Türkiye, Avrupa’nın Çöpünü Almada Birinci Sırada

Türkiye’nin plastik atık ithalatı sorunu tüm çabalara rağmen kangrene dönüşerek topraklarımızı geri dönüşü olmaz şekilde zehirliyor. İktidarın yasak yerine “denetim” yaklaşımının sonuç vermediği, 2021’de de Türkiye’nin plastik çöp atık ithalatında birinci olması ile ortaya çıktı.

Sözcü’den Özlem Ermiş Beyhan’ın haberine göre, Greenpeace raporu Türkiye’nin 2021 yılında sadece Avrupa’dan 518 bin 80 ton plastik atık ithal ederek bu sene de Avrupa’nın çöpünü almada birinci olduğunu ortaya koydu.

Bu rakamlara göre Avrupa plastik çöpünün üçte birinden fazlasını bu sene de Türkiye aldı. Bu çöpler, Türkiye’nin topraklarını kanserojen maddelerle zehirlerken, Çevre Bakanlığı’nın detaylarını vermediği ve şifahen “Adana’nın toprağında zehir yok” dediği açıklamanın aksine Greenpeace raporu, alınan toprak ve kül örneklerinde, kanser gibi ciddi sağlık problemlerine yol açtığı bilinen dioksin ve furanlara rastlandığını bilimsel olarak ortaya koyuyor. Türkiye’de yetkililer sıkı denetimler yoluyla plastik atık ithalatında önemli gelişme kaydettiklerini söylese de Eurostat ve UK Trade Info 2021 verileri ise tam tersini söylüyor.

400 bin katı

Greenpeace’in 2022 raporuna göre de Adana’da tespit edilen dioksin furan miktarı, kirletilmemiş toprak numunesinin 400 bin katı ve şimdiye kadar Türkiye’de toprakta rapor edilen en yüksek toksik düzey. Greenpeace Türkiye ve diğer sivil toplum örgütleri, bu sorunun çözümünün çöp ithalatının yasaklanmasında olduğunu vurguluyor.

29 Mart’ta gazeteci Kit Chellel’in Londra’daki 3 TESCO geri dönüşüm kutusuna 3 adet GPS cihazı yerleştirerek başlattığı araştırmanın sonunda bu plastik atık kutularından birinin Adana’ya geldiği haberi, tartışma yarattı.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından görüntülerin eski olduğu ve yaptıkları araştırmalarda çevre ve insan sağlığını tehdit eden herhangi bir unsura rastlanmadığı bildirildi. Oysa Greenpeace’in 2022 Şubat’ta yayınladığı “Atık Oyunları Raporu”nda Adana’da çöplerin döküldüğü alanlarda toprakta dioksin ve furanlara rastlandığı ortaya çıktı. Bakanlık ise araştırmasının bilimsel sonuçlarını henüz kamuoyu ile paylaşmadı.

Paylaşın

Cari Açık Şubat’ta 21 Milyar 845 Milyon Dolara Yükseldi

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), Şubat Ödemeler Dengesi İstatistikleri’ni yayımladı. Paylaşılan verilere göre, cari işlemler açığı Şubat’ta geçen yılın aynı ayına kıyasla 2 milyar 707 milyon dolar arttı ve 5 milyar 154 milyon dolar düzeyinde gerçekleşti.

Bunun sonucunda da 12 aylık cari işlemler açığı 21 milyar 845 milyon dolara yükseldi. Bu gelişmede, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığının 3 milyar 902 milyon dolar artarak 6 milyar 3 milyon dolara yükselmesi etkili oldu.

Geçen yılın Şubat ayında 624 milyon dolar olan altın ve enerji hariç cari işlemler fazlası, bu yılın aynı döneminde 2 milyar 167 milyon dolar düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde, hizmetler dengesi kaynaklı net girişler de 874 milyon dolar artarak 1 milyar 608 milyon dolara yükseldi.

Doğrudan yatırımlar 0’lanmak üzere

Şubat’ta doğrudan yatırımlar kaynaklı 4 milyon dolarlık giriş kaydedilirken, portföy yatırımları kaynaklı 765 milyon dolarlık net çıkış gerçekleşti.

Alt kalemler itibarıyla incelendiğinde, Şubat’ta yurtdışı yerleşikler, hisse senedi piyasasında 228 milyon dolarlık ve devlet iç borçlanma senetleri piyasasında 573 milyon dolarlık net satış yaptı.

Yurtdışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak, bankalar 551 milyon dolar geri ödeme, genel hükümet ise 1 milyar dolar net kullanım gerçekleştirdi.

Yurtiçi bankaların yurt dışı muhabirlerindeki efektif ve mevduat varlıkları 2 milyar 180 milyon dolar net artış kaydetti. Yurtdışı bankaların yurtiçindeki mevduatları, yabancı para cinsinden 495 milyon dolar ve Türk lirası cinsinden 1 milyar 981 milyon dolar olmak üzere toplam net 2 milyar 476 milyon dolar arttı.

Yurtdışından sağlanan kredilerle ilgili bankalar ve genel hükümet sırasıyla 911 milyon dolar ve 174 milyon dolar net geri ödeme, diğer sektörler ise 244 milyon dolar net kullanım gerçekleştirdi.

Rezervler de eriyor

Resmi rezervler de Şubat’ta net 2 milyar 218 milyon dolar azaldı. Net hata noksanda ise 511 milyon dolarlık çıkış yaşandı. Şubat ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 135,5 artarak 3 milyar 347 milyon dolardan, 7 milyar 881 milyon dolara yükselmişti.

Cari Açık nedir?

Ülkenin dış dünya ile olan mal ve hizmet ticaretinin sonucu cari denge olarak adlandırılır. Sadece mal ticaretinin sonucu ise dış ticaret dengesidir.

Eğer ülkenin sattığı mallar satın aldığı mallardan fazla ise dış ticaret fazlası, tersi geçerli ise dış ticaret açığı vardır. Mal ticaretinin sonucuna hizmet ticaretinin (en önemli kalem turizm)  sonucu eklenerek cari dengeye ulaşılır.

Örneğin dış ticaret açığı -60 milyar $ olan (yani mal ticaretinde – 60 milyar $ açık veren) bir ülkenin turizm gelirleri giderlerinden 20 milyar $ daha fazla ise (yani hizmet ticaretinde +20 milyar $ fazla vermişse)  cari açığı 40 milyar $ dolar olacaktır.

Cari açık ülkenin dış dünyadan dolar talebini gösterir. Bir başka deyişle bu açığın finansmanı için 40 milyar dolar bulunması gerekir.

Döviz bir ülkeye nasıl girer?

Dolar arzı yani ülkeye döviz girişi esas olarak üç kanaldan olur.

a-Doğrudan yabancı yatırımlar (yabancıların şirket satın almak, fabrika kurmak amacıyla ülkeye getirdikleri dövizler)

b-Portföy yatırımları (yani yabancıların özel şirket tahvil ve hisse senetleri ile devlet tahvillerini satın almak üzere ülkeye soktukları döviz)ve

c- Kısa ve uzun vadeli borçlanmalar.

Cari açığın finansmanı içinde portföy yatırımları ile kısa vadeli borçların payının artması ülke ekonomisinin kırılganlığının da artması demektir. Çünkü bu tür dövizler iç ve dış faktörlere bağlı olarak kolaylıkla her an ülkeyi terk edebilirler.

Cari açık ile döviz kurunun ilişkisi nedir?

Ülkenin dış dünyadan döviz talebi (cari açık) ile ülkeye döviz arzı (yukarıda belirtmiş olduğumuz kanallardan giren döviz) arasındaki farka bağlı olarak döviz kuru belirlenir. Döviz arzının talebinden fazla olması kuru düşük tutarken, tersi kurun yükselmesine yol açar. Ülkenin kırılganlığı yüksek olmasına rağmen döviz girişi devam ediyorsa kur düşük kalabilir. Ancak bu bıçak sırtı bir durumdur ve her an (iç ya dış siyasi, askeri ya da ekonomik gelişmelere bağlı olarak)  işler tersine dönebilir. Ülkeden hızlı bir döviz çıkışı başladığında önce finansal ardından reel piyasaların çöküşü kaçınılmaz olur.

İthalatla büyüme neye neden olur?

Ülkenin üretim artışı (yani büyüme) ne kadar çok dışarıdan mal ithalatını (ham madde, ara malı ve yatırım malı) gerektiriyorsa büyüme ile birlikte ithalat artışı kaçınılmazdır. İthalat artarken ihracat da aynı şekilde artıyorsa sorun yoktur. Artmıyorsa dış ticaret açığı kaçınılmazdır. Artan dış ticaret açığını turizm gelirleri finanse ediyorsa yine sorun yoktur Aksi takdirde cari açık kaçınılmazdır. Cari açık ne kadar doğrudan yabancı yatırımlar ve uzun vadeli borçlanma ile finanse ediliyorsa kırılganlık o kadar azdır. Aksi takdirde bıçak sırtı büyüme süreci ve sonunda iç ve dış faktörlere bağlı olarak ortaya çıkacak kriz kaçınılmazdır.

Peki çözüm nedir?

Yukarıdaki kısır döngüyü kıracak temel dinamik ülkenin üretim yapısının ve ihracatın bileşiminin değişimi yani ileri teknoloji ürünlerinin üretimi ve ihracatıdır. Bunun gerçekleşmesini sağlayacak temel dinamik ise teknolojik atılımdır. Teknolojik atılım uzun vadeli bir vizyon gerektiren, başta eğitim yapısının değişimi olmak üzere çok sayıda belirleyeni olan bir süreçtir. Hükümetin uygulayacağı sahici bir teşvik ve sübvansiyon politikası bu sürecin en önemli boyutlarından biridir.

Paylaşın

Kutuplaşma Bu Kez AK Parti’ye Kaybettiriyor

Sosyal Demokrasi Vakfı Başkanı (SODEV) ve AKSOY Araştırma Şirketi’nin kurucusu Ertan Aksoy, gündemdeki son gelişmeleri, verilere dayalı analizlerle, siyasilerin gündem belirleyen açıklamalarını değerlendirdi.

Kutuplaşmanın bu defa AK Parti’ye kaybettirdiğini ifade eden Aksoy’un Cumhuriyet Gazetesi için yazdığı yazının ilgili bölümü şöyle:

Yazının da konusunu oluşturması nedeniyle bu hafta kutuplaştırmaya iyi örnek oluşturabilecek bir açıklamanın seçmende nasıl karşılık bulduğuna dair sonuçları sizinle paylaşmak isterim. Erdoğan’ın bu hafta yaptığı açıklamanın videosunu deneklere izlettik.

Gördüğünüz üzere biz ve onlar siyasetinde “onlar”ı güçlü bir biçimde hedef alan bir açıklama. Özellikle AKP ve MHP tabanının farkındalığını artıracak birçok anahtar kelime bu konuşmada geçiyor. Açıkçası ölçmesek Erdoğan’ın tabanını bu konuşma ile güçlü bir şekilde yakaladığını düşünürdüm. Sonuçlar ise bu konuda yanıldığımı gösteriyor. Birlikte bakalım.

Cumhur İttifakı tabanı açısından baktığımızda güçlü sayabileceğimiz bu açıklamaya seçmenin katılımı aynı oranda güçlü değil. Katıldığını ifade edenlerin oranı yüzde 34,2. Bu oran AKP seçmeninde yüzde 61,9’da ve MHP seçmeninde yüzde 52,9’da kalmaktadır.

Başka liderlerin açıklamalarının kendi tabanlarında yüzde 90 gibi bir oranla destek bulduğunu hesaba katarsak, Erdoğan’ın açıklamalarının kendi tabanında ne kadar zayıf bir karşılık bulduğunu daha iyi anlayabiliriz.

İki önemli nedeni var

Erdoğan’ın bu açıklamalarının iki önemli nedeni var; İlki kendi tabanını konsolide etmek, ikincisi muhalif bloğa kaptırdığı seçmeni, muhalif bloğu itibarsızlaştırarak tekrar kazanmak. Oysa sonuçlar hem kendi tabanını konsolide edemediğini, hem de muhalif bloğa kaptırdığı seçmeni döndüremediğini gösteriyor.

Özetle; kutuplaştırma bu kez AKP’ye kazandırmadığı gibi kaybettiriyor. Aşırılaşan siyasetin bizlere psikolojik yükü büyük fakat bu siyasetin sahiplerine siyasal maliyeti daha büyük. Ülkenin geldiği yer itibariyle biz sosyal demokratlara düşen önemli bir görev var; aşırıya karşı makul olanda inat ve ısrar etmek. Ötekileştirene, yoksulluğu dahi yönetmeye çalışana karşı kapsayıcı olan, yoksulluğu yok etmeyi önceleyen, insanı merkeze alan bir kalkınma programından başka bir şeye zihnimizde yer açmamak.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: İşsizlik Yüzde 10,7

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Şubat 2022 İşgücü İstatistiklerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2022 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre 178 bin kişi azalarak 3 milyon 579 bin kişi oldu.

Haber Merkezi / TÜİK verilerine göre, işsizlik oranı ise 0,5 puanlık azalış ile yüzde 10,7 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 9,3 iken kadınlarda ise yüzde 13,4 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerin sayısı 2022 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre 90 bin kişi artarak 30 milyon 6 bin kişi, istihdam oranı ise değişim göstermeyerek yüzde 46,6 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 64,0 iken kadınlarda yüzde 29,6 olarak gerçekleşti.

İşgücü 2022 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre 87 bin kişi azalarak 33 milyon 585 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,2 puanlık azalış ile yüzde 52,2 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 70,6, kadınlarda ise yüzde 34,2 oldu.

Genç işsizlik yüzde 20,7

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,6 puanlık azalış ile yüzde 20,7 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 17,7, kadınlarda ise yüzde 26,5 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 2022 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre 0,3 saat artarak 45,6 saat olarak gerçekleşti.

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2022 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre 0,9 puan azalarak yüzde 21,8 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 14,7 iken potansiyel işgücü ve işsizlerin bütünleşik oranı %18,1 olarak tahmin edildi.

Paylaşın

Demirtaş: Ben Halen Aday Adayıyım, İddiamı Koruyorum

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, cumhurbaşkanı adaylığı gündemine dair yaptığı açıklamada, “Ben halen aday adayıyım, iddiamı koruyorum” ifadelerini kullandı.

Gazeteci Candaş Tolga Işık, kişisel sosyal medya hesabı üzerinden Selahattin Demirtaş’a “Kürtler Mansur Yavaş’a oy verir mi?” sorusunu avukatları aracılığıyla sorduğunu duyurdu, Demirtaş’ın cevabını yazdı.

Demirtaş’ın cevabı şu şekilde;

“HDP’nin Eylül 2021’de açıkladığı tutum belgesini kabul eden o ilkeleri uygulama kapasitesi, niyeti, samimiyeti olan ve kazanabilecek bir adayı destekleyebiliriz. Biz cumhurbaşkanı adaylığında isimden çok ilkelere bağlı olup olmayacağına bakarız. Ayrıca gelişmelere göre partimiz karar alırsa beni de aday gösterebilir ancak ben o tarihe kadar hala siyasi yasaklı ve hapisteysem bir aday lehine çekilme de gündeme gelebilir.

Bunların hepsi ihtimaldir, günü geldiğinde değerlendirilir, tartışılır. Elbetteki Millet İttifakı kendi adayını kendi belirleyecektir, isim noktasında bizim kendilerine bir dayatmada bulunmamız söz konusu olamaz.

“Ben halen aday adayıyım”

Ancak eğer ki aday geniş kesimlerin de ortak adayına dönüşecekse bu durumda adayı belirlerken bu kriterleri göz önüne alacaklardır diye düşünüyorum, isim noktasında bugün herhangi bir fikir beyan etmem doğru olmaz. Ancak ben şahsen Ekrem beyi de takip etmeye çalışıyorum, tüm baskılara rağmen elinden geldiğince hizmet etmeye, başarılı olmaya gayret ediyor. Olabildiğince kucaklayıcı olmaya gayret ediyor, Anadolu’da toplumsal karşılığı da olduğunu görebiliyorum.

Özel olarak bu isimleri sorduğunuz için bunu belirtiyorum yoksa adaylık konusunda Millet İttifakı kendi kararını kendisi verecek. Bekleyip göreceğiz ancak ben halen aday adayıyım, iddiamı koruyorum.”

Paylaşın

Ukrayna Ekonomisi Yüzde 45, Rusya Ekonomisi Yüzde 11 Küçülecek

Rusya’nın Ukrayna’ya başlattığı savaşın sonuçları küresel çapta yaşanan fiyat artışları, enflasyon ve emtia sıkıntısıyla hissedilirken Dünya Bankası savaşın Rus ve Ukrayna ekonomilerinde yol açacağı sonuçlara dair tahminlerini açıkladı.

Buna göre Ukrayna’nın ekonomisinin neredeyse yarıyarıya küçülmesi bekleniyor. Ülkenin gayri safi yurtiçi hasılasının geçen yıla oranla yüzde 45 oranında düşmesi bekleniyor. Dünya Bankası’nın Pazar günü açıkladığı söz konusu öngörülerinin savaşın süresi ve yoğunluğuna göre değişeceğinin altı çizilirken, tahminlerin savaştaki değişime ve süreye bağlı olacağının da altı çizildi.

Savaşın başlamasından önce Ocak ayı sonunda Ukrayna’nın büyüme tahminini Dünya Bankası yaklaşık yüzde 3 olarak açıklamıştı. Dünya Bankası, Ukrayna ekonomisinin pek çok alanının olumsuz etkilendiği savaşın sonuçlarının da korkunç olmasının beklendiğini ve göç ve kaçışla birlikte yoksulluğun da ürkütücü boyutlara ulaşmasından endişe duyulduğunu bildirdi.

Yoksulların oranı yüzde 1,8’den yüzde 19,8’e tırmanacak

Ukrayna ile aynı kategoride yer alan ülkelerde istatistiki olarak günlük yoksulluk sınırının 5,50 ABD doları olduğu, savaşla birlikte Ukrayna halkı içinde bu kategoride yaşayanların oranının yüzde 1,8’den yüzde 19,8’e tırmanmasının beklendiği de belirtildi.

Dünya Bankası’nın Avrupa ve Orta Asya Bölümü Başkan Vekili Anna Bjerde, “Savaşın yol açtığı insanı krizin boyutu çok sarsıcı. Ukrayna’nın ekonomisinde istikrar sağlayabilmesi ve vatandaşlarına yardım edebilmesi için derhal büyük maddi desteğe ihtiyacı var” diye konuştu.

Ukrayna’ya yönelik tahminler savaşın gidişatına bağlı

Ukrayna’ya yönelik yapılan ekonomik tahminler savaşın gidişatı kestirilemediğinden barış ortamında yapılanlara göre çok daha belirsiz. Ancak gidişata dair ipuçları vermesi bakımından büyük önem arzediyor.

Dünya Bankası dün yaptığı açıklamada, savaşın Ukrayna’daki üretimde de büyük önem taşıyan altyapısına ağır zarar verdiğini belirtiyor ve buna demir yolları ile raylı sistemleri, köprüleri, yolları ve limanları sayıyor. Dolayısıyla Ukrayna’ya yönelik öngörüde bulunmanın çok güç olduğu tekrarlanıyor.

Kuruluş, ticaretin de durma noktasına geldiğini, Karadeniz’deki limanlardan yapılan ihracatın büyük kısmının da yapılamadığını haber veriyor. Rusya’nın saldırılarıyla Ukrayna’da tarımın da yapılamaz hale geldiği, bunun sonuçlarının da bu yılı aşıp önümüzdeki döneme yönelik olumsuz etkileri olacağı da belirtiliyor.

Rusya ekonomisi yüzde 11,2 oranında küçülecek

Dünya Bankası, Ukrayna’ya saldıran Rusya’nın ekonomisinin de ABD ve Avrupa’dan uygulanan yaptırımlar sonucunda yüzde 11,2 oranında küçülmesinin beklendiğini duyurdu. Ülke içindeki talebin de yaptırımlarla ortaya çıkacak işsizlik ve alım gücünün düşmesi nedeniyle azalacağı, yoksulluğun ve enflasyonun artacağı, tedarik zincirinin de kesintiye uğrayacağı tahmin ediliyor. Rusya’nın büyümesine dair savaş öncesinde Ocak ayında yapılan tahminler de pek iyimser değildi.

Bu arada Dünya Bankası, savaşın başlamasıyla sadece Rusya’nın değil onunla bağlantılı ülkelerin ekonomilerinin de küçüleceğini haber veriyor. Belarus, Moldova, Kırgızistan ve Tacikistan ekonomilerinin de örneğin savaş nedeniyle olumsuz etkileneceği, Rusya’da yaşayan bu ülke vatandaşlarının mesela memleketlerine daha az para göndereceği belirtiliyor. Kırgızistan ve Tacikistan gibi ülkelerde, yurt dışında yaşayan vatandaşların ülkelerine gönderdiği paranın o ülkelerin gayri safi yurt içi hasılasına etkisinin yüzde 30’unu oluşturduğu haber veriliyor.

Rusya’nın Ukrayna’ya açtığı savaşın ticaretteki akışı da büyük oranda kesintiye uğrattığı belirtiliyor. Özellikle Rusya ve Ukrayna’dan buğday alan ülkelerin durumuna dikkat çekiliyor. Kuzey Afrika ve kimi Orta Doğu ülkeleri buğday konusunda bu iki ülkeye büyük ölçüde bağımlı. Pek çok uzman, fakir ülkelerde enflasyonun ve zamların büyük siyasi istikrarsızlıklara da yol açmasından endişe edip uyarıyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Medya Kuruluşlarına 2021’de 55,8 Milyon Lira Ceza

Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) 2021 Yılı Faaliyet Raporuna göre kurul geçen yıl basın yayın kuruluşları hakkında 55 milyon 822 bin 365 lira 70 kuruş tutarında, bin 661 ayrı ceza kararı aldı. RTÜK, bu cezalardan toplam 17 milyon 10 bin 985 lira da gelir elde etti.

Rapora göre, 2021 yılında toplam 236 dava açıldı. Bunların 91’i RTÜK lehine 11’i de aleyhine sonuçlanırken, 134 davanın da henüz karara bağlanmadığı bildirildi.

Davalardan 140’ı verilen idari para cezalarına itiraz amaçlı açılırken, geçici yayın durdurma cezalarından da 35’i yargıya taşındı. RTÜK aleyhine açılan davalardan 16’sı yayın lisansı iptali kararı, 9’u para cezası ve program durdurma yaptırımı ile ilgili oldu.

2017-2021‘de bin 153 dava RTÜK lehine sonuçlandı

RTÜK 2021 Faaliyet Raporu’ndaki verilere bakıldığında, 2017-2021 yılları arasında RTÜK aleyhine bin 566 dava açıldı. Bu davalardan bin 153’ü RTÜK lehine, 190’ı da RTÜK aleyhine sonuçlandı.

Geri kalan davaların ise sürdüğü belirtildi. Raporda, RTÜK’ün çeşitli medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar ile gerçek kişiler ve sosyal medya hesapları hakkında da 129 ayrı suç duyurusunda bulunduğu belirtildi.

Uluslararası medya kuruluşu

RTÜK, bu sene Şubat ayında Türkçe yayın yapan üç uluslararası haber sitesine lisans alma şartı getirdiğini duyurmuştu. RTÜK kararına göre lisans başvurusu yapmamaları halinde Deutsche Welle, Amerika’nın Sesi ve Euronews’e Türkiye’den erişilmesi mümkün olmayacağı belirtilmişti.

RTÜK

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Türkiye’de faaliyet gösteren tüm radyo ve televizyonların yayınlarını denetleyen kamu kuruluşu. Üyeleri TBMM Genel Kurulu tarafından siyasi partilerin adayları arasından seçilir. Türkiye Cumhurbaşkanı tarafından, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ilişkilendirilmiştir.

RTÜK, özel radyo ve televizyon yayınlarını düzenleyen, mülga 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun’un 13 Nisan 1994 tarihinde TBMM’de kabul edilmesinin ardından, 20 Nisan 1994 tarihinde 21911 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle kurulmuştur.

Paylaşın

En Fazla Yoksul Diyarbakır Ve Şanlıurfa’da

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı İstatistik Araştırma Dergisi’nde yer alan “Türkiye’de Hanehalkı Yoksulluğunu Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi” başlıklı makalede en yoksul iller ve yoksulların oturduğu konut tipleri paylaşıldı.

Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanı Onur Şentürk ve Gebze Teknik Üniversitesi’nden Doç. Dr. Nuri Çelik imzasını taşıyan makaleye göre yoksulların yüzde 70,8’i müstakil evlerde oturuyor.

Cumhuriyet’in haberine göre; araştırmada en fazla yoksul hanenin yüzde 16 ile Urfa ve Diyarbakır’da, en az yoksul hanenin  ise yüzde 0,5 ile Zonguldak, Karabük, Bartın bölgesinde olduğu belirtildi.

Çalışmada kullanılan verilerde ayrıca yoksul hanelerin yüzde 70.8’i müstakil konutta, yüzde 15.1’inin 10 daireden az yerleşim yeri olan apartmanda, yüzde 9.4’ünün 10 daireden fazla yerleşim yeri apartman ve yüzde 4.6’sının ise ikiz ya da sıralı evde oturdukları ifade edildi.

“Yoksullar harcamalarını zor yapıyor”

Araştırmada yoksulların gerekli harcamaları nasıl karşıladıkları verisi  yer aldı. Yoksulların yüzde 65.5’inin hanelerinin genellikle gerekli harcamalarını zor yapabildiklerini, yüzde 33.7’sinin ne zor ne kolay ve yüzde 0.8’inin ise gerekli harcamaları kolay yapabildiklerini beyan ettikleri görüldü.

Yoksul hanelerin yüzde 60.3’ü dört ve daha fazla kişiden oluşurken, yüzde 18.6’sı üç ve dört kişilik hanelerden, yüzde 12.3’ü tek kişilik hanelerden ve yüzde 8.8’i ise iki kişilik hanelerden oluştuğu da makalede dikkat çeken istatistiklerden biri oldu.

“Yoksullar 50 yıllık binada yaşıyor”

Dergide yer alan detaylardan biri de yoksulların oturduğu konutların yaş analizi oldu. Makaleye göre yoksulların yüzde 48.7’sinin oturduğu konutun yaşı 20-49 yıllık iken, yüzde 21.6’sı 10-19 yıllık binalarda oturuyor. Yoksulların yüzde 15.5’i ise 50 yıl ve daha fazla yıllık binalarda ikamet ediyor. Yeni sayılabilecek 0-9 yaş arasındaki binalarda oturan yoksullar ise toplam yoksulların yüzde 14.2’sini oluşturuyor.

Araştırmada yoksul hanelerin yüzde 74.7’sinin yaşadığı çevrede; hava kirliliği, çevre kirliliği, toz, hoş olmayan koku, pis su veya diğer çevresel sorunlar görülürken, yüzde 25.3’ünde ise böyle bir problem yaşanmadığı belirtildi.

TÜİK’e göre yoksulluk

TÜİK’e göre yoksulluk ise insanların temel ihtiyaçlarını karşılayamaması durumu olarak özetleniyor. Yoksulluk kavramı kurum tarafından iki farklı şekilde ele alınıyor.

Dar anlamda yoksulluk: Açlıktan ölme ve barınmadan yoksunluk. Geniş anlamda yoksulluk: İnsan hayatının sürdürülebilmesini sağlayan gıda, giyim ve barınma gibi temel ihtiyaçlara sahip olmasına rağmen yaşadığı çevrenin genel seviyesinin gerisinde kalmayı ifade ediyor.

Öte yandan TÜRK-İŞ mart ayı araştırması sonuçlarına göre, Türkiye’de açlık sınırı 4 bin 928, yoksulluk sınırı ise 16 bin 52 TL olarak belirlendi.

Paylaşın

Dev Derbinin Kazananı Fenerbahçe

Süper Lig’in 32. haftasında Fenerbahçe ile Galatasaray karşılaştı. Şükrü Saraçoğlu’nda oynanan karşılaşmayı Fenerbahçe, 26. dakikada Miha Zajc ve 68. dakikada Serdar Dursun’un golleriyle 2-0 kazandı.

Haber Merkezi / Bu sonuçla son 8 maçta 7. galibiyetini alan Fenerbahçe, Konyaspor’un puan kaybettiği haftada 59 puanla ligde ikinci sıraya yerleşti. Galatasaray ise haftayı 41 puanda tamamladı.

Karşılaşmadan dakikalar

5. dakikada Fenerbahçe etkili geldi. Sağ kanattan geriye doğru kullanılan kornerde Ferdi Kadıoğlu, ceza sahasına doğru ortasını gönderdi. Serdar Dursun kafa vuruşunu yaptı, top yandan auta çıktı.

12. dakikada Galatasaray etkili geldi. Sol kanatta Berkan, ceza sahasına yerden ortasını gönderdi. Boş pozisyondaki Gomis’e top gelecekken savunmada Kim Min-Jae son anda topa dokunarak büyük bir tehlikeyi önledi.

20. dakikada Marcao, sol kanatta bindirme yapan Berkan’a pasını gönderdi. Milli futbolcu Serdar Aziz’i geçtikten sonra yerden ortasını gönderdi. Top Gomis’e gelecekken Ferdi Kadıoğlu ters kademeye gelerek gol tehlikesini önledi.

26. dakikada Fenerbahçe öne geçti. Mert Hakan Yandaş’ın ara pasıyla sağdan son çizgiye inen Osayi-Samuel, meşin yuvarlağı ceza sahasına çevirdi. Zajc, penaltı noktası gerisinden bekletmeden yaptığı vuruşla topu ağlara gönderdi: 1-0

35. dakikada Fenerbahçe çok hızlı çıktı. Osayi-Samuel kendi yarı sahasından aldığı topla Galatasaray ceza sahasına girdi. Bu futbolcunun Nelsson’u çalımlayıp sol çaprazdan şutunda meşin yuvarlak az farkla yandan dışarı gitti.

42. dakikada Babel’in pasında topla buluşan Berkan, savunmanın arkasına sarkan Kerem’i gördü. Bu futbolcunun ceza sahasına girer girmez sağ çaprazdan yaptığı vuruşta kaleci Altay gole izin vermedi.

55. dakikada derbide tansiyon yükseldi. Fenerbahçe atağında Mert Hakan, Marcao’nun hareketi sonrasında yerde kaldı ancak hakem devam kararı verdi. Yerde bir süre yatan Mert Hakan, daha sonra ayağa kalkarak Marcao’nun üzerine yürüdü. Nelsson araya girerek Mert Hakan’ı engelledi. Pozisyonun ardından hakem Atilla Karaoğlan Mert Hakan Yandaş’a sarı kart gösterdi.

60. dakikada Fenerbahçe gole çok yaklaştı. Sağ köşeden İrfan Can ceza sahasına korneri kullandı. Yakın mesafede Serdar Dursun kafa vuruşunu yaptı ancak top üstten auta çıktı.

62. dakikada Fenerbahçe’de İrfan Can Kahveci, Kerem Aktürkoğlu’na yaptığı hareket sonrasında sarı kart gördü ve sınırda olduğu için gelecek hafta oynanacak Göztepe maçında cezalı duruma düştü.

68. dakikada Fenerbahçe farkı 2’ye çıkardı. İrfan Can Kahveci’nin sağ çaprazdan ceza sahasına ortasında Mert Hakan Yandaş, meşin yuvarlağı kafayla aşırttı. Arka direkte Serdar Dursun’un yaptığı kafa vuruşunda top, kaleci Muslera’nın müdahalesine rağmen filelerle buluştu: 2-0

77. dakikada İrfan Can, savunma arkasına koşu yapan Mert Hakan’a gönderdi. Milli futbolcunun açısı biraz kapansa da şutunu attı ancak kaleci Muslera gole izin vermedi.

85. dakikada soldan kazanılan korner atışında Ferdi ortaladı. Savunmanın dokunamadığı top arka direkteki Halil’de kaldı. Bu futbolcunun düzeltip vuruşunda top filelere gitti ancak Hakem Atilla Karaoğlan, Halil’in topu elle kontrol ettiğine hükmetti.

Stat: Şükrü Saraçoğlu

Hakemler: Atilla Karaoğlan, Kerem Ersoy, Aleks Taşçıoğlu

Fenerbahçe: Altay, Osayi-Samuel, Serdar Aziz, Kim, Ferdi (Szalai dk. 90 +1), Crespo (Gustavo dk. 90+1), Zajc, Mert Hakan (Arda Güler dk. 84), Rossi, İrfan Can (Pelkas dk. 80), Serdar Dursun (Berisha dk. 90+1)

Galatasaray: Muslera, Omar, Nelsson, Marcao, Van Aanholt, Taylan, Berkan, Cicaldau (Halil Dervişoğlu dk. 74), Babel (Morutan dk. 83), Kerem, Gomis (Arda Turan dk. 83)

Goller: Zajc (dk. 26), Serdar Dursun (dk. 68) (Fenerbahçe)

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: 32 Can Kaybı

Kovid 19’da son 24 saatte 5 bin 609 yeni vaka tespit edilirken, 32 kişi hayatını kaybetti. 18 yaş ve üstü nüfusta ikinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 85,39 birinci doz aşı yapılanların oranı yüzde 93,11 olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 172 bin 461 test yapılırken, 5 bin 609 yeni vaka tespit edildi. 32 kişi hayatını kaybederken, 7 bin 315 kişi sağlığına kavuştu.

Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan tabloda, 2 doz aşılama verilerine de yer verildi. En az 2 doz aşı olmuş 18 yaş üzeri nüfusu kapsayan verilere göre Türkiye’de 2. doz aşılama ortalama yüzde 85,39 oldu. 1. doz ortalaması yüzde 93,11 olurken, 1., 2. ve 3. doz aşısını olan vatandaşların sayısı toplamda 147 milyon 211 bin 194’e yükseldi.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Manisa ve Zonguldak takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Bakanlığın 09 Nisan verilerine göre, 186 bin 226 test yapılmıştı. 6 bin 986 vaka tespit edilirken, 35 kişi hayatını kaybetmiş ve 8 bin 825 kişi sağlığına kavuşmuştu.

Paylaşın