DP Lideri Uysal: İktidar Toplumsal Muhalefeti Susturma Derdinde

‘Gezi Parkı Davası’nda verilen kararlara tepki gösteren DP Lideri Gültekin Uysal, “İktidar, verdiği kanun teklifleri ile siyasal muhalefeti, mahkemeler aracılığıyla aldığı politik kararlarla toplumsal muhalefeti susturma derdinde” dedi.

Haber Merkezi /Gezi Parkı Davası’nda Osman Kavala’ya hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüsten ağırlaştırılmış müebbet, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi’ye ise bu suça yardımdan 18 yıl hapis cezası verildi.

Mahkemenin kararı, tepki çekerken, Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım ile karara tepkisini gösterdi.

Herkes için Adalet’ diyoruz, ‘herkes için demokrasi’ vurgusu yapan DP Lideri Uysal, açıklamasında şu ifadeleri kullandı;

“Dün Gezi davası ile alakalı karar da gösterdi ki iktidar, korku kol gezinsin, muhalefet için Türkiye tekinsiz bir yer olsun istiyor.

‘Seçimler yaklaştıkça iktidar her türlü yöntemi deneyecektir’ derken bunu da kastediyordum.

İktidar, verdiği kanun teklifleri ile siyasal muhalefeti, mahkemeler aracılığıyla aldığı politik kararlarla toplumsal muhalefeti susturma derdinde.

Adaleti ve demokrasiyi işler hale getirmek yerine korkuyu yerleştirmek derdinde.

‘Bırakalım, maruz kalan düşünsün’ anlayışı ile bu cendereden kurtulma imkanımız yok!

O nedenle ‘herkes için Adalet’ diyoruz, ‘herkes için demokrasi’ diyoruz.”

 

Paylaşın

Altılı Masa İlk Olarak Siyasi Ahlak Yasası’nı Çalışacak

Muhalefet partisi liderlerinin üçüncü buluşmasının gündemi, tuzak olarak değerlendirilen Seçim Yasası’na karşı işbirliği, yeni dönemde yapılacak yasal düzenlemeler ile Cumhurbaşkanı adayı kriterleriydi. Masada, dört ayrı başlıkla ilgili yasa hazırlığına başlanması kararlaştırıldı. Önceliğin ise Siyasi Ahlak Yasası’na verileceği öğrenildi.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çalışmalarını sürdüren altı muhalefet partisinin lideri CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, üçüncü kez, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın ev sahipliğinde bir araya geldi. Toplantı öncesinde en çok merak edilen konuların başında, Uysal’ın Gelecek ve DEVA partilerinin tepkisine neden olan tweetinin gündeme gelip gelmeyeceğiydi.

O tweet masada hiç konuşulmadı

Uysal, 10 Nisan’da yaptığı paylaşımda Cumhurbaşkanı adayıyla ilgili üç kriter sıralamış ve bu kriterler arasında “20 yıllık AKP döneminde sorumluluğa ortak olmamış olmak” ifadesini kullanmıştı. Uysal’ın bu tweeti Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nu işaret ettiği gerekçesiyle her iki partide de tepkiyle karşılanmıştı. Edinilen bilgiye göre bu konu, toplantı öncesindeki birebir görüşmelerde konuşuldu ve altılı masa toplantısının gündemine hiç taşınmadı.

Kriterler kimi işaret ediyor?

Kamuoyunun en çok merak ettiği konulardan biri olan Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunun da yalnızca ilkeler çerçevesinde konuşulduğu belirtildi. Toplantı sonrasında yapılan açıklamada cumhurbaşkanı adayına yönelik kriterler sıralanırken, parti yetkililerinden edinilen bilgiye göre masada aday, isim özelinde hiç gündeme gelmedi, aday ismi telaffuz edilmedi.

Buna karşın CHP’li bazı yetkililer DW Türkçe’den Eray Görgülü’ye yaptıkları değerlendirmelerde “Uzlaşmacı, özgürlükçü, demokratik değerleri içselleştirmiş, milletimizin tamamını kucaklayan, siyasi ahlak ilkelerini benimseyen, liyakat sahibi” kriterleriyle Kemal Kılıçdaroğlu’nun işaret edildiği yorumunda bulundu.

“Seçim Yasası, altılı masaya tuzak”

Liderlerin gündemine aldığı konulardan biri de TBMM’de kabul edilen Seçim Yasası oldu. Liderler, bu yasanın Cumhur İttifakı tarafından altılı masayı dağıtmak amacıyla hazırlandığına yönelik değerlendirmelerde bulundu. Masada, birlikte çalışmanın ve ortak cumhurbaşkanı adayının önemi bir kez daha vurgulandı. Buna karşın halen erken seçim olasılığı bulunduğu bu yüzden seçime hangi yasayla girileceğinin de net olmadığı vurgulandı.

İlk olarak Siyasi Ahlak Yasası çalışılacak

Buluşmanın bir diğer önemli gündem maddesi de seçim sonrasında yürürlüğe sokulması planlanan yasal düzenlemeler oldu. Siyasi Ahlak Yasası’nın hazırlanması kararlaştırılırken, Ekonomik ve Sosyal Konsey’e işlerlik kazandırılması, Merkez Bankası bağımsızlığının teminat altına alınması ve Devlet Planlama Teşkilatı’nın yeniden hayata geçirilmesine yönelik yasa hazırlığının da yürütülmesine karar verildi. Edinilen bilgiye göre, yasal mevzuatla ilgili kurulan komisyon önümüzdeki hafta ilk olarak Siyasi Ahlak yasası üzerinde çalışmaya başlayacak.

Davutoğlu gündeme getirmişti

Siyasetin finansmanında şeffaflık sağlamayı amaçlayan Siyasi Ahlak Yasası, Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlığı döneminde gündeme gelmiş ancak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın itirazları üzerine rafa kaldırılmıştı. Davutoğlu da bu yılın başında yaptığı açıklamada da, yasal düzenlemenin hayata geçmesinin kendi partisi tarafından engellendiğini belirterek, “Parti içinde engellendim ki başbakanlığıma mal oldu” ifadesini kullanmıştı. Davutoğlu tarafından 2015 yılının başında açıklanan teklif, TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin grup başkanvekilleri, genel merkez yöneticileri, il ve ilçe başkanlarına mal bildiriminde bulunma zorunluluğunu öngörüyordu.

Şahin: Herkes kafasına göre aday tarifi yapmasın diye

DEVA Partisi Sözcü İdris Şahin, yasal düzenlemelerin ne şekilde olacağına yönelik komisyon kurulacağını ve bu komisyonun çalışmalarına başlayacağını söyledi. Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlığı döneminde gündeme getirilen ancak vazgeçilen Siyasi Etik Yasası teklifini hatırlatan Şahin, “O dönem geri çekilen hususların büyük çoğunluğu, çalışmamızın içerisinde olacak” dedi.

Şahin, adaylık tarifi ile ilgili de “Tarif, masada oturanların bundan sonra bu kriterler içerisinde açıklama yapması gerektiğine ilişkin vurgu yapıyor” dedi. Şahin, “Herkes kendi kafasına göre aday tarifi yapmasın, bu ilkeler doğrultusunda bir aday tarifi yapılsın düşüncesinde konulmuş düzenleme” değerlendirmesinde de bulundu. Şahin, Gültekin Uysal’ın tweeti ile ilgili soru üzerine de “Tweet konusu gündeme gelmemiş ama öncesindeki görüşmelerde yapılan ziyaretlerde dile getirilmiş, o da kendisi yanlış anlaşıldığını ifade etmiş, dolayısıyla masada tekrar ısıtılıp gündeme getirilmemiş” diye konuştu.

CHP’li Erkek: Siyaset zenginleşme aracı olmamalı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek de, artık masada çok daha somut başlıkların konuşulduğuna dikkat çekti. Masada Türkiye’nin meselelerinin konuşulduğunu ifade eden Erkek, cumhurbaşkanı adayıyla ilgili isimden çok ilkelerin önemli olduğunu belirtti. Erkek, “Seçilecek olan cumhurbaşkanı, gerçek anlamda milleti temsil edecek, partiler üstü olacak. Uzlaşmayı sağlayacak” dedi. Erkek, önümüzdeki hafta çalışmalarına başlanacak Siyasi Ahlak yasasının da kendisinin Anayasa Komisyonu üyesiyken gündeme geldiğini hatırlattı.

Erkek, yasa teklifinin o dönem komisyona getirildiğini ancak sonra rafa kaldırıldığını belirterek, CHP olarak kendilerinin de Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu imzasıyla bu konuda bir tekliflerinin bulunduğunu vurguladı. Erkek, “Bunları daha da genişleterek Türkiye’nin siyasi etik kodlarını belirlememiz lazım. Bu memlekette siyaset zenginleşme, menfaat ve statü aracı. Milletvekilleri, bakanlar, belediye başkanları Türkiye’yi yöneten herkes, bu etik kodlarla bağlı olacak” diye konuştu.

Siyasetin zenginleşme aracı olmaması gerektiğinin altını çizen Erkek, “Herkesin mal varlığı beyanından tutun da uyması gereken etik kurallar, açık bir şekilde yasayla bağlanacak” dedi. Gültekin Uysal’ın tartışmaya neden olan tweetinin de gündeme gelmediğini kaydeden Erkek, “Daha önce Gültekin bey ziyaretlerinde konuşulmuştu. Yanlış anlama da giderilmişti. Arada tabii ufak tefek yol kazaları da çok doğaldır. Ama altı partinin birlikte çalışma iradesi çok güçlü” dedi.

İYİ Parti’li Tatlıoğlu: Sisteme hızlı geçiş için

İYİ Parti Grup Başkanı İsmail Tatlıoğlu da, seçim sonrası yapılacak çalışmalara dikkat çekti. Sistem değişikliğinin hızlı bir şekilde yapılabilmesi amacıyla şimdiden hazırlık yaptıklarını ifade eden Tatlıoğlu, “Pazar günü seçim, pazartesi günü sisteme fiili olarak geçilecek. Ama hukuki düzenlemeler, gerek kanunlar, gerek Anayasa’da yapılacak değişikliklerin tamamı ile ilgili tam bir hazırlık yapılacak ve sisteme hemen geçiş süreci başlatılacak” dedi.

Siyasi Ahlak yasası ile ilgili de değerlendirmede bulunan Tatlıoğlu, “Siyasi etik evrensel bir değer. Bunun demokratik ülkelerde karşılıkları var. Amerika tekrar keşfedilmeyecek” dedi. Tatlıoğlu, çalışma yapılacağı açıklanan dört konu dışında da önümüzdeki dönemde yeni çalışmalar olacağını belirtti.

Paylaşın

Uluslararası Af Örgütü’nden ‘Gezi’ Açıklaması: Yıkıcı Bir Darbe

Gezi Davası’nın bugün görülen karar duruşmasında Osman Kavala’nın ağırlaştırılmış müebbet, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi’nin ise 18 yıl hapse çaptırılmasına Uluslararası Af Örgütü’nden tepki geldi.

Kararın ardından bir açıklama yayımlayan Uluslararası Af Örgütü Avrupa Bölgesel Ofisi Direktörü Nils Muižnieks “Bugün, olağanüstü boyutlarda bir adaletsizliğe tanık olduk. Bu karar yalnızca Osman Kavala’ya, aynı davada yargılanan diğer kişilere ve ailelerine değil, Türkiye’de ve tüm dünyada adalete ve insan hakları aktivizmine inanan herkese yönelik yıkıcı bir darbedir” dedi.

Muižnieks şöyle konuştu:

“Mahkemenin kararı akla mantığa sığmıyor. Yargı yetkilileri, hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs gibi temelsiz suçlamaları destekleyecek herhangi bir kanıt sunmakta defalarca başarısız oldu. Bu haksız karar, Gezi Davası’nın yalnızca bağımsız sesleri susturma amacı taşıyan bir girişim olduğunu gösterdi.

Bu siyasi güdümlü maskaralık halihazırda Osman Kavala’nın sivil toplum aktivizmi nedeniyle dört buçuk yıldan uzun süredir devam eden keyfi tutukluluğuna sebep oldu. Bugün verilen aşırı sert mahkumiyet kararlarının temyiz sürecinde, Osman Kavala ve diğer kişilerin derhal serbest bırakılması için çağrı yapmaya devam ediyoruz.”

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) Türkiye temsilcisi Emma Sinclair-Webb ise mahkeme kararının Avrupa Konseyi kararlarına açık bir aykırılık olduğunu söyledi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de süreçte davanın “siyasi” olduğunu açıklamış ve Kavala’nın serbest bırakılmasını istemişti.

Avrupa Konseyi’nin siyasi organı Bakanlar Komitesi 30 Kasım-2 Aralık 2021 arasında yaptığı değerlendirmeler ve oylama sonucunda iş insanı Osman Kavala’yı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına rağmen serbest bırakmayan Türkiye aleyhine “ihlal prosedürü” başlatma kararı almıştı.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Şubat ayında “ihlal prosedürü” ile ilgili ara kararı kabul etmişti. Avrupa Parlamentosu milletvekili ve eski Türkiye Raportörü Kati Piri, “Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nden atılması zamanı geldi” şeklinde bir paylaşım yaptığını söyledi.

Paylaşın

Beşiktaş Evinde Kasımpaşa’ya Boyun Eğdi

Süper Lig’in 34. haftasında Beşiktaş ile Kasımpaşa Vodafone Park’ta karşı karşıya geldi. Mücadeleyi konuk ekip Kasımpaşa 3-0 kazandı. Kasımpaşa’ya galibiyeti getiren golleri 28. ve 82. dakikalarda Jackson Muleka ve 45+1. dakikada Mortadha Ben Ouannes kaydetti.

Haber Merkezi / Bu sonucun ardından Beşiktaş 51 puanla 7. sırada kalırken üst üste ikinci galibiyetini alan Kasımpaşa puanını 44’e yükseltti.

Karşılaşmadan dakikalar

20. dakikada Rıdvan’ın ceza sahası içine yolladığı uzun topu savunma kafayla uzaklaştırırken top Welinton’un önüne düştü. Bu oyuncunun ceza yayı üzerinde topun gelişine yaptığı şutta meşin yuvarlak üstten auta çıktı.

27. dakikada Hadergjonaj’ın sağ kanattan arka direğe yaptığı ortaya Ben Ouanes’in gelişine yaptığı vuruşta top direkten oyun alanına döndü.

28. dakikada Kasımpaşa sol kanattan köşe vuruşunu paslaşarak kullandı. Doğucan’ın sol kanattan ceza sahası içine yaptığı ortada Spajic’in kafayla indirdiği topa yakın mesafeden şutunu çeken Muleka topu ağlara gönderdi. 0-1

32. dakikada Güven Yalçın sağdan 3 rakibini çalımlayarak ceza sahasına girip meşin yuvarlağı içeri çevirdi, Ghezzal altı pas önünde şutunu çekti, Kasımpaşa savunması çizgi üzerinde topa müdahale ederek gole izin vermedi.

45+1. dakikada Hadergjonaj’ın kendi yarı alanının sağ tarafından ceza sahası arkasına gönderdiği uzun topa yetişen Ben Ouanes, ceza sahası girişinde şık bir aşırtma vuruşla skoru 2-0 yaptı.

67. dakikada Josef’in pasıyla topla buluşan Emirhan’ın ceza sahası içi sağ çaprazdan yaptığı şutta top üstten auta çıktı.

69. dakikada Emirhan’ın kendi yarı alanından getirdiği topu rakiplerini geçerek pasını NKoudou’ya aktardı.NKoudou’nun ceza sahası içi sağ çaprazdan yaptığı şutta kaleci Ertuğrul’un kurtarışıyla meşin yuvarlak kornere çıktı.

82. dakikada Umut Meraş’tan topu kapan Ben Ouanes, sağ çaprazdan ceza sahası içindeki Muleka’ya pasını aktardı. Bu oyuncunun bekletmeden yaptığı vuruşta meşin yuvarlak kaleci Ersin’in sağından ağlarla buluştu. 0-3

87. dakikada Ghezzal’ın pasıyla ceza sahası içinde topla buluşan Josef’in şutunda kaleci Ertuğrul gole izin vermedi. 90+5. dakikada sol taraftan Kenan’ın son çizgiye inerek orta yaptı. Arka direkte Larin’in kafa vuruşunda meşin yuvarlak direk dibinden auta çıktı.

Stat: Vodafone Park

Hakemler: Yasin Kol, Serkan Olguncan, Aleks Taşcıoğlu

Beşiktaş: Ersin Destanoğlu, Welinton, Domagoj Vida (NKoudou dk. 62), Montero, Valentin Rosier, Josef, Pijanic (Larin dk. 83), Rıdvan Yılmaz (Umut Meraş dk. 46), Ghezzal, Güven Yalçın (Emirhan İlkhan dk. 46), Batshuayi (Kenan Karaman dk. 62)

Kasımpaşa: Ertuğrul Taşkıran, Hadergjonaj, Ryan Donk, Spajic (Brecka dk. 80), Eren Elmalı, Doğucan Haspolat, Mamadou Fall (Mabil dk. 80), Hajradinovic, Eysseric (Tunay Torun dk. 88), Ben Ouanes (Aabid dk. 84), Muleka (Umut Bozok dk. 88)

Goller: Muleka (dk. 28 ve 82), Ben Ouanes (dk. 45+1) (Kasımpaşa)

Paylaşın

Siyasi Partilerden ‘Gezi Davası’ Kararlarına Sert Tepkiler

İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde cuma günü görülmeye başlanan Gezi davasının karar duruşması “ceza”ların açıklanmasıyla tamamlandı. Kararını açıklayan mahkeme Osman Kavala’ya “Hükümeti kaldırmaya teşebbüsten” ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Kavala “Casusluk” suçlamasından beraat etti. 

Davada Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi’ye 18’er yıl hapis cezası verildi. Mahkeme bu isimlerin tutuklanmasına karar verdi. Verilen cezaların ardından siyasi partilerden sert tepkiler geldi.

“İktidarın halktan ne kadar korktuğunun göstergesidir”

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada karara tepki gösterildi. HDP’nin açıklamasında, “Osman Kavala ve Gezi Dayanışmasına verilen ceza demokratik talepleri boğmayı hedeflemektedir. İktidarın halktan ne kadar korktuğunun göstergesidir. Gezi’yi de arkadaşlarımızı da sonuna kadar savunacağız!” ifadelerini kullandı.

”Halkın direnme hakkının mahkum edilemez”

Türkiye Komünist Partisi, yaptığı açıklama ile Gezi davası kararlarına tepki gösterdi. Verilen cezaları halkın direnme hakkını mahkum etme girişimi olarak değerlendiren TKP, ”Bugün Çağlayan adliyesinde Gezi davasında mahkeme heyetinin “TC. Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme” gerekçesi ile açıkladığı kararın tek karşılığı halkın direnme hakkının mahkum edilmesi girişimidir” ifadelerine açıklamasında yer verdi.

TKP açıklamasını, ”Ama Haziran Direnişi bu uydurma kararı alındığı anda gayrimeşru ilan edecek kadar büyük ve haklı bir halk direnişidir. Mahkemenin Gezi davasında açıkladığı karar geçersizdir. AKP halka ve aydınlığa düşmandır! Halkın yağma, sömürü, işbirlikçilik ve gericiliğe karşı direnişi ise sonuna kadar meşrudur” ifadeleri ile noktaladı.

“Güdümlü bir yargı”

DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu, Gezi Parkı davasında çıkan kararlara tepki gösterdi. Yeneroğlu, iş insanı Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen davada açıklanan hükmün usul ve esas yönünden hukuksuz olduğunu savundu.

”Gelinen noktada, kin ve intikam alma güdüsüyle en temel ceza hukuku kurallarına bile aykırılık teşkil eden yargılamalar sonucunda haksız mahkûmiyet kararlarının verilmesi, iktidarın yargı üzerindeki tahakkümünün sonucudur” diyen Yeneroğlu, ”DEVA Partisi olarak, Osman Kavala’nın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmesini ancak güdümlü bir yargı ile izah edebilmekteyiz. Ancak unutulmamalıdır ki, hukukun temel ilkelerinin yok sayılması ve temel hak ve hürriyetlere böylesine keyfi bir şekilde müdahale edilmesi aynı zamanda toplumun tamamı için de ciddi bir tehdittir” ifadelerini kullandı.

“Siyasi yönü tartışılan bir davaydı”

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Seçim ve Hukuk İşleri Başkanı Bülent Kaya yaptığı açıklamada davanın tartışmalı olduğuna dikkat çekti. Bülent Kaya, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu konuda kararları var. Siyasallaşan bir dava. Kararın gerekçelerini görmek lazım ama bu dava uzun zamandır kamuoyunda tartışılıyor. Hukukiliğinden ziyade siyasi yönü tartışılan bir davaydı” ifadelerini kullandı.

“Hesabını teker teker soracağız”

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Gezi davasında kararın açılmasın ardından Çağlayan Adliyesi önünde bir açıklama yaptı. Özgür Özel’in açıklaması şöyle oldu:

Bugün sonuçlanan davada ülkeyi yöneten bir tek adamın gönlü yapıldı. O mahkemeler ki yetkilerini, güçlerini önce kanunlardan ama en üstte anayasadan alırlar. Mahkeme bağımsızlığını yok eden, kuvvetler ayrılığını ayaklar altında ezen birisi aslında kendinin meşruiyetinin ortadan kaldırıyor.

Bugün burada verilen karar paranoyak yönetim anlayışının, son dönemde düştüğü derin çaresizlikten ötürü, geçmişteki son derece barışçıl kişilerin yaptığı ve sonuç vermiş bir protestoyu şeytanlaştırmanın son noktasıdır. Kan emerek yaşayan bir vampir gibi Türkiye’deki herkesin adalet talebinin kanının emerek biraz daha yaşamaya çalışmaktadır. Adaletin kanını emen bu vampire hiçbir yapının tek başına gücü yetmez ama hepimiz birden gücü yeter.

Biz birlikte oldukça, biz karşımıdakilerin ne yapmaya çalıştıklarını bildikçe korkmayacağız. Bu saray rejiminin korkak efendileri tir tir titreyecek. And olsun ki bu kumpası kuranlardan, beraat etmiş Gezi’yi yeni yargılama talimatı verenlerden hesap soracağız. And olsun ki Soma’nın da Gezi’nin de Ak Parti’nin zulmettiği herkesin hesabını teker teker soracağız.

Birisi masum insanları, çevreci insanları, aydın insanları mahkum etmeye çalıştı. Onların üzerine kapanan mahkeme kapıları, cezaevi kapıları onları mahkum edemez. Gezi özgürdür, Kavala özgürdür. Tarih önünde Recep Tayyip Erdoğan hesap verecektir. And olsun, and olsun, and olsun.”

“AK Parti’nin intikam davası”

Gezi davasında verilen karara tepki gösterenler arasında İYİ Parti Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Bahadır Erdem de yer aldı. Bahadır Erdem’in açıklaması şöyle oldu:

Gezi davası AK Parti’nin bir intikam davasıydı. Gezi’deki yeşili savunan muhalif seçmenden AK Parti çok korktu. Bu da bir anlamda AK Parti’nin intikam davası olarak bunca zamandır sürdü. AHİM kararına rağmen Osman Kavala tutuklu olarak yargılandı. Bugün de ağırlaştırılmış hapis cezası veriliyor. Diğer sanıklara da 18 er yıl veriliyor. Bir hukukçu olarak bunu hukuka ve adalete sığdırmanın mümkün olmadığını düşünüyorum.

Paylaşın

AYM Başkanı Aslan, Yoğunluktan Şikayetçi: Başvuru AİHM’den Fazla

Anayasa Mahkemesi’nin 60. kuruluş yıl dönümü etkinlikleri kapsamındaki törende konuşan AYM Başkanı Zühtü Arslan, mahkemenin 60 yıllık tarihinin en ağır, en yoğun iş yüküyle karşı karşıya olduğunu belirterek, şu an 95 binden fazla başvuru bulunduğunu, 47 ülkeden başvuru alan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde bile 72 bin derdest başvuru olduğuna dikkati çekti.

Haber Merkezi / AYM Başkanı Arslan, dünyanın her yerinde mahkemelerin temel görevinin adaleti sağlamak olduğunu vurgulayarak “Bu hayati bir görevdir zira bireysel, toplumsal ve siyasal hayatın dengesini sağlayan bizatihi adalettir. Bu nedenle de tarih boyunca hemen her toplumda adalet toplumun örgütlü hâli olan devletin bir yandan varlık sebebi diğer yandan da varlığını devam ettirmesinin temel şartı olarak görülmüştür.” dedi.

Anayasa Mahkemesinin 60. kuruluş yıldönümü dolayısıyla Yüce Divan Salonu’nda tören düzenlendi. Törene, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca, Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile yüksek yargı organlarının üyeleri katıldı.

AYM Başkanı Arslan, törende yaptığı konuşmada, dünyanın her yerinde mahkemelerin temel görevinin adaleti sağlamak olduğunu vurgulayarak “Bu hayati bir görevdir zira bireysel, toplumsal ve siyasal hayatın dengesini sağlayan bizatihi adalettir. Bu nedenle de tarih boyunca hemen her toplumda adalet toplumun örgütlü hâli olan devletin bir yandan varlık sebebi diğer yandan da varlığını devam ettirmesinin temel şartı olarak görülmüştür.” dedi.

Adalet, bir retorik değil pratik meselesidir

Adaletin gerçekleştirilmesi kolay olmayan bir erdem olduğunu belirten ve en üstün erdem olan adaletin, bir retorik değil pratik meselesi olduğunun altını çizen Zühdü Arslan “Adaletin konuşulmasından ziyade uygulanması ve uygulandığının da görülmesi gerekir. Adaletin tecelli ettiğinin görülmesi, devlete özellikle de adalet dağıtmakla görevli olan yargıya inancı ve güveni tahkim edecektir.” ifadelerini kullandı.

Eylem olarak adalet bir hakkın tespiti ve teslimidir

AYM Başkanı Arslan, adaletin bir hakkın tespiti ve teslimi olduğuna değinerek “Adaletin tecellisi gücü, gücün meşruiyeti adaleti gerektirir. Bu nedenle adalet ve güç buluşturulmalı, bunun için ya adil olan güçlü ya da güçlü olan adil kılınmalıdır.” dedi.

Anayasa mahkemelerinin varlığının temel hak ve özgürlüklerin korunması için yeterli olmayacağına dikkati çeken Arslan, etkili ve işlevsel bir anayasa yargısının gerçekleşmesinin harici ve dâhili olmak üzere iki temel şartın gerçekleşmesine bağlı olduğunu kaydetti.

Zühdü Arslan “Harici şart anayasal sisteme kuvvetler ayrılığı ilkesinin hâkim olmasıdır. Bu ilke gücün farklı ellerde toplanmaması durumunda hak ve özgürlükleri korumanın imkânsız olacağı fikrine dayanmaktadır. Etkili bir anayasa yargısının dâhili şartının ise anayasa mahkemelerinin hak eksenli paradigmayı benimsemeleridir.” dedi.

Hak eksenli paradigmanın hâkim olduğu dönem

Bireysel başvurunun uygulamaya geçtiği 23 Eylül 2012 tarihini anayasal milat olarak kabul ettiğini belirterek Mahkemenin tarihini ilk 50 yıl ve son 10 yıl olarak iki döneme ayırmanın mümkün olduğunu, ikinci dönemi 2010 anayasa değişikliğiyle hayata geçirilen bireysel başvuru uygulamasıyla özdeşleştiren AYM Başkanı Arslan sözlerine şöyle devam etti:

“İkinci dönemi hak eksenli paradigmanın hâkim olduğu dönem olarak nitelemek bireysel başvuruyu ihdas eden anayasa koyucunun iradesiyle de uyumludur. Bireysel başvuruyla birlikte Anayasa Mahkemesi belirgin şekilde bir paradigma değişimi yaşamış, hak eksenli bir yaklaşımla temel hak ve özgürlükleri koruyan ve geliştiren bir misyon yüklenmiştir.”

Zühdü Arslan, konuşmasında Anayasa Mahkemesinin temel hak ve özgürlükleri korumaya çalışırken güvenliği bir kenara bırakmadığını ve bilhassa kamu güvenliği ile özgürlükler arasında hassas bir denge kurduğunu vurguladı.

Laiklik ilkesinin özgürlükçü yorumu

Türk anayasa yargısındaki paradigma dönüşümünün laiklik ilkesinin özgürlükçü yorumuyla başladığını söyleyen Arslan, Mahkemenin 20 Eylül 2012 tarihinde verdiği norm denetimi kararıyla “yasakları meşrulaştırıcı bir işlev gören katı pozitivist laiklik anlayışını terk etmiş; bunun yerine din ve vicdan özgürlüğünü güvenceye alan esnek ve özgürlükçü laiklik yorumunu benimsemiştir.” ifadelerini kullandı.

İş bölümü ve iş birliği

Anayasa Mahkemesinin iş yüküne de değinen Arslan, bu ağır iş yükünün azaltılmasının en etkili yolunun ihlallerin kaynağına müdahale etmek olduğunu kaydetti. Temel hak ve özgürlüklerin korunması kadar bunun sürdürülmesinin de önemini belirten Başkan Arslan “iş bölümü ve iş birliği bizi Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği ve Anayasa’da ifadesini bulan muasır medeniyet düzeyini aşma hedefine daha da yaklaştıracaktır.” sözleriyle konuşmasını bitirdi.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: 15 Can Kaybı

Kovid 19’da son 24 saatte 2 bin 604 yeni vaka tespit edilirken, 15 kişi hayatını kaybetti. 18 yaş ve üstü nüfusta ikinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 85,43 birinci doz aşı yapılanların oranı yüzde 93,14 olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 134 bin 346 test yapılırken, 2 bin 604 yeni vaka tespit edildi. 15 kişi hayatını kaybederken, 18 bin 573 kişi sağlığına kavuştu.

Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan tabloda, 2 doz aşılama verilerine de yer verildi. En az 2 doz aşı olmuş 18 yaş üzeri nüfusu kapsayan verilere göre Türkiye’de 2. doz aşılama ortalama yüzde 85,43 oldu. 1. doz ortalaması yüzde 93,14 olurken, 1., 2. ve 3. doz aşısını olan vatandaşların sayısı toplamda 147 milyon 441 bin 608’e yükseldi.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Manisa ve Zonguldak takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Bakanlığın 24 Nisan verilerine göre, 127 bin 253 test yapılmıştı. 2 bin 277 vaka tespit edilirken, 15 kişi hayatını kaybetmiş ve 15 bin 947 kişi sağlığına kavuşmuştu.

Paylaşın

‘Gezi Parkı Davası’nda Ceza Yağdı

Gezi Parkı Davası’nda Osman Kavala’ya hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüsten ağırlaştırılmış müebbet, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi’ye ise bu suça yardımdan 18 yıl hapis cezası verildi.

Haber Merkezi / Gezi Davasının karar duruşmasının ikinci oturumu bugün görüldü. Avukatların savunmalarının ardından sanıklara son sözleri soruldu. Yargılanan hak savunucuları tek tek kürsüye gelerek son sözlerini söyledi.

Mücella Yapıcı “Son sözüm olduğunu düşünmüyorum. Ben 50 yıllık bir meslek insanıyım. Olabildiğince aydın olmaya çalıştım. Hiçbir zaman şiddeten yana olmadım. Toplum yararına mesleğimi onurla yürüttüm. Bugüne kadar tek bir çocuğuma haram lokma yedirmedim. Hırsızlık, uğursuzluk, yolsuzluk yapmadım. Yaşamımdan onur duydum. Aynı onuru benim yaşıma gelince sizin de yaşamınızı umuyorum. Hüküm sizindir.” dedi.

Çiğdem Mater de “Bu iddialarla yargılanmayı esefle karşılıyorum. Darbeci olarak yargılanmayı kabul etmiyorum. Protestolar sırasında gençleri öldürenlerin peşine düşülmesini beklerdim ama onun yerine bu dava açıldı. Osman Kavala’nın hayatından çaldığınız 4.5 yılı geri veremezsiniz. Tüm suçlamaları reddediyor, derhal beraatimi talep ediyorum.” diye konuştu.

Mine Özerden ise kürsüye geldiğinde bilgisyasara ya da kendi önlerindeki dosyalara bakan mahkeme heyetinden kendisine bakmasını istedi. Ardından “Yürütmenin yargı üzerindeki vesayetinin son bulmasını, güçlünün hukukunun yerine hukukun gücünün galip gelmesini talep ediyorum ve beraatimi talep ediyorum” ifadelerini kullandı.

Can Atalay “Harama el uzatmadık, kul hakkı yemedik, devleti kendi çıkarlarımız için kullanmadık, devletin gücünü ele geçirip yandaşlarımızı zengin etmedik. Suç işlemedik. Avukatlık, mimarlık, şehir plancılığı yaptık. Bu yargılama faaliyeti değil. Eğer sorun Gezi direnişini sahiplenmekse, hep sahiplendik, yine sahipleniyoruz” dedi.

Osman Kavala’ysa son söz olarak “Siyasi ve ideolojik saiklerle hazırlanan komplo teorileri olayların tarafsız bir şekilde incelenmesini, nesnel değerlendirme yapılmasını engeller. Aynen bu iddianamede ve mütalalda olduğu gibi. AİHM’in tutukluluğumun hak ihlali olduğu kararından sonra aleyhime sunulan delillerin hiçbiri beni suçla ilişkilendirip makul şüphe yaratmadığını açıkladıktan sonra delil olmayan delillerle hakkımda ağrılaştırılmış müebbet hapis istenmesi gerçekçi de değildir, hukuki de değildir. Bu aynen ikinci iddianamedeki suçlar gibi yargı kullanılarak yapılan bir suikast eylemidir.” diye konuştu.

Karar

Osman Kavala’nın son sözünün ardından duruşmaya karar yazımı için ara verdi. Mahkeme verilen yaklaşık 45 dakikalık aranın ardından da izleyicileri salona alarak kararını açıkladı. Osman Kavala’nın TCK 312’den (Hükümeti kaldırmaya teşebbüs) ağarlaştırılmış müebbet cezası verdi. Casusluk suçlamasından ise beraat ettirdi.

Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi’ye TCK 312’ye yardımdan 18 yıl hapisle cezalandırdı. Tutuklanmalarına karar verdi. İzleyiciler karar üzerine tepki gösterdi. Salonda “Her yer Taksim her yer direniş” sloganları atıldı. Mahkeme hak savunucularının tutuklanma kararının hemen uygulatılmasını istedi.

Ne olmuştu?

İstanbul Taksim’de başlayıp ülke geneline yayılan Gezi Parkı eylemlerine yönelik ilk dava 2014 yılında açıldı. Sanıkların 2015 yılında beraat etmesinin ardından 2019 yılında ikinci bir dava daha başlatıldı.

Bir yıl sonra sonuçlanan bu davada “cebir ve şiddet kullanarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “mala zarar verme”, “kasten yaralama” ve “ağırlaştırılmış yaralama” suçlarından yargılanan sanıklar, suçlamalara ilişkin somut ve kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle bir kez daha beraat etti. Fakat savcılığın itirazı üzerine davanın yeniden görülmesine karar verildi.

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan’dan ‘Üçüncü İttifak’ Hakkında Net Açıklama

SP Lideri Karamollaoğlu’nun ‘ittifak içinde ittifak’ çıkışıyla başlayan tartışmalara ilişkin konuşan DEVA Lideri Babacan, “Altılı masada otururken başka alternatifi konuşmayı etik bulmayız. Altılı masanın tartışması doğal ama güven sarsıcı olmamalı” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri için gösterilecek adayın kriterlerini açıklayan Ali Babacan, “Kapsayıcı, kucaklayıcı ve demokrasiye gönül vermiş olmalı. Bunun dışında bir kriter konuşmadık” dedi. HDP’ye açılan kapatma davasına da tepki gösteren Babacan, “Zaten geçmişte de bu siyasi çizgi defalarca kapatılmış. Bitmiş mi? Her dönemde kısa süreli kahramanlıklar: İşte biz kapattık! İyi halt ettiniz” ifadelerini kullandı.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, gazeteci Murat Sabuncu’nun sorularını yanıtladı. Gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Babacan, üçüncü ittifak tartışmalarına değindi. Babacan, “Altılı masada otururken başka alternatifi konuşmayı etik bulmayız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Gezi Parkı Direnişi sırasında ‘gözünü kararttığını’ söyleyen Babacan, HDP’ye açılan kapatma davasına da tepki gösterdi.

Babacan, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun ‘ittifak içinde ittifak’ çıkışıyla başlayan tartışmalara ilişkin konuştu. Babacan, Altılı masada otururken başka alternatifi konuşmayı etik bulmayız. Altılı masanın tartışması doğal ama güven sarsıcı olmamalı” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri için gösterilecek adayın kriterlerini açıklayan Babacan, “Kapsayıcı, kucaklayıcı ve demokrasiye gönül vermiş olmalı. Bunun dışında bir kriter konuşmadık” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gezi Parkı Direnişi sırasındaki tavrını eleştiren Babacan, “Erdoğan değişik bir psikolojiye girdi” diyerek bakanların ciddi mücadele verdiğini öne sürdü. Babacan,”Başbakan olan Erdoğan Gezi’de gözünü kararttı, durduramadık. İçeride ciddi mücadele verdik. Bakan olarak ne söylemişim kayıtlarda. Sadece ben değil bakanların neredeyse tamamı durduramadık.” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) siyasi çizgisinin temsil ediliyor olmasını önemli bulduklarını açıklayan Babacan, kapatma davası açılmasına da tepki gösterdi. Babacan, “Zaten geçmişte de bu siyasi çizgi defalarca kapatılmış. Bitmiş mi? Her dönemde kısa süreli kahramanlıklar: İşte biz kapattık! İyi halt ettiniz” şeklinde konuştu.

Babacan, gündemdeki tartışmalara dair şunları söyledi:

“Adayın seçimlerden üç ay önce açıklanması makul bir süre. Aday olacak kişinin güçlendirilmiş parlamenter sistem ve geçiş süreci ile mutabakata imza attıktan sonra aday olması lazım.

ODTÜ’lü protestocu öğrenci gruplarıyla istedikleri zaman görüşmeye hazırız. Eleştirdikleri konularla ilgili hafızayı, konuşarak tazeleyelim.

Kur Korumalı Mevduat sisteminin maliyeti korkunç olacak. Emekli maaş ve asgari ücreti de mevduatlar gibi dövize endeksleyin de görelim.

Yerel yönetimler üzerindeki İçişleri Bakanı ve Bakanlığı’nın vesayetini kaldıracağız. Mahkeme kararlarını esas alacağız. “

Paylaşın

CHP’li Sezgin Tanrıkulu’na ‘1915’ Soruşturması

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu hakkında 1915 olaylarıyla ilgili paylaşımları nedeniyle soruşturma başlattı.

Sezgin Tanrıkulu, sosyal paylaşım platformu Twitter’daki hesabından 24 Nisan’da 1915 olayları ile ilgili paylaşımda bulundu.

Soruşturma 301’den

Başsavcılık, Tanrıkulu hakkında “Türkiye Cumhuriyeti devletinin manevi şahsiyetini aşağıladığına” dair somut deliller bulunduğu gerekçesiyle Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 301. maddesi gereğince soruşturma başlattı.

Tanrıkulu, 24 Nisan’da sosyal medya hesabından şunları yazmıştı:

“107 yıl önce #24Nisan1915’te yüzlerce Ermeni aydını İstanbul’da gözaltına alınıp, Çankırı, Ayaş, Ankara’ya sürüldü ve zorla kaybedildi. Kötülüğün miladı ile olan bu tarihle yüzleşmeden gerçek adalet sağlanamaz.”

301. Madde

Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçunu düzenleyen 301. maddesinde,

“(1) Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet
Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
(3) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.
(4) Bu suçtan dolayı soruşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır” hükümlerine yer veriliyor.

1915 olayları

Birinci Dünya Savaşı sürerken Anadolu’da yaşayan Ermeniler 1915-1916 yıllarında, dönemin Osmanlı yönetimi tarafından Doğu Anadolu’dan Suriye ve Mezopotamya’ya sürgüne zorlanmıştı. Açlık, susuzluk, hastalık ve katliamlar nedeniyle yüz binlerce Ermeni, sürgün yollarında hayatını kaybetmişti.

Ermenistan ve çok sayıda tarihçi, bu dönemde 1 milyonun üstünde Ermeninin sistematik olarak katledildiğini ve ağır koşullarda ölüme terk edildiğini savunarak bu süreci “soykırım” olarak nitelendiriyor.

Türkiye ise tehcir kararının, savaşın zorlu şartları altında silahlı isyana karşı “son çare” olarak alındığını savunuyor; “acı olaylar” yaşandığını kabul etmekle birlikte soykırım nitelendirmesine karşı çıkıyor. Ermeni kırımını dünyada 30’u aşkın ülke, parlamento düzleminde soykırım olarak tanıyor.

Paylaşın