aynı döneminde 16 milyar 176 milyon TL olan kar, bir yılda 11 milyar 900 milyon lira arttı.

Paylaşın

MEB Okullara Yazı Gönderdi: Ramazan Programları Düzenleyin

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Din Öğretimi Genel Müdürlüğü tarafından Milli Eğitim Müdürlüklerine (MEM), Ramazan nedeniyle bir yazı gönderildi. Yazıda okullarda iftar, sahur gibi etkinlikler düzenlenmesi istendi.

Yazıda, Din Öğretimi Portalı’nda yer alan “Ramazan Günlükleri” adlı örnek etkinlik çalışmalarının okullarda duyurulması istendi. Örnek etkinlik çalışması adı altında öğrencilerin okul ortamında manevi bir iklim oluşturmaları talep edildi. Öğrencilerin; kabe, cami, Kuran, seccade gibi dini unsurları içeren maket ve materyalleri okul ortamına taşıyabileceği ve bu etkinliklerin öğrenciler tarafından organize edilebileceği belirtildi.

Öğrencilere öneriler

Evrensel’den Eylem Nazlıer’in haberine göre Ramazan Bereketi adlı örnek etkinliklerin sıralandığı 28 sayfalık etkinlik çalışmasında, öğrencilerin kadir gecesinde okullarında ve camilerde özel programlar düzenleyebilecekleri ve düzenlenen bu programlara katılabilecekleri önerisi yer aldı. Öğrencilere bütün sınıfların okulun bahçesinde bir araya geldiği öğretmen, veli ve idarecilerin konuk olduğu büyük iftar organizasyonu tertip edebilecekleri söylendi.

İstanbul Eğitim Sen 2 No’lu Şube Sekreteri Sevgi Yılmaz, AKP’nin eğitimi gericileştirdiğine dikkat çekerek “AKP, eğitimi hem piyasacılaştırdı ve hem de dini değerlere göre yeniden düzenlemeye çalışıyor” dedi. MEB’in önlerine koyduğu bu etkinliklerin birdenbire olmadığını ama giderek bir hız kazandığını dile getiren Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:

“Bununla ilgili en temel adımı 4+4+4 düzenlemesiyle attılar aslında. Türkiye’de laiklik tartışması hep yapıldı ama 4+4 +4 sürecinde vatandaşların aldığı 12 yıllık kesintisiz eğitim parçalandı. İmam hatip ortaokullarının açılmasına zemin hazırlandı. Meslek liselerinin sayısı artırıldı. Öğrenciler yeniden biçimlendirilmek istendi.”

Eğitimin gericileştirilmeye çalışıldığını belirten Yılmaz, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Yıllardır bu ülkede ders saatleri özellikle cuma günleri cuma namazına göre ayarlanıyor. Bütün okullarda kütüphane, öğrencilerin nefes alacağı yerler yok. Ama kocaman mescitler vardır. Okullarda mescitlerin oluşturulması da 4+4+4’ten sonra geldi. İhtiyaçtan fazla imam hatip yaptılar yetmedi. Bütün okulları imam hatipleştirme derdindeler. Bursa’da bir okul müdürü kız ve erkek öğrencilerin ayrı ayrı oturtulmasını istiyor, bir başkası aynı kapıdan girmelerine yasak getiriyor. Sancaktepe’de İmam Hatipliler Derneği ile birlikte İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün de yer aldığı bir namaz platformu oluşturuldu. “Namaz kılarsınız boynunuz ağrımaz, kaslarınız güçlenir” diye okul panoları üzerinden öğrencilere bunları telkin ediyorlar. Şimdi de Ramazan vesilesiyle bir dizi dini etkinlik önerisinde bulunuluyor. Bunlar gönüllülük esasına dayansa da hiçbiri gönüllü faaliyetler olarak kalmıyor. Öğretmenler buna zorlanıyorlar, bu etkinlikleri yapmak zorunda bırakılıyorlar, aksi davrananlara mobbing uygulanıyor. Okul müdürleri buna itiraz eden öğretmenlerin çalışma koşullarını ağırlaştırıyor.”

Yılmaz, bu tür etkinliklerin MEB tarafından örgütlenmesinin büyük riskleri de beraberinde getireceğine dikkati çekerek “Bu etkinlikler tekçi anlayışla planlanmakta, memleketin yüzde 99’u Müslüman diye bir ön kabulle gerçekleştiriliyor. Ve tek bir din, tek bir inanç esas alınarak bu faaliyetler okullara getiriliyor. Bu okullarda akran zorbalığına da neden olabilir” uyarısında bulundu.

‘Laiklik inanç özgürlüğüdür’

Öğrencilerin bir bölümünün ayrımcılığa uğrayacağını yine aynı şekilde bunun öğretmenler için de geçerli olduğuna işaret eden Yılmaz, “Biz bunun çok tehlikeli olduğunu toplumsal barışı ve huzuru bozacağını her defasında söyledik. Bundan vazgeçilmeli; laik eğitim, laik yaşam herkesin ihtiyacıdır, laiklik inanç özgürlüğüdür. İnsanların özgürce yaşamasının garantisidir. Çocuklarımızın geleceğini karartan bu uygulamalardan Bakanlığın bir an önce vazgeçmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.

Paylaşın

CHP ‘Seçim Kanunu’ İçin AYM’ye Gidiyor!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmasının ardından Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Seçim Kanunu’ndaki 3 madde için Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvuracak.

Haber Merkezi / Başvuruda, il ve ilçe seçim kurullarının oluşumları, kıdemli hakimler yerine birinci sınıf hakimler arasından kura çekimi ve üç ay içinde seçim kurullarının yeniden oluşturulması yönündeki düzenlemelerin Anayasa’ya aykırı olduğu için yürütmesinin durdurulması ve iptali talep edilecek.

Seçim Kanunu’ndaki değişiklikler

Milletvekili Seçimi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete’de yayımlandı. Kanuna göre, seçimlerde yüzde 10 olarak uygulanan ülke seçim barajı yüzde 7’ye indirildi.

İttifakın aldığı oy toplamı ülke barajını geçtiği takdirde, seçim çevrelerinde milletvekili hesabı ve dağılımı, ittifak içinde yer alan her bir partinin o seçim çevresinde almış olduğu oy sayısı dikkate alınarak yapılacak.

İttifakı oluşturan siyasi partilerin her birinin çıkaracağı milletvekili sayısı, her seçim bölgesinde ittifak içinde elde ettiği oy sayısı esas alınarak genel D’Hondt uygulaması ile belirlenecek.

Seçime katılma yeterliliği elde eden parti, Siyasi Partiler Kanunu’nda öngörülen ve parti tüzüğünde belirtilen süreler içerisinde ilçe, il ve büyük kongrelerini üst üste iki defa yapmamışsa seçime katılma yeterliliğini kaybedecek. Salt TBMM’de grup kurmuş olmak, seçime katılabilmenin yeter şartından biri olamayacak.

Görme engelli seçmenlerin oyun gizliliği esasına uygun şekilde oy kullanabilmelerine imkan sağlanacak. Bu kapsamda Yüksek Seçim Kurulu (YSK), görme engelli seçmenlerin kullanabilmesi için oy pusulalarına uygun şablon sağlayacak.

Seçim kurulunun belirlenmesi

İl seçim kurulu, bir başkan, iki asıl üye ile iki yedek üyeden oluşacak.

İl seçim kurulu başkanı ve asıl üyeleri ile yedek üyeleri, iki yılda bir ocak ayının son haftasında, il merkezinde görev yapan, kınama veya daha ağır disiplin cezası almamış, en az birinci sınıfa ayrılmış ve birinci sınıfa ayrılma niteliklerini kaybetmemiş hakimler arasından, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunca ad çekme suretiyle tespit edilecek.

Kurada ilk çıkan hakim başkan, sonraki iki hakim asıl ve son çıkan iki hakim yedek üye olarak belirlenecek. Ad çekmeye katılacak hakim sayısının beşten az olması durumunda, bu hakimler arasında ad çekme işlemi yapıldıktan sonra eksik kalan asıl ve yedek üyeler, en kıdemli hakimden başlayarak belirlenecek.

Ad çekmeye katılacak hakimin bulunmaması durumunda ise başkan ve asıl üyeler ile yedek üyeler en kıdemli hakimden başlayarak belirlenecek. Bu suretle kurulan il seçim kurulu iki yıl süre ile görev yapacak.

Kıdemin belirlenmesinde kınama veya daha ağır disiplin cezası almış olanlar diğerlerinden daha az kıdemli sayılacak.

İl seçim kurulu başkanlığının boşalması halinde asıl ve yedek üyelerden en kıdemli hakim il seçim kuruluna başkanlık edecek.

İlçelerde, ilçede görev yapan kınama veya daha ağır disiplin cezası almamış en az birinci sınıfa ayrılmış ve birinci sınıfa ayrılma niteliklerini kaybetmemiş hakimler arasından, merkez ilçelerde ise aynı nitelikleri taşıyan hakimler arasından adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunca ad çekme suretiyle belirlenen hakim, kurulun başkanı olacak.

Ad çekmeye katılacak hakimin bulunmaması durumunda ise en kıdemli hakim kurulun başkanı olacak.

Seçmen kütüğünden güncelleme

Sandık kuruluna üye bildirme hakkı olan bir parti, oluru olmadan başka bir parti üyesini sandık kurulu üyesi olarak gösteremeyecek.

Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun uyarınca yapılacak mahalli idareler genel seçimlerinde, yerleşim yeri adresine göre oluşturulan seçimin başlangıç tarihinden 3 ay önceki seçmen kütüğü üzerinden güncelleme yapılacak.

Kütük düzenlemesi nedeniyle seçmen hiçbir şekilde oy kullanma hakkından yoksun bırakılmayacak. Adresi kapanmış olması sebebiyle adres kayıt sisteminde görünmeyenlerin, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün adres kayıt sisteminde bulunan en son geçerli adres bilgileri esas alınacak.

Muhtarlık bölgesi askı listelerinin askı süresi içinde bir seçim çevresinden diğerine yapılan seçmen nakil istemleri hakkında, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından itiraz üzerine veya nakil isteminin şüpheli bir girişim olduğu kanaatine varılması üzerine, resen yapılacak araştırma ve inceleme neticesinde, nakil isteminin kabul edilmemesi halinde, seçmen kaydı dondurulamayacak ve bir önce kayıtlı olduğu adreste seçmen kaydı devam edecek.

İl seçim kurulu başkan ve üyeleri ile ilçe seçim kurulu başkanları, kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren 3 ay içinde yapılan değişikliklere göre yeniden belirlenecek. Bu şekilde belirlenen başkan ve üyeler, önceki başkan ve üyelerin görev süresini tamamlayacak.

Yasayla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne paralel olarak Seçim Kanunu’ndaki “başbakan” ibaresi kanundan çıkarıldı.

Paylaşın

Altı Muhalefet Partisi Yol Haritası İçin Komisyon Kurdu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi, genel başkanlarının güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş hedefine yönelik çalışmayı yapacak komisyon kurulması kararının ardından 6 parti yetkililerinin yer aldığı çalışma grubu oluşturuldu.

Euronews’in edindiği bilgilere göre, sürecin yol haritasını belirleyecek komisyonda, CHP adına Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, İYİ Parti adına Seçim İşleri Başkanı Şenol Sunat, Saadet Partisi adına Seçim İşleri Başkanı Bülent Kaya, Demokrat Parti adına Genel Sekreter Serhan Yücel, DEVA Partisi adına Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu ve Gelecek Partisi adına İnsan Hakları Başkanı Serap Yazıcı yer alıyor.

Komisyonun çalışması

Çalışma kapsamında öncelikle her parti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecine ilişkin kendi yol haritasını belirleyecek. Daha sonra 6 parti yetkilisinden oluşan komisyon bir araya gelerek geçiş sürecinin hangi dönemi ihtiva edeceğini istişare edecek, parlamenter sisteme geçiş sürecinde yapılması gerekli anayasal ve yasal düzenlemeleri masaya yatıracak.

Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri ile kabineyle çalışma şeklini de ele alacak komisyon, Meclis İçtüzüğü, Siyasi Partiler ve Siyasi Etik kanunlarını çalışacak.

24 Nisan’da bir araya gelecekler

Altı muhalefet partisi lideri Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın ev sahipliğinde 24 Nisan’da yeniden bir araya gelecek. Altı muhalefet partisi lideri, son olarak DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde bir araya gelmişlerdi. Son toplantı sonrası yapılan açıklamada, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme vurgu yapılmış ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin yol haritası kapsamında bir çalışma grubu oluşturdukları bilgisi verilmişti.

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi: Zorunlu Din Dersi İnanç Özgürlüğünün İhlalidir

Anayasa Mahkemesi (AYM), kızının zorunlu din dersinden muaf olmak için verdiği dilekçe reddedilen babanın yaptığı başvuruda, Anayasa’nın “din ve vicdan özgürlüğü” maddesinin ihlal edildiğine karar verdi.

Kısa Dalga’dan Kemal Göktaş’ın haberine göre; Anayasa Mahkemesi’nin “ebeveynlerin eğitim ve öğretimin kendi dinî ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama hakkının ihlal edildiğini” belirterek verdiği karar AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) kararlarına uyum gösterilmesi anlamına geliyor.

AYM’nin önümüzdeki günlerde açıklayacağı gerekçeli kararının, zorunlu din derslerinden muafiyet konusunda ebeveynlerin talebinin yeterli görülmesi ve dersin içeriği konusunda önemli hükümler içermesi bekleniyor.

Anayasa Mahkemesi’nin Hüseyin El ve kızı Nazlı Şirin El adına avukat Esra Başbakkal’ın başvurusu üzerine aldığı karar, 13 yıllık bir hukuk mücadelesi sonunda çıktı.

Hüseyin El, 2009 yılında Eskişehir Havacılar İlköğretim Okulu Müdürlüğü’ne başvurarak o tarihte 4. sınıf öğrencisi kızı Nazlı Şirin El’in din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinden muaf tutulmasını istedi. Okul müdürlüğü ise Millî Eğitim Bakanlığı İlköğretim Genel Müdürlüğü’nden alınan görüş doğrultusunda bu talebi reddetti.

“Sadece azınlıklar muaf olabilir”

Okul müdürlüğünün ret yazısına eklenen Genel Müdürlük yazısında ‘azınlık okulları dışında kalan ilk ve orta öğretim okullarımızda öğrenim gören T.C. uyruklu Hıristiyanlık ve Musevilik dinlerine mensup öğrencilerin, bu dinlerden birine mensup olduklarını belgelendirmeleri kaydıyla, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersine girmelerinin zorunlu olmadığı’ belirtildi. Yani Millî Eğitim Bakanlığı, Hıristiyan veya Musevi azınlığa mensup olmayanların zorunlu din dersinden muaf tutulamayacağı gerekçesiyle başvuruyu reddetti.

Kimliğinden “İslam” ibaresini çıkardı

Hüseyin El, bunun üzerine nüfus cüzdanındaki İslam ibaresini çıkardı ama bu da kızının zorunlu din dersinden muaf olmasını sağlamayınca Millî Eğitim Bakanlığı ve Eskişehir Valiliği’ne karşı dava açtı. Dava dilekçesinde din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin kendisinin dini veya felsefi inancına uygun olmadığı, herhangi bir din mensubu olduğuna bakılmaksızın din ve inanç özgürlüğünün uygulanması kapsamında çocuğunun bu dersten muaf tutulmasını istedi. Ayrıca, dersin müfredatının belirli bir din anlayışını esas aldığı, nesnel ve rasyonel bir öğretime yönelik olmadığı belirtildi.

Yerel mahkeme haklı buldu

Ankara 1. İdare Mahkemesi, dava sonunda Hüseyin El’i haklı bularak muaf tutulma talebinin reddedilmesine ilişkin kararın iptal edilmesine karar verdi. Mahkeme kararında, AİHM’in 2007 yılında verdiği Hasan ve Eylem Zengin kararına atıf yaptı ve din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin içeriğinin ‘çoğulculuk anlayışı içerisinde, nesnel ve rasyonel bir şekilde’ verilmediği belirtildi. Kararda, “din eğitiminin ancak kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcilerinin talebine bağlı olduğuna” vurgu yapılarak bu dersin zorunlu tutulmasının hukuka aykırı olduğu ifade edildi.

Danıştay kararı bozdu

Ancak bakanlık ve valiliğin temyiz başvurusu üzerine Danıştay 8. Dairesi, mahkemenin bu kararını “mevzuata aykırı olduğu” gerekçesiyle bozdu. Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin bu bozma kararına uyarak davanın reddine karar verdi. Mahkeme bu ret kararını 2005-2006 öğretim yılında yapılan değişlik nedeniyle, dersin çoğulcu nesnel ve rasyonel bir şekilde yapıldığına ilişkin bilirkişi raporuna dayandırdı. Bu kararın temyiz incelemesini yapan Danıştay 8. Dairesi de ret kararını onadı.

“Baskıya maruz kaldı”

Kararın kesinleşmesinin ardından avukat Esra Başbakkal, 2014 yılında Anayasa Mahkemesi’ne müvekkili Hüseyin El ve kızı Nazlı Şirin El adına bireysel başvuru yoluna gitti.

Başbakkal’ın bireysel başvuru dilekçesinde, dava süreci devam ederken Nazlı Şirin El’in sınıf kaybettiği, karnesinin kendisine verilmediği ve din dersine girmediği için okul yönetimi, öğretmenler ve öğrenciler tarafından manevi baskıya maruz kaldığı için okul değiştirmek zorunda kaldığı belirtildi.

Dilekçede, “din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin müfredat programının ve dersin genel niteliğinin müvekkilin düşünce yapısının dışında olduğu ve bu dersin zorunlu tutulmasının ve Hıristiyan ve Musevi olmak dışında başka bir seçenek sunulmamasının Anayasal ilkelere aykırı olduğu” savunuldu.

“AİHM kararına aykırı”

Dilekçede AİHM’in Alevi yurttaşların zorunlu din derslerinden muaf tutulmamasını insan hakları ihlali olarak gören Hasan-Eylem Zengin kararına atıfta bulunularak şöyle denildi:

“AİHM’in Hasan-Eylem Zengin kararında bu dersin gerçekten farklı dini kültürlerle ilgili bir ders olması halinde, yalnızca Müslüman çocuklar için zorunlu tutulmasına sebep olmadığı vurgulanmıştır. Kaldı ki, bugün itibariyle durum halen aynı olup, bu ders halen Müslüman çocuklar için zorunluluğunu korumaktadır. Başvurucu açısından çocuğu için zorunlu olan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin müfredatının Sözleşme’nin ve AİHS’nin belirlediği; eğitim sisteminde, din dersleriyle ilgili çoğulculuk, nesnellik ve eleştirellik koşullarının yerine getirilmemesi ve başvurucunun ebeveyn olarak inançlarına saygı gösterilmesini sağlayacak uygun bir yöntem sunulmaması Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırıdır.”

“Din ve vicdan hürriyetinin ihlali”

Anayasa Mahkemesi, 2014 yılında yapılan bu başvuruyu önceki gün (7 Nisan 2022) görüştü. AYM’nin açıklanan kısa kararında “Anayasa’nın 24. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan ebeveynlerin eğitim ve öğretimin kendi dinî ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama hakkının ihlal edildiğine” karar verildiği belirtildi.

AYM’nin ihlal edildiği sonucuna vardığı Anayasa’nın “din ve vicdan hürriyeti” başlıklı 24. maddesinin 4. fıkrası “Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır” hükmünü taşıyor.

AYM’nin önümüzdeki günlerde açıklanacak olan gerekçeli kararı, din derslerinden muafiyet ve bu derslerin müfredatı konusunda Millî Eğitim Bakanlığı’nı bağlayıcı hükümler içermesi bekleniyor.

Paylaşın

Sağlık Bakanlığı Hakkındaki Şikayetler Rekor Kırdı

Sağlık Bakanlığı’yla ilgili Kamu Denetçiliği Kurumu’na (KDK) yapılan şikâyet başvurularının 2015 yılından 2021 yılının sonuna kadar yüzde 588 arttığı öğrenildi. CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, KDK’ye yapılan şikâyet başvurularının yıllara göre dağılımını paylaştı.

Verilerin, “Sağlık Bakanlığı yönetilemiyor” eleştirilerinin haklılığını ortaya koyduğunu belirten Emir, “Şikâyet sayıları, iktidarın sağlık politikasına adeta ayna tutuyor. Hekimlerin taleplerine kör ve sağır olan bakanlık, yurttaşın sağlık hizmetine erişimde yaşadığı sorunları da görmezden geliyor” dedi.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre, Sağlık Bakanlığı 2015 yılında 193 şikâyete konu oldu. Yurttaşlar, 2016 yılında ise Sağlık Bakanlığı’nın muhatabı olduğu sorunların çözümü için 275 kere ombudsmanın kapısını çaldı. Verilere göre, Sağlık Bakanlığı 2017 yılında da KDK’ye 467 kere şikâyet edildi.

Emir, 2018 yılında ise Bakanlığın muhatabı olduğu şikâyetlerin bin 239’a fırladığına dikkati çekti. Sağlık Bakanlığı ya da bağlı kuruluşları ile ilgili 2018 yılında KDK’ye yapılan şikâyetlerin tüm şikâyetler içindeki oranı yüzde 7 oldu. Şikâyet sayılarındaki artış 2019 yılında devam etti. Buna göre, Sağlık Bakanlığı konulu şikâyet başvurusu 2019 yılında bin 383 olarak gerçekleşti.

Pandemiyle rekor geldi

Kovid 19 salgınının ülkede görülmeye başlandığı 2020 yılı ise Sağlık Bakanlığı rekor şikâyet sayısına ulaştı. Bakanlığın 2020’de bin 732 şikâyete konu edildiğini anlatan Emir, “Bakanlığın salgın sürecini iyi yönetemediği, Kamu Denetçiliği Kurumu’nun verilerinde de çok net şekilde görülüyor” ifadesini kullandı.

Bakanlığın 2021 yılında ise bin 328 şikâyete konu edildiğini ve tüm idareler arasında en çok şikâyet edilen dördüncü idare olduğunu vurgulayan Emir, şunları söyledi:

“Her gün yüzlerce insanımızı kaybettiğimiz pandemi sürecini yalanlarla, uydurma başarı hikâyeleriyle geçiştirmeye çalışan Sağlık Bakanının foyası bir kez daha ortaya çıktı. Hep söylüyoruz, gerçekler er ya da geç gün yüzüne çıkıyor. Kamu Denetçiliği Kurumu’na yapılan şikâyetlerdeki anormal artışlar da Bakanlığın süreci nasıl eline yüzüne bulaştırdığını gözler önüne seriyor. Bakana bir kez daha sesleniyoruz, yalandan başarı hikâyeleri peşinde koşmak yerine işinizi yapın, halkın sağlığıyla oynamayın.’’

Paylaşın

AK Parti’de Yoklama Sancısı; Tüm Partileri Etkileyebilir

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in bir PKK’lı ile fotoğraflarının çıkması üzerine dokunulmazlığı kaldırılarak yargı sürecinin önü açıldı. Hakkında yakalama kararı çıkarılan Güzel’in şimdi de milletvekilliğinin düşürülmesi gündemde.

AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, yurt dışına gittiği iddia edilen Güzel’in parlamento çalışmalarına katılmaması nedeniyle milletvekilliğinin düşürülebileceğini belirterek “Mazeretsiz olarak 5 birleşim oturumuna katılmaması durumunda parlamento olarak gereğini yapacağız. Bundan önce benzer durumda olan vekiller için de gereğini yaptığımızı hatırlatmak isterim” dedi.

Anayasa ve TBMM iç tüzüğüne göre Meclis çalışmalarına özürsüz veya izinsiz olarak 1 ay içinde 5 birleşim günü katılmayan milletvekilinin TBMM üyeliği düşüyor. Söz konusu durumun Meclis Başkanlık Divanı’nca tespit edilmesi gerekiyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre  bu tespitin yapılması için de Genel Kurul’da sürekli yoklama alınması şart. Ancak Meclis yaklaşık 3 yıldır yoklama alınmadan, ‘müşahede’ ile açılıyor. Şimdi yoklama alınmaya başlanırsa çeşitli nedenlerle Meclis çalışmalarına katılmayan birçok milletvekilinin zor durumda kalacağı ifade ediliyor.

‘Tüm partiler için sıkıntı olur’

AK Parti milletvekilleri, 26. dönemde böyle bir süreç yaşandığında, o zaman AK Parti milletvekili olan Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ın aralarında bulunduğu bazı milletvekillerinin devamsızlık nedeniyle düşme noktasına geldiğini hatırlatarak, “Devamsızlık tespiti yapılırsa bu sadece AK Parti için de değil, tüm partiler için sıkıntı olur. Birçok kişi zor durumda kalır” değerlendirmesinde bulunuyor.

Paylaşın

Elektriğe ‘Yeni Zam’ Kapıda

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu Üyesi Olgun Sakarya, “Elektriğe yeni zam kaçınılmaz. Nisan ayında sanayi tarifesine zam yapıldı. Diğer abone gruplarına zam yapılmadı” dedi. Sakarya, “KDV’den indirim ile bu duruma çözüm olmaz. Bunlar geçici kısa vadeli çözümler. Bu çözümler yurttaşı rahatlatmaz” ifadelerini kullandı.

Yılbaşı gecesinden itibaren geçerli olmak üzere elektrikte yüzde 52 ile yüzde 130 arasında değişen oranlarda zam yapıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  şubat ayında yaptığı konuyla ilgili açıklamasında “Yurttaşımıza gelen elektrik faturaları elbette yüksektir. Buna rağmen Türkiye hem fiyat hem asgari ücrete oranı bakımından yurttaşlarına en uygun tarifeli elektrik hizmeti sunan ülkelerin başında gelmektedir” diyerek Avrupa’daki diğer ülkelerden örnekler vermişti.

Cumhuriyet gazetesinde yer alan habere göre, elektrik zamları ile ilgili konuşan encazip.com kurucusu Çağada Kırım, “Yılsonuna kadar birkaç defa daha zam bekliyoruz” dedi.

Daha çok zam geleceğini dile getiren Kırım, “Şu an zam yapılacaktı fakat Temmuz ayına ertelendi.  Bu zam neredeyse şart. Fakat elektrik fiyatları tüketici tarafından çok fazla karşılanıyor. Bu konuda yüksek tepki olunca ihtiyaç olan zam evlere değil de sanayi kuruluşlarına yansıtılıyor. Sanayi kuruluşlarına fonlanmış oluyor. Bu sefer de sanayi elektrik fiyatlarında artış oluyor, dolayısıyla tüketici yine olumsuz etkileniyor” diye belirtti.

Kırım sözlerinin devamında, “Evlerde elektrik artmadığı zamanlarda sanayide artan elektrik fiyatları tüketiciyi yine zora sokuyor. Tüketicinin aldığı ürünlerin fiyatı yükseliyor. Tüketicinin aldıkları ürünün pahalı olmasının sebebi elektrik pahalılığından kaynaklı oluyor. Örneğin tüketici ramazan pidesini 9 liraya alıyor. Bunun nedeni üreticinin elektrik giderleri. Tüketici bu konuda bilinçlendirilmeli” şeklinde konuştu.

“Yeni zam kaçınılmaz”

Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Olgun Sakarya, “Yeni zam kaçınılmaz. Nisan ayında sanayi tarifesine zam yapıldı. Diğer abone gruplarına zam yapılmadı. Bu politik tercihler devam ettiği sürece bu durum böyle sürecek. Serbestleşme devam ettiği müddetçe,  ithal kaynaklı üretim olduğu sürece bizim zamlardan kaçmamız mümkün değil. Yapılması gereken ülke ekonomisi açısından dağıtım bölgelerini kamusal alana geçirmek” dedi.

Sakarya sözlerinin devamında, “KDV’den indirim ile bu duruma çözüm olmaz. Bunlar geçici kısa vadeli çözümler. Bu çözümler yurttaşı rahatlatmaz” diye konuştu.

Paylaşın

Beşiktaş’tan Alanyaspor’a Farklı Tarife

Süper Lig’in 32. haftasında Beşiktaş ile Alanyaspor karşı karşıya geldi. Vodafone Park’ta oynanan ve Volkan Bayarslan’ın yönettiği karşılaşmadan Beşiktaş 4-1 üstün ayrıldı.

Haber Merkezi / Beşiktaş’a galibiyeti getiren golleri Batshuayi (2), Josef ve Güven Yalçın kaydederken, Alanyaspor’un tek golünü Efecan attı. Beşiktaş bu galibiyet ile puanını 50 yükseltirken, Alanyaspor 52 puanda kaldı.

Karşılaşmadan dakikalar

2. dakikada Beşiktaş öne geçti. Ghezzal’ın pasıyla savunma arkasına sarkan Batshuayi, ceza sahasına girdikten sonra sağ çaprazdan yaptığı sert vuruşla topu ağlara gönderdi (1-0).

23. dakikada Tayfur Bingöl’ün ceza sahası içine sağ taraftan girip son çizgiden verdiği pasta kale önünde Efecan Karaca gelişine yaptığı vuruşla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi (1-1).

25. dakikada Rıdvan Yılmaz’ın sol taraftan kullandığı taş atışında, ceza sahası içinde Vida indirdiği topu Alanyaspor defansı uzaklaştırdı. Pozisyonun devamında ceza sahası dışından Valentin Rosier’in vuruşunda ise ceza sahası içi sol tarafında topu alan Josef de Souza’nın vuruşunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu (2-1).

28. dakikada Alanyaspor, yeniden eşitliği yakalamaya çok yaklaştı. Savunmadan Novais, uzun bir pasla Efecan Karaca’yı kaçırdı. Kaleci ile karşı karşıya kalan milli futbolcu topu kontrol ettikten sonra aşırma bir vuruş gerçekleştirdi ancak top üst ağlarda kaldı.

36. dakikada Alanyaspor defansının uzaklaştırdığı topu orta sahada alan Montero’nun ceza sahası içine sol taraftan girip çaprazdan yaptığı vuruşta meşin yuvarlak kaleci Marafona’da kaldı.

43. dakikada Valentin Rosier’in ceza sahası dışı sağından ortasında arka direkte topu alan Michy Batshuayi’nin sol çaprazdan sert vuruşunda meşin yuvarlak ağlara gitti (3-1).

46. dakikada Beşiktaş’ta Welinton, rakibine yaptığı müdahale sonrasında sarı kart gördü. Ceza sınırında olan Brezilyalı futbolcu bu kartı sonrasında Giresunspor maçı öncesinde cezalı duruma düştü.

58. dakikada Novais’in sol kanattan kullandığı serbest vuruşta direkt kaleye giden meşin yuvarlak kaleci Ersin Destanoğlu’nda kaldı.

65. dakikada ceza sahası çizgisinin hemen üstünde topla buluşan Ghezzal rakiplerinden sıyrıldıktan sonra sağ ayağıyla vurdu. Kaleci Marafona topa son anda müdahale etti. Kenara açılan top N’Kooudou bekletmeden içeri çevirdi. Kaleye paralel giden topa Güven ayak koyamadı.

78. dakikada Beşiktaş bir gol daha buldu. Sol kanattan gelişen atakta Rıdvan’ın pasıyla savunma arkasına sarkan Güven Yalçın, ceza sahası sol çaprazından yerden yaptığı vuruşla topu ağlara gönderdi (4-1).

Stat: Vodafone Park

Hakemler: Volkan Bayarslan, Samet Çiçek, Kamil Çetin

Beşiktaş: Ersin Destanoğlu, Welinton (Necip Uysal dk. 84 ?), Vida, Montero, Valentin Rosier, Josef de Souza, Can Bozdoğan, Rıdvan Yılmaz (Umut Meraş dk. 84 ?), Rachid Ghezzal (Miralem Pjanic dk. 75), Alex Teixeira (Kevin N’Koudou, dk. 64), Michy Batshuayi (Güven Yalçın dk. 64)

Alanyaspor: Marafona, Juanfran, Fatih Aksoy, Furkan Bayır, Borja, Novais (Wilson Eduardo dk. 68), Efkan Bekiroğlu (Leroy Fer dk. 80 ?), Umut Güneş (Emre Akbaba dk. 57), Efecan Karaca, Tayfur Bingöl, Candeias (Oğuz Aydın dk. 57)

Goller: Michy Batshuayi (dk. 2 ve 43), Josef de Souza (dk. 25), Güven Yalçın (dk. 78) (Beşiktaş), Efecan Karaca (dk. 23) (Alanyaspor)

Paylaşın

Demirtaş’tan Dikkat Çeken ‘Macaristan Seçimleri’ Yorumu

Edirne F Tip Cezaevi’nde 5 yılı aşkın süredir tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Macaristan’daki genel seçimde, 6 muhalefet partisinin oluşturduğu seçim ittifakının iktidarda bulunan Viktor Orban’ı yenememesi üzerinde Türkiye’deki muhalefet ve iktidar dinamiklerinin yorumlanmasıyla ilgili olarak yorum yaptı.

Haber Merkezi / Avukatları aracılığıyla kullandığı sosyal medya hesabından paylaşım yapan Selahattin Demirtaş, “Birçok kişi Macaristan seçimlerini yorumladı, tamamı da eksik yorumladı. Herkesin atladığı ya da görmek istemediği şu ki, Macaristan’da HDP yok” dedi.

Macaristan’daki genel seçimi Viktor Orban kazandı

Macaristan’da dün yapılan genel seçimlerinde 12 yıldır kesintisiz iktidarda bulunan Viktor Orban liderliğindeki Fidesz (Macar Yurttaş Birliği) ve Hristiyan Demokratik Halk Partisi (KDNP) koalisyonu kazandı.

Fidesz – Hristiyan Demokrat ittifakı 199 sandalyeli parlamentoda 135 milletvekili kazanarak, şimdiye kadar sahip olduğu üçte ikilik parlamento çoğunluğunu korumayı da başardı. Altı muhalefet partisinin oluşturduğu muhalefet ittifakı ise seçmenden beklenen desteği göremedi.

Demokratik Koalisyonu (DK), Jobbik, Momentum, Macaristan Sosyalist Partisi (MSZP), Macaristan Yeşiller Partisi (LMP) ve Macaristan için Diyalog Partisi’nin (PM) oluşturduğu çatı oluşumu “Macaristan için Birlik” oyların yüzde 35’ini, aşırı sağcı Bizim Ülkemiz (Mi Hazank) ise oyların yüzde 6’sını alarak mecliste temsil hakkı kazanıyor.

Beklentilerin üzerinde oy alan aşırı sağcı Bizim Ülkemiz (Mi Hazank) de oyların yüzde 6’sını alarak yüzde 5’lik seçim barajını geçip ilk kez parlamentoya girdi. Seçime katılanların oranı ise yüzde 68’in üzerine çıkarak 2018’de yapılan bir önceki genel seçimdeki rekor katılıma yaklaştı.

Kamuoyu araştırma şirketlerinin seçim araştırmaları, seçim öncesi gerçekleştirilen son yoklamalarda iktidar partisinin birkaç puan avantaja sahip olduğuna işaret ediyordu, ancak Viktor Orban’ın seçimleri bu kadar büyük bir farkla kazanabileceği beklenmiyordu.

Halk, referandum için de oy kullandı

Seçmenler ayrıca, muhalefet tarafından “homofobik yasa”, hükümet tarafından ise “çocukları koruma yasası” olarak nitelendirilen ve birçok Avrupa Birliği (AB) ülkesinin sert tepki gösterdiği, 18 yaşından küçükleri eş cinselliğe ve cinsiyet değişikliğine “teşvik etmeyi” yasaklayan yasal düzenlemeye ilişkin referandumda oy kullandı.

Yapılan kamuoyu araştırmalarına göre, muhalefetin çağrısı üzerine halk oylamasında birçok kişinin geçersiz oy kullanacağı ve bu yüzden oylamanın yüzde 50’nin altında kalarak referandumun geçersiz olacağı öngörülüyor.

“Ay’dan bile görülebilecek büyüklükte bir zafer kazandık”

Viktor Orban kesinleşen seçim zaferinin ardından başkent Budapeşte’de verdiği ilk demecinde, “Öyle büyük bir zafer kazandık ki Ay’dan bile bakıldığında görülebilir. Ve tabii ki Brüksel’den de” ifadelerini kullandı.

Mutluluğunu saklamayan başbakan, “Sanırım bu akşamki kadar güçlü hiç olmamıştık. 2010, 2014 ve 2018’de kazandık. Ve bu yıl muhalefet bize karşı birlik oldu. Aslında zaferimiz şu demek: Muhalefetin tüm çabalarına rağmen Macar halkı her zaman kalbi ile oy kullanacak” cümleleri ile zafer konuşmasını gerçekleştirdi.

Uluslararası kişi ve kurumları da eleştiren başbakan, Macaristan karşıtı gördüğü bu organların kendilerini yenmek için harcadığı her kuruşun “pencereden atıldığını” söyledi. “Bize karşı olan tüm bu güçlerle savaşmalıyız” diyen Orban bu güçleri, Brüksel, medya organları ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy olarak sıraladı.

“Eşit şartlarda yarışmadık”

Muhalefetin ortak başbakan adayı Peter Marki-Zay ise yenilgiyi kabul ederek “Üzüntümü ve hayal kırıklığımı saklamayacağım” ifadesini kullandı.

Orban’ı “nefret ve yalanlarla” dolu bir seçim kampanyası yürütmekle suçlayan muhafazakâr siyasetçi, muhalefetin “elinden geleni yaptığını” ancak “eşit olmayan” şartlarda mücadele ettiklerini, iktidar karşıtı politikacıların devlete ait medya organlarına çıkarılmadığını belirtti.

Macaristan’da, muhalefet partileri ilk kez böyle bir ittifakla seçime gitti. Orban’ı yenme ihtimallerini artırmak için aynı çatı altında seçime giden partiler arasında sol, yeşil, liberal ve sağ muhafazakâr partiler bulunuyordu.

Paylaşın